SAĞLIK
12 Mart 2026 Perşembe - 16:06 Hasköy’deki hemodiyaliz ünitesi hastaları kilometrelerce yol gitmekten kurtardı Muş’un Hasköy Devlet Hastanesi bünyesinde açılan hemodiyaliz ünitesi, daha önce tedavi için kilometrelerce yol katetmek zorunda kalan hastalara büyük kolaylık sağladı. Hasköy ilçesinde bulunan devlet hastanesi bünyesinde hizmete açılan hemodiyaliz ünitesi, ilçede yaşayan böbrek hastalarının tedaviye erişimini kolaylaştırdı. 4 Şubat’ta hizmet vermeye başlayan ve 6 diyaliz makinesinin bulunduğu ünitede şu anda yaklaşık 21 hasta tedavi görüyor. Daha önce diyaliz tedavisi için Muş Devlet Hastanesi’ne gitmek zorunda kalan Hasköy ve köylerinde yaşayan hastalar, artık ilçede hizmet veren hemodiyaliz ünitesi sayesinde uzun yolculuklardan kurtuldu. Hasköy Devlet Hastanesi’nde görev yapan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Balat, ünitenin yaklaşık bir aydır hizmet verdiğini belirterek, "Ünitemiz yaklaşık bir ay oldu açıldı. 6 yatağımız var. Şu an yaklaşık 21 hastamız var. Bundan önce hastalar çeşitli zorluklarla Muş merkez veya farklı yerlerde tedavi oluyorlardı. Burayı açtıktan sonra hastalar rahatlıkla diyalizlerini almakta. Hafta içi ve hafta sonu belli dönemlerde diyaliz seanslarımız var" dedi. Hasköy Devlet Hastanesi Birim Sorumlusu Fırat Narin ise ilçede kurulan hemodiyaliz ünitesinin bölge için önemli bir ihtiyacı karşıladığını ifade ederek, "Hasköy Devlet Hastanesi’nde gerçekten güzel bir hemodiyaliz ünitesi kurduk. Hastanemizde şu anda 21 hasta hemodiyaliz tedavisi görmekte. Pazartesi, çarşamba, cuma bir ekip, salı, perşembe ve cumartesi ise diğer ekip tedavi yapmakta. Hastalarımız haftada 12 saat, günlük 4 saat diyaliz tedavisi alıyor. Diyalize giren hastalar sadece Hasköy’den değil, mesafe olarak yakın olduğu için Korkut ilçesi ve köylerinden de geliyor. Hatta Tokat’tan gelen hastamız da mevcut. Ünitemiz ayrıca tatil hemodiyalizi hizmeti de veriyor. 6 makine ile hizmet veren hastanemiz, akşam seansıyla birlikte 34-36 hastaya kadar kapasiteye sahip. İlçede hemodiyaliz ünitesinin açılması Hasköy ve Korkut ilçelerindeki hastaları ciddi şekilde rahatlattı" diye konuştu. Diyaliz tedavisi için üniteden yararlanan 53 yaşındaki Fevzi Zeytun ise daha önce tedavi için uzun mesafeler kat etmek zorunda kaldıklarını belirterek, "Korkut’un Altınova köyündenim. 53 yaşındayım. Son 8 aydır diyalize giriyorum. Son 3 yıldır da görme engelliyim. Arkadaşlar sağ olsun, görme engelli olmama rağmen bir sıkıntım olduğunda hemen ilgileniyorlar. Bizim yaşadığımız yer Muş merkeze 40-45 kilometre uzaklıkta. Hasköy’e ise yaklaşık 20 kilometre mesafede. Buradan evimize gitmek 20 dakika sürüyor fakat Muş merkeze gittiğimizde yol çok zamanımızı alıyordu. Allah devletten razı olsun" şeklinde konuştu.
12 Mart 2026 Perşembe - 15:45 Türkiye’de 72 bin diyaliz hastası bulunuyor Türkiye’de yaklaşık 72 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası bulunuyor. Bu hastaların yaklaşık 69 bini hemodiyaliz, 3 bini ise periton diyalizi tedavisi ile yaşamını sürdürüyor. Dünya Böbrek Günü kapsamında, Türk Böbrek Vakfı tarafından 1800 pet şişe kullanılarak hazırlanan 2,5 metre yüksekliğinde dev böbrek maketi, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı. Yaklaşık 2,5 metre yüksekliğinde ve 150 kilogram ağırlığındaki maket, plastik tüketiminin doğaya etkisini sembolik bir şekilde gözler önüne serdi. Düzenlenen etkinlikte hem böbrek hastalıklarına dikkat çekildi hem de su kaynaklarının korunmasının önemi vurgulandı. Etkinlikte konuşan Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, "Türkiye’de yaklaşık 72 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası bulunuyor. Bu hastaların yaklaşık 69 bini hemodiyaliz, 3 bini ise periton diyalizi tedavisi ile yaşamını sürdürüyor. Hemodiyaliz tedavisinde kullanılan su miktarı ise konunun çevresel boyutunu ortaya koyuyor. Bir hastanın 4 saatlik tek bir hemodiyaliz seansında en az 200 litre şebeke suyu kullanılıyor. Türkiye genelinde yılda yaklaşık 2-2,5 milyon ton su, bu tedavi sürecinde kullanıldıktan sonra atığa dönüşüyor" dedi. Erk, kronik böbrek yetmezliğinin büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, "Böbreklerimizi korumak aslında doğal kaynaklarımızı korumaktır. İklim değişikliği ve su kaynaklarının giderek azalması, suyun değerini her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Günlük 2-2,5 litre su tüketimi gibi basit alışkanlıklar hem böbrek sağlığımızı koruyabilir hem de sağlık sistemindeki büyük yükün önüne geçebilir" dedi. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nur Canpolat ise böbrek hastalıklarının dünya genelinde hızla arttığını belirterek, "Dünya genelinde yaklaşık her 10 kişiden birinde kronik böbrek hastalığı bulunuyor. Türkiye’de ise her 6-7 yetişkinden biri böbrek hastalığı riski taşıyor. Ancak böbrek sağlığının temelleri çocukluk döneminde atılır. Yeterli su tüketimi, sağlıklı beslenme, tuz ve paketli gıdaların azaltılması, fiziksel aktivite ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak böbrek sağlığını korumada büyük önem taşır" dedi. Canpolat ayrıca çocukların iklim değişikliği, hava kirliliği ve su kaynaklarının azalması gibi çevresel risklere karşı daha hassas olduğunu vurgulayarak, çevreyi korumanın aynı zamanda çocukların böbrek sağlığını korumak anlamına geldiğini ifade etti. Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zelal Adıbelli ise böbrek sağlığı ve çevresel sürdürülebilirlik konularına değindi. Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay ise böbreklerin görevleri ve böbrek sağlığı adına edinilmesi gereken alışkanlıklardan bahsederek, "Kanı sürekli temizlemek (her gün yaklaşık 180 litre kan böbreklerden süzülür), vücudun su dengesini sağlamak(böbrekler vücuttaki su miktarını ayarlar), mineral ve tuz dengesini düzenlemek, kan basıncını (tansiyonu) kontrol etmek, kırmızı kan hücresi üretimine yardım etmek ve kemik sağlığını korumak böbreklerin önemli görevleridir. Böbrekleri dolayısı genel sağlık halini korumak için kazanılması gereken basit ama önemli alışkanlıklar vardır. Bu alışkanlıklara dikkat etmek ve de yıllık olarak böbrek kan tahlillerinin rutin olarak yapılması, böbrek hastalıkları anlamında koruma sağlayacaktır" dedi.
Bafra’da "Yoğun Bakım Hemşire Sertifikasyon Eğitimi"
05 Ocak 2026 Pazartesi - 14:22 Bafra’da "Yoğun Bakım Hemşire Sertifikasyon Eğitimi" Samsun Bafra Devlet Hastanesi’nde, sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmaya yönelik Sağlık Bakanlığı onaylı "Yoğun Bakım Hemşire Sertifikasyon Eğitimi" başlıyor. Hastanede düzenlenecek olan ve toplam 6 hafta sürecek eğitim programı kapsamında, yoğun bakım ünitelerinde görev yapan hemşirelerin bilgi, beceri ve mesleki yetkinliklerinin artırılması hedefleniyor. Eğitimle birlikte yoğun bakımda tedavi gören hastalara sunulan sağlık hizmetlerinin daha güvenli, etkin ve kaliteli hale getirilmesi amaçlanıyor. Bafra Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Alaiddin Domaç, sertifikasyon eğitimlerinin sağlık hizmetlerinin niteliğini doğrudan etkilediğini belirterek, yoğun bakım ünitelerinin hasta takibinin en hassas şekilde yürütüldüğü alanlar olduğunu söyledi. Domaç, "Yoğun bakım ünitelerinde görev yapan sağlık personelimizin güncel bilgi ve donanıma sahip olması büyük önem taşımaktadır. Bu eğitim programı ile hastalarımıza daha kaliteli, daha güvenli ve daha etkin sağlık hizmeti sunmayı hedefliyoruz" dedi. Başhekim Domaç ayrıca, bu eğitimi ilçede düzenleyen ilk hastane olmanın gururunu yaşadıklarını ifade ederek, Bafra Devlet Hastanesi’nin eğitim ve gelişim odaklı sağlık anlayışıyla çalışmalarını sürdüreceğini kaydetti. Bafra Devlet Hastanesi, sertifikasyon programlarıyla sağlık çalışanlarının mesleki gelişimine katkı sağlamayı ve hasta memnuniyetini artırmayı hedefliyor.
Manisa’da 2025’te 11 milyon muayene, 145 bin ameliyat yapıldı
05 Ocak 2026 Pazartesi - 13:56 Manisa’da 2025’te 11 milyon muayene, 145 bin ameliyat yapıldı Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mehmet Fatih Zeren, 2025 yılı sağlık hizmetleri faaliyetlerini değerlendirerek il genelinde yürütülen çalışmalar ve gelecek hedeflerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Zeren, Manisa’da sağlık hizmetlerini daha nitelikli, kaliteli ve ulaşılabilir hale getirmek için yoğun bir gayret içinde olduklarını vurguladı. Sağlıklı Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda güçlü adımlarla ilerlediklerini ifade eden İl Sağlık Müdürü Zeren, 2025 yılı içerisinde Manisa’da toplam 11 milyon muayene hizmeti sunulduğunu, 145 bin hastaya başarılı ameliyat gerçekleştirildiğini belirtti. Aynı dönemde 158 bin hastanın yataklı servislerde, 28 bin hastanın ise yoğun bakım servislerinde tedavi gördüğünü açıkladı. Yeni hizmetler ve güçlenen altyapı Zeren, Manisa’daki kamu sağlık tesislerinde ilk kez diş implant hizmetinin sunulmaya başlandığını, Merkezefendi Devlet Hastanesinde Morris Şinasi Çocuk Acil Servisi ile doğum hizmetlerinin faaliyete geçtiğini söyledi. 112 Acil Sağlık Hizmetleri kapasitesinin 8 yeni ambulansla güçlendirildiğini ifade eden Zeren, 2025 yılında 150 bini aşkın vatandaşa ambulans hizmeti verildiğini kaydetti. İl genelindeki yatak sayısının 89 artarak 4 bin 855’e yükseldiğini belirten Zeren, Manisa Şehir Hastanesinde Tam Otomatik Kemoterapi Ünitesi ile ERCP Ünitesi’nin hizmete alındığını dile getirdi. Koruyucu sağlık hizmetlerinde büyük artış Sağlıklı Türkiye Yüzyılı kapsamında koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinin artırıldığını vurgulayan Zeren, Mobil Mamografi Aracının hizmete alındığını ve bu aracın Türkiye’de en fazla kanser taraması yapan araç konumuna geldiğini söyledi. Aile Sağlığı Merkezlerinde 1 milyon 165 bin kronik hastalık taraması ve 646 bin kronik hastalık izlemi yapıldığını aktaran Zeren, sezaryen oranlarının yüzde 23’ten yüzde 18’e düşürüldüğünü ve normal doğumun önemli ölçüde teşvik edildiğini ifade etti. Yunusemre ve Turgutlu ilçelerinde Sağlıklı Hayat Merkezlerinin açıldığını belirten Zeren, 2025 yılında 230 bin vatandaşa kanser taraması yapıldığını kaydetti. 13 yeni sağlık tesisi hizmete girdi 2025 yılı içerisinde Manisa genelinde 13 sağlık tesisinin yapımının tamamlanarak hizmete alındığını belirten Zeren, bu yatırımların sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasına önemli katkı sunduğunu söyledi. Evde sağlık hizmetleri ve bağımlılıkla mücadele Evde Sağlık Hizmetleri kapsamında kayıtlı hasta sayısının 7 bin 748’e ulaştığını, 2025 yılında 87 bin 317 ziyaret gerçekleştirildiğini belirten Zeren, evde ağız ve diş sağlığı ile görüntülü evde sağlık hizmetlerinin de ilk kez başlatıldığını açıkladı. Bağımlılıkla mücadele kapsamında 2025 yılında eğitim verilen kişi sayısının 200 bine ulaştığını, arındırma merkezlerinde binlerce başvuruya hizmet verildiğini ifade eden Zeren, risk tespitine yönelik yeni bir yazılım geliştirildiğini söyledi. Tütünle mücadelede yoğun denetim Tütünle mücadele çalışmaları kapsamında sigara bırakma polikliniği sayısının 25’e çıkarıldığını, muayene sayısının ise 6 bin 900’e ulaştığını belirten Zeren, 2025 yılında işletmelere yönelik 85 bin tütün denetimi yapıldığını ve 500 ihlale cezai işlem uygulandığını açıkladı. 2026 hedefleri İl Sağlık Müdürü Zeren, 2026 yılı hedefleri kapsamında Manisa’da çok sayıda birinci ve ikinci basamak sağlık tesisinin tamamlanmasının ve yapımına başlanmasının planlandığını belirterek, Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi (UHDS) üzerinden görüntülü sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.
Verem erken tanı ve düzenli tedaviyle tamamen iyileşiyor
05 Ocak 2026 Pazartesi - 13:48 Verem erken tanı ve düzenli tedaviyle tamamen iyileşiyor Manisa Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Ömer Doğan, Verem Farkındalık ve Eğitim Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, verem hastalığında erken tanının ve düzenli tedavinin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Verem Farkındalık ve Eğitim Haftası kapsamında vatandaşları bilgilendirmek istediklerini belirten Uzm. Dr. Ömer Doğan, "Verem, erken tanı ve düzenli tedaviyle tamamen iyileşebilen bir hastalık olmasına rağmen, belirtiler göz ardı edildiğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir" dedi. Öksürük süresine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Doğan, "Yeterli tedaviye rağmen 2-3 haftadan uzun süren öksürük, kanlı balgam çıkarma, gece terlemeleri, ateş ve halsizlik gibi şikayetleri olan hastalarımızın mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına ya da Verem Savaş Dispanserlerine başvurmalarını öneriyorum. Bu belirtiler verem hastalığının habercisi olabilir ve kesinlikle ihmal edilmemelidir" ifadelerini kullandı. Verem tanısının genellikle akciğer grafisi ve balgam testi ile konulduğunu belirten Doğan, "Bu tetkiklerle yeterli ayrımı yapamadığımız durumlarda gerekli ileri tetkikleri devreye alıyoruz. Erken tanı sayesinde tedavi süreci hem daha kolay hem de daha başarılı ilerliyor" diye konuştu. Verem tedavisinin Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz olarak sunulduğuna da dikkat çeken Uzm. Dr. Ömer Doğan, "Düzenli tedavi ile verem hastalığı tamamen iyileşebilmektedir. Şikayetleri olan kişilerin geç kalmadan sağlık kuruluşlarına başvurması, hem kendi sağlıkları hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır" dedi.
Kayseri’de 12 ambulans daha hizmete başladı
05 Ocak 2026 Pazartesi - 13:06 Kayseri’de 12 ambulans daha hizmete başladı Sağlık Bakanlığı tarafından Kayseri’ye tahsis edilen 12 yeni ambulans teslim edildi. Yeni ambulanslarla birlikte şehirdeki ambulans sayısı 98’e yükselirken, İl Sağlık Müdürü Mehmet Erşan; "Ülkemizde vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu her an yanlarında olmaya devam ediyoruz" dedi. Cumhuriyet Meydanında düzenlenen ambulans teslim töreninde konuşan İl Sağlık Müdürü Mehmet Erşan, vatandaşların ihtiyaç duyduğu her an yanlarında olmaya devam ettiklerini kaydederek; "Hastane öncesi acil sağlık hizmetleri organizasyonu ve güçlü yapısıyla dünyaya örnek olan ülkemizde vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu her an yanlarında olmaya devam ediyoruz. İlimizde geçtiğimiz yıl komuta kontrol merkezimizde 362 bin 266 sağlıkla ilgili çağrı karşılandı. 175 bin vakaya da ambulans ekiplerimizce müdahale edildi. İlimizde bu hizmetleri toplam 60 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ve 836 personelimizle sunmaktayız. Teslim edilecek yeni ambulanslarımızla birlikte toplam ambulans sayımız 98’e ulaşmış oldu. Bu ambulanslarımızdan 7 tanesi de özellikli ambulans vasfındadır. 4 adet kar paletli ambulansımız özellikle Pınarbaşı, Sarız, Hacılar ve Yahyalı bölgesinde konuşlanmakta. 1 obez ambulansımız, 1 yeni doğan ambulansımız ve 1 adet de 4 sedyeli ambulansımız bulunmaktadır. Ayrıca ülke genelinde 17 bölgede konuşlanmış olan helikopter ambulanslardan bir tanesi de ilimizde hizmet sunmaktadır. Helikopter ambulansımızda 2025 yılında toplam 190 vakaya müdahale edilmiştir. Dünyaya örnek olan güçlü sağlık sistemimizin ana mimarı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, desteklerinden dolayı Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum" dedi. Kayseri’deki sağlık sisteminin diğer şehirlere örnek olduğunun altını çizen AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu ise konuşmasında; "Kayseri bu konuda gerçekten mühim bir yerde duruyor. Kayseri’de tam 31 tane hastane var, özel ve kamu hastaneleri olmak üzere. Hastanelerimiz sadece hasta tedavi etmenin dışında eğitim araştırma hastanesi olma noktasında ciddi bir gayret sarf ediyorlar. Pandemide covid aşısı bulan 9 ülkeden birini Kayseri’ye yakıştırmış olmasından dolayı emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Bir çağrı aldıklarında ambulanslarımızın olay yerine varma noktasında Kayser hakikaten kolay kolay eline su dökülebilecek bir noktada değil. Halkımıza da çağrıda bulunmak istiyorum; gelen kardeşlerimiz hastaya müdahale etmek için geliyorlar. Onların işlerini kolay yapabilmesi için elimizden gelenin yapılması gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Kayseri Vali Yardımcısı Şenol Esmer de yeni ambulansların şehre hayırlı olmasını temenni ederek; "Türkiye’deki verilere baktığımızda Kayseri; olaylara müdahale açısından en başlarda geliyor. Biz bunları saniye saniye, dakika dakika her ay ortalamalarını alıyoruz. Bu müdahale hızımız bize memnuniyet veriyor. Polis, jandarma, orman, itfaiye, acil sağlık hizmetleri olarak gayet iyi noktadayız. Yeni gelen ambulanslarımızla birlikte bunu daha hızlı yapmış olacağız" diye konuştu. Konuşmaların ardından İl Müftüsü Durmuş Ayvaz’ın dualarıyla birlikte ambulanslar protokol üyeleri tarafından sağlık ekiplerine teslim edildi. Törene Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan, AK Parti İl Başkanı Hüseyin Okandan da katıldı.
153 bin vatandaş şifayı Büyükşehir’de buldu
05 Ocak 2026 Pazartesi - 12:58 153 bin vatandaş şifayı Büyükşehir’de buldu Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi, güçlü altyapısı ve uzman kadrosuyla 2025 yılında 153 bin 407 vatandaşa şifa oldu. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi, teknik donanımı, uzman hekim kadrosu ve sağlık personeliyle 2025 yılında da vatandaşların sağlık ihtiyaçlarına cevap verdi. Merkezde yıl boyunca 153 bin 407 kişi muayene edilirken, tanı ve tedavi hizmetleriyle Sakarya genelinde önemli bir sağlık yükünü üstlendi. Tıp Merkezi’nde 9 bin 189 hastaya EKG çekimi yapıldı, 111 bin 242 kişiye tahlil hizmeti sunuldu. Röntgen hizmetlerinden 19 bin 8 hasta yararlanırken, 4 bin 257 kişiye işitme testi, 2 bin 477 kişiye solunum fonksiyon testi uygulandı. Diyabetle mücadele kapsamında ise 2 bin 945 vatandaşa diyabet eğitimi verildi. Merkezde görev yapan uzman psikologlar tarafından 2 bin 5 kişiye danışmanlık hizmeti sunuldu ve 1 bin 535 vatandaşa diyetisyenler tarafından beslenme danışmanlığı verildi. Sağlık hizmetleri, koruyucu ve önleyici uygulamalarla desteklendi. Hastaların randevu almak için ayakta beklemesini önlemek amacıyla sıramatik sistemine geçildi. Yeni uygulamayla birlikte hizmet sürecinde konfor ve erişilebilirlik artırıldı. Hasta nakil araçları ve sağlık ekipleriyle birlikte şehir içi ve şehir dışı olmak üzere 952 yatağa bağımlı hastanın evden hastaneye, hastaneden eve güvenli şekilde nakilleri gerçekleştirildi. Hizmet, bakıma muhtaç vatandaşlar ve aileleri için önemli bir kolaylık sağladı. Tıp Merkezi’nde Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı İmran Safi hasta kabulüne başladı. Böylece sunulan branşlar arasına yeni bir uzmanlık alanı daha eklenmiş oldu. 2025 Aile Yılı çerçevesinde 440 çifte ücretsiz check-up hizmeti sunuldu. Ayrıca Büyükşehir Belediyesi ve SASKİ bünyesinde görev yapan 2 bin 765 çalışanın periyodik muayeneleri gerçekleştirildi. Anne sütünün bebek, anne ve aile sağlığı açısından önemini vurgulamak amacıyla İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle etkinlik düzenlendi. Dünya Kanser Günü, Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı, Dünya Polikistik Böbrek Hastalığı Günü, Dünya Diyabet Günü, Organ Bağışı Haftası, Ağız ve Diş Sağlığı Haftası gibi birçok önemli günde alanında uzman hekimlerin katılımıyla bilinçlendirici etkinlikler yapıldı.
Glutensiz sosis tüketiciyle buluşuyor
05 Ocak 2026 Pazartesi - 12:48 Glutensiz sosis tüketiciyle buluşuyor Türkiye’nin yenilikçi et ve şarküteri markalarından Etala, değişen tüketici beklentileri ve artan özel beslenme ihtiyaçlarına yanıt vermek amacıyla glutensiz sosis üretimine başladığını duyurdu. Yeni ürün, çölyak hastaları ve gluten hassasiyeti bulunan bireylerin yanı sıra, bilinçli beslenmeyi tercih eden geniş bir tüketici kitlesine hitap ediyor. Et Ala’nın Ar-Ge ve kalite kontrol süreçlerinden geçirilerek geliştirilen glutensiz sosis, gluten içeren hiçbir katkı maddesi kullanılmadan, gıda güvenliği ve kalite standartlarına uygun şekilde üretiliyor. Üretim sürecinde çapraz bulaşma riskleri titizlikle yönetilirken, ürünün glutensiz olduğu bağımsız laboratuvar analizleriyle doğrulanıyor. Etala kurucusu Burhan Sabanoğlu, glutensiz ürün geliştirme sürecinde lezzetten ödün vermeden, tüketici beklentilerini merkeze alan bir yaklaşım benimsediklerini belirtiyor. Geleneksel Frankfurter sosis lezzetini koruyan ürün hem ev tüketimi hem de profesyonel mutfaklar için güvenle tercih edilebilecek bir alternatif olarak konumlanıyor. Son yıllarda gluten intoleransı ve çölyak farkındalığındaki artış, glutensiz ürün pazarını hızla büyütürken, Etala bu alandaki yatırımıyla şarküteri kategorisinde erişilebilir, güvenilir ve yüksek kaliteli bir seçenek sunmayı hedefliyor. Et Ala glutensiz sosisin, yakın dönemde ulusal ve yerel zincir marketler başta olmak üzere, markanın yaygın satış ve dağıtım ağı üzerinden tüketicilerle buluşması planlanıyor.
Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Işıkay, çocuklarda epilepsi hakkında bilgi verdi
05 Ocak 2026 Pazartesi - 12:09 Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Işıkay, çocuklarda epilepsi hakkında bilgi verdi Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, çocuklarda epilepsi hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Işıkay, "Epilepsi, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen nörolojik bir hastalık olup, özellikle çocuklar arasında yaygın bir sağlık sorunu teşkil etmektedir. Epilepsi, beyin hücrelerinin anormal ve kontrolsüz elektriksel aktiviteleri sonucu nöbetlerin ortaya çıkmasına yol açar. Bu nöbetler, farklı şekillerde kendini gösterir ve çeşitli belirtilerle seyredebilir" dedi. Epilepsi hastalığını anlatan Prof. Dr. Sedat Işıkay, "Epilepsi, beyin hücrelerinin ani ve düzensiz elektriksel aktivitesi nedeniyle nöbetlerin meydana geldiği bir hastalıktır. Nöbetler; vücudun çeşitli bölgelerinde kasılmalar, bilinç kaybı, ani hareketler ve duyu değişiklikleri gibi farklı semptomlarla kendini gösterebilir. Epilepsi, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilse de çocukluk döneminde daha sık görülür" ifadelerini kullandı. "Bilinç kaybı olmadan duyusal veya görsel algı değişiklikleri yaşanır" Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, "Çocuklarda epilepsi belirtileri, yaşa, nöbet türüne ve nöbetlerin şiddetine göre farklılık gösterebilir. Genel Nöbetler (Grand Mal): Vücutta yaygın kasılmalar, bilinç kaybı ve gözlerde kasılma görülür. Auralar veya Basit Nöbetler. Bilinç kaybı olmadan duyusal veya görsel algı değişiklikleri yaşanır. Absans Nöbetleri. Kısa süreli dalma, boş bakma ve çevreyle ilişkinin kesilmesiyle karakterizedir" şeklinde konuştu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, çocuklarda nöbetlerin genellikle 3-5 yaş arasında başladığını, ancak bazı epilepsi türlerinin doğuştan da görülebileceğini belirtti. Prof. Dr. Sedat Işıkay, doğru tanının tedavinin başarısında kritik rol oynadığını vurgulayarak, "Epilepsiye neden olan faktörler arasında genetik yatkınlık, doğum sırasında yaşanan komplikasyonlar, kafa travmaları, beyin enfeksiyonları ve beyin yapısındaki anormallikler yer almaktadır. Bazı vakalarda ise epilepsinin nedeni kesin olarak belirlenememektedir" ifadelerine yer verdi. "Epilepsi tanısı ve tedavi süreci" Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, tedavide düzenli ilaç kullanımının büyük önem taşıdığını belirterek, "Epilepsi tanısı için ayrıntılı hasta öyküsü alınır, nörolojik muayene yapılır ve EEG testi ile beyin dalgaları değerlendirilir. Gerekli durumlarda MR veya BT gibi görüntüleme yöntemleri de kullanılır. Çocuklarda epilepsi tedavisinde en sık başvurulan yöntem antiepileptik ilaçlardır. Her çocuk farklıdır ve tedavi planı çocuğun ihtiyaçlarına göre düzenlenmelidir. İlaçların doğru dozda ve düzenli kullanılması, nöbetlerin kontrol altına alınmasında belirleyici rol oynar. Bazı özel durumlarda cerrahi tedavi veya özel diyet uygulamaları da gündeme gelebilir. Bu kararlar uzman hekimler tarafından verilir. Nöbet anında sakin kalmak, çocuğun başını korumak ve çevresindeki tehlikeli nesneleri uzaklaştırmak büyük önem taşır. Ailelerin düzenli doktor kontrollerini aksatmaması, ilaç tedavisine uyum sağlaması ve çocuğun sosyal hayatını desteklemesi gerekir. Çocuklarda epilepsi, doğru tedavi ve düzenli takip ile başarılı bir şekilde yönetilebilir. Bu süreç uzmanlık gerektirir ve ailelerin hekimleriyle iş birliği içinde hareket etmeleri son derece önemlidir. Çocukların nörolojik sağlığı, onların geleceği için büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
Dr. Kalli: "İnsülin direnci obeziteyi tetikliyor"
05 Ocak 2026 Pazartesi - 12:08 Dr. Kalli: "İnsülin direnci obeziteyi tetikliyor" Gaziantep Özel Hatem Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Kalli, insülin direnci hakkında önemli bilgiler verdi. Dr. Kalli, "İnsülin direnci, tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan obezitenin önemli nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor" dedi. Dr. Kalli, insülin direncini; kas, yağ ve karaciğer hücrelerinin pankreas tarafından üretilen insüline yeterince yanıt verememesi sonucu kan şekeri seviyesinin yükselmesiyle ortaya çıkan bir metabolik bozukluk olarak tanımladı. İnsülin direncinin ilk sinyallerinin çoğu zaman göz ardı edildiğini belirten Dr. Kalli, sık yaşanan tatlı krizleri, yemek sonrası uyku hali, kilo vermede zorlanma, yemekten sonra kan şekerinin ani düşmesine bağlı el titremesi ve terleme ile bel çevresinde giderek artan genişlemenin insülin direncinin belirtileri arasında yer aldığını ifade etti. "Metabolik sağlık, yaşam kalitesinin temelidir" İnsülin direncini yalnızca geçici olarak baskılamanın yeterli olmadığını vurgulayan Dr. Kalli, tedavinin temelinde vücudun doğal dengesini yeniden kurmanın yattığını söyledi. "İnsülin direnci tedavisinde öncelikli adım yaşam tarzı değişiklikleridir. Tıbbi beslenme tedavisi, düzenli egzersiz, fiziksel aktivitenin artırılması ve uyku düzeninin sağlanması büyük önem taşır. Beslenme planı; bireyin yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivite düzeyi ve yaşam tarzına göre kişiye özel olarak belirlenmelidir" dedi. "Zamanında müdahale önemli" İnsülin direncinin başka hastalıkların gelişimini de tetikleyebileceğine dikkat çeken Dr. Kalli, erken tanı ve zamanında müdahale ile bu durumun kontrol altına alınabileceğini belirtti. Bu sayede tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilebileceğini vurguladı. "İnsülin direnci testi" İnsülin direncinin tespitinde önemli bir gösterge olan HOMA-IR değerinin, vücudun insüline karşı duyarlılığını ölçen önemli bir parametre olduğunu ifade eden Dr. Kalli, normal şartlarda bu değerin 2.5’in altında olması gerektiğini, 2.5’in üzerindeki değerlerin metabolik sorunlara işaret edebileceğini söyledi. Stres ve uyku düzeni de etkili Dr. Kalli, insülin direncinin gelişmesinde; yüksek trigliserit düzeyleri, aşırı kilo, stres, fiziksel aktivite yetersizliği, polikistik over sendromu ve uyku bozukluklarının önemli rol oynadığını belirtti.
Büyükşehir’in Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde 2025’te 7 bin vatandaşa hizmet verildi
05 Ocak 2026 Pazartesi - 12:06 Büyükşehir’in Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde 2025’te 7 bin vatandaşa hizmet verildi Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışıyla 2021 yılında hizmete açtığı sağlık merkezi, ücretsiz diş muayenesi ve tedavi hizmetleriyle 2025 yılında da vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde yıl boyunca 7 bin 100 hastaya hizmet verilirken, 28 bin işlem gerçekleştirildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi, sağlık hizmetlerine erişimde fırsat eşitliği sağlamak amacıyla hayata geçirdiği ücretsiz diş sağlığı uygulamasıyla vatandaşların yüzünü güldürüyor. Hizmete açıldığı günden bu yana binlerce vatandaşı ağırlayan sağlık merkezi, özellikle dar gelirli ve dezavantajlı gruplar için önemli bir ihtiyacı karşılıyor. Çocuklardan yetişkinlere kapsamlı hizmet Merkezde, 7 yaş ve üzeri çocuklar ile yetişkinler için sosyal güvence aranmaksızın ücretsiz ağız ve diş sağlığı hizmeti sunuluyor. Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde; ağız-diş muayenesi, panoramik röntgen, dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi ve diş taşı temizliği gibi işlemler uzman hekimler tarafından titizlikle gerçekleştiriliyor. Sunulan bu kapsamlı hizmetler, vatandaşların ağız ve diş sağlığını korumaya yönelik önemli bir boşluğu dolduruyor. "Tamamen ücretsiz hizmet veriyoruz" Herkesin eşit ve nitelikli sağlık hizmetine ulaşmasını hedeflediklerini belirten Antalya Büyükşehir Belediyesi Kepez Sağlık Merkezi Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Sorumlusu Diş Hekimi Özge Öncül Kerpiççi, "Kliniğimizde vatandaşlarımıza herhangi bir sağlık güvencesi aranmadan, tamamen ücretsiz olarak hizmet vermekteyiz" ifadelerini kullanarak sosyal belediyeciliğe dikkat çekti. Randevu ile kolay erişim Ücretsiz diş sağlığı hizmetlerinden yararlanmak isteyen vatandaşlar, mesai saatleri içerisinde 0242 361 39 18 numaralı telefondan veya direkt merkeze uğrayarak randevu oluşturabiliyor.
Uzmanından kış aylarında nezle uyarısı: "Antibiyotik çözüm değil"
05 Ocak 2026 Pazartesi - 11:52 Uzmanından kış aylarında nezle uyarısı: "Antibiyotik çözüm değil" Kış mevsimiyle birlikte üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanıyor. Soğuk algınlığının en yaygın viral hastalıklardan biri olduğunu belirten Doç. Dr. Irmak Sayın Alan, antibiyotik kullanımına karşı uyararak, "Soğuk algınlığı viral bir enfeksiyondur ve tedavisi genellikle semptomlara yöneliktir. Hastalığa neden olan etken virüs olduğu için antibiyotikler etkili değildir ve gereksiz kullanımından kaçınılmalıdır" dedi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi İç Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Irmak Sayın Alan, havaların soğumasıyla birlikte soğuk algınlığı vakalarında artış yaşandığına dikkat çekerek, soğuk algınlığı çoğu zaman hafif seyretse de günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebildiğine dikkati çekti. Doç. Dr. Alan, özellikle kapalı alanlarda geçirilen sürenin arttığı kış aylarında virüslerin yayılımı daha da kolaylaştırdığını söyledi. Kapalı ortamlar riski artırıyor Soğuk algınlığının temel nedeninin virüsler olduğunu vurgulayan Alan, en sık rinovirüslerin sorumlu olduğunu, bunun yanı sıra koronavirüsler, adenovirüsler ve RSV gibi farklı virüslerin de tabloya yol açabildiğini belirterek, "Soğuk algınlığı, her yaş grubunda görülebilen ancak özellikle çocuklarda ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde daha sık karşılaştığımız bir enfeksiyondur. Kış aylarında kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunma süresinin artması, bulaş riskini belirgin şekilde yükseltir. Damlacık yoluyla ve kirli yüzeylere temas sonrası virüslerin kolayca yayılabilir" diye konuştu. Yetersiz beslenme, düzensiz uyku Bağışıklık sisteminin zayıflamasının, soğuk algınlığına yakalanma riskini artıran en önemli faktörlerin başında geldiğini kaydeden Alan, şöyle devam etti: "Yetersiz ve dengesiz beslenme, düzensiz uyku, yoğun stres ve kronik hastalıklar bu riski daha da yükseltiyor. Çocukların kreş ve okul ortamlarında sık temas halinde olması, sigara kullanımı ve sigara dumanına maruz kalmak da enfeksiyonlara karşı savunma mekanizmalarını zayıflatıyor. Mevsim geçişleri ve soğuk hava şartları ise soğuk algınlığının neden kış aylarında daha sık görüldüğünü açıklayan önemli etkenler arasında yer alıyor." Soğuk algınlığı belirtilerinin, virüsle temas sonrası genellikle 1-3 gün içinde başladığını belirten Doç. Dr. Alan, "En sık karşılaşılan şikâyetler burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve hapşırma. Boğaz ağrısı, hafif öksürük ve geniz akıntısı da tabloya sık eşlik ediyor. Bazı hastalarda halsizlik, baş ağrısı ve hafif ateş görülebilir. Ateş genellikle yüksek değildir ancak çocuklarda daha belirgin seyredebilir. Çoğu vakada belirtiler 7-10 gün içinde geriler" ifadelerini kullandı. Gereksiz kullanımından kaçının Soğuk algınlığının viral bir enfeksiyon olduğunun altını çizen Alan, antibiyotiklerin bu hastalıkta etkili olmadığını ve gereksiz kullanımın ciddi sorunlara yol açabileceğini vurguluyor. Tedavide temel amacın belirtileri hafifletmek olduğunu belirten Alan, yeterli istirahat, bol sıvı tüketimi ve dengeli beslenmenin iyileşme sürecinde önemli rol oynadığının altını çizerek, "Burun tıkanıklığı için deniz suyu veya serum fizyolojik içeren spreyler, ortam havasının nemlendirilmesi ve ılık duş solunum yollarını rahatlatabilir. Belirtilerin uzaması, yüksek ateşin eşlik etmesi, şiddetli boğaz ağrısı veya genel durumun bozulması halinde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir" değerlendirmesinde bulundu. Alan, antibiyotik kullanımına karşı uyararak, "Soğuk algınlığı viral bir enfeksiyondur ve tedavisi genellikle semptomlara yöneliktir. Hastalığa neden olan etken virüs olduğu için antibiyotikler etkili değildir ve gereksiz kullanımından kaçınılmalıdır" dedi.
Bilecik’te hayat kurtaran kapalı damar operasyonu
05 Ocak 2026 Pazartesi - 11:38 Bilecik’te hayat kurtaran kapalı damar operasyonu Bilecik’te şiddetli sırt ve karın ağrısı şikâyetiyle hastaneye başvuran bir vatandaşın yapılan kontrollerinde ana atardamarında hayati tehlike oluşturan ciddi bir yırtık tespit edilirken, yırtılan ana damarın içine özel bir stent yerleştirildi ve damar içten onarıldı. Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde daha önce farklı sağlık kuruluşlarına başvuran ancak net bir tanı konulamayan hasta, acil servisinde yapılan detaylı tetkikler sayesinde doğru tanıya ulaştırıldı. Şiddetli sırt ve karın ağrısı şikâyetiyle hastaneye başvuran 39 yaşındaki Mehmet D.’nin acil serviste çekilen ileri görüntüleme tetkiklerinde, kalpten çıkan ana damarın iç duvarında yırtılma olduğu belirlendi. Hayati risk taşıyan bu durum üzerine hasta, kalp ve damar cerrahisi ekibi tarafından acil olarak değerlendirmeye alındı.Hasta, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Elmas Üreyen tarafından kapalı yöntemle tedavi edildi. Damar içinden girilerek yapılan işlem sırasında, yırtılan ana damarın içine özel bir stent yerleştirildi ve damar içten onarıldı. Açık ameliyata gerek kalmadan gerçekleştirilen bu yöntem sayesinde hasta kısa sürede rahatladı.Tedavi sonrası yakından takip edilen hastanın ağrılarının tamamen geçtiği, genel sağlık durumunun iyi olduğu gözlemlendi. Kontrollerinin sorunsuz seyretmesi üzerine hasta sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. "Hastamızda erken tanı koyarak kapalı yöntemle müdahale ettik" Konuyla ilgili açıklama yapan Op. Dr. Elmas Üreyen, "Bu tür damar yırtılmaları ani gelişebilen ve zamanında müdahale edilmezse hayati risk taşıyan durumlardır. Hastamızda erken tanı koyarak kapalı yöntemle müdahale ettik. Açık ameliyata gerek kalmadan yapılan bu işlem, hastanın hem daha hızlı iyileşmesini hem de günlük yaşamına kısa sürede dönmesini sağladı. Hastanemizde, ileri teknoloji tıbbi cihazlar ve deneyimli hekim kadrosu ile bu tür yüksek riskli damar hastalıklarının tanı ve tedavisi başarıyla gerçekleştirilmektedir. Kapalı yöntemlerle uygulanan bu tedaviler, hastalara daha konforlu bir süreç sunarken, iyileşme süresini de önemli ölçüde kısaltmaktadır" dedi.