POLİTİKA
Başkan Aydın’dan Saraybosna’da anlamlı temas 08 Mayıs 2026 Cuma - 11:20:34 Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Bosna-Hersek’in tarihi ve kültürel başkenti Saraybosna’da gerçekleştirdiği temaslarda hem duygusal hem de tarihi önemi yüksek programlara katıldı. Programın ilk durağında Başkan Aydın ve beraberindeki heyet, Bosna-Hersek’in bağımsızlığı uğruna canlarını feda eden kahraman şehitlerin anısına düzenlenen törende yer aldı. Şehitlik anıtına çelenk sunan Aydın, aziz hatıraları saygı, rahmet ve minnetle andı. Törende duygusal anlar yaşanırken, Türkiye ile Bosna-Hersek arasındaki güçlü tarihi bağlar bir kez daha vurgulandı. Ziyaretin ikinci bölümünde ise Stari Grad Onur Günü etkinlikleri kapsamında, kentin simge yapılarından biri olan Beyaz Tabya’nın (Bijela Tabija) açılışı gerçekleştirildi. Yüzyıllara uzanan tarihiyle Saraybosna’nın güçlü simgelerinden biri olan Beyaz Tabya, kapsamlı bir restorasyonun ardından yeniden şehre kazandırıldı. Ziyarette kardeşlik mesajları Açılış töreninde konuşan Başkan Erkan Aydın, tarihi mirasların korunarak gelecek nesillere aktarılmasının ve kültürel yaşama kazandırılmasının örnek bir yaklaşım olduğunu söyledi. Projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen Stari Grad Belediye Başkanı Irfan engi ve Meclis Başkanı Seid kalji’e teşekkür eden Başkan Aydın, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: "Bu projede emeği geçen herkesi, yaklaşık 16. yüzyıldan kalma 500 yıllık beyaz tabyayı restore ederek yeniden halkın kullanımına açtıkları; festivaller, sergiler, kültür ve sanat etkinlikleriyle yaşatılabilir bir mekana dönüştürdükleri için içtenlikle tebrik ediyor, bu değerli çalışma için teşekkür ediyorum. Yüzyıllar boyunca savaşlarda korunma amacıyla inşa edilmiş ve bu güzel şehrin savunmasında önemli bir yere sahip olan üç tabyadan biri olan Beyaz Tabya’nın, bundan sonra Saraybosna’nın kültür, sanat, müzik, festival ve çeşitli etkinliklerine ev sahipliği yapacağını duymak bizleri de son derece mutlu etti. Tarihi mirasın korunarak yaşayan bir kültür alanına dönüştürülmesi gerçekten çok kıymetli bir adımdır. Herkes adına hayırlı olsun." Saraybosna’da gerçekleşen program kültürel bir yeniden doğuşa sahne olurken, Türkiye ile Bosna-Hersek arasındaki gönül bağının ne kadar güçlü ve kalıcı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 09:06 Başkan Sekmen’den Çat çıkarması Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Çat ilçesine çıkarma yaptı, vatandaşlarla bir araya geldi, muhtarla buluştu, AK Parti ilçe teşkilatı ile istişare toplantısı yaptı. AK Parti Çat İlçe Başkanı Yavuz Yaşa ile birlikte ilçede gerçekleştirdikleri saha gezisinde vatandaşlarla bir araya geldiklerini vurgulayan Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, "Mahallelerimizin ihtiyaçlarını yerinde inceledik. Her kararı sahada alan, her hizmeti milletimizin talebi doğrultusunda şekillendiren anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çat’ımızın her mahallesine dokunan eser ve hizmet belediyeciliği anlayışıyla, vatandaşlarımızın taleplerini dinlemeye, ilçemiz için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz. AK Parti Çat İlçe Başkanlığımızı ziyaret ettik. Değerli dava arkadaşlarımızla bir araya gelerek çalışmalarımızla ilgili istişarelerde bulunduk. AK Parti Çat İlçe Başkanımız Yavuz Yaşa kardeşime nazik misafirperverliklerinden ötürü teşekkür ediyor çalışmalarında kolaylıklar diliyorum" dedi. Çat ilçesindeki mahalle muhtarlarıyla bir araya gelerek istişare toplantısı gerçekleştirdiklerini anlatan Başkan Sekmen, "Vatandaşlarımızın taleplerini, mahallelerimizin ihtiyaçlarını ve ilçemize dair yürüttüğümüz çalışmaları hep birlikte değerlendirdik. Ortak akıl ve istişare kültürüyle Çat’ımız için çalışmaya, hizmet üretmeye devam ediyoruz. Misafirperverlikleri ve katkıları için tüm muhtarlarımıza teşekkür ediyor, çalışmalarında kolaylıklar diliyorum" diye konuştu.
DEM Parti Grup Başkanvekili Koçyiğit: "Sorumluluk almayan bir komisyonun Kürt sorununun demokratik çözümünde ne kadar katkı sunacağını da hepimizin sorması gerekiyor"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 16:44 DEM Parti Grup Başkanvekili Koçyiğit: "Sorumluluk almayan bir komisyonun Kürt sorununun demokratik çözümünde ne kadar katkı sunacağını da hepimizin sorması gerekiyor" DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, "Sorumluluk almayan bir komisyonun Kürt sorununun demokratik çözümünde ne kadar katkı sunacağını da hepimizin sorması gerekiyor" dedi. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun somut adımlar atması gerektiğinin altını çizerek, ’Terörsüz Türkiye’ sürecinde ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelere değindi. Koçyiğit, "Sayın Öcalan’ın çağrısının derinleşmesi, ilerlemesi ve sonuç alması için Meclis Komisyonu’nun, biz milletvekillerinin ve siyaset kurumunun da üzerine düşen sorumluluğu derhal yerine getirmesi gerekiyor. 1 Ekim olmadan sürecin ihtiyacı olan yasaların genel çerçevesinin en azından bu komisyonda konuşulması ve ihtisas komisyonlarına genel çerçevenin aktarılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu daha fazla ertelenmeyecek, ötelenmeyecek bir zorunlu süreç olarak önümüzde duruyor. Yoksa aksi takdirde komisyon kendi varlık gerekçesine uygun bir pratik sergilememiş olacaktır. Bu da süreci sekteye uğratacaktır. 11 Temmuz’da silah yakan Barış ve Demokratik Toplum Grubu ülkeye dönemedi. Çünkü bizim bir yasamız yoktu. Çünkü Meclis bir yasa yapmadı, bunun yasal ve hukuki zeminini yapmadı. O zaman buradan sormamız gerekiyor, öncelikli işimiz nedir komisyon olarak? Bizim gerçek anlamda silah bırakanların ülkeye dönüşünü sağlayabilecek ve bugüne kadarki bütün hukuki sorumlulukları ortadan kaldıracak bir yasal düzenlemeyi hızla tartışmamız ve pratik adımları atmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. Koçyiğit, iki temel talepleri olduğunu söyleyerek, "Birincisi hızlı bir şekilde komisyonun bir alt komisyonuna adaya gitmesi ve sürecin baş aktörü olan Sayın Öcalan’la görüşmesi, bu konuda cesur olması, sorumluluk alması. İkincisi 1 Ekim’e çok az bir zaman kaldı. Hızlı bir şekilde sürecin ihtiyacı olacak yasal düzenlemelerin çerçevesini tartışmaya başlamamız ve bu konuda da hızla ilerleme sağlamamız gerekli" şeklinde konuştu. Koçyiğit, başka yöntemlerin düşünülüp düşünülmediğine ilişkin soruya, "Burada süreci yürüten baş aktör olarak Sayın Öcalan bulunuyor. O zaman çok açık ve net; gidilmesi, konuşulması, tartışılması gerekiyor. Başka formülleri hiç konuşmadık ve doğru olacağını da düşünmüyoruz. Bizim milletvekilleri olarak tüm cezaevlerine gidip istediğimiz tutukluyla görüşme hakkımız var. O yüzden buna farklı anlamlar yüklenmesini, bunu bir ayağa gitmek olarak değerlendirmenin kendisini yanlış görüyoruz. O zaman tamam açın İmralı’nın kapılarını, Sayın Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun. Açın İmralı’nın kapılarını, Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü sağlayın, o düşüncelerini gelsin komisyona anlatsın, gelsin bize anlatsın. Bugün böyle bir koşul yoksa ortada o zaman komisyonun doğal olarak İmralı’ya gitmesi ve Sayın Öcalan ile konuşması gerekiyor. Herhangi bir dönemde değiliz, o yüzden cüret etmek, cesaret etmek gerekiyor. Sorumluluk almayan bir komisyonun Kürt sorununun demokratik çözümünde ne kadar katkı sunacağını da hepimizin sorması gerekiyor. Bu komisyon süreçteki en önemli eşiklerden bir tanesiydi" dedi.
Günel; Meclis toplantılarının canlı yayınlanmasını istedi
17 Eylül 2025 Çarşamba - 16:36 Günel; Meclis toplantılarının canlı yayınlanmasını istedi Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili ve Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, yaptığı basın açıklaması Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi toplantılarının canlı yayınlanmasını istediklerini belirtti. Bu talebi Aydın için ve CHP grubunda yer alan 47 Meclis üyesi adına dile getirdiğini kaydeden Ömer Günel, "Cumhuriyet Halk Partisi grubunun saklayacak bir şeyi olsa, böyle bir talebi olmaz. Halkın her şeyi görmesini istiyoruz. Biz hukuk çerçevesinde bize güvenen, partimize 344 bin üç oy veren Aydın halkının hakkını, hukukunu korumaya devam edeceğiz" dedi. Meclis toplantısı sırasında kendisine söz verilmediğini ve bu uygulamanın Meclis teamülleri ve çalışma yönetmeliğine aykırı olduğunu da ileri süren Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili ve Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel "Bir partinin temsilcisi konumunda olan meclis grup başkan vekiline meclis başkanı söz vermek zorundadır. Cumhuriyet Halk Partisi grubunun çalışma isteği, Aydın’a hizmet arzusu var. En ufak bir blok muhalefet irademiz yok, kararımız yok. Tüm yetkililere, tüm arkadaşlarım adına buradan bir kez daha çağrı yapıyorum. Her zaman sulhtan yanayız. Hiçbir zaman savaş, kavga ya da kaos bizim tarzımız değil. Kaos hizmet üretmek istemeyenlerin yöntemidir. Küfür, hakaret söylenecek sözü olmayanların yöntemidir. Bizim böyle bir yöntemimiz yok. CHP Grup Başkan Vekiline söz verilmemesi sadece 47 meclis üyesinin susturulması değildir, 344 bin üç oyun susturulması demektir. Bunu herkes böyle bilsin" ifadelerine yer verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hitler özentisi tiplerin ’kuyruk acısı’ belki de hiç geçmeyecek"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 16:22 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hitler özentisi tiplerin ’kuyruk acısı’ belki de hiç geçmeyecek" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Hitler özentisi tiplerin ’kuyruk acısı’ belki de hiç geçmeyecek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızda, bundan 27 yıl önce ortaya koyduğumuz tavrı, belki de hiçbir zaman unutmayacaklar. Varsın onlar öfke nöbetleri geçirmeye devam etsin. Biz, Müslümanlar olarak Doğu Kudüs üzerindeki haklarımızdan tek bir geri adım dahi atmayacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Bağlıca’da düzenlenen Dışişleri Bakanlığı Yerleşkesi temel atma töreninde konuştu. Yerleşkenin hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, "Sözlerimin hemen başında, isimleri Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki kitabeyle birlikte milletimizin kalbine de şanla, şerefle ve elbette hüzünle yazılan tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Rabbim ruhlarını şad, mekanlarını inşallah cennet eylesin. Yine buradan sizlerin vasıtasıyla dünyanın dört bir yanında devletimizi başarıyla temsil eden, bayrağımızı gururla dalgalandıran diplomatlarımıza sevgilerimi, saygılarımı gönderiyorum. Mevla işlerini kolaylaştırsın, yar ve yardımcıları olsun" dedi. Dışişleri Bakanlığı’nın Doktor Sadık Ahmet Caddesi üzerindeki binasının 1988 yılından beri tam 37 yıldır kuruma hizmet verdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu binanın Bakanlığın son yıllarda genişleyen vizyonuna, artan ihtiyaçlarına ve personel sayısına cevap vermekte yetersiz kaldığını söyledi. Bu sorunu aşmak amacıyla geçici çözüm olarak Bakanlık birimlerinin Ankara’nın farklı yerlerine dağıtılması hususunun gündeme geldiğini ancak bunun sorunu tam olarak çözemediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Farklı birimlerin mekânsal bakımdan birbirinden kopuk olması; hem iç işleyişte, hem hizmetlerin etkinliğinde çeşitli güçlükleri beraberinde getirdi. Aslında bir süredir Bakanlığımızı, üstlendiği görevlerin ve temsil ettiği misyonun ağırlığına uygun, modern bir yerleşkeye kavuşturmak istiyorduk. Nasip bugüneymiş. En sonunda içimize sinen bir projeyle inşallah bu ihtiyacı gideriyoruz" açıklamasını yaptı. Yeni hizmet binasıyla ilgili bilgileri paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bakanlığımızın yeni yerleşkesi, toplam 548 bin metrekare büyüklüğünde bir arsa üzerinde konumlanıyor. Eskişehir yolu ile Bağlıca Bulvarı’nın kesişim noktasında inşa edilecek yeni hizmet binamız, çevredeki diğer kamu kurumlarına da yakın olacak" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 334 bin 500 metrekare kapalı alana sahip yerleşkenin protokol bloğu ofis yapıları, konferans merkezi olmak üzere üç ana kısımdan oluşacağını bildirdi. Erdoğan, "Bunun 203 bin metrekaresi toprak üstü, 131 bin 500 metrekaresi ise toprak altı hacimleri kapsıyor. Projenin toplam inşaat alanı ise 354 bin metrekareyi buluyor. Yerleşke, günlük 6 bin kişiye hizmet verecek bir kapasiteyle tasarlandı. Bin 600 araçlık kapalı otoparkı, 750 kişilik konferans salonu 2 bin 600 kişilik yemekhane ve çeşitli destek birimleri, 1 adet 80 kişilik ve 2 adet 40 kişilik basın toplantısı salonuyla yerleşkemiz; modern, konforlu ve organizasyonel verimliliği yüksek bir eser olacaktır" açıklamasını yaptı. "Ankara’ya yeni bir siluet, Türkiye’ye dış ilişkilerde güçlü bir mimari temsil kazandırmayı hedefledik" Yapının 360 bin metrekarelik yeşil alanı ve 146 bin metrekare büyüklüğündeki sert zemin düzenlemesiyle herkesin rahat edeceği, kullanıcı dostu, ekolojik ve estetik bir yapı olarak şehre değer kazandıracağını belirten Erdoğan, "Mimarideki ’biçim işlevi takip eder’ ilkesine biz bu projede ’biçim gücü ifade eder’ anlayışını da ekledik. Böylece başkent Ankara’ya yeni bir siluet, Türkiye’ye dış ilişkilerde güçlü bir mimari temsil kazandırmayı hedefledik. Ülkemizin küresel duruşunu yansıtan, güçlü, modern ve kalıcı bir eser olan bu yerleşkenin, şehrimizin simgelerinden biri olacağına inanıyorum. Her bakımdan iftihar verici bir projeyi Dışişleri Bakanlığımıza kazandıracak olmaktan büyük mutluluk duyduğumuzu belirtmek istiyorum" diye konuştu. Hariciye teşkilatının asırlara dayanan geleneğiyle devletin yüz akı olmuş bir kurum olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet teşkilatı içinde tarih boyunca müstesna bir mevkiye sahip olan Bakanlığın aynı zamanda Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı olduğunu sözlerine ekledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanlığının tarihine, misyonuna ve temsil sorumluluğuna layık, ihtiyaçlarına göre tasarlanan müstakil bir hizmet binasına kavuşacak olmasının çok kıymetli bir adım olduğunu dile getirdi. Yerleşkenin Türk diplomasisinin hafızasını, bugününü ve geleceğini aynı çatı altında buluşturacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu proje inşallah Dışişleri Bakanlığımızın gurur tablosu olacak, şehrimizde yıldız misali parlayacak. Bugün attığımız temelin hızla yükselmesini ve hasretle beklediğinizi bildiğim projenin bir an önce tamamlanmasını yürekten temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Projeye katkı yapan herkese tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası siyasetin giderek daha değişken, daha belirsiz ve öngörülmez bir hal aldığına dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel krizlere dikkat çektiği konuşmasında ,"Sık sık söylüyorum; bilhassa içinde bulunduğumuz bölgede her sabah gözlerimizi yeni bir krize açıyoruz. Hükümet olarak tüm bu krizleri, çatışmaları ve belirsizlikleri milletimizin âli menfaatlerine halel getirmeden başarıyla yönetmenin gayretindeyiz. Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Afrika’dan Latin Amerika’ya, Avrupa’dan Asya-Pasifik’e kadar geniş bir coğrafyada istikrar ve işbirliğinin kökleşmesi için samimiyetle çaba harcıyoruz. Gerektiğinde sesimizi yükseltiyor, hakkı haykırıyoruz" dedi. "Her daim hakkın, hukukun, huzurun ve adaletin yanında yerimizi alıyoruz" Türkiye’nin yürüttüğü diplomasi ve barış çabalarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerektiğinde çatışan tarafları aynı masa etrafında buluşturuyoruz. Gerektiğinde mekik diplomasisiyle krizleri daha fazla büyümeden çözmeye çalışıyoruz. Kimi zaman yumuşak gücümüzü, kimi zaman da sert güç yeteneklerimizi kullanarak, gelişmeleri ülkemiz lehine yönlendiriyoruz. Neticede her daim hakkın, hukukun, huzurun ve adaletin yanında yerimizi alıyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin diplomasi anlayışının artık herkes tarafından görülüp kabullenildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu dost-düşman fark etmeksizin artık herkes görmüş ve kabullenmiştir: Türkiye, güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir dünyaya inanmakta ve böyle bir dünyanın mücadelesini vermektedir. ’Dünya beşten büyüktür’ tespitimiz bu mücadelenin küresel ölçekte adeta sembolü haline dönüşmüştür" açıklamasını yaptı. Türkiye’nin aynı zamanda dost ve müttefikleri için kara gün dostu bir ülke olduğunu ifade eden Erdoğan, "Deprem ve sel gibi doğal afetlerden kardeşlerimizin egemenliğini hiçe sayan mütecaviz eylemlere kadar, bu konudaki hassasiyetimizi farklı vesilelerle çok net ortaya koyduk. Başları dara düştüğünde dost ve kardeşlerimize yardım elimizi uzattık. Savunma sanayii kapasitelerini güçlendirmelerine yardımcı olduk. İkili işbirliklerimizi genişleterek ekonomik kalkınmayı destekledik. Hak ve çıkarlarını koruma çabalarında kendilerine her platformda destek verdik. Yani, büyük devlet refleksi neyi icap ettiriyorsa, biz de ona göre davrandık. İnşallah aynı ilkeli tavrımızı bundan sonra da sürdüreceğiz" değerlendirmesini yaptı. "Tıpkı usta bir satranç oyuncusu gibi her hamlemizi en ince detayına kadar planlıyor; ardından soğukkanlılıkla hayata geçiriyoruz" Türk dış politikasının önceliklerinin istikrarı korumak, huzuru büyütmek, barışı sağlamak ve kardeşlik bağlarını güçlendirmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim boş lafla, mulagatla, ucuz polemikle işimiz olmaz. Biz, sınırlarımız içinde ve ötesindeki hedeflerimize kilitlenmiş durumdayız. Şunu altını çizerek ve aynı zamanda gururla belirtmek istiyorum: Bugün Türkiye; hem içeride, hem bölgesinde kendi oyununu kurma ve bunu kimin ne dediğine bakmadan uygulama kudretine sahip bir ülkedir. Tıpkı usta bir satranç oyuncusu gibi her hamlemizi en ince detayına kadar planlıyor; ardından soğukkanlılıkla hayata geçiriyoruz" şeklinde konuştu. "Biz zulme ve zalime boyun eğmeyiz" "Hiçbir tahrik, bizi hedeflerimize ulaşmaktan alıkoyamayacaktır" diyen Erdoğan, "Allah’ın izniyle tuzağa düşmeyiz; provokasyona gelmeyiz; mikrofon ve klavye kabadayılarının kuru tehditlerine prim vermeyiz. Diplomasinin dili nezakettir; Türkiye’nin dış siyaseti de barış odaklıdır. Fakat bu demek değildir ki, hadsizlikler karşısında susacak, sinecek veya geri adım atacağız. Asla gerilimden beslenenlerin, bölgemizi kan deryasına çevirmek isteyenlerin, coğrafyamızda istikrarsızlığı körükleyenlerin karşısında tarih boyunca olduğu gibi bugün de, yarın da inşallah dimdik duracağız. Tekrar ediyorum biz zulme ve zalime boyun eğmeyiz" şeklinde konuştu. "Faili ister örgüt ister devlet olsun, terör ve katliam bir akıl kilitlenmesidir" Türkiye’nin İsrail’in vahşi saldırıları altında hayatta kalma mücadelesi veren Gazzeli mazlumların yanında olmasını kimsenin engelleyemeceğini bir kez daha vurgulayan Erdoğan, "Suriye’den Yemen’e, Lübnan’dan Katar’a İsrail haydutluğunun hedefi olan tüm kardeşlerimizle tam bir dayanışma içinde olmayı sürdüreceğiz. Faili ister örgüt ister devlet olsun, terör ve katliam bir akıl kilitlenmesidir. Bölgemizi esir alan bu kanlı kilit, inşallah eninde sonunda kırılacaktır. Zulümle, soykırımla, barbarlıkla, masum çocukların hayatları pahasına kendilerine güvenli bir gelecek inşa edeceklerini zannedenler; tarihteki niceleri gibi mutlaka kaybedecek, döktükleri kanda boğulacaklardır. Bundan kaçış, kurtuluş yoktur" dedi. "Kudüs, bizimle birlikte 2 milyarlık İslam aleminin ortak davası, hafızası ve ortak mirasıdır" "Asırlarca İslam’ın bayraktarlığını üstlenen bir milletin efradı olarak, 400 yıl Kudüs-ü Şerife hizmetkarlık yapmanın şerefini yaşadık" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Netenyahu bunları bilmez. Buradan haykırıyorum, belki öğrenir. ’La ilahe illallah, İbrahim halilullah’ ifadesinde anlamını bulan hürmet, hikmet, hoşgörüyle bu övülmüş şehri, tüm inanç mensupları için yüzyıllar boyunca bir barış ve esenlik yurdu haline biz getirdik. Müslümanlar gibi Hristiyanların ve Musevilerin de hakkına riayet ettik. Bugün de şairin ifadesiyle kalbimizin yarısı Mekke, diğer yarısı Medine’dir; bunların üstünde de bir tül misali Kudüs vardır. Kudüs, bizimle birlikte 2 milyarlık İslam aleminin ortak davası, hafızası ve ortak mirasıdır. ’Arzın üstünde bir sancak, görkemli bir çınar’ olarak gördüğümüz Kudüs-ü Şerifi namahrem ellerin kirletmesine izin vermeyiz." "Hitler özentisi tiplerin ’kuyruk acısı’ belki de hiç geçmeyecek" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Netanyahu’nun söylemlerine sert tepki gösterdi. Türkiye’nin duruşundan asla taviz vermeyeceğinin altını çizen Erdoğan, "Biliyorum, Hitler özentisi tiplerin ’kuyruk acısı’ belki de hiç geçmeyecek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızda, bundan 27 yıl önce ortaya koyduğumuz tavrı, belki de hiçbir zaman unutmayacaklar. Varsın onlar öfke nöbetleri geçirmeye devam etsin. Biz, Müslümanlar olarak Doğu Kudüs üzerindeki haklarımızdan tek bir geri adım dahi atmayacağız. Bütün semavi dinlerce kutsal kabul edilen Kudüs’ün tekrar barış, huzur ve güven şehri olması için mücadelemiz sarsılmaz bir azimle, hız kesmeden, gerilemeden, gevşemeden inşallah devam edecektir. Aynı şekilde 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen, toprak bütünlüğü haiz bir Filistin Devleti’nin kurulması için de tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Dışişleri Bakanlığımız, bugün dünyanın hatırı sayılır diplomasi merkezleri arasında ilk sıralarda yer alıyor" Türkiye’nin Hariciye Teşkilatı’nın köklü geleneğine dikkat çeken Erdoğan, "1523’te Reisü’l-Küttablığın teşekkülüyle bugünkü manada temelleri atılan Hariciye teşkilâtımızın 500’üncü yıl dönümünü 2023’te idrak etmiştik. Bu köklü diplomasi mirası, milletimizin aklı, feraseti ve sabrı ile yoğrulmuş; daima saygı uyandırmış, örnek alınmıştır. Bugün burada, 2025 senesinde, bu yeni karargâhın temellerini atarken, aynı birikimin üzerine yenilerini ekliyoruz. Sizlerin de görevlerinizi bilgi, yetkinlik, fedakârlık ve özgüvenle beş asırlık Hariciye müktesebatının yanı sıra, 2000 yılı aşan devlet geleneğimizin rehberliğinde yerine getireceğinize gönülden inanıyorum. Milletimizin Bakanlığımızdan beklentisi her zaman yüksek olmuştur. Bugün de karşı karşıya bulunduğumuz tehditlerin büyüklüğü, bu beklentiyi daha da artırmaktadır. Bakanlığımızın bu beklentiyi karşılama noktasında en küçük bir zafiyete düşmeyeceğini çok iyi biliyorum. Dışişleri Bakanlığımız, bugün dünyanın hatırı sayılır diplomasi merkezleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Birazdan temelini atacağımız yerleşkemizin de hizmete girmesiyle inşallah Bakanlığımızın çalışma imkan ve kabiliyetleri daha da artacaktır. Yerleşkemiz tamamlandığında Türkiye’nin küresel barış, istikrar ve adalet için verdiği mücadelenin yeni üssü haline gelecektir" dedi. Burada alınacak kararlar, yürütülecek müzakereler ve tüm dünyaya verilecek mesajların Türkiye’nin küresel vizyonuna güç katacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Temel atma törenini gerçekleştirdiğimiz bu hizmet binasının Hariciye Teşkilatımıza layık, ikonik bir eser olacağından hiçbir şüphe duymuyorum. Böyle bir projeye öncülük eden Dışişleri Bakanımızı; projeye destek veren Çevre Bakanımızı, projeyi yürütecek olan TOKİ Başkanlığımızı bir kez daha tebrik ediyorum" diye konuştu. Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende inşaatın süresi ile ilgili müteahhit firmadan bilgi aldı. Yerleşkenin yapımını üstlenen firmanın yetkilisine çalışmaların ne kadar sürede tamamlanacağını soran Erdoğan, “2 yılda tamamını bitireceğiz efendim” cevabını aldı. Bunun üzerine Erdoğan, “2 yılda tamamını bitireceksin. Bu çok önemli. Ekran dışında salonda olanlar buna şahit. Ama bir de Türkiye geneli buna şahit” dedi. Yaşanan diyalog törene katılanları gülümsetti.
Bakan Fidan: "Dağılmış halde hizmet eden bakanlığımız artık tek çatı altında modern bir karargaha sahip olacaktır"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 16:00 Bakan Fidan: "Dağılmış halde hizmet eden bakanlığımız artık tek çatı altında modern bir karargaha sahip olacaktır" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Dışişleri Bakanlığı’nın yeni yerleşkesinin stratejik öneme sahip olduğunu dile getirerek, "Kimi zaman başka kurumların çatısı altında, kimi zaman farklı binalara dağılmış halde hizmet eden bakanlığımız artık tek çatı altında çağın ihtiyaçlarına cevap veren modern bir karargaha sahip olacaktır" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Dışişleri Bakanlığı’nın yeni yerleşkesinin temel atma töreninde konuştu. Projeyi 9 Ağustos 2024 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunduklarını belirten Bakan Fidan, Dışişleri Bakanlığı’nın yeni yerleşkesinin stratejik öneme sahip olduğunu dile getirerek, "Kimi zaman başka kurumların çatısı altında, kimi zaman farklı binalara dağılmış halde hizmet eden bakanlığımız artık tek çatı altında çağın ihtiyaçlarına cevap veren modern bir karargaha sahip olacaktır. Yeni yerleştiğimiz bu bakımdan stratejik önemi haiz bir projedir. Bugün temellerini attığımız yerleşkeyle dış politikamızın kurumsal mekanını çağımıza ve vizyonumuza uygun şekilde yeniden tasarlıyoruz. Yeni yerleşkemiz diplomasi anlayışımızın dönüşümünü, kurumsal gücümüzün katlanarak artışını, çağı yakalama ve ötesine geçme irademizi ve Türkiye yüzyılı hedeflerine yürüyüşümüzü sembolleştiren bir eser olacaktır. Devletimizin uluslararası arenadaki vakarının yansıyacağı bu mekan, diplomasi tarihimizde yeni bir sayfa açarken geçmişten tevarüz eden birikimimizi de yarınlara taşıyacak güçlü bir sembol olacaktır. Zat-ı devletlerinin ifade ettikleri üzere bizim alametifarikamız eser ve hizmettir" ifadelerini kullandı. Hariciye için azameti, işlevi ve sembolik değeriyle müstesna bir merkez inşa edildiğine dikkati çeken Bakan Fidan, "Yerleşkemiz iki etapta tamamlanacak. İlk etabın 550 gün içinde, tamamının ise inşallah 3 yıl içerisinde hizmete girmesi hedeflenmektedir. Sayın Cumhurbaşkanım, küresel ve bölgesel ölçekte karşı karşıya kaldığımız güçlü ve etkin bir dış politika ihtiyacını daha da görünür kılmaktadır. Bakanlığımızın sürekli değişen ve evrilen bir dünyada daha verimli çalışabilmesi ve meydan okumalara etkin bir şekilde cevap verebilmesi için daima kendini yenileyen, çağa uyum sağlayan bir yapıda olması gerekiyor. Bu sebeple kurumsal olarak gelişimi önceliyor, kendimizi sürekli gözden geçirerek, yenileyerek vazifemizi en güzel şekilde ifa etmeye gayret ediyoruz. Bu çerçevede zat-ı devletlerinin yüksek tensipleriyle mevzuatımızı güncelledik. Teşkilat yapımızı, personel ve terfi politikalarımızı çağımızın ihtiyaçlarına cevap verebilecek hale getirdik" diye konuştu. "Kapsamlı diplomatik münasebetlere uzanan bir evrim yaşanmıştır" Türkiye’nin yurt dışındaki ağını genişlettiklerini aktaran Bakan Fidan, şu ifadelere yer verdi: "263 dış temsilciliğimizle dünyanın en geniş üçüncü diplomasi ağına sahibiz. Sayın Cumhurbaşkanım, modern diplomasinin teşekkülüyle birlikte 17. ve 18. yüzyılların teammülleri yerini yeni usullere ve daha kurumsal yöntemlere bırakmıştır. Geçici mahiyette yürütülen temaslardan bugün karşılıklı bağlılıklarla örülü, girift ve kapsamlı diplomatik münasebetlere uzanan bir evrim yaşanmıştır. Günümüz dünyasında artık uluslararası ilişkilerin çok boyutlu, çok katmanlı ve çok paydaşlı niteliği öne çıkmaktadır. Bu çerçevede asırlara dayanan bir geleneğin mirasçısı olan Dışişleri Bakanlığımız da kanunla zat-ı devletlerinin tayin ettiği dış politika vizyonunu hayata geçirmek, bütün yönleriyle koordine etmek ve küresel alanda temsili sağlamakla mükelleftir. Sizin vizyonunuz tarihimizin derinliklerinden süzülüp gelen ve asırlardır devam eden hak ve hakikat yolculuğumuzun modern çağda stratejik duruşa dönüşmüş halidir. Bu anlayış doğrultusunda ülkemizin güvenlik, savunma, teknoloji, ekonomi, ticaret, enerji, ulaştırma, sağlık, kültür, turizm dahil hedeflerini bütüncül olarak ele almaktayız. Tüm bu sahalarda dış ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla uygulama ve koordine etme sorumluluğumuzu ilgili kurum ve kuruluşlarımızla yakın ve etkin bir eş birim içerisinde yerine getirmekteyiz. İşte bu yoğun faaliyet döngüsünü uyumla yürütmek ve zat-ı devletlerinin tensipleriyle belirlenen stratejiyi hayata geçirmek, güçlü bir altyapı ve titiz bir kurumsal çalışma gerektirmektedir." Savaşların önlenmesinde ve sonlandırılmasında Türkiye’nin diplomatik gücünün belirleyici rol oynadığını vurgulayan Bakan Fidan, Türkiye’nin bölgede barışın, istikrarın ve adaletin teminatı olduğunu söyledi. "24 yıllık serüven sonucunda sahada etkin ve masada güçlü bir aktör olarak yerini almıştır" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen diplomasi sayesinde İsrail’in gayrimeşru politikaları ve siyonizmin zulmünün ifşa edildiğini ve Filistin davasının uluslararası mecralarda ivme ve destek kazandığını belirten Fidan, Rusya’yla Ukrayna arasında tarafları doğrudan buluşturabilen diplomasi masasını kurabilen tek lider olduğunu aktararak, "Bugün Ukrayna’dan Suriye’ye, Kafkasya’dan Afrika Boynuzu’na uzanan geniş bir coğrafyada Türkiye bölgesel dinamiklere yön verebilen bir aktör haline gelmiştir. Etrafımız yangın yerine dönmüşken nice krizlerin ve savaşların ortasında Türkiye sizin güçlü duruşunuz sayesinde hem bu ateş çemberinin dışında kalabilmiş hem de onu yönlendirebilen bir kudret olarak öne çıkmıştır. Diplomasimizin gücü işte burada tecelli etmektedir. Diplomasi tarihimizden asırlar boyunca süzülen mirası milletimizin iradesiyle sahiplenen AK Parti hükümetleri dış politika vizyonumuzu yeni ufuklara taşımıştır. Dışişleri Bakanlığımız bu anlayışla topyekün bir dış politika hamlesi hedeflemekte ve üzerine düşen görevleri başarıyla yerine getirmektedir. Ülkemiz 24 yıllık serüven sonucunda sahada etkin ve masada güçlü bir aktör olarak yerini almıştır. Artık bölgesel ve küresel konularda söz sahibi bağımsız ve milli bir dış politika uygulayan bir Türkiye var" ifadelerine yer verdi. "Milli bütçeye yük olmadan inşallah proje hayata geçecek" Konuşmasının sonunda projenin hayata geçirilmesinde katkıda bulunan kurum ve kuruluşlara teşekkür eden Fidan, "Cumhurbaşkanım, projenin hayata geçilmesinde katkılarını esirgemeyen müsaadenizle başta Milli Savunma Bakanımız (Yaşar Güler) olmak üzere, ki kendileri özellikle arazinin sizin tensiplerinizle verilmesinde büyük rol oynadılar. İnşallah bir kısım daha var, onu da söz verdiler, alacağız. Hazine ve Maliye Bakanlığımıza ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na eski arazimizi özelleştirdiler. Oradan gelen bütçeyle milli bütçeye yük olmadan inşallah proje hayata geçecek. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza, Bakanımıza (Murat Kurum) ve TOKİ Başkanımıza (Mustafa Levent Sungur) huzurlarınızda gerçekten çok teşekkür ediyorum. Sizin uygun görüşünüzden sonra projeyi hızla hayata geçirmek için arkadaşlar büyük bir süratle çalışıyorlar. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığımıza özellikle teşekkür etmek istiyorum Cumhurbaşkanım. Mimarımız Öykü Hançerlioğlu ve Urbanist Mimarlık Firması’na, projenin alt yüklenicisi Cevahir Yapıya ve mühendisinden işçisine alın teri döken tüm emekçi kardeşlerimize en içten şükranlarımı sunuyorum" dedi. Törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı.
Bakan Yumaklı: "Erzurum Kavuşturan Göleti bin 60 dekarlık tarım arazisini modern sulama sistemine kavuşturacak"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 15:24 Bakan Yumaklı: "Erzurum Kavuşturan Göleti bin 60 dekarlık tarım arazisini modern sulama sistemine kavuşturacak" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Erzurum’un Pasinler ilçesinde 2027 yılında tamamlanması planlanan Kavuşturan Göleti’nin bin 60 dekarlık tarım arazisini modern sulama sistemine kavuşturacağını açıkladı. Bakan Yumaklı, Erzurum’un su kaynaklarının daha verimli kullanılması amacıyla yapımına 2023 yılında başlanan Pasinler Kavuşturan Göleti için çalışmaların tüm hızıyla sürdüğünü bildirdi. Gövde sıyırma kazıları tamamlanan, derivasyon, dipsavak ve cebri boru imalatları devam eden Pasinler Kavuşturan Göleti’nde gelecek yıldan itibaren su tutulmasının planlandığını açıklayan Yumaklı, bölgede sulu tarıma geçilmesiyle birlikte üreticilerin farklı ürünler ekip dikebileceğini vurguladı. "Bin 60 dekarlık tarım arazimiz modern sulama sistemine kavuşacak" Bakan Yumaklı, projeye ilişkin şu bilgileri aktardı: "Pasinler Kavuşturan Göleti, bölge tarımı için büyük önem taşıyor. Proje tamamlandığında üreticilerimiz modern sulama ile tanışacak, bin 60 dekarlık tarım arazimiz modern sulama sistemine kavuşacak. Dadaşlar diyarı ilimizde yaklaşık 203 milyon liraya mal olması öngörülen göletin hizmete girmesi ve sulu tarıma geçilmesiyle sulama maliyetleri düşecek, hem verim hem de üreticilerimizin geliri artacak. Bölge kalkınmasına da büyük katkı sağlayan bu tür projelerin sayısını artırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Kadim kentimizin su kaynaklarını değerlendirmeye ve bereketli topraklarını inşallah bu tür projelerle suyla buluşturmaya devam edeceğiz." "Karpuzun en kalitelisini biz Erzurum Pasinler’de yetiştireceğiz" Yapım çalışmaları son hızıyla devam eden göletin kendileri için can suyu niteliğinde olduğunu belirten Kavuşturan Mahallesi Muhtarı ve üretici Sefa Taşçı, "Demirdöven Barajı sulamasından köyümüz faydalanmakta ama yetersizdi, sulanmayan arazilerimiz vardı. Bu göletle beraber Allah izin verirse diğer arazilerimiz de sulanacak ve ürün çeşitliliğimiz çoğalacak, çoğaldı da. Şu anda ayçiçeği, mısır, şeker pancarı ve yeni ürün olarak da karpuz ektik. Allah nasip ederse inşallah karpuzun en kalitelisini biz Erzurum Pasinler’de yetiştireceğiz" ifadelerini kullandı. "Komşularımız tekrar geri döndüler ve arazilerini işliyorlar" Daha önce köyde su olmadığı için göçler yaşandığını aktaran Taşçı, "Çok göç vermiştik ama şimdi örnekleri de var, dışarıdan, toprağını bırakıp giden, sulayamayarak arazisini bırakıp giden köy komşularımız tekrar geri döndüler ve arazilerini işliyorlar, ekiyorlar. Bize bu hizmeti sunan başta Cumhurbaşkanımız ve devlet büyüklerimizden Allah razı olsun. Su var, hayat var" diye konuştu. Kavuşturan Göleti’nde 221 bin metreküp su depolanacak Erzurum’un Pasinler ilçesinde 2027 yılında tamamlanması planlanan Kavuşturan Göleti, temelden 26,4 metre yüksekliğe sahip olacak. Kil çekirdekli kaya dolgu tipinde inşa edilecek olan gölet, 221 bin metreküp su depolamasıyla bin 60 dekar tarım arazisine hayat verecek. Proje ile Erzurum’da tarım arazilerinin verimliliğinin artması hedefleniyor.
THY’nin İstanbul-Sevilla uçuşları başladı
17 Eylül 2025 Çarşamba - 15:19 THY’nin İstanbul-Sevilla uçuşları başladı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türk Hava Yolları’nın (THY) İstanbul-Sevilla uçuşlarının başlaması dolayısıyla düzenlenen törende, "Bugün başlayan İstanbul-Sevilla seferleri, haftada 7 gün karşılıklı olarak gerçekleştirilecek. Bu hat, Sevilla’nın eşsiz güzelliklerini Türk halkıyla, Türkiye’nin zengin kültürünü ve misafirperverliğini ise İspanyol dostlarımızla buluşturacaktır" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, THY’nin İstanbul-Sevilla hattının açılış töreninde konuştu. Bakan Uraloğlu, Sevilla Havalimanı’nda yaptığı konuşmada sivil havacılığın modern dünyanın en önemli yapı taşlarından biri olduğunu ifade etti. Uraloğlu, "Günümüzde zaman en değerli varlığımız haline gelmiş; hız ve ulaşılabilirlik, bireylerin ve toplumların hayatını şekillendiren temel unsurlar olmuştur" ifadelerini kullandı. "Ülkemizi havacılıkta dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden biri haline getirdik" Havayolu taşımacılığının sadece insanları bir yerden bir yere taşımadığını, aynı zamanda kültürleri bir araya getirdiğini, ekonomileri canlandırdığını ve dostluk köprülerini güçlendirdiğini dile getiren Uraloğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Türk Hava Yolları, işte bu misyonla gökyüzünde kurduğu köprülerle dünyayı birleştiren bir küresel marka olarak yoluna devam ediyor. Türk Hava Yolları, Star İttifakı’nın en güçlü üyelerinden biri olarak sadece bir havayolu şirketi değil, aynı zamanda ülkemizin küresel arenadaki gurur kaynağıdır. Hamdolsun Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ‘dünyada ulaşamadığımız hiçbir nokta kalmayacak’ vizyonuyla hareket ederek, ülkemizi havacılıkta dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden biri haline getirdik." "Türk Hava Yolları, İstanbul Havalimanı’ndan İspanya’ya haftalık 91 tarifeli sefer gerçekleştiriyor" THY’nin İspanya’daki faaliyetlerinin köklü bir geçmişi olduğuna dikkati çeken Bakan Uraloğlu, "1984 yılında Madrid uçuşlarıyla başlayan serüvenimiz, 1992’de Barselona ile devam etti. Ardından Malaga, Valensiya ve Bilbao’yu uçuş ağımıza ekledik. 2025 yaz tarifesi itibarıyla Türk Hava Yolları, İstanbul Havalimanı’ndan İspanya’ya haftalık 91 tarifeli sefer gerçekleştiriyor" diye konuştu. "İstanbul-Sevilla seferleri haftada 7 gün karşılıklı olarak gerçekleştirilecek" Bakan Uraloğlu, THY’nin İspanya’daki altıncı destinasyonu olan Sevilla’ya başlattığı haftada 7 gün seferlerle Türkiye ve İspanya arasındaki tarihi ve kültürel bağları daha da güçlendirdiklerini ve yeni bir başarıya imza attıklarını dile getirdi. Uraloğlu, "Bu başarı, Türk Hava Yolları’nın Avrupa’daki büyüme stratejisinin ve İstanbul Havalimanı’nın küresel bir aktarma merkezi olarak yükselişinin en güzel göstergelerindendir. Bildiğiniz üzere Türkiye ile İspanya, Akdeniz’in iki kadim medeniyeti olarak yüzyıllar boyunca sanat, kültür ve ticaretle yoğrulmuş derin bir dostluğa sahiptir. Osmanlı döneminde başlayan ve bugün her alanda güçlenen bu bağlar, yeni Sevilla hattıyla daha da pekişecektir. UNESCO Dünya Mirası listesindeki Alcazar Sarayı, Giralda Kulesi ve Sevilla Katedrali gibi ikonik yapılarıyla her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor. Bugün başlayan İstanbul-Sevilla seferleri, haftada 7 gün modern Airbus A321neo uçaklarımızla karşılıklı olarak gerçekleştirilecek. Bu yeni hat, turizmi, ticareti ve kültürel etkileşimi canlandırarak, iki ülke arasındaki beşeri bağları daha da güçlendirecektir" şeklinde konuştu. Ajet Ankara-Madrid ve Ankara-Barcelona seferlerine başlayacak Bakan Uraloğlu ayrıca, İspanya Sivil Havacılık Otoritesi ile gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde AJet tarafından 23 Ekim’den itibaren haftada 3 frekans Ankara-Madrid ve 24 Ekim’den itibaren haftada 4 frekans Ankara-Barcelona seferlerinin başlayacağını bildirdi. Bakan Uraloğlu, "Bu yeni hatlarla ilk kez iki başkent arasında doğrudan uçuşlar gerçekleştirilecektir. Bu müjdeyi de buradan sizlerle paylaşmış olalım. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun" diye konuştu. Türk Hava Yolları’nın Sevilla hattının sadece yeni bir uçuş rotası değil, aynı zamanda iki ülke arasında yeni bir dostluk köprüsü olduğunu dile getiren Bakan Uraloğlu, "Bu hat, Sevilla’nın eşsiz güzelliklerini Türk halkıyla, Türkiye’nin zengin kültürünü ve misafirperverliğini ise İspanyol dostlarımızla buluşturacaktır" açıklamasında bulundu. Açılış konuşmalarının ardından kurdele kesilerek hat açılışı gerçekleştirildi.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 10’uncu kez toplandı
17 Eylül 2025 Çarşamba - 15:02 Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 10’uncu kez toplandı TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda, "Bu süreçte yapılan barış müzakerelerinin, çatışma çözümleriyle ilgili adımların detaylı bir şekilde analizini gerçekleştireceğiz. Ama şunun da farkındayız ki yaptığımız şey Türkiye’ye has bir modelin ortaya konulmasıdır. İnşallah en kısa sürede bu çalışmaları tamamladıktan sonra dünya literatürüne ve dünyadaki demokrasi tarihine armağan edeceğimiz başarılı bir Türkiye örneği olacaktır" dedi. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 10’uncu kez toplandı. Akademisyenlerin görüşlerini aktaracağı toplantının açılış konuşmasını yapan Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, iki hususa dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, "Bunlardan birisi komisyonu oluştururken burada yüksek bir siyasal temsil gücünün olmasını sağlamak. Ben bir kere daha bütün siyasi partilere teşekkür ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen siyasi partilerin hemen tamamı, oy oranları itibarıyla Türkiye’de oy vermiş vatandaşlarımızın yüzde 95’ine yakın bir kitlenin verdiği bir oy temsiliyle bu komisyonu kurduk. Komisyonda karşılıklı müzakere ederek ve fevkalade şeffaf, açık bir şekilde süreçleri yöneterek, aldığımız kararları da 5’te 3 nitelikli çoğunlukla almayı prensip edinerek yola çıktık. Şimdiye kadar aldığımız bütün kararlarımızı da ittifakla aldık. Dolayısıyla demokratik temsiliyet, siyasal temsil gücü bakımından yüksek bir temsil gücüne sahip bir komisyon oluşturduk, çalışmalarını da bugüne kadar getirdik. Bir başka önemli mesele de toplumun farklı kesimlerini olabildiğince geniş bir yelpazede temsil edebilecek ve böylece ortaya çıkacak toplumsal mutabakatı hızlı ve güçlü bir şekilde genişletecek bir toplumsal mutabakatta geniş tabanı dinleme hassasiyetiydi. Şehit aileleri ve gazilerimizle başladığımız ilk toplantıdan bu yana çok sayıda sivil toplum kuruluşunu, çok sayıda toplumun farklı siyasal karakterine hitap eden grupları dinledik. Herkes burada kendi görüşlerini açıklıkla dile getirdi ve olgun bir şekilde mutabakat zemininin genişletilmesi için çalışmaları sürdürdük" dedi. Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bizim şu anda gerçekleştirmeye çalıştığımız husus bir Türkiye modelinin ortaya konulmasıdır. Bu süreçte yapılan barış müzakerelerinin, çatışma çözümleriyle ilgili adımların detaylı bir şekilde analizini gerçekleştireceğiz. Ama şunun da farkındayız ki yaptığımız şey Türkiye’ye has bir modelin ortaya konulmasıdır. İnşallah en kısa sürede bu çalışmaları tamamladıktan sonra dünya literatürüne ve dünyadaki demokrasi tarihine armağan edeceğimiz başarılı bir Türkiye örneği olacaktır. Şunu biliyoruz; hiçbir örnek bir diğerinin aynısı olmaz. Hiçbir örnek bir diğerine tamamıyla benzerlik göstermez. Ama dünyanın farklı yerlerindeki çatışma müzakerelerinden, çözümlerinden çıkaracağımız dersler olduğunu biliyoruz. Buradan alacağımız derslerle tamamıyla bize ait bir modeli ortaya koyabilecek hem siyasal güce, hem toplumsal mutabakata, hem bilgiye hem de Türkiye demokrasisi olarak tecrübeye sahibiz. Ümit ediyorum ki bugünkü çalışmalarımız bu çerçevede bize yeni bir perspektif açacak, çalışmalarımıza yeni bir boyut kazandıracaktır."