Son Dakika
|
Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluk halinin devamına hükmedildi
Turkcell Süper Kupa finalinin başlangıç saati değişti
Rusya'dan Kiev'e saldırı: 4 ölü, 22 yaralı
Ömer Çelik'ten Suriye mesajı: Toprak bütünlüğü Türkiye için çok önemli!
En düşük emekli maaşı 20 bin TL oldu
Türkiye’ye sokulmak istenen 739 kilo esrar sınırda yakalandı
Plazanın tavanı çöktü, facia kıl payı atlatıldı
Mert Günok yeniden Fenerbahçe’de
Bakan Fidan: "SDG’nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir"
İstanbul’da şiddetli lodos ve yağış etkili oluyor: Çatılar uçtu, araçlar zarar gördü
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Clay Consumption Remains Common in Parts of Kyrgyzstan
Halep'te terör örgütü SDG'ye ait mühimmat deposu imha edildi
İBB ‘yolsuzluk’ davasında tutuklu bulunan Adem Soytekin hakim karşısına çıktı
Tekirdağ’da evde yangın: Yaşlı kadının cansız bedeni bulundu
Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluk halinin devamına hükmedildi
Bursa’da inşaat sahasında patlama kontrolden çıktı: Araçlar, binalar hasar aldı
Rusya'dan Kiev'e saldırı: 4 ölü, 22 yaralı
Trump: "Uluslararası hukuka ihtiyacım yok"
SAĞLIK
Muğla’nın ilk HPV laboratuvarı 12 Ocak’ta hizmete giriyor
09 Ocak 2026 Cuma - 16:47:16
Muğla’nın Menteşe ilçesinde Halk Sağlığı Laboratuvarında kurulum çalışmaları tamamlanan Human Papilloma Virüs (HPV) Laboratuvarı 12 Ocak 2026 tarihinden itibaren hizmet vermeye başlıyor. Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, yeni hizmet binasına taşınan Menteşe İlçe Sağlık Müdürlüğü ile Halk Sağlığı Laboratuvarı’nı ziyaret etti. İl Sağlık Müdürü Akça, Halk Sağlığı Laboratuvarı bünyesinde kurulum çalışmaları tamamlanan Human Papilloma Virüs (HPV) Laboratuvarı incelendi. Laboratuvarın, 12 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Muğla’da ilk kez hizmet vermeye başlayacağı belirtildi. Bu kapsamda, daha önce Aydın ve Ankara illerine gönderilmekte olan HPV testlerinin bundan böyle Muğla’da gerçekleştirilmesi sağlanarak hem tanı süreçleri hızlandırılacak, hem de hizmete erişim kolaylaştırılacağı açıklandı. Muğla Sağlık İl Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, Ula 3 No’lu Karabörtlen Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nunu da ziyaretinde, istasyonun mevcut fiziki altyapısı, teknik donanımı ve hizmet sunum süreçleri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Acil sağlık hizmetlerinin daha etkin, hızlı ve nitelikli bir şekilde sunulabilmesi amacıyla yapılması planlanan çalışmalar ve vatandaşlara sunulan acil sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması amacıyla istasyonun uygun bir hizmet binasına taşınmasının planlandığı ifade edildi. Ayrıca, acil sağlık hizmetlerinin operasyonel kapasitesinin artırılması, vaka müdahale sürelerinin iyileştirilmesi ve hizmet kalitesinin güçlendirilmesi amacıyla istasyonda görev yapan mevcut 112 Acil Sağlık ambulans aracı yenilendiği açıklandı.
09 Ocak 2026 Cuma - 15:38
Menteşe Belediyesi ve Yeşilay’dan bağımlılıkla mücadelede güç birliği
Menteşe Belediyesi ile Türkiye Yeşilay Cemiyeti Muğla Şubesi arasında tütün, alkol, madde, kumar, alışveriş ve teknoloji bağımlılıkları başta olmak üzere, bağımlılıkla mücadelede koruma, önleme ve rehabilitasyon alanlarında iş birliğini kapsayan protokol imzalandı. İmzalanan protokol ile bağımlılıkla mücadelede toplumsal desteğin güçlendirilmesi, sürecin kamuoyunca benimsenmesi ve mücadele faaliyetlerinin yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Protokol kapsamında, ortak projeler geliştirilmesi, eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütülmesi ile bağımlılıklarla mücadelede yerel düzeyde etkin adımlar atılması hedefleniyor. Protokol töreninde konuşan Yeşilay Muğla Şube Başkanı Şenol Şengör, 2026 yılının ‘Bağımsızlık Yılı’ ilan edildiğini ifade ederek, "Menteşe Belediye Başkanımız Gonca Köksal Aras ile imzaladığımız bu protokol ile bağımsızlık seferberliğinde öncü olmak istedik. Muğla’mız için hayırlısı olsun" dedi. Başkan Köksal Aras: "Hemşehrilerimizin sağlığı bizim için kıymetlidir" Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, bağımlılıkların çağımızın en büyük sorunlarından biri olduğunu kaydederek, "Bağımlılıkla mücadele konusunda hassas bir şekilde, büyük bir gayretle çalışmalar devam ediyor. Muğla ölçeğinde de çok ciddi bir yol alındı. Menteşe Belediyesi olarak biz de tabii ki bu çalışmanın önemli bir paydaşı olmamız gerektiğinin farkındayız. Kumar, madde, tütün, alışveriş ve teknoloji bağımlılığı gibi pek çok tür var. Ciddi anlamda sosyal ve ekonomik hayatı, psikolojimizi olumsuz ve ciddi düzeyde etkiliyor. Hemşehrilerimizin sağlığı bizler için çok kıymetli. Bu yüzden bu protokolü hızlıca imzalayarak, etkinlikler düzenlemeye, projeler üreterek ortaklaşa bir çalışma yürütmeye karar verdik." diye konuştu.
09 Ocak 2026 Cuma - 13:53
Belek’te zabıtadan gıda denetimi
Serik’te Belek Zabıta ekipleri Belek Mahallesi’nde, halk sağlığını korumaya yönelik denetimler gerçekleştirdi. Marketlerde gerçekleştirilen denetimlerde, özellikle bebek mamaları ve ek gıdalar mercek altına alındı. Yapılan kontrollerde raflar tek tek incelenirken, çocukların sağlığını doğrudan etkileyen ürünlerde son kullanma tarihine özel hassasiyet gösterildi. Denetimler sonucunda, son kullanma tarihi geçmiş gıdaların satışta olduğu tespit edilen iki market hakkında idari yaptırım tutanağı düzenlendi. Belediye yetkilileri, vatandaşların güvenli gıdaya ulaşmasının öncelikleri olduğunu vurgulayarak, denetimlerin ilçe genelinde aralıksız ve kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Yetkililer ayrıca vatandaşlara, şüpheli ürünlerle karşılaşmaları halinde durumu zabıta ekiplerine bildirmeleri çağrısında bulundu.
09 Ocak 2026 Cuma - 13:46
Bilecik’te şap alarmı: Hayvan giriş-çıkışları yasaklandı
Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde şap hastalığı tespit edilirken, hayvan giriş-çıkışları yasaklandı. Pazaryeri ilçesinde İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan acil duyuruda, ilçeye bağlı Yeni Mahalle’de şap hastalığı tespit edildiği bildirildi. Salgının yayılmasını önlemek amacıyla ilçe genelinde geniş kapsamlı karantina ve yasaklama kararları alındı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, 6 mahalle ile birlikte Ahmetler, Demirköy, Karaköy, Fırınlar, Arapdede, Dereköy, Kınık, Bulduk, Gümüşdere, Günyurdu, Dülgeroğlu ve Esemen köyleri yasaklı bölge ilan edildi. Bu bölgelerde büyükbaş ve küçükbaş hayvanların giriş ve çıkışları, ikinci bir duyuruya kadar kesin olarak yasaklandı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, "Alınan tedbirler hayvan sağlığının korunması ve bölge ekonomisinin zarar görmemesi açısından büyük önem taşıyor. Yasaklara uymayanlar hakkında idari ve cezai işlem uygulanacak. Özellikle hayvan alım-satımı yapan üretici ve tüccarlarımızın kurallara titizlikle uyması istiyoruz. Üreticilerimizin panik yapmadan ancak dikkatli olmaları, şüpheli durumları gecikmeden İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne bildirmeleri çağrısında bulunuyoruz. Karantina sürecinde denetimlerimiz artırılacak. Gelişmelere ilişkin kamuoyunun bilgilendirilmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
09 Ocak 2026 Cuma- 10:22
İzmir’de akciğerini kaybeden hasta karın dokusu nakliyle sağlığına kavuştu
2
09 Ocak 2026 Cuma- 11:48
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Üçte biri sigara içen bir toplumda yaşamak istemiyoruz"
3
25 Nisan 2024 Perşembe- 15:47
65 yaş üstü hastalar hastane bahçesinde egzersiz yaptı
4
09 Kasım 2021 Salı- 12:58
93 Gün yoğun bakımda kalan ve 10 kez kalbi duran çocuk hayata tutundu
5
09 Ocak 2026 Cuma- 10:35
TBL1XR1-ilişkili nadir hastalığa karşı beyin organoidi araştırması ile tedavi geliştirilecek
15 Ekim 2025 Çarşamba - 12:52
Irak’ta tüp patlamasında yaralanan kadın Van’da hayata tutundu
Irak’ın kuzeyinde yer alan Duhok kentinde, mutfak tüpü patlaması sonucu ağır yanıklar alan 38 yaşındaki kadın hasta, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Merkezi’nde yapılan başarılı tedaviyle sağlığına kavuştu. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaklaşık 3 milyon hastaya sağlık hizmeti sunan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi, yurt dışından sevk edilen hastalara da şifa kapısı oluyor. Ülkesinde ilk müdahalesi yapılan ve yanıklarının genişliği ile derinliği nedeniyle hayati tehlikesi bulunan hasta, yakınlarının Van’daki Yanık Merkezi ile iletişime geçmesi üzerine Türkiye’ye nakledildi. Yoğun bakım ve yanık tedavisinin ardından hasta, yeniden hayata tutundu. Hastanın tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Yanık Merkezi Sorumlu Hekimi Op. Dr. Ali Rıza Karayıl, Irak’tan gelen hastanın 50 gün önce meydana gelen bir tüp patlaması sonrası, vücudunun yaklaşık yüzde 60’ında ikinci ve üçüncü derece derin yanıklar oluştuğunu hatırlattı. İlk müdahalesinin Duhok’taki hastanede yapıldığını ifade eden Op. Dr. Karayıl, "Yanık alanlarının geniş ve derin olması nedeniyle ölüm riskinin yüksek olduğu belirtilmiş. Bunun üzerine hasta önce Hakkari’ye, oradan da hastanemize sevk edildi. Hastamızı kabul ettik. İlk geldiğinde genel durumu oldukça kötüydü. Yaklaşık bir hafta boyunca yoğun bakımda takip ettik. Ardından yanık merkezimize alarak tedavisine devam ettik. Bu süreçte debridmanlar, eskarotomi işlemleri ve birçok cerrahi müdahale gerçekleştirdik" dedi. "Hastamız tamamen iyileşmiş durumda" Tedavi sürecinin ardından hastanın yaralarının tamamen iyileştiğini belirten Karayıl, "Kendisini memleketine sağlıklı bir şekilde uğurlayacağız. Umarız bir daha böyle bir kaza yaşanmaz. Hastamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Bu başarı elbette sadece bana ait değil; hastamız nazikçe öyle ifade etse de bu bir ekip işidir. Yanık merkezindeki tüm ekip arkadaşlarıma, doktorlarımıza, hemşirelerimize, personelimize ve bu imkanları sağlayan hastane yönetimine teşekkür ederiz" diye konuştu. Nihat Hasan Mohammed Mohammed isimli hasta, yaklaşık 50 gün önce yaşadığı mutfak kazası sonucu vücudunda derin yanıklar oluştuğunu söyledi. İlk müdahalesinin ülkesinde yapıldığını, ardından sevk edildiği Van’da tedavi edilerek sağlığına kavuştuğunu belirten Mohammed, tedavisini gerçekleştiren doktor ve ekibe teşekkür etti.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 12:49
Irak’ta tüp patlamasında yaralanan kadın Van’da hayata tutundu
Irak’ın kuzeyinde yer alan Duhok kentinde mutfak tüpü patlaması sonucu ağır yanıklar alan 38 yaşındaki kadın hasta, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Merkezi’nde yapılan başarılı tedaviyle sağlığına kavuştu. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaklaşık 3 milyon hastaya sağlık hizmeti sunan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi, yurt dışından sevk edilen hastalara da şifa kapısı oluyor. Ülkesinde ilk müdahalesi yapılan ve yanıklarının genişliği ile derinliği nedeniyle hayati tehlikesi bulunan hasta, yakınlarının Van’daki Yanık Merkezi ile iletişime geçmesi üzerine Türkiye’ye nakledildi. Yoğun bakım ve yanık tedavisinin ardından hasta yeniden hayata tutundu. Hastanın tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Yanık Merkezi Sorumlu Hekimi Op. Dr. Ali Rıza Karayıl, Irak’tan gelen hastanın 50 gün önce meydana gelen bir tüp patlaması sonrası, vücudunun yaklaşık yüzde 60’ında ikinci ve üçüncü derece derin yanıklar oluştuğunu hatırlattı. İlk müdahalesinin Duhok’taki hastanede yapıldığını ifade eden Op. Dr. Karayıl, "Yanık alanlarının geniş ve derin olması nedeniyle ölüm riskinin yüksek olduğu belirtilmiş. Bunun üzerine hasta önce Hakkari’ye, oradan da hastanemize sevk edildi. Hastamızı kabul ettik. İlk geldiğinde genel durumu oldukça kötüydü. Yaklaşık bir hafta boyunca yoğun bakımda takip ettik. Ardından yanık merkezimize alarak tedavisine devam ettik. Bu süreçte debridmanlar, eskarotomi işlemleri ve birçok cerrahi müdahale gerçekleştirdik" dedi. "Hastamız tamamen iyileşmiş durumda" Tedavi sürecinin ardından hastanın yaralarının tamamen iyileştiğini belirten Karayıl, "Kendisini memleketine sağlıklı bir şekilde uğurlayacağız. Umarız bir daha böyle bir kaza yaşanmaz. Hastamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Bu başarı elbette sadece bana ait değil; hastamız nazikçe öyle ifade etse de bu bir ekip işidir. Yanık merkezindeki tüm ekip arkadaşlarıma, doktorlarımıza, hemşirelerimize, personelimize ve bu imkanları sağlayan hastane yönetimine teşekkür ederiz" diye konuştu. Nihat Hasan Mohammed Mohammed isimli 38 yaşındaki hasta, yaklaşık 50 gün önce yaşadığı mutfak kazası sonucu vücudunda derin yanıklar oluştuğunu söyledi. İlk müdahalesinin ülkesinde yapıldığını, ardından sevk edildiği Van’da tedavi edilerek sağlığına kavuştuğunu belirten Mohammed, tedavisini gerçekleştiren doktor ve ekibe teşekkür etti.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 12:45
Meme kanseri taramalarında mamografi altın standarttır
Osmangazi Belediyesi, kadın sağlığına dikkat çekmek ve meme kanserinde erken teşhisin önemini vurgulamak amacıyla anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. ‘Meme Kanseri Farkındalık Sergisi ve Söyleşisi’ programı kapsamında alanında uzman hekim, hemşire ile sanatçı, meme kanseriyle mücadele sürecinde farkındalık, moral ve umut dolu mesajlar paylaştı. Osmangazi Belediyesi, dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanserine karşı erken tanının önemini vurgulamak için ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ etkinlikleri çerçevesinde ‘Farkındalık Yaşatır, Meme Kanserine Karşı Birlikteyiz’ konulu program düzenledi. Ördekli Kültür Merkezi’nde gerçekleşen ve kadın sağlığını korumaya yönelik bilgilerin paylaşıldığı etkinlikte katılımcılar hem bilinçlendi hem de umut dolu hikayelere tanıklık etti. Osmangazi Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürü Dr. Sevcan Yaman moderatörlüğünde yürütülen söyleşide Op. Dr. Can Başaran ve Yüksek Hemşire Hüsnüye Altıntaş, meme kanserinin nedenleri, korunma yöntemleri ile tarama sürecine ilişkin bilgiler verdi. "Mamografide sağlığı tehdit eden bir radyasyon dozu yok" Meme kanserinde erken tanının hayat kurtardığını belirten Op. Dr. Can Başaran, "Her 8 kadından biri yaşamının bir döneminde meme kanseriyle karşılaşıyor. Toplumda hala ‘Ben gencim ya da ben artık yaşlıyım, bana bir şey olmaz’ düşüncesi yaygın. Oysa bu hastalık yaş ayırt etmiyor. Ne yazık ki birçok kadın, mamografideki radyasyon endişesiyle kontrolleri geciktiriyor. Oysa mamografide sağlığı tehdit eden bir radyasyon dozu yok. Kadınlarımız şunu bilmeli; düzenli kontroller ve erken teşhis hastalığın seyrini tamamen değiştirebilir. Özellikle 40 yaş üzerindeki tüm kadınların yılda bir kez mamografi çektirmesini öneriyoruz. Günümüzde hala meme kanseri taramalarında mamografi altın standarttır. KETEMDER ücretsiz olarak 40-69 yaş arasında bütün kadınlara bu imkanı sağlıyor" dedi. 25 yıldır meme kanseri hastalarının tedavi sürecinde çalıştığını söyleyen Yüksek Hemşire Hüsniye Altıntaş da, "Kadınların hayattan erken kopmaması, sevdiklerine ve kendilerine sahip çıkabilmesi için erken tanının ne kadar önemli olduğunu her fırsatta anlatıyoruz. Kadın toplumun kalbidir; o yüzden sağlığı her şeyden değerlidir. Bizler onların yanında olmak, her zaman destek olmak ve farkındalık oluşturmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Kadınlarımızın yaşam mücadelesinde daime yanlarında olacağım" diye konuştu. "Sergim Erken Teşhisin Ne Kadar Önemli Olduğunu Anlatıyor" Yoğun katılımın sağlandığı programda meme kanseriyle mücadele etmiş Fotoğraf Sanatçısı Serpil Savaş ise hastalıkta tanı konduğu günden iyileşme sürecine kadar geçen dönemi anlatan fotoğraflarını paylaştı. Erken teşhisin bir insanın hayatını nasıl değiştirebileceğini duygusal karelerle anlatan Savaş, "İki yıl önce meme kanserine yakalandım. Hastalığımın başladığı andan itibaren yaşadığım her duyguyu, geçirdiğim tüm aşamaları fotoğraflarla belgeledim. Bugün açtığım bu sergide, hastalığın zorlu tedavi sürecinin ardından yeniden hayata tutunmanın mümkün olduğunu göstermek istedim. Fotoğraflarım, erken teşhisin bir yaşamı nasıl değiştirebileceğini, umudun insanı nasıl yeniden ayağa kaldırdığını anlatıyor. Eğer bu farkındalığa sahip olabilirsek, özellikle 40 yaş üzeri kadınlarımız düzenli kontroller yaptırırsa, erken teşhisin hayat kurtardığını hep birlikte görebiliriz" dedi. Program sonunda CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz ve meclis üyeleri, konuşmacılara günün anısına teşekkür hediyesi takdim etti.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 12:44
Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde ’Dünya El Yıkama Günü’ etkinliği düzenlendi
Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü kapsamında farkındalık etkinliği düzenlendi. Etkinlikte çocuklara el yıkamanın önemi anlatılırken, eğlenceli aktivitelerle keyifli anlar yaşandı. 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü dolayısıyla Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlendi. Hastane içerisinde kurulan stantta, Enfeksiyon Kontrol Komitesi hemşireleri ve doktorlar tarafından çocuklara el yıkamanın önemi anlatıldı. Etkinlikte çocuklar, palyaço gösterileri ve çeşitli aktivitelerle gönüllerince eğlenirken kendilerine hediyeler de verildi. 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte konuşan Fethi Sekin Şehir Hastanesi Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Fatih Demir, "Bugün, 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü. Biz de 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü kapsamında hastanemizde bir etkinlik düzenledik. 2008 yılından beri 15 Ekim bütün dünyada Dünya El Yıkama Günü olarak kutlanmakta. Bugünün anlamına dikkat çekmek için hastanemizde hem çocukların eğlenebileceği hem de el yıkamanın önemine dikkat çekebileceğimiz bu etkinlik kapsamında bir takım faaliyetler düzenlendi. El yıkama aslında çok basit ama etkili bir hijyen sağlama yöntemi. Birkaç saniyemizi ayırarak su ve sabunla birçok enfeksiyon hastalığının önlenmesine katkı sağlayabilecek bir faaliyet. Özellikle Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre enfeksiyon hastalıklarının, ishallerin, solunum yolu hastalıklarının yüzde 30’a kadar önlenmesinde el yıkama önemli bir noktada. Bu anlamda biz de su ve sabunla birkaç saniyemizi ayırıp el yıkamanın önemine dikkat çekerek hem çocuklarımızın hem erişkinlerin, özellikle sağlık çalışanlarının ve yaşlıların bu tarz enfeksiyon hastalıklarından korunmasına yönelik önemli bir farkındalık oluşturduk. Bu etkinlik kapsamında hastanemizdeki hasta çocukları, hasta yakınlarımızın çocuklarını da dahil ederek hem onların eğlenmesine vesile olduk hem de el yıkamanın önemini, bilincini kavratmaya çalıştık" dedi. Etkinliğe katılan vatandaşlardan Nurhan Açıkdilli, farkındalık etkinliğini çok beğendiğini belirterek, "Çocukların bilinçlenmesi çok güzel oldu. Hem eğlendiler hem de hijyen konusunda bilgi sahibi oldular. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Etkinliğe katılan çocuklardan 11 yaşındaki Miraç Çiçek ise "Bugün elimizi yıkamayı ve neden yıkamamız gerektiğini öğrendik. Güzel oyunlar oynadık, çok eğlendik ve mutlu olduk" ifadelerini kullandı. Etkinliğe Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Fatih Demir, hastane yöneticileri, sağlık çalışanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 12:43
Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde "Dünya El Yıkama Günü" etkinliği
Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü kapsamında farkındalık etkinliği düzenlendi. Etkinlikte çocuklara el yıkamanın önemi anlatılırken, eğlenceli aktivitelerle keyifli anlar yaşandı. 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü dolayısıyla Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlendi. Hastane içerisinde kurulan stantta, Enfeksiyon Kontrol Komitesi hemşireleri ve doktorlar tarafından çocuklara el yıkamanın önemi anlatıldı. Etkinlikte çocuklar, palyaço gösterileri ve çeşitli aktivitelerle gönüllerince eğlenirken, kendilerine hediyeler de verildi. 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte konuşan Fethi Sekin Şehir Hastanesi Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Fatih Demir, " Bugün, 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü. Biz de 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü kapsamında hastanemizde bir etkinlik düzenledik. 2008 yılından beri 15 Ekim bütün dünyada Dünya El Yıkama Günü olarak kutlanmakta. Bu günün anlamına dikkat çekmek için hastanemizde hem çocukların eğlenebileceği hem de el yıkamanın önemine dikkat çekebileceğimiz bu etkinlik kapsamında bir takım faaliyetler düzenlendi. El yıkama aslında çok basit ama etkili bir hijyen sağlama yöntemi. Birkaç saniyemizi ayırarak su ve sabunla birçok enfeksiyon hastalığının önlenmesine katkı sağlayabilecek bir faaliyet. Özellikle Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre enfeksiyon hastalıklarının, ishallerin, solunum yolu hastalıklarının yüzde 30’a kadar önlenmesinde el yıkama önemli bir noktada. Bu anlamda biz de su ve sabunla birkaç saniyemizi ayırıp el yıkamanın önemine dikkat çekerek hem çocuklarımızın hem erişkinlerin, özellikle sağlık çalışanlarının ve yaşlıların bu tarz enfeksiyon hastalıklarından korunmasına yönelik önemli bir farkındalık oluşturduk. Bu etkinlik kapsamında hastanemizdeki hasta çocukları, hasta yakınlarımızın çocuklarını da dahil ederek hem onların eğlenmesine vesile olduk hem de el yıkamanın önemini, bilincini kavratmaya çalıştık" dedi. Etkinliğe katılan vatandaşlardan Nurhan Açıkdilli, farkındalık etkinliğini çok beğendiğini belirterek, "Çocukların bilinçlenmesi çok güzel oldu. Hem eğlendiler hem de hijyen konusunda bilgi sahibi oldular. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Etkinliğe katılan çocuklardan 11 yaşındaki Miraç Çiçek ise, "Bugün elimizi yıkamayı ve neden yıkamamız gerektiğini öğrendik. Güzel oyunlar oynadık, çok eğlendik ve mutlu olduk" ifadelerini kullandı. Etkinliğe Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Fatih Demir, hastane yöneticileri, sağlık çalışanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 11:56
Mersin’de 4 yeni acil sağlık hizmetleri istasyonu için protokol imzalandı
Mersin Valisi Atilla Toros’un himayelerinde, il genelinde dört farklı noktada yapılacak acil sağlık hizmetleri istasyonları için hayırseverler ile İl Sağlık Müdürlüğü arasında protokoller imzalandı. Mersin’de sağlık altyapısını güçlendirecek yatırımlar kapsamında, hayırseverlerin desteğiyle dört yeni ’Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’ binasının yapımı için protokoller hayata geçirildi. Bu kapsamda hayırsever Mustafa Yükselgüngör ile İl Sağlık Müdürlüğü arasında imzalanan protokol çerçevesinde, Erdemli ilçesi Arpaçbahşiş Mahallesi’ne ’Ali Yükselgüngör Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’ yapılacak. Daha önce de Yükselgüngör tarafından ’Arpaçbahşiş Aile Sağlığı Merkezi’ ile Kargıpınarı Mahallesi’ne ’112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’ kazandırılmıştı. Hayırsever Yücelen Vakfı ile İl Sağlık Müdürlüğü arasında imzalanan protokolle, Anamur ilçesine ’Rüştü Kazım Yücelen 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’ yapılacak. Anamur Yaş Meyve ve Sebze Komisyoncuları Derneği tarafından yapılacak olan ’Anamur 3 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’ için de protokol imzalandı. Son olarak, hayırsever Erdal Karan ile İl Sağlık Müdürlüğü arasında yapılan protokolle, ’Anamur Nihat Karan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’ binasının yapımı karara bağlandı. Gerçekleştirilen imza törenlerinde konuşan Mersin Valisi Atilla Toros, hayırseverlerin sağlık alanındaki desteklerinin toplum adına büyük bir anlam taşıdığını vurguladı. Vali Toros, "Hayırsever hemşehrilerimizin bu duyarlı davranışları hem ilimizin sağlık altyapısına katkı sağlıyor hem de geleceğe örnek teşkil ediyor. Bugüne kadar yaptıkları tüm hayırlı çalışmalar için kendilerine teşekkür ediyorum. Bu değerli katkıların Mersin’e ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 11:30
Oyuncu Devrim Yakut: "4 ay önce meme kanseri teşhisi kondu, erken tanı sayesinde geldi ve geçti"
Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde meme kanseri farkındalık ayı kapsamında düzenlenen "Meme Kanserine Karşı Her Raunda Hazırız" etkinliğine ünlü oyuncu Devrim Yakut da katıldı. Yakut, 4 ay önce meme kanseri tanısı aldığını ilk kez bu programda dile getirirken yaşadığı süreci "Erken teşhis sayesinde geldi ve geçti" sözleriyle aktardı. Meme kanseri, dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türü olmaya devam ediyor. Türkiye’de kadınlarda görülen kanserlerin yüzde 24’ünü meme kanseri oluştururken, bu durum yılda yaklaşık 25 bin yeni meme kanseri tanısı anlamına geliyor. Ancak tüm kanser türlerinde olduğu gibi meme kanserinde de erken tanıyla birlikte, kadınlara ikinci bir yaşam şansı sunuyor. Bu nedenle meme kanserine karşı farkındalık oluşturmak ve toplumu bilinçlendirmek, hastalıkla mücadelede büyük önem taşıyor. Her yıl ekim ayında yapılan farkındalık etkinlikleri kapsamında bu yıl da, Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde meme kanseri farkındalık programı düzenlendi. Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği’nin desteğiyle gerçekleştirilen ’Meme Kanserine Karşı Her Raunda Hazırız’ etkinliğinde Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gül Başaran, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aykut Soyder, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal ve Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Evrim Kadriye Tezcanlı, tanı ve tedavide en yeni gelişmeleri paylaşırken katılımcılardan gelen soruları yanıtladı. Öte yandan ünlü oyuncu Devrim Yakut da kadınlara erken tanının önemini kendi hikayesinden yola çıkarak vurgulamak amacıyla, etkinlikte konuşmacı olarak yer aldı. 4 ay önce erken teşhisle meme kanserini yendiğini, ilk kez bu programda dile getiren ve sürecini içtenlikle anlatan Yakut, erken tanı ve farkındalıkla birlikte tedavi sürecine önemli katkı sunulacağının bir kez daha altını çizdi. "O kadar erken fark edildi ki geldi ve geçti" Meme kanserini erken tanı sayesinde hızlıca ve sağlıklı bir şekilde atlattığını dile getiren Devrim Yakut, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Erken tanının önemine çok inandığım için ve ailemde bu hastalığın varlığı nedeniyle çok titizlendim. Ben de bu işin kıyısından erken teşhisle dönmüş biri olarak burada kendi serüvenimi anlatacağım. Aslında serüven bile denemez, o kadar erken fark edildi ki, böylece geldi ve geçti çok şükür. Ekim ayındaki bu farkındalığı çok önemsiyorum çünkü bir toplumda kadın sağlıklıysa eğer toplum da sağlıklıdır; hem psikolojik olarak hem zihinsel olarak. O yüzden kadınlarımız sağlıklı olsun, toplumumuz da sağlıklı olsun. Benim hastalığım da erken tanı sayesinde geldi ve geçti." "Bir an bile umutsuzluğa kapılmadım, şimdi sağlıklı bir biçimde buradayım" Meme kanseri teşhisini rutin kontrolleri sırasında öğrendiğini belirten Yakut, süreç boyunca nasıl ilerlediğinden ve neler hissettiğinden ise "Mamografi sırasında daha önceki kontrollerde olmayan çok küçük bir şeye rastlandı. Radyolog o minicik şeyi fark etti ve sonra süreç başladı. Hocalarımız ilk gün bana ’biz bu işi halledeceğiz’ dediler. Onların kendilerine, mesleklerine ve bunu yapış biçimine inançları beni hep çok dik tuttu. Bir an bile umutsuzluğa kapılmadım, o yüzden buradayım zaten. Umutsuzluğa kapılmamak bu rahatsızlıkta son derece önemli. 4 ay önce daha ilk teşhis konmuştu, 4 ay sonra sağlıklı bir biçimde buradayım. Bundan 20 yıl önce zor bir hastalıktı bu. Ben annemi de bu rahatsızlıktan kaybettim; ama o zaman algımla bu zaman algım birbirinden çok farklı. Çünkü hekimlerimiz erken teşhisin önemini hep söylüyordu. Erken teşhis de ancak düzenli kontrollerle olabiliyor, bundan korkmamak gerekiyor. ’Hastaneye gidersem korkacağım bir şeyle karşılaşacağım’ korkusu daha büyük şeylere sebep oluyor, bunu kimse yapmasın" sözleriyle bahsetti. "Erken evrede yalnızca cerrahi müdahale bile yeterli olabiliyor" Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gül Başaran, erken tanının önemine dikkat çekerek, şu şekilde konuştu: "İsteriz ki kimse kanser olmasın ve karşımıza gelmesin ama yine de beni en çok mutlu eden hasta grubu, daha eline gelmeden tarama sırasında milimetrik tümörle gelenler. Çünkü o durumda sadece cerrahi müdahaleyle tedaviyi gerçekleştirebiliyoruz. Bu nedenle herkesin erken taramaya girip özellikle 40 yaşından sonra düzenli mamografi yaptırmasını tavsiye ediyoruz. Bu şekilde olunca medikal onkologların da işi daha kolaylaşmış oluyor. Çünkü ne kadar ileri evre olursa o kadar da tedavi gerekiyor demek; bu hem hasta hem de takip eden hekim açısından çok zor bir durum. Erken tanıdan asla korkmamak gerekiyor. Bunu bir akciğer grafisi ya da kolonoskopi gibi düşünebilirsiniz, ne kadar küçükken tespit edilebilirse bizim için o kadar iyi. Üstelik her gün de değil, yılda 1 kez yaptırmak bile yeterli. Buradan bir kez daha belirtelim; ’erken tanı hayat kurtarır.’" "Meme kanserinde birçok faktörün etkisi var, tedaviler de buna göre şekilleniyor" Meme kanserinin erken ergenlik, geç menopoz, menopoz sonrası hormon ilacı kullanma, geç doğum yapma veya hiç doğum yapmama gibi faktörlerle bağlantılı olduğunu belirten Prof. Dr. Başaran, "Bu faktörlerin herhangi birine sahip olmak meme kanseri olunabileceği anlamına gelmiyor. Çünkü meme kanseri tek bir risk faktörü nedeniyle değil birçok faktörün etkisi ile oluşuyor. Meme kanserinin yüzde 5-10’u ise kalıtsal gen bozukluklarından gelişebiliyor. Ayrıca başka hastalıklar nedeniyle göğüs bölgesine radyoterapi almak, sürekli ve fazla miktarda alkol kullanmak ve obezite meme kanseri riskini artıran etkenler arasında yer alıyor" dedi. "Ne kadar erken evrede tanı koyabilirsek bu o kadar az tedavi demek" Acıbadem Altunizade Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aykut Soyder, meme kanserinin tedavilere tamamen cevap ve sonuç veren bir kanser türü olduğunu dile getirerek, "Meme kanserini diğer kanser türlerinden ayıran en önemli özelliklerinden biri, tüm tedavi protokollerinden sonra kendisini tamamen unutabileceğimiz bir hastalık olması. O yüzden mümkün olabildiğince ne kadar erken evrede tanı koyabilirsek bu o kadar az tedavi demek. Erken tanı sayesinde bu hastalığın tedavisini belki kemoterapisiz, yalnızca sınırlı cerrahi ve radyoterapi işlemleriyle bir an önce gerçekleştirebiliriz. Normalde tarama programlarına 40 yaş sonrası ultrason ve mamografiyle devam ediyoruz. Ama kendi kendine muayene dediğimiz ve erken tanı kapsamında çok önemsediğimiz kısım da çok kıymetli. Bu yüzden her kadının 20 yaş itibariyle kendi meme dokusunu tanımasını ve 25 yaşından itibaren de klinik değerlendirmelere başlanmasını önemsiyoruz. Elbette ki her hastalık gibi bu hastalık da kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Örneğin kişilerin aile öyküsünün varlığı ya da genetik pozitiflik bazı tetkikleri bunları göz önünde bulundurarak yapmamız anlamına geliyor. Çünkü bu tip hastalarda genç ve erken tanı bizim için çok önemli" ifadelerini kullandı. "Meme kanserinde doğru bilinen yanlışlar erken tanıya engel olabiliyor" Türkiye’de ’radyasyon’ korkusu nedeniyle mamografi çektirmekten kaçınılmasının erken teşhiste gecikmeye yol açtığına dikkat çeken Prof. Dr. Soyder, "Mamografinin zararlı olduğu, tanı sürecinde biyopsi yapılmasının hastalığın yayılmasına yol açtığı, ailede meme kanseri öyküsü yoksa riskin olmadığı, ele gelen kitle ağrılı olmadığı için meme kanserinden şüphelenmek gerekmediği gibi toplumda doğru bilinen yanlışlar da meme kanserinde erken tanı fırsatının kaçırılmasına yol açabiliyor" dedi. "Her kadının kendi riskini öğrenmesi önemli" Meme kanserinin özellikle 40 yaş üstü kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Acıbadem Altunizade Hastanesi Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal, "Ancak her kadının riski aynı değildir. Meme kanseri gelişme ihtimali kadından kadına değişebiliyor. Bu nedenle her kadına özel bir takip protokolü oluşturmayı tercih ediyoruz. Genel olarak 40 yaş sonrasında mamografi yapılması önerilmekle birlikte, bazı kadınlarda buna ek olarak ultrason, MR, üç boyutlu mamografi veya kontrastlı mamografi gibi farklı görüntüleme yöntemlerinden yararlanmak gerekebiliyor" dedi. Kadınların özellikle 40 yaşından sonra kendi risk düzeylerini belirlemek için bu konuda uzmanlaşmış bir meme merkezine başvurmalarının sağlıklı bir yaklaşım olacağını vurgulayan Prof. Dr. Arıbal, "Ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsünün bulunması, genetik yatkınlığı düşündürür. Bununla birlikte meme yoğunluğu gibi bazı faktörler de kadının riskini belirleyen önemli unsurlardır. Riski belirlenen kadınlara, bu faktörler doğrultusunda yılda bir mamografi ya da gerektiğinde daha ileri tetkiklerle meme kanseri taraması yapılması uygun olur. Her kadının kendi riskini ve meme yapısını öğrenmesi, erken tanı ve etkin korunma açısından son derece önemlidir" dedi. "Meme kanseri tedavisi bütüncül bir yaklaşıma dönüştü" Meme radyoterapisindeki gelişmeler ve yaşam tarzı değişikliklerinin tedavi sürecindeki önemini belirten Acıbadem Altunizade Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Evrim Kadriye Tezcanlı ise "Meme kanseri tedavisinde radyoterapi, son yıllarda teknolojik ilerlemeler ve klinik deneyimlerin artmasıyla önemli ölçüde gelişti. Günümüzde amaç, tümör bölgesini ve risk altındaki dokuları yeterli dozda tedavi ederken özellikle kalp ve diğer sağlıklı dokuların korunması. Modern planlama sistemleri, görüntü kılavuzlu tedavi, yüzey takip sistemleri ve solunum kontrolü (örneğin; derin solunumda nefes tutma) teknikleriyle, kalbe giden dozlar sınırlanarak, tedavi alanlarının doğruluğu ve güvenliği belirgin şekilde arttı. Bu gelişmeler sayesinde, hastalar daha kısa süreli ve iyi tolere edilen tedaviler alabiliyor" diyerek yaşanan yenilikleri aktardı. Tedavinin başarısında yaşam tarzındaki iyileşmelerin de önemli etkisi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tezcanlı, "Günümüzde meme kanseri tedavisi, yalnızca hastalığı kontrol altına almakla kalmayıp, hastaların uzun vadede sağlıklı ve aktif bir yaşam sürdürmesini hedefleyen bütüncül bir yaklaşıma dönüştü" şeklinde konuştu.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 11:19
Oyuncu Devrim Yakut: "4 ay önce meme kanseri teşhisi kondu, erken tanı sayesinde geldi ve geçti"
Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde meme kanseri farkındalık ayı kapsamında düzenlenen "Meme Kanserine Karşı Her Raunda Hazırız" etkinliğine ünlü oyuncu Devrim Yakut katıldı. Yakut, 4 ay önce meme kanseri tanısı aldığını ilk kez bu programda dile getirirken, yaşadığı süreci "Erken teşhis sayesinde geldi ve geçti" sözleriyle aktardı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:47
Bu alışkanlıklar menopoza davetiye çıkarıyor
Yaşam süresi uzadıkça menopoz yaşı da daha fazla gündeme gelirken; menopozun geciktirilip geciktirilmeyeceği merak ediliyor. Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Aşkın Doğan, kadınların menopoza girmelerinin sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla geciktirilebileceğine vurgu yaparak, "Menopozdan kaçınmak mümkün olmasa da daha sağlıklı bir yaşam ve toksinlerden uzak durarak menopoza erken girmenin önüne geçilebilir" mesajını verdi. Menopoz, son yıllarda kadınların yaşam süresinin uzamasıyla beraber daha fazla gündemde yer alıyor. Hal böyle olunca kadınlar da menopoza girişin evrelerini, menopozu nasıl erteleyebileceğini ve bu süreçte ne yapması gerektiğini daha fazla araştırıyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Aşkın Doğan, menopozla ilgili merak edilen soruları yanıtladı. Kadınların yüzde 80’ini sıcak basıyor Menopoz öncesi dönemde kadınlarda en sık görülen semptomun sıcak basması olduğunu aktaran Doç. Dr. Aşkın Doğan, "Kadınların yüzde 80’ine kadarında menopoz öncesi dönemde sıcak basmaları ortaya çıkmaktadır. Bu bulgular vazomotor semptomlar olarak da adlandırılır. Genellikle gövdenin üst kısmında başlayan ve yüzde hissedilen bu ataklar 2-4 dakika sürer; ardından terleme ve üşüme ile sonlanır. Anksiyete de eşlik edebilir. Günde 7’den fazla atak yaşayan kadınlarda uyku, konsantrasyon, ruh hali ve cinsel aktivitede bozulma görülebilir" dedi. Depresyon riski artabilir Öte yandan menopoza geçiş dönemindeki kadınlarda, menopoz öncesi dönemlere kıyasla depresyon riskinin belirgin bir şekilde artabileceğini aktaran Doç. Dr. Aşkın Doğan, geçiş döneminde gözlemlenen diğer belirtilere değindi: "Adet düzeninde de değişiklikler olur. Eski adet düzenine göre iki adet arasındaki süre 7 günden fazla olacak şekilde önce sıklaşır, daha sonra uzamaya başlar. Adet kanama miktarında ise kademeli bir azalma görülür. Genellikle yağ kütlesi artar, yağsız kütle azalır ve bel çevresinde yağlanma daha belirgin hale gelir." Menopoz yaşında bir numaralı etken: Aile Menopoz yaşını etkileyen en önemli faktörlerden birinin genetik yatkınlık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Aşkın Doğan, "Ailede erken menopoz öyküsü varsa risk artar. Ayrıca otoimmün hastalıkları bulunan bireylerde de risk yüksektir. Geçirilmiş yumurtalık cerrahisi, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler menopoza geçiş sürecini hızlandırabilir. Öte yandan genç bireylerde erken menopoz riskini değerlendirmek için ailede erken menopoz öyküsü olup olmadığına bakılır. Ayrıca kemoterapi, radyoterapi veya yumurtalık cerrahisi geçiren kişilerde AMH (Anti-Müllerian Hormon) düzeylerinin ölçülmesi fikir verebilir. Buna ek olarak, ultrasonla yumurta sayımı ya da adet döngüsünün 3. gününde bakılan hormon değerleri de bilgi sağlar" dedi. Menopozu ertelemek mümkün değil Menopozu ertelemenin mümkün olup olmadığı konusuna da açıklık getiren Doç. Dr. Aşkın Doğan, sözlerine şöyle devam etti: "Menopozu tamamen ertelemek mümkün olmasa da, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve toksinlerden uzak durmak; örneğin sigara ve alkol kullanmamak erken menopoza girişi geciktirebilir. Sağlıklı beslenme de önemlidir: antioksidan, omega-3, D vitamini, folat ve B12 alımı genel olarak önerilir. Ayrıca stres yönetimi de önemlidir. Çünkü stres, kortizol üretimini artırarak yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir." Semptomları hafifletmekte etkili olabilir Menopozu ertelemek ya da geciktirmek için uygulanan tedavilerin sağlık üzerindeki etkileri hakkında bilgi veren Doç. Dr. Aşkın Doğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Menopozu geciktirmek tam anlamıyla mümkün olmasa da, erken menopoz durumlarında hormon replasman (yerine koyma) tedavileri uygun hastalarda semptomları hafifletmede etkili olabilir. Özellikle 40 yaş altında, AMH değerleri düşük ve ileride çocuk sahibi olma isteği bulunan hastalarda oosit (yumurta) dondurma işlemi önerilir. Bu işlem menopozu geciktirmese de doğurganlık (fertilite) kapasitesini koruma açısından önemlidir. Uygun hastalarda (meme kanseri öyküsü olmayan, tromboemboli, inme, koroner kalp hastalığı veya aktif karaciğer hastalığı bulunmayan bireylerde) hormon replasman tedavisi semptomatik hastalarda önerilebilir. Kısa vadede sıcak basmaları ve vajinal kuruluk gibi şikayetleri azaltırken, uzun vadede bilişsel fonksiyonlar, kemik sağlığı ve idrar kontrolü üzerine olumlu etkiler sağlayabilir. Deneysel olarak PRP (Platelet Rich Plasma) gibi bazı yöntemler menopozu ertelemeye yönelik olarak araştırılmaktadır. Ancak şu anda bu amaçla bilimsel olarak kanıtlanmış bir yöntem bulunmamaktadır."
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:44
2 yılda bir yetişiyor, olgunlaşınca değil çürüyünce tüketiliyor
Sivas’ın yüksek rakımlı bölgelerinde kendiliğinden yetişen üvez ağaçları, iki yılda bir verdiği meyvelerle dikkat çekiyor. Ağustos ve Eylül aylarında toplanan üvez, tam olgunluğa ulaştıktan sonra bir süre bekletilerek çürümeye bırakılıyor. Bu şekilde tüketilen meyvenin kalp ve cilt rahatsızlıklarına iyi geldiği, sindirim sistemi üzerinde olumlu etkiler sunduğu düşünülüyor. Doğal yapısı ve nadir bulunması nedeniyle kıymetli görülen üvez, özellikle bağırsak sorunları ve kalp krizi riskine karşı koruyucu bir besin olarak değerlendiriliyor. Bir yıl aranın ardından olgunlaşan üvez meyvesi, geçtiğimiz yıl Ağustos ve Eylül aylarında toplanıp çürümeye bırakılmasının ardından bu sezon Sivas’ta tezgâhlarda yeniden yerini aldı. Kilosu 300 liradan satışa sunulan üvez, şifa arayanlar tarafından yoğun ilgi görüyor. Sivas’ta esnaflık yapan Ahmet Şarkışla vezin kış meyvesi olduğunu söyleyerek, "Vatandaş vezi aldıktan sonra karanlık bir odaya koyar. 1-2 günde değil, 30 gün boyunca tüketilir. 10 ve 11. aylarda, Tokat - Sivas arasında ve yüksek kesimlerde çıkar. Her köyde bulunmaz. Vezi kış meyvesi olarak adlandırırız. Yetişkin insanlar veziyi daha iyi bilirler. Soğuk algınlığına, sindirim sistemine ve bağışıklığa da iyi gelir" dedi. Geçen yıl 500 kilo çıkan üvez bu yıl sadece 50 kilo "2 yılda bir yetişiyor. Bir sene bereketli olur, diğer sene daha az yetişir. Olgunlaşınca tezgaha asarız, simsiyah olunca yenir. Bağın tanesi yaklaşık 2 kilogram, vatandaş bunu 1 ayda tüketmeli. Geçen sene bu zamanlarda 150 liraydı, şimdi ise 300 liraya kadar çıktı. Bu yıl dökümü daha az olduğu için fiyatı yükseldi. 500 kilogram çıkan yerde şu an 50 kilogram toplandı" diye belirtti. Kış aylarının şifa meyvesi Üvezin sağlık açısından faydalarını anlatan Ahmet Şarkışla, "Özellikle kış aylarında tüketilmesi gereken üvez soğuk algınlığına, bağışıklığa, yüksek tansiyona, bağırsak hastalığına, kalbe ve böbrek rahatsızlıklarına iyi gelir. Sadece Sivas’tan değil çevre illerden de alanlar oluyor. Vatandaş merak edip geliyor. İkram ediyoruz ve ertesi gün gelip alıyorlar. Bilmeyenler adını öğrensin diye 5 tane etiket koyduk" diye belirtti.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:43
Dikkat testi çocuğun potansiyelini ortaya çıkarabilir
Çocukluk çağının en sık görülen rahatsızlıklarından olan Dikkat Eksikliği Hiperaktivite bozukluğu (DEHB), son derece önemli akademik, sosyal, psikiyatrik sorunlara yol açabilen aşırı hareketlilik, dikkatle ilgili sorunlar, dürtüsellik ile karakterize ve olumsuz etkileri yaşam boyu sürebilen bir nörobiyolojik rahatsızlıktır. Moxo Testiile dikkat eksiliği ve hiperaktive bozukluğu tanısına ulaşılabilir. Medicana Bursa Hastanesi Uzman Psikolog Başak Mutlu, çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtilerinin erken dönemde fark edilmesi ve bilimsel yollarla değerlendirilmesinin, hem akademik başarı hem de sosyal uyum açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Mutlu, bu konuda ailelere önemli bir destek aracı olan MOXO Dikkat Testi hakkında bilgi verdi. MOXO Dikkat Testi’nin; çocukların dikkat düzeyini, zamanlama becerilerini, dürtü kontrolünü ve hiperaktivite seviyesini objektif biçimde ölçen bilimsel bir test olduğunu belirten Psikolog Başak Mutlu, şunları söyledi: "MOXO testi, çocukların gerçek yaşamdaki dikkat performanslarını yansıtan bir testtir. Test sırasında çeşitli dikkat dağıtıcı uyaranlar eşliğinde çocuğun tepkileri ölçülür. Bu sayede sadece dikkat eksikliği değil, aynı zamanda hangi ortamlarda zorlandığı da net bir şekilde ortaya konur. Böylece çocuğa özel, doğru destek planları geliştirilebilir." Başak Mutlu, bazı davranışsal belirtilerin dikkate alınarak bir uzmandan MOXO testi talep edilmesi gerektiğini de ifade etti: "Ders çalışmasına rağmen düşük notlar. Ödevleri son ana bırakma. Akran ilişkilerinde zorluk. Sınavlarda zamanı etkili kullanamama. Dalgınlık, unutkanlık ve sık hata yapma. Sürekli hareket halinde olma veya sakarlık. Dikkat süresinin çok kısa olması." Çocukların dikkat becerilerinin yalnızca şikâyetlere göre değil, bilimsel verilerle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Mutlu, testin aynı zamanda tedavi ve destek süreçlerinin planlanmasında önemli bir kılavuz olduğunu söyledi Mutlu, "MOXO, çocuğun güçlü ve gelişime açık yönlerini ortaya koyarak bize yol gösterir. Ebeveynlerin içgüdüsel gözlemleri çok değerlidir ancak bu gözlemleri bilimsel verilerle desteklemek, çocuğa en doğru desteği sunmamızı sağlar" diye konuştu.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:37
Türk doktordan Oxford’ta bilimsel sunum
Doç. Dr. Muzaffer Al, İngiltere’de Oxford Üniversitesi’nde 6. Uluslararası Bariatrik Kulübünde bilimsel sunum yaptı. Büyük Anadolu Hastanesi hekimlerinden Doç. Dr. Muzaffer Al, İngiltere’nin Oxford kentinde düzenlenen Obesity Testesterone and the Male Infertility Defining The Impact of Bariatric Surgery konulu bilimsel sunumunu İngiltere’de Oxford Üniversitesinde 6. Uluslararası Bariatrik Kulübünde uluslararası katılımcılarla paylaştı. Dünyanın dört bir yanından önde gelen bilim insanlarının yer aldığı kongrede Doç. Dr. Muzaffer Al; obezite, testesteron ve erkek infertilitesi üzerine bariatrik cerrahisinin etkisi üzerine gerçekleştirdiği sunum ile büyük ilgi gördü. Sunum hakkında bilgi veren Büyük Anadolu Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yakup Yönten, "Hekimlerimizin uluslararası bilimsel platformlarda ülkemizi temsil etmesi bizler için gurur verici. Grubumuz hekimlerinden Doç. Dr. Muzaffer Al’ın bu başarısı, hem hastanelerimizin hem de ülkemizin sağlık alanındaki güçlü konumunu ortaya koymaktadır" dedi. Oxford Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşen kongre, alanında en güncel gelişmelerin tartışıldığı ve uluslararası iş birliklerinin geliştirildiği önemli bir bilimsel buluşma noktası oldu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder