Son Dakika
|
Rusya, Ukrayna'da gaz üretim tesislerini vurdu: 5 ölü
Artvin’de çığ altındaki Bülent Gezer’in cansız bedeni 4 ay sonra kar altından çıkarıldı
Savunma Sanayii’nin kalbi İstanbul’da atıyor
MHP lideri Bahçeli: "Terörsüz Türkiye, Türkiye'nin ortak mesajı olmalıdır"
Çığ altında kalan çobanın cansız bedenine 125 gün sonra ulaşıldı
Karaçi’de son 8 yılın sıcaklık rekoru: 16 ölü
Beyaz Saray yakınlarında güvenlik güçlerine saldırı
Çin'de havai fişek fabrikasında patlama: 26 ölü, 61 yaralı
Trump: "(İran) Onlar için olabilecek en iyi şey, bizim ateşkesi yürürlükte tutmamızdır"
Trump, "İran'ı yeryüzünden silmekle" tehdit etti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, SAHA EXPO’da sergilenen teknolojileri inceledi
Merz: "İran müzakere masasına gelmeli, zaman kazanmaya çalışmayı bırakmalı"
İran, BAE’ye yönelik saldırıları yalanladı
ROKETSAN 4 yeni sistemini tanıttı
AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Orav: "Türkiye, Avrupa için hayati bir ortak"
Suriye’de üst düzey isimlere suikast hazırlığında olan terör örgütü hücresi çökertildi
Pakistan Dışişleri Bakanı Dar: "İslamabad görüşmelerinin çok yakında sonuçlanacağını umuyoruz"
SAĞLIK
Kayseri Devlet Hastanesi’nde ‘el hijyeni’ eğitimi
05 Mayıs 2026 Salı - 22:34:55
Kayseri Devlet Hastanesi’nde ‘5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü’ dolayısıyla hastane personeline el hijyeni eğitim programı düzenlendi. Kayseri Devlet Hastanesi’nde ‘5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü’ kapsamında Enfeksiyon Kontrol Komite Başkanı Uzm. Dr. Haydar Ürün tarafından, hastane idarecilerinin de katılımıyla hastane personeline yönelik bir eğitim programı yapıldı. Eğitim de açılış konuşmasını yapan Kayseri Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ali Çöl, el hijyeninin önemi ile enfeksiyonlardan korunma yöntemlerine dikkat çekerek, hem hastane personelinin sağlığını hem de hastaların sağlığını korumak adına el hijyeninin vazgeçilmez bir unsur olduğunu vurguladı. Eğitim kapsamında Enfeksiyon Kontrol Komite Başkanı Uzm. Dr. Haydar Ürün tarafından, el hijyeninin önemi ve enfeksiyonlardan korunma yöntemleri hakkında detaylı bilgilendirme yapıldı. Programın devamında, 2025 yılı el hijyeni uyum oranı en yüksek olan ‘El Hijyeni Şampiyonu Klinikleri’ belirlenerek, 3. Basamak Yoğun Bakım Ünitesi ile Ruh Sağlığı ve AMATEM klinikleri bu unvana layık görüldü. Geçen yılın şampiyonu olan bu birimlere, Başhekim Uzm. Dr. Ali Çöl ve hastane yöneticileri tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Gerçekleştirilen etkinlik; farkındalık oluşturması, bilgi düzeyini artırması ve kurumsal motivasyonu güçlendirmesi içeriğiyle dikkat çekerken, programa katkı sunan ve katılım sağlayan tüm personele teşekkür edildi.
05 Mayıs 2026 Salı - 21:42
Astımda doğru tedavi ve takip hayati önem taşıyor
Dünya Astım Günü kapsamında yapılan açıklamada, astımın doğru yönetimle kontrol altına alınabileceği vurgulandı. Dünya Astım Günü dolayısıyla yapılan bilgilendirmelerde, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen astım hastalığına dikkat çekildi. Tunceli Devlet Hastanesi’nde görev yapan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazife Özge Altan, astımın hava yollarının daralması sonucu ortaya çıkan; nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, öksürük ve hırıltılı solunum gibi belirtilerle kendini gösteren kronik bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın doğru yönetildiğinde kontrol altına alınabileceğini ifade eden Altan, tedavinin temel amacının belirtileri baskılayarak hastaların günlük yaşamlarını kısıtlama olmaksızın sürdürebilmelerini sağlamak olduğunu vurguladı. Astım ataklarını tetikleyen unsurlar arasında ev tozu akarları, polenler, küf mantarları, tütün dumanı, keskin kokular ve ani hava değişimlerinin yer aldığını belirten Altan, bu faktörlerden uzak durmanın hastalık kontrolünde önemli bir adım olduğunu dile getirdi. Hekim tarafından reçete edilen ilaçların önerilen dozda ve doğru teknikle kullanılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çeken Altan, şikayetlerin azalmasının ilaçların bırakılması anlamına gelmediğinin altını çizdi. Üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarının da astım ataklarını artırabileceğini ifade eden Altan, kişisel hijyen kurallarına uyulması ve kapalı alanların düzenli havalandırılması gerektiğini söyledi. Astımın seyrinin zaman içerisinde değişebileceğini belirten Altan, düzenli hekim kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini, erken tanı ve doğru tedaviyle hastalığın kontrol altına alınabileceğini sözlerine ekledi.
05 Mayıs 2026 Salı - 17:46
Dünya Astım Günü’nde uzmanından uyarı: Düzenli takip hayat kurtarıyor
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. H. Uğur Boysan, 5 Mayıs Dünya Astım Günü çerçevesinde yaptığı açıklamada, astımın doğru tedavi, düzenli takip ve yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınabilen kronik bir hastalık olduğunu vurguladı. Astımın nefes darlığı, öksürük, hırıltı ve göğüste baskı hissi gibi belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Boysan, bu şikayetlerin kişiden kişiye farklılık gösterebileceğini ifade etti. Bazı hastalarda yalnızca gece öksürüğü görülürken, bazılarında ise eforla artan nefes darlığının ön planda olabileceğine dikkat çekti. Tetikleyici faktörlere dikkat Hava yollarındaki kronik hassasiyetin toz, polen, tütün kullanımı, hava kirliliği ve keskin kokular gibi etkenlerle tetiklenebildiğini belirten Uzm. Dr. Boysan, tedavi başarısı için düzenli takibin şart olduğunu söyledi. Boysan, "Astım tedavisinde temel amaç, hastanın günlük yaşamını kısıtlamadan rahat nefes alabilmesi ve atak riskinin azaltılmasıdır. Bunun için hastaların kontrollerini aksatmaması ve ilaçlarını önerilen şekilde kullanması büyük önem taşır" dedi. İlaç kullanım tekniği başarıyı artırıyor Özellikle inhaler (fısfıs) ilaçların doğru teknikle kullanılmasının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini vurgulayan Uzm. Dr. Boysan, hastaların ilaç kullanım yöntemlerini belirli aralıklarla hekimleriyle gözden geçirmeleri gerektiğini belirtti. Sigara dumanından uzak durulması, yaşam alanlarının havalandırılması ve toz yükünün azaltılmasının astım yönetimindeki önemine değinen Boysan, düzenli takip edilen hastalarda hastalığın büyük ölçüde kontrol altında tutulabildiğini ifade etti.
05 Mayıs 2026 Salı - 17:11
"Astım kontrol altına alınabilen kronik bir hastalıktır"
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefa Levent Özşahin, 5 Mayıs Dünya Astım Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin astıma zemin hazırladığını ifade eden Özşahin, "Çevresel faktörler olarak alerjenler, sigara dumanı, hava kirliliği ve beslenme alışkanlıkları astımın gelişmesinde etkili olmaktadır. Ev tozu akarları, polenler, hayvan tüyleri, küf mantarları ve hamamböceği gibi alerjenlere karşı duyarlılık astımlı hastalarda çok sık görülmektedir. Yaşadığımız ortamlarda rutubet ve küf olması, sigara dumanına maruz kalınması astım gelişimi için önemli bir risk faktörüdür. Astımlı hastalarda havayolları aşırı duyarlı olup uyaranlara karşı aşırı yanıt vermektedir. Tetikleyici olarak kabul ettiğimiz alerjenler, enfeksiyonlar, egzersiz, sigara dumanı ve hava kirliliği astım semptomlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır" dedi. Astım hastalığının bulgularını öksürük, nefes darlığı, göğüste sertlik ve hışıltı olarak açıklayan Özşahin, "Bu şikayetlerin uzun sürmesi veya tekrarlaması halinde hastada astım düşünülmelidir. Astımda görülen öksürük, inatçı, tekrarlayan, gece ve sabaha karşı daha fazladır ve uykudan uyandırabilir. Astım hastalığı kronik olup hasta ve hekim iş birliği ile hastalığın kontrolünün sağlanması mümkündür. Tedavinin hedefi astım belirtilerinin azaltılması ve bireyin normal günlük aktivitelerini yapılabilmesidir. Astım krizlerinin olmaması, acil başvurularının olmaması, gece ve gündüz belirtilerinin kaybolması ve hastanın günlük aktivitelerini zorlanmadan yapması astım kontrolünün temel göstergeleridir. Alerjisi olan bir hastanın alerjenlerden korunması, sigara dumanına maruz kalınmasının engellenmesi, grip aşısının her yıl yapılması, aşırı kilolardan kaçınılması ve ilaçların düzenli ve doğru kullanımı önemlidir. Astım tedavisinde kullanılan ilaçların büyük bölümü solunum yolu ile alınmaktadır. Bu ilaçların doğru teknikle kullanımı hastalığın kontrolü için çok önemlidir. Unutulmaması gereken en önemli konu ise tedaviye uyumun bozulması yani ilaçların yanlış teknikle ve düzensiz kullanılması hastalığın kontrolündeki başarısızlığın en önemli nedenidir. Astım kronik bir hastalık olduğu için bu sorunların aşılması ancak iyi bir hekim ve hasta iş birliği ile sağlanabilir. Hastanın eğitimi ve hekim ile iyi iş birliğinin kurulması astım kontrolünün sağlanmasının en önemli basamağıdır. Bu sayede astım daha kolay bir şekilde kontrol altına alınabilir" ifadelerine yer verdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
05 Mayıs 2026 Salı- 09:34
"Polenler ve hava kirliliği astımı tetikliyor"
2
05 Mayıs 2026 Salı- 12:06
Çocuklarda alerjiye dikkat: "Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"
3
05 Mayıs 2026 Salı- 15:42
ERÜ Hastaneleri’nde Organ Bağışı Farkındalık Standı açıldı
4
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Yüksekova’nın fedakar ebeleri gebeler için yollarda
5
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 14:27
Cilt kanserinde 5 işaret: ABCDE kuralı ile erken tanı
02 Mart 2026 Pazartesi - 11:22
Cumhuriyet tarihinin ilk fakültesine ait hastanede, bir yılda 9 bin 600 hayvan şifa buldu
Cumhuriyet tarihinin ilk Veterinerlik Fakültesi unvanını elinde bulunduran aynı zamanda Doğu Anadolu’nun merkezi durumunda olan, 19’u profesör 32 kişilik ekiple hizmet veren Fırat Üniversitesi (FÜ) Hayvan Hastanesi’nde aylık ortalama 800 hayvanın tedavisi yapılıyor. Geçtiğimiz yıl 9 bin 600 hayvanın sağlığına kavuşturulduğu hastane 4 farklı ana bilim dalıyla bölge hastanesi gibi hizmet veriyor. Türkiye’de kurulan ikinci Cumhuriyet tarihinin ise ilk fakültesi olan Fırat Üniversitesi Veterinerlik Fakültesine ait Hayvan Hastanesi 19 profesör, 4 doçent, 8 araştırma görevlisi ve 1 doktor öğretim üyesi, ile hizmet veriyor. Küçük ve büyük hayvan merkezi olarak 2 bölümden oluşan hastanede doğum, cerrahi, iç hastalıkları ve suni tohumlama klinikleri bulunuyor. Röntgen, tomografi, ultrason ve endoskopi olmak üzere bir çok olanağa sahip olan hastane, Doğu Anadolu’nun merkezi durumunda yer alması nedeniyle geçtiğimiz yıl 9 bin hayvanının bakımını gerçekleştirdi. Aynı zamanda bölge hayvancılığı için önemli bir yere sahip olan hastane, online randevu sistemi ile, hayvan sahiplerine kolaylık sağlıyor. ‘Bölge hayvancılığına hizmet eden hastanemiz var’ Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kazım Şahin, "Fakültemiz çok köklü bir fakülte. Ülkemizde kurulan ikinci, Cumhuriyet döneminin de birinci fakültesidir. Bu anlamda çok yol kat etti. Şu an itibariyle uluslar arası akreditasyona sahibiz. Aynı zamanda ulusal akreditasyonumuz var. Bu, fakültemiz uluslararası düzeyde eğitim, araştırma ve topluma katkı sunuyor. Biz öğrenci yetiştiriyoruz. Fakülte olarak dünyaca ünlü kişilerle ve üniversitelerle çalışmalarımız var. Hastanemiz de çok köklü bir hastanedir. 1970 yılında kurulan bir fakülteyiz. Bugün itibariyle bölge hayvancılığına hizmet eden bir hastanemiz var. Hastanemizde yaban hayvanlarından tutun, kedi, köpek ve büyükbaşların tedavi ve muayeneleri yapılıyor. Bölgeye de çok ciddi manada hayvan hastanemizin katkısı oluyor. Dışarıda ki kliniklerin sahipleri de öğrencilerimizdir, alanlarında çok iyilerdir ama bizim dallarda hocalarımız çok iyi. İnsan hekimliğinde nasıl hizmet sunuluyorsa bizim fakültemizde de aynı şekilde hizmet sunuluyor" dedi. ‘Hastanemiz 24 saat hizmet vermektedir’ Fırat Üniversitesi Hayvan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Seyfettin Gür, "Hastanemiz 1998 yılında kuruldu. Cerrahi, tohum, suni tohumlama ve dahiliye olmak üzere 4 ana bilim dalında burada hizmet vermektedir. Hastanemizde, toplam 32 personel görev yapmaktadır. Hastanemiz 24 saat hizmet vermektedir. Acil ünitemiz bulunmaktadır. Acil ünitemiz hafta sonları da dahil olmak üzere 08.00 ile 17.00 arası hizmet vermektedir. Hastanemizde özellikle veteriner hekimler ve uzman hekimler de görev alıyor. Hastanemiz bölgeye hitap ediyor. Malatya, Tunceli ve Bingöl’den gelen hastaları da burada tedavi etmekteyiz. Yaban hayvanları da hastanemize gelmektedir. Gelen yaban hayvanların da tedavisini yapıyoruz. Bizim hastanemizde, online randevu sistemimiz mevcut. Vatandaşlar online randevu alabiliyorlar. Burada değişik türde hayvanların tedavileri yapılıyor. Özellikle, sığır, koyun, keçi, at, kedi ve köpek ağırlıklı yapılıyor. Aylık baz da değerlendirdiğimizde 800 hayvan tedavisi gerçekleştiriyoruz. Bunun dışında hastanemizde, operasyonlar için küçük hayvan kliniğimizde 2 tane modern anlamda ameliyathanemiz, röntgen ünitemiz, büyük hayvanda ise 4 ana bilim dalının klinikleri bulunuyor. Burada iki amacımız var, birinci amacımız, öğrencileri yetiştirmek ikincisi ise halka hizmet etmektir" ifadelerini kullandı.
02 Mart 2026 Pazartesi - 10:42
Bayburt Devlet Hastanesinde Şubat ayında 40 bin 986 hastaya bakıldı
Bayburt Devlet Hastanesi, Şubat ayında hastaneye başvuran hasta sayısını açıkladı. Açıklanan verilere göre ayaktan bakılan hasta sayısı 40 bin 986 olarak kayıtlara geçti. Ocak ayında 40 bin 4 olan hasta sayısının Şubat ayında artış gösterdiği görülürken, en fazla başvuru iç hastalıkları ve ortopedi polikliniklerine yapıldı. Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu alan 12 bin 439, MHRS dışı ayaktan başvuran 17 bin 674 ve acil servise müracaat eden 10 bin 873 hasta olmak üzere toplam 40 bin 986 kişi hastanede muayene edildi. Şubat ayında en fazla başvuru 4 bin 302 hasta ile iç hastalıkları polikliniğine yapıldı. Bu polikliniği 2 bin 924 başvuru ile ortopedi, 2 bin 381 ile kadın hastalıkları, 2 bin 327 ile göz hastalıkları ve 2 bin 196 ile çocuk polikliniği izledi. Acil servise ise 10 bin 873 hasta başvurdu. 01-28 Şubat tarihleri arasında polikliniklere tedavileri yapılmak üzere başvuran ve muayene edilenlerin sayıları ise şu şekilde: Uzman aile hekimliği: Bin 192 Anestezi polikliniği: 251 Beyin cerrahisi: Bin 211 Cildiye polikliniği: Bin 94 Çocuk cerrahisi: 168 Çocuk polikliniği: 2 bin 196 Çocuk ve ergen ruh sağlığı: 231 Enfeksiyon hastalıkları: 285 Fizik tedavi polikliniği: Bin 626 Genel cerrahi polikliniği: Bin 489 Göğüs cerrahisi polikliniği: 135 Göğüs hastalıkları polikliniği: 779 Göz hastalıkları polikliniği: 2 bin 327 İç hastalıkları polikliniği: 4 bin 302 Kadın hastalıkları polikliniği: 2 bin 381 Kalp damar cerrahisi: 342 Kardiyoloji polikliniği: Bin 862 Kulak burun boğaz polikliniği: Bin 386 Nöroloji polikliniği: Bin 437 Ortopedi polikliniği: 2 bin 924 Plastik cerrahi polikliniği: 184 Ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniği: Bin 121 Üroloji polikliniği: Bin 190 Acil servis hastası: 10 bin 873 Hastanede, 234 ameliyat ve 58 lokal ameliyat gerçekleştirilirken, 102 endoskopi, 37 kolonoskopi, 9 bronkoskopi ve 42 anjiyo işlemi yapıldı. Ayrıca 3 hastaya kalıcı kalp pili takıldı. Gebe okulundan yararlanan danışan sayısı ise 21 olarak açıklandı.
02 Mart 2026 Pazartesi - 10:36
Uzmanından sahurda beslenme uyarıları
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyetisyeni Hatice Tepe, Ramazan ayında dengeli beslenmenin hayati önem taşıdığını söyleyerek uzun süreli açlık ve susuzluğun vücut üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Ramazan ayında beslenme düzeninin doğru planlanmasının hem metabolizma sağlığı hem de günlük yaşam kalitesinin korunması açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Diyetisyen Hatice Tepe, özellikle sahur öğününün gün içerisindeki kan şekeri dengesi açısından kritik rol oynadığını vurguladı. "Sahur öğününü atlamak gün içerisinde kan şekeri dalgalanmalarına, halsizlik ve baş dönmesine neden olabilir. Bu durum uzun vadede metabolizma üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir. Bu nedenle sahurda yumurta, peynir, yeşillikler, 2-3 dilim tam buğday ekmeği ve sağlıklı yağlar içeren dengeli bir öğün tercih edilmesi, gün boyu tokluk hissinin korunmasına yardımcı olacaktır" dedi. İftara kontrollü başlanmalı İftarda yapılan en önemli hatalardan birinin hızlı ve aşırı yemek tüketimi olduğunu belirten Diyetisyen Hatice Tepe, iftara hafif besinlerle başlanması gerektiğini ifade etti. Tepe, "İftarda öncelikle su, hurma veya hafif iftariyelikler ve çorba ile başlangıç yapılmalı, ardından birkaç dakika ara verilmelidir. Bu ara, sindirim sisteminin hazırlanmasına yardımcı olurken aynı zamanda aşırı kalori alımını da önlemektedir. Ana yemeğe kontrollü şekilde geçilmesi sindirim sağlığı açısından önemlidir" diye konuştu. Kızartma, aşırı yağlı ve hamur işi ağırlıklı yemeklerin yerine sağlıklı pişirme yöntemleriyle hazırlanan yemeklerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Tepe, bu tür beslenme alışkanlıklarının hem kilo kontrolü hem de sindirim sistemi sağlığı açısından koruyucu olduğunu kaydetti. "İftar ile sahur arasında 8-10 bardak su tüketilmeli" Ramazan ayında sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Hatice Tepe, iftar ile sahur arasında yeterli miktarda su tüketilmesinin vücut dengesi açısından önemli olduğunu söyledi. Tepe, "Uzun süre susuz kalındığı için iftar ile sahur arasında en az 8-10 bardak su tüketilmesini öneriyoruz. Suyun tamamını iftarda bir anda tüketmek yerine, zamana yayarak ve yudum yudum içmek sindirim sistemi açısından daha faydalı olacaktır" ifadelerini kullandı. Gıda israfına karşı dengeli sofralar kurulmalı Ramazan ayında gıda israfına da dikkat çeken Diyetisyen Hatice Tepe, uzun süreli açlığın ardından gereğinden fazla yemek hazırlanmasının hem sağlık hem de kaynak kullanımı açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirtti. Ramazan sofralarının daha dengeli, yeterli ve sağlıklı şekilde planlanması gerektiğini vurgulayan Tepe, bu yaklaşımın hem vücut sağlığının korunmasına hem de gıda israfının önlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Diyetisyen Hatice Tepe, Ramazan boyunca dengeli ve bilinçli beslenmenin bağışıklık sisteminin korunması, enerji seviyesinin sürdürülebilmesi ve genel sağlığın desteklenmesi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, vatandaşlara sağlıklı ve dengeli bir Ramazan geçirmeleri tavsiyesinde bulundu.
02 Mart 2026 Pazartesi - 10:25
Ramazan’da fazla hurma tüketimine dikkat
Medical Point Gaziantep Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ümit Çınkır, Ramazan’da hurma tüketimi hakkında bilgi verdi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ümit Çınkır, hurmanın doğal şeker içeriğinin yüksek olduğunu belirterek, "Hurma lif, potasyum ve antioksidan açısından zengin bir meyvedir. Oruç sonrası kan şekerini dengelemeye yardımcı olur ancak porsiyon kontrolü yapılmadığında kan şekerinde ani yükselmelere sebep olabilir" dedi. Özellikle diyabet hastaları, insülin direnci olan bireyler ve kilo kontrolü sağlamaya çalışan kişilerin hurma tüketiminde dikkatli davranması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Çınkır, "Bir adet hurma ortalama 20-25 kalori içerir ve nispeten yüksek glisemik indekse sahiptir. İki ya da üç adetin üzerine çıkıldığında, özellikle yemek öncesi hızla yükselen kan şekeri düzeyleri görülebilir" uyarısında bulundu. İftar ve sahur önerileri Uzm. Dr. Ümit Çınkır, Ramazan süresince sağlıklı beslenmenin önemine vurgu yaparak, "İftarda hurmayı suyla birlikte, ana yemeğe geçmeden önce 1-2 adet ile sınırlamak, sahurda protein ağırlıklı beslenmeyi tercih ederek kan şekerinin daha dengeli kalmasını sağlamak, aşırı tatlı ve şerbetli yiyecekler yerine doğal şeker kaynağı hurma gibi gıdalarla iftarı açmak, gün boyunca yeterli miktarda su tüketimine özen göstermek" şeklinde konuştu. Risk gruplarına özel uyarı Dr. Ümit Çınkır, "Her bireyin metabolik profili farklıdır. Bu nedenle hurma tüketimi gibi beslenme unsurlarını kişiselleştirmek sağlık açısından daha doğru olacaktır. Ramazan’da hurma tüketimi tamamen yasak değil, ancak ölçülü ve bilinçli bir şekilde tüketilmesi hem kan şekeri kontrolü hem de genel metabolik sağlık açısından büyük önem taşıyor" diye konuştu.
02 Mart 2026 Pazartesi - 10:24
Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hizmete açılıyor
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun kente kazandırdığı sağlık yatırımlarına bir yenisi daha ekleniyor. Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, Nazilli’nin ardından Aydın’ın merkezde de hizmete açılıyor. Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından tamamen ücretsiz olarak hizmet verecek olan Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, kentte yaşayan vatandaşların ağız ve diş sağlığı hizmetlerine hızlı ve kolay şekilde ulaşmasını sağlayacak. Nazilli’de kısa sürede büyük ilgi gören merkez; modern mimarisi, güçlü teknik altyapısı, vatandaşların ihtiyaçları gözetilerek planlanan yapısı, çağdaş tıbbi donanımı ve uzman sağlık personelleriyle Aydın’ın merkezinde de vatandaşlara hizmet verecek. Aydın’ın tüm ilçelerinde yatırımların devam edeceğini belirten Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, "Aydınımızın dört bir yanında vatandaşlarımızı yatırımlarımız ve hizmetlerimiz ile buluşturmaya devam ediyoruz. Nazilli ilçemizin ardından Aydın’ın merkezinde de Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni hizmete açıyoruz. 4 Mart Çarşamba gününden itibaren hizmete başlayacak bu projemizin de kentimize hayırlı olmasını diliyorum. Aydınımız için çalışmaya, projelerimizi hemşehrilerimiz ile buluşturmaya devam edeceğiz. Hizmetle büyüyen Aydın" ifadelerini kullandı. Kemer Mahallesi 1757 Sokak’ta, Atatürk Spor Kompleksi’nde 4 Mart Çarşamba gününden itibaren hizmete başlayacak olan Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği ile ilgili detaylı bilgi ve randevu almak isteyen vatandaşlar, 0256 502 40 01 numaralı telefon üzerinden iletişime geçebilecek.
02 Mart 2026 Pazartesi - 09:53
Sahurda ile iftarda fazla tüketilen çay ve kahve zararlı
Uzmanlar Ramazan Ayı’nda özellikle sahur vakitlerinde karbonhidrat tüketiminden kaçınılmasının önemli olduğunu vurguladılar, sahurda ve iftarda fazlaca tüketilen çay ve kahvenin vücutta suyun hamlesine sebep olduğu ifade edildi. Erzurum Şehir Hastanesi, Ramazan Ayı’nda sağlıklı beslenme ile ilgili vatandaşlara önerilerde bulunuyor ve bunları uzmanların dilinden paylaşıyor. Şehir Hastanesi’nin sosyal medya hesabından yapılan son paylaşımda; Diyetisyen Merve Tekin, sahurda doğru besin seçimleri yapmanın, gün boyu enerjik kalınmasını sağladığını ifade ederek, "Özellikle basit karbonhidratlardan yani beyaz ekmek, tatlılar ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak önemlidir. Çünkü bu tür besinler hızlıca kana karışır, ancak kan şekerini hızlı yükseltir ve ani düşmesine sebep olur, bu da sizi erken açlık ve yorgunluk hissiyle karşı karşıya bırakır. Ayrıca, tuzlu yiyeceklerden uzak durmak da sağlığınız için önemlidir. Aşırı tuz, su kaybına neden olur ve iftar saati gelene kadar dehidrasyona yol açabilir. Bununla birlikte sahurda ve iftarda fazlaca tüketilen çay ve kahvede vücudunuzdan su hamlesine sebep olur. Bu nedenle çay ve kahve tüketimlerinizi de sınırlandırmanız oldukça önemlidir" dedi.
02 Mart 2026 Pazartesi - 09:47
Türk ve Slovak bilim insanları ‘bataryasız’ kalp pili geliştirecek
YTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Peyman Mahouti, Slovak meslektaşları ile radyo frekansıyla şarj olan kalp pili ve medikal implantlar geliştirecek. Proje, TÜBİTAK ve Slovakya Bilimler Akademisi’nden destek aldı. Proje, giyilebilir sağlık teknolojileri için stratejik bir adım olarak görülüyor. TÜBİTAK ile Slovakya Bilimler Akademisi (SAS) arasında yürütülen 2540 İkili İş Birliği Destek Programı 2025 yılı çağrısının bilimsel değerlendirme süreci tamamlandı. Yapılan inceleme sonucunda, Türkiye ve Slovakya arasındaki bilimsel iş birliğini güçlendirecek üç projenin desteklenmesine karar verildi. Desteklenmeye hak kazanan çalışmalar arasında. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Fakültesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Peyman Mahouti ve SAS’tan Dr. Juraj Kronek yürütücülüğündeki "Yeni Nesil RF Enerji Hasat Makineleri için Biyouyumlu Nanokompozitlerin Geliştirilmesi", Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Barış Özüdoğru ile SAS’tan Prof. Dr. Karol Marhold’un "Avrupa-Anadolu Biyocoğrafik Bağlantılarının Odağında Türkiye’nin Alyssum Cinsi ile Araştırılması" ve Acıbadem Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sinem Tuncel Kostakoğlu ile SAS’tan Dr. Boris Bilcik’in "Ftalosiyanin Temelli Polimerlerin PDT Verimliliği Üzerine Etkisi" başlıklı projeleri yer aldı. Üç boyutlu baskı yöntemiyle enerji toplayıcı YTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Peyman Mahouti’nin eş yürütücülüğünde hayata geçirilecek olan BioNanoHarv projesi, medikal implant teknolojilerinde yapısal bir dönüşüme odaklanıyor. Çalışma kapsamında, biyouyumlu polimer nanokompozit malzemeler (PCL/TPU) kullanılarak, üç boyutlu baskı yöntemiyle implante edilebilir bir dielektrik (elektrik iletkenliği çok zayıf) enerji toplayıcı (harvester) geliştirilecek. Yüksek dielektrik sabitine ve düşük enerji kaybına sahip olacak şekilde tasarlanan bu hibrit yapılar sayesinde, kalp pili gibi medikal cihazların batarya ihtiyacı duymadan dışarıdan gelen radyo frekans dalgalarıyla kendi enerjisini üretebilmesi sağlanacak. Yapay zeka destekli optimizasyon 36 ay sürecek olan ve kapsamlı bir uzman iş gücü planlaması gerektiren projede, her iki ülkenin araştırmacıları kendi altyapı ve uzmanlıklarını tek bir cihaz konseptinde birleştirecek. Türkiye ekibi; nanokompozit formülasyonların geliştirilmesi, eklemeli imalat süreçleri, çok bantlı cihazlar için mikrodalga tasarımı ve yapay zeka destekli optimizasyon aşamalarına liderlik edecek. Slovakya ekibi ise implantların insan dokusuyla uyumlu olmasını güvence altına alacak antibakteriyel yüzey kaplamalarının sentezlenmesini ve in-vitro biyolojik güvenlik testlerini yürütecek. Projenin son aşamasında, kalp dokusunu taklit eden özel fantomlar üretilerek entegre cihazın enerji toplama verimliliği, kararlılığı ve voltaj regülasyonu kontrollü radyo frekans maruziyeti altında test edilecek. TÜBİTAK 2540 İkili İş Birliği Destek Programı kapsamında desteklenen projeye, TÜBİTAK tarafından 65 bin avro, Slovakya Bilimler Akademisi (SAS) tarafından ise 120 bin avro olmak üzere toplam 185 bin avro (yaklaşık 9.5 milyon TL) bütçe tahsis edilecek. Başarılı olursa birçok alanda kullanılabilir Araştırma sonucunda uluslararası yayınların yanı sıra yeni nanokompozit formülasyonlarına, özel kaplama tekniklerine ve üç boyutlu baskı teknolojilerine dair patentlenebilir çıktılar elde edilmesi planlanıyor. Üretilecek olan biyouyumlu, kablosuz güç aktarımına sahip implant prototipleri bu alandaki gelecek çalışmalar için önemli bir teknolojik temel oluşturacak. "Giyilebilir sağlık teknolojileri için kritik" TÜBİTAK desteği alan BioNanoHarv projesiyle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Peyman Mahouti, "İmplant edilebilir tıbbi cihazların enerji ihtiyacını kablosuz olarak karşılayabilen, pil gerektirmeyen yenilikçi bir RF enerji hasat sistemi geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bu açıdan projemiz, son derece stratejik bir öneme sahiptir" dedi. Geliştirecekleri biyouyumlu ve yüksek dielektrik özellikli nanokompozit malzemeler sayesinde, kalp pili, biyosensörler ve diğer implant cihazlar gibi sistemlere dışarıdan kablosuz olarak elektrik verilebileceğini söyleyen Prof. Dr. Mahouti şöyle konuştu: "Böylece pil değişimi için gerekli cerrahi operasyonların sayısı azaltılarak hem hasta konforu artırılacak hem de sağlık maliyetleri düşürülecek. Gelecekte biyomedikal implantlar, giyilebilir sağlık teknolojileri ve kablosuz sensör sistemleri gibi birçok alanda kullanılabilecek yeni bir teknoloji platformu oluşturmayı hedeflemekteyiz."
02 Mart 2026 Pazartesi - 09:44
Koklear implant ile bebekler de yaşlılar da duyabiliyor
Prof. Dr. Mehmet Ziya Özüer, işitme kaybının erken teşhis ve doğru tedaviyle büyük ölçüde çözülebildiğini söyledi. Özüer, koklear implantın hem doğuştan işitme kaybı yaşayan bebeklerde hem de ileri yaşta ortaya çıkan işitme kayıplarında başarıyla uygulanabildiğini belirtti. Prof. Dr. Özüer anne babalara seslenerek, "Bebek yüksek sese tepki vermiyorsa, ismi söylendiğinde dönüp bakmıyorsa ya da iki yaşına geldiği halde konuşmuyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Günümüzde işitme kaybını bir yaşından önce tespit etmek mümkün" dedi. İşitme kayıplı kişilere yardımcı olmaya çalışırken tesadüfen telefonu bulan Aleksander Graham Bell’in doğum günü olan 3 Mart, işitme sağlığını korumak, işitme sağlığını etkileyen hastalıkların erken tanı ve tedavisi konusuna dikkat çekmek ve işitme kayıplı bireylerin karşılaştıkları zorluklara farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl Dünya Kulak ve İşitme Günü olarak kutlanıyor. Acıbadem Kent Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ziya Özüer, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada her bin bebekten 1-3’ünün işitme kaybıyla dünyaya geldiğine dikkat çekti. Özüer, Türkiye’de 2008 yılından bu yana tüm yeni doğanlara işitme taraması yapıldığını, doğumdan hemen sonra yapılan taramalar sayesinde işitme kaybının erken dönemde tespit edildiğini söyledi. Tarama sonucu işitme kaybı tespit edilen bebeklerin öncelikle işitme cihazı ile desteklendiğini belirten Özüer, cihazdan yeterli fayda sağlanamayan ileri derecede işitme kayıplarında ise koklear implant ameliyatının devreye girdiğini ifade etti. İç kulaktaki hücreleri bypas ederek siniri uyarıyor Koklear implantın çalışma prensibi konusunda bilgi veren Prof. Dr. Özüer, şöyle konuştu: "Koklear implant, ses enerjisini alıp bir işlemciden geçirerek elektrik enerjisine dönüştüren bir cihazdır. İç kulakta işitmeden sorumlu tüylü hücreler hasarlı olduğunda bu hücreleri baypas ederek doğrudan işitme sinirini uyarır. Böylece ses sinyalleri doğrudan beyne iletilir. Bu yöntem sayesinde ileri derecede işitme kaybı olan çocuklar yaşıtları gibi konuşabilir, okula gidebilir ve sosyal hayata katılabilir, topluma kazandırılır. Her ne kadar ülke genelinde tarama yapılsa da bazı durumlarda işitme kaybı daha geç fark edilebiliyor. O nedenle aileler uyanık olmalı. Erken teşhis çocukların dil gelişimi ve eğitim hayatı açısından büyük önem taşıyor. Bebek yüksek sese tepki vermiyorsa, ismi söylendiğinde dönüp bakmıyorsa ya da iki yaşına geldiği halde konuşmuyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Günümüzde işitme kaybını bir yaşından önce tespit etmek mümkün." Yetişkin ve yaşlılarda da uygulanıyor Öte yandan koklear implantın sadece çocuklara yönelik bir uygulama olmadığını belirten Prof. Dr. Özüer, erişkin ve ileri yaş hastalarda da ameliyatın başarıyla yapıldığını söyledi. Özüer, "Ani işitme kaybı, otoskleroz, Meniere hastalığı ya da kronik orta kulak iltihabı gibi nedenlerle gelişen ileri derecede işitme kayıplarında da koklear implant uygulanabiliyor. İşitme cihazından fayda görmeyen yetişkin ve yaşlı hastalarımız da bu yöntemle yeniden duyabiliyor. Gelişen teknoloji sayesinde artık hem bebekler hem de ileri yaştaki bireyler işitme kaybı nedeniyle sosyal hayattan kopmak zorunda kalmıyor" dedi.
01 Mart 2026 Pazar - 12:52
Eskişehir’de mobil sigara bıraktırma aracı taraftarla buluştu
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen "Mobil Sigara Bıraktırma Aracı", Eskişehir Stadyumu önünde taraftarlarla buluştu. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, toplum sağlığını korumak ve tütün bağımlılığına dikkat çekmek amacıyla yürüttüğü saha çalışmalarına bir yenisini ekledi. Eskişehirspor’un iç saha müsabakası öncesinde stadyum girişinde konuşlandırılan mobil sigara bıraktırma aracı, taraftarlardan yoğun ilgi gördü. Sağlık ekipleri, maç atmosferi içerisinde vatandaşlara sigaranın zararları, nikotin bağımlılığıyla baş etme yolları ve profesyonel destek mekanizmaları hakkında birebir bilgilendirmelerde bulundu. "Vatandaşımızın ayağına gidiyoruz" Çalışmalar hakkında açıklamalarda bulunan Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sigaranın önlenebilir hastalık ve ölümlerin en büyük nedeni olduğunu vurguladı. Bildirici, "Sigara; kalp-damar hastalıklarından kansere kadar birçok ciddi soruna zemin hazırlıyor. Mobil aracımızla vatandaşlarımızın ayağına giderek, bırakma sürecinde bilimsel destek sunuyoruz. Sağlıklı bir yaşam için atılan her adım, güçlü bir toplumun temelidir" dedi. 6 farklı merkezde ücretsiz hizmet Tütünle mücadelenin koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında hayati önem taşıdığını belirten Doç. Dr. Bildirici, şehir genelindeki Sağlıklı Hayat Merkezleri’nin (SHM) sunduğu imkanlara dikkat çekti. Bildirici, buralarda sadece sigara bırakma değil; beslenme danışmanlığı, obeziteyle mücadele, psikososyal destek ve çocuk sağlığı gibi pek çok alanda tamamen ücretsiz hizmet verildiğini hatırlattı. Öte yandan Eskişehir genelinde vatandaşların bu hizmetlere kolayca erişebilmesi amacıyla Odunpazarı ilçesinde Emek, Yenidoğan ve Deliklitaş; Tepebaşı ilçesinde ise Zübeyde Hanım, Şirintepe ve Şarhöyük Sağlıklı Hayat Merkezleri, alanında uzman personeliyle tamamen ücretsiz olarak danışmanlık ve koruyucu sağlık hizmetleri sunmaya devam ediyor. İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, mobil sağlık taramalarının ve bilgilendirme faaliyetlerinin kentin farklı noktalarında devam edeceğini bildirirken, tüm vatandaşları sağlıklı bir gelecek için bu merkezlerden destek almaya davet etti.
01 Mart 2026 Pazar - 12:16
Dr. Öztaş’tan gebelik döneminde oruç tutma konusunda önemli uyarılar
Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sonay Öztaş, gebelik döneminde oruç tutma konusunda anne adaylarına önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öztaş, karar sürecinde en belirleyici unsurun anne ve bebek sağlığı olduğunu vurguladı. Gebelik ve emzirme döneminde dini açıdan kolaylık sağlandığını hatırlatan Op. Dr. Sonay Öztaş, "Normal şartlarda sağlıklı bir yetişkin uzun süreli açlığa dayanabilir. Ancak gebelikte metabolizma hızlanır, enerji ihtiyacı artar ve kan şekeri daha hızlı düşer. Biz hekimler gebelerimize az ve sık beslenmelerini öneriyoruz" dedi. "Uzun süreli açlık risk oluşturabilir" Uzun süreli açlığın gebelikte bazı riskler oluşturabileceğini belirten Dr. Öztaş, kan şekerinin düşmesine bağlı olarak yağ dokusunun parçalandığını ve kanda keton adı verilen maddelerin arttığını ifade etti. Bu maddelerin bebeğe uzun vadeli etkileri konusunda kesin veriler bulunmasa da risk ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. "Sıvı tüketimi hayati önem taşıyor" Gebelikte artan kan hacmi ve bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı nedeniyle su ihtiyacının da arttığını dile getiren Op. Dr. Öztaş, "Uzun süre susuz kalmak tansiyon düşüklüğüne, böbrek fonksiyonlarında etkilenmeye ve ciddi halsizliğe yol açabilir" uyarısında bulundu. "Her gebe için aynı cevap verilemez" "Gebe oruç tutamaz mı?" sorusuna net bir "evet" ya da "hayır" yanıtı verilemeyeceğini belirten Dr. Öztaş, değerlendirmelerin kişiye özel yapılması gerektiğini söyledi. Eğer gebelik sağlıklı ilerliyorsa, anne adayında diyabet, hipertansiyon, kalp ya da böbrek hastalığı gibi ek bir rahatsızlık yoksa ve gebelik düşük riskli gruptaysa; doktor kontrolünde bireysel değerlendirme yapılabileceğini belirten Öztaş, riskli gebeliklerde, gebelik şekeri olanlarda, tansiyon problemi yaşayanlarda veya bebekte gelişme geriliği bulunan durumlarda ise oruç tutmanın önerilmediğini ifade etti. "Sahur şart, dengeli beslenme şart" Oruç tutmaya karar veren gebelerin mutlaka sahur yapması gerektiğini belirten Op. Dr. Sonay Öztaş, günlük alınması gereken sıvı miktarının iftar ile sahur arasında tamamlanmasının önemine dikkat çekti. Sahur ve iftarda aşırı yemek tüketiminin hazımsızlık ve gereksiz kilo artışına yol açabileceğini hatırlatan Öztaş, dengeli ve kontrollü beslenmenin önemini vurguladı. Son olarak anne adaylarına çağrıda bulunan Öztaş, gebelik döneminde oruç tutmak isteyenlerin mutlaka takiplerini yapan hekim ve sağlık personeline danışmaları, mümkünse diyet desteği alarak süreci planlamaları gerektiğini sözlerine ekledi.
01 Mart 2026 Pazar - 11:03
Kapalı damarı Almanya’da açılmayınca, Elazığ’a gelip sağlığına kavuştu
Almanya’nın Frankfurt kentinde yaşayan 2 çocuk babası Mustafa Katrancı, bacaklarında yaşadığı damar tıkanıklığını oradaki hastanelerde tedavi ettiremeyince, Elazığ’a gelerek ameliyat olup sağlığına kavuştu. Almanya’nın Frankfurt kentinde yaşayan 55 yaşındaki 2 çocuk babası Mustafa Katrancı, bacaklarındaki damar tıkanıklığı nedeniyle günlük hayatını sürdürmekte zorlanıyordu. Gün içinde 100 metreden fazla yürüyemiyor, kısa mesafelerde bile şiddetli ağrı yaşıyordu. Frankfurt’ta başvurduğu hastanede yapılan kontrollerde bir bacağındaki damarın yüzde 70, diğerinin ise tamamen tıkalı olduğu ortaya çıktı. Kısmen tıkalı olan damar açıldı ancak tamamen kapalı olan damar için doktorlar riskli olduğu gerekçesiyle müdahale edemeyeceklerini, bu nedenle bypass ameliyatı olması gerektiğini belirtti. Açık ameliyat olmak istemeyen Mustafa Katrancı, başka bir çözüm arayışına girdi. Memleketi Elazığ’da görev yapan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Necati Dağlı ile iletişime geçen Katrancı, yapılan değerlendirme sonrasında Elazığ’a gelerek Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Burada gerçekleştirilen işlemle hem tamamen tıkalı olan bacak damarı hem de karın bölgesindeki tıkalı damar ameliyatsız bir yöntem olan anjiyografi ile açıldı. Özel ilaçlı balon tekniği kullanılarak yapılan başarılı müdahale sayesinde hasta açık ameliyat olmaktan kurtuldu. İşlem sonrasında yürüyüş mesafesi belirgin şekilde artan Mustafa Katrancı bypass olmaktan kurtulmuş bir şekilde sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Almanya’da yaşadığını belirten Mustafa Katrancı, "Almanya’dayken iki bacağımda sorun vardı. Birinde yüzde 70 bir diğerinde ise yüzde 100 tıkanıklık vardı. Orada geçen ay anjiyo oldum. Yüzde 70 tıkalı olan bacağımı açtılar, yüzde 100 tıkalı olan bacağımı ’açamayız, bypass olman gerekiyor’ dediler. Necati hocamı duymuştum ondan dolayı Elazığ’a geldim. Şu anda tıkalı olan damarlarımı açtılar. Şükürler olsun sağlığıma kavuştum kendimi iyi hissediyorum" dedi. Hastanın Almanya’nın Frankfurt kentinden geldiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Necati Dağlı, "Hastamıza orada karın damarı yani eksternal iliak tam çıkış yerinden yüzde 100 tıkalıydı. Göbeğinin alt kısmında kasığını alt kısmına kadar yüzde 100 tıkanıklık vardı. Yan damarlardan doluş sağlanmaktaydı. Bunun üzerine Almanya’da yapılan anjiyo grafiklerinde hastanın kesinlikle açılamayacağını, anjiyo ile olmayacağını mutlaka karın damarından bacak damarına doğru, bypass ameliyatının olması gerektiğini bunun da çok yüksek riskli ameliyat olduğu için ölüm riskinin olduğunu belirtmişler. Hastamız bize ulaştı. Hastamıza yaptığımız muayeneler sonrasında tıkalı damarı açabileceğimizi ifade ettik. Daha sonra anjiyo grafi ile karnın alt kısmında kasığın altına kadar yüzde 100 tıkalı damarı, anjiyo ve ilaçlı balon yöntemiyle stent koymadan tedavi etmiş olduk. Buradaki avantajımız, stentler kendi damarına göre bir tık bacak damarlarında daha kısa süreli tıkandığını gözlemlenmiş. İlaçlı balonlar, özellikle iliak damara uygulanan ilaçlı balonların daha yeni bir yöntemdir. Daha önceden sadece stentle açılabileceği söyleniyordu ama yeni yayınlarda ilaçlı balonlarla da bu damarın açılabileceği bilimsel literatürde ifade edilmişti. Dolayısıyla bizde karın damarından çıkan bu damarı, ilaçlı balonla açarak hastamızı sağlığına kavuşturduk. Dün yaptığımız 1 saatlik işlemle hastamız sağlığına kavuştu. Bugün de hastamızı taburcu edeceğiz. Almanya’da yapılamaz denilen şey, muhtemelen doktorların eksikliğinden kaynaklanıyor. Tüm dünyada yapılan bir işlemi yaptık. Elazığ’da da yaklaşık 13 yıldır bu işlemi yapıyorum. 2012 yılından beri, yüzde 100 tıkalı bacak, karın ve kalp damarları yapıyorum" ifadelerini kullandı.
01 Mart 2026 Pazar - 11:01
Eskişehir Şehir Hastanesi’nde akademik hazırlık: İstatistik kursu tamamlandı
Eskişehir Şehir Hastanesi, sağlık profesyonellerine yönelik düzenlenen "SPSS Uygulamalı Temel İstatistik Kursu"na ev sahipliği yaptı. Eskişehir Şehir Hastanesi, sağlık alanındaki akademik çalışmaları desteklemek ve bilimsel araştırma yetkinliklerini artırmak amacıyla düzenlenen uygulamalı eğitimlerine bir yenisini ekledi. Hastane bünyesinde gerçekleştirilen "SPSS Uygulamalı Temel İstatistik Kursu"nda, katılımcılara verilerin analizi ve akademik raporlama konularında kapsamlı bir eğitim sunuldu. Eğitim programının kapanışında düzenlenen törende, Eskişehir Şehir Hastanesi Başhekimi tarafından ders veren akademisyenlere teşekkür belgesi ve plaket takdim edildi. Kursu başarıyla tamamlayan sağlık personeli ve araştırmacılar ise katılım belgelerini Başhekimin elinden aldı. Bu tür eğitimlerin hastanedeki bilimsel veri kalitesini yükselteceği ve nitelikli araştırmaların önünü açacağı vurgulandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder