SAĞLIK
Zonguldak’ta Eczacılık Günü paneli düzenlendi 12 Mayıs 2026 Salı - 19:12:23 14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında 17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası tarafından düzenlenen panelde, eczacıların sağlık sistemindeki rolü ve mesleki sorunlar ele alındı. Oda konferans salonunda gerçekleştirilen panele,TEB Genel Başkanı Ecz. Mehmet İrfan Demirci, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Zonguldak İl Sağlık Müdürü Mustafa Özkan Gün, BEUN Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Safi Öz, Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği Başkanı Sait Yücel ve çok sayıda akademisyen ile eczacı katıldı. Programda konuşan TEB Genel Başkanı Mehmet İrfan Demirci, eczacıların sağlık sistemindeki önemine dikkat çekerek, "Birinci basamak sağlık hizmetinin merkezinde eczacılar olmalı" dedi. İnternet üzerinden ilaç ve gıda takviyesi satışına ilişkin düzenlemelere de tepki gösteren Demirci, bu uygulamaların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Esra Geyikli ise açılış konuşmasında mesleki dayanışmanın önemine vurgu yaparak, bu tür organizasyonların sektör açısından büyük değer taşıdığını söyledi. Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem de eczacıların toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlendiğini belirterek, " Toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlenen tüm eczacılarımızın Eczacılık Bayramı’nı kutluyor, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
12 Mayıs 2026 Salı - 19:10 Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü’nde yürüdüler Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde 10 Mayıs Dünya Sağlık için Hareket Et Günü etkinlikleri kapsamında Kemal Köksal Şehir Stadyumu’nda "Sağlıklı ve Hareketli Yaşama Merhaba " yürüyüşü düzenlendi. İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Koordinasyonunda düzenlenen yürüyüş etkinliğinde sağlık çalışanlarının yanı sıra Fener İlkokulunda eğitim gören minik öğrenciler düzenlenen etkinliğe katılarak renkli görüntülere sahne oldular. Yürüyüşün ardından Fener İlkokulu öğrencilerine yönelik eski Milli Atlet Hüseyin Orhun Demircan tarafından öğrencilere Şehir stadyumda koşu ve çeşitli fiziksel aktiviteler de bulundurdu. Programın ardından minik öğrencilere elma ikram edildi. Güzel bir organizasyon altında düzenlenen Yürüyüşün ardından bir açıklama yapan Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün , Fiziksel aktif olmanın ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanın önemine dikkat çekerek , ‘’Toplumda fiziksel aktivitenin artırılması hükümetler, tüm kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleri dahil herkesin sorumluluğunda olup her yaş ve cinsiyetten engelli bireyler de dahil toplumun her kesimi için günlük 30-60 dakika orta yoğunlukta bir fiziksel aktivite ciddi hastalıkları önlemek için güçlü bir araç ve uygun maliyetli bir halk sağlığını iyileştirme yöntemidir. Ülkemizde de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü, her yıl Bakanlığımızın Koordinasyonunda diğer paydaş kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri ile birlikte toplum bilincini ve farkındalığını arttırmak amacı ile 81 ilimizde düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Fiziksel aktivite, günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerimizi kullanarak enerji tüketimi ile gerçekleşen herhangi bir bedensel hareket olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığının geliştirilmesinde temel araçlardan biridir. Bir halk sağlığı sorununu gidermenin yanında, aynı zamanda toplum refahını, çevrenin korunmasını teşvik eder ve gelecek nesillere yönelik bir yatırım oluşturur. Sağlığın korunması ve geliştirilmesi için haftada 150 dakikalık (haftanın 5 günü 30 dakikalık) orta şiddette bir egzersiz yetişkinler açısından yeterlidir. 1-4 yaş arası çocuklar, gün içinde farklı şiddetlerde toplam 180 dakikalık fiziksel aktivite yapmalıdırlar. 5-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenler için ise, günde 60 dakika, orta şiddetliden yüksek şiddetli aktivitelere doğru şiddeti değişen aktiviteler önerilmektedir.’’ diyerek sağlıklı yaşam için fiziksel aktivitenin önemini vurguladı.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:23 Yağışlar sonrası çiftçilere hububat tarlalarında hastalık riski uyarısı: "Hastalık çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu. Sivas’ta son günlerde etkili olan yağışlı hava ve ardından yükselen sıcaklıklar nedeniyle hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riski arttı. Sivas Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere tarlalarını sık sık kontrol etmeleri ve hastalık belirtilerine karşı erken mücadele başlatmaları çağrısında bulundu. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sinan Berk, "İlimizde son dönemlerde etkili olan yağışların ve serin hava şartlarının etkisiyle hububat alanlarında sarı pas hastalığı ve septorya kök çürüklüğü riski ciddi şekilde artmıştır. Bu hastalıklar yüksek ve sık ekim yapılan, aşırı azotlu gübre kullanılan ve hava sirkülasyonunun yetersiz olduğu alanlarda hızla yayılmaktadır. Hastalık çıktıktan sonra değil, çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" dedi. "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir" İl ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan teknik ekiplerin sezon boyunca arazi kontrollerini sürdürdüğünü belirten Berk, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade ederek, "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir. Bereketli ve kayıpsız bir sezon diliyoruz" diye konuştu. "Hastalık görüldüğü anda müdahaleye başlanmalıdır" Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Cihangir Bölücek ise pas hastalıklarıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerin uygulanması gerektiğini belirtti. Bölücek, "Ekim normlarına uyulmalı, sık ekimden kaçınılmalı ve dengeli gübreleme yapılmalıdır. Azotlu gübrenin fazla kullanılması hastalığın yayılmasını artırır. Ayrıca dayanıklı ve toleranslı çeşitlerin tercih edilmesi önemlidir. Tüm bu tedbirlerin ardından hava şartlarına bağlı olarak hastalık yaygınlaşıyorsa, tarlalar düzenli kontrol edilmeli ve hastalık görüldüğü ilk anda mücadeleye başlanmalıdır" ifadelerini kullandı. Sarı pas hastalığı Ziraat Mühendisi Banu Hasdemir de sarı pas hastalığının belirtileri hakkında bilgi vererek, "Sarı pas hastalığında yapraklarda makine dikişi şeklinde sıralı sarı çizgiler ve tozlanma görülür. Tarlaya girildiğinde pantolona sarı renk bulaşıyorsa hastalık aktif şekilde yayılıyor demektir. Septorya hastalığında ise yapraklarda kahverengi lekeler oluşur, zamanla yapraklar kurur ve bitkinin gelişimi zayıflar. Kök çürüklüğünde köklerde zarar meydana gelir, bitkide sararma, cılız kalma ve yatmalar görülür" dedi. Nemli bahar aylarında hızla yayılıyor Bu hastalıklarla mücadele edilmediği takdirde yüzde 50’ye varan verim kayıplarının yaşanabileceğini belirten Hasdemir, ürün kalitesinde düşüş, tohumluk ve yemlik değerinde azalma görülebileceğini, bazı durumlarda ise yem olarak kullanılan ürünlerde acılaşmaların ortaya çıkabileceğini söyledi. Öte yandan uzmanlar, sarı pas hastalığının "Puccinia striiformis" mantarının neden olduğu ciddi bir mantari hastalık olduğunu belirterek, özellikle serin ve nemli bahar aylarında hızla yayılarak önemli verim kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekti.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:06 Sivas’ta hastanın göğüs duvarındaki 8 kiloluk tümör başarıyla çıkarıldı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki hastanın göğüs duvarındaki yaklaşık 8 kiloluk dev tümör alındı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki Saniye Elmalı uzun yıllardır yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi sağlık probleminden kurtarıldı. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü operasyon, multidisipliner yaklaşımın başarılı örneklerinden biri oldu. Hastanın uzun yıllardır göğüs duvarında bulunan büyük bir kitle ile yaşamını sürdürdüğünü belirten Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Özbey, süreçle ilgili yaptığı açıklamada, "Bu tür göğüs duvarı tümörleri nadir görülen olgulardır. Hastamız uzun yıllardır bu kitle ile yaşamış ve daha sonra kliniğimize başvurmuştur. Yapılan değerlendirmelerin ardından cerrahi müdahale kararı aldık. Ancak bu tür büyük ve kompleks ameliyatlar ekip çalışmasını gerektirir. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte multidisipliner bir yaklaşım sergiledik. Ameliyatımız başarıyla tamamlandı ve hastamızın genel durumu oldukça iyi" ifadelerini kullandı. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sinan Soylu ise hastanın ameliyat sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Hastamızda sağ göğüs bölgesinde, kaburga travmasına bağlı geliştiği düşünülen ve göğüs duvarını etkileyen büyük bir kitle mevcuttu. Göğüs Cerrahisi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte planlı bir operasyon gerçekleştirdik. Oldukça kapsamlı bir cerrahiydi ancak ekip uyumu sayesinde operasyon başarıyla tamamlandı. Hastamızın genel durumu şu an stabil ve iyidir" dedi. Operasyonda Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Handan Derebaşınlıoğlu da yer aldı. Ameliyat sırasında hastadan çıkarılan kitlenin yaklaşık 7 kilo 750 gram ağırlığında olduğu açıklandı. Sağlığına kavuşan Saniye Elmalı ise duygularını, "Uzun yıllardır bu rahatsızlıkla yaşıyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Hocam ve tüm ekibe minnettarım. Derdimden kurtardılar, hepsinden Allah razı olsun" sözleriyle ifade etti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi yetkilileri, bu tür zorlu vakalarda farklı branşların ortak çalışmasının hem başarı oranını artırdığını hem de hastalara daha güvenli tedavi imkânı sunduğunu vurguladı. Modern tıbbi altyapısı, alanında uzman akademik kadrosu ve hasta odaklı sağlık hizmet anlayışıyla dikkat çeken Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Üniversite, bilimsel birikimi ve güçlü sağlık kadrosuyla yalnızca Sivas’a değil, çevre illere de nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor.
Tekirdağ’da mobil sigara bırakma aracı hizmete girdi
09 Şubat 2026 Pazartesi - 19:18 Tekirdağ’da mobil sigara bırakma aracı hizmete girdi Yeşilay Tekirdağ Şubesi ve sağlık ekipleri, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü kapsamında stant açarak, vatandaşları sigarayı bırakmaya davet etti. Mobil Sigara Bırakma Poliklinik Aracı da hizmete alındı. Yeşilay Tekirdağ Şubesi ile Süleymanpaşa İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde kurulan stantta vatandaşlara sigara ve elektronik sigaranın zararları anlatıldı. Yeşilay Tekirdağ Şube Başkanı Zafer Soykırlı, YEDAM sosyal hizmet uzmanları ve gönüllüler, sigarayı bırakmak isteyenlere broşür dağıtarak, ücretsiz danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi verdi. Program kapsamında Sağlık Bakanlığı Mobil Sigara Bırakma Poliklinik Aracı da düzenlenen törenle faaliyete geçti. Mobil araç sayesinde sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara sahada yerinde hizmet sunulacağı belirtildi. Yeşilay Tekirdağ Şube Başkanı Zafer Soykırlı, YEDAM’ların 7 gün 24 saat ücretsiz hizmet verdiğini hatırlatarak, "Bırakabilirsin" mobil uygulaması ile sigarayı bırakma sürecinde vatandaşlara online destek sağlandığını ifade etti. Daha fazla desteğe ihtiyaç duyanların 115 YEDAM Danışma Hattı’na ulaşabileceği kaydedildi. Stant çalışmasında ayrıca gönüllü vatandaşlara karbonmonoksit ölçümü yapıldı. Değerleri yüksek çıkan vatandaşlar Sigara Bırakma Polikliniklerine ve Yeşilay Danışmanlık Merkezlerine yönlendirildi.
Gazipaşa İlçe Sağlık Müdürü Çelik: "Sigarayı bırakmak için en doğru zaman şimdi"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 18:06 Gazipaşa İlçe Sağlık Müdürü Çelik: "Sigarayı bırakmak için en doğru zaman şimdi" Gazipaşa İlçe Sağlık Müdürü Dr. Eşşe Çelik, "Sigarayı bırakmayı ertelemeyin, sağlığınızın sizi mecbur etmesini beklemeyin. Sigarayı bırakmak için en doğru zaman şu andır. Kendiniz ve aileniz için yeni bir başlangıç yapın" dedi. Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde her yıl 9 Şubat’ta tütün kullanımının zararları konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak ve sigara kullanan bireyleri bırakmaya teşvik etmek amacıyla kutlanan "Dünya Sigarayı Bırakma Günü" kapsamında bilgilendirme çalışmaları gerçekleştirildi. Gazipaşa İlçe Sağlık Müdürü Dr. Eşşe Çelik, sigara kullanımının başta akciğer kanseri olmak üzere birçok kanser türünün yanı sıra kalp ve damar hastalıkları ile KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) gibi ciddi solunum yolu hastalıklarının ortaya çıkmasında en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu vurgulayarak, tütün ürünlerinin her yıl milyonlarca insanın sağlığını tehdit ettiğini söyledi. Elektronik sigara, nargile ve ısıtılmış tütün ürünleri dâhil olmak üzere tüm tütün ürünlerinin zararlı olduğuna dikkat çeken Çelik, bu ürünlerin içeriğinde bulunan kanserojen maddelerin ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını ifade etti. Tütün dumanına maruz kalmanın güvenli bir düzeyinin bulunmadığını belirten Çelik, kullanım sıklığı arttıkça kanser ve diğer sağlık risklerinin de önemli ölçüde arttığını kaydetti. Tütün kullanımına başlama yaşının giderek düştüğüne dikkat çeken Çelik, tütün kullanan her 10 kişiden 9’unun sigaraya 18 yaşından önce başladığını belirterek, erken yaşta edinilen bu alışkanlığın yaşam boyu süren ciddi sağlık sorunlarına neden olduğunu söyledi. "Sigara bağımlılığı tedavi edilebilir" Sigara bağımlılığının tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Dr. Çelik, sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara devlet tarafından ücretsiz destek sağlandığını vurguladı. Çelik, "Müdürlüğümüze bağlı Sağlıklı Yaşam Merkezleri bünyesinde hizmet veren Sigara Bırakma Poliklinikleri, vatandaşlarımıza hem tıbbi hem de danışmanlık desteği sunmaktadır. Ayrıca ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı üzerinden de ücretsiz danışmanlık hizmeti verilmektedir" dedi. Antalya genelinde toplam 34 sigara bırakma polikliniğinin hizmet verdiğini belirten Çelik, Gazipaşa’da da sigara polikliniğinin hafta içi pazartesi günleri mesai saatleri içerisinde hizmet vermeye devam ettiğini ifade etti. "Sağlığınızı ertelemeyin" Sigaranın her anının hem yaşam süresinden hem de insanın sevdikleriyle geçireceği sağlıklı zamanlardan çaldığını vurgulayan Dr. Eşşe Çelik, vatandaşlara şu çağrıda bulundu: "Sigarayı bırakmayı ertelemeyin, sağlığınızın sizi mecbur etmesini beklemeyin. Sigarayı bırakmak için en doğru zaman şu andır. Kendiniz ve aileniz için yeni bir başlangıç yapın." Pazar yerinde farkındalık çalışması 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü etkinlikleri kapsamında Gazipaşa’da pazar yerinde bilgilendirme çalışması yapıldı. İlçe Sağlık Müdürü Dr. Eşşe Çelik, sigaranın zararları ve bireylerin yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkileri hakkında vatandaşlara bilgi vererek farkındalık oluşturdu.
Edirne’de sigara bağımlılığıyla mücadele  anlatıldı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 17:24 Edirne’de sigara bağımlılığıyla mücadele anlatıldı Edirne’de 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü etkinlikleri çerçevesinde sigara bağımlılığıyla mücadeleye dikkat çekildi. Edirne İl Sağlık Müdürlüğü ve Yeşilay Edirne Şubesi ekipleri tarafından Kurtuluş Mahallesi Muhtarlığı’nda bilgilendirme faaliyeti gerçekleştirildi. Etkinlikte, sigaranın insan sağlığı üzerindeki zararları ile bağımlılıktan kurtulma yolları vatandaşlara anlatıldı. Selimiye Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görevli Dr. Bekir Tunçer, sigaranın yalnızca akciğer kanserine değil; kalp hastalıkları, inme, böbrek ve damar hastalıklarına da yol açtığını vurguladı. Sigara kullanımının kalp krizi riskini ciddi şekilde artırdığını belirten Dr. Tunçer, günde 10 dal ve üzeri sigara içen kişilerin kalp krizi geçirme riskinin 5 kat arttığını söyledi. Bırakma sürecinde sinirlilik, huzursuzluk ve konsantrasyon güçlüğü gibi yoksunluk belirtilerinin görülebileceğini ifade eden Tunçer, sigara bırakma polikliniklerinden profesyonel destek alınması çağrısında bulundu. Yeşilay Edirne Şubesi Sosyal Hizmet Uzmanı Dilara Akgün Tamer ise tütün bağımlılığıyla mücadelede gizlilik esasına göre ücretsiz destek sağlandığını, 115 YEDAM Danışma Hattı’nın aranmasının yeterli olduğunu belirtti. Yeşilay personeli Esra Güzey de kapalı alanlarda sigara içme ihlallerinin "Yeşil Dedektör" uygulaması üzerinden bildirilebileceğini hatırlattı. Program sonunda katılımcılara bilgilendirici broşürler dağıtıldı. Etkinliğin ardından ekipler mahalledeki kahvehaneleri ziyaret ederek sigarayı bırakmanın önemi konusunda vatandaşlarla birebir görüşmeler yaptı.
Adana Müze Kompleksi, Akdeniz Diyabet Akademisi’ne ev sahipliği yaptı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 17:22 Adana Müze Kompleksi, Akdeniz Diyabet Akademisi’ne ev sahipliği yaptı Akdeniz Diyabet Akademisi 7. Toplantısı Adana Müze Kompleksi’nde gerçekleştirildi. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü ve Türkiye Diyabet Vakfı koordinesinde ve birçok sağlık kuruluşlarının işbirliğiyle düzenlenen Akdeniz Diyabet Akademisi 7. Toplantısı, Türkiye ve Orta Doğu’nun en büyük müze kompleksi olan Adana Müze Kompleksi’nde gerçekleştirildi. Toplantının, Adana’nın sağlık turizmi alanındaki vizyonunu ve kültürle entegre edilen özgün organizasyon anlayışını güçlü biçimde ortaya koyduğu ifade edildi. ’Diyabet Tarihle Buluşuyor’ temasıyla hayata geçirilen etkinliğin sağlık, bilim, kültür ve turizmi aynı çatı altında buluşturarak sağlık turizminin çok boyutlu yapısına örnek teşkil ettiği kaydedildi. Aynı gün eş zamanlı olarak 24. GAPDİAB (Güneydoğu Anadolu Diyabet Destek Projesi) ve Adana TEKNODİAB (Teknoloji ve Diyabet) toplantılarının da düzenlenmesiyle Adana, diyabet alanında bölgesel ölçekte önemli bir bilimsel merkez haline geldiği aktarıldı. Toplantılarda diyabet ve diyabet teknolojileri alanındaki en güncel bilimsel gelişmeler, yenilikçi tedavi yaklaşımları ve klinik uygulamalar ele alındı. Endokrinoloji uzmanları, iç hastalıkları uzmanları ve aile hekimlerinin yoğun ilgi gösterdiği organizasyon, 400’ün üzerinde hekimin katılımıyla bölgenin en büyük ve en prestijli diyabet toplantılarından biri olma özelliğini pekiştirdi. "Müzeler, akademik üretime ve tematik turizme ev sahipliği yapıyor" Toplantı, Adana İl Kültür ve Turizm Müdürü Emre Duru ile Akdeniz Diyabet Akademisi Başkanı ve Türkiye Diyabet Vakfı Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Prof. Dr. Okan Bakıner’in açılış konuşmalarıyla başladı. İl Kültür ve Turizm Müdürü Emre Duru, Adana’nın yalnızca tarih ve kültür kenti değil, aynı zamanda sağlık turizmi açısından güçlü ve yükselen bir destinasyon olduğunu vurguladı. Duru, "Müzeler, klasik sergileme alanlarının ötesine geçerek bilimsel toplantılara, akademik üretime ve tematik turizme ev sahipliği yapıyor. Bu, bizim için çok değerli" dedi. Toplantının planlama ve içerik sürecine İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Halil Nacar’ın sağlık turizmine yönelik vizyonu ve katkıları da önemli destek sağladı. Diyabet gibi kronik hastalıklar alanında düzenlenen bu nitelikli bilimsel toplantıların, Adana’nın sağlık turizmi hedeflerine doğrudan katkı sunduğu ifade edilerek Nacar’a teşekkür edildi. Toplantıya ev sahipliği yapan Adana Müze Kompleksi, Türkiye ve Ortadoğu’nun en büyük müze kompleksi olma özelliğini taşırken, koleksiyon çeşitliliğiyle bölgenin en zengin müze yapıları arasında yer aldığı vurgulandı. Tescilli endüstriyel mirasın kamu eliyle müzeye dönüştürüldüğü en büyük yapı olma niteliğini taşıyan kompleksin, çevre dostu ve yeşil bina olarak tasarlanan Türkiye’nin tek kamu müzesi olmasının yanı sıra, açık ve kapalı alanlarıyla ülkenin en geniş etkinlik alanına sahip müze kompleksi olarak dikkat çektiği de ifade edildi. Toplantı kapsamında ayrıca sanat tarihi, tıp tarihi ve sağlık turizmi başlıkları da öne çıktı. Antik dönemlerden günümüze hastalık algısı ve tedavi yaklaşımları müze koleksiyonları ve arkeolojik veriler eşliğinde ele alındı. Bu yönüyle etkinlik, bilimsel içeriği kültürel mirasla buluşturan örnek bir sağlık turizmi organizasyonu olarak değerlendirildi.
Kahramanmaraş sağlık turizmiyle bölgesel kalkınmaya hazırlanıyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 16:55 Kahramanmaraş sağlık turizmiyle bölgesel kalkınmaya hazırlanıyor Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, Kahramanmaraş’a gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında sağlık turizmi yatırımları, bölgesel kalkınma vizyonu ve sürdürülebilir yatırım modelleri üzerine önemli temaslarda bulundu. Ziyaret çerçevesinde Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer ve Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel ile ayrı ayrı gerçekleştirilen görüşmelerde ilin sağlık altyapısının güçlendirilmesi, sağlık turizmine yönelik yeni tesis yatırımları, kamu-özel sektör iş birlikleri ve yatırımcılar için oluşturulabilecek stratejik modeller ele alındı. Görüşmelerde, Kahramanmaraş’ın sahip olduğu coğrafi konum, sağlık hizmet kapasitesi ve yatırım potansiyelinin; doğru planlama ve güçlü kurumsal iş birlikleriyle ulusal ve uluslararası sağlık turizmi yatırımları açısından önemli bir cazibe merkezi haline gelebileceği vurgulandı. SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, ziyaret sonrası yaptığı değerlendirmede sağlık turizmi alanında planlanacak yatırımların yalnızca sağlık hizmetlerini değil, aynı zamanda istihdamı, bölgesel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı da doğrudan destekleyeceğini ifade etti. Gerçekleştirilen temasların Kahramanmaraş’ta sağlık turizmi odaklı yatırımların hayata geçirilmesine, yatırımcı-kamu iş birliklerinin güçlenmesine ve ilin kalkınma vizyonunun kurumsal zeminde ilerlemesine katkı sağlamasının hedeflendiği belirtildi. SATKOF’un Kahramanmaraş’ın sağlık turizmi ve bölgesel kalkınma hedeflerine yönelik her türlü yapıcı projede kamu kurumları ve yerel yönetimlerle iş birliğini kararlılıkla sürdüreceği ifade edildi.
Nöroloji Uzmanı Sayman: "Epilepsi bulaşıcı bir hastalık değildir"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 16:46 Nöroloji Uzmanı Sayman: "Epilepsi bulaşıcı bir hastalık değildir" Uluslararası Epilepsi Günü nedeniyle açıklama yapan Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Nöroloji Uzmanı Dr. Ceyhun Sayman, epilepsi hastalığı, tedavi yöntemleri, belirtileri ve epilepsi ile yaşayan bireylerin günlük hayatta karşılaştıkları sorunlara dikkat çekti. Sayman ’’Unutulmamalıdır ki farkındalık, tedavinin ve sağlıklı bir toplumun en önemli parçalarından biridir’’ dedi. Epilepsinin farklı türlerde nöbetlerle kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Sayman, "Uluslararası Epilepsi Günü, epilepsi hastalığına yönelik farkındalık oluşturmak, halkı hastalık yönetimi konusunda bilgilendirmek ve epilepsi ile yaşayan bireylere destek olmak amacıyla her yıl şubat ayının ikinci pazartesi günü düzenlenmektedir. Epilepsi, dünya genelinde her yaş grubunu etkileyebilen, doğru tanı ve uygun tedavi ile büyük oranda kontrol altına alınabilen kronik bir nörolojik hastalıktır. Ancak hastalığın kendisinden çok, toplumda var olan yanlış bilgiler, önyargılar ve damgalanma, epilepsi ile yaşayan bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir" dedi. Epilepsi hastalarına sunulan sağlık hizmetleri Hastane bünyesinde epilepsi hastalarına sunulan sağlık hizmetleri hakkında da bilgi veren Nöroloji Uzmanı Dr. Sayman, "Hastanemiz Epilepsi Polikliniği’nde, Prof. Dr. Burak Yuluğ ve Doç. Dr. Şeyda Çankaya öncülüğünde asistan hekimlerimizle birlikte yaklaşık bir yıldır Alanya ve çevre ilçelerden başvuran hastalarımıza aktif olarak hizmet vermekteyiz. Polikliniğimizde epilepsinin tanı, tedavi ve izlem süreçleri güncel bilimsel rehberler doğrultusunda yürütülmekte, her hastaya özel, bütüncül bir yaklaşım benimsenmektedir. Amacımız yalnızca nöbet kontrolünü sağlamak değil, aynı zamanda hastalarımızın sosyal yaşamlarını, eğitim süreçlerini, çalışma hayatlarını ve psikolojik iyi oluşlarını desteklemektir" ifadelerini kullandı. Epilepsiye ilişkin yanlış inanışlara da değinen Dr. Sayman, "Epilepsi bulaşıcı bir hastalık değildir. Zekâ geriliği ile eş anlamlı değildir. Epilepsi hastaları uygun tedavi ile eğitimlerine devam edebilir, çalışabilir, evlenebilir ve toplumun her alanında aktif olarak yer alabilirler. Doğru bilginin yaygınlaşması, erken tanı ve düzenli tedavi kadar önemlidir. 9 Şubat Dünya Epilepsi Farkındalık Günü vesilesiyle toplumun tüm kesimlerini epilepsi hakkında doğru bilgi edinmeye, önyargılardan uzak durmaya ve epilepsi ile yaşayan bireylere destek olmaya davet ediyorum. Unutulmamalıdır ki farkındalık, tedavinin ve sağlıklı bir toplumun en önemli parçalarından biridir’’ şeklinde konuştu.
Doç. Dr. Atagun bağımlılığa karşı uyardı: "Elektronik sigara bırakma yolu değil, bağımlılığın yeni formudur"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 16:36 Doç. Dr. Atagun bağımlılığa karşı uyardı: "Elektronik sigara bırakma yolu değil, bağımlılığın yeni formudur" Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Doç. Dr. Pınar Atagun, sigara bağımlılığında elektronik sigaraya başvurulma sürecine ilişkin, "Kesinlikle elektronik sigaralar sigarayı bırakmak için bir yol değildir; aksine nikotin bağımlılığının sürdürülebilir yeni bir formudur" şeklinde uyarılarda bulundu. Sigaranın yalnızca bir alışkanlık olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğunu belirten Doç. Dr. Pınar Atagun, sigara bağımlılığının beyindeki haz merkezini etkileyen biyolojik ve uzun soluklu bir hastalık olduğunu vurguladı. Sigaranın kadın ve erkeklerde beynin farklı merkezlerini etkilediğini belirten Atagun; bağımlılığın seyrinin de buna bağlı olarak değiştiğini söyledi. Erkeklerde sigara bağımlılığının daha çok madde bağımlılığı şeklinde ilerlediğini dile getiren Atagun, stresli ve öfke dolu anlarda sigaranın bir rahatlama aracı olarak kullanıldığını aktardı. "Sigara kadınlarda çoğu zaman duygusal bir bağ" Bağımlılığın biyolojik bir süreç olduğunu ifade eden Doç. Dr. Atagun, cinsiyetler arasındaki farkı şu sözlerle dile getirdi: "Erkeklerde beynin farklı merkezlerini etkilerken, kadınlarda daha farklı merkezlerini etkiler. Yani erkeklerde aslında maddeye karşı bir bağımlılık vardır. Mesela iş ortamında yaşadığı öfke, stres ya da trafikte yaşadığı bir öfkelenmeyle ilgili olarak erkek; sigara yakarak bu durumu toparlamaya çalışıyor. Ama kadınlarda daha duygusal bir altyapı var. Daha rahatlamadan ziyade onu bir dert ortağı olarak görüyor. Burada duygusal mekanizmalar devreye girdiği için erkeklerde nikotin replasman tedavileri ve diğer ilaç tedavileri daha işe yararken, kadınlarda mutlaka psikososyal destekle beraber tedavinin sürdürülmesi gerekir." "Elektronik sigara kullanan gençlerde akciğer sönmesini çok sık görmekteyiz" Elektronik sigaranın bir kurtuluş yolu olmadığını belirten Atagun, özellikle buhar içeriğinin zararları noktasında, "Kesinlikle elektronik sigaralar sigarayı bırakmak için bir yol değildir; aksine nikotin bağımlılığı hastalığının sürdürülebilir yeni bir formudur. Bu teknolojik firmaların ürettiği yeni dönemde karşımıza çıkan çok büyük bir tehlikedir. Özellikle elektronik sigara kullanan genç hastalarımda pnömotoraks dediğimiz akciğer sönmesi hastalığını çok sık görmekteyiz. Bir diğer yandan sonuçta ısıtılmış bir buharla nikotin, ağır metallerin de olduğu, kanserojen maddelerin de eklendiği bir dizi buhar içeriğini içimize çekmiş oluyoruz" ifadelerine yer verdi. "Tamamen sigarayı bıraktım demek için 12 ay geçmeli" Sigaranın bırakıldığı andan itibaren vücudun hızla onarıma geçtiğini kaydeden Atagun, süreci şöyle özetledi: "Tamamen bir insan sigarayı bıraktım demek için 12 ay geçmeli. Ama ilk 24 saatte kalp krizi riski bile azalıyor. Bundan sonra peşi sıra ilk haftalardan sonra nefes darlığı, sekresyon, bunların hepsi düzelmeye başlıyor. Hasta daha güzel soluk alıp verebiliyor. Tat alma mekanizmaları, koku mekanizmaları devreye tekrar giriyor. Aslında hastanın hayat enerjisi yeniden geliyor." "Mücadeleyi bırakmayın, polikliniklere başvurun" Son olarak sigara bağımlılığının sonucunun ağır hastalıklar olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Pınar Atagun, "Uzun vadede akciğer kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) var. Hayatınızın son dönemlerini sürünerek, ilaçlarla, acil kapılarında geçirmek istemiyorsanız sigarayı bırakmak için mutlaka sigara bırakma polikliniklerine başvurunuz. Bir kere denedik olmadıysa bir daha denemeliyiz. Mutlaka bu süreci tamamlamalıyız" dedi.
Yaklaşık 40 yıldır içtiği sigarayı 1 haftada bıraktı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 16:33 Yaklaşık 40 yıldır içtiği sigarayı 1 haftada bıraktı Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, yaklaşık 40 yıldır bağımlısı olduğu ve günde 3 paket içtiği sigarayı 1 haftada bırakan 58 yaşındaki Nevzat Karaca’ya plaket takdim etti. İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerince ’Koruyucu Sağlık Hizmetleri’ kapsamında kent genelinde çalışmalar yapılıyor. Bu çerçevede Delikli Taş Aile Sağlığı Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği’nde verilen hizmetlerden yararlanan çok sayıda vatandaş sigarayı başarıyla bıraktı. Bu vatandaşlardan birisi olan Nevzat Karaca, yaklaşık 40 yıldır bağımlısı olduğu ve günde 3 paket içtiği sigarayı aldığı destek sayesinde 1 hafta gibi çok kısa bir sürede bıraktığını söyledi. Vali Dr. Erdinç Yılmaz, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü sebebiyle Demirci ve sigarayı bırakan diğer vatandaşlarla bir araya gelerek plaket takdimi gerçekleştirdi. "Günde 3 paket sigara içiyordum" Sigarayı nasıl bıraktığını anlatan Nevzat Karaca, "Sağlık Bakanlığı’nın verdiği hapı 1 hafta kullandım, o iş bitti. Şu anda sigara içmiyorum. Yaklaşık 2 aydır hiç sigara kullanmıyorum. Artık kendimi iyi hissediyorum, suyun ve uykunun bile tadını alıyorum. Vatandaşlara da çağrım, bir an önce sigarayı bıraksınlar. Sigaranın hiçbir getirisi yok, her gün götürüsü var. Benim sigarayı bırakmamla kendi yeğenlerimden 4 kişi daha bıraktı. Çevremdeki insanlar da sigarayı bırakmaya devam ediyorlar, ben onları örnek oldum" dedi. "Artık sağlık problemi yaşamıyorum" Yaklaşık 30 yıldır kullandığı sigarayı bırakan 46 yaşındaki Ergün Akkaya, "Sigarayı bırakma sürecimde ilk olarak eşim sağlıkla hayat merkezleriyle iletişime geçti. Burada sigara bırakma polikliniği olduğunu duymuş, bana tavsiye etti. Ben de oraya başvurdum, doktorlarımız ve sağlık personelimizin yardımlarıyla sigarayı bıraktım. Yaklaşık 2 aydır hiç sigara kullanmıyorum. Gayet rahatım, artık sağlık problemi yaşamıyorum. Göğsüm sıkışıyordu, artık o hiç olmuyor. Koku olmuyor, ağız tadım yerine geldi. Kaliteli bir hayat sürüyorum, mutluyum. Herkese de sigarayı bırakmalarını tavsiye ederim" şeklinde konuştu. "Kanser hastalığının yüzde 90’ının sebebi sigara" Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz ise şunları söyledi: "Sigaranın dostluğu yok, sigara en sinsi düşman. Bu sinsi düşmandan bir an evvel kurtulmanız lazım. Kanser hastalığının yüzde 90’ının sebebi sigara. Alışınca bağımlılık yapıyor ama hiçbir şey bizim canımızdan daha kıymetli değil. Hadi diyelim kendi canınızı düşünmedik, bizi sevenleri düşünelim. Bize ihtiyaçları olan eşimiz, çocuğumuz, annemiz, babamız, yakınlarımız var. Onları düşünmeliyiz çünkü bu öldürüyor, bunu biliyoruz. Dolayısıyla ben bütün vatandaşlarımıza ve hemşehrilerimize diyorum ki sigarayı hemen bırakalım." Program sonunda Vali Yılmaz, sigarayı bırakan vatandaşlarla toplu hatıra fotoğrafı çekindi.
Doç. Dr. Atagun bağımlılığa karşı uyardı: "Elektronik sigara bırakma yolu değil, bağımlılığın yeni formudur"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 16:22 Doç. Dr. Atagun bağımlılığa karşı uyardı: "Elektronik sigara bırakma yolu değil, bağımlılığın yeni formudur" Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Doç. Dr. Pınar Atagun, sigara bağımlılığında elektronik sigaraya başvurulma sürecine ilişkin, "Kesinlikle elektronik sigaralar sigarayı bırakmak için bir yol değildir; aksine nikotin bağımlılığının sürdürülebilir yeni bir formudur" şeklinde uyarılarda bulundu. Sigaranın yalnızca bir alışkanlık olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğunu belirten Doç. Dr. Pınar Atagun, sigara bağımlılığının beyindeki haz merkezini etkileyen biyolojik ve uzun soluklu bir hastalık olduğunu vurguladı. Sigaranın kadın ve erkeklerde beynin farklı merkezlerini etkilediğini belirten Atagun; bağımlılığın seyrinin de buna bağlı olarak değiştiğini söyledi. Erkeklerde sigara bağımlılığının daha çok madde bağımlılığı şeklinde ilerlediğini dile getiren Atagun, stresli ve öfke dolu anlarda sigaranın bir rahatlama aracı olarak kullanıldığını aktardı. "Sigara kadınlarda çoğu zaman duygusal bir bağ" Bağımlılığın biyolojik bir süreç olduğunu ifade eden Doç. Dr. Atagun, cinsiyetler arasındaki farkı şu sözlerle dile getirdi: "Erkeklerde beynin farklı merkezlerini etkilerken, kadınlarda daha farklı merkezlerini etkiler. Yani erkeklerde aslında maddeye karşı bir bağımlılık vardır. Mesela iş ortamında yaşadığı öfke, stres ya da trafikte yaşadığı bir öfkelenmeyle ilgili olarak erkek; sigara yakarak bu durumu toparlamaya çalışıyor. Ama kadınlarda daha duygusal bir altyapı var. Daha rahatlamadan ziyade onu bir dert ortağı olarak görüyor. Burada duygusal mekanizmalar devreye girdiği için erkeklerde nikotin replasman tedavileri ve diğer ilaç tedavileri daha işe yararken, kadınlarda mutlaka psikososyal destekle beraber tedavinin sürdürülmesi gerekir." "Elektronik sigara kullanan gençlerde akciğer sönmesini çok sık görmekteyiz" Elektronik sigaranın bir kurtuluş yolu olmadığını belirten Atagun, özellikle buhar içeriğinin zararları noktasında, "Kesinlikle elektronik sigaralar sigarayı bırakmak için bir yol değildir; aksine nikotin bağımlılığı hastalığının sürdürülebilir yeni bir formudur. Bu teknolojik firmaların ürettiği yeni dönemde karşımıza çıkan çok büyük bir tehlikedir. Özellikle elektronik sigara kullanan genç hastalarımda pnömotoraks dediğimiz akciğer sönmesi hastalığını çok sık görmekteyiz. Bir diğer yandan sonuçta ısıtılmış bir buharla nikotin, ağır metallerin de olduğu, kanserojen maddelerin de eklendiği bir dizi buhar içeriğini içimize çekmiş oluyoruz" ifadelerine yer verdi. "Tamamen sigarayı bıraktım demek için 12 ay geçmeli" Sigaranın bırakıldığı andan itibaren vücudun hızla onarıma geçtiğini kaydeden Atagun, süreci şöyle özetledi: "Tamamen bir insan sigarayı bıraktım demek için 12 ay geçmeli. Ama ilk 24 saatte kalp krizi riski bile azalıyor. Bundan sonra peşi sıra ilk haftalardan sonra nefes darlığı, sekresyon, bunların hepsi düzelmeye başlıyor. Hasta daha güzel soluk alıp verebiliyor. Tat alma mekanizmaları, koku mekanizmaları devreye tekrar giriyor. Aslında hastanın hayat enerjisi yeniden geliyor." "Mücadeleyi bırakmayın, polikliniklere başvurun" Son olarak sigara bağımlılığının sonucunun ağır hastalıklar olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Pınar Atagun, "Uzun vadede akciğer kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) var. Hayatınızın son dönemlerini sürünerek, ilaçlarla, acil kapılarında geçirmek istemiyorsanız sigarayı bırakmak için mutlaka sigara bırakma polikliniklerine başvurunuz. Bir kere denedik olmadıysa bir daha denemeliyiz. Mutlaka bu süreci tamamlamalıyız" dedi.
Profesörden korkutan sigara açıklaması: "Kadınlarda sigara kullanımı son 10 yılda yüzde 38 arttı"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 16:12 Profesörden korkutan sigara açıklaması: "Kadınlarda sigara kullanımı son 10 yılda yüzde 38 arttı" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, Türkiye’de sigara kullanımının özellikle kadınlar arasında alarm verici boyutlara ulaştığını söyledi. Özkaya, "Kadınlardaki sigara kullanımı artışı Cumhuriyet tarihinin rekor seviyesindedir" dedi. 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Özkaya, "2012 ile 2022 yılları arasındaki verilere baktığımızda, ülkemizde sigara içme oranı genel olarak yüzde 20 arttı. Erkeklerde bu artış yüzde 12 düzeyindeyken, kadınlarda yüzde 38 gibi çok ciddi bir artış söz konusudur. Bugün erkeklerin yüzde 45’i, kadınların ise yüzde 19’u sigara içiyor. Özellikle 35-44 yaş grubundaki kadınlarda tütün kullanımı Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyelerine ulaştı. Bu yaş grubunda her dört kadından biri sigara içiyor" dedi. "Sigara kullanımının artması, gençlerde ve çocuklarda sigarayla temas riskini de artıracak" Kadınlarda sigara bağımlılığının artmasının toplumsal sonuçları olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Özkaya, "Kadın, anne figürü toplumda önemli bir rol modeldir. Kadınlarda sigara kullanımının artması, gençlerde ve çocuklarda sigarayla temas riskini de artıracaktır. İkinci önemli sorun ise kadınların sigarayı bırakmasının erkeklere göre daha zor olmasıdır. Bırakma oranları erkeklerin gerisinde seyrediyor" şeklinde konuştu. "Kadınlarda akciğer kanseri vakaları belirgin şekilde artıyor" Akciğer kanseri vakalarındaki artışa da dikkat çeken Özkaya, "Son yıllarda hem sigara içen hem de hiç sigara kullanmamış bireylerde akciğer kanseri vakalarında dikkat çekici bir artış görüyoruz. Özellikle kadınlarda adenokarsinom tipi akciğer kanseri belirgin şekilde artış göstermektedir., Yapılan son araştırmalara göre akciğer kanseri teşhislerinin yaklaşık yüzde 20’si hiç sigara içmemiş bireylerde konuluyor. Bunun en önemli nedeni pasif içiciliktir. Yani siz sigara içmeseniz bile, yakın çevrenizde sigara içiliyorsa akciğer kanseri riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz" ifadelerini kullandı. "Sigara kadınlarda kalp krizi ve cinsiyete özgü kanserleri de artırıyor" Sigaranın kadın sağlığı üzerindeki etkilerine değinen Prof. Dr. Özkaya, "Sigara kullanımı kadınlarda sadece akciğer kanseri riskini değil, kalp krizi riskini de ciddi şekilde artırmaktadır. Ayrıca gebelikle ilgili sorunlar, bebek sağlığı problemleri ve rahim ağzı kanseri gibi cinsiyete özgü hastalıklar da sigarayla doğrudan ilişkilidir" dedi. Özkaya sözlerini şöyle tamamladı: "Sigara içen kadınlarda, kanserle ilişkili bazı gen mutasyonlarını erkek içicilere göre daha sık görüyoruz. Bu nedenle kadınlarda sigara kullanımı, çok daha dikkatle ele alınması gereken önemli bir halk sağlığı sorunudur."