Son Dakika
|
Gaziantep’te aynı aileden 7 kişi karbonmonoksit gazından zehirlendi
Bozcaada ve Gökçeada’ya hafta sonu tüm feribot seferleri iptal edildi
Gökmen Özdenak son yolculuğuna uğurlandı
İstanbul E-5 Saadetdere’de trafiği kilitleyen kaza
İsviçre'de kayak merkezinde 40 kişinin öldüğü yangının başladığı anlar ortaya çıktı
Kayıp Elif olayında yeni gelişme!
Kadıköy’de metruk binada çıkan yangın korkuttu
Türkiye kara büründü: Tatil haberleri peş peşe geldi
Fenerbahçe sezon sonu seçime gidecek
İstanbul Valiliğinden ‘Kar’ uyarısı!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Radon Thermal Springs Near Bishkek Attract Visitors Year-Round
Antalya’da 1 yaşındaki bebeğe şiddet iddiasında anne tutuklandı
Meksika’da 6.5 büyüklüğünde deprem
Bozcaada ve Gökçeada’ya hafta sonu tüm feribot seferleri iptal edildi
Karadeniz’de kuvvetli fırtına geliyor
Gökmen Özdenak son yolculuğuna uğurlandı
İstanbul E-5 Saadetdere’de trafiği kilitleyen kaza
Yalova’da DEAŞ operasyonunda 26 tutuklama
KÜLTÜR SANAT
Gazeteci Gürhan Adana: "Yenişehir’deki ilk yerleşim 9 bin yıl öncesine kadar dayanmaktadır"
02 Ocak 2026 Cuma - 17:19:21
Yenişehir Belediyesi ile Kent Konseyi’nin birlikte gerçekleştirdiği ’Yenişehir Tarih Sohbetleri’nin konuğu olan gazeteci yazar Gürhan Adana, "10 yıl süren antik kazılardan elde edilen buluntu ve çıkarılan sonuçların Yenişehir’deki ilk yerleşim 9 bin yıl öncesine kadar dayanmaktadır" dedi. Geçmişten geleceğe tarih haberleri başlığı altında bugüne değin yaptığı tarih haberlerinin öyküsünü anlatan Gürhan Adana, bu alanda edindiği deneyimlerini paylaştı. 2005-2015 yılları arasında Barcın höyüğünde 10 yıl süren antik kazılardan elde edilen buluntu ve çıkarılan sonuçların Yenişehir’deki ilk yerleşimin 9 bin yıl öncesine kadar dayandığının anlaşıldığını ifade eden Adana, "Dünyada ilk kez Yenişehir Barcın höyüğündeki yerleşimde sütten yoğurt, peynir üretilmiştir. Bu bilimsel olarak kanıtlandı" dedi. Buradaki kazılarda günümüzden 8 bin 500 yıl öncesine uzanan zaman dilimindeki Bizans, Kalkolitik ve Neolitik çağlarına ait mimari yapılar, mezarlar ve kap kacaklar bulunduğunu ifade eden Adana, sözlerini şöyle sürdürdü: "Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü’nden Prof. Dr. Hadi Özbal, çanak çömlek pişirme kaplarında bulunan yağ kalıntılarının Boğaziçi Üniversitesi’nde analizinin yapıldığını, peynir, tereyağı ya da yoğurt gibi ürünlerin 9 bin yıl önce burada imal edildiğinin anlaşıldığını belirtmişti. Özbal ayrıca tarımın çok verimli olan bu ovadan Balkanlar üzerinden Avrupa’ya ulaşmış olabileceğini vurgulamıştı. Bu arada bu kazılarda Yenişehir’in ormanlarla çevrili bir göl olduğu, gölün çevresinin yüksek kesimlere doğru meşe ve fındık ormanlarıyla kaplı olduğu da tespit edilmişti." "İnalcık, uç beyliği olan Yenişehir’in de ilk başkent olduğunu vurgulamıştı" Dünyaca ünlü merhum tarihçi Halil İnalcık’ın Yenişehir’e ziyaretini hatırlatan Adana, "Halil Hoca, Yenişehir’in Osmanlı’nın ilk başkenti olduğunu açıklayıp kutlamaların burada yapılması gerektiğini söylemişti. Ayrıca, Osman Bey’in 1299 yılında Yenişehir’e geldiğini ve komşu ilçe İznik’in fethi için Bizans ordusuyla yaptığı savaşı kazandığını, 27 Temmuz 1302’deki bu savaşın sonuçları itibarıyla Osmanlı Devleti’nin kurulduğu tarih olduğunu, uç beyliği olan Yenişehir’in de ilk başkent olduğunu vurgulamıştı. Bu açıklamalarını haber yapıp kayıt altına almıştık. Kendisinin bu açıklamalarının çok kıymetli olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın da Yenişehir’de 2012 yılında bir konferans verdiğini hatırlatan Adana, "Konferansta, ’Türkler tarafından kurulmuş ilk ve tek şehir Yenişehir’dir’ demişti. Yenişehir’in göçebe Türkler tarafından kurulduğunu ve adının da bu nedenle Yenişehir olduğunu vurgulamıştı" dedi. Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu’nun ise Yenişehir sevdalısı bir tarihçi olduğunu anlatan Adana, Oğuzoğlu’nun ilçedeki çalışmalarının önemine değindi. 1988 yılında Balibey Camii’nin bahçe düzenlemesi sırasında Bali Bey ile kızına ait mezar ile 300 yıllık olduğu sanılan bir su kuyusunun bulunduğunu ifade eden Adana, bu kuyunun gün yüzüne çıkarılabileceğinin altını çizdi.
02 Ocak 2026 Cuma - 17:11
Mudurnu’da eksi 18 derecede esnaf duası geleneği sürdürüldü
Bolu’nun Mudurnu ilçesinde yaklaşık 7 asırdır sürdürülen esnaf duası geleneği, dondurucu soğuğa rağmen yaşatılmaya devam etti. Hava sıcaklığının sıfırın altında 18 dereceyi gösterdiği günde, Mudurnulu esnaf geleneği bozmadı. Mudurnu ilçe merkezindeki Orta Çarşı’da her cuma namazı öncesinde yapılan esnaf duasında, esnaf hayırlı ve bereketli kazanç ile sağlık için hep birlikte dua etti. Olumsuz hava şartlarına rağmen gerçekleştirilen duaya, yediden yetmişe çok sayıda vatandaş katıldı. Şehir dışından Mudurnu’yu gezmeye gelen ziyaretçiler de duaya eşlik etti. Geleneğe göre ayakta çalışan esnaf oturarak, oturarak çalışanlar ise ayakta dua etti. Cuma namazı öncesinde okunan esnaf duasının ardından, hayırseverler tarafından esnaf ve vatandaşlara lokum, hayır ekmeği ve pilav ikram edildi.
02 Ocak 2026 Cuma - 16:50
3 Ocak şiir yarışmasında dereceye girenler belirlendi
Bu yıl 11’incisi düzenlenen ’3 Ocak Mersin’in Kurtuluşu ve Mersin Konulu Şiir Yarışması’nın sonuçları açıklanırken dereceye girenlere ödülleri verildi. Erdemli Belediyesi ile Mersin Yazarlar Derneği iş birliğinde düzenlenen ’3 Ocak Mersin’in Kurtuluşu ve Mersin Konulu Şiir Yarışması’nın sonuçları belirlendi. Bu yıl 11’incisi gerçekleştirilen yarışmaya, Mersin ve ilçelerinin yanı sıra farklı illerden toplam 56 şair katıldı. Jüri değerlendirmesi sonucunda birincilik ödülünü "Mersin Güzellemesi" adlı şiiriyle Uşak’tan Ömer Ali Şimşek, ikincilik ödülünü "Mersin Destanı" adlı şiiriyle Isparta’dan Durmuş Kaya, üçüncülük ödülünü ise "Tarihe Destan Yazdık" adlı şiiriyle Adana’dan Hülya Çapar kazandı. Yarışmada sırasıyla Mehmet İbiş (Karboğazı Destanı), Yusuf Öz (3 Ocak Destanı), Ersin Aydın (Kurtuluşun Kalesi), Abdullah Coşkun (3 Ocak’ta Yanan Hürriyet Meşalesi), Mehmet Boz (3 Ocağa Giden Yol) ve Yakup Gümüş (Kanla Yazılan Destan) ilk onda yer aldı. Düzenlenen ödül töreninde dereceye giren şairlere kitap seti ve teşekkür belgeleri, Erdemli Belediye Başkanı Mustafa Kara ve davetliler tarafından takdim edildi. Mersin’in kurtuluş ruhunun gelecek nesillere aktarılması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Başkan Kara, "3 Ocak, Mersin’in bağımsızlık ruhunun simgesidir. Bu anlamlı günü şiirle, sanatla yaşatmak bizim için çok kıymetli. Yarışmaya katılan ve emeği geçen tüm şairlerimizi yürekten kutluyorum" dedi. Ödül töreni toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
02 Ocak 2026 Cuma - 16:42
Akbank Sanat Ocak ayı programını açıkladı
Akbank Sanat, Ocak ayı programını duyurdu. Akbank Sanat seminerlerden atölyelere, tiyatrodan söyleşilere, farklı ilgi alanlarına hitap eden etkinlikleri ziyaretçilerle buluşturmaya devam ediyor. Akbank Sanat, "Akbank Sanat Her Yerde" çatısı altında ocak ayında da etkinliklerini sanatseverlerle buluşturuyor. Akbank Sanat seminerlerden atölyelere, tiyatrodan söyleşilere, farklı ilgi alanlarına hitap eden etkinlikleri, her yaştan katılımcılarla buluşturmayı hedefliyor. Ocak ayı etkinlik takvimi: Göçmen Kuşların İzinde: Kuş Yuvası Tasarım Atölyesi Tarih: 4 Ocak 2026, Pazar Saat: 12.00 - 13.30 Yer: Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) Yaş Grubu: 6-10 yaş Atölye Yürütücüsü: Şehir Dedektifi - Gizem Kıygı & Elif Ertekin Atölyeyle ilgili şu bilgiler verildi: "Bu atölyede çocuklarla İstanbul’un tarihi kuş evlerini ve kuşların göç rotalarını keşfederken, haritalar ve bilmecelerle dolu bir maceraya çıkacağız. Göçmen kuşların yolculuk hikayelerini dinleyip, onları İstanbul’un doğal alanlarına yerleştirerek ekosistemlerine nasıl katkıda bulunduklarını öğreneceğiz." Bu Bizim Soframız Tarih: 4 Ocak 2026, Pazar Saat: 14.00 - 15.30 Yer: Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) Yaş Grubu: 5-9 yaş Atölye Yürütücüsü: Hisleri Harika Atölyeyle ilgili şu bilgiler verildi: "Bu atölyede çocuklar, sevdikleri yemekleri sanatın bir ifade biçimine dönüştürüyor. Hep birlikte aynı apartmanda yaşayan komşular olduğumuzu hayal ediyor, akşam bahçede uzun bir masa çevresinde vereceğimiz büyük bir ziyafet için kendi tariflerimizi seçiyoruz. Ardından, bu hayali ziyafeti boyayarak ve atık malzemeleri kes-yapıştır yöntemiyle dönüştürerek soframızı kuruyoruz." Uzakta Ne Var? Tarih: 17 Ocak 2026, Cumartesi Saat: 13.30 - 14.30 Yer: Pancar Deposu / Bursa Yaş Grubu: 7-11 yaş Atölye Yürütücüsü: Merve Kireçtepe Salihoğlu Atölyeyle ilgili şu bilgiler verildi: "Her çocuğun hayal gücü ve deneyimleriyle kendi ’uzak’ kavramını keşfetmesi amaçlayan atölye, ’Uzak ne demek olabilir?’ sorusu üzerine serbest bir sohbetle başlar. Çocuklar günlük yaşamlarından, hayallerinden ve masallardan örnekler verir. Ardından her katılımcı, kendi ’uzak’ fikrini karalama (doodle) tekniğiyle resmeder." Hale Asaf’tan İlhamla Bursa Manzaraları Tarih: 17 Ocak 2026, Cumartesi Saat: 15.00 - 16.00 Yer: Pancar Deposu / Bursa Yaş Grubu: 6-9 yaş Atölye Yürütücüsü: Merve Kireçtepe Salihoğlu Atölyeyle ilgili şu bilgiler verildi: "Bu atölyede çocuklar önce Hale Asaf’ın yaşamı ve sanat anlayışıyla tanışır, ardından sanatçının farklı dönemlerine ait eserlerini birlikte incelerler. Renk kullanımı, biçimlere yaklaşımı ve özellikle kübik etkiler taşıyan çalışmaları üzerine sohbet ederek sanatçının bakış açısını keşfederler. Bu keşif sürecinden sonra katılımcılar, Hale Asaf’tan aldıkları ilhamı günümüz Bursa’sı ile ilişkilendirirler. Bursa’nın mimarisini, sokaklarını, doğasını ve gündelik yaşamını göz önünde bulundurarak özgün eserler oluştururlar."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
31 Aralık 2025 Çarşamba- 09:40
Aydın’ın antik kentleri Nazilli’de konuşuldu
2
15 Mart 2016 Salı- 11:57
Usta çizer Tan Oral, çizgileriyle İKÜSAG’da
3
29 Temmuz 2025 Salı- 10:23
Terme’de bin 350 çocuk yaz okullarında hem eğleniyor hem öğreniyor
4
29 Aralık 2025 Pazartesi- 09:19
Fransızların 1922 petrol planı: Erzurum neden ilk hedef?
5
06 Ekim 2025 Pazartesi- 17:30
Amasra’ya "Ören Yeri" müjdesi
30 Eylül 2025 Salı - 12:17
Kocaeli Kitap Fuarı’nda "ebeveynle kitap okuma" rekoru denenecek
Kocaeli’de 15’incisi 4-12 Ekim’de düzenlenecek Uluslararası Kitap Fuarı’nda, 4 bin 100 ebeveynin aynı anda çocuğuna kitap okumasıyla dünya rekoru kırılması hedefleniyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 15’incisi düzenlenecek Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı’nın tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hayri Baraçlı, Maide Kafe’de düzenlenen toplantıda, 4-12 Ekim’de Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek fuara ilişkin bilgi verdi. Fuarın teması "Anadolu mayası" Baraçlı, geçen yıl 1 milyon 23 bin 514 olan ziyaretçi sayısının bu yıl üzerine çıkacaklarını vurguladı. 28 bin metrekarelik alanda düzenlenecek fuara 515 yayınevi, sahaf ve sivil toplum kuruluşunun katılacağını ifade eden Hayri Baraçlı, fuarın temasının "Anadolu mayası" olduğunu ve Ahilik kültürüyle aile kavramını birleştirdiğini aktardı. Baraçlı, "Tabii ki Anadolu mayası bizler için çok önemli. Geçen hafta biliyorsunuz Ahilik Haftası başlamıştı. Ahilik kavramı anadan babadan başlar. Anne-baba, evlatlarına bilgi tecrübesi aktardığı zaman bir ailelik festivali ortaya çıkar. Bu Anadolu mayası kavramı içerisinde de bu anlayışı hep beraber ortaya çıkaracağız" dedi. Uluslararası fuara bu yıl 515 yayınevi, sivil toplum kuruluşu ve sahafların katılacağını bildiren Genel Sekreter Baraçlı, ayrıca bin 50 söyleşi-panel ve imza etkinliğinin de düzenleneceğini aktardı. Onur konuğu Prof. Dr. Kemal Sayar Fuarın bu yılki onur konuğunun Prof. Dr. Kemal Sayar olacağını kaydeden Baraçlı, "Kendisinin bir açılış konuşması olacak. Biz de onun bilgilerinden faydalanacağız ve hayatımızda da örnek alacağımız buluşmaları olacak. Özel oturumlarımız da olacak. Aynı zamanda kıymetli yazarlarımız ve düşünce insanlarımızın olduğu oturumlar gerçekleşecek" diye konuştu. Rekor denemesi yapılacak Baraçlı, fuar kapsamında 7 Ekim’de 4 bin 100 ebeveynin aynı anda çocuklarına kitap okuyacağı bir rekor denemesi yapılacağını açıkladı. Bu çalışmayla yeni bir dünya rekoruna Kocaeli’de imza atacaklarını belirten Baraçlı, şu bilgileri verdi: "Önümüzdeki süreç içerisinde bununla ilgili bilgileri sizlerle de paylaşacağız. Bu çalışmayla da yeni bir dünya rekorunu şehrimizde sağlamış olacağız. Bu noktada da sizlerin gayretleri ve destekleri bizler için çok önemli. Çünkü biliyorsunuz 2023 yılında Hindistan’da 3 bin 6 kişiyle böyle bir rekor kırılmıştır. Bizim hedefimiz 4 bin 100 anne baba ve çocuklarıyla beraber böyle bir rekor denemesidir. Amacımız farkındalık oluşturmak ve kitap sevgisinin evde en güzel yerde olmasını sağlayabilmektir."
30 Eylül 2025 Salı - 12:08
Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan: "Fatih, UNESCO mirasının kalbidir"
İstanbul’un UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kabulünün 40’ıncı yılı Fatih’te kutlandı. Fatih Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen programda konuşan Başkan Turan, "Ecdadımızın ihya edici misyonunu bugünün şartlarında sürdürmeyi iftihar vesilesi sayıyoruz" dedi. İstanbul’un tarihi alanlarının UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kabul edilişinin 40. yılı dolayısıyla Fatih Belediyesi’nin ev sahipliğinde program düzenlendi. Programa, UNESCO Dünya Miras Komitesi üye ülke temsilcilerinin yanı sıra Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, İstanbul Valisi Davut Gül, Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, İstanbul Tarihi Alanlar Alan Başkanı M. Mustafa Tural, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin ve kamu kurum temsilcileri katıldı. "Ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz" Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, İstanbul’un UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan dört koruma alanının tamamının Fatih ilçesi sınırlarında bulunduğuna dikkat çekerek, "Kadim İstanbul’umuzun kalbi Fatih’te, UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kabul edilişimizin 40. yıl dönümü gibi özel ve anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan büyük bir onur duyuyoruz. Bu buluşmayı yalnızca bir yıldönümü kutlaması değil; tarihe karşı sorumluluğumuzun, geçmişin mirasına, ecdadın asil emanetine sahip çıkma isteğimizin yeniden ikrarı olarak kabul ediyor, etkinliğin hayırlara vesile olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. "Her adımımızı tarihi sorumluluğun ciddiyetiyle atıyoruz" Başkan Turan konuşmasında, Fatih Sultan Mehmed’in fethin ardından Ayasofya’yı vakıflaştırarak koruma altına almasını hatırlatarak, "Ecdadımızın ihya edici misyonunu bugünün şartlarında sürdürmeyi iftihar vesilesi sayıyoruz. Her adımımızı tarihi sorumluluğun ciddiyetiyle atıyoruz" şeklinde konuştu. "Bin 100’ü geçen eser restorasyon, bakım ve onarım kapsamında ele alındı" Fatih Belediyesi’nin hayata geçirdiği projeler hakkında bilgi veren Turan, "Kara Surları Millet Bahçesi ile 200 yıllık bir kentsel sorunun çözülmesi, Yedikule Hisarı restorasyonu ile yapının uluslararası bir sanat ve turizm merkezi haline getirilmesi, Zeyrek ve Cibali’deki ahşap sivil mimari örneklerinin, tarihi çeşmelerin, hazirelerin, türbelerin ve eğitim yapılarının onarılması. Bugüne kadar 814 eserin, cephe yenileme çalışmalarıyla birlikte bin 100’ü geçen eser restorasyon, bakım ve onarım kapsamında ele alındı. Fatih’teki yaklaşık 11 bin tescilli kültür varlığının yüzde 10’unda belediye tarafından çalışma yürütüldü" diye konuştu. "İstanbul’un köklü tarihini ve derin hafızasını gelecek nesillere aktarmak için tüm gücümüzle gayret etmeye devam edeceğiz" Etkinliğe katılan tüm davetlilere teşekkür eden Başkan Turan, "Eşsiz hazinemiz kültür mirasımızın korunması, yaşatılması ve geleceğe taşınması yolundaki hedeflerimizi gerçekleştirirken tüm paydaşlarımızla iş birliği, güç birliği içinde olmaya, müşterek sorumluluk duygusuyla, hepimizin, üzerimize düşen görevleri en iyi şekilde yerine getireceğimizden asla kuşku duymuyoruz. Miras alanlarımızın şehrimize ve ülkemize sağladığı avantajları sürdürülebilir kılmak için de azim ve gayretle çalışmaya ve İstanbul’un köklü tarihini ve derin hafızasını gelecek nesillere aktarmak için tüm gücümüzle gayret etmeye devam edeceğiz" dedi.
30 Eylül 2025 Salı - 11:55
Cumhuriyetin ilk spor mirası: Erzurum Lisesi ve olimpiyat talebi
Cumhuriyetin ilk yıllarına ait önemli bir belge, Erzurum’da yapılan arşiv çalışmalarıyla gün yüzüne çıktı. Erzurum Lisesi Beden Eğitimi öğretmeni Hayri Raşid Bey’in 1928 yılında olimpiyatlara katılma talebine dair yazışmalar, dönemin spor tarihine ışık tuttu. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Taner Özdemir’in titiz araştırmalarıyla ulaşılan belge, bir yandan Cumhuriyet’in idealizmini, diğer yandan ise imkânsızlıklarını ortaya koyuyor. Öğretmenin katılım talebi ve olimpiyat heyecanı 9 Nisan 1928 tarihinde yazdığı dilekçeyle Amsterdam’da düzenlenecek Olimpiyat Oyunları’na katılma isteğini ileten Hayri Raşid Bey, 25 Nisan 1928’de gelen yanıtla hayal kırıklığına uğradı. Resmi yazıda, "Bu sene ödenek yetersizliği sebebiyle olimpiyatlara iştirakiniz mümkün değildir. Çalışmalarınızdan memnunuz. İlk fırsat doğduğunda bu konudaki isteğinizin gerçekleşmesine yardımcı olunacaktır" ifadeleri yer aldı. Bu yanıt, genç Cumhuriyet’in spor alanında duyduğu büyük heyecanı, fakat aynı zamanda maddi imkânların kısıtlılığını net bir şekilde göstermesi açısından önemli bulunuyor. Hayri Raşid Bey’in katılmak istediği organizasyon, tarihe "IX. Olimpiyat Oyunları" olarak geçen 1928 Amsterdam Yaz Olimpiyatları idi. 28 Temmuz - 12 Ağustos 1928 tarihleri arasında düzenlenen bu oyunlar, olimpiyat tarihine birçok ilkle geçti. Kadın atletler ilk kez resmi olarak yarıştı, olimpiyat ateşi uygulaması başlatıldı ve modern olimpiyat anlayışı yeni bir boyut kazandı. Türkiye ise bu oyunlarda güreş branşında temsil edilmişti. Erzurum’dan bir öğretmenin katılma talebi, Anadolu’nun uzak bir köşesinden yükselen olimpiyat heyecanını yansıtan dikkat çekici bir ayrıntı olarak spor tarihimizde yerini almış oldu. Doğu’daki bir öğretmenin olimpiyat hayali Cumhuriyetin ilk yıllarında Erzurum Lisesi, yalnızca akademik eğitim veren bir kurum değil; aynı zamanda kültürel, sosyal ve sportif hayatın da merkeziydi. İdealist öğretmenler, öğrencileri spora yönlendiriyor, beden eğitiminin ülke çapında yaygınlaşması için büyük emek sarf ediyorlardı. Hayri Raşid Bey’in olimpiyat hayali, Erzurum Lisesi’nin bu vizyonunu en iyi şekilde ortaya koyuyor. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Taner Özdemir, ortaya çıkarılan belgenin önemine değinerek şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu yazışma, bir öğretmenin olimpiyat idealini ve dönemin kısıtlı imkânlarını belgeliyor. Erzurum’dan yükselen bu olimpiyat heyecanı, aslında Cumhuriyetin genç kuşaklara bıraktığı spor mirasının da işaretidir. Bugün bizler, bu idealizmi geleceğe taşımakla mükellefiz." Erzurum Lisesi’nin spor tarihindeki rolü Aradan geçen yaklaşık bir asırda Türkiye, sporda büyük bir dönüşüm yaşadı. Cumhuriyetin ilk yıllarında ödenek yetersizliği sebebiyle gerçekleştirilemeyen uluslararası katılımlar, bugün devletin ve özel sektörün desteğiyle güçlü bir şekilde yürütülüyor. Modern tesisler Anadolu’nun dört bir yanında inşa edildi. Olimpiyat sporcuları artık sistematik bir altyapı ile yetiştiriliyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın projeleriyle amatör sporlara teşvik sağlanıyor. Türk sporcuları, olimpiyatlardan dünya şampiyonalarına kadar pek çok branşta tarihî başarılar elde ediyor. Bugün Türkiye, yalnızca futbol değil; güreşten boksa, halterden voleybola, atletizmden yüzmeye kadar pek çok branşta dünya sahnesinde adından söz ettiriyor. 1928’de Erzurum’dan yükselen olimpiyat talebi, bugün için bir ders niteliğinde. Bir öğretmenin idealizmi, dönemin imkânsızlıklarına rağmen resmi kayıtlara geçmiş ve bize bir miras bırakmıştır. Bu belge, Erzurum Lisesi’nin spor tarihindeki rolünü ve Cumhuriyetin ilk yıllarındaki azmi hatırlatırken; günümüzde spora verilen önemin değerini bir kez daha gözler önüne seriyor.
30 Eylül 2025 Salı - 11:31
Akdeniz Belediyesi Kültür Sanat Evleri kurs başvuruları başladı
Akdeniz Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü, bünyesinde bulunan 10 kültür ve sanat evinde yeni dönem kurs kayıtlarının başladığını duyurdu. Bu yıl içerisinde toplam bin 54 kadın ve çocuğa kurs imkanı sağlayan kültür ve sanat evleri, mahallelerde yoğun ilgi görüyor. Kurslar sayesinde kadınlar meslek öğrenirken, kent merkezinde düzenlenen etkinliklerde açılan stantlarda ürettikleri el emeği ürünleri satışa sunarak aile bütçesine katkı sağlıyor. Akdeniz Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Zeyit Şener, kursların kadınların ve çocukların gelişimi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Kültür ve sanat evlerimiz, kadınların meslek edinmesi ve sosyal hayata katılması, çocukların ise yeteneklerini keşfedip geliştirmesi için çok önemli bir merkez haline geldi. Bizler, her yaştan vatandaşımızın hayatına dokunan hizmetler üretmeye devam edeceğiz. Kadınların el emeği ürünlerini sergileyip ekonomik kazanca dönüştürmesi, çocukların da sanat ve kültürle büyümesi bizim için büyük bir gurur kaynağıdır" dedi. Kültür ve sanat evleri; Huzurkent, Adanalıoğlu, Kazanlı, Karaduvar, Güneş, Bekirde, Yeşilçimen, Çilek, Çay ve Turgutreis mahallelerinde faaliyet gösteriyor. Kadınlara yönelik açılan kurslar; el sanatları, dikiş-nakış, kuaförlük, ahşap boyama, takı tasarımı, seramik, pilates ve kişisel gelişimden oluşurken, çocuklara yönelik kurslar ise resim, drama, İngilizce, müzik, zeka oyunları ve halk oyunları olarak belirlendi. Kurslara katılmak isteyen vatandaşların, mahallelerindeki kültür ve sanat evine şahsen başvuru yapabilecekleri ya da 0324 502 09 72 numaralı telefonu arayarak detaylı bilgi alabilecekleri bildirildi.
30 Eylül 2025 Salı - 10:55
Sanatın iyileştirici gücü Başkent Üniversitesi’nde konuşuldu
Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kışla Yerleşkesi, yeni sanat sezonunun açılışına ev sahipliği yaptı. Disiplinlerarası sanat üretimini öne çıkararak Adana’dan dünyaya evrensel mesaj iletme amacını taşıyan etkinliklerinde sergi, imza günü ve film gösterimi yapıldı. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kışla Yerleşkesi’nde düzenlenen etkinlik programı, küratörlüğünü Pelin Emrahoğlu’nun yaptığı "Benim Güzel Adanam" sergisiyle başladı. Altınoran üyelerinin fotoğraf, resim ve kolaj çalışmalarından oluşan sergi, sanatçıların kendi yorumlarıyla Adana’yı sanatseverlere sundu. Etkinlik kapsamında ayrıca "Dört Bin Yıllık Rüya: Seyhan" kitabının imza günü düzenlendi. "Kerr" filmi Altın Koza Film Festivali kapsamında gösterildi Açılış etkinlikleri, Altın Koza Film Festivali programı kapsamında yer alan Tayfun Pirselimoğlu’nun "Kerr" filmi ile devam etti. Film gösteriminin ardından yönetmen ve film ekibiyle izleyicilerin katıldığı bir söyleşi gerçekleştirildi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kışla Yerleşkesi ev sahipliğinde Sinematek Adana çatısı altında yıllardır süren bu etkinlik, sadece film izleme deneyimi sunmakla kalmayıp, aynı zamanda sinema kültürünü zenginleştiren bir tartışma ortamı oluşturuyor. "Sanatın iyileştirici gücünü kullanmalıyız" Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu Başkanı Yaşar Ateşoğlu, açılışta yaptığı konuşmada sanatın toplumsal önemini şu sözlerle vurguladı: "Bugün dünya kaotik bir ortamdan geçiyor. Böyle bir dönemde sanatın iyileştirici gücünü kullanmak, toplumumuzu daha ileriye, daha aydınlık yarınlara taşımak zorundayız. Biz, ürettiğimiz eserlerle Adana’dan dünyaya bir mesaj göndermek istiyoruz. Çünkü yerelden evrensele bir yaklaşımın doğru olduğuna inanıyoruz. Sanat disiplinleri arasında kurduğumuz bu birliktelik, birlikte üretip paylaşarak çoğalmayı sağlıyor." Ateşoğlu ayrıca Başkent Üniversitesi ile olan iş birliğine de değinerek, "Yıllardır süren bu ortaklık bizler için bir onur kaynağıdır. Üniversitenin ve hastanenin sunduğu destek, sanatın topluma hizmet etmesini sağlayan değerli bir katkıdır" dedi. Etkinlikte konuşan Prof. Dr. Murat Ali Hersekli, sanat etkinliklerinin Adana’nın kültürel hayatındaki önemine değinerek: ‘’Sinematek Adana, 13 yıldır şehrimizin sinema kültürünü geliştirmeye yönelik çok önemli katkılar sunuyor. Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu’nun bu yılki açılış etkinlikleri de bu misyonun güçlü bir devamıdır. ‘Benim Güzel Adanam’ sergisi üyelerimizin kente dair ürettikleri fotoğraflardan oluşuyor ve sergiyle birlikte şehrin kültürel belleğine katkı sunuyoruz. ‘Kerr’ filminin ise izleyiciyi düşündüren, tartışmaya açan yönüyle sezonun anlamlı bir başlangıcı oldu."
30 Eylül 2025 Salı - 10:50
Beyağaç’ın güzellikleri Sandras Dağı Bisiklet, Kültür ve Doğa Şenliğiyle keşfedildi
Denzili’de üçüncüsü düzenlenen Beyağaç Sandras Bisiklet Kültür ve Doğa Şenliği’nde pedallar Beyağaç’ın güzelliklerini keşfetmek için döndü. Beyağaç Belediyesi’nce Beyağaç’ın kültürünü ve doğal güzelliklerini dünyaya duyurmak amacıyla düzenlenen Sandras Bisiklet, Kültür ve Doğa Şenliği renkli görüntülere sahne oldu. Festival kapsamında Topuklu Yaylası, Kartal Gölü, Anıt Orman, Sandras Dağı Zirvesi ve Kayaca Fosil Ormanı gibi doğal güzelliklere düzenlenen bisiklet turlarında katılımcılar keyifli anlar yaşandı. Pedalların her döndüğünde farklı bir güzellik ile karşılaşan katılımcılar Sandras dağının güzelliklerine hayran kaldı. Beyağaç’ın turizm alanı olması ve doğal güzelliklerinin tanıtılması için çalışmalarına aralıksız devam edeceklerini söyleyen Beyağaç Belediye Başkanı Sezayi Pütün, "Bu yıl üçüncüsünü düzenlediğimiz Beyağaç Sandras Bisiklet, Kültür ve Doğa Şenliğimizin dağdaki etaplarını tamamladık. İkinci etabı olan Beyağaç’ın ve Tavas’ın mahallerine olan etabımızı da gerçekleştirdik. Doğayla iç içe, eşsiz güzelliklerimiz eşliğinde pedallar döndü, yüzler güldü. Topuklu Yaylası’ndan Kartal Gölü’ne, Sandras Zirvesi’nden Kayaca Fosil Ormanı’na kadar Beyağaç’ın doğal zenginliklerini hep birlikte keşfettik. Katılım sağlayan tüm bisiklet severlere, emeği geçen çalışma arkadaşlarımıza ve destek veren herkese gönülden teşekkür ediyoruz" dedi.
30 Eylül 2025 Salı - 10:46
Bakan Ersoy: "7 bin yıl öncesinden günümüze uzanan adımlar, Hatay’da keşfedildi"
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Hatay’ın Reyhanlı ilçesi Karahüyük Mahallesi’nde yer alan Tell Kurdu Höyük’te yürütülen kazılarda milattan önce 5200 yılına uzanan tabaklarda 5 insan ayak izinin gün yüzüne çıkarıldığını açıkladı. Bakan Ersoy sosyal medya paylaşımında, höyüğün Ubeyd dönemi ile ilişkili Erken Amik E dönemine (Orta Kalkolitik) tarihlendiğini belirterek, "Anadolu’da 7 bin yıl önce atılan adımlar yeniden gün yüzünde. Hatay, Reyhanlı Karahüyük’teki Tell Kurdu Höyük kazılarında çok ender rastlanan bir keşfe imza attık. MÖ 5200’e, Ubeyd dönemine tarihlenen tabakalarda 5 insan ayak izi tespit edildi. Yağmurla ıslanmış çamurun üzerinde yürüyen insanlara ait bu izler, binlerce yıl öncesinden bize ulaşan eşsiz bir tanıklık sunuyor. Geleceğe Miras Projemiz ile 60 yılda yapılanı 4 yılda başarma kararlılığıyla, geçmişin izlerini geleceğe taşımaya, Türkiye’nin tarihî mirasını korumaya, keşfetmeye ve dünyaya tanıtmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Nadir rastlanan buluntular arasında yer alıyor 21 Ağustos tarihinde 8564 açmasında yapılan çalışmalarda gün ışığına çıkarılan ayak izleri, yoğun yağmura veya suya maruz kalmş çamurlu dolgu tabakasında yürüyen bireylere ait olduğu belirlendi. Anadolu arkeolojisinde nadir rastlanan buluntular arasında kabul edilen bu keşif, dönemin sosyal ve kültürel hayatına dair önemli ipuçları sunuyor.
30 Eylül 2025 Salı - 10:43
Makineyle bir günde üretilirken, alıcılar el işçiliği kilimler için 1 yıl beklemeyi göze alıyor
Sivas’ta geleneksel el dokuma sanatının en güzel örneklerinden biri olan kilim dokumacılığı, Sivas Olgunlaşma Enstitüsü’nün dokuma atölyesinde yeniden hayat buluyor. Kadınların sabırla ve emekle hazırladığı el dokuması kilimler, kültürel mirasın yaşatılmasına katkı sağlıyor. Geleneksel el dokuma sanatının nadide örneklerinden biri olan Sivas kilimi, estetik görünümü ve işlevselliğiyle dikkat çekiyor. Yüzyıllardır kadınların ellerinde hayat bulan kilimler, günümüzde makinelerde kısa sürede üretilebilmesine rağmen el emeğinin değerini bilenler tarafından tercih ediliyor. Sivas Olgunlaşma Enstitüsü’nün dokuma atölyesinde yeniden hayat bulan kilimler, geçmişten günümüze kültürel mirasın aktarılmasını sağlıyor. Her bir motifin ayrı bir anlam taşıdığı ve renklerin ise kültürel zenginliği yansıttığı el dokuması kilimler, sadece bir eşya değil aynı zamanda bir hikâye barındırıyor. Makinelerde üretilen halılar günler içinde satışa sunulurken, el emeğiyle yapılan bir kilimin tamamlanması neredeyse bir yılı buluyor. Bu özel sanatın kıymetini bilenler ise sabırla bekleyerek el işçiliğiyle hazırlanan kilimlere sahip oluyor. "Atalarımızdan kalan eski gelenekleri yaşatıyoruz" Sivas Olgunlaşma Enstitüsü’nde usta öğretici olan Tülay Dönmez, Sivas kiliminin tamamen yün kullanılarak üretildiğini belirterek, "Sivas kilimi, yöresel desenlerden oluşan ve dedelerimizden, nenelerimizden bize kalan dokumalardır. Biz bu desenleri çoğu zaman bozmadan, replika dediğimiz şekilde ana renkleri, ana desenleri ve ebatları ile günümüze taşımayı amaçlıyoruz ve büyük oranda bunu yapıyoruz. Sipariş aldığımızda ise kilimi isteyen kişilerin renk, şekil, ebat ve tasarım gibi taleplerine göre üretim yapıyoruz. Ancak genel anlamda köylere ve ilçelere alan araştırmasına gidiyoruz. Orada yıllar öncesinden kalan dokumaları bulup, desenlerini yeniden çiziyor ve aynı şekilde bozmadan günümüze getiriyoruz. Sivas kilimimizin özelliği tamamen yün olmasıdır. Sivas halısından ayıran özelliklerinden bir tanesi de çözgüsünün yün olmasıdır. Sivas halısında çözgü pamuktur. Kilimde ise yündür. Kilimlerimizde de yine kök boya kullanıyoruz. Kilimler ise atkı yüzlü dokumalardır. Çözgülerin arasında renkli ipler geçirilerek yapılan dokumalardır. Halılara göre üretimi çok daha hızlıdır ve çok daha çabuk biter. Kilimlerimizde yöresel desenler çalışıyoruz, ancak isteğe bağlı olarak özel kilimler de üretiyoruz. Ebat büyüdükçe üretim süresi de değişiyor. Kilimin yapım aşaması da ebadına göre farklılık gösterir. En küçük, yani seccade ebadındaki dokumaların bitmesi bir ayı bulmaktadır. Sivas kilimlerinde kök boya kullanılmakta ve çözgüler tamamen yünden oluşmaktadır" dedi. "Tamamen el işçiliği" Dönmez, bu kilimin kıymetini bilenlerin bir yıl beklediğini söyleyerek" ,Kilimlerimiz tamamen el işçiliği ile üretilir ve yöresel ile tasarım ürünlerini harmanlıyoruz. Bu uygulamayı genellikle kendi üretimimiz olan kilimlerde kullanıyoruz. Sipariş edilen kilimlerde ise alıcının isteğine göre kilimler üretiyoruz. Çok çeşitli çalışıyoruz ve kilimlerde çalışma süremiz daha kısa olduğu için rahatlık sağlıyoruz. Siparişlerimiz hem halı hem de kilim olarak yoğun oluyor .Biz kilimi sadece yaygı amaçlı kullanmıyoruz. Kurumumuzda kilimi takılardan çantalara, yastıklara ve kıyafetlere kadar birçok alanda kullandık. Hayal gücüne kalmış; hayal edin, biz gerçekleştirelim. Kilimlerimiz ilmek ilmek işleniyor. Bu sanatlar unutulmaya başlandı. Normalde artık bunlar günümüzde makinelerde üretiliyor. Bunun kıymetini bilenler ise el işçiliğini bekleyerek, 1 sene boyunca bekleyerek kilimi alıyor. Atalarımızdan kalan eski gelenekleri yaşatıyor ve günümüze taşıyoruz" diye konuştu.
30 Eylül 2025 Salı - 10:31
Edebiyatın ışığı yeniden yanıyor
Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından 8 yıl aradan sonra ‘Anlamak’ temasıyla düzenlenen ’17. Bursa Edebiyat Günleri’, 3-4-5 Ekim 2025 tarihlerinde Bursa’yı edebiyatın ışığında keşfetme imkanı sunacak. Bursa Büyükşehir Belediyesi, tarih ve kültürün harmanlandığı Bursa’da önemli bir etkinliğe daha imza atıyor. Büyükşehir Belediyesi’nin geleneksel hale getirdiği Bursa Edebiyat Günleri’nin 17’ncisi, tam 8 yıl aradan sonra ‘Anlamak’ temasıyla düzenleniyor. 3-4-5 Ekim 2025 tarihlerinde, Tayyare Kültür Merkezi’nde yapılacak Edebiyat Günleri, Bursa’nın kimliğini, geçmişini, bugününü ve geleceğini konuşma imkanı sunacak. Bursa Edebiyat Günleri, 3 Ekim Cuma Günü saat 19.15’te Hanlar Bölgesi Sağrıcı Sungur Mescidi önünde Büyükşehir Oda Orkestrası’nın vereceği açılış konseri ile başlayacak. Yazar Hakan Akdoğan ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in konuşacağı program, Kadire Bozkurt, Tanıl Bora, Mehmet Zaman Saçlıoğlu’nun konuşmacı olduğu ‘Eşikten İçeri Bursa: Sesin Gölgesi, Zamanın İzi’ adlı oturumla devam edecek. Tayyare Kültür Merkezi’nde devam edecek olan Edebiyat Günleri’nin ikinci gününde de birçok önemli yazarın ve fikir insanının katılımıyla, ‘Bellek, Akustik ve Kimlik: Şehrin İç Sesi’, ‘Bursa Metne Bakınca: İz, Katman, Anlatı’, ‘Adımda Zaman, Sokakta Mekan, Yüzde İnsan’, Sokağın Felsefesi: Bursa’da Biz Kime Benzeriz?’, ‘Akış ve Tını: Bursa’da Anlamın Kıyısı’ konulu oturumlar gerçekleştirilecek. Edebiyat Günleri’nin üçüncü gününde ise ’Taşlarda Bellek’, ’Metinler Bursa: Fısıldayan Kentin Haritası’, ’Bursa’da Eşikler: Hapiste Şair, Arafta Derviş, İçerde Yol’, ’Efsanenin Eğirdiği Kent: Bursa’, ’Metnin Cenneti: Arşiv, Hayal, Anlam’ konulu oturumlarda yazarlar fikirlerini Bursalılarla paylaşacak.
30 Eylül 2025 Salı - 10:30
Makineyle bir günde üretilirken, alıcılar el işçiliği kilimler için 1 yıl beklemeyi göze alıyor
Sivas’ta geleneksel el dokuma sanatının en güzel örneklerinden biri olan kilim dokumacılığı, Sivas Olgunlaşma Enstitüsü’nün dokuma atölyesinde yeniden hayat buluyor. Kadınların sabırla ve emekle hazırladığı el dokuması kilimler, kültürel mirasın yaşatılmasına katkı sağlıyor. Geleneksel el dokuma sanatının nadide örneklerinden biri olan Sivas kilimi, estetik görünümü ve işlevselliğiyle dikkat çekiyor. Yüzyıllardır kadınların ellerinde hayat bulan kilimler, günümüzde makinelerde kısa sürede üretilebilmesine rağmen el emeğinin değerini bilenler tarafından tercih ediliyor. Sivas Olgunlaşma Enstitüsü’nün dokuma atölyesinde yeniden hayat bulan kilimler, geçmişten günümüze kültürel mirasın aktarılmasını sağlıyor. Her bir motifin ayrı bir anlam taşıdığı ve renklerin ise kültürel zenginliği yansıttığı el dokuması kilimler, sadece bir eşya değil aynı zamanda bir hikâye barındırıyor. Makinelerde üretilen halılar günler içinde satışa sunulurken, el emeğiyle yapılan bir kilimin tamamlanması neredeyse bir yılı buluyor. Bu özel sanatın kıymetini bilenler ise sabırla bekleyerek el işçiliğiyle hazırlanan kilimlere sahip oluyor. "Atalarımızdan kalan eski gelenekleri yaşatıyoruz." Sivas Olgunlaşma Enstitüsü’nde usta öğretici olan Tülay Dönmez, Sivas kiliminin tamamen yün kullanılarak üretildiğini belirterek, "Sivas kilimi, yöresel desenlerden oluşan ve dedelerimizden, nenelerimizden bize kalan dokumalardır. Biz bu desenleri çoğu zaman bozmadan, replika dediğimiz şekilde ana renkleri, ana desenleri ve ebatları ile günümüze taşımayı amaçlıyoruz ve büyük oranda bunu yapıyoruz. Sipariş aldığımızda ise kilimi isteyen kişilerin renk, şekil, ebat ve tasarım gibi taleplerine göre üretim yapıyoruz. Ancak genel anlamda köylere ve ilçelere alan araştırmasına gidiyoruz. Orada yıllar öncesinden kalan dokumaları bulup, desenlerini yeniden çiziyor ve aynı şekilde bozmadan günümüze getiriyoruz. Sivas kilimimizin özelliği tamamen yün olmasıdır. Sivas halısından ayıran özelliklerinden bir tanesi de çözgüsünün yün olmasıdır. Sivas halısında çözgü pamuktur. Kilimde ise yündür. Kilimlerimizde de yine kök boya kullanıyoruz. Kilimler ise atkı yüzlü dokumalardır. Çözgülerin arasında renkli ipler geçirilerek yapılan dokumalardır. Halılara göre üretimi çok daha hızlıdır ve çok daha çabuk biter. Kilimlerimizde yöresel desenler çalışıyoruz, ancak isteğe bağlı olarak özel kilimler de üretiyoruz. Ebat büyüdükçe üretim süresi de değişiyor. Kilimin yapım aşaması da ebadına göre farklılık gösterir. En küçük, yani seccade ebadındaki dokumaların bitmesi bir ayı bulmaktadır. Sivas kilimlerinde kök boya kullanılmakta ve çözgüler tamamen yünden oluşmaktadır" dedi. "Tamamen el işçiliği " Dönmez, bu kilimin kıymetini bilenlerin bir yıl beklediğini söyleyerek" ,Kilimlerimiz tamamen el işçiliği ile üretilir ve yöresel ile tasarım ürünlerini harmanlıyoruz. Bu uygulamayı genellikle kendi üretimimiz olan kilimlerde kullanıyoruz. Sipariş edilen kilimlerde ise alıcının isteğine göre kilimler üretiyoruz. Çok çeşitli çalışıyoruz ve kilimlerde çalışma süremiz daha kısa olduğu için rahatlık sağlıyoruz. Siparişlerimiz hem halı hem de kilim olarak yoğun oluyor .Biz kilimi sadece yaygı amaçlı kullanmıyoruz. Kurumumuzda kilimi takılardan çantalara, yastıklara ve kıyafetlere kadar birçok alanda kullandık. Hayal gücüne kalmış; hayal edin, biz gerçekleştirelim. Kilimlerimiz ilmek ilmek işleniyor. Bu sanatlar unutulmaya başlandı. Normalde artık bunlar günümüzde makinelerde üretiliyor. Bunun kıymetini bilenler ise el işçiliğini bekleyerek, 1 sene boyunca bekleyerek kilimi alıyor. Atalarımızdan kalan eski gelenekleri yaşatıyor ve günümüze taşıyoruz" diye konuştu. (YÇ-GF-
30 Eylül 2025 Salı - 10:19
Hanımeli Konağı’nda kişisel gelişim kursları başlıyor
Samsun’un İlkadım Belediyesi’nin kadınlara özel sosyal projesi Hanımeli Konağı’nda kişisel gelişim kursları başlıyor. Kadınların mesleki ve sosyal hayatına katkı sağlayacak eğitimler 1 Ekim’de başlayacak. Kadınlara yönelik bilgilendirme seminerleri, toplantılar ve etkinliklere ev sahipliği yapan Hanımeli Konağı’nda şimdi de kişisel gelişim eğitimleri hayata geçiriliyor. Satış Uzmanlığı, Çevre Bilinci ve Sıfır Atık Yönetimi, Ön Muhasebe, Baştan Sona Girişimcilik ve İşaret Dili olmak üzere 5 farklı alanda uzman eğitmenler tarafından eğitimler verilecek. Kurslar aralık ayına kadar sürecek. "Kadınlar için yeni fırsatlar" İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, Hanımeli Konağı’nın kadınlar için önemli bir merkez olduğuna dikkat çekerek, "Göreve geldiğimizde önem verdiğimiz projelerden biri olan Hanımeli Konağı, kadınlarımız için faaliyetlerine başladı. Sağlıktan kültüre, eğitimden beslenmeye kadar birçok alanda destek sağlayacak olan merkezimizde şimdi de kişisel gelişim kurslarımız başlıyor. 2 ay sürecek eğitimlerde kadınlarımız mesleki kariyerlerini güçlendirecek, kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak ve ekonomik özgürlüklerine destek olacak. Hayallerine kavuşmak, aile bütçesine katkı sunmak isteyen tüm kadınlarımızı kurslara davet ediyoruz" dedi. Eğitimlere katılmak isteyen kadınların başvurularını Hanımeli Konağı’na yapabilecekleri belirtildi.
30 Eylül 2025 Salı - 10:18
Keçiören Belediyesi sanata yön veriyor
Keçiören Belediyesi tarafından düzenlenen Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği ve Çocuk Korosu’na 450 kişi başvurdu. Keçiören Belediyesi, 2025-2026 eğitim öğretim yılı için başlattığı konservatuvar çalışmalarıyla kültür ve sanata verdiği önemi bir kez daha gösterdi. Belediye tarafında açılan ‘Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği ve Çocuk Korosu’ programlarına 450 kişi başvurdu. 27-28 Eylül tarihlerinde, alanında uzman eğitmenler tarafından gerçekleştirilen ön değerlendirmeler sonucunda 230 kişi korolarda yer almaya hak kazandı. Uzman eğitmenlerin görev alacağı koroların çalışmaları, ekim ayının 2’nci haftasında Yunus Emre Kültür Merkezi’nde başlayacak. "Kursiyerlerimizi en iyi şekilde yetiştireceğiz" Müziğe gösterilen bu yoğun ilgiden memnuniyet duyduklarını belirten Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, "Konservatuvarımız, yetenekli hemşehrilerimize kendilerini geliştirme ve sahne deneyimi kazanma imkanı sunuyor. Eğitimlerimizle sadece bireysel gelişimi değil, aynı zamanda kültürel birikimi de destekliyoruz. Keçiören Belediyesi olarak sanatın birleştirici gücünü toplumun her kesimine ulaştırmayı hedefliyoruz. Bu nedenle her yaştan vatandaşımızı sanatla buluşturmaya devam edeceğiz. Düzenleyeceğimiz konserlerde ise bu emeğin meyvelerini inşallah hep birlikte izleyeceğiz" dedi. Çalışmalar ekim ayında başlayacak Koroların çalışmaları, ekim ayının 2’nci haftasında Yunus Emre Kültür Merkezi’nde başlayacak. Katılımcılar, nefes tekniklerinden ritim çalışmalarına, işitme egzersizlerinden sahne performansına kadar kapsamlı bir eğitim sürecinden geçecek. Uzman eğitmenler görev alacak Eğitimler, Araştırmacı-Yazar ve TRT Sanatçısı Kubilay Dökmetaş’ın koordinasyonunda, Şefler İlkim Eylül İlk, Canan Kara ve Figen Genç’in rehberliğinde yürütülecek. Dönem sonunda kursiyerler, solo ve koro performanslarıyla sahneye çıkarak edindikleri bilgileri halk konserlerinde sergileme fırsatı bulacak.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder