Son Dakika
|
Tokat’ta 5.5 büyüklüğünde deprem
Trump: "İran’ın nükleer silahlara sahip olmasına asla izin vermeyeceğim"
İran: "Basra Körfezi'ndeki ABD'ye ait petrol tankeri uyarılara uymadığı için vuruldu"
Merkez Bankası faiz kararını açıkladı!
Şanlıurfa’da kuyumcuda hırsızlık anı kameraya yansıdı
MSB: "İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir"
ABD ordusu: "İran, hava gücünü her geçen gün kaybediyor"
İstanbul’da yabancılara sahte belge düzenleyen şebeke çökertildi: 13 gözaltı
İran, Bahreyn'de yakıt tanklarını vurdu
İran'da hayatını kaybeden üst düzey askeri yetkililer için cenaze töreni
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
İsrail, Beyrut banliyölerine hava saldırısı düzenledi
Arakçi: "ABD, İran’ın nükleer önerisini teknik detayları kavrayamadığı için reddetti"
Gazeteci Enver Aysever hakkında tahliye kararı
Ankara’da korkutan deprem!
Şişli’de silahlı kavgada seken kurşunlar yoldan geçen kadına isabet etti
İsrail’den Beyrut’a hava saldırısı
İran’dan Trump’a sert mesaj: "Sizi pişman edene kadar geri adım atmayacağız"
SAĞLIK
Dr. Baran’dan böbrek sağlığı uyarısı
12 Mart 2026 Perşembe - 21:23:20
Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Erdem Baran, Dünya Böbrek Günü dolayısıyla böbrek sağlığı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Kronik böbrek hastalığının çoğu zaman erken dönemde belirti vermeden ilerlediğine dikkati çeken Nefroloji Uzmanı Dr. Erdem Baran, bu nedenle düzenli sağlık kontrollerinin büyük önem taşıdığını belirtti. Yapılan araştırmaların toplumda yaklaşık her 10 kişiden birinde böbrek hastalığı bulunduğunu gösterdiği ifade edildi. Özellikle diyabet, hipertansiyon, obezite ve sağlıksız yaşam alışkanlıklarının böbrek hastalıkları açısından önemli risk faktörleri arasında yer aldığı vurgulandı. Dr. Erdem Baran, bu hastalıkların kontrol altında tutulmasının böbrek sağlığının korunmasında kritik rol oynadığını belirtti. Dünya Böbrek Günü vesilesiyle vatandaşları böbrek sağlıkları konusunda daha bilinçli olmaya ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeye davet etti. Böbrek sağlığını korumak için yeterli su tüketilmesi, tuz tüketiminin azaltılması, sağlıklı ve dengeli beslenilmesi, sigara kullanımından kaçınma, düzenli egzersiz yapılması ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınılması gerektiğini söyledi.
12 Mart 2026 Perşembe - 16:06
Hasköy’deki hemodiyaliz ünitesi hastaları kilometrelerce yol gitmekten kurtardı
Muş’un Hasköy Devlet Hastanesi bünyesinde açılan hemodiyaliz ünitesi, daha önce tedavi için kilometrelerce yol katetmek zorunda kalan hastalara büyük kolaylık sağladı. Hasköy ilçesinde bulunan devlet hastanesi bünyesinde hizmete açılan hemodiyaliz ünitesi, ilçede yaşayan böbrek hastalarının tedaviye erişimini kolaylaştırdı. 4 Şubat’ta hizmet vermeye başlayan ve 6 diyaliz makinesinin bulunduğu ünitede şu anda yaklaşık 21 hasta tedavi görüyor. Daha önce diyaliz tedavisi için Muş Devlet Hastanesi’ne gitmek zorunda kalan Hasköy ve köylerinde yaşayan hastalar, artık ilçede hizmet veren hemodiyaliz ünitesi sayesinde uzun yolculuklardan kurtuldu. Hasköy Devlet Hastanesi’nde görev yapan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Balat, ünitenin yaklaşık bir aydır hizmet verdiğini belirterek, "Ünitemiz yaklaşık bir ay oldu açıldı. 6 yatağımız var. Şu an yaklaşık 21 hastamız var. Bundan önce hastalar çeşitli zorluklarla Muş merkez veya farklı yerlerde tedavi oluyorlardı. Burayı açtıktan sonra hastalar rahatlıkla diyalizlerini almakta. Hafta içi ve hafta sonu belli dönemlerde diyaliz seanslarımız var" dedi. Hasköy Devlet Hastanesi Birim Sorumlusu Fırat Narin ise ilçede kurulan hemodiyaliz ünitesinin bölge için önemli bir ihtiyacı karşıladığını ifade ederek, "Hasköy Devlet Hastanesi’nde gerçekten güzel bir hemodiyaliz ünitesi kurduk. Hastanemizde şu anda 21 hasta hemodiyaliz tedavisi görmekte. Pazartesi, çarşamba, cuma bir ekip, salı, perşembe ve cumartesi ise diğer ekip tedavi yapmakta. Hastalarımız haftada 12 saat, günlük 4 saat diyaliz tedavisi alıyor. Diyalize giren hastalar sadece Hasköy’den değil, mesafe olarak yakın olduğu için Korkut ilçesi ve köylerinden de geliyor. Hatta Tokat’tan gelen hastamız da mevcut. Ünitemiz ayrıca tatil hemodiyalizi hizmeti de veriyor. 6 makine ile hizmet veren hastanemiz, akşam seansıyla birlikte 34-36 hastaya kadar kapasiteye sahip. İlçede hemodiyaliz ünitesinin açılması Hasköy ve Korkut ilçelerindeki hastaları ciddi şekilde rahatlattı" diye konuştu. Diyaliz tedavisi için üniteden yararlanan 53 yaşındaki Fevzi Zeytun ise daha önce tedavi için uzun mesafeler kat etmek zorunda kaldıklarını belirterek, "Korkut’un Altınova köyündenim. 53 yaşındayım. Son 8 aydır diyalize giriyorum. Son 3 yıldır da görme engelliyim. Arkadaşlar sağ olsun, görme engelli olmama rağmen bir sıkıntım olduğunda hemen ilgileniyorlar. Bizim yaşadığımız yer Muş merkeze 40-45 kilometre uzaklıkta. Hasköy’e ise yaklaşık 20 kilometre mesafede. Buradan evimize gitmek 20 dakika sürüyor fakat Muş merkeze gittiğimizde yol çok zamanımızı alıyordu. Allah devletten razı olsun" şeklinde konuştu.
12 Mart 2026 Perşembe - 15:45
Türkiye’de 72 bin diyaliz hastası bulunuyor
Türkiye’de yaklaşık 72 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası bulunuyor. Bu hastaların yaklaşık 69 bini hemodiyaliz, 3 bini ise periton diyalizi tedavisi ile yaşamını sürdürüyor. Dünya Böbrek Günü kapsamında, Türk Böbrek Vakfı tarafından 1800 pet şişe kullanılarak hazırlanan 2,5 metre yüksekliğinde dev böbrek maketi, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı. Yaklaşık 2,5 metre yüksekliğinde ve 150 kilogram ağırlığındaki maket, plastik tüketiminin doğaya etkisini sembolik bir şekilde gözler önüne serdi. Düzenlenen etkinlikte hem böbrek hastalıklarına dikkat çekildi hem de su kaynaklarının korunmasının önemi vurgulandı. Etkinlikte konuşan Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, "Türkiye’de yaklaşık 72 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası bulunuyor. Bu hastaların yaklaşık 69 bini hemodiyaliz, 3 bini ise periton diyalizi tedavisi ile yaşamını sürdürüyor. Hemodiyaliz tedavisinde kullanılan su miktarı ise konunun çevresel boyutunu ortaya koyuyor. Bir hastanın 4 saatlik tek bir hemodiyaliz seansında en az 200 litre şebeke suyu kullanılıyor. Türkiye genelinde yılda yaklaşık 2-2,5 milyon ton su, bu tedavi sürecinde kullanıldıktan sonra atığa dönüşüyor" dedi. Erk, kronik böbrek yetmezliğinin büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, "Böbreklerimizi korumak aslında doğal kaynaklarımızı korumaktır. İklim değişikliği ve su kaynaklarının giderek azalması, suyun değerini her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Günlük 2-2,5 litre su tüketimi gibi basit alışkanlıklar hem böbrek sağlığımızı koruyabilir hem de sağlık sistemindeki büyük yükün önüne geçebilir" dedi. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nur Canpolat ise böbrek hastalıklarının dünya genelinde hızla arttığını belirterek, "Dünya genelinde yaklaşık her 10 kişiden birinde kronik böbrek hastalığı bulunuyor. Türkiye’de ise her 6-7 yetişkinden biri böbrek hastalığı riski taşıyor. Ancak böbrek sağlığının temelleri çocukluk döneminde atılır. Yeterli su tüketimi, sağlıklı beslenme, tuz ve paketli gıdaların azaltılması, fiziksel aktivite ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak böbrek sağlığını korumada büyük önem taşır" dedi. Canpolat ayrıca çocukların iklim değişikliği, hava kirliliği ve su kaynaklarının azalması gibi çevresel risklere karşı daha hassas olduğunu vurgulayarak, çevreyi korumanın aynı zamanda çocukların böbrek sağlığını korumak anlamına geldiğini ifade etti. Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zelal Adıbelli ise böbrek sağlığı ve çevresel sürdürülebilirlik konularına değindi. Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay ise böbreklerin görevleri ve böbrek sağlığı adına edinilmesi gereken alışkanlıklardan bahsederek, "Kanı sürekli temizlemek (her gün yaklaşık 180 litre kan böbreklerden süzülür), vücudun su dengesini sağlamak(böbrekler vücuttaki su miktarını ayarlar), mineral ve tuz dengesini düzenlemek, kan basıncını (tansiyonu) kontrol etmek, kırmızı kan hücresi üretimine yardım etmek ve kemik sağlığını korumak böbreklerin önemli görevleridir. Böbrekleri dolayısı genel sağlık halini korumak için kazanılması gereken basit ama önemli alışkanlıklar vardır. Bu alışkanlıklara dikkat etmek ve de yıllık olarak böbrek kan tahlillerinin rutin olarak yapılması, böbrek hastalıkları anlamında koruma sağlayacaktır" dedi.
12 Mart 2026 Perşembe - 14:58
Dünya Glokom Gününde ücretsiz göz tansiyonu ölçümü yapıldı
Diyarbakır’da Dünya Glokom Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte ücretsiz göz tansiyonu ölçümü yapıldı. Dicle Üniversitesi Hastanesi ana bina poliklinikleri ile Tıp Fakültesi Dekanlığı girişinde kurulan stantlarda hasta, hasta yakınları ve öğrencilerin göz tansiyonları ücretsiz olarak ölçüldü. Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Uğur Keklikçi, glokom hastalığının çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğine dikkat çekerek, "Glokom, halk arasında bilinen adıyla göz tansiyonu, tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilen önemli bir göz hastalığıdır. Hastalık erken dönemde çoğu zaman belirti göstermediği için düzenli göz muayeneleri büyük önem taşımaktadır. Özellikle risk grubunda bulunan bireylerin belirli aralıklarla göz kontrollerini yaptırmaları, muhtemel görme kayıplarının önlenmesi açısından hayati önem taşımaktadır" dedi. Etkinlik kapsamında kurulan stantlarda vatandaşlara glokom hakkında bilgilendirici broşürler dağıtılırken, göz tansiyonu ölçümü yapılan katılımcılara hastalık hakkında görevliler tarafından bilgi verildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
12 Mart 2026 Perşembe- 12:53
Türkiye’de her 7 kişiden biri böbrek hastası
2
12 Mart 2026 Perşembe- 12:21
İnme geçiren 91 yaşındaki hastaya başarılı müdahale, uzmanlardan uyarı: "Dakikanın önemi var"
3
05 Şubat 2026 Perşembe- 09:40
Kıbrıs’tan gelen küçük bir kalp, zamanında müdahalelerle sağlığına kavuştu
4
12 Mart 2026 Perşembe- 10:02
Uzmanından uyarı: "Zatürre yüksek ölüm oranı olan bir hastalık"
5
12 Mart 2026 Perşembe- 10:54
Göz tansiyonu kalıcı görme kaybına yol açabiliyor
05 Ocak 2026 Pazartesi - 10:40
‘Kesisiz cerrahi ile daha hızlı iyileşme mümkün’
Halk arasında ‘kesisiz cerrahi’ olarak da bilinen V-NOTES cerrahi tekniğinin, özellikle kadın hastalıkları ve doğum alanında pek çok operasyonda başarıyla uygulanabildiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Nilay Yolcu, "Karın bölgesinde herhangi bir kesi yapılmadan, vajinal yoldan uygulanan bu ileri cerrahi yöntem, hastaya hem konforlu hem de hızlı bir iyileşme süreci sunuyor" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Nilay Yolcu, yenilikçi ve minimal invaziv cerrahi yöntemlerden biri olan V-NOTES (Vaginal Natural Orifice Transluminal Endoscopic Surgery) hakkında bilgilendirmede bulundu. Opr. Dr. Yolcu, "Karın bölgesinde herhangi bir kesi yapılmadan, vajinal yoldan uygulanan bu ileri cerrahi yöntem hastaya hem konforlu hem de hızlı bir iyileşme süreci sunuyor. Güncel bilimsel çalışmalarla desteklenen V-NOTES tekniği, seçilmiş hastalarda güvenle uygulanabilen ve hasta memnuniyetini artıran güncel cerrahi yaklaşımlar arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı. "Daha konforlu bir ameliyat süreci" Operasyon hakkında bilgi veren Opr. Dr. Yolcu, "V-NOTES yönteminde laparoskopik cerrahide kullanılan kamera ve özel cerrahi aletler, doğal bir açıklık olan vajinal yol aracılığıyla karın içerisine ulaştırılıyor. Bu sayede karın cildinde kesi yapılmasına gerek kalmıyor ve ameliyat sonrası iz oluşmuyor. Ayrıca ameliyat sonrası ağrının daha az hissedilmesi, hastanede kalış süresinin kısalması ve hastanın günlük yaşamına çok daha hızlı dönebilmesi bu yöntemin öne çıkan avantajları arasında yer alıyor. Kozmetik açıdan da üstün sonuçlar sunan V-NOTES, hasta konforunu üst düzeye taşıyor" diye konuştu. Tercih edildiği ameliyatlar V-NOTES cerrahi tekniğinin, özellikle kadın hastalıkları ve doğum alanında pek çok operasyonda başarıyla uygulanabildiğine değinen Opr. Dr. Yolcu, "Rahmin alınması (histerektomi), yumurtalıklar ve fallop tüpleriyle ilgili cerrahiler ile endometriozis ve iyi huylu jinekolojik hastalıkların tedavisinde bu yöntemden faydalanılabiliyor. Uygulama kararı hastanın klinik durumu, tıbbi gereklilikler ve cerrahın deneyimi doğrultusunda titizlikle belirleniyor" ifadelerine yer verdi. "Kadın sağlığında yeni nesil cerrahi yaklaşım" Opr. Dr. Nilay Yolcu, V-NOTES tekniğinin minimal invaziv cerrahinin sunduğu avantajları doğal açıklık cerrahisiyle birleştirdiğini belirterek, bu sayede hasta güvenliği ve konforunun ön planda tutulduğunu belirtti. Opr. Dr. Yolcu, "Teknolojinin cerrahiye entegre edildiği bu güncel yaklaşım, kadın sağlığı alanında daha az travma, daha hızlı iyileşme ve daha yüksek yaşam kalitesi hedefliyor" şeklinde konuştu.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 10:11
Gebelikte fark edilen şah damarı tümörü Van’da başarıyla alındı
Kahramanmaraş’tan Van’a gelen ve gebelik sürecinde şah damarı (glomus) tümörü tanısı konulan genç hasta, Lokman Hekim Van Hastanesi’nde yapılan başarılı operasyonuyla sağlığına kavuştu. Lokman Hekim Van Hastanesi, şah damarı tümörü gibi yüksek riskli ameliyatlarda Türkiye’nin farklı illerinden gelen hastalara umut olmaya devam ediyor. Boyun bölgesinde, hayati damar ve sinir yapılarına yakınlığı nedeniyle en riskli cerrahiler arasında yer alan şah damarı tümörü ameliyatları, ileri düzey tecrübe gerektiriyor. Türkiye’de sınırlı sayıda merkezde yapılabilen bu operasyonlar, Lokman Hekim Van Hastanesi’nde Prof. Dr. Halil Başel’in öncülüğünde başarıyla gerçekleştiriliyor. Bu kapsamda Sivas’tan gelen 3 çocuk annesi Nazmiye Çoban (61) ile Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinden gelen 2 çocuk annesi Damla Özel (23), şah damarı tümörü tanısıyla Lokman Hekim Van Hastanesi’nde ameliyat edildi. Başarılı şekilde ameliyat edilen her iki hasta da taburcu edildi. "Ameliyatı hiçbir sorun yaşamadan başarıyla tamamladık" Konuya ilişkin konuşan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, dışarıdan gelen iki hastaya şah damarı tümörü ameliyatı yaptıklarını belirtti. Kahramanmaraş’tan gelen hastanın tanısının gebelik sırasında konulduğunu ve tümörü oldukça büyük olduğunu ifade eden Prof. Dr. Başel, "Hamileliğini beklemek istemiş; o dönemde yaklaşık 3 santimetre olan tümör, en son ölçümümüzde 5,5 santimetreye kadar ulaşmıştı. Yani bir yıl içinde ciddi bir büyüme göstermişti. Annelik süreci ve çocuğun bakımı nedeniyle tedavi bir süre ertelenmişti. Aslında tanı daha önce konulmuş ancak bu nedenlerle tedavi gecikmişti. 3 santimetrelik bir tümör ile 5,5 santimetrelik bir tümörün ameliyatı arasında komplikasyon riski açısından önemli farklar vardır. Ancak tümör bu kadar büyük olmasına rağmen ameliyatı hiçbir sorun yaşamadan başarıyla tamamladık. Hastamız şu an taburcu aşamasına gelmiş durumda. Ayrıca hastamızın şekerle ilgili bir problemi de vardı; onu da ameliyat öncesinde düzelterek operasyonu gerçekleştirdik" dedi. "Damarı hiç zedelemeden ameliyatları tamamladık" Sivas’tan gelen hastanın ise tümörünün çok büyük olmadığını dile getiren Başel, "Diğer hastamız ise Sivas’tan geldi. Onun tümörü çok büyük değildi, yaklaşık 3 santimetreydi; ancak yerleşimi nedeniyle damarı sarmış olması ameliyatı daha zor hâle getiriyordu. Her iki hastamızda da şah damarına müdahale etmeden, damarı koruyarak ameliyatlarını gerçekleştirdik. Normalde bu damarın içine uzanan tümörlerde damarda mutlaka bir iz kalır; ancak kendi geliştirdiğimiz teknikle damarı hiç zedelemeden ameliyatları tamamladık. İnşallah her iki hastamızı da kısa süre içinde taburcu edeceğiz" diye konuştu. İlk tanı konulduğunda 28 haftalık gebe olduğunu anlatan Damla Özel isimli hasta ise "Tanı, Malatya İnönü Hastanesi’nde konuldu. Süreçte birçok hastaneye başvurdum; Kayseri’ye gittim, Maraş’a gittim. Maraş’ta bu ameliyatın yapılamayacağı söylendi. Malatya’da ise yapılabileceği ifade edildi ancak açıkçası kendimi yeterince güvende hissedemedim. Araştırmalarım sonucunda Halil Başel Hocamızı buldum. Allah razı olsun Halil Hoca’dan; gerçekten 10 numara bir doktor. Ameliyatım çok başarılı geçti, çok şükür. Şu anda kendimi çok iyi hissediyorum" şeklinde konuştu. Sivas’tan gelen 61 yaşındaki Nazmiye Çoban da yapılan ameliyattan sonra sağlığına kavuştuğunu belirterek, ameliyatı gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel ve ekibine teşekkür etti.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 10:02
Soğuk hava cildi sessizce yıpratıyor
Kışın sıcak duş alma isteğinin arttığını ancak çok sıcak suyun cildin doğal yağ dengesini bozarak ve kuruluğu artırdığını belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Nalan Kükürt, "Kış aylarında duş süresi kısa tutulmalı, suyun çok sıcak olmamasına özen gösterilmeli" dedi. Ciltte kuruluk, çatlama, kaşıntı ve hassasiyet gibi sorunlarla kış aylarında oldukça sık karşılaşılıyor. Medline Adana Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Nalan Kükürt, soğuk havanın cildi sessizce yıprattığını ancak doğru bakım alışkanlıklarıyla bu etkilerden korumanın mümkün olduğunu söyleyerek basit ama etkili önerilerde bulundu. Soğuk hava ve düşük nem oranının cildin su kaybetmesine neden olduğunu kaydeden Dr. Kükürt, "Özellikle eller, yüz ve dudaklar daha hızlı kurur ve çatlayabilir. Bu nedenle nemlendirici kullanımı yalnızca ihtiyaç halinde hatırlanmamalı, düzenli bir alışkanlık haline getirilmelidir. Kuru ciltler için yoğun içerikli, yağ bazlı, yağlı ve karma ciltler için ise su bazlı ürünler tercih edilmelidir. Soğuk hava, egzama gibi kronik cilt hastalıklarının şikayetlerini artırabilir; kaşıntı, kızarıklık ve pullanma daha belirgin hale gelir. Sert sabunlar ve alkol içeren temizleyiciler kış aylarında cildi tahriş edebileceğinden sabunsuz, cilt bariyerini koruyan ve nemlendirici özelliği olan temizleyiciler kullanılmalıdır" diye konuştu. Ilık su ile duş alın Kışın sıcak duş alma isteğinin arttığını ancak çok sıcak suyun cildin doğal yağ dengesini bozarak ve kuruluğu artırdığını ifade eden Kükürt, "Kış aylarında duş süresi kısa tutulmalı, suyun çok sıcak olmamasına özen gösterilmelidir. Duş sonrası ilk birkaç dakika içinde nemlendirici sürmek cildin nemi hapsetmesine yardımcı olur. Isıtıcılar cilt nemini azaltır kapalı alanlarda kullanılan kalorifer ve klimalar, havadaki nem oranını düşürür. Bu durum cildin daha hızlı kurumasına neden olur. Ortam nemlendiricileri kullanmak ya da odada bir kap içerisinde su bulundurmak cilt sağlığını destekler. Dudaklarda çatlama, ellerde kuruluk ve hatta ağrılı yarıklar kış aylarında oldukça sık görülür. Bu bölgeler için yoğun nemlendirici ve onarıcı ürünler kullanılmalıdır. Özellikle dışarı çıkmadan önce cilt korunmalı, ayrıca gece bakımına da özen gösterilmelidir. Sık el yıkayan kişiler el kremi kullanımını artırmalıdır" şeklinde konuştu. Güneş koruyucuları kışın da kullanın Kışın güneşin zararlı etkilerinin olmadığı düşünülse de UV ışınlarının yıl boyunca cilde zarar verebileceğinin altını çizen Dermatoloji Uzmanı Dr. Kükürt, şunları kaydetti: "Özellikle karlı havalarda yansıma etkisiyle güneş ışınları cilt üzerinde olumsuz etki oluşturabilir. Bu nedenle kış aylarında da güneş koruyucu kullanımı ihmal edilmemelidir. Kışın hassaslaşan cilde sık peeling yapmak, koruyucu tabakaya zarar verebilir. Bu durum kızarıklık, pullanma ve egzama şikayetlerini artırır. Peeling gerekiyorsa haftada en fazla bir kez ve nazik ürünler yardımıyla uygulanmalıdır. Dışarı çıkarken atkı, bere ve eldiven kullanmak cildin doğrudan soğuğa maruz kalmasını önleyen etkili bir korunma yöntemidir. Özellikle yüz ve ellerin rüzgarla temasını azaltmak, ciltte meydana gelebilecek tahrişi engeller. Beslenme ve su tüketimi cilt sağlığını etkiler. Kışın su içme alışkanlığı azalabilir ancak yeterli su tüketimi cildin nem dengesini korur. Omega-3, vitamin ve mineral açısından zengin beslenme de cildin kendini yenilemesine destek olur."
05 Ocak 2026 Pazartesi - 09:25
ADÜ Hastanesi’nde ilk kez uygulanmaya başladı
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi’nde ilk kez full endoskopik lomber disk ameliyatları (tam kapalı bel ameliyatı) uygulanmaya başladı. ADÜ Hastanesi’nden yapılan açıklamada, "Hastanemiz, modern cerrahi uygulamalarına bir yenisini daha ekleyerek Aydın’da ilk kez full endoskopik lomber disk ameliyatlarını başarıyla gerçekleştirmeye başladı. Halk arasında tam kapalı bel ameliyatı olarak bilinen bu yöntem, Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı bünyesinde uygulanan minimal invaziv bir cerrahi işlemdir.Full endoskopik teknik sayesinde ameliyatlar yalnızca birkaç milimetrelik kesilerden yapılmakta, çevre dokulara verilen zarar en aza indirilmektedir. Full endoskopik lomber disk ve dar kanal cerrahisi; ameliyat sonrası daha az ağrı, daha kısa hastanede yatış süresi, günlük yaşama ve işe daha hızlı dönüş ile daha düşük enfeksiyon ve komplikasyon riski gibi avantajlarıyla öne çıkmaktadır. Çoğu hasta ameliyatın ardından kısa sürede mobilize olabilmekte ve hızlı bir iyileşme süreci yaşamaktadır. Her hasta için uygun olmayan bu yöntem, uygun hasta grubunda başarılı bir şekilde uygulanabilmektedir. Hastanemiz, hasta güvenliğini ve bilimsel gelişmeleri esas alan yaklaşımıyla, sağlık hizmetlerinde yenilikçi ve çağdaş tedavi yöntemlerini uygulamaya devam etmektedir" denildi.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 09:13
Koroner bypass sonrası çalma sendromu’na dikkat
Bypass ameliyatı sonrası efor sarf edince veya sol kol kullanılınca göğüste ağrı koroner çalma sendromu olabiliyor. Prof. Dr. Saygın Türkyılmaz, kalbe giden kanın kol damarları tarafından çekildiği Koroner çalma sendromuna dikkat çekti. Koroner arter hastalığı günümüzde yaygın olarak görülen bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Tedavide koroner stentlerve bypass ameliyatları öne çıkarken, bazen hastalarda gözden kaçabilen koroner çalma sendromu gibi komplikasyonlar ortaya çıkabiliyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Saygın Türkyılmaz, bu durumun özellikle efor sırasında göğüs ağrısına yol açtığını belirtti. "Ameliyat sonrası göğüs ağrısı göz ardı edilmemeli" Süreç hakkında önemli bilgiler veren Prof. Dr. Türkyılmaz, "Bazı hastalar yürürken ya da diyaliz sırasında göğüs ağrısı yaşayabiliyor. Bu durum özellikle bypass yapılan hastalarda, göğüs boşluğundan alınan arteriyel damarların açıklığıyla ilgili olabiliyor. Damar darlığı olduğunda kalbe giden kan tam tersine, kola yönlenebiliyor ve hastada ağrı oluşuyor" dedi. Detaylı değerlendirme hayat kurtarıyor Hastaların şikayetlerinin doğru anlaşılması ve detaylı tetkiklerle değerlendirilmesinin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Türkyılmaz, "Hastanın hayat kalitesini ciddi şekilde etkileyen bu durumu başka bir ağrı gibi görmemek gerekiyor. Detaylı anamnez, muayene ve tetkik ile tanıyı koyuyoruz ve tedaviyi en kısa sürede tamamlıyoruz" diye konuştu. Damar sağlığı tüm vücudu ilgilendiriyor Damar sağlığının yalnızca kalbi değil, tüm vücut damarlarını etkilediğini belirten Prof. Dr. Türkyılmaz, "Bypass olmuş veya stent takılmış hastaların dahi bu tür şikayetleri varsa kliniklerimize başvurmaları çok önemli. Biz hastaların konforlu yaşamlarını sağlamak için detaylı değerlendirmelerini yapıyoruz" şeklinde konuştu.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 00:51
UMKE’den zorlu kış şartlarında hayat kurtaran müdahale
Bingöl’de mezradan yaşayan ve göğüs ağrısı şikayeti bulunan 90 yaşındaki kadın hasta, olumsuz hava şartlarına rağmen UMKE ekiplerinin zamanında müdahalesiyle hastaneye ulaştırıldı. Edinilen bilgilere göre, yoğun kar yağışı nedeniyle Solhan ilçesine bağlı Yenidal köyü Köprübalı mezrasında yol kapandı. Mezrada yaşayan ve göğüs ağrısı şikayeti bulunan 90 yaşındaki A.C. için sağlık ekiplerinden yardım istendi. İhbar üzerine harekete geçen Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), yarım paletli araçla kapalı yolu aşarak hastaya ulaştı. Olay yerinde gerekli ilk değerlendirmeleri yapılan hasta, UMKE ekipleri tarafından 112 Acil Sağlık ekiplerine güvenli bir şekilde teslim edildi. Hasta, ambulansla Bingöl Devlet Hastanesi’ne sevk edilerek tedavi altına alındı. Zorlu kış şartlarına rağmen UMKE ve 112 Acil Sağlık ekiplerinin vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini sağlamak amacıyla sahadaki çalışmalarını aralıksız sürdürdüğü bildirildi.
04 Ocak 2026 Pazar - 21:27
Kulp’ta arızalanan ambulans yol kenarında bekliyor
Diyarbakır’da kar ve soğuk havanın etkili olduğu Kulp ilçesinde bir ambulans arıza nedeniyle yol kenarında bekliyor. Edinilen bilgilere göre, kırsal köylerdeki hastalara ulaşmak amacıyla görev yapan bir ambulans, kırsal Konuklu Mahallesi mevkisinde arızalandı. Ambulans arıza nedeniyle üç gündür yol kenarında bekleniyor.
04 Ocak 2026 Pazar - 20:05
Kulp’ta arızalanan ambulans üç gündür yolda bekliyor
Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde kar ve soğuk havanın etkisiyle bir ambulans arıza nedeniyle üç gündür yol kenarında bekleniyor. Edinilen bilgilere göre, kırsal köylerdeki hastalara ulaşmak amacıyla görev yapan bir ambulans, kırsal Konuklu Mahallesi mevkisinde arızalandı. Ana yol üzerinde kalan ambulansın yaklaşık üç gündür aynı noktada bekletildiği öğrenildi. Ambulansın uzun süredir kaldırılmaması, yolu kullanan vatandaşlar arasında şaşkınlık ve endişeye yol açtı.
04 Ocak 2026 Pazar - 15:02
Şemdinli’de yanık olayı: 9 aylık bebek Van’a sevk edildi
Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde yanık yaralanması yaşayan 9 aylık bebek, ileri tetkik ve tedavisi için Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi. Edinilen bilgilere göre, Şemdinli’de meydana gelen talihsiz olayın ardından sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan bebek, durumunun ciddiyeti nedeniyle daha donanımlı bir merkeze nakledilmesine karar verildi. Bunun üzerine küçük hasta, ambulans helikopterle Van’a sevk edildi. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Ünitesi’nde uzman hekimler tarafından tedavi altına alınan bebeğin sağlık durumunun yakından takip edildiği öğrenildi.
04 Ocak 2026 Pazar - 14:25
Yoğun kar yağışı sebebiyle mahsur kalan hamile vatandaşın yardımına ambulans helikopter yetişti
Yoğun kar yağışı sebebiyle kara ulaşımının mümkün olmadığı Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde yaşayan 8 aylık hamile kadın, helikopter ambulansla hastaneye ulaştırıldı. Kar yağışı son günlerde tüm Türkiye’de etkisini gösteriyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kar yağışının yoğun olduğu ve kara ulaşımının mümkün olmadığı Hakkari’nin Şemdinli ilçesinin Alan köyünde yaşayan 8 aylık hamile kadının, ambulans helikopterle alınarak Şemdinli Devlet Hastanesi’ne ulaştırıldığını açıkladı. Hamile kadına şifa dileğinde bulunan Bakan Memişoğlu, bu operasyondan ötürü sağlık ekiplerine gönülden teşekkür ettiğini belirtti.
04 Ocak 2026 Pazar - 12:15
Diyarbakır’da misafir anne projesi
Sağlık Bakanlığı tarafından Türkiye genelinde yürütülen "Misafir Anne Projesi", Diyarbakır’da da özellikle kış aylarında ulaşımın zorlaştığı kırsal bölgelerde anne ve bebek sağlığı için önemli bir güvence sağlıyor. Bu kapsamda, 2 Ocak’ta Çınar ilçesi Görece Mahallesi’nde ikamet eden ve gebeliğinin son haftalarında bulunan S.Ö., Misafir Anne Projesi kapsamında evinden alınarak Çınar İlçe Devlet Hastanesi’ne nakledildi. Yapılan değerlendirme sonrası ileri merkezde takibinin uygun görülmesi üzerine gebe hasta, 112 Acil sağlık ekipleri tarafından Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları ek binasına güvenli şekilde ulaştırıldı. Aynı gün Çınar ilçesi Çatmadal Mahallesi’nde yaşayan ve doğumu yaklaşan G.A. isimli gebe de yine Misafir Anne Projesi kapsamında sağlık ekiplerince evinden alındı. Yoğun kar yağışı, kapalı yollar ve buzlanma nedeniyle ambulansın ilerleyemediği bölgede UMKE ekipleri devreye girerek saha ve zincir desteği sağladı. UMKE ve 112 Acil sağlık ekiplerinin koordinasyonuyla gebe sağlık tesisine güvenle ulaştırıldı. Misafir Anne Projesi; Türkiye genelinde, özellikle ulaşımın güç olduğu bölgelerde yaşayan ve doğumu yaklaşan gebelerin, doğum öncesinde evlerinden alınarak hastanelere veya sağlık tesislerine yakın konaklama alanlarına yerleştirilmesini kapsayan önleyici bir sağlık hizmetidir. Amaç, ani doğumların ev ortamında değil, hastane şartlarında gerçekleşmesini sağlamaktır. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, uygulamanın ulusal ölçekte önem taşıdığını belirterek, "Misafir Anne Projesi, ülke genelinde anne ve bebek sağlığını korumaya yönelik önemli bir uygulamadır. Diyarbakır’da da özellikle kış şartlarının ağırlaştığı bölgelerde bu projeyi etkin şekilde uyguluyoruz. Doğumu yaklaşan gebelerimizi önceden sağlık tesislerine alarak riskleri en aza indiriyoruz. Süreçte görev alan tüm sağlık ekiplerimize teşekkür ediyorum" dedi.
04 Ocak 2026 Pazar - 12:09
Bağışıklığı güçlendiren kış reçetesi
Beslenme ve Diyetetik Bölümü Uzmanı Uzm. Dyt. Ecem Fidan, kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmenin yolunun doğru beslenmeden geçtiğini vurgulayarak; vitamin ve mineral açısından zengin besinler, doğal antibiyotikler ve mevsiminde tüketilmesi gereken gıdalar hakkında önemli öneriler paylaştı. Soğuk havaların etkisini artırdığı, mevsimsel hastalıkların daha sık görüldüğü kış aylarında bağışıklık sistemini güçlü tutmak her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Uzmanı Dyt. Ecem Fidan, kışı sağlıklı geçirmek için doğru beslenmenin bağışıklık üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çekerek, hastalıklardan korunmaya yönelik önemli beslenme önerileri paylaştı. Uzm. Dyt. Fidan ayrıca, kış aylarında beslenmeye katkı sağlayacak iki sağlıklı tarif de paylaştı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral almak önemli C vitamini, D vitamini, çinko, selenyum gibi vitamin ve minerallerin yanı sıra antioksidan açısından zengin meyve ve sebzeler de vücudu hastalıklara karşı koruduğunu belirten Uzm. Dyt. Fidan, bunları içeren düzenli bir beslenmenin özellikle grip ve soğuk algınlığı gibi yaygın hastalıklara karşı koruyucu etkisi olduğunu vurguluyor. "C vitamini, bağışıklık sistemini güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda hücrelerin yenilenmesine ve cilt sağlığına da katkıda bulunur" ifadelerini kullanan Uzm. Dyt. Fidan, turunçgillerin bu açıdan zengin olduğunu belirterek; portakal, mandalina, limon, kivi, kuşburnu ve kırmızı biberin yeteri kadar tüketilmesi gerektiğini belirtti. D vitamini eksikliğinin, özellikle güneş ışığının azalmasıyla hissedildiğini belirten Uzm. Dyt. Fidan, "Bu nedenle yemek listemizde balık bulundurulması son derece önemlidir" dedi. D vitamini açısından zengin olan balık türlerinin; somon, uskumru, sardalya gibi balıklar olduğunu belirten Uzm. Dyt. Fidan, ayrıca yumurta sarısının da faydalı olacağının altını çizdi. Çinko ve selenyum minerallerinin bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkiler sağladığını ve özellikle çinkonun; bağışıklık hücrelerinin gelişimi ve fonksiyonu için kritik bir rol oynadığını belirtti. Uzm. Dyt. Fidan, "Kabuklu deniz ürünleri, kırmızı et, tam tahıllar ve kurubaklagiller, çinko ve selenyum açısından zengin besinlerdir ve günlük beslenme düzenine dahil edilmelidir" dedi. Tüm bunların yanında "Kırmızı meyveler, nar, ıspanak ve brokoli gibi gıdalar, antioksidan içeriği yüksek olan besinlerdir" ifadelerini kullanan Uzm. Dyt. Fidan, "Bu besinlerin düzenli tüketimi, kış aylarında hastalıklara karşı dirençli olmanıza yardımcı olur" dedi. Doğal antibiyotikler: zencefil, zerdeçal ve sarımsak Zencefil, zerdeçal ve sarımsak gibi doğal antibiyotik özelliklere sahip gıdaların, bağışıklık sistemini desteklediğini ve enfeksiyonlara karşı koruma sağladığını belirten Uzm. Dyt. Fidan, bu besinlerin çay, çorba ve yemeklerde mümkün olduğunca kullanılması gerektiğini vurguladı. "Propolis ve bal gibi doğal ürünler ise boğaz enfeksiyonlarına karşı koruyucu etkiler gösterir" ifadelerini kullanan Uzm. Dyt. Fidan, "Özellikle kış aylarında, her sabah bir kaşık bal tüketmek soğuk algınlığına karşı koruma sağlayabilir" dedi. Mevsiminde sebze ve meyve tüketiminin önemine de değinen Uzm. Dyt. Fidan, "Kış sebzeleri, vitamin ve mineral açısından zengindir ve düşük kalorili olduklarından dengeli beslenmeye katkı sağlar. Kabak, pırasa, havuç, ıspanak, karnabahar ve lahana gibi sebzeleri günlük öğünlerinizde bulundurun" dedi. Meyvelerden ise elma, armut, ayva, nar ve kivinin tatlı ihtiyacınızı sağlıklı bir şekilde karşılayarak, antioksidan özellikleri sayesinde vücudu zararlı etkenlerden koruyacağının altını çizdi. Sağlıklı tarifler Uzm. Dyt. Fidan iki sağlıklı tarifi paylaştı. Zencefilli Balkabağı Çorbası Malzemeler: 500 g balkabağı 1 adet havuç 1 adet patates 1 adet soğan 2 diş sarımsak 1 yemek kaşığı zeytinyağı 1 yemek kaşığı rendelenmiş taze zencefil 1 tatlı kaşığı zerdeçal 4 su bardağı su Tuz ve karabiber Hazırlanışı: "Balkabağı, havuç ve patatesi soyup doğrayın. Zeytinyağını bir tencerede ısıtın, doğranmış soğan ve sarımsakları ekleyip kavurun. Ardından doğranmış sebzeleri, zencefili ve zerdeçalı ekleyin, birkaç dakika kavurun. Suyu ekleyip sebzeler yumuşayana kadar pişirin. Çorbayı blenderdan geçirerek pürüzsüz hale getirin. Tuz ve karabiber ile tatlandırıp sıcak servis yapın." Nar ve Cevizli Kış Salatası Malzemeler: 1 adet nar 100 g ceviz içi 1 adet roka demeti 1 adet kırmızı soğan 100 g beyaz peynir 1 yemek kaşığı nar ekşisi 3 yemek kaşığı zeytinyağı Tuz ve karabiber Hazırlanışı: "Roka yapraklarını yıkayıp kurulayın, servis tabağına yerleştirin. Narı ayıklayıp tanelerini rokaların üzerine serpin. Ceviz içini iri parçalara ayırarak salataya ekleyin. Kırmızı soğanı ince halkalar şeklinde doğrayıp üzerine ekleyin. Beyaz peyniri küçük küpler halinde doğrayıp salatanın üzerine serpiştirin. Zeytinyağı, nar ekşisi, tuz ve karabiberi karıştırarak sos hazırlayın ve salatanın üzerine gezdirin. Salatayı servis yapmadan önce iyice karıştırın."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder