EKONOMİ - 19 Şubat 2026 Perşembe 10:20

Yurt dışında kontrol edilen girişimler 2024’te 89 milyar 840 milyon dolar ciro elde etti

A
A
A
Yurt dışında kontrol edilen girişimler 2024’te 89 milyar 840 milyon dolar ciro elde etti

Türkiye’de yerleşik girişimler tarafından yurt dışında kontrol edilen girişimlerin elde ettiği ciro 2024 yılında 89 milyar 840 milyon dolar oldu.



Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı Yurt Dışında Kontrol Edilen Girişim İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, yurt dışında kontrol edilen girişim istatistiklerine göre, Türkiye kontrolündeki yerleşik girişimlerin yurt dışında kontrol ettiği girişim sayısı 2023 yılında 2 bin 567 ve 2024 yılında 2 bin 706 oldu. Bu girişimler 2023 yılında 84 milyar 630 milyon dolar, 2024 yılında ise 89 milyar 840 milyon dolar ciro elde etti.


Yurt dışında kontrol edilen girişimlerde en yüksek ciro sanayi faaliyetinde oluştu


Yurt dışında kontrol edilen girişimlerin 2024 yılında faaliyete göre oluşan ciroda ilk sırada sanayi; sonra sırasıyla ticaret, hizmet ve inşaat faaliyetleri yer aldı. Yurt dışında sanayi faaliyeti gösteren girişimler toplam 35 milyar 9 milyon dolar ciro elde etti. Ciro toplamında ikinci sırada yer alan ticaret faaliyetinde 33 milyar 242 milyon dolar, üçüncü sıradaki hizmet faaliyetinde 12 milyar 217 milyon dolar ve son sıradaki inşaat faaliyetinde ise 9 milyar 372 milyon dolar ciro elde edildi.


Yurt dışında kontrol edilen girişimlerin 967’si hizmet, 943’ü ticaret, 506’sı sanayi ve 290’ı ise inşaat sektöründe faaliyet gösterdi.


Yurt dışında kontrol edilen girişimlerin en etkin olduğu coğrafya Avrupa oldu


Avrupa (AB27+EFTA) ülkeleri 2024 yılında girişim sayısında yüzde 39,2; ciroda yüzde 37,1 pay ile birinci sırada yer aldı. Diğer Avrupa ülkeleri ise yüzde 19,3 pay ile girişim sayısında, yüzde 23,9 pay ile ciroda ikinci sırada yer aldı. Diğer Asya ülkeleri sırasıyla yüzde 13,3 ve yüzde 13,2 pay ile girişim sayısında ve ciroda üçüncü sırada yer aldı.


Yurt dışında kontrol edilen girişim sayısının en yüksek olduğu ülke Almanya, en yüksek cironun elde edildiği ülke Birleşik Krallık oldu


Yurt dışında kontrol edilen girişim sayısının en yüksek olduğu ülke 2024 yılında 254 girişim ile Almanya oldu. Almanya’da kontrol edilen girişimlerin 2024 yılında elde ettiği ciro 4 milyar 6 milyon dolar olarak gerçekleşti.


Birleşik Krallık 2024 yılında 9 milyar 240 milyon dolar ile yurt dışı girişimlerden sağlanan cironun en yüksek olduğu ülke oldu. Birleşik Krallık’ta kontrol edilen girişimlerin sayısı 143 olarak tespit edildi.


Romanya, yurt dışında kontrol edilen girişim sayısı açısından 96, elde edilen ciro açısından da 6 milyar 856 milyon dolar ile ikinci sırada yer aldı. Ciroda 6 milyar 513 milyon dolar ile üçüncü sırayı alan Rusya Federasyonu’nda kontrol edilen girişim sayısı 135 olarak gerçekleşti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Priene’nin UNESCO süreci halka anlatılıyor Priene Antik Kenti Alan Başkanlığı tarafından Güllübahçe Mahallesi Turunçlar mevkiinde yerel paydaş toplantısı düzenlendi. Bölgenin kültürel miras değerinin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla gerçekleştirilen toplantıda, alan başkanlığının yürüttüğü çalışmalar ile Priene’nin UNESCO Dünya Mirası sürecine ilişkin kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Toplantıya Güllübahçe Mahalle Muhtarı Yusuf Çam, bölgedeki işletme sahipleri, Güllübahçe Atatürk İlk ve Ortaokulu müdürlük temsilcileri, Söke Yavuz Selim Lisesi temsilcileri, Söke Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü yetkilileri ve vatandaşlar katıldı. Priene Antik Kenti Alan Başkanı Mine Aşçı Altan tarafından yapılan sunumda; yönetim planı çalışmaları, koruma-kullanma dengesi, ziyaretçi yönetimi, sürdürülebilir turizm politikaları ve yerel paydaşların sürece aktif katılımının önemi vurgulandı. Özellikle UNESCO Dünya Miras Listesi’ne adaylık sürecinde yerel halkın, eğitim kurumlarının ve işletmelerin desteğinin belirleyici rol oynadığı ifade edildi. Priene Antik Kenti’nin UNESCO Dünya Kalıcı Mirası Listesine girebilmesi için süreç titizlikle sürerken, paydaş toplantıları, süreçte bölge halkının konuya sahiplenmesi ve farkındalığının artması da büyük önem taşıyor. Priene’nin uluslararası düzeyde tanınırlığının artması bölge ekonomisine ve kültürel turizme önemli katkı sağlayacak. Alan Başkanı Mine Aşçı Altan; önümüzdeki dönemde benzer bilgilendirme ve istişare toplantılarının devam edeceğini ifade ederek, UNESCO sürecinin tüm paydaşların katkısıyla yürütüleceğini söyledi.
Kahramanmaraş Kahramanmaraş’ta zabıtadan Ramazan denetimi Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı ile Kahramanmaraş Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, fiyat düzensizlikleri ve gıda güvenliği risklerine karşı denetim gerçekleştirdi. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı ile Kahramanmaraş Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, 11 ayın sultanı Ramazan ayı nedeniyle sahaya indi. Ekipler, vatandaşların sağlıklı, güvenilir ve adil hizmet almasını sağlamak amacıyla şehrin farklı noktalarında eş zamanlı olarak denetim gerçekleştirdi. Marketler, zincir mağazalar ve perakende satış noktalarında gerçekleştirilen kontrollerde, tüketicilerin mağduriyet yaşamaması adına özellikle fiyat uygulamaları mercek altına alındı. Denetimlerde ürünlerin raf fiyatları ile kasa fiyatları arasındaki uyum incelendi. Ekipler, etiketlerde yer alan fiyatların kasada birebir uygulanıp uygulanmadığını kontrol ederken raf düzeni, ürün yerleşimi ve bilgilendirme etiketlerinin mevzuata uygunluğu da gözden geçirildi. Fiyat kontrollerinin yanı sıra halk sağlığını doğrudan ilgilendiren gıda güvenliği konusunda da titiz bir çalışma yürütüldü. Satışa sunulan ürünlerin son kullanma tarihleri ekipler tarafından tek tek kontrol edilerek, tüketilmesi risk taşıyan veya tarihi geçmiş ürünlere kesinlikle müsamaha gösterilmedi. Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, denetimlerin Ramazan ayı boyunca artarak devam edeceği vurgulandı.
Kahramanmaraş Ekinözü Belediyesi’nin yaptığı yol ilk yağmurda taşkın altında kaldı Kahramanmaraş’ta sağanak nedeniyle su altında kalarak bozulan yolda Ekinözü Belediyesi tarafından çalışma yapılmıştı. Dün bastıran sağanak yağışın ardından yol bugünde sular altında kaldı. Vatandaşlar, bölgede kalıcı çözüm istedi. Kahramanmaraş’ın Ekinözü ilçesinde etkili olan sağanak yağış, Yeniköy Mahallesi ile Çay Mahallesi’ni birbirine bağlayan yolda yine taşkına neden oldu. Yaklaşık 2-3 gün önce meydana gelen yağışların ardından söz konusu yolda su taşkını olmuş, ulaşımda aksamalar yaşanmıştı. Taşkının ardından Ekinözü Belediyesi ekipleri bölgede çalışma yaparak suyun tahliye etmişti. Ancak dün etkili olan yağmurda aynı noktada yeniden su altında kaldı. Bölge sakinleri, tahliye için yerleştirilen büzün küçük çaplı olduğunu ve yoğun yağışlarda suyu taşımaya yetmediğini belirtti. İki mahalleyi birbirine bağlayan yolun sık sık taşkın riskiyle karşı karşıya kaldığını ifade eden vatandaşlar, sorunun kalıcı şekilde çözülmesi için daha büyük çaplı büz yerleştirilmesini ve altyapının güçlendirilmesini talep etti. "Buraya kalıcı bir çözüm bekliyoruz" Bölgede yaşayan Erol Koyun, "Burada belediye ekipleri geldi iki gün oldu doldurdular. Buraya bırakılan büzler küçük olduğu için ilk sağanak sonrası taşkında yeniden su altında kaldı yolumuz. Buraya kalıcı bir çözüm bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Ankara Mavi vatanda sıkı denetim: 3 bin 115 yabancı bayraklı gemi denetlendi, 486 gemi seferden alıkonuldu Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "3 bin 115 yabancı bayraklı gemiye denetim gerçekleştirdik. Bu gemilerden 486’sı denetim uzmanlarımız tarafından sefere izin verilmeyerek tutuldu" dedi. Bakan Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından planlanan denetim faaliyetlerine ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Uraloğlu, "Uyguladığımız gemi denetim mekanizmaları denizlerimizde can, mal ve seyir emniyetini sağlanmasının yanı sıra deniz çevresinin korunmasında da belirleyici bir rol üstleniyor" ifadesini kullandı. Bakan Uraloğlu, denetim faaliyetleri sayesinde hem yabancı gemilerin hem de Türk gemilerinin teknik ve operasyonel standartlarının yükseltildiğini belirterek, bu çalışmaların Türkiye’yi yüksek standartlı gemilere sahip bayrak devletleri arasında konumlandırdığını kaydetti. "Türk bayrağı, Paris Mutabakat Zaptı Beyaz Listesi’ndeki güçlü konumunu bu yıl da sürdürdü" Paris Mutabakat Zaptı (MoU) ve diğer memorandumlar kapsamında gerçekleştirilen denetimlerin deniz ticareti açısından standart üstü gemiler için önemli kolaylıklar sağladığına dikkati çeken Uraloğlu, Türk gemilerinin 2008 yılından bu yana Paris MoU’nun en yüksek performans gösteren gemiler listesinde yer aldığını hatırlattı. Bakan Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Türk bayrağı, Paris Mutabakat Zaptı Beyaz Listesi’ndeki güçlü konumunu bu yıl da sürdürdü. 2025’te 215 Türk bayraklı gemi, birçoğu Avrupa Birliği ülkesi olan Paris Mou ülkelerinde denetlendi. 5 gemi tutulurken, tutulma oranı yüzde 2,32 olarak kaydedildi. Bu oran Paris MoU genel ortalaması olan yüzde 4,03’ün yarısına yakındır. Bu çerçevede çok başarılı bir denetim periyodu geçirdik. 2025 yılı performanslarının da değerlendirileceği Paris MoU yıllık raporunda Türk bayrağımızın daha üst performans sırasında olmasını bekliyoruz." "Denizlerde emniyet seviyesini yükseltmek için risk odaklı denetim kapasitemizi sürekli geliştiriyoruz" Bakan Uraloğlu, uygulanan risk bazlı denetim yaklaşımı sayesinde gemilerin standartlarının daha da yukarı taşındığını belirterek, "Denizlerde emniyet seviyesini yükseltmek için risk odaklı denetim kapasitemizi sürekli geliştiriyoruz" dedi. Denizcilik Genel Müdürlüğü koordinasyonunda liman başkanlıklarınca Türk bayraklı gemilere uygulanan ön sörvey uygulamalarının bu süreçte önemli bir katkı sağladığını ifade eden Uraloğlu, "2025 yılında uluslararası sefer yapan 960 Türk bayraklı gemiye ön sörvey denetimi gerçekleştirdik" dedi. Uraloğlu, Türkiye’nin deniz ticaretinde küresel bir güç olduğunu, bu gücün önemli unsurlarından biri olan Türk gemi filosunun dünyanın neresinde olursa olsun desteklenmeye devam edildiğini vurguladı. "3 bin 115 yabancı bayraklı gemiye liman devleti denetimi gerçekleştirildi" Türkiye’nin yalnızca bir bayrak devleti değil, aynı zamanda sahip olduğu yük ve liman kapasitesiyle bölgenin en güçlü liman devletlerinden biri olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, bunun beraberinde önemli sorumluluklar getirdiğini ifade etti. Uraloğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Yapılan planlamalar doğrultusunda tarafı olduğumuz memorandumlar kapsamında 2025 yılında limanlarımıza uğrak yapan toplam 3 bin 115 yabancı bayraklı gemiye liman devleti denetimi gerçekleştirdik. Tespit edilen eksiklikler nedeniyle bu gemilerden 486’sı, gemide çalışma tecrübesine sahip denetim uzmanlarımız tarafından sefere izin verilmeyerek tutuldu. Bu rakamlar, bölgemizde en fazla gemi denetimi gerçekleştiren ülke konumunda olmamızı sağladı." Uraloğlu ayrıca, 2026 yılında denetimler için yeni yazılım sistemini ve gemi denetim risk değerlendirme modülünü de devreye alarak, deniz emniyetinden ödün vermeden deniz çevresini korumaya, denizcilikten en yüksek oranda kazanç elde ederek Türkiye’nin refah seviyesini artırmak için yeni stratejiler ve yatırımlar ile çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. Bakan Uraloğlu, risk oluşturan gemilere yönelik başlatılan yoğunlaştırılmış liman devleti denetimlerinin mevzuat altyapısının oluşturularak Liman Devleti Denetimi Uygulama Yönetmeliği kapsamına alındığını belirterek, "2025 yılında Akdeniz MoU’da yapılan denetimlerin yüzde 42,7’si, Karadeniz MoU’da gerçekleştirilen denetimlerin ise yüzde 11,1’i ülkemiz limanlarında bu kapsamdaki gemilere yönelik yapıldı" ifadelerini kullandı. Denetimlerde standart altı gemilere odaklanılması nedeniyle tutulma oranlarının MoU ortalamalarının üzerinde gerçekleştiğini ifade eden Uraloğlu, "2025 yılında Akdeniz MoU genelinde tutulma oranı yüzde 7,3 iken Türkiye’de yüzde 14,3; Karadeniz MoU genelinde yüzde 6,7 iken Türkiye’de yüzde 21,3 olarak kaydedildi. Bu uygulama ile standart altı gemilerin denizlerimizde seyir, can, mal ve çevre emniyetini riske atmasının önlenmesini hedefliyoruz. Denetimleri kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. "2025 yılında 583 gemiye program dışı denetim gerçekleştirdik" Kabotaj sefer bölgesinde önemli ölçüde yük ve yolcu taşımacılığı yapıldığını belirten Bakan Uraloğlu, "Yalnızca uluslararası değil, ulusal sefer yapan Türk bayraklı gemilerde de standartların yükseltilmesi amacıyla 2025 yılında 583 gemiye program dışı denetim gerçekleştirdik" dedi. Uraloğlu ayrıca ulusal sefer yapan kuru yük gemilerine 2024 yılından itibaren yetkilendirilmiş klas kuruluşları aracılığıyla, yolcu ve araç taşımacılığı yapan gemilere ise 2025 yılının son çeyreğinden itibaren liman başkanlıkları marifetiyle durum değerlendirme denetimi yapılması uygulanmasına devam edildiğini belirtti. Uraloğlu, Türkiye’nin gelişen ticaret hacmine paralel olarak Türk denizciliğinin güçlenerek büyümeye devam ettiğini, denizlerde emniyet standartlarının artırılmasına yönelik tüm tedbirlerin kararlılıkla uygulanmasının sürdürüleceğini ifade etti.
Düzce Ramazan’da sağlık konuşuldu Düzce Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ve Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü iş birliğiyle düzenlenen ve ülkemizin en büyük bilim toplum buluşmalarından biri haline gelen Bilim Kafe etkinliğinde, "Ramazan Sofralarında Sağlık: Gerçekten Güvende miyiz?" konusu ele alındı. Düzce Millet Bahçesi’nde gerçekleştirilen etkinliğe; Düzce Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Etkinlikte Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi H. Nejat Küçükdağ, halka bir araya gelerek Ramazan Ayı’nda sağlıklı beslenme ve gıda güvenliğinin korunmasına yönelik önemli bilgiler paylaştı. Programın açılış konuşmasını yapan Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, Düzce Üniversitesi’nin toplumsal katkı misyonu ile düzenlenen, toplumla iç içe ve bilimsel farkındalık oluşturan Bilim Kafe etkinliklerinin düzenli olarak gerçekleştirildiğini belirtti. Bilim Kafe etkinlikleri ile akademisyenlerin bilgi ve deneyimlerini vatandaşlarla buluşturulduğunu ve günlük yaşamı ilgilendiren konularda toplumsal farkındalık oluşturmanın amaçlandığını belirten Duygu Özdemir Cömert, "Özellikle Ramazan Ayı’nda sağlıklı ve güvenli beslenme gibi önemli bir konunun bilimsel açıdan ele alınmasını son derece kıymetli olduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. "Gıda güvenliği üretim aşamasından sofraya kadar uzanıyor" Gıda güvenliğinin yalnızca tüketim aşamasıyla sınırlı olmadığını belirterek konuşmasına başlayan Nejat Küçükdağ, gıda güvenliğinin üretim, hasat, taşıma, depolama ve hazırlama süreçlerinin tamamını kapsadığını ifade etti. Özellikle pestisit kalıntılarının insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Küçükdağ, bazı sebze ve meyvelerin pestisit riski açısından daha hassas olduğunu, bu nedenle tüketim öncesinde doğru temizleme yöntemlerinin uygulanmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Gıdaların temizlenmesinde yaygın olarak kullanılan sirkenin her zaman doğru bir yöntem olmadığını vurgulayan Küçükdağ, pestisit kalıntılarının azaltılmasında karbonatlı su ile yıkamanın daha etkili bir yöntem olduğunu ifade etti. "Mutfak ekipmanları ve saklama şartları sağlık açısından çok önemli" Mutfakta kullanılan araç gereçlerin de sağlık açısından önemli olduğunu belirterek, özellikle plastik kesme tahtalarının zamanla mikroplastik oluşumuna neden olabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Küçükdağ, bunun yerine doğru temizlenmiş ahşap, bambu veya paslanmaz çelik yüzeylerin tercih edilmesinin daha güvenli olabileceğini vurguladı. Kaplaması zarar görmüş teflon tencere ve tavaların sağlık açısından risk oluşturabileceğini belirten Dr. Küçükdağ, ayrıca asitli gıdaların uzun süre bekletilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi. Gıdaların uygun sıcaklık şartlarında saklanmasının önemine değinen Küçükdağ, çiğ ve pişmiş gıdaların bir arada muhafaza edilmemesi gerektiğini ve pişmiş yemeklerin uygun şekilde soğutulduktan sonra buzdolabına kaldırılmasının gıda güvenliği açısından kritik olduğunu ifade etti. "Ramazan’da sağlıklı beslenmenin en önemli anahtarı protein tüketimi" Ramazan ayında özellikle sahur öğününde protein ağırlıklı beslenmenin önem taşıdığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Nejat Küçükdağ, karbonhidrat tüketiminin sınırlandırılmasının önemine de dikkat çekti. Ramazan Ayı’nda da doğal ve katkısız gıdaların tercih edilmesi gerektiğini ifade eden Küçükdağ, kırmızı pancar, orman meyveleri, keten tohumu, chia tohumu ve kinoa gibi besinlerin sağlık açısından önemli faydalar sunduğunu ifade etti. Katılımcılardan gelen sorularının yanıtlanmasının ardından toplum sağlığına yönelik bilimsel farkındalığın artırılmasını amaçlayan program günün anısına hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.