POLİTİKA
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızılelması’dır" 07 Nisan 2026 Salı - 12:05:11 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızılelması’dır" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Sözlerine partisinin kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in vefatının 29. yıl dönümünü anarak başlayan Bahçeli, "Türkeş Bey, Türk milliyetçiliğini teorik bir çerçeveden çıkarıp, sosyolojik bir gerçeklik ve tarihsel bir süreklilik içinde milletin vicdanında kökleştiren; onu bir ahlak nizamı, bir aksiyon disiplini ve bir medeniyet iddiası haline getiren müstesna bir devlet ve dava adamıdır. Merhum Türkeş Bey, hayatının her safhasında milli aklı esas almış, devleti ’ebed müddet’ şuuruyla kavramış, milleti merkeze yerleştiren bir siyaset anlayışını tavizsiz şekilde temsil etmiştir" diye konuştu. "Yeni dünya düzeni bugün bir nizam değil, bir kaos olarak karşımıza çıkmaktadır" ABD’deki Trump karşıtı yürüyüşlere ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Savaş karşıtı yüksek rütbeli askeri hiyerarşideki tartışmalar olmak üzere Batı kamuoyunun halk ve bürokrasi bazında, vicdanının sesini dinlemeye devam etmesi halinde Trump yönetimi bu gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalacaktır. Benzer bir şekilde geçen hafta da ifade ettiğim gibi sağduyulu dünya Yahudilerinin Netenyahu’nun siyonist ideolojik zihniyetine karşı itirazlarını yüksek sesle dile getirmeleri beklenilmektedir. İşte bu nedenlerden dolayı her konuyu derinlemesine incelemek ve gerçeğe en yakın bir şekilde sonuçlar çıkarmak bir mecburiyet, milletimize karşı ilkeli ve tutarlı bir siyasetin gereğidir. Geçen 20 yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz ve birçok konunun içeriğini oluşturan ‘yeni dünya düzeni’ bugün bir ‘nizam’ değil bir ‘kaos’ olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kaos insanlığı etkilemekte, masum insanlar ölmekte, bir istikrarsızlık dünyayı derinden sarsmaktadır" ifadelerini kullandı. "İran, İsrail ve ABD’nin yıkıcı gücüyle bir çıkmaza sürüklenmek istenmektedir" Bahçeli, ABD-İsrail-İran savaşıyla ilgili de, "İran’a karşı yapılan saldırılar her geçen gün hem can kaybını artırmakta hem de alt yapının tahribatını giderek büyütmekte. İran, İsrail ve ABD’nin yıkıcı gücüyle bir çıkmaza sürüklenmek istenmektedir. Tüm bu çok yönlü baskı ve kuşatma girişimlerine rağmen İran halkının mukavemeti, kararlılığı, dayanıklılığı ve toplumsal refleksiyle dünya kamuoyunun dikkatini üzerine çekmiştir. Bu direniş iradesi, uluslararası çevrelerde şaşkınlıkla karşılanmış, başta Trump olmak üzere birçok siyasi aktörün öngörülerini de boşa çıkarmıştır. Özellikle Hürmüz Boğazı odaklı çatışma, dünyada da bir taraftan enerji krizini beslemekte, diğer taraftan da tedarik zincirlerini etkilemekte, her geçen gün bu sorunu karanlık ve belirsiz bir geleceğe doğru sürüklemektedir" dedi. "Bizim bakışımız; tarih şuuru ile yoğrulmuş, milli hafızayla şekillenmiş ve devletin bekasını esas alan bir bakıştır" Milliyetçiliğin MHP’nin temel felsefi dayanağı ve ilkesel olarak değişmeyecek çizgisi olduğunu söyleyen Bahçeli, "Bu zorunluluğun yüklediği tarihi misyon sebebiyle Milliyetçi Hareket Partisi, hadiseleri günübirlik gelişmelerin dar kalıpları içinde değerlendiren bir anlayışın çok ötesindedir. Bizim bakışımız; tarih şuuru ile yoğrulmuş, milli hafızayla şekillenmiş ve devletin bekasını esas alan bir bakıştır. Biz gelişmelere sıradan olaylar zinciri olarak bakmayız. Bize göre her hadise, Türk milletinin kader çizgisine temas eden bir mahiyet taşır. Görünenin ötesine bakar, perde arkasındaki niyetleri, hedefleri ve stratejik sonuçları okumaya çalışırız. Milliyetçi Hareket Partisi’nin nazarında dünya güç çekişmesinin sertleştiği, dengelerin hızla değiştiği ve yeni bir küresel yapılanmanın sancılarının yaşandığı bir mücadele alanıdır. Bu tabloda Türkiye’nin yeri, tesadüflerle değil tarihi sorumlulukla, jeopolitik hakikatlerle ve milli iradeyle tayin edilmektedir. Bizim için esas olan milletin birliği, devletin bekası ve vatanın bölünmez bütünlüğüdür. Bu üç temel sütunu hedef alan her girişim, hangi kılıfa bürünürse bürünsün karşısında Milliyetçi Hareket Partisi’ni bulacaktır" ifadelerini kullandı. "Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızılelması’dır" Enerjinin tarladaki bereketten fabrikadaki üretime, hastanelerdeki hizmetten savunma sistemlerine kadar hayatın her noktasında varlığını hissettiren, düzeni kuran ve sürdüren asli bir kaynak olduğunun altını çizen Bahçeli, "Kısacası enerji, hayatın kendisini mümkün kılan ana damar, milletlerin gücünü belirleyen stratejik bir omurgadır. İşte bu hakikatten hareketle bugün dünyada yaşanan gelişmeler çok açık bir gerçeği ortaya koymuştur: Küresel enerji sistemi ciddi bir risk altındadır ve bu risk, sınır tanımadan tüm ülkeleri etkileyebilecek bir seviyeye ulaşmıştır. Artık mesele sadece enerjiye ulaşmak değildir. Asıl mesele, enerjiyi mümkün kılan yapının bütünüyle tehdit altında olmasıdır. Hürmüz Boğazı’nda son haftalarda yaşanan gelişmeler, dar bir geçiş hattına özgü sorundan ziyade küresel enerji düzeninin ne denli hassas hale geldiğini ortaya koymuştur. Bugün enerji limanları, petrol rafinerileri, boru hatları ve depolama tesisleri doğrudan risk altındadır. Enerji sisteminin kendisi doğrudan hedef haline gelmekte ve tehdit altına girmektedir. Bu, doğrudan küresel ölçekte bir enerji güvenliği meselesidir. Türkiye, bu yeni dönemi doğru okuyan, riskleri doğru analiz eden; enerji alanında oyunu yeniden kuran, dengeyi belirleyen ve geleceği şekillendiren bir iradeyi temsil etmektedir. Çünkü enerji sadece bir kaynak değildir. Enerji, güçtür, istikrardır ve en önemlisi barışın anahtarıdır. Ve bu anlayışla açıkça ifade etmek gerekir: Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızılelması’dır" diye konuştu. "Barış teslimiyet değildir, barış taviz değildir" "Terörsüz Türkiye" süreci doğrultusunda TBMM’de yapılan komisyon çalışması sonucunda ortaya çıkan rapor ve rapordaki yasal düzenlemeler hakkında konuşan Bahçeli, "Bugün gelinen noktada yasal düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa çalışması olarak taşınacak olgunluğa erişmesi memnuniyet vericidir. Dünyanın ve bölgemizin ciddi kırılmalarla, risklerle ve jeopolitik sarsıntılarla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde kendi iç bünyemizin tahkimi, milli birliğimizin güçlendirilmesi ve toplumsal dayanışmanın sağlamlaştırılması, ertelenemez bir zaruret halini almıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu süreçte aldığı inisiyatif, millet adına son derece dikkatli, son derece titiz ve sorumluluk bilinci yüksek bir şekilde yürütülmektedir. Bu tabloyu yakından takip ediyor, yapılan çalışmaları yakından izliyor ve gereken her hassasiyetin gösterilmesini elzem görüyoruz. Bu meselede hiçbir boşluk, hiçbir ihmal ve hiçbir zafiyetin kabulü mümkün değildir. Biz diyoruz ki barış teslimiyet değildir. Barış taviz değildir. Barış milletin onurunu koruyarak, devletin gücünü muhafaza ederek sağlanan bir dengedir. Barış adaletin, kardeşliğin ve milli varlığın birlikte yükseldiği bir ülküdür" dedi. "Ay-yıldızlılarımız, Türk’ün sesini sahalardan tüm cihana duyursun" Konuşmasının sonunda Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanan A Milli Futbol Takımı’nı tebrik eden Bahçeli, "Bu kutlu yürüyüşte sorumluluk üstlenen Türkiye Futbol Federasyonu’nun muhterem Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu başta olmak üzere yönetimini de samimiyetle kutluyorum. Milli formayı büyük bir onur ve inançla taşıyan futbolcularımızın sahaya yansıttığı azim, mücadele ruhu ve fedakârlık, teknik heyetimizin kararlı ve disiplinli çalışmalarıyla birleşerek milletimize umut vermektedir. Hepsinden öte Dünya Kupası’nda yeniden mücadele etme imkânı bulan bu güzide kadroya inancını esirgemeyen, duaları ve desteğiyle her daim yanında olan büyük Türk milletine şükranlarımı sunuyorum. Temennim odur ki ay-yıldızlılarımız, tarihine yakışır bir başarıyla milletimizin göğsünü kabartsın, birlik ve beraberliğimizin sahadaki nişanesi olup Türk’ün sesini sahalardan tüm cihana duyursun" şeklinde konuştu.
07 Nisan 2026 Salı - 12:00 Bakan Göktaş: "Sosyal ağ sağlayıcılar, 15 yaş altı çocuklara hizmet sunmayacak, yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri alacak" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, bu hafta TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek olan sosyal medya düzenlemesine göre 15 yaş altı çocuklara hizmet sunamayacak olan sosyal ağ sağlayıcıların yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri alacağını bildirdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından gazetecilerin sorularını cevapladı. Çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesine ilişkin soru üzerine Göktaş, sosyal medyaya ve doğum iznine yönelik düzenlemeleri de içeren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda kabul edildiğini hatırlattı. Göktaş, dijital teknolojilerin hızla gelişmesi ve internet kullanımının çok erken yaşlarda başlamasının eğitim ve bilgiye hızlı erişim açısından çocuklar için büyük fırsatlar sunmakla birlikte ciddi riskler barındırdığını söyledi. Çocukları her türlü risk ve tehditten, zararlı içeriklerden korumanın öncelikleri olduğunu vurgulayan Göktaş, "Bu kapsamda Mecliste AK Parti Grubumuz ile hazırladığımız kanun teklifi, geçen hafta komisyonda kabul edildi. Teklif, bu hafta içinde TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek. Çocuklarımızı korumaya yönelik attığımız bu adım inşallah orada da kabul edilerek yasalaşacak" dedi. TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek olan kanun teklifinin kendileri açısından önemli olduğunu belirten Göktaş, "Görüşülecek torba kanun, sadece Bakanlığımızın çalışma alanlarını ilgilendiriyor. Bakanlık tarihinde ilk defa böylesine kapsamlı bir düzenleme hayata geçirilmiş olacak. Bu da kanun teklifini bizim için önemli kılıyor. Çünkü uzun zamandır bu kanun teklifi üzerinde çalışıyoruz. Teklifin Genel Kurul’da kabul edilerek yasalaşmasının sosyal hizmet ve sosyal yardımların daha etkili ve verimli bir şekilde yürütülmesine büyük katkı sağlayacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. Zararlı içeriklerin, sanal zorbalıkların, kişisel veri ihlallerinin ve manipülatif reklamların çocukların fiziksel, duygusal ve psikolojik sağlığını tehdit ettiğini ifade eden Bakan Göktaş, özellikle sosyal medya platformlarında ve çevrim içi oyunlarda maruz kalınan uygunsuz içeriklerin çocukların gelişiminde derin izler bırakabildiğini söyledi. "Sosyal ağ sağlayıcılar, 15 yaş altı çocuklara hizmet sunmayacak" Siber zorbalık vakalarının özgüven kaybına, sosyal izolasyona ve hatta ciddi psikolojik travmalara yol açabildiğini vurgulayan Göktaş, "Düzenleme ile sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına yönelik çeşitli adımlar atılacak. Sosyal ağ sağlayıcılar, 15 yaş altı çocuklara hizmet sunmayacak ve bunu temin etmek için yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri alacak" ifadelerini kullandı. Bakan Göktaş, sosyal ağ sağlayıcılar ve oyun platformlarının ebeveyn kontrol araçları sunacağını, ayrıca şikayet ile başvurulara etkin ve kısa sürede cevap verilmesini sağlayacak mekanizmaların kurulacağını belirtti. Sosyal ağ sağlayıcıların aldatıcı reklamları engelleyici tedbirler alacağını dile getiren Göktaş, "Ayrıca 5651 sayılı Kanun’da oyun, oyun dağıtıcısı, oyun geliştirici ve oyun platformu tanımları yapılacak. Oyun platformları, oyunları yaş kriterlerine uygun olarak derecelendirerek sunacak. Günlük erişimi 100 binden fazla olan oyun platformlarının Türkiye’de temsilci bulundurması zorunlu olacak" şeklinde konuştu. "16 haftalık izin süresini 24 haftaya çıkarıyoruz" Hayata geçirilmesi planlanan düzenleme kapsamında çalışma hayatında kadın ve erkekler için izin sürelerinde de iyileştirmeler yapılacağını belirten Göktaş, kamu ve özel sektörde çalışan tüm anneler için doğum izni süresinin uzatılacağını ifade etti. Bakan Göktaş, şunları kaydetti: "Tüm çalışan kadınların doğuma bağlı aldıkları toplam 16 haftalık izin süresini 24 haftaya çıkarıyoruz. Yasal düzenlememiz çıktığı andan itibaren 24 haftayı tamamlamamış olup, tekrar işe dönmek zorunda kalanların da 24 haftayı tamamlamasına yönelik bir ek madde ekledik. Süreç boyunca eğer ki o süreci tamamlamadılarsa ve 24 hafta içerisindelerse onlar da tamamlayabilecekler." Babalık izninde kamu ve özel sektör arasındaki tutarsızlığın giderileceğini kaydeden Göktaş, yeni düzenlemeyle hem kamuda hem de özel sektörde babaların 10 gün izinli sayılacağını belirtti. Koruyucu aileliğin teşvik edilmesine yönelik de düzenleme yapılacağını aktaran Göktaş, hâlihazırda izin hakkı bulunmayan koruyucu ailelerin çocuğu teslim aldıkları günden itibaren 10 gün izin hakkına sahip olacağını bildirdi. Çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimini tehdit edebilecek unsurlara karşı sıfır tolerans anlayışıyla hareket ettiklerini ve bu noktada Çocuk Koruma Kanunu’na yeni düzenleme getirdiklerinin altını çizen Bakan Göktaş, şu ifadeleri kullandı: "Cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, müstehcenlik, fuhuş, insan ticareti, kasten öldürme suçlarından haklarında adli sicil ve arşiv kayıtlarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunanlar, kamuya, özel sektöre veya sivil toplum kuruluşlarına ait her ne adla olursa olsun çocukların yoğun olarak bulunduğu çocuk hizmet birimleri, adli görüşme odaları, eğitim kuruluşları, çocuk etkinlik ve oyun evleri, okul, okul servisi, okul kantini, yurt, kreş, gündüz bakımevi, çocuk kulübü, internet kafeleri ve salonları, e-oyun yerleri, çocuk spor okulu, beden eğitimi ve spor tesisleri olarak işletilen iş yerlerini şahsen işletemeyecek, bu iş yerlerinde çalıştırılamayacak ve herhangi bir sıfatla fiilen bu iş yerlerinde görev alamayacak." Düzenlemenin çocukların güvenli ortamlarda büyümesini sağlamak amacı taşıdığını vurgulayan Göktaş, yeni hükmün çocukların korunmasına yönelik politikaların güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olduğunu belirtti.
CHP Genel Başkanı Özel: "Adil vergi sistemi olan bir Türkiye müjdeliyor, ona doğru ilerliyoruz"
20 Kasım 2025 Perşembe - 21:59 CHP Genel Başkanı Özel: "Adil vergi sistemi olan bir Türkiye müjdeliyor, ona doğru ilerliyoruz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Prime değil, vergiye dayalı, kiranın da katılım payının da primin de alınacaksa gelire göre alındığı ya da sistemin doğrudan bir adil vergi sistemiyle beslendiği bir Türkiye’yi umut ediyoruz, müjdeliyoruz, ona doğru ilerliyoruz" dedi. CHP Genel Başkanı Özel, Ankara’da Türk Eczacıları Birliği 45. Olağan Büyük Kongresi’ne katıldı. Yarın kurultaya yönelik tanıtım toplantısı olacağını belirten Özel, "Ben yarın bir tanıtım, bir lansman toplantısında olacağım. Bir hafta sonra başlayacak partimizin kurultayına yönelik. Orada kurultayın ilk gününde yapılacak olan program değişikliğine yönelik bir tanıtım toplantısı. O programla birlikte biz ülkede gördüğümüz sorunları tespit etmeyi değil, nasıl çözeceğimizi ve iktidar olduğumuzda ne noktaya hangi alandaki sorunu çözerek geleceğimizi anlattığımız bir süreç olacak" açıklamasında bulundu. "Adil vergi sistemiyle beslendiği bir Türkiye’yi umut ediyoruz, müjdeliyoruz, ona doğru ilerliyoruz" Yoksullukta mücadele etmeden sağlık, ilaç ve eczacılık sisteminin sunulamayacağını anlatan Özel, "Bir temel vatandaşlık gelirini Türkiye’nin artık tartışması falan değil, uygulaması lazım. 25 yıl önceki orta direk, ben bakıyorum bugün eczaneme. Şimdi yoksul olmuş. 25 yıl öncenin zenginleri, ortalama gelire gelmiş. Orta direk yoksullaşmış, derin yoksulluğun pençesinde perişan durumda. Prime değil, vergiye dayalı, kiranın da katılım payının da primin de alınacaksa gelire göre alındığı ya da sistemin doğrudan bir adil vergi sistemiyle beslendiği bir Türkiye’yi umut ediyoruz, müjdeliyoruz, ona doğru ilerliyoruz" diye konuştu.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir"
20 Kasım 2025 Perşembe - 21:22 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "İnşallah 100 yılın 50 yılını esir almış terörden kurtularak, terörsüz bir Türkiye’yi inşa edecek ve Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir" dedi. Bir dizi açılış ve programlar için Aksaray’a gelen TBMM Başkanı TBMM Numan Kurtulmuş, ilk olarak Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu’nu ziyaret etti. Ardından Aksaray Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı açılışı dolayısıyla üniversitenin konferans salonunda düzenlenen programa katılan Kurtulmuş, Aksaray’ın Anadolu’nun kalbi olduğunu, böylesi güzel bir şehirde ve üniversitede öğrencilerle birlikte olmanın ayrıcalığını yaşadığını söyledi. Kurtulmuş, bu topraklarda yaşayan her gencin, üzerinden 102 yıl geçen milli mücadeleden bu yana iki temel duyguyu bugüne kadar birlikte taşıdıklarını dile getirdi. Bunlardan ilkinin milli ruhun esasını oluşturan özgürlük, diğerinin ise adalet duygusu olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Aksaray’daki böylesine önemli bir üniversitenin öğrencilerin de 100 yıl geçmiş olmasına rağmen aynı duyguya sahip olduklarını ve bu duygu içerisinde de aynı milli mücadele içerisindeymiş gibi önümüzdeki dönemin yoğun ve devasa sorunlarıyla da mücadele etme azim ve kararlılığı içerisinde olduğunu gayet iyi biliyorum. İnşallah bu anlamda kendinizi yetiştirerek, ilimi hikmetle ve irfanla buluşturarak dünyaya, dünyanın bütün sorunlarına karşı meydan okuyabilecek bir yetkinliğe sahip olacaksınız. Gençlerimizi hangi alanda yetişiyor olursa olsun bu ana çerçevede bu bilinçle yetiştirmek mecburiyetindeyiz" dedi. "Bugün devasa sorunlarla karşı karşıyayız" Kurtulmuş, küresel adalet arayışının bugünün dünyasının en önemli meselelerinin başında geldiğini bildirdi. Büyük kazanımlar elde edilen bir dönemde, teknolojinin en üst seviyede olduğu dönemlerden geçtiklerine değinen Kurtulmuş, "İnsanoğlunun hemen her şeye sahip olduğu ama birçok konuda da yoksunluk içerisinde olduğu bir dönemdeyiz. Yoksunlukların en başında gelen ise adalet yoksunluğu. Dolayısıyla hiç şüphesiz ki insan yitik olan şeyin peşinde koşar ve o yitik olanın peşinde mücadele eder. Bugün devasa sorunlarla karşı karşıyayız. İklim krizlerinden bölgesel çatışmalara, iç savaşlara, silahlanma yarışına ve iklim krizlerine bağlı olarak ortaya çıkan küresel kuraklık ve su krizlerine kadar çok büyük problemlerle boğuşuyoruz. Bunların hemen hemen her gün bizim gündemimizde etki ettiğini, artık hiçbir sorunun tek başına bir ülkenin, bir bölgenin ya da bir kıtanın sorunu değil, bütün insanlığın ortak sorunları olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bu çerçevede bu sorunların en temelinde bu bütün sorunların kaynağında yatan hususun da küresel ölçekte bir adaletsizlik olduğunu gayet iyi şekilde biliyoruz" şeklinde konuştu. Kurtulmuş, dünyada adaleti tesis etmek üzerine kurulmuş olan bütün uluslararası kurum ve kuruluşlarının da neredeyse tamamen fonksiyonsuz hale geldiği bir sürecin içerisinde olduklarını söyledi. Başta dünyada savaşları ortadan kaldırmak için kurulmuş olan barışı ve yeryüzünde adaleti sağlamak için kurumsal varlığı ortada bulunan BM başta olmak üzere hemen hemen küresel kurumların tamamının fonksiyonsuz hale geldiğini belirten Kurtulmuş, "Bu kurumların tamamını ya sadece kağıt üzerinde bir güçten ibaret olduğunu ya da bir takım binalardan ibaret olduğunu gayet iyi biliyoruz. Dünya kendisi için çözümleri bulması gereken kurumların dahi artık sorun kaynağı haline geldiği bir noktadan geçiyor. En başta Birleşmişler Milletler Güvenlik Konseyi bugünkü yapısıyla dünyada savaşları durdurmak barışı sağlamak şöyle dursun kendisi çatışmaların tarafı haline gelmeye çalışıyor. Çünkü artık veto diplomasisi diyebileceğimiz uluslararası alanda yeni bir alan açılmıştır. BM’de dünya üzerinde söz sahibi olduğu iddiasıyla 2. Dünya Savaşı sonrası dengeleri sürdürmek isteyen 5 ülke sahip olduğu veto gücüyle birlikte dünyadaki herhangi bir sorunu çözümsüz hale gelmesini sağlayabilmektedir. Örnek mi istersiniz, Ukrayna krizi. Örnek mi istersiniz, iki seneyi aşkın süredir devam eden Gazze’deki insanlık suçları ve soykırımı. Maalesef bu veto diploması yoluyla dünyada veto gücünü kullanarak istediği etki alanını oluşturabilen ülkelerden birisi hangi konuyu veto ediyorsa o ne kadar büyük insanlık suçu olursa olsun, ne kadar büyük ortak sorun olursa olsun ne yazık ki çözülemiyor, çözümsüz halde bırakılıyor. En başta küresel adalet arayışında yeni bir küresel siyasi ve ekonomik mimariye ihtiyacımız olduğu ortadadır" diye konuştu. İklim kriziyle boğuşulduğuna değinen Kurtulmuş, "Niçin iklim krizlerinin yükünü minimal etkileri olan ülkeler ödeyecekte, dünyayı bu hale getiren, kirleten, iklimi perişan eden, bozan, büyük güçler niye bunun bedelini ödemeyecek. Böylesi çifte standartlı bir dünya düzeni nasıl ve ne kadar daha devam edebilecek. Onun için diyoruz ki bu sorunları çözebilmek için cesur ve güçlü sözlerle yolumuzu açmak, yolumuza devam etmek durumundayız" ifadelerini kullandı. "Tarih doğru tarafta duranları yazacaktır" Kurtulmuş, Filistin ve Gazze meselesinin özellikle büyük güçlerin ikiyüzlülüğünü de ayan beyan ortaya koyduğunu söyledi. Gazze’de yaşananların binde birinin dünyanın başka bir yerinde olsa, dünyada kıyamet koparacak olan ülkelerin insani kriz karşısında 100 bini aşkın insanın öldüğü bu soykırım karşısında bir kelime bile söylememiş olmalarının dikkat çekici olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Bu ikiyüzlülük hükümetler tarafından ne kadar sürdürülürse sürdürülsün küresel adalet talebine sahip olan ve bunu dile getiren yeryüzünün insan ve vicdan sahibi özellikle gençleri meydanlara çıkmakta, sokaklarda toplanmakta ve siyonizmin insanlık dışı suçlarını avazı çıktığı kadar protesto ederek önlemeye gayret ediyorlar. Filistin davası, ikiyüzlülüğü de ortaya konulduğu bir yer. Aynı zamanda Filistin ve Gazze meselesi küresel adalet anlayışı içerisinde küresel vicdanın da test edildiği bir alandır. Tarih doğru tarafta duranları yazacaktır. Burada onurla ifade etmek isterim ki yeryüzünde millet ve devlet olarak hep beraber Filistin halkının yanında duran en önemli devlet Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Türkiye sadece masum ve mazlum durmakta kalmadı her uluslararası platformda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere güç merkezli değil, hak ve adalet merkezli yeni bir dünya sistemin kurulması için avazımız çıktığı kadar bağırdık. Sözün en kuvvetlisini en zor platformlarda dile getirerek üzerimize düşenin bir kısmını hiç olmazsa yerine getirmeye gayret ettik" dedi. Türkiye’nin küresel adalet arayışının üç temel halkası olduğunu, bunlardan birincisinin mekan olarak Anadolu ve çevresi olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Anadolu ve geniş gönül coğrafyalarda kim haksızlığa, kim zulme uğramışsa onun elinden tutmak, imdadına yetişmek bizim vazifemizdir. Çünkü bugünün dünyasının bize yüklediği bir borç olmanın ötesinde ecdadın bize bıraktığı tarihi bir mirasın gereğidir" diye konuştu. "Adaletin tesis edilmesi için gayret sarf edeceğiz" Anadolu ve gönül coğrafyasında yaşayanların hakkaniyet ve adalet terazisinde hakkını alması için mücadeleyi sürdürdüklerini vurgulayan Kurtulmuş, "Bu çerçevede her şeyden evvel böylesine geniş bir coğrafyaya bakabilmemiz için kendi iç cephemizi tahkim etme, evimizi tanzim etmemiz, hak ve özgürlükler çerçevesinde bu ülkenin 86 milyonunun eşit ve özgür yurttaş olduğu bir Türkiye’yi kurmamız mecburiyettir. Bunun için barışı, kardeşliği sağlayacağız, demokrasinin standartlarını yükselteceğiz. Bunun için adaleti bu ülkenin en ücra köşesine kadar yaygınlaştırarak, bu geniş coğrafyamızda da hakkaniyetin ve adaletin tesis edilmesi için gayret sarf edeceğiz" şeklinde konuştu. Kurtulmuş, küresel adalet arayışının ikinci halkasının sistem olarak devlet ve demokrasi olduğuna değinerek, "Bu toprakların kapısı milletimize açıldığından bu yana hep devleti, devlet-i aliye ve devletin güçlü olması fikrini, ’devlet ebed müddet’ fikrini esas almış bir milletiz. Asıl olan milletin devletle birlikte güçlü olması ve millet-devlet ayrışması olmaksızın hep beraber kenetlenerek yoluna devam etmesidir" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir" Kurtulmuş, milli dayanışmayı artırma, birliği ve beraberliği pekiştirme mecburiyetinde olduklarını belirterek, "Yunus Emre’nin hepimizin bildiği sözünü bir kere daha hatırlatıyorum. ’Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz’. Asırların tecrübesini özetleyen bir cümledir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de yürüttüğümüz çalışmalar bunun bir parçası. İnşallah 100 yılın 50 yılını esir almış terörden kurtularak, terörsüz bir Türkiye’yi inşa edecek ve Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir. Demokratik olgunluğumuz birliği, beraberliği, huzuru ve barışı sağlamaya yeter de artar bile. Yurt dışındaki bazı emperyalist odakların başımıza bela ettiği, vekalet unsuru olarak kullandığı bu terör örgütlerinin tamamını bir kenara bırakarak, bu ülkede yaşayanların bir ve beraber olduğunu bilerek yolumuza devam edeceğiz" dedi. "Adil bir dünyanın kurulduğunu mutlaka göreceksiniz" Kurtulmuş, adalet arayışının cesaret gerektirdiğini vurgulayarak, "Belki biz görmeyeceğiz ama bu salonda bulunan gençler, çok kısa bir süre içinde Birleşmiş Milletler başta olmak üzere dünyanın bu gayrı adil sisteminin dağıldığını ve yerine yepyeni adil bir dünyanın kurulduğunu mutlaka görecek. Bu, sizlere nasip olacaktır" dedi. Dünyanın zor bir dönemden geçtiğine değinen Kurtulmuş, sözlerini şöyle tamamladı: "Türkiye’ye büyük sorumluluklar düşüyor. Kaybedecek vaktimiz, bir tek günümüz ve insanımız olmadığını, ihmal edeceğimiz tek bir imkanımızın bulunmadığını paylaşmak istiyorum. Dışlamak, ötekileştirmek, yok saymak ve eyyamcılık kolaydır. Zor olan, bir fikre odaklanarak, o fikrin gerçekleşmesi için sonuna kadar mücadele etmek. Bu mücadelenin kapıları sonuna kadar açıktır. Türkiye’nin önünde bu bölgede güçlü ve lider ülke olmaktan başka hiçbir şans yoktur. Bu ülkede eyyamcılık yapan, gününü gün eden, bir takım iç ihtilaflarını esas meseleymiş gibi öne koyan bir Türkiye’nin inanın ki esamesi okunmaz. Birlik, beraberlik içerisinde bütün imkanlarımızı seferber ederek yolumuza devam edeceğiz. İnşallah 21. yüzyılı, güçlü Türkiye’nin yüzyılı yapacağız. Sözü güçlü, gücü tesirli Türkiye’nin yüzyılı yapacağız. Bunun için gayret sarf edeceğiz." TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, çeşitli programlara katılmak üzere geldiği Aksaray’da, Hazreti Ali Şifa Camii ve Külliyesi’nin açılışını gerçekleştirdi. Başkan Kurtulmuş, ikindi namazının ardından camideki vatandaşlarla selamlaştı ve cami hakkında bilgi aldı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, açılışının ardından bilim merkezinde sivil toplum örgütü başkanlarıyla bir araya geldi. Başkan Kurtulmuş burada da STK başkanlarıyla ekonomi ve çalışmaları değerlendirdi. Kurtulmuş son olarak Aksaray Spor Salonunda düzelenen Somuncu Baba Hazretlerini Anma 613. Vuslat Yıl Dönümü Programına katıldı.
MHP Milletvekili Aydın, Akdeniz Forumu’nda, Gazze’deki insanlık dramını ve kalıcı barış çağrısını dile getirdi
20 Kasım 2025 Perşembe - 16:04 MHP Milletvekili Aydın, Akdeniz Forumu’nda, Gazze’deki insanlık dramını ve kalıcı barış çağrısını dile getirdi MHP Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Kamil Aydın, Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi (AGİT PA) 23. Sonbahar Genel Kurul Toplantısında çalışmalarına devam ediyor. Prof. Dr. Kamil Aydın, toplantı kapsamında düzenlenen Akdeniz Forumu’nda Gazze’deki insanlık dramını ve kalıcı barış çağrısını dile getirdi Akdeniz Forumu kapsamında düzenlenen "Ortadoğu’daki Durum (Gazze, Bugünü ve Geleceği)" başlıklı oturumda, Türkiye adına söz alan Erzurum milletvekili Kamil Aydın, İsrail’in Gazze’de insanlık dışı uygulamalarını ve yaşanan insani krizi uluslararası kamuoyuna bir kez daha taşıdı. Konuşmasına, İsrail’in son iki yıldır Gazze’de sürdürdüğü saldırıların insanlık vicdanını ve uluslararası normları hiçe saydığını vurgulayarak başlayan Aydın, "İsrail’in eylemleri sonucunda yaklaşık 70 bin Filistinli hayatını kaybetti, 170 bine yakını ise yaralandı. Bu saldırılar, Gazze’nin sivil altyapısını yok etmiş ve insanları derin bir insani felaketin içine sürüklemiştir" ifadelerini kullandı. Filistinli sivillerin barınak, gıda, temiz su ve sağlık hizmetlerine erişimden büyük oranda mahrum kaldığını belirten Aydın, "Nüfusun tamamı açlık, susuzluk ve bulaşıcı hastalık riskiyle karşı karşıya. Koşullar her geçen gün daha da kötüleşmektedir" uyarısında bulundu. Aydın, İsrail’in eylemlerinin soykırım boyutunun Birleşmiş Milletler Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu tarafından da teyit edildiğini hatırlattı. Sivil hayatın korunması ve insani yardımların ulaştırılabilmesi için ateşkes anlaşmasının gecikmeksizin, şartsız ve tam olarak uygulanmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Aydın, "Türkiye olarak, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu anlaşmanın sağlanabilmesi için her türlü diplomatik çabayı gösterdik. Ayrıca, Gazze’ye kapsamlı insani yardım ulaştırma taahhüdümüzü sürdürüyor ve bu yöndeki faaliyetlerimize aktif olarak devam ediyoruz" dedi. Ortadoğu’da kalıcı ve adil bir barışın ancak Filistinlilerin ve İsraillilerin güvenliğini, varlığını ve onurunu güvence altına alan, adil ve eşitlikçi iki devletli çözümle mümkün olabileceğinin altını çizen Aydın, "Uluslararası toplum olarak, Filistin meselesi hakkaniyetli ve kalıcı bir şekilde çözülene kadar siyasi ve diplomatik çabalarımızı sürdürmeliyiz" çağrısında bulunarak sözlerini tamamladı. Öte yandan AGİTPA’nın 3. Oturumu’nda AGİTPA Terörle Mücadele Özel Komisyonu başkanı olarak konuşan Aydın, temel değerlere vurgu yaparak "insanlık onuru tüm politik değerlerin üstünde olmalı" dedi. "İnsan Onuru Öncelikli: Yaşamları Korumak, Hakları Gözetmek ve Aileleri Toplulukları Desteklemek" temalı oturumda konuşan Kamil Aydın, dünyanın içinden geçtiği zorlu dönemde insan onuru ilkesinin sadece siyasi tartışmalara değil, tüm günlük eylemlere rehberlik etmesi gerektiğini vurguladı. Aydın, yaptığı konuşmada, insan onurunun AGİT’in en temel değeri olduğunu belirterek, "Her politikamızın, her yasamızın, her uluslararası çabamızın, her şeyden önce yaşamı koruması ve her bireyin milliyeti, etnik kökeni veya inancı ne olursa olsun sahip olduğu içsel değeri gözetmesi gerektiğini bize hatırlatır" ifadelerini kullandı. Bölgenin birçok yerinde bu onurun ağır tehdit altında olduğuna dikkat çeken Aydın, "Milyonlarca insan, özellikle kadınlar ve çocuklar, çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilmiş; sömürü, insan ticareti ve sosyal dışlanma ile karşı karşıya kalmıştır. Gazze’deki trajik insani durum, sivilleri korumanın ve temel haklarını güvence altına almanın bir seçenek değil, uluslararası hukuk kapsamında bir zorunluluk olduğunun acı bir hatırlatıcısıdır" şeklinde konuştu. Onurun sadece güvenlik ve haklarla değil, aynı zamanda ailelerin ve toplulukların gücüyle de ayakta durduğunun altını çizerek, aileleri güçlendirmeye, eğitimi desteklemeye, zihinsel sağlığı teşvik etmeye ve insana yakışır yaşam koşullarına erişimi sağlamaya odaklanılması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin inancını, "Kalıcı barış ve istikrara, ancak güvenliği şefkat, adalet ve sosyal sorumlulukla birleştiren, insanı merkeze alan bir yaklaşımla ulaşılabileceği" şeklinde dile getiren Aydın, sözlerini şöyle tamamladı: "Bugün, onurun birkaç kişi için ayrıcalık değil, herkes için birlikte yaşamanın temeli olduğu bir geleceğe olan ortak taahhüdümüzü bir kez daha teyit edelim." Aydın’ın konuşması katılımcılar tarafından ilgiyle dinlendi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz"
20 Kasım 2025 Perşembe - 15:48 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dünya evine girecek gençlerimize destek tutarını, 150 bin liradan 200-250 bin lira seviyesine yükselttik. Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kütüphanesi’nde "Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu"na katılarak konuşma yaptı. Programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve diğer davetliler katıldı. Hem Kültür ve Sanat Kurulu’nun hem de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kendi alanlarında başarılı ve ufuk açıcı işlere imza attığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki gün süren ve altı oturumda akademisyenlerin, bağımsız araştırmacıların, uzmanların ve daha pek çok katılımcı bildirilerini tebliğ ederek dijital kültürden sanat ve medyaya, aile içi iletişimden nüfus politikalarına, kentleşmeden aile sağlığına geniş bir kapsamda birçok konunun enine boyuna tartışıldığını kaydetti "Aileye baktığımızda milleti millete baktığımızda da onu meydana getiren büyük medeniyeti görürüz" Aile kurumunun bir milletin özünü teşkil etmekle kalmadığını, milli bir çekirdek olarak geçmişte aldığı müktesebatı geleceğe taşıdığını ve istikbale yön verdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İçtimai bünyemizin en küçük fakat en sağlam hücresi olan aile, işte bu müesseselerden biridir. Aileye baktığımızda milleti millete baktığımızda da onu meydana getiren büyük medeniyeti görürüz. Bu yönüyle aile kimlik ve kültürün yaşatıldığı milli ve manevi değerlerin muhafaza altına alındığı ve bu kıymetlerin nesilden nesle aktarıldığı bir okul hükmündedir. "Bireyi güçlendirmeden aileyi, aileyi güçlendirmeden de milleti ve devleti yaşatamazsınız" Aile mektebinden yetişen bireylerin ne kadar bilgili, ne kadar şuurlu olursa toplumun da o derece güçlü olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bireyi güçlendirmeden aileyi, aileyi güçlendirmeden de milleti ve devleti yaşatamazsınız. Bunun için her fırsatta kamil insan, huzurlu aile, güçlü millet diyoruz. Zübde-i alem olan insandan başlayarak aileye oradan da topluma, millete giden bir silsileden bahsediyoruz. Eğer müreffeh bir ülke olarak geleceğe emin adımlarla yürümek çağa ve dünyaya yön vermek istiyorsak bu silsileyi özenle korumamız gerekiyor. Hepimize bu anlamda çok önemli vazifeler düştüğü kanaatindeyim. Öğretmenlerimizden anne babalarımıza, sivil toplum kuruluşlarımızdan merkezi ve yerel yönetimlere bu konuda hepimiz elimizi taşın altına koymakla mükellefiz. Aksi takdirde arzu ettiğimiz nesilleri yetiştiremez, bu konuda hiçbir mesafe kat edemeyiz" ifadelerine yer verdi. Aile gibi kültür ve sanatın da milleti ve değerlerini yansıttığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Kuşaklar ve insanlar arasında bağ kuran bu yönüyle devamlılığı sağlayan alanların en başında hiç şüphesiz kültür-sanat gelir. Hamdolsun, bu noktada dünyanın imrenerek baktığı bir birikimin sahibiyiz. Edebiyatta, müzikte, mimaride, el sanatlarında ve hatta kısacası kültür ve sanatın her şubesinde yüksek bir estetiğin fevkalade bir müktesebatın temsilcileriyiz. Ecdadımız bir yandan üç kıtayı imar ve ihya edip gönüllere girerken diğer yandan askeri, siyasi ve idari kabiliyetlerini kültürle, irfanla, sanatla birleştirmiştir. Rahmetli Semiha Ayverdi bu noktada milletimizin karakteristik özelliğini şu cümlelerle anlatıyor, ‘Kılıç tutan elleri icabında sanat şaheserleri ortaya koyar. Maddi ve bedeni bünyelerini hazırlayıp terbiye ederken manevi yapılarını da ıslah etmekten geri kalmazlar.’ İşte bunun için de fütuhat ve yükseliş asırları Türk coğrafyasını bir refah medeniyet ve adalet zemini halinde çiçeklendirmiştir." "Cinsiyetsizleştirime gibi dayatmaları ve LGBT gibi sapkın akımlara karşı en küçük bir tavize, ihmale rehavete mahal vermiyoruz" Geçmişten gelen ilhamla aileye dönük çalışmaları kültür ve sanatla beslemeye, ‘Türkiye Yüzyılına’ giden yolun kilit taşlarını döşemeye devam ettiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerek bakanlıklarımız gerekse ilgili kurum ve kuruluşlarımız risk önleyici ve çok boyutlu bir yaklaşımla hareket ediyor. Küresel kapitalizmin yeni cepheler açtığı kültürel emperyalizm ve dijital kuşatmanın dünya genelinde şiddetini artırdığı bir dönemde aile kurumunun adeta üzerinde titriyoruz. Cinsiyetsizleştirime gibi dayatmaları ve LGBT gibi sapkın akımlara karşı gerekli tüm önlemleri alıyor, bu noktada en küçük bir tavize, ihmale rehavete mahal vermiyoruz. Sosyal medya ve dijital mecralarda insanla birlikte aileyi, toplum yapımızı ve mukaddes değerlerimizi hedef alan içeriklerle etkin şekilde mücadele ediyoruz. Daha önce çeşitli vesilelerle ifade ettiğim şu noktaya tekrar dikkatinizi çekmek istiyorum. Nüfusumuz artıyor. Fakat nüfus artış hızımız azalıyor. Toplam doğurganlık oranı nüfusun kendisini yenileme seviyesinin altında gerçekleşiyor. TÜİK’in açıkladığı verilere göre geçtiğimiz yıl ölçülen toplam doğurganlık hızı 1,48. Şu anda bir felaketi yaşıyoruz. Bu oran nüfusun kendisini yenileme düzeyi olan 2,10 bandının çok altında. Geleceğimiz açısından alarm zilleri hem de çok yüksek sesle çalıyor. Bu ülkenin istikbalini düşünen hiç kimse buna kayıtsız kalamaz" şeklinde konuştu. "Kadınlar çocuk yetiştirme noktasında çoğu zaman eşlerinden gerekli desteği göremiyor" 2022 yılı verilerine bakıldığında istihdamda olan kadınların toplam doğurganlık hızının 1,38, istihdam sürecinde yer almayan kadınların toplam doğurganlık hızının ise 1,72 olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çalışma hayatının doğurganlık hızı üzerinde sınırlı bir etkisi olduğu istihdamda olmayan kadınların da çocuk sayısının düştüğü ortaya çıkıyor. Bundaki temel etken hiç şüphesiz şehirde kadınların giderek daha fazla yalnızlaşmasıdır. Şunu bir defa burada açık açık söylemek durumundayım. Beyler alınmasın, kusura da bakmasın. Ama kadınlar çocuk yetiştirme noktasında çoğu zaman eşlerinden gerekli desteği göremiyor. Yükün büyük bir bölümü maalesef kadınların omuzlarına yükleniyor. Oysa aile hayatıyla da bizlere en güzel örnek olan Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam şöyle buyuruyor, ‘Kadınlar, erkeklerle birlikte bir bütünü tamamlayan diğer yarılarıdır.’ Evet tam olarak mesele budur. Bizim zihniyetimizin bizim toplum ve aile yapımızın omurgası işte budur. İnancımızın bize emrettiği budur. Bizim hem yaşayacağımız hem sonraki nesillere aşılayacağımız en güzel haslet de bu olmak zorundadır. Çocukların kendisiyle birlikte ailesine, topluma ve insanlığa faydalı birer fert olarak yetişmesinde anneler kadar babalara da sorumluluk düşüyor" ifadelerini kullandı. "Toplum olarak giderek daha fazla bireyselleşiyor, bunun bir sonucu olarak da yalnızlaşıyoruz" Veriler göre, gençlerin artık daha geç yaşlarda evlenmeyi tercih ettiğini gösterdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2024’te evlenme yaşı kadınlar için 25,82’e, erkekler için 28,3’e yükseldi. Boşanmaların üçte biri evliliğin ilk 5 yılı içerisinde meydana geliyor. Toplum olarak giderek daha fazla bireyselleşiyor, bunun bir sonucu olarak da yalnızlaşıyoruz. 2008’de 4 kişi olan ortalama hane halkı büyüklüğü 2024 senesinde 3,11 kişiye geriledi. Aynı şekilde yalnız yaşayan fertlerden oluşan tek kişilik hane halkı oranı son 8 yılda 5 puan artarak yüzde 20’ye çıktı. TÜİK verilerine göre tek kişilik hane oranlarımız yıldan yıla artıyor. Bu tabloyla sadece metropollerde değil nüfusu nispeten daha az Anadolu illerimizde de karşılaşıyoruz. Kırdan kente göçün yanı sıra neoliberal kültür ile teknolojinin de etkisiyle hayatımızın her alanında köklü değişimler meydana geliyor. Aile mahremiyeti ve aile birlikteliği daha önce olmadığı kadar günümüzde zemin kaybediyor" dedi. "Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz" Bütün bu sınamalar karşısında gerek demografik yapının iyileştirilmesi gerekse aile kurumunun güçlendirilmesine yönelik çalışmalara hız verildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: "2025 senesini aile yılı ilan ettik. Evlilik öncesi eğitim, aile eğitimi ve aile danışmanlık hizmetlerini devreye aldık. 81 ilimizi kapsayan aile ve gençlik fonunu hayata geçirdik ve dünya evine girecek gençlerimize faizsiz kredi desteği sunduk. Şu ana kadar bu krediyi almaya hak kazanan çiftlerimizin sayısı 62 bini geçti. Gelir kriterinde yeni ve kolaylaştırıcı düzenlemeler yaptık. Destek tutarını ise 150 bin liradan 200-250 bin lira seviyesine yükselttik. Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz. Doğum yardımlarımıza da aynı şekilde ivme kazandırdık. Çocuk için tek seferlik 5 bin lira, ikinci çocuk için 5 yaşını tamamlayıncaya kadar aylık bin 500 lira üçüncü ve sonraki çocuklar için de 5 yaşını dolduruncaya kadar aylık 5 bin lira doğum yardımı yapıyoruz. 2026-2035 yılları arasını kapsayan dönemi, önümüzdeki on seneyi ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ olarak ilan ettik. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimiz doğrultusunda tüm bu çalışmaları inşallah daha da etkin ve kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Engelli kardeşlerimizden yaşlılarımıza, çocuklarımızdan ebeveynlerimize, aile ve toplum hizmetlerimize çok daha yüksek bir şuurla faaliyetlerimize devam edeceğiz." Türkiye olarak çocukların yaşam, eğitim, sağlık ve korunma hakkı ile ifade özgürlüğünü teminat altına almak için çalışmaların ivmelendiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çocuklarımız artık yalnızca sokakta, mahallede, okulda değil, dijital dünyada da büyüyor, öğreniyor, vakit geçiriyor, oyun oynuyor, yani arkadaşlıklar kuruyor. Teknoloji alanındaki bu dönüşüm evlatlarımız için bilgiye erişim, üretkenlik ve iletişim gibi alanlarda önemli kolaylıklar sunarken aynı zamanda onları yeni tehlikelerle de yüz yüze getiriyor. Siber zorbalık, dijital bağımlılık, mahremiyet ihlali, şiddet içerikli oyunlar gibi pek çok riske karşı evlatlarımızı korumak zorundayız. Bu amaçla önce ‘2023- 2028 Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı’ ile detaylı bir yol haritası oluşturdu. Ardından 2025-2029 dönemini kapsayan ‘Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesi Eylem Planı’nı hayata geçirdik. Dijital okur yazarlığı artırıyor, güvenli dijital uygulamaları destekliyor, çocuklar ve ailelerimize yönelik eğitim programlarını yaygınlaştırıyoruz" diye konuştu. Yalnızca çocukların geleceğini korumakla kalmayıp aynı zamanda dünyaya çocuk dostu dijital dönüşüm çağrısı da yaptıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye öncülüğünde hazırlanan ve uluslararası alanda imzaya açılan "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi" ile taçlandırıldığını söyledi.