Son Dakika
|
Sultangazi’de kuyumcu soygunu girişimi kamerada
Ümraniye’de araca çarpan beton mikseri devrildi: 1 yaralı
İran, İsrail'in merkezini balistik füze ile vurdu
Usta sanatçı Orhan Gencebay, hastaneye kaldırıldı
Antalya Kepez Kaymakamlığında silah sesleri duyuldu
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten İsrail'e Mescid-i Aksa tepkisi!
Liverpool - Galatasaray maçını Szymon Marciniak yönetecek
İsrail’den Lübnan’a "hedefli kara operasyonu"
İsrail ordusu: "Son 24 saatte İran’daki 200’ü aşkın hedef vuruldu"
Son sözü Arda Güler söyledi, Real Madrid farklı kazandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "(İran savaşı) Kimse bu savaşa aktif olarak dahil olmak istemiyor"
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kadir Gecesi mesajı
İstanbul’da vatandaşlar Kadir Gecesi’nde Eyüpsultan Camii’ne akın etti
İstanbul Okmeydanı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde yangın paniği
Hizbullah’tan İsrail’e roket saldırısı: 3 yaralı
İstanbul’da oynanacak UEFA Avrupa Ligi final maçı bilet satışı başladı
Starmer: "Piyasada istikrarı sağlamak için Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmamız gerekiyor"
SAĞLIK
Hastane personeline yönelik projede imzalar atıldı
16 Mart 2026 Pazartesi - 20:18:59
Amasya’da hastane personeline yönelik uygulanacak ‘Sağlık kahramanlarının görünmeyen gücü; çevik iletişim ve duygusal dayanıklılık projesi’ için imzalar atıldı. Amasya İl Sağlık Müdürlüğü ve Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı OKA işbirliğiyle hayata geçecek projenin sözleşmesi İl Sağlık Müdürü Dr. Dursun Koç ile OKA Genel Sekreteri Mehlika Dicle tarafından imzalandı. Proje kapsamında Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim Araştırma Hastanesi’ndeki 440 personele yönelik bir dizi eğitim ve gelişim süreci uygulanacağı açıklandı.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:33
Kavaklıdere Çamlıyurt Mahallesi’nde içme suyu iletim hattı yenilendi
MUSKİ Genel Müdürlüğü, Kavaklıdere ilçesi Çamlıyurt Mahallesi’nde iki içme suyu deposu arasında bulunan 800 metre uzunluğundaki iletim hattını yenileyerek mahallede daha sağlıklı ve kesintisiz içme suyu iletimini sağladı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, il genelinde vatandaşların kesintisiz içme suyuna ulaşabilmesi amacıyla eskimiş ve sık arıza veren su iletim hatlarının yenilenmesi yönündeki talimatları doğrultusunda, Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, Kavaklıdere ilçesi Çamlıyurt Mahallesi’ndeki içme suyu iletim hattını yeniledi. Aynı zamanda bölgeye ek su kaynağı sağlanabilmesi için 25 ton kapasiteli yeni içme suyu deposu da yapılacak. Eski hattın yenilenmesiyle altyapı güçlendirildi Kavaklıdere ilçesi Çamlıyurt Mahallesi’nde uzun yıllardır kullanılan çelik içme suyu hattı, zamanla eskidiği ve kullanım ömrünü tamamladığı için sık sık arızalanıyor, özellikle yaz aylarında vatandaşların suya erişimini güçleştiriyordu. Bu kapsamda hat üzerinde başlatılan yenileme çalışması tamamlandı ve eskimiş hat devre dışı bırakılarak yerine daha dayanıklı ve uzun ömürlü modern bir iletim hattı kuruldu. Böylece mahallenin içme suyu altyapısı önemli ölçüde güçlendirildi. Ayrıca mahallede, evsel, endüstriyel atıksuların arıtılması için gerekli tüm ekipmanları tek bir yapı üzerinde toplayacak ve tam otomatik olarak çalışacak modern bir paket arıtma tesisi kurulacak. Kısa süre içinde 25 tonluk paslanmaz yapıya sahip yeni bir içme suyu deposu da bölgeye getirilecek. Böylece muhtemel kesintilerde vatandaşların mağduriyet yaşaması önlenecek ve mahalleye ilave su sağlanmış olacak. Mahallede yürütülen çalışmalarla ilgili memnuniyetini dile getiren Çamlıyurt Mahallesi Muhtar Azası Hüseyin Cesur, "Biz yazın su bulamıyorduk. Duş almada falan suyumuz yoktu. Sağolsunlar. Emeği geçen herkese, Genel Müdürüm sağolsun. Şu anda işte ek depomuz gelecek bir tane de. İşte çalışmalarımızı yapıyoruz bu şekilde. Ahmet Aras başkanımıza buradan çok çok teşekkür ederiz bu hizmetlerinden dolayı. Daha önce gittik, tamam dedi. Ne isterseniz yapacağım bu Çamlıyurt’ta dedi. Onun için ona da çok teşekkür ediyoruz" dedi. MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül, İl genelinde eskimiş hatların değişimine devam ettiklerini, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın Muğla’nın her noktasında kesintilere neden olan, sık sık arızalanan ve özellikle kayıp-kaçak oranlarını artıran eski hatların yenilenmesi yönündeki talimatları doğrultusunda çalışmaların aralıksız devam ettiğini açıkladı. Şengül, Kavaklıdere Çamlıyurt Mahallesi’ndeki içme suyu hattını modern ve dayanıklı bir iletim hattıyla yenilediklerin belirterek, bölgeye mobil bir arıtma tesisi kurmayı planladıklarını söyledi.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:07
Türkiye-Afrika iş birliği SATKOF ve USTKON ile güçleniyor
Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) ve Uluslararası Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (USTKON) tarafından yürütülen Afrika yapılanması kapsamında SATKOF Nijerya Temsilcisi Hemşire Nelson Daodu, Türkiye’de ağırlandı. SATKOF ve USTKON Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, yaklaşık 4 yıldır sürdürülen Afrika yapılanmasının önemli bir sonucu olarak sağlık alanındaki tecrübesi ile öne çıkan Hemşire Nelson Daodu’nun SATKOF Nijerya Temsilcisi olarak görevini sürdürdüğünü belirtti. SATKOF ve USTKON Genel Merkezi’nde gerçekleşen görüşmede Türkiye ile Afrika arasında sağlık turizmi, ticaret, girişimcilik ve uluslararası iş birlikleri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyarette Daodu’nun eşi Abimbola Elizabeth Oluwafemi’nin de sağlık alanındaki eğitimi ve girişimcilik çalışmalarıyla dikkat çektiği ifade edildi. Türkiye’de aldığı eğitimlerin ardından kurucusu olduğu Bimbleez markası ile Türkiye ve Afrika arasında kültürel ürünler, tasarım ve üretim alanlarında faaliyet gösterdiği ve iki ülke arasındaki ticari ve kültürel bağların gelişmesine katkı sunduğu kaydedildi. Ziyaret kapsamında ailenin çocukları Çınar Daodu’nun da SATKOF ve USTKON Genel Merkezi’nde ağırlandığı belirtilirken, bu buluşmanın kurumların uluslararası iş birliklerini aynı zamanda bir dostluk ve gönül köprüsüne dönüştüren vizyonunu ortaya koyduğu ifade edildi. SATKOF ve USTKON olarak hedeflerinin Türkiye ile Afrika arasında sağlık turizmi, ticaret, yatırım ve sosyal projeler alanında kalıcı ve sürdürülebilir iş birlikleri geliştirmek olduğu bildirildi. SATKOF ve USTKON Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, nazik ziyaretleri için Nelson Daodu ve ailesine teşekkür ederek Afrika yapılanmasına sağlayacakları katkılar için başarılar diledi.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:05
Kazada hayatını kaybeden sağlıkçı için anma etkinliği
Hakkari’nin Çukurca ilçesinde meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden sağlık çalışanı Esmer Yiğit için mesai arkadaşları tarafından anma etkinliği düzenlendi. Çukurca Devlet Hastanesi’nde görev yapan Esmer Yiğit’in çalışma masası, mesai arkadaşları tarafından karanfillerle donatıldı. Arkadaşları, Yiğit’in fotoğrafını da masasına bırakarak duydukları üzüntüyü dile getirdi. Dün Çukurca ilçesine bağlı Gündeş köyü Ormanlı mezrası yakınlarında meydana gelen kazada, Esmer Yiğit’in idaresindeki otomobil kontrolden çıkarak yaklaşık 200 metrelik şarampole yuvarlanmıştı. Kazada sağlık çalışanı Esmer Yiğit hayatını kaybetmişti. Yiğit’in ani vefatı, görev yaptığı hastanede ve sağlık camiasında büyük üzüntüye neden oldu. Mesai arkadaşları, karanfiller bıraktıkları masası başında Yiğit’i anarak taziyelerini dile getirdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Mart 2026 Cumartesi- 13:54
Maçta kaleciyle çarpışan genç futbolcunun böbreği parçalandı, ameliyatla hayatı kurtuldu
2
16 Mart 2026 Pazartesi- 12:32
Usta sanatçı Orhan Gencebay, hastanede tedavi altında
3
16 Mart 2026 Pazartesi- 11:56
Minik Esila için sağlıkçılar tek yürek oldu
4
16 Mart 2026 Pazartesi- 09:04
Trafik kazasında hayatını kaybeden vatandaşın organları umut oldu
5
16 Mart 2026 Pazartesi- 09:33
Ağrı’da rahatsızlanan hasta arazi tipi ambulansla hastaneye kaldırıldı
19 Aralık 2025 Cuma - 11:52
Sisli havalarda korkutan zararlı partikül uyarısı
Uzmanlar, insan faaliyetleri, sanayi ve şehir yaşamıyla birlikte solunan havada birtakım zararlı partiküllerin sis aracılığıyla aşağıları indiğini ve insanların bu zararlı havayı solduğunu aktardı. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi göğüs hastalıkları uzmanı Dr. Mehmet Sinan Bodur, sisli havaların solunum sağlığı üzerindeki etkilerinden bahsetti. Uzm. Dr. Bodur, "Aslında sis dediğimiz olay, atmosfer şartları ve hava sıcaklıklarıyla birlikte bulutların yeryüzüne doğru yaklaşmasıdır. Yani soluduğumuz havadaki nem miktarının artması anlamına gelir. Ancak sis tek başına masum değildir. Özellikle insan faaliyetleri, sanayi ve şehir yaşamıyla birlikte solunan havada birtakım zararlı partiküller birikmektedir. PM10, PM5 ve PM2.5 olarak adlandırdığımız bu partiküller şehir havasında yoğun şekilde bulunabilmektedir. Özellikle sisli havalarda bu partiküller ve zehirli toksik gazlar, sisin içindeki su buharıyla etkileşime girerek olumsuz sağlık sonuçlarına yol açmaktadır. Solunum hastalığı bulunan bireyler bu durumdan daha fazla etkilenmektedir. Özellikle PM2.5’in altındaki çok küçük partiküller yoğun şekilde kan dolaşımına geçebilmekte, bu da genel sağlığı ciddi biçimde olumsuz etkilemektedir" dedi. Tarihte bunun önemli örneklerinin olduğuna değinen Uzm. Dr. Bodur, "1952 yılında İngiltere’nin Londra kentinde yaşanan büyük sis felaketi bunlardan biridir. Aralık ayında, rüzgârın olmadığı yaklaşık bir hafta boyunca Londra’da görüş mesafesi bir metrenin altına düşmüştür. O yıllarda yoğun kömür kullanımı ve kömür madenleri nedeniyle sisle birlikte ağır bir hava kirliliği oluşmuş, on binlerce insan bundan etkilenmiştir. Resmî rakamlara göre bir hafta içinde yaklaşık 6 bin, bazı kaynaklara göre ise 10 bine varan ölümler yaşanmış; 100 bine yakın kişi sağlık kuruluşlarına başvurmuştur" ifadelerini kullandı. Biz sağlık profesyonelleri, özellikle göğüs hastalıkları uzmanları olarak halkımıza şunu özellikle vurgulamak istiyoruz: Sisli ve kirli havalarda, mümkünse kendi sağlığımızı korumak adına sokağa çıkmamaya özen göstermeliyiz. Bununla birlikte hava kalitesi yalnızca bireysel değil, aynı zamanda idari bir meseledir. Soluduğumuz havanın kalitesinin artırılması toplum olarak hepimizin sorumluluğu ve ortak bir zorunluluktur’’ diye konuştu. (MAK
19 Aralık 2025 Cuma - 11:50
Doç. Dr. İrfan Koca: "Teknoloji kullanımı arttıkça fıtık oranı yükseliyor"
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, gençlerde bile sıkça görülen bu sağlık sorunu ile ilgili önemli uyarılar yaptı ve fıtık şüphesi yaşayan hastaların izlemesi gereken adımları anlattı. Doç. Dr. Koca, modern yaşam alışkanlıklarının omurga sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtti. Uzun süre yanlış pozisyonda oturmanın, telefon ve bilgisayar kullanımının artmasının, omurgayı destekleyen kasları zayıflattığını ifade eden Koca, "Kaslar zayıfladığında disk yapıları üzerindeki yük artıyor ve fıtık gelişimi kolaylaşıyor. Ani, kontrolsüz ve omurgayı zorlayan hareketler de diğer önemli risk faktörüdür" dedi. "Belirtiler ihmal edilmemeli" Ani başlayan bel veya boyun ağrısı, kola ya da bacağa yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma ve güç kaybı gibi şikâyetlerin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Koca, "Hastalar bu belirtileri geçiştirmemeli; ilk adım mutlaka uzman bir hekime başvurmaktır. Çünkü her ağrının nedeni fıtık olmayabilir" şeklinde konuştu. "Tanıda MR tek başına yeterli değil" Tanı sürecinde ayrıntılı hasta öyküsü ve fizik muayenenin belirleyici olduğuna dikkat çeken Koca, gerekli durumlarda kan tahlili ve MR görüntüleme yapıldığını söyledi. Koca, "MR’da görülen her bulgu hastanın şikâyetlerinin nedeni olmayabilir. Bu yüzden hekimin değerlendirmesi ve deneyimi son derece önemlidir" dedi. "Fıtıkların büyük çoğunluğu ameliyatsız düzelir" Halk arasında yaygın olan "Her fıtık ameliyat gerektirir" algısının doğru olmadığını vurgulayan Koca, tedavide ilk aşamaların genellikle konservatif yöntemler olduğunu belirtti. Dr. Koca, "Fizik tedavi uygulamaları (sıcak-soğuk tedavisi, elektroterapi, ultrason, traksiyon, manuel terapi), Kişiye özel kas güçlendirme ve egzersiz programları, doğru duruş ve yaşam tarzı düzenlemeleri, nöralterapi, proloterapi ve ozon tedavisi gibi tamamlayıcı yöntemler" ifadelerini kullandı. Hastanın tedavi sürecine uygun hareket etmesi ile ameliyatsız çözümlerin oranının çok yüksek olduğunu belirten Doç. Dr. İrfan Koca, "Hastanın sabırlı olması çok önemlidir. Boyun ve bel fıtıkları yüzde 95-99 oranında ameliyatsız tedavi edilebilmektedir" dedi. Ameliyat gerektiren durumlar Koca, ameliyatın yalnızca belirli klinik bulgular ortaya çıktığında gündeme geldiğini belirterek şu durumları sıraladı: "Kolda veya bacakta belirgin kuvvetsizlik gelişmesi, İdrar-gaita kontrolünde bozulma gibi acil nörolojik bulgular, Uygulanan tedavilere rağmen 6-8 hafta içinde geçmeyen şiddetli ağrı." İyileşmeyi hızlandıran öneriler Uzman, fıtık hastalarının günlük yaşamda dikkat etmesi gereken noktaları ise şöyle özetledi: "Düzenli egzersiz ve core kaslarını güçlendirme, doğru duruş alışkanlıkları, kilo kontrolü, uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınma, bilinçsiz ağır yük kaldırmama, sigara kullanmama." Fıtıklarla ilgili doğru bilinen yanlışlar Doç. Dr. İrfan Koca, bel ve boyun fıtıkları ile ilgili toplumda doğru bilinen yanlışlar konusunda da bilgiler paylaşarak, "Toplumda bazen ‘Fıtığım var, hareket etmeyeyim’ gibi yanlış bir algı ile karşılaşıyoruz. Fıtığı olan kişi hareket etmelidir. Çünkü, uygun egzersiz tedavinin temelidir. ‘Büyük fıtık kesin ameliyat demek’ şeklindeki düşünce de doğru değildir. Çünkü klinik tablo MR sonucundan daha önemlidir. ‘Fizik tedaviden fayda görmeyen hastanın tek seçeneği ameliyattır’ şeklindeki düşünce de yanlıştır. Çünkü, tamamlayıcı tedaviler birçok hastayı ameliyattan kurtarmaktadır" ifadelerine yer verdi. "Doğru yönetilen fıtık hastalığı kontrol altına alınabilir" Doç. Dr. Koca, bel ve boyun fıtığı şüphesi olan hastaların şu yol haritasını takip etmeleri gerektiğini vurgulayarak,"Uzman hekime başvurmak. Muayene ve gerekirse MR ile net tanı koymak. Kişiye özel fizik tedavi ve egzersiz programı uygulamak. Yaşam tarzı düzenlemeleriyle omurgayı korumak. Gerekli durumlarda diğer tedavi seçeneklerini değerlendirmek. Fıtık hastalığı doğru yönetildiğinde büyük oranda kontrol altına alınabilir. Önemli olan zamanında bu alanda uzman bir hekime başvurmak ve bilimsel tedavi yöntemlerinden şaşmamaktır" diye konuştu.
19 Aralık 2025 Cuma - 11:46
Arı ürünlerine alerjisi olanlara ’propolis’ uyarısı
Beslenme ve Diyet Uzmanı Mehmet Refik Sezgin, propolisin özellikle ağız ve cilt sağlığında faydalar sunduğunu ancak bilinçsiz kullanımın alerjik reaksiyonlara yol açabileceğini söyledi. Sezgin, kozmetik alanda kullanılan propolis ürünlerinde de cildin yenileme etkisinin olmadığını da belirterek, "Yarayı sakinleştirmesi ve rahatlatması açısından uçuk gibi bazı durumlarda yardımcı olabiliyor ama ’Ben bunu sürdüm cildimi yeniledim’ kısmında işe yaramıyor. Alerjik cilt reaksiyonu olan kişilerde alerjen bölgeye sürüldüğünde bu alerjiyi daha da fazla arttırabildiğine dair veriler var" dedi. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Mehmet Refik Sezgin, propolis hakkında açıklamalarda bulundu. Diyetisyen Sezgin, propolisin doğanın güçlü arı ürünlerinden biri olduğunu belirterek, "Propolis, baktığımızda doğanın güçlü ürünlerinden bir tanesi. Sağlık için kullanım alanlarıyla ilgili çok sayıda klinik çalışma bulunuyor" dedi. Propolisin özellikle çocuklar ve yetişkinlerde ağız sağlığı açısından değerli bir ürün olduğuna dikkati çeken Sezgin, "Ağız içi yaralar, aftlar ve mukozal problemler üzerinde etkili olduğunu biliyoruz. Aynı zamanda ağız içindeki mikrobiyal dengeyi düzenlemeye yardımcı oluyor" ifadelerini kullandı. Çocukluk çağında plak oluşumunu azaltabildiğine dair veriler bulunduğunu aktaran Sezgin, uçuk tedavisinde de propolisin destekleyici olarak kullanıldığını belirterek, "Uçuklarda hem lezyonun iyileşmesi hem ağrının hafifletilmesi hem de kabuklanmanın azaltılması için tercih edilebiliyor" diye konuştu. "Kullanım mutlaka uzman kontrolünde olmalı" Propolisin kullanımında mutlaka uzman görüşü alınması gerektiğini vurgulayan Dyt. Sezgin, "Ağız sağlığı için kullanılacaksa diş hekimi, çocuklarda ise aynı zamanda pediatrist kontrolü mutlaka olmalı" uyarısında bulundu. "Alerji riskine dikkat" Propolisin her birey için uygun olmayabileceğini ifade eden Sezgin, dermatoloji rehberlerinde arı ürünlerinin uyarıcı olarak yer aldığını hatırlatarak, "Herhangi bir arı ürününe alerjisi olan kişilerde propolis de ciddi reaksiyonlara yol açabilir" dedi. "Ben bunu sürdüm cildimi yeniledim kısmında işe yaramıyor" Cilt ve dermokozmetik alanlarda erken evre sivilcelerde antibakteriyel özelliği sayesinde kullanılabildiğini ancak sınırlı etkisi olduğunu kaydeden Sezgin, "Yarayı sakinleştirmesi ve rahatlatması açısından uçuk gibi bazı durumlarda yardımcı olabiliyor ama ’Ben bunu sürdüm cildimi yeniledim’ kısmında işe yaramıyor. Alerjik cilt reaksiyonu olan kişilerde alerjen bölgeye sürüldüğünde bu alerjiyi daha da fazla arttırabildiğine dair veriler var. Bala karşı hassasiyeti varsa zaten bu gıdalardan uzak durulmasını istiyoruz. Çünkü bu da bir arı ürünü bunu bir arı üretiyor. Dolayısıyla bunu kullananda ciddi anlamda sıkıntılarla karşılaşabiliyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Bala ve diğer arı ürünlerine hassasiyeti olan kişilerin propolisten uzak durması gerektiğini vurgulayan Sezgin, bilinçsiz kullanımın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini sözlerine ekledi.
19 Aralık 2025 Cuma - 11:40
Batman’da ebelere yeni doğan bakımı eğitimi verildi
Batman ve ilçelerinde görev yapan ebeler için Batman İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı tarafından temel yeni doğan bakımı eğitimi düzenlendi. Tılmerç eğitim salonunda düzenlenen programda, yeni doğan sağlığına yönelik yeni doğanın ilk değerlendirmesi, solunum ve ısı yönetimi, hijyen ve cilt bakımı, emzirme danışmanlığı, beslenme, sarılık ve enfeksiyonların erken fark edilmesi ile acil durumlarda doğru yaklaşım gibi birçok temel konu hem uygulamalı hem de teorik olarak aktarıldı. Eğitime, Batman merkez ile Kozluk, Sason, Beşiri, Hasankeyf, Gercüş ilçeleri ve özel hastanelerde görev yapan ebeler katıldı. Eğitimler, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Talat Kardaş, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Rozerin Şengül Taşbaş, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Birimi Sorumlusu hemşire Nuray Sarı, eğitim hemşiresi Çağla Konak, ATT Davut Soyvural, ebe Mizgin Kutlu ve ebe Nevin Alkılınç Şimşek tarafından verildi. Eğitimi başarıyla tamamlayan ebeler, program sonunda katılım belgelerini almaya hak kazandı.
19 Aralık 2025 Cuma - 10:59
Akran zorbalığı sessiz ilerliyor, uzmanlar aileleri uyarıyor
Son zamanlarda gerek okullarda gerekse sosyal medya ve dijital platformlarda yaşanan akran zorbalığı vakaları, çocuk ve ergen ruh sağlığını tehdit eden önemli bir toplumsal sorun olarak öne çıkıyor. Psikolog Cansu Kaya, akran zorbalığının tekil bir davranıştan ziyade niyet, tekrar ve güç dengesizliği içeren sistematik bir davranış örüntüsü olduğunun altını çizdi. Akran zorbalığının fiziksel, sözel ve psikolojik boyutları olabildiğini belirten Medicana Çamlıca Hastanesi’nden Klinik Psikolog Cansu Kaya, erkek çocuklarının daha çok fiziksel zorbalığa, kız çocuklarının ise psikolojik zorbalığa maruz kaldığını ifade etti. Psk. Cansu Kaya, "Zorbalık çoğu zaman daha güçlü, daha popüler ya da sosyal statüsü yüksek olduğu düşünülen çocuklar tarafından uygulanıyor. En savunmasız çocuklar ise bu davranışlara karşı daha büyük risk altında" dedi. Yüz yüze zorbalığın yanı sıra siber zorbalığın da ciddi sonuçlar doğurabildiğine dikkat çeken Psk. Cansu Kaya, çevrimiçi ortamda yapılan zorbalığın mağdura günün her saatinde ulaşabildiğini ve kalıcı dijital izler bırakabildiğini vurguladı. Kaya, "Ebeveynler çocuklarının çevrimiçi dünyasını her zaman birebir takip edemeyebilir. Bu nedenle siber zorbalık, fark edilmesi en zor ama etkisi en yıkıcı zorbalık türlerinden biridir" diye konuştu. "Çocuklar arasında olur" demeyin Akran zorbalığının çocuklar üzerinde uzun vadeli etkilere neden olabileceğini belirten Psk. Cansu Kaya, "Zorbalığa maruz kalan çocuklarda depresyon, kaygı bozuklukları, özgüven kaybı, akademik başarısızlık ve ilerleyen dönemlerde riskli davranışlar görülebilir. Bu nedenle ‘çocuklar arasında olur’ düşüncesi son derece yanlıştır" uyarısında bulundu. Aileler bu işaretlere dikkat etmeli Klinik Psikolog Cansu Kaya, bazı çocukların yaşadıklarını açıkça ifade edemeyebileceğini belirterek ailelerin dikkat etmesi gereken işaretleri şöyle sıraladı: Okula gitmek istememe, devamsızlık Nedeni açıklanamayan fiziksel yaralanmalar Sosyal ortamlardan kaçınma Ani ruh hali değişimleri, içe kapanma veya öfke patlamaları Uyku sorunları, kabuslar İnternet veya telefon kullanımı sonrası belirgin gerginlik "Çocuğunuzu dinleyin, suçlamayın" Zorbalığa maruz kalan çocuklara yaklaşımın büyük önem taşıdığını vurgulayan Psk. Cansu Kaya, "Ebeveynler öncelikle sakin kalmalı, çocuğu dinlemeli ve yaşananların onun suçu olmadığını net bir şekilde hissettirmelidir. Okul ile iş birliği yapılmalı ve çocuk yalnız bırakılmamalıdır" dedi. Zorbalık yapan çocukların da çoğu zaman karmaşık duygularla baş etmekte zorlandığını belirten Psk. Cansu Kaya, "Bu çocuklar genellikle ilgi görme, kabul edilme ya da yaşadıkları başka sorunlarla başa çıkma çabası içindedir. Suçlamak yerine, nedenleri anlamak ve sağlıklı baş etme yolları öğretmek gerekir" şeklinde konuştu ve ekledi: "Akran zorbalığı hem mağdur hem de zorbalık yapan çocuk için profesyonel destek gerektirmektedir. Erken dönemde alınan psikolojik destek, çocukların yaşadıkları olumsuz deneyimlerin kalıcı ruhsal sorunlara dönüşmesini önleyebilir."
19 Aralık 2025 Cuma - 10:36
Diş hekimi korkusunun temelinde yatan sebebi uzmanı açıkladı
Toplumda yaygın olarak görülen ve birçok yetişkinin tedavisini ertelemesine neden olan diş hekimi korkusunun (dentofobi) temelinde, çocukluk çağında yapılan izinsiz tıbbi müdahalelerin yattığı belirtiliyor. Diş Hekimi Doç. Dr. Gülhan Ünal, "Diş hekimine gitmek istemeyen kişilerin sayısı arttı. Bu nedenle dentofobi önemli bir halk sorunu haline geldi" dedi. Uzmanlar, tıbbi gereklilik gerekçesiyle de olsa çocuğun rızası gözetilmeden, zorla yapılan işlemlerin, zihinde "beden bütünlüğüne saldırı" olarak kodlandığına ve bu travmanın yıllar sonra diş hekimi koltuğunda yoğun kaygı ve panik olarak ortaya çıktığına dikkati çekiyor. Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde görev yapan Diş Hekimi Doç. Dr. Gülhan Ünal, diş hekimine gitmekte zorlanan kişilerin sayısının arttığını, bu nedenle dentofobinin önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirterek, özellikle çocukluk döneminde "iyilik amacıyla" yapılan ama izin alınmayan işlemlerin ilerleyen yaşlarda ciddi travmatik etkiler oluşturduğunu söyledi. Ünal, "Ağız, mahrem bir alandır. Bu bölgeye kişinin onayı olmadan yapılan müdahaleler zihinde iz bırakır ve yetişkinlikte diş koltuğuna oturulduğunda aynı korku tetiklenir" dedi. "Çocuk hastada izin en kritik aşamadır" Beden bütünlüğünün çocukluk döneminden itibaren kişiye ait olduğunu aktaran Gülhan Ünal, "Çocuk küçük olabilir ama bedeni ona aittir. Onayı olmadan yapılan her işlem uzun vadede ciddi dental anksiyete, panik ve dentofobi olarak geri döner. Özellikle çocuk hastalarda müsaade almak tedavinin en kritik basamağıdır. Diş hekimi koltuğuna oturan yetişkin, çoğu zaman çocukluk dönemindeki o izinsiz müdahale anına geri döner" diye konuştu. "Sizin izniniz olmadan hiçbir işlem yapılmaz" Diş hekimi korkusu nedeniyle tedaviye gidemeyen yetişkin hastalar için güven duygusunun ilk adım olduğuna dikkati çeken Ünal, "Artık yetişkinsiniz ve bedeninizin kontrolü tamamen sizde. Sizin izniniz olmadan hiçbir işlem yapılmaz. Bu nedenle önce muayeneye gelmek tedavinin en temel adımıdır" ifadelerini kullandı. "Hasta kendini hazır hissettiği zaman başlarız" Diş hekimi Ünal, tedavi sürecinin hastaya en başından itibaren ayrıntılı şekilde aktarıldığını belirterek, süreci şöyle anlattı: "Uygulanacak tedavinin ne olduğu, kaç aşamada yapılacağı, ne kadar süreceği, ağrı olup olmayacağı ve anestezi gerekip gerekmediği hastaya baştan açıklanıyor. Hasta kendini hazır hissettiği anda başlarız. Her aşama önceden haber verilerek adım adım ilerlenir. Bu yöntem hafif ve orta düzey dentofobide oldukça etkilidir. Bu sadece diş tedavisi için değil; kulak, burun, boğaz ve tüm girişimsel işlemler için geçerlidir. Her hasta ’Şu an bana ne yapılıyor, tedavim nedir?’ sorusunu sorma hakkına sahiptir. Güven kurulmadan yapılan her işlem travmaya dönüşebilir."
19 Aralık 2025 Cuma - 10:30
Tavşanlı’da marketlerde fiyat takibi denetimleri sürüyor
Tavşanlı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personeli tarafından, Tarım Ürünleri Fiyat İzleme Sistemi (TÜFİS) kapsamında ilçede faaliyet gösteren marketlerde fiyat takibi denetimleri gerçekleştirildi. Denetimler sırasında temel gıda ve tarım ürünlerinin satış fiyatları incelenerek TÜFİS’e kayıt altına alındı. Yapılan çalışmalarla piyasa fiyatlarının düzenli olarak izlenmesi, fiyat şeffaflığının sağlanması ve tüketicinin korunması amaçlanıyor. Yetkililer, haksız fiyat artışlarının önlenmesine yönelik denetimlerin belirli periyotlarla devam edeceğini bildirdi.
19 Aralık 2025 Cuma - 10:06
Antalya’da beyin ölümü gerçekleşen 71 yaşındaki hastanın karaciğeri bağışlandı
Antalya’nın Manavgat ilçesinde rahatsızlığı sebebiyle yakınları tarafından Manavgat Devlet Hastanesi’ne getirilen ve beyin ölümü gerçekleşen 71 yaşında kadın hastanın karaciğeri, İstanbul’da bir hastaya nakledilmek üzere havalimanına götürüldü. Rahatsızlanarak Manavgat Devlet Hastanesi’ne kaldırılan ve beyin ölümü gerçekleşen 71 yaşındaki kadın hastanın yakınları ile temasa geçen Manavgat Devlet Hastanesi Organ Nakli Koordinatörlüğü, yakınlarının organ bağışını kabul etmesi üzerine çalışma başlattı. Sağlık Bakanlığı veri tabanında yapılan inceleme sonucunda beyin ölümü gerçekleşen hastanın karaciğerinin İstanbul’da bir hastayla uyumlu olduğu belirlendi. Saat 02.00 sıralarında Antalya’dan Manavgat’a gelen uzman ekip tarafından alınan karaciğer saat 06.30 uçağıyla İstanbul’a gönderilmek üzere Antalya havalimanına götürüldü. Manavgat Devlet Hastanesi Başhekimi Mehmet Deniz, bu gece yapılan operasyonla birlikte 2025 yılı içerisinde gerçekleşen organ bağışı sayısının 7’ye ulaştığını belirtti.
19 Aralık 2025 Cuma - 09:59
Kış aylarında çocuklarda enfeksiyon hastalıkları artıyor
Kış aylarının gelmesiyle birlikte çocuklarda enfeksiyon hastalıklarında belirgin artış yaşandığını belirten Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Karakeçili, aileleri uyardı. Prof. Dr. Karakeçili, kış döneminde çocukların enfeksiyonlar açısından daha fazla risk altında olduğunu belirterek, bu dönemde en sık üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarının görüldüğünü söyledi. Üst solunum yolu enfeksiyonları arasında nezle, grip, bademcik iltihabı, sinüzit, kulak iltihabı ve krupun yer aldığını ifade eden Karakeçili, alt solunum yolu enfeksiyonlarının ise bronşit, bronşiolit ve zatürre olarak görüldüğünü kaydetti. Kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesi, okul ve kreş ortamlarının hastalıkların yayılmasını kolaylaştırdığını dile getiren Karakeçili, bu durumun özellikle çocukları etkilediğini vurguladı. Enfeksiyonların büyük çoğunluğunun virüs kaynaklı olduğunu belirten Karakeçili, dönemsel olarak okullarda ve kreşlerde üst solunum yolu enfeksiyonları, ishal, el-ayak-ağız hastalığı gibi bulaşıcı hastalıkların sık görüldüğünü ifade etti. Velilere önemli görevler düştüğünü söyleyen Prof. Dr. Karakeçili, çocukların el hijyenine dikkat edilmesi, hastalık dönemlerinde bir çocuk hekimine başvurulması ve hasta çocukların iyileşme süreci tamamlanmadan toplu ortamlara götürülmemesi gerektiğini belirtti. Virüslerin özellikle el yoluyla çok hızlı yayıldığını hatırlatan Karakeçili, hijyen kurallarına uyulmasının hastalıklardan korunmada önem taşıdığını sözlerine ekledi.
19 Aralık 2025 Cuma - 09:47
Öksürüğü kesmek isterken zehirlenmeyin
Alternatif tedavi yöntemi olarak bilinen bitki çayları, ballı limonlu karışımlar ve benzeri yöntemler bazı hastalık durumlarında kullanılabiliyor. Bu tarz yöntemleri özellikle çocukların tedavisinde kullanırken iki kere düşünmek gerektiğinin altını çizen Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Gülnar Kerimova, "Bitkisel, aktardan alınan ürünlerde toksisite, alerji ve ilaç etkileşimi riski bulunur. Antibiyotikler sadece bakteriyel enfeksiyon varlığında ve doğru endikasyonla kullanılmalıdır" ifadelerini kullandı. Kışın çocuklarda öksürük şikayetinin sık tekrarlamasından kaynaklı çoğu ebeveyn çareyi doğal yöntemlerde arıyor. Kimisi pekmezli ballı limonlu yöntemlere başvurabilirken kimisi de ıhlamur, nane limon gibi bitkisel yöntemlere yönelebiliyor. Söz konusu yöntemlerin özellikle çocuklar üzerinde uygulanması noktasında dikkatli olunması gerektiğini dile getiren Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gülnar Kerimova, öksürüğün en sık viral üst solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle meydana geldiğini aktararak, yeterli sıvı tüketimi ve dinlenme ile hastalık sürecinin çocuklar için hafif geçirilebileceğini ifade etti. Öksürük şikayetinin yanında; nefes darlığı, morarma (dudak ve çevresi), yüksek ateş ve genel durumda kötüleşme, kanlı ya da şiddetli balgam, çok küçük bebeklerde emmekte zorlanma gibi semptomların görülmesi durumunda hemen bir doktora başvurulması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Gülnar Kerimova, sosyal medyadaki sözde doğal yöntemlerin hastaların hekime başvurma süreçlerini geciktirdiğine dikkat çekti. Uzm. Dr. Gülnar Kerimova, "Sosyal medyadaki doğal reçeteler nedeniyle tıbbi değerlendirme gecikebilir veya gereksiz ürün kullanımı olabilir. Bu yüzden herhangi bir semptom varsa bir hekime görünmeli. Çünkü bazen dakikalarla yarışılabiliyor. Dolayısıyla popüler tavsiyeler yerine semptomun şiddetine ve süresine göre sağlık profesyonelinin yönlendirmesi çok önemli" mesajını verdi. Reçetesiz ilaçlardan uzak durun Öksürüğü hafifletmek amacıyla evde uygulanabilecek yöntemler hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Gülnar Kerimova, viral hastalıklarda ilk ve en önemli desteğin yeterli sıvı alımı olduğunu söyledi. Uzm. Dr. Gülnar Kerimova, "Çocuklardaki öksürüğü hafifletmek için bal kullanacaksak çocuğun 1 yaşın üstünde olması gerektiği unutulmamalıdır. Bal için, akut üst solunum yolu öksürüğünde yatmadan önce sadece bir tatlı kaşığı tüketildiğinde öksürük ve gece uykusuna kısmen iyi gelebildiğini gösteren çalışmalar var. Ama 1 yaş altında kesinlikle bal kullanılmaz. Ayrıca çocuğun burnunun tıkanık olmamasına ve evin nem oranının yüzde 40 ila yüzde 60 arasında tutulmasına özen gösterilmeli. Aksi takdirde burun tıkanıklığı ve beraberinde de öksürük görülebilir. Bununla birlikte evin yüzde 60’tan fazla nemlenmemesine de özen gösterilmel. Çünkü bu da evde mikroorganizmaların çoğalmasına ortam hazırlar ve çocuğu daha da hasta edebilir" açıklamasını kaydetti. Uzm. Dr. Gülnar Kerimova, öksürüğü hafifletmek amacıyla önerilen doğal çaylarla ilgili de uyarıda bulunarak, "Bazı bitkisel ürünlerin uzun kullanımı veya fazla dozu irritasyon, alerji, ishal veya etkileşimlere yol açabilir. Bu nedenle özellikle 2 yaş altındaki bebeklerde ve kronik hastalığı olan çocuklarda hekiminizle danışmadan bitkisel karışım vermeyin" dedi. En doğal çözüm; dengeli beslenme ve düzenli uyku Çocuktaki öksürüğün hafiflemesi veya çocuğun iyileşmesi adına doğal çözümlerle harekete geçen ebeveynlerin en sık yaptığı hatalara dikkat çeken Uzm. Dr. Gülnar Kerimova, sözlerini şöyle sürdürdü: "1 yaş altına bal vermek, botulizm riski oluşturur. Gereksiz veya hatalı antibiyotik uygulaması, hem faydasız hem de antibiyotik direncine neden olur. Reçetesiz öksürük-soğuk algınlığı ilaçlarını küçük çocuklara vermek, nemlendirici cihazı temizlemeden kullanmak veya aşırı nemlendirmek, gereksiz pek çok bitkisel karışımı aynı anda vermek gibi durumlar ebeveynlerin en sık yaptığı hatalar olarak öne çıkıyor. Çocuklarda öksürüğü hafifletmek ve de bağışıklığı güçlü tutmak için yeterli uyku, dengeli beslenme, el hijyeni ve aşılar oldukça büyük önem taşır. Bu önlemler, solunum yolu enfeksiyonlarının sıklığını ve şiddetini azaltır. Şunu unutmayın; bağışıklığı güçlendirmek için özel bir iksirimiz yok. Çocuğunuzun beslenmesine, el hijyenine, yeterli uyumasına, aşılarını yaptırmaya özen gösterin. Takviye edici gıdalar alırken, lütfen doktorunuzla görüşün. Okul öncesi ve okul çağı çocuklarında yeterli uyku süresi enfeksiyon riskini düşürür; uyku yoksunluğu bağışıklık fonksiyonunu zayıflatır. Özetle düzenli, yeterli uyku ve sağlıklı beslenme semptom yönetiminde ve korunmada yardımcıdır."
19 Aralık 2025 Cuma - 09:39
Meme ve prostat kanserleri önemli genetik ortaklıklar taşıyor
Prof. Dr. Burak Turna, meme ve prostat kanserlerinin farklı organlarda görülmesine rağmen önemli genetik ortaklıklar taşıdığını söyledi. BRCA mutasyonlarının ortak risk faktörü olduğunu belirten Prof. Dr. Turna, "Bu nedenle aile öyküsü genetik değerlendirmelerin en kritik aşamalarından biri haline geldi. Kanser türleri arasındaki genetik bağlantıların anlaşılması kişiye özel sağlık stratejilerinin geliştirilmesi açısından çok önemli." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Turna prostat kanserinde erken tanı ve güncel tedavi yaklaşımları konusunda bilgi verirken, meme ve prostat kanserlerinin genetik ilişkilerine dikkat çekti. BRCA mutasyonları ortak risk faktörü Prof. Dr. Turna, genetik ilişkiler konusunda şunları söyledi: "Özellikle BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonlar kadınlarda meme ve over, erkeklerde ise daha genç yaşta ortaya çıkan agresif prostat kanseri riskini belirgin şekilde artırıyor. Genetik değerlendirmelerde aile öyküsü bu nedenle çok önem kazanıyor. Erken yaşta veya agresif tipte meme kanseri tanısı alan bir annede BRCA mutasyonu bulunması durumunda, oğlunun prostat kanseri açısından genetik değerlendirmeye alınması gerekir. Aynı şekilde metastatik ya da yüksek dereceli prostat kanseri tanısı olan bir babanın kızında meme kanseri riskini artıran genetik değişiklikler görülebilir." Meme ve prostat kanserinde yüksek sıklık Öte yandan Prof. Dr. Turna, Türkiye ve dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türünün meme kanseri olduğunu hatırlattı, her 8 kadından birinin yaşamı boyunca bu hastalığa yakalanabileceğini söyledi. Prostat kanserinin de erkeklerde en yaygın görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Turna, "Bu kanserin erkeklerde yaşam boyu görülme riski yüzde 12-15 seviyelerinde. Bu yüksek oranlar, iki hastalığın ortak genetik temelini anlamayı daha da önemli hale getiriyor." dedi. Prof. Dr. Turna, genetik analizlerin sadece risk belirlemek için değil, erken tanı stratejilerinin oluşturulmasında kritik önemde olduğunu söyledi. Genetik analizlerin ayrıca gereksiz tedavilerin önlenmesinde, aile bireylerinin risk düzeylerinin belirlenmesinde önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Turna, "PARP inhibitörleri (bazı kanser hücrelerindeki bozulmuş DNA onarım mekanizmalarından yararlanarak seçici kanser hücresi ölümüne yol açan bir hedefli kanser ilacı sınıfıdır) gibi hedefe yönelik tedavilerin planlanması açısından da genetik analizlerin önemi büyük." diye konuştu.
19 Aralık 2025 Cuma - 09:21
Uzmanlar şap hastalığına karşı alınması gereken önlemleri anlattı
Yakın Doğu Üniversitesi Veteriner Hekimliği Fakültesi ile Yakın Doğu Üniversitesi Hayvan Hastanesi uzmanları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kırmızı alarma yol açan şap hastalığına ilişkin önemli uyarılarda bulundu. İskele bölgesinde bir mandırada yaklaşık 70-80 baş büyükbaş hayvanda şap hastalığına ait belirtilerin tespit edilmesi adada alarma yol açtı. Yakın Doğu Üniversitesi Veteriner Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsfendiyar Darbaz ve Yakın Doğu Üniversitesi Hayvan Hastanesi Başhekimi Dr. Mehmet İsfendiyaroğlu şap hastalığına ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Veteriner Dairesi Başkanlığı öncülüğünde kurulan Teknik Komite’de yer alan, ülkenin tek Veteriner Hekimliği Fakültesi olan Yakın Doğu Üniversitesi Veteriner Hekimliği Fakültesi, hastalığın kontrol altına alınabilmesi için hayvan yetiştiricileri ile toplumun bilinçli hareket etmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Yakın Doğu Üniversitesi Hayvan Hastanesi de sürece ilişkin bilgilendirme yaparak; biyogüvenlik önlemlerine titizlikle uyulması, hayvan hareketlerinin kısıtlanması, aşılama programlarının aksatılmaması ve yalnızca resmi makamların yapacağı yönlendirmelerin dikkate alınması gerektiğine dikkat çekti. Uzmanlar, şap hastalığının insanlara nadiren bulaştığını ve genellikle hafif seyirli olduğunu belirtirken, muhtemel risklere karşı çiğ süt ve çiğ sütten yapılan ürünlerin kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini vurguladı. Resmi denetimlerden geçmiş, güvenilir kaynaklardan temin edilen et ve süt ürünlerinin tüketilmesinde ise herhangi bir sakınca bulunmadığı ifade edildi. Hızlı müdahale çok önemli Yakın Doğu Üniversitesi Veteriner Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsfendiyar Darbaz, şap hastalığının sığır, koyun, keçi ve domuz gibi çift tırnaklı hayvanları etkileyen, son derece bulaşıcı bir viral enfeksiyon olduğunu belirtti. Prof. Dr. Darbaz; ateş, iştahsızlık, aşırı salya, topallık ile ağız ve ayaklarda yaralar gibi belirtiler görülmesi halinde vakit kaybetmeden veteriner hekimlere ve yetkili mercilere bilgi verilmesi gerektiğini söyledi. Erken teşhis ve hızlı müdahalenin, hastalığın yayılımının önlenmesi ve hayvan refahının korunması açısından kritik rol oynadığını vurguladı. Bulaşma yollarına dikkat Yakın Doğu Üniversitesi Hayvan Hastanesi Başhekimi Dr. Mehmet İsfendiyaroğlu ise hastalığın enfekte hayvanlarla doğrudan temasın yanı sıra solunum yolu, salya, süt, dışkı, hayvansal ürünler, ekipmanlar, nakil araçları ve insanlar aracılığıyla kısa sürede yayılabildiğine dikkat çekti. Aşılama yapılmamış, hassas ve genç hayvanlarda bulaşma oranının çok yüksek seviyelere ulaşabildiğini belirten İsfendiyaroğlu, hastalığa neden olan virüsün ısı ve dezenfektanlara karşı dayanıksız olduğunu ifade etti. Dr. İsfendiyaroğlu, "Virüs; 60-65 derecede yarım saatte, 85 derecede ise birkaç dakika içinde etkisiz hale gelir. Enfekte hayvanların etlerinde +4 derecede 24-36 saat içinde ölür. Kimyasal dezenfektanlarla kısa sürede inaktive olur. Ancak salya, yem ve toprak gibi ortamlarda 20 haftaya kadar bulaşıcılığını sürdürebilir" dedi. "Karantina, dezenfeksiyon ve aşılama ihmal edilmemeli" Hastalığın yayılmasının önlenmesi için sıkı karantina tedbirlerinin alınması, hayvan hareketlerinin kısıtlanması ya da tamamen durdurulması gerektiğini belirten Dr. İsfendiyaroğlu, aşılama ve gerektiğinde itlaf uygulamalarının en etkili mücadele yöntemleri arasında yer aldığını söyledi. Enfekte çiftliklerde giriş-çıkışların ciddi dezenfeksiyon işlemlerine tabi tutulması gerektiğini vurgulayan Dr. İsfendiyaroğlu; mezbahaya sevk edilen hayvanları, süt ve hayvansal ürünleri taşıyan araçların ise hem çıkışta hem de varış noktasında dezenfekte edilmesi gerektiğini belirtti. "Aşılama programlarına eksiksiz uyulması hayati önem taşıyor" Şap hastalığının doğru ve zamanında alınan önlemlerle kontrol altına alınabileceğini belirten Prof. Dr. İsfendiyar Darbaz, "Bu süreçte hayvan yetiştiricilerimizin bilinçli ve sorumlu davranması büyük önem taşıyor. Aşılama, yalnızca bireysel bir tercih değil; toplumsal ve sektörel bir sorumluluktur. Yetiştiricilerimizin hem kendi sürülerinin sağlığı hem de ülke hayvancılığının geleceği için aşılama programlarına eksiksiz uyması hayati öneme sahiptir" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder