KÜLTÜR SANAT
İlmiye Bergman Belgeseli ilk kez Talas’ta 25 Mart 2026 Çarşamba - 10:36:57 Kayseri’nin hafızasında iz bırakan öncü isimlerden ilk kadın dağcı İlmiye Bergman, hayatını anlatan özel bir belgeselle yeniden gün yüzüne çıkıyor. Talas Tanıtım Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin yapımı ve Talas Belediyesinin ev sahipliğiyle gerçekleştirilecek ‘Kayseri’den İlk Türk Kadın Dağcı’ belgeselinin ilk gösterimi, kültür ve tarih meraklılarını anlamlı bir programda buluşturacak. Kadının azmi, Erciyes’in zirvesinde hayat buldu Erciyes Dağı’nın zirvesine çıkarak tarihe geçen İlmiye Bergman’ın ilham veren yaşam öyküsü, yalnızca bir dağcılık hikâyesi değil; aynı zamanda azmin, cesaretin ve öncülüğün sembolü olarak izleyiciyle buluşacak. Belgesel, Kayseri’nin yetiştirdiği bu güçlü kadın figürün bilinmeyen yönlerini de gözler önüne serecek. Başkan Yalçın’dan davet: "Bu hikâye hepimizin" Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, böylesi kıymetli bir değerin gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekerek bütün vatandaşları programa davet etti. Başkan Yalçın, "Şehrimizin hafızasında yer edinmiş bu özel ismi tanımak ve tanıtmak, kültürel sorumluluğumuzdur. Bütün hemşehrilerimizi bu anlamlı buluşmaya bekliyoruz" mesajını verdi. Programın paydaşlarından Talas Tanıtım Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Necla Çelebi Erkara da İlmiye Bergman’ın kadının gücünü yansıtan önemli bir simge isim olduğuna dikkat çekerek, hayat hikâyesinin özellikle gençlere ilham vereceğini vurguladı. İlk gösterim 27 Mart’ta Belgeselin ilk gösterimi, 27 Mart 2026 Cuma günü saat 14.00’te Talas Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirilecek. Programın, Kayseri’nin kültürel mirasına ışık tutan önemli bir buluşma olması bekleniyor. Talas Belediyesi, bu tür etkinliklerle geçmişin izlerini geleceğe taşıyarak, şehir kimliğini güçlendirmeye devam ediyor.
25 Mart 2026 Çarşamba - 10:03 Eczacılık ve sağlığın sembolü sayılan 791 yıllık kadehe sarılı yılan heykeli bu müzede sergileniyor Selçuklu dönemine ait darüşşifa geleneğini yansıtan, eczacılık ve sağlığın sembolü olarak bilinen "kadehe sarılı yılan" Çankırı Müzesinde sergileniyor. Selçuklu döneminde darüşşifa geleneğini yansıtan, tıp ve eczacılığın sembolü olarak kabul edilen "kadehe sarılı yılan" heykeli, Çankırı Müzesi’nde sergileniyor. Taş Mescit’ten (Cemaleddin Ferruh Darüşşifası) çıkartılan eser, sağlık ve tıp tarihi açısından önemli buluntular arasında bulunuyor. 1235 yılında yapılan darüşşifada işlenilen heykelde bulunan yılan şifa ve yenilenmeyi, kadeh ise ilacın ya da şifalı suyun sunumunu temsil ediyor. Orijinal haliyle sergilenen heykel, müzede en çok ziyaret edilen objeler arasında yer alıyor. "Bu yılan eczacılığın temelini oluşturmaktadır" Heykelin orijinal halinin Çankırı Müzesinde sergilendiğini söyleyen İl Kültür ve Turizm Müdürü Muharrem Ovacıklı, "Çankırı Müzesi, Etnografya bölümünde eczacılığın sembolü kadehe sarılı yılan bulunmaktadır. Bu yılan eczacılığın temelini oluşturmaktadır. 1235 yılında Selçuklu döneminde yapılan Çankırı Darüşşifasında işlenen heykel, eczacılığın ve sağlığın sembolüdür. Orijinali ise bu müzede sergilenmektedir. Kadehe sarılı yılan eczacılığın sembolü olduğundan dolayı ilimize gelen ziyaretçilerin müzemizde en çok ziyaret ettiği objelerin başında gelmektedir. Gelen yeri ve yabancı turistlerden ise yoğun ilgi görmektedir. Bu heykel sayesinde tıp dünyasından birçok ziyaretçimizi müzemizde ağırlama imkanı bulmaktayız" dedi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 09:43 Gebze’de 5 asırlık tarihi hamam restorasyonla ayağa kaldırılıyor Kocaeli’nin Gebze ilçesinde Osmanlı mimarisinin örneklerinden olan 500 yıllık Tarihi Çarşı Hamamı’nda yürütülen restorasyon çalışmalarıyla yapının özgün dokusu korunurken, taşıyıcı sistemler güçlendirilerek eser gelecek kuşaklara aktarılıyor. Gebze Belediyesi tarafından Osmanlı döneminden günümüze ulaşan 500 yıllık Tarihi Çarşı Hamamı’nda başlatılan restorasyon çalışmaları devam ediyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden devralınan ve klasik "çifte hamam" plan şemasına sahip olan yapıda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyen Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, teknik ekipten bilgi aldı. Restorasyon kapsamında ekipler, tarihi yapının aslına uygun korunması için yoğun mesai harcıyor. Yapıya zamanla eklenen ve özgün mimari dokuya zarar veren niteliksiz unsurlar kaldırılırken, yapının taşıyıcı sistemleri güçlendiriliyor. Kubbeler, kemerler ve duvarlardaki onarımlarda, yapının tarihi kimliğini korumak amacıyla özgün malzemeye sadık kalınarak müdahale ediliyor. Kadın ve erkek bölümlerinin simetrik kurgusunu yansıtan; soğukluk, ılıklık, sıcaklık ve külhan kısımlarından oluşan tarihi mekan, restorasyonun ardından işlevsel hale getirilecek. "Gelecek kuşaklara doğru bir miras bırakacağız" İnceleme sırasında açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, tarihi yapıların korunmasının önemine işaret ederek, şunları kaydetti: "Bir milletin geçmişi yoksa geleceği de yoktur. Milletler; tarihiyle, kültürüyle, örfüyle ve gelenekleriyle birlikte yaşar. Çarşı Hamamı’nı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden devralarak restorasyon çalışmalarını başlattık. 500 yılı aşkın süredir ayakta olan bu kıymetli eser, yeni bir anlayış ve yeni bir fonksiyonla yeniden Gebze halkının hizmetine sunulacak. Geçmişi yaşatmak, geleceğe ışık tutmak ve gelecek kuşaklara doğru bir miras bırakmak için bu tarihi yapıyı ayağa kaldırıyoruz. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun." Restorasyonun tamamlanmasının ardından Tarihi Çarşı Hamamı’nın, ilçenin kültürel ve sosyal etkinliklerine ev sahipliği yapacak kültür merkezi olarak hizmet vermesi planlanıyor.
25 Mart 2026 Çarşamba - 09:21 Hisarcık’ta kültür varlığı statüsündeki binalar risk oluşturuyor Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde, Kütahya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu uzmanlarınca tescil edilen kültür varlığı niteliği taşıyan bazı binaların, yayalar ve araç trafiği açısından ciddi can ve mal güvenliği riski oluşturduğu iddia edildi. İlçede 40-50 yıllık bazı evlerin de kültür varlığı statüsüne alındığı öne sürüldü. Halen korunması gerekli kültür varlığı niteliği taşıyan 72 binanın bulunduğu ilçede, bina sahipleri hiçbir tarihi kriter taşımadığını savundukları yapıların da kurul tarafından tescillendiğini belirtiyor. Kültür varlığı statüsündeki evinin 1969 yılında yapıldığını söyleyen Mehmet Ali Uludoğan, "Hiçbir tarihi özelliği bulunmayan taş ve kerpiçten yapılma binamız, 2015 yılında Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından kültür varlığı olarak tescillendi. O dönemde yaptığımız itiraz sonucu tescil kaldırıldı. Ancak iki yıl sonra yeniden değerlendirilerek tekrar tescil edildi. Tescili kaldırılan bazı kişiler binalarını yıktı ve tekrar tescil edilmedi. Biz ise ileride değerlendirmek için yıkmamıştık, bu nedenle yeniden tescile maruz kaldık. Bölge İdare Mahkemesine itiraz ettik fakat sonuç alamadık. Şu an bu binalar ilçemizin kanayan yarası. 40-50 yıllık, çatlaklarla dolu ve her an yıkılabilecek durumdalar. Bu şekilde kalmaları bizim için ekonomik kayıp. Yetkililerden tescile değer olmayan binaların yeniden incelenmesini istiyoruz" dedi. İlçedeki bina sahipleri, özellikle kullanılmayan ve atıl durumda olan yapıların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, sanatsal veya tarihi değeri bulunmayan binaların kontrollü şekilde yıkılması, mimari özelliği bulunan yapıların ise restore edilerek korunması gerektiğini ifade etti. Vatandaşlar, bakımsızlık ve iklim şartları nedeniyle kendiliğinden yıkılma riski bulunan bu yapıların, ileride olabilecek bir çökme durumunda can kaybına ve araçlarda maddi hasara yol açabileceğini belirterek yetkililerden acil önlem alınmasını istedi. İlçede halen korunması gerekli kültür varlığı statüsünde 72 eski bina bulunduğu bildirildi.
Niğde Belediyesi’nin dizilerdeki yüzü Niğde’nin adını ulusalda duyuruyor
12 Aralık 2025 Cuma - 11:45 Niğde Belediyesi’nin dizilerdeki yüzü Niğde’nin adını ulusalda duyuruyor Niğde Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü Şehir Tiyatrosu’nun Yönetmeni Ertuğrul Aslan; hem sahnedeki başarıları hem de ulusal televizyon ekranlarında canlandırdığı karakterler ile Niğde’nin adını ülke genelinde duyurmaya devam ediyor. Oyunculuk performansı, disiplinli çalışması ve güçlü sahne duruşuyla dikkat çeken Aslan; hem ekip arkadaşlarına ilham kaynağı oluyor hem de bu meslekte ilerlemek isteyen gençlere yol gösteriyor. Ertuğrul Aslan, son yıllarda yer aldığı yapımlarla izleyicinin hafızasında güçlü bir yer edindi. Ünlü yapımlardan Gönül Dağı dizisinde ’Taci’, Kara Tahta dizisinde ’Musti’, Ateş Kuşları dizisinde ’Halil’, Kara Ağaç dizisinde ’Kamil’, Arka Sokaklar dizisinde ’Asım’, Veliaht dizisinde ’Mevlüt Kaptan’ karakterlerini başarıyla canlandıran Aslan, sinema alanında da ’Bergen’ filminde canlandırdığı ’Ciğerci Ökkeş’ rolüyle de dikkat çekmişti. Ayrıca festival filmi Dumandan Sonrada ’Kazım’ karakteriyle yer alırken, Mor Işıklar dizisinde ’Mürsel’ rolüyle de yakında ekranlarda olacak. Şimdilerde ise Eşref Rüya dizisindeki yeni rolü 10 Aralık Çarşamba günü izleyicilerle buluştu. 300 aktif öğrenci eğitim alıyor Aslan; Niğde Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü Şehir Tiyatrosu bünyesindeki birçok oyuncunun ulusal çaptaki yapımlarda rol almasına imkan sağlayarak şehrin kültürel hayatına yeni kapılar açtı. Şehir Tiyatrosu öğrencilerinden Yasin Hacıbekiroğlu Uzak Şehir ve Bereketli Topraklar dizilerinde, Dilara Altınoluk Siyah Kalp dizisi, Mert Can Özbek Kara Ağaç dizisi ve Dumandan Sonra filminde, Barış Sabırlar Kara Ağaç dizisinde, Emre Sakarya Kara Ağaç dizisinde, Serap Erelli Kara Ağaç dizisinde, Emin Aytekin Siyah Bere dizisinde yer aldı. Bugüne kadar 150 yetişkin ve 150 çocuk olmak üzere toplam 300 öğrencinin tiyatro yolculuğunun desteklendiği söyleyen Aslan; bu imkanların sağlanmasında Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir’in önemli bir payı olduğunu belirtirken, başkanın konuyla ilgili öncülüğü ve hayata geçmesindeki rolü ve destekleri sayesinde yalnızca oyuncuların değil, ailelerin ve gençlerin de hayatlarına dokunulduğunu ifade etti. Yılda on beş bin seyirciye ulaşıldı Dört yıldır aktif şekilde çalışmalarını sürdüren Niğde Belediyesi Şehir Tiyatrosu, geçen yıl gerçekleştirdiği 30 gösteriyle 15 bin seyirciye ulaşarak şehrin kültür sanat hayatında önemli bir eşiği geride bıraktı. Geleneksel ve klasik tiyatro oyunlarının yanı sıra Niğde’nin tarihi ve kültürel değerlerinden olan Hüdavend Hatun gibi önemli şahsiyetleri sahneye taşıyarak kentin kimliğine katkı sağlayan oyunlara da imza attılar. Sanatı bir köprü olarak gören Ertuğrul Aslan hem oyunculuk kariyeri hem de şehir tiyatrosu yöneticiliğiyle Niğde’nin adını Türkiye çapında gururla temsil etmeyi sürdürüyor.
Mevlana’nın 752. Vuslat yıl dönümünde Türk Kültüründe Şehadet ve Vuslat ele alındı
12 Aralık 2025 Cuma - 11:30 Mevlana’nın 752. Vuslat yıl dönümünde Türk Kültüründe Şehadet ve Vuslat ele alındı Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinde (BEUN), Hz. Mevlana’nın 752. Vuslat yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen "Türk Kültüründe Şehadet ve Vuslat" başlıklı konferansla Türk kültüründe şehadet anlayışı ve vuslat düşüncesi farklı yönleriyle ele alındı. Sezai Karakoç Kültür Merkezinde gerçekleştirilen programa; BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer ve eşi Seran Özölçer, Genel Sekreter Prof. Dr. Zehra Safi Öz, senato üyeleri, akademik ve idari personel, Zonguldak Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Gençlik Hizmetleri Müdürü Erhan Yavaş ile öğrenciler katıldı. "Mevlana’nın Sözleri Asırlardır Gönüllerimize Yol Gösteriyor" Program, aziz şehitlerin anısına yapılan saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye geldi. Rektör Özölçer konuşmasında, iki üniversite öğrencisinin vefat ettiğini hatırlatarak üzüntülerini şu sözlerle dile getirdi: "Değerli öğrencimiz Arif Aykanat ile dün akşam ani bir şekilde aramızdan ayrılan kıymetli öğrencimiz İrem Gül Karakuş’un vefatı bizleri derinden üzmüştür. Huzurlarınızda iki evladımızı rahmetle anıyorum. Rabbim mekânlarını cennet eylesin; ailelerine, yakınlarına ve Üniversitemiz camiasına sabrıcemil ihsan eylesin." Konuşmasının devamında Hz. Mevlana’nın hikmet yüklü sözlerinden örnekler veren Rektör Özölçer, Mevlana’nın sevgi, hoşgörü ve teslimiyet merkezli tasavvuf anlayışının asırlardır yol gösterici olduğuna dikkat çekti: "Allah’a ulaşacak birçok yol var; ben aşkı seçtim." diyen Hz. Mevlana’nın aşk ateşi, aradan yedi buçuk asır geçmesine rağmen hâlâ gönüllerimizi ısıtıyor. Dünya telaşıyla çoraklaşan gönüller, Mesnevî’den süzülen hikmet damlalarıyla diriliyor. Onun ‘Bizim dergâhımız umutsuzluk dergâhı değildir’ sözü, umudun ve irfanın en güçlü ifadesidir." Rektör Özölçer; Mevlana’nın imtihan, sabır ve tevekkül anlayışını anlatan sözlerine de dikkat çekerek konuşmasının sonunda, konferansa katkı sunan Dr. Sait Başer’e, programa katılan tüm misafirlere ve öğrencilere teşekkür etti. Açılış konuşmasının ardından konferansın konuşmacısı yazar Dr. Sait Başer kürsüye çıktı. Türk kültürü üzerine derinlikli bir perspektif sunan Başer, Mevlana’dan Dede Korkut’a uzanan köklü geleneğin bugün dahi yol göstericiliğini sürdürdüğünü ifade etti. Başer; "Tanrı kelimesinin çoğulu olmaz, kültürümüz buna müsaade etmez. Kültür; bir milletin yüzyıllar boyunca yoğurduğu tecrübenin adıdır. Türk kültürü köleliği tanımaz; adalet duygusuyla var olmuş bir medeniyetin ürünüdür." sözleriyle kültür kavramının Türk-İslam düşüncesindeki yerine vurgu yaptı. Adaletin yalnızca hukuk değil, hayatın tamamını kuşatan bir denge ölçüsü olduğunu belirten Başer, Türkçenin köklü yapısının bu kavramla doğrudan ilişkili olduğunu ifade etti. Başer, konuşmasının sonunda Hz. Mevlana’nın özlü sözlerinden örnekler vererek vuslatının 752. yıl dönümü münasebetiyle Mevlana’yı rahmetle anıp sözlerini sonlandırdı. Program, Dr. Sait Başer’e teşekkür belgesinin takdim edilmesi ve toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Atık kumaşlar kadınların emeğiyle yılbaşı maskotlarına dönüştü
12 Aralık 2025 Cuma - 11:11 Atık kumaşlar kadınların emeğiyle yılbaşı maskotlarına dönüştü Antalya Büyükşehir Belediyesi Çevre Eğitim ve İnovasyon Merkezi, yılbaşı öncesinde renkli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Merkezde düzenlenen atölyede, kullanılmayan kumaş parçaları kadınların elinde yılbaşı maskotlarına dönüştü. Sıfır atık yaklaşımını temel alan etkinlik hem eğlenceli hem de öğretici içeriğiyle dikkat çekti. Küçük bir kumaş parçasının çöpe gitmek yerine el yapımı bir yeni yıl süsüne dönüşmesi, katılımcılara hem çevre bilinci hem de üretmenin mutluluğunu yaşattı. Atölyeye katılan kadınlar, kumaş artıklarını değerlendirme tekniklerinden temel dikiş yöntemlerine kadar pek çok bilgiyi uygulamalı olarak öğrenme fırsatı buldu. Eğitmenler, farklı dokulardaki kumaşların nasıl şekillendirilebileceğini, bir maskotun tasarım sürecinin hangi aşamalardan geçtiğini adım adım anlattı. Katılımcılar, kendi yılbaşı maskotlarını tasarlayarak kişisel dokunuşlarını ekledi. Kimi küçük bir kardan adam yaptı, kimi minik bir palyaço, kimi de tamamen kendi hayal gücünden çıkan yeni yıl figürleri tasarladı. Yılbaşı öncesinde düzenlenen atölye sıcak ve neşeli bir atmosferde gerçekleşti. "Atmayalım, dönüştürelim" Çevre Eğitim ve İnovasyon Merkezi’nde gönüllü olarak "Atık Kumaş Parçalarından Yılbaşı Maskotu Atölyesi’nde" gönüllü eğitmen olan Meltem Ertekin "Atmayalım, Dönüştürelim. İşe Yarasın" mottosu ile yola çıktıklarını belirtti. Ertekin: "Evimizde kullanılmayan atıl kumaşlardan ve kullanılmayan malzemelerden yılbaşına uygun materyaller üretmek için geldik. Kullanılmayan kumaşları bir araya getirerek, küçük objeler yapıyoruz. Benim bildiğimi herkes bilsin istiyorum. Hanımların ilgisinden de çok mutluyuz" ifadelerini kullandı. Kadınlardan yoğun ilgi Atölyeye katılım sağlayan Banu Kapıkıran "Bu etkinliği Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal medya hesabından görerek katıldım. Bu belediyenin katıldığım ikinci etkinliği. İyi ki de yapmışlar. İlk önce belediyeye, sonra da kendime buraya geldiğim için teşekkür ediyorum. Atıklardan yeni yıl için süsleme yapacağız" dedi. Bir diğer katılımcı Ayşen Gümüş ise "Etkinlik çok keyifli geçiyor. Gerçekten çok güzel ve çok eğlenceli. Yeni teknikler öğreniyoruz. Bende yılbaşına özel olarak yoyo bebek yapıyorum. Bittikten sonra kızıma hediye edeceğim. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diyerek memnuniyetini dile getirdi.
Ordu’nun kültürü ve lezzetleri Keçiören’de halkla buluştu
12 Aralık 2025 Cuma - 11:09 Ordu’nun kültürü ve lezzetleri Keçiören’de halkla buluştu Keçiören Belediyesi’nin ev sahipliğinde Anadolu Ordulular Federasyonu tarafından düzenlenen ‘Ordu Tanıtım Günleri Yöresel Ürünler Kültür ve Sanat Festivali’ başladı. 14 Aralık’a kadar devam edecek olan festivalde Ordu’nun kültürel değerleri ve yöresel lezzetleri, Ankaralılarla buluşturulacak. Renkli ve eğlenceli görüntülere sahne olan açılış törenine; Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak, Ordu Valisi Muammer Erol, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Hilmi Güler, İYİ Parti Adana Milletvekili ve Türk Dünyası ve Yurt Dışı Teşkilatlanma Başkanı Ayyüce Türkeş Taş, Keçiören Belediye Başkanvekili Tolga Turgut, Keçiören Belediye Başkan Yardımcıları Atila Zorlu ve Av. Serkan Bedirhanoğlu, CHP Keçiören İlçe Başkanı Görkem Cevahir Yıldırım, Anadolu Ordulular Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Duman, Kars Ardahan Iğdır Dernekler Federasyon Başkanı Erdoğan Yıldırım, çok sayıda milletvekili, Ordu’nun ilçe belediye başkanları, meclis üyeleri ve vatandaş katıldı. "Gurbetteki Ordululara Ordu’yu da hatırlatmak ve unutturmamak gerekiyor" Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak, yaptığı konuşmada, "Gurbetteki Ordululara Ordu’yu hatırlatmak ve unutturmamak gerekiyor. Ben burada stant açmış olanlara, belediyelerimize hayırlı kazançlar diliyor ve bu çabalarının devamını temenni ediyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. "Ordulu hemşehrilerimizle aile oluyoruz" Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’ı temsilen katılımcılara hitap eden Keçiören Belediye Başkanvekili Tolga Turgut, şu mesajları paylaştı: "Bugün burada Ordulularla Keçiörenli hemşerilerimizin bir araya gelmesine vesile olan Keçiören Belediye Başkanımız Dr. Mesut Özarslan’a çok teşekkür ediyoruz. Ordu günlerinin yapılması için gerekli emeğin, çabanın ve mücadelenin verilmesinde pay sahibi olan herkese ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. Bizler Keçiören’de çok sayıda Ordulu hemşehrimizi ağırlıyoruz, onlarla kapı komşuluğu yapıyoruz, dostluk yapıyoruz, aile oluyoruz. Ben Erzurumlu bir hemşehriniz olarak burada bulunmaktan dolayı çok mutluyum. Hem Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş adına hem de Keçiören Belediye Başkanımız Dr. Mesut Özarslan adına sizlere saygılar, sevgiler sunuyorum." "Ordu bizim için çok önemli bir şehir" İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş ise Ordu’nun öneminden bahsettiği konuşmasında, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun selamını ileterek şunları söyledi: "Ordu bizim için çok önemli bir şehir. Çünkü biz Ordu’nun yiğit evladı, Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu’na sahibiz. Bugün buraya Sayın Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu’nun size en kalbi selamlarını iletmek üzere geldik. Ankara’nın Keçiören sentimde Keçiören Belediye Başkanımızın ve Anadolu Ordular Derneği’nin önderliğinde düzenlenen bu kıymetli organizasyonda emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz." Keçiören’de Ordu rüzgârı esti Protokol üyelerinin yaptıkları konuşmaların ardından yöresel halk oyunlarının sahnelendiği alanda renkli görüntüler oluştu. Gösterilerin ardından stantları gezen protokol üyeleri, Ordu kültürüne yakından şahit oldu. Vatandaşların da ziyaretine açılan etkinlik alanında Ordu’nun yöresel lezzetleri, el sanatları ve tanıtım stantları büyük ilgi gördü. ‘Ordu Tanıtım Günleri Yöresel Ürünler Kültür ve Sanat Festivali’ 14 Aralık’a kadar Keçiören Fatih Stadı’nda devam edecek.
‘Hüseyin Nihal Atsız’a Vefa’ temasıyla düzenlenen şiir yarışmasının ödül töreni yapıldı
12 Aralık 2025 Cuma - 10:34 ‘Hüseyin Nihal Atsız’a Vefa’ temasıyla düzenlenen şiir yarışmasının ödül töreni yapıldı ‘Doğumunun 120’nci, vefatının ise 50’nci yılında Hüseyin Nihal Atsız’a Vefa’ temasıyla düzenlenen ‘Milli Ruh, Milli Kimlik ve Kahramanlık’ şiir yarışması ödül töreni gerçekleştirildi. Türk Eğitim Sen Genel Merkezi’nin, Türk fikir dünyasına, edebiyatına ve tarihine derin izler bırakan Hüseyin Nihal Atsız’ı anmak ve aziz hatırasını yaşamak amacıyla ‘Doğumunun 120’nci, vefatının ise 50’nci yılında Hüseyin Nihal Atsız’a Vefa’ temasıyla düzenlediği ‘Milli Ruh, Milli Kimlik ve Kahramanlık’ şiir yarışmasının ödül töreni gerçekleştirildi. Törene, Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan ve eşi Havva Geylan, Türkiye Kamu Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Ülkü Ocakları Genel Sekreteri İlhan Durak, TÜRKAV Genel Başkanı Ebubekir Korkmaz, Türk Mühendisler Derneği Genel Başkanı Yaşar Yekebağcı, Türk Orman Sen Genel Başkanı Ahmet Demirci, Türk Yerel Hizmet Sen Genel Başkanı Tuncay Erden, Türk İmar Sen Genel Başkanı Zafer Çelik, Türk Enerji Sen Genel Başkanı Şuayip Deniz Demir, Türk Eğitim Sen Genel Başkan Yardımcıları, Türk Eğitim Sen Merkez Kadın Komisyonu, Türk Eğitim Sen Ankara Şubeleri ve çok sayıda davetli katıldı. Yarışma, Türk Dünyası’nın güçlü isimlerinden Nihal Atsız’ın fikirlerini ve eserlerini genç nesillere tanıtmayı amaçlarken, aynı zamanda Türk milletinin kahramanlık mirasına, kültürel zenginliklerine ve millî ruhuna şiir aracılığıyla taze bir nefes kattı. Ödül töreni, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Kur’an-ı Kerim Tilaveti’nin ardından da Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. "Milletler yalnızca zaferler kazanarak değil; dilini koruyarak, kimliğini yaşatarak değerlerini diri tutar " Genel Başkan Geylan, ödül töreninin açılış konuşmasına şair yazar Hüseyin Nihal Atsız’ı şükranla anarak başladı. Geylan şunları söyledi: "Bugün burada, Türk fikir dünyasına, edebiyatına ve tarihine derin izler bırakmış büyük mütefekkir Hüseyin Nihal Atsız’ın; ‘Vaktiyle bir Atsız varmış derlerse ne hoş, Anılmakla hangi bir ruh olmaz ki sarhoş?’ Diyerek gönderdiği selamı almak, onu rahmet ve vefayla anmak; onun aziz hatırasını yaşatmak için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu buluşma; yalnızca bir anma programı değildir; millet olmanın temel mayası olan millî ruhu, millî kimliği ve kahramanlık şuurunu yeniden hatırlama vesilesidir. Türk milletinin tarih sahnesindeki yürüyüşü, yalnızca ‘destan yapanların’ yürüyüşü değildir; aynı zamanda destanı kelimeye dönüştürenlerin, hatırayı hafızaya, hafızayı şuura çevirenlerin de yürüyüşüdür. Tarih yapan kadar tarihi yazan; kılıç kullanan kadar kalem taşıyan; sınır çizen kadar sınırı anlamlandıran münevverler vardır. Çünkü milletler yalnızca zaferler kazanarak değil; dilini koruyarak, kimliğini yaşatarak, değerlerini diri tutarak büyür. Bu yüzden edebiyat, fikir, tarih ve kültür dünyamızın büyük isimleri, zamanın karanlığında ışığı yakan birer nöbetçilerdir" dedi. "Türk milleti haysiyetini ve istikbal tasavvurunu korumak için mücadele etmiş büyük bir millettir" Türk milletinin, tarih boyunca yalnızca sınırlarını değil; inancını, dilini, haysiyetini ve istikbal tasavvurunu da korumak için mücadele etmiş büyük bir millet olduğunu kaydeden Geylan, "İşte Hüseyin Nihal Atsız da bu nöbetin önemli isimlerindendir. O; tarih araştırmacısı, öğretmen, akademisyen, şair-yazar ve milletine karşı mesuliyet duyan büyük bir mütefekkirdir. O, Ziya Gökalp ve arkadaşlarının yaktığı meşaleyi kimi zaman sisin içinde, kimi zaman fırtınanın karşısında taşımış ama her daim istikametini muhafaza etmiştir. Türk milleti, tarih boyunca yalnızca sınırlarını değil; inancını, dilini, haysiyetini ve istikbal tasavvurunu da korumak için mücadele etmiş büyük bir millettir. Bu mücadele, kimi zaman ordunun ön saflarında, kimi zaman kürsüde, kimi zaman kalemin ucunda, kimi zaman da bir ülkünün etrafında kenetlenen yüreklerde sürmüştür. Bu mücadelede, her çağın kendi öncüleri var olmuştur. Bilge Kağan’dan Sultan Alparslan’a, çağ açıp çağ kapatan Fatih’ten küllerinden yeni bir devlet kuran Atatürk’e uzanan bu yürüyüş; Türk devlet aklının ve Türk idealinin ufkunu temsil eder" diye konuştu. "Eğitimin yalnızca bilgi aktarmak değil; aynı zamanda karakter inşa etmek, değer yaşatmak ve mensubiyet duygusunu güçlendirmek olduğuna inanıyoruz" Türk milletinin büyük yürüyüşlerinin sadece meydanlarda değil mısralarda da sürdüğünü kaydeden Geylan, "Geçmişte ve yakın tarihimizde ise Atsız gibi isimler, farklı şartlarda ama aynı hedef doğrultusunda, inandığı fikirleri savunmayı milli bir sorumluluk bilmiştir. Atsız’ın yürüyüşü; Türkçülük ve Turancılık davasını bir slogan kolaylığına teslim etmeyen, ödediği bedeliyle birlikte yaşayan bir fikrî seferberliktir. O, kalemini rüzgâra göre eğip bükmeyen; itirazın, yalnızlığın, hatta zaman zaman hedef gösterilmenin karşısında dahi duruşunu koruyan bir iradenin adıdır. Türk Eğitim-Sen olarak, eğitimin yalnızca bilgi aktarmak değil; aynı zamanda karakter inşa etmek, değer yaşatmak ve mensubiyet duygusunu güçlendirmek olduğuna inanıyoruz. Tam da bu anlayışla, ‘Doğumunun 120’nci, Vefatının 50’nci Yılında Hüseyin Nihal Atsız’a Vefa" temasıyla düzenlediğimiz ‘Millî Ruh, Millî Kimlik ve Kahramanlık’ Şiir Yarışması; Türk milletinin en asli unsurlarından olan kahramanlık, milliyetçilik, devletçilik gibi hasletleri yüceltmeyi; şiirin diliyle tarihe not düşmeyi ve bunu geleceğe emanet etmeyi hedeflemektedir. Çünkü milletlerin büyük yürüyüşleri yalnızca meydanlarda değil, mısralarda da sürer: Bazen bir mısra bir nesli ayağa kaldırır; bazen bir hissediş bir millete yön verir; bazen bir şiir bir çağrıyı tarihin vicdanına kazır" şeklinde konuştu. "Bedel ödemek, doğru yoldan döndürmez; aksine doğruyu daha gür sesle söyleme cesareti verir" Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen çatısı olarak emeğin onurunu ve kamu çalışanının hakkını savunmaktan her zaman vazgeçmeyeceklerinin altını çizen Geylan, "Atsız’ı anlamak, sadece bir kişiyi hatırlamak değildir; öğretmenliğiyle, akademisyenliğiyle, şairliğiyle ve mütefekkir duruşuyla bedel ödemeyi göze alan bir fikrî ahlâkı da hatırlamaktır. Sendikal mücadelemizle fikrî mücadelenin aynı çizgide yürüdüğünü söylerken, aslında Hüseyin Nihal Atsız’ın şahsında, bugün de sendikal tercihi, fikrî duruşu, millet ve devlet hassasiyeti sebebiyle ekmeğiyle, işiyle, çalışma ortamıyla, ücretiyle tehdit edilen; baskıya, dışlanmaya ve gadre uğrayan kamu çalışanlarımızın hâlini görüyoruz. Atsız’ın Türkçülük ve Turancılık davasıyla başlayan yürüyüşünün tabutlukta işkenceye varan ağır süreçlerle sınandığı; fakat bütün mağduriyetlere rağmen yılmadan direndiği ve sonunda hakikatin yanında duruşuyla zaferi kazanarak bize 3 Mayıs Milliyetçiler Günü gibi nesilden nesile taşınan bir şuur mirası bıraktığı gerçeği, bizim için sadece bir hatıra değil; aynı zamanda bir moral ve motivasyon kaynağıdır. Çünkü o mücadele bize şunu öğretiyor: Bedel ödemek, doğru yoldan döndürmez; aksine doğruyu daha gür sesle söyleme cesareti verir. Bu inançla bizler de Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen çatısı altında, hangi şartla karşılaşırsak karşılaşalım, emeğin onurunu ve kamu çalışanının hakkını savunmaktan vazgeçmeyecek; birliğimizi büyüterek, teşkilatımızı güçlendirerek, haklı mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Türk Eğitim-Sen bir yıldız gibi parlıyor" Türkiye Kamu Sen Genel Başkanı Önder Kahveci ise şunları kaydetti: "Türk Eğitim-Sen, yalnızca eğitim çalışanlarımızın ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumakla kalmıyor. Ülkemizin bilimsel ve entelektüel kapasitesinin artırılması, milli değerlerimizin yaşatılması ve geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuk ve gençlerimizin, şanlı tarihimizin ve kahramanlarımızın ışığında yetişerek devletine ve milletine bağlı bireyler olması yolunda son derece önemli çalışmalara da imza atıyor. Bu çerçevede yazar, Türkolog, düşünür, şair ve her şeyden önemlisi bir öğretmen olan Hüseyin Nihal Atsız’ın hatırasını yaşatmak, düşünce dünyasını genç dimağlarda sürdürmek adına son derece anlamlı bir yarışmayı da düzenlemiş olması, Türk Eğitim-Sen’in neden hizmet kolundaki diğer bütün sendikalar içinde bir yıldız gibi parladığını da ortaya koyuyor. Başta Atsız olmak üzere; bu millet için yazan, düşünen, mücadele eden, fikriyle yol açan tüm münevverlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Bu güzel programımıza katılan tüm misafirlere saygılarımı sunuyor; Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. ‘Ne Mutlu Türk’üm Diyene’." Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Türkiye Kamu Sen Genel Başkanı Önder Kahveci ve TÜRKAV Genel Başkanı Ebubekir Korkmaz dereceye giren eser sahiplerine ödüllerini takdim etti. Buna göre; birincilik ödülünü Türk Eğitim Sen Uşak Şubesi’nden Ömerali Şimşek’in "Atsız Ata" isimli eseri kazandı. İkincilik ödülünü Türk Eğitim Sen Gümüşhane Şube’den Talat Ülker’in "Kızılelma Muştusu" isimli eseri alırken iken, üçüncülük ödülünü ise Türk Eğitim Sen Gaziantep 1 No’lu Şube’den Abdulhamit Koçoğlu’nun "Hilalin Gölgesinde Atsızlar" isimli eseri kazandı. Ödül töreni, Atilla Yılmaz’ın ‘Yolların Sonu’ adlı konseri ile son buldu.
Bin yıllık Merzifon Savaşı’nın sır perdesi aralanıyor: Haçlı ordusunun kullandığı güzergâh ve bozguna uğradığı kalenin yeri bulundu
12 Aralık 2025 Cuma - 09:41 Bin yıllık Merzifon Savaşı’nın sır perdesi aralanıyor: Haçlı ordusunun kullandığı güzergâh ve bozguna uğradığı kalenin yeri bulundu Anadolu Selçuklu Sultanı 1. Kılıçarslan komutasındaki Türk İslam ordusunun 1101’de Amasya, Konya ve Ereğli üçgeninde karşılaştığı Haçlı ordusunu bir ay içinde 3 defa bozguna uğrattığı tarihi zaferin sır perdesi aralanıyor. Haçlı ordusunun Merzifon Savaşı’na ilerlerken kullandığı güzergâh ve bozguna uğradıkları kalenin yeri tespit edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle çeşitli üniversitelerden bilim insanlarının katıldığı 1101 yılı Haçlı Seferleri yüzey araştırmaları iki yıldır Amasya ve Konya’da gerçekleştiriliyor. Bin yıllık zaferin izlerinin bulunmasıyla amacıyla Amasya’nın Merzifon ve Gümüşhacıköy ilçelerinde süren kapsamlı çalışmalarda önemli sonuçlara ulaşıldı. "Haçlıların geldiği güzergahı tespit ettik" Tarihi çalışmaya bilimsel danışmanlık yapan Amasya Üniversitesi Hattat Hamdullah Güzel Sanatlar Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Neslihan Korkmaz, "Bu yıl Haçlıların geldiği güzergahı tespit etmek imkanımız oldu. Hacılar yolu ya da Kudüs yolu olarak adlandırılan yol üzerinden gelerek Tosya, Osmancık, Gümüşhacıköy, Merzifon güzergahını kullandıklarını belirlemiş olduk. Haçlı karargahına birkaç mil uzaklıkta olup erzak alımı için gidilen ve Haçlıların pusuya düşürüldüğü kale tespit edildi" dedi. Anadolu’nun Türk yurdu olmasında önemli zafer Türklere Anadolu’nun kapılarını açan 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’nun Türk yurdu olmasındaki önemli zafer olan Merzifon savaşının izlerinin sürüldüğü projenin devamında Haçlıların ve şehit Selçuklu askerlerinin mezarlarının ortaya çıkarılması ile savaş aletlerinin bulunması planlanıyor. Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi, bulunacak mezarlardan DNA örnekleri alınarak araştırmalara devam edileceğini açıkladı.
Üç aylar programında Ahıska Türkleri ve protokol bir araya geldi
12 Aralık 2025 Cuma - 03:11 Üç aylar programında Ahıska Türkleri ve protokol bir araya geldi Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Üzümlü Kaymakamı Buğra Karadağ ve İl Müftüsü İsmail Fakirullahoğlu ile birlikte Üzümlü ilçesinde ikamet eden Ahıska Türkleri tarafından mübarek üç aylar münasebetiyle düzenlenen programa katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda Ahıskalı çocuklar Hadis-i Şerifler ve kasideler okuyarak ailenin önemi ile üç ayların manevi değerine ilişkin bilgiler verdi. Katılımcılar tarafından ilgiyle takip edilen program, ilçedeki Ahıska Türklerinin kültürel ve manevi hassasiyetlerini yansıtan görüntülere sahne oldu. Programda konuşan Vali Aydoğdu, düzenlenen etkinliğin anlamına dikkat çekerek, "Bu güzel ve anlamlı programdan dolayı gençlerimizi ve çocuklarımızı tebrik ediyorum. İnsanın anavatanı kendi çocukluğudur. İlk terbiyesini ailesinden, ilk öğretmenini ise annesinden alır. Çocuklarımızı yetiştiren hocalarımıza, anne ve babalarına teşekkür ediyorum. Bu geleneklerin Üzümlü’de yaşatılması çok önemli" dedi. Vali Aydoğdu konuşmasının devamında kültürel değerlerin korunması gerektiğini vurgulayarak, "Hangi asırda yaşarsak yaşayalım insan samimiyetinin ve sıcaklığının yerini hiçbir şey tutamaz. Küçüklerimize büyüklere saygıyı, aile büyüklerinin kıymetini, komşuluk hukukunu öğretmeli ve bu değerleri hayatımızda yaşatmalıyız," ifadelerini kullandı. Ahıska Türklerinin Erzincan ve Üzümlü’ye kattıkları değerlerden dolayı teşekkür eden Vali Aydoğdu, "En büyük teşekkürü bugün bu programı hazırlayan gençlerimize ediyorum. Üç aylarımız hayırlı ve bereketli olsun," dedi.