Son Dakika
|
Trump: "İran'da yeni rejimin lideri, ABD'den ateşkes talep etti"
Trump: "ABD'yi NATO'dan çekmeyi ciddi olarak düşünüyorum"
Bodrum açıklarında göçmen botu faciası: Ölü sayısı 19’a yükseldi
Sadettin Saran trafik kazası geçirdi
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın mal varlığına el konuldu
Muhittin Böcek’in danışmanı ve çalışanı adliyeye sevk edildi
Afganistan ve Pakistan'ı sel vurdu: 47 ölü
MİT ve Suriye istihbaratından ortak operasyon: Firari casus yakalandı
Vedat Muriç: "Hepsi benim arkadaşım ama yarınki maç bambaşka"
Kosova Teknik Direktörü Foda: "Şansımız yüzde 50"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Trump: "İran'da yeni rejimin lideri, ABD'den ateşkes talep etti"
Uludağ’da sezon uzadı nisan ayıyla 2 metre kar var
Bayraktar AKINCI TİHA, Kanatlı Güdüm Kiti 82 ile atış gerçekleştirdi
FIFA Başkanı Infantino’dan Türkiye’ye tebrik
Sarıyer’de aç kalan domuzlar hastane yakınına kadar geldi
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden İHA’ya ödül
Bodrum açıklarında göçmen botu faciası: Ölü sayısı 19’a yükseldi
POLİTİKA
Başkan Sandıkçı: "1 lira borcumuz yok"
01 Nisan 2026 Çarşamba - 16:24:43
Samsun Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, "Yüksek mali disiplin ilkemizden taviz vermeden çalışıyor, öz kaynaklarımızla yeni projeleri hayata geçiriyoruz. 1 Türk lirası borcumuz yok ve bütçe gerçekleştirme oranındaki başarımızı daima yukarıya taşıyoruz" dedi. Canik Belediye Meclisi Nisan Ayı Açılış Toplantısı, Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı’nın başkanlığında gerçekleşti. Toplantıda, ilçede yapımı devam eden projeler, eğitim çalışmaları ve sosyal destek programları hakkında bilgiler paylaşan Başkan İbrahim Sandıkçı, "İlçemizin hem bugüne hem de geleceğine değer katan eserleri hemşehrilerimizle buluşturmaya devam ediyoruz" dedi. Canik’te eser ve hizmet belediyeciliği anlayışıyla çalışarak Türkiye’de ilk olan projelere imza atmayı sürdürdüklerini söyleyen Başkan İbrahim Sandıkçı, toplantıda ayrıca 2025 Yılı Faaliyet Raporu’na yönelik bilgiler aktardı. Canik Belediye Meclis Üyeleri tarafından oy birliğiyle kabul edilen raporda, Canik Belediyesi’nin 2025 yılı bütçe gerçekleştirme oranının yüzde 96 olduğuna dair istatistik ve grafik bilgileri de yer aldı. "Eser ve hizmette Canik damgası" Canik Belediyesi’nin borcunun olmadığını ve "borçsuz belediye" ünvanıyla çalışmaya ve üretmeye devam ettiklerini vurgulayan Başkan Sandıkçı, "Canik’imizde eser ve hizmet belediyeciliği anlayışıyla gayretle ve özveriyle çalışmaya, yeni eser ve hizmetleri ilçemize kazandırmaya devam ediyoruz. Yüksek mali disiplin ilkemizden taviz vermeden çalışıyor, öz kaynaklarımızla yeni projeleri hayata geçiriyoruz. 1 Türk lirası borcumuz yok ve bütçe gerçekleştirme oranındaki başarımızı daima yukarıya taşıyoruz. 2025 yılı bütçe gerçekleştirme oranımız yüzde 96. Yeni projeleri ve yatırımları öz kaynak temelli yatırım programımızla kredi kullanmadan gerçekleştiriyoruz. Borçsuz belediye ünvanımızla geleceğe değer katan, gönüllere dokunan eser ve hizmetleri ilçemize kazandırmayı sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. Canik’in gençlerinden yeni başarılar Canik’te bilim ve teknoloji atağını hız kesmeden sürdürdüklerini dile getiren Başkan İbrahim Sandıkçı, Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü öğrencilerinin, tasarımları ve üretimleri kendilerine ait olan projelerle Mart ayında 3 farklı ulusal ve uluslararası yarışmada finale kaldığını sözlerine ekledi. Toplantı, başkanlık divanı, belediye encümen üye, ihtisas komisyonu seçimlerinin yapılması ve gündem maddelerinin görüşülerek komisyonlara sevk edilmesinin ardından son buldu.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 16:16
Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay:
Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, "Nükleer silah edinmeye çalışmakla suçladığı İran’a saldıran ve sorumsuzca davranan İsrail’in 1960’lı yıllardan bu yana elinde bulundurduğu bilinen nükleer silahları da bir an önce tasfiye edilmelidir. Savaşan taraflarca biraz önce ifade ettiğimiz şekilde su arıtma tesislerine, elektrik santrallerine ve her türlü sivillere yönelik saldırılar her kimden gelirse gelsin uluslararası hukuka ve evrensel insani değerlere aykırıdır" dedi. Oktay, Dışişleri Komisyonu’nda konuştu. Oktay, Türkiye etrafındaki ateş çemberinin genişlediğini belirterek, "İsrail ve ABD’nin Mart ayı başında İran’a saldırmasıyla başlayan savaş Irak, Lübnan ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda. Diğer tarafta Hürmüz Boğazı’nda başta enerji olmak üzere ticaret ve ulaşım koridorları kapanmış, enerji fiyatları yükselmiş aslında bir anlamda da sürekli dalgalanan, istikrarsız bir ortama sürüklenmiş ve küresel ekonomi de son derece olumsuz etkilenmiştir. Savaş İsrail’in savaşı olmasına rağmen başta bölge ülkeleri olmak üzere ne yazık ki bedelini tüm dünya ödemektedir. İsrail ve ABD’nin İran’a karşı başlattıkları saldırıların hukuki bir meşruiyeti yoktur. Barışçıl bir çözüm bulunmasına yönelik müzakerelerin sürdüğü bir dönemde gerçekleştirilen bu saldırılar yalnızca bölgesel barışçıl değil aynı zamanda uluslararası hukuku ve diplomasiyle ağır biçimde yaralamıştır. İran’ın kendisini İsrail ve ABD’ye karşı savunma hakkı bulunmaktadır. Ancak komşu ülkelere yönelik saldırılarda bulunması bu ülkelerde sivil yerleşim yeri ve altyapı tesislerine hedef alması doğru değildir" Oktay, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığı bahane ederek Netanyahu’nun Körfez petrol ve doğal gazının Kızıldeniz ve İsrail limanları üzerinden Akdeniz’e taşınması yönündeki önerisiyle Gazze’de yaşanan işgal ve katliamların İran ve Körfez’e yönelik saldırılar bir arada değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Buradaki amaç enerji ve ticaret yollarının İsrail üzerinden uluslararası pazarlara açılmasıdır. Körfez ve bölge ülkeleri asla böyle bir oyuna gelmemelidir. İkinci husus nükleer silahlar biliniyor. Nükleer silah edinmeye çalışmakla suçladığı İran’a saldıran ve sorumsuzca davranan İsrail’in 1960’lı yıllardan bu yana elinde bulundurduğu bilinen nükleer silahları da bir an önce tasfiye edilmelidir. Savaşan taraflarca biraz önce ifade ettiğimiz şekilde su arıtma tesislerine, elektrik santrallerine ve her türlü sivillere yönelik saldırılar her kimden gelirse gelsin uluslararası hukuka ve evrensel insani değerlere aykırıdır. Bu tehdidi savuran ve fiili saldırılarda bulunan her kim olursa olsun bu savaş suçudur. Son hususta yine kapsayıcı, katılımcı, en güçlünün de uluslararası hukuka uymak durumunda kalacağı adalet ve istikrarın tesis edildiği çifte standardı olmayan ve herkes için eşit muamele edebilen yeni bir dünya düzenine olan ihtiyaç çok daha aşikar hale gelmiştir" dedi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 16:12
Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay: "Nükleer silah edinmeye çalışmakla suçladığı İran’a saldıran ve sorumsuzca davranan İsrail’in 1960’lı yıllardan bu yana elinde bulundurduğu bilinen nükleer silahları da bir an önce tasfiye edilmelidir"
Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, "Nükleer silah edinmeye çalışmakla suçladığı İran’a saldıran ve sorumsuzca davranan İsrail’in 1960’lı yıllardan bu yana elinde bulundurduğu bilinen nükleer silahları da bir an önce tasfiye edilmelidir. Savaşan taraflarca biraz önce ifade ettiğimiz şekilde su arıtma tesislerine, elektrik santrallerine ve her türlü sivillere yönelik saldırılar her kimden gelirse gelsin uluslararası hukuka ve evrensel insani değerlere aykırıdır" dedi. Oktay, Dışişleri Komisyonu’nda konuştu. Oktay, Türkiye etrafındaki ateş çemberinin genişlediğini belirterek, "İsrail ve ABD’nin Mart ayı başında İran’a saldırmasıyla başlayan savaş Irak, Lübnan ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda. Diğer tarafta Hürmüz Boğazı’nda başta enerji olmak üzere ticaret ve ulaşım koridorları kapanmış, enerji fiyatları yükselmiş aslında bir anlamda da sürekli dalgalanan, istikrarsız bir ortama sürüklenmiş ve küresel ekonomi de son derece olumsuz etkilenmiştir. Savaş İsrail’in savaşı olmasına rağmen başta bölge ülkeleri olmak üzere ne yazık ki bedelini tüm dünya ödemektedir. İsrail ve ABD’nin İran’a karşı başlattıkları saldırıların hukuki bir meşruiyeti yoktur. Barışçıl bir çözüm bulunmasına yönelik (2:09) müzakerelerin sürdüğü bir dönemde gerçekleştirilen bu (2:13) saldırılar yalnızca bölgesel barışçıl değil aynı zamanda (2:17) uluslararası hukuku ve diplomasiyle ağır biçimde yaralamıştır. İran’ın kendisini İsrail ve ABD’ye karşı savunma hakkı bulunmaktadır. Ancak komşu ülkelere yönelik saldırılarda bulunması bu ülkelerde sivil yerleşim veri (2:35) ve ifadelerini kullandı. altyapı tesislerine hedef alması doğru değildir" Oktay, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığı bahane ederek Netanyahu’nun Körfez petrol ve doğal gazının Kızıldeniz ve İsrail limanları üzerinden Akdeniz’e taşınması yönündeki önerisiyle Gazze’de yaşanan işgal ve katliamların İran ve Körfez’e yönelik saldırılar bir arada değerlendirilmesi gerektiğini belirterek,"Buradaki amaç enerji ve ticaret yollarının İsrail üzerinden uluslararası pazarlara açılmasıdır. Körfez ve bölge (6:50) ülkeleri asla böyle bir oyuna gelmemelidir. İkinci husus nükleer silahlar biliniyor. Nükleer silah edinmeye çalışmakla suçladığı İran’a saldıran ve sorumsuzca davranan İsrail’in 1960’lı yıllardan bu yana elinde bulundurduğu bilinen nükleer silahları da bir an önce tasfiye edilmelidir. Savaşan taraflarca biraz önce ifade ettiğimiz şekilde su arıtma tesislerine, elektrik santrallerine ve her türlü sivillere yönelik saldırılar her kimden gelirse gelsin uluslararası hukuka ve evrensel insani değerlere aykırıdır. Bu tehdidi savuran ve fiili saldırılarda bulunan her kim olursa olsun bu savaş suçudur. Son hususta yine kapsayıcı, katılımcı, en güçlünün de uluslararası hukuka uymak durumunda kalacağı adalet ve istikrarın tesis edildiği çifte standardı olmayan ve herkes için eşit muamele edebilen yeni bir dünya düzenine olan ihtiyaç çok daha aşikar hale gelmiştir" dedi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 15:35
Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, Avrupa Konseyi’nde Türkiye’yi temsil ediyor
Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nin 50. Genel Kurulu’na katılarak Türkiye’nin ve Niğde’nin vizyonunu uluslararası arenaya taşıdı. Avrupa’nın yerel yönetimler düzeyindeki en üst düzey karar organı olan Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nin 50. Genel Kurulu çalışmalarına başladı. Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, genel kurulda yerini alarak ülkemiz adına önemli uluslararası temaslarda bulundu. Başkan Özdemir: "Sözünü dinleten konumdayız" Türkiye’nin yerel yönetimlerdeki vizyonunu ve Niğde’nin gelişim adımlarını Avrupa gündemine taşıyan Başkan Özdemir, uluslararası platformlardaki güçlü duruşumuza dikkat çekti. Gerçekleştirdiği temaslara dair değerlendirmelerde bulunan Özdemir, şunları söyledi: "Türkiye’mizi ve Niğde’mizi temsil etmek için, ülkemizin üyesi olduğu Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nin 50. Genel Kurulu’ndayız. Sadece dinleyen değil, sözünü dinleten konumda olduğumuz genel kurulda gerçekleştirdiğimiz temasların ülkemize ve şehrimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum." Genel kurul süresince farklı ülkelerden yerel idarecilerle bir araya gelen Başkan Özdemir, bilgi ve tecrübe paylaşımında bulundu. Yapılan ikili görüşmeler, Niğde’nin uluslararası düzeyde tanıtımına katkı sağlarken, yeni iş birliklerinin de zeminini hazırladı. Türkiye’nin masadaki güçlü temsilinin altı çizilen kongrede, şehrin kalkınma ivmesi yabancı delegasyonlara doğrudan aktarıldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
31 Mart 2026 Salı- 10:52
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye barış arayan coğrafyaların umudu haline gelmiştir"
2
01 Nisan 2026 Çarşamba- 13:30
Bakan Tekin: "LGS sınavını bir gün önce yapmayı planlıyoruz"
3
01 Nisan 2026 Çarşamba- 12:47
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan CHP'ye ve Özgür Özel'e sert sözler
4
31 Mart 2026 Salı- 15:14
Başkan Bozbey’in de dahil olduğu soruşturmada gözaltındaki müteahhit fenalaştı, ambulansla hastaneye kaldırıldı
5
31 Mart 2026 Salı- 20:44
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım görevden uzaklaştırıldı
03 Aralık 2025 Çarşamba - 10:39
Cumhurbaşkan Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile karşı tarafın talebi üzerine bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkan Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile karşı tarafın talebi üzerine bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 10:27
Kuşadası Belediye Meclisi yılın son toplantısını yaptı
Kuşadası Belediye Meclisi, 2025 yılının son toplantısını yaptı. Toplantıda, ihtiyaç sahibi ailelere ve çocuklarına yönelik yapılan sosyal yardımların 2026’ta da devam ettirilmesi kararlaştırıldı. Kuşadası Belediye Meclisi Aralık ayı olağan toplantısı, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel yönetiminde yapıldı. Toplantıda, müdürlüklerden gelen ve komisyonlara havale edilen gündem maddeleri ele alındı. Bu kapsamda meclis, sosyal belediyecilik alanında yürüttüğü çalışmalarla Türkiye’ye örnek olan Kuşadası Belediyesi’nin ihtiyaç sahibi aileler ve çocuklarına 2026 yılında da süt ve beslenme çantası desteği ile nakdi yardımların devam ettirilmesine karar verdi. Ayrıca Kuşadası Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından yeni bebek sahibi olan ailelerin sevincine ortak olmak amacıyla gerçekleştiren ‘Hoş Geldin Bebek’ ziyaretleri de yeni yılda sürecek. Toplantıda meclis üyeliğinden istifa eden İYİ Partili Meclis Üyesi Yaser Doğan’ın yerine İmar Komisyonu’na CHP’li Meclis Üyeleri Seyfi Seyhan Suvari, Tibet Özer ve Tahsin Barış Çınar’ın önergesiyle de oy çokluğuyla İYİ Parti’den Volkan Gerçek seçildi. Öte yandan meclis toplantısında, Kuşadası Belediyesi tarafından kentte yaşayan ihtiyaç sahibi ailelerin 3-12 yaş arasındaki çocuklarına ücretsiz yeni giysiler sağlayacak olan ‘Ada Kıyafet Evi’nde de ilk etapta 172 çocuğun giydirileceği açıklandı. Ada Kıyafet Evi’nin açılmasına katkı sunan bağışçılara teşekkür eden Başkan Ömer Günel, "Türkiye’de benzeri olmayan bir projeyi yaşama geçirdiğimiz için çok mutluyum" diye konuştu.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 00:57
Dışişleri Bakanlığı’ndan Barzani Karargahı Sözcülüğü adına yapılan açıklamaya kınama
Dışişleri Bakanlığı Barzani Karargahı Sözcülüğü adına Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi hedef alan açıklamanın kabul edilemez olduğunu belirtti. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, "Barzani Karargahı Sözcülüğü adına bugün yayımlanan ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi hedef alan açıklama, içerik ve üslup bakımından kabul edilemez niteliktedir. KDP liderliğinden, mesnetsiz iddialar barındıran bu saygısız ve provokatif açıklama konusunda izahat istenmiş ve sorumluları hakkında gerekli işlemlerin derhal yapılması talep edilmiştir" ifadelerine yer verildi.
02 Aralık 2025 Salı - 22:31
Bakan Göktaş: "Engelli bireylerin hayatın her alanına katılımı için adımlar atmak hepimizin ortak sorumluluğudur"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Engelli bireylerin üretken ve etkin birer özne olarak hayatın her alanına etkin katılımı yönünde adımlar atmak hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi. Memur-Sen Engelliler Komisyonu tarafından işitme, görme, konuşma bozukluğu, fiziksel, zihinsel, duygusal, otizm, çoklu engel durumu gibi tüm engel gruplarındaki engelli bireyleri ve aileleri akademisyenlerle bir araya getirerek, 1 Aralık’ta ‘Eşit ve Tam Katılım İçin Güçlü Aile’ başlığıyla ‘2025 Aile Çalıştayı’ düzenledi. Çalıştayda engelli bireylerin ve ailelerinin günlük yaşamda karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri tespitinin yapılması amaçlandı. Çalıştayda çıkan sonuç ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımı ve Memur-Sen ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda sunuldu. Açılış konuşması gerçekleştiren Bakan Göktaş, Memur-Sen’in sosyal politikalara yön veren önemli paydaşlarından biri olduğunu belirtti. Göktaş, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün engelli hakları konusunda farkındalığın güçlenmesine ve politikalarının daha geniş kesimlere vesile olmasını diledi. Ailenin bireyin kimlik kazandığı ilk yer olduğunu aktaran Göktaş, "Bu nedenle aileyi güçlendirmek sosyal bir tercih olmanın ötesinde geleceğimizi koruyan stratejik bir adımdır. Çünkü engelli bir bireyin hayatına değer katan en önemli güç ailedir. Ailenin sevgisi, sabrı, desteği, engelli evlatlarımızın ve kardeşlerimizin hayatında çoğu zaman en önemli dönüştürücü güçtür. Devlet olarak bizler tam da bu nedenle sosyal politika yaklaşımımızın merkezine aileyi yerleştiriyoruz. Bu kapsamda engelli vatandaşlarımızın eğitimden istihdama, sosyal yaşamdan bakım desteklerine kadar her alanda desteklenmesini önceleyen politikalar yürütüyoruz" diye konuştu. "2. Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı’nın hazırlıklarını tamamladık" Engelli vatandaşlar için hayata geçirdikleri çalışmaların temelinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vizyonunun bulunduğunu aktaran Göktaş, "Bu vizyon doğrultusunda 2026-2028 dönemini kapsayan 2. Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı’nın hazırlıklarını tamamladık. Eylem planımızı çok yakın bir zamanda kamuoyuna paylaşacağız" ifadelerini kullandı. "Engelli bireylerin hayatın her alanına etkin katılımı yönünde adımlar atmak hepimizin ortak sorumluluğudur" Göktaş, açıklanan Çalıştay Sonuç Bildirgesi’nin engelli politikalarını daha ileri taşıma yolunda önemli bir yol haritası olacağını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: "Hiç kimsenin geride bırakılmadığı bir toplum inşa etmek güçlü aile ve güçlü Türkiye vizyonumuzun ayrılmaz bir parçasıdır. Biraz önce açıklanan çalıştay sonuç bildirgesi engelli politikalarımızı daha ileri taşıma yolunda bizler için değerli bir yol haritası olacak önemli bir kaynaktır. Bakanlık olarak bildirgede yer alan önerileri büyük bir titizlikle değerlendireceğimizi özellikle ifade etmek isterim. Sadece değerlendirmekle kalmayacağız. Bunları tabii ki politikalarımızı hayata geçirmek adına da önemli bir aslında yapı taşı olarak görüyoruz. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki engelli bireylerin üretken ve etkin birer özne olarak hayatın her alanına etkin katılımı yönünde adımlar atmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Engelli bireylerimizin yüzündeki tebessüm, ailelerimizin huzuru, güveni ve mutluluğu bizim en büyük motivasyon kaynağımızdır. Bu doğrultuda tüm paydaşlarımızla iş birliğini çok kıymetli görüyoruz." Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise, 3 Aralık Dünya Engeller Günü’nde engelli bireylerin hak ve onur mücadelesine dikkat çektiklerini ifade ederek 3 Aralık’ın toplumsal farkındalığın arttırılmasına ve zihinlerdeki engellerin aşılmasına vesile olmasını diledi. Yalçın, hakları ayrıcalık ya da ayrımcılık olarak değil, hak ve adalet temelli bakış açısıyla değerlendirdiklerini ve bu yapılan çalışmada da insanların birbirlerini daha iyi anlamasını ve birbirlerinin hayatını kolaylaştırmasını amaçladıklarını sözlerine ekledi. "Engellilerin özlük haklarında tüm sosyal diyalog alanlarını zorlayarak gayretimizi hiçbir zamana esirgemedik" Engelli vatandaşlara yönelik ortaya konulan kuşatıcı çalışmalardan ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür eden Yalçın, şu ifadelere yer verdi: "Rehabilitasyon merkezlerine götürme, okula erişim, özel destekler gibi çalışmalarla o ailelerin de yükünü hafifletti. Hatta bazı aileler engelli çocuğunun olması vesilesiyle kendini değersiz hissetmek yerine çok daha değerli hissedebildi. Bu açıdan bu politikalar son derece kıymetliydi. Biz Memur-Sen ailesi olarak kamuda özgür mücadelesi veren, ülkenin demokratikleşmesi konusunda gayret gösteren, vesayetin millet iradesi üzerinden düşmesi konusunda gayretiyle bu konuda Millet iradesinin yanında duran sorumlu bir teşkilat olarak biz de engelli vatandaşlarımızın kamudaki engelli çalışma arkadaşlarımızın sorunlarının çözülebilmesi, kurumların erişilebilir olması konusunda gayretler gösterdik. Yine gibi özlük alanlarında da bazı katkılar sunmak için kamu personeli danışma kurulu, toplu sözleşme masası, kurum idare kurulu, ikili diplomatik temaslar başta olmak üzere tüm sosyal diyalog alanlarını zorlayarak bu konuda gayretimizi hiçbir zamana esirgemedik." Program, konuşmaların ardından Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın Bakan Göktaş’a hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından son buldu.
02 Aralık 2025 Salı - 21:59
Niyazi Nefi Kara: "Külçe altınları televizyonda gördüm"
Manavgat 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlayan duruşmada belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Niyazi Nefi Kara, yeğenine herhangi bir görev ve talimat vermediğini, olaylardan bilgisinin olmadığını belirterek beraatını istedi. Duruşmanın görüldüğü salonun küçük olması nedeniyle sanık avukatlarının yanı sıra tutuklu yakınlarından sadece 1 kişinin alındığı duruşmada kimlik tespitinin yapılmasının ardından iddianame okundu. Mahkeme Başkanı, iddianamede yer alan olayları tek tek sorarken, görevden uzaklaştırılan örgüt yöneticisi sıfatıyla hakim karşısına çıkan Niyazi Nefi Kara, yeğeni Hüseyin Cem G.’ye herhangi bir görev ve talimat vermediğini, olaylarla ilgili ilgi ve bilgisinin olmadığını, baklava kutusuyla algı operasyonu yapıldığını, külçe altınları ise televizyonda gördüğünü anlattı. Niyaz Nefi Kara, suçsuz olduğunu belirterek beraatını istedi. Duruşmaya ise ara verildi.
02 Aralık 2025 Salı - 19:02
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Ülkemiz doğurganlık hızı en fazla azalan 5’inci ülke konumundadır"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Ülkelerin son 7 yıldaki doğurganlık hızı değişimleri incelendiğinde; Çin, Güney Kore, Arjantin ve Kuveyt’ten sonra ülkemiz doğurganlık hızı en fazla azalan 5’inci ülke konumundadır" dedi.
02 Aralık 2025 Salı - 18:09
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Topçu, Suriye Türkmenlerinden oluşan heyeti kabul etti
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Suriye Türkmenlerinden oluşan heyeti makamında kabul etti. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Suriye Türkmenlerinden oluşan heyeti makamında kabul etti. Topçu, Suriye’nin toprak bütünlüğünün vazgeçilmez bir unsur olduğunu ve İsrail’in yaptığı hain saldırılarla dünyayı hedef aldığını belirtti. İsrail’in saldırılarının sadece Gazze ile sınırlı kalmadığını, Suriye’nin toprak bütünlüğüne de göz diktiğini belirten Topçu, "Türkiye için 877 kilometrelik ortak sınırımızın ötesinde; tarihi, kültürel, kan, can ve din bağlarımız bulunan komşu Suriye’nin istikrarı, birliği, toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunması vazgeçilmez bir önceliktir. Günümüzde İsrail’in Siyonist soykırım suçlusu Netanyahu hükümeti, Suriye’yi parçalamak amacıyla çeşitli etnik, mezhepsel ve dinsel temelli terör örgütlerini desteklemekte; uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler kararlarını açıkça ihlal etmektedir. İsrail, Suriye’nin sivil yerleşim yerlerini hedef alarak çocuk katliamlarına bu ülkede de devam etmektedir. Başta Gazze olmak üzere Lübnan, Suriye, İran ve Yemen’e yönelik işgal, ilhak ve hukuksuz saldırılara sessiz kalan tüm aktörler; İsrail’in Siyonist, bebek katili, soykırım suçlusu Netanyahu hükümetinin suç ortağı konumundadır. Suriye’deki Arap, Kürt, Türkmen ve farklı din-mezhep mensuplarının ortak düşmanı; Suriye’yi parçalayarak kendi kontrolünde terör devletçikleri kurmayı hedefleyen İsrail’in Siyonist Netanyahu hükümetidir. Suriye halkı; ülkesinin geleceği için bu ortak düşmana ve onun beslediği tüm ayrılıkçı terör örgütlerine karşı omuz omuza ve yan yana durmalı, vatanına ve geleceğine sahip çıkmalı; siyonist provokasyonlara karşı daima uyanık olmalıdır. Türkiye, devleti ve milletiyle, kardeş Suriye devletinin ve halkının yanındadır" ifadelerini kullandı. Ziyaret heyetinde Hacı Muhammed Emin (Suriye’de okul müdürü, Gaziantep’te muhasebeci), Bekir İlbeğli (Türkmen Dernekleri Federasyonu üyesi), Muhammed Ahmet (Suriye ve Gaziantep’te ayakkabı üretim tesisi sahibi), Talat Kahya (Suriye Türkmeni, Gaziantep’te oto galerici), Ahmet Taha (Suriye ve Gaziantep’te ayakkabı üreticisi), Muhammet Halil (Suriye ve Gaziantep’te ayakkabı üreticisi), Alaaddin Çamur (Suriye’de zabıta müdürü, Gaziantep Devlet Hastanesi’nde tercüman), Abdullah Mustafa (Suriye ve Gaziantep’te ayakkabı üreticisi) yer aldı.
02 Aralık 2025 Salı - 18:02
DEM Parti heyeti İmralı’dan döndü
DEM Parti heyeti, İmralı’dan döndü. DEM Parti İmralı heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar Faik Özgür Erol, İmralı’dan döndü. Heyet öğle saatlerinde İmralı’ya gitmişti.
02 Aralık 2025 Salı - 16:48
Su sıkıntısı yaşanan Yalova’da belediyenin önlem almadığı iddiası
AK Parti Yalova İl Başkanı Umut Güçlü, su sıkıntısı yaşanan kentte, Yalova Belediyesi’nin DSİ’nin 11 Nisan 2025’teki yazısına rağmen hiçbir önlem ve çalışma yapmamasını eleştirdi. AK Parti İl Başkanı Umut Güçlü, doluluk oranı yüzde 6’ya kadar düşen Yalova’da yaşanan su sıkıntısıyla ilgili basın toplantısı gerçekleştirdi. AK Parti Merkez İlçe Başkanlığı Konferans Salonu’nda gerçekleşen toplantıda konuşan Güçlü, Yalova’da planlanan yeni barajla ilgili bilgi verdi. Gökçe Barajı’nın üstünde bir baraj yapımı için daha 2021 yılında sürecin başladığını ifade eden Güçlü, "Şu andaki durumu planlama raporu onaylandı. 2026 yılında proje ihalesi yapılacak. Allah kısmet ederse de 2027 yılında da yapım ihalesine çıkacak" dedi. Güçlü, Armutlu, Altınova, Çınarcık, Çiftlikköy, Esenköy, Kocadere, baraj, gölet projelerinin sürdürüldüğünü dile getirdi. "Kuyular devrede olsaydı 2 aylık daha suyumuz vardı" Güçlü, Yalova’da yaşanan susuzluktan Yalova Belediyesi’nin de sorumlu olduğunu belirtti. DSİ’nin 11 Nisan 2025 tarihinde yaşanacak su sıkıntısını öngörerek Yalova Belediyesi’ne gönderdiği yazıyı okuyan Güçlü, yazıda belediyeden Kurtköy Derivasyonu ve 24 adet derin kuyunun sondajına ait bilgiler ve susuzluğa karşı devreye alınmasının talep edildiğini belirtti. Buna rağmen Yalova Belediyesi’nin konuyla ilgili hiçbir adım atmadığını ifade eden Güçlü, şöyle konuştu: "11 Nisan’da DSİ Yalova’da yaşanacak durumu öngörüp bu kuyuların ne durumda olduğunu ve bunların reaksiyon içine alınmasını Yalova Belediyesi’ne bildiriyor. o günden itibaren de Yalova Belediyesi şu geldiğimiz güne kadar, geçen hafta valilikte yapılan toplantıya kadar, hiçbir hareket içinde bulunmuyor. 2014 senesinde yaşadığımız bu susuzluk aynısını bir daha yaşamıştık. Hatta o dip suyunu çekmeye kadar gitmiştik orada. O süreçte bu kuyuları açıyor ve bu kuyuları Yalova Belediyesi’ne devrediyor. 11 Nisan 2025’te de bunları ne durumdadır kontrol edin ve bunları devreye alın diye belediye iletiyor. Bunun hakkında herhangi bir çalışma yapılmıyor. Eğer 11.04.2025’te bu kuyularla ilgili gerekli çalışmaları yapıldı, tadilatları yapıldı. Aktif kuyular, hadi bir ay sonra devreye aldınız. Bu kuyular devrede olsaydı bizim şu an 2 aylık daha Yalova’da suyumuz vardı. Bu kuyularımızın çıkan su saniyede 245 litre. Yani 1 saniyede 245 litre su Yalova barajına gelecek. Bu kuyular devreye alınsa, bizim şu an susuzluk diye hiçbir sıkıntımız kalmayacak, kesintilere gidilmeyecekti." Tedbirlerle 20 günlük su var Güçlü, Gökçe Barajı’nın doluluk oranının yüzde 6 olduğunu ifade etti. Alınan tedbirlerle günlük 100 bin metreküp tüketimin 59 bin metreküpe düştüğünü kaydeden Güçlü, "Aşağı yukarı bir 20 günlük civarında bir su durumu mevcut. Bu kuyular ve derelerde devreye alındığında bu biraz daha bizi idare edecek. Zaten Meteoroloji de bir ağır bir yağış bekliyor" dedi. "Hiçbir cevap verilmiyor" Yalova Belediyesi’nin bu olayı uyarıya rağmen önemsemediğini belirterek, "Olayı önemsediklerini zannetseler şu an bu durumu yaşamazdık zaten. Yani Nisan’ın 11’inde yapılmış bir uyarı var. Bunları devreye alın, bunların bakımlarını yapın, kuraklık gelecek. Yani iklim durumu bu durumda diye açıklamalar yapılıyor. Yazı da gönderiliyor. Bununla alakalı hiçbir çalışma yapılmıyor. Hiçbir cevap da verilmiyor. Yani basına çıkıp, işte böyle böyle dendi de biz bunları bunları, kuyuları devreye alamadık, bundan dolayı alamadık, şöyle oldu, böyle oldu diye de bir açıklama da yapılmıyor" ifadesini kullandı. Güçlü, kendisi ve partinin milletvekillerin Ankara’da susuzlukla alakalı gerekli kurumlarla çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekledi.
02 Aralık 2025 Salı - 16:09
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı yeni Türkiye’yi inşallah herkes kabullenecek"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Her fırsatta hakim ve savcılara parmak sallayarak, tehdit ve taciz ederek, adalet sistemini felç etmeye çalışanların en büyük korkusu, adalet önünde maskelerinin düşmesinden duydukları derin endişedir. Belki biraz zaman alacak, belki biraz hazım problemi çekilecek ama özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı yeni Türkiye’yi inşallah herkes kabullenecek "dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28’inci Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile 18’inci Dönem İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreninde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kura töreninin hayırlı olmasını dileyerek, "Eğitim ve staj dönemlerini başarıyla tamamlayarak bugün mesleklerine ilk adımı atmaya hazırlanan 712 Hâkim, 492 Cumhuriyet Savcısı, 147 İdari Hâkim kardeşimizi tebrik ediyor; adalet yolundaki mesailerinde kendilerine kolaylıklar, üstün muvaffakiyetler diliyorum. Onları bugünlere getiren ailelerine, hocalarına ve meslek büyüklerine emek ve çabaları için ayrıca teşekkür ediyorum" dedi. Halihazırda ülke genelinde, 2 bin 415’i idari yargıda olmak üzere, toplam 25 bin 449 Hâkim ve Cumhuriyet Savcısı’nın görev yaptığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," 25 bini aşkın Hâkim ve Cumhuriyet Savcımızın, 9 bin 812’sini kadın yargı mensuplarımızın teşkil etmesini ayrıca önemli buluyorum. 28 ve 18’inci dönemde dereceye giren 8 genç arkadaşımızdan 5’inin kadın olması, ayrıca takdire şayandır, ayrıca memnuniyet vericidir. Dönem birincimizin şahsında kendilerini özellikle tebrik ediyorum. Türkiye, kadınları hayatın dışına iten demokrasi ayıplarından kurtuldukça, hamdolsun, çok farklı bir atmosfer yakaladı. Kılık-kıyafet yasakları başta olmak üzere önlerinde duran engelleri tek tek kaldırdıkça, büyük memnuniyetle ifade etmek isterim ki; kadınlar, kamu bürokrasisinde daha fazla yer almaya, daha görünür olmaya başladı. Ancak bazı çevrelerin bu değişime henüz ayak uyduramadığını görüyoruz" diye konuştu. "Başörtülü yargı mensuplarımız konusunda, edep ve ahlak sınırlarını aşan hazımsızlıklara zaman zaman hepimiz şahit oluyoruz" diyen Erdoğan, "Akıl, vicdan ve hukukla bağdaşmayan bu tepkileri sadece derin bir teessüf ve taaccüple takip ettiğimizin bilinmesini isterim. Türkiye artık bunları geride bırakmıştır, geride bırakmak zorundadır. Belki biraz zaman alacak, belki biraz hazım problemi çekilecek; ama özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı "Yeni Türkiye’yi" inşallah herkes kabullenecek. Bilhassa kadınların, kamu-özel ayrımı olmadan hayatın farklı alanlarında onurluca yer almalarına herkes alışacak. Buradan, ülkemizin dört bir yanında, en küçük biriminden en yüksek dereceli mahkemesine kadar mesai mefhumu gözetmeksizin çalışan, çabalayan, milletimizin adalet talebini karşılayan yargı mensuplarımıza ve adalet teşkilatı çalışanlarımıza muhabbetlerimi iletiyorum. Bu vesileyle, bu büyük ailenin fertlerinden aramızdan ayrılanları rahmetle yâd ediyorum. Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim Kiraz’la birlikte yargı camiamızın tüm şehitlerine Rabbim’den gani gani rahmet diliyorum" dedi. Kura çekimi bekleyenlere seslenen Erdoğan, "Sizler birazdan çekilecek kuralar neticesinde vazifelerinize başlayacak, memleketin her bir köşesinde adalet neferi olarak görev yapacaksınız. Maaşını alıp köşesine çekilen, mesaisi bitince arabasına binip evine dönen biri olarak değil; adalet için, adaletin tecellisi için, vicdanı hür, aklı hür, kalbi hür birer vatan evladı olarak inşallah fedakârca çalışacaksınız. Şüphesiz mücadelelerin en faziletlisi, adalet uğruna verilen mücadeledir. Sizler, devletimizin adalet neferleri olarak, bu mücadelenin kalbindesiniz. İbn-i Haldun’un veciz ifadesiyle "Adalet, halk arasına konulmuş bir terazidir." İşte bu terazinin dengesi, eğitimini aldığınız bilgiye dayanan, vicdanınızın rehberliğinde kaleminizden dökülen hükümlerle sağlanacaktır. Talip olduğunuz sorumluluğu layıkıyla ifa etmenin yolu; çok çalışmaktan, vicdanlı ve sağduyulu davranmaktan, basiret ve feraset sahibi olmaktan geçiyor. Önünüze gelecek her dosyanın içinde en az bir insanın hikayesi, en az bir insanın istikbali, umudu, hayalleri ve kaderi olduğunu lütfen unutmayın. Her birinizin, bugünden itibaren artık bu yüksek hassasiyetlerle vazifenizi yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Duam odur ki; meslek hayatınız boyunca, fikriniz de, zikriniz de, hükmünüz de daima adalet olsun. Cenab-ı Allah hepinizin yar ve yardımcısı olsun." İfadelerini kullandı. "Memlekette huzur, refah, saadet ve kalkınmanın köşe taşı adalettir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, adaletin, devlet ve toplum düzeninin mihveri olduğunu belirterek" Varlığı en yüksek fazilet, yokluğu ise toplum hayatı için felakettir. Genceli Nizami, adaletin hayatımızdaki yerini bakınız nasıl tarif ediyor: "Memleketin direği adalettir her zaman, adalette nasibin saadettir her zaman". Memlekette huzur, refah, saadet ve kalkınmanın köşe taşı adalettir. Bunun için biz, inancımızın da bir gereği olarak "mülk, Allah’ındır" diyor, adaleti de mülkün temeli olarak kabul ediyoruz. Adalet, mülkün temeli olduğu gibi, dostluğun, kardeşliğin, barış ve huzurun da güvencesidir. Milletimizi asırlardır maruz kaldığı tehdit ve saldırılardan koruyan en güçlü kalkan, hiç kuşkusuz adalete verdiği önemdir. Ülkeyi yönetme sorumluluğunu omuzladığımızda; Türkiye’yi eğitim, sağlık, adalet ve emniyet üzerinde yükselteceğimizin sözünü vermiştik. Çok şükür bu sözümüzün arkasında durduk" dedi. Geride bırakılan 23 yıl boyunca en büyük yatırımları bu alanlara yaptıklarını, en büyük reformları yine bu alanlarda hayata geçirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," Âdil ve etkin işleyen, toplumun bütün fertlerine güven veren bir yargı sistemi için reform irademizi ilk günden beri daima canlı tuttuk. Reform çalışmalarını toplumsal talep ve ihtiyaçlar temelinde yenilediğimiz strateji belgeleri ve eylem planlarıyla, takvime dayalı süreli hedefler haline getirdik. Bir yandan adalet teşkilatımızın personel yapısını güçlendirirken, diğer yandan yeni mahkemeler ihdas ettik. Göreve geldiğimizde 26 bin 274 olan adalet personeli sayımız, yüzde 262 artışla bugün 95 bin 224’e çıktı. Müstakil adliye binalarımızın sayısı 78’den, 391’e yükseldi. 2002’de 9 bin 349 olan hakim ve savcı sayımız, birazdan çekeceğimiz kuralarla birlikte 26 bin 803’e ulaşacak. Adli yargıda faaliyet gösteren mahkemelerimizin sayısını 3 bin 581’den 8 bin 681’e; idarî yargıdaki sayıyı ise 146’dan 239’a çıkardık. Sadece son iki buçuk yılda, adli ve idari yargıda 3 bin 470 mahkeme ve istinaf dairesi kurduk" açıklamasını yaptı. Yargıda dosyaların kapatılma süresinin kısaltıldığını, bu alanda pek çok Avrupa ülkesinin geride bırakıldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Artık hem adli hem de idari yargı mahkemelerimiz, davaları çok hızlı bir şekilde çözüme ulaştırıyor. Sadece şu iki istatistiğin bile bu konuda aldığımız mesafenin görülmesine yardımcı olacağına inanıyorum: Avrupa Konseyi Adaletin Etkinliği Komisyonu raporlarına göre, ülkemizde idarî yargı mahkemelerinde ortalama dosya görülme süresi 168 gündür. Dikkatinizi çekiyorum; bu süre Fransa’da 314, Almanya’da 308, İtalya’da ise 574 gündür. Bölge İdare Mahkemelerinde dosyaların görülme süresi ülkemizde 136 gün iken; İspanya’da 325, Fransa’da 329, Almanya’da ise 460 gündür. Türkiye, bu aşamaya büyük bir özveriyle gelmiştir. Bu olumlu tabloya rağmen, önümüzde halen uzun bir yol var. İnşallah, sizlerle omuz omuza bu yolu da sabırla yürüyeceğiz" diye konuştu. "Hakimlik cüppesini giymek ve hüküm makamına oturmak, insanı insan olmaktan kaynaklanan zaaflarından, kusurlarından, noksanlarından tek başına kurtarmaya yetmez" diyen Erdoğan, "Hakimler-savcılar, yanılgı nedir bilmeyen "hakikat avcıları" da değildir. Yargılamaya iştirak edenlerin samimi katkıları olmadan, varılacak sonuca, kurulacak hükme hakikatin rengini vermek mümkün olamaz. Bununla birlikte, hakim ve savcılarımızın bugün toplumsal algıda tuttukları yer, onları adaletin "merkezi figürü" haline getirmiştir. Takdir edersiniz ki bu, oldukça büyük ve ağır bir sorumluluk demektir. Bu mesuliyeti hakkıyla taşımanın yegâne formülü, adalet menziline aklın rehberliğinde, vicdanın nezaretinde yürümektir. Elbette akıl, bilgiden beslenmeli; vicdan, önyargıları reddetmelidir" açıklamasını yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devleti ve toplumsal düzeni korumanın, adaleti tesis etmekle mümkün olacağını dile getiren Erdoğan yargı mensuplarının hedef alınmasına ilişkin," Bekası için üzerine titrediğimiz hasletler; adil devlettir, güçlü millettir, özgür bireydir. İstikbalimizden emin olmak istiyorsak, hep beraber bunları korumak ve güçlendirmek mecburiyetindeyiz. Burada şunu da özellikle hatırlatmak istiyorum. Yargının kendi doğal mecrasındaki işleyişine, siyaset kurumu ve medya dâhil, herkesin saygı göstermesi gerekiyor. İşini yapan, işini doğrulukla, dürüstlükle yapan, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde iyi niyetle yapan yargı mensuplarımıza destek olmalıyız. Ancak ve sadece kararlarıyla konuşabilen yargı mensuplarının sükuneti zafiyet olarak algılanmamalı, bunu hiç kimse istismar etmemelidir. Üzülerek ifade etmeliyim ki, bu konuda yeterince özenli davranılmıyor. Özellikle son aylarda, yargı mensuplarımızı hedef alan, hatta çoğu zaman tehdide varan sorumsuz bir üslubun, siyasete hâkim olduğu görülüyor. Bunun sebebi, muhatap olunan iddiaların vahameti ve ciddiyetidir. Her fırsatta hâkim ve savcılara parmak sallayarak, tehdit ve taciz ederek, adalet sistemini felç etmeye çalışanların en büyük korkusu, adalet önünde maskelerinin düşmesinden duydukları derin endişedir" dedi. Yargının siyasallaştırılmasını tehlikeli bulduğunu ifade eden Erdoğan, "Hukukun temel prensiplerinden biri şudur: Rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma gibi nitelikli suçların işlendiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşan savcılık makamı için, kamu davası açmak bir tercih değil, yasal bir mecburiyettir. Her fırsatta yargıya parmak sallayanların, öncelikle bu hukuk kaidesini öğrenmelerinin şart olduğuna inanıyorum. Yargıya "siyasallaştı" ithamında bulunanlar, aslında çirkin üsluplarıyla yargı mensuplarımızı tartışmaların içine çekerek, yargıyı bizzat kendileri siyasallaştırıyor .Bunu, son derece tehlikeli bulduğumu burada ifade etmek isterim. Hukuk devletini korumak ve adalet idealini yaşatmak; sadece yargı mensuplarının, sadece hukuk insanlarının değil, siyasetçi ve gazetecisiyle hepimizin müşterek görevidir. Kabahati sürekli başkalarında arayanlar, çıkarlarına dokunulduğunda üsluplarını kirletenler, artık yargıyı ve işini yapan yargı mensuplarını hedef göstermekten vazgeçmelidir. Bakınız her fırsatta vurguluyorum, bugün tekrar ifade ediyorum: Hukukun önünde herkes eşittir, kimse layüs’el değildir. Hukuk devletinde, suç işleme imtiyazına sahip sınıflar yoktur ve olamaz. Hukuk ancak, meşru çıkarı ve "Hakkın âli hatrını" korur. Bizim de sorumluluğumuz; hukukun işlemesine yardımcı olmak, adaletin tecellisine katkı sunmaktır. Adalet ve hukuk sadece mahkemelerin kararlarıyla değil, toplumun her kesiminin hukuka ve adalete sahip çıkmasıyla sağlanabilir. Biz, tam 23 yıldır işte bunu yapmanın derdindeyiz. Bundan sonra da demokrasiden, hukuktan, adaletten, özgürlüklerden ödün vermeden çalışmaya devam edeceğiz. Genç kardeşlerimin, meslek hayatları boyunca omuzlarında taşıdıkları bu ağır yükün bilinciyle hareket edeceklerine inanıyorum" şeklinde konuştu. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki Programa, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, çok sayıda yargı mensubu ve davetli katıldı. Programda dönem birincileri plaketlerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldı. Daha sonra kura çekimi yapıldı.
02 Aralık 2025 Salı - 15:25
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "2002 yılında 9 bin 349 olan hakim ve savcı sayımız birazdan çekeceğimiz kurallarla birlikte 26 bin 803’e ulaşacak"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Her fırsatta hakim ve savcılara parmak sallayarak, tehdit ve taciz ederek, adalet sistemini felç etmeye çalışanların en büyük korkusu, adalet önünde maskelerinin düşmesinden duydukları derin endişedir. Belki biraz zaman alacak, belki biraz hazım problemi çekilecek ama özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı yeni Türkiye’yi inşallah herkes kabullenecek "dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28’inci Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile 18’inci Dönem İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreninde konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, kura töreninin hayırlı olmasını dileyerek,"Eğitim ve staj dönemlerini başarıyla tamamlayarak bugün mesleklerine ilk adımı atmaya hazırlanan 712 Hâkim, 492 Cumhuriyet Savcısı, 147 İdari Hâkim kardeşimizi tebrik ediyor; adalet yolundaki mesailerinde kendilerine kolaylıklar, üstün muvaffakiyetler diliyorum. Onları bugünlere getiren ailelerine, hocalarına ve meslek büyüklerine emek ve çabaları için ayrıca teşekkür ediyorum" dedi.Halihazırda ülke genelinde, 2 bin 415’i idari yargıda olmak üzere, toplam 25 bin 449 Hâkim ve Cumhuriyet Savcısı’nın görev yaptığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," 25 bini aşkın Hâkim ve Cumhuriyet Savcımızın, 9 bin 812’sini kadın yargı mensuplarımızın teşkil etmesini ayrıca önemli buluyorum. 28 ve 18’inci dönemde dereceye giren 8 genç arkadaşımızdan 5’inin kadın olması, ayrıca takdire şayandır, ayrıca memnuniyet vericidir. Dönem birincimizin şahsında kendilerini özellikle tebrik ediyorum. Türkiye, kadınları hayatın dışına iten demokrasi ayıplarından kurtuldukça, hamdolsun, çok farklı bir atmosfer yakaladı. Kılık-kıyafet yasakları başta olmak üzere önlerinde duran engelleri tek tek kaldırdıkça, büyük memnuniyetle ifade etmek isterim ki; kadınlar, kamu bürokrasisinde daha fazla yer almaya, daha görünür olmaya başladı.Ancak bazı çevrelerin bu değişime henüz ayak uyduramadığını görüyoruz" diye konuştu."Başörtülü yargı mensuplarımız konusunda, edep ve ahlak sınırlarını aşan hazımsızlıklara zaman zaman hepimiz şahit oluyoruz." Diyen Erdoğan, "Akıl, vicdan ve hukukla bağdaşmayan bu tepkileri sadece derin bir teessüf ve taaccüple takip ettiğimizin bilinmesini isterim. Türkiye artık bunları geride bırakmıştır, geride bırakmak zorundadır. Belki biraz zaman alacak, belki biraz hazım problemi çekilecek; ama özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı "Yeni Türkiye’yi" inşallah herkes kabullenecek. Bilhassa kadınların, kamu-özel ayrımı olmadan hayatın farklı alanlarında onurluca yer almalarına herkes alışacak. Buradan, ülkemizin dört bir yanında, en küçük biriminden en yüksek dereceli mahkemesine kadar mesai mefhumu gözetmeksizin çalışan, çabalayan, milletimizin adalet talebini karşılayan yargı mensuplarımıza ve adalet teşkilatı çalışanlarımıza muhabbetlerimi iletiyorum. Bu vesileyle, bu büyük ailenin fertlerinden aramızdan ayrılanları rahmetle yâd ediyorum.Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim Kiraz’la birlikte yargı camiamızın tüm şehitlerine Rabbim’den gani gani rahmet diliyorum" dedi.Kura çekimi bekleyenlere seslenen Erdoğan,"Sizler birazdan çekilecek kuralar neticesinde vazifelerinize başlayacak, memleketin her bir köşesinde adalet neferi olarak görev yapacaksınız. Maaşını alıp köşesine çekilen, mesaisi bitince arabasına binip evine dönen biri olarak değil; adalet için, adaletin tecellisi için, vicdanı hür, aklı hür, kalbi hür birer vatan evladı olarak inşallah fedakârca çalışacaksınız. Şüphesiz mücadelelerin en faziletlisi, adalet uğruna verilen mücadeledir. Sizler, devletimizin adalet neferleri olarak, bu mücadelenin kalbindesiniz. İbn-i Haldun’un veciz ifadesiyle "Adalet, halk arasına konulmuş bir terazidir." İşte bu terazinin dengesi, eğitimini aldığınız bilgiye dayanan, vicdanınızın rehberliğinde kaleminizden dökülen hükümlerle sağlanacaktır. Talip olduğunuz sorumluluğu layıkıyla ifa etmenin yolu; çok çalışmaktan, vicdanlı ve sağduyulu davranmaktan, basiret ve feraset sahibi olmaktan geçiyor. Önünüze gelecek her dosyanın içinde en az bir insanın hikayesi, en az bir insanın istikbali, umudu, hayalleri ve kaderi olduğunu lütfen unutmayın. Her birinizin, bugünden itibaren artık bu yüksek hassasiyetlerle vazifenizi yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Duam odur ki; meslek hayatınız boyunca, fikriniz de, zikriniz de, hükmünüz de daima adalet olsun. Cenab-ı Allah hepinizin yar ve yardımcısı olsun." İfadelerini kullandı.- Memlekette huzur, refah, saadet ve kalkınmanın köşe taşı adalettir.Cumhurbaşkanı Erdoğan, adaletin, devlet ve toplum düzeninin mihveri olduğunu belirterek" Varlığı en yüksek fazilet, yokluğu ise toplum hayatı için felakettir. Genceli Nizami, adaletin hayatımızdaki yerini bakınız nasıl tarif ediyor: "Memleketin direği adalettir her zaman, adalette nasibin saadettir her zaman". Memlekette huzur, refah, saadet ve kalkınmanın köşe taşı adalettir. Bunun için biz, inancımızın da bir gereği olarak "mülk, Allah’ındır" diyor, adaleti de mülkün temeli olarak kabul ediyoruz. Adalet, mülkün temeli olduğu gibi, dostluğun, kardeşliğin, barış ve huzurun da güvencesidir. Milletimizi asırlardır maruz kaldığı tehdit ve saldırılardan koruyan en güçlü kalkan, hiç kuşkusuz adalete verdiği önemdir. Ülkeyi yönetme sorumluluğunu omuzladığımızda; Türkiye’yi eğitim, sağlık, adalet ve emniyet üzerinde yükselteceğimizin sözünü vermiştik. Çok şükür bu sözümüzün arkasında durduk" dedi.Geride bırakılan 23 yıl boyunca en büyük yatırımları bu alanlara yaptıklarını, en büyük reformları yine bu alanlarda hayata geçirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," Âdil ve etkin işleyen, toplumun bütün fertlerine güven veren bir yargı sistemi için reform irademizi ilk günden beri daima canlı tuttuk. Reform çalışmalarını toplumsal talep ve ihtiyaçlar temelinde yenilediğimiz strateji belgeleri ve eylem planlarıyla, takvime dayalı süreli hedefler haline getirdik. Bir yandan adalet teşkilatımızın personel yapısını güçlendirirken, diğer yandan yeni mahkemeler ihdas ettik. Göreve geldiğimizde 26 bin 274 olan adalet personeli sayımız, yüzde 262 artışla bugün 95 bin 224’e çıktı. Müstakil adliye binalarımızın sayısı 78’den, 391’e yükseldi. 2002’de 9 bin 349 olan hakim ve savcı sayımız, birazdan çekeceğimiz kuralarla birlikte 26 bin 803’e ulaşacak. Adli yargıda faaliyet gösteren mahkemelerimizin sayısını 3 bin 581’den 8 bin 681’e; idarî yargıdaki sayıyı ise 146’dan 239’a çıkardık. Sadece son iki buçuk yılda, adli ve idari yargıda 3 bin 470 mahkeme ve istinaf dairesi kurduk" açıklamasını yaptı.Yargıda dosyaların kapatılma süresinin kısaltıldığını, bu alanda pek çok Avrupa ülkesinin geride bırakıldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Artık hem adli hem de idari yargı mahkemelerimiz, davaları çok hızlı bir şekilde çözüme ulaştırıyor. Sadece şu iki istatistiğin bile bu konuda aldığımız mesafenin görülmesine yardımcı olacağına inanıyorum: Avrupa Konseyi Adaletin Etkinliği Komisyonu raporlarına göre, ülkemizde idarî yargı mahkemelerinde ortalama dosya görülme süresi 168 gündür. Dikkatinizi çekiyorum; bu süre Fransa’da 314, Almanya’da 308, İtalya’da ise 574 gündür. Bölge İdare Mahkemelerinde dosyaların görülme süresi ülkemizde 136 gün iken; İspanya’da 325, Fransa’da 329, Almanya’da ise 460 gündür.Türkiye, bu aşamaya büyük bir özveriyle gelmiştir. Bu olumlu tabloya rağmen, önümüzde halen uzun bir yol var.İnşallah, sizlerle omuz omuza bu yolu da sabırla yürüyeceğiz" diye konuştu."Hakimlik cüppesini giymek ve hüküm makamına oturmak, insanı insan olmaktan kaynaklanan zaaflarından, kusurlarından, noksanlarından tek başına kurtarmaya yetmez. "diyen Erdoğan, "Hakimler-savcılar, yanılgı nedir bilmeyen "hakikat avcıları" da değildir. Yargılamaya iştirak edenlerin samimi katkıları olmadan, varılacak sonuca, kurulacak hükme hakikatin rengini vermek mümkün olamaz. Bununla birlikte, hakim ve savcılarımızın bugün toplumsal algıda tuttukları yer, onları adaletin "merkezi figürü" haline getirmiştir. Takdir edersiniz ki bu, oldukça büyük ve ağır bir sorumluluk demektir. Bu mesuliyeti hakkıyla taşımanın yegâne formülü, adalet menziline aklın rehberliğinde, vicdanın nezaretinde yürümektir. Elbette akıl, bilgiden beslenmeli; vicdan, önyargıları reddetmelidir" açıklamasını yaptı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devleti ve toplumsal düzeni korumanın, adaleti tesis etmekle mümkün olacağını dile getiren Erdoğan yargı mensuplarının hedef alınmasına ilişkin," Bekası için üzerine titrediğimiz hasletler; adil devlettir, güçlü millettir, özgür bireydir. İstikbalimizden emin olmak istiyorsak, hep beraber bunları korumak ve güçlendirmek mecburiyetindeyiz. Burada şunu da özellikle hatırlatmak istiyorum. Yargının kendi doğal mecrasındaki işleyişine, siyaset kurumu ve medya dâhil, herkesin saygı göstermesi gerekiyor. İşini yapan, işini doğrulukla, dürüstlükle yapan, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde iyi niyetle yapan yargı mensuplarımıza destek olmalıyız. Ancak ve sadece kararlarıyla konuşabilen yargı mensuplarının sükuneti zafiyet olarak algılanmamalı, bunu hiç kimse istismar etmemelidir. Üzülerek ifade etmeliyim ki, bu konuda yeterince özenli davranılmıyor. Özellikle son aylarda, yargı mensuplarımızı hedef alan, hatta çoğu zaman tehdide varan sorumsuz bir üslubun, siyasete hâkim olduğu görülüyor. Bunun sebebi, muhatap olunan iddiaların vahameti ve ciddiyetidir. Her fırsatta hâkim ve savcılara parmak sallayarak, tehdit ve taciz ederek, adalet sistemini felç etmeye çalışanların en büyük korkusu, adalet önünde maskelerinin düşmesinden duydukları derin endişedir." dedi.Yargının siyasallaştırılmasını tehlikeli bulduğunu ifade eden Erdoğan, "Hukukun temel prensiplerinden biri şudur: Rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma gibi nitelikli suçların işlendiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşan savcılık makamı için, kamu davası açmak bir tercih değil, yasal bir mecburiyettir. Her fırsatta yargıya parmak sallayanların, öncelikle bu hukuk kaidesini öğrenmelerinin şart olduğuna inanıyorum. Yargıya "siyasallaştı" ithamında bulunanlar, aslında çirkin üsluplarıyla yargı mensuplarımızı tartışmaların içine çekerek, yargıyı bizzat kendileri siyasallaştırıyor .Bunu, son derece tehlikeli bulduğumu burada ifade etmek isterim. Hukuk devletini korumak ve adalet idealini yaşatmak; sadece yargı mensuplarının, sadece hukuk insanlarının değil, siyasetçi ve gazetecisiyle hepimizin müşterek görevidir. Kabahati sürekli başkalarında arayanlar, çıkarlarına dokunulduğunda üsluplarını kirletenler, artık yargıyı ve işini yapan yargı mensuplarını hedef göstermekten vazgeçmelidir. Bakınız her fırsatta vurguluyorum, bugün tekrar ifade ediyorum: Hukukun önünde herkes eşittir, kimse layüs’el değildir. Hukuk devletinde, suç işleme imtiyazına sahip sınıflar yoktur ve olamaz. Hukuk ancak, meşru çıkarı ve "Hakkın âli hatrını" korur. Bizim de sorumluluğumuz; hukukun işlemesine yardımcı olmak, adaletin tecellisine katkı sunmaktır. Adalet ve hukuk sadece mahkemelerin kararlarıyla değil, toplumun her kesiminin hukuka ve adalete sahip çıkmasıyla sağlanabilir. Biz, tam 23 yıldır işte bunu yapmanın derdindeyiz. Bundan sonra da demokrasiden, hukuktan, adaletten, özgürlüklerden ödün vermeden çalışmaya devam edeceğiz. Genç kardeşlerimin, meslek hayatları boyunca omuzlarında taşıdıkları bu ağır yükün bilinciyle hareket edeceklerine inanıyorum" şeklinde konuştu.Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki Programa, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, çok sayıda yargı mensubu ve davetli katıldı.Programda dönem birincileri plaketlerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldı. Daha sonra kura çekimi yapıldı.
02 Aralık 2025 Salı - 15:19
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yeni Türkiye’yi herkes kabullenecek
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Her fırsatta hakim ve savcılara parmak sallayarak, tehdit ve taciz ederek, adalet sistemini felç etmeye çalışanların en büyük korkusu, adalet önünde maskelerinin düşmesinden duydukları derin endişedir. Belki biraz zaman alacak, belki biraz hazım problemi çekilecek ama özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı yeni Türkiye'yi inşallah herkes kabullenecek "dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder