Son Dakika
|
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Galatasaray’a tebrik mesajı
Jandarma Genel Komutanlığı SAHA EXPO’da sergilediği teknolojik ürünleriyle dikkat çekti
Dünyada ilk hibrit motorlu ALKA-KAPLAN HİBRİT aracı, dronları havada yakarak imha ediyor
İGA: "DHMİ’ye borcumuz bulunmamaktadır"
Macaristan’ın yeni Başbakanı Peter Magyar, yemin ederek göreve başladı
Yüksekova’da patlama: 1 çoban yaralı, 3 koyun telef oldu
Putin: "Zafer her zaman bizimdi ve her zaman bizim olacak"
SAĞLIK
Alanya’da tüketim tarihi geçmiş ürün satan zincir market mühürlendi
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:43:18
Alanya Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin denetimlerinde son kullanma tarihi geçmiş tavuk ürünleri sattığı tespit edilen zincir market şubesi mühürlendi. Alanya Belediyesi, halk sağlığını korumaya yönelik denetimlerini sürdürüyor. Kurban Bayramı öncesinde hijyen ve gıda denetimlerini artıran Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Avsallar Mahallesi’nde faaliyet gösteren bir zincir market şubesinde, son tüketim tarihi geçmiş ve paket üzerindeki kullanım tarihi okunamayacak şekilde tahrip olmuş tavuk ürünlerinin satışa sunulduğunu tespit etti. İşletme hakkında tutanak tutulurken, söz konusu durum belediye encümenine sevk edildi. Ayrıca encümen kararıyla işletmeye idari para cezası uygulanırken, market şubesi mühürlenerek 3 gün süreyle ticari faaliyeti durduruldu. Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, halk sağlığının her şeyden önce geldiğini belirterek, gıda konusunda tavizsiz bir anlayışla çalıştıklarını ifade etti. Başkan Özçelik, vatandaşların sağlıklı ve güvenli alışveriş yapabilmesi için denetimlerin devam ettiğini kaydetti.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:26
Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli"
Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi. Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu. "İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor" Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor" Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Korunma önlemleri önem taşıyor" Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu. "COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor" Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:25
Profesörden ’Hantavirüs’ uyarısı: "Kapalı alanlar risk taşıyor"
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu. Virüsün genellikle kemirgenlerden bulaştığını belirten Geyik, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, gemi ve ambar gibi alanlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, gündemde olan hantavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bir turistik seyahat gemisinde görülen hantavirüs enfeksiyonu toplumda endişe oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hantavirüsler; başta fareler ve kemirgenler olmak üzere bazı yabani kemiriciler tarafından taşınan, insanlarda ciddi solunum ve böbrek yetmezliği tablolarına yol açabilen viral enfeksiyon etkenleridir. Önceki yıllarda ülkemizde de tespit edilmiş hastalıklardandır. Özellikle uzun süre kapalı kalan yaşam alanları, gemiler, depolar, ambarlar, konteynerler, liman sahaları, yiyecek stok alanları ve uzun süre kullanılmamış ortamlar bulaşma riski açısından önemlidir" dedi. Hantavirüs bulaş yolları Hantavirüsün insandan insana kolay bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "En sık bulaş yolu: Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyası ile kirlenmiş ortamların solunması, fare dışkısı bulunan alanların süpürülmesi sırasında virüsün havaya karışması, kirli yüzeylere temas sonrası ağız, burun veya göze dokunulması ve nadiren kemirgen ısırıklarıdır" şeklinde konuştu. "1–8 hafta içinde ortaya çıkabilir" Belirtiler genellikle kemirgen teması sonrası 1–8 hafta içinde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, aşırı yorgunluk, baş/kas/karın/sırt ağrıları, bulantı ve kusma sık görülen bulgulardır. Ağır vakalarda ise: öksürük, nefes darlığı, akciğer tutulumu, böbrek fonksiyon bozukluğu, tansiyon düşüklüğü ve yoğun bakım gereksinimi olabilir. Bize yakın coğrafyada klinik olarak genellikle böbrek hasarı ve hemorajik ateşle seyreden "böbrek sendromuna" rastlanırken Amerika coğrafyasında ise nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hastalık tablosu daha çok görülür" ifadelerini kullandı. Korunma için hayati önlemler Fare ve kemirgen kontrolü şart olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Gıda depoları kapalı tutulmalı, açıkta yiyecek bırakılmamalı, çöp alanları düzenli temizlenmeli, gemilerde ve limanlarda profesyonel kemirgen kontrolü yapılmalıdır. Kemirgen dışkısı görülen alanlarda kuru süpürme veya elektrikli süpürge kullanımı virüsü havaya yayabilir. Temizlik sırasında eldiven ve maske takılmalı, çamaşır suyu içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır. Uzun süre kapalı kalan depo, ambar, gemi kamarası veya konteynerler uzun süre havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda:N95/FFP2 maske, eldiven, koruyucu gözlük takılmalıdır" açıklamasında bulundu. Risk altında olanlar ve risk durumu Dr. Mehmet Faruk Geyik şunları söyledi: Gemi personelleri, liman çalışanları, depo ve ambar çalışanları, temizlik personelleri, kampçılar ve kırsal alan çalışanları, uzun süre kapalı alan temizliği yapan kişiler risk altındadır. Hantavirüs nadir görülen ancak ciddi seyredebilen bir enfeksiyondur. Şu an için toplumda yaygın bir salgın olduğuna bir veri bulunmamaktadır. Ateş, yoğun halsizlik, nefes darlığı veya kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Toplum sağlığının korunması için doğru bilgiye dayalı hareket etmek, hijyen kurallarına uymak ve resmi sağlık otoritelerinin açıklamalarını takip etmek hayati önem taşımaktadır."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
"Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası" tanıtım toplantısı, Erzurum Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Program, tam buğday ekmeğiyle ilgili hazırlanan tanıtım filminin izletilmesiyle başladı. Ardından protokol üyeleri açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Murat Ağırtaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç ve Erzurum Valisi Aydın Baruş katılımcılara hitap etti. Programda, Sağlık Bakanlığı adına sunum yapan Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirer, sağlıklı beslenmenin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Demirer, yaptığı konuşmada, "Sağlık kaybının çok önemli bir kısmı, yaklaşık dörtte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Yanlış beslenme bugün birçok hastalığın temel sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. Her yıl milyonlarca insan, sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle kanser vakalarının önemli bir bölümü ve tip 2 diyabet hastalıkları, yanlış diyet alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey çok açık. Öncelikle risk faktörlerini doğru belirleyeceğiz. Beslenmede nerede hata yaptığımızı tespit edeceğiz ve bunların iyileştirilmesi için planlı politikalar geliştireceğiz. Bugün burada özellikle üzerinde durduğumuz konu ise tam tahıl tüketiminin artırılmasıdır. Çünkü bu, sağlık açısından en önemli koruyucu faktörlerden biri olarak görülüyor. Bunu ortaya koyan yalnızca tek bir çalışma da yok. Yapılan başka araştırmalarda da tam tahıl tüketiminin yetersiz olmasının, ölüm oranları ve hastalık yüküyle doğrudan ilişkili olduğu ortaya konuldu. 28 ülkede, 6 milyondan fazla insanın verileri üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, yeterli tam tahıl tüketiminin sağlık açısından en önemli koruyucu unsurlardan biri olduğu değerlendirildi" dedi. Sunumun ardından protokol üyeleri tarafından imza töreni gerçekleştirildi. Daha sonra protokol üyeleri tam buğday ürünlerinin sergilendiği stantları gezdi. Programa konuşmacıların yanı sıra Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, Erzurum Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Yer, Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mesud Fakirullahoğlu, kurum müdürleri, STK temsilcileri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
3
08 Mayıs 2026 Cuma- 14:44
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
4
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:13
DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu
5
08 Mayıs 2026 Cuma- 12:46
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
17 Şubat 2026 Salı - 12:16
Uzmanından sağlıklı Ramazan uyarısı
Kartepe Belediyesi bünyesinde hizmet veren diyetisyenler, Ramazan ayı boyunca vatandaşlara sağlıklı beslenme konusunda danışmanlık yapmayı sürdürecek. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği ücretsiz diyetisyenlik hizmeti, karışıklığı önlemek amacıyla randevu sistemiyle yürütülüyor. Başvuruda bulunanların vücut analizleri ve ölçümleri yapıldıktan sonra kişinin yaşam tarzı ve sağlık durumuna uygun beslenme listeleri hazırlanıyor. Diyetisyen Rüveyda Özakbulut, oruç tutarken sağlığın korunması için beslenme düzenine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Tokluk süresini uzatmak için sahurda yumurta, lor peyniri ve tam buğday ekmeği gibi protein ve lif oranı yüksek gıdaların tüketilmesini öneren Özakbulut, "İftarda oruç açılıp çorba içildikten sonra yemeğe 15 dakika ara verilmelidir. Bu yöntem, mide kramplarını ve ani şeker yükselmesini önler. Uzun süreli açlıkta vücudun susuz kalmaması için iftar ile sahur arasında su tüketimi zamana yayılmalı, asitli içeceklerden kaçınılmalıdır" ifadelerini kullandı. Köseköy Mahallesi Şehit Mahmut Demirel Yüzme Havuzu ve Emekevler Genç Akademi’de hizmet veren birimlerden yararlanmak isteyen vatandaşların, belediyenin iletişim numaraları üzerinden randevu oluşturabileceği bildirildi.
17 Şubat 2026 Salı - 12:06
Kırklareli’nde hastaneye ilk hibe desteği
Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından Trakya Kalkınma Ajansı 2025 Yılı Teknik Destek Programı-01 kapsamında başvurusu yapılan ve hastane bünyesinde ilk kez hibe desteği almaya hak kazanan "Sağlıkta Akıllı Veri Yönetimi: İleri Excel Eğitimi ile Ortak Dil ve Sürdürülebilirlik" başlıklı projenin eğitimleri 16 Şubat 2026 itibarıyla başladı. Beş gün sürecek eğitim programının açılışında İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Cerit ile Hastane Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Zeliha Türkyılmaz konuşma yaptı. Projeyle, il genelindeki kamu sağlık kurumları ile hastanede görev yapan sağlık profesyonellerinin veri yönetimi becerilerinin geliştirilmesi hedeflendiği, eğitimlerle birlikte sağlık hizmetlerinde sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi ve kurumlar arasında ortak bir veri dili oluşturulmasının amaçlandığı bildirildi. Programın, sağlık alanında kurumsal kapasitenin artırılmasına katkı sağlaması bekleniyor.
17 Şubat 2026 Salı - 11:59
Niğde’de sağlık altyapısına bağış desteği
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü; Niğde’de sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine katkı sunan bağışlara ilişkin açıklamada bulundu. Yapılan açıklamada; Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yaklaşık 2 milyon TL değerinde EKO cihazı, 1 milyon TL değerinde Çocuk Alerji ve Astım Test Cihazı ile 800 bin TL değerinde Ultrason cihazı kazandırıldığı belirtildi. Öte yandan Altunhisar Devlet Hastanesi’ne de 750 bin TL değerinde Panoramik Diş Röntgeni cihazı bağışı yapıldığı ifade edildi. Niğde İl Sağlık Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Doğan Bahadır İnan yaptığı açıklamada; bağışçılara ve bağışların gerçekleşmesinde sürece destek veren Niğde Milletvekili Cevahir Uzkurt’a da teşekkür etti. Yapılan bağışların, il genelinde sağlık hizmetlerinin kalitesini artırarak vatandaşlara daha etkin hizmet sunulmasına katkı sağlaması bekleniyor.
17 Şubat 2026 Salı - 11:33
Ramazanda enerji kaybettiren hatalara dikkat
Ramazan ayında oruç tutmak hem sindirim sistemini hem ruhu dinlendirirken, doğru beslenme de vücut için detoks etkisi oluşturmaya fayda sağlıyor. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Beyza Vural Öten, oruç tutarken aynı zamanda şifa bulmak isteniyorsa beslenmede dikkat edilmesi gereken ve birebir uyulduğunda fayda sağlayan tavsiyelere dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Hızlı ve ağır yenen yemekler, mide hazımsızlığı, mide krampı, reflü, hipertansiyon, kan şekeri dengesizliği gibi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Beyza Vural Öten, şekerli içecekler, beyaz ekmek, pirinç, patates gibi gıdaların kan şekerinde ani yükselişle beraber ani bir düşüş oluşturacağı için iftardan sonra halsiz, yorgun, ani uyuma isteği oluşturabileceğine ve oruç tutanların enerjisinin kaybolmasına neden olabileceğine dikkat çekti. İftarda masadan doymuş olarak kalkmayın Uzun süren açlıktan sonra ilk öğünün olabildiğince yavaş ve hafif olması gerekiyor. Önce bir bardak su ardından çorba ve iftariyelikler mideyi rahatlatıyor. Yemek süresini, tokluk sinyallerinin beyne iletilmesi için 20-25 dakikaya yaymanın daha az yemeye neden olabileceği için yemeği aralıklarla yemenin önemli olduğunu belirten Dyt. Beyza Vural Öten, "Çorbadan sonra 5-10 dakika ara vermek gerekiyor. Önce protein ağırlıklı bir yemek, daha sonra sebze - salata ve karbonhidrat grubu olan ekmek, pilav ve makarna gibi yardımcı yemekler en sona bırakılmalıdır. Kızartma ve aşırı yağlı yemeklerden kaçınılmalıdır. Metabolik olarak vücudu yormamak bu hususta büyük önem taşımaktadır" dedi. "Sahurda öğün olarak kahvaltı tercih edilmelidir" Sahurda ne kadar çok yersem o kadar tok kalırım düşüncesine kapılmanın yanlış olduğunu ifade eden Dyt. Beyza Vural Öten, "Tokluk süresi yenen yemeğin miktarı ile değil içeriği ile ilgilidir. Sahurda amaç gün boyu tok kalmayı destekleyecek bir öğün oluşturmaktır. Sahurda kan şekerinizi gün boyu dalgalandırmayacak gıdalara yer verilmesi gün içinde enerji kaybetmeden, halsiz kalmadan orucunuzu rahat bir şekilde tutmanıza katkı sağlayacaktır. Örneğin sahurda yumurta, peynir, yoğurt, cacık gibi proteinli gıdalarla beraber bol lifli çiğ sebzeler ve sağlıklı yağlar tercih edilmelidir. Yoğun karbonhidratlı yiyecekler metabolize olurken kendi ağırlığının 15 katı kadar su çeker, bu nedenle hamurlu, pilav, makarna gibi yiyecekleri tüketmek sizi ertesi gün çok daha fazla susatabilir ve kan şekerinizde ani dalgalanmalara sebep olur. Bu da gün içinde halsiz ve yorgun bırakabilir. Önerilen sahur öğünü kahvaltıyla yapılandır. Yumurta, yoğurt, avokado, ceviz, badem ve koyu yeşil yapraklı sebzeler, turp, pancar, havuç gibi çiğ sebzeleri mutlaka tüketmeye çalışın" ifadelerini kullandı. Su tüketiminde yapılan yanlışlar Su ihtiyacının çoğunu iftarda karşılamanın en büyük yanlışlardan birisi olduğunu belirten Dyt. Beyza Vural Öten, "Çünkü hem iftarda hem sahurda fazla su içmek midedeki sindirim enzimlerini seyrelterek sindirim hızını yavaşlatır, bu da hazımsızlık, şişkinlik, reflü şikayetlerine neden olur. Sahurda art arda içilen su 3-4 saat içinde vücudu terk eder. Su ihtiyacı iftarla sahur arası süreye yayılarak giderilmelidir. İftardan sonra içilen çay, kahve gibi içecekler su yerine geçmez. Aksine bu tür içecekler vücuttan su atılımını artırabilir. Gün içinde çok susamamak için sahurda şekerli, baharatlı, tuzlu gıdalardan uzak durmalıdır. Bu tür gıdalar sahurdan 8-9 saat sonra susama ihtiyacını artıracaktır. Oruç tutarken yeterli ve dengeli su tüketimi olmadığında, baş ağrısı, halsizlik ve kabızlık gibi sorunlarla da sıkça karşılaşılır" diye konuştu.
17 Şubat 2026 Salı - 11:30
Alanya’nın sağlık turizmi ALKÜ’de masaya yatırıldı
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesinde (ALKÜ) sağlık turizminin gelişmesi ve ilerlemesi adına kurum ve kuruluşların temsilcilerinin yoğun katılımlarıyla "Türkiye’de Sağlık Turizminin Mevcut Durum, Yasal Mevzuat ve Devlet Teşvikleri Paneli" düzenlendi. ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, ALKÜ öncülüğünde kurulan Alanya Teknokent’in Alanya’nın sağlık turizmi alanına önemli katkılar vereceğini dile getirdi. ALKÜ’de turizm, sağlık ve spor kenti Alanya’ya sağlık turizminin daha kapsamlı ve gelişmiş olarak kazandırılması adına çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Bu kapsamda, ALKÜ Sağlık ve Spor Turizmi Öğrenci Topluluğu tarafından Ticaret Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Alperen Kaçar, Sağlık Bakanlığı Sağlık Turizmi Daire Başkanı Seher Taş, Hizmet İhracatçılar Birliği Genel Sekreteri Fatih Özer, TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Elif Ural’ın konuşmacı olduğu "Türkiye’de Sağlık Turizminin Mevcut Durum, Yasal Mevzuat ve Devlet Teşvikleri Paneli" düzenlendi. Öztürk: "Alanya’mızda sağlık turizmi için her imkân var" Kaymakam Şakir Öner Öztürk, Alanya’da sağlık turizminin en iyi şekilde yapılması için tüm imkanların mevcut olduğunu belirtti. Kaymakam Öztürk, "Şehrimize sağlık alanında önemli bir katkı sağlayacak olan 300 yataklı yeni hastanemizi, Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleri ve Sağlık Bakanlığımızın destekleriyle kazandırıyoruz. Gelecek dönemde, Rektörümüzün şehrin tüm paydaşlarıyla el birliği içinde yürüttüğü çalışmalar neticesinde Alanya ALKÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nin de tamamlanmasıyla imkan ve kabiliyetlerimiz daha da artacaktır. Türk hekimleri, eğitim süreçleri ve zekalarıyla dünyanın sayılı hekimleri arasında yer almaktadır; bu durum bizim için çok önemli bir sağlık turizmi avantajıdır. Sağlık turizmi alanının Alanya’mıza yeni bir vizyon kazandıracağını umuyor, panelin düzenleyen üniversitemizin Sağlık ve Spor Turizmi Kulübü’ndeki genç kardeşlerime, onlara destek olan öğretim üyelerimize ve ev sahipliği için Rektörümüze çok teşekkür ediyorum" dedi. "Alanya’nın potansiyeline inanıyorum" Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Faruk Konukçu, "Alanya turizmin, tarımın, sporun başkenti. Bugün anlıyorum ki şehrin bütün dinamiklerini de burada yan yana omuz omuza görünce aynı zamanda sağlık turizminin de başkenti olacağına inanıyorum. Sağlık turizmi için Alanya’nın potansiyeline çok inanıyorum. Panelin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Panelin kentimiz için de hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu. "Teknokent sayesinde sağlık turizmi desteklenecek" ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, ALKÜ öncülüğünde kurulan Alanya Teknokent’in Alanya’nın sağlık turizmi alanına önemli katkılar vereceğini dile getirdi. Rektör Türkdoğan konuşmasında, "Teknokent’imizde sağlık turizmimize yön verecek, turizmimizi şekillendirecek gerek teknolojik yazılımlar gerekse maliyetleri düşürecek, fayda sağlayacak altyapıların hızlandırılması için çalışmalar yapılacak. Bu sektöre daha ön planda katma değer sağlayacak projelere yer vereceğiz. Düzenlenen panelimizde önemli konular ele alınacak. Panelin ülkemize, şehrimize ve sağlık turizmi alanına hayırlı olmasını diliyorum" dedi. "Güzel başarılara imza atacağız" ALTSO Başkanı Eray Erdem, sağlık turizminin çok önemli bir sektör olduğuna değinerek bu alanda yapılacak çalışmaların dünya standartlarına uygun olması gerektiğine değindi. Alanya’nın sağlık turizmine çok elverilişli bir şehir olduğunu vurgulayan Başkan Erdem, "Fiziki olarak altyapımız mevcut. Bu altyapımızla daha profesyonel şekilde kamu-özel iş birliği içinde sağlık turizminde güzel başarılara imza atacağımızı düşünüyoruz. ALTSO olarak biz sağlık turizmi alanına her zaman destek olacağız" diye konuştu. Başkanlardan sağlık turizmine tam destek Dr. Dt. Onuralp İşman, Alanya’nın sağlık turizminin geleceği için ailesinin önemli bir adım attığını, bugün gelinen süreçte Alanya’nın sağlık turizmi alanında ülkemizin en iyi şehirlerinden birisi olacağına inandığını belirtti. İşman, bu konuda çalışmalara her zaman destek olacaklarını dile getirerek panelin hayırlı olmasını söyledi. ALTAV Başkan Yardımcısı Gökçe Aydoğan Ergün, panelin sağlık turizmi adına çok önemli olduğunu vurgulayarak panelde emeği geçenlere teşekkür etti. Başkan Dr. Tevfik Yazan, sağlık turizminin stratejik bir sektör olduğunu vurgulayarak bu alanda yapılan çalışmaların önemli olduğunun altını çizdi. Başkan Cem Özcan, konuşmasında Türkiye’nin sağlık turizminde önde gelen ülkeler arasında yer aldığını vurgulayarak, Alanya’nın güçlü turizm potansiyeliyle bu alandaki çalışmaların büyük önem taşıdığını ifade etti. Özcan, sektör olarak sağlık turizmine yönelik her türlü girişime destek vermeye hazır olduklarını belirtti. TÜRSAB Başkanı Sarıkaya, sağlık turizminin ülkemize önemli bir rekabet ve katma değer kazandırdığını belirterek bu alanda çalışmaların her zaman gelişeceğine inandıklarını söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Bilgin Karademir, Alanya’nın daha sağlıklı geleceği için sağlık turizmine yatırımların ve çalışmaların daha da gelişmesi gerektiğini söyledi. Topluluk Başkanı Salih Gürsu Girgin konuşmasında öğrenci topluluğu olarak Alanya’nın ve ALKÜ’nün sağlık turizminin gelişmesi adına çalışmalar sürdürdüklerini dile getirdi. Ticaret Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Alperen Kaçar, panlede uluslararası sağlık turizmi politikalarının yürütülmesi ve ihracat desteklerini detaylarıyla anlatırken Sağlık Bakanlığı Sağlık Turizmi Daire Başkanı Seher Taş, Türkiye’nin uluslararası sağlık turizmi politikaları, güncel mevzuat, iş birliği süreçleri ve uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi prosedürlerini anlattı. Hizmet İhracatçılar Birliği Genel Sekreteri Fatih Özer, devlet teşvikleri ve hizmet ihracatının yurt dışında artırılmasına yönelik yürütülen başarılı çalışmalar hakkında bilgi verirken, TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Elif Ural ise sağlık turizmi ve konaklama sektörlerindeki tecrübeleriyle, özellikle uluslararası pazarlarda markalaşma konusuna değindi. Panel, plaket ve çiçek takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. SATUMER Ofis Sorumlusu Hadi Cantemur moderatörlüğündeki panele; Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk, Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Faruk Konukçu, ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, Alanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turan Sağer, ALKÜ Rektör Yardımcısı ve ALKÜ Sağlık Turizmi Uygulama ve Araştırma Merkezi (SATUMER) Müdürü Prof. Dr. Atıf Bayramoğlu, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Işık Bayraktar, ALTSO Başkanı Eray Erdem, Alanya’da sağlık turizminin başlamasında öncülük eden İşman ailesinden Dr. Dt. Onuralp İşman, Öğrenci Topluluğu Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Bilgin Karademir, ALSTUD Başkanı Dr. Tevfik Yazan, Alanya TÜRSAB Bölge Temsil Kurulu Başkanı Kerim Sarıkaya, ALTİD Başkanı Cem Özcan, ALTAV Başkan Yardımcısı Gökçe Aydoğan Ergün, Topluluk Başkanı Salih Gürsu Girgin, siyasi parti temsilcileri, sektör temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
17 Şubat 2026 Salı - 11:30
Uzm. Dr. Özge Can radyoterapi hakkında doğru bilinen yanlışları anlattı
Manisa Şehir Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Uzm. Dr. Özge Can, radyoterapinin güvenli ve kontrollü bir tedavi yöntemi olduğunu belirterek, hastaların tedavi sonrası çevrelerine radyasyon yaymadığını ve günlük yaşamlarına güvenle devam edebileceklerini söyledi. Manisa Şehir Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Hekimi Uzm. Dr. Özge Can, toplumun sağlık okuryazarlığını artırmak ve radyoterapi sürecine ilişkin doğru bilgilendirme yapmak amacıyla önemli açıklamalarda bulundu. Radyoterapinin halk arasında "ışın tedavisi" olarak bilindiğini belirten Uzm. Dr. Can, tedavide yüksek enerjili ışınlarla kanser hücrelerinin hedef alındığını ve amaçlarının tümörlü dokuyu etkilerken sağlıklı dokuları mümkün olduğunca korumak olduğunu söyledi. "Radyoterapi alan hastalar çevrelerine radyasyon yaymazlar" Radyoterapi alan hastaların çevrelerine radyasyon yaydıklarına dair yanlış bir endişe içerisinde olduklarını belirten Uzm. Dr. Özge Can, Radyoterapi, halk arasında ışın tedavisi olarak bilinir. Bu tedavide yüksek enerjili ışınlar kullanarak kanser hücrelerini hedef alırız. Amacımız yalnızca tümörlü dokuyu etkilemek ve bu işlemi gerçekleştirirken sağlıklı dokuları mümkün olduğunca korumaktır. Günümüzde kullanılan ileri teknoloji cihazlar sayesinde tedavi güvenli ve hassas bir şekilde uygulanmaktadır. Tedavi sırasında hastamız tedavi masasına uzanır ve cihaz hastanın etrafında dönerek planlanan bölgeyi ışınlar. Işınlama esnasında herhangi bir ağrı ya da yanma hissedilmez ve cihaz hastaya temas etmez. Ayrıca cihaz açık sistem olduğu için kapalı alan hissi oluşturmaz. Seans sırasında hasta odada tek başına olsa da, ekip olarak kendisini tüm süreç boyunca kamera sistemiyle sürekli izler ve takip ederiz. Radyoterapi seansları genellikle 5 ila 15 dakika arasında sürer. Ancak toplam tedavi süresi hastalığın türüne, evresine ve kişiye özel oluşturulan tedavi planına göre değişiklik gösterebilir. Hastalarımızın en sık sorduğu sorulardan biri de şudur: ’Tedavi sonrasında etrafa radyasyon yayılır mı’ Özellikle evde hamile bir birey, küçük bir bebek ya da yaşlı bir aile üyesi varsa bu konuda endişe artmaktadır. Ancak bilinmelidir ki radyoterapi alan hastalar çevrelerine radyasyon yaymazlar. Seans sonrasında günlük yaşamlarına güvenle devam edebilirler" dedi. "Radyoterapi planlı, kontrollü ve güvenli bir tedavi yöntemidir" Radyoterapinin güvenli bir tedavi yöntemi olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Özge Can, "Bir diğer merak edilen konu ise tedaviye aç mı yoksa tok mu gelinmesi gerektiğidir. Bu durum, tedavi edilen bölgeye göre değişiklik gösterebilir. Bazı hastalarımızın aç gelmesi gerekirken, bazı hastalarımız tedaviye tok olarak gelebilir. Bu konu, tedavi öncesinde hekim tarafından hastaya ayrıntılı şekilde anlatılmaktadır. ’Neden kemoterapi değil de radyoterapi’ sorusu da sıkça gündeme gelmektedir. Çünkü her kanser hastasının tedavisi aynı değildir. Bazı hastalar yalnızca kemoterapi alırken, bazı hastalar yalnızca radyoterapi alabilir, bazı durumlarda ise iki tedavi birlikte uygulanabilir. Bu karar, farklı branşlardan hekimlerin yer aldığı multidisipliner bir ekip tarafından verilir. Radyoterapi özellikle hastalığın belirli bir bölgeye sınırlı olduğu durumlarda, ameliyat öncesinde tümörü küçültmek ve cerrahiyi kolaylaştırmak amacıyla, ameliyat sonrasında koruyucu tedavi olarak ya da hastalığa bağlı ağrı ve kanama gibi şikâyetlerin giderilerek yaşam kalitesinin artırılması amacıyla uygulanabilir. Radyoterapi planlı, kontrollü ve güvenli bir tedavi yöntemidir. Bu süreç boyunca uzman ekibimiz her zaman yanınızdadır. Aklınıza takılan her soruyu bize rahatlıkla sorabilirsiniz" ifadelerini kullandı.
17 Şubat 2026 Salı - 11:21
Ramazan’da bağırsak sağlığınıza dikkat edin
Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, iftarda uzun süre aç kalmanın ardından yemekleri hızlı yemenin sindirimi zorlaştırdığını belirterek, "İftara çorba ile başlamak, ardından 10-15 dakika ara verip ana yemeğe geçmek ise sağlıklı bir yöntem olacaktır" dedi. Ramazan ayı, beslenme alışkanlıklarının değiştiği ve vücudun yeni düzene uyum sağlamaya çalıştığı özel bir dönemi ifade ediyor. Öğün sayısının azalması, gün içinde su içilememesi ve beslenme düzeninin değişmesi nedeniyle birçok kişi kabızlık sorunundan yakınıyor. Özellikle sahurun atlanması, iftarda hızlı ve ağır yemek tüketimi, yeterince sebze-meyve yenmemesi bağırsak hareketlerini yavaşlatabiliyor. Kabızlık; karın şişkinliği, gaz, mide rahatsızlığı ve halsizlik gibi sorunlara yol açarak oruç sürecini normalden daha zor bir hale getirebiliyor. Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, Ramazan’ı mümkün olduğunca rahat geçirmek için sindirim sistemini destekleyen bir beslenme düzeni oluşturmak gerektiğini söyleyerek uyarı ve önerilerde bulundu. Diyetisyen Özbay, önerilerini şu şekilde sıraladı: "Sahuru atlamak bağırsakları yavaşlatabilir Sahur, gün boyu enerjiyi korumanın yanı sıra bağırsakların düzenli çalışması açısından da önemli bir öğündür. Sahura kalkmamak ya da sadece çay, su içip geçiştirmek uzun süre aç kalınmasına neden olur ve sindirim sistemi daha da yavaşlar. Kabızlık yaşamamak için protein, lif ve sağlıklı yağ dengesi sağlanmalıdır. Sahurda yapılacak doğru besin tercihleri, kabızlık riskini önemli ölçüde azaltır. Lifli beslenme kabızlığa karşı en etkili destektir Kabızlıkla mücadelede en etkili yöntemlerden biri lif tüketimini artırmaktır. Lif, bağırsak hareketlerini hızlandırarak dışkının daha kolay atılmasını sağlar. Beyaz ekmek, pirinç pilavı, makarna gibi lif oranı düşük besinlerin fazla tüketilmesi kabızlığı artırabilir. Bunun yerine tam buğday ekmeği, yulaf, bulgur, kuru baklagiller ve sebze yemekleri sofralarda daha sık yer almalıdır. Ayrıca kabuklu meyveler ve salatalar da lif açısından oldukça zengindir. Bol su tüketimi ihmal edilmemeli Kabızlığın en önemli nedenlerinden biri de yetersiz sıvı tüketimidir. Lifli beslenme tek başına yeterli olmaz; lifin bağırsaklarda etkili olabilmesi için suya ihtiyaç vardır. İftar ile sahur arasında en az 8-10 bardak su içmeye özen gösterilmelidir. Su yerine sadece çay-kahve tüketmek doğru değildir çünkü bu içecekler vücuttan su atımını artırıp susuzluğu derinleştirebilir. Bu nedenle özellikle sahurdan önce mutlaka yeterli miktarda su içilmelidir. İftarda hızlı yemek kabızlığı artırabilir İftarda uzun süre aç kalmanın ardından yemekleri hızlı yemek sindirimi zorlaştırır. İftara çorba ile başlamak, ardından 10-15 dakika ara verip ana yemeğe geçmek ise sağlıklı bir yöntem olacaktır. Sofrada mutlaka sebze yemeği veya salata bulunmalı, ekmek ve pide tüketimi ise kontrollü olmalıdır. Aşırı kızartma ve hamur işi tüketimi bağırsakları daha da yavaşlatabilir. Hareket ve yürüyüş bağırsakları çalıştırır Ramazan’da kabızlık yaşamamak için sadece beslenme değil, günlük hareket de önemlidir. İftardan 1-2 saat sonra yapılacak 20-30 dakikalık hafif yürüyüş bağırsak hareketlerini artırır ve sindirimi rahatlatır. Gün boyu hareketsiz kalmak kabızlık riskini yükselteceği için mümkün olduğunca aktif olunmalıdır. Kuru kayısı ve yoğurt doğal destek sağlar Kabızlık şikayeti yaşayanlar için kuru kayısı, erik, incir gibi doğal lif kaynakları faydalı olabilir. Özellikle sahurda 2-3 adet kuru kayısı tüketmek bağırsakları destekler. Ayrıca yoğurt gibi probiyotik içeren besinler de bağırsak florasını güçlendirerek sindirimi kolaylaştırır. Gerekir ise bir doktora başvurun Kabızlık şikayeti birkaç gün içinde düzelmiyor, karın ağrısı ve şişkinlik gittikçe artıyorsa mutlaka uzman desteği alınmalıdır. Çözüm için bilinçsiz şekilde laksatif (müshil) kullanımının ise bağırsak tembelliğini artırabileceği unutulmamalıdır."
17 Şubat 2026 Salı - 11:08
Kuş besleyenlere kritik uyarı: Akciğerde geri dönüşümsüz hasar riski
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Gör. Aliye Gamze Çalış, halk arasında "kuşçu akciğeri" olarak bilinen Hipersensitivite Pnömonisi’ne ilişkin uyarılarda bulundu. Tanı konulmasına rağmen kuş beslemeye devam edilmesinin ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Çalış, "Akciğerde ilerleyici ve geri dönüşümsüz sertleşme gelişebilir, bu tablo solunum yetmezliğine kadar ilerleyebilir" dedi. Evde kuş beslemek, çatıda kuşların barınması ya da kuş pisliği temizliği sırasında ortaya çıkan partiküller, akciğer sağlığını tehdit edebiliyor. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Gör. Aliye Gamze Çalış, özellikle kuş tüyü ve dışkısına maruziyetin Hipersensitivite Pnömonisi’ne neden olabileceğini belirterek, hastalığın çoğu zaman grip ya da astımla karıştırıldığına dikkat çekti. Ev ortamındaki görünmeyen tehlike Kuşlara ait tüy, dışkı ve deri döküntülerinde bulunan antijenlerin solunum yoluyla akciğerlere ulaşmasının bağışıklık sistemini tetiklediğini ifade eden Çalış, "Kuşların tüyleri, dışkıları ya da deri döküntülerindeki antijenler inhale edildiğinde, akciğerlerimiz bunları yabancı madde olarak algılar. Bu durum bağışıklık sisteminin reaksiyon vermesine yol açar. Oluşan immünolojik yanıt sonucunda akciğer dokusunda sertleşme ortaya çıkabilir" dedi. Akut form grip gibi başlıyor Hipersensitivite Pnömonisi’nin akut ve kronik olmak üzere iki farklı klinik tabloda görülebildiğini belirten Çalış, akut formun temas sonrası saatler içinde gelişebildiğini söyledi. Çalış, "Kuşla temasınızdan yaklaşık 4-8 saat sonra grip benzeri semptomlar ortaya çıkabilir. Burun akıntısı, ateş, öksürük ve kırgınlık en sık görülen şikayetler arasında yer alır" şeklinde konuştu. Kronik form sinsi ilerliyor Uzun süreli maruziyetin daha ciddi bir tabloya yol açabileceğini vurgulayan Çalış, kronik formda belirtilerin yavaş geliştiğini ifade ederek, "Kronik formda hastalık yıllar içinde sinsi şekilde ilerler. Hastalar genellikle efor dispnesi, kuru öksürük ve gece tıkanma hissi tarif eder. Bu form daha ağır seyredebilir ve kalıcı hasar riski taşır" dedi. Birçok hasta astım zannediyor Semptomların farklı hastalıklarla karıştırılabildiğine dikkat çeken Çalış, "Tahminimizden çok daha fazla hastayla karşılaşıyoruz. Hastaların önemli bir kısmı kendini astım hastası zannediyor ya da uzun süre grip tedavisi alıyor. Bu nedenle doğru anamnez hayati önem taşıyor" ifadelerini kullandı. ‘Buzlu cam’ Tanı sürecine ilişkin bilgi veren Çalış, değerlendirmede kuş besleme öyküsünün belirleyici olduğunu kaydetti. Çalış, "Muayene sonrası akciğer grafisi, gerekirse yüksek çözünürlüklü tomografi (HRCT) çekiyoruz. Tomografide bizim için anahtar bulgu ‘buzlu cam’ görünümüdür. Kuş maruziyeti öyküsüyle birlikte bu bulgu tanıyı güçlü şekilde destekler" dedi. Kesin tanı için solunum fonksiyon testi ve bronkoskopi uygulandığını da sözlerine ekledi. Tedavide en kritik adım, antijenden uzaklaşmak Çalış, tedavi sürecinde en kritik adımın antijen maruziyetinin tamamen sonlandırılması olduğunu vurgulayarak, "En önemli şey antijenin uzaklaştırılmasıdır. Hayvanlarımız ve hobilerimiz elbette kıymetli ancak nefesimiz çok daha kıymetli. Bu nedenle hastalığa neden olan kuşlardan bir an önce uzaklaşmak gerekir. Kuşu başka odaya almak ya da bahçeye çıkarmak çözüm değildir. Tüy ve partiküller havada dolaşmaya devam edeceği için inhalasyon sürer ve hastalık tekrarlayabilir. Bu yüzden tamamen uzaklaşmak gerekir. Sadece bu önlem bile tedavi başarısında önemli bir katkı sağlar" dedi. Antijenin ortadan kaldırılmasının yeterli olmadığı hastalarda ilaç tedavisine başvurduklarını belirten Çalış, "Gerekli durumlarda yaklaşık 3 ay süreyle, hekim kontrolünde kortikosteroid tedavisi uyguluyoruz. Bazı hastalarda daha dirençli bir tablo görülebiliyor. Bu durumda bağışıklık sistemini daha güçlü şekilde baskılayan ilaçlar kullanmamız gerekebilir. Tedavi sürecinde hastalarımızı düzenli aralıklarla akciğer grafisi, solunum fonksiyon testi ve klinik muayenelerle takip ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Hobilerimiz kıymetli ama nefesimiz daha kıymetli" Tanı konulmasına rağmen önlem alınmamasının ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade eden Çalış, şöyle devam etti: "Akciğerde ilerleyici ve geri dönüşümsüz sertleşme gelişebilir. Bu durum bir süre sonra solunum yetmezliğine, oksijen cihazı kullanımına, hatta yoğun bakım ihtiyacına kadar ilerleyebilir." Çalış, kuş besleyen ve nefes darlığı ile öksürük şikayetleri bulunan kişilere göğüs hastalıkları hekimine başvurma çağrısı yaptı.
17 Şubat 2026 Salı - 11:00
MEM Müdürü Selehattin Kal kan bağışı yaparak örnek oldu
Karesi ilçesinde bulunan Karesi Şehit Jandarma Teğmen Cengiz Evranos İlkokulu ve Karesi Şehit Jandarma Teğmen Cengiz Evranos Ortaokulu tarafından düzenlenen kan bağışı kampanyasına katılarak destek verdi. Milli Eğitim Müdürü Selehattin Kal’da kampanyaya kan bağışladı. Okul idaresi, öğretmenler, veliler ve gönüllü vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği bağış etkinliğinde İl Müdürü Selehattin Kal’da bizzat kan vererek kampanyaya katkı sundu. Kan bağışının hayati önemine dikkat çeken Müdür Kal, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Verilen her ünite kan, kurtarılan üç can demektir. Kan bağışı; insan hayatına dokunan en anlamlı dayanışma örneklerinden biridir. Bu toplumsal dayanışmaya katkı sunan tüm öğretmen, veli ve gönüllülerimize teşekkür ediyorum." Toplumsal sorumluluk bilincini güçlendiren kampanya, eğitim camiasının sadece akademik alanda değil, insani ve sosyal konularda da örnek bir duruş sergilediğini bir kez daha ortaya koydu. Yetkililer, kanın acil değil sürekli bir ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek, tüm vatandaşları düzenli kan bağışçısı olmaya davet etti.
17 Şubat 2026 Salı - 10:53
Uzman Dr. Cihangiroğlu uyardı: "Kronik hastalığı bulunanlar, oruç kararını mutlaka doktorunuzla birlikte verin"
Ramazan ayına sayılı günler kala önemli açıklamalarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Cihangiroğlu, kronik hastalığı bulunan vatandaşların oruç kararını mutlaka hekim kontrolünde vermesi gerektiğine dikkat çekti.
17 Şubat 2026 Salı - 10:46
Dr. Zeytun, laparoskopik cerrahi ile ilgili bilgi verdi
Medical Point Gaziantep Hastanesi bünyesinde görev yapan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, çocuklarda laparoskopik cerrahinin güvenli ve konforlu bir tedavi seçeneği sunduğunu belirtti. Medical Point Gaziantep Hastanesi bünyesinde görev yapan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, çocuklarda laparoskopik cerrahi ile ilgili bilgi verdi. Dr. Zeytun, "Laparoskopik cerrahi, karın bölgesine açılan küçük kesiler aracılığıyla kamera ve özel cerrahi aletler kullanılarak gerçekleştirilen kapalı ameliyat yöntemidir. Geleneksel açık ameliyatlara kıyasla daha küçük kesi izleri, daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme süreci sağlaması nedeniyle özellikle çocuk hastalarda sıklıkla tercih edilmektedir" dedi. "Daha az ağrı, daha hızlı iyileşme" Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, çocuk cerrahisinde teknolojinin sunduğu imkanlarla birlikte kapalı ameliyatların yaygınlaştığını ifade ederek, "Laparoskopik yöntem sayesinde çocuklarımız ameliyat sonrası dönemi çok daha konforlu geçiriyor. Daha küçük kesilerle gerçekleştirdiğimiz operasyonlar, hem enfeksiyon riskini azaltıyor hem de hastanede kalış süresini kısaltıyor. Çocuklar günlük yaşamlarına ve okullarına daha kısa sürede dönebiliyor. Laparoskopik cerrahi, apandisit, kasık fıtığı, over kistleri, safra kesesi hastalıkları, inmemiş testis ve bazı bağırsak problemleri başta olmak üzere birçok cerrahi hastalıkta başarıyla uygulanabiliyor" dedi. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, uygun hasta seçiminin önemine dikkat çekerek her vakanın bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Apandisit, kasık fıtığı gibi ameliyatlarda tek kesi (Single Port) ile operasyonları tamamlayabildiklerini ve operasyon skarının bile fark edilmediğini belirtti. Ailelere önemli uyarılar Ailelerin çocuklarında karın ağrısı, kusma ya da kasık bölgesinde fark edilen anormal durumlarda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerektiğini belirten Doç. Dr. Hikmet Zeytun, erken teşhisin tedavi başarısını arttırdığını söyledi. Ayrıca çocuk cerrahisinde modern cerrahi teknikleri kullanarak bölge halkına nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ettiklerini ifade etti. Laparoskopik cerrahinin sağladığı avantajlarla birlikte çocuk hastaların hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha rahat bir ameliyat süreci geçirdiği belirtti.
17 Şubat 2026 Salı - 10:43
Çöl tozu Türkiye’de: Uzmanından "Gözünüzü ovuşturmayın" uyarısı
Tozlu havalarda masum bir refleks gibi görünen göz ovuşturmanın ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek özellikle kontakt lens kullananları uyaran Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Havada asılı kalan mikroskobik kum ve toz partikülleri göz yüzeyine yerleşebilir. Bu dönemde gözü ovuşturmak, adeta zımpara etkisi oluşturarak korneayı çizebilir. Kornea çizikleri ise yalnızca şiddetli ağrıya değil, aynı zamanda enfeksiyon gelişimine ve geçici hatta kalıcı görme sorunlarına yol açabilir" dedi. Kuzey Afrika üzerinden taşınan yoğun çöl tozları, Meteoroloji’nin uyarılarının ardından Türkiye genelinde etkisini göstermeye başladı. İlçelerde havadaki toz partikülleri park halindeki araçların üzerini kaplayarak otomobilleri adeta çamur rengine bürüdü. Uzmanlar, asıl riskin solunum yoluyla alınan ince partiküller olduğuna dikkat çekerken, göz sağlığı açısından da önemli uyarılar yapılıyor. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, tozlu havalarda basit bir refleks gibi görünen göz ovuşturmanın ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtti. Prof. Dr. Kılıç, "Havada asılı kalan mikroskobik kum ve toz partikülleri göz yüzeyine yerleşebilir. Bu dönemde gözü ovuşturmak, bu partiküllerin korneayı çizmesine neden olabilir. Kornea çizikleri hem şiddetli ağrıya hem de enfeksiyon riskine yol açabilir" dedi. "Masum bir hareket, kalıcı hasara dönüşebilir" Tozlu havalarda gözlerde yanma, batma, kızarıklık ve sulanma görülebileceğini ifade eden Prof. Dr. Kılıç, "Göze kaçan partiküller elle temas ettiğinde yüzey hasarı artar. Ayrıca ellerimizde bulunan mikroorganizmalar göz yüzeyine taşınarak enfeksiyona zemin hazırlar. Özellikle kontakt lens kullanan kişiler bu süreçte daha dikkatli olmalı" ifadelerini kullandı. Kontak lens kullananlar daha dikkatli olmalı Alerjik bünyeye sahip kişiler, kontakt lens kullananlar ve kuru göz hastalarının bu süreçte çok daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, "Bu havalarda mümkün olduğunca açık alanda uzun süre kalmayın. Dışarı çıkmak zorundaysanız mutlaka koruyucu gözlük kullanın. Gözünüzde yanma ya da yabancı cisim hissi oluştuğunda asla ovuşturmayın; bu hareket korneayı çizebilir. Bunun yerine steril serum fizyolojik ile nazikçe yıkama yapın. Görmede ani azalma, ışığa karşı hassasiyet veya geçmeyen ağrı varsa vakit kaybetmeden bir göz hekimine başvurun. Basit görünen bir ihmal, kalıcı görme sorunlarına dönüşebilir" uyarısında bulundu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder