SAĞLIK - 02 Haziran 2026 Salı 11:00

80 yaşındaki kalp hastasına ameliyatsız mitral kapak operasyonu

A
A
A
80 yaşındaki kalp hastasına ameliyatsız mitral kapak operasyonu

Aydın’da ikamet eden 80 yaşındaki Tülin Güzel, yıllardır süren yorgunluk, yürümekte zorlanma şikayeti ve sonrasında geçirdiği kalp krizi üzerine tedavi için İzmir’e geldi. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Akar Yılmaz’ın uyguladığı kapalı mitral kapak müdahalesiyle yeniden sağlığına kavuşan Tülin Güzel, hastanede geçen uzun tedavi sürecinin ardından yeniden rahat nefes alarak yürümeye başladığını söyledi.


Aynı zamanda şeker hastası olan Tülin Güzel, son zamanlarda yürürken çok çabuk yoruluyor, 1 kilometrelik yolu neredeyse 10-15 kez dükkan önlerindeki sandalyelerde dinlenerek tamamlayabiliyordu. Yaşadığı bu halsizlikleri yaşına bağlayarak önemsemeyen Tülin Güzel, Mayıs ayı başında ani bir öksürük ve karın ağrısıyla uyandı. Semptomların geçmemesi üzerine acilen hastaneye kaldırılan Tülin Güzel’in, göğüste sıkışma veya şiddetli ağrı gibi klasik belirtiler yerine mide bulantısı ve karın ağrısı eşliğinde kalp krizi geçirdiği anlaşıldı. Yapılan acil anjiyoda kalbi besleyen ana damarlardan birinin yüzde 99, diğerinin ise yüzde 80 tıkalı olduğu tespit edilerek stent ve balon yöntemleriyle açıldı. Ancak Tülin Güzel’in tedavi süreci burada bitmedi. Kalp yetmezliği şikayetleri devam eden Tülin Güzel, Medicana International İzmir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Akar Yılmaz tarafından gerçekleştirilen ameliyatsız kapak operasyonuyla sağlığına kavuştu.


Yaşadığı süreci anlatan Tülin Güzel, şeker hastası olduğu için sağlıklı beslenmesine rağmen yürürken tıkanmasını yaşlılığa yorduğunu belirtti. Kriz gecesi göğsünde hiç ağrı hissetmediğini ifade eden Güzel, "Mayıs ayından beri hastanelerdeyim ama moralimi hiç düşürmedim. Bu tedavi sonrasında nefes almam tamamen düzeldi. Artık yürürken eskisi gibi yorulmuyorum. Şu an sadece geçirdiğim ağır hastalıklar yüzünden bacaklarımda bir güçsüzlük var, kalbimle ilgili hiçbir sıkıntım kalmadı" diye konuştu.



İleri yaşta açık kalp ameliyatı risk oluşturabilir


Operasyon hakkında bilgi veren Prof. Dr. Akar Yılmaz, kalp kapaklarındaki kaçakların hayati risk taşıdığına dikkat çekti. Kalp içindeki kapakçıkların tam kapanamadığı durumlarda kanın geriye doğru sızdığını belirten Prof. Dr. Akar Yılmaz, "Kalp kapağındaki kaçaklar kanın akciğerde birikmesine, bu da hastanın oturduğu yerde bile nefes alamamasına yol açar. Kapaklardaki bu bozulmalar yaşa bağlı kireçlenmelerden kaynaklanabildiği gibi kalbin kendi yapısı dışındaki faktörlerden de etkilenebilir. Kapak halkası kalp kası tarafından oluşturulduğundan; kapakların kendi hastalıkları dışında kalp kasında, kalp yetmezliği sonucu oluşan gevşeklik ya da damar tıkanıklığı sonucu meydana gelen bozulmalar da kapak yetmezliklerine neden olmaktadır. Nitekim 80 yaşındaki hastamızda da bir damar tıkanıklığı tablosu mevcuttu ve açık kalp ameliyatı oldukça yüksek risk taşıyordu. Bu nedenle göğsü hiç açmadan, tamamen kapalı yöntemle kasıktan girerek kapağa mandallama işlemi uyguladık" dedi.



Yemek borusundan ultrason kılavuzluğunda müdahale


İşlem sırasında yemek borusuna yerleştirilen küçük bir ultrason kamerasıyla kalbin anlık görüntüsünün alındığını aktaran Prof. Dr. Akar Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:


"Kasıktaki toplardamardan girilerek kalbin sağ tarafından sol tarafına küçük bir iğne yardımıyla geçiş yapılıyor. Kameralarla kapağın sızdıran bölgesi net olarak görülerek mandal sistemi yerleştiriliyor ve kapağın uçları birbirine tutturuluyor. Böylece sızıntı ortadan kaldırılabiliyor. İşlem süresi kapağın yapısına ve takılan mandal sayısına göre değişmekle birlikte ortalama 1 saat sürebilmektedir. Ameliyatsız bir yöntem olduğu için hastalarda büyük kesiler veya yaralar olmuyor. Hastalar, operasyonun ertesi günü taburcu edilebiliyor."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Herkes altın aradığını sandı, o Hatay’ın unutulan lezzeti ’cara peyniri ve çökeleği’ni çıkardı Hatay’da yaşayan Murat Aracı, unutulmaya yüz tutan yöresel lezzet ’cara peyniri ve çökeleği’ni yeniden yaşatmak için testiye bastığı peynir ve çökeleği 6 ay boyunca toprağın altında bekletiyor. 6 ay sonra testiyi çıkardığı görüntüleri sosyal medyada paylaşan Aracı, herkesin kendilerini define aradığını sandığını ama hazinenin cara peyniri ve çökeleği lezzeti olduğunu söyledi. Antakya ilçesi Bozhöyük Mahallesi’nde yaşayan Murat Aracı, depremden sonra köye yerleşerek atalarından kalma ve unutulmaya yüz tutmuş lezzet olan ’cara peyniri ve çökeleği’ yapmak istedi. Çevresinden cara testisi alan Aracı, testinin içine; ayran çökeleği, tuzsuz kalıp peyniri ve siyah küncüyle testinin içine bastırıp ağzını çamurla kapatarak toprağın altına gömdü. Testiyi gömdüğü yerden çıkarmak için 6 ay bekleyen Aracı, kürekle toprağı kazıp testiyi çıkararak unutulmaya yüz tutmuş lezzeti gün yüzüne çıkardı. Testiyi çıkardığı anları sosyal medyada paylaşan Aracı, herkesin define aradığını sandığını ama hazinenin cara peyniri ve çökeleği lezzeti olduğunu belirterek unutulmuş lezzete coğrafi işaret tescili alınması gerektiğini söyledi. "Herkes bizi bir define arar gibi yargıladı ama bizim için cara peyniri ve çökeleği altından, defineden daha çok değerliydi" Herkesin altın aradığını sanarken testinin içinden unutulmuş lezzetin ortaya çıktığını belirten Murat Aracı, "Bu Hatay’a öz olan cara peyniridir. Çökelek ve peynirle oluşan, atalarımızdan kalma, geleneksel olarak eskiden basılıp kahvaltıda yenen bir lezzettir. Bir cara testisine bastık ve toprağın altına gömdük. Yaklaşık 6 ay 15 gün sonra toprağın altından çıkardık, güzel bir peynir haline geldi ve şu an tadına doyamıyoruz. İçerisinde sütle yapılan bildiğimiz özellikle ayran çökeleği olacak ve içinde tuzsuz kalıp peyniri kalıp peyniri olacak ve içine siyah küncü dediğimiz küncüyle koyarak basıp ağzını çamurla kapayıp suladıktan sonra toprağın altında 6 ila 7 ay kaldıktan sonra güzel bir ağız tadı ve lezzetiyle beraber yemesine doyamazsınız. Testinin kendi özelliğinde olan ve ağız tadını veren en güzel lezzeti oradadır. Özelliğini kıvamını alma amacıyla ne kadar çok bekletirsen kıvamını o kadar daha güzel ve lezzetli olmasını sağladığından 6 ila 7 ay kalması daha güzel olur. Normalde Antakya’ya has özel olan bir lezzettir ama atalardan dedelerden kaldığı için unutulmuştur. Depremden sonra bu köye yerleştik ve aklımıza geldi. Kendimize bir testi olan cara testisi dediğimiz elimize geçti. Bunun da içine biz kendimiz yaptık. Hatay’a öz ve Türkiye’ye duyurma adına böyle bir şey yaptık. Herkesin de bu tadı tatmasını isteriz. Herkes bizi bir define arar gibi yargıladı ama bizim için bu altından ve defineden daha çok değerliydi. Herkes bizi altın aramakla yargıladı ama öyle bir şey yok. Bunun tadını sadece yiyen bilir. Bunu herkes anlayamaz tatmak lazım. İsteriz ki bu lezzetin tescillenmesine ihtiyaç var. Çünkü bu Hatay’a öz olan bir lezzet, adı ve şanı unutulmuştu. Yeni nesile gösterin çoğu kişi bunun ne olduğunu bile bilmez ama tescillenmesini tabii ki isteriz" ifadelerini kullandı.
Erzurum Erzurum’dan dünyaya uzanan yardım eli Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) iş birliğiyle gerçekleştirilen 2026 yılı vekaletle kurban kesim organizasyonuna Erzurum halkı yoğun ilgi gösterdi. Erzurumlu vatandaşlar, toplamda 2 bin 664 hisse kurban bağışında bulunarak mazlum coğrafyalara umut oldu. Türkiye Diyanet Vakfı ve Diyanet İşleri Başkanlığı çatısı altında yürütülen küresel kurban organizasyonu bu yıl da milyonlarca ihtiyaç sahibinin yüzünü güldürdü. Hayırseverlerin vekalet verdikleri kurbanlar, İslami usullere uygun olarak kesilerek titizlikle dağıtıldı. Kampanya kapsamında Erzurum genelinden 2 bin 664 hisse kurban bağışı toplanarak büyük bir dayanışma örneği sergilendi. Dünya Genelinde 36 Milyon Kişiye Ulaşıldı 2026 yılı kurban çalışmaları kapsamında yurt içinde ve yurt dışında toplam 882 bin 44 hisse kurban, titizlikle paketlenerek ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı. Yapılan planlamalar doğrultusunda, dünya genelinde açlık ve sefaletle mücadele eden 36 milyon 604 bin 826 kişiye kurban eti dağıtımı yapılarak bayram sevinci yaşatıldı. Filistin Unutulmadı: 1.4 Milyon Kardeşimize Destek Bu yılki organizasyonda, işgal ve abluka altında zor günler geçiren Filistin halkına yönelik özel bir çalışma yürütüldü. İnsani krizin derinleştiği bölgede, 1 milyon 460 bin Filistinliye kurban eti ve insani yardım ulaştırılarak Türkiye’nin şefkat eli Gazze ve çevresinde hissettirildi. Yetkililer, organizasyonun başarıyla tamamlanmasında Erzurum halkının gösterdiği büyük hassasiyetin ve fedakarlığın önemine dikkat çekerek tüm bağışçılara teşekkür etti.
Mersin Mersin’de sahiplendirme kampanyasıyla bin 927 köpek yeni yuvasına kavuştu Mersin Büyükşehir Belediyesinin ‘Yaşamı Sahiplen Destek Büyükşehirden’ kampanyası kapsamında bugüne kadar bin 927 köpek sahiplendirilirken, kedi ve köpeklerde toplam sahiplendirme sayısı yaklaşık 2 bin 500’e ulaştı. Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından Başkan Vahap Seçer öncülüğünde 23 Ağustos 2024 tarihinde başlatılan ‘Yaşamı Sahiplen Destek Büyükşehirden’ kampanyası, sahipsiz hayvanların sıcak yuvalara kavuşmasını sağlıyor. 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanununda yapılan değişiklikle birlikte köpeklerin doğaya bırakılmasının yasaklanmasının ardından sahiplendirme çalışmalarını artıran belediye, Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığına bağlı Sahipsiz Hayvanlar Şube Müdürlüğü aracılığıyla can dostları ailelerle buluşturuyor. Kampanya kapsamında hayvan sahiplenen vatandaşlara çeşitli destekler de sunuluyor. Sahiplendirilen hayvanlar için 3 ayda bir kuru mama desteği verilirken, iç ve dış parazit uygulamaları ile kuduz aşıları 2 yıl boyunca ücretsiz yapılıyor. Uzun tüylü hayvanlara 6 ayda bir pet kuaför hizmeti sağlanırken, tüy ve tırnak bakımları da düzenli olarak gerçekleştiriliyor. Ayrıca yavru kedi ve köpeklerin 1 yaşına geldiklerinde kısırlaştırma işlemleri de belediye tarafından karşılanıyor. Kaşlı Hayvan Bakımevinde görev yapan Sahiplendirme Bölümü Sorumlusu Altay Atlı, kampanyanın başladığı Ağustos 2024’ten bu yana bin 927 köpeğin yeni yuvalarına kavuşturulduğunu belirtti. Atlı, "Kediyle birlikte ortalama 2 bin 500 hayvanımızı sahiplendirdik. Sahiplendirme ile birlikte mama, pet kuaför, aşı ve kısırlaştırma gibi birçok hizmeti de ücretsiz sunuyoruz. Tüm vatandaşlarımızı sahiplendirme için bekliyoruz" dedi. Kampanya kapsamında ’Terrier’ cinsi bir köpek sahiplenen Yaldız Ailesi ise satın almak yerine sahiplenmeyi tercih ettiklerini ifade etti. Aile, ‘Fındık’ adını verdikleri köpeğin kısa sürede yeni yuvasına alıştığını belirtti. Hayvanları çok sevdiklerini dile getiren Gözde Yaldız, "Satın almak yerine sahiplenmeye karar verdik. Buraya geldiğimizde aslında barınaktan değil, sevgi dolu bir yuvadan bir dost edindik. Şimdi evimiz çok daha neşeli olacak" diye konuştu. Fındık’ın ilk günlerde çekingen davrandığını ancak zamanla aileye alıştığını söyleyen Yaldız, "Fındık’ı sahiplendiğimiz andan itibaren bize güvendiğini görmek bizi çok mutlu etti. Sokakta ya da bakım altında yaşayan tüm canların bir yuvaya kavuşması çok önemli. Bir canın hayatına dokunmak tarif edilemez bir mutluluk. Ona bir yuva olduk ama o da bizim hayatımıza mutluluk kattı" ifadelerini kullandı.
Ankara MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Terörsüz Türkiye ile bu ilkelerimizi gelecek vizyonumuzla bütünleştirmek arzusundayız. Terörü bu topraklardan tamamen çıkarmak, bölgemize istikrar getirmek ve emperyalizmin hedeflerini çöpe atmak çabasındayız" Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır" dedi.MHP lideri Bahçeli TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. CHP’deki "mutlak butlan" kararı sonrası yaşanan gelişmeleri değerlendiren Bahçeli, "Manevi iklimiyle barış, huzur ve kardeşlik zemini olan bayram; cumhuriyet halk partisi açısından kucaklaşmak yerine kutuplaşmanın derinleştiği bir zamana dönüşmüştür. Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyeden siyasi kültürümüze ve demokrasimize zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir.Türkiye’nin terörle mücadele ve toplumsal bütünleşme hedefleri, güvenlik politikaları yanında siyasi istikrara ve toplumsal uzlaşmaya da bağlıdır. Ülkemizi yakından etkileyen bölgesel gelişmelerin ve terörsüz Türkiye sürecine ilişkin önemli aşamaların kaydedildiği bir dönemde beklentimiz, hukuki ve siyasi mücadele yerine fiziki mücadele gibi toplumsal huzuru bozacak, provokasyonları artıracak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır. Politik amaçlar uğruna millî hafıza mekânları ve millî kahramanlar üzerinden toplumu ayrıştırıcı dil ve üslup geliştirilmemesidir. Mesele hukuk zemininden, demokrasi platformundan, siyasi rekabet ve nezahetten uzaklaşmamalıdır" ifadelerini kullandı."Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır"Türkiye’yi karıştırmaya kimsenin cüret etmemesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, " Olaylar sokağa taşıp, fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir. Mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay konunun hassasiyetine binaen vaki itiraza yönelik kararını bir an önce vermelidir. Türk siyaseti ve demokrasisinin hırpalanmasına izin verilmemelidir. En başında CHP üzerinden oyun oynamanın tehlikelerinden bahşetmiştim. Geldiğimiz noktada bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır. Unutulmamalı ki yaşanan bölgesel gelişmeler ve terörsüz Türkiye sürecinde, ortak akıl ve güçlü siyasal kurumlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulacaktır" dedi."Kudüs Paktı teklifimizin ciddiyetle ele almasının gerektiğini önemle hatırlatıyorum""Terörsüz Türkiye"nin terörsüz bölge adımı Türk ve Türkiye yüzyılının ilk stratejik hamlesi olmanın yanında 21’nci yüzyılda değişen dünya dinamiklerine karşı yeni güvenlik konseptinin miladı olduğunu söyleyen Bahçeli, " Bu nokta-i nazarıyle belirtmek isterim ki Türkiye’nin bir yönü doğuya, diğer yönü ise batıya bakan, gövdesi Maveraünnehir’den Anadolu’ya taşan Selçuklu Kartalı modelimizin dayandığı temel esas Türk ontolojik güvenliğidir. 20’nci yüzyıla sıkışmış güvenlik konseptini aşan, 21’inci Yüzyılın imkân ve ihtiyaçlarına mütenasip yeni güvenlik paradigmamızdır. Küresel sistemde yaşanan çöküş ve bölgemizde yaşanan kaos bize bir kere daha göstermiştir ki Türkiye’nin güvenliği sadece siyasal egemenliğinin tecessüm ettiği coğrafyadan müteşekkil değildir. Türkiye’nin güvenliği kuzeyde Kırımı, Güney’de Yemen’i, Doğu’da Doğu Türkistan’ı, Batı’da Bosna’yı, Kosova’yı ihtiva eden geniş ve büyük Türk-İslam coğrafyasıdır. Bu coğrafyanın tarihi hakikati, kültür ve medeniyet birikimi, politik dinamiği, stratejik perspektifi Türk ontolojisinin güçlü ve sağlam zeminini teşkil etmektedir. Bugün Gazze’de, Kudüs’te, Filistin’in dört bir yanında yaşanan zulüm; sadece bir coğrafyanın değil, tüm ümmetin imtihanıdır. Bir kez daha, İslam dünyasının ayağa kalkabilmesi, Müslüman feryadına son verilebilmesi, kalıcı barış ve istikrar için ‘Kudüs Paktı’ teklifimizin ciddiyetle ele almasının gerektiğini önemle hatırlatıyorum" diye konuştu."Batı’nın gücü ve egemenliği zayıflarken Doğu’nun dünya ekonomisi ve siyasetindeki ağırlığı artmaktadır"İslam dünyasının ayağa kalkması ve İsrail haydutluğuna haddi bildirilmesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, "Filistin özgürleşmeli, kutsal topraklar huzura kavuşmalı, İslam coğrafyasına düşen emperyalizmin gölgesi geri gelmemek üzere yok edilmelidir. Dikkatinizi çekmek isterim ki Birleşmiş Milletler can çekişmektedir. Avrupa Birliği ve NATO gibi birlikler her geçen gün kan kaybetmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrası düzen temelinden sarsılmaktadır. Batı’nın gücü ve egemenliği zayıflarken Doğu’nun dünya ekonomisi ve siyasetindeki ağırlığı artmaktadır. Dünyada yeni bir denge arayışı başlamışken, İslam coğrafyasının bir ve beraber olup yeni bir güç merkezi olarak öne çıkması elbette ki mümkündür ve bir o kadar da elzemdir. Türkiye buna hazırdır. Türk milleti; Türk Dünyasının ve İslam aleminin güçlü bir birlik oluşturmasından yanadır.Asırlar öncesinden bizlere seslenen Bilge Tonyukuk’un ‘Çoklar diye korkmadık, azız diye çekinmedik, düşmanlarımız etrafımızda ocak gibiydi; bizde hepsini yakacak ateş idik’ Sözlerinden mülhem diyorum ki: şayet hedefinde Türkiye olan varsa unutulmasın ki bu milletin imanla yoğrulmuş iradesi, her türlü kuşatmayı yarmaya, her türlü kirli hesabı bozmaya muktedirdir" dedi."Başkan Trump’ın dengelerini ve ayarlarını bozmuş görünmektedir"ABD’nin İran’da öngördüğü hedeflere ulaşamadığını ifade eden Bahçeli, " Başkan Trump’ın dengelerini ve ayarlarını bozmuş görünmektedir. ABD fena halde bocalamakta, Trump’ın konuşmalarından savaşın kesif tesiriyle muvazeneyi kaybetmiş olduğu anlaşılmaktadır. Zira boş tehditler savururken zaaflarını ortaya koymakta, hiddetlenirken de perde gerisinde yıkıcılık ve bölücülük için verdiği desteği ifşa etmektedir. Ne tuhaftır ki; Siyasi hedefleri Netenyahu’nun belirlediği bir savaşı, Amerikan askerlerinin sürdürmesi ve kazanması beklenmektedir. Bu her şeyden önce akla mantığa aykırıdır. Nitekim Amerikan Ordusunun farklı unsurlarından üst düzey komutanlar haklı olarak buna karşı çıkmaktadır. Ancak Trump, bunları dinlemek yerine İtiraz edeni görevden almak yoluna gitmektedir. Trump; her geçen gün ABD halkının desteğini kaybederken, ABD askerleri savaş motivasyonunu yitirmektedir. ABD’nin inandırıcılığı ve müttefiklerinin ona olan saygıları ve bağlılıkları da her geçen gün zayıflamaktadır. ABD’nin bu kadar kayıpla kalıcı bir kazanım elde etmesi mümkün olmayacaktır" ifadelerini kullandı."ABD İsrail’e kayıtsız şartsız destek vermekten vazgeçmeli, siyasi baskı uygulamalıdır"ABD’nin derhal bu savaşı durdurması ve bölgedeki varlığını sonlandırıp çekilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "ABD İsrail’e kayıtsız şartsız destek vermekten vazgeçmeli, siyasi baskı uygulamalıdır. İslam ülkeleriyle Kudüs Paktı oluşturulmalı, ekonomik, siyasi ve askeri yeni bir birlik kurulmalıdır. Doğu Akdeniz’in, Körfez’in ve Kafkasların siyasi ve ekonomik güvenliğini bölge ülkeleri sağlamalı, bölgesel gelişmeler ABD yahut başka bir ülkenin müdahalesine ve insafına terk edilmemelidir. Ukrayna-Rusya savaşı sonlandırılmalı; bunun için Türkiye ile birlikte Türk Devletleri Teşkilatı gibi yeni aktörler devreye girmelidir. Şüphe yok ki Türkiye tüm bu süreçlere ev sahipliği yapabilecektir. NATO’nun etkin üyesi aynı zamanda birçok doğu ittifakına üye olan Türkiye, diğer arabulucu ülkelerle birlikte, bölgesel dinamikleri dikkate alan bir politika ortaya koyabilme potansiyeline sahiptir. Türkiye, sözüne güvenilen itibar edilen, kudretli ve kabiliyetli bir ülkedir. O sebeple küresel barış ve huzur için atılacak her adımda, başlatılacak her girişimde Türkiye’nin etkin bir rol üstlenmemesi için hiçbir sebep yoktur. Üstelik Sayın Cumhurbaşkanımız bölge ülkeleriyle birlikte savaşan tarafların inandığı ve güvendiği bir liderdir" dedi."Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşma yolunda birçok engeli aştık, mesafe aldık""Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin Bahçeli, "Terörsüz Türkiye ile bu ilkelerimizi gelecek vizyonumuzla bütünleştirmek arzusundayız. Terörü bu topraklardan tamamen çıkarmak, bölgemize istikrar getirmek ve emperyalizmin hedeflerini çöpe atmak çabasındayız. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşma yolunda birçok engeli aştık, mesafe aldık. Milletçe bir oldukça ulaşamayacağımız hiçbir hedef de kalmayacaktır .Nitekim milli birliğimizi güçlendirerek Türk ve Türkiye yüzyılını hep birlikte inşa edeceğiz. Provokasyonlara aldırmadan Cumhur ittifakı birlikteliğinde Türkiye’yi ekonomik, askeri ve siyasi olarak milletler camiasında en üst sıraya taşıyacağız. Büyük bir inanmışlık ve adanmışlıkla Türkiye’yi süper güç ve lider ülke yapmak için azimle çalışacağız" diye konuştu. (HT