KÜLTÜR SANAT
Kozan’da taziye ve kültür evi dualarla açıldı 07 Mart 2026 Cumartesi - 22:15:10 Adana’nın Kozan ilçesinde bir iş insanı desteği ile Kozan Belediyesi tarafından ilçeye kazandırılan "Kültür ve Taziye Evi" törenle kapılarını açtı. Açılışın ardından kurulan iftar sofrasında vatandaşlar oruçlarını açtı. Adana’nın Kozan ilçesinde Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı’nın öncülüğünde ilçeye bir iş insanı desteği ile taziye ve kültür evi kazandırılarak açılışı yapıldı. Açılış töreninde konuşan Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, ilçede ilk kez taziye ve kültür evini bir iş insanın desteği ile ilçeye kazandırdıklarını kaydederek, "İlçemizdeki kültür ve taziye evlerinin sayısını artırmayı hedefliyoruz. İlçemize hayırlı olmasını temenni ediyoruz. İlçemizin gelişmesi ve büyümesi için dayanışma içinde olmaktan mutluyuz" dedi. AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı ise taziye ve kültür evininin yapımında emeği geçenlere teşekkür ederek, "İlçemizde memleket sevdalısı insanların olması bizleri gururlandırıyor. Birlik ve beraberlik içinde Kozan için çalışmaya devam ediyoruz. İlçemize 5-10 adet yeni halı saha kazandıracağız. Ayrıca Jandarma taşındığında yerine Aile Sağlığı Merkezi açacağız" şeklinde konuştu. Şevkiye Mahallesi, Şehit Şefik Uçak Sokak üzerinde, toplam 3 bin 672 metrekarelik alan üzerine inşa edilen merkez, sadece bir taziye evi değil, sosyal bir yaşam alanı olarak kullanılacak. Tesisin 250 metrekarelik kapalı alanı, cenaze merasimlerinin yanı sıra; özellikle dar gelirli vatandaşların nişan, düğün ve sünnet gibi sosyal etkinliklerini ücretsiz olarak gerçekleştirebilmeleri için tahsis edilecek. Açılış konuşmalarının ardından protokol ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla açılış gerçekleştirildi. Program sonrasında katılımcılar kurulan iftar sonrasında oruçlarını açtı.
07 Mart 2026 Cumartesi - 15:56 Eski ramazanlar cami avlusunda yaşatıldı Manisa’nın Yunusemre ilçesinde Akgedik TOKİ Ortaokulu’nun ev sahipliğinde düzenlenen teravih buluşması, öğrenciler, veliler ve öğretmenleri bir araya getirdi. Cami avlusunda gerçekleştirilen etkinlikte eski Ramazan gelenekleri yeniden canlandırılırken, yüzlerce kişi nostaljik bir Ramazan gecesi yaşadı. Yunusemre ilçesindeki Akgedik TOKİ Ortaokulu tarafından Ramazan ayının manevi atmosferini yaşatmak amacıyla düzenlenen program yoğun katılımla gerçekleştirildi. Teravih namazı için bir araya gelen öğrenciler, veliler ve öğretmenler cami avlusunu doldurdu. Yoğun katılımın olduğu gecede cami avlusunda adeta adım atacak yer kalmadı. Teravih namazının ardından düzenlenen etkinlikte katılımcılara geleneksel Ramazan ikramları sunuldu. Program kapsamında Osmanlı macunu, Osmanlı şerbeti, pamuk şeker ve patlamış mısır dağıtıldı. Çocukların büyük ilgi gösterdiği etkinlikte eski Ramazan eğlencelerinin sıcak ve samimi atmosferi yeniden yaşandı. "Maarifin kalbinde Ramazan" Program hakkında açıklama yapan Akgedik TOKİ Ortaokulu Müdürü Mehmet Emin Efe, Ramazan ayının manevi değerlerini öğrencilerle birlikte yaşatmayı amaçladıklarını belirtti. Efe, "Bugün okulumuzun öncülüğünde, maneviyatımızın merkezi olan camimizin avlusunda öğrencilerimiz, velilerimiz ve öğretmenlerimizle bir araya geldik. ‘Maarifin Kalbinde Ramazan’ mottosuyla yola çıktık. Çocuklarımızın kitaplarda okudukları, büyüklerinden dinledikleri eski Ramazanları bizzat yaşayarak öğrenmelerini istedik. Eğitim sadece sınıflarla sınırlı değildir. Milli ve manevi değerlerimizi bu tür birlikteliklerle gelecek nesillere aktarabiliriz. Cami avlusunu dolduran kalabalık ve çocuklarımızın mutluluğu doğru bir iş yaptığımızı gösteriyor. Katılım sağlayan herkese teşekkür ediyorum" dedi. Geleneksel ikramlar eşliğinde yapılan sohbetler ve çocukların cami avlusundaki neşeli anlarıyla devam eden program, katılımcılara unutamayacakları bir ramazan akşamı yaşattı.
Adıyaman’da, Göbeklitepe’deki ‘T’ şekilli taşların benzeri ortaya çıktı
27 Ocak 2026 Salı - 16:59 Adıyaman’da, Göbeklitepe’deki ‘T’ şekilli taşların benzeri ortaya çıktı Atatürk Barajı’nda sular çekilince, Şanlıurfa’da bulunan Göbeklitepe’deki gibi ‘T’ şekilli taşlar ortaya çıktı. Taşların M.Ö. 9 bin yıl öncesine, yani 11 bin yıl öncesine ait olduğu açıklandı. Adıyaman Atatürk Barajı’nda ki sular çekilince, bilim insanlarını heyecanlandıran bir tarihi yapı ortaya çıktı. Bulunan ‘T’ şeklindeki heykellere yaklaşık 150 metre uzaklıkta, baraj suyu içerisinde aynı döneme ait olduğu tahmin edilen taş duvarlar tespit edildi. Bir balıkçının ihbarı üzerine Atatürk Baraj kenarında incelemede bulunan Adıyaman Müze Müdürlüğü ekipleri, barajın Samsat ilçe kıyısında 11 bin yıl öncesine ait tarihi yapıyı tespit etti. Adıyaman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabahattin Ezer’in bilimsel danışmanlığında kurtarma kazısı yapan ekipler, iki adet ‘T’ şekilli taşı çıkartarak, Perre Antik Kentte sergilemeye başladı. Tespit edilen bölge, kurul kararı ile SİT alanı ilan edilirken, bilim insanlarının bölgede yüzey araştırması yapması bekleniyor. Adıyaman’da 1965 yılında yine Göbeklitepe’deki heykellere benzeyen ‘Kilisik heykeli’ ismi verilen bir heykelde köylüler tarafından bulunmuş ve Adıyaman Müzesine teslim edilmişti. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Adıyaman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabahattin Ezer, "Bu alan bizi tabi çok heyecanlandırdı, çok ta önemli bir yerleşim olduğunu düşünüyoruz. Son yıllarda çok popüler olan Göbeklitepe ile birlikte açığa çıkartılmış olan, Göbeklitepe kültürü olarak anılan şimdilerde Taştepeler kültürü olarak lanse edilen dönemle çağdaş ve aynı kültüre ait arkeolojik izler elimizde mevcut. Tabi ki şu anda bulduğumuz iki adet küçük yapı bize ön bilgi veriyor. Daha geniş çaplı araştırmaya ihtiyacımız var. Onunla ilgileneceğiz zaten. Burada iki tane çukur tabağını, etrafı levha taşlarla kapatılmış. O levha taşların arasında da bir tane ‘T’ biçimli küçük dikilitaşında kullanıldığını görüyoruz. Bütün bunlar bize Urfa’daki Taştepeler’de ortaya çıkartılan kültürün aynısının burada da olduğunu bize kanıtlıyor. Çok küçük iki tane yapıdan bahsediyoruz. Ama hemen arkamızda duran 150 metre mesafede fakat şu anda baraj suları altında bulunan bir yerde suların altında taş duvarlar tespit ettik. Orada birazcık içine inebildik. Müsait olan alanlarda oradaki balçığı karıştırdık ve herhangi bir çanak çömlekle karşılaşmadık. Bu çok erken, net bir şey söylememiz ama o çanak çömleğin bulunmaması o çanak çömleksiz neolitik döneme yani şimdiki bu bahsettiğimiz Milattan Önce 9 binlere tarihleyebileceğimiz yani günümüzden işte 11 bin yıl öncesine ait, buradaki yapıların ana yerleşimi acaba orası mıydı diye düşünüyoruz. Dediğimiz gibi ileriye dönük geniş kapsamlı arkeolojik yüzey araştırması ve muhtemel belli bir yerlerde jeofizik çalışma bize buradaki asıl yerleşimi tespit etmemize imkan sağlayacak" dedi. Adıyaman Müze Müdür Yardımcısı Mustafa Çelik ise konuşmasında, "Balıkçı bir vatandaşımızın bildirimi üzerine biz bu alanda bir çalışma gerçekleştirdik. Yaptığımız çalışmada direk yüzeyde 1 T formu gördük. Göbeklitepe’de bulunan formlara benzer bir yapıdaydı. Söz konusu alan aslında orijinalinde yaklaşık 2 veya 3 metre toprak altındaydı. Ancak baraj sularının yükselip alçalmasıyla, burada oluşan dinamik etkiden dolayı üsteki toprak örtü çekilince bizim burada bulunan mevcut formlar ortaya çıkmış oldu. Amacımız şu anda suların yükselmeden önce mevcuttaki yapıları kurtarmaya çalışmak" diye konuştu.
Adıyaman’da Göbeklitepe’deki ‘T’ şekilli taşların benzeri ortaya çıktı
27 Ocak 2026 Salı - 16:53 Adıyaman’da Göbeklitepe’deki ‘T’ şekilli taşların benzeri ortaya çıktı Atatürk Barajı’nda sular çekilince, Şanlıurfa’da Göbeklitepe’deki gibi ‘T’ şekilli taşlar ortaya çıktı. Taşların M.Ö. 9 bin yıl öncesine, yani 11 bin yıl öncesine ait olduğu açıklandı. Adıyaman Atatürk Barajı’nda ki sular çekilince, bilim insanlarını heyecanlandıran bir tarihi yapı ortaya çıktı. Bulunan ‘T’ şeklindeki heykellere yaklaşık 150 metre uzaklıkta, baraj suyu içerisinde aynı döneme ait olduğu tahmin edilen taş duvarlar tespit edildi. Balıkçı bir vatandaşın ihbarı üzerine Atatürk Baraj kenarında incelemede bulunan Adıyaman Müze Müdürlüğü ekipleri, Barajın Samsat ilçe kıyısında 11 bin yıl öncesine ait tarihi yapıyı tespit etti. Adıyaman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabahattin Ezer’in bilimsel danışmanlığında kurtarma kazısı yapan ekipler, iki adet ‘T’ şekilli taşı çıkartarak, Perre Antik Kentte sergilemeye başladı. Tespit edilen bölge, kurul kararı ile SİT alanı ilan edilirken, bilim insanlarının bölgede yüzey araştırması yapması bekleniyor. Adıyaman’da 1965 yılında yine Göbeklitepe’de ki heykellere benzeyen ‘Kilisik heykeli’ ismi verilen bir heykelde köylüler tarafından bulunmuş ve Adıyaman Müzesine teslim edilmişti. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Adıyaman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabahattin Ezer, "Bu alan bizi tabi çok heyecanlandırdı, çok ta önemli bir yerleşim olduğunu düşünüyoruz. Son yıllarda çok popüler olan Göbeklitepe ile birlikte açığa çıkartılmış olan, Göbeklitepe kültürü olarak anılan şimdilerde Taştepeler kültürü olarak lanse edilen dönemle çağdaş ve aynı kültüre ait arkeolojik izler elimizde mevcut şuanda. Tabi ki şuanda bulduğumuz iki adet küçük yapı bize ön bilgi veriyor. Daha geniş çaplı araştırmaya ihtiyacımız var. Onunla ilgileneceğiz zaten. Şuanda burada iki tane çukur tabağını, etrafı levha taşlarla kapatılmış. O levha taşların arasında da bir tane ‘T’ biçimli küçük dikilitaşında kullanıldığını görüyoruz. Bütün bunlar bize Urfa’da ki Taştepeler de ortaya çıkartılan kültürün aynısının burada da olduğunu bize kanıtlıyor. Şuanda çok küçük iki tane yapıdan bahsediyoruz. Ama hemen arkamızda duran 150 metre mesafede fakat şuan da baraj suları altında bulunan bir yerde suların altında taş duvarlar tespit ettik. Orda birazcık içine inebildik. Müsait olan alanlarda oradaki balçığı karıştırdık ve herhangi bir çanak çömlekle karşılaşmadık. Bu çok erken, net bir şey söylememiz ama o çanak çömleğin bulunmaması o çanak çömleksiz neolitik döneme yani şimdiki bu bahsettiğimiz Milattan Önce 9 binlere tarihleyebileceğimiz yani günümüzden işte 11 bin yıl öncesine ait, burada ki yapıların ana yerleşimi acaba orası mıydı diye düşünüyoruz. Dediğimiz gibi ileriye dönük geniş kapsamlı arkeolojik yüzey araştırması ve muhtemel belli bir yerlerde jeofizik çalışma bize buradaki asıl yerleşimi tespit etmemize imkan sağlayacak" dedi. Adıyaman Müze Müdür Yardımcısı Mustafa Çelik ise konuşmasında, "Balıkçı bir vatandaşımızın bildirimi üzerine biz bu alanda bir çalışma gerçekleştirdik. Yaptığımız çalışmada direk yüzeyde 1 T formu gördük. Göbeklitepe’de bulunan formlara benzer bir yapıdaydı. Söz konusu alan aslında orijinalinde yaklaşık 2 veya 3 metre toprak altındaydı. Ancak baraj sularının yükselip alçalmasıyla, burada oluşan dinamik etkiden dolayı üsteki toprak örtü çekilince bizim burada bulunan mevcut formlar ortaya çıkmış oldu. Amacımız şuanda suların yükselmeden önce mevcuttaki yapıları kurtarmaya çalışmak" diye konuştu.
Bursa’da minikler arkeolojiyi eğlenerek öğrendiler
27 Ocak 2026 Salı - 16:40 Bursa’da minikler arkeolojiyi eğlenerek öğrendiler Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından 8 bin 500 yıllık Arkeopark’ta düzenlenen atölye etkinliklerine katılan öğrenciler, unutamayacakları bir kazı deneyimi yaşayarak zamanda yolculuk yaptı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı Müzeler Şube Müdürlüğü tarafından ‘Yarıyıl Şenliği’ etkinlikleri kapsamında ‘arkeolojik kazı deneyimi-arkeolojik miras atölyesi’ düzenlendi. 8 bin 500 yıllık tarihi geçmişi bulunan Aktopraklık Höyük Arkeopark ve Açık Hava Müzesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, 7-12 yaş arasındaki öğrenciler uygulamalı kazı alanında arkeologların kullandığı yöntemleri deneyimledi. Seramik parçaları titizlikle ortaya çıkaran öğrenciler, kazı teknikleri, tabakalaşma ve belgelemenin önemi gibi arkeolojinin temel aşamaları eğlenerek öğrendi. Kazı alanından çıkardıkları buluntuları kumpas yardımıyla ölçerek milimetrik kâğıt üzerine çizimlerini yapan öğrenciler, arkeolojinin yalnızca kazıdan ibaret olmadığını, ölçüm, belgeleme ve yorumlama süreçlerinin de bilimsel çalışmanın önemli bir parçası olduğunu öğrenmiş oldu. Geçmişi ve tarihi tanımak amacıyla düzenlenen etkinliğin çocuklara unutulmaz bir deneyim yaşattığını söyleyen eğitmenler, program dolayısıyla Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e teşekkür etti.
Eskişehirli ‘Kırkyama’ eğitmenleri ‘Kırkyama’ adlı sergi açtılar
27 Ocak 2026 Salı - 15:59 Eskişehirli ‘Kırkyama’ eğitmenleri ‘Kırkyama’ adlı sergi açtılar Eskişehirli ‘Kırkyama’ eğitmenleri ortaklaşa ‘Kırkyama’ adlı sergi açtılar. Sergiye; sanatseverler ve davetliler katıldı. Sergiyi, sanatseverler ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç gezerek ilgi gösterdiler. Eskişehir Atilla Özer Karikatürlü Ev’de açılan ‘Kırkyama’ sergisini; Kırkyama duayeni Zişan Kızılcıklı anısına, Kırkyama eğitmenleri birleşerek güzel bir ‘kırkyama’ eserleri meydana getirdiler ve eserleri sanatseverlerin beğenisine sundular. Sanatseverler, açılan birbirinden güzel ‘Kırkyama’ sergisini gezerek beğendiler ve kadın emeğine tanıklık ettiler. ‘Kırkyama’ sergisini hazırlayan Kırkyama eğitmenleri Ülker Ünver, Mediha Korkmaz, Itır Özonay, Aynur Seçal ortaklaşa öğrencileri ile birlikte ‘Kırkyama’ eserleri meydana getirdiler. Kırkyama eğitmenleri ortaklaşa yaptıkları konuşmalarında ‘’Bizler de ‘Kırkyama Duayeni’ Zişan Kızılcıklı’nın eğitmen öğrencileri olarak, bu sergide bazıları elinin değdiği, bazılarının kumaşını kendisinin verdiği eserleri bir araya getirdik. Bu meydana getirdiğimiz eserleri sergiledik. İnsanın temel ihtiyaçlarından hâsıl olup farklı şekillerde dünyaya yayılan kumaş, hünerli ellerde estetik ve kullanışlı ürünlere dönüşmüş. Kumaşla yapılan bu sanatsal ürünlerden biri de ‘Kırkyama’ dır. Sürdürülebilir olma özelliğine sahip olan ‘Kırkyama’ adından da anlaşılacağı üzere kırk tane yamanın bir araya getirilmesiyle oluşturulur. Yeni haliyle; parça bohça, kırk pare. ‘Kırkyama’, kumaş parçalarının birbirine eklenerek elde dikilmesi ile yorgan, seccade, yastık, bohça gibi günlük yaşamda kullanılan ürünlere dönüşür. Sergide çeşitli el sanatları sergilendi’’ dediler.
"Seçmen Lazım", "Şebbaz" ve "Kadınlık Bizde Kalsın" Türkiye turnesine çıkıyor
27 Ocak 2026 Salı - 15:33 "Seçmen Lazım", "Şebbaz" ve "Kadınlık Bizde Kalsın" Türkiye turnesine çıkıyor Seçmen Lazım, Şebbaz ve Kadınlık Bizde Kalsın-Sevme Beni tiyatro oyunları, Türkiye’nin farklı şehirlerinde sahnelenecek. Biletinial’dan yapılan açıklamaya göre, güncel toplumsal meselelere mizahi bir bakış sunan "Seçmen Lazım", temposu yüksek anlatımıyla izleyicilere hem düşündüren hem de eğlenceli bir tiyatro deneyimi vadediyor. Oyun, 4 Şubat’ta Muğla Fethiye Belediyesi Kültür Merkezi’nde, 5 Şubat’ta Antalya Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde, 6 Şubat’ta Manavgat Atatürk Kültür Merkezi’nde, 13 Şubat’ta Aydın Şükran Güngör - Yıldız Kenter Tiyatro Salonu’nda, 14 Şubat’ta Eskişehir Yunus Emre Kültür Merkezi’nde, 18 Nisan’da Mersin Mezitli Kültür Merkezi’nde ve 19 Nisan’da Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda seyirciyle buluşacak. "Şebbaz" oyunu ise 21 Ocak’ta İzmir AKM Yunus Emre Salonu’nda sahnelenecek, ardından 24 Ocak’ta İstanbul Kadıköy Eğitim Sahnesi’nde ve 27 Ocak’ta İstanbul Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak. 31 Ocak’ta Bursa BAOB Sahne’de, 8 Şubat’ta Ankara MEB Şura Salonu’nda gerçekleşecek gösterimlerin ardından 11 Şubat’ta İstanbul Sahne Dragos’ta, 15 Şubat’ta Samsun Atakum Belediyesi Ata Sahne Sanat Merkezi’nde, 16 Şubat’ta Ordu Kültür Merkezi ve 17 Şubat’ta Samsun Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde sahnelenecek. Ayrıca oyun, 27 Şubat’ta İstanbul Caddebostan Kültür Merkezi Büyük Salon’da, 3 Mart’ta ise İstanbul ENKA Oditoryumu’nda tiyatroseverlerle buluşacak. Yılmaz Erdoğan’ın klasikleşmiş eserinin güncel uyarlaması "Kadınlık Bizde Kalsın - Sevme Beni" de Türkiye’nin farklı şehirlerinde geniş bir gösterim takvimiyle sahneleniyor. Oyun, 24 Ocak’ta Sakarya TED Sakarya Koleji’nde, 27 Ocak’ta İzmir Bostanlı Suat Taşer Salonu ve 28 Ocak’ta İzmir Narlıdere AKM Gürdal Tosun Sahnesi’nde sahnelenecek. 3 Şubat’ta Bursa BAOB Sahne’de, 5 Şubat’ta Eskişehir Vehbi Koç Kongre Merkezi’nde, 6 Şubat’ta Ankara Kulis Sanat Tiyatrosu Panora’da, 7 Şubat’ta Ankara Etimesgut Korkut Ata Kültür ve Kongre Merkezi’nde, 9 Şubat’ta Bartın Kültür Merkezi’nde, 10 Şubat’ta Karabük Leyla Dizdar Kültür Merkezi’nde ve 11 Şubat’ta Zonguldak Hüseyin Tatoğlu Kültür Merkezi’nde seyirciyle buluşacak. İstanbul seyircisi ise oyunu 27 Şubat’ta İstanbul Maltepe Dragos Sahne ve 24 Mart’ta İstanbul Mall Of İstanbul Biletinial Moi Sahne’de oyunu izleme imkanı bulacak. Oyunların biletlerine Biletinial’dan ulaşılabilecek.
ALTSO, Azerbaycan ile işbirliğine gidiyor
27 Ocak 2026 Salı - 15:28 ALTSO, Azerbaycan ile işbirliğine gidiyor Azerbaycan Ticaret Temsilcisi Tamerlan Taghiyev ve Ticaret Ofisi Başdanışmanı Cavid Abdullayev bugün Alanya Ticaret ve Sanayi Odası’nda Azerbaycan-Türkiye arasında yatırım fırsatları konulu bilgilendirme toplantısına katıldı. ALTSO Meclis üyelerinin katılımıyla gerçekeleşen toplantıda tarım, turizm, inşaat, hayvancılık, üretim ve montaj başta olmak üzere Azerbaycan’da Türk Vatandaşlarına yönelik gümrük muafiyetleri, teşvik ve destekleri anlatıldı. Özellikle yeniden Türk Dünyası’na katılan Karabağ’da 10 yıl süreyle çok daha büyük fırsatlar olduğunun önemle altı çizildi. ALTSO Başkanı Eray Erdem de Alanya ekonomisi ve yatırım fırsatları konusunda Azerbaycan heyetini bilgilendirirken, karşılıklı ticaret yapılmasının da önemine dikkat çekti. Konuya ilişkin bir açıklama yapan ALTSO Başkanı Eray Erdem, ‘Bir başlangıç olarak gördüğümüz bu ziyaret ve toplantının devamında Sayın Taghiyev’in daveti üzerine kardeş ve dost Azerbaycan’a ilkbahar döneminde Alanyalı iş insanları ile iş gezisi düzenlenmesi konusunda görüş birliğine vardık. Alanya’mızdaki yatırım fırsatlarını da aktardığımız toplantıda, Azerbaycan iş insanlarına her zaman pozitif ayrımcılık yapmaya hazır olduğumuzu ifade ettik. İki devlet, tek millet anlayışı ile Azerbaycan’lı dostlarımızla işbirliğini geliştirmek için üzerimize düşeni yapmakta kararlıyız. Bu işbirliğinin şimdiden Alanya’mız, Ülkemiz ve kardeş ülke Azerbaycan için şimdiden hayırlı olmasını temenni ediyoruz" dedi.
Şef Giuseppe Mengoli ve piyanist Cem Babacan İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası sahnesinde buluşuyor
27 Ocak 2026 Salı - 14:45 Şef Giuseppe Mengoli ve piyanist Cem Babacan İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası sahnesinde buluşuyor İDSO DenizBank Konserleri, Brahms ve Beethoven’ın iki farklı dönemi ve estetik anlayışını yansıtan eserleriyle, 30 Ocak’ta Atatürk Kültür Merkezi’nde, şef Giuseppe Mengoli ve piyanist Cem Babacan’ı aynı sahnede bir araya getiriyor. DenizBank’ın 21 yıldır desteklediği İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) DenizBank Konserleri kapsamında, ocak ayının son dinletisinde sanatseverler, klasik müziğin yeniden doğuşlara tanıklık eden iki önemli yapıtıyla buluşacak. Şef Giuseppe Mengoli yönetimindeki orkestra, piyanist Cem Babacan’a eşlik edecek. 30 Ocak Cuma akşamı saat 20.00’de, Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleştirilecek konserin ilk bölümünde, Johannes Brahms’ın 1861 yılında keman, viyola, çello ve piyano için bestelediği Piyano Kuarteti No.1, Op.25 eseri, Arnold Schoenberg’in 1937 tarihli orkestrasyonu ile seslendirilecek. Konserin ikinci yarısında ise Ludwig van Beethoven’ın klasik dönem ile romantik dönem arasında bir köprü niteliği taşıyan Piyano Konçertosu No.1 adlı yapıtı dinleyiciyle buluşacak. Fazıl Say’ın "olağanüstü bir icracı" sözleriyle tanımladığı Cem Babacan, derinlikli yorumu ve teknik ustalığıyla gecenin solistliğini üstlenirken, 2023 yılında Mahler Şeflik Yarışması’nda birinciliğe layık görülen Giuseppe Mengoli ise enerjik ve çağdaş yaklaşımı ile orkestrayı yönetecek.
Yüzyılın soykırımı ilk kez kayda geçirildi
27 Ocak 2026 Salı - 14:37 Yüzyılın soykırımı ilk kez kayda geçirildi İsrail’in Gazze’ye yönelik 2 yıl süren soykırımı, "Gazze: Bir Soykırımın Anatomisi" adıyla dünyada ilk kez bir Türk gazeteci tarafından belgelenerek kitaplaştı. Soykırım vakalarını gün gün belgeleyen kitap, vahşeti mümkün kılan tarihi, ideolojik ve politik dinamikleri de ele alarak, soykırımın anatomisini ortaya koyuyor. İsrail’in 7 Ekim 2023’ten başlayarak 2 yıl süren Gazze’ye yönelik soykırımı, vaka bazlı olarak dünyada ilk kez bir Türk gazeteci tarafından belgelenerek kayıt altına alındı. Daha önce kısmi ya da son derece sınırlı çalışmalar yapılmış olsa da gazeteci Orhan Turan, 2 yıl süren çalışmasıyla tüm süreci kesintisiz biçimde vaka bazlı olarak ele aldı. Kitap, Gazze’de yaşanan vahşeti yalnızca gün gün kayıt altına almakla kalmayıp; aynı zamanda bu yıkımı mümkün kılan teolojik, tarihi, kültürel ve politik dinamiklerin de izini sürüyor. Dört bölümden oluşan kitapta, Kenan diyarlarından Roma’ya, İslam fethinden Osmanlı hâkimiyetindeki uzun huzur dönemine kadar tarihi süreç ele alınırken, İngiliz Manda yönetiminden 1948’de İsrail’in ilanı ve günümüze kadar gelen işgal sürecinin arka planına ışık tutuluyor. 7 Ekim 2023-10 Ekim 2025 arasında süren iki yıllık soykırım süreci ise Birleşmiş Milletler raporları, Gazze’deki resmi kurumlar, uluslararası ajanslar ve birincil kaynaklar üzerinden vaka bazlı olarak belgelendi. Son bölümde ise vahşeti besleyen ideolojik, siyasi, ekonomik ve diplomatik mekanizmalar tüm açıklığıyla ortaya kondu. Soykırımın korkunç tablosu Kitapta, 28 Ekim 2023’te Netanyahu’nun orduya verdiği Tevrat kaynaklı "Amalek’i yok et" emrinin sahada nasıl bir etnik temizliğe dönüştüğü ve "Amalek" emri doğrultusunda 2 bin 483 ailenin soy bazlı olarak nasıl yok edildiği anlatıldı. Bu teolojik nefretin sonucu olarak Gazze’de 7 Ekim 2023’ten 10 Ekim 2025’e kadar süren sistematik imha süreci, insanlık tarihinin en karanlık bilançosunu geride bıraktı. El-Ehli Baptist Katliamı, Aziz Porphyrios Kilisesi Katliamı, Cibaliye Katliamı, El-Fahura Katliamı, El-Mağazi Katliamı, Şifa Hastanesi Katliamı, Han Yunus Katliamı, Deir el-Belah, Burayc Okul Katliamı, Nabulsi Kavşağı Katliamı, Refah Katliamı, World Central Kitchen Katliamı, Nusayrat Katliamı gibi vaka bazlı katliamlarla binlerce sivil hedef alındı. 67 bin 211 teyitli şehit, enkaz altındakilerle birlikte 100 binin üzerinde kayıp ve 169.961 yaralı. 20 binden fazla çocuk katledilirken, 1.000 bebek henüz bir yaşına basmadan bu vahşetin kurbanı oldu. 1.722 sağlık çalışanı ve 433 gazeteci hakikati savunurken hedef alınarak öldürüldü. Gazze’deki konutların yüzde 92’si yerle bir edilerek 1,4 milyon insan evsiz bırakıldı. Açlık bir silah olarak kullanıldı. 44 bin çocuk yetim, 19 bin kadın dul kalarak parçalanmış bir toplumun ağır yükünü omuzladı. Bu süreçte yaşanan katliam ve tehcir sonucu 2.4 milyon olan Gazze nüfusu 254 bin kişi azalarak yüzde 10.6 oranında azaldı. Bu rakamlar sadece birer sayı değil; İsrail’in ABD desteğiyle yürüttüğü topyekûn bir halkı yok etme projesinin kanlı dökümü oldu. Soykırımın kodu: Genaraler planı Eser, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi eski Başkanı Giora Eiland tarafından hazırlanan ve Ekim 2024’te Netanyahu hükümetince devreye alınan "Generaller Planı"nı tüm detaylarıyla ortaya koydu. Planın, Gazze’nin kuzeyinde kalan sivilleri insani yardımdan mahrum bırakarak teslim olmaya zorlamayı, bölgeyi tamamen insansızlaştırmayı ve açlığı bir "imha aracı" olarak kullanmayı hedeflediğini belgeledi. Planın "Yardımdan mahrum bırakma" kısmını CIA planlarken, imha kısmını ise ABD’nin Irak’a yönelik işgali sırasında direnişin kalesi olan Felluce kentinin tamamını imha etme emri veren ABD’li Korgeneral James Glynn yönetti. Kitap, ABD’li Korgeneral James Glynn’in (Felluce Kasabı) 26 Ekim 2023’te "danışman" sıfatıyla gönderildiği İsrail’de Irak’ta uyguladığı "şehri tamamen kuşatıp yaşam kaynaklarını kesme" taktiğini Gazze’deki kara operasyonlarına nasıl entegre ettiği vaka bazlı olarak anlatıyor. CIA, ölüm tuzaklarını nasıl kurdu İsrail, 28 Ekim 2024 tarihinde çıkardığı bir yasayla Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nı (UNRWA) resmen "terör örgütü" ilan etti ve kuruluşun Doğu Kudüs, Batı Şeria ile Gazze’deki faaliyetlerini yasakladı. Bu planlanmış bir adımdı. Zira CIA’nın planlamasıyla sözde yardım için kurulan Gaza Humanitarian Foundation (GHF) adlı sözde yardım yapılanmasıyla Filistinlilere yönelik ölüm tuzakları oluşturuldu. Eski CIA istasyon şefi Philip Reilly tarafından oluşturulan ağ, yardım dağıtım noktalarını istihbarat ve infaz alanına çevrilmesinde büyük rol oynadı. 29 Şubat 2024’te Nablusi Kavşağı’nda yaşanan ve "Un Katliamı" olarak tarihe geçen olayda 118 kişinin öldürülmesi, yardım bekleyen halkın biyometrik verilerle takip edilip hedef alınmasının en kanlı örneği olarak kayda geçti. Bu sistematik yıkımın temelinde, rastgele bir şiddet değil, tahrif edilmiş kutsal metinlerden beslenen teolojik nefret yatıyor. Kitap, Başbakan Netanyahu’nun, soykırımın ideolojik kodlarını daha ilk günden askerlerine vererek Tevrat’taki "Amalek’i yok edin" emrine atıfta bulunmasını inceliyor. Bu emir, sadece erkekleri değil, "kadınları da, bebekleri de, emziktekileri de" dahil olmak üzere düşmanın topyekûn imha edilmesini öngören mutlak bir intikam zihniyetini sembolize ediyor. Bu topyekûn imha, şüphesiz küresel bir suç ortaklığıyla mümkün olabilirdi. Kitap, vahşetin küresel hamisi olan Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) rolüne ışık tutuyor. ABD, İsrail’e milyarlarca dolarlık askeri yardım (38 milyar dolarlık fon ve 26 milyar dolarlık ek paket) sağlamakla kalmadı, aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi’nde altı kez veto kullanarak uluslararası yaptırımları tamamen engelledi.
İDSO DenizBank Konserleri’nde Nil Venditti ve Jess Gillam buluşması
27 Ocak 2026 Salı - 14:14 İDSO DenizBank Konserleri’nde Nil Venditti ve Jess Gillam buluşması İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO), 6 Şubat Cuma akşamı Atatürk Kültür Merkezi’nde, şef Nil Venditti yönetiminde saksafonun yıldız ismi Jess Gillam’ı ağırlayacak. DenizBank’ın 21 yıldır desteklediği İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) DenizBank Konserleri, şubat ayına çağdaş ve klasik repertuvarı bir araya getiren özel bir programla "merhaba" diyecek. Genç kuşağın en dikkat çeken şeflerinden Nil Venditti yönetimindeki orkestranın solisti, dünyaca ünlü saksafon virtüözü Jess Gillam olacak. 6 Ocak Cuma akşamı saat 20.00’de, Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleştirilecek konserin ilk bölümünde Jess Gillam, İngiliz besteci Anna Clyne’ın, İrlanda folklorunda yer alan ‘Banshee’ ruhunun fantastik dünyasını yansıtan Glasslands adlı Saksafon Konçertosu’nu yorumlayacak. Konserin ikinci bölümünde ise Wolfgang Amadeus Mozart’ın yalnızca sekiz günde bestelediği rivayet edilen 35. Senfoni (Haffner) dinleyicilerle buluşacak. Enerjik yapısı, parlak orkestrasyonu ve dramatik anlatımıyla klasik dönem repertuvarının en sevilen eserlerinden biri olan senfoni, şef Nil Venditti’nin yüksek müzikal vizyonuyla gecenin kapanışını yapacak. Etkileyici kariyerleri ve performanslarıyla besteci, solist ve şef kimliğini bir basamak yukarı taşımış güçlü kadın sanatçıların yorumlarıyla şekillenen bu özel konser, şubat ayının en dikkat çekici klasik müzik buluşmalarından biri olarak müzikseverler ile buluşacak. Şef: Nil Venditti Solist: Jess Gillam, Saksafon Program: Anna Clyne, Saksafon ve Orkestra için Konçerto ‘Glasslands’ Ara Wolfgang Amadeus Mozart, Senfoni No.35 Re Major K.385 ‘Haffner’
Minik arkeologlar tarihi Osmangazi’de keşfediyor
27 Ocak 2026 Salı - 12:29 Minik arkeologlar tarihi Osmangazi’de keşfediyor Osmangazi Belediyesi, çocukların tarihe olan ilgisini artırmak ve bilinçli bireyler yetiştirmek amacıyla hayata geçirdiği ‘Minik Eller Arkeoloji Atölyesi’ projesiyle minikleri müzelerle buluşturup ardından arkeolojik kazı çalışmaları düzenliyor. Geçmişin izini süren minik arkeologlar, müze gezileri ve arkeolojik çalışmalarla hem öğreniyor hem de eğleniyor. Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği ‘Minik Eller Arkeoloji Atölyesi’ projesi kapsamında 8-12 yaş aralığındaki öğrenciler, ilk olarak Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’ni rehber eşliğinde gezerek Bursa’nın fethi olan 1326 yılına yolculuk yaptı. Burada Bursa’nın yüzlerce yıl önceki haliyle ilgili bilgiler edinen öğrenciler, ardından o döneme ait bardak, çanak ve sikkelerin replikalarını toprak altından fırçalar yardımıyla arkeolojik yöntemlerle çıkarmayı öğrendi. Kazı çalışmasının ardından kil atölye çalışmasına da katılan çocuklar, hayal ettikleri bir objeyi tasarladı. ‘Minik Arkeologlar İş Başında’ projesiyle öncelikle çocukların tarih bilinci kazanmasını amaçladıklarını belirten Arkeolog Tolga Şevik, "Çocuklara Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’ni rehber eşliğinde gezdirerek Bursa’nın fethi olan 1326 yılına götürdük. Tarihi gezinin ardından çocukların kum havuzunda arkeolojik kazı çalışmasına katılmalarını sağladık. Kazı çalışmasında çocuklar, Bursa’nın yüzlerce yıllık tarihi eserlerinin birebir kopyalarının toprak altından çıkardılar. Yapılan çalışmalar sayesinde çocukların arkeolojik kazıların nasıl gerçekleştirildiği konusunda deneyim kazandı ve kazı sonrası katıldıkları kil atölyesinde de hayal güçlerini kullanarak istedikleri objeleri tasarladı" şeklinde konuştu. Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği ‘Minik Arkeologlar İş Başında’ projesine katılan çocuklar ise keyifli bir gün geçirdiklerini dile getirdi.