SAĞLIK
Acil Tıp Uzmanı Prof. Dr. Duru acil servis uyarısı 17 Mart 2026 Salı - 11:35:08 Medical Point Gaziantep Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Duru, Mart ayıyla birlikte acil servislerde yaşanan yoğunluğa dikkat çekerek, en sık görülen vakalar hakkında açıklamalarda bulundu. Mevsim geçişlerinin etkisiyle birlikte acil servislere başvurularda artış yaşandığını belirten Prof. Dr. Mehmet Duru, özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarının ilk sırada yer aldığını ifade etti. Ani hava değişimlerinin bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini söyleyen Duru, grip, nezle ve farenjit gibi hastalıkların bu dönemde hızla yayıldığını vurguladı. Mart ayında öne çıkan bir diğer sağlık sorununun ise alerjik reaksiyonlar olduğunu belirten Duru, "Baharın yaklaşmasıyla birlikte polenler artıyor. Bu durum özellikle alerjik rinit ve astım hastalarında ciddi şikayetlere yol açabiliyor" dedi. Acil servislere başvuran hastalar arasında travma vakalarının da dikkat çektiğini ifade eden Duru, havaların ısınmasıyla birlikte dış mekan aktivitelerinin artmasının düşme, çarpma ve spor yaralanmalarını beraberinde getirdiğini söyledi. Öte yandan mide-bağırsak enfeksiyonlarında da artış gözlemlendiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Duru, hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Bulantı, kusma ve ishal şikayetleriyle gelen hasta sayısında belirgin bir yükseliş var" diye konuştu. Vatandaşlara uyarılarda bulunan Duru, dengeli beslenme, yeterli uyku ve mevsime uygun giyinmenin önemine dikkat çekti. Kronik hastalığı olan bireylerin tedavilerini aksatmaması gerektiğini de hatırlatan Duru, acil servislerin gereksiz yere kullanılmaması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Mehmet Duru, acil olmayan sağlık sorunlarında aile hekimlerine başvurulmasının hem hasta hem de sağlık sistemi açısından daha doğru bir yaklaşım olacağını sözlerine ekledi.
17 Mart 2026 Salı - 11:32 VR gözlüğü takıp damar yolunu 3 boyutlu buluyorlar Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesinde sağlık bilimleri öğrencileri; damar yolu açma, sonda takma ve hasta bakımı gibi klinik müdahaleleri gerçek hastalarla temas etmeden önce sanal gerçeklik (VR) teknolojisiyle deneyimleyerek mesleki becerilerini sıfır hata riskiyle geliştiriyor. Üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde uygulamalı derslerde kullanılan sanal gerçeklik teknolojisi sayesinde öğrenciler, hastane ortamına çıkmadan önce klinik becerileri laboratuvar ortamında deneyimleyebiliyor. Üç boyutlu görüntü ve etkileşimli uygulamalarla gerçekleştirilen eğitimlerde öğrenciler, hasta bakımından damar yolu uygulamalarına kadar birçok işlemi sanal ortamda öğrenebiliyor. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yurdanur Dikmen, sanal gerçeklik teknolojisinin özellikle uygulamalı sağlık eğitimlerinde önemli bir katkı sunduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Bilindiği gibi sağlık eğitimi uygulamalı bir disiplin. Öğrencilerimize öğrettiğimiz birçok uygulama doğrudan pratik alanları kapsıyor. Bu nedenle teknoloji artık eğitim süreçlerinin vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Biz de üniversite olarak simülasyon uygulamalarını bir adım daha ileriye taşıyarak sanal gerçeklik gözlüklerini uygulamalı derslerimizde kullanmaya başladık. Öğrencilerimiz bu sayede hastanelere ya da sağlık kurumlarına staja gitmeden önce, üç boyutlu teknolojilerle hasta bakım uygulamalarını görerek ve uygulayarak öğrenebiliyor." "Güvenli bir ortamda becerilerini geliştirmesini sağlıyor" VR teknolojisinin çoklu duyu organlarının kullanılmasını sağladığını ifade eden Dikmen, "Öğrenciler sanal ortamda hem görsel hem işitsel olarak süreci deneyimliyor. Ellerindeki joystick cihazlarıyla uygulamaları birebir gerçekleştirebiliyorlar. Bu durum öğrencilerin hastaya zarar vermeden uygulamaları öğrenmesini ve güvenli bir ortamda becerilerini geliştirmesini sağlıyor. Hasta bakım uygulamaları, hastanın kaldırılması ve hareket ettirilmesi, ilaç uygulamaları, damar yolu açılması, sonda takılması ve hasta beslenmesi gibi temel klinik becerilerin eğitiminde bu teknolojiden yararlanıyoruz" diye konuştu. "Öğrencilerin ders kazanımlarını takip edebiliyoruz" Üniversitenin sağlık ve teknolojiyi entegre etmeye çalışan bir yapıya sahip olduğunu ve aynı zamanda yapay zeka destekli öğrenci başarı analiz sistemi üzerinde de çalıştıklarını belirten Dikmen, "Üniversitemizde geliştirdiğimiz yapay zeka destekli öğrenci başarı analiz sistemi ile öğrencilerin ders kazanımlarını takip edebiliyoruz. Sınav sonuçlarıyla birlikte ders içerikleri güncellenebiliyor ve öğrencilere bireysel geri bildirim verilebiliyor. Böylece hem öğrenci hem de eğitmen açısından eğitim süreci daha verimli hale geliyor" dedi. "Eğitimde alternatif yöntemlere ihtiyaç duyulabiliyor" Sanal gerçeklik teknolojisinin gelecekte üniversitelerde daha yaygın kullanılacağını düşündüğünü ifade eden Dikmen, "Bu teknolojiler maliyetli olsa da özellikle pandemi döneminde gördük ki eğitimde alternatif yöntemlere ihtiyaç duyulabiliyor. Özellikle uygulamalı bilimlerde sanal gerçeklik teknolojisinin gelecekte daha yoğun kullanılacağına inanıyorum" şeklinde konuştu. "Öğrenciler insan vücudunu üç boyutlu olarak daha detaylı ve farklı açılardan inceleyebiliyor" Fizyoterapi Programı Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Buket Kılıç ise VR teknolojisini özellikle anatomi derslerinde kullandıklarını belirterek, "VR teknolojisini anatomi derslerinde destekleyici bir araç olarak kullanıyoruz. Maketlerin yanı sıra VR yazılımları sayesinde öğrenciler insan vücudunu üç boyutlu olarak daha detaylı ve farklı açılardan inceleyebiliyor. Bu durum özellikle anatominin fonksiyonel bölümlerini anlamada öğrenciler için büyük kolaylık sağlıyor" diye konuştu. "Derslere daha istekli katılıyorlar" VR teknolojisinin öğrencilerin derse ilgisini de artırdığını ifade eden Kılıç, "Öğrenciler VR gözlüklerini kullandıklarında derslere daha istekli katılıyorlar. Eğitim daha interaktif hale geliyor ve bu da akılda kalıcılığı artırıyor. Bu gelişimi sınav sonuçlarında da görebiliyoruz. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte VR uygulamalarını eğitim süreçlerimize daha fazla entegre etmeyi planlıyoruz" dedi. "Sanal gerçeklik sayesinde üç boyutlu öğrenim yapabiliyoruz" Derslerde sanal gerçeklik teknolojisini kullanan öğrenciler de uygulamanın öğrenme sürecine katkı sağladığını belirtti. Avrupa Meslek Yüksekokulu Fizyoterapi Programı öğrencisi Fatma Ecren Bulut, sanal gerçeklik sayesinde derslerin daha anlaşılır hale geldiğini ifade ederek, "Sanal gerçeklik sayesinde üç boyutlu öğrenim yapabiliyoruz ve bu da konuları daha detaylı anlamamızı sağlıyor. Dersler daha eğlenceli ve akılda kalıcı oluyor. Özellikle hastane uygulamalarında konuları daha iyi kavradığımız için bize büyük kolaylık sağlıyor. VR’da insan vücudunu farklı açılardan inceleyebiliyoruz. Kasları, dokuları ve bölgeleri daha ayrıntılı görebiliyoruz. Bu nedenle gerçek hasta üzerinde uygulama yaparken de öğrendiklerimizi daha rahat uygulayabiliyoruz. Maketlerle kıyasladığımızda VR çok daha fazla avantaj sağlıyor" ifadelerini kullandı.
17 Mart 2026 Salı - 11:31 Uzmanından uyarı: "Bayramda sadece tatlı değil, tuzlu ikramlara da dikkat edin" Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Başaran, bayramda tüketilecek gıdalara ilişkin, "Bayramda sadece tatlı değil, tuzlu ikramlara da dikkat edin. Özellikle diyabet hastaları, yüksek trigliserid veya kolesterolü olan bireyler ile kalp ve damar hastalarının tatlı tüketiminde daha dikkatli olmalıdır" dedi. Ramazan Bayramı dolayısıyla tüketilecek gıdalar ilişkin açıklamalarda bulunan Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Başaran; bayramda sadece tatlı değil, tuzlu gıdalara da dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti. Bayram ziyaretlerinde artan tatlı ve tuzlu ikramların sağlık açısından risk oluşturabileceğini belirten Başaran, özellikle diyabet ve kolesterolü olan hastaların bu gıdaları dikkatli bir şekilde kullanması gerektiğini sözlerine ekledi. "Bayramda sadece tatlı değil, tuzlu ikramlara da dikkat edin" Bayram ziyaretlerinde tatlı tercihinin küçük porsiyonlarla sınırlı olması gerektiğini belirten Başaran, "Bayramda sadece tatlı değil, tuzlu ikramlara da dikkat edin. Özellikle diyabet hastaları, yüksek trigliserid veya kolesterolü olan bireyler ile kalp ve damar hastalarının tatlı tüketiminde daha dikkatli olmalıdır. Tatlı tercihi küçük porsiyon ve süt bazlı hafif tatlılardan seçilmeli ve günde bir kez tüketilecek şekilde olmalıdır. Ayrıca tatlıların yürüyüş sonrasında tüketilmesi kan şekeri dengesi açısından daha sağlıklıdır. Zeytin, salamura ürünler, börekler ve işlenmiş gıdalar günlük tuz alımını hızla artırabilir. Hipertansiyon hastalarının tuzlu atıştırmalıkları sınırlaması, bol su tüketmesi ve gün içinde kısa yürüyüşler yapması önemlidir. Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeninin ardından bayram sonrası eski alışkanlıklara hızlı dönüş, metabolizma üzerinde beklenmedik bir yük oluşturabiliyor. Özellikle diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve kolesterol yüksekliği gibi kronik rahatsızlıkları olan bireyler için bayram sofraları farkında olunmadan sağlık açısından riskli hale gelebiliyor" ifadelerini kullandı. "Özellikle diyabet hastaları, tatlı tüketiminde daha dikkatli olmadır" Bayram ziyaretlerinde sıkça duyulan ‘bir dilimden bir şey olmaz’ ifadesinin gün içinde fark edilmeden yüksek kalori ve şeker tüketimine yol açabileceğini vurgulayan Başaran, "Özellikle diyabet hastaları, yüksek trigliserid veya kolesterolü olan bireyler ile kalp ve damar hastaları tatlı tüketiminde daha dikkatli olmadır. Tatlı tercihi küçük porsiyon ve süt bazlı hafif tatlılardan seçilmeli ve günde bir kez tüketilecek şekilde olmalıdır. Ayrıca tatlıların yürüyüş sonrasında tüketilmesi, kan şekeri dengesi açısından daha sağlıklıdır. Zeytin, salamura ürünler, börekler ve işlenmiş gıdalar günlük tuz alımını hızla artırabilir. Hipertansiyon hastalarının tuzlu atıştırmalıkları sınırlaması, bol su tüketmesi ve gün içinde kısa yürüyüşler yapması önemlidir. Aşırı yemek kan basıncında artış, kalp hızında yükselme, hazımsızlık ve reflü gibi sorunlara yol açabiliyor. Bazı kişilerde ise göğüs ağrısı gibi şikayetler görülebiliyor. Bu yüzden özellikle diyabet, hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalığı bulunan bireylerin ve ileri yaştaki kişilerin küçük porsiyonlarla ve yavaş yemek yemeleri, yemek sonrası kısa yürüyüşler tercih edebilir" cümlelerine yer verdi. "Yüksek kolesterolü bulunan kişiler için günde 20-30 dakikalık yürüyüşler oldukça faydalıdır" Bayram ziyaretlerinin yalnızca yemekle sınırlı olmaması gerektiğinin altını çizen Başaran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bayram aynı zamanda hareket etmek için iyi bir fırsattır. Özellikle diyabet hastaları, insülin direnci olan bireyler ve yüksek kolesterolü bulunan kişiler için günde 20-30 dakikalık yürüyüşler kan şekeri ve metabolik denge açısından oldukça faydalıdır. Önemli olan dengeyi korumaktır. Bayram sofralarında ölçülü davranmak kan şekeri dengesini korur, tansiyon yükselmelerini önler, kalp damar sistemini destekler ve sindirim sistemini rahatlatır. Bayramın keyfi sofranın büyüklüğünde değil, paylaşılan anların değerindedir. Sağlığınızı koruyarak geçirilen bir bayram, gerçek bir bayramdır."
Sağlık, ticaret ve diplomasi İstanbul’da buluştu
18 Aralık 2025 Perşembe - 14:29 Sağlık, ticaret ve diplomasi İstanbul’da buluştu Maltepe Üniversitesi ev sahipliğinde, Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) öncülüğünde düzenlenen "World Bridges-Industry, Trade & Health" Uluslararası Zirvesi, sağlık, ticaret ve diplomasiyi aynı platformda buluşturdu. 17-18 Aralık tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen zirveye, 70 ülkeden büyükelçi, bakanlar, parlamenterler, üniversite rektörleri, akademisyenler ve iş dünyasının önde gelen temsilcileri katıldı. Avrupa, Balkanlar, Afrika, Orta Doğu, Asya ve Amerika kıtalarından yoğun katılımın olduğu zirve, İstanbul’u küresel sağlık iş birlikleri ve diplomatik konusuyla merkezine taşıdı. Zirveye Gana Ekonomi Bakanı’nın katılımı, uluslararası yatırım ve ekonomik iş birlikleri açısından dikkat çekerken, bakanlara ve parlamenter asamble temsilcilerine özel düzenlenen diplomatik oturumlar etkinliğin uluslararası etkisini artırdı. Maltepe Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede akademi-kamu-özel sektör iş birlikleri ele alındı. Zirvede konuşan Maltepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Edibe Sözen ile İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İ. Yaşar Hacısalihoğlu, üniversitelerin küresel sağlık vizyonundaki rolüne dikkat çekerek uluslararası akademik iş birliklerinin önemini vurguladı. Bilim, yapay zekâ, nitelikli insan kaynağı ve sürdürülebilir sağlık politikaları başlıkları öne çıktı. Zirvenin açılış konuşmasını yapan SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, İstanbul’da dünya çapında önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapıldığını belirterek, "Bugün burada yalnızca sektörleri değil; ülkeleri, halkları ve gelecek vizyonlarını birbirine bağlayan köprüler kuruyoruz. Sağlık artık sadece bir hizmet alanı değil; barışın, güvenin ve sürdürülebilir küresel iş birliğinin evrensel dilidir" dedi. Zirve kapsamında sağlık turizmi, uluslararası hasta hareketliliği, yapay zeka ve dijital sağlık uygulamaları, küresel fonlar, yatırım modelleri, akademi-sanayi-kamu ortaklıkları ve bölgesel sağlık merkezleri konularında panel ve B2B görüşmeler gerçekleştirildi. World Bridges Zirvesi, Balkan ülkelerinden üst düzey temsilcilerin katılımıyla bölgesel iş birliklerini de gündeme taşıdı. Türkiye ile Balkanlar arasındaki tarihsel bağların sağlık ve ticaret alanlarında güçlendirilmesine yönelik girişimler dikkat çekti. Zirvenin kapanış oturumuna Sırbistan Ulusal Meclisi Başkan Yardımcısı katıldı. Bu katılım, Türkiye ile Sırbistan arasındaki dostane ilişkilerin sağlık, ticaret ve insani iş birlikleri çerçevesinde daha da gelişeceğinin göstergesi olarak değerlendirildi. Kapanışta konuşan Prof. Dr. Aysun Bay, "Bu buluşma yalnızca bugünün değil, gelecek nesiller için barışa, ortak refaha ve kalıcı dostluğa kurulan küresel bir köprüdür" ifadelerini kullandı.
Mide ağrısı deyip geçmeyin: Kalp krizi sinyali olabilir
18 Aralık 2025 Perşembe - 14:20 Mide ağrısı deyip geçmeyin: Kalp krizi sinyali olabilir Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, mide bölgesinde hissedilen bir ağrının bazen basit bir hazımsızlık değil, kalp krizi gibi ciddi bir sorunun belirtisi olabileceğini söyledi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, mide bölgesinde hissedilen bir ağrının bazen basit bir hazımsızlık değil, kalp krizi gibi ciddi bir sorunun belirtisi olabileceğini belirterek, mutlaka ciddiye alınıp kardiyoloji muayenesi yapılması gerektiğine dikkat çekti. Mide ağrılarının önemsenmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, "Özellikle beklenmedik anda gelen şiddetli veya farklı bir mide ağrısını hafife almamak gerekir. Kalp krizi belirtileri her zaman filmlerde gördüğümüz gibi dramatik göğüs ağrıları şeklinde ortaya çıkmayabilir; bazen vücudumuzun verdiği sinyaller daha sinsi ve belirsiz olabilir" dedi. "Kalp krizi belirtileri her zaman aynı değildir" Her kalp krizinin aynı belirtili vermediğini dile getiren Doç. Dr. Yücel, "Klasik olarak kalp krizini düşündüğümüzde aklımıza şiddetli göğüs ağrısı, sol kola yayılan baskı ve nefes darlığı gelir. Oysa herkesin vücut yapısı ve tepki şekli farklıdır; kalp krizi geçiren bazı kişiler bu tipik belirtileri yaşamayabilir. Örneğin kadınlarda, ileri yaşlardaki bireylerde ve diyabet hastalarında kalp krizi daha atipik belirtilerle seyredebilir. Bu gruplarda göğüste belirgin bir ağrı olmaksızın, sadece mide bulantısı, hazımsızlık hissi, üst karın bölgesinde ağrı, soğuk terleme veya aniden bastıran yoğun yorgunluk gibi şikâyetlerle kalp krizi gelişebileceği bilinmektedir" diye konuştu. Mide ile kalp rahatsızlıklarını ayırt etmenin ayrıntılarından bahseden Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, "Kalp ve mide bölgelerinin yakınlığı ve bu iki sistemin belirtilerinin kısmen örtüşmesi, ağrının kaynağını anlamayı zorlaştırabilir. Kalp krizi geçiren birinin yaşayabileceği bazı belirtiler (Mide bulantısı, hazımsızlık hissi veya göğüste yanma gibi şikâyetler) yüzünden kişi önce mideyle ilgili bir sorun olduğunu düşünebilir. Benzer şekilde, ciddi bir mide rahatsızlığı (Reflü veya ülser atağı) olan kişiler de göğüste hissettikleri yanma ve ağrı yüzünden panikle kalp krizi geçirdiklerini sanabilirler. Her iki durumda da belirtiler birbirine benzediği için yanlış yorumlama riski vardır. Mide kaynaklı sorunlarda ağrı çoğu zaman yanma veya ekşime şeklinde tarif edilir. Özellikle yemeklerden sonra veya yatarken ortaya çıkan, göğüs kafesinin ortasından boğaza doğru yayılan bir yanma hissi genellikle reflü belirtisidir. Bu tip ağrı antiasit ilaç alındığında veya oturur pozisyona geçildiğinde hafifleyebilir, ayrıca ağza acı-ekşi bir tat gelmesi gibi belirtiler eşlik edebilir. Buna karşılık kalp krizinde ağrı genellikle baskı veya sıkışma hissi şeklinde tarif edilir ve çoğunlukla dinlenme hâlinde veya efor esnasında aniden ortaya çıkar. Kalp krizi ağrısı antiasit ilaçlarla geçmez ve çoğunlukla boyun, çene, omuz veya sol kola doğru yayılabilir. Örneğin kalp krizi geçiren hastalar bu hissi bazen ‘Göğsümde bir fil oturuyor gibiydi’ diye tarif eder. Eğer ağrı göğüs ya da üst karın bölgesinden başlayıp vücudun başka bölgelerine yayılıyorsa ve beraberinde soğuk terleme, nefes darlığı, baş dönmesi, çarpıntı gibi bulgular da varsa, bu durum mideyle ilgili bir problemden ziyade kalp kökenli bir soruna işaret ediyor olabilir. Bir diğer fark, tetikleyici unsurlardır. Mide rahatsızlıklarına bağlı ağrılar çoğu kez ağır bir öğün sonrası veya çok yağlı/asitli yiyeceklerin tüketiminin ardından başlar. Örneğin gece yatmaya yakın çok yemek yiyen birinin reflü nedeniyle göğsünde yanma hissetmesi yaygın bir durumdur. Kalp krizine bağlı ağrılar ise sıklıkla fiziksel efor sırasında veya duygusal stres anlarında ortaya çıkar; yani yemekle doğrudan bağlantılı değildir. Ayrıca hafif tempolu yürüyüş yapmak veya merdiven çıkmak gibi aktivitelerle ağrınız tetikleniyorsa, bu durum mide sorunundan ziyade kalp ile ilgili bir sorunu düşündürür" şeklinde konuştu. "Her mide ağrısı kalp krizi değildir" Her mide ağrısının kalp krizi olmadığını da vurgulayan Yücel, ayrıca şunları söyledi: "Basit bir mide yanması genelde kısa süreli olup pozisyon değiştirince veya ilaç alınca rahatlama olur. Ancak 15 dakikadan uzun süren, dinlenmekle geçmeyen şiddetli bir ağrı ciddiye alınmalıdır. Bu tür inatçı ağrı kalp krizi belirtisi olabileceği için vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Elbette her mide ağrısı yaşadığımızda paniğe kapılıp kalp krizi geçiriyoruz diye düşünmek de doğru değil. Mide ağrısının çok çeşitli ve genellikle daha yaygın görülen nedenleri vardır. Burada önemli olan, alışık olduğumuz, geçici ve nedeni belli ağrılarla, alışılmadık derecede şiddetli veya nedeni belirsiz ağrıları ayırt etmektir. Örneğin yıllardır reflü sorunu yaşayan bir kişi, neyin tetiklediğini ve nasıl bir ağrı olduğunu genellikle bilir. Ancak farklı bir karakterde, daha önce deneyimlemediği bir ağrı yaşarsa Nasıl olsa yine midem diyerek geçiştirmemelidir. Ağrının sebebinden emin olamıyorsak veya normalde mide ilacı almakla geçen bir ağrı bu kez geçmiyorsa, tedbiri elden bırakmamak gerekir. Unutmayalım ki yukarıda mide rahatsızlıklarının birçoğu ciddi olsa bile hayati tehlike genellikle oluşturmaz, oysa kalp krizi erken müdahale edilmezse hayatımıza mal olabilecek bir tablodur. Bu yüzden, şüpheli durumlarda önce kalbi ekarte etmek doktorların sıkça dile getirdiği bir yaklaşımdır. Mide ağrısının kaynağı ne olursa olsun, özellikle orta yaş ve üzerindeyseniz veya kalp riskleriniz varsa, bu tip bir ağrıyı kesin teşhis için bir hekime danışmanız en doğrusudur."
İznik sağlıkta altın çağını yaşıyor
18 Aralık 2025 Perşembe - 14:03 İznik sağlıkta altın çağını yaşıyor İznik Devlet Hastanesi son dönemde güçlü hekim kadrosu, deneyimli sağlık personeli ve modern tıbbi altyapısıyla İznik halkına 7 gün 24 saat tam kapasiteyle sağlık hizmeti sunuyor. İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta ve AK Parti İlçe Başkanı İnanç Şahin, İznik Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Aybars Alemdaroğlu sık sık bir araya gelerek hastanenin eksik ve ihtiyaçları konusunda görüşme gerçekleştiriyor. Görüşmeler neticesinde ortaya çıkan talepler gerek Milletvekilleri ve gerekse de devletin ilgili makamlarına iletiliyor. Hastane bünyesinde görev yapan 31 uzman hekim ve 21 pratisyen hekim olmak üzere toplam 52 hekim, 340 sağlık personeliyle birlikte kesintisiz hizmet veriyor. Acil, poliklinik, yataklı servisler ve destek birimleriyle İznik Devlet Hastanesi, bölgenin sağlık ihtiyacını karşılayan önemli merkezler arasında yer alıyor. Hastanede yer alan 14 yataklı Palyatif Bakım Ünitesi, evde bakımı mümkün olmayan hastalara yönelik hizmet sunarken, son 10 yılda binlerce hastanın tedavisi gerçekleştirildi. Hasta memnuniyetinin üst seviyelerde olduğu bu birim, özellikle kronik ve ileri evre hastalar için büyük önem taşıyor.2. basamak 10 yataklı Yoğun Bakım Ünitesi ise ileri düzey tedavi imkanlarıyla kritik hastalara hizmet veriyor. Tanı ve görüntüleme alanında da tam kapasite çalışan İznik Devlet Hastanesi’nde Bilgisayarlı Tomografi (BT) ünitesi 24 saat kesintisiz hizmet veriyor ve acil vakaların raporları kısa sürede sonuçlandırılıyor. Tam zamanlı ultrason hekimi tarafından her gün ortalama 60 hastaya ultrason çekimi yapılıyor. Fizik Tedavi Ünitesi, uzman hekim ve fizyoterapistler eşliğinde yatarak ve ayaktan olmak üzere günde yaklaşık 100 hastaya hizmet sunuyor. Evde Sağlık Hizmetleri Birimi ise hastaneye ulaşamayan yatağa bağımlı ve bakıma muhtaç hastalar için doktorlu ekiplerle ayda yaklaşık 300 hastaya ev ziyareti ve tedavi hizmeti gerçekleştiriyor. Hastane bünyesindeki Diyaliz Ünitesi, 8 diyaliz cihazıyla haftanın 6 günü aralıksız hizmet verirken, 34 diyaliz hastasının evlerinden alınıp tedavi sonrası evlerine bırakılması da hastane tarafından sağlanıyor. 24 saat esasına göre çalışan ameliyathanelerde; ortopedi, genel cerrahi, kulak burun boğaz, göz ve kadın hastalıkları branşlarında çok sayıda nitelikli ameliyat başarıyla gerçekleştiriliyor. Kalça ve diz protezleri, acil kırık ameliyatları, kapalı safra kesesi ve fıtık ameliyatları, apandisit, guatr ve meme cerrahisi, geniz eti, burun estetiği, göz kapağı ve gözyaşı kanalı ameliyatları ile sezaryen ve normal doğumlar hastanede yapılabiliyor. Vatandaşlar, 8 farklı branşta aynı gün ya da birkaç gün içinde MHRS randevusu oluşturabiliyor. Bunun yanı sıra hastanede; Beslenme ve Diyetetik Polikliniği, Gebe Okulu, Psikolog Polikliniği, Yenidoğan İşitme Tarama ve Odyometri Hizmetleri, Sosyal Hizmetler, Diyabet Eğitim Birimi, 7/24 aktif Kan Transfüzyon Ünitesi ve Laboratuvar Hizmetleri de kesintisiz olarak sunuluyor. İznik Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Aybars Alemdaroğlu "tüm birimleriyle tam kapasite çalışarak, modern ve nitelikli sağlık hizmetini İznik halkına en hızlı ve güvenilir şekilde ulaştırmayı sürdürüyoruz" dedi.
Kışın kapanan yollara karşı Van’da "Anne Oteli" hizmeti
18 Aralık 2025 Perşembe - 13:28 Kışın kapanan yollara karşı Van’da "Anne Oteli" hizmeti Van’da kış aylarında yolların kapanma ihtimaline karşı, kırsal mahallelerde yaşayan hamile kadınlar ile bebekleri tedavi gören anneler için "Anne Oteli" hizmeti sunuluyor. Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen "Anne Oteli" uygulaması; kış şartlarının ağır geçtiği bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmayı hedefliyor ve annelere hem güvenli bir ortam hem de çeşitli eğitimlerle destek sağlıyor. Doğuma az bir süre kalan hamile kadınlar, yolların kardan kapanması ihtimaline karşı Anne Oteli’nde misafir edilerek doğuma güvenli bir şekilde hazırlanıyor. Bunun yanı sıra, doğum sonrası yoğun bakımda tedavi gören bebeklerin anneleri de bu otelde konaklayarak bebeklerinden ayrılmadan tedavi sürecini takip edebiliyor. Hamile ve lohusa kadınlara konforlu bir konaklama ortamı sunan otelde, aynı zamanda hijyen, anne sütünün önemi ve bebek bakımı gibi konularda eğitimler veriliyor. Van’ın kırsal mahallelerinin yanı sıra çevre illerden gelen kadınların da yararlanabildiği bu hizmet, çok sayıda anneye ulaşmayı başardı. Misafir anne uygulaması kapsamında 2025 yılında 2 binin üzerine hamile kadın otelde ağırlanarak doğuma güvenli bir şekilde hazırlanma imkânı buldu. "Annelerimiz için konforlu ve güvenli bir ortam sunuyoruz" Konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, Anne Oteli’nde aynı anda yaklaşık 50 anneyi misafir edebildiklerini belirtti. Bu yıl içerisinde 2 binin üzerinde anneyi ağırladıklarını ifade eden Başhekim Doç. Dr. Sarıkaya, "Anne Oteli’nin kuruluş amacı; gebelik sürecinde, doğum eylemi başlamadan önce herhangi bir risk ya da zorluk yaşayan annelerin hastane ortamında takip edilmesini ve doğumlarının güvenli bir şekilde hastanede gerçekleşmesini sağlamaktır. Özellikle Bahçesaray gibi uzak ilçelerimizde yaşayan ve doğum eylemi başladığında hastaneye ulaşması zaman alabilecek anneleri burada misafir ediyoruz. İl genelinin geniş bir coğrafyaya yayılmış olması, uzak köy ve ilçelerin bulunması nedeniyle anne oteliyle muhtemel riskleri en aza indiriyoruz. Aynı zamanda annelerimiz için konforlu ve güvenli bir ortam sunuyoruz" dedi. "Annelerimizin tüm ihtiyaçları karşılanıyor" Gebelik takibi için misafir edilen annelerin kapasiteyi doldurmadığından, farklı bir uygulamayı da hayata geçirdiklerini ifade eden Sarıkaya, "Yeni doğum yapmış ve bebeği yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gören anneleri de, bebekleriyle daha yakın olabilmeleri ve rahat emzirebilmeleri için anne otelimizde misafir ediyoruz. Bu süreçte annelerimizin tüm ihtiyaçları da karşılanıyor. Anne otelimiz, yenidoğan yoğun bakım ünitesinin hemen karşısında yer alıyor. Bu sayede anneler, anne sütünü çok kısa sürede ve kolaylıkla bebeklerine ulaştırabiliyor. Bunun yanı sıra yemek, sosyal alanlar ve en önemlisi eğitim imkânları da sunuluyor. Annelerimize emzirme, bebek bakımı ve sağlıklı büyüme sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar konusunda arkadaşlarımız tarafından kapsamlı eğitimler veriliyor. Bu organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza ve çalışma arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu. 10 gün önce doğum yaptığını dile getiren İkra Çakır ise "Erken doğum yaptım bu yüzden bebeğim kuvözde kaldı. O süreç devam ediyor. Anne oteli çalışanlarının ilgisi çok iyi, bu yüzden çok memnun kaldık. Uzakta yaşadığımız için burada kaldık" şeklinde konuştu.
Kaymakam Kan ve Başkan Tetik, Veteriner Kliniği açılışına katıldı
18 Aralık 2025 Perşembe - 13:17 Kaymakam Kan ve Başkan Tetik, Veteriner Kliniği açılışına katıldı Nazilli’de 13 yıldır Veteriner Hekim olarak hizmet veren Tevfik Koray Kün, son teknoloji ile donattığı kliniğinin kapılarını Kaymakam Kan, Başkan Tetik ve dostları ile birlikte açtı. Yoğun katılımla gerçekleşen açılış töreninde genç ve başarılı Veteriner Hekim Tevfik Koray Kün’ü yalnız bırakmayan ilçe protokol üyeleri ve dostları, genç hekime başarılar diledi. Açılışa; Nazilli Kaymakamı Huriye Küpeli Kan, Nazilli Belediye Başkanı Dr.Ertuğrul Tetik, MHP Aydın İl Başkanı Haluk Alıcık, Nazilli İlçe Emniyet Müdürü Erdal Esen, Kün ailesi ve yakınları, ilçede görev yapan veteriner hekimler, çok sayıda davetli ve hayvansever katıldı. Duaların ardından protokol üyeleri ve aile tarafından açılış kurdelesi birlikte kesildi. Protokol üyeleri ve davetliler daha sonra kliniği gezerek sunulan hizmetler hakkında bilgi aldı. Nazilli’de yaklaşık 13 yıldır veterinerlik hizmeti sunan Veteriner Hekim Tevfik Koray Kün; "Tek amacımız; bilimsel, etik ve güncel veteriner hekimlik uygulamalarını temel alarak, her hayvana bireysel, saygılı ve özenli bir yaklaşım sunmaktır. Burada yalnızca hastalıkları tedavi etmeyi değil; önleyici hekimliği, doğru bilgilendirmeyi ve güvene dayalı bir ilişki kurmayı öncelik haline getirdik. Bu doğrultuda son teknoloji hemogram, biyokimya ve hormon analizleri, dijital röntgen, diş ünitesi, ultrason ve yoğun bakım servisimizle patili dostlarımıza en iyi imkânları sunmak için tüm ekibimizle hizmetinizdeyiz. Kliniğimizin, can dostlarımıza sağlık, sahiplerine huzur ve mesleğimize değer katmasını diliyorum. Kapımız her zaman sevgiye, bilime ve güvene açık olacak" dedi. Nazilli Belediye Başkanı Dr.Ertuğrul Tetik: "Yeni adresinde hizmet verecek olan kliniğin kentimize ve can dostlarımıza hayırlı olmasını diliyor, Veteriner Hekim Tevfik Koray Kün’e başarılı çalışmalar ve bereketli kazançlar temenni ediyorum" dedi. "Nazilli için önemli bir kazanım" Nazilli Kaymakamı Huriye Küpeli Kan: "Nazilli için önemli bir kazanım. Nazilli’mize böyle tam donanımlı bir veteriner kliniği kazandırdığı için Tevfik Koray Kün’e, annesine ve tüm ailesine yürekten teşekkür ediyorum. Kliniği baştan sona gezdim ve çok mutlu oldum. Çünkü modern bir klinikte olması gereken her şey düşünülmüş ve uygulanmış. Artık sessiz dostlarımız, patili canlarımız hastalandıklarında bu klinikte adeta bir hastane ortamında sağlık hizmeti alacaklar" dedi.
Cizre’de ilk defa yapılan revizyon rinoplasti ameliyatı gerçekleştirildi
18 Aralık 2025 Perşembe - 12:58 Cizre’de ilk defa yapılan revizyon rinoplasti ameliyatı gerçekleştirildi Şırnak’ın Cizre ilçesinde revizyon rinoplasti ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Cizre’de sağlık alanında önemli bir ilke imza atıldı. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Savaş Gündüz, ilçede ilk kez revizyon rinoplasti ameliyatını başarıyla gerçekleştirerek ileri düzey burun cerrahisinin artık bölgede de yapılabildiğini ortaya koydu. Cizre Dr. Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesi kulak burun boğaz uzmanı Op. Dr. Savaş Gündüz, "Daha önce burun estetiği ameliyatı geçirmesine rağmen fonksiyonel ve estetik sorunları devam eden bir hastaya uygulanan operasyonda, kaburgadan alınan kıkırdak dokusu kullanıldı. Yüksek cerrahi deneyim ve teknik hassasiyet gerektiren revizyon rinoplasti ameliyatı sorunsuz şekilde gerçekleştirdik. Revizyon rinoplasti burun yapısında ciddi deformasyon bulunan, solunum problemleri yaşayan ya da önceki cerrahiler sonrası yapısal bozukluk gelişen hastalar için büyük önem taşıyor. Uzmanlar, kaburga kıkırdağının sağlamlığı ve şekillendirilebilir yapısı sayesinde bu tür zorlu vakalarda başarılı ve kalıcı sonuçlar elde edilebilir’’ dedi. Cizre’de ilk kez gerçekleştirilen bu ameliyatın, ilçede sunulan sağlık hizmetlerinin geldiği noktayı gözler önüne serdiğini ifade eden Gündüz, ’’Bölge halkı açısından da önemli bir kazanım olarak değerlendirilen bu tür ileri düzey burun cerrahisi için artık büyük şehirlere gitme zorunluluğunun ortadan kalkması, sağlık hizmetlerine erişimde önemli bir rol oynuyor’’ diye konuştu.
Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Uluşahin: "Fıtık sanıldığı kadar masum değil"
18 Aralık 2025 Perşembe - 12:36 Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Uluşahin: "Fıtık sanıldığı kadar masum değil" Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Uluşahin, toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman hafife alınan kasık ve karın duvarı fıtıklarının sanılanın aksine masum olmadıklarını ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini söyledi. Fıtığın, karın duvarındaki zayıf bir noktadan iç organların dışarı doğru çıkmasıyla oluştuğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Uluşahin; ağır kaldırma, kronik öksürük, kabızlık, gebelik, obezite ve daha önce geçirilmiş ameliyatların fıtık gelişimini kolaylaştıran başlıca nedenler olduğunu hatırlattı. Fıtıkların başlangıçta basit bir şişlik gibi algılanabildiğini vurgulayan Uluşahin, "Zamanla büyüyen fıtıklar ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" dedi. "Kasık fıtıkları erkeklerde daha yaygın" Karın duvarı fıtıklarının genel olarak ventral herni olarak adlandırıldığını ifade eden Dr. Uluşahin, en sık karşılaşılan türün kasık fıtıkları olduğunu belirtti. Kasık fıtıklarının özellikle erkeklerde daha yaygın olduğuna dikkat çeken Uluşahin, "Yaşam boyu görülme riski yüzde 25’e kadar çıkabilmektedir. Ayakta durmakla, öksürmekle ya da ıkınmakla belirginleşen şişlik, ilerleyen süreçte ağrıya ve hareket kısıtlılığına neden olabilir" diye konuştu. Göbek fıtıklarının özellikle gebelik sonrası kadınlarda ve fazla kilolu bireylerde daha sık görüldüğünü belirten Dr. Uluşahin, ameliyat yeri (insizyonel) fıtıklarının ise daha önce karın ameliyatı geçiren hastalarda ortaya çıktığını söyledi. Bu tür fıtıkların büyüdükçe günlük yaşamı ciddi şekilde kısıtladığını söyleyen Uluşahin, "Özellikle büyük ve kompleks insizyonel fıtıkların tedavisi, deneyimli merkezlerde tedavi edilmelidir" dedi. "Parastomal fıtıklar yaşam kalitesini düşürüyor" Bağırsak torbası (ostomi) bulunan hastalarda görülen parastomal fıtıkların özel bir hasta grubunu oluşturduğunu ifade eden Dr. Uluşahin, bu fıtıkların yalnızca estetik bir sorun olmadığını vurguladı. "Torba kullanımında zorluk, cilt problemleri ve enfeksiyon riski gibi ciddi sorunlara yol açabiliyor" diyen Uluşahin "Fıtıklar zamanla büyüme eğilimindedirler. Tedavi edilmeyen vakalarda organ sıkışması, bağırsak tıkanması ve hayati risk taşıyan boğulmuş fıtık gelişebilir. Bu nedenle fıtık belirtileri fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir genel cerrahi uzmanına başvurulmalıdır" uyarısında bulundu. Modern cerrahi yöntemlerle güvenli tedavi Günümüzde fıtık ameliyatlarının açık ve laparoskopik (kapalı) yöntemlerle başarıyla uygulandığını belirten Dr. Uluşahin, cerrahi yöntemin hastaya özel olarak planlandığını ifade etti. "Laparoskopik cerrahi; daha az ağrı, hızlı iyileşme ve kısa sürede günlük yaşama dönüş gibi önemli avantajlar sunmaktadır. Ancak bazı büyük ve kompleks fıtıklarda açık cerrahi hâlen güvenli bir seçenektir. Erken hareket ve doğru takip, iyileşme sürecini hızlandırmaktadır. Hastalarımızı işe dönüş ve günlük aktiviteler konusunda ayrıntılı şekilde bilgilendiriyoruz. Planlı yapılan fıtık ameliyatları hem daha güvenli hem de çok daha konforludur" dedi. Modern cerrahi teknikler sayesinde ameliyat sonrası sürecin daha konforlu geçtiğini belirten Dr. Uluşahin, birçok hastanın aynı gün ya da ertesi gün taburcu edilebildiğini söyledi. Fıtık şikâyetleri hafifken doktora başvurmanın önemine değinen Dr. Uluşahin, ani ağrı, şişliğin sertleşmesi, yerine itilememesi, bulantı ve kusma gibi belirtilerin acil müdahale gerektirdiğini belirtti. "Fıtıkla yaşamak, ameliyattan daha risklidir" Ameliyat korkusunun tedaviyi geciktirdiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Uluşahin sözlerini şöyle tamamladı: "Günümüzde fıtık ameliyatları son derece güvenlidir. Buna karşın fıtıkla uzun süre yaşamak ciddi riskler barındırır. Doğru bilgi, doğru zaman ve doğru tedavi hayat kurtarır."
Muratpaşa’ya 66 bin euro hibe
18 Aralık 2025 Perşembe - 12:33 Muratpaşa’ya 66 bin euro hibe Antalya Muratpaşa Belediyesi, Akdeniz kentleriyle sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme hedefi doğrultusunda yürütülen uluslararası SHARE Projesi kapsamında 66 bin euro hibe desteği almaya hak kazandı. Avrupa Birliği ile Akdeniz ülkeleri arasındaki iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan SHARE Projesi, çocuklar, aileler ve yerel yönetimleri merkeze alarak Akdeniz diyetinin okul yemek sistemlerine ve kentsel gıda politikalarına entegre edilmesini hedefliyor. Proje kapsamında sağlıklı beslenmenin teşvik edilmesi, gıda israfının azaltılması ve yerel üreticilerin desteklenmesine yönelik yenilikçi uygulamalar geliştirilecek. 7 ülkeden 17 kurum ortak İtalya, İspanya, Yunanistan, Fransa, Ürdün, Türkiye ve Fas’tan toplam 17 kurumun yer aldığı SHARE Projesi, Avrupa Birliği’nin "Yeşil Mutabakat" ve "Çiftlikten Sofraya" stratejileriyle uyumlu şekilde yürütülüyor. 36 ay sürecek dönüşüm Muratpaşa Belediyesi’nin 66 bin euro hibe desteği aldığı proje 36 ay sürecek. Proje ile okul yemek sistemlerinden başlayarak Akdeniz’in gıda sistemlerinin daha dirençli, kapsayıcı ve sağlıklı hale getirilmesi amaçlanıyor. Yerel üreticiyi destekleyen, mevsimsel ve organik ürünlerden oluşan menülerle hem okulları hem de haneleri kapsayan bütüncül bir dönüşüm hedefleniyor. Dijital araçlar ve yapay zeka destekli uygulamalar SHARE Projesi kapsamında geliştirilecek dijital uygulamalar ve yapay zeka tabanlı araçlarla öğrenciler için oyunlaştırılmış eğitim içerikleri sunulacak. Aileler ve öğretmenler içinse etkileşimli platformlar oluşturulacak. Beslenme geri bildirim sistemleriyle sağlıklı beslenmeye yönelik farkındalığın artırılması ve kalıcı davranış değişikliklerinin desteklenmesi hedefleniyor. Muratpaşa’da uluslararası yaz okulu Projenin Türkiye ayağını yürüten Muratpaşa Belediyesi, 2026 yılında uluslararası bir yaz okuluna ev sahipliği yapacak. Muratpaşa’da düzenlenecek yaz okulu, Akdeniz kentlerinin okul beslenme programlarını geliştirmesine, yerel kapasitelerin artırılmasına ve iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasına imkan sağlayacak. Yaz okulunun ardından her şehir, yerel paydaşlarıyla birlikte uygulamaya yönelik eylem planları hazırlayacak. Bu planlar gıda eğitimi, sürdürülebilir kamu alımları ve kaynak eşleşmeleri gibi başlıklarda kentlere özgü stratejilerin geliştirilmesini sağlayacak.
Çocuklarda burun tıkanıklığı okul başarısını düşürüyor
18 Aralık 2025 Perşembe - 12:04 Çocuklarda burun tıkanıklığı okul başarısını düşürüyor Manisa Şehir Hastanesinde görevli Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Hekimi Op. Dr. Cevat Çelenk, çocuklarda burun tıkanıklığının okul başarısı üzerindeki etkileri konusunda açıklamalarda bulundu. Burun tıkanıklığının çoğu zaman basit bir sağlık sorunu olarak görüldüğünü belirten Çelenk, bu durumun öğrenme süreci ve akademik başarı üzerinde sanılandan çok daha ciddi sonuçlar doğurabildiğini ifade etti. Burun tıkanıklığının kulak burun boğaz polikliniklerine en sık başvuru nedenlerinden biri olduğunu söyleyen Çelenk, her yaş grubunda görülebilmesine rağmen çocukluk çağında daha yaygın olduğuna dikkat çekti. Burun tıkanıklığının yalnızca nefes alma zorluğu ile sınırlı kalmadığını belirten Çelenk, ağız açık uyuma, horlama ve uyku apnesi gibi sorunların da tabloya eşlik edebildiğini vurguladı. Bu durumların çocukların uyku kalitesini bozduğunu ve bunun da gündüz yaşamı ile okul hayatını doğrudan etkilediğini ifade eden Çelenk, "Uyku kalitesi bozulan çocuklarda dikkat eksikliği ve algılama problemleri daha sık görülmektedir. Bu da derslere odaklanmayı zorlaştırarak okul başarısını olumsuz yönde etkilemektedir" dedi. Burun tıkanıklığı olan çocukların daha sık hastalandığını ve bu nedenle okula devamsızlık oranlarının arttığını kaydeden Çelenk, "Devamsızlık, öğrenme sürecinin aksamasına ve akademik başarının düşmesine neden olabilmektedir" diye konuştu. Sınav performansının da bu durumdan etkilendiğini belirten Çelenk, çocuk yeterince çalışmış olsa bile sınav sırasında yaşanan konsantrasyon sorunları nedeniyle beklenen performansın sergilenemeyebileceğini söyledi. Ayrıca huzursuzluk, sinirlilik ve içe kapanma gibi davranış problemlerinin de burun tıkanıklığı yaşayan çocuklarda daha sık görülebildiğini dile getirdi. Sınıf ortamında sürekli burnunu çeken ya da burundan sesli nefes alan çocukların akranları tarafından dışlanma veya zorbalığa maruz kalabildiğini de ifade eden Çelenk, bunun çocuğun psikososyal gelişimini ve okul başarısını olumsuz etkileyebileceğini sözlerine ekledi. Ailelere çağrıda bulunan Çelenk, çocuklarda burun tıkanıklığının sadece fiziksel bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, "Bu durum okul başarısını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyebilmektedir. Burun tıkanıklığı olan çocukların mutlaka bir kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi faydalı olacaktır" dedi.