Son Dakika
|
Antalya Büyükşehir iştiraki ANSET’e operasyonda 14 şüpheli tutuklandı
Başakşehir’de akaryakıt istasyonunda tekmeli yumruklu kavga
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez Ankara’dan ayrılıyor
İtalya’da şampiyon Inter
Uşak’ta 7 aracın karıştığı zincirleme kaza: 4 ölü 17 yaralı
Gaziantep'te sağanak: Çatılar uçtu, ağaçlar devrildi, araçlar suya gömüldü
Diyarbakır’da şampiyonluk kutlamalarında 11 yaralı, 10 gözaltı
Kırmızı ışık ihlali yapan otomobil ortalığı savaş alanına çevirdi: 1’i ağır 4 yaralı
Okul saldırısında ağır yaralanan Almina Ağaoğlu vefat etti
Erdoğan'dan nüfus uyarısı: "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar tedirgin edici''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Başakşehir’de akaryakıt istasyonunda tekmeli yumruklu kavga
NBA’de son çeyrek final eşleşmesi Detroit- Cleveland oldu
İtalya’da şampiyon Inter
Gaziantep'te fırtına sonrası okullar tatil edildi
Fırtınada minarenin yıkılma anı kamerada
Iğdır’da arı saldırısı faciaya dönüştü: 400 koyun telef oldu
İran: "ABD’nin 14 maddelik teklifimize yanıtı Pakistan aracılığıyla bize iletildi"
POLİTİKA
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez Ankara’dan ayrılıyor
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:17:56
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in uçağı yaşanan teknik bir sorun nedeniyle Ankara’ya acil iniş yaptı. Sanchez, geceyi Ankara’da geçirdi.Ermenistan’ın başkenti Erivan’da yapılacak Avrupa Siyasi Topluluğu’nun 8. Zirvesi’ne katılmak üzere yola çıkan İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in uçağı acil iniş yaptı. Ankara’da bir otelde kalan Sanchez ve beraberindeki heyetin konvoyu Esenboğa Havaalanı’na hareket etti.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 08:22
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez Ankara’dan ayrılıyor
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in uçağı yaşanan teknik bir sorun nedeniyle Ankara’ya acil iniş yaptı. Sanchez, geceyi Ankara’da geçirdi.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 07:13
Bakan Göktaş’tan Bosch’un reklam filmine tepki
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Bosch tarafından yapılan reklam filmine tepki gösterdi. Bakan Göktaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Annelik, reklam diline indirgenerek değersizleştirilecek bir kavram değildir. Bir çocuğun hayatına sevgiyle dokunan, onu büyüten, koruyan ve geleceğe hazırlayan her kadın biyolojik ya da koruyucu gerçek bir annedir. Bu bağ; sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal sürekliliğin temelidir. Sevginin her biçimi elbette kıymetlidir. Ancak annelik gibi derin ve kurucu bir değerin, iletişim stratejileri uğruna esnetilmesini ve sıradanlaştırılmasını kabul etmiyoruz. Annelik; bir iletişim kurgusu değil, bir neslin ve bir geleceğin taşıyıcısıdır. Bu değerin hak ettiği hassasiyetle ele alınması bir tercih değil, bir sorumluluktur" ifadelerini kullandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Bosch’un reklam filmine yönelik bakanlık tarafından suç duyurusunda bulunulacağı öğrenildi.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 03:33
Övgü dolu konuşma sosyal medyada farklı yorumlara neden oldu
Erzincan’da düzenlenen programda AK Parti Erzincan İl Başkanı Alpay Kabadayı’nın Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım’a yönelik övgü dolu sözleri ve Yıldırım’ın kameralara yansıyan mimikleri sosyal medyada farklı yorumlara neden olurken, görüntüler kısa sürede geniş yankı uyandırdı ve tartışma konusu oldu. Bu görüntünün ardından teşkilat toplantısında partililere seslenen Kabadayı, Binali Yıldırım’ın Erzincan ve Türkiye için önemli hizmetlerde bulunduğunu belirterek, teşkilat mensuplarına sahada daha özgüvenli hareket etmeleri ve dezenformasyona karşı daha güçlü duruş sergilemeleri çağrısında bulundu. AK Parti Erzincan İl Başkanı Alpay Kabadayı’nın Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım’a yönelik övgü dolu ifadeleri ve Yıldırım’ın program sırasındaki yüz ifadesi, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Erzincan’da düzenlenen programda Alpay Kabadayı, konuşmasının büyük bölümünü Binali Yıldırım’a ayırarak Yıldırım’ın hem Erzincan hem de Türkiye için önemli hizmetlerde bulunduğunu ifade etti. Kabadayı, konuşmasında Yıldırım döneminde hayata geçirilen projelerin vatandaşlar tarafından bilindiğini ve takdir edildiğini belirterek, "Cumhurbaşkanımızın önderliğinde yapmış olduğunuz projeler vatandaşlarımızın dilinde. Attığınız her imza bizim için gurur kaynağıdır" ifadelerini kullandı. Konuşmanın sürdüğü sırada kameralara yansıyan Yıldırım’ın mimikleri ve vücut dili, sosyal medyada farklı yorumlara neden oldu. Yaklaşık 1 dakika 21 saniye süren görüntülerde Yıldırım’ın zaman zaman değişen yüz ifadesi bazı kullanıcılar tarafından "sıkılma" veya "rahatsızlık" şeklinde değerlendirilirken, bazı kullanıcılar ise bunun uzun süren protokol konuşmalarında doğal bir durum olduğunu savundu. Görüntülerin kısa sürede yayılmasıyla birlikte sosyal medya kullanıcıları ikiye bölündü. Bir kesim Kabadayı’nın konuşmasını "nezaket ve vefa göstergesi" olarak yorumlarken, diğer bir kesim Yıldırım’ın mimiklerinin "uzun övgü konuşmasına verilen doğal bir tepki" olduğunu öne sürdü. Tartışmalar kısa sürede yerel siyasetin gündem başlıkları arasına girdi. Program sonrası görüntülerin dijital platformlarda geniş yankı uyandırmasının ardından, AK Parti Erzincan İl Başkanı Alpay Kabadayı’nın daha sonra düzenlenen teşkilat toplantısında partililere seslendiği öğrenildi. Toplantıda konuşan Kabadayı, teşkilat mensuplarına sahada daha aktif ve özgüvenli olmaları gerektiğini belirterek, dezenformasyon ve olumsuz propagandalara karşı daha sert ve hızlı şekilde karşılık verilmesi çağrısında bulundu. Kabadayı, teşkilatın birlik ve beraberlik içinde hareket etmesinin önemine dikkat çekerek, "Biz değerlerimize her zaman saygılıyız. Büyüklerimizin her zaman başımızın üstünde yeri var. Onları her zaman değerli kılacağız" dedi. Göreve geldiği günden bu yana yaklaşık 14-15 aylık süreci değerlendiren Kabadayı, yaşanan zorluklara rağmen geri adım atmadıklarını ifade ederek, teşkilatın sahada yoğun bir çalışma yürüttüğünü söyledi. "Bazen hastalıkları görmezden geldik, bazen sesimiz kısıldı, bazen üşüdük ama davamızdan bir an olsun geri adım atmadık" diyen Kabadayı, bu davanın "hak ve hakikat davası" olduğunu ve Türkiye’nin geleceği için büyük sorumluluk taşıdıklarını dile getirdi. Dünyada ve çevre bölgelerde yaşanan gelişmelere de değinen Kabadayı, Türkiye’nin huzur ve istikrarını korumak için teşkilat mensuplarına önemli görevler düştüğünü belirtti. Sahada karşılaşılan olumsuz söylemlere karşı daha güçlü bir iletişim kurulması gerektiğini ifade eden Kabadayı, teşkilatın bu süreçleri birlik içinde aşacağını kaydetti. Programda gündem olan görüntüler ve sonrasında yapılan açıklamalar, Erzincan siyasetinde günün en çok konuşulan başlıkları arasında yer aldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 21:22
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda"
2
03 Mayıs 2026 Pazar- 09:41
DBB’nin düzenleyeceği barış paneline CHP’li Özgür Özel, MHP’li Feti Yıldız da davet edildi
3
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 14:49
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aile güçlü olduğunda bireyler de toplum da güçlü olur"
4
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 19:09
Bakan Gürlek: "Türkiye fikren ve fiziken güçlü bir konuma gelmiştir"
5
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 08:22
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez Ankara’dan ayrılıyor
21 Nisan 2026 Salı - 14:39
Hasan Hasanov, "Zengezur Koridoru tarihi bir zorunluluktur"
Hasan Hasanov, Azerbaycan’ın 2020 sonrası dönemde savaş sürecinden çıkarak yeniden inşa ve kalkınma aşamasına geçtiğini belirterek, Zengezur Koridoru’nun tarihi ve stratejik önemine dikkat çekti. Azerbaycan’ın eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı, aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi üyesi Hasan Hasanov, bir dizi ziyaret kapsamında Kars’a gelerek Azerbaycan Kars Başkonsolosluğu’nda basın toplantısı düzenledi. "Savaş döneminden kalkınma dönemine geçtik" Azerbaycan’ın 2020 yılında önemli bir dönüm noktasına ulaştığını ifade eden Hasanov, "Sovyetlerden kalan karmaşık ve uzun yıllar çözülemeyen bir sorunu geride bıraktık, toprak bütünlüğümüzü sağladık. 2020’ye kadar toplum psikolojik olarak savaşa hazırlanmıştı. Ancak bugün artık farklı bir aşamadayız. Önceliğimiz, geri kazanılan bölgelerde yaşamı yeniden kurmak, altyapıyı güçlendirmek ve ekonomik kalkınmayı sağlamaktır" dedi. Türkiye ile ilişkilerin her süreçte güçlü olduğuna vurgu yapan Hasanov, "Savaş döneminde Türkiye’nin desteğini her alanda hissettik. Bugün de aynı dayanışma devam ediyor. Sayın İlham Aliyev ile Sayın Recep Tayyip Erdoğan arasındaki güçlü diyalog ve karşılıklı güven, bölgedeki projelerin hayata geçirilmesinde önemli rol oynuyor" diye konuştu. "Zengezur Koridoru tarihi bir zorunluluktur" Zengezur Koridoru’nun ortaya çıkışının tesadüfi olmadığını belirten Hasanov, sürecin 1920’li yıllara dayandığını söyledi. O dönemde Zengezur bölgesinin Azerbaycan’dan alınarak Ermenistan’a verildiğini hatırlatan Hasanov, bunun Türkiye ile Azerbaycan arasındaki doğrudan kara bağlantısını engellediğini dile getirdi. Hasanov, "Mustafa Kemal Atatürk döneminde İran’dan alınan küçük bir toprak parçasıyla sınırlı bir temas sağlandı. Ancak bu bağlantı uzun yıllar kapalı kaldı. Özellikle Nahçıvan ile Azerbaycan’ın ana karası arasındaki ulaşımın İran üzerinden sağlanması hem ekonomik hem de stratejik açıdan ciddi zorluklar doğurdu. Bu nedenle doğrudan bağlantı ihtiyacı her zaman gündemdeydi. Zengezur Koridoru işte bu ihtiyacın somut bir sonucudur ve yaklaşık 100 yıllık bir hedefi temsil etmektedir" diye konuştu. "Koridor küresel ticaretin önemli hatlarından biri olacak" Projenin yalnızca bölgesel değil uluslararası bir boyut taşıdığını vurgulayan Hasanov, Zengezur Koridoru’nun Asya ile Avrupa arasındaki ticaret yolları açısından stratejik bir alternatif oluşturacağını ifade etti. "Bu hat, Çin’den Avrupa’ya uzanan lojistik ağın önemli parçalarından biri olabilir. Orta Koridor’un güçlenmesiyle birlikte taşımacılık süreleri kısalacak, maliyetler düşecek ve bölge ülkeleri ekonomik olarak önemli kazanımlar elde edecek" diyen Hasanov, tüm tarafların projeden fayda sağlayacağını kaydetti. Azerbaycan ile Ermenistan arasında henüz kalıcı bir barış anlaşmasının imzalanmadığını hatırlatan Hasanov, sürecin büyük ölçüde Ermenistan’daki iç siyasi dengelere bağlı olduğunu söyledi. Türkiye ve Azerbaycan’ın altyapı çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Hasanov, siyasi uzlaşının sağlanması halinde projenin hızla tamamlanabileceğini dile getirdi. "Türk dünyasında iş birliği yeni bir güç oluşturuyor" Hasanov, Türk dünyasındaki değişime de dikkat çekerek geçmişte yaşanan rekabetin yerini giderek iş birliğine bıraktığını söyledi. "Tarih boyunca Türk devletleri arasında zaman zaman çatışmalar yaşandı. Bunun temelinde liderlik rekabeti vardı ve bu durum ortak gücün zayıflamasına neden oldu. Ancak günümüzde bu anlayış değişiyor" şeklinde konuştu. Türk devletlerinin artık ortak hedefler doğrultusunda hareket ettiğinin altını çizen Hasanov, "Ekonomi, ulaştırma, enerji ve kültürel alanlarda artan iş birliği, Türk dünyasını daha güçlü ve etkili bir aktör haline getiriyor. Bu birliktelik sadece bölgesel istikrarı değil, küresel dengeleri de etkileyebilecek bir potansiyele sahiptir. Bugün ortaya çıkan bu dayanışma ruhu, tarihte eşi görülmemiş bir seviyeye ulaşmış durumdadır" ifadelerini kullandı.
21 Nisan 2026 Salı - 14:30
Çavuşoğlu: "Dünyanın sorunlarını çözmek için bizim gibi yükselen ülkelere önemli görevler düşüyor"
Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret eden önceki dönem Dışişleri Bakanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, dünyanın sorunlarını çözmek için geçmişte getirilen sistemlerin günümüzde problemleri çözemediğini belirterek, "O nedenle bizim gibi yükselen ülkeler, dünya çapında saygı duyulan bizim liderimiz gibi liderlere önemli görevler düşüyor" dedi. AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, TÜGVA tarafından düzenlenen Isparta İhtisas Akademisi lansman programına katılmak üzere Isparta’ya geldi. Çavuşoğlu, Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Başkan Başdeğirmen: "Göreviniz bitmesine rağmen ülkemizin konularında geri durmadınız" Başkan Başdeğirmen, ziyaretten duyduğu memnuniyetini ifade ederek, Mevlüt Çavuşoğlu’nun Isparta’yı hiç ihmal etmediğini, Dışişleri Bakanlığı döneminde de sürekli ziyaret ettiğini söyledi. Çavuşoğlu’nun Isparta’nın her türlü projesine büyük destekler verdiğini belirten Başkan Başdeğirmen, "Ülkemizin dünya ülkeleriyle dış ilişkilerde ne kadar etkin olduğunu hepimiz gururla görüyoruz. O gururun içerisinde sizlerin olması, çok büyük emekler vermeniz hepimiz tarafından takdirle karşılanıyor. Halen daha sizlerin aktif bakanlık döneminizdeki çalışmalarınız gündemde. Sizleri çok seviyoruz. Komşu ilimizin milletvekili olarak ülkemize vermiş olduğunuz katkılardan dolayı sizleri takdirle izliyoruz. Aktif göreviniz bitmesine rağmen ülkemizin konularında geri durmadınız" dedi. "Isparta’yı çok seviyoruz" Çavuşoğlu, misafirperverliklerinden dolayı Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ve ekibine teşekkür etti. Isparta’da olmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getiren Çavuşoğlu, TÜGVA’nın akademi toplantısı dolayısıyla geldiklerini söyledi. "Liderimizin yükünü almak, ona destek vermek görevimiz" Başkan Başdeğirmen’e kendisiyle ilgili güzel sözleri için teşekkür eden Mevlüt Çavuşoğlu, "Siyasette herkes gibi görevimiz, konumumuz ne olursa olsun vatanımıza, milletimize hizmet etmektir. Tıp ki sizin arkadaşlarınızla Isparta’mıza yaptığınız güzel hizmetler gibi. Çünkü milletimize, vatanımıza borcumuz var. Aynı şekilde sayın cumhurbaşkanımızın gece gündüz çalıştığı bir ortamda onun yükünü bir nebze olsa alınabilmesi bizler için hem görev hem de onurdur. Siyasetteki misyonumuzdan bir tanesi de budur, milletimize, vatanımıza hizmet ama bir de liderimiz var liderimizin yükünü almak, ona destek vermek de görevimiz. Çünkü gerek ülkemiz gerekse dünyamız için sorumluluklar çok fazla. Önemli olan işin ucundan tutabilmek, katkı sağlayabilmektir. Hizmetlerimizi elbirliği ile devam ettireceğiz" dedi. "Eski sistemlerin dünyanın sorunlarına çözüm bulma imkânı yok" Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin öneminin bugün tüm dünyada görüldüğünü ifade ederek, "Geçmişte dünyanın sorunlarını çözmek için değişik sistemler getirilmiş. En son ikinci dünya savaşından sonra BM ile kurulan bir sistem. Avrupa’da kurulan sistemler var Avrupa Birliği ve benim meclis başkanlığını yaptığım Avrupa Konseyi. Bunların hiçbirisinin dünyanın sorunlarına çözüm bulma imkanı yok. O nedenle bizim gibi yükselen ülkeler, dünya çapında saygı duyulan bizim liderimiz gibi liderlere önemli görevler düşüyor. Bu görevi de en iyi şekilde yerine getiren ülke, cumhurbaşkanımız için söylüyoruz ülkemiz bugün arabulucu ülke oldu. Cumhurbaşkanımız dünyada sözüne güvenilir bir insan oldu. Ama diğer taraftan ülkemizin de çok güçlü olması lazım. Sadece savunma sanayi değil, savunma sanayide millilik ve bağımsızlık çok önemli. O konuda çok önemli aşamalar kat ettik. Daha fazlasını da yapacağız. Çelik kubbemizle beraber hava savunma sistemimizi de güçlendireceğiz. Ekonomimiz ve altyapımızın da daha güçlü olması lazım" diye konuştu. "Dereboğazı yoluna önem vermemiz lazım" Antalya ile Isparta’nın ulaşımını daha da kolaylaştırmak için Dereboğazı yolunun en iyi şekilde yapılması için Isparta milletvekilleri ile çalıştıklarını dile getiren Mevlüt Çavuşoğlu, "Oraya da önem vermemiz lazım, bağlarımızı daha da güçlendirmemiz lazım. Tüm Türkiye’de yapılacak çok hizmetlerimiz var. Birliğimizi ve beraberliğimizi koruyarak Cumhur ittifakı anlayışı içerisinde bir taraftan terörsüz Türkiye, bir taraftan Türkiye Yüzyılı aslında Türk’ün yüzyılı olacak. Türk Devletleri Teşkilatını güçlendirmek için bu yıl da inşallah dönem başkanlığını tekrar devralacağız. Birliğimiz, beraberliğimizi güçlendirmek için çalışmalara devam ediyoruz. Dilde birliğimizi sağlamak için de komisyon çalışmalarına devam ediyor. Tek alfabe, tek Türkçe. İnşallah önümüzdeki 5-6 yılda geçmiş oluruz. Tabii ki buna oradaki Türkologlar, bilim insanları karar verecek. Liderler zirvede karar alacak ama hedefimiz bu" ifadelerinde bulundu. "Gururla hizmetlerinizi takip ediyoruz" Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e çalışmalarında başarılar dileyen Çavuşoğlu, "Hemşehrilerimize çok güzel hizmetler veriyorsunuz biz de gururla takip ediyoruz. Geçen gün bir toplantıda kıymetli il başkanımıza açık çekimizi verdik; her zaman emrinizdeyiz, ne zaman isterseniz Isparta’ya geliriz. Ne zaman yardım isterseniz de emrinizdeyiz diye söyledik. Bunu tekrar gönülden vurgulamak isterim. Misafirperverliğiniz için tekrar teşekkür ederim" ifadelerinde bulundu.
21 Nisan 2026 Salı - 14:19
Turgutlu’da 23 Nisan’da ’Sessiz saygı’ korteji düzenlenecek
Turgutlu Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında, şehit öğretmen ve öğrencilerin anısına düzenlenecek "Sessiz Saygı Korteji" ile birlik, dayanışma ve hüzün dolu bir etkinliğe imza atacak. Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı bu yıl farklı bir anlamla karşılanacak. Turgutlu Belediyesi, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarında hayatını kaybeden Turgutlulu Öğretmen Ayla Kara ve öğrencilerin anısına "Sessiz Saygı Korteji" düzenleyecek. 23 Nisan Perşembe günü saat 20.00’de Koza Parkı Kavşağı’ndan başlayacak kortejde vatandaşlar, ellerinde Türk bayraklarıyla sessiz bir yürüyüş gerçekleştirecek. Etkinlikte hem acının paylaşılması hem de birlik ve dayanışma mesajı verilmesi hedefleniyor. Öte yandan 23 Nisan kapsamında planlanan konser ve kutlama etkinliklerinin ise 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’na ertelendiği bildirildi. Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın, tüm vatandaşları korteje davet ederek, "Bu yıl 23 Nisan’ı derin bir acı ve hüzünle karşılıyoruz. Ayla Öğretmenimiz ve evlatlarımızın anısını yaşatmak için sessiz bir yürüyüşte buluşacağız" ifadelerini kullandı.
21 Nisan 2026 Salı - 12:46
Muhtarlardan birlik beraberlik mesajı
Türkiye’nin dört bir yanından Karabük’te buluşan muhtarlar, yerel yönetimlerin önemini vurgularken, Manisa’yı temsilen katılan İzmir Muhtarlar Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi ve Yunusemre Muhtarlar Derneği Başkanı Bedriye Pehlivan, buluşmayı değerlendirdi. Karadeniz Muhtarlar Federasyonu Başkanı İbrahim Harmanbaşı öncülüğünde Karabük’te düzenlenen geniş katılımlı Muhtarlar Buluşması, Türkiye genelinden gelen federasyon ve dernek temsilcilerinin yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Toplantıya Manisa’yı temsilen katılan İzmir Muhtarlar Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi ve Yunusemre Muhtarlar Derneği Başkanı Bedriye Pehlivan, yerel yönetimlerde muhtarların rolüne dikkat çekerek, buluşmanın oldukça verimli geçtiğini anlattı. Program kapsamında ilk olarak Karabük Valisi Oktay Çağatay, Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya ve Karabük Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Solmaz makamlarında ziyaret edildi. Ziyaretlerde karşılıklı hediye takdimleri yapılırken, kültürel dayanışma örnekleri sergilendi. Etkinliğin devamında Karabük Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "Çocuklarda Şiddet, Ekran Zorbalığı ve Madde Bağımlılığı ile Mücadele" konulu konferansa katılan heyet, toplumsal sorunlara karşı ortak mücadele vurgusu yaptı. Konferansın ardından değerlendirmelerde bulunan Bedriye Pehlivan, "Geleceğimiz olan çocuklarımızı korumak hepimizin ortak sorumluluğu. Muhtarlar olarak mahallelerimizde bu bilinci yaymak için daha fazla çalışacağız" dedi. Program çerçevesinde Bulak Mencilis Mağarası, Kristal Cam Teras ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Safranbolu Evleri de ziyaret edildi. Tarihi ve kültürel mirasa hayran kalan katılımcılar, bölgeye büyük ilgi gösterdi. Toplantının bir diğer ayağında CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay ve Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen buluşmada, muhtarların yerel yönetimlerdeki etkin rolü masaya yatırıldı. Burada da söz alan Bedriye Pehlivan, "Muhtarlar, vatandaş ile devlet arasında en güçlü köprüdür. Bu tür organizasyonlar birlik ve beraberliğimizi pekiştiriyor" ifadelerini kullandı. Organizasyona katılan ve İzmir Muhtarlar Federasyonu üyesi olan Yunusemre ve Demirci Muhtarlar Derneği üyeleri, ulaşım desteği sağlayan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya ve programın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
21 Nisan 2026 Salı - 12:36
MHP lideri Bahçeli: "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" dedi. MHP lideri Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Sözlerine 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak başlayan Bahçeli, "1918’den 1920’ye uzanan dönem, Türk milleti bakımından yalnız askerî mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamaz. O yıllar, bütün yıkıntıların arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanıdır. 23 Nisan 1920’de tecessüm eden hakikat, tam da bu tarihî eşikte aranmalıdır. Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş, temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş hâlidir" ifadelerini kullandı. "Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür" 23 Nisan’ın "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak kutlanmasının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biri olduğunu dile getiren Bahçeli, "Devlet yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmaz; dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulur. Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür; zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlakî seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır. İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir. Evlatlarımız; bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir" dedi. "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir" Eğitimin günübirlik siyasi çekişmelerin, dar ideolojik hesapların, kısır polemiklerin konusu olmadığının altını çizen Bahçeli, "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir. Eğitim, ağacın yaşken eğildiği, karakterin küçük yaşta yoğrulduğu, bir milletin yarınlarda nasıl bir hüviyete kavuşacağının tayin edildiği hayati bir merhaledir. Okullarımız; ilim ve fennin zihinlere kazındığı kadar vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildiği asli mevzilerdir. Okullarımız; İstiklal Marşı’nın tarihi önemiyle birlikte anlamının kavranıldığı, özgürlüğün kıymetinin öğretildiği, aidiyet duygusunun evlatlarımızın ruhlarında kök saldığı şahsiyet inşa alanıdır. Millî eğitim ile temel hedefimiz, diploma sahibi fakat istikametsiz evlatlar değil; vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan; fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir. Türk gençliği; test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır" diye konuştu. "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" Konuşmasının devamında Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okullardaki saldırılara ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilmeleri mümkün değildir. Bu vahim gelişmeler; vicdanlarda derin yarıklar açmıştır. Sürecin tüm sebepleri, sonuçlarının ve arka plandaki gelişmelerle birlikte; serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez; aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir. Modern çağın tehlikeleri çoğu zaman eski çağların tehlikeleri gibi açık, görünür ve sınırları belli biçimde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir. Bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke, sanal kalabalıkların kışkırttığı taklit, aidiyet arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir" dedi. "Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır" Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığını dünyada çocukların ekran başında geçirdikleri sürelerin de aynı oranda artmasını ve sosyal medya platformlarında kullanılan saldırgan dile çocukların daha fazla maruz kaldığını belirten Bahçeli, "Akran zorbalığının arkadaş grupları, mesajlaşma ve sohbet uygulamaları ve oyunlar içinde sinsice yaygınlaşması, çocuklarımızın ruh sağlıklarını örselemekte, kimlik gelişimlerine zarar vermekte ve sosyal hayatlarını içten içe aşındırıp onları sanal dünyaya mahkum etmektedir. Evlatlarımız, sosyal medya platformlarında aldıkları beğeni sayılarıyla kendi değerlerini tartmakta; artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmekte, bir parmak hareketi ile verilen anlık tepkiler ile hakiki duyguları ister istemez birbirine karıştırmaktadır. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır. Teşhiri mahremiyetin önüne geçiren anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir. Akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açmaktadır. Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız; dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir" diye konuştu. "Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız" Okuldaki saldırıların çözümünün yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı olmadığını dile getiren Bahçeli, "Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir. Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız. Ve bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkiine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur. Aile, çocuğun ilk mektebidir. Okul, çocuğun ikinci evidir. Devlet, çocuğun en geniş himaye çatısıdır. Bu üç halka arasında bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk, bazen kendisini sanal kalabalıkların içinde arar. O kalabalıklar ise her zaman masum bir arkadaşlık zemini sunmaz. Orada merhamet yerine alay, sabır yerine öfke, dostluk yerine sürü psikolojisi, hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulunabilir. O hâlde yapılması gereken, çocuklarımızı yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamaz. Onları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir. Çocuk yalnız emir isteyen bir varlık değildir; ilgi isteyen, aidiyet isteyen, görülmek isteyen, güven isteyen bir emanettir" dedi. "Hiç kimse evlatlarımızın üzerinden siyaset üretmeye, heves etmemelidir" Bugünkü çağrılarının sağduyu çağrısı olduğunu ifade eden Bahçeli, "Sağduyu, acıyı hafife almak anlamına gelmez. Sağduyu, hakikati öfkeye teslim etmeden söyleme kudretidir. Sağduyu, cezanın hukuk içinde, tedbirin hikmet içinde, merhametin adalet içinde aranmasıdır. Sağduyu, toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir. Çocuğun her şeyden evvel masumiyetin adı olduğu bir dünyada; masumiyeti suçlulukla yan yana getiren her tablo; toplumsal düzenimizi, değerlerimizi ve zihinlerimizi felce uğratmaktadır. Böylesi vahim ve hassas hadiselerde yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı, hiçbir yönlendirme, hiçbir siyasi hesap altında kalmadan; sükûnetle, suhuletle ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir. Olayların bütün yönleri açıklığa kavuşmadan sarf edilen her peşin hüküm, kurulan her fırsatçı cümle, yapılan her siyasi savrulma; hakikatin üzerini örtmekten, acıyı istismar etmekten, çocuklarımızın hayatlarına bir yara daha açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hiç kimse evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye, böylesi elim hadiseleri günübirlik polemiklerin harcına katmaya heves etmemelidir. Bizim talebimiz açıktır, bizim beklentimiz nettir, bizim çağrımız gecikmeye tahammülü olmayan bir mecburiyettir: Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. İhmaller varsa birer birer ortaya çıkarılmalıdır. Sorumluluk zinciri saklanmadan tespit edilmelidir" diye konuştu. "Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir" Cumhur İttifakı’nın krizden medet umanların değil, çözüm arayanların, kaosun kokusunu alınca el ovuşturanların değil, düzeni sağlayanların, varlık cephesi olduğunu belirten Bahçeli, "Cumhur İttifakı’nın omuzlarında yükselen Terörsüz Türkiye süreci; evlatlarımızın can emniyeti, sınırlarımızın dokunulmazlığı, iç cephemizin sağlamlığı, milli birliğimizin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi demektir. Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca bugünün değil, yarınların da meselesidir. Terörün gölgesinin düştüğü bir coğrafyada kalıcı kalkınmadan, güçlü demokrasiden, huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye’nin sigortasıdır. Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz" şeklinde konuştu.
21 Nisan 2026 Salı - 12:14
Bakan Göktaş: "(Kahramanmaraş’taki okul saldırısı) Bu bir günlük bir süreç değil, biz orada 6 aylık bir eylem planı oluşturduk"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kahramanmaraş’ta okul saldırısıyla ilgili bakanlık olarak 6 aylık bir eylem planı hazırladıklarını belirterek, "Kayıp yaşayan bütün ailelere yas danışmanı tahsis ettik. Süreçten etkilenen çocuklara yönelik psikososyal destek süreçlerini başlattık" dedi. Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kahramanmaraş’ta bir okulda meydana gelen saldırının ardından bakanlık olarak yürüttükleri çalışmalara ilişkin soru üzerine Göktaş, olayın vuku bulduğu andan itibaren sahada olduklarını ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile ortak özel bir ekip kurduklarını hatırlattı. Göktaş, "’Olayın vuku bulduğu ilk andan itibaren 102 personelimizle sahadaydık. Okul çevresindeki 216 haneyi ziyaret ederek 146 aileyle doğrudan temas kurduk. Bu görüşmeler neticesinde 12 haneden çocuklarımız için psikososyal destek talebi aldık" diye konuştu. Sürecin sadece kısa süreli bir müdahale olmadığını, uzun vadeli bir çalışma planladıklarını vurgulayan Göktaş, "Bu bir günlük bir süreç değil, biz orada 6 aylık bir eylem planı oluşturduk. Kayıp yaşayan bütün ailelere yas danışmanı tahsis ettik. Hem psikososyal destek süreçleri yürüttük hem de sürece tanık olan mahalle sakinleriyle bireysel görüşmeler yaptık. Olayı görmese bile süreçten etkilenen çocuklara yönelik psikososyal destek süreçleri başlattık" ifadelerini kullandı. "Her okula özel bir birim kurduk" Kahramanmaraş’taki çalışmaların sürekliliğini sağlamak adına Gaziantep’ten de personel görevlendirmesi yapıldığını bildiren Bakan Göktaş, şunları kaydetti: "Bu süreçte destek takviye ekibi ile beraber her okula özel bir ekip, bir birim kurduk. Sadece okul veya mahalle bazlı bir çalışma değil. Çalışan meslek gruplarına dair psikososyal destek süreci, vaka yönetimi ve ardından normalleşme süreci ile ilgili bir çalışma yürütüyoruz. Arkadaşlarımız ilk andan itibaren taziye evlerinde de görev yaptı ancak şu an ailelere yönelik özel çalışmalarımız devam ediyor. Özellikle depremde ebeveyn kaybı yaşamış ve bu son olaydan etkilenmiş çocuklarımızı hassasiyetle tespit ediyoruz." Tedavisi süren yaralı çocukların durumunu da yakından takip ettiklerini, taburcu olanları evlerinde ziyaret ederek ailelerine rehberlik ve danışmanlık hizmeti sunduklarını anlatan Göktaş, "Sadece ailelere değil, olay anında görev yapan kamu çalışanlarımıza ve il müdürlüğü personelimize de destek sağlıyoruz. Bölge halkının hizmetlerimize yaklaşımı oldukça olumlu. Ayrıca, süreci daha yerinden yönetebilmek amacıyla Hayrullah Mahalle Muhtarlığı bünyesinde bir Psikososyal Destek (PSD) Görüşme Ofisi’ kurmayı planlıyoruz. Şu an sadece Kahramanmaraş özelinde ayrı bir çalışma yürütmemiz gerekiyor. Ama 81 ile yönelik de çok daha kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz" açıklamasında bulundu.
21 Nisan 2026 Salı - 12:12
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Kerkük Valisi olarak seçilen Mehmet Seman Ağaoğlu’nu tebrik ediyoruz"
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Irak Türkmen Cephesi Başkanı Mehmet Seman Ağaoğlu’na Kerkük Valisi olarak göreve başlaması dolayısıyla tebriklerini iletti. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Kerkük Valisi olarak seçilen Irak Türkmen Cephesi Başkanı Mehmet Seman Ağaoğlu’nu görevine başlaması vesilesiyle tebrik ediyoruz. Irak’ın tamamında ve Kerkük’te bulunan tüm kardeş unsurlara selamlarımızı iletiyoruz ve hepsi için refah, huzur ve güvenlik diliyoruz."
21 Nisan 2026 Salı - 12:08
MHP Lideri Bahçeli: "Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür"
Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçları arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" dedi. Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu.Sözlerine 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak başlayan Bahçeli, "1918’den 1920’ye uzanan dönem, Türk milleti bakımından yalnız askerî mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamaz. O yıllar, bütün yıkıntıların arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanıdır. 23 Nisan 1920’de tecessüm eden hakikat, tam da bu tarihî eşikte aranmalıdır. Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş; temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş hâlidir" ifadelerini kullandı. "Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür" 23 Nisan’ın "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak kutlanmasının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biri olduğunu dile getiren Bahçeli, "Devlet yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmaz; dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulur. Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür; zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlakî seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır. İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir. Evlatlarımız; bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir" dedi. "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir" Eğitimin günübirlik siyasi çekişmelerin, dar ideolojik hesapların, kısır polemiklerin konusu olmadığının altını çizen Bahçeli, "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir. Eğitim, ağacın yaşken eğildiği, karakterin küçük yaşta yoğrulduğu, bir milletin yarınlarda nasıl bir hüviyete kavuşacağının tayin edildiği hayati bir merhaledir. Okullarımız; ilim ve fennin zihinlere kazındığı kadar vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildiği asli mevzilerdir. Okullarımız; İstiklal Marşı’nın tarihi önemiyle birlikte anlamının kavranıldığı, özgürlüğün kıymetinin öğretildiği, aidiyet duygusunun evlatlarımızın ruhlarında kök saldığı şahsiyet inşa alanıdır. Millî eğitim ile temel hedefimiz, diploma sahibi fakat istikametsiz evlatlar değil; vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan; fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir. Türk gençliği; test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır" diye konuştu. "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçları arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" Konuşmasının devamında Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okullardaki saldırılara ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilmeleri mümkün değildir. Bu vahim gelişmeler; vicdanlarda derin yarıklar açmıştır. Sürecin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plandaki gelişmelerle birlikte; serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez; aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir. Modern çağın tehlikeleri çoğu zaman eski çağların tehlikeleri gibi açık, görünür ve sınırları belli biçimde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir. Bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke, sanal kalabalıkların kışkırttığı taklit, aidiyet arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir" dedi. "Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır" Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığını dünyada çocukların ekran başında geçirdikleri sürelerin de aynı oranda artmasını ve sosyal medya platformlarında kullanılan saldırgan dile çocukların daha fazla maruz kaldığını belirten Bahçeli, "Akran zorbalığının arkadaş grupları, mesajlaşma ve sohbet uygulamaları ve oyunlar içinde sinsice yaygınlaşması, çocuklarımızın ruh sağlıklarını örselemekte, kimlik gelişimlerine zarar vermekte ve sosyal hayatlarını içten içe aşındırıp onları sanal dünyaya mahkum etmektedir. Evlatlarımız, sosyal medya platformlarında aldıkları beğeni sayılarıyla kendi değerlerini tartmakta; artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmekte, bir parmak hareketi ile verilen anlık tepkiler ile hakiki duyguları ister istemez birbirine karıştırmaktadır. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır. Teşhiri mahremiyetin önüne geçiren anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir. Akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açmaktadır. Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız; dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir" diye konuştu. "Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız" Okuldaki saldırıların çözümünün yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı olmadığını dile getiren Bahçeli, "Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir. Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız! Ve bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkiine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur. Aile, çocuğun ilk mektebidir. Okul, çocuğun ikinci evidir. Devlet, çocuğun en geniş himaye çatısıdır. Bu üç halka arasında bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk, bazen kendisini sanal kalabalıkların içinde arar. O kalabalıklar ise her zaman masum bir arkadaşlık zemini sunmaz. Orada merhamet yerine alay, sabır yerine öfke, dostluk yerine sürü psikolojisi, hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulunabilir. O hâlde yapılması gereken, çocuklarımızı yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamaz. Onları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir. Çocuk yalnız emir isteyen bir varlık değildir; ilgi isteyen, aidiyet isteyen, görülmek isteyen, güven isteyen bir emanettir" dedi. "Hiç kimse evlatlarımızın üzerinden siyaset üretmeye, heves etmemelidir" Bugünkü çağrılarının sağduyu çağrısı olduğunu ifade eden Bahçeli, "Sağduyu, acıyı hafife almak anlamına gelmez. Sağduyu, hakikati öfkeye teslim etmeden söyleme kudretidir. Sağduyu, cezanın hukuk içinde, tedbirin hikmet içinde, merhametin adalet içinde aranmasıdır. Sağduyu, toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir. Çocuğun her şeyden evvel masumiyetin adı olduğu bir dünyada; masumiyeti suçlulukla yan yana getiren her tablo; toplumsal düzenimizi, değerlerimizi ve zihinlerimizi felce uğratmaktadır. Böylesi vahim ve hassas hadiselerde yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı, hiçbir yönlendirme, hiçbir siyasi hesap altında kalmadan; sükûnetle, suhuletle ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir. Olayların bütün yönleri açıklığa kavuşmadan sarf edilen her peşin hüküm, kurulan her fırsatçı cümle, yapılan her siyasi savrulma; hakikatin üzerini örtmekten, acıyı istismar etmekten, çocuklarımızın hayatlarına bir yara daha açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hiç kimse evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye, böylesi elim hadiseleri günübirlik polemiklerin harcına katmaya heves etmemelidir.Bizim talebimiz açıktır, bizim beklentimiz nettir, bizim çağrımız gecikmeye tahammülü olmayan bir mecburiyettir: Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. İhmaller varsa birer birer ortaya çıkarılmalıdır. Sorumluluk zinciri saklanmadan tespit edilmelidir. "Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir" Cumhur İttifakı’nın krizden medet umanların değil, çözüm arayanların, kaosun kokusunu alınca el ovuşturanların değil, düzeni sağlayanların, varlık cephesi olduğunu belirten Bahçeli, "Cumhur İttifakı’nın omuzlarında yükselen Terörsüz Türkiye süreci; evlatlarımızın can emniyeti, sınırlarımızın dokunulmazlığı, iç cephemizin sağlamlığı, milli birliğimizin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi demektir.Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca bugünün değil, yarınların da meselesidir. Terörün gölgesinin düştüğü bir coğrafyada kalıcı kalkınmadan, güçlü demokrasiden, huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye’nin sigortasıdır. Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz" şeklinde konuştu. (HT
21 Nisan 2026 Salı - 12:08
MHP Lideri Bahçeli: "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçları arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçları arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" dedi. Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Sözlerine 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak başlayan Bahçeli, "1918’den 1920’ye uzanan dönem, Türk milleti bakımından yalnız askerî mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamaz. O yıllar, bütün yıkıntıların arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanıdır. 23 Nisan 1920’de tecessüm eden hakikat, tam da bu tarihî eşikte aranmalıdır. Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş; temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş hâlidir" ifadelerini kullandı. "Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür" 23 Nisan’ın "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak kutlanmasının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biri olduğunu dile getiren Bahçeli, "Devlet yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmaz; dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulur. Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür; zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlakî seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır. İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir. Evlatlarımız; bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir" dedi. "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir" Eğitimin günübirlik siyasi çekişmelerin, dar ideolojik hesapların, kısır polemiklerin konusu olmadığının altını çizen Bahçeli, "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir. Eğitim, ağacın yaşken eğildiği, karakterin küçük yaşta yoğrulduğu, bir milletin yarınlarda nasıl bir hüviyete kavuşacağının tayin edildiği hayati bir merhaledir. Okullarımız; ilim ve fennin zihinlere kazındığı kadar vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildiği asli mevzilerdir. Okullarımız; İstiklal Marşı’nın tarihi önemiyle birlikte anlamının kavranıldığı, özgürlüğün kıymetinin öğretildiği, aidiyet duygusunun evlatlarımızın ruhlarında kök saldığı şahsiyet inşa alanıdır. Millî eğitim ile temel hedefimiz, diploma sahibi fakat istikametsiz evlatlar değil; vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan; fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir. Türk gençliği; test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır" diye konuştu. "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçları arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" Konuşmasının devamında Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okullardaki saldırılara ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilmeleri mümkün değildir. Bu vahim gelişmeler; vicdanlarda derin yarıklar açmıştır. Sürecin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plandaki gelişmelerle birlikte; serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez; aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir. Modern çağın tehlikeleri çoğu zaman eski çağların tehlikeleri gibi açık, görünür ve sınırları belli biçimde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir. Bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke, sanal kalabalıkların kışkırttığı taklit, aidiyet arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir" dedi. "Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır" Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığını dünyada çocukların ekran başında geçirdikleri sürelerin de aynı oranda artmasını ve sosyal medya platformlarında kullanılan saldırgan dile çocukların daha fazla maruz kaldığını belirten Bahçeli, "Akran zorbalığının arkadaş grupları, mesajlaşma ve sohbet uygulamaları ve oyunlar içinde sinsice yaygınlaşması, çocuklarımızın ruh sağlıklarını örselemekte, kimlik gelişimlerine zarar vermekte ve sosyal hayatlarını içten içe aşındırıp onları sanal dünyaya mahkum etmektedir. Evlatlarımız, sosyal medya platformlarında aldıkları beğeni sayılarıyla kendi değerlerini tartmakta; artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmekte, bir parmak hareketi ile verilen anlık tepkiler ile hakiki duyguları ister istemez birbirine karıştırmaktadır. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır. Teşhiri mahremiyetin önüne geçiren anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir. Akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açmaktadır. Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız; dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir" diye konuştu. "Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız" Okuldaki saldırıların çözümünün yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı olmadığını dile getiren Bahçeli, "Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir. Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız! Ve bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkiine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur. Aile, çocuğun ilk mektebidir. Okul, çocuğun ikinci evidir. Devlet, çocuğun en geniş himaye çatısıdır. Bu üç halka arasında bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk, bazen kendisini sanal kalabalıkların içinde arar. O kalabalıklar ise her zaman masum bir arkadaşlık zemini sunmaz. Orada merhamet yerine alay, sabır yerine öfke, dostluk yerine sürü psikolojisi, hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulunabilir. O hâlde yapılması gereken, çocuklarımızı yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamaz. Onları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir. Çocuk yalnız emir isteyen bir varlık değildir; ilgi isteyen, aidiyet isteyen, görülmek isteyen, güven isteyen bir emanettir" dedi. "Hiç kimse evlatlarımızın üzerinden siyaset üretmeye, heves etmemelidir" Bugünkü çağrılarının sağduyu çağrısı olduğunu ifade eden Bahçeli, "Sağduyu, acıyı hafife almak anlamına gelmez. Sağduyu, hakikati öfkeye teslim etmeden söyleme kudretidir. Sağduyu, cezanın hukuk içinde, tedbirin hikmet içinde, merhametin adalet içinde aranmasıdır. Sağduyu, toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir. Çocuğun her şeyden evvel masumiyetin adı olduğu bir dünyada; masumiyeti suçlulukla yan yana getiren her tablo; toplumsal düzenimizi, değerlerimizi ve zihinlerimizi felce uğratmaktadır. Böylesi vahim ve hassas hadiselerde yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı, hiçbir yönlendirme, hiçbir siyasi hesap altında kalmadan; sükûnetle, suhuletle ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir. Olayların bütün yönleri açıklığa kavuşmadan sarf edilen her peşin hüküm, kurulan her fırsatçı cümle, yapılan her siyasi savrulma; hakikatin üzerini örtmekten, acıyı istismar etmekten, çocuklarımızın hayatlarına bir yara daha açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hiç kimse evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye, böylesi elim hadiseleri günübirlik polemiklerin harcına katmaya heves etmemelidir.Bizim talebimiz açıktır, bizim beklentimiz nettir, bizim çağrımız gecikmeye tahammülü olmayan bir mecburiyettir: Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. İhmaller varsa birer birer ortaya çıkarılmalıdır. Sorumluluk zinciri saklanmadan tespit edilmelidir. "Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir" Cumhur İttifakı’nın krizden medet umanların değil, çözüm arayanların, kaosun kokusunu alınca el ovuşturanların değil, düzeni sağlayanların, varlık cephesi olduğunu belirten Bahçeli, "Cumhur İttifakı’nın omuzlarında yükselen Terörsüz Türkiye süreci; evlatlarımızın can emniyeti, sınırlarımızın dokunulmazlığı, iç cephemizin sağlamlığı, milli birliğimizin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi demektir.Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca bugünün değil, yarınların da meselesidir. Terörün gölgesinin düştüğü bir coğrafyada kalıcı kalkınmadan, güçlü demokrasiden, huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye’nin sigortasıdır. Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz" şeklinde konuştu. (HT
21 Nisan 2026 Salı - 12:04
Adalet Bakanı Gürlek: "Takipsizlik verilen tüm dosyalar incelenecek"
Kabine toplantısının ardından basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Biz bir birim kurduk. İşte faili meçhuller, daha önce takipsizlik falan verilen tüm dosyalar tek tek inceleniyor" dedi.
21 Nisan 2026 Salı - 11:41
Yenilenen Sevgi Yolu esnafından Başkan Şimşek’e kahvaltılı teşekkür
Şehzadeler Belediyesi’nin Çimentepe Caddesi’ndeki Sevgi Yolu’nda yaptığı yenileme çalışmaları esnafın yüzünü güldürdü. Memnun kalan esnaflar, Başkan Hakan Şimşek’i kahvaltıda ağırlayarak teşekkür etti. Şehzadeler Belediyesi tarafından Çimentepe Caddesi üzerindeki Sevgi Yolu’nda gerçekleştirilen yenileme çalışmaları, bölgeye modern bir görünüm kazandırarak caddeyi cazibe merkezi haline getirdi. Yapılan düzenlemelerin ardından memnuniyetlerini dile getirmek isteyen cadde esnafları, Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek’i kahvaltıda ağırladı. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmaya Başkan Şimşek’in yanı sıra başkan yardımcıları Mümin Yılmaz ve Gökhan Duymuş da katıldı. Esnaflar, Sevgi Yolu’nda yapılan yenileme çalışmalarıyla bölgenin hem daha modern hem de daha işlevsel bir hale geldiğini belirterek, yapılan hizmetlerden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Ziyarette konuşan Başkan Şimşek, esnafın ilgisi ve misafirperverliğinden dolayı teşekkür ederek, ilçenin her noktasında yaşam kalitesini artırmaya yönelik çalışmaların aralıksız devam edeceğini ifade etti. Şimşek, Şehzadeler’i daha güzel ve yaşanabilir bir hale getirmek için esnaf ve vatandaşlarla iş birliği içinde çalışmayı sürdüreceklerini vurguladı.
21 Nisan 2026 Salı - 11:11
Doç. Dr. Osman Kurt, TBMM Meclis Araştırması Komisyonu’nun çalışmalarına katkı verecek
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Kurt, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’nda kısmi zamanlı uzman olarak görevlendirildi. 10 Aralık 2025’te çalışmalarına başlayan komisyon, aldığı karar gereğince çalışmalarına ve rapor yazımına katkı sağlamak üzere alanında uzman akademisyenleri görevlendirmeye başladı. Komisyon raporunun TBMM Başkanlığına sunulacağı tarihe kadar kısmi zamanlı olarak görevlendirilen Doç. Dr. Osman Kurt ise komisyon çalışmalarına ve rapor yazım sürecine katkı verecek. Çocukların suça sürüklenmesine yol açan nedenleri tüm boyutlarıyla inceleyecek olan komisyon, koruyucu ve önleyici mekanizmaların geliştirilmesi ile çocukların toplumsal yaşama etkin katılımlarını sağlamayı amaçlıyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder