KÜLTÜR SANAT
08 Mart 2026 Pazar - 11:00 Hem üniversite okuyor hem mobilya atölyesinde çalışıyor Kahramanmaraş’ta yaşayan 20 yaşındaki Kübra Topaktaş’ın, hem üniversite okuması hem de mobilya atölyesinde ustalık yapması dikkat çekiyor. Yaklaşık 5 yıl önce çırak olarak başladığı mobilya sektöründe kendini geliştiren genç kadın, bugün ustalık yaparak hem ailesine katkı sağlıyor hem de kadınların her alanda başarılı olabileceğini gösteriyor. Aynı zamanda da Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi 2. sınıf öğrencisi olan mobilya ustası Topaktaş, çocukluğundan itibaren bu mesleğe ilgi duyduğunu belirterek, "Ortalama beş yıldır bu sektörde aktif olarak çalışıyorum. Babamın da öncülüğüyle bu mesleğe adım attım. Çıraklıkla başlayan serüvenim zamanla kalfalığa doğru ilerledi. Öğrenerek hem üretim kısmında hem de montaj aşamasında aktif olarak çalışıyorum" dedi. Mobilya sektörünün genellikle erkek egemen bir alan olarak görüldüğünü ifade eden Topaktaş, "Erkek egemen yapının hakim olduğu bir sektörde kadın olarak yer almak elbette farklı karşılanabiliyor. Kadınların bu alanda çalışması bazı kişiler tarafından şaşkınlıkla karşılanırken, kimi zaman da olumlu tepkiler alabiliyoruz. Ancak insanlar atölyeye gelip işimizi yakından gördüklerinde bu önyargılar büyük ölçüde kırılıyor" diye konuştu. Mobilya imalatı ve montajının kadınların el becerisine ve estetik anlayışına da uygun bir alan olduğunu belirten Topaktaş, kadınların bu sektörde daha fazla yer alabileceğine inandığını söyledi. Kahramanmaraş’ta da son yıllarda erkek egemen olarak bilinen bu sektörde kadınların sayısının giderek arttığını ifade etti. Sektörde çırak yetişmemesinin önemli bir sorun olduğunu dile getiren Topaktaş, "Bu iş hem zor hem de emek isteyen bir meslek. Ancak sevildiğinde büyük keyif veren bir meslek" dedi. Topaktaş, başta Kahramanmaraş’ta çalışan kadınlar olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında emek veren tüm kadınların Kadınlar Günü’nü kutladığını belirterek, kadınların yalnızca belirli alanlarda değil zor ve ağır mesleklerde de başarıyla çalışabildiğini göstermenin önemli olduğunu kaydetti.
08 Mart 2026 Pazar - 10:46 Bir zamanlar Türkiye’nin kağıdını üretiyordu, şimdi tarihini anlatıyor Kocaeli’de bulunan Seka Kağıt Müzesi, 1934’ten 1990’lı yıllara kadar kullanılan dev üretim makineleriyle Türkiye’nin kağıt sanayisindeki tarihi gelişimini ziyaretçilerine sunuyor. 70 metrelik kağıt makinesi, tonlarca ağırlığındaki çelik silindirler, Alman üretimi hamur sistemleri ve dönemin enerji panoları müzenin en dikkat çeken bölümleri arasında yer alıyor. Dünyanın en büyük kağıt müzesi olma özelliğini taşıyan 12 bin 345 metrekarelik alanda kurulu 4 katlı ve 18 salonlu yapı, endüstriyel mirası gelecek nesillere aktarıyor. Türkiye’nin kağıt ihtiyacının önemli bir bölümünü uzun yıllar boyunca karşılayan ve binlerce kişiye istihdam sağlayan tesis, 2004 yılında faaliyetini durdurmasının ardından uygulanan endüstriyel dönüşüm projesiyle 2016’da müze olarak hizmete açıldı. Müzenin sergi alanlarında 70 metre uzunluğundaki kağıt makinesi, tonlarca ağırlığındaki çelik silindirler, hamur sistemleri ve dönemin enerji panoları öne çıkıyor. "Bu makineler ileri mühendislik örneği" Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Müzeler Şefi Hüseyin Saban, müzede sergilenen makinelerin dönemin ileri mühendislik örnekleri olduğunu belirtti. Makinelerin yaklaşık yüzde 90’ının Alman menşeli olduğunu aktaran Saban, "1934’lü yıllarda Almanya’dan trenlerle getirilen parçalar burada monte edildi. O dönemin endüstriyel üretim standartlarına göre oldukça gelişmiş bir sistem kurulmuş" dedi. "Türkiye’nin ilk kağıt mühendisleri ve ustaları burada yetişti" İlk yıllarda üretim hattında Alman mühendislerin görev yaptığını, kurulum ve ilk işletme süreçlerinin onların kontrolünde yürütüldüğünü anlatan Saban, aynı dönemde Türk gençlerinin de çıraklık ve kalfalık sistemiyle üretim hattında eğitim aldığını kaydederek, "1950’li yıllara gelindiğinde tesis tamamen Türk mühendis ve ustaların kontrolüne geçti. Yani burada yalnızca kağıt üretilmedi; aynı zamanda Türkiye’nin ilk kağıt mühendisleri ve ustaları da yetişti" diye konuştu. Tek başına üretim hattı: 1 numaralı kağıt makinesi Fabrikanın en eski üretim hattını oluşturan "1 numaralı kağıt makinesi" hakkında teknik bilgiler veren Saban, J.M. Voith firmasına ait 1934 yapımı makinenin 70 metre uzunluğunda ve 2,65 metre eninde olduğunu dile getirdi. Saban, makinenin tek başına komple bir üretim hattı gibi çalıştığını belirterek, şöyle konuştu: "Sistem; oluşum bölümü, pres sistemi, 48 kurutma silindiri ve perdah kalenderden oluşuyor. Tüm üniteler mekanik olarak senkronize çalışacak şekilde tasarlanmış. Hamur ilk olarak tel bölümünde ince bir tabaka halinde yayılıyor. Vakum sistemiyle suyun büyük kısmı burada uzaklaştırılıyor. Ardından pres bölümünde mekanik basınç uygulanarak nem oranı düşürülüyor. Daha sonra 48 silindirli kurutma grubuna giriyor. Silindirler kademeli ısı transferi sağlayarak kağıdın kontrollü şekilde kurumasını sağlıyor. Son aşamada kalender bölümünde yüzey düzgünlüğü ve kalınlık standardı sağlanarak bobin haline getiriliyor." Hamur hazırlamada fiziksel parçalama süreci Hamur hattındaki makinelerin üretim kalitesi açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Saban, "Schleifer makinesi"nin tomrukları yüksek mukavemetli taş sistemiyle mekanik olarak liflerine ayırdığını, bunun tamamen fiziksel bir parçalama süreci olduğunu anlattı. Liflerin daha sonra teksif makinelerinde elenerek yabancı maddelerden arındırıldığını ifade eden Saban, "Refiner’lar lifleri saçaklandırarak yüzey alanını artırıyor. Liflerin birbirine tutunma kapasitesi bu aşamada yükseliyor. Bu da doğrudan kağıdın mukavemet değerini etkiliyor. Yani dayanıklılık burada belirleniyor. Politiks çoklu karıştırıcı sistemdir. Hamurun homojenliği, yoğunluğu ve katkı maddelerinin dağılımı bu aşamada kontrol edilir. Üretimde kalite standardının korunması için kritik bir ünitedir" şeklinde konuştu. Saban, enerji altyapısının da mekanik üretim sistemine entegre planlandığını bildirerek, sözlerini şöyle tamamladı: "1934’lü yıllara ait Siemens marka elektrik panosu hala sergileniyor. Alternatörle üretilen enerji bu pano üzerinden dağıtılıyordu. Güç santrali sistemi, beş ayrı üretim hattına enerji sağlayacak şekilde tasarlanmıştı. Schleifer’den başlayan süreç, teksif, refiner ve hamur depoları üzerinden 1 numaralı kağıt makinesine ulaşıyordu. Tüm makineler entegre bir sistem olarak çalışarak üretimi tamamlıyordu. Bu yapı, döneminin tam anlamıyla endüstriyel mühendislik örneğidir."
08 Mart 2026 Pazar - 10:41 Pendik’te ilahiler ve ezgiler çocukların sesinden yükseldi Pendik’te çocuk ilahi korosunun Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde verdiği Ramazan konseri yoğun katılımla gerçekleşti. Çocukların seslendirdiği eserler, izleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Pendik Belediyesi tarafından Ramazan ayı etkinlikleri kapsamında düzenlenen konser, Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Aydın Musa Güven yönetimindeki çocuk korosu, ilahiler ve ezgiler seslendirerek izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı. Salonu dolduran vatandaşlar, çocukların güçlü sesleriyle hayat bulan ilahileri büyük bir ilgiyle dinledi. Manevi atmosferin hâkim olduğu gecede izleyiciler duygusal anlar yaşarken, konser sonunda çocuklar büyük alkış aldı. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve maneviyatını yansıtan konser, Pendiklilerden tam not aldı. "Çocuklar evde de Allah diyor" Etkinliğe katılan Abbas Şentürk, "Pendik Belediyesine bu programla alakalı teşekkür ederim. Çocuklarımız evde de Allah demeye devam ediyor ve ilahilerimizi öğreniyorlar. Bugün ailecek katılım gösterdik. Bu güzel organizasyon için başkana ve ekibine teşekkür ederim. Maltepe’de oturuyorum orda bu tarz Ramazan çalışmaları yok. Pendik bu konuda Ramazan’ın ruhunu yaşıyor. Emeği geçen herkese teşekkürler" dedi. "Aile gibi olduk" Çocuk korosundan Azra Çelik, "Biz çocuk korusunda bir aile gibi olduk, kardeşlik bağlarımız güçlendi. İlahilerden Allah aşkını hissettik. İkiz kardeşimle bu koroda olmak ayrı güzel, insanlar çok şaşırıyorlar. İlahi söylemek çok güzel" şeklinde konuştu.
Kastamonu yöresinin kültürünü yansıtan biblo bebekler tescillendi
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:47 Kastamonu yöresinin kültürünü yansıtan biblo bebekler tescillendi Kastamonu’da akademik çalışmayla tasarlanan yöresel kadın kıyafetli minyatür bebekler, tescillenerek koruma altına alındı. Bebekler, Azerbaycan başta olmak üzere birçok ülkeden rağbet görmeye başladı. Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Seyhan Yılmaz ile öğrencisi olan Kastamonu Bilim ve Sanat Merkezi Görsel Sanatlar Başöğretmeni Alime Belleyici tarafından tasarlanan Kastamonu yöresi biblo bebeği, Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan tasarım tescil belgesi almaya hak kazandı. Kastamonu’nun geleneksel kadın kıyafetlerinden ilham alınarak el işçiliğiyle üretilen biblo bebekler özgünlüğüyle dikkat çekiyor. Tescil süreciyle birlikte bu özel tasarım, hem estetik hem de kültürel bir değer olarak fikri mülkiyet haklarıyla güvence altına alındı. Yaklaşık 28 santimetre boyutundaki biblo, Kastamonu’nun Azdavay ve Pınarbaşı ilçelerine özgü yöresel kadın giysilerini minyatür ölçekte başarılı bir şekilde yansıtıyor. Biblo tasarımında şal desenli başörtüsü, işlemeli cepken, entari ve geleneksel önlük gibi unsurlar ön plana çıkarken, figür, seramik formunda bir kaide üzerinde ayakta duran kadın figürü olarak tasarlandı. El ve kalıpta biçimlendirme teknikleriyle üretilen biblo, sır altı dekor tekniğiyle hazırlanarak bin 50 derecede sırlı pişirime tabi tutuluyor. Ardından sır üzerine 750 derecede altın yaldız dekor uygulanarak son hali veriliyor. Sanatsal detayların titizlikle işlendiği bebekler hem dekoratif obje hem de kültürel temsil aracı olarak öne çıkıyor. Prof. Seyhan Yılmaz’ın akademik rehberliğinde geliştirilen çalışma, öğrencisi Alime Belleyici’nin sanatsal katkılarıyla somutlaşarak Kastamonu’nun kültürel tanıtımına önemli katkılar sunan, geleneksel el sanatlarının çağdaş formlarla yaşatılmasına yönelik örnek bir uygulama niteliği kazandı. Hediyelik olarak hazırlanan biblo bebekler, başta Azerbaycan olmak üzere birçok ülkeden rağbet görüyor. "Kastamonu’nun tanıtımı açısından oldukça önemli" Kastamonu’nun küresel bir mirasının koruma altına alındığını ifade eden Prof. Seyhan Yılmaz, "Kastamonu’nun geleneksel kadın kıyafetlerinden esinlenerek ortaya çıkarılmış olan biblo bebeğin tescillenerek özgünlüğü belgelendi ve fikri mülkiyet hakları koruma altına alındı. Bu tasarım sadece estetik bir objeyi değil, aynı zamanda Kastamonu’nun kültürel miras öğesini güvence altına alan anlamlı bir adım oldu. Kastamonu’nun geleneksel kadın kıyafetlerinden esinlenerek ortaya çıkarılmış olan bir biblonun en dikkat çekici yönü özellikle Kastamonu’nun Azdavay ve Pınarbaşı ilçelerinde kadınların hala günümüzde de giydikleri işlemeli cepkeni, renkli entarisi, önlüğü, belindeki kuşağa ve başındaki fesi ile bu geleneksel unsurları minyatür ölçekte başarıyla yansıtmasıdır. Biblonun yerel ve geleneksel unsurları taşıması, altındaki kaidesiyle sergilemesinin kolay olması aynı zamanda bir kültür temsil aracı ve hediyelik obje niteliği taşıması Kastamonu’nun tanıtımı açısından oldukça önemli bir gelişmedir. Bu tescil aynı zamanda bir tasarım tescilini yaparken aynı zamanda Kastamonu’nun kültürel miras öğesini de güvence altına almıştır ve bu tasarım aynı zamanda Kastamonu’nun tarihi belleğini, kültürel kimliğini ve geleneksel unsurlara atıfta bulunmaktadır. Somut kültürel miras ögesi olarak hem sanatsal hem de hukuki anlamda bir biblonun tescillenmiş olması Kastamonu için önemli bir adımdır. Bu ve bunun gibi çalışmaları daha sonraki yapılacak olan çalışmalara örnek teşkil edeceğini düşünüyorum" dedi. "7 coğrafi bölgeden folklorik giysileri bu biblolar üzerinde yansıttık" Ele aldıkları 15 figürü ilk etapta çalıştıklarını söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, "Turistik gezi amacıyla tarihi, kültürel mekanları gezdiğimiz illerde, çeşitli coğrafyalara gittiğimizde oraya dair bir ana hediye alma aslında düşüncesini ortaya çıktı. Ziyaretlerimiz sırasında çoğu zaman o yöreye özgü hediye oluşturulabilecek çok fazla eser ya da hediyelik obje olarak alacak bazen bir şey bulamıyoruz. O nedenle ’hiç değilse kendi kültürümüze özgü bazı unsurları taşıyan hediyelik obje yapabilir miyiz’ acaba diye düşündük. Fikir böyle çıktı. Bunun üzerine Alime hocama bu tez konusunu verdik. Başarılı bir çalışma yürüttü. 2018 yılında tezini başarıyla bitirdi. 15 figür ele aldık, 7 coğrafi bölgeden folklorik giysileri bu biblolar üzerinde yansıttık" diye konuştu. "Azdavay ve Pınarbaşı ilçelerinin kıyafetinin daha gösterişli olması sebebiyle bunu seramik lüle olarak yorumlamaya çalıştık" Projeyle ilgili konuşan Alime Belleyici ise, "Kültürel mirasımızı yaşatabilmek için incelemiş olduğunuz 7 bölgemizden yola çıkarak elde bulunan, yapılmış olan çubuk bebekleri inceleyerek gelecek nesillere aktarmak sebebiyle böyle bir fikirden yola çıkarak ürünümüzü oluşturmaya çalıştırdık. Kastamonu’nun önde gelen yöresel kıyafetiyle dikkat çeken Azdavay ile Pınarbaşı ilçelerini inceledik. Buradaki bebeğin kıyafetinin daha gösterişli ve anlamının öne çıkması sebebiyle bunu irdeleyerek seramik lüle olarak yorumlamaya çalıştık. Aslına uyarak birebir şekillendirme yapıldı, boyama da aynı şekilde devam etti. Bu şekilde ürünümüzü ortaya çıkardık. Çalışma zamanımız biraz zahmetli ve uzun bir zaman alıyor. Haliyle yapılan kalıplar üzerinden yola çıkarak ürünü ilk etapta oluşturmaya çalıştık. Daha sonra elde şekillendirdik. Elle şekillendirme eğer bir gün boyunca sabit durursak başında 10 saatimizi alıyor. Eğer bekleyip de bibloyu yaparsak 1,5 günü bulmaktadır, sonra bunu pişirme aşamaları var. Bin 50 dereceyle bisküvi pişirimi yaptık. Daha sonra renklendirmeye sırlı pişirim dediğiniz 950 dereceyle pişirimi gerçekleştirdik. Üzerine yapılan çalışma motifleri sıra altı dekor ile işledik" şeklinde konuştu. Biblo bebeklerin rağbet gördüğünü söyleyen Belleyici, "Biblo bebeklerin tanıtılması en önemlisiydi ve bunu bir koruma altına alınması isteniyordu. Bunu da tasarımla gerçekleştirdik. Piyasaya sürüldüğü zaman yoğun talep oldu. Özellikle hediye olarak düşünüldü. Bunu da Azerbaycan’da yaklaşık 30 ürün ile gerçekleştirdik. Önemli kişilere hediye edilmek üzere Azerbaycan’a gönderildi. Kısaca ürünlerimizin kimliğiyle bu şekilde gerçekleştirerek tanıtmayı düşünüyoruz. Zaman ayırabilirsek güzel bir bütün illerimizi de katarak folklorik kıyafetleri eşliğinde bütün illerimizi de katarak bunları bir duyurmaya, bir tanıtmaya hedeflemekteyiz" ifadelerini kullandı.
Efeler Belediyesi, çocukları tiyatroyla buluşturdu
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:45 Efeler Belediyesi, çocukları tiyatroyla buluşturdu Efeler Belediyesi tarafından sahnelenen tiyatrolar ile çocuklar hem eğlendi hem de doğa sevgisi gibi konularda bilinçlendi. Efeler Belediyesi Şehir Tiyatrosu ekibi tarafından sahnelenen "Doğa Dostu Heidi" ve "Ağustos Böceği ile Karınca - Orman Dostları" adlı oyunlar, geçtiğimiz hafta sonu minik izleyicilerden büyük ilgi gördü. Nevzat Biçer Konferans Salonu’nda sahnelenen tiyatro oyunları, çocuklara hem eğlenceli hem de öğretici anlar yaşattı. Rengarenk dekorlar ve sevimli karakterlerle buluşan minikler, doğa sevgisi, çevre bilinci, dostluk ve paylaşmanın önemini tiyatro ile keşfetti. Ailelerin yoğun ilgi gösterdiği etkinliklerde salonlar tamamen dolarken, çocukların neşesi salona yansıdı. Tiyatro şöleni Umurlu’da devam edecek Efeler Belediyesi Şehir Tiyatrosu ekibi, ara tatil kapsamında tiyatro etkinliklerini Umurlu Mahallesi’nde de çocuklarla buluşturacak. 27 Ocak Salı günü saat 13.00’te Umurlu Şehit Mahir Yıldırım Konferans ve Tiyatro Salonu’nda "Örümcek Adam Karlar Ülkesinde" adlı oyun sahnelenecek. Aynı gün saat 15.00’te ise "Ağustos Böceği ile Karınca" oyunu minik izleyicilerle buluşacak. Başkan Yetişkin’den çocuklara davet Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, tüm çocukları Umurlu’daki tiyatro oyunlarına davet ederek, "Çocuklarımızın ara tatillerini hem eğlenceli hem de öğretici etkinliklerle geçirmesini istiyoruz. Tiyatro, çocuklarımızın hayal dünyasını geliştirirken aynı zamanda paylaşmayı, doğayı sevmeyi ve birlikte yaşamayı öğretir. Nevzat Biçer Konferans Salonu’nu doldurup taşıran ailelere teşekkür ediyor, tüm çocuklarımızı Umurlu’da sahnelenecek oyunlarımıza davet ediyorum" dedi.
2 bin rakımlı yaylada renkli kış festivali
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:32 2 bin rakımlı yaylada renkli kış festivali Ordu’nun Kabadüz ilçesinde bulunan 2 bin rakımlı Çambaşı Yaylası’nda düzenlenen ‘Geleneksel Çambaşı Yaylası Kış Festivali’nin 21’incisi yoğun katılım ile gerçekleştirildi. Yaz aylarında turistleri ağırlayan Ordu’nun yaylaları, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in, ‘3 ay değil 12 ay Ordu’ sloganıyla başlattığı girişimlerle kış aylarında tercih ediliyor. Ordu Büyükşehir Belediyesi ve Kabadüz Belediyesi iş birliğinde Çambaşı Yaylası’nda düzenlenen 21. Kış Festivali renkli görüntülere sahne oldu. Birbirinden renkli etkinliklerle 2 gün süren festival kapsamında vatandaşlar unutulmaz bir hafta sonu geçirdi. Festival, ilk olarak Çambaşı Yaylası Kayak Merkezi’nde başladı. İlk gününde kayak yarışları ve off-road yarışları yapılan festivalin 2’nci günü ise yayla merkezinde devam etti. Kar güreşleri, çeşitli spor müsabakaları ve kızak yarışları ile heyecanlı bir günün yaşandığı festival alanında Ordu Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası ve farklı sanatçıların sahne aldığı konserlerle vatandaşlar güzel vakit geçirdi. Festival boyunca vatandaşlara Ordu’nun yöresel lezzetlerinden olan karalahana çorbası, patates ve turşu ikramı da yapıldı. Festival kapsamında eğlenceye doyan vatandaşlar, yapılan etkinliklerden memnun kaldıklarını, düzenlenen kar festivaliyle doğa harikası Çambaşı Yaylası’nda unutulmaz bir gün yaşadıklarını belirttiler. Vatandaşlar, düzenlenen festival için emeği geçenlere teşekkür ettiler.
Terme Yeni Cami restorasyon çalışmalarında sona gelindi
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:23 Terme Yeni Cami restorasyon çalışmalarında sona gelindi Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından kültürel mirasın korunması amacıyla restore edilen Terme Yeni Cami’nde çalışmalar tamamlanma aşamasına geldi. Tarihi yapının özgün dokusunu koruyarak gelecek nesillere aktarılması hedefiyle yürütülen restorasyon süreci Büyükşehir Belediyesi’nin ekiplerince titizlikle gerçekleştirildi. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından kültürel mirasın korunması amacıyla restore edilen Terme Yeni Cami restorasyon çalışmalarında sona gelindi. Çalışmalar kapsamında, tarihi caminin geçmiş dönemlerde değiştirilen son cemaat yeri ve çatı örtüsü tamamen sökülerek, özgün plan şemasına ve restorasyon projesine uygun şekilde yeniden yapıldı. Özgün kesitlere uygun ahşap malzemeler kullanılarak gerçekleştirilen onarımlarla caminin tarihi kimliği ön plana çıkarıldı. Çatı sökümleri ve sonradan eklenen yapıların kaldırılmasının ardından yapı zemini ve kirişlemelerde yapılan düzenlemelerle güçlendirme sağlandı. Tarihi camide çalışmalar titizlikle yürütüldü Restorasyon sürecinde caminin çevresi de ele alındı. Caminin bulunduğu alanın etkin kullanımı ve camiye ulaşımın kolaylaştırılması amacıyla sert zeminden yaya yolları oluşturuldu. Ayrıca, tescilli caminin tarihi kimliğine zarar vermeyecek ölçü ve konumda planlanarak hayata geçirilen ilave yapı ile alanın işlevselliği artırıldı. Bunlara ek olarak restorasyon sürecinde tarihi caminin farklı bölümlerinde çok sayıda bakım, onarım ve iyileştirme çalışması da eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Yapılan işlemlerle aslına uygun şekilde restore edilen Terme Yeni Cami, çalışmaların tamamlanmasının ardından yeniden hizmete açılacak.
Kartal’da Uğur Mumcu anıldı: Mustafa Balbay’dan anlamlı söyleşi
26 Ocak 2026 Pazartesi - 11:57 Kartal’da Uğur Mumcu anıldı: Mustafa Balbay’dan anlamlı söyleşi Araştırmacı gazeteciliğin simge ismi Uğur Mumcu, ölümünün 33. yıl dönümünde Kartal’da düzenlenen özel bir söyleşi programıyla anıldı. ‘Geçmişten Günümüze Uğur Mumcu’yu Anlamak’ başlığıyla gerçekleştirilen etkinlikte gazeteci ve yazar Mustafa Balbay, Mumcu’nun gazetecilik mücadelesini, aydın kimliğini ve Türkiye’ye bıraktığı fikri mirası Kartallılarla paylaştı. Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen program Kartal Belediyesi, Atatürkçü Düşünce Derneği ve UMDER iş birliğiyle düzenlendi. Söyleşiye; CHP Kartal İlçe Başkanı Mert Polat, Kartal Belediyesi başkan yardımcıları, Kartal Belediyesi Meclis Başkan Vekili Özlem Bulut, İYİ Parti Kartal İlçe Başkanı Önder Karakelle, Anahtar Parti Kartal İlçe Başkanı Yunus Şahin, Kartal’daki diğer siyasi parti temsilcileri, Kartal Belediyesi meclis üyeleri, belediye birim müdürleri, mahalle muhtarları, siyasi partilerin Kartal kadın ve gençlik kolu başkanları ile yönetimleri katıldı. Ayrıca Atatürkçü Düşünce Derneği Kartal Şube Başkanı Hülya Arıkan ve yönetimi, UMDER Başkanı Hasan İldan ve yönetimi ile çok sayıda dernek ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi de programda yer aldı. "Uğur Mumcu toplum için bir güvenceydi" Konuşmasında Uğur Mumcu ile genç yaşlarda birlikte çalışma fırsatı bulduğunu belirten Mustafa Balbay, Mumcu’nun yalnızca bir gazeteci değil, aynı zamanda toplumun vicdanı olduğunu vurguladı. Balbay, "Ben Uğur Mumcu’yla daha 20’li yaşlarımda çalışmaya başladım. Aranızda onu tanımış, ona dokunmuş olanlar mutlaka vardır. Her şeyden önce dürüstlüğü, korkusuzluğu ve tavır koyan aydın duruşuyla hepimize örnek oldu. Uğur Mumcu toplum için büyük bir güvenceydi; gerçekten çok değerli bir insandı" dedi. Balbay, Mumcu’nun gazetecilik anlayışının yalnızca bilgiye ulaşmakla sınırlı olmadığını, asıl meselenin cesaret olduğunu dile getirerek, "Gerçek gazetecilik sadece geniş haber kaynaklarına sahip olmak değildir. Aynı zamanda yürek ister, cesaret ister. Gazeteci mangal yürekli olmalı. Uğur Mumcu’nun yaşam şiarı buydu. Köşesinde sık sık şu sözü hatırlatırdı: ‘Korkak bin kez ölür, cesur bir kez ölür’" diyerek anlattı. "Öldürülebileceğini bile bile geri adım atmadı" Uğur Mumcu’nun tehditler altında dahi geri adım atmadığını anlatan Balbay, Mumcu’nun yaşadığı çarpıcı bir anıyı katılımcılarla şu sözlerle paylaştı: "O dönem ülkede hep aynı endişe konuşuluyordu: ‘Sırada kim var?’ Çünkü gerçekleri yazan gazeteciler hedefteydi. Uğur Mumcu her an saldırıya uğrayabileceğini biliyordu. Bir gün iki güvenlik uzmanını evine çağırdı ve çok soğukkanlı bir şekilde ‘Ben nasıl öldürülebilirim?’ diye sordu. Uzmanlar günlük alışkanlıklarını sordular. ‘Arabayı kim kullanıyor?’ dediler. ‘Ben kullanıyorum’ cevabını verdi. O, başına gelebilecekleri bilmesine rağmen geri adım atmadı. Kelle koltukta, korkmadan gazetecilik yaptı." "Bazı aydınlar bir ekol ve değer ortaya çıkarır" Balbay, kimi aydınların yalnızca bireysel başarılarıyla değil, toplumda bıraktıkları iz ve oluşturdukları düşünce geleneğiyle hatırlandığını belirerek, "Bazı aydınlar vardır; sadece bir insanı değil koca bir dünyayı temsil ederler. Yerlerine başkaları gelebilir ama onların bıraktığı iz, kurduğu düşünce geleneği ve duruşu kolay kolay tekrar edilemez. Uğur Mumcu da işte böyle bir aydındı. Saydığımız isimler arasında en önde gelenlerden biriydi" ifadelerine yer verdi. "Atatürk’ün aydınlığını unutmayacağız" Konuşmasının sonunda aydınlanma mücadelesinin sürekliliğine dikkat çeken Balbay, Atatürk ve Mumcu’nun mirasının yol gösterici olduğunu vurguladı. "Bir toplum aydınlığı bir kez gördüğünde, o aydınlığı karartsanız da unutmaz. Aşık Veysel’i düşünün. Yedi yaşına kadar dağları, çiğdemi, gülü görmüş; sonra gözleri kör olmuş. Ama o güzellikleri unutmuş mu? Hayır. Biz de Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlığını gördük. Onu unutmayacağız, unutturmayacağız. Nerede olursak olalım bu bağlılığı taşıyacağız. Rehberimiz Uğur Mumcu. Yenilmişlik duygusuna asla prim vermemeliyiz. Onun hayal ettiği Türkiye için yaşıyoruz." Söyleşinin bir bölümünde katılımcılarla soru-cevap gerçekleştirildi. Balbay, izleyicilerden gelen soruları yanıtlayarak hem Uğur Mumcu ile yaşadığı hatıraları hem de günümüz Türkiye’sinde gazeteciliğin karşı karşıya olduğu sorumlulukları değerlendirdi. Program, bu etkileşimli bölüm sayesinde dinleyicilerin aktif katılımıyla daha da zenginleşti. Programın sonunda Mustafa Balbay’a günün anısına Kartal heykelciği ve çiçek takdim edildi. Kartal heykelciği; CHP Kartal İlçe Başkanı Mert Polat, Kartal Belediyesi Meclis Başkan Vekili Özlem Bulut, İYİ Parti Kartal İlçe Başkanı Önder Karakelle ve Anahtar Parti Kartal İlçe Başkanı Yunus Şahin tarafından sunulurken, çiçek takdimi ise Atatürkçü Düşünce Derneği Kartal Şube Başkanı Hülya Arıkan ile UMDER Başkanı Hasan İldan tarafından gerçekleştirildi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlik, Uğur Mumcu’nun fikri mirasının ve demokrasi mücadelesinin gelecek kuşaklara aktarılması açısından anlamlı bir buluşma olarak hafızalarda yer aldı.
Yaptığı sıra dışı ve dekoratif kemençeler ile ilgi çekiyor
26 Ocak 2026 Pazartesi - 11:56 Yaptığı sıra dışı ve dekoratif kemençeler ile ilgi çekiyor Giresun’un Görele ilçesinde yaşayan Temel Karademir, yaptığı sıra dışı ve dekoratif kemençelerle de dikkatleri üzerine çekiyor. Temel Karademir’in Görele’de ürettiği bu özgün kemençeler, hem yöresel kültürü yaşatıyor hem de sanata farklı bir bakış kazandırıyor. Karademir’in ustalığı, "yapıyor ama çalamıyor" ifadesiyle özetlenen ilginç hikayesiyle farklı bir boyut kazanıyor. Uzun yıllar kamuda görev yaptıktan sonra emekli olan Temel Karademir, emekliliğinin ardından yöneldiği kemençe yapımında kısa sürede kendini geliştirerek Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından El Sanatları alanında "Kemençe Yapım Sanatçısı" ünvanı aldı. Karademir, geleneksel Görele Kemençesi’nin yanı sıra kepçeden, bastondan ve tarımda kullanılan bel demirinden yaptığı kemençelerle de ilgi görüyor. Yapıyor ama çalmıyor Yaptığı kemençelerin tınısının sanatçılar tarafından beğenildiğini belirten Karademir, ürünlerinin sadece Türkiye’de değil yurt dışında yaşayan hemşerilerinden de talep gördüğünü söyledi. Kemençe yapımına olan ilgisini anlatan Karademir, "30 yılı aşkın kamu hizmetimin ardından emekli oldum. Emeklilikle birlikte el sanatlarına daha fazla zaman ayırma fırsatı buldum. Yetenek sınavına girerek Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan kemençe yapım sanatçısı belgesi aldım. Yaptığım kemençeler, tınısı nedeniyle sanatçılar tarafından beğenildi" dedi. Dükkânda dekor diye başladı, ilgi odağı oldu Sadece klasik kemençelerle yetinmediğini vurgulayan Karademir, hayal gücünü işine yansıttığını ifade ederek "Aklıma gelen ne varsa onu kemençeye dönüştürmeye çalıştım. Kepçe kemençe, baston kemençe, bel demirinden yapılan kemençeler gibi pek çok farklı model ürettim. Çoğunu dükkanımda dekor olsun diye yaptım ama beklediğimden fazla ilgi gördü. İlginç olan şu ki ben kemençe yapıyorum ama çalmaya hiç merak etmedim. Merak etmeyince de öğrenemedim" diye konuştu.
İş Sanat Anadolu Sergileri’nin yeni yıldaki ilk durağı Mersin oldu
26 Ocak 2026 Pazartesi - 11:53 İş Sanat Anadolu Sergileri’nin yeni yıldaki ilk durağı Mersin oldu Türkiye İş Bankası Pozcu Şubesi’nde izlenen "Narenciye Mevsimi" seçkisi, Akdeniz’de gündelik yaşamın ritmini belirleyen güçlü bir kültürel değere odaklandı. Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndan yapılan özel seçkileri izleyiciyle buluşturan İş Sanat Anadolu Sergileri’nin yeni yıldaki ilk durağı, 24-25 Ocak tarihlerinde Mersin oldu. İş Bankası Pozcu Şubesi’nde sergilenen "Narenciye Mevsimi" seçkisi, Akdeniz ikliminin özgün atmosferini natürmorttan peyzaja uzanan geniş bir yelpazeyi sanatseverlerin beğenisine sundu. Seçkide Nurettin Ergüven, İbrahim Çallı, Ercümend Kalmık, Numan Pura, Cevdet Bilgişin, Hasan Vecih Bereketoğlu, Ziya Keseroğlu, Ali Karsan, İlhami Demirci, Naciye İzbul ve Ayhan Dürrüoğlu gibi sanatçıların eserleri ilgiyle izlendi. Farklı kuşakların bakış açılarını yansıtan eserleri sanat tarihçisi Doç. Dr. Ayşe Köksal ziyaretçilere anlatırken, çocuklara yönelik sanat atölyesi de düzenlendi. Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin öğrenme programlarının düzenli faaliyetlerinden biri olan Anadolu Sergileri bugüne dek 4 bini aşkın sanatsevere ulaştı. İbrahim Çallı’nın eserlerini Çal ilçesindeki izleyicilerle buluşturan seçkiyle başlayan Anadolu Sergileri, Hocalar ve Öğrenciler (Milas), Mavinin İzinde (Gelibolu), Büyük Zafer (Kocatepe), Aşina Yüzler (Antakya), Çarşı-Pazar (Midyat), Ege Havası (Edremit) ve Mavinin Sırları (İznik) gibi farklı seçkileri sanatseverlere sundu. MarCom, Sardis, Toplumsal Fayda Ödülleri ve İstanbul Marketing Awards platformlarının farklı kategorilerinde ödüllere layık görülen Anadolu Sergileri, önümüzdeki aylarda da ortak kültürel mirasın doğduğu topraklarda bugünün kuşaklarıyla buluşturmayı sürdürecek. Anadolu Sergileri’nin Şubat ayındaki durağı Türkiye İş Bankası Lüleburgaz Şubesi olacak.
Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsünde atık şişeler gül oldu
26 Ocak 2026 Pazartesi - 11:40 Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsünde atık şişeler gül oldu ESKİŞEHİR (İHA) – Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsünde geri dönüşümün önemine dikkat çekmek amacıyla atık şişelerden yapılan gül ağacı, ilginç görüntüsü ile dikkat çekiyor. Olgunlaşma Enstitüsünde israfın önlenmesi, kaynakların daha verimli kullanılması, oluşan atık miktarının azaltılması ve geri dönüşüme vurgu yapılması amacıyla anlamlı bir çalışmaya imza atıldı. Kullanım dışı kalan plastik su şişesi gibi atık malzemeler, usta öğreticiler tarafından estetik birer sanat eserine dönüştürüldü. Çeşitli tekniklerle işlenen 5 litrelik plastik şişelerden oluşturulan ve enstitü binasının içine yerleştirilen gül ağacı, atık maddelerin nasıl güzel bir şekilde değerlendirilebileceğinin örneği oldu. "Plastik şişeleri mum ateşiyle şekillendirdik" Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Şafak Engin, "Projemizde temel olarak 5 litrelik plastik su şişelerinden yararlandık. Çalışmamıza ilk olarak bu şişeleri kırmızı boyayla renklendirerek başladık. Daha sonra gül kalıplarını kestik ve bu parçaların kenarlarını mum ateşiyle ısıtarak doğal bir form verip şekillendirdik. Hazırladığımız bu parçaları silikon yardımıyla birleştirerek gül şeklini verdik. Güllerin yaprakları için de yine 5 litrelik plastik şişeleri bu kez yeşile boyayıp yaprak formunda kestik. Yaprakların kenarlarına da yine mum ateşiyle şekil vererek doğal bir görünüm kazandırdık" şeklinde konuştu. "Doğal malzemelerle tasarımı tamamladık" Yapım sürecinde doğal materyallerden faydalandıklarını anlatan Engin, şöyle devam etti: "Hazırladığımız bu gülleri ve yaprakları, gerçek ağaç dallarına sıcak silikon kullanarak tek tek yapıştırdık ve dizayn ettik. Ağacın kök kısmı için ise strafor kullanarak bir kütük formu oluşturduk ve üzerine gerçek ağaç kabuklarını yapıştırarak derinlik kattık. Son aşamada, gül ağacının tamamını sprey vernikle vernikleyerek tasarımı bitirdik. Bu sayede hem dayanıklılığı artırdık hem de parlak ve estetik bir görünüm elde ettik."
Pursaklar’da Gelenek Zamanı; ‘‘Saya Gezmesi’’
26 Ocak 2026 Pazartesi - 11:32 Pursaklar’da Gelenek Zamanı; ‘‘Saya Gezmesi’’ Pursaklar Belediyesi ile Ankara Kulübü Derneği iş birliğinde düzenlenen Saya Gezmesi etkinliği, geleneksel kültürü Sirkeli Mahallesinde yeniden canlandırdı. Pursaklar Belediyesi, kültürel mirasın yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla Ankara Kulübü Derneği ile birlikte Geleneksel Saya Gezmesi etkinliği düzenledi. Sirkeli mahallesinde gerçekleştirilen etkinlikte, yöresel kıyafetler giyen seymenler ve saya ekibi vatandaşlarla bir araya gelerek unutulmaya yüz tutmuş bir geleneği yeniden canlandırdı. ‘‘Ateş yaktık, sinsin oynadık, saya gezdik. Sirkeli’de unutulmaz bir gün yaşadık’’ Geleneksel Saya Gezmesi etkinliği ile Pursaklar’ın şenlendiğini ifade eden Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin; ‘‘Bugün burada sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda kültürümüzü, dayanışmamızı ve paylaşma ruhumuzu yaşatıyoruz. Ateş yaktık, sinsin oynadık, saya gezdik. Sirkeli’de unutulmaz bir gün yaşadık. Gelecek kuşaklara geleneklerimizi aktarmak için çabalıyoruz. Geçmişini bilmeyen milletler geleceğe emin adımlarla yürüyemez. Çocuklarımızın bu gelenekleri tanıyarak büyümesi bizim için çok kıymetli. Ankara Kulübü Derneği’ne bu organizasyon için teşekkür ederim’’ dedi. Davul-zurna eşliğinde gerçekleştirilen gezide, bolluk, bereket ve dayanışmayı simgeleyen saya geleneği mahalle sakinlerinden büyük ilgi gördü. Vatandaşlar, hem kültürel değerlerle buluşmanın hem de keyifli anlar yaşamanın mutluluğunu yaşadı.
Buldan’da kara tezgâhlar zamana meydan okuyor
26 Ocak 2026 Pazartesi - 11:22 Buldan’da kara tezgâhlar zamana meydan okuyor Buldan’da sayıları giderek azalan kara tezgâhlarda geleneksel havlu dokumacılığı yaşatılmaya devam ediyor. Baba mesleği dokumacılığı jakarlı kara tezgâhlarda sürdüren Mehmet Sağlık, "Dokumacılığa bu tezgâhlarda başladım, yine bu tezgâhlarda sürdürüyorum. Sağlığım el verdiği sürece kara tezgâhlarda üretime devam edeceğim" dedi. Denizli’nin Buldan ilçesinde, teknolojik gelişmelerle birlikte sayıları azalsa da kara tezgâhlarda havlu üretimi devam ediyor. Elektriğin Buldan’a gelmesiyle el tezgâhlarından motorlu kara tezgâhlara geçilen dokumacılık, ilerleyen yıllarda otomatik tezgâhların yaygınlaşmasıyla büyük ölçüde değişime uğradı. Daha fazla ve hızlı üretim yapmak isteyen pek çok dokumacı, kara tezgâhlarını hurdacılara satarak modern makinelere yöneldi. Ancak Buldan’da sayıları az da olsa jakarlı kara tezgâhlarda üretim yapmayı sürdüren dokumacılar bulunuyor. Bunlardan biri olan 61 yaşındaki Mehmet Sağlık, baba mesleğini yaşatmakta kararlı olduğunu dile getirdi. Küçük yaşlardan itibaren dokumacılığın içinde büyüdüğünü anlatan Sağlık, "İlkokula giderken masır ve bobin sararak aileme yardım ediyordum. İlkokulu bitirdikten sonra yavaş yavaş tezgâhların başına geçtim. Yıllardır bu mesleği sürdürüyorum. Ailemi bu meslek sayesinde geçindirdim, çocuklarımı büyüttüm ve okuttum" dedi. Çocuklarının dokumacılığı tercih etmediğini belirten Sağlık, buna rağmen üretimi bırakmadığını vurgulayarak, "Mesleğimi çok seviyorum. Küçük yaştan beri bu işi yaptığım için makinelerin bakım ve tamiratlarını kendim yapabiliyorum. Yaklaşık 25-30 yıldır papatya desenli havlu üretiyorum" ifadelerini kullandı. Mekikli ve jakarlı kara tezgâhında pamuk ipliğinden, su emici ve kaliteli havlular dokuduğunu söyleyen Sağlık, 50x90 santimetre el havlusu ile 90x150 santimetre banyo havlusu ürettiğini, ürünlerinin yoğun ilgi gördüğünü belirtti. "Her havluyu kendim dokuduğum için özen gösteriyorum. Dokuduktan sonra katlayıp paketliyor, satışa hazır hale getiriyorum" dedi. Kullandığı tezgâhın 1972 yılında Bursa’dan getirildiğini anlatan Sağlık, "Kayalı marka bu tezgâh çok dayanıklı. Bakımlarını kendim yapıyorum. Kara tezgâhlar benim gözbebeğim. Dokumacılığa bu tezgâhlarda başladım, yine bu tezgâhlarda sürdürüyorum. Sağlığım el verdiği sürece kara tezgâhlarda üretime devam edeceğim" diye konuştu
Mersin’de çocuk kampüsü öğrencilerinden sanat şöleni
26 Ocak 2026 Pazartesi - 10:48 Mersin’de çocuk kampüsü öğrencilerinden sanat şöleni Mersin Büyükşehir Belediyesine bağlı Mezitli ve Toroslar Çocuk Kampüsü öğrencilerinin hazırladığı resim sergisi ve mini konser, Şemsa Pozcu Kültür Evinde sahnelendi. Miniklerin, hayal güçleriyle ortaya koyduğu eserler ve sahnedeki performansları, izleyenlere hem gurur hem de duygu dolu anlar yaşattı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından Şemsa Pozcu Kültür Evinde düzenlenen resim sergisi ve mini konser etkinliği, çocukların sanatla kurduğu bağı görünür kıldı. Mezitli ve Toroslar Çocuk Kampüsü öğrencilerinin atölye çalışmalarında hazırladığı resimler ziyaretçilerin beğenisine sunulurken, sahneye çıkan minikler de şarkıları ve performanslarıyla büyük alkış aldı. Etkinlik, çocukların sanatsal gelişimini desteklerken ailelere de unutulmaz ve gurur verici anlar yaşattı. "Bu çalışmaların temel amacı, çocukların sanatsal bakış açısını geliştirmek" Etkinliğe ilişkin değerlendirmede bulunan Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Aile ve Çocuk Şube Müdürü Özay Öztürk, çocukların hem sahne deneyimi kazandığını, hem de eserlerini sergilemenin mutluluğunu yaşadığını belirterek, "Çocuklar sanatsal bakış açılarını, hayal güçlerini ve el becerilerini geliştirdikleri resimlerini sergiledi. Uzun süredir eğlenerek dolu dolu geçirdikleri atölye çalışmalarının sonucunda bu sergilerle hem deneyim kazanıyorlar, hem de farklı sanatsal performanslar sergileyerek özgüvenlerini yükseltiyorlar" dedi. Sanatın iyileştirici gücüne dikkat çeken Öztürk, bu çalışmaların temel amacının, çocukların sanatsal bakış açısını geliştirmek olduğunu ifade ederek, "Atölye çalışmalarının sonunda ortaya çıkan bu sergiler ve söyleşiler, çocukların emeklerinin karşılığını görmelerini sağlıyor. Bu da onları mutlu ediyor" diye konuştu. Mezitli, Toroslar ve yeni açılan Silifke Çocuk Kampüsünde müzik, resim ve hobi atölyelerinin sürekli devam edeceğini de sözlerine ekleyen Öztürk; çocukların, çalışmalarını farklı mekânlarda sergi ve gösterilerle düzenli olarak sürdüreceklerini kaydetti. Mezitli ve Toroslar Çocuk Kampüsü öğrencileri, sahnede olmanın heyecanını yaşadı Etkinliğe katılan çocuklar, sahnede olmanın heyecanını ve mutluluğunu dile getirdi. Büyükşehir Belediyesi Toroslar Çocuk Kampüsü öğrencilerinden Ecem Su Bayrak, "Bugün burada şarkılar söyledik. Çok mutluyum ve çok eğlendim. Sahneye çıkmak bana güzel hissettirdi" diye konuştu. Nurdeniz Öztürk de kampüste yalnızca müzik değil, yemek gibi farklı atölyelere de katıldığını belirterek, "Müzik atölyesinde çok güzel çalışmalar yapıyoruz. Koro grubunda sesimizi nasıl daha güçlü kullanacağımızı öğreniyoruz. Konserlerde çok heyecanlanıyorum, ama bu etkinliklerde olmaktan da gurur duyuyorum" dedi.