POLİTİKA
11 Nisan 2026 Cumartesi - 14:01 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Coğrafyamızın da avantajlarını kullanarak lojistikte çeşitlendirme, alternatifleri geliştirme stratejisi izliyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da coğrafyanın da avantajlarını kullanarak lojistikte çeşitlendirme, alternatifleri geliştirme stratejisi izlediklerini belirterek, "Bu noktada önümüzde üç tane kritik lojistik görüyorum. Bunların üçü de aslında Doğu-Güneydoğu ile ilgili" dedi. Bir dizi programa katılmak üzere Diyarbakır’a gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir otelde düzenlenen ’Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Tarım, Gıda ve Sanayi Odaklı Kalkınma Vizyonu Çalıştayı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarının azaltılmasının bir yönüyle bölgelerin refahını yükseltirken, diğer taraftan genel kalkınma süreci içinde sağlam bir zemin teşkil etmekte olduğunu söyledi. Türkiye yüzyılında kapsayıcı ve topyekun bir kalkınma anlayışıyla hareket etmek zorunda olduklarını belirten Yılmaz, Türkiye yüzyılı hedefleri gerçekleştirecekse bunun sadece birkaç metropol şehrin enerjisiyle başarılamayacağını, tüm illerin, tüm bölgelerin enerjisini harekete geçirerek maksimum düzeyde kullanılması gerektiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde güçlenen güven ve istikrar ortamının tarımdan sanayiye, yatırımdan istihdama kadar her alanda çok daha güçlü bir ilerlemenin kapılarını araladığına dikkat çekerek, "Geçtiğimiz 40 yılı aşkın süreçte yaşadığımız ortam, terör ve güvenlik meseleleri maalesef insani kayıplarımızın yanı sıra ekonomik olarak kalkınma bakımından da büyük maliyetler üretmiştir. Doğrudan ve dolaylı ekonomik maliyetlerle ilgili yaptırdığımız bazı hesaplamalarda şunu görüyoruz. Bu da minimum rakam onu söyleyeyim. En az 2 trilyon dolarlık bir kayıptan bahsediyoruz. En az, en hafifinden bu hesaplayabildiğimiz iyi kötü kısmı. Dolayısıyla bu kaynaklar boş yere sarf edilmemiş olsa bu bölgenin ve ülkemizin genelinin kalkınmasına kullanılmış olsa bugün Türkiye Cumhuriyeti çok daha farklı bir noktada olacaktı" dedi. Tüm Türkiye’nin kayıplar yaşadığını, kalkınma anlamında, ekonomik anlamda en büyük kaybı Doğu ve Güneydoğu’nun yaşadığını kaydeden Yılmaz, "Şimdi de tam tersini düşünmemiz lazım. Terörün gündemden düştüğü, huzur ve güven ortamının kalıcı bir şekilde pekiştiği bir dönemde tüm Türkiye kazanacak, 81 vilayetimiz, 86 milyon insanımız kazanacak. Ama en çok da Doğu ve Güneydoğu Anadolu kazanacak, kalkınması, gelişmesi, ivme kazanmış olacak. Bugün sahada gördüğümüz olumlu tablo, terörün gölgesinin çekildiği yerde üretimin canlandığını, şehirlerin nefes aldığını, umutların büyüdüğünü açık biçimde göstermektedir. Hayata geçirdiğimiz projeler, attığımız kararlı adımlar ve illerimizin sahip olduğu büyük imkanlarla bu sürecin önümüzdeki dönemde çok daha ileri bir noktaya taşınacağına yürekten inanıyorum" diye konuştu. 12. Kalkınma Planı’nda bölgesel gelişmişlik düzeylerinde yakınsama sağlanarak toplumsal refahın yaygınlaştırılması hususunu temel bir amaç olarak ortaya koyduklarını aktaran Yılmaz, "23 yıllık hükümetlerimiz döneminde bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması hususunda yürüttüğümüz çalışmaların meyvesini vermeye başladığını ve bölgeler arası farklılığın azaltılması yönünde önemli mesafe katettiğimizi net bir şekilde görüyoruz. Türkiye’de bölgeler arasında en yüksek kişi başına gelirin en düşük kişi başına gelire oranı 2004 yılında 4,83 iken, 2024 yılında bu oran 3,78’e gerilemiştir. Yine 2002 yılında GAP ve DAP bölgelerimizin milli gelirden aldığı pay yüzde 9,1 seviyesindeyken, bu oran 2024 yılında yüzde 10,4 seviyesine yükselmiştir. Her iki bölgemizin ihracat toplamı 2002 yılında sadece 834 milyon dolar seviyesindeyken, 2024 itibarıyla bu rakam 13,7 milyar dolara yükselmiştir. Aynı dönemde bu iki bölgemizin toplam bir ihracatımızdaki payı yüzde 2,3’ten yüzde 5,7’e yükselmiştir. Bunlar önemli rakamlar. Bu ekonomik gelişmelerin yanı sıra her iki bölgemizde de eğitim ve sağlık başlığı olmak üzere pek çok sosyal göstergede önemli ilerlemeler sağlanmıştır" şeklinde konuştu. "Silvan Projesi için 2026 yılında 19,4 milyar lira ödenek ayırdık" "2003-2026 döneminde yapılan kamu yatırımlarının reel değeri, yani enflasyonla bugüne getirdiğimizde GAP bölgemizde 1.9 trilyon TL’yi, DAP bölgesinde ise 1.4 trilyon TL’yi aşmış durumda" diyen Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu kümülatif yatırımlarımız, bunlar sadece kamu, altyapı yatırımları. Bir taraftan da özel yatırımlar var. Onlara tabii teşvikler veriliyor, onlara girmiyorum. Son yıllarda sulama yatırımları, arazi toplulaştırma çalışmaları ve üretim altyapısının modernizasyonu ile önemli bir dönüşüm süreci başlatmış durumdayız. GAP bölgesinde 675 bin hektar, DAP bölgesinde ise 883 bin hektar alanı modern sulama ile üretime kazandırmış durumdayız. Bu sayede pamuk, mısır ve mercimek gibi ürünlerde önemli artışlar sağladık. Hayvancılıkta yem bitkisi üretimini güçlendirdik ve entegre tesisler için güçlü bir altyapı oluşturduk. Bu yatırımların daha ileri bir aşamaya taşınması amacıyla Silvan Projesi için 2026 yılında 19,4 milyar lira ödenek ayırdık. Bir yılda bir tek projeye ayırdığımız ödenek. Bunu da hangi ortamda yapıyoruz? Bölgemizde jeopolitik risklerin arttığı, tüm dünyada savunma harcamalarının yükseldiği bir ortamda. Tarihimizin en büyük depremini yaşadığımız, 90 milyar doların üzerinde ekstra bir yükle karşı karşıya kaldığımız bir dönemde bunu yapıyoruz." "300 bin civarında vatandaşımız iş sahibi olacak" Silvan Projesi’ne hükümetin gösterdiği dikkatin, verdiği önemin en açık göstergesi olduğuna inandığını söyleyen Yılmaz, "Kapsamlı bir proje var. İçinde birçok alt unsurlar var. Tüneller, barajlar, ana kanallar, tarla içine dönük çalışmalar. Bütün bunlar tamamlandığında 235 bin hektar alan sulamaya açılacak ve 300 bin civarında vatandaşımız iş sahibi olacak. Tabii sulama, tarımsal üretim için tek başına değerlendirilmemeli. Bu artan tarımsal üretimin gıda sanayisine yansımaları olacak, ticarete yansımaları olacak. Geniş bir coğrafya var. Orayla ticarete yeni bir güç verecek. Dolayısıyla çok boyutlu bir şekilde. Silvan Projesi’ni sadece bir Diyarbakır projesi olarak da belki görmemek lazım. Bölgesel bir proje olarak görmek lazım. Çevre illerle birlikte bu yansımalarını görüp, bir hazırlık yapılmasında çok büyük fayda var. O çalışmanın başlatıldığını duymaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum" dedi. GAP bölgesinde toplam 2,6 milyon hektar, DAP bölgesinde 1 milyon hektara yaklaşan tarım arazisinde arazi toplulaştırma çalışması yaparak üretkenliği, verimliliği önemli oranda arttırdıklarına değinen Yılmaz, "609 bin hektar alanda bu çalışmalarımız devam ediyor. Ve sadece 2026 yılında bu işler için ayırdığımız ödenek 2 milyar Türk lirası. Bugüne kadar da çok sayıda alanda bunu başardık. Tarım ile sanayi entegrasyonunu güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiğimiz organize tarım bölgeleriyle üretim, işleme ve depolama süreçlerini yine aynı merkezde buluşturuyoruz. Bu kapsamda bölgede yaklaşık 200 bin hektar alanda tarımsal üretim altyapısı kurulmuş, 181 bin büyükbaş ve 400 bin küçükbaş kapasiteli modern tesisler hayata geçirilmiştir. Metropol şehirlerimizden özellikle İstanbul’dan Anadolu’ya doğru sanayinin kaydırılması, belli sanayi kollarının özellikle kaydırılmasında büyük fayda görüyoruz. Hem deprem riski açısından hem yükselen maliyetler ve rekabet gücü bakımından bu sürecin yaşanması gerekiyor. Biz de bunu planlı bir şekilde gerçekleştirme gayreti içindeyiz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız bu konuda çok yoğun bir çalışması yapıyor, diğer bakanlıklarımızla da birlikte çalışıyorlar. Örneğin demir yolu hatlarıyla oluşturacağımız yeni sanayi koridorları arasında bir ilişki kuruyoruz. Birlikte bir planlama yapıyoruz. Yine tarıma dikkat ediyoruz, diğer alanlara dikkat ediyoruz ve bütüncül bir planlama gerçekleştiriyoruz. Bu çerçevede mega endüstriyel parkların kurulacağı dört yeni sanayi koridoru belirlemiş durumdayız. İlk aşamada Samsun-Mersin hattını, ilerleyen fazlarda ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerini kapsayacak Mersin-Şırnak, Sivas-Iğdır ve Trabzon-Şırnak yeni sanayi hatlarını kademeli bir şekilde devreye alacağız" diye konuştu. "Doğu’da, Güneydoğu’da yaptıklarımız, Türkiye’de yaptıklarımızdan kat kat daha fazla" diyen Yılmaz, "Fiziki anlamda gerçekleşmeler. Bölünmüş yol biliyorsunuz bu dönem 6 bin küsurlardan 30 binlere geldi bütün Türkiye genelinde. GAP bölgemizde 2002 yılında sadece 288 kilometre bölünmüştür yol varmış. 2025 yılında 8,5 artışla 2 bin 728 kilometreye ulaşmış durumda. DAP bölgesinde sadece 260 kilometre varmış. Bugün 19 kat artışla 5 bin 220 kilometreye çıkmış durumda. Demir yolu ve lojistik projeleriyle yörelerimizi uluslararası ticaret ağlarıyla da entegre ediyoruz. Bulunduğumuz coğrafyada savaşlar başta olmak üzere krizlerle sık sık karşılaşıyoruz. Ukrayna, Rusya, İran, ABD, İsrail bunun son dönemdeki örnekleri. Biz de coğrafyamızın da avantajlarını kullanarak lojistikte çeşitlendirme, alternatifleri geliştirme stratejisi izliyoruz. Bu noktada önümüzde üç tane kritik lojistik görüyorum. Bunların üçü de aslında Doğu-Güneydoğu ile ilgili. Birincisi Kalkınma Yolu Projesi, ikincisi Zengezur Koridoru. Üçüncü stratejik ulaşım ağı olarak şunu görüyorum; Suriye’de yeni oluşan ortamla birlikte geçmişte de Hicaz Demiryolu vardı biliyorsunuz. Türkiye’den Suriye’yi geçerek Ürdün’e, oradan Hicaz bölgesine inen hat. Şimdi ona da modern bir çerçevede yeniden bakmamızda büyük fayda var diye düşünüyorum. Otoyollarıyla, demir yollarıyla, başka birtakım projeleriyle Suriye de bizim için yeni bir lojistik perspektif açmış durumda. Buna da mutlaka daha yakından bakmak durumundayız" dedi. GAP’ta son ilan edilen planda 198 projeye 496 milyar lira, DAP için ise 151 projeye 531 milyar lira kaynak tahsis etmeyi öngördüklerini kaydeden Yılmaz, "2025 yılı sonu itibarıyla GAP’taki 198 projenin 17’sini tamamladık. Toplamda 88,7 milyar lira ödenek tahsis ederek, şimdiden planımızın yüzde 17.9’unu gerçekleştirmiş olduk. Aynı şekilde DAP eylem planında 151 projenin 17’sini tamamladık. Toplamda 82,2 milyar lira ödenek tahsis ederek, burada da planımızın bir yılda yüzde 15,5’ini gerçekleştirmiş olduk. 2026 ve 2027’de inşallah ivmelenerek bu süreç devam edecektir" dedi. Toplantı sonunda elde edilecek verilerin ve önerilerin raporlaştırılarak, devletin ilgili üst kademelerine sunulacağı bildirildi. Hazırlanacak raporla, bölgenin tarım, gıda ve sanayi alanlarındaki potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi, ticaret hacminin artırılması ve yeni yatırım alanlarının desteklenmesine yönelik somut bir yol haritası oluşturulmasının hedeflendiği kaydedildi. Çalıştaya Vali Murat Zorluoğlu, önceki dönem Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı ve TARPOL Yönetim Kurulu Başkanı Mehdi Eker, AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Mehmet Galip Ensarioğlu, Suna Kepolu Ataman, Mehmet Sait Yaz, bakan yardımcıları Oruç Baba İnan, Mahmut Gürcan, Abdullah Erdem Cantimur ile tarım sektörü temsilcileri katıldı.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 12:31 Bakan Ersoy, Avrupa tur operatörleriyle bir araya geldi Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Avrupa’nın önde gelen tur operatörlerinden Jet2 CEO’su Steve Heapy ve Dertour Grubu Almanya Global Sözleşme Direktörü Joachim Seip ile bir araya geldi. Türkiye’nin turizmde ana pazarlarda yürütülen çalışmaları, yeni sezon öncesinde daha da yoğunlaştı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Avrupa’nın önde gelen tur operatörlerinden Jet2 CEO’su Steve Heapy ve Dertour Grubu Almanya Global Sözleşme Direktörü Joachim Seip ile bir araya geldi. Bakan Ersoy’un Antalya ve İstanbul’da gerçekleştirdiği temaslarda hem mevcut performansın değerlendirilmesi hem de önümüzdeki döneme ilişkin yol haritası netleştirildi. "Almanya ve İngiltere pazarlarında yürüttüğümüz iş birliklerini değerlendirdik" Türkiye’nin iki operatörün portföyündeki konumunu daha da ileriye taşıyacak iş birliklerini kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Bakan Ersoy, "Avrupa’nın ve Birleşik Krallık’ın önde gelen tur operatörlerinden Jet2 CEO’su Steve Heapy ve Dertour Grubu Almanya Global Sözleşme Direktörü Joachim Seip ile bir araya geldik. Almanya ve İngiltere pazarlarında yürüttüğümüz iş birliklerini, 2026 yılı hedeflerimizi ve sezonun genel görünümünü kapsamlı şekilde değerlendirdik. Yılın ilk dönemine ilişkin rezervasyon eğilimleri, erken rezervasyon sürecindeki dalgalanmalar ve Paskalya döneminin etkileriyle birlikte sezonun geri kalanına yönelik talep görünümünü ele aldık. Jet2 ile yürüttüğümüz kampanyalar ve ilave aksiyonlar ile Dertour tarafında Almanya başta olmak üzere farklı pazarlarda hayata geçirilen çalışmaların etkilerini değerlendirdik. Türkiye’nin bu iki güçlü operatörün portföyündeki konumunu daha da ileri taşıyacak iş birliklerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. Kampanyalar masaya yatırıldı Bakan Ersoy’un yaptığı görüşmelerde hem Almanya hem de İngiltere pazarında erken sezon verileri, rezervasyon dinamikleri ve talep eğilimleri ayrıntılı şekilde ele alındı. Mevcut kampanyaların etkisi, yeni dönem bütçe planlamaları ve pazara özel aksiyonlar kapsamlı biçimde değerlendirildi. Türkiye’nin her iki operatörün portföyündeki güçlü konumunu koruduğu vurgulanırken, yeni iş birlikleri ve stratejik adımlarla bu konumun daha da ileri taşınmasının hedeflendiği aktarıldı. Almanya’nın yanı sıra Avusturya, Çekya ve Macaristan’dan da ziyaretçi akışı bekleniyor Avrupa’nın en önemli turizm gruplarından biri olan Dertour Group ile yürütülen iş birlikleri, Almanya başta olmak üzere Orta ve Doğu Avrupa pazarlarını kapsayan geniş bir coğrafyada devam ediyor. Grup, Almanya’nın yanı sıra Avusturya, Çekya, Macaristan, Romanya ve Slovakya gibi pazarlarda Türkiye’ye önemli bir ziyaretçi akışı sağlıyor. Yapılan çalışmalar kapsamında Almanya pazarı ağırlıklı olmak üzere yürütülen reklam kampanyaları ve arz güvenliği desteklerinin Türkiye’nin bu pazardaki güçlü konumunu pekiştirmesi bekleniyor. Mart ayı itibarıyla rezervasyonlarda yeniden artış gözlenirken, yaz sezonuna ilişkin genel görünüm pozitif olarak değerlendiriliyor. JET2 ile sezona yayılan kampanya süreci Jet2holidays markasıyla paket tur pazarlarından biri olan Jet2 ile yürütülen çalışmalar, Birleşik Krallık pazarında Türkiye’nin güçlü konumunu destekleyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Jet2’nin uçuş ve konaklamayı entegre eden yapısının Türkiye’ye yönelik talebin sürdürülebilirliğinde kritik rol oynadığı belirtildi. Jet2 tarafından sezonu desteklemek amacıyla ilave kampanya talepleri gündeme gelirken, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından da satış odaklı yeni kampanyaların devreye alınacağı edinilen bilgiler arasında yer aldı.
AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan çarşı esnafıyla bir araya geldi
15 Kasım 2025 Cumartesi - 10:42 AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan çarşı esnafıyla bir araya geldi AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odası tarafından düzenlenen programda çarşı esnafıyla bir araya geldi. Başkan Gürkan, Abdal Meydanı’nında gerçekleştirilen buluşmada, tarihi çarşı ve hanlar bölgesindeki esnafların öneri ve taleplerini dinledi. "Bursa esnafı şehrimizin omurgasıdır" İl Başkanı Davut Gürkan, Bursa esnafının şehir ekonomisindeki yeri ve sosyal dayanışmadaki önemine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: "Bursa esnafı, bu şehrin omurgasıdır. Sabahın ilk ışıklarıyla tezgâhını açan, alın teriyle kazanan her bir esnaf kardeşimiz, Bursa’nın bereketine bereket katıyor. Bizim için esnaf sadece ticaret yapan kişi değil; aynı zamanda bu şehrin vicdanı, birleştirici gücüdür." "Esnafımızın her zaman yanındayız" Gürkan, esnaftan gelen her talep ve öneriyi dikkatle dinlediklerini belirterek, "Biz siyaseti halk içinde yapıyoruz. Esnafımızın sesi, bizim yol haritamızı belirliyor. Üreten, istihdam sağlayan, bu şehre değer katan her bir esnaf kardeşimizin yanında olmaya devam edeceğiz." dedi. "Sahadayız, esnafımızla omuz omuzayız" İl Başkanı Davut Gürkan, her fırsatta esnafla bir araya geldiklerini de belirterek, "Bizim için, sahada olmak önemli. Esnafımızın beklentilerini ve önerilerini yerinde dinliyor, birlikte çözüm arıyoruz." ifadelerini kullandı Programın ardından Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Fahrettin Bilgit ile birlikte iş yeri ziyaretleri de yapan Başkan Gürkan, tezgâhın başına geçerek vatandaşlara simit ve tahinli pide ikram etti.
Bakan Ersoy: "Ankara Büyükşehir Belediyesi ile bizim maliyetlerimiz açısından ciddi fark var"
14 Kasım 2025 Cuma - 23:59 Bakan Ersoy: "Ankara Büyükşehir Belediyesi ile bizim maliyetlerimiz açısından ciddi fark var" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Kültür Yolu Festivali’nde yapılan konserler arasında ciddi maliyet farkı olduğunu belirterek, "Ankara Büyükşehir Belediyesi ile bizim maliyetlerimiz açısından arada çok ciddi bir fark var. Bizimki çok düşük ama sebepleri de var. O zaman da anlatmaya çalıştım. O zamanki net rakam 20’de 1’di. 16 milyonun 20’de 1’i" dedi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Kültür ve Turizm Bakanlığı, bağlı ve ilgili kuruluşların 2026 yılı bütçesi ve kesin hesabının görüşmeleri tamamlandı. Milletvekillerinin konuşmalarının ardından Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, soruları cevapladı. Kissebükü Koyu ile Adalıyalı koylarının farklı olduğunu vurgulayan Bakan Ersoy, "Bir kere Kissebükü Adalıyalı farklı koylar. Otelinizin koyu mu oluyor diye soruyorlar ama otel birbirini görmüyor. İki koy, üç koy ötesinde birbirlerini görmüyorlar. İkisi farklı koylar. Kissebükü, Bodrum için önemli bir koydur ve biz orada gerçekten çok ciddi hem kamulaştırma hem arkeolojik çalışma yapıyoruz. Bu durumlar da bunun değerini biliyorlar. Niçin yapıldığını da biliyorlar. Nasıl sahip çıktığımızı da biliyorlar" diye konuştu. Kültür Yolu Festivalleri kapsamında gerçekleştirilen konserlerin maliyetine ilişkin gelen soruya cevap veren Bakan Ersoy, "Türkiye Kültür Yolu Festivali Bakanlığımıza bağlı yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü tarafından organize ediliyor. Zaten bu genel müdürlük bunu organize etsin diye adı da değiştirildi. Ana işi, ana faaliyet kolu bu oldu ve Bakanlığımızın tüm faaliyetleri gibi bakın bütün harcamaları özellikle buradan yapmamızın sebebi Sayıştay denetiminde tabi olmasıdır. ’Bir denetime tabi değil sizde şeffaflık yok’ diyorsunuz ya orada hepsi var" dedi. Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Kültür Yolu Festivali’nde yapılan konserler arasında ciddi maliyet farkı olduğunu vurgulayan Bakan Ersoy, "Ankara Büyükşehir Belediyesi ile bizim maliyetlerimiz açısından arada çok ciddi bir fark var. Bizimki çok düşük ama sebepleri de var. O zaman da anlatmaya çalıştım. O zamanki net rakam 20’de 1’di. 16 milyonun 20’de 1’i söylemiştim zaten. 800 bin lira bizim maliyetimiz ama elma ile elmayı kıyaslarsanız yani büyük konserle büyük konseri kastediyorum. Şimdi bunun içinde sahne var. Sanatçı var. Şimdi bakın burada iki tane şeyi özellikle belirtmek istiyorum. Bir, sanatçılarımıza her zaman bakın şükranlarımı sunuyorum. Bizden normal kaşe ücretlerini almıyorlar, çok düşük kaşe ücretleriyle çalışıyorlar" diye konuştu. Bolu Kartalkaya’da meydana gelen yangına ilişkin eleştirilere cevap veren Bakan Ersoy, "Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen işletme belgesi esaslı belge değil, aslında tamamlayıcı belge kapsamında. Yani ne demek istiyoruz, tamamlayıcı belge ne demek, esaslı belge ne demek. Siz bugün bir otel açmak istediğiniz zaman öncelikli olarak Bakanlığımız dışındaki bakanlıklardan ve ilgili yerel idarelere bağlı kurumlardan en az 7 tane belge almak zorundasınız. Önce bu belgeleri temin ediyorsunuz, sonra bu belgelerle birlikte bağlı olduğunuz yerel idareye başvuruyorsunuz. Yani belediye sınırları içindeyse belediye, değilse il özel idareye başvuruyorsunuz. Yerel idare tarafından size iş yeri açma çalışma ruhsatı veriliyor. Siz aslında oteli iş yeri açma çalışma ruhsatıyla açıyorsunuz. Yani otel hizmete giriyor, ziyaretçi almaya başlıyor, konaklamalar başlıyor" ifadelerini kullandı. AK Parti ile CHP ve İYİ Parti milletvekilleri arasında tartışma çıktı İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, Bakan Ersoy’a "Kim denetleniyor Sayın Bakan’ım" dedi. Bunun üzerine AK Parti Adıyaman Milletvekili Resul Kurt, "Dinle" diye cevap verdi. CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp ise bunun üzerine AK Partili vekile tepki gösterdi. Bakan Ersoy tartışmanın ardından sözlerine şöyle devam etti: "İş yeri açma, çalışma ruhsatı aldıktan ve yolcu ziyaretleri başladıktan sonra bakanlık ruhsat için davet edilebiliyor. Daha öncesinde davet edilmiyor. Eğer siz bu açılma işlemini yapmasaydınız bakanlık hiçbir zaman devreye giremiyor. Bakanlık geldikten sonra da aslında sizin gösterdiğiniz belgenin üzerinde belirtilen sınıflandırma ve türle ilgili denetim yapıyor." Görüşmelerin tamamlanmasının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi kabul edildi.
MHP Genel Sekreteri Büyükataman, İnegöl’de STK temsilcileri ve muhtarlarla buluştu
14 Kasım 2025 Cuma - 23:01 MHP Genel Sekreteri Büyükataman, İnegöl’de STK temsilcileri ve muhtarlarla buluştu MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, İnegöl’de STK temsilcileri ve muhtarlarla bir araya gelerek birlik ve beraberlik mesajı verdi. MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, MHP’nin "Derdin Derdimiz" buluşmaları kapsamında Bursa’nın İnegöl ilçesinde sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve mahalle muhtarlarıyla bir araya geldi. İnegöl Kent Müzesi Konferans Salonu’nda düzenlenen programa Büyükataman’ın yanı sıra, MHP Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu, MHP Bursa İl Başkanı Muhammet Tekin, Bursa Ülkü Ocakları İl Başkanı Nurtaç Usta, MHP İnegöl İlçe Başkanı Uğur Bayram, parti yöneticileri, STK temsilcileri ve muhtarlar katıldı. Programda konuşan MHP Genel Sekreteri Büyükataman, birlik ve beraberliğin önemine vurgu yaparak, İstiklal Marşı şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy yıllar önce ‘Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez’ diyerek millet olmanın ehemmiyetini ortaya koymuştur. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli, Türk milletine dayatılmak istenen tefrikayı görmüş ve ülkemizin istiklalini güvence altına alan Terörsüz Türkiye adımını atmıştır. Bu milli adım, devlet politikası haline gelmiş ve milletimiz tarafından sahiplenilmiştir" dedi. Büyükataman, Türkiye’nin istikbali için atılan her adımın bazı çevreleri rahatsız ettiğini ifade ederek, "Bölgemizi savaş ve istikrarsızlığa mahkûm etmek isteyen soykırımcı İsrail, Terörsüz Türkiye hedefimizden rahatsızdır. Günlerini mahkeme kapılarında geçiren CHP bu meseleyi milli güvenlik konusu olarak görememiş, bu kutlu hedef üzerinden siyasi rant devşirmeye çalışmıştır. İYİ Parti ise iftiralarla hedefimizi karalamaktadır. Terör örgütünün siyasi uzantısıyla ittifak yapan, anayasa taslağı hazırlayan ve sınır ötesi operasyonlara karşı çıkan siz değil miydiniz? Hangi yüzle bu hedefi karalıyorsunuz?" diye konuştu. MHP’nin siyaset anlayışının millet odaklı olduğunu vurgulayan Büyükataman, "Biz siyaseti menfaat için yapmıyoruz. Genel Başkanımızın ‘Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben’ anlayışıyla hareket ediyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi’nin vizyonu dar kalıplara sığmaz. Siyasi menzilimizi milletimizin istek ve beklentilerine göre belirliyoruz" dedi. Türkiye’nin kuruluşundan bu yana pek çok badire atlattığını ifade eden Büyükataman, ülkeyi bölmek isteyenlerin her dönem çeşitli oyunlar devreye soktuğunu kaydetti. Büyükataman, "Etnik ve mezhep temelli ayrıştırmalar üzerinden kardeşliğimizi yok etmeye çalıştılar ancak milletimiz her defasında bu oyunları bozdu. Bugün de benzer senaryoları devreye sokmak isteyenler var. Bu nedenle milletçe uyanık olmak ve birlik içinde olmak zorundayız" dedi. Büyükataman konuşmasını, Türk milletinin her türlü oyunu bozacak güce ve iradeye sahip olduğunu vurgulayarak tamamladı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Soylu: "Türkiye’nin siyasi istikametini değiştirmeye kalkışan yapıya İstanbul Başsavcılığı izin vermemiştir"
14 Kasım 2025 Cuma - 22:13 AK Parti İstanbul Milletvekili Soylu: "Türkiye’nin siyasi istikametini değiştirmeye kalkışan yapıya İstanbul Başsavcılığı izin vermemiştir" AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, "Türkiye’nin geleceğini, siyasi istikametini değiştirmeye kalkışan yapıya, İstanbul Başsavcılığı hazırladığı iddianameyle izin vermemiştir" dedi. AK Parti İstanbul Milletvekili Soylu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Hukuk, İBB iddianamesiyle üzerine düşeni yapmış; siyaseti sermaye, para gücü ve dış bağlantılarla esir almak isteyen yapılara karşı, siyasetin ‘haysiyetini’ korumuştur. Millet, yönetme veya denetleme erkini siyasetçiye sandıkla, demokrasiyle yani kendi iradesiyle teslim eder. Buna karşılık dünyanın her yerinde sermaye siyaseti dizayn etmek ister; fakat halk egemenliğinin güçlü olduğu siyasette, halkın seçtiğiyle yarışmaya dahi cesaret edemez. Partileri hileyle, entrikayla, yolsuzlukla ve suç gelirleriyle ele geçirip Türkiye’nin geleceğini, siyasi istikametini değiştirmeye kalkışan yapıya, İstanbul Başsavcılığı hazırladığı iddianameyle izin vermemiştir. Bu karanlık mekanizma zamanında fark edilmeseydi; milletin en temel gücü olan oy, sandık ve serbest seçim hakkı, para gücünün ve dış dizayn edicilerin hileli yöntemleriyle devre dışı bırakılacaktı" ifadelerini kullandı. Siyasetçilerin hata da yapabileceğini vurgulayan Soylu, "Allah korusun. 15 Temmuz’da başaramadıkları Türkiye’yi işgal girişimini bu kez parayla, operasyonlarla, casuslukla ve benzeri yöntemlerle; herkesi itibarsızlaştırarak, sindirerek, tasfiye ederek tamamlamaya çalışacaklardı. Siyasetçi hata da yapar, doğruda da isabet eder; ancak yaptığı her şey milletin gözünün önündedir. Partilerde kararı kongre verir, ülkede kararı seçim verir; sandıkla tecelli eden milletin iradesinin üzerinde güç yoktur. Şaibeli parti kongrelerinde oyların parayla satın alındığı, sonuçların para karşılığı değiştirildiği bir düzen; siyaseti hükümsüz kılar, demokrasiyi yok eder ve yerine sermaye vesayetini geçirir. Bu; Türkiye’yi içeriden ve dışarıdan oligarşik bir yapının kontrolüne bırakmak, milli iradeyi tasfiye etmektir" dedi. Siyasette her şeyin değişeceğini ama değişmeyen şeyin halkın iradesi olduğunu vurgulayan Soylu, şunları kaydetti: "Çünkü siyaset yapmak isteyenler paranın gücüne mağlup olursa toplumla siyasetin bağı kesilir. Siyaset, hiç hak etmediği halde sınıfsallaşır ve oligarşi siyaseti ele geçirir. Biz oluruz, başkası olur; iktidar değişir, muhalefet değişir. Ama değişmeyen tek şey milletin seçtiğidir. Hukuk da tam bu noktada devreye girerek; siyaseti ve milli iradeyi ahtapot gibi sarmaya çalışan bu yapının kollarını kesmiş, devletin, milletin ve demokrasinin önüne kurulmak istenen vesayete sağlam bir set çekmiştir. Bu ülkenin siyaseti kimsenin operasyon sahası değildir. Hiçbir odak; parayla, tehditle, şantajla, casuslukla veya dış bağlantılarla Türk siyasetini ele geçiremez, Türk demokrasisine ayar veremez. Milletin iradesine, sandığın namusuna ve siyasetin meşruiyetine uzanan her el kırılır, her yapı hukuk karşısında hesap verir. Bugün siyaset yapan herkes, olup bitene bir de bu pencereden bakmalıdır."
Bakan Güler’den şehit ailelerine ziyaret
14 Kasım 2025 Cuma - 21:32 Bakan Güler’den şehit ailelerine ziyaret Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, askeri kargo uçağının düşmesi sonucu şehit olan Hava Pilot Üsteğmen Cüneyt Kandemir ve Hava Ulaştırma Uzman Çavuş Cem Dolapci’nin ailelerini ziyaret etti. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, C-130 tipi askeri kargo uçağının düşmesi sonucu şehit olan 20 askerden biri olan Hava Pilot Üsteğmen Cüneyt Kandemir’in Ankara Ballıkpınar’daki evine taziye ziyaretinde bulundu. Bakan Güler’in beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel de taziye ziyaretinde yer aldı. Bakan Yaşar Güler, şehidini ailesine ve akrabalarına başsağlığı dileklerini sunarak şehitlere Allah’tan rahmet diledi. Bakan Güler, "Çok kıymetli şehit ailemiz, çok kıymetli kardeşlerim. Hepinizi ben, Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımız, sizleri saygıyla selamlıyoruz. Hepimizin başı sağ olsun. Allah şehit evladımızın mekanını cennet eylesin. Bugün ebediyete uğurladığımız kahraman şehit evladımızı anmak ve hep beraber sizlerle birlikte olmak için geldik. Bütün devre arkadaşları da burada ve onlar da artık sizin evladınız. Ne onlar ne de biz sizi yalnız bırakmayacağız. Cüneyt evladımız vatanı, milleti ve bayrağı için bir görev esnasında şehit oldu. Allah nur içinde yatırsın diyoruz. Aynı zamanda ailesine de büyük bir şeref bıraktı. Bu hiçbir zaman unutulmayacak. Biz Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bugün, yarın her zaman yanınızda olacağız, sizleri arayacağız. Diğer şehitlerimizin hatıralarını yaşattığımız gibi Cüneyt evladımızın hatırasını da sonsuza kadar yaşatacağız. Ben ve arkadaşlarım tekrar sizleri saygıyla selamlıyoruz, iyi akşamlar diliyoruz. Ruhu şad olsun, mekanı cennet olsun diyoruz" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Hava Pilot Üsteğmen Cüneyt Kandemir’in Ankara Ballıkpınar’daki evine gerçekleştirdiği taziye ziyaretinin ardından şehit Hava Ulaştırma Uzman Çavuş Cem Dolapci’nin Ankara Mamak’taki evini ziyaret etti. Beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel ile kahraman şehidin evini ziyaret eden Bakan Yaşar Güler, şehidin ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileklerini sundu ve şehitlere Allah’tan rahmet diledi. Bakan Güler, "Sizleri şahsım, Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımız adına saygıyla selamlıyorum. Hepimizin başı sağ olsun. Allah şehidimizi cennete kavuştursun inşallah. Acımız çok büyük ama bir o kadar da gururluyuz. Şehit evladımız ve diğer şehitlerimiz büyük bir gurur bıraktılar ve öyle gittiler. Allah onları nur içinde yatırsın. Hepsinin mekanları cennet olsun. Türk Silahlı Kuvvetleri olarak her zaman yanınızda olacağız. Hepimizi bir evladınız olarak kabul ediniz. Her zaman yanınızda olacağız, arayacağız, soracağız. İyi gününüzde de kötü gününüzde de hep yanınızda olacağız. Cem evladımızın da hatırasını sonsuza kadar yaşatmak bizim için bir görev ve bunu da inşallah yerine getireceğiz. Ben bir kez daha evladımıza Allah’tan rahmet diliyorum, mekanı cennet olsun, nur içinde yatsın diyorum ve hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum" diye konuştu.
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek: "Anavatan Türkiye, KKTC’li kardeşlerini asla yalnız bırakmadı ve bırakmayacaktır"
14 Kasım 2025 Cuma - 21:31 Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek: "Anavatan Türkiye, KKTC’li kardeşlerini asla yalnız bırakmadı ve bırakmayacaktır" Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye-KKTC dayanışmasına ve ortak gelecek vizyonuna vurgu yaparak, "Anavatan Türkiye, KKTC’li kardeşlerini asla yalnız bırakmadı ve bırakmayacaktır" dedi. KKTC’nin 42. kuruluş yıldönümü Ankara’da düzenlenen resepsiyonla kutlandı. KKTC’nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu’nun ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanı sıra yabancı misyon şefleri ve davetliler katıldı. Resepsiyonun açılış konuşmasında Büyükelçi Korukoğlu, 11 Kasım’da TSK’ya ait nakliye uçağının düşmesi sonucu 20 Türk askerinin şehit olmasının Kıbrıs Türk halkını derinden üzdüğünü vurguladı. KKTC’nin 42 yıl önce kendi mukadderatını tayin eden bir halkın iradesiyle kurulduğunu dile getiren Korukoğlu, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğünü 1974 Barış Harekâtı ile kazandığını ve devletin 42 yıldır bağımsız şekilde yaşadığını ifade etti. Korukoğlu, 2025’te gerçekleşen seçimlerin "yerleşmiş demokratik kültürün bir yansıması" olduğunu belirterek, Türkiye’nin KKTC için "benzersiz bir dayanışma ve işbirliği örneği" sunduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda dile getirdiği "Kıbrıs’ta iki halk ve iki devlet vardır" sözlerini anımsattı. "Türkiye, KKTC’yi asla yalnız bırakmadı" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de, KKTC’nin 42. kuruluş yıldönümünü kutlayarak, Türkiye’nin garantör ülke olarak Kıbrıs Türk halkının yanında olduğunu vurguladı. "Anavatan Türkiye, KKTC’li kardeşlerini asla yalnız bırakmadı ve bırakmayacaktır" diyen Şimşek, Kıbrıs meselesine adil ve kalıcı bir çözüm bulunması için çalışmaların sürdüğünü aktardı. Türkiye-KKTC 2025 Mali İşbirliği Anlaşması’nın, iki ülke arasında bugüne kadar imzalanmış "en kapsamlı mali işbirliği anlaşması" olduğunu vurgulayan Bakan Şimşek, KKTC Maliye Bakanlığı’nın teknolojik altyapısının güçlendirilmesine yönelik projelerin başarıyla tamamlandığını söyledi.
Bakan Kurum: "Türkiye genelinde ise 2025 yılı sonuna kadar 453 bin konutun teslimini gerçekleştireceğiz"
14 Kasım 2025 Cuma - 19:35 Bakan Kurum: "Türkiye genelinde ise 2025 yılı sonuna kadar 453 bin konutun teslimini gerçekleştireceğiz" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Adıyaman’da İndere deprem konutlarında incelemelerde bulundu. Bakan Kurum, "Türkiye genelinde ise 2025 yılı sonuna kadar 453 bin konutun teslimini gerçekleştireceğiz" dedi. Türkiye’nin en büyük şantiye alanlarından biri olarak gösterilen İndere bölgesinde 5 milyon metrekarelik alanda inşa edilen konutlar ve ticari alanlar hızla yükseliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, deprem konutlarında incelemelerde bulunarak, yetkililerden bilgi aldı. Daha sonra yaptığı açıklamada sözlerine şehitlere rahmet dileyerek başlayan Bakan Kurum, Adıyaman’ın yeniden ayağa kalkış sürecinde en önemli noktalardan birinin bu bölge olduğunu belirtti. Kurum, "Yeni Adıyaman’ın simgesi olan İndere’deyiz. Bu proje, Adıyaman’ın gurur tablosudur. Burada hem konutlarımız hem de bereket getirecek ticaret alanları yükseliyor. Adıyamanlı kardeşlerimizin hak ettiği yaşam standartlarını sağlamak için gece gündüz çalışıyoruz" dedi. Bakan Kurum, yarın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla 350 bininci deprem konutunun anahtar tesliminin yapılacağını hatırlatarak, büyük bir eşiğin daha aşılacağını söyledi. Kurum, "Depremin yaşandığı ilk günden bu yana sahayı hiç bırakmadık. Adıyaman’da şu ana kadar 38 bin yeni yuva ve iş yerinin teslimini tamamladık. Yılsonuna kadar 43 bin bağımsız bölümün tamamını bitirmiş olacağız. Böylece Adıyaman merkezde teslim edilmemiş konut kalmayacak. Türkiye genelinde ise 2025 yılı sonuna kadar 453 bin konutun teslimini gerçekleştireceğiz" diye konuştu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in geçtiğimiz hafta deprem konutlarına yönelik eleştirilerine de yanıt veren Kurum, sahadaki çalışmaların en büyük cevap olduğunu belirterek, "Biz cevaplarımızı yalan yanlış bilgilerle değil, icraatlarımızla veririz. 300 bin konutu teslim ettik, yarın 350 bini teslim edeceğiz. Bizi izlemeye devam etsinler; çünkü sahada daha görecekleri çok eser var. Ya milletimizin bu başarısına ortak olacaklar, devletleriyle gurur duyacaklar. Ya da deprem bölgesinden başlamak üzere 86 milyonun karşısında mahpus olacaklar. Biz kararı kendilerine bırakıyor ve yolumuza devam ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin devleti ve milletiyle nasıl bileği bükülmez bir dayanışması olduğunu, nasıl sırtı yere gelmez bir gücü olduğunu, tüm dünyaya göstermeye devam ediyoruz" dedi. Bakan Kurum’a incelemeleri sırasında Adıyaman milletvekilleri İshak Şan, Mustafa Alkayış ve beraberindeki heyet eşlik etti.
Malatya Büyükşehir Belediyesi altyapı çalışmalarına aralıksız devam ediyor
14 Kasım 2025 Cuma - 18:34 Malatya Büyükşehir Belediyesi altyapı çalışmalarına aralıksız devam ediyor Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, MASKİ’nin ‘Battalgazi-Yeşilyurt içme suyu şebekesi rehabilitasyon ve ölçülebilir alt bölge inşaatı’ işi hakkında bilgi alarak, çalışmaları yerinde inceledi. Başkan Er, "7 bölgede toplam yaklaşık maliyeti 600 Milyon TL olan, 95 kilometrelik yeni içme suyu hattı inşa ediyoruz" dedi. Malatya Büyükşehir Belediyesi Malatya Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) 8 milyon avro bedelli Battalgazi-Yeşilyurt içme suyu şebekesi rehabilitasyon ve ölçülebilir alt bölge inşaatı’ kapsamında Ölçülebilir Alt Bölge (DMA) 7 bölgeden oluşan içme suyu şebeke hattı kapsamında farklı çaplarda Düktil ve OPVC boru tiplerinde yaklaşık 95 kilometre hat döşeme çalışmalarını sürdürüyor. Proje kapsamında 36 kilometre ev bağlantı borusu ve abone bağlantısı, 387 hat vanası ve 80 adet yangın hidrantı imalatı da gerçekleştiriliyor. Çalışmalar kapsamında birinci bölgede Atatürk, Gazi, Cumhuriyet, Koşu, Merkez Fatih, Yeşilkaynak ve Kiltepe mahallelerinde 28 kilometre, ikinci bölgede Paşaköşkü, Hacıabdi, Küçük Mustafa Paşa, Ataköy, Nuriye, Hamidiye, Büyük Mustafa Paşa, Aslanbey ve Cevherizade mahallelerinde 14 kilometre, üçüncü bölgede ise Selçuklu, Hanımınçiftliği ve Battalgazi mahallelerinde 9 kilometre imalat çalışması yürütülüyor. Projeyle ilgili bilgi alan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, MASKİ Genel Müdürü Sinan Çeçen ve Yeşiltepe bölgesi muhtarlarıyla birlikte Koşu Mahallesi’nde devam eden hat döşeme çalışmalarını yerinde inceledi. Başkan Er, inceleme sonrası yaptığı açıklamada, "Göreve geldiğimizde ‘Malatya’nın altyapısını rehabilite edeceğiz, yenileyeceğiz’ dedik. Hakikaten bir taraftan şehir ayağa kalkarken, deprem sonrası inşa sürecinde final aşamasına gelirken, Malatya’mızın her tarafından ciddi bir altyapı yatırımı da var. Çok ciddi yatırımlar yapıyoruz. 2025 yatırım programımız kapsamında MASKİ’nin yaptığı içme suyu, kanalizasyon ve yağmur suyu şebekesi çalışmalarının miktarı 4.4 milyar lira. Bu kapsamda Yeşilyurt ve Battalgazi bölgelerinin içme suyu rehabilitasyonu ve ölçülebilir alt bölge oluşturulması ihalesi kapsamında 95 kilometrelik bir çalışma yapılıyor. Yeşiltepe’de; Atatürk, Gazi, Cumhuriyet, Koşu, Merkez Fatih, Yeşilkaynak ve mahallelerinde 28 kilometrelik bir rehabilitasyon çalışmamız var. Bu çalışmayla; eski, deforme olmuş, asbestli boruların tamamını değişiyoruz. En az 50 yıllık bir şebeke rehabilite olacak. Bir diğeri de ölçülebilir alt bölge çalışmasıyla birlikte Malatya’mızda çok ciddi olan kayıp-kaçak sorununun önüne geçmiş olacağız. Şu ana kadar 30’un üzerinde ölçülebilir alt bölge oluşturduk. Bir taraftan kanalizasyon ve içme suyu çalışması yapılırken, geçici olarak yollarda rehabilite edilecek. Çalışmalar bittikten sonra 2026 yılında yol ve peyzaj çalışmalarımız olacak. Bir taraftan altyapıyı tamamlarken bir taraftan da üst yapıyla ilgili çalışmalarımız devam edecek" ifadelerini kullandı. Başkan Sami Er, 95 kilometrelik içme suyu hattının yenilenmesi kapsamında 7 bölgede 600 milyon liralık bir yatırımın yapıldığını kaydederek, "2025 yılı yatırım programımız 4.4 milyar lira. Toplamda bin 50 kilometrelik bir altyapı yenilemesi yapılıyor" dedi. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ve MASKİ Genel Müdürü Sinan Çeçen’e teşekkür eden Cumhuriyet Mahallesi Muhtar Şahin Demirci ise, "6 Şubat depremlerinde Malatya büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldı. Ekonomik krize rağmen Sayın Başkanımız bakanlıkları sıkıştırarak Malatya’nın görünmeyen, asıl paranın harcandığı altyapı harcadığına şahit olduk. Altyapı yenilemesiyle beraber su kesintileri olmayacak. Daha güzel ve temiz su içeceğiz" ifadelerini kullandı. Gazi mahallesi Muhtarı Hüseyin Başıbüyük de, "İçme suyu boru hatlarımızın yenilenmesi bugün gerçekleştiriliyor. Muhtarlar ve mahalleliler olarak çok mutluyuz. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sami Er’in göreve geldiği günden bugüne Yeşiltepe’ye güzel hizmetleri var" dedi. Koşu Mahallesi Muhtarı Fatih Karagöz ise, "Malatya’mızın içme suyu sorununu kıymetli başkanımız Sami Başkanımız göreve geldiğinde çözeceğini söyledi. Kendilerine şahsım ve mahallem adına teşekkür ediyorum. MASKİ Genel Müdürümüze ve sahadaki personellerine de ayrı ayrı teşekkür ederim" diye konuştu. Atatürk Mahallesi Muhtarı Salman Şahbaz da, "Yıllardır Yeşiltepe’nin kanayan yarası olan içme suyu altyapısının yenilenmesi için 2016 yılında karar alınmıştı. Kıymetli Belediye Başkanımız Sami Er tarafından hızlı bir çalışma yapıldı. Bir aydır Yeşiltepe’nin 6 mahallesinde altyapı çalışmaları başladı. Ana arterlerde sokaklarıyla birlikte boru çalışmaları hemen hemen bitti. Bir hafta içerisinde de abone bağlantıları gerçekleştirilecek. Kış daha konforlu geçecek. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sami Er ve MASKİ Genel Müdürümüz Sinan Çeçen’e çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Merkez Fatih Mahalle Muhtarı Kemal Koçak ise, "Yeşiltepe’mizin kanayan yarası olan içme suyu boru hattını yenilemelerinden dolayı Malatya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sami Er ve MASKİ Genel Müdürümüz Sinan Çeçen’e çok teşekkür ediyorum" dedi. Yeşilkaynak Mahalle Muhtarı Servet Türkoğlu ise Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’e yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Zulüm, baskı ve ayrımcılık olduğu sürece buna direnenler de olacaktır. Yarım asrı bulan siyaset hayatımızda bize olan teveccühü boşa çıkarmadık emanete halel getirmedik"
14 Kasım 2025 Cuma - 16:42 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Zulüm, baskı ve ayrımcılık olduğu sürece buna direnenler de olacaktır. Yarım asrı bulan siyaset hayatımızda bize olan teveccühü boşa çıkarmadık emanete halel getirmedik" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’ndeki Uluslararası İnsan Hakları Konferansı ve Yankılar Sergisi Açılış Programı’nda açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’de bütün uyuyanları uyandırmaya bir şule, bir ışık, bir alev yetmiştir" dedi. Haksızlığın karanlığı, hakikatin ışığını asla bastıramadığını kaydeden Erdoğan, "Doğru eninde sonunda kendine bir yol bulur. Zulme karşı hakkı savunacağız. Bir mecra açar ve çağlayan bir ırmak misali gönüllere akar. Kalpleri aydınlatır. Engelleri aşar ve nihayet coğrafyaya yayılır" ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası İnsan Hakları Konferansı ve Yankılar Sergisi Açılış Programı’na katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Arşiv fotoğrafları, belgeler, ses ve video kayıtlarının yanı sıra yapay zeka destekli yenilikçi sanat etkinliklerinin de yer alacağı bu sergi, çağları aşan onurlu bir hak ve adalet arayışının İstanbul’daki yankısını teşkil edecektir. 27 Kasım’a kadar devam edecek bu anlamlı sergiyi tüm vatandaşlarımızın, bilhassa da genç kardeşlerimizin ziyaret etmesini son derece önemli buluyorum. Kendilerinden önce hangi zorlukların çekildiğini, sırf düşüncelerinden ötürü masum insanların hangi baskılar, hangi zorbalıklarla karşı karşıya geldiklerini gençlerimiz burada çok net bir şekilde görebilecektir. Ziyaretçiler, iki büyük şahsiyetin hak ve özgürlük mücadelesinde, iki anıt ismin tüm zorluklara rağmen neleri başarabildiğini, dikenli yollarda nasıl cesurca yürüyebildiklerini çok yakından müşahede edecek" ifadelerini kullandı."Terbiye evvela ailede başlar"Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kendi ifadesiyle anneleri fetih neslinin yetiştiricisi olarak gören Şule ablamız, bir eserinde eğitim ve aileye ilişkin şu cümleleri kuruyordu; ‘İmanlı ve güçlü nesillerin yetişmesi için dini, milli ve ahlaki terbiye ve eğitime son derece ehemmiyet verilmelidir. Bu terbiye evvela ailede başlar. Ailede ise bu eğitim daha çok anneye düşmektedir.’ Eğitim ve kültür sahasındaki faaliyetlerini işte bu anlayışla sürdüren vakfımızın, geçen hafta Milli Eğitim Bakanlığımızla imzaladığı protokolle bütün bu çalışmalarını yeni bir merhaleye taşıdığını görüyoruz. Protokol kapsamında 81 ilimizde 81 okul kütüphanesi, 11 deprem şehrimizde ise 28 eğitim ve meslek atölyesi kurulacak. Ayrıca içinde bulunduğumuz eğitim öğretim yılında 15 bin öğrencimize kırtasiye desteği sağlanacak. Diğer taraftan ortaya koyduğu mücadeleyle tüm dünyada hafızalara kazınan, zulme rıza göstermeyip adaletin sesiyle haykıran şehit Malik el-Şahbaz’ı, yani Malcolm X’i de yine rahmetle, hürmetle anıyorum. Merhum Malcolm X de baskılara aldırmadı, tehditler karşısında yılmadı, zorbalara ve zorbalıklara boyun eğmedi. Ayrıntıcılığın kurumsallaştığı bir dönemde karizmatik ve cesur kişiliğiyle ırkçılığa meydan okudu, eşitsizliğe başkaldırdı. Merhum Malcolm X, doğruları seslendirmenin cesaret gerektirdiği bir dönemde şöyle haykırıyordu; ‘Ben gerçeğin peşindeyim. Kimin söylediği önemli değil. Ben adaletin peşindeyim. Kim için veya kime karşı olduğu önemli değil.’ Yaşadıkları çağa mühürlerini vuran her iki ismin de ortak özelliği şuydu; şartlar ne kadar çetin olursa olsun, zulüm kimden gelirse gelsin, hakkı ve hakikati son nefesine kadar savunmak, inandıkları yoldan asla sapmamak, dönmemek, ayrılmamak. Gönüllerimizin sultanı, hayat ve hidayet rehberimiz Peygamber Efendimiz (S.A.V.), bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştu; ‘Allah’a yemin olsun ki bu davamı terk etmem karşılığında sağ elime güneşi, sol elime de ayı koysalar, Allah’ın dinini güçlendirinceye veya bu yolda canımı verinceye kadar asla bundan vazgeçmeyeceğim.’ İşte bu örnek duruşu hayatlarının merkezine yerleştiren, bu uğurda çile çeken ve bedel ödeyen her iki isim, hiç tartışmasız hem kalplerdeki hem de tarihteki yerlerini almışlardır. İnşallah ebediyen hayırla, şükranla, büyük bir hürmetle hatırlanacaklardır. Rabbim onlardan razı olsun. Bizi de onların gittiği yoldan, bu kutlu güzergahtan ayırmasın diyorum" diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim de katkımızla tesis edilen ateşkesin ardından İsrail’in tüm ihlallerine rağmen yaralarını sarmaya çalışan Filistinli kardeşlerimiz başta olmak üzere Sudan’da, Yemen’de, Somali’de ve daha pek çok yerde zor günler geçiren tüm mazlumlara gerek şahsım gerek eşim gerekse milletim adına buradan dayanışma mesajlarımı yolluyorum. Konferans ve sergimizin hepimiz için bir kez daha hayırlar getirmesini temenni ediyorum. İnsanlık binlerce yıllık tarihinde şuna defalarca kez şahitlik etmiştir; haksızlığın karanlığı, hakikatin ışığını asla bastıramaz. Doğru eninde sonunda kendine bir yol bulur. Zulme karşı hakkı savunacağız. Bir mecra açar ve çağlayan bir ırmak misali gönüllere akar. Kalpleri aydınlatır. Engelleri aşar ve nihayet coğrafyaya yayılır" dedi.Şule Yüksel Şenler’in adalet ve hakikat ışığının Türkiye’deki en güçlü yansımalarından biri olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizlerin de bildiği üzere, kelime anlamı itibarıyla ‘Şule’ ışık, alev, parıltı demektir. 6 yıl önce dualarla ebediyete uğurladığımız Şule Yüksel Şenler adalet ve hakikat ışığının Türkiye’deki en güçlü yansımalarından biri olmuştur. Türkiye’de başörtüsü davasının sancaktarlığını yapmış, düşünce ve ifade hürriyetinin, kılık kıyafet özgürlüğünün tam anlamıyla sağlandığı bir ülke için fedakarca çalışmıştır. Türkiye’de bütün uyuyanları uyandırmaya bir şule, bir ışık, bir alev yetmiştir. Tabii onun bu gayreti vesayetçilerin dikkatini çekmiş, o da Üstat Necip Fazıl ve daha nice fikir ve aksiyon insanı gibi bugün bize özgürlükten dem vuran faşist odakların radarına girmiştir. Gazete manşetlerinden hedef alınmış, sayısız takibata uğramış, kara listelere adı büyük harflerle yazılmıştır. Şuraya özellikle dikkat çekmek istiyorum; eğer dikkat etmezseniz, gazeteler mazlumlardan nefret etmenizi, zalimleri ise sevmenizi sağlar. Malcolm X’in işaret ettiği bu tehlike, milletimizin ve Şule Yüksel Şenler’i sevenlerin basiret ve ferasetiyle bertaraf edilmiş, kimin haklı, kimin mağdur olduğu o günlerde bile çok net bir şekilde görülmüştür. Şule Yüksel Şenler ablamız defalarca tehdit edilmiş, evi kundaklanmış, konferanslarına bomba ihbarları yapılmıştır. Ama o, hapse mahkum edildiği dönemde bile davasından taviz vermemiş, devrin eli sopalı müstekbirlerine boyun eğmemiş, fikrin surlarına iman ve mücadelenin sancağını dikmiştir" şeklinde konuştu.Onun duruşunu anlamak için burada bir noktanın altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şule ablamız için çıkarılan özel af ile Bursa Cezaevi’nden tahliye olması gündeme gelince, ona bu zulmü reva görenlere cevabı şu olmuştu. Özellikle sevgili gençlerimizin buraya dikkat etmesini rica ediyorum. Salonda olanlar veya olmayanlar, ekranları başında bizi izleyenler, buraya dikkat. Şule ablamız şunu söylemişti; ‘Suçsuzun affedildiği nerede görülmüş? Ben kanunlara riayet eden bir fert olarak mahkumiyetimi devam ettiriyorum. Dışarı çıkmayı reddediyorum. Benim buradan ancak cesedimi alırsınız.’ Ve devamında dört duvar arasında kaleme aldığı ‘Hür Mahkumdan Mahkum Hürlere’ adlı şiirinde kendisini sevenlere şu mısralarla seslenmişti; ‘Değil mi ki müminim, baş eğmem zalime. Zalimin zulmü vardır. Hak yolunda aleme. Zindanda olsam dahi görünür bana cennet. Şeref duyun kardeşler, acımayın halime.’ Zulüm kısmak istediği sesi nara yapar ve bazı ölüler, yaşayanlardan daha yüksek sesle konuşur" dedi.Zulüm, baskı ve ayrımcılık olduğu sürece buna direnenler de olacaklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yarım asrı bulan siyaset hayatımızda bize olan teveccühü boşa çıkarmadık emanete halel getirmedik. Başta baş örtüsü yasakları olmak üzere en zorlu engelleri, en çetin badireleri aşmayı başardık. Bundan sonra da kimseden korkmadan, asla geri adım atmadan hakkı savunacağız" diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan’a konuşmalarının ardından hediye takdim edildi.