KÜLTÜR SANAT
Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" 01 Ocak 2026 Perşembe - 17:44:50 Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.
01 Ocak 2026 Perşembe - 16:09 Fotoğraf sanatçısı Ali Hikmet Varlık ’Manisa’ fotoğraf sergisine hazırlanıyor Fotoğraf sanatçısı Ali Hikmet Varlık, "Manisa" temalı fotoğraf sergisi için hazırlıklarını sürdürüyor. Varlık, sergi kapsamında Manisa’nın tarihi, kültürel ve turistik değerlerini objektifiyle belgeleyerek kentin görsel hafızasına katkı sunmayı hedefliyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle hayata geçirilecek serginin, Manisa merkezde ve ilçelerde sanatseverlerle buluşturulması planlanıyor. Sanatçı, çektiği fotoğraflarla "Şehzadeler Şehri" Manisa’nın zengin kültürel mirasını gözler önüne serecek. Hayatının 55 yılını fotoğrafa ayıran 73 yaşındaki Ali Hikmet Varlık, 1970 yılından bu yana fotoğraf sanatıyla ilgileniyor. İstanbul’da, Türkiye’nin önemli fotoğraf sanatçılarından Gültekin Çizgen’in Fotoğraf Atölyesi’nde çalışan Varlık’ın biyografisi ve fotoğrafları; Ana Britannica Ansiklopedisi, Comton’s Genel Kültür Ansiklopedisi, Türkiye’de Kim Kimdir Ansiklopedisi, Temel Britannica Ansiklopedisi, Görsel Genel Kültür Ansiklopedisi, İstanbul Ansiklopedisi ile Plastik Sanatçılar Ansiklopedisi gibi birçok önemli kaynakta yayımlandı. Ali Hikmet Varlık, Türkiye’nin ilk fotoğraf müzesi olan Balıkesir Ulusal Fotoğraf Müzesi ve Mi. Emin Tan Fotoğraf Kitaplığının kurulmasında da önemli rol oynadı. Sanatçı, Balıkesir Fotoğraf Sanatçıları Derneği’nin (BASAF) kurucu yönetim kurulu üyeleri arasında yer aldı. Manisa fotoğraf sergisine ilişkin değerlendirmede bulunan Varlık, "Şehzadeler Şehri Manisa’nın fotoğraflarını çekerek Manisalı sanatsever hemşehrilerime sunmaktan büyük gurur duyacağım" dedi. Manisa ve ilçelerinde de çekimler yapacak olan Varlık’ın fotoğraf sergisinin ilkbaharda açılacağı öğrenildi.
01 Ocak 2026 Perşembe - 13:14 Mersin’de 2026 coşkusu sokaklara taştı Mersin Büyükşehir Belediyesinin 2026 yılını karşılamak amacıyla Özgecan Aslan Barış Meydanında düzenlediği ’Yılbaşı Sokak Partisi’, Mersinlilere unutulmaz bir gece yaşattı. Rengarenk ışıklar, müzik ve dans gösterileriyle adeta festival havasında geçen etkinlikte, 7’den 70’e binlerce vatandaş yeni yıla coşku içinde girdi. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı koordinesinde gerçekleştirilen etkinlikte Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılını birbirinden renkli organizasyonlarla uğurlarken, 2026 yılına da büyük bir heyecanla "merhaba" dedi. Aralık ayı boyunca Yılbaşı Pazarı, sokak etkinlikleri ve konserlerle kent genelinde yılbaşı atmosferi oluşturan Büyükşehir Belediyesi, yılın son gecesinde de Mersinlilerin hafızalarında iz bırakacak bir organizasyona imza attı. Mersinlilerden yeni yıla coşkulu ‘merhaba’ Özgecan Aslan Barış Meydanında düzenlenen ’Yılbaşı Sokak Partisi’nde DJ Mustafa Cengiz performansıyla eğlence başlarken, DetoxBand sahne alarak coşkuyu zirveye taşıdı. Latife Güler Dans Grubunun gösterileriyle 2025’e veda eden vatandaşlar, gecenin finalinde Nihat Sırdar ile 90’lar Kafası etkinliğiyle geçmişe keyifli bir yolculuk yaptı. Saatler boyunca yerli ve yabancı şarkılar eşliğinde dans eden Mersinliler, yeni yılın ilk dakikalarını meydanı dolduran coşkulu kalabalıkla birlikte karşıladı. Büyükşehir ekipleri yılbaşı gecesi sahadaydı Mersin Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların yeni yıla huzur ve güven içerisinde girebilmesi için tüm birimleriyle yılbaşı gecesi görev başında yer aldı. Zabıta Dairesi Başkanlığı ekipleri olası olumsuzluklara karşı sahada hazır beklerken, Ulaşım Dairesi Başkanlığı tarafından toplu taşımada ek seferler düzenlendi. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ekipleri ise acil durumlara karşı müdahale için hazır bulundu. Belediyenin tüm birimlerinin koordineli çalışmasıyla yılbaşı gecesi sorunsuz bir şekilde tamamlandı. Vatandaşlardan teşekkür Etkinliğe katılan vatandaşlardan Güzin Türkmen, "Harika bir etkinlik, Vahap Seçer Başkanımıza teşekkür ediyoruz. Yeni yılda sağlık, mutluluk ve huzur diliyorum" derken, ilk kez bu tür bir etkinliğe katıldığını belirten Evin Dolma ise "Etkinliği çok beğendim, güvenlik mükemmeldi. Huzurlu bir yaşam istiyorum" ifadelerini kullandı.
Karabağ’ın ruhu Kütahya’da yaşatılacak
02 Ekim 2025 Perşembe - 11:51 Karabağ’ın ruhu Kütahya’da yaşatılacak Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Harıbülbül Kültür Topluluğunun kampüs içerisinde açılış standı kurarak resmi olarak faaliyetlerine başladığı bildirildi. Tanıtım standına çok sayıda öğrenci ilgi gösterdi. Ziyaretçilere topluluğun hedefleri, faaliyet planları ve isminin taşıdığı derin kültürel anlam hakkında bilgiler verildi. Topluluk Başkanı Samir Khudaverdiyev, açılışta yaptığı konuşmada, "Topluluğumuzun ismini, Karabağ’ın incisi ve Türk dünyasının kültürel başkenti olan Şuşa’da yetişen Harıbülbül çiçeğinden aldık. Bu çiçek, 2. Karabağ Savaşı’nın sembolüdür. Şehitlerimizin aziz hatırasını, gazilerimizin kahramanlığını ve vatan sevgisini simgeler. Biz de bu değerleri üniversitemizde yaşatmak, anlatmak ve paylaşmak için bu yola çıktık. Amacımız yalnızca bir topluluk kurmak değil, aynı zamanda üniversitemize ve güzel şehrimiz Kütahya’ya kültürel, sanatsal ve sosyal anlamda renk katmak. Öğrencilerimizin kendilerini ifade edebileceği, kökleriyle bağ kurabileceği bir alan oluşturmak istiyoruz. Topluluk olarak Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nin en gözde, en aktif kültür topluluklarından biri olmayı hedefliyoruz" dedi. Açılışa, Kütahya Azerbaycanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Sayın İlgar İdrisov da katıldı. Açılış standını ziyaret eden İdrisov, topluluğun kurulmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek,"Harıbülbül Kültür Topluluğu’nun her zaman destekçisi olacağız. Bu topluluk, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kardeşliği üniversite gençliği üzerinden daha da güçlendirecek. Karabağ’ın tarihî ve kültürel haklı davasının tanıtılmasında çok önemli bir rol üstleniyor" dedi. İdrisov ayrıca, Topluluk Başkanı Samir Khudaverdiyev’e teşekkürlerini ileterek, tüm öğrencilere başarılar diledi. Harıbülbül Kültür Topluluğunun, önümüzdeki dönemde düzenleyeceği seminerler, anma programları, kültürel etkinlikler ve farkındalık projeleriyle hem üniversiteye hem de Kütahya’ya değer katmayı hedefledikleri belirtildi.
Efes, Side ve Galata Kulesi’nde gece ziyaretleri 2 Kasım’a kadar uzatıldı
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:30 Efes, Side ve Galata Kulesi’nde gece ziyaretleri 2 Kasım’a kadar uzatıldı Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bu yıl müzelere gece ziyaretlerinde 550 bini aşkın ziyaretçiyi ağırladıklarını belirtti. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından uygulamaya başlanan ve 1 Ekim itibarıyla sona eren gece müzeciliği uygulaması, yoğun talep üzerine Efes Örenyeri, Side Örenyeri ve Galata Kulesi’nde 2 Kasım’a kadar devam edecek. Bakanlığın verilerine göre, 2025 yılı Haziran-Eylül döneminde düzenlenen gece müzeciliği uygulamasında yaklaşık 550 bin ziyaretçi ağırlandı. En çok ziyaret edilen noktalar arasında Efes Örenyeri, Galata Kulesi ve Pamukkale Hierapolis Örenyeri öne çıktı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yaptığı paylaşımda gelen talepler doğrultusunda gece müzeciliği uygulamasının 2 Kasım tarihine kadar uzatıldığını belirterek, "Gece müzeciliğimiz bu yıl da büyük bir ilgi gördü ve 1 Ekim itibarıyla sona erdi. ’Üç iki bir’, ışıklar yandığında tarih yeniden hayat buluyor. Binlerce yıllık Efes, geceyle birlikte adeta ikinci bir doğuşu yaşıyor. Sütunlar, taşlar ve ihtişamlı yapılar; gökyüzünün karanlığında ışıkla birleşerek bambaşka bir anlam kazanıyor. Bu yıl 550 binden fazla misafirimizi ağırladığımız gece müzeciliğimiz, kültürümüzün sadece gündüz değil, gecenin büyüsünde de nasıl görkemle parladığını herkese gösteriyor. Gelen yoğun talep üzerine ise Side Örenyeri, Galata Kulesi ve Efes Örenyeri’nde gece ziyaretlerini 2 Kasım’a kadar uzatıyoruz. Kültür ve tarihimizin geceyle buluştuğu bu eşsiz deneyime herkesi davet ediyorum" dedi. Gece müzeciliği, ziyaretçilere antik yapıları ve müzeleri gündüzden farklı bir atmosferde deneyimleme imkânı sunarak kültür turizmine yeni bir boyut kazandırıyor.
500 yıllık Kaleoğlu Mağarası’ndaki duvar halıları ziyaretçileri hayran bırakıyor
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:29 500 yıllık Kaleoğlu Mağarası’ndaki duvar halıları ziyaretçileri hayran bırakıyor Gaziantep’te tarihi Yeni Han’daki 500 yıllık Kaleoğlu Mağarası’nın duvarlarına asılan, farklı medeniyet ve coğrafyalara ait halılar, geçmiş yılların hikayelerini anlatıyor. Gaziantep savunması döneminde yiyecek ve cephane deposu olarak kullanılan tarihi Yeni Han’daki Kaleoğlu Mağarası, antika koleksiyoneri Mehmet Kaleoğlu tarafından restore edilerek turizme kazandırılarak kafeye çevrildi. Kenti ziyarete gelenlerin tercih ettiği mekanların başında gelen, yazın serin ve kışın da sıcak havasıyla her mevsimde büyük ilgi gören mağarayı ziyaret edenler, mağaranın duvarlarını süsleyen antika duvar halılarını görünce tarihe yolculuk yapıyor. Duvar halılarına adeta hayran kalan ziyaretçiler, dakikalarca halıları inceleyip, geçmiş yıllarda hemen her evin duvarını süsleyen duvar halıları tarihi mağaraya ayrı bir hava katıyor. Geçmiş yıllarda ev ve iş yerlerinin duvarlarını süsleyen, üzerinde farklı figür ve motiflerin bulunduğu, her birinin ayrı bir hikayesinin olduğu duvar halıları mağarayı ziyarete gelenler tarafından büyük ilgi görüyor. Geçmişte her evin duvarında yer alan, 1950’li yıllara ait olan antika duvar halılarını mağaranın çeşitli yerlerine asan Mehmet Kaleoğlu’nun halıları, mağarayı gezmeye gelen yerli ve yabancı turistlerin de büyük ilgisini çekiyor. Mağarayı ziyaret eden kadın ziyaretçiler, önceki yıllarda gelinlik kızların çeyizine konan ve evlerin üst başına asılan duvar halılarını görünce gençlik yıllarını hatırlıyor ve duygulanıyor. 1950’li yıllarda hemen hemen her ev ve iş yerinin duvarını süsleyen, bin bir gece masallarını hatırlatan ve üzerindeki resimlerle adeta birer tabloyu andıran kadife duvar halıları yumuşaklığı ve göz alıcı çeşit çeşit renkleriyle de ilgi görüyor. 73 yaşındaki Mehmet Kaleoğlu, 200’den fazla eski duvar halısının bulunduğu mağarada yer alan ve en eskisi 150 yıllık olan halıların üzerinde alan hikayeleri merak eden ziyaretçileri de bilgilendiriyor. Eski eşyalara olan merakıyla 50 yılda topladığı yüzlerce ata mirasını sergileyerek mağarasını adeta bir halı müzesine çeviren ve ata kültürüne sahip çıkan Kaleoğlu, duvar halısı kültürünü gelecek nesillere aktarmak istiyor. İpekten dokunan halıların da olduğu resimli duvar halılarında en çok tercih edilen motifler arasında Kabe, aslan, geyik, at, boğa, kahveci güzeli, kız kaçıran ve tavus kuşu figürlü halılar bulunuyor. Adeta halı müzesine dönüştürülen ve turistlerin uğrak mekanı haline gelen 500 yıllık tarihi handa yer alan duvar halılarının büyük ilgi gördüğünü belirten Mehmet Kaleoğlu, geçmişte her evin duvarında farklı figürlerin yer aldığı halıların bulunduğunu hatırlattı. Kaleoğlu Mağarası’nın 500 yıllık tarihi bir mağara olduğunu belirten Mehmet Kaleoğlu, "Mağaramız dünya harikası bir mağaradır. Mağaranın içerisinde 12 ayak ve 4 tane de su kuyusu var. Turistlerimiz mağaramıza geldiği zaman bu tarihi ve eski halıları görmek istiyorlar. Bizde bu halıları duvarlara astık. Duvar halıları çok ilgi çekti. Bu duvar halıları, 50, 60 ve 100 yılık halılardır. İnsanlar bu duvar halılarını görünce eski yaşantılarını hatırlıyor ve özlüyor" dedi. Her halının kendine has bir hikayesinin olduğunu ve halıların üzerindeki figürlerin bir olayı anlattığını bildiren Kaleoğlu, "Halıların üzerinde kahveci güzeli, kız kaçıran, tavus kuşu, Kabe ve ve Mescid-i Aksa görselleri yer almaktadır. Bu halılar aynı zamanda kadifeden yapılan halılardır. Bu halılar mağaramıza güzel bir görünüm kazandırdı. Aynı zamanda bizden duvar halısı isteyenlerde oluyor. Ziyaretçilerimiz bu halıları çok beğeniyor. Halıları hem kendi imkanlarımla bulup alıyorum hem de bana getirenlerde oluyor. Bende bu halıları mağaramızda sergiliyorum. Bu halılar insanların dikkatini çekiyor. Bu da beni çok mutlu ediyor" şeklinde konuştu. Mağarayı ziyaret eden ziyaretçilerden Hülya Eken ise, "Amerika’dan geldim. Gaziantep’i geziyoruz. Bu halıları görünce gururlandım. Ben Diyarbakır’da dünyaya geldim. Eskiden bu şekilde hatıralar vardı. Kanepeler vardı ve üstünde de bu halılar asılıydı. Bu halıları görünce o günler gözümde canlandı. Halılar çok güzel ve beğendim. Halıları görünce çocukluk yıllarımı hatırladım. Doğduğum, büyüdüğüm ve yetiştiğim yerleri hatırladım. Bu mağarayı gezdiğim için gururlandım" dedi. Çocukluk yıllarında herkesin evinde bir duvar halısı olduğunu hatırladığını belirten Şenay Baykal da, "Misafirlerimiz Amerika’dan gelmişti. Bende misafirlerimizi Gaziantep’i gezdirmek istedim. 500 yıllık mağara dikkatimizi çekti. Mağarayı ve eski duvar halılarını çok beğendik. Halılar çok dikkatimizi çekti. Bende bu duvar halılarını hatırlıyorum. Annem süs olarak kullanırdı. Eskiden tablo yoktu ve evlerin duvarlarına bu halılar asılıydı. Ayrıca genç kızların çeyizlerine de konulurdu" diye konuştu.
Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nde nostaljik kartpostal günü
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:18 Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nde nostaljik kartpostal günü Ankara’nın Keçiören ilçesindeki Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nde 1 Ekim Dünya Kartpostal Günü dolayısıyla etkinlik düzenlenerek, bugüne özel pul ve kartpostal bastırıldı. Keçiören Belediyesi ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesindeki Müze Kumbaram iş birliğinde 1 Ekim Dünya Kartpostal Günü dolayısıyla nostaljik bir etkinlik düzenlendi. Programa Keçiören Belediye Başkan Yardımcıları Atila Zorlu ve Celal Biçer, Halide Edip Adıvar’ın torunu Ahmet Ömer Sayar, Müze Kumbaram’ın kurucusu Ali Armağan Daloğlu, meclis üyeleri, muhtarlar, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nin ev sahipliği yaptığı program, ‘Keşke burada olsaydın’ sloganıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ithaf edildi. Aynı zamanda bugüne özel pul ve kartpostal bastırıldı. "Keşke burada olsaydın mottosu beni heyecanlandırdı" Programda konuşan Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Atila Zorlu, "Halide Edip’le, Atatürk’le aynı topraklarda yürümüş olmanın heyecanını gençlerimizin hissetmesini istiyoruz. Burada amacımız ucuz bir ırkçılık fikri değil, Atatürk’ün ‘Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur’ sözünün yerini bulmasıdır. Şu anda gençlerimiz için yapabileceğimiz en büyük motivasyon, gençlerimizin hepsinin birer Atatürk, genç kızlarımızın hepsinin birer Zübeyde Hanım olabileceklerine olan inancımızdır. O yüzden tekrar söylüyorum: Bugün burada beni en çok heyecanlandıran, bu program içerisinde ‘Keşke burada olsaydın’ mottosudur. Programımıza katılan herkese teşekkür ediyorum" dedi. "Burası bir tarih mücevheri" Halide Edip Adıvar’ın torunu Ahmet Ömer Sayar ise yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "Ben buranın yapılmasındaki önemi dile getirmek istiyorum. Burası biliyorsunuz çok evvelden harap olmuş, metruk, terk edilmiş bir binaydı. Belediye, burasını aslına uygun restore ederek bu hale getirdi. Yani bir metruk binadan bir tarih mücevheri kazandırdı. Halide Edip’in Ankara’ya geldiği ilk günü burada geçirmesi bizim için çok önemli. Bu nedenle kartpostal gününün burada yapılması da çok ince, anlayışlı bir davranış. Organizasyonu yapanlara yürekten minnet ve şükranlarımı sunuyorum." "Etkinliğin bu müzede yapılması bizi etkiledi" Kartpostal geleneğinin yaşatılmasının önemine vurgu yapan Müze Kumbaram’ın kurucusu Armağan Daloğlu, "1 Ekim Dünya Kartpostal Günü ile ilgili çalışmalarımıza 2 yıl önce başlamıştık. Kartpostallarımızdan birinin Ankara’daki nadide müzelerimizden bir tanesi olması bizleri mutlu etti. Keçiören Belediyesi’nin destekleriyle Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’ne de bir kartpostalımız ulaşmış. Kendilerine müze eğitim toplantıları sırasında rastladık ve kartpostalımızla bir bağ kurduk. Bu sohbetlerimizin bugün yeniden canlandırılıyor olması gerçekten çok kıymetli. Ancak bu özel gün kartpostalın ötesinde bir etkinlik oldu. Müzedeki balkonlu oda bizi çok etkiledi. Halide Edip Adıvar’ı da bir şekilde yeniden andığımız için tekrar teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Etkinlikte öğrenciler, Milli Mücadele dönemine ait sergilenen eserlerden ilham alarak duygu dolu yazılar kaleme aldı. Katılımcılar, müze gezisi sırasında Cumhuriyet tarihinin izlerini ve Halide Edip Adıvar’ın hatıralarında aktardığı mekanların hatıralarını yakından görme fırsatı buldu. Gördükleri eserleri ve hissettikleri duyguları kartpostallara aktaran öğrenciler, kartpostalları sevdiklerine ulaştırırken tarihi mekanın ruhunu da derinden yaşadı. "Keşke burada olsaydın" diyerek yazılan mesajlar milli duyguları pekiştirirken, unutulmaya yüz tutmuş kartpostal geleneği de yeniden canlandırıldı. Özel kartpostal ve pullarla gelenek sürdü Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi görselli özel kartpostallar ve günün anlamına özel hazırlanan posta pulları, etkinliğe ayrı bir değer kattı. Atila Zorlu ve Celal Biçer, bu özel pulları Halide Edip Adıvar’ın torunu Ömer Sayar ve Müze Kumbaram’ın kurucusu Ali Armağan Daloğlu’na takdim etti. Programda ayrıca Ömer Sayar katılımcılar için kitap imzaladı. Katılımcılara çeşitli ikramların sunulduğu etkinliğin sonunda toplu fotoğraf çekimi yapıldı.
MalatyaPark AVM Kültür Yolu Festivali dolu dolu geçecek
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:01 MalatyaPark AVM Kültür Yolu Festivali dolu dolu geçecek Türkiye Kültür Yolu Festivali bu yıl ilk kez Malatya’da gerçekleştirilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen festival, 4-12 Ekim 2025 tarihleri arasında Malatya’da 42 farklı noktada yaklaşık 350 etkinliğe ev sahipliği yapacak. Festival kapsamında MalatyaPark AVM’de 4-12 Ekim 2025 tarihleri arasında çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 16. durağı olan Malatya’da, Türkiye Sinema ve Audiovisüel Kültür Vakfı (TÜRSAK) tarafından organize edilen Çocuk Filmleri Festivali, 4-8 Ekim tarihleri arasında MalatyaPark AVM Yeşil Sinemaları’nda gerçekleşecek. Etkinlikte çocuklara özel seçilmiş filmler ücretsiz olarak gösterilecek. Festivalde ayrıca çocuklara yönelik oyunculuk, yönetmenlik, yazarlık ve sosyal medya içerik üretimi gibi çeşitli atölye çalışmaları da yer alacak. MalatyaPark Alışveriş Merkezi içerisinde yerleştirilecek piyanolarla gençler, "Sen de Çal" projesi kapsamında 12 Ekim’e kadar diledikleri gibi performans sergileyebilecek. Ayrıca, "Sen de Söyle" kabininde yeteneklerini sergilemek isteyen gençler, seslerini duyurma fırsatı yakalayacak. Çocuk Filmleri Festivali kapsamında gösterilecek filmler arasında şu yapımlar yer alıyor, 4 Ekim Cumartesi günü, saat 12.00’de Cesur Yaga ve Sihirli Dünya, saat 14.00’te Film Okuma Atölyesi (Nayme Taylan Sarul), saat 15.00’te Çocuklar için Bilinçli Nefes Atölyesi (Ümran Özen), saat 16.00’da Benim Tatlı Diş Perim, saat 18.00’de Kardeş Takımı 2, saat 19.30’da Yumurtalar Firarda: Buz Macerası gösterilecektir. 5 Ekim Pazar günü, saat 12.00’de Yumurtalar Firarda: Buz Macerası, saat 14.00’te Çocuklar için Bilinçli Nefes Atölyesi (Ümran Özen), saat 15.00’te Film Okuma Atölyesi (Nayme Taylan Sarul), saat 16.00’da Kardeş Takımı 2, saat 18.00’de Ejderham ve Ben gösterilecektir. 6 Ekim Pazartesi günü, saat 12.00’de Dedektif Sun ve Ekibi: Kurtarma Operasyonu, saat 14.00’te Yazarlık Atölyesi (Etem Caner Karaüç), saat 15.00’te Cesur Yaga ve Sihirli Dünya, saat 17.00’de Cesur İtfaiyeci gösterilecektir. 7 Ekim Salı günü, saat 12.00’de Karlar Kraliçesi ve Prenses, saat 13.00’te Yazarlık Atölyesi (Etem Caner Karaüç), saat 14.00’te Oyunculuk Atölyesi (Pembe Keçeci), saat 15.00’te Cesur İtfaiyeci, saat 17.00’de Yumurtalar Firarda: Buz Macerası gösterilecektir. 8 Ekim Çarşamba günü, saat 12.00’de Ejderham ve Ben, saat 14.00’te Oyunculuk Atölyesi (Pembe Keçeci), saat 15.00’te Dedektif Sun ve Ekibi: Kurtarma Operasyonu, saat 17.00’de Cesur Yaga ve Sihirli Dünya gösterilecektir. Festival boyunca düzenlenecek etkinlikler, çocuklara hem eğlenceli zaman geçirme hem de sanatsal becerilerini geliştirme fırsatı sunacak.
Hataylı ressam, YouTube’dan video izleyerek öğrendiği soğuk porselen sanatıyla resmi birleştiriyor
02 Ekim 2025 Perşembe - 09:23 Hataylı ressam, YouTube’dan video izleyerek öğrendiği soğuk porselen sanatıyla resmi birleştiriyor Hatay’ın Arsuz ilçesinde yaşayan ressam, çocuk yaşta başladığı resim tutkusunu Youtube’dan öğrendiği soğuk porselen sanatıyla buluşturarak farklı çalışmalara imza atıyor. Babası Hataylı ve annesi Lübnanlı olan 48 yaşındaki ressam Hilda Gezgin, 6 yaşından itibaren resim yapmaya merak duymaya başladı. Çocukluğunda sürekli duvarlara resim çizdiğini ifade eden Gezgin, kendini geliştirdiği resim sanatıyla YouTube’dan öğrendiği soğuk porselen sanatını birleştirdi. Çalışmalarıyla ortaya çıkardığı eserleriyle dikkat çeken Gezgin, ilerleyen dönemde soğuk porselen sanatını daha geniş kitlelere tanıtmayı hedeflediğini söyledi. Soğuk porselen sanatını YouTube’daki Rus kanallarından öğrendiğini söyleyen Gezgin, "Ben altı yaşından beri resim çizen bir insanım. Çocukken sürekli duvarlara resim çizdiğim için çok tepki alırdım. O dönem sanata bakış farklıydı ama bugün insanlar daha bilinçli. 2015-2017 yıllarında Türkiye’ye giren Rus sanatı soğuk porseleni resimle birleştirdim. Gülleri duvarlara dikme fikrini ilk kez ben hayata geçirmeyi düşünüyorum. Hatta bunun patentini almak istiyorum" dedi. Soğuk porselenin nişasta, tutkal ve çeşitli malzemelerle hamur haline getirilerek şekillendirildiğini aktaran Gezgin, 2-3 gün içinde kuruyan bu sanatın istediği gibi boyanabildiğini söyledi. Bugüne kadar birçok farklı çiçek tasarladığını belirten Gezgin, "Yoncaları, yaseminleri, karanfilleri ve papatyaları bu sanatla şekillendiriyorum. Ben bir ressamım, kendi çabalarımla Rus sanatını bugünün sanatıyla harmanlayıp Hatay’da yaşatmaya çalışıyorum" ifadelerini kullandı.
Binlerce yıllık tarih kaçak kazı yapanların talanına uğradı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 23:33 Binlerce yıllık tarih kaçak kazı yapanların talanına uğradı Yozgat’ın Sorgun ilçesinde bulunan 3 bin 200 yıllık tarihi Hitit atölyesi kaçak kazı yapanların talanına uğruyor. Sorgun ilçesine bağlı Karakız Beldesi sınırları içinde yer alan ve Hitit döneminden günümüze ulaşmış bazalt aslan heykeli, ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Tarihi kalıntıların 3 bin 200 yıl öncesine ait olduğu tahmin ediliyor. Tarihi kalıntılar açık hava müzesi olarak sergileniyor. "Hitit heykel atölyesi olduğu arkeologlar tarafından tespit edildi" Karakız Mahalle Muhtarı Nazım Gedik, "Bu aslanlı kaya bildiğimiz gibi 2 tane, birisi burada diğeri dağda. Kazankaya mevkiinde de büyük bir kazanımız var. Buranın tarihi 3 bin 200 yıl geriye dayanıyor. Hitit heykel atölyesi olarak kullanıldığı arkeologlar tarafından tespit edildi. Buranın değerinin bilinmesi lazım. Hem köy hem de bölge açısından müze gibi halka açık turistlere açık olması lazım. Çünkü bunun gibi bir sürü şey yer altında var diyorlar. Bunlar yerin üstünde olanlar. Kalıntılar var" diyerek bölgenin tarihi önemine değindi. "Kaçak kazı yapanlar tarihi eserleri tahrip ediyor" Ormanlık alanın içinde bulunan aslan heykelinin de kaçak kazı yapanların odağında olduğunu söyleyen Gedik, "Buradaki aslanı köydeki öbür aslanımızın yanına koyabilsek veya müze binamıza koyabilirsek ileriye dönük olur. Büyük bir eser ama göz göre göre yok oluyor. Koruma altına alınsa daha güzel olur. Gelen giden misafirler için de iyi olur. Bölgemizin tanıtılması açısından da iyi olur. Kaçak kazının önüne geçilir. Aslan komple vardı ama kaçak kazılar yüzünden harap hale geldi. Bu aslan normalde yukarıdaydı. Kaçak kazı yapanlar tarafından tabanı eşilerek aşağı yuvarlandı. Burayı defineciler kazmış. Dağın her tarafında kaçak kazı var önüne geçip engel de olamıyoruz. Kaçak kazı yapanlar kazdıktan sonra bir şey bulamadıysa kazdığı yeri kapatırsa iyi olur. Buralarda hayvanlar otluyor çukurların içine düşüyor. Ormanımızı harap edip gitmesinler. Buraya bir canlı düşse çıkamaz" dedi.