SAĞLIK
Çocuk ve ergenlerde uykunun önemi 13 Mart 2026 Cuma - 15:18:58 Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Saniye Tülin Fidan, çocuk ve ergenlerde uykunun, sağlıklı gelişim ve ruhsal iyi oluşun temel taşı olduğunu belirterek, "Aileler, öğretmenler ve sağlık çalışanları, uyku alışkanlıklarını takip ederek ve gerektiğinde destek sağlayarak çocukların sağlıklı bir şekilde büyümelerine katkıda bulunabilir" diye belirtti. ESOGÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde "13 Mart Dünya Uyku Günü" dolayısıyla Prof. Dr. Saniye Tülin Fidan tarafından çocuk ve ergenlerde uykunun önemine dikkat çekmeyi amaçlayan bir etkinlik düzenlendi. Etkinliğe ESOGÜ Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Canan Özdemir ile Eskişehir Şehir Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Kliniği’nde görev yapmakta olan ve aynı zamanda Tüm Uyku Tıbbı ve Araştırmaları Derneği (TUTDER) Başkanı olan Prof. Dr. Vural Fidan, TUTDER Başkan Yardımcısı Dr. Okay Erözgün ve TUTDER Yönetim Kurulu Üyesi Duygu Tahtacı katılım sağladı. "Uyku sırasında beyin, gün içinde edinilen bilgileri işler ve uzun süreli hafızaya aktarır" Prof. Dr. Saniye Tülin Fidan, etkinlikte yaptığı değerlendirmede, uykunun çocuk ve ergenlerin bedensel, zihinsel ve duygusal sağlığı için hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Yeterli ve kaliteli uykunun; öğrenme, hafıza, dikkat, problem çözme ve duygusal düzenleme gibi bilişsel işlevleri desteklediğini anlatan Fidan, "Uyku sırasında beyin, gün içinde edinilen bilgileri işler ve uzun süreli hafızaya aktarır. Çocuk ve ergenlerin büyüme ve gelişimi için uyku çok önemlidir. Uyku büyüme hormonlarının salgılanmasını destekler, kemik ve kas gelişimini güçlendirir, doku onarımını sağlar ve metabolizmayı düzenler. Ayrıca yeterli uyku, duygusal tepkilerin kontrolünü kolaylaştırır, stresle başa çıkmayı destekler ve sosyal ilişkilerin sağlıklı gelişmesine katkıda bulunur. Uyku eksikliği; kaygı, depresyon, dikkat eksikliği ve hiperaktivite (DEHB) gibi ruhsal sağlık sorunlarını artırabilir. Uyku bozuklukları; davranışsal problemlere, sinirlilik ve öğrenme güçlüklerine yol açabilir. Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda uyku sorunları daha sık görülür ve günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir. Günümüzde teknoloji ve ekran kullanımı, özellikle yatmadan önce uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle uyku hijyenine dikkat etmek önemlidir. Düzenli uyku saatleri belirlemek, yatmadan önce ekran kullanımını sınırlamak, sessiz ve rahat bir uyku ortamı sağlamak uyku kalitesini artırır. Uyku sorunlarının giderilmesinde bilişsel davranışçı terapi ve mindfulness uygulamaları gibi yöntemler faydalıdır. Bu yaklaşımlar uykuya engel olan düşünce ve davranışları değiştirerek uyku kalitesini artırır, kaygıyı azaltır ve çocukların kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlar. Sonuç olarak, çocuk ve ergenlerde uyku sağlıklı gelişim ve ruhsal iyi oluşun temel taşıdır. Yeterli ve kaliteli uyku hem bedensel hem de zihinsel gelişimi destekler, davranış ve duygusal dengeyi güçlendirir. Aileler, öğretmenler ve sağlık çalışanları, uyku alışkanlıklarını takip ederek ve gerektiğinde destek sağlayarak çocukların sağlıklı bir şekilde büyümelerine katkıda bulunabilir" diye belirtti.
13 Mart 2026 Cuma - 15:14 Eczacılık ile yarım asırlık şifa yolculuğu İznik Belediyesi "Yaşayan İznik Hazineleri" projesinin 43. belgeselinde 54 yıllık eczacı İsmail Yücel’in (84) hayatı konu oldu. İznik Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü "Yaşayan İznik Hazineleri" projesi kapsamında unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarının ustaları ile mesleklerinde yarım asrı devirmiş kişilerin hayatları kent hafızasını gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla belgeselleştirilmeye devam ediyor. Bu kapsamda son olarak 54 yıl Eczacılık yapan İsmail Yücel’in (84) hayatı ele alındı. 1942 yılında İznik’te dünyaya gelen İsmail Yücel İlkokulu İznik’te Ortaokulu ise Osmangazi Ortaokulunda okuduktan sonra Bursa Lisesi’nde eğitimine devam eder. Lise son sınıfta babasını kaybettikten sonra Vakıflar Yurdunda eğitimini devam ettiren Yücel, 1960 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ne başlar. 4 yıllık üniversite eğitimi sonrası 1964-1965 yıllarında askerlik görevini tamamlar. Hemen ardından 1967 yılında İznik’in dördüncü eczanesi olan Yücel Eczanesini açarak 54 yıl devam ettirir ve 2021 yılında devrederek mesleği bırakır. Yücel iş hayatı boyunca İznikspor Kulübü Başkanlığı görevi ile birçok alanda İznik’e hizmet etmiş ve bu süre içerisinde neredeyse her yıl ilçede vergi rekortmeni olmuştur. Tüm bu hayatı ile İznik’teki hâtıralarını anlattığı ‘Yaşayan İznik Hazineleri’ 43.bölümü İznik Belediyesi’nce yayınlandı. İznik’in yaşayan hazineleri İznik Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün hayata geçirdiği "Yaşayan İznik Hazineleri" belgesellerinin ilki 75 yıllık fıçı ustası Merhum İsmail Alkış ile gerçekleştirildi. İkinci belgesel ise İznik’e bağlı İnikli Mahallesi’nde ikamet eden 20 yıldır bastonculuk ile uğraşan Şükrü Kaya ile gerçekleştirildi. Üçüncü belgesel dünyaca ünlü Müşküle İğne Oyaları ile dördüncü belgesel 62 yıldır küfe sanatı ile uğraşan Hakkı Ateş (76) ile beşinci belgesel 63 yıldır terzilik sanatını icra eden İsmet Acar (75) altıncı belgesel İznik’e bağlı Tacir Mahallesi’nde 50 yıldır Sıcak Demir Ustalığı yapan Necip Saraç (62) ile yedinci belgesel 55 yıldır Yorgan Ustalığı yapan Ali Topkara (68) ile sekizinci belgesel 55 yıldır Radyo ve Televizyon Ustalığı yapan Ekrem Sevim ile dokuzuncu belgesel Çömlek Ustası Hasan Yaman (55) ile onuncu belgesel Saat Ustası Ramis Asa (72) ile on birinci belgesel 70 yıldır Yüncülük mesleği ile uğraşan Süleyman Ferik (84) ile on ikinci belgesel 50 yıldır soba ustası olan Mehmet Topçu (72) ile, on üçüncü belgesel Ahşap Ustası Servet Bağcı (63) ile on dördüncü belgesel yarım asırlık Bisiklet Tamir Ustası Ahmet Aşık (65) ile on beşinci belgesel yarım asırlık terzi ustası Ahmet Turhan (68) ile on altıncı belgesel yarım asırlık matbaa ustası Ramiz Pancar (75) ile on yedinci belgeseli İznikspor’un efsane futbolcusu Kaptan İsmail Hakkı Çelik (69) ile on sekizinci belgeseli yarım asırlık elektrik ustası Mehmet Potur (72) ile on dokuzuncu belgesel yarım asırlık taş ustası Mehmet Arslan (76) ile yirminci belgesel ise otuz sekiz yıldır anahtarcılık ve çilingircilik yapan Kadir Kardaş (64) ile yirmi birinci belgesel kırk üç yıldır motor ustalığı yapan Recep Aksu (65) ile yirmi ikinci belgesel, elli yedi yıldır berberlik yapan Recep Altın (69) ile yirmi üçüncü belgesel elli iki yıldır zirai aletler ustalığı yapan Cemalettin Değirmenci (75) ile yirmi dördüncü belgesel elli üç yıldır ahşap ustalığı yapan İsmail Güneş (78) yirmi beşinci belgesel yarım asırdır esnaflık yapan Kemal Yazan (85) ile yirmi altıncı belgesel yarım asırdır traktör ustalığı yapan Mehmet Eren (65) ile yirmi yedinci belgesel kırk bir yıldır seyyar ve normal bakkalcılık yapan Nurettin Dişli (58) ile yirmi sekizinci belgesel Derbent Dokuma Ustası Hasibe Çiçek (61) ile yirmi dokuzuncu belgesel Batum Göçmeni Osman Nuri Burhan (94) ile otuzuncu belgesel Şair Nazif Sabancı ile otuz birinci belgesel Ressam Erdoğan Solmaz ile (88) otuz ikinci belgesel genç kemençe ustası Ali Öztürk ile otuz üçüncü belgesel sanatçı Hüseyin Acarol ile otuz dördüncü belgesel Mahmut Usta (82) ve Kamil Özbek (78) ile otuz beşinci belgesel müzisyen Faik Doğan (69) ile otuz altıncı belgesel Marangoz Abdullah Çolak (76) ile otuz yedinci belgesel Aşık Fevzi Olgun (78) ile otuz sekizinci belgesel Emekli Öğretmen ve Müzisyen Orhan Hekimoğlu (81) ile otuz dokuzuncu belgesel kırk üç senelik çay bahçesi işletmecisi Murat Sürük (66) ile kırkıncı belgesel Esnaf Kemal Kumcu (72) ile kırk birinci belgesel Eğitimci Mustafa Özen ile kırk ikinci belgesel Ayakkabı Tamircisi (56) Fahrettin Yılmaz ile kırk üçüncü belgesel ise elli dört yıl Eczacılık yapan İsmail Yücel (84) ile gerçekleştirildi. Yaşayan İznik Hazineleri projesi önümüzdeki süreçte de ustaları ekranlara yansıtmaya devam edecek.
13 Mart 2026 Cuma - 15:14 Adet sancısını ‘normal’ sanmayın: Endometriozis uyarısı Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Kadir Şahin, adet döneminde yaşanan bazı şiddetli ağrıların normal olmadığını belirterek, "Bu ağrıları normal bir durum olarak görmeyin ve hekim kontrolünüzü ertelemeyin" dedi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Kadir Şahin, "Mart ayı Endometriozis Farkındalık Ayı" kapsamında yaptığı bilgilendirmede, toplumda sıkça göz ardı edilen ve normalleştirilen ağrılı adet dönemlerinin aslında ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabileceğine dikkat çekti. Endometriozis hakkında bilgi veren Dr. Şahin, rahim iç dokusunun olması gereken yerin dışında bulunmasıyla ortaya çıkan bu hastalığın yalnızca jinekolojik değil, sistemik etkiler de oluşturabildiğini söyledi. Özellikle mide ve bağırsak sorunlarının çoğu zaman kadın hastalıklarıyla ilişkilendirilmediğini ifade eden Şahin, bazı hastalarda sindirim sistemi şikâyetleri ve yediklerini tam sindirememe hissinin de görülebildiğini belirtti. Hastalığın belirtilerine değinen Dr. Kadir Şahin, endometriozisin yoğun adet kanamaları, kalça ve bacaklara vuran şiddetli ağrılar, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, kabızlık, ishal ve sindirim sistemi hassasiyetleri gibi şikâyetlerle kendini gösterebildiğini kaydetti. Sosyal yaşamı kısıtlayacak düzeyde ağrıya yol açabilen bu sorunun, rahim iç tabakasında bulunması gereken dokuların vücudun farklı bölgelerinde yer almasıyla ortaya çıktığını ifade eden Şahin, bu odakların bulundukları bölgelerde ağrı ve iltihabi reaksiyonlara neden olabildiğini dile getirdi. Toplumda adet sancılarının çoğu zaman "normal" kabul edilerek geçiştirildiğini belirten Şahin, bunun da doğru teşhisin gecikmesine yol açtığını söyledi. Birçok kadının bu şikâyetleri jinekolojik bir problem olarak değerlendirmediğini vurgulayan Şahin, doğru teşhis konulduğunda ilaç tedavisi veya cerrahi yöntemlerle hastalığın kontrol altına alınabildiğini ve hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabildiğini ifade etti. Mart ayı boyunca sürdürülen farkındalık çalışmaları kapsamında kadınlara çağrıda bulunan Opr. Dr. Kadir Şahin, yaşanan ağrı ve şikâyetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek hekim kontrolünün ertelenmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
13 Mart 2026 Cuma - 14:56 Bursa’nın ’Dumansız Hava’ muhafızlarına Sağlık Bakanlığı’ndan teşekkür Sağlık Bakanlığı tarafından, tütün bağımlılığıyla mücadele çalışmaları kapsamında hem tütün ürünleri kullanan bireylerin sağlıklı hayata adım atması için hem de 4207 sayılı kanun kapsamında kapalı alanlarda tütün denetimlerine yönelik yoğun faaliyet yürütülüyor. Bu kapsamda Bursa’da ve görevlendirildikleri illerde yapılan çapraz denetimlerde yüksek performans gösteren ve en fazla ihlal tespiti yapan tütün denetçileri, bakanlık tarafından teşekkür belgesiyle onurlandırıldı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen tütün denetimlerinde özverili çalışmalar gösteren denetçilerin, bakanlık nezdinde oluşturulan iller arası tütün denetim ekiplerinde görevlendirildiğini dile getirdi. Bu görevlerde gösterdikleri özveri ve yüksek performans sayesinde teşekkür belgesi almayı hak kazanan denetimcileri tebrik eden Çetin, "Tütün bağımlılığı, kanser başta olmak üzere birçok hastalığın ana sebeplerini oluşturuyor. Bu bağımlılık sadece kullanan bireyleri değil, etrafındaki insanların da hayatlarını riske atıyor. Bu yüzden kapalı alanlarda dumansız hava sahası denetimlerini oldukça önemsiyoruz. Yönetmeliğe aykırı durumlara taviz vermiyoruz." dedi. Bağımlılıktan Kurtulun Denetimlerin yanı sıra tütün ürünü kullanan bireylerin bırakmasına yönelik çalışmalar da yürüttüklerini dile getiren Çetin, "İl genelinde devlet hastanelerimizde ve sağlıklı hayat merkezlerimizde bulunan sigara bırakma polikliniklerinde tütün bağımlılığıyla etkisi kanıtlanmış, bilimsel yöntemlerle hizmet veriyoruz. Tütün bağımlılığından kurtulmak isteyen vatandaşlarımızı, yeni bir başlangıç yapmaları için bu polikliniklere davet ediyorum" şeklinde konuştu.
Diyarbakır’da misafir anne projesi
04 Ocak 2026 Pazar - 12:15 Diyarbakır’da misafir anne projesi Sağlık Bakanlığı tarafından Türkiye genelinde yürütülen "Misafir Anne Projesi", Diyarbakır’da da özellikle kış aylarında ulaşımın zorlaştığı kırsal bölgelerde anne ve bebek sağlığı için önemli bir güvence sağlıyor. Bu kapsamda, 2 Ocak’ta Çınar ilçesi Görece Mahallesi’nde ikamet eden ve gebeliğinin son haftalarında bulunan S.Ö., Misafir Anne Projesi kapsamında evinden alınarak Çınar İlçe Devlet Hastanesi’ne nakledildi. Yapılan değerlendirme sonrası ileri merkezde takibinin uygun görülmesi üzerine gebe hasta, 112 Acil sağlık ekipleri tarafından Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları ek binasına güvenli şekilde ulaştırıldı. Aynı gün Çınar ilçesi Çatmadal Mahallesi’nde yaşayan ve doğumu yaklaşan G.A. isimli gebe de yine Misafir Anne Projesi kapsamında sağlık ekiplerince evinden alındı. Yoğun kar yağışı, kapalı yollar ve buzlanma nedeniyle ambulansın ilerleyemediği bölgede UMKE ekipleri devreye girerek saha ve zincir desteği sağladı. UMKE ve 112 Acil sağlık ekiplerinin koordinasyonuyla gebe sağlık tesisine güvenle ulaştırıldı. Misafir Anne Projesi; Türkiye genelinde, özellikle ulaşımın güç olduğu bölgelerde yaşayan ve doğumu yaklaşan gebelerin, doğum öncesinde evlerinden alınarak hastanelere veya sağlık tesislerine yakın konaklama alanlarına yerleştirilmesini kapsayan önleyici bir sağlık hizmetidir. Amaç, ani doğumların ev ortamında değil, hastane şartlarında gerçekleşmesini sağlamaktır. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, uygulamanın ulusal ölçekte önem taşıdığını belirterek, "Misafir Anne Projesi, ülke genelinde anne ve bebek sağlığını korumaya yönelik önemli bir uygulamadır. Diyarbakır’da da özellikle kış şartlarının ağırlaştığı bölgelerde bu projeyi etkin şekilde uyguluyoruz. Doğumu yaklaşan gebelerimizi önceden sağlık tesislerine alarak riskleri en aza indiriyoruz. Süreçte görev alan tüm sağlık ekiplerimize teşekkür ediyorum" dedi.
Bağışıklığı güçlendiren kış reçetesi
04 Ocak 2026 Pazar - 12:09 Bağışıklığı güçlendiren kış reçetesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Uzmanı Uzm. Dyt. Ecem Fidan, kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmenin yolunun doğru beslenmeden geçtiğini vurgulayarak; vitamin ve mineral açısından zengin besinler, doğal antibiyotikler ve mevsiminde tüketilmesi gereken gıdalar hakkında önemli öneriler paylaştı. Soğuk havaların etkisini artırdığı, mevsimsel hastalıkların daha sık görüldüğü kış aylarında bağışıklık sistemini güçlü tutmak her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Uzmanı Dyt. Ecem Fidan, kışı sağlıklı geçirmek için doğru beslenmenin bağışıklık üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çekerek, hastalıklardan korunmaya yönelik önemli beslenme önerileri paylaştı. Uzm. Dyt. Fidan ayrıca, kış aylarında beslenmeye katkı sağlayacak iki sağlıklı tarif de paylaştı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral almak önemli C vitamini, D vitamini, çinko, selenyum gibi vitamin ve minerallerin yanı sıra antioksidan açısından zengin meyve ve sebzeler de vücudu hastalıklara karşı koruduğunu belirten Uzm. Dyt. Fidan, bunları içeren düzenli bir beslenmenin özellikle grip ve soğuk algınlığı gibi yaygın hastalıklara karşı koruyucu etkisi olduğunu vurguluyor. "C vitamini, bağışıklık sistemini güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda hücrelerin yenilenmesine ve cilt sağlığına da katkıda bulunur" ifadelerini kullanan Uzm. Dyt. Fidan, turunçgillerin bu açıdan zengin olduğunu belirterek; portakal, mandalina, limon, kivi, kuşburnu ve kırmızı biberin yeteri kadar tüketilmesi gerektiğini belirtti. D vitamini eksikliğinin, özellikle güneş ışığının azalmasıyla hissedildiğini belirten Uzm. Dyt. Fidan, "Bu nedenle yemek listemizde balık bulundurulması son derece önemlidir" dedi. D vitamini açısından zengin olan balık türlerinin; somon, uskumru, sardalya gibi balıklar olduğunu belirten Uzm. Dyt. Fidan, ayrıca yumurta sarısının da faydalı olacağının altını çizdi. Çinko ve selenyum minerallerinin bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkiler sağladığını ve özellikle çinkonun; bağışıklık hücrelerinin gelişimi ve fonksiyonu için kritik bir rol oynadığını belirtti. Uzm. Dyt. Fidan, "Kabuklu deniz ürünleri, kırmızı et, tam tahıllar ve kurubaklagiller, çinko ve selenyum açısından zengin besinlerdir ve günlük beslenme düzenine dahil edilmelidir" dedi. Tüm bunların yanında "Kırmızı meyveler, nar, ıspanak ve brokoli gibi gıdalar, antioksidan içeriği yüksek olan besinlerdir" ifadelerini kullanan Uzm. Dyt. Fidan, "Bu besinlerin düzenli tüketimi, kış aylarında hastalıklara karşı dirençli olmanıza yardımcı olur" dedi. Doğal antibiyotikler: zencefil, zerdeçal ve sarımsak Zencefil, zerdeçal ve sarımsak gibi doğal antibiyotik özelliklere sahip gıdaların, bağışıklık sistemini desteklediğini ve enfeksiyonlara karşı koruma sağladığını belirten Uzm. Dyt. Fidan, bu besinlerin çay, çorba ve yemeklerde mümkün olduğunca kullanılması gerektiğini vurguladı. "Propolis ve bal gibi doğal ürünler ise boğaz enfeksiyonlarına karşı koruyucu etkiler gösterir" ifadelerini kullanan Uzm. Dyt. Fidan, "Özellikle kış aylarında, her sabah bir kaşık bal tüketmek soğuk algınlığına karşı koruma sağlayabilir" dedi. Mevsiminde sebze ve meyve tüketiminin önemine de değinen Uzm. Dyt. Fidan, "Kış sebzeleri, vitamin ve mineral açısından zengindir ve düşük kalorili olduklarından dengeli beslenmeye katkı sağlar. Kabak, pırasa, havuç, ıspanak, karnabahar ve lahana gibi sebzeleri günlük öğünlerinizde bulundurun" dedi. Meyvelerden ise elma, armut, ayva, nar ve kivinin tatlı ihtiyacınızı sağlıklı bir şekilde karşılayarak, antioksidan özellikleri sayesinde vücudu zararlı etkenlerden koruyacağının altını çizdi. Sağlıklı tarifler Uzm. Dyt. Fidan iki sağlıklı tarifi paylaştı. Zencefilli Balkabağı Çorbası Malzemeler: 500 g balkabağı 1 adet havuç 1 adet patates 1 adet soğan 2 diş sarımsak 1 yemek kaşığı zeytinyağı 1 yemek kaşığı rendelenmiş taze zencefil 1 tatlı kaşığı zerdeçal 4 su bardağı su Tuz ve karabiber Hazırlanışı: "Balkabağı, havuç ve patatesi soyup doğrayın. Zeytinyağını bir tencerede ısıtın, doğranmış soğan ve sarımsakları ekleyip kavurun. Ardından doğranmış sebzeleri, zencefili ve zerdeçalı ekleyin, birkaç dakika kavurun. Suyu ekleyip sebzeler yumuşayana kadar pişirin. Çorbayı blenderdan geçirerek pürüzsüz hale getirin. Tuz ve karabiber ile tatlandırıp sıcak servis yapın." Nar ve Cevizli Kış Salatası Malzemeler: 1 adet nar 100 g ceviz içi 1 adet roka demeti 1 adet kırmızı soğan 100 g beyaz peynir 1 yemek kaşığı nar ekşisi 3 yemek kaşığı zeytinyağı Tuz ve karabiber Hazırlanışı: "Roka yapraklarını yıkayıp kurulayın, servis tabağına yerleştirin. Narı ayıklayıp tanelerini rokaların üzerine serpin. Ceviz içini iri parçalara ayırarak salataya ekleyin. Kırmızı soğanı ince halkalar şeklinde doğrayıp üzerine ekleyin. Beyaz peyniri küçük küpler halinde doğrayıp salatanın üzerine serpiştirin. Zeytinyağı, nar ekşisi, tuz ve karabiberi karıştırarak sos hazırlayın ve salatanın üzerine gezdirin. Salatayı servis yapmadan önce iyice karıştırın."
Şap hastalığıyla mücadelede aşılama hayati önem taşıyor
04 Ocak 2026 Pazar - 11:02 Şap hastalığıyla mücadelede aşılama hayati önem taşıyor Türkiye’de hayvancılığın en önemli sorunlarından biri olan şap hastalığı hayvan sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atıyor. Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesinden Dr. Murat Kaan Durgut, hastalıkla mücadelenin temel yolunun aşılama önlemleri olduğunu söyledi. Türkiye’nin şap hastalığının endemik olarak görüldüğü ülkeler arasında yer aldığını ifade eden Dr. Durgut; hayvan hareketliliği, göç ve ticaretin hastalığın yayılımını hızlandıran başlıca etkenler olduğunu söyledi. Durgut, "Virüs ağız boşluğunda ve tırnak aralarında içi sıvı dolu veziküller oluşturur. Bu lezyonlar açıldığında ciddi yaralar meydana gelir, yüksek ateşle birlikte iştahsızlık ve verim kayıpları ortaya çıkar" dedi. Son dönemde görülen vakaların daha ağır seyretmesinin yeni varyantlarla ilişkili olduğunu belirten Durgut, "Önceki aşılama çalışmaları bu varyanta karşı yeterince etkili olamadı. Bu nedenle hastalık bu dönemde daha ağır seyretti. Bu hastalık rüzgarla kilometrelerce uzağa taşınabilir. Bu nedenle yetiştiriciler hastalığı gördükleri anda veteriner hekimlere ve ilgili resmi kurumlara bildirimde bulunmalıdır" ifadelerini kullandı. Düzenli aşılama ve biyogüvenlik önlemlerine uyulmasıyla şap hastalığının kontrol altına alınabileceğini belirterek aşı takvimiyle ilgili bilgi veren Durgut, "Antibiyotikler yalnızca ikincil bakteriyel enfeksiyonları önlemek amacıyla destekleyici olarak kullanılabilir. Hastalığı önlemenin tek etkili yolu aşılamadır. Annesi aşılı olmayan hayvanlarda 2 haftalıktan büyük tüm hayvanlara, annesi aşılı olanlarda ise 2 aylıktan büyük hayvanlara şap aşısı uygulanmalı ve bir ay sonra mutlaka güçlendirme dozu yapılmalıdır" şeklinde konuştu. Türkiye’nin şap hastalığıyla mücadelede önemli bir altyapıya sahip olduğunu dile getiren Durgut, "Ülkemiz, 1967 yılında Şap Enstitüsünün kurulmasıyla birlikte şap aşısını kendi imkanlarıyla üretmeye başlamış ve bu alanda dışa bağımlılığını ortadan kaldırmıştır" diye konuştu.
Eğer öksürüğünüz 2 haftayı geçtiyse, ’üşüttüm, sigaradandır, geçer’ demeyin
04 Ocak 2026 Pazar - 10:01 Eğer öksürüğünüz 2 haftayı geçtiyse, ’üşüttüm, sigaradandır, geçer’ demeyin Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, "Verem denilince akla ilk olarak akciğerler gelir. Ancak bu bakteri kan ve lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine de yayılabilir" dedi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, 4 -10 Ocak Verem Eğitim ve Farkındalık Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada önemli konulara değindi. Verem denilince akla ilk olarak akciğerler geldiğini ancak veremin kan ve lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılabileceğine dikkat çeken Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, "Verem diğer adıyla tüberküloz özellikle başlangıç evresindeyken üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) ve grip ile karıştırılabilir. Bu benzerlik, maalesef tüberküloz tanısının gecikmesine neden olan en büyük faktörlerden biridir" dedi. "Verem tedavi edilmediğinde ölümcül olabilen kronik bir enfeksiyon hastalığıdır" Veremin tıp dilindeki adıyla tüberkülozun "Mycobacterium tuberculosis" (verem basili) adı verilen, dış ortama dayanıklı ve çok yavaş çoğalan bakterinin neden olduğu, bulaşıcı ve tedavi edilmediğinde ölümcül olabilen kronik bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Karadağ, "Halk arasında sinsi ilerlemesi ve vücudu zayıflatması nedeniyle "ince hastalık" olarak da bilinir. Verem denilince akla ilk olarak akciğerler gelir ki, hastaların yaklaşık yüzde 80’inde akciğerler etkilenir. Ancak bu bakteri kan ve lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine (omurga, böbrek, beyin zarı, kemikler ve lenf bezleri) de yayılabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonları ve grip, başlangıç evresinde verem ile sıklıkla karıştırılabilir. Bu benzerlik, maalesef tüberküloz tanısının gecikmesine neden olan en büyük faktörlerden biridir" dedi. Üst Solunum yolu Enfeksiyonu, grip ve veremin solunum sistemini etkilemesi neticesinde öksürük, halsizlik ve yorgunluk, hafif ateş gibi belirtilerinin ortak olduğunu belirten Prof. Dr. Karadağ; "Eğer öksürüğünüz 2 haftayı geçtiyse, "üşüttüm, sigaradandır, geçer" demeyin. Özellikle Bursa gibi havası nemli ve kışın hava kirliliğinin görülebildiği bölgelerde, bu belirtiler çok sık maskelenir" uyarısında bulundu. "Bursa, yüzde 95’e varan tedavi takip başarısıyla Türkiye ortalamasının üzerinde performans sergilemektedir" Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 sonu raporlarına göre, verem’in dünya genelinde bulaşıcı hastalıklardan kaynaklanan ölüm listesinde yeniden ilk sıraya yerleştiğini belirten Prof. Dr. Karadağ, "Yılda 10,7 milyon yeni vaka ve 1,2 milyon ölüm kaydedilmektedir. Pandeminin etkisiyle COVID-19 süreci küresel verem mücadelesinde yaklaşık 8 yıllık bir gerilemeye neden olmuş; 2026 yılı bu kaybın telafisi için "Hızlanma Yılı" ilan edilmiştir. Ülkemiz, uyguladığı "Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı" ile dünya standartlarının üzerinde bir başarı sergilemektedir. Türkiye geneli 2005’te 20 binin üzerinde olan vaka sayısı, günümüzde 9.000 - 9.500 bandına gerilemiştir. İnsidans hızı 100 bin kişide 10,3’e düşerek Türkiye’yi "eliminasyon" (yok etme) eşiğine taşımıştır. Sanayi ve nüfus yoğunluğu bakımından kritik önemdeki Bursa’da, yıllık kayıtlı hasta sayısı 350-400 arasındadır. Bursa, yüzde 95’e varan tedavi takip başarısıyla Türkiye ortalamasının üzerinde performans sergilemektedir" dedi. "Tedavinin yarım bırakılması, ’İlaç Dirençli Verem’ gibi tedavisi çok daha güç ve maliyetli bir tabloya yol açmaktadır" Hava yoluyla bulaşan tüberküloz basilinden korunmak ve zinciri kırmak için dikkat edilmesi gereken belirtileri sıralayan Prof. Dr. Karadağ, "2 haftayı geçen inatçı öksürük, gece terlemesi ve inatçı ateş, iştahsızlık ve hızlı kilo kaybı, halsizlik ve göğüs ağrısı gibi belirtilerin olması durumunda vakit kaybeden Aile Sağlığı Merkezlerine başvurulmalı. Tanı kesinleştiğinde veya güçlü şüphe olduğunda bu kez Verem Savaş Dispanserlerine gidilerek sürecin buradan yönetilmesi gerekir. Tedavide kullanılan tüm ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından hastalara teslim edilmek üzere gönderilir ve ilaç temini buradan sağlanır. Tüberküloz teşhisi konulan bir hasta, tedaviye başladıktan 2-3 hafta sonra bulaştırıcılığını kaybeder. Ancak tam iyileşme için ilaçların en az 6-9 ay boyunca, Verem Savaş Dispanserleri gözetiminde (DGT) düzenli kullanılması şarttır. Tedavinin yarım bırakılması, ’İlaç Dirençli Verem’ gibi tedavisi çok daha güç ve maliyetli bir tabloya yol açmaktadır" dedi.
Karlı ve buzlu yollarda güvenli adımlar için öneriler
04 Ocak 2026 Pazar - 09:44 Karlı ve buzlu yollarda güvenli adımlar için öneriler Kış ayının etkisiyle kar ve buz, yolda yürürken düşme ve ortopedik yaralanma risklerini artırıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, özellikle karlı ve buzlu zeminlerde düşme sonucu meydana gelen yaralanmalardan korunmak için birkaç önemli noktaya dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, karla kaplı ve buz tutmuş yolların yayalar için büyük bir tehlike oluşturduğunu vurgulayarak, kayma nedeniyle oluşabilecek incinmelerin ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Bu risklerden korunmanın en etkili yolunun ise "penguen yürüyüşü" olduğunu ifade etti. Medicana Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, karlı ve buzlu ortamlarda güvenli yürüyüş için doğru ayakkabı seçiminin önemine dikkat çekti. Ayakkabıların geniş tabanlı, kaymayan ve düz yüzeylere sahip olması gerektiğini belirten uzman, ayrıca ayakkabının bileği sarmasının, burkulmalara karşı koruma sağladığını söyledi. Yürürken ise küçük ve yavaş adımlar atmanın gerektiğini belirten Gökhan Cansabuncu, "Ayakların dışa doğru çevrilmesi ve penguen tarzı yürüme, dengenin daha kolay sağlanmasına yardımcı olacaktır" dedi. "Bastığınız yerlere dikkat edin" Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, karlı havalarda kaygan zeminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Karın daha yumuşak olduğu zeminlerde ve buzlanmayı engelleyen çim gibi yüzeylerde yürümek düşmeleri engellemek için daha güvenlidir. Eğimli yollardan ve merdivenlerden inerken adımların dikkatli atılması gerekiyor. Yan korkuluklardan destek alınması önemli" diye konuştu. Ellerin ve yük taşımanın rolü Kaygan zeminlerde yürürken ellerin ceplerde olmaması gerektiğini belirten Cansabuncu, "Ellerin serbest olması dengeyi daha kolay sağlar ve muhtemel bir düşme anında önlem almayı kolaylaştırır. Ayrıca, ağır cisimlerin taşınmaması ve çocukların kucakta taşınmaması gerektiğini unutmamak gerekiyor" dedi.
Eskişehir Şehir Hastanesi’nde nöroloji hastalarına ileri tedavi imkanları sunuluyor
04 Ocak 2026 Pazar - 09:38 Eskişehir Şehir Hastanesi’nde nöroloji hastalarına ileri tedavi imkanları sunuluyor Eskişehir Şehir Hastanesi, nöroloji hastalarına sunduğu ileri tedavi imkanları ile öne çıkıyor. Hastaneye göz kararması şikayetiyle giden hastalardan birisi olan 19 yaşındaki Cengizhan Duymaz, yapılan tedavinin ardından daha iyi görmeye başladığını söyledi. Nöroloji Uzmanı Dr. Ahmet Onur Keskin, hastanede sunulan ileri tedavi imkanlarıyla ilgili bilgilendirmede bulundu. Dr. Keskin, "Bizim kliniğimiz yaklaşık 2 buçuk seneden beri eğitim kliniği vasfında. Şu an burada ben dahil 4 öğretim üyesiyiz, 6 uzman ve 11 asistan hekim var. Normal, ikinci basamak hastanelerden farklı olarak özel dal polikliniklerimiz bulunuyor. Multipl Skleroz (MS), Parkinson, Nöromüsküler ve uyku polikliniklerimiz var. Demans hastaları için ayrıntılı tetkikler yapabiliyoruz. Artık biraz daha farklı işlemlerin yapıldığı bir klinik haline geldik. Video EEG’miz var. Bu bölgedeki en büyük uyku laboratuvarı hastanemizde bulunuyor. Tüm bu hastalıkların tedavilerini düzenleyebiliyoruz. Mesela ileri epilepsi cerrahisi, VNS dediğimiz epilepsi pili tedavisi yapılabiliyor. Yine ileri Parkinson tedavileri hastanemizde yürütülebiliyor" dedi. "Ankara gibi çevre illerden bile hastalarımız bizi tercih ediyorlar" Gözlerinde kararma şikayetiyle kendilerine başvuran 19 yaşındaki hasta Cengizhan Duymaz’a yaptıkları işleme de değinen Dr. Keskin, "Bu hastamıza da plazmaferez tedavisi yaptık. Plazmaferez, her birimde yapılan bir tedavi değil. Özellikle MS hastalığının atak döneminde çok etkili olduğunu bildiğimiz bir tedavi. Bu açıdan, artık kliniğimiz ileri tedavilerin düzenlenebildiği ve hasta memnuniyetinin yüksek olduğu bir klinik haline geldi. Afyon, Bilecik ve zaman zaman Ankara gibi çevre illerden bile hastalarımız bizi tercih edip tedavi olmak için hastanemize başvuruyorlar" şeklinde konuştu. "Tedaviyle birlikte gözüm yavaş yavaş görmeye başladı" Yaklaşık 2 hafta önce başvurduğu Eskişehir Şehir Hastanesi’nde gördüğü tedavi sonrası şikayetinde azalma olduğunu anlatan hasta Cengizhan Duymaz ise, şunları söyledi: "Gözümde kararma olduğu için buraya geldim. İlk günden yatışımı verdiler, ondan sonra tedavi süreci başladı. Yaklaşık 2 haftadır buradayım ve güzel gelişmeler oluyor. Gözüm yavaş yavaş görmeye başladı. Sağ olsun, doktorlar da bana yardımcı oluyor. Bence şu an burası bir özel hastaneden katlarca daha iyi."
Şemdinli’de nefes kesen kurtarma: Kar esaretindeki hamile kadın için zamanla yarış
04 Ocak 2026 Pazar - 08:57 Şemdinli’de nefes kesen kurtarma: Kar esaretindeki hamile kadın için zamanla yarış Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde kar ve tipi nedeniyle yolu kapanan Alan köyünde sancıları başlayan hamile kadın, Sağlık Bakanlığına ait ambulans helikopterin dondurucu soğuk ve sarp araziye göğüs geren operasyonuyla hastaneye ulaştırıldı. Hakkari’nin zorlu coğrafyasında kış şartları yüzünü iyice gösterirken, Şemdinli ilçesine bağlı Alan köyünde mahsur kalan bir hamile vatandaş için devletin tüm imkanları seferber edildi. Kar kalınlığının yer yer metreleri bulduğu ve tipinin görüş mesafesini düşürdüğü bölgede, hayat kurtarma mücadelesi verildi. Alan köyünde yaşayan ve doğum sancıları başlayan kadının yakınları, yoğun kar yağışı nedeniyle köy yolunun ulaşıma kapalı olduğunu fark edince vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istedi. Karadan ulaşımın imkansız olduğunun tespit edilmesi üzerine, İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde havalanan tam donanımlı ambulans helikopter bölgeye yönlendirildi. Düşük görüş mesafesi ve sarp dağların arasında seyreden helikopter pilotları, zorlu arazi koşullarına rağmen köye güvenli bir iniş gerçekleştirdi. Sağlık ekiplerince titizlikle helikoptere alınan hasta, gökyüzünde yapılan ilk müdahalelerin ardından saniyelerle yarışarak Şemdinli Devlet Hastanesine nakledildi. Hastanede tedavi altına alınan ve sağlık durumunun iyi olduğu belirtilen hastanın ardından konuşan Alan Köyü Muhtarı Abdülkadir Akbaş, operasyonun başarısından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Akbaş, şu ifadeleri kullandı: "Yollarımız kapalıydı, çaresiz kalmıştık. Ancak devletimiz büyüklüğünü bir kez daha gösterdi. En zor şartlarda imdadımıza koşan sağlık ekiplerimize ve yetkililere sonsuz teşekkür ediyoruz. Allah devletimize zeval vermesin." Hastanede müşahede altında tutulan genç kadının ve bebeğinin durumunun yakından takip edildiği bildirildi.