POLİTİKA
01 Mart 2026 Pazar - 00:31 Özgür Özel: "Tanju’yla gurur duyuyoruz" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Tanju’nun bu yaptığından utanmıyoruz, bu muameleyi yapanlar kendinden utansın. Biz Tanju’yla gurur duyuyoruz" dedi. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sabah saatlerinde irtikap suçlamasıyla Bolu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın da aralarında bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerin jandarmada ifadeleri tamamlanmasıyla birlikte CHP Genel Başkanı Özgür Özel Bolu’ya geldi. Bolu İl Jandarma Komutanlığı önünde kalabalığa seslenen Özel, Tanju Özcan’a destek açıklamasında bulundu. Tanju Özcan’ın yaptıklarıyla gurur duyduklarını dile getiren Özgür Özel, "Bu kadar yokluk yoksulluk varken garibanın çocuğuna burs verdirmenin, onu okutmanın, onu doyurmanın, onu bir eve yerleştirmenin neresi suç olabilir? Bizi bu operasyonla Tanju’yu utandıracaklarını sananlara sesleniyorum partinin genel başkanı olarak: Tanju’nun bu yaptığından utanmıyoruz, bu muameleyi yapanlar kendinden utansın. Biz Tanju’yla gurur duyuyoruz. Ve bu geceyi burada geçirecek, yarın ümit ediyoruz hakim karşısına çıkacak. Bugün de savunmasını gördük, açık net bir durum var, açık net" ifadelerine yer verdi. "Tanju’nun yaptığı utanılacak değil, övünülecek bir iştir" Tanju Özcan’ın vakıf üzerinden 528 öğrenciye burs vermesinin övünülecek bir iş olduğunu söyleyen Özel, "Bu şehir, bu yoklukta bu zorlukta 528 evladını okutan adamdan utanmaz. Sen onu asla ve asla itibarsızlaştıramazsın. Tanju’nun yaptığı utanılacak değil, övünülecek bir iştir. Bu vakfı hep beraber kurduk, hep beraber yönetiyoruz. Bu vakıf Bolu’nun namusudur, Bolu namusuna sahip çıkacaktır" dedi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 23:35 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye olarak bu bölgede daha fazla savaş istemiyoruz" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye olarak bu bölgede daha fazla savaş istemiyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır. Barış masasına geri dönülmesini ümit ve temenni ediyoruz" dedi. Bağcılar Kadir Topbaş Halk Sarayı’nda "ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Geleneksel İftar" programı düzenlendi. Programa, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar ve çok sayıda davetli katıldı. Programda konuşan Meclis Başkanı Kurtulmuş, "28 Şubat sürecinde yaşananları dün gibi hafızalarımızda taşıyoruz. 28 Şubat Türkiye siyasetinde kırılma noktasıydı. Millet ile devletin bir araya gelmesinden rahatsız olanlar toplumda var olma, kamusal alanda var olma haklarını ellerinden almak olarak gördüler. 28 Şubat mağdurlarına bütün kapılar açılmıştır. Bu mücadelede emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. O süreçte direnenlerin hepsinin hayatlarında oldukça başarılı olduklarına şahit olduk. 28 Şubat bin yıl sürecek diyenlerin hiçbirisinden geriye eser kalmadı. Bu millet vesayetçilere evet demediği için, vesayetçiler kenara itilmiş oldu. Vesayet düzeni sona ermiş oldu" dedi. "Barış masasına geri dönülmesini ümit ve temenni ediyoruz" Kurtulmuş konuşmasının devamında, "Dünya maalesef kural bazlı bir sistemin kalmadığı, yani uluslararası alanda kuralın geçerli olmadığı, güçlü olanın dediğinin ortaya konulduğu ve güçlü olanın borusunun öttüğü bir dünya haline gelmiştir. Lafı hiç eğip bükmeden söylemek gerekirse, kural bazlı bir dünya sistemi yerine orman kanunlarının geçerli olmaya başladığı bir dünya düzeni kurulmaya başlamıştır. Bunu kabul etmek mümkün değildir. İsteyenin dilediğine, rakip gördüğüne, düşman gördüğüne, kendisinden daha zayıf gördüğüne, hatta terbiye etmesini gerekli gördüğüne karşı böylesine üstten bir tavırla dünya sisteminde yer alması, mücadele etmesi, uygulamayı ortaya koyması asla kabul edilemez. Söz sırası geldiği zaman demokrasiden bahsedenlerin, söz sırası geldiği zaman devletlerin egemen eşitliğinden bahsedenlerin, söz sırası geldiğinde insan haklarından bahsedenlerin bu değerlerin hiçbirine itibar etmediği, bu değerleri yekle yeksan ettikleri ve bu değerlerin hiç de umurlarında olmadığı ayan beyan ortadadır. Bunun en somut örneklerinden birisi, İsrail’in üç seneye yakın bir süredir Gazze’de devam ettiği soykırıma ilave olarak artık Batı Şeria’da da hiçbir Filistinli’nin hakkını tanımayacağını gösteren uygulamaları ortaya koymasıdır. 15 Şubat 2026 tarihinde İsrail’de çıkarılan bir yasa ile birlikte orada bulunan Batı Şeria’da bulunan insanların mülkiyetlerine dahi el konulabilmesi ve bu yolun açılması ve buna da dünya sisteminin seyirci kalması başlı başına orman kanunlarının artık geçerli olduğunu göstermesi bakımından yeterlidir. Bundan bir müddet evvel bir ülkenin devlet başkanının eşiyle birlikte gece yarısı yatağından alınarak başka bir ülkeye götürülmesi ve hapse atılması orman kanunlarının geçerli olmaya başladığının açık bir ifadesidir. Yine bugün İsrail ile Amerikan kuvvetlerinin egemen bir devlet olan İran’a karşı başlatmış olduğu hava saldırıları aynı şekilde kural bazlı sistemin ortadan kalktığını bir kez daha gözümüze soka soka ilan eden bir yaklaşımdır. Böyle bir şey olamaz. Dünyada en fazla nükleer silaha sahip olanlar nükleer silah var diye bir ülkeye karşı savaş ilan ediyorlar. Dünyada en fazla insan hakları ihlalleri yapan İsrail herhangi bir başka ülkeye karşı insan hakları ihlalleri yapıyor diye savaş yapabiliyor. Aynı şekilde dünyanın en çok silahlanmasına sahip olan, en çok silahlarına sahip olan ülkeler başka ülkeleri silahlanıyor diye tehdit etmeye kalkıyor. Bu kabul edilemez, bu anlaşılamaz ve asla insanlık vicdanının razı olmayacağı bir durumdur" dedi. "Bu saldırı kararının mutlaka geri alınmasını ve barış masasına geri dönülmesini ümit ve temenni ediyoruz" "Zaten yeterince savaşın olduğu bölgemizde yeni bir savaşın çıkması bölge halklarının hiçbirinin lehine ve menfaatine değildir" diyen Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Bunun için Türkiye olarak başından itibaren, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere her vesileyle İran-Amerika-İsrail arasındaki bu meselenin, özellikle İran-Amerika arasındaki meselenin müzakere yoluyla çözülmesinden başka bir yolu olmadığını ifade ettik. Hem de müzakerelerin devam ettiği bir süreçte, müzakerelerin önümüzdeki günlerde de devam edeceğinin ilan edildiği bir süreçte böylesine bir saldırının başlatılması asla doğru değildir, kabul edilemez, dünya barışına asla katkı sunmayacağı gibi dünyada yeni çatışmaların, yeni kırılmaların da kapısını açacak fevkalade önemli bir adımdır. Türkiye olarak diyoruz ki, ülkeler arasında çok farklı kanaatler olabilir, ülkelerin çıkarları da taban tabana zıt olabilir. Ancak savaştan çok daha kolay olan yol barış masasında müzakere etmektir. Müzakereyle ülkeler arasındaki çatışma sonlandırılabilir ve belli bir noktaya gelinebilir. Türkiye olarak bu bölgede daha fazla savaş istemiyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır. Bu saldırı kararının mutlaka geri alınmasını ve barış masasına geri dönülmesini ümit ve temenni ediyoruz." Türkiye Büyük Millet Meclis Başkanı Kurtulmuş, "Bu gelişmeler bize de Türkiye olarak şunu gösteriyor, Türkiye olarak her zaman bölgemizde barışın, esenliğin, kardeşliğin yanında olduk. Dünyanın en zor coğrafyasında yaşıyoruz. Bu coğrafyada ayakta durmak için herhangi bir şekilde varlığınızı güçlü bir şekilde sürdürebilmek için ayaklarınızın sağlam yere basması lazım. Güçlü olmanız lazım ve her alanda fevkalade muktedir bir ülke olmanız lazım. Türkiye olarak kendimize çizdiğimiz yol budur. Çevremizdeki bütün bu çatışmaların ortadan kaldırılması için mücadele ederken, Türkiye’ye karşı da hesapları olanların varlığını biliyor, ona karşı da güçlü ve büyük Türkiye’den başka yolumuzun olmadığını da gayet iyi kavrıyoruz" şeklinde konuştu. "Ramazan süslemesi yapan yavrularımızdan hangi rejim krizini çıkarabiliyorsunuz?" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de 28 Şubat süreciyle ilgili, "Bu tarih, hafızası olan herkes için çok şeyler anlatıyor. Önümüzde duran bu tabloya, bu hafızayla bakınca kullanılan dilin, kurulan tehdit cümlelerinin, dini olanı kamusal alandan uzaklaştırmanın hangi zihniyet kodlarından beslendiğini çok daha net görebiliyoruz. 28 Şubat’ın bıraktığı yara, insanın gündelik hayatına kadar inen bir kuşatma tecrübesiydi. Malumunuz o süreçte baskı, okul kapısına, kampüs koridoruna, öğretmen odasına, ailelerin ev içi kararlarına kadar yayılmıştı. Başörtülü kızlarımız, imam hatipli gençlerimiz, dindar emekçi ailelerimiz bu müdahalenin yükünü hep beraber ağır bir biçimde taşıdık. 28 Şubat’ın bize ağır bedeller ödettiği hakikatlerden biri, vesayetin her zaman tank sesiyle gelmemiş olmasıydı. Kimi zaman gazete manşetleriyle, kimi zaman bildirilerle, kimi zaman da örgütlü bir mutabakat görüntüsü altında toplumun değerleri üzerine kurulan baskıyla işledi. Nitekim dönemin merkez medya dili, sivil görünümlü baskı odakları ve temel hak ve hürriyet alanını daraltan o mutabakatlar, bu müdahalelerin en ana taşıyıcı unsuruydu. Bugün Ramazan etkinlikleri etrafında yükselen tepkilere baktığımızda aynı kuşatma dilinin güncellenmiş bir sürümüyle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Bu tablo karşısında sözü dolandırmadan açık açık konuşmamız gerekiyor. Çocuklarımız Ramazan’ı tanıyınca, orucun edebini öğrenince, namazın manasını merak edince, okul bahçesinde ilahi ile kendi medeniyetinin sesiyle buluşunca kimler ve neden acaba ideolojik bir alarm sürecine geçiyor? Ramazan etkinliklerimizi talibanlaştırma diye yaftalayacak kadar ölçüyü nasıl kaybettiniz? Bir çocuğun iftarı, sabrı, infakı, hürmeti öğrenmesinden nasıl bir tehdit üretebiliyorsunuz? Ramazan süslemesi yapan yavrularımızdan hangi rejim krizini çıkarabiliyorsunuz? Teneffüste dahi ilahi söyleyen çocukların sesinden hangi hukuk düzeninin zarar gördüğünü lütfen bana anlatın. Pedagojiden söz edenler, çocukların kendi kültürünü tanıma hakkını hangi pedagojik ölçüyle dışarıda bırakabiliyorsunuz? Özgürlükten söz edenler, iş milletin inancına ve bu ülkenin manevi hafızasına gelince niçin yasakçı bir dile savruluyorsunuz? Laikliği savunuyoruz diyerek ortaya çıkanlar, okul bahçesindeki Ramazan neşesini gericilik, çocukların değer eğitimiyle temasını ise tehdit, toplumun inançla kurduğu gerçek bağı ise tehlike göstermeye siz nasıl kendinizi hak görüyorsunuz" dedi. "Bu millet kendi inancını savunduğu için mahcubiyet duymak zorunda değildir" Bakan Tekin, "Bugün Ramazan etkinlikleri vesilesiyle yeniden sahneye sürülen laiklik bildirileri işte bu hafızayı yok sayıyor. Sözde emekçinin hakkından, demokratik cumhuriyetten söz ediyorlar. Peki, 28 Şubat’ta kapısından çevrilen işçi çocuklarını, disiplin cezalarıyla meslek hayatı elinden alınan öğretmenleri, katsayı duvarına toslayan meslek lisesi gençlerini, bu ülkenin yurttaşı olarak hangi vicdan gördü? O gün o çocuklar hangi emek mücadelesinin, hangi demokrasi iddiasının içinde kendi sorunlarının çözümünü bulabildi? Laikliği savunmak suç değildir cümlesini tekrar edip duruyorlar. Elbette değildir. Sorun o bu cümleyi kendine zırh yapıp, tesettürlü kadınlara, sarıklı cübbeli insanlara, başında tülbent, ayağında şalvar var diye seçilmiş bir belediye başkanına hakaret yağdıran zihniyettedir. Sorun laiklik değil, sorun takıntılı, kibirli laikçilik anlayışıdır. Ramazan’da da ilahi söyleyen çocuklardan rejim krizi çıkarmaya çalışanlar aslında diyor ki, bu toplumun inancı kamusal alanda görünür olamaz. Bu millet kendi inancını savunduğu için kimsenin karşısında mahcubiyet duymak zorunda değildir. Bizim itirazımız, laiklik ilkesini her defasında milletin inancına saldırı vesilesi yapan vesayet dilinedir. Hamdolsun bugün bu vesayet dininin karşısında dimdik durabiliyor isek eğer bu AK Parti iktidarlarının ve yıllara yayılan demokrasi mücadelesiyle yasakçı düzenekleri adım adım değiştiren reform siyasetleriyle ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bedel ödemeyi göze alan sarsılmaz liderliğiyle mümkün olmuştur" şeklinde konuştu.
Başkan Başdeğirmen: "Belediye olarak her yerde varız"
16 Şubat 2026 Pazartesi - 11:16 Başkan Başdeğirmen: "Belediye olarak her yerde varız" Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Gelendost ilçesine bağlı Yeşilköy köyünü ziyaret etti. Köyde yapımı devam eden düğün salonu inşaatında incelemelerde bulunan Başkan Başdeğirmen, inşaatın tamamlanması için gerekli malzemeler konusunda talepleri dinledi, taleplerin yerine getirilmesi için talimat verdi. Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Gelendost ilçesine bağlı Yeşilköy köyünü ziyaret etti. Köyde ilk olarak inşaat çalışmaları devam eden düğün salonunda incelemelerde bulunan Başkan Başdeğirmen, inşaatın tamamlanması için gerekli malzeme desteğinin verileceğini söyledi. Yeşilköy köyü Muhtarı Hüseyin Aslan, Isparta Valisi Abdullah Erin, Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ve İl Özel İdare’nin destekleriyle düğün salonu inşaatını belli bir seviyeye getirdiklerini dile getirdi. Aslan, "Belediye başkanımız sayesinde inşaatın kalanını başaracağız. Kilit parke taşı ve yapıştırıcı talebimiz var" diye konuştu. Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen de düğün salonunun çok güzel olduğunu belirterek, "Elinize sağlık, güzel bir yer oluyor. Yapıştırıcı ne zaman istiyorsanız verebiliriz. Bundan sonra düğün, nişan, asker eğlenceleri burada olacak. Bu köylü muhtarımızı unutmaz" dedi. Başkan Başdeğirmen, düğün salonu inşaatında çalışan işçilere kolaylıklar diledikten sonra köy meydanında vatandaşlarla bir araya geldi, sohbet etti. Burada yoğun ilgiyle karşılanan Başkan Başdeğirmen, düğün salonu inşaatını incelediklerini, bölgenin en güzel düğün salonunun yapıldığını söyledi. Başkan Başdeğirmen, "Muhtarımız salona çok emek vermiş. Manzarası ve konumu ve içerisindeki çalışmalarla mükemmel bir yer oluyor. Köyünüz çok güzel, çok düzenli. Köylerdeki camilerimizin temizliğini de yapıyoruz. Gelendost’taki camilerimizin temizliklerini yaptık. Görevimiz devletimizin parasını devletimizin milletine harcamak. Layıkıyla harcayabilmek, tasarruflu bir şekilde ihtiyaç olana çok insanın istifade edebileceği yerlerde harcamak. Biz devletimizin parasını istikrarlı, tasarruflu ve gerekli yerlerde harcarsak görevimizi yerine getirmiş oluruz. Eksik olduğu zaman biz varız. Önce il genel meclis üyelerimiz imkanlarını değerlendirecekler yetişmediği yerde de Isparta Belediyesi hazır" dedi. Yeşilköy köyü Muhtarı Hüseyin Aslan, Vali Abdullah Erin’in de taleplerini geri çevirmediğini ve kendilerine çok yardımcı olduğunu ifade ederken, Başkan Başdeğirmen, "Mükemmel bir valimiz var. Allah razı olsun. Farklı düşünce yok ne denirse hemen çözmek için uğraşıyor. Milletvekillerimiz, ilçe teşkilatımız, il teşkilatımız, il başkanımız her şey güzel olsun diye uğraşıyorlar. Biz de belediye olarak her yerde varız" ifadelerinde bulundu. Ziyaret hatıra fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Yeşilyurt Genç Meclis’in yeni başkanı Yusuf Salih Tatar oldu
16 Şubat 2026 Pazartesi - 10:33 Yeşilyurt Genç Meclis’in yeni başkanı Yusuf Salih Tatar oldu Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit’in seçim vaatleri arasında yerini alıp, 2025 yılında hayata geçen ‘Yeşilyurt Genç Meclis’ 2026 yılı yeni dönem yapılanmasını gerçekleştirdi. Yapılan seçim sonucunda Genç Meclis Başkanlığına Yusuf Salih Tatar seçildi. Yeşilyurt Belediyesi Hizmet Binası Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen 2026 yılı seçim toplantısına, Yeşilyurt Belediye Başkan Yardımcısı Şahin Doğan, Yeşilyurt Kent Konseyi Genel Sekreteri Mehmet Ercan, Yeşilyurt Belediyesi Yazı İşleri Müdürü Zafer Katırcı ile yeni dönem Genç Meclis üyeleri katıldı. Gizli oy, açık tasnif yöntemiyle yapılan oylama sonucunda Genç Meclisi Başkanlığına Yusuf Salih Tatar seçildi. "Gençlerimizin enerjisi, heyecanı ve vizyonu Yeşilyurt’un geleceğine yön verecektir" Toplantıda konuşan Yeşilyurt Belediye Başkan Yardımcısı Şahin Doğan, gençlerin fikir ve önerilerinin şehir yönetimi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Gençlerimizin kent yönetiminde aktif ve katılımcı hale getirmeye büyük önem veren Belediye Başkanımız Sayın Prof. Dr. İlhan Geçit’in seçim vaatleri arasında yer alan Genç Meclisimizin 2026 yılı yapılanması kapsamında Meclis Başkanlığına seçilen Yusuf Salih Tatar ile meclis üyelerimizi tebrik ediyor, üstün başarılar diliyorum. Gençlerimizin enerjisi, heyecanı ve vizyonu Yeşilyurt’un geleceğine yön verecektir. Bu bilinçle yeni dönemin ilçemiz ve gençlerimiz adına hayırlı olmasını temenni ediyorum" şeklinde konuştu. "Fikirleri birlikte üretecek ve birlikte başaracağız" Yeşilyurt Genç Meclis Başkanlığına seçilen Yusuf Salih Tatar ise, "Genç Meclisimizde ortaya konulan her fikri hayata geçirmek için her türlü çaba ve gayreti göstereceğiz. Belediyemizin güçlü destekleri sayesinde gönül rahatlığıyla Belediye Başkanımıza giderek ‘Bir projemiz var, bir hayalimiz var’ diyebilecek ve bu hayalleri birer birer gerçeğe dönüştüreceğiz. Bizim en büyük gücümüz; birlik, beraberlik ve dayanışma olacaktır. Burada kimse yalnız değildir. Herkes birbirine destek olacak, birlikte üretecek ve birlikte başaracağız" ifadelerini kullandı. Yeşilyurt Kent Konseyi Genel Sekreteri Mehmet Ercan da yaptığı değerlendirmede, gençlerin karar alma mekanizmalarına dâhil edilmesinin demokratik katılım kültürünü güçlendirdiğini ifade ederek, yeni dönemin Yeşilyurt için hayırlı olmasını temenni etti. Gençlerin fikirlerini özgürce ifade edebildiği, proje geliştirme ve liderlik becerilerini artırabildiği bir platform olma özelliği taşıyan Yeşilyurt Genç Meclis’in yeni dönem çalışmalarıyla Yeşilyurt’ta genç odaklı projelerin artarak devam etmesi bekleniyor.
Doç. Dr. Akıncı: "Türkiye, bölgemizde bir savaş istemiyor"
16 Şubat 2026 Pazartesi - 09:38 Doç. Dr. Akıncı: "Türkiye, bölgemizde bir savaş istemiyor" Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden Doç. Dr. Berat Akıncı, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki gerginlikte Türkiye’nin kilit bir noktada olduğunu belirterek, "Türkiye’nin temel duruşu çok net. Türkiye, bölgemizde bir savaş istemiyor" dedi. Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında son dönemde gerilimler arttı. ABD, İran ile müzakere süreci devam etmesine rağmen Orta Doğu’da yoğun deniz ve hava gücü konuşlandırarak bölgedeki askeri varlığını artırmaya devam ediyor. Son sevkiyatlarla ABD’nin bölgedeki deniz, hava ve savunma kapasitesi belirgin şekilde genişledi. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Berat Akıncı, konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. "ABD, diplomasiyi ve masayı da ihmal etmiyor" ABD ile İran arasında son dönemde artan gerilime dikkat çeken Akıncı, "Amerika Birleşik Devletleri, Orta Doğu’da İsrail’i rahatsız edecek pozisyonda kimsenin olmasını istemiyor. Amerika Birleşik Devletleri, bu işi güç kullanarak çözmek istiyor ancak gücünü kullanırken diplomasiyi, masayı da ihmal etmiyor. ABD’nin Orta Doğu’da barışı ve refahı getirmeyi önceleyen bir süreciyle karşı karşıyayız. ABD, özellikle Donald Trump yönetimiyle birlikte bu tür hamleleri gücünü göstererek yaptırma arayışında" ifadelerini kullandı. "Trump, ABD’nin gücünü baskı aracı olarak kullanıyor" Akıncı, özellikle Donald Trump yönetimiyle birlikte ABD’nin gücünü daha fazla baskı aracı olarak kullandığını belirterek, "Donald Trump, Amerika Birleşik Devletleri’nin gücünü baskı aracı olarak kullanıyor. Venezuela’da bunu gördük, şu anda da bunun başka bir türevini İran’da da görüyoruz. Amerika Birleşik Devletleri, Basra Körfezi’ne bir üs kurmuş vaziyette. Savaş uçakları, uçak gemileriyle İran’a gözdağı veriyor. Özellikle bu bölgedeki bölge ülkeleri İran’ın güç kullanarak dize getirilme ve rejim değişikliği yapılmasına çok sıcak bakmıyor" diye konuştu. "Türkiye, bölgede savaş istemiyor" Türkiye’nin bölgede savaş istemediğini de anlatan Doç. Dr. Berat Akıncı, daha sonra şunları söyledi: "Başta Türkiye olmak üzere hiçbir ülke bölgemizde savaş olmasını istemiyor. Dolayısıyla Türkiye bu noktada tekrar masaya oturtulma, diplomasinin çalıştırılması ve sorunların çözülmesinde bir arabulucu noktasında. Türkiye’nin temel tezlerinin dikkatlice takip edilmesi gerekiyor. Bölge ülkelerinin ve İran’ın da Türkiye’den yükselen sese kulak vermesi gerekiyor. Türkiye bu bölgede denge, kilit noktada. Türkiye’nin temel duruşu çok net. Türkiye, bölgemizde bir savaş istemiyor. Bu işlerin masada çözülebileceğini biliyor ve diplomasinin sesinin, silahların sesinden daha güçlü olduğunu biliyor. Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’ne aslında siz bu bölgede barışı sağlamak istiyorsanız, İsrail’in saldırgan ve yayılmacı politikalarına da karşı çıkması gerektiğini söylüyor."
MHP’li Akçay: "CHP cinnet geçiriyor"
15 Şubat 2026 Pazar - 21:51 MHP’li Akçay: "CHP cinnet geçiriyor" MHP Manisa Milletvekili ve Grup Başkanvekili Erkan Akçay, "CHP tam anlamıyla bir cinnet geçirme halindedir" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Manisa Milletvekili ve Grup Başkanvekili Erkan Akçay, bir dizi program kapsamında Soma’yı ziyaret etti. Soma İlçe Başkanlığı’nda partililerle bir araya gelen Akçay, CHP’ye eleştirilerde bulundu. "İhbarcısının, tanığının, sanığının hepsinin de CHP mensubu olduğu gerçeğini dikkate alırsak, bunlar adeta birbirlerine düşmüş bir bunalım içindedir" diyen Akçay, Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı’nın Meclisteki yemin töreninde yaşanan tartışmalara işaret etti. Akçay, "CHP’nin bu bunalımının bir cinnete dönüştüğünü gördük. CHP tam anlamıyla bir cinnet geçirme halindedir. Ne yaptığını bilmez, tutarsız davranışlar sergilemektedir. O çirkin görüntülere yol açan Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Sorumlusu da başta Sayın Özgür Özel ve CHP’nin grup başkanvekilleridir" ifadelerini kullandı. "CHP kaos ve kutuplaşmadan besleniyor" CHP’nin kaos ve kutuplaşmadan beslendiğini savunan Akçay, Türkiye’nin Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sayesinde hedeflerine kararlılıkla ilerlediğini belirtti. CHP’nin çözüm üretmek yerine toplumu kutuplaştırdığını söyleyen Akçay, "Yalan, çarpıtma, demagoji, kışkırtma, kara propaganda, sokak eylemleri ve algı operasyonlarıyla toplumu geriyorlar. Türkiye’yi yabancılara şikâyet ediyorlar. Türkiye’nin milli meselelerinde CHP’yi her zaman karşı safta görürsünüz" dedi. Akçay, CHP’nin dış politika ve terörle mücadeledeki tutumunu da eleştirerek, Suriye ve Irak’ın kuzeyindeki operasyonlar, Libya ile yapılan anlaşmalar, mavi vatan ve Karabağ sürecinde CHP’nin karşı durduğunu iddia etti. Mecliste yaşanan tartışmalara da değinen Akçay, "Kendileri buna ‘eylem’ diyorlar ancak bunun doğru olmadığını düşünen CHP’li milletvekilleri de sıralarında oturarak sessiz tepkilerini göstermiştir. Bazen susarak da tepki gösterilir. Meydana gelen hadisede Milliyetçi Hareket Partisi olarak yer almadık. Bu olaylar çirkindir ve başrol Cumhuriyet Halk Partisi’ne aittir" ifadelerini kullandı. Akçay, "Cumhurbaşkanı atayacağı bakanları sizden icazet alarak mı atayacak? Anayasa ve İçtüzüğün verdiği hakka hangi yetkiyle mani olmaya çalışıyorsunuz? Kendine gel ey CHP. Kendini rehabilite et, kendini tedavi et. Bu bir cinnet halidir, bir akıl tutulmasıdır. Türkiye’nin ikinci büyük partisisiniz ama sorumluluk duymuyorsunuz" dedi.