KÜLTÜR SANAT
Tarihi ilçe Göynük’te ’sürdürülebilir turizm’ dönemi başlıyor 27 Nisan 2026 Pazartesi - 19:29:00 Enerjisa Enerji, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) iş birliğiyle hayata geçirilen SENTRUM projesinin üçüncü durağı Bolu’nun tarihi ilçesi Göynük oldu. İlçeyi "yeşil destinasyona" dönüştürecek sürdürülebilir ve doğa dostu turizm protokolü için imzalar atıldı. Balıkesir’in Ayvalık ilçesine bağlı Küçükköy ve İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı tarihi Birgi köyünün ardından rotasını Bolu’ya çeviren Sürdürülebilir Enerji Temelli Turizm Uygulama Merkezi (SENTRUM) projesi için Göynük’te imza töreni düzenlendi. Çarşamba günü gerçekleştirilen törene Göynük Kaymakamı Talha Battal, Göynük Belediye Başkanı Ali Oral, Enerjisa Enerji Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Yetkinlikler Bölüm Başkanı Ebru Taşcıoğlu, UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic ve çok sayıda davetli katıldı. Turizm dört mevsime yayılacak Atılan imzalarla birlikte tarihi Göynük ilçesinin Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC) kriterlerine uygun bir ’yeşil destinasyona’ dönüştürülmesi hedefleniyor. Çalışmalar kapsamında kamu binalarında enerji etütleri yapılacak, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı yaygınlaştırılacak ve yerel paydaşlara eğitimler verilecek. Kadınlar ve gençlerin istihdamını da destekleyecek projeyle ilçedeki turizm hareketliliğinin belirli dönemlerle sınırlı kalmayıp dört mevsime yayılması planlanıyor. Öte yandan 2025 yılı analizlerine göre projeye yapılan her 1 TL’lik yatırımın bölgeye 2,34 TL sosyal fayda olarak geri döndüğü vurgulandı. "Tecrübemizi Göynük’e taşımanın heyecanını yaşıyoruz" Törende konuşan Enerjisa Enerji Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Yetkinlikler Bölüm Başkanı Ebru Taşcıoğlu, "‘Daha iyi bir gelecek’ vizyonumuzla enerji dönüşümünü sosyal sorumluluk ve yerel kalkınma ile birleştirmeye devam ediyoruz. SENTRUM projemiz ile Ayvalık Küçükköy ve İzmir Birgi’de elde ettiğimiz somut başarıları ve edindiğimiz tecrübeyi şimdi üçüncü destinasyonumuz olan Göynük’e taşımanın heyecanını yaşıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada bin 500’den fazla katılımcı, 30’dan fazla eğitim ve yüzlerce gönüllüyle büyüyen SENTRUM’un yerelde somut bir dönüşüm modeline dönüştüğünü görüyoruz. Bu birikimi Göynük’e taşıyarak etkimizi daha da büyütmeyi, mevcut kazanımlarımızın üzerine çıkmayı ve yerel paydaşlarla birlikte sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi hedefliyoruz" dedi. "Daha yeşil ve kapsayıcı bir destinasyon modelini yaygınlaştırmak için çalışıyoruz" UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic ise, "Göynük’te SENTRUM projesinin üçüncü destinasyonunda faaliyetlere başlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Güçlü paydaşlık anlayışıyla ulusal kalkınma önceliklerini destekleyen, küresel sürdürülebilir turizm gündemi ve sürdürülebilir kalkınma amaçları ile uyumlu, yerel değerleri merkeze alan daha yeşil ve kapsayıcı bir destinasyon modelini yaygınlaştırmak için çalışıyoruz. Göynük’ün güçlü kültürel kimliği, zengin mirası ve yerel paydaşlar arasındaki yakın iş birliği sayesinde bu ortak yolculuğumuzda sürdürülebilir destinasyon oluşturma alanında ilham verecek bir örnek ortaya koyacağımıza inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 19:08 Makineleşen insan eleştirisi tuvale yansıdı: "Transhüman-izm" Samsun’da açıldı Teknolojinin insanı dönüştüren değil, dönüştürülmüş bir varlığa indirgeyen yönüne dikkat çeken çarpıcı bir sergi Samsun’da sanatseverlerle buluştu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Engin Güney’in "Transhüman-izm" adlı resim sergisi açıldı. Sergi, teknolojinin kendisinden çok, kullanım amacı ve arkasındaki ideolojik yönelimlerin insanı nasıl makineleştirdiğini eleştirel bir bakışla sorguluyor. Kontrolsüz dijitalleşme ve popüler kültürün, insan kimliğini adeta programlanmış bir robota dönüştürdüğüne vurgu yapılan sergide toplam 29 eser yer alıyor. Serginin 10 gün boyunca açık olacağını belirten Doç. Dr. Engin Güney, günümüzdeki teknolojik dönüşümün paradoksal bir noktaya ulaştığını ifade ederek, "Makine insansılaştırılırken insan makineleşiyor. Sanal olan gerçekmiş gibi sunulurken, gerçek olan da giderek sanallaştırılıyor. Doğal olanın tahrip edildiği bu süreçte insan, vicdan ve merhamet gibi öz değerlerinden uzaklaştırılıyor" dedi. "Transhüman-izm" başlığındaki ‘izm’ ifadesinin bilinçli olarak ayrıldığını dile getiren Güney, bu tercihle değişimin ideolojik boyutuna dikkat çekmek istediğini söyledi. Teknolojinin faydalarının yanı sıra bağımlılık üretme ve çıkar odaklı kullanım risklerine de işaret eden Güney, dijital oyunlar, sosyal medya, yapay zeka ve sanal gerçeklik uygulamalarının yanlış kullanımının insan üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Serginin iki bölümden oluştuğunu belirten Güney, ilk bölümde "dijitopik" yaşam modelinin eleştirildiğini, ikinci bölümde ise renk ve doku üzerinden geleceğe dair alternatif bir yaşam önerisi sunduğunu ifade etti. İnsan davranışlarına dair karamsar bir tablo gördüğünü söyleyen Güney, bu tablonun ancak ortak bir bilinçle değiştirilebileceğini vurguladı. Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Galerisi’nde düzenlenen serginin açılışına OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten, OMÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Erhan Burak Pancar, OMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Seylan, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 18:01 Alevilik ve Bektaşilik Ansiklopedisi için çalıştay düzenlendi Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından yayınlanacak Alevilik ve Bektaşilik Ansiklopedisi için istişare toplantısı gerçekleştirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Alevilik ve Bektaşilik Ansiklopedisi Genel İstişare Toplantısı’, geniş katılımla gerçekleştirildi. Toplantıya Alevilik ve Bektaşilik Ansiklopedisi Danışma Kurulu ve Yazı Kurulu üyelerinin yanı sıra yurt içi ve yurt dışından toplam 82 akademisyen, inanç önderi ve araştırmacı katıldı. Toplantıda Alevilik ve Bektaşilik geleneğinin köklü irfan mirasını bilimsel yöntemlerle ele almayı hedefleyen ansiklopedi çalışması kapsamlı şekilde değerlendirildi. Katılımcılar, çalışmanın yalnızca bir yayın projesi olmanın ötesinde kültürel hafızanın korunması ve doğru bilginin sistemli biçimde kayıt altına alınması açısından kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Bilgi dağınıklığına karşı bilimsel çerçeve vurgusu Çalıştayda, Alevilik ve Bektaşilik alanında mevcut bilgi dağınıklığı ve kavramsal karmaşaya dikkat çekildi. Bilimsel temelden yoksun çalışmaların doğru bilgiye erişimi zorlaştırdığına işaret edilirken, sözlü gelenekle bugüne ulaşan birikimin akademik yöntemlerle incelenmesi ve kayıt altına alınmasının gerekliliği vurgulandı. Ansiklopedinin kavramlardan şahsiyetlere, erkandan tarihi süreçlere kadar geniş bir içeriği kapsayan kalıcı bir başvuru kaynağı olması hedefleniyor. Farklı disiplinlerden uzmanların katkılarıyla yürütülen çalışmanın çoğulcu ve bilimsel yaklaşım temelinde şekillendirileceği belirtildi. Toplantıda ayrıca yürütülen istişare sürecinin ansiklopedinin kapsamının genişletilmesine, yöntemsel çerçevenin güçlendirilmesine ve içerik kalitesinin artırılmasına katkı sağlayacağı ifade edildi. Çalıştayda Alevilik ve Bektaşilik Ansiklopedisi’nin kültürel mirası koruyan ve gelecek nesillere aktaran temel bir başvuru eseri olmasının hedeflendiği dile getirildi.
Babadağ’ın dokuma kültürü, DOSTEK Koleji’nin tasarımlarıyla sahneye taşındı
21 Ekim 2025 Salı - 11:23 Babadağ’ın dokuma kültürü, DOSTEK Koleji’nin tasarımlarıyla sahneye taşındı Babadağ’ın köklü dokuma geleneği, DOSTEK Koleji öğrencilerinin çağdaş tasarımlarıyla "Tarihin Kumaşa Dokunuşu" defilesinde yeniden hayat buldu. Babadağ Belediyesi ile Denizli Organize Sanayi Bölgesi Sanayicileri Vakfı’na (DOSAV) bağlı DOSTEK Koleji iş birliğinde düzenlenen BABAFEST 2025 etkinliğinde gerçekleştirilen defile, izleyicilerden tam not aldı. Defilede, DOSTEK Koleji Moda Tasarımı Bölümü öğrencileri, Babadağ’ın el tezgâhlarında özenle dokunan yerel kumaşlardan ve Babadağlı tekstil sanayicilerinin firmalarında dokunan kumaşlardan hazırladıkları 65 tasarımdan oluşan koleksiyonla sahneye çıktı. Her biri kendi özgün çizgisini yansıtan tasarımlar, geleneksel dokuma kültürünü modern moda anlayışıyla harmanlayarak bölgenin kültürel mirasına yeni bir soluk kazandırdı. Bu özel proje sayesinde öğrenciler hem tasarım ve üretim süreçlerinde edindikleri bilgi birikimini sahneye taşıma fırsatı buldu hem de profesyonel defile deneyimi yaşayarak mesleki gelişimlerine değerli bir katkı sağladı. DOSTEK öğrencilerinden Tuğçe Kandemir’e hediye Festival kapsamında sahne alan sanatçı Tuğçe Kandemir’e, DOSTEK Koleji Moda Tasarım Bölümü öğrencilerinin tasarlayıp diktiği etol hediye edildi. Sanatçı el emeği hediye için DOSTEK Koleji öğrencilerine teşekkür etti. "Eğitimle üretim güçlü bir bütündür" Denizli Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Derya Baltalı, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "DOSTEK Kolejimiz, sanayimizin geleceğini şekillendirecek gençleri yetiştirirken, aynı zamanda kültürümüzü ve yerel değerlerimizi yaşatmaya da öncülük ediyor. Öğrencilerimizin Babadağ’ın köklü dokuma geleneğini modern tasarımlarla buluşturmaları, eğitimle üretimin nasıl güçlü bir bütün oluşturduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu başarı, yalnızca öğrencilerimizin değil, aynı zamanda bölgemizin vizyonunun da bir yansımasıdır. Emeği geçen tüm paydaşlarımıza, öğrencilerimize ve öğretmenlerimize teşekkür ediyorum."
Sahne Tozu Tiyatrosu Actor Club’dan uluslararası etkinlik
21 Ekim 2025 Salı - 11:09 Sahne Tozu Tiyatrosu Actor Club’dan uluslararası etkinlik Sahne Tozu Tiyatrosu bünyesinde faaliyet gösteren Actor Club tarafından "International Workshop Days" etkinliği düzenlendi. Uluslararası alanda dikkat çeken programa, Breaking Bad, Better Call Saul ve The Walking Dead gibi dünya çapında ses getiren dizilerin müzik süpervizörü Thomas Golubic de katıldı. Sahne Tozu Tiyatrosu bünyesinde faaliyet gösteren Actor Club tarafından ilk kez düzenlenen "International Workshop Days" etkinliği gerçekleştirildi. Sahne Tozu Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Çağlar İşgören’in öncülüğünde düzenlenen etkinliğe, Breaking Bad, Better Call Saul ve The Walking Dead gibi dizilerin müzik süpervizörü Thomas Golubic katıldı. Etkinlik öncesinde Thomas Golubic ve sanatçı Erol Evgin’in oğlu Murat Evgin Sahne Tozu Tiyatrosu’nun sahnelediği "Hisseli Harikalar Kumpanyası" müzikalini izledi. International Workshop Days’in moderatörlüğünü sanatçı, söz yazarı ve besteci Murat Evgin üstlenirken, oyuncu Cengiz Bozkurt da konuklar arasında yer aldı. Etkinlik sonunda Actor Club Yönetim Kurulu Başkanı Emre Turgut, katılımcılara Actor Club rozetlerini takdim ederek onları kulübün onur üyeleri arasına dahil etti. Sahne Tozu International Workshop Sahne Tozu Tiyatrosu olarak; öğrenciler, kulüp üyeleri ve birçok mezunla birlikte ciddi bir workshop gerçekleştirdiklerini belirten Sahne Tozu Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Çağlar İşgören, "Dizi tutkunlarının yakından tanıdığı Walking Dead ve Breaking Bad gibi dünyaca ünlü dizilerin Hollywood’daki müziklerini besteleyen Thomas Golubic, bugün bizlerle bir arada oldu. Thomas Golubic, öğrencilerimizin sorularını yanıtlayıp ve bu süreçte yaptığı çalışmaları bizlerle paylaştı. Bu workshoplar düzenli olarak devam edecektir. Yakın bir zamanda bu çalışmayı İzmir’e ve Türkiye geneline açmayı planlıyoruz. Bu etkinliğin adı ‘Sahne Tozu International Workshop’ olacak. Bu ciddi çalışmayı, dünyada sadece bir tane olan özel kulüp Actor Club ile birlikte yürütüyoruz. Actor Club, önemli sanatçıları ve ünlü isimleri Sahne Tozu Tiyatrosu’na getirerek; İzmirlileri, Türkiye genelindeki katılımcıları, kulüp üyelerini ve Sahne Tozu Tiyatrosu öğrencilerini bir araya getirmeye devam edecek. Sahne Tozu Tiyatrosu olarak bu tür çalışmaları kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" dedi. "International Workshop Days’dan Hollywood’a" International Workshop Days etkinliğinin Hollywood’a açılan bir kapı, bir pencere niteliğinde olduğunu kaydeden Actor Club Yönetim Kurulu Başkanı Emre Turgut, "Türkiye’den bir tiyatro topluluğunun, Hollywood’dan ünlü bir süpervizörü getirmesi gerçekten büyük bir başarı. Kulübümüz, bu ilk adımı atarken büyük bir heyecan içindeydi. Umarım bizleri ilerleyen süreçte, daha güzel ve önemli Workshop’larda ya da daha büyük toplantılarda izleme fırsatı bulacaksınız. Bundan sonraki projelerimizin adı bizde saklı kalsın. Aslında burada Workshop yapmak isteyen birçok ünlü isim bulunmakta. Ancak biz bu konuda seçici davranıyoruz; tiyatroyla bağlantısı olan isimlerle ilerlemek istiyoruz. Sonuçta müzik, tiyatronun içinde yer alan bir unsur ve o da bir sanat dalı. Müzisyenler, sinemacılar, tiyatrocular, aktörler ve yönetmenlerle birlikte güzel Workshop’lar gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Şu an isimlerini açıklayamam; ancak gerçekten heyecan verici kişilerle görüşmelerimiz devam etmekte. Bizi izlemeye devam edin" ifadelerini kullandı. Thomas Golubic: "Erol Evgin sayesinde bu projeye katıldım" International Workshop Days etkinliğinin ilk konuğu olmaktan dolayı memnuniyetini dile getiren Walking Dead ve Breaking Bad gibi dünyaca ünlü dizilerin Hollywood’daki müziklerini besteleyen Thomas Golubic, "Murat Bey’in de babası Erol Evgin sayesinde bu projeye katıldım ve bağ kurdum. Çok keyif aldım ve hikayeyi çok iyi anladım. Türkçeyi hiçbir şekilde bilmememe rağmen olay örgüsünü çok güzel işlemişlerdi; ben bile ne olduğunu rahatlıkla anlayabildim. Müziklere bayıldım, renkler harikaydı. Performansı çok beğendim. İnsanların buradaki ilgi ve alakası, seyircinin oyuna bu kadar dahil olması beni inanılmaz memnun etti. İstanbul’un ve İzmir’in renkleri, enerjisi, coşkusu gerçekten çok hoşuma gitti. Şimdi merak ediyorum, bakalım bu coşku Breaking Bad gibi projelerde hikaye anlatımı ile nasıl birleşecek, nasıl bir sonuç ortaya çıkacak.
Kerkenes kazıları Anadolu’daki Türk tarihini 2 bin 600 yıl öncesine taşıdı
21 Ekim 2025 Salı - 10:46 Kerkenes kazıları Anadolu’daki Türk tarihini 2 bin 600 yıl öncesine taşıdı Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Şahmuratlı Köyünde yer alan Kerkenes Harabeleri’nde süren kazılar Anadolu’na bilinen Türk tarihini 2 bin 600 yıl öncesine taşıdı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ‘Geleceğe Miras’ projesi çerçevesinde Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izniyle gerçekleşen kazı çalışmalarında Prof. Dr. Şevket Dönmez Kazı Koordinatörü olarak yer alıyor. Kazı çalışmalarının tamamlandığı günde tarihe ışık tutacak nitelikte çarpıcı açıklamalar yapan Dönmez, bölgenin Türk tarihi açısından kritik önem taşıdığını belirtti. "Anadolu’da Türklerin tarihinin mimarisiyle beraber 2 bin 600 yıl öncesine uzandığını tespit ettik" Şahmuratlı Köyünün ‘Şehitlik’ adını verdiği Türkmen mezarlığı mevkiinde çalışmaları gerçekleştirdiklerini ifade eden Dönmez, çok önemli sonuçlara ulaşıldığını söyledi. Dönmez sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu bölgede daha önceki yıllarda tahrip edilmiş iki tane taş kurganı tespit ettik. Bunun mezar kompleksinde mimari içinde yapılmış olduğunu gördük. 60 metre çapında büyük bir dairesel yapı tespit ettik. Ön temizlik çalışmalarını gerçekleştirdik. Kurgan kompleksiyle dairesel yapıya jeoglif diyoruz. İlk defa şimdi Türkiye’nin kalbinde, merkezinde, Sorgun’da ortaya çıktı. Yeryüzüne taşlarla yapılan ve yükseklerden algılanabilen yeryüzü şekilleri demek. Kurgan yapıcılarının bu jeoglifi de oluşturarak aslında orada bir mezar yapısı ve yanında da kutsal bir yapı kut alanı oluşturmuş olduğunu gördük. Bu kut alanı ve kurgan birlikteliğini biz Türk-İslam bölgesinde Kazakistan ve Moğolistan’da özellikle İskit döneminde ve Göktürk döneminde çok güzel örneklerini biliyoruz. Bunun Anadolu’ya M.Ö.550’li yıllarda ve sonrasında yansımış olması İskitlerin yani bizim Proto-Türk diye tanımladığımız toplulukların Sorgun’da Kerkenes Dağında bu bölgede faaliyet gösterdiklerini gösteriyor. Anadolu’da Türklerin tarihinin mimarisiyle beraber 2 bin 600 yıl öncesine kadar uzandığını tespit etmiş bulunmaktayız." "Buranın bir devlet oluşumu temelinde tartışılması gerekli" İskitlerin bu bölgeyi bir merkez olarak seçtiklerini vurgulayan Dönmez, "Ata kültünü yaşatmak için buraya kurganlar yapmışlar. Kurganlarla ilgili detay çalışmalarımızı tamamlayamadık. Çünkü bunlar yıllar önce tahrip edilmiş ve defineciler tarafından kazılmış. Biz sadece onların kazdığı alanlardaki kurgan yapısını keşfettik. Kurgan alanıyla beraber tasarlanarak inşa edilmiş bir kut alanı tespit ettik. Anadolu arkeolojisinden bir ilk durumunda ve bu keşif Türklerin bu bölgedeki tarihini Proto-Türkler temelinde günümüzden 2 bin 600 yıl öncesine götürüyor. Bunların tabii ki sağlaması yapılacak. Kerkenes Dağı ören yerinde ve ovalık kısımda birtakım kurganların varlığı bize buranın bir merkez olduğunu da gösteriyor. Buranın bir devlet oluşumu temelinde de tartışılması gerektiğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. "Burası şu an Türk tarihi bakımından en hayati en kritik bölge durumuna geldi" Ünlü tarihçi Heredot’un eserine atıfta bulunan Prof. Dr. Şevket Dönmez, "Heredot ünlü tarih kitabında İskitlerin küçük Asya’da 28 yıl hakimiyet sürdüğünü söylüyor. Perslerin gelişinden önceki sürece dayanıyor. Tam da bu kurganların olduğu sürece dayanıyor. Göçebe düşüncesinde bir bozkır devletinin de varlığını yavaş yavaş bu bölgede düşünmemiz gerekiyor. Buradaki mimari projede devlet aklı ve insan gücü lazım. Burası şu an Türk tarihi bakımından en hayati en kritik bölge durumuna geldi. Burada İskit dönemine ait bir araştırma projesi başlatılırsa ve bu bölgede Kerkenes Dağı’nın yanında belli noktalarda tespit edilirse bu bölge özellikle Demir Çağındaki Proto-Türk varlığı bakımından onun tartışılması, değerlendirilmesi ve turizm noktası olması bakımından çok önemli olabilir" dedi. Yozgat Müze Müdürü Cihat Çakır Keykavus Kalesi kazısının ikinci dönemini yaşadıklarını ve gösterilen emeklerden dolayı teşekkürlerini ifade etti. Sorgun Belediye Başkanı Erkut Ekinci ise Kerkenes’te yürütülen çalışmaların son derece önemli olduğunu belirtti. Ekinci, "Hem Sorgun’un tarihi hem de Türk tarihi için ciddi buluşlar var. Bu haberi bana getirdiklerinde ben de çok mutlu oldum. İnşallah bu çalışmalar ciddi bir hızda yine devam eder. Buradaki önemli konulardan bir tanesi Türklerin Anadolu’da bin 600 yıl önce var olduğunun kanıtı tespit edilmiş oldu. Bu çok ciddi bir buluştur, diye düşünüyorum. Sorgun ve Yozgat için de ileriki çalışmalarda buranın biraz daha gezi alanı oluşması, turizme katkı sağlaması noktasında Sorgun Belediyesi olarak desteklerimizi devam ettireceğimizi beyan etmek isterim. Hocalarımızın ihtiyaç duyacakları bir çalışma evi, idari bölümler, bir sonraki aşamada da karşılama merkeziyle ilgili bir çalışma yapılacak. O dönemde de katkılarımız devam edecek" şeklinde konuştu.
Kısa vadeli kazılar ilçenin tarihine ket vuruyor
21 Ekim 2025 Salı - 10:43 Kısa vadeli kazılar ilçenin tarihine ket vuruyor Sulusaray Belediye Başkanı Davut Kılıç, Sebastopolis Antik Kenti’nde uzun soluklu kazılar yapılarak bölgenin Cumhurbaşkanlığı kazı programına ve Kültür Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras" projesine dahil edilmesini hedeflediklerini söyledi. Sulusaray ilçesinde yer alan ve tarihi M.Ö. 1. yüzyıla kadar uzanan Sebastopolis Antik Kenti’nde kazı çalışmalarının daha kapsamlı hale getirilmesi hedefleniyor. İlçe merkezi, antik kentin kalıntıları üzerine kurulu olması nedeniyle 1987 yılından bu yana birinci derece sit alanı statüsünde bulunuyor. Kazılar 1987’den bu yana sürüyor 38 yıl önce başlayan kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinesinde sürerken, zaman zaman istimlak ve temizlik çalışmalarıyla bölgede ilerleme kaydediliyor. Ancak kazıların kesintili yürütülmesi nedeniyle birçok alanın halen toprak altında olduğu biliniyor. Son yıllarda yapılan çalışmalarla "kilise" olarak adlandırılan bölge ile Roma Hamamı çevresinde yeni yapı izlerine ulaşıldı. "Kazı çalışmaları uzun süreli yapılmalı" İlçenin tarihi dokusuna dikkat çeken Sulusaray Belediye Başkanı Davut Kılıç, Sebastopolis Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarının kısa süreli değil uzun süreli yapılması gerektiğini söyledi. 1987 yılından bu yana sürdürülen kazıların zaman zaman durduğunu belirten Kılıç, birinci derece sit alanı statüsündeki bölgede yapılaşma yasağının vatandaşları zor durumda bıraktığını ifade etti. Başkan Kılıç: "Geleceğe miras projesi için başvurduk" Sebastopolis’in 2026 yılında Cumhurbaşkanlığı kazı programına alınması için gerekli başvuruların yapıldığını ve Kültür Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras" projesinde de yer alması için girişimlerin sürdüğünü kaydeden Kılıç; "Bu yıl 2 ay gibi bir süre içerisinde kazı yapıldı. Temizlik ve devamında da yeni yerler açıldı. Buranın açıldığı zaman daha büyük şeylerin çıkacağını herkes söylüyor. Bir an önce buradaki istimlak tamamlanarak uzun süreli kazıların yapılması gerekiyor. İnşallah önümüzdeki 2026 yılı içerisinde biz dosyalarımızı buradaki kazı başkanımız Prof. Dr. Davut Yiğitpaşa hocamız tamamladı. Müracaatını yaptı. Cumhurbaşkanlığı kazı programı alınması için sayın milletvekillerimiz de bilgisi var. İnşallah 2026 yılında Cumhurbaşkanlığı kazı programına girecek. Ayrıca Kültür Bakanlığının geleceğe miras diye bir projesi var. O projede de yer alması için girişimlerimizi yaptık. İnşallah önümüzdeki yıl uzun süreli kazı yapmayı planlıyoruz" dedi.
Muud’da Eylül ayında rap müziği öne çıktı
21 Ekim 2025 Salı - 10:36 Muud’da Eylül ayında rap müziği öne çıktı Türk Telekom’un dijital müzik platformu Muud’da Eylül ayının en çok dinlenen isimleri ve albümleri açıklandı. Rap müziğin sevilen isimlerinden BLOK3, eylül ayında birden fazla listede en çok dinlenen sanatçı oldu. Muud kullanıcılarının favori listelerinde rap müzik, bu ayın da yükselen yıldızı oldu. Geçtiğimiz ay en çok indirilen yerli sanatçı listesinde birinci olan BLOK3, eylül ayında da listelerin zirvesinde yer aldı. En çok radarlanan parça ise rap müziğin öne çıkan isimlerinden Mero ve Ati242’nin yaptığı ‘Uykusuz Geceler’ isimli düet oldu. Platformda yabancı listelerde popun kraliçesi "Lady Gaga" zirvede En çok dinlenen yabancı albümler kategorisinde popun efsane ismi Lady Gaga’nın "MAYHEM" albümü ilk sıraya yerleşti. Ayrıca Gaga’nın Bruno Mars ile birlikte seslendirdiği "Die With A Smile" düeti, eylül ayında en çok dinlenen yabancı şarkı listesinde birinci sırada yer aldı. Ayın en çok dinlenen yabancı sanatçısı ise Grammy ödüllü Amerikalı şarkıcı ve söz yazarı "Billie Eilish" oldu. Yeni nesil rap sanatçıları platformda yükselişte Eylül ayında Muud’da rap müziğin sevilen isimlerinden BLOK3 hem en çok dinlenen yerli sanatçı hem de en çok dinlenen yerli albüm listesinde adını ilk sıraya yazdırdı. Arabesk rap müziğin temsilcilerinden Çağla ve Doğu Swag ‘ın "Seni Düşündüm" parçası ayın en çok dinlenen yerli şarkısı oldu. Son zamanların konuşulan düeti Mero ve Ati242’nin "Uykusuz Geceler" parçası da bu ayın en çok radarlanan şarkı olarak listelere girdi. Soner Sarıkabadayı & Sefo & Aerro üçlüsünün "Her İki Durumda" parçası ise eylül ayının en çok indirilen şarkılar arasında zirveye yerleşti. Muud’da en çok dinlenen yerli sanatçılar BLOK3 Semicenk Tarkan Çağla & Doğu Swag Manifest Sezen Aksu Norm Ender & Ebru Gündeş Ahmet Kaya Müslüm Gürses Hande Ünsal En çok dinlenen yerli şarkılar Çağla & Doğu Swag - Seni Düşündüm BLOK3 - Git Norm Ender & Ebru Gündeş - Bir Çift Göz Semicenk - Kalpsiz Demet Akalın & Sefo - Yerinde Dur Oğuzhan Koç & Merve Özbey - Geçsin Yıllar Semicenk & Sefo - Sabrettim Rıza Tamer - Benden Sonra Poizi & Murat Boz - YAPAR MISIN? Reynmen - Çatma Yarim En çok dinlenen yabancı sanatçılar Billie Eilish Taylor Swift The Weeknd Shakira INNA Rihanna Justin Bieber Bruno Mars & Lady Gaga Modern Talking Sabrina Carpenter En çok dinlenen yabancı şarkılar Bruno Mars & Lady Gaga - Die With A Smile Sabrina Carpenter - Espresso LP - Lost On You Billie Eilish - BIRDS OF A FEATHER Chappel Roan - The Subway The Weeknd - Nothing Is Lost (You Give Me Strength) Gracie Abrams - That’s So True Sabrina Carpenter - Manchild Jimin - Who INNA - Yalla En çok dinlenen yerli albümler BLOK3 - Virtüöz Manifest - manifestival Çağla & Doğu Swag - Seni Düşündüm Norm Ender & Ebru Gündeş - Bir Çift Göz Sezen Aksu - Paşa Gönül Şarkıları Semicenk - Kalpsiz Sefo & Demet Akalın - Yerinde Dur Oğuzhan Koç & Merve Özbey - Geçsin Yıllar Tarkan - Dönmüyor Giden Edis - Bachi-Bouzouk En çok dinlenen yabancı albümler Lady Gaga - MAYHEM KPop Demon Hunters Cast & HUNTR/ X & Saja Boys The Weeknd - After Hours Dj Guuga & Mc Livinho - Vidrado Em Voce Modern Talking - The Very Best Of Justin Bieber - SWAG Bruno Mars & Lady Gaga - Die With A Smile Indila - Mini World Eminem - Curtail Call En çok radarlanan şarkılar MERO & Ati242 - Uykusuz Geceler Semicenk - Kalpsiz Simge - Taksi Norm Ender & Ebru Gündeş - Bir Çift Göz BLOK3 - Git Tarkan - Dönmüyor Giden Serdar Ortaç - Heyecan Çağla & Doğu Swag - Seni Düşündüm Yaşar - Divane Semicenk & Sefo - Sabrettim En çok indirilen şarkılar Soner Sarıkabadayı & Sefo & Aerro - Her İki Durumda Melike Şahin & Hanao - Gelsen Ölür Müsün? Poizi - PERDE Çağla & Doğu Swag - Seni Düşündüm Özgün - Deli Bal BLOK3 - git Gökcan Sanlıman - Körebe Sıla - bodrum’un suları Amo988 - Sar Zamanımızı Geriye Semicenk & Sefo - Sabrettim
Kısa vadeli kazılar ilçenin tarihine ket vuruyor
21 Ekim 2025 Salı - 10:32 Kısa vadeli kazılar ilçenin tarihine ket vuruyor Sulusaray Belediye Başkanı Davut Kılıç, Sebastopolis Antik Kenti’nde uzun soluklu kazılar yapılarak bölgenin Cumhurbaşkanlığı kazı programına ve Kültür Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras" projesine dahil edilmesini hedeflediklerini söyledi. Sulusaray ilçesinde yer alan ve tarihi M.Ö. 1. yüzyıla kadar uzanan Sebastopolis Antik Kenti’nde kazı çalışmalarının daha kapsamlı hale getirilmesi hedefleniyor. İlçe merkezi, antik kentin kalıntıları üzerine kurulu olması nedeniyle 1987 yılından bu yana birinci derece sit alanı statüsünde bulunuyor. Kazılar 1987’den bu yana sürüyor 38 yıl önce başlayan kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinesinde sürerken, zaman zaman istimlak ve temizlik çalışmalarıyla bölgede ilerleme kaydediliyor. Ancak kazıların kesintili yürütülmesi nedeniyle birçok alanın halen toprak altında olduğu biliniyor. Son yıllarda yapılan çalışmalarla "kilise" olarak adlandırılan bölge ile Roma Hamamı çevresinde yeni yapı izlerine ulaşıldı. "Kazı çalışmaları uzun süreli yapılmalı" İlçenin tarihi dokusuna dikkat çeken Sulusaray Belediye Başkanı Davut Kılıç, Sebastopolis Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarının kısa süreli değil uzun süreli yapılması gerektiğini söyledi. 1987 yılından bu yana sürdürülen kazıların zaman zaman durduğunu belirten Kılıç, birinci derece sit alanı statüsündeki bölgede yapılaşma yasağının vatandaşları zor durumda bıraktığını ifade etti. Başkan Kılıç: "Geleceğe miras projesi için başvurduk" Sebastopolis’in 2026 yılında Cumhurbaşkanlığı kazı programına alınması için gerekli başvuruların yapıldığını ve Kültür Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras" projesinde de yer alması için girişimlerin sürdüğünü kaydeden Kılıç; "Bu yıl 2 ay gibi bir süre içerisinde kazı yapıldı. Temizlik ve devamında da yeni yerler açıldı. Buranın açıldığı zaman daha büyük şeylerin çıkacağını herkes söylüyor. Bir an önce buradaki istimlak tamamlanarak uzun süreli kazıların yapılması gerekiyor. İnşallah önümüzdeki 2026 yılı içerisinde biz dosyalarımızı buradaki kazı başkanımız Prof. Dr. Davut Yiğitpaşa hocamız tamamladı. Müracaatını yaptı. Cumhurbaşkanlığı kazı programı alınması için sayın milletvekillerimiz de bilgisi var. İnşallah 2026 yılında Cumhurbaşkanlığı kazı programına girecek. Ayrıca Kültür Bakanlığının geleceğe miras diye bir projesi var. O projede de yer alması için girişimlerimizi yaptık. İnşallah önümüzdeki yıl uzun süreli kazı yapmayı planlıyoruz" dedi. (YK-
Garanti BBVA Genç Konserleri Kasım ayında devam ediyor
21 Ekim 2025 Salı - 10:07 Garanti BBVA Genç Konserleri Kasım ayında devam ediyor Garanti BBVA, müzik tutkunlarını bu kez Kasım ayının enerjisiyle buluşturmaya hazırlanıyor. Garanti BBVA Genç Konserleri, farklı müzik türlerini aynı çatı altında bir araya getiren seçkin sanatçıları İstanbul’un sevilen sahnelerine taşıyarak Kasım ayında da dolu bir program sunuyor. Garanti BBVA Genç Konserleri kasım ayında devam ediyor. Ayın ilk konseri, 2 Kasım’da Blind sahnesinde gerçekleşecek. Soul, funk ve psychedelic tınıları harmanlayan güçlü sahne performanslarıyla tanınan Monophonics, izleyicilere duygusal yoğunluğu yüksek, enerjik bir gece yaşatacak. Kasım ayının bir diğer özel konserinde, 13 Kasım’da Nardis Jazz Club’da sahne alacak Yahya Dai Quartet, ‘Remembering Ben Webster’ projesiyle caz tarihinin ikonik isimlerinden Ben Webster’a saygı duruşunda bulunacak. Quartet, nostaljik caz tınılarını modern yorumlarla harmanlayarak izleyicilere duygusal ve zarif bir performans vaat edecek. 19-20 Kasım tarihlerinde ise Nardis Jazz Club’da sahne alacak olan Brian Charette Trio, org, davul ve gitar üçlüsünün güçlü uyumunu sahneye taşıyacak. Modern cazın özgün dokularını dinamik doğaçlamalarla birleştiren trio, iki gece üst üste cazseverlerle buluşacak. Açıklamaya göre, yıl boyunca devam edecek Garanti BBVA Genç Konserleri, İstanbul’un önemli sahnelerinde dünya çapında sanatçıları müzikseverlerle buluşturmaya devam edecek. Garanti BBVA kredi kartı sahipleri, konser biletlerinde indirim fırsatından yararlanabilecek. Kasım takvimi Monophonics - 2 Kasım, Blind Yahya Dai Quartet - ‘Remembering Ben Webster’ - 13 Kasım, Nardis Jazz Club Brian Charette Trio - 19-20 Kasım, Nardis Jazz Club
Botanik bahçenin çiçekleri sergisi beğeniye sunuldu
21 Ekim 2025 Salı - 09:46 Botanik bahçenin çiçekleri sergisi beğeniye sunuldu Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörlüğü bünyesinde hizmet veren Geleneksel Kağıt Atölyesi’nin açılışı gerçekleştirilerek, Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yusuf Parlak’a ait "Geleneksel El Yapımı Kağıtlarda Botanik Bahçenin Çiçekleri Sergisi" ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Açılışa Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir, Araştırma Dekanı ve Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörü Prof. Dr. Emine Tekin, Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kazım Özkan Ertürk, İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Enver Bozdemir, Süs ve Tıbbi Bitkiler Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Necmi Aksoy, akademik ve idari personeli ile öğrenciler katıldı. Düzce Üniversitesi Süs ve Tıbbi Bitkiler Botanik Bahçesi içerisindeki Geleneksel Kağıt Atölyesi’ni ziyaret eden Rektör Nedim Sözbir, Düzce Üniversitesi’nin geleneksel kağıt üretimiyle bölgeye ayrı bir değer kattığını belirterek emeği geçen herkese teşekkür etti. Geleneksel El Yapımı Kağıtlarda Botanik Bahçenin Çiçekleri Sergisini de gezen Rektör Sözbir, başarılı çalışmalarından dolayı Doç. Dr. Yusuf Parlak’a teşekkür etti. Endüstriyel kenevir lifleri ve tarımsal atıklardan, sürdürülebilir sanatsal kağıt üretimi projesi kapsamında hazırlanan sergi hakkında bilgiler paylaşan Yusuf Parlak, Düzce Üniversitesi Süs ve Tıbbi Bitkiler Botanik Bahçesi’nden topladığı endemik bitki türlerini, uzun lifli bitkilerden kimyasal malzeme kullanmadan ürettiği geleneksel el yapımı kağıtlarla buluşturduğunu ifade etti. Botanik Bahçesi’ndeki 600’ye yakın endemik bitki arasından topladığı çiçekleri geleneksel kağıtlarla birleştirerek sanatsal tablolar oluşturan Parlak, 37 tablodan oluşan sergiyi, sanatseverlerle buluşturdu. Ebru sanatında 9 yıl önce, el yapımı kağıtlar alanında ise 2022’de Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı unvanını alan Parlak, iki alanda da UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcı Listesi’nde yer alıyor.
Tarihteki ilk musalla taşının bir parçası 12 bin yıllık Çayönü’ndeki Kafataslı yapıda, diğer parçası Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor
21 Ekim 2025 Salı - 09:41 Tarihteki ilk musalla taşının bir parçası 12 bin yıllık Çayönü’ndeki Kafataslı yapıda, diğer parçası Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki 12 bin yıllık Çayönü Tepesi’ndeki kazılarda çıkartılan ve tarihteki ilk musalla taşı olma özelliği taşıyan taşın bir parçası kazı alanında, diğer parçası Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor. Ergani Ovası’nda milattan önce 10 binden başlayan yerleşim evreleri bulunan ve 1963’te yüzey araştırmaları sırasında keşfedilen Çayönü Tepesi’nde ilk kazı Dr. Halet Çambel ve Prof. Dr. Robert J. Braidwood tarafından 1964’te başlatıldı. Hilar köyünün hemen kuzeyinde bulunan, eski adı "Kotaberçem (Çayboyu)", tarih öncesi döneme tarihlenen höyük olan Çayönü Tepesi, göçebelikten yerleşik yaşama, avcılık ve toplayıcılıktan üreticiliğe geçilip tarıma ilk başlanılan yerlerin arasında bulunuyor. Alanda yapılan kazılarda, ’Kafataslı yapının’ olduğu bölümde tarihin ilk musalla taşı olarak değerlendirilen taş bloku bulunmuş ve bir parçası kazı alanında, diğer parçası Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor. Diyarbakır Müze Müdür Vekili Müjdat Gizligöl, Diyarbakır Müzesi’nin Türkiye’nin en eski, en köklü müzelerinden biri olduğunu, müzenin 1934 yılında kurulduğunu söyledi. Gerek ildeki kazılarla, gerek bölgedeki ilk müze olması sebebiyle çevre illerden çok sayıda kültür varlığı müzeye getirildiğini belirten Gizligöl, hem kazılarla, hem satın alma vasıtasıyla, kurtarma kazılarıyla, hem hibelerle koleksiyon zenginleştiğini ifade etti. Gizligöl, Diyarbakır Müzesi’nin İçkale’de bulunan merkez müdürlüğünde iki tane müze olduğunu kaydederek, "Bunlardan biri Atatürk Müzesi, bir tanesi arkeoloji müzesi. Arkeoloji müzemiz esas olarak iki tane büyük binadan oluşur. Bu binalarımızın içinde de Çayönü Tepesi kazısının eserleri sergileniyor. Çayönü, 1964 yılında kazı çalışmaları başlamış. O günden bu yanan bilimsel çalışmalar devam ediyor. O çalışmalarda kazı ekibi yüzlerce buluntuya rast geldi. Bunlardan biri de ’Kafataslı yapının’ ana merkezinde bulunan bizim musalla taşı olarak adlandırdığımız gayet perdahlanmış düzgün kesilmiş bir taş. Biz buna musalla taşı diyoruz" dedi. Neolitik dönemde insanların yerleşik hayata geçtikten sonra özelikle ölülerle ilgili çeşitli ritüellerinin yapıldığını bildiklerini aktaran Gizligöl, "İnsanlar, ölümü çok ilgiyle izledikleri için ölüm törenlerine de oldukça önem vermişlerdir. Ölü gömme gelenekleri tarihin her döneminde olmuştur. Neolitik dönemden günümüze kadar ölen insanlarla alakalı çeşitli törenler yapılır. Bu, Neolitik dönemde de öyleydi. Esas olarak ölülerle ilgili biri öldüğü zaman ilk olarak bunun cenaze töreni düzenlenir. İkincisi defin işlemi yapılır. Üçüncüsü de defin işlemi yapıldıktan sonra taziye töreni düzenlenir. Bu cenaze töreni, Neolitik dönemde de gerçekleştiğini biliyoruz" diye konuştu. "Bunu, Kafataslı yapının ortasında perdahlanmış bir taşın olduğunu görüyoruz. Bu perdahlanmış taşın etrafında sekiler var. Besbelli ki ölü, bu taşa uzatılır" diyen Gizligöl, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ölünün yakınları, sevenleri de etrafında o sekilere otururdu. Bir nevi onun için dünyadaki son işlem gerçekleşir. Daha sonra defin işlemi yapılır. Çayönü’nde çıkan bu taş, tarihteki ilk musalla taşıdır diyebiliriz. Neolitikten günümüze kadar, esas olarak ölülerle ilgili üç işlem yapılır. Ölü, ya direkt toprağa gömülür, ya mumyalanır, ya da yakılarak gömülür." "Çayönü insanı, ölüye olabildiğince saygı duymuştur" Çayönü’nde ölünün direkt toprağa cenin pozisyonunda gömüldüğünü bildiklerini söyleyen Gizligöl, "Fakat Kafataslı yapıda aynı zamanda ölülerin bedenlerinden ayrıldığını, kolların ve bacakların kafadan ayrıldığını da görüyoruz. Burada düzenli, sistematik, gayet de uzun olduğunu tahmin ettiğimiz cenaze törenin düzenlendiğini, bu cenaze törenin de yüksek ihtimalle çeşitli duaların edildiğini, törenin çok boyutlu olduğunu ister musalla taşı, ister musalla taşının etrafındaki şekiller cenaze törenin görkemli olduğunu bize gösteriyor. Dolayısıyla Çayönü insanı, ölüye olabildiğince saygı duymuştur. Yerleşik hayata geçmiş insanların Neolitik kültürdeki insanlardan farklı cenaze törenleri yaptıklarını yine bu musalla taşından anlıyoruz. Diyarbakır Müzesi tematik salonunda bulunan musalla taşının bir parçası müzemizde, diğer parçası ve Kafataslı yapının tamamı hala kazı alanında. Ziyaretçilerimiz gidip görebilirler" ifadelerinde bulundu. Kazı, Çanakkale Uygulamalı Bilimler Fakültesi Müzecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında bu dönemde devam ediyor.
Fotoğraf sanatçılarının odağındaki Çemişgezek’te kültürel buluşma
21 Ekim 2025 Salı - 09:35 Fotoğraf sanatçılarının odağındaki Çemişgezek’te kültürel buluşma Tunceli’nin Çemişgezek ilçesi, sahip olduğu tarihi miras, doğal güzellikler ve kültürel değerleriyle fotoğraf sanatçılarının çalışma alanı oldu. İlçede düzenlenen etkinlikte, müzik ve fotoğraf sanatı bir araya getirildi. Tunceli’de kültürel faaliyetler yürüten Seher Kont Erdoğan öncülüğünde gerçekleştirilen "Çemişgezek Kapıları" adlı organizasyon kapsamında, Tunceli ve Bingöl’den gelen fotoğrafçılar ile müzisyenler ilçede bir araya geldi. Etkinlik çerçevesinde, Çemişgezek yöresine ait yaklaşık yüz yıllık geçmişi bulunan "Anam Yoğurdunu Ayran Eylesin" isimli kına türküsü, müzisyenler Nihal Can ve Aziz Erdoğan tarafından ilçenin tarihi sokaklarında ve taş kapılarının önünde seslendirildi. Program süresince, ilçedeki tarihi evler, sokaklar ve kapılar müzikal performanslar eşliğinde fotoğraflandı. Katılımcılar, ilçenin tarihi ve kültürel dokusuna ilişkin çekimler gerçekleştirdi. Etkinlik hakkında bilgi veren Seher Kont Erdoğan, "Bugün bölgemizde farklı illerde aramıza katılan çok değerli profesyonel fotoğrafçılarla M.Ö. 4000 yıllarına dayanan kadim Çemişgezek ilçemizin tarihi sokaklarında çekimler yaptık. Kültürel mirasın sürdürülebilir turizme katkısını önemseyen biri olarak sanatçılarımızla, müzisyenlerimizle ve yerel icracılarımızla 100 yıllık Çemişgezek kına türkülerini tarihi sokaklarda, kadim kapılarının önünde okuduk. Etkinliğimizin başlığı Çemişgezek Kapılarıydı. Çemişgezek’in ahşap ve kendine has otantik kapı tokmaklarından yola çıkarak, tarihi ve kültürel destinasyonlarını ziyaret edip, bu anlamda ilçemizde bir görünüm, bir farkındalık kazandırmak istedik. Çok iyi, kıymetli bir buluşma oldu. Yerel icracılarımız ve müzisyenlerimizle birlikte fotoğrafçılarımız bu anları ölümsüzleştirdi. İnanıyorum ki fotoğrafın kültürel miras ve sürdürülebilir turizme katkısı çok büyük. Bu anlamda Bingöl’den de aramıza katılan kıymetli fotoğrafçılarımıza ve Tunceli’den de bizleri yalnız bırakmayan kıymetli fotoğrafçılarımıza çok teşekkür ediyorum. Bugün burada çok büyük bir nefes aldık" ifadelerini kullandı. Etkinliğe katılan Müzik Öğretmeni Nihal Can, "Çemişgezek’te olmak inanılmaz mutluluk verici, tarifi zor bir duygu. Burada arkadaşlarımızla birlikte yüzyıllık bir türküyü seslendirdik. Tarihi kapılarını gezdik, o kapı tokmaklarıyla yüzyıllar öncesine gittik. Bu ilçenin dokusu, enerjisi, görülmeye değer. O kadar mistik ve o kadar kıymetli ki her köşesinde bir tarih, her köşesinde bir anı gizli. Çemişgezek yöresine ait ’Anam Yoğurdunu Ayran Eylesin’ türküsü de çok eski yıllardan bize yadigar kalmış, çok kıymetli bir türkü. Onu burada çok keyifle icra ettik. O yıllara adeta gittik geldik. Burada olmak, bu dokuyu hissetmek, bu duyguyu almak, bu havayı solumak inanılmaz mutluluk verdi" dedi. Etkinliğe Bingöl’den katılan doğa fotoğrafçısı Saim Çakar ise "Buradaki tarihi, turistik alanları belgelemek, fotoğraflamak istedik. İlçenin içinde gezerken tarihi dokularına denk geldik. O tarihi kapılar, kapıların üzerindeki tokmaklar özellikle onun için geldik. O tokmaklar tarihin izlerini taşıyor. Tarihin izlerini yakından hissederek, görerek ve bunları belgelemek, fotoğraflamak için büyük bir şans elde ettik diyebilirim. Memnunuz, gayet de güzel karşılandık. Güzel bir ilçemiz. Bütün doğa severleri buraya davet ediyoruz" şeklinde konuştu.
Birgi’de umut dolu etkinlik: SENTRUM genç gönüllü buluşması düzenlendi
21 Ekim 2025 Salı - 09:33 Birgi’de umut dolu etkinlik: SENTRUM genç gönüllü buluşması düzenlendi  İzmir'in Ödemiş ilçesine bağlı tarihi Birgi köyü, genç gönüllülerin enerjisiyle sürdürülebilir turizme örnek olacak unutulmaz bir buluşmaya sahne oldu. SENTRUM Projesi kapsamında lise ve üniversitelerden gelen 250'den fazla genç, "Genç Gönüllü Buluşması" ile doğa, kültür ve topluma katkı sağlayan etkinliklerde bir araya geldi.Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'nün açıkladığı ‘'2022 Dünya'nın En İyi Köyleri'' listesine giren ve sürdürülebilir turizmin önde gelen destinasyonlarından biri olan Birgi'de, Enerjisa Enerji, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) iş birliğiyle düzenlenen "Genç Gönüllü Buluşması" gençlerin çevre ve topluma değer kattığı faaliyetlere ev sahipliği yaptı. Etkinliğe, Enerjisa Enerji CEO'su Murat Pınar, UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic, Ödemiş Kaymakamı Hakan Yavuz Erdoğan, İzmir İl Kültür Turizm Müdürü Sadık Doğruer, Ödemiş Belediye Başkan Yardımcısı M. Cumhur Şener ve Turizm Geliştirme Ajansı (TGA) Ege Bölge Koordinatörü ve Destinasyon Müdürü Elif Köseoğlu ile çok sayıda genç gönüllü katıldı.Proje kapsamında 16-22 yaş aralığındaki lise ve üniversitelilerden oluşan 250'den fazla genç, Enerjisa gönüllüleri ve Birgi halkı, SENTRUM (Sürdürülebilir Enerji Temelli Turizm Uygulama Merkezi) Projesi ev sahipliğinde bir araya gelerek doğaya, tarihe ve topluma değer katacak etkinliklere katıldı. Buluşmada genç gönüllüler; fidan dikimi, çevre temizliği, ihtiyaç sahibi çocuklar için bisiklet yapım atölyesi, okul duvarı ve çocuk parkı boyama gibi etkinliklerle çevresel ve toplumsal katkı sağladı. Tarihi sokaklar ve doğal güzellikler arasında gerçekleşen bu çalışmalar, gençlerin dayanışma ruhunu ve gönüllülük bilincini gözler önüne serdi. Etkinlikler kapsamında yapılan çalışmalar ile sosyal sorumluluk becerilerini geliştiren gençler, projeye dahil olarak hem topluma katkı sağladı hem de Birgi'nin tarihine iz bıraktı.Pınar: "Geleceğin dönüşümü gençlerin elinde şekilleniyor" Genç gönüllü buluşmasında konuşan Enerjisa Enerji CEO'su Murat Pınar, "Enerjisa Enerji olarak ‘Daha İyi Bir Gelecek' vizyonumuzu yalnızca enerji yatırımlarıyla değil, toplumun her kesimine yayılan sürdürülebilirlik projeleriyle güçlendiriyoruz. Bugün de gerçekleştirdiğimiz genç gönüllü buluşmasıyla önemli bir etkinliğe imza attık. Genç gönüllülerimizin kıymetli emekleri ve bitmez tükenmez enerjileriyle Birgi'nin doğasına ve tarihine kattıkları değer, birlikte inşa ettiğimiz en önemli eser oldu. Bu eser sayesinde yalnızca sürdürülebilir bir turizm modeli geliştirmediğimizi, aynı zamanda gönüllülük ruhunu destekleyerek toplumsal faydayı büyüttüğümüzü gördük. SENTRUM Projemiz ile daha önce Ayvalık Küçükköy'de ektiğimiz tohumun, İzmir'in tarihi Birgi köyünde gönüllülerimizin çabalarıyla filizlendiğini görmek büyük bir gurur kaynağımız oldu. Enerjisa Enerji olarak gönüllülerle birlikte attığımız her adımda sadece bugünü değil, geleceğimizi de dönüştürmeye devam edeceğiz. Biliyoruz ki geleceğin dönüşümü gençlerin ellerinde şekilleniyor" dedi.Dragisic: "Gerçek değişim insanlarla başlar, özellikle de amaç odaklı gençlerle" UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic, "UNDP olarak biliyoruz ki gerçek değişim insanlarla başlar, özellikle de amaç odaklı gençlerle. Bugün Birgi'de gönüllülerimizin çevreyi koruyan, topluma değer katan ve kültürel mirası sahiplenen çalışmaları, sürdürülebilir turizmin sahada nasıl inşa edildiğini gösterdi. Enerjisa, Kültür ve Turizm Bakanlığı, TGA ve yerel yönetimler ile yürüttüğümüz SENTRUM Projesi sayesinde Birgi, sürdürülebilir turizm için ilham verici bir örnek haline geliyor" ifadelerini kullandı.Sürdürülebilir Enerji Temelli Turizm Uygulama Merkezi (SENTRUM) hakkında bilgi için: www.sentrum.com.tr Abdurrahman Derici - Sinan Yeniçeri
Profesörle doçent, Yörük kıyafetiyle köy düğünü yaptı
21 Ekim 2025 Salı - 09:33 Profesörle doçent, Yörük kıyafetiyle köy düğünü yaptı Bursa Uludağ Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ali Durmuş ve Doç. Dr. Gülçin Tezcan, Orhaneli ilçesine bağlı Dağgüney köyünde düzenlenen geleneksel Türkmen düğünüyle hayatlarını birleştirdi. Yüzlerce davetlinin katıldığı düğün, akademik camia ile köy halkını aynı çatı altında buluşturdu. Yörük-Türkmen kültürünün yaşatıldığı düğünde gelin ve damat, geleneksel kıyafetler giydi. Köy meydanına kurulan Yörük çadırında, yerel sanatçı Mehtap Takmalı’nın türküleri eşliğinde kına gecesi düzenlendi. Gelinin ellerine kına yakılırken duygusal anlar yaşandı. Düğün boyunca yöresel gelenekler tek tek uygulandı. Damat tıraşı, köy meydanında davetlilerin tezahüratları eşliğinde yapılırken, gelin alma töreninde ise gelin ata bindirilip davul-zurna eşliğinde köyde gezdirildi. Gelinin beline babası tarafından kırmızı kuşak bağlandı. Yöresel yemeklerin ikram edildiği düğünde, kazanlarda pişen yemekler tüm konuklara sunuldu. Akademik camiadan çok sayıda öğretim üyesi ve bilim insanının katıldığı düğünde, geleneksel kıyafetli akademisyenlerin köy halkıyla birlikte halay çekmesi dikkat çekti. Düğün, bilimle geleneğin uyumunu yansıtan bir kültürel şölen havasında geçti. Çift, köy düğününün ardından Bursa’daki 5 yıldızlı bir otelde ikinci bir düğün daha gerçekleştirdi. Nikah, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın tarafından kıyıldı. Törene Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, eski bakan Turhan Tayan ile akademik ve siyasi camiadan birçok isim katıldı. Genç çiftin nikah şahitliğini ise yakın arkadaşları ve akademisyen dostları yaptı. İki farklı konsepte sahip düğünleriyle dikkat çeken çift, hem geleneksel kültürü yaşattı hem de modern bir nikah töreniyle mutluluklarını taçlandırdı.