KÜLTÜR SANAT
Mardin’de "Tespih Fuarı" açıldı 01 Mayıs 2026 Cuma - 18:51:49 Mardin’de bu yıl ikincisi düzenlenen "Tespih Fuarı" ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Mardin’de, Valilik, Büyükşehir Belediyesi, Türkiye Tespihçiler Esnaf ve Sanatkarlar Federasyonu ve Mardin Antika Tespih ve Gümüşçüler Derneği iş birliğinde Artuklu Fuar Alanı’nda düzenlenen etkinliğin açılışı gerçekleştirildi. Açılışa, Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Tuncay Akkoyun, 70. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Ahmet Yaşar Dener, İl Emniyet Müdürü Recep Tecimer, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Tahsin Saruhan ile davetliler katıldı. Protokol üyeleri stantları gezerek sergilenen ürünleri inceledi. Vali Tuncay Akkoyun, Mardin’in barış, kardeşlik ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan bir şehir olduğunu belirterek, "Bu coğrafya sadece tarihi yapılarıyla değil, aynı zamanda önemli sanat ve zanaatlarıyla da dikkat çekiyor. Gümüş ve telkari işçiliğinin yanı sıra kehribar ve farklı materyallerden yapılan tespihler de bu mirasın önemli bir parçasıdır. Tespih, sabrın sanata dönüştüğü, geçmişin mirasını modern tasarımla buluşturan önemli bir değerdir" dedi. Fuarın hem ustaları hem de meraklıları bir araya getirdiğini ifade eden Akkoyun, 1-3 Mayıs tarihleri arasında açık olacak etkinliğe tüm vatandaşları davet ederek, bu tür organizasyonların desteklenmeye devam edeceğini kaydetti. Federasyon Başkanı Rezan Yılmaz da fuarın sektör temsilcilerini bir araya getirdiğini belirterek, "Mardin’e yakışır bir organizasyon oldu. Valimizin destekleriyle esnafımız burada buluştu. Tüm tespih severleri fuarımıza bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Mardin Antika Tespih ve Gümüş Derneği Başkanı Ümit Demir ise kehribarın Baltık Denizi’nden çıkarıldığını ve işlenerek Türkiye’ye ithal edildiğini belirterek, "Türkiye genelinde bayilerimize dağıtım yapıyoruz, aynı zamanda ihracat da gerçekleştiriyoruz. Bu fuar sektör açısından oldukça verimli geçiyor. Türkiye’nin dört bir yanından, hatta yurt dışından katılım var. Tespih sektörü, Mardin turizmine de önemli katkı sağlayacaktır" dedi. Satıcı Muhammed Akkurt ise fuarda ağırlıklı olarak antika ve özel koleksiyon ürünlerinin yer aldığını ifade ederek, "Osmanlı dönemine ait, 100 yılı aşkın geçmişe sahip tespihler sergileniyor. Mikro art sanatı tekniğiyle, aylar süren çalışmalar sonucu hazırlanan özel koleksiyonlar da bulunuyor. Fuarda ayrıca yaklaşık 50 bin dolar değerinde, Esmaül Hüsna motifli özel bir tespih de yer alıyor" diye konuştu. Tespih satıcısı Hakan Şidim ise 15 yıldır sektörde olduğunu ifade ederek, "Mardin esnafının büyük bölümü tespih ve antika ile ilgileniyor. Mardin denince akla ilk gelenlerden biri kehribar tespihlerdir. Fuardan memnun kaldık" dedi. Şidim, Osmanlı dönemine ait "alman sıkması" olarak bilinen tespihlerin antika kategorisinde yer aldığını belirterek, "Bu ürünler gramla satılıyor ve gram fiyatı 100 ile 150 dolar arasında değişiyor. En düşük fiyatlı tespihlerimiz 1000 liradan başlayıp 5 bin liraya kadar çıkıyor" diye konuştu.
Kuşadası’ndan dünyaya barış, kardeşlik ve dostluk mesajları yollandı
12 Ekim 2025 Pazar - 12:23 Kuşadası’ndan dünyaya barış, kardeşlik ve dostluk mesajları yollandı Kuşadası Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Kuşadası Uluslararası Kardeş Şehirler Gençlik Toplantısı’ final günüyle sona erdi. Tarihi Kervansaray’da gerçekleştirilen etkinlikte 8 farklı ülkeden gelen öğrenciler yöresel danslarını sergilerken belediye başkanları da imzaladıkları ‘Barış ve Kültür’ deklarasyonuyla dünyaya önemli bir mesaj verdi. Kuşadası 1 hafta boyunca ‘Kardeş Şehirler Gençlik Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda ilçeye Türkiye’nin de olduğu 8 ülkeden öğrencilerle beraber belediye başkanları ve delegasyon üyeleri geldi. Program kapsamında öğrenciler ve belediye başkanları ilçede kültürel rotaları gezip, etkinliklere katıldı. Program boyunca barış ve kardeşlik mesajları verildi. Uluslararası etkinlik, Tarihi Kervansaray’da gerçekleştirilen final günüyle son buldu. Programda, 8 farklı ülkeden gelen öğrenciler yöresel danslarını sergilerken belediye başkanları da imzaladıkları ‘Barış ve Kültür’ deklarasyonuyla dünyaya önemli bir mesaj verdi. Etkinliği son bölümünde, yabancı öğrenciler Kuşadası Belediyesi Halk Dansları Akademisi Spor Kulübü (KUŞADANS) eğitmenleri ile öğrendikleri Türk Halk Dansları gösterilerini sundu. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Kuşadası Belediye Başkan Vekili Seyfi Seyhan Suvari, "Öncelikle herkesi Kuşadası’nın misafirperver halkı adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum .Bir hafta boyunca kentimizde farklı kültürlerden gelen gençlerimizi ağırladık. Bu da bize farklılıkların aslında iletişim kurmak için bir engel olmadığını gösterdi. Kuşadası Belediyesi olarak gençlerin yarının dünyasını şekillendirecek olan en büyük güç olduğuna inanıyoruz. Buradan verdiğimiz mesaj çok açık. Gazze’de yaşanan katliamlara tanık olurken bu katliamların son bulması umudunu taşıyoruz. Hep beraber umut ve barış dolu bir gelecek inşa edebiliriz" diye konuştu.
Simit kokusunda sahne ışığına yolculuk
12 Ekim 2025 Pazar - 11:50 Simit kokusunda sahne ışığına yolculuk Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından kentin kültürel belleğini koruma ve gelecek nesillere aktarma çalışmaları kapsamında başlatılan ‘Bursa Bellek-Kent Söyleşileri’nin son konuğu, Türk tiyatrosu ve sinemasının usta ismi Ali Sürmeli oldu. Kent Söyleşileri’nin konuğu; Ali Sürmeli Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığına bağlı Kent Tarihi Araştırmaları ve Arşiv Şube Müdürlüğü tarafından başlatılan ‘Bursa Bellek-Kent Söyleşileri’ ile Bursa’da doğmuş, büyümüş veya hayatının bir kısmını Bursa’da geçirmiş sanatçıların kent hatıraları kayıt altına alınıyor. Her ay farklı bir sanatçının konuk edildiği söyleşinin son konuğu, Türk tiyatrosunun ve sinemasının usta ismi Ali Sürmeli oldu. "Bursa’ya gidiyoruz" Moderatörlüğünü Sibel Bağcı Uzun’un üstlendiği söyleşi, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanı Güney Özkılınç, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, Ali Sürmeli’nin çocukluk arkadaşları ve sanatseverlerin katıldığı etkinlikte usta oyuncu Ali Sürmeli, sanat yolculuğunu, tiyatroya ve sinemaya olan bakış açısını, sanatın insan yaşamındaki dönüştürücü etkisini anlattı. 1959’da Bingöl’de doğan Ali Sürmeli, Bursa serüveninin postacı olan babasının Büyük Postane’ye sürülmesiyle başladığını anlattı. Babası "Bursa’ya gidiyoruz" dediğinde ilk sorusunun "Orada sinema var mı?" olduğunu belirten Sürmeli, Dilek Sineması’nda izlediği filmlerin gençlik hayallerini beslediğini söyledi. Simit tezgahından tiyatroya İpekçilik ve Tahtakale’de geçen yıllarında Demirtaşpaşa Endüstri Meslek Lisesi’nde okuduğunu ifade eden Sürmeli, "1977-1980 yılları arasında Merinos Fabrikası’nda elektrik işçisi olarak çalışırken, akşamları da kardeşlerimin Heykel’de simit sattığı tezgâhın başına geçiyordum. Ahmet Vefik Paşa Sahnesi’nin kapısına kadar simit arabasını sürerken, sahneden çıkan insanları izliyordum. Erkeklerin bile güzel koktuğu ama benim sadece simit ve susam koktuğum yıllardı. Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu’nun Gençlik Kursu sınavına katılmamla hayatım değişti. Kenan Işık’ın jüri olduğu sınavda Erkan Can ile tanıştım. Bu tanışma, sadece bir sınav anı değil, yıllar sürecek kardeşlik ve dostluğun başlangıcı oldu. Bana ilk defa ’zenci’ muamelesi yapmayan, ‘birader’ diyen sarışın biriydi. 1980 darbesinin gölgesinde beni kurtaran şey tiyatroydu" dedi. "Gençler, sanata sahip çıkın" Mimar Sinan Üniversitesi dönemi, rol aldığı tiyatro, sinema ve dizi projelerini de anlatan Sürmeli, sanatın, toplumun ruhunu şekillendiren bir güç olduğunu vurguladı. Gençlere sanata sahip çıkma çağrısında bulunan sanatçı, sanatın kendini ifade etme biçimi olduğunu belirterek korkmadan, çekinmeden üretmek gerektiğini anlattı. Program, sanatçıya günün anısına hediye takdim edilmesiyle sona erdi.
Vizör Fotoğraf Grubu’nun "Zincir" projesi sanatseverlerle buluştu
12 Ekim 2025 Pazar - 11:42 Vizör Fotoğraf Grubu’nun "Zincir" projesi sanatseverlerle buluştu Nilüfer Kent Konseyi Vizör Fotoğraf Grubu’nun dört yıllık bir çalışmanın ürünü olan "Zincir: İnteraktif Sergi ve Söyleşi" projesi, Nazım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen açılışla seyre sunuldu. Sergi, izleyicileri fotoğraf yorumlama sürecine dahil ederek kendi hikayelerini oluşturmaya davet ediyor. Nilüfer’in sanat hayatına uzun yıllardır katkı sunan Nilüfer Kent Konseyi Vizör Fotoğraf Grubu, "Zincir: İnteraktif Sergi ve Söyleşi" adını taşıyan yeni projesini sanatseverlerle buluşturdu. 2009 yılından bu yana pek çok özgün çalışmaya imza atan grubun, 2021-2024 yılları arasında yürüttüğü projenin açılışı, Nâzım Hikmet Kültürevi’nde yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Sekiz fotoğraf sanatçısının eserlerinden yola çıkan sergi, izleyiciye bakma, görme ve yorumlama üzerine interaktif bir tecrübe sunmayı hedefliyor. Açılış törenine katılan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, yaptığı konuşmada sanatın toplumsal önemine dikkat çekti. Belediye kanunlarında yapılması planlanan değişikliklerle sanat ve etkinlik harcamalarına kısıtlama getirilmesi planlarını eleştiren Erman, "Tarihin en büyük dayanağı sanattır. Çünkü zamanın ruhunu, duygusunu, yaşananları aktaran en önemli disiplindir" dedi. Nilüfer’in bir kültür-sanat kenti olduğunu ve Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in de sanata ve sanatçıya büyük önem verdiğini vurgulayan Erman, "Biz, sanata imkan oluşturacak her şeyde varız. Sizler de üretmeye devam ederek, bizi bu mücadelede yalnız bırakmayın" diyerek sanatçılara destek mesajı verdi. "Fotoğraf yaşamın izini sürmektir" Vizör Fotoğraf Grubu Başkanı Alev Tanrıkorur ise projenin felsefesini şu sözlerle anlattı: "4 yıllık süreçte yürüttüğümüz bu projede, 8 fotoğraf sanatçısının fotoğraflarındaki izlerden aldığımız tetiklenmeler ile ruhsal iletişimler kurup, bakma, görme ve yorumlama yoluyla nesnelere, hayallere anlamlar yükledik. Oluşturduğumuz fotoğraf karelerini zincir misali birbirine ekleyerek yeni izler oluşturduk. ’Fotoğraf, yaşamın izini sürmektir’ düşüncesiyle yola çıktık." Açılış konuşmalarının ardından davetliler, 130’dan fazla fotoğrafın yer aldığı sergiyi gezdi. Ziyaretçiler, fotoğrafları kendi yorumlarıyla bir araya getirerek kişisel "zincirlerini" oluşturma fırsatı buldu. Proje kapsamında ayrıca konuk sanatçılar Aykan Özener, Defne Sesin Okay, Gülbin Özdamar Akarçay, Laleper Aytek, Orhan Cem Çetin, Şenay Martinova ve Yalçın Savuran’ın katılımıyla bir de söyleşi gerçekleştirildi. Sanatseverlerde yeni bakış açıları oluşturmayı hedefleyen "Zincir: İnteraktif Sergi ve Söyleşi" projesi, 18 Ekim Cumartesi gününe kadar Nâzım Hikmet Kültürevi Yeraltı Galerisi’nde ziyaret edilebilir.
Kocaeli Kitap Fuarı’nda ebeveynliğe derin bakış
12 Ekim 2025 Pazar - 11:35 Kocaeli Kitap Fuarı’nda ebeveynliğe derin bakış Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, yalnızca edebiyatın değil, hayatın merkezindeki konuların da konuşulduğu bir platform haline geldi. Bu yıl fuar kapsamında düzenlenen iki farklı söyleşide, aile yapısı, kültürel süreklilik ve dijital çağda ebeveynliğin değişen dinamikleri konuşuldu. Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı’nda bu yıl, aile yapısı, kültürel süreklilik ve dijital çağda ebeveyn olmanın zorlukları ele alındı. Eğitimci-yazar Dilek Cesur ve dijital dünyalar uzmanı Orhan Toker, ebeveynliğe dair geleneksel ve çağdaş yaklaşımlarıyla dinleyicilere hem duygusal hem de düşündürücü mesajlar verdi. "Birliğin temeli aile, eksik olan ise mutlu çocukluk" Birliğin Temeli Türk Dünyasında Aile Yapısı ve Kültürel Süreklilik başlıklı söyleşisinde Dilek Cesur, toplumun temelinin aileyle başladığını vurguladı. Katılımcılara duygusal ve düşündürücü mesajlar veren Cesur, anne ve babanın varlığının çocuğun hayatındaki yerini şu sözlerle anlattı; Bir annen ve bir baban varsa, kaç yaşında olursan ol çocuksun. Yaslanacak bir dizin, sığınacak bir yerin vardır." Cesur, "mutlu çocukluk hatıralarının" erişilmesi en zor ve en değerli şey olduğunu vurgulayarak, çocukluğa dair eksikliklerin bireyin hayat boyu taşıdığı duygusal bir boşluk oluşturduğunu ifade etti. "Amacın varsa uyanırsın" Dilek Cesur’un altını çizdiği bir diğer konu ise bireyin yaşam enerjisi ve amacıydı. Her sabah insanı uyandıran şeyin sadece alarm değil, hayattaki amacı olduğunu söyleyen Cesur, depresyonun çözümünün bedeni ve zihni birlikte çalıştırmak olduğunu dile getirdi. Cesur, "Bugün bir kişinin yüzü benden dolayı tebessüm ederse, görevimi tamamlamış hissederim" diyerek, bireyin mutluluğunun toplumun mutluluğuna dönüşeceği mesajını verdi. Söyleşi sonunda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Nagehan Malkoç, Cesur’a plaket takdim etti. "Dijital çocukların ebeveyni olmak ayrı bir sanat" Dijital Çocukların Ebeveyni Olmak başlıklı söyleşisinde Orhan Toker, dijital çağda çocuk büyütmenin geleneksel yöntemlerden ne kadar farklılaştığını çarpıcı örneklerle anlattı. Toker, çocuklarda artan kaygıya dikkat çekerek, "Şimdiki çocukların hepsinde bir kaygı var. Çünkü ortamı dinleyen, sürekli müdahale eden bir ebeveyn var" dedi. Toker, ebeveynlerin çocuk düşecek mi, kalkacak mı, haksızlığa mı uğradı gibi konularda aşırı hassas olmasının, çocukta özgüven sorunları doğurduğunu vurguladı. "Diplomalar değil, yetenekler önemli" Toker’in en dikkat çeken mesajı ise eğitim sistemine ve geleceğe dair öngörüleri oldu. Toker sözlerine şöyle devam etti: "Dünya artık diplomaların değil, birden fazla yeteneği olan insanların değerli olduğu bir yere gidiyor. Çocuğunuzun hangi okulda okuduğundan çok, neyi istikrarlı bir şekilde yapabildiği önemli" dedi. Ebeveynlerin çocukları için duyduğu gelecek endişelerinin, önümüzdeki 10 yıl içinde anlamını kaybedeceğini savunan Toker, bu süreçte önemli olanın çocukların potansiyellerini bastırmak değil, desteklemek olduğunu belirtti. Söyleşi sonunda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Toker’e plaket takdim edildi.
Alanya Belediye Tiyatrosu yeni sezonun ilk prömiyerini yaptı
12 Ekim 2025 Pazar - 11:13 Alanya Belediye Tiyatrosu yeni sezonun ilk prömiyerini yaptı Başarılı çalışmalarıyla Türkiye’nin en iyi şehir tiyatroları arasında gösterilen Alanya Belediye Tiyatrosu, yeni sezonun ilk gösterimi olan "Palto" ile yaptı. Nikolay Gogol’un unutulmaz eseri Palto, Ferdi Dalkılıç yönetmenliğinde seyirci ile buluştu. Alanya Belediye Tiyatrosu, Rus edebiyatının büyük ustası Nikolay Gogol’un unutulmaz eseri Palto oyunuyla perdelerini açtı. Yönetmenliğini Antalya Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Ferdi Dalkılıç’ın üstlendiği oyun, sıradan bir devlet memurunun küçük bir palto hayali üzerinden insan onurunu, toplumdaki adaletsizliği ve yaşamın kırılganlığını anlatıyor. Tecrübeli isimler sahnede Oyunun dekor tasarımında Akın Tezer Tunalı, kostümde Gökçe Şener, müzikte Selçuk Yılmaz, ışıkta Barbaros Gülaçtı ve koreografide Meray Kartal ile Göknur Küçüktürkmen’in imzası var. Tecrübeli isimler; Murat Demir Tetik, Mustafa Erman Doğan, Vedat Akbulut, Fırat Onur Deniz, Nejat Koper, Emre Şen, İrem Azmiye Karakaya, Güneş Çağlar, Birke Muratal Doğan, Buse Sakarya Ceyhan ve Ezgi Melek Kerman oyunda rol alıyor. Koçak: "Daha iyiye daha mükemmele gitmek için çalışıyoruz" Tek perde olarak yaklaşık 2 saatlik performansın ardından oyuncular, seyirciler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı. Başkan Yardımcısı Murat Levent Koçak, sahneye gelerek şu ifadeleri kullandı; "Gerçekten çok büyük bir emek var. Bizim için hem emeklerin sonuçlarının görüldüğü hem de büyük bir iftihar kaynağı olan gecedeyiz. Alanya Belediye Tiyatrosu’nun nerelere geldiğini görmek hepimiz için zannediyorum ki çok büyük bir mutluluk olsa gerek. Elbette ki daha iyiye, daha mükemmele gitmek için çalışıyoruz. Bu oyunun ortaya çıkmasında emeği geçen işte sahnesinden, dekorundan, müziğinden, danslarından, kostümünden, her şeyinden emek sahibi olan çok değerli hocalarımıza çok değerli yönetmenimize çok değerli oyuncu arkadaşlarımıza ve Alanya Belediye Tiyatrosu’nda çalışanlarımıza çok teşekkür etmek istiyorum ve onları kutluyorum" dedi. Alanya Belediye Tiyatrosu’nun 15. yılı kutlandı Alanya Belediye Tiyatrosu’nun kuruluşunun 15’inci yılı da unutulmadı. Sahnede oyuncuların birlikte kestiği pastayla Belediye Tiyatrosu’nun yeni yaşı kutlandı. Başkan Yardımcısı Koçak, Alanya Belediye Tiyatrosu’nun kuruluş aşamasından bugünlere gelmesine vesile olan herkese teşekkür etti. Alanya Kültür Merkezi’nde gerçekleşen prömiyere, Belediye Başkan Yardımcısı Murat Levent Koçak, Belediye Meclis Üyeleri Mustafa Eroğlu, İrem Yunusoğlu, Şahin Ararat, Belediye Tiyatro Müdürü Hüseyin Çinal ve çok sayıda sanatsever katılarak salonu doldurdu.
Yozgat’ta imece geleneği ile kış hazırlığı devam ediyor
12 Ekim 2025 Pazar - 11:05 Yozgat’ta imece geleneği ile kış hazırlığı devam ediyor Yozgat’ta kadınlar, bir yardımlaşma geleneği olan imece ile başlattıkları kış hazırlıklarının sonuna geldi. Salça, marmelat, sirke, çanak peyniri gibi kışın tüketilecek yiyeceklerini hazır hale getiren kadınlar, son olarak ekmek ihtiyaçlarını karşılamak için yufka ekmek yapımına başladı. Anadolu kırsalında yaşayanların vazgeçilmezi olan yufka ekmeği, Yozgat’ın yöresel lezzetlerinden madımak, bulgur pilavıyla birlikte tüketiliyor. Yozgat’ta her yıl olduğu gibi bu yıl da kırsal bölgelerde kış hazırlıkları geçtiğimiz ay içerisinde başlandı. Salatalık, kelek, lahana, patlıcan, yeşil domates gibi sebzelerle turşu kuran kadınlar, yöresel peyniri çanaklara bastı, domates ve kırmızıbiberden salça kaynatmayı da ihmal etmedi. Kış hazırlıklarının sonuna gelen kadınlar, mahalle aralarında, köylerde bulunan ‘tandır’ adı verilen yapılarda kışlık yufka ekmek yapına başladı. Sabahın erken saatlerinde başlayan ekmek yapımı, bazen gece geç saatlere kadar sürüyor. Kadınlar, kış boyunca tüketecekleri ekmeği hazırlamak için tandır başında yoğun bir emek harcıyor. Tandırda yapılan yufka ekmek, şehir merkezlerinde ise apartmanların bodrum veya çatı katlarında hazırlanıyor. Hem aile bütçesine katkı sağlayan hem de geleneksel tatların yaşatılmasına vesile olan yufka yapımı, kadınların dayanışma ve birlik ruhunu da yansıtıyor. Yozgat’ın Fatih Mahallesi’nde imece geleneği ile hem kendi hem de çocuklarının ihtiyaçlarına yönelik yufka açan kadınlardan Hamide Çelik, tandırda yapılan yufka ekmeğin daha lezzetli olduğunu belirterek, yufka ekmeğin yöresel lezzetlerle tüketilmesinin çok lezzetli olduğuna vurgu yaptı. Hamide Çelik, "Komşularımızla birbirimize katkıda bulunuyoruz. Birbirimizi anlıyoruz, anlaşıyoruz. Hepimiz komşuyuz. O yüzden birbirimizi kırmadan, dökmeden güzelce geliyoruz, yoğuruyoruz hep beraber birlik oluyoruz. Ondan sonra oturuyoruz arkadaşın ikisi de pişiriyor. Bizim ikimiz de yaşlı olduğumuz için bizi idare ediyorlar. Allah razı olsun arkadaşlarımızdan da. Yufka ekmek pekmez ile lezzetli olur. Üstüne yoğurdu koyacaksın, üstüne pekmezi dökeceksin. Onun sonra yiyeceksin. Onun özelliği o. Bulgur pilavıyla, turşuyla çok lezzetli oluyor. Omaç, gevretme, bunlarla çok lezzetli" dedi, arkasından da bir türkü söylemeyi de ihmal etmedi.
Osmaniye’de Akdeniz’in ruhu sanatla buluştu
12 Ekim 2025 Pazar - 11:01 Osmaniye’de Akdeniz’in ruhu sanatla buluştu Osmaniye Merkez’de bu yıl yedincisi düzenlenen Akdeniz Sanat Günleri, şiirden tiyatroya, resimden müziğe uzanan çeşitli etkinliklerle sanatseverleri bir araya getirdi. Osmaniye Şairler, Yazarlar ve Aşıklar Derneği tarafından Osmaniye Kent Müzesi önünde düzenlenen etkinliğe Adana, Hatay ve Mersin başta olmak üzere birçok ilden şair, yazar ve sanatçı katıldı. Gün boyu süren etkinlikte sanatseverler, şiir, tiyatro gösterileri, müzik performansları ve resim sergileriyle sanat dolu anlar yaşadı. Etkinlik kapsamında ayrıca deprem ve insan temalı fotoğraf sergisi ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Şair ve yazarlar, kurdukları stantlarda kendi kitaplarını tanıtarak okuyucuları için imza günü düzenledi. Osmaniyeli hemşerilerimizin sanatla iç içe bir gün geçirmesi için böyle bir etkinlik düzenlediklerini söyleyen Osmaniye Şairler, Yazarlar ve Ozanlar Derneği Başkanı Mustafa Bardak, "7. Akdeniz Sanat Günleri eş zamanlı olarak Adana, Antakya, Mersin, Osmaniye, Fethiye ve Düziçi’nde gerçekleşiyor. Aşık Veysel resimleri, Yaşar Kemal görselleri, Osmaniye fotoğrafları, doğa fotoğrafları, deprem fotoğrafları gibi fotoğraf sergimizin yanında el sanatları sergilerimiz, yazarlarımızın ve şairlerimizin kitap sergileri, yer almaktadır. Ayrıca bu sene 28 şairimiz, değişik illerimizden 28 şairimiz ve 24 ozanımız sahne alacak. Gün boyu programlarımız devam edecek. Bu etkinliklerimize gün boyu bir yandan sergiler, kitap sergileri bir diğer yandan ise ozan ve aşıkların özgün eserleri yer alacak programımızda."diye konuştu.
9. Sultanbeyli Kitap Fuarı başladı
12 Ekim 2025 Pazar - 10:58 9. Sultanbeyli Kitap Fuarı başladı Kitapseverlerin buluşma adresi 9. Sultanbeyli Kitap Fuarı başladı. Açılış töreninde konuşan Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, "Aile Yılı’na ithafen bu yılki temamızı ‘Okuyan Aile, Düşünen Nesil’ olarak belirledik. 19 Eylül Pazar gününe kadar sürecek kitap fuarımıza 100 yayınevi ve 75 yazar katılacak. Söyleşiler, imza günleri ve kültürel etkinliklerle dopdolu kitap fuarımıza tüm kitapseverleri bekleriz" dedi. Sultanbeyli Belediyesi tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen Sultanbeyli Kitap Fuarı başladı. Kent Meydanı’nda düzenlenen açılış törenine Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş’ın yanı sıra; İstanbul Vali Yardımcısı Halil Avşar, Sultanbeyli Kaymakamı Kemal Şahin, İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin ve çok sayıda davetli ile kitapsever katıldı. "Ülkemizin önde gelen 100 yayınevi ve 75 yazar fuarımızda yer alıyor" 7’den 70’e herkesi kitap fuarına davet eden Tombaş, "Sultanbeyli Kitap Fuarı, her geçen gün marka değerini yükseltiyor. Kültür ve sanat alanına yaptığımız yatırımlarımızı artırıyoruz, çünkü önemsiyoruz. Medeniyetimizin düşünce derinliğini, ilim aşkını ve hikmet yolculuğunu yeni nesillere aktarabilmek adına kültür ve sanata destek olmaya devam edeceğiz. Ülkemizin önde gelen 100 yayınevi ve 75 yazar fuarımızda yer alıyor. Söyleşiler, imza günleri ve kültürel etkinliklerle dopdolu bir kültür şöleni yaşayacağız. 19 Ekim Pazar günü 10.00-20.00 saatleri arasında hizmet verecek kitap fuarımıza herkesi bekliyoruz" şeklinde konuştu. "‘Okuyan Aile, Düşünen Nesil’ temasıyla gerçekleştiriyoruz " Fuarın temasını Aile Yılı’na ithaf ettiklerini söyleyen Tombaş, "Bu yılki fuarımızı; 2025 yılının Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından ‘Aile Yılı’ ilan edilmesine ithafen, ‘Okuyan Aile, Düşünen Nesil’ temasıyla gerçekleştiriyoruz. Çünkü inanıyoruz ki, okuyan bir aile sadece bilgiyle değil; sevgiyle, anlayışla, değerlerle büyür. Kütüphanelerin ışığıyla aydınlanan evlerde yetişen çocuklar; düşünen, üreten ve sorumluluk sahibi nitelikli bireyler olarak geleceğe yürür. Toplumun temeli aileyse, o temelin harcı da kitapla, düşünceyle, kültürle yoğrulmalıdır. İşte bu nedenle istiyoruz ki; aileler birlikte okusun, birlikte düşünsün, birlikte gelişsin. Çünkü biz okuma kültürünü yalnızca bireysel bir tercih değil, toplumsal bir dirilişin adımı olarak görüyoruz" dedi. Açılış konuşmalarının ardından protokolün katılımıyla kurdele kesildi. Ardından kitap fuarında yer alan stantları tek tek ziyaret eden Başkan Tombaş, vatandaşlarla selamlaştı. 9. Sultanbeyli Kitap Fuarı’nın Onur Konuğu; tasavvuf, din ve tarih alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Mustafa Kara oldu. 9 gün sürecek fuar süresince; Altay Cem Meriç, Mustafa Karataş, İsmail Hakkı Aydın, Saliha Erdim, Bahadır Yenişehirlioğlu, Hulki Cevizoğlu, Nurullah Genç dahil 75 yazar okurlarıyla buluşacak. İmza günleri ve söyleşi programları düzenlenecek.
Unutulan sanatı emekliler hayata döndürüyor
12 Ekim 2025 Pazar - 10:56 Unutulan sanatı emekliler hayata döndürüyor Anadolu’nun köklü el işleme sanatlarından oymacılık, son yıllarda ilgi görmeye başladı. Vakit geçirmek için ahşap sanatına yönelen emekliler, geleneği yeniden canlandırıyor. Ahşaba şekil verme sanatı olarak bilinen oymacılık, sabır ve el becerisi gerektirmesiyle öne çıkıyor. Anadolu’nun köklü el işleme geleneklerinden biri olan bu sanat, geçmişte cami, konak ve saray süslemelerinde önemli bir yer tutuyordu. Mobilya üretiminin yaygınlaşmasıyla oymacılık, son yıllarda küçük atölye ve hobi kurslarında yeniden hayat buluyor. Vakit geçirmek için ahşap işlemeciliği sanatına yönelen emekliler, unutulmaya yüz tutan geleneksel oymacılığın yeniden canlanmasına katkı sağlıyor. Babasının yönlendirmesiyle 7 yaşında ahşap oymacılığı mesleğine başladığını belirten Aşir Güler (50), "Oymacılık sanatı günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş meslekler arasında yer alıyor, çünkü artık bu işi yapan çok az insan kaldı. Bu nedenle, bu mesleğin biraz tarihte kalmış olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bizim asıl amaçlarımızdan biri, bu sanatı tekrar canlandırmak, güncellemek ve yaygınlaştırmak. Özellikle açtığımız kurslarla bu konuda büyük emek verdik ve yavaş yavaş yeni insanlar yetiştirmeye başladık" dedi. Kendisine ait kurs yerinde yeni kursiyerler yetiştirdiğini vurgulayan ahşap oymacılığı ustası Güler, bu sanatı yaygınlaştırmaya çalıştığını kaydederek, "Bir insan bu sanata başladığında, şehir hayatının karmaşasından uzaklaşıp bir huzur buluyor. Bu iş insanın ruhuna hitap eden bir uğraş. Çünkü doğal bir malzemeyle çalışıyorsunuz ve insanoğlu binlerce yıldır ahşapla iç içe yaşıyor. Aslında hepimizin genetik kodlarında ahşaba dair bir bilgi var. Zamanla bu bilgiler unutulmuş olsa da, bundan 100-150 yıl önce atalarımızın büyük bir kısmı ahşapla uğraşıyordu. Bugünkü modern hayatın getirdiği zorluklar, özellikle şehir yaşamı insanları mutsuzluğa itiyor. Son 10-15 yılda sanal dünyanın yaygınlaşmasıyla birlikte insanlar gerçeklikten, sanattan ve estetikten uzaklaştı. Bu bağlamda ahşap oyma işi, insanlara iyi geliyor; ruhlarını dinlendiriyor, onlara kendilerini iyi hissettiriyor" diye ekledi. "Kaybolan bu mesleği yaşatmaya çalışıyorum" Ahşap işlemeciliğinin insan ruhuna dokunduğunu aktaran Güler, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Gerçek bir işle uğraşıyorsunuz; dokunuyorsunuz, oyarken hissediyorsunuz, sesini duyuyorsunuz, el aletleriyle çalışıyorsunuz. Ceviz, meşe, ıhlamur, kestane, kiraz gibi birçok ağaç türüyle tanışıyorsunuz. Her biri farklı karakterde ve her birinden çok şey öğreniyorsunuz. Bu nedenle, özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanlar için bu tür bir işle uğraşmak ruhu dinlendiriyor, insanı rahatlatıyor ve aynı zamanda bir sanat, bir meslek kazandırıyor. Bu işe başladığınızda kendinizi adeta kaybediyorsunuz, dalıp gidiyorsunuz. O süreci yaşarken bile huzur buluyorsunuz. Sonuçta da ortaya güzel bir iş çıkıyor ve bu da ayrı bir mutluluk kaynağı oluyor. Ancak bu sadece sonuç odaklı bir uğraş değil; asıl değerli olan, o süreci yaşamak. Ben bu işi yaklaşık 40 yıldır yapıyorum. Küçük yaşta aile mesleği olarak başladım. Gerçekten bu bilgiyi başkalarına aktarmam gerektiğini düşündüm. Çünkü aksi halde bu bilgiyle ne yapacağım? Mezara mı götüreceğim? Bu nedenle yaklaşık 5 yıldır kurs veriyorum. Bugüne kadar 300’e yakın kursiyerim oldu ve ustalaştırma programları da yapıyorum. Şu anda kendi atölyemde bu kursları sürdürerek hem bilgimi paylaşıyor hem de kaybolan bu mesleği yaşatmaya çalışıyorum." "Ahşap oymanın terapisttik bir tarafı var" Yaklaşık 2 yıldır ahşap oymacılığı ile uğraştığını ifade eden emekli Seda Güldoğan (51), haftada 2 gün ahşap oymacılığı atölyesine geldiğimi söyledi. Üretme fikrinden yola çıkarak ahşap oymacılığına başlayan Güldoğan, "Özellikle ileri yaşlarda, çocuklar evden gittikten ve bir anne olarak artık onlarla ilgilenmeye ihtiyaç kalmadığında, bir hobi arayışındaydım. Ahşap fikri bana çok sıcak geldi. Hocamın Foça’daki sergisini görmüştüm ve çok hoşuma gitmişti. Yapabilir miyim, yapamaz mıyım emin olamamıştım ama hocam yapılabileceğini gösterdi. Ben de hoşuma gittiği için devam ettim. Ahşap oymacılığının, insanı anda tutan bir hobi olduğunu düşünüyorum. Çünkü o an başka hiçbir şeyle uğraşacak ya da düşünecek vaktiniz olmuyor. Sadece ahşabın içinden çıkarmak istediğiniz şeye odaklanıyorsunuz. Bu yüzden ahşap oymanın terapisttik bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Biraz dış dünyadan soyutlandığınız, geçmişi ya da geleceği değil sadece tokmağın vurduğu alanı gördüğünüz ve yaşadığınız bir hobi gibi geliyor" sözlerini kullandı. "Bu, bir hobiden daha fazlası" Ahşap oymacılığı sanatına oyma kapı yapma merakıyla başladığını belirten emekli Özgür Özaksu (53), "Ancak bu işe doğrudan kapı oyarak başlanmıyor. Oyma yaparken aynı zamanda motif ve desen öğreniyoruz. Kullanılan teçhizatı da tanımak ve doğru şekilde kullanmayı öğrenmek gerekiyor. Yaptığınız eser gün geçtikçe şekil buluyor, güzelleşiyor ve beğeni topluyor. Elektriğin olmadığı dönemlerde gaz lambası ışığında çalışan ustaların kullandığı geleneksel yöntemlerle aynı yollardan geçerek benzer ürünler üretmenin ne kadar keyifli olduğunu fark ettim. Ahşabın içine çok güzel sanat eserlerini sığdırabilen arkadaşlarım oldu. Önce hayret ettim, sonra ben de yapabildiğimi gördüm. Bu işin çok zor olmadığını, sadece istemenin yeterli olduğunu anladım. İnanın, çok yetenekli olmanız gerekmiyor. Sadece doğru ustanın yanında, doğruları öğrenerek ilerlerseniz yapamayacağınız hiçbir ahşap oyma eseri yok. Zamanla şunu fark ediyorsunuz. Televizyon, sosyal medya, cep telefonu, bilgisayar ve telefon oyunları bu dünyada zamanımızı çalıyor ve çoğu zaman ne kaybettiğimizin farkına varmıyoruz. Ancak ahşapla uğraşırken insanın ruhunda bir dinlenme hissi oluşuyor. Bu, gerçekten bir hobiden daha fazlası. Bence ruhunu dinlendirmek, kendini bulmak ve kendi sesini duymak isteyen herkesin yapabileceği güzel bir uğraş. Herkese tavsiye ederim" ifadelerini kullandı.
Unutulan sanatı emekliler hayata döndürüyor
12 Ekim 2025 Pazar - 10:33 Unutulan sanatı emekliler hayata döndürüyor Anadolu’nun köklü el işleme sanatlarından oymacılık, son yıllarda ilgi görmeye başladı. Vakit geçirmek için ahşap sanatına yönelen emekliler, geleneği yeniden canlandırıyor. Ahşaba şekil verme sanatı olarak bilinen oymacılık, sabır ve el becerisi gerektirmesiyle öne çıkıyor. Anadolu’nun köklü el işleme geleneklerinden biri olan bu sanat, geçmişte cami, konak ve saray süslemelerinde önemli bir yer tutuyordu. Mobilya üretiminin yaygınlaşmasıyla oymacılık, son yıllarda küçük atölye ve hobi kurslarında yeniden hayat buluyor. Vakit geçirmek için ahşap işlemeciliği sanatına yönelen emekliler, unutulmaya yüz tutan geleneksel oymacılığın yeniden canlanmasına katkı sağlıyor. Babasının yönlendirmesiyle 7 yaşında ahşap oymacılığı mesleğine başladığını belirten Aşir Güler (50), "Oymacılık sanatı günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş meslekler arasında yer alıyor, çünkü artık bu işi yapan çok az insan kaldı. Bu nedenle, bu mesleğin biraz tarihte kalmış olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bizim asıl amaçlarımızdan biri, bu sanatı tekrar canlandırmak, güncellemek ve yaygınlaştırmak. Özellikle açtığımız kurslarla bu konuda büyük emek verdik ve yavaş yavaş yeni insanlar yetiştirmeye başladık" dedi. Kendisine ait kurs yerinde yeni kursiyerler yetiştirdiğini vurgulayan ahşap oymacılığı ustası Güler, bu sanatı yaygınlaştırmaya çalıştığını kaydederek, "Bir insan bu sanata başladığında, şehir hayatının karmaşasından uzaklaşıp bir huzur buluyor. Bu iş insanın ruhuna hitap eden bir uğraş. Çünkü doğal bir malzemeyle çalışıyorsunuz ve insanoğlu binlerce yıldır ahşapla iç içe yaşıyor. Aslında hepimizin genetik kodlarında ahşaba dair bir bilgi var. Zamanla bu bilgiler unutulmuş olsa da, bundan 100-150 yıl önce atalarımızın büyük bir kısmı ahşapla uğraşıyordu. Bugünkü modern hayatın getirdiği zorluklar, özellikle şehir yaşamı insanları mutsuzluğa itiyor. Son 10-15 yılda sanal dünyanın yaygınlaşmasıyla birlikte insanlar gerçeklikten, sanattan ve estetikten uzaklaştı. Bu bağlamda ahşap oyma işi, insanlara iyi geliyor; ruhlarını dinlendiriyor, onlara kendilerini iyi hissettiriyor" diye ekledi. "Kaybolan bu mesleği yaşatmaya çalışıyorum" Ahşap işlemeciliğinin insan ruhuna dokunduğunu aktaran Güler, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Gerçek bir işle uğraşıyorsunuz; dokunuyorsunuz, oyarken hissediyorsunuz, sesini duyuyorsunuz, el aletleriyle çalışıyorsunuz. Ceviz, meşe, ıhlamur, kestane, kiraz gibi birçok ağaç türüyle tanışıyorsunuz. Her biri farklı karakterde ve her birinden çok şey öğreniyorsunuz. Bu nedenle, özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanlar için bu tür bir işle uğraşmak ruhu dinlendiriyor, insanı rahatlatıyor ve aynı zamanda bir sanat, bir meslek kazandırıyor. Bu işe başladığınızda kendinizi adeta kaybediyorsunuz, dalıp gidiyorsunuz. O süreci yaşarken bile huzur buluyorsunuz. Sonuçta da ortaya güzel bir iş çıkıyor ve bu da ayrı bir mutluluk kaynağı oluyor. Ancak bu sadece sonuç odaklı bir uğraş değil; asıl değerli olan, o süreci yaşamak. Ben bu işi yaklaşık 40 yıldır yapıyorum. Küçük yaşta aile mesleği olarak başladım. Gerçekten bu bilgiyi başkalarına aktarmam gerektiğini düşündüm. Çünkü aksi halde bu bilgiyle ne yapacağım? Mezara mı götüreceğim? Bu nedenle yaklaşık 5 yıldır kurs veriyorum. Bugüne kadar 300’e yakın kursiyerim oldu ve ustalaştırma programları da yapıyorum. Şu anda kendi atölyemde bu kursları sürdürerek hem bilgimi paylaşıyor hem de kaybolan bu mesleği yaşatmaya çalışıyorum." "Ahşap oymanın terapisttik bir tarafı var" Yaklaşık 2 yıldır ahşap oymacılığı ile uğraştığını ifade eden emekli Seda Güldoğan (51), haftada 2 gün ahşap oymacılığı atölyesine geldiğimi söyledi. Üretme fikrinden yola çıkarak ahşap oymacılığına başlayan Güldoğan, "Özellikle ileri yaşlarda, çocuklar evden gittikten ve bir anne olarak artık onlarla ilgilenmeye ihtiyaç kalmadığında, bir hobi arayışındaydım. Ahşap fikri bana çok sıcak geldi. Hocamın Foça’daki sergisini görmüştüm ve çok hoşuma gitmişti. Yapabilir miyim, yapamaz mıyım emin olamamıştım ama hocam yapılabileceğini gösterdi. Ben de hoşuma gittiği için devam ettim. Ahşap oymacılığının, insanı anda tutan bir hobi olduğunu düşünüyorum. Çünkü o an başka hiçbir şeyle uğraşacak ya da düşünecek vaktiniz olmuyor. Sadece ahşabın içinden çıkarmak istediğiniz şeye odaklanıyorsunuz. Bu yüzden ahşap oymanın terapisttik bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Biraz dış dünyadan soyutlandığınız, geçmişi ya da geleceği değil sadece tokmağın vurduğu alanı gördüğünüz ve yaşadığınız bir hobi gibi geliyor" sözlerini kullandı. "Bu, bir hobiden daha fazlası" Ahşap oymacılığı sanatına oyma kapı yapma merakıyla başladığını belirten emekli Özgür Özaksu (53), "Ancak bu işe doğrudan kapı oyarak başlanmıyor. Oyma yaparken aynı zamanda motif ve desen öğreniyoruz. Kullanılan teçhizatı da tanımak ve doğru şekilde kullanmayı öğrenmek gerekiyor. Yaptığınız eser gün geçtikçe şekil buluyor, güzelleşiyor ve beğeni topluyor. Elektriğin olmadığı dönemlerde gaz lambası ışığında çalışan ustaların kullandığı geleneksel yöntemlerle aynı yollardan geçerek benzer ürünler üretmenin ne kadar keyifli olduğunu fark ettim. Ahşabın içine çok güzel sanat eserlerini sığdırabilen arkadaşlarım oldu. Önce hayret ettim, sonra ben de yapabildiğimi gördüm. Bu işin çok zor olmadığını, sadece istemenin yeterli olduğunu anladım. İnanın, çok yetenekli olmanız gerekmiyor. Sadece doğru ustanın yanında, doğruları öğrenerek ilerlerseniz yapamayacağınız hiçbir ahşap oyma eseri yok. Zamanla şunu fark ediyorsunuz. Televizyon, sosyal medya, cep telefonu, bilgisayar ve telefon oyunları bu dünyada zamanımızı çalıyor ve çoğu zaman ne kaybettiğimizin farkına varmıyoruz. Ancak ahşapla uğraşırken insanın ruhunda bir dinlenme hissi oluşuyor. Bu, gerçekten bir hobiden daha fazlası. Bence ruhunu dinlendirmek, kendini bulmak ve kendi sesini duymak isteyen herkesin yapabileceği güzel bir uğraş. Herkese tavsiye ederim" ifadelerini kullandı.
Murat Boz "Malatya benim için çok özel bir şehir"
12 Ekim 2025 Pazar - 10:32 Murat Boz "Malatya benim için çok özel bir şehir" Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Malatya’da sahne alan ünlü şarkıcı Murat Boz, şarkıları ve enerjik sahne performansıyla Malatyalılara unutulmaz bir gece yaşattı. Festivalin sekizinci gününde Malatya 100. Yıl Kent Parkı’nda sahneye çıkan Boz, "Janti", "İki Medeni İnsan" gibi sevilen eserlerini on binlerce hayranıyla hep bir ağızdan söyledi. Ünlü sanatçı, hareketli parçalarıyla da alanı dolduran kalabalığı coşturdu. Zaman zaman sahneden inerek hayranlarının arasına karışan Boz, samimi tavırlarıyla da büyük beğeni topladı. "Malatya benim için çok özel bir şehir" Konser sırasında duygusal anlar yaşayan Murat Boz, yaptığı konuşmada anneannesinin Malatya’da defnedildiğini ilk kez açıkladı. Boz, "Malatya’da olmaktan dolayı onur ve gurur duyuyorum. Beni bu gece yalnız bırakmadığınız için hepinize çok teşekkür ediyorum. Malatya benim için çok özel bir şehir. 52 sene önce burada bir insan vefat etti. Ben o insanı hiç tanımadım ama çok sevdim. O insan benim sevgili anneannemdi. Bugün mezarını ziyaret etme şansını yakaladım. Daha önce yerini bilmiyorduk, bulduk ve ziyaret ettik. Anneannem 52 senedir sizlere emanet. Allah hepinizden razı olsun. Malatya’nın ona iyi baktığına eminim" diye konuştu. Sanatçı, konuşmasının ardından anneannesine ve tüm vefat edenlere "Özledim" isimli şarkısını seslendirdi.