Son Dakika
|
MİT ve Emniyetten bombalı eylem hazırlığındaki DHKP-C’lilere operasyon
Adana’da 17 yaşındaki çocuğa bıçaklı saldırı: 2 şüpheli tutuklu, diğerleri firar
İstanbul’da polisevinde yangın paniği
Tuzla’da işçi konteynerlerinde yangın: 7 yaralı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''İlahilerden rahatsız olunmamalı''
Şehit Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’ın görüntüsü ortaya çıktı!
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek PFDK’ya sevk edildi
Trump'tan İran'a: "Nükleer silaha sahip olmalarına izin vermeyeceğim"
F-16 uçağının düştüğü bölgede çalışmalar sabahın ilk ışıklarıyla devam ediyor
Balıkesir’de F-16 uçağı düştü: Pilot şehit oldu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Ecuador Prison Crisis and the Rise of Criminal Control
Ordu’da tarihi evin istinat duvarı araçların üzerine devrildi
Ölümden kıl payı kurtuldular
Japonya’da yaşayan Türk gencinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a doğum günü sürprizi
ABD ve Ukrayna arasında "ikili barış görüşmeleri" başladı
Fikirtepe’de bulundurulması yasaklı maymun türü yakalandı
Victor Osimhen, Galatasaray tarihine geçti
Trendyol Süper Lig’de 24. hafta heyecanı
SAĞLIK
Denizli İl Sağlık Müdürlüğü’nden ‘Sağlıklı Menopoz Okulu’ projesi
26 Şubat 2026 Perşembe - 15:41:27
Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, kadın sağlığının korunması ve menopozun doğal ve yönetilebilir bir yaşam süreci olduğuna dikkat çekmek amacıyla Pamukkale, Merkezefendi ve Acıpayam Sağlıklı Hayat Merkezlerinde ‘Sağlıklı Menopoz Okulu’ eğitim programı başlatıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından, kadınların menopoz süreciyle ilgili doğru bilgiye ulaşmalarının sağlanması ve bu dönemde karşılaşabilecekleri sağlık sorunları ile sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri hakkında bilgilendirilmeleri amacıyla Türkiye’de Sağlıklı Menopoz Okulu projesi hayata geçirildi. Bu kapsamında Denizli’de de Sağlıklı Hayat Merkezlerinde eğitimler verilmeye başlandı. Eğitim programı kapsamında menopozun biyolojik temellerini anlamak, sürecin fiziksel etkilerini tanımak ve sağlıklı yaşama dair bilgiler edinmek, ruh sağlığı konusunda farkındalığı arttırarak bu dönemin sağlıklı ve bilinçli bir şekilde yönetilmesini sağlamak, menopoz döneminde sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak, fiziksel aktiviteye önem vermek ve kronik hastalıklardan korunma yöntemleri hakkında bilgilendirmeler yapılıyor. Alanında uzman sağlık çalışanları tarafından verilen eğitimlerde kadınların bu süreci sağlıklı, bilinçli ve aktif bir şekilde geçirmeleri hedefleniyor. Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Sağlık Bakanlığı’nın temel amaçlarından birinin ilk regl döneminden menopoza kadar kadın sağlığının her dönemde korunması, desteklenmesi ve sürdürülmesi için bilimsel veriler ışığında sağlık hizmeti sunumunun yanı sıra eğitim ve danışmanlık hizmeti verilmesi olduğunu söyleyerek; "Menopoz günümüzde artan yaşam süresi ile birlikte bir kadının yaşamının üçte birlik dönemini kapsayan doğal bir süreçtir. Ancak menopoz döneminde yaşanan fiziksel, hormonal ve duygusal/psikolojik değişimler ile ilgili kadınların bilgi arayışı ve bu değişimlere çözüm bulma ihtiyacı artmaktadır. Bu nedenle kadınların menopoz ile ilgili doğru bilgiye ulaşmalarının sağlanması ve bu dönemde karşılaşabilecekleri sağlık sorunları ile sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri hakkında bilgilendirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu kapsamda Sağlık Bakanlığımız tarafından Sağlıklı Hayat Merkezlerinde; "Sağlıklı Menopoz Okulu" kurulması için 2025 yılı sonunda çalışma başlatılmış olup, Denizli’de de Pamukkale, Merkezefendi ve Acıpayam Sağılıklı Hayat Merkezlerimizde Sağlıklı Menopoz Okulları açılarak faaliyetlerine başlamıştır. Menopoz dönemini daha sağlıklı, bilinçli ve konforlu geçirmek isteyen tüm kadınları Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde alanında uzman hekim, ebe, psikolog, fizyoterapist ve diyetisyen tarafından yürütülen Menopoz Okullarına bekliyoruz" dedi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 14:58
Türk kalp cerrahı Doç Dr. Yakut ve ekibinden uluslararası başarı
Şah damarlarında meydana gelen ciddi darlık ve tıkanıklıkların tedavisinde, İzmirli kalp damar cerrahı uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yeni yöntem, istenmeyen komplikasyonları önemli ölçüden azalttı. Bu başarı, uluslararası tıp camisında büyük ilgi gördü. Halk arasında "şah damarı" olarak bilinen karotis (carotis) arter tıkanıklıkları; felç ve ölüm riski taşıyan, hayati derecede tehlikeli damar hastalıkları arasında yer alıyor. Sağ ve sol olmak üzere iki adet bulunan şah damarlarında meydana gelen ciddi darlık ve tıkanıklıklar, beyin dolaşımını doğrudan etkilediği için sonuçları kalp krizinden bile ağır olabiliyor. Dünya genelinde uzun yıllardır uygulanan klasik şah damarı ameliyatlarında belirli bir başarı oranının üzerine çıkılamaması ve komplikasyonların önemli bölümünün iç şah damarına yapılan cerrahi kesiden kaynaklanması, yeni teknik arayışlarını beraberinde getirdi. Bunun sonucunda, yaklaşık 25 yıl önce Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yeni bir cerrahi teknik geliştirildi. Günümüz teknolojisiyle daha da ileri taşınan bu yöntem, bugüne kadar 3 bin 300’ün üzerinde hastaya uygulanarak dünyada sayılı hastanelerin ulaştığı önemli bir deneyim seviyesine erişti. Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut, "Hastanemizde ekip arkadaşlarımızla birlikte yeni meslektaşlarımızı da ekip içinde tutarak, kalp damar cerrahisinde ve hastalıklarında daima ileri teknikler geliştirme içindeyiz. Hastanemizin kuruluşundan bu yana daima "Araştırma Hastanesi" anlayışı ile çalışmalarımıza devam ediyoruz" dedi. Komplikasyon oranlarında düşüş Doç. Dr. Necmettin Yakut, "Uygulanan yeni teknikle, ameliyat sırasında istenmeyen olayların görülme oranının üç ila dört kat azaldığı gözlemlendi. Ayrıca beyin dolaşımının durdurulma süresinde ciddi oranda kısalma sağlanarak hasta güvenliği önemli ölçüde artırıldı. Hastanemizde uygulanan yeni teknikler ve çalışmalar yurt içinde birçok ulusal kongrede sunuldu; zamanla uluslararası bilimsel platformlarda da dikkat çekmeye başladı. Şimdi ise uluslararası kongrelere sıkça davetler alıyoruz" şeklinde konuştu. Charing Cross’ta sertifikalandırıldı Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yöntem, dünyanın seçkin ve prestijli vasküler cerrahi toplantılarından biri olarak kabul edilen Charing Cross International Symposium tarafından düzenlenen Nisan 2024 tarihindeki toplantıda kabul edilerek sertifikalandırıldı. Charing Cross International Symposium, vasküler alanda alınan kararların referans niteliği taşıdığı, uzun soluklu ve yenilikçi çalışmaların değerlendirildiği en üst düzey damarsal hastalıklar bilimsel toplantıların en önemlisi olarak biliniyor. LINC 2026’da yoğun ilgi Dr. Yakut konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Avrupa’nın önemli iki vasküler toplantılarından biri olan Leipzig Interventional Course (LINC) 2026 Ocak ayında Almanya’da düzenlendi. Devam eden çalışma, "Original Research / Innovations" kategorisinde kabul edilerek kongrenin ilk gününde sunuldu ve uluslararası camiada büyük ilgi gördü" dedi. Doç .Dr. Yakut, ayrıca LINC grubu tarafından yayımlanan "LINC Today 2026" gazetesinde çalışmaya tam sayfa yer ayrılmasının, hem hastane hem de ülkemiz adına ayrı bir gurur kaynağı olduğunu söyledi. "Ülkemizi üst düzeyde temsil ettik" Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut, uluslararası vasküler camiada Türkiye’yi üst düzeyde temsil etmeye çalıştıklarını belirterek, hem yurt içinde hem de yurt dışında hastalar için daha güvenli ve etkili tedavi yöntemleri geliştirmeye devam edeceklerini ifade etti. Bu başarı, Türk tıbbının uluslararası arenadaki güçlü konumunu bir kez daha gözler önüne serdi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 14:52
MUSKİ, Milas Güneş Mahallesi’nde içme suyu hatlarını yeniliyor
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, Muğla genelinde yaşayan vatandaşlara kesintisiz su iletiminin sağlanması için altyapının güçlendirilmesi yönündeki talimatları doğrultusunda yatırımlarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, çalışmalarına Milas’ta devam ediyor. Milas ilçesine bağlı Güneş Mahallesi Yakamoz Caddesi’nde, ekonomik ömrünü tamamladığı için sık sık arızalara neden olan 1.500 metre uzunluğundaki içme suyu hattının tamamı yenileniyor. Arızaların önüne geçilmesi hedefleniyor Milas ilçesinin Güneş Mahallesi Yakamoz Caddesi’nde, zamanla yıpranarak ekonomik ömrünü tamamlayan 1.500 metrelik içme suyu hattı, artan arıza riskleri ve su kayıplarına neden oluyordu. Bu kapsamda planlı ve koordineli şekilde yürütülen çalışmalarla mevcut hatlar yenileniyor. Yenileme sürecinde kullanım ömrünü dolduran hatlar devre dışı bırakılarak, daha dayanıklı, uzun ömürlü ve modern içme suyu hatları sisteme dahil ediliyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte içme suyu iletimi daha verimli, güvenli hale gelecek. Ayrıca bölgede yaşanan kesinti ve arızaların önüne geçilmesi ve kayıp-kaçak oranlarının azaltılması hedefleniyor. Modern altyapı sistemleri sayesinde bakım ve onarım ihtiyacı en aza indirilirken, yürütülen altyapı modernizasyonu çalışmalarıyla su kaynaklarının korunması, kayıpların azaltılması ve suyun gelecek nesillere güvenle aktarılması hedefleniyor. İl genelinde sürdürülen planlı hat yenileme projeleriyle Muğla’nın içme suyu altyapısı her geçen gün daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturuluyor. Güneş Mahallesi Muhtarı Cihan Yıldırım, "Biz Taleplerimizi MUSKİ’ye İlettik Hemen Çalışmalara Başladılar." Bölgedeki hattın yenilenmesi için taleplerinin hızlı bir şekilde karşılanmasından duyduğu memnuniyeti belirten Güneş Mahallesi Muhtarı Cihan Yıldırım, "Ben 1977 yılında Antalya’da doğdum. Üç aylıkken babamı kaybettikten sonra Güneş Mahallesi’ne yerleştik ve yaklaşık 49 yıldır bu mahallede yaşıyorum. Bu mahallenin geçmişini ve bugününü çok iyi bilirim. Son dönem seçimlerinde de mahallemizin muhtarı oldum. Mahallemizde altyapı sorunları yaşanıyordu. Yaklaşık 49 yıllık bir içme suyu hattımız bulunuyor ve zamanla yıprandı. Özellikle ağır tonajlı araçların geçişi sırasında sık sık patlamalar meydana geliyordu, arızalar ve kesintiler meydana geliyordu. Bu nedenle hattın yenilenmesi artık zorunlu hale gelmişti. Mahalle sakinlerimiz de bu sorunları bizlere iletti ve biz de taleplerimizi MUSKİ’ye ilettik, hemen çalışmalara başladılar, sağ olsunlar. Burada hattın yenilenmesi ve bizim problemlerimizi çözme noktasında bizlere destek veren başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a ve MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e şahsım ve mahallem adına teşekkür ediyorum" dedi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 13:59
Sinop’ta vatandaşlara ‘sağlık okuryazarlığı’ anlatıldı
Sinop’un Durağan ilçesinde Toplum Sağlığı Merkezi ekipleri, Ramazan ayı dolayısıyla vatandaşların sağlık bilincini artırmak amacıyla bilgilendirme faaliyeti gerçekleştirdi. Sinop’un Durağan ilçesinde, Toplum Sağlığı Merkezi (TSM) tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında vatandaşlara yönelik sağlık okuryazarlığı eğitimi verildi. Durağan Toplum Sağlığı Merkezi personelleri, Ramazan ayı sağlık programı çerçevesinde Şehit Hamza Mesut Özaslan Aile Sağlığı Merkezi’ni ziyaret etti. Sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik düzenlenen faaliyette, merkeze gelen hasta ve hasta yakınlarına sağlığın korunması ve geliştirilmesi konularında detaylı bilgiler aktarıldı. Eğitimlerde, sağlık bilgilerine ulaşma, anlama ve doğru uygulama becerisi olarak tanımlanan "sağlık okuryazarlığı" üzerinde duruldu. Özellikle Ramazan ayında beslenme düzenindeki değişiklikler, kronik hastalığı olan bireylerin dikkat etmesi gereken hususlar ve ilaç kullanım saatlerinin düzenlenmesi gibi kritik konularda vatandaşlar bilgilendirildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
19 Haziran 2025 Perşembe- 15:07
İstanbul Koşuyolu Hastanesi tarihinde bir ilk: Aynı gün akciğer ve karaciğer nakli yapıldı
2
25 Şubat 2026 Çarşamba- 10:55
86 milyonluk Türkiye’de yapılan muayene sayısı 1.5 milyar oldu
3
26 Şubat 2026 Perşembe- 12:16
Doktor çiftin zor anları! Pazı olarak aldıkları ot, tirşik otu çıktı
4
24 Şubat 2026 Salı- 10:35
Uzmanından ’’İftar yemeğini ikiye bölün’’ önerisi
5
25 Şubat 2026 Çarşamba- 13:44
Akşehir Devlet Hastanesi’nde bir ilk: V-NOTES izsiz rahim ameliyatı
19 Şubat 2026 Perşembe - 11:16
Yarım milyonluk diş mesaisi
Erzurum Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, 24 saat esasına dayalı hizmet anlayışıyla kentin ağız ve diş sağlığı alanındaki en büyük yükünü omuzlamaya devam ediyor. Branşlarında uzman 93 diş hekiminin görev yaptığı hastane, Erzurum ve çevre ilçelerden gelen hastalara kesintisiz sağlık hizmeti sunuyor. Merkezin, 2025 yılı verileri, verilen hizmetin boyutunu da net biçimde ortaya koyuyor. Buna göre yıl boyunca yaklaşık 450 bin kişi ağız ve diş sağlığı hizmetlerinden faydalandı. Bu süreçte 90 bin hastaya diş çekimi yapılırken, 95 bin kişiye dolgu tedavisi, 35 bin kişiye kanal tedavisi uygulandı. Ayrıca 70 bin hastanın diş bakım ve temizlik işlemleri başarıyla gerçekleştirildi. Erzurum Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, yalnızca merkezde değil, şehrin farklı noktalarında da hizmet ağını genişleterek sağlık hizmetine erişimi kolaylaştırıyor. Yıldızkent, Dadaşkent, Ilıca, Hilalkent ve Erzurum Ceza ve İnfaz kurumu bünyesinde bulunan poliklinikler aracılığıyla vatandaşlara yerinde ve hızlı hizmet sunuluyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başhekim Erol Tuşik, Merkezin 24 saat esasına göre çalıştığını vurgulayarak, "Hastalarımıza her aşamada gerekli hassasiyeti gösteriyoruz. Amacımız, vatandaşlarımıza güvenli, kaliteli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunmak" dedi. Başhekim Tuşik, özveriyle görev yapan diş hekimleri başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına ve emeği geçen herkese teşekkür ederek, ekip ruhuyla hizmet üretmeye devam edeceklerini ifade etti.
19 Şubat 2026 Perşembe - 11:10
Uzmanından Ramazan tavsiyeleri: "Sahuru atlamayın, iftarı kademeli yapın"
Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Serenay Sağıroğlu Kaya, "Sahuru atlamayın, iftarı kademeli yapın; suyu zamana yayın, tatlıda ölçüyü kaçırmayın" uyarısında bulundu. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Elif Serenay Sağıroğlu Kaya, Ramazan ayında sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek iftar ve sahur sofralarında dengeyi korumanın gerekliliğini vurguladı. Ramazan’ın hem bedensel hem de ruhsal bir arınma dönemi olduğunu belirten Dyt. Elif Serenay Sağıroğlu Kaya, uzun süreli açlık ve değişen öğün saatlerinin beslenme düzeninde bilinçli olmayı zorunlu kıldığını ifade etti. Sahur vakti; günün yakıt ikmali Dyt. Elif Serenay Sağıroğlu Kaya, "Sahuru atlamamak metabolizmayı korur ve halsizliği önler. Yumurta, peynir, yoğurt gibi protein kaynakları uzun süre tokluk sağlar. Beyaz ekmek yerine tam buğday veya çavdar ekmeği tercih edilmeli. Salamura gıdalar ve tuzlu peynirlerden uzak durulmalı. Ceviz, badem, fındık gibi sağlıklı yağlar enerji verir ve tokluk süresini uzatır. İftara 1-2 hurma ve bir bardak ılık su ile başlanmalı. Çorba sonrası 10-15 dakika ara vermek, doyma hissini kolaylaştırır. Kızartma yerine fırın, haşlama veya ızgara yöntemleri tercih edilmeli. Besinler yavaş çiğnenmeli, bu sindirimi kolaylaştırır ve şişkinliği önler" dedi. Su tüketimi ve hareket Dyt. Kaya, açıklamasının devamında şu bilgileri verdi: "İftar ile sahur arasında su tüketimi zamana yayılmalı, her saat başı 1-2 bardak içilmeli. Şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar haftada 1-2 kez tüketilmeli. İftardan 1-2 saat sonra yapılacak 20-30 dakikalık hafif yürüyüş sindirimi kolaylaştırır. Ramazan ayı sadece ruhumuzu değil bedenimizi de arındırma fırsatıdır. Dengeli beslenerek ve sağlığımıza dikkat ederek bu mübarek ayı daha huzurlu ve verimli geçirebiliriz."
19 Şubat 2026 Perşembe - 11:07
Uzmanı açıkladı: "Bu hastalıktan utanmak tedaviyi geciktiriyor"
Hemoroid (basur) hastalığının toplumda sık görülmesine rağmen utanma ve ameliyat korkusu nedeniyle tedavinin geciktirildiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Faruk Özkul, "Hastalığın en sık görülen belirtileri makatta kanama, ağrı, kaşıntı, şişlik ve dışkılama sırasında zorlanmadır. Günümüzde uygulanan modern yöntemlerle dikiş ve pansuman gerektirmeyen tedaviler mümkündür" dedi. VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Faruk Özkul, hemoroidin makat bölgesindeki toplardamarların genişlemesi ve sarkması sonucu ortaya çıkan bir hastalık olduğunu belirterek, "Hastalığın en sık görülen belirtileri makatta kanama, ağrı, kaşıntı, şişlik ve dışkılama sırasında zorlanmadır" dedi. Hemoroidin her zaman cerrahi müdahale gerektirmediğini ifade eden Op. Dr. Özkul, "Erken evre hemoroidlerde ilaç tedavisi, beslenme düzenlenmesi ve bazı küçük girişimsel işlemlerle başarılı sonuçlar alınabilir. Ancak ileri evre, yani 3. ve 4. derece hemoroidlerde cerrahi tedavi daha kalıcı bir çözüm sunmaktadır" diye konuştu. Günümüzde klasik ameliyatlara alternatif olarak modern tekniklerin uygulandığını kaydeden Özkul, "Lazerle hemoroid tedavisi, hemoroidal arter ligasyonu (HAL-RAR) ve lastik bant yöntemi gibi uygulamalarda genellikle açık yara oluşmaz. Bu nedenle dikiş atılmasına gerek kalmaz ve çoğu hastada günlük pansuman ihtiyacı olmaz. Bu yöntemler hastalara önemli avantajlar sağlar. Daha az ağrı hissedilmesi, iyileşme süresinin kısa olması, hastaların günlük hayatlarına daha hızlı dönebilmeleri ve enfeksiyon riskinin düşük olması bu tekniklerin öne çıkan özellikleridir. Ayrıca hastanede kalış süresi de oldukça kısalmaktadır" şeklinde konuştu. "Hastaların büyük bir kısmı aynı gün ya da ertesi gün taburcu edilmektedir" Dr. Özkul, ameliyat sonrası sürecin genellikle konforlu geçtiğini de ifade ederek şöyle konuştu: "Hastaların büyük bir kısmı aynı gün ya da ertesi gün taburcu edilmektedir. Çoğu hasta birkaç gün içerisinde normal yaşamına dönebilmektedir. Bu dönemde beslenme düzeni, yeterli su tüketimi ve kabızlıktan korunmak iyileşme sürecini doğrudan etkilemektedir. Her hemoroid hastasına aynı yöntem uygulanmaz. Hastalığın evresi, hastanın yaşı, ek hastalıkları ve daha önce geçirdiği operasyonlar dikkate alınarak en uygun tedavi yöntemi belirlenmelidir. Bu nedenle uzman hekim değerlendirmesi şarttır." "Utanmak tedaviyi geciktiriyor" Toplumda hemoroid şikayetlerinin gizlenmesinin tedaviyi geciktirdiğine dikkat çeken Op. Dr. Özkul, "Birçok hasta utanma duygusu nedeniyle geç başvurmaktadır. Oysa erken dönemde doktora başvurmak, ameliyatsız tedavi şansını artırmakta ve daha konforlu yöntemlerin uygulanmasına imkan tanımaktadır. Gelişen teknolojiyle birlikte hemoroid tedavisi daha kolay hale geldi. Hemoroid artık korkulacak bir hastalık değildir. Günümüzde daha konforlu, daha az ağrılı ve günlük yaşamı minimum düzeyde etkileyen tedavi seçenekleri mümkündür" dedi.
19 Şubat 2026 Perşembe - 11:03
Uzmanından kilo uyarısı: "Enerjiyi iftarda değil, sahurda alın"
Ramazan’da doğru beslenmenin hem oruç süresince enerji sağlamak hem de kilo alımını kontrol etmek için büyük önem taşıdığını belirten Diyetisyen Tuana Topsakal, "Sahuru düzgün bir şekilde yaparsak ve iftarda da porsiyon kontrolüne dikkat edersek kilo almayı minimumda tutabiliriz" dedi.
19 Şubat 2026 Perşembe - 11:02
Kuşadası’nda ’güzellik merkezi’ operasyonu
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde faaliyet gösteren bir güzellik merkezinden hizmet alan kadınlar, mağdur oldukları iddiasıyla şikayetçi oldu. Bunun üzerine Sağlık Müdürülüğü, polis ve zabıtadan oluşan bir heyet güzellik merkezinde inceleme yaptı. Yapılan incelemelerde doktor, hemşire ve uzman ünvanı ile çalışan kişilerin diplomaları olmadığı ve sahte unvan kullandıkları ileri sürülürken, kullanılan tıbbı malzemelerin de son kullanma tarihinin geçtiği belirtildi. Yapılan inceleme sonrası 6 kişi ifadesi alınmak üzere gözaltına alındı. Edinilen bilgiye göre; güzellik merkezinden hizmet alıp işlemden sonra bir kolu felç kaldığını iddia eden bir kadının şikayeti üzerine başlatılan soruşturma çerçevesinde ekipler bahse konu merkeze baskın düzenledi. Yapılan baskın ve inceleme sonrası İ.N.K. (24), A.S. (40), H.K. (18), Y.S. (20), N.S.K. (24) ile işletme sahibi F.M.K. ifadeleri alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Polis, sağlık ve zabıta kipleri tarafından gerçekleştirilen denetimde İlçe Sağlık Müdürlüğü ekiplerinin yaptığı evrak kontrolünde "doktor" olarak tanıtılan Ebru Ş. isimli kişinin doktor olmadığı, "hemşire" olarak tanıtılan kişinin hemşire unvanına sahip olmadığı ve işletmede resmi olarak kayıtlı herhangi bir sağlık personelinin bulunmadığı belirtildi. Mağdur olduklarını belirten kadınların savcılığa sunduğu dilekçede, sağlık yetkisi bulunmayan kişiler tarafından damar yolu açılarak serum uygulandığı, deri altı enjeksiyon işlemleri yapıldığı belirtildi. Dilekçede ayrıca işlemler tamamlanmadan tam ödeme alındığı ve taahhüt edilen hizmetlerin önemli bir kısmının yerine getirilmediği belirtildi. Bahse konu güzellik merkezi ile ilgili çok sayıda mağdur olduğu belirtilirken, aynı zamanda kadınlardan ’güzelleşeceksin" vaadiyle 20 bin lira ile 80 bin lira arasında ödeme alındığı öğrenildi. Güzellik merkezinin tabelasında yer alan telefon numarasının ilgili merkezle alakalı olmadığı görülürken, merkezden şikayetçi olan Serap Afanso, kişilerin mağdur olmaması için mutlaka güzellik salonlarındaki görevlilerin diploma ve yetki belgelerini kontrol etmelerini ve işlemler bitmeden kesinlikle ödeme yapmamalarını istedi. Serap Afanso yaptığı açıklamada; "Fiyatları cazip bulmam üzerine bu merkeze geldim. İşlem için Didim’den Kuşadası’na geldim. Ben ve diğer müşteriler beklerken merkeze bir grup denetleyici geldi. Ve bizlere de ’sağlığınızla oynuyorsunuz’ dediler. Burada bize doktor ve hemşire olarak tanıtılan kişilerin doktor ve hemşire olmadığını da öğrendik. Bu arada çalışan hiç kimse burada çalıştığını kabul etmedi. Sağlık görevlileri ve polislerin tutanaklarını tutmasının ardından şahıslar ifadeleri alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Bizler de mağdurlar olarak ilgili merkez hakkında şikayetçi olacağız" diye konuştu.
19 Şubat 2026 Perşembe - 10:59
Ramazan’da metabolik denge uyarısı
BURTOM Sağlık Grubu bünyesinde hizmet veren BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Asu Kurtuluş, Ramazan ayının yalnızca ruhsal değil aynı zamanda metabolik bir adaptasyon süreci olduğuna dikkat çekti. Uzun süreli açlık sonrası bilinçsiz beslenmenin kan şekeri dalgalanmalarından sindirim problemlerine kadar pek çok soruna yol açabileceğini belirten Uzman Diyetisyen Kurtuluş, sağlıklı bir Ramazan için öğün planlamasının hayati önem taşıdığını vurguladı. "Ramazan ayı sadece ruhsal değil, metabolik olarak da bir adaptasyon sürecidir. Uzun süreli açlık sonrası doğru planlama yapılmazsa kan şekeri dalgalanmaları, halsizlik, baş ağrısı ve sindirim problemleri görülebilir" diyen Uzman Diyetisyen Asu Kurtuluş, özellikle sahurun atlanmaması gerektiğini söyledi. "Sahuru atlamak metabolizma hızını düşürür" Ramazan’da öğün düzeninin sahur, iftar ve ara öğün şeklinde planlanabileceğini belirten Kurtuluş, "Bu şekilde hem açlık süresini azaltmış hem de günlük alınması gereken besin öğelerini tek bir öğüne yüklememiş oluruz. Sahuru atlamak gün içinde kan şekeri düşüşlerine, kas kaybına ve metabolizma hızının yavaşlamasına neden olabilir" ifadelerini kullandı. Sahurda protein ağırlıklı besinlerin tercih edilmesini öneren Uzman Diyetisyen Kurtuluş, "Yumurta, peynir, yoğurt gibi protein kaynakları; tam buğday, siyez ekmeği ve yulaf gibi kompleks karbonhidratlar ile zeytin, ceviz ve avokado gibi sağlıklı yağlar tokluk süresini uzatır ve kan şekerini dengede tutar. Çok tuzlu ve baharatlı besinler ise gün içinde susuzluk hissini artırır" dedi. "İftarı hafif başlatın, porsiyon kontrolünü unutmayın" İftar öğününün de en az sahur kadar önemli olduğunu vurgulayan Kurtuluş, uzun süren açlık sonrası hızlı ve fazla yemek tüketiminin sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Uzman Diyetisyen Asu Kurtuluş, "Bütün gün aç kaldım psikolojisi aşırı yemeğe neden olabilir. Orucu bir çorba ile açmak ve kısa bir ara verdikten sonra ana yemeğe geçmek en uygun yöntemdir. Yüksek porsiyonlarla mideyi bir anda doldurmak ani tansiyon ve şeker yükselmelerine, hazımsızlığa sebep olabilir" diye konuştu. Pişirme yöntemlerinin de önemine değinen Uzman Diyetisyen Asu Kurtuluş, ızgara, fırınlama, haşlama ve buğulama tekniklerinin tercih edilmesi gerektiğini, kızartma ve kavurma yöntemlerinin ise gereksiz yağ alımına yol açtığını ifade etti. Su tüketimine dikkat BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Asu Kurtuluş, iftar ile sahur arasında en az 1,5-2 litre su tüketilmesi gerektiğini ve özellikle yoğun tempoda çalışan, fiziksel efor harcayan kişilerin sıvı alımına daha fazla özen göstermesi gerektiğini, tatlı tüketiminin de iftardan hemen sonra değil, birkaç saat sonra ara öğün olarak planlanmasını önererek, "Şerbetli tatlılar yerine meyve tatlıları veya sütlü tatlıları küçük porsiyonlarda tercih etmek daha sağlıklı olacaktır" dedi. İftar sonrası yürüyüş önerisi Sindirim sistemini desteklemek ve bağırsak hareketlerini artırmak için iftardan 1-2 saat sonra hafif tempolu yürüyüşlerin faydalı olduğunu belirten Uzman Diyetisyen Asu Kurtuluş, Ramazan ayında kilo kontrolü için öğün atlamamak, porsiyon kontrolüne dikkat etmek ve haftada 2-3 gün hafif egzersiz eklemenin önemli olduğunu vurguladı ve egzersizleri yapan kişilerin ise kas kaybını önlemek için yeterli protein alımına dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Diyabet hastaları ve gebeler dikkatli olmalı Diyabet hastalarının oruç tutup tutamayacağının kişisel sağlık durumuna göre değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kurtuluş, "Diyabet tipi, kullanılan tedavi yöntemi, kan şekeri kontrolü ve eşlik eden hastalıklar göz önünde bulundurulmalıdır. Uzun süren açlık hipoglisemi riskini artırabileceği için özellikle insülin veya insülin salgılatıcı ilaç kullanan hastalar mutlaka doktor kontrolünde karar vermelidir" dedi. Gebelikte ise annenin ve bebeğin sağlığının öncelikli olduğunu ifade eden Uzman Diyetisyen Kurtuluş, sağlıklı ve komplikasyonsuz gebeliklerde doktor kontrolünde oruç tutulabileceğini; ancak düşük tehdidi, erken doğum riski, tansiyon problemi, kansızlık, çoğul gebelik ya da gestasyonel diyabet gibi durumlarda orucun önerilmediğini belirtti. BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Asu Kurtuluş, "Gebelik, artmış enerji ve sıvı ihtiyacı olan özel bir dönemdir. Karar mutlaka kadın doğum uzmanı kontrolünde verilmelidir" diyerek sözlerini tamamladı.
19 Şubat 2026 Perşembe - 10:58
Uzmanından kilo uyarısı: Enerjiyi iftarda değil, sahurda alın
Ramazanda doğru beslenmenin hem oruç süresince enerji sağlamak hem de kilo alımını kontrol etmek için büyük önem taşıdığını belirten Diyetisyen Tuana Topsakal, "Sahuru düzgün bir şekilde yaparsak ve iftarda da porsiyon kontrolüne dikkat edersek kilo almayı minimumda tutabiliriz" dedi. Ramazanın başlamasıyla birlikte, oruç ibadetini gerçekleştirenlerin beslenme alışkanlıkları da değişiklik gösterdi. Bu değişimi doğru şekilde yönetmek hem ramazan boyunca enerjiyi korumaya hem de kilo kontrolünü sağlamaya yardımcı oluyor. İstanbul Beykent Üniversitesi Hastanesi Diyetisyen Tuana Topsakal, ramazan boyunca iftardan çok sahura önem verilmesi gerektiğini belirterek, "Bizim için hem sahur hem iftar çok önemli. Tüm gün bize enerji verecek olan öğün sahur olduğu için, normal bir beslenme düzeninde nasıl kahvaltıyı ön plana çıkarıyorsak ramazanda da sahuru ön plana çıkarmalıyız. Tabağımızda mutlaka hem proteinler hem kompleks karbonhidratlar hem de bir lif grubunu bulundurmalıyız. Protein grubundan yumurta, yoğurt, peynir tüketilebilir. Kompleks karbonhidratlardan yulaf ya da tam tahıllı ekmekler tercih edilebilir, lif kaynağı olarak ise sebze ve meyvelere yer vermek gerekir" dedi. Kilo yönetimi için ara verin "Hem kilo yönetimi hem de açlığı kontrol altına alabilmek için iftarda şunlara dikkat etmek çok önemli" diyen Topsakal, şu tavsiyelerde bulundu: "İftarımızı açtığımızda bol suyumuzu içip 2-3 dakika beklemeliyiz. O suyu bir sindirmemiz gerekiyor. Ardından mideyi biraz ısıtacak, mide bağırsak sistemini harekete geçirecek bir çorbayla başlamayı tercih ediyoruz. Çorbayı içtikten sonra kilo yönetimi yapmak isteyen danışanlarımıza 5-10 dakika bekleyip ana yemeğe öyle geçmelerini tavsiye ediyoruz. Ana yemekte de hem protein hem karbonhidrat hem sebze grubunu aynı tabakta toplamak önemli." "Yeterli bir sahur yapmayınca iftarda fazla tüketim yapıyoruz" Özellikle sahurda doğru şekilde beslenmenin kilo kontrolü açısından büyük önem taşıdığının altını çizen Diyetisyen Tuana Topsakal, "Kilo almanın sebebi şu: Eğer sahuru düzgün bir şekilde yapamazsak gün içindeki kan şekerinin düşüşü, akşam yeterli enerjiyi alabilmemiz için bize kapı açıyor. Vücudu, gün boyu alamadığımız enerjinin hepsini tüketmeye zorluyor. Bu yüzden akşam porsiyon kontrolü yapamadığımız, kan şekeri dengesini sağlayamadığımız durumlarda iftarda fazla tüketim yapıyoruz ve kilo alıyoruz. Eğer sahuru düzgün bir şekilde yaparsak ve iftarda da porsiyon kontrolüne dikkat edersek kilo almayı minimumda tutabiliriz" dedi. Sindirim için lif tüketimine dikkat Tatlının iftardan 1-2 saat sonra tüketilmesi gerektiğini söyleyen Topsakal, "İftarı yaptıktan sonra 1-2 saat ara vermek gerekir. O aradan sonra hala canımız tatlı istiyorsa önceliğimiz meyveler ve bitki çayları, ardından hafif az şekerli sütlü bir tatlı olabilir" dedi. Topsakal, sağlıklı bir sindirim sistemi içinse lifli gıda tüketiminin önemini vurguladı. Toplum olarak gün içinde yetersiz lif tüketildiğini belirten Topsakal, "Bu nedenle bağırsaklarda durgunluk, midede şişkinlik yaşayabiliyoruz. Bu yüzden lif tüketimi daha önemli. Beyaz ekmekler, basit şekerlerden yapılmış ürünleri tercih etmek yerine, tam tahıllı lifli ürünleri tercih edip porsiyonuna dikkat edilirse bağırsak ve sindirim sistemi rahatlar. Bitki çayları da bu konuda destek olabilir" diye konuştu. "Pideyi avuç içi kadar tüketin" Ramazan sofralarının vazgeçilmesi olan pidenin tüketimi konusunda da uyaran Topsakal, "Biz genelde pideyi çok önermesek bile tabii ki ramazan boyunca arada bir tercih edilebilir. Eğer kişinin diyabet hastalığı, şeker tanısı, insülin direnci yoksa bir avuç içi boyutunda pideyi bir öğününde tüketebilir. Ama tercihimiz her zaman tam tahıllı ürünlerden yana" dedi. "Çay, kahve miktarı kadar ekstra su tüketin" Aşırı kafein tüketiminin ramazanda susuzluğa neden olduğunu belirten Diyetisyen Tuana Topsakal, "Kişi yeterli su tüketmediği halde çok fazla çay, kahve tüketirse ertesi gün tutacağı oruçta ekstra zorlanabiliyor. Çünkü vücutta dehidrasyon, yani su kaybı oluyor. Yeterli suyu tükettikten sonra normal miktarlarda çay ve kahve şekersiz şekilde tercih edilebilir. Bir kişinin kilo başına 30 ml su tüketmesini istiyoruz. Bu şekilde hesaplarsak kişiye bağlı olarak günde 1.8 litre, 2 litre ya da 2 buçuk litre su içilmesi gerekir" dedi. Gün içinde 200-300 miligramdan fazla kafein tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan Topsakal, günde en fazla 2-3 kupa kahve ve 4-5 fincan çay içilmesi gerektiğini belirtti. Topsakal, "Gün içerisinde yeterli suyunuzu için. İçtiğiniz çay ve kahve fincanı kadar ek su tüketin. Böylece vücudun susuz kalmasını engellemiş olursunuz" diyerek sözlerini noktaladı.
19 Şubat 2026 Perşembe - 10:47
Ramazan’da sahur uyarısı
Malatya’da görev yapan Uzman Doktor Sedanur Uzunpolat Yayla, Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekerek, sahurun mutlaka yapılması gerektiğini söyledi. Ramazan ayının bireyler için hem ruhen hem de bedenen özel bir süreç olduğunu belirten Uzman Doktor Sedanur Uzunpolat Yayla, yapılan bilimsel çalışmaların sahurun önemini ortaya koyduğunu ifade etti. Yayla, sahur yapan kişilerde gün içindeki halsizlik oranlarının daha düşük görüldüğünü kaydetti. Sahurda hafif ve besleyici öğünlerin tercih edilmesi gerektiğini ifade eden Yayla, "Yumurta, süt, peynir gibi protein kaynakları ve tam buğday ekmeğinden oluşan kahvaltı tarzı bir öğün tercih edilebilir. Alternatif olarak çorba, zeytinyağlı yemekler, salata ve yoğurttan oluşan hafif bir menü de uygun olacaktır" dedi. Aşırı tuzlu ve işlenmiş gıdalardan kaçınılması gerektiğini aktaran Uzman Doktor Sedanur Uzunpolat Yayla, bu tür besinlerin susuzluk hissini artırabileceğini belirtti. İftarda orucun su ve çorba ile açılmasını öneren Uzunpolat Yayla, "Ana yemeğe geçmeden önce 10-15 dakika ara verilmesi sindirim açısından faydalıdır. Kızartma yerine haşlama, ızgara veya fırınlama yöntemleri tercih edilmeli. Şerbetli ve ağır tatlılar yerine sütlü tatlılar ya da meyve tüketilmelidir" ifadelerini kullandı. Besinlerin küçük porsiyonlar halinde ve yavaş tüketilmesi gerektiğini ifade eden Yayla, iftar ile sahur arasında yeterli sıvı alımının ihmal edilmemesi gerektiğini söyleyerek, "Bol su içilmeli, ayran, süt ve maden suyu gibi içecekler de tercih edilebilir" dedi. Ramazan ayında değişen beslenme düzenine bağlı olarak kabızlık gibi sindirim sorunlarının görülebileceğini belirten Uzunpolat Yayla, bu tür problemlerin önüne geçebilmek için lifli gıdaların ve sebze tüketiminin artırılması gerektiğini ifade etti. Kronik hastalığı bulunan kişilere de uyarılarda bulunan Uzunpolat Yayla, "Diyabet, kalp hastalığı gibi rahatsızlıkları olanlar oruç tutmadan önce mutlaka hekimine danışmalıdır. Diyetisyen desteği almak isteyenler Sağlıklı Hayat Merkezleri’ne başvurabilir" diye konuştu.
19 Şubat 2026 Perşembe - 10:47
Azmetti, 40 yıl içtiği sigarayı 1 haftada bıraktı
Eskişehir’de günde 3 paket içtiği sigarayı 1 haftada bırakan 58 yaşındaki adam, "Sigara sağlığa zararlı, hiçbir getirisi yok. Ben 40 yıl üzeri içtim, hiçbir faydasını görmedim" dedi.
19 Şubat 2026 Perşembe - 10:41
Azmetti, 40 yıl içtiği sigarayı 1 haftada bıraktı
Eskişehir’de günde 3 paket içtiği sigarayı 1 haftada bırakan 58 yaşındaki Nevzat Karaca, "Sigara sağlığa zararlı, hiçbir getirisi yok. Ben 40 yıl üzeri içtim, hiçbir faydasını görmedim" dedi. Dünya genelinde oldukça yaygın bir sorun olan sigara bağımlılığı, insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Sigara her yıl milyonlarca ölüme sebep olurken, yaklaşık 40 yıllık tiryaki olan 2 çocuk babası Nevzat Karaca, kendi sağlığı için önemli bir karar aldı. Karaca, kızı ve eşinin vesilesiyle sigara bırakma polikliniğine giderek sağlıklı yaşam için ilk adımı attı. Neredeyse her gün 3 paket sigara bitiren Karaca, doktorlar tarafından kendisine yazılan ilaçları kullanmaya başladıktan yaklaşık 1 hafta sonra bağımlılığından kurtulmayı başardı. Bu kararı sonrası 4 akrabasının da sigarayı bıraktığını söyleyen Karaca, bazı arkadaşlarının kendisine inanmadığını ve ona paket uzatarak şaka yaptıklarını ifade etti. "Hanımı bırakırım sigarayı bırakmam diyordum" Sigara bırakma polikliniğine giderken ilk hedefinin günde sigarayı günde 1 pakete düşürmek olduğunu belirten Nevzat Karaca, "Ben ilk başta oraya giderken hanıma, ’Kaçalım, gitmeyelim’ dedim. Bir şekilde gittik. Sağlık ocağındaki doktor hanım, kaç paket içtiğimi sordu. Üç paket içtiğimi anlattım. Doktor hanım, ’Sen bu 3 paketi nasıl içiyorsun? Seninki artık içme değil, bağımlılık’ dedi. İlk amacımı, ’1 pakete düşürebilir miyiz?’ oldu. Bana verilen ilacı aldığım ilk gün 17 adet sigara içtim. Yani 60 adet içerken 17 adet düştü. İkinci gün 10 adete, 5 gün içerisinde bu sayı 3-4 adete düştü. Ondan sonra artık istek bitince ve destek de alınca, hiç içmemeye başladım ben. 1 hafta ile 10 gün içerisinde olayı bitirdim. 2026’ya girdiğim 1 Ocak itibariyle ne aldım, ne içtim, ne de aklıma geliyor" dedi. "Sigara sağlığa zararlı, hiçbir getirisi yok" Bağımlı olan diğer vatandaşlara da tavsiyede bulunan Karaca, şöyle devam etti: "Her ilaç herkese uygun olmayabilir; doktor tavsiyesinde, bilinçli şekilde kullanılmasında faydası var. Herkesin bırakmasını isterim. Sigara sağlığa zararlı, hiçbir getirisi yok. Ben 40 yıl üzeri içtim, hiçbir faydasını görmedim. Yediğin ekmeğin, uyuduğun uykunun, suyun bile tadı var. Erken bırakmada yarar var. Doktor, ’Bırak’ demeden kendin bırak." Bazı arkadaşlarının kendisine şaka amaçlı sigara ikram ettiğini söyleyen Nevzat Karaca, gıcıklığına, ’Seni sigaraya geri başlatacağız’ diyenler olduğunu söyledi. Ancak hiçbirinden etkilenmediğini dile getiren Karaca, "Sigara uzatılsa da, yanımda içilse de artık benimle bir alakası yok" ifadelerini kullanarak kararlılığını vurguladı. (EE-
19 Şubat 2026 Perşembe - 10:41
Kardiyolojide damar içi görüntüleme dönemi
Bodrum Memorial Hastanesi Kardiyoloji Bölümü uzmanları Dr. Yücel Uzun, Doç. Dr. Ahmet Zengin ve Dr. Özgür Ordu, günümüzde yalnızca anjiyografik görüntüye bakılarak verilen kararların bazı vakalarda yetersiz kalabildiğine dikkat çekti. Kardiyoloji alanında damar içi görüntüleme teknolojileri, özellikle sınırda ve kompleks koroner arter hastalıklarında tedavi kararlarını daha güvenilir hale getirerek klinik pratiği dönüştürüyor. Damar içinden ultrasonla ayrıntılı görüntüleme sağlayan intravasküler ultrasonografi (IVUS), klasik anjiyografide net karar verilemeyen durumlarda darlığın derecesini, yapısını ve plak kompozisyonunu yüksek doğrulukla analiz etmeye imkan tanıyor. Uluslararası kardiyoloji kılavuzlarında da önerilen bu yöntem; stent planlaması, işlem sırasında optimizasyon ve stent sonrası kontrol aşamalarında girişimsel kardiyologlara kritik veriler sunuyor. Özellikle ana damar (left main) darlıkları, çok damarlı hastalıklar, uzun segment lezyonlar ve daha önce stentuygulanmış hastalarda IVUS kullanımı, hem işlem başarısını artırıyor hem de gereksiz girişimlerin önüne geçebiliyor. Klasik anjiyografi tek başına yeterli olmayabiliyor Bodrum Memorial Hastanesi Kardiyoloji Bölümü uzmanları Dr. Yücel Uzun, Doç. Dr. Ahmet Zengin ve Dr. Özgür Ordu, günümüzde yalnızca anjiyografik görüntüye bakılarak verilen kararların bazı vakalarda yetersiz kalabildiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, damar içi görüntüleme yöntemlerinin devreye girmesiyle birlikte lezyonun gerçek ciddiyetinin daha objektif değerlendirilebildiğini belirtiyor. IVUS teknolojisi; damar duvarı kalınlığı, plak yükü, kalsifikasyon derecesi ve stent yerleşiminin optimal olup olmadığı gibi parametreleri milimetrik düzeyde analiz edebiliyor. Bu sayede hekimin, damara müdahale gerekip gerekmediği, hangi stentin seçileceği, balon genişletmenin yeterli olup olmayacağı gibi kritik sorulara daha net yanıt vermesi mümkün oluyor. Stent sonrası kontrol ve optimizasyon Damar içi görüntüleme yalnızca karar aşamasında değil, işlem sonrası değerlendirmede de önemli rol oynuyor. Yerleştirilen stentin damar duvarına tam oturup oturmadığı, genişliğinin yeterli olup olmadığı veya ek müdahale gerekip gerekmediği IVUS ile net biçimde görülebiliyor. Bu durum, uzun vadede stent içi daralma (restenoz) ve pıhtı oluşumu riskinin azaltılmasına katkı sağlıyor. Uzmanlar, IVUS eşliğinde yapılan girişimlerin özellikle yüksek riskli hasta gruplarında işlem başarısını ve hasta güvenliğini artırdığını, aynı zamanda gereksiz stent uygulamalarını azaltarak daha kişiselleştirilmiş tedavi planlamasına imkan tanıdığını vurguluyor. Kılavuzların önerdiği yaklaşım Avrupa ve Amerika kardiyoloji kılavuzlarında; ana damar darlıkları, kompleks bifurkasyon lezyonları ve sınırda darlıkların değerlendirilmesinde damar içi görüntüleme yöntemlerinin kullanımı güçlü öneriler arasında yer alıyor. Bu yaklaşım, doğru hasta seçimi ve doğru zamanda müdahale edilmesi açısından önemli bir klinik standart haline geliyor. Vaka örneği: Şüpheli ana damar darlığında gereksiz stentönlendi Bodrum Memorial Kardiyoloji Kliniği’nde değerlendirilen uluslararası bir vakada, yurt dışında farklı bir damara stent uygulanmış bir hastanın anjiyografisi yeniden incelendi. Ana damara da stent takılması yönündeki önceki karara temkinli yaklaşan ekip, damar içi görüntüleme yöntemiyle darlığın gerçek ciddiyetini değerlendirdi. Yapılan IVUS incelemesinde ana damardaki darlığın kritik seviyede olmadığı tespit edildi. Böylece hastaya ek stent ya da bypass operasyonu uygulanmasına gerek kalmadan aynı gün taburcu edilerek ülkesine gönderildi. Uzmanlar, bu tür ileri görüntüleme tekniklerinin doğru hasta seçimi, gereksiz girişimlerin önlenmesi ve sağlık maliyetlerinin azaltılması açısından önemli kazanımlar sağladığını belirtiyor. Deneyim ve teknoloji birlikte gerekli Damar içi görüntüleme işlemlerinin ileri teknoloji ve deneyim gerektirdiğini vurgulayan kardiyoloji uzmanları, kompleks girişimlerin bu alanda tecrübeli ekipler tarafından yapılmasının ve görüntülerin doğru yorumlanmasının tedavi başarısı açısından kritik önem taşıdığını ifade ediyor. Kardiyolojide teknolojik gelişmelerin hızla devam ettiğini belirten uzmanlar, damar içi görüntüleme yöntemlerinin önümüzdeki dönemde daha fazla merkezde standart uygulama haline gelmesinin beklendiğini, bunun da hastalar için daha güvenli ve kişiye özel tedavi seçenekleri anlamına geldiğini vurguluyor.
19 Şubat 2026 Perşembe - 10:40
Kubba’dan Ramazan mesajı
Medical Point Gaziantep Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Hayrullah Kubba, Ramazan ayının başlaması dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Hayrullah Kubba mesajında, "Mübarek Ramazan ayının ilk sahuruna bu gece ulaşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan Ramazan’ın başta ülkemiz olmak üzere tüm İslam âlemine sağlık, esenlik ve hayırlar getirmesini temenni ediyoruz. Rahmet ve bereket ayı olan Ramazan-ı Şerif’e kavuşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. İlk sahurumuzu yaptığımız bu mübarek gecede, fedakârca görev yapan tüm sağlık çalışanlarımızın ve kıymetli hemşehrilerimizin Ramazan ayını en içten dileklerimle tebrik ediyorum. Bu mübarek ayın; birlik ve beraberliğimizi pekiştirmesini, gönüllerimize huzur, sofralarımıza bereket getirmesini diliyorum. Medical Point Gaziantep Hastanesi olarak Ramazan ayının ilk sahurunda tüm vatandaşlarımızın Ramazan’ını kutluyor, hayırlı ve bereketli olmasını temenni ediyoruz" ifadelerini kullandı. Sağlık hizmetlerini büyük bir özveriyle sürdüren tüm çalışanlara teşekkür eden Kubba, Ramazan ayı boyunca dayanışma ve paylaşma ruhunun güçlenmesi temennisinde bulundu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder