Son Dakika
|
Cinayete kurban giden taksicinin acılı kardeşi konuştu!
İran’da dünyanın en büyük doğal gaz sahasındaki rafinerilere saldırı
İstanbul Havalimanı’nda Ramazan Bayramı yoğunluğu
İsrail'in Lübnan saldırısında can kaybı 12'ye yükseldi
MSB açıkladı! Adana'ya yeni Patriot sistemi konuşlandırıldı
İsrail, Lübnan’da 15 katlı binayı yerle bir etti
Adana’da rekor: 144 milyon kaçak makaron ele geçirildi
Sarp Sınır Kapısı’nda yolcu geçişi 5 milyonu aştı
İran’dan Trump’a gözdağı: "Sürprizlerimizi beklesin"
Mücteba Hamaney, iki aracı ülkenin ilettiği teklifi reddetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Bakan Bayraktar Erzincan’da konuştu: "Enerjide güçlü Türkiye için birlik şart"
Suudi Arabistan: "Riyad’a doğru fırlatılan 4 balistik füze imha edildi"
Bodrum’da 2 bin yıllık dev çınar keşfedildi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Umman Sultanı Bin Tarık ile telefonda görüştü
Merz: "Washington, İran'a yönelik saldırılar öncesinde bize danışmadı"
Pezeşkiyan, İran İstihbarat Bakanı Hatip’in saldırılarda hayatını kaybettiğini doğruladı
Kutsal emanetlere rekor ziyaret
SAĞLIK
Giresun’da trafikte ambulans duyarlılığı
18 Mart 2026 Çarşamba - 18:43:46
Giresun’da bir ambulans şoförünün paylaştığı video, emniyet şeridinin boş bırakılmasıyla sağlık ekiplerinin hızlı müdahalesine dikkat çekti. Giresun’da 112 Acil Sağlık Hizmetleri’nde görev yapan ambulans şoförü İlker Demir’in sosyal medyada paylaştığı video, trafik ve sağlık açısından örnek bir davranışı gözler önüne serdi. "Siz hiç boş emniyet şeridi gördünüz mü?" notuyla paylaşılan görüntüler kısa sürede binlerce beğeni aldı. Görüntülerde, Karadeniz Sahil Yolu’nda yaşanan trafik yoğunluğuna rağmen emniyet şeridinin açık olduğu ve ambulansın vakaya hızlı şekilde ilerleyebildiği görülüyor. Türkiye genelinde sıkça karşılaşılan, ambulansların emniyet şeridi ihlalleri nedeniyle zaman kaybettiği durumların aksine, Giresun’daki bu duyarlılık dikkat çekti. Yetkililer, acil sağlık hizmetlerinde saniyelerin bile hayati önem taşıdığına vurgu yaparak, sürücülerin emniyet şeridini gereksiz yere kullanmaması gerektiğini hatırlattı. Paylaşılan video, hem trafik kurallarına uyumun hem de toplumsal duyarlılığın hayat kurtardığını bir kez daha ortaya koydu.
18 Mart 2026 Çarşamba - 17:26
BURTOM’dan mimari mirasa saygı
Cumhuriyet dönemi modern mimarisinin Bursa’daki en önemli simgelerinden biri olan Villa Biçen’in girişine yapının mimarı usta isim Aydın Boysan’ın anısını yaşatmak amacıyla hazırlanan bir anı plakası yerleştirildi. Burtom Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erol Kılıç, ünlü mimar Aydın Boysan tarafından 1954 yılında tasarlanan ve Bursa’nın sivil mimari belleğinde özel bir yere sahip olan yapının giriş kapısına, usta mimarın isminin ve yapının tarihî değerini açıklayan metnin yer aldığı bir anı plakası yerleştirildiğini kaydetti. Anı plakasıyla hem Bursa’nın modern tarihine sahip çıkmayı hem de Türk mimarisinin duayen ismi Aydın Boysan’ın hatırasını ölümsüzleştirmeyi hedeflediklerini ifade eden Dr. Erol Kılıç, "Dönemin Bursa Valisi Cahit Ortaç’ın ricası üzerine Atatürk’ün silah arkadaşı Rıza Biçen ve eşi Rabia Biçen için inşa edilen; İtalya’dan getirilen mermerleri ve dönemin ötesindeki estetiğiyle mimari bir eser olarak tasarlanan Villa Biçen’in mimari kimliğini bu plakayla tescillemek istedik" dedi. Dr. Erol Kılıç, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Villa Biçen, sadece bir yönetim binası değil; Aydın Boysan’ın Bursa’ya bıraktığı en kıymetli modern mimari miraslardan biridir. Bizler, bu değerli mirası aslına uygun şekilde korurken, bugün bina girişine yerleştirdiğimiz anı plakasıyla hem usta mimarımıza bir saygı duruşunda bulunuyor, hem de bu yapının tarihi kimliğini kayıt altına alıyoruz. Burtom Sağlık Grubu olarak, sağlık hizmetinde, ülke geneline yaygın çalışmalarımızda yönetim merkezi olarak kullandığımız Villa Biçen’i, aslına uygun şekilde titizlikle muhafaza ediyor ve bakımını severek üstleniyoruz. Bu plaka, Bursa’nın kültürel mirasını koruma konusundaki kararlılığımızın ve bu simge yapıya duyduğumuz saygının kalıcı bir nişanesidir. Villa Biçen’in özgün mimari kimliği ile hem binanın mimarı Sayın Aydın Boysan‘ın anısını yaşatıyor, hem de Bursa’nın modern tarihine ışık tutmaya çalışıyoruz." Mimari bellek geleceğe aktarılıyor 1954 yılında dönemin kısıtlı şartlarında inşa edilen Villa Biçen; ihtişamlı salonu ve özgün donatılarıyla 150 kişilik davetlere ev sahipliği yapmak üzere inşa edildi. Bir süre akademik kurumlara hizmet verdikten sonra Burtom Sağlık Grubu bünyesine katılan yapı, girişine konulan yeni anı plakasıyla birlikte Bursa’nın modern tarihine tanıklık etmeye ve mimari bir rehber olmaya devam edecek.
18 Mart 2026 Çarşamba - 17:25
Bayramda doğru beslenme ile dengeyi korumak mümkün
Bayramda artan tatlı ve hamur işi tüketiminin şişkinlik, ağırlık hissi ve kan şekeri dengesizliğine yol açabileceğini ifade eden Dyt. Çağla Koç, dengeli ve ölçülü beslenme önerilerinde bulundu. Bu durumun kan şekeri dengesizliklerine bağlı olarak ağırlık hissi ve şişkinlik gibi sorunlara yol açabileceğini belirten Nev Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Çağla Koç, bayram sürecinde dengeli ve kontrollü beslenmenin önemine dikkat çekti. Dyt. Çağla Koç, bayram sabahında güne hafif bir kahvaltıyla başlamanın önemli olduğunu vurguladı. Kahvaltıda kızartma ve kavurma yöntemiyle pişirilmiş besinlerin tercih edilmemesi gerektiğini belirten Koç, bayram ziyaretlerinde geleneksel olarak tatlı ikramı olacağı için sabah öğününde şeker, bal ve benzeri tatlı gıdalara yer verilmemesinin yararlı olacağını ifade etti. Kahvaltıda domates, salatalık, maydanoz ve taze biber gibi çiğ sebzelerin bolca tüketilmesini öneren Koç, az yağlı peynir ve haşlanmış yumurtanın uygun tercihler arasında yer aldığını söyledi. Sucuk, salam, sosis gibi yağlı besinlerle birlikte börek benzeri hamur işi gıdalardan kaçınılması gerektiğini dile getiren Koç, tam buğday ekmeğinin ise kan şekerini dengelemeye yardımcı olarak daha uzun süre tokluk hissi sağladığını kaydetti. "Tatlı tercihinde ölçü ve doğru seçim önemli" Bayramda tatlı tüketiminin oldukça yaygın olduğuna işaret eden Dyt. Çağla Koç, tatlı tüketilmek istendiğinde hamurlu ve şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıların küçük porsiyonlar halinde tercih edilmesinin daha doğru olacağını söyledi. İkramlarda da daha hafif seçeneklere yönelinmesi gerektiğini belirten Koç, hamur işi tatlılar yerine sütlü tatlılar, taze veya kuru meyveler sunulabileceğini ifade etti. İçecek tercihlerinde ise şerbet yerine taze sıkılmış meyve suyu, az şekerli limonata ve ayran gibi alternatiflerin öne çıkarılması gerektiğini söyledi. "Su tüketimi artırılmalı" Ramazan ayı boyunca su ve sıvı tüketiminin azalmasına bağlı olarak vücutta sıvı kaybı oluşabileceğini hatırlatan Dyt. Çağla Koç, bu kaybın yerine konabilmesi için bayram süresince günde en az 2 ila 2,5 litre su tüketilmesi gerektiğini belirtti. "Ani ve aşırı yüklenmeden kaçınılmalı" Bayramda bir anda fazla miktarda yemek tüketmenin sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini ifade eden Koç, yiyecek miktarının aniden artırılmaması gerektiğini söyledi. Sürekli atıştırma şeklinde bir beslenme düzeninden kaçınılmasının önemine değinen Koç, öğün aralarının en az 2, en fazla 4-5 saat olacak şekilde planlanmasının daha sağlıklı olacağını belirtti. "Fiziksel hareket ihmal edilmemeli" Bayram ziyaretlerinde hareketliliğin artırılmasının da önemli olduğuna dikkat çeken Dyt. Çağla Koç, ziyaretlere mümkün olduğunca yürüyerek gidilmesini, asansör yerine merdiven kullanımının tercih edilmesini önerdi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 16:25
Tan: "Amaç, uzayan yaşamı onurlu kılmaktır"
Sivas Numune Hastanesinde görevli Gerontolog Gökçe Tan, "Bugün aktif yaşlanma kavramı, kadim ölümsüzlük arzusunun modern dünyadaki dönüşmüş biçimidir. Artık amaç sonsuz yaşam değil; uzayan yaşamı anlamlı, katılımcı ve onurlu kılmaktır" dedi. Gerontolog Gökçe Tan, 18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Sivas’ta kurulan Darülreha’nın ilk huzurevi olma özelliğini taşıdığını ifade eden Tan, "İnsanlık tarih boyunca hep ölümsüzlüğü aramıştır. Günümüzden yaklaşık 4 bin yıl öncesine dayanan, tarihteki ilk destan olan Gılgamış Destanı, dostunu kaybeden Kral Gılgamış’ın gençlik otunu bulma yolculuğunu anlatır. Yine Anadolu anlatılarında Lokman Hekim’in yılanların şahı Şahmeran’dan ölümsüzlüğün ilacını öğrendiği rivayet edilir. Peki, ölümsüzlüğün mümkün olmadığının anlaşılması, toplumların yaşlı bireylere yaklaşımını nasıl şekillendirdi? Bunun cevabı yarım milyon yıl eskiye dayanan arkeolojik kazılarda saklı. Antik Yunan’da yaşlı bakımıyla ilgili sert kanunlar vardı, öyle ki yaşlılarına bakmayan çocuklar cezalandırılıyordu. Bununla beraber şehirden bakım almanızı sağlayan bir sistem de mevcuttu. Yine Oğuz Boyu’nda yaşlılar bilge, yararlı ve saygın kişiler olarak görülüyordu. Anadolu’da Selçuklular döneminde Sivas’ta kurulan Darülreha, yaşlıları korumaya yönelik hizmetler veren ilk huzurevi özelliğini taşımaktaydı. Yaşlılık yüzyıllar boyunca aile ve topluluk içinde bakım pratikleriyle karşılanmışken; yaşlılığın beraberinde getirdiği sorunların daha görünür hale gelmesi artık tıbbi olarak çözümlenmesi gereken bir süreç haline gelmişti. Özellikle Orta Çağ’da tıbbın babası olarak da bilinen İbn-i Sina da El Kanun Fi’t Tıp kitabında yaşlılık dönemine özgü bedensel değişimleri ve sağlık sorunlarını ele alarak, yaşlılığın tıbbi olarak değerlendirilmesine zemin hazırlamıştır. Bununlar beraber İbni-Sina, yaşlılığın yaşam tarzıyla da ilgili olduğunu vurgulayarak, yaşlanmanın önlenmesi ve geciktirilmesi gibi bir kaygı gütmeden konforlu ve kaliteli yaşamın sırlarını aramıştır" dedi. Geriatri kavramının 20. yüzyılın başlarında ortaya çıktığını ifaden eden Tan, "Yüzyıllar içinde gelişen tıp ve sosyal bilimler, yaşlanma sürecine olan bu ilgiyi derinleştirerek çok boyutlu bir olgu olarak ele alınmasını isteyen yaşlanma dedektiflerini ortaya çıkarmıştır. Nitekim 20. yüzyılın başlarında Ignatz Leo Nascher tarafından ‘geriatri’ kavramının ortaya konmasıyla yaşlı sağlığı tıbbın ayrı bir uzmanlık alanı haline gelirken; yaşlanma sürecini biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlarıyla inceleyen ‘gerontoloji’ de bağımsız bir bilim alanı olarak gelişmeye başlamıştır. Geriatri ve gerontolojinin ‘Nasıl kaliteli ve başarılı yaşlanabiliriz?’ sorusu aktif yaşlanma kavramıyla cevap bulmuştur. Nitekim ilk defa Dünya Sağlık Örgütü tarafından ortaya konan aktif yaşlanma yaklaşımı; bireylerin sağlık, katılım, güvenlik olarak üç temel unsurun birleşimiyle meydana gelmiştir. Bu unsurlar yaşlı bireylerin yalnızca sağlık hizmetlerinden yararlanan pasif bireyler değil, aynı zamanda toplum içinde üretken, katılımcı ve karar süreçlerine dahil olan bireyler olduğunu vurgular" diye konuştu. Tan, "Bugün aktif yaşlanma kavramı, kadim ölümsüzlük arzusunun modern dünyadaki dönüşmüş biçimidir. Ne Kral Gılgamış ölümsüzlük otunu yiyebildi ne de Lokman Hekim gençlik iksirini kullanabildi. Artık amaç sonsuz yaşam değil; uzayan yaşamı anlamlı, katılımcı ve onurlu kılmaktır. Cicero’nun da dediği gibi yaşlılığa karşı en mükemmel ilaç, bilgili ve erdemli olmaktır" açıklamasında bulundu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Mart 2026 Cumartesi- 13:54
Maçta kaleciyle çarpışan genç futbolcunun böbreği parçalandı, ameliyatla hayatı kurtuldu
2
17 Mart 2026 Salı- 12:25
Uzmandan bayram öncesi diş sağlığı uyarısı
3
17 Mart 2026 Salı- 10:14
34 yaşındayken bayram arifesinde kanser olduğunu öğrendi, robotik cerrahiyle sağlığına kavuştu
4
18 Mart 2026 Çarşamba- 10:48
Uzmanından bayram için ’2 dilim’ uyarısı
5
16 Mart 2026 Pazartesi- 12:32
Usta sanatçı Orhan Gencebay, hastanede tedavi altında
12 Aralık 2025 Cuma - 10:56
Ayağında parçalı kırık oluşan köpek 2 saatlik ameliyat ile eski sağlığına kavuştu
Bilecik’te bir aracın çarptığı ayağında parçalı kırık oluşan köpek 2 saatlik ameliyat ile eski sağlığına kavuştu. Bilecik’in Osmaneli ilçesinde Cami Kebir Mahallesi’nde karayolu üzerinde bir aracın çarptığı köpek ihbarı alan Osmaneli Belediyesi Hayvan Barınağı- Hayvan Hastanesi ekipleri hemen olay yerine gitti. Ekipleri ayağından yaralanan köpeği hemen Osmaneli Belediyesi Hayvan Barınağı- Hayvan Hastanesine götürdü. Köpek burada yapılan ilk müdahalesinde sol ayağında kırık tespit edilirken hemen ameliyata alındı. "Adını da ’Şans’ koyduğumuz köpek iyileşince sahiplendireceğiz" Ameliyat sonrası açıklama yapan Osmaneli Belediyesi Hayvan Barınağı- Hayvan Hastanesi Veteriner Hekim Halil İbrahim Güler, "Hayvanımız geldiğinde sol ayağında bir kırığımız vardı. Burada yapılan muayeneler ve tetkikler sonucunda parçalı kırığı tespit ettik ve hemen ameliyata aldık. Ameliyatta bir adet pim kullanıldı, bir tane dinamik kompresyon plağı, üç tane vida ve üç tane de serklaj teli ile sabitledik. Ayağı şuan üzerinden bir hafta geçti, köpeğimiz gayet iyi. Adını da ’Şans’ koyduğumuz köpek iyileşince sahiplendireceğiz" dedi. (CKT-Y)
12 Aralık 2025 Cuma - 10:38
Zorbalık bir ömrü etkiliyor
Günümüzde yaygın bir sorun halini alan akran zorbalığına karşı Çeşme Kent Konseyi Kadın Meclisi ve Medicana Çeşme Tıp Merkezi önemli bir çalışmaya imza attı. Medicana Sağlık Grubu Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psikolog Burçin Deniz, Çeşme’de ebeveynlerle bir araya gelerek akran zorbalığına karşı dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi. Klinik Psikolog Burçin Deniz, "Akran zorbalığı bir çocuğun geleceğini şekillendiren ve üzerinde dikkatle durulması gereken bir deneyimdir" diye konuştu. Genç ruhlarda olumsuz izler bırakan akran zorbalığı, son yıllarda mücadele edilmesi gereken konulardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu noktada sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve özel sektör el ele vererek akran zorbalığına karşı özellikle ebeveynlerin bilinçlenmesi için önemli farkındalık çalışmalarına imza atıyor. Söz konusu çalışmalardan biri de Medicana International İzmir Hastanesi’nin katkılarıyla, Çeşme Kent Konseyi Kadın Meclisi ve Medicana Çeşme Tıp Merkezi işbirliğiyle hayata geçirildi. Ebeveynlerle Çeşme Kent Konseyi’nin konferans salonunda bir araya gelen Medicana International İzmir Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psikolog Burçin Deniz ‘Akran Zorbalığı’ başlıklı seminerde önemli mesajlar verdi. Klinik Psikolog Burçin Deniz akran zorbalığının tanımı, etkileri ve korunma yolları hakkında aileleri bilgilendirdi. Çocuk ve ergen sağlığını tehdit ediyor Akran zorbalığının çokça göz ardı edildiğini fakat zorbalığa uğrayan kişide derin etkilere neden olduğunu aktaran Klinik Psikolog Burçin Deniz, akran zorbalığının basit bir şakalaşmadan çok daha farklı bir olgu olduğunu vurguladı. Zorbalığın kasıtlı, tekrarlayıcı ve güç dengesizliğine dayalı bir davranış biçimi olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Burçin Deniz, "Günümüzde fiziksel zorbalık kadar sözel ve ilişkisel zorbalıkta -ki özellikle dijital platformlarda yaşanan siber zorbalık- çocuk ve ergen ruh sağlığını tehdit eden en önemli unsurlardan biri hâline gelmiş durumda" dedi. Akran zorbalığının çocuklar üzerinde kısa ve uzun vadeli olumsuz sonuçlara neden olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Burçin Deniz, "Özgüven kaybı, okula gitmek istememe, kaygı ve sosyal geri çekilme gibi belirtiler yalnızca başlangıç. Zorbalığın etkileri ilerleyen yıllarda güven problemleri, akademik düşüşler ve sosyal kırılmalarla kendini gösteriyor. Bu yönüyle zorbalık, yalnızca o an yaşanan bir problem olarak değerlendirilmemeli. Bir çocuğun geleceğini şekillendiren ve üzerinde dikkatle durulması gereken bir deneyim olarak görülmelidir" mesajını verdi.
12 Aralık 2025 Cuma - 10:01
Sürekli susama ve yorgunluk diyabet habercisi olabilir
Diyabetin sinsi başlangıç gösterdiğine dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Eşenli, "Sürekli susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve yaraların geç iyileşmesi çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa bunlar diyabetin erken sinyalleridir. Erken tanı, komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynar. Diyabet yalnızca kan şekeri yüksekliği değildir, tedavi edilmediğinde tüm organları etkileyebilen ciddi bir metabolik hastalıktır" dedi. VM Medical Park Bursa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Eşenli, toplumda giderek yaygınlaşan diyabet hastalığının erken dönemde çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini söyleyerek önemli uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Eşenli, "Diyabet yalnızca kan şekeri yüksekliği değildir, tedavi edilmediğinde tüm organları etkileyebilen ciddi bir metabolik hastalıktır" şeklinde konuştu. "Belirtilerin hafifliği teşhisi geciktirebiliyor" Diyabetin sinsi başlangıç gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Eşenli, "Sürekli susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve yaraların geç iyileşmesi çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa bunlar diyabetin erken sinyalleridir. Erken tanı, komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynar" şeklinde konuştu. "Diyabetin iki farklı tipi olsa da sonuçları benzerdir" Diyabetin Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki temel formda görüldüğünü dile getiren Uzm. Dr. Eşenli, "Tip 1 diyabet genellikle çocukluk döneminde başlar ve insülin eksikliği sonucu ortaya çıkar. Tip 2 diyabet ise yetişkinlerde daha sık görülür ve insülin direnciyle ilişkilidir. Her iki durumda da kontrolsüz kan şekeri kalp, böbrek, göz ve sinir sistemi üzerinde kalıcı hasarlara yol açabilir" dedi. "Tip 1 diyabet yaşam boyu insülin gerektirir" Tip 1 diyabetin ani başlangıç gösterebileceğini vurgulayan Eşenli, hızlı kilo kaybı, sık idrara çıkma ve ağızda aseton kokusunun önemli belirtiler arasında yer aldığını belirterek, "Tedavinin temeli insülindir. Bilinçli beslenme ve düzenli aktiviteyle hastalar güvenle yaşamlarını sürdürebilir" ifadelerini kullandı. "Tip 2 diyabet doğru alışkanlıklarla kontrol edilebilir" Tip 2 diyabetin günümüzde en sık görülen diyabet türü olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Eşenli, "Fazla kilo, hareketsiz yaşam ve düzensiz beslenme temel risk faktörleridir. Diyet, egzersiz ve ilaç tedavileriyle kan şekeri kontrol altına alınabilir" dedi. "Diyabet tüm vücudu etkileyebilir" Diyabetin uzun dönemde çoklu organ hasarına yol açabileceğini hatırlatan Eşenli, "Kalp damar hastalıkları, böbrek yetmezliği ve sinir hasarı en sık karşılaşılan komplikasyonlardır. Düzenli takip ve kişiye özel tedavi bu nedenle kritik öneme sahiptir" dedi. "Doğru yönetimle diyabetle sağlıklı bir yaşam mümkündür" Diyabet tanısının kişilerde hayatın olağan akışını bozmak zorunda olmadığını söyleyen Uzm. Dr. Halil Eşenli, "Kan şekeri doğru kontrol edildiğinde bireyler sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. En güçlü savunma, bilinçli hareket etmek ve hekim önerilerine uymaktır" diyerek sözlerini tamamladı.
12 Aralık 2025 Cuma - 09:58
Yeşim Grup’tan TEV bursiyerleriyle anlamlı buluşma
Yeşim Grup, ’önce insan’ yaklaşımı ve eğitime verdiği desteğin bir yansıması olarak uzun yıllardır iş birliği yürüttüğü Türk Eğitim Vakfı ile birlikte Şükrü Şankaya Burs Fonu’ndan yararlanan üniversiteli gençleri Bursa’daki merkez fabrikasında ağırlayarak kurum kültürünü tanıtan anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Yeşim Grup, uzun yıllardır iş birliği içinde olduğu Türk Eğitim Vakfı ile "Eğitim İçin Atılan Her Adım Hayatımızı Değiştirir" mottosu doğrultusunda anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi. Yeşim Grup kurucularından merhum Şükrü Şankaya’nın vefatının ardından, 2006 yılında, onun insana değer veren yaklaşımını yaşatmak amacıyla kurulan Şükrü Şankaya Burs Fonu’ndan yararlanan üniversite öğrencileri, Yeşim Grup’un Bursa’daki merkez yerleşkesinde faaliyet gösteren Almaxtex Tekstil’de bir araya geldi. Etkinlik kapsamında bursiyerler, Yeşim Grup’un kurum kültürünü ve işleyişini yakından tanımak üzere çeşitli departmanlar tarafından hazırlanan oryantasyon sunumlarına katılarak şirketi bütüncül bir perspektifle deneyimleme fırsatı buldu. Buluşmanın açılış konuşmasını yapan Yeşim Grup Kurumsal İletişim Direktörü Dilek Cesur, Yeşim Grup’un insana dokunan tüm projelerinde sürdürülebilir bir değer üretme hedefiyle hareket ettiğini belirterek "Yeşim Grup olarak ‘önce insan’ anlayışını yalnızca bir ilke değil, tüm iş yapış biçimimize yön veren bir değer olarak benimsiyoruz. Kurucumuz merhum Şükrü Şankaya’nın gençlerin eğitimine duyduğu güçlü inanç, bugün Şükrü Şankaya Burs Fonu ile yaşamaya devam ediyor. Eğitimde fırsat eşitliğini desteklemek, gençlerin potansiyellerini ortaya çıkarabilecekleri alanlar oluşturmak ve onların geleceğe umutla hazırlanmasına katkı sağlamak bizim için büyük önem taşıyor. TEV ile yıllardır süren iş birliğimiz, bu etkiyi daha da güçlendiriyor. Bugün bursiyerlerimizi Yeşim Grup çatısı altında ağırlamak ve kendilerine ilham olabilecek bir deneyim sunmak bizler için ayrı bir değer taşıyor" dedi. TEV Bursa Şube Başkanı Sertaç Şipka ise konuşmasında Yeşim Grup ile kurulan uzun soluklu iş birliğinin önemine değinerek "Yeşim Grup’un ‘önce insan’ yaklaşımını yıllar önce burada staj yaptığım dönemde yakından tanıma fırsatı buldum. Bu kurumun insana verdiği değerin yıllar içerisinde daha da güçlenerek sürdüğünü görmek büyük bir mutluluk. Bugün bursiyerlerimizin Yeşim Grup’ta ağırlanması hem kendileri için yeni ufuklar açıyor hem de eğitimde fırsat eşitliğine verilen önemin somut bir örneğini ortaya koyuyor. Şükrü Şankaya Burs Fonu, genç kızların hayatına dokunan çok kıymetli bir proje ve bu değerin TEV ile Yeşim Grup iş birliği içinde yaşatılıyor olması bizim için gurur verici. Gençlerin gelecekte burada karşılarına çıkabilecek fırsatları görmeleri ve ilham almaları çok kıymetli" ifadelerini kullandı. Etkinlik, oryantasyon sunumlarının ardından gerçekleştirilen fabrika gezisiyle sona erdi. Bursiyerler hem üretim süreçlerini yerinde inceleme fırsatı buldu hem de Yeşim Grup’un sürdürülebilirlik, kapsayıcılık ve insan odaklı çalışma kültürünü yakından gözlemledi. Yeşim Grup ve TEV’in birlikte yürüttüğü bu iş birliği, eğitimde fırsat eşitliğine katkı sunmaya ve gençlerin kariyer yolculuklarına ilham vermeye devam edecek.
12 Aralık 2025 Cuma - 09:55
Denizli’de bebek dostu hastanelere teşekkür belgeleri verildi
Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Sağlık Bakanlığınca yürütülen "Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı" kapsamında "Bebek Dostu Hastane" unvanlarını devam ettiren hastanelere teşekkür belgeleri düzenlenen törenle verildi. Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Hastane Kuruluşları Programı kapsamında hastaneler ve birinci basamak sağlık kuruluşları Başarılı Emzirmede 10 Adım ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmekte ve başarılı olan sağlık kuruluşları ‘Bebek Dostu Sağlık Kuruluşu’ unvanı ile ödüllendirilmekte, bu unvana sahip hastaneler 5 yılda bir ulusal değerlendiriciler tarafından tekrar değerlendirmeden geçmektedir. Bu doğrultuda Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen Ulusal Bebek Dostu Hastane Değerlendirme Ekibi tarafından Denizli’de yıllık doğum sayısı 500 ve üzeri olan Bebek Dostu Hastane unvanına sahip hastanelerin unvanlarının sürdürülebilirliği açısından yapılan değerlendirmeler sonucunda, daha önce "Bebek Dostu Hastane" unvanı ve "Bebek Dostu Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi" unvanı almış ve bu unvanlarını devam ettiren Pamukkale Üniversitesi Hastaneleri, kamu ve özel hastanelerinin yöneticilerine teşekkür belgeleri, Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk tarafından verildi. İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, anne sütünün bebekler için hayati önem taşıdığını vurgulayarak, emzirmenin korunması ve yaygınlaştırılması için il genelinde güçlü çalışmalar yürütüldüğünü söyledi ve şöyle konuştu: "Anne sütü, yaşama en iyi başlangıcı sağlayan, beslenme yetersizliklerinin önlenmesinde, sağlıklı beslenmenin sürdürülmesinde ilk adım ve bebeğin ilk aşısıdır. Bu nedenle emzirmenin korunması, desteklenmesi ve yaygınlaştırılması gerekmektedir. Bu amaçla İlimizde dünyaya gelen bebeklerin hayata sağlıklı başlamalarının yanı sıra beslenme yetersizliklerinin önlenmesinde, sağlıklı beslenmelerinin sürdürülmesinde, anne ve bebeğinin sağlığının hem ruhsal hem de metabolik olarak korunmasında ilk adım olan anne sütünün alınmasına yönelik ilimizde kamu, üniversite ve özel hastaneler olarak özverili çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmalar neticesinde Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları programı kapsamında Denizli olarak 2004 yılından bu yana bebek dostu il, 2019 yılından bu yana da Altın Bebek Dostu il unvanına sahibiz. İlimizde mevcut üniversite, kamu, özel hastanelerimizin hepsi bebek dostu hastane ve Aile Hekimlerimizin % 98’i bebek dostu aile hekimliği birimi unvanına sahiptir, ayrıca Denizli DH, Servergazi DH ve PAÜ yeni doğan yoğun bakım üniteleri de bebek dostu yeni doğan yoğun bakım unvanına sahiptir. Ben buradan başta hastane yöneticilerimize ve onların nezdinde anne sütüyle beslenmenin teşviki konusunda sahada büyük bir özveriyle görev yapan tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" dedi.
12 Aralık 2025 Cuma - 09:42
MEAH Tıbbi Onkoloji Kliniğine ESMO’dan Uluslararası akreditasyon
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Kliniği-Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı, Avrupa Tıbbi Onkoloji Derneği-European Society for Medical Oncology (ESMO) tarafından verilen ‘Designated Centre of Integrated Oncology and Palliative Care’ (Entegre Onkoloji ve Palyatif Bakım Merkezi) unvanına 2026-2028 dönemi için layık görüldü. Akreditasyon belgesi Berlin’de düzenlenen ESMO 2025 Kongresi’nde Doç. Dr. Ali Alkan tarafından teslim alındı. ESMO tarafından verilen akreditasyon (Designated Centre of Integrated Oncology and Palliative Care), onkoloji ve palyatif bakım hizmetlerinin entegrasyon düzeyini değerlendiren uluslararası bir akreditasyon olup; ileri tedavilerle birlikte destekleyici bakım, semptom yönetimi, psikososyal destek, eğitim ve araştırmanın entegre biçimde sunulmasını belgelendiği açıklandı. Bu önemli akreditasyon, merkezin onkolojik tedavi ile palyatif ve destekleyici bakım hizmetlerini bütüncül ve hasta odaklı bir yaklaşımla sunma kapasitesini uluslararası düzeyde tescilledi. 2011 yılından bu yana Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile entegre şekilde hizmet veren Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı; ayaktan hasta polikliniği, kemoterapi ünitesi ve yatan hasta servisiyle kapsamlı bir bakım sunuyor. Ekipte tıbbi onkologlar, hemşireler, psikolog, diyetisyen, sosyal hizmet uzmanı ve manevi destek görevlisi yer alıyor. Onkoloji, cerrahi, radyasyon onkolojisi, ağrı ve fizyoterapi birimleriyle etkin bir iş birliği yürütülüyor. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Kliniği-Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Merkezine ESMO tarafından verilen bu unvan, merkezin yaşam kalitesini önceleyen, bütüncül onkoloji anlayışını uluslararası standartlarda sürdürdüğünün güçlü bir göstergesi olarak açıklandı. Aynı zamanda klinik bakım, eğitim ve bilimsel araştırmalarda ortaya konan mükemmeliyet çabasının da bir sonucu olarak gösterildi. Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Tanrıverdi ve Doç. Dr. Ali Alkan, Başhekim Prof. Dr. Ethem Acar’ı ziyaret ederek akreditasyon belgesini takdim ettiler. Başhekim Prof. Dr. Acar, bu anlamlı başarı dolayısıyla hocaları ve Tıbbi Onkoloji Klinik Ekibini ve tüm paydaşlarını tebrik etti.
12 Aralık 2025 Cuma - 09:41
Burhaniye de Kansersiz Yaşam Projesi hayata geçti
Balıkesir’in Burhaniye İlçesinde, Uygulamalı Bilimler Fakültesi’nde Kanserde Erken Tanının önemine dikkat çeken Kansersiz Yaşam Projesi hayata geçti. Fakülte öğrencileri tarafından yürütülen "BUBFA ile Kansersiz Yaşam" projesi, Burhaniye Devlet Hastanesi KETEM Birimi’nde gerçekleştirildi. "Sen Değerlisin Sağlığın da Öyle" mottosuyla hayata geçirilen proje, toplumda meme kanseri konusunda farkındalık oluşturmayı ve kadınların erken tanı süreçlerine daha aktif katılımını teşvik etmeyi hedefledi. Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Oğuzhan İlban’ın danışmanlığında ve Burhaniye İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen proje, Fakülte Finans ve Bankacılık Bölümü 3. sınıf öğrencileri Ayşe İrem Adar, İclal Bilgili, Sena Türkoğlu, Esmanur Kazkan, Fatmanur Tetik, Zehra Çöpçü ve Yasin Gümüşsuyu tarafından hayata geçirildi. Projenin ilk aşamasında Burhaniye Devlet Hastanesi KETEM biriminde görevli Uzm. Dr. Serkan Özdemir tarafından meme kanseri ve erken tanı ile ilgili eğitim alındı. Bu doğrultuda kaymakamlık, muhtarlıklar ile kadın dayanışma derneklerine ziyaretlerde bulunuldu. Proje ekibi tarafından hazırlanan broşürlerin dağıtımı sağlanarak toplumda kanser taramasına farkındalık ve teşvik sağlandı. Proje kapsamında ayrıca köylerde farkındalık eğitimleri düzenlenerek kadınlarla birebir görüşmeler yapıldı. Proje kapsamında gerçekleştirilen kanser taraması tanıtım programına; Burhaniye Kaymakamı Cumali Atlla, Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Oğuzhan İlban, Burhaniye Belediye Başkan Yardımcısı Ayten Tuna, Burhaniye Jandarma Komutanı Yarbay Ünal Bayhan, Burhaniye Emniyet Müdürü Faik Karnabaş, Cezaevi Jandarma Bölük Komutanı Engin Demir, Burhaniye Ak Parti İlçe Başkanı Selman Aktay, Burhaniye İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Betül Erten Akbey, Burhaniye Devlet Hastanesi Başhekimi Evren Akgöl, Burhaniye Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Aslan Alparslan ve Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Öğretim Elemanı Arş. Gör. Setenay Melek Yurtabir katılım gösterdi. Program, Burhaniye Devlet Hastanesi binası önünde sembolik pembe balon uçurma etkinliği ile son buldu. Öğrenciler adına konuşan İclal Bilgili, köylerde kadınlarla yaptıkların çalışmaları anlatırken; İlçe SağlıK Müdürü Uzman Dr. Betül Erten Akbay, meme kanserinde erken teşhisin önemine değindi. Uzman Dr. Serkan Özdemir de, meme kanserinde erken teşhisin tedavide yüzde 98 başarı sağladığını söyledi. Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Mehmet Oğuzhan İlban da, öğrencilerin çok sayıda farkındalık projesine imza attığını kaydederken, projede emeği geçen sağlık müdürü ve öğrencilere teşekkür ettiği söyledi.
12 Aralık 2025 Cuma - 09:35
Anne adaylarından doğum ağrılarını azaltan ’suda doğum’ yöntemine büyük talep
Doğum ağrılarını azaltmasıyla bilinen ’suda doğum’ yöntemi anne adaylarından yoğun ilgi görüyor. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kadın Doğum Polikliniği’nde hizmete sunulan suda doğum yöntemi doğal doğumu tercih eden anne adaylarından yoğun ilgi görüyor. Doğum sırasında ağrıların azaltmasıyla bilinen suda doğum, ilaç kullanılmasını istemeyen ve tamamıyla doğal bir şekilde doğumunun gerçekleşmesini arzu eden anne adaylarına ilaç dışı alternatif bir seçenek sunuyor. Bilkent Şehir Hastanesi Kadın Doğum Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Özlem Moraloğlu Tekin, sezaryenin bir ameliyat olduğunun altını çizerek, tüm anne adaylarını doğumhanedeki suda doğum ünitelerine davet etti. "Doğum ağrılarını daha az hissetmesini sağlayan alternatif bir yöntem" Suda doğum ile birlikte anne adaylarına ilaç dışı bir yöntem sunduklarını belirten Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kadın Doğum Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Özlem Moraloğlu Tekin, "Aslında suda doğumun normal doğumdan bir farkı yok. Sadece 37 derece ılık suyun içerisinde anne adayının özellikle aktif faz dediğimiz doğum sancılarının efektif başladığı ve rahim ağzının en az 5-6 santim açıklıkta olduğu süreçte suyun içerisine alarak doğum ağrılarını daha az hissetmesini sağlayan alternatif bir yöntem. Anne adaylarına diğer ilaçla yapılan ağrı kesicilere alternatif, ilaç dışı bir yöntem sunmuş oluyoruz. Amacımız hiçbir ilaç kullanılmasını istemeyen, tamamıyla doğal bir şekilde doğumunun gerçekleşmesini arzu eden anne adaylarına ilaç dışı yöntem sunabilmek. Hastanemizde şu anda 5 adet ünitemizde jakuzili tek kişilik doğum odalarında bu hizmeti yürütmeye çalışıyoruz. Gelen anne adaylarına öncelikle yöntemi anlatıyoruz. Suyun faydalı etkilerini, muhtemel risklerini, ne zaman sudan çıkması gerekeceğini anlatıyoruz. Bununla ilgili bir onam formumuz var. Aslında bu bilgilendirmeleri gebe okullarımızda başlatıyoruz. Anne adayları bir şekilde sosyal medyadan da duyuyorlar ve şu anda oldukça revaçta. Suda doğum yaklaşık 120 ülkede kullanılan bir yöntem. Su özellikle göğüs uçlarına kadar değdiği için 37 derecede filtre edilmiş, ılık çeşme suyu kullanıyoruz. Bunun etkisiyle göğüs ucunun uyarılmasıyla beyinde ağrıları başlatıcı ve doğum eylemini güzel bir şekilde ilerlemesini sağlayan hormon salgılanıyor. Bu sayede ağrılar daha efektif hale geliyor. Dikey pozisyonu sağladığımız için havuz içerisinde anne adayının kendini daha hafif hissetmesini ve başın hızlı bir şekilde dikey pozisyonuna rahatça inmesini gerçekleştiriyoruz. Tamamıyla ağrı algısını azaltıcı bir yöntem" ifadelerinde bulundu. "Sezaryen bir ameliyattır, bir doğum şekli değildir" Sezaryen doğumun sadece anne ve bebek hayata tehlikeye girdiğinde başvurdukları bir ameliyat yöntemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özlem Moraloğlu Tekin, "Aslında biz doğurtmuyoruz, anneler kendileri doğuruyorlar. Lütfen bu konuda cesur davransınlar. Doğanın kendilerine bahşetmiş olduğu bu çok güzel özellikten faydalansınlar, doğumdan korkmasınlar. Tabii ki doğum sancılarıyla başa çıkmak zor olabilir. İşte su gibi, nefes egzersizleri gibi tekniklerle ebelerimizin de destek vermesiyle ağrı algısını azaltmaya hedefliyoruz. Arzu eden anne adaylarına epidural dediğimiz sancısız doğum seçeneğini de sunabiliyoruz ama sezaryen bir ameliyattır, bir doğum şekli değildir. Lütfen bu algıdan kurtaralım. Kolaya kaçmış gibi düşünülüyor ama aslında sezaryen çok daha zor. Sezaryen sonrası toparlanmak, o ağrılarla başa çıkmak. Çünkü 7 kat kesip 7 kat dikiyoruz. Dolayısıyla normal yoldan doğum yapmak varken anne adayları daha kolay olacağı yanılgısıyla sezaryen olmayı tercih etmesinler. Sezaryen sadece anne ve bebek hayata tehlikeye girdiğinde bizim başvurduğumuz bir ameliyat yöntemi. Tüm anne adaylarımızı hem gebe okullarımıza hem de doğumhanemizdeki suda doğum ünitelerimize bekliyoruz" açıklamalarında bulundu. "Güzel bir doğumdu, çevremdeki herkese tavsiye ediyorum" Suda doğum ile doğum sancılarında azalma yaşadığını ifade eden Büşra Tunç, "İlk doğumum normal doğumdu, ikinci doğumum suda doğumdu ama iki doğum arasında ciddi anlamda bir fark var. Suda doğum ile sancılarım azaldı ve çok kısa süre zarfında doğumum gerçekleşti. İlk doğumum 12 saat içinde olmuşken, ikinci doğumumda 4 saat içinde bebeğimi kucağıma almıştım. Güzel bir doğumdu, çevremdeki herkese tavsiye ediyorum. İnsanlar araştırmadığı için biraz tepkililer ama korkulacak hiçbir şey yok. Eğer konforlu bir doğum yapılmak isteniliyorsa kesinlikle suda doğum yapılsın diyorum. Hastane ekibimden büyük ilgi gördüm. Mükemmel bir tecrübe yaşadım ve herkesin de yaşamasını isterim" diye konuştu.
11 Aralık 2025 Perşembe - 21:22
Aydın’da ilk kez ağız içinden alınan doku ile yeni idrar yolu oluşturuldu
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi’nde, Üroloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Çağatay Özsoy tarafından ağız içinden alınan doku kullanılarak gerçekleştirilen üretra darlığı ameliyatı, Aydın’da ilk kez yapılmasıyla tıp camiasında dikkat çekti. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi’nde, Üroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Çağatay Özsoy tarafından Aydın’da ilk kez ağız içinden alınan doku kullanılarak bir üretra darlığı ameliyatı (Bukkal Mukozal Greft Üretroplasti) başarıyla gerçekleştirildi. Yapılan değerlendirmelerde, tekrarlayan idrar yapma güçlüğü nedeniyle başvuran 55 yaşındaki hastada üretra darlığı tespit edildi. Daha önce birçok kez kapalı darlık açma operasyonu geçiren hastanın artık kalıcı bir tedaviye ihtiyaç duyduğu belirlenerek üretroplasti ameliyatına karar verildi. Ameliyatta ağız içinden alınan 4-5 cm’lik doku (bukkal mukozal greft) üretraya yama olarak uygulandı ve daralan bölge başarıyla yeniden yapılandırıldı. Ameliyatı gerçekleştiren Dr. Özsoy, bukkal mukozal greft üretroplastinin tekrarlayan üretra darlıklarında günümüzde altın standart tedavi olduğunu belirterek, yöntemin yüksek başarı oranına, düşük nüks riskine ve uzun vadeli kalıcı sonuçlarına dikkat çekti. Ağız içinden alınan greftlerin hızlı iyileşmesi sayesinde hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini ifade etti. Üroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Erhan Ateş ise, ADÜ Üroloji Kliniği’nin uzun yıllardır Aydın’da birçok ilke imza atan, çağdaş tedavi yöntemlerini yakından takip eden ve başarıyla uygulayan öncü bir klinik olduğunu vurguladı. Türkiye’de sınırlı sayıda merkezde gerçekleştirilen bu ileri rekonstrüktif cerrahinin ADÜ Hastanesi’nde başarıyla uygulanmasının gurur verici olduğunu dile getirdi. Her iki hekim de başarının güçlü bir ekip çalışmasının ürünü olduğunu belirterek, kendilerine destek veren Hastane Başhekimliği’ne, Tıp Fakültesi Dekanlığı’na ve sürece katkı sağlayan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
11 Aralık 2025 Perşembe - 16:25
Elazığ’da mikro-TESE yönteminde büyük başarı : İlk gebelik elde edildi
Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nde Mikro-TESE Ile elde edilen spermlerle uygulanan Tüp Bebek (ICSI) tedavisi sonucunda ilk gebelik elde edildi. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, erkek infertilitesinin en zorlu tedavi alanlarından biri olan non-obstrüktif azoospermi (NOA) hastalarında uyguladığı mikroskopik testiküler sperm ekstraksiyonu (mikro-TESE) yönteminde önemli bir başarıya imza attı. Merkezde tedavi gören bir çiftte mikro-TESE ile elde edilen spermlerle uygulanan tüp bebek (ICSI) tedavisi sonucunda ilk gebelik elde edildi. Bu başarı, hastanenin güçlü bilimsel altyapısının, deneyimli ekibinin ve multidisipliner çalışma yaklaşımının önemli bir göstergesi olarak öne çıktı. Testiküler sperm ekstraksiyonu (mikro-TESE) işlemlerinde önemli bir başarı elde ettiklerini ifade eden Üroloji Uzmanı Doç.Dr. Sezai Oğraş, "Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi olarak erkek infertilitesinin en zor tedavi edilen formlarından biri olan non-obstrüktif azoospermi (NOA) hastalarında uyguladığımız mikroskopik testiküler sperm ekstraksiyonu (mikro-TESE) işlemlerinde önemli bir başarı elde etmiş bulunuyoruz. Merkezimizde tedavi gören bir çiftimizde mikro-TESE ile elde edilen spermlerle uygulanan tüp bebek (ICSI) tedavisi sonucunda ilk gebelik elde edilmiştir" dedi. Doç.DR. Oğraş "Mikro-TESE, menisinde hiç sperm bulunmayan azoospermik erkeklerde, özellikle de üretim bozukluğuna bağlı non-obstrüktif azoospermi olgularında, cerrahi mikroskop altında testis dokusundan seçici şekilde sperm aranan ileri bir cerrahi yöntemdir. Klasik biyopsi yöntemlerine göre daha hassas olması, testis dokusunu daha fazla koruması ve sperm bulma oranlarının daha yüksek olması nedeniyle günümüzde en etkili yöntemlerden biri kabul edilmektedir. Bu işlem; Sertoli cell only, matürasyon arresti, hipospermatogenez gibi sperm üretim bozuklukları bulunan erkeklerde, Klinefelter sendromu gibi genetik nedenlere bağlı infertilite olgularında, hormon düzensizlikleri veya geçirilmiş tedavilere bağlı testis hasarı olan bireylerde ve daha önce biyopsi ile sperm bulunamayan hastalarda uygulanabilmektedir. Mikro-TESE’nin başarı oranları hastanın patolojisine göre değişmekle birlikte dünya genelinde sperm bulma oranı yüze 30-60 arasında seyretmekte, elde edilen spermle uygulanan tüp bebek (ICSI) sonrası gebelik oranı ise kadın yaşı ve embriyo laboratuvarı koşullarına bağlı olarak yüzde 30-50’ye ulaşabilmektedir. Hastanemizde elde edilen ilk gebelik, merkezimizin uluslararası standartlarda hizmet sunduğunu göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. Multidisipliner bir yaklaşımla yüz güldürücü sonuçlar aldıklarını vurgulayan Kadın Doğum Uzmanı Ve IVF Klinik Sorumlusu Uzm. Dr. Gülcan Kahraman "Kliniğimizde mikro-TESE ile elde edilen spermlerle uygulanan tüp bebek (ICSI) tedavilerinde elde ettiğimiz gebelik sonuçları, üroloji ekibimizin cerrahi başarısı ile embriyoloji ve IVF ekibimizin deneyiminin güçlü bir birleşimidir. Non-obstrüktif azoospermi gibi en zor infertilite tablolarında dahi, multidisipliner yaklaşım sayesinde hastalarımıza uluslararası standartlarda, yüz güldürücü sonuçlar sunabiliyoruz. Mikro-TESE sonrası elde edilen her bir sperm, laboratuvarımızda titizlikle işlenmekte; ileri embriyoloji teknikleri, kaliteli laboratuvar koşulları ve kişiye özel IVF protokollerimiz sayesinde yüksek fertilizasyon, kaliteli embriyo gelişimi ve başarılı gebelik oranları hedeflenmektedir. Bu süreçte emeği geçen üroloji uzmanımıza, embriyologlarımıza, hemşirelerimize ve tüm IVF ekibimize teşekkür eder; merkezimize güvenerek başvuran tüm hastalarımıza en güncel ve bilimsel tedavi seçeneklerini sunmaya devam edeceğimizi belirtmek isterim" ifadelerini kullandı. . Bu işlemin özellikle erkek faktör infertilitesinde büyük öneme sahip olduğunu ifade eden Histoloji ve Embriyoloji Uzmanı Dr. Merve Kavak Balgetir ise "Özellikle erkek faktör infertilitesinde büyük öneme sahip mikroTESE işlemlerimiz; deneyimli üroloji ekibimizin cerrahi uzmanlığı ile embriyoloji laboratuvarımızın hassas ve eş zamanlı çalışmasının birleşimi sayesinde başarıyla gerçekleştirilmektedir. Bu güçlü multidisipliner iş birliği, hem cerrahi süreçlerin hem de elde edilen spermlerin laboratuvar değerlendirmesinin en uygun koşullarda yapılmasına imkân sağlamaktadır" diye kaydetti.
11 Aralık 2025 Perşembe - 15:04
Muradiye Devlet Hastanesi "Anne Dostu Hastane" unvanı aldı
VAN (İHA) – Van’ın Muradiye Devlet Hastanesi, "Anne Dostu Hastane" unvanı almaya hak kazandı. Van İl Sağlık Müdürlüğü, Muradiye Devlet Hastanesinin "Anne Dostu Hastane" unvanı almaya hak kazandığını duyurdu. Yapılan açıklamada, bu önemli unvanın anne adaylarının gebelik, doğum ve doğum sonrası süreçlerinde güvenli, saygılı, mahremiyeti gözeten ve bilimsel rehberlere uygun bir bakım alma hakkını güçlendirdiği belirtildi. Açıklamada, Muradiye Devlet Hastanesinin anne ve bebeğin sağlık hizmetlerinden en üst düzeyde faydalanabilmesi için doğum öncesi hazırlık programlarından doğum anı uygulamalarına, doğum sonrası destek hizmetlerine kadar tüm süreçlerde kaliteli ve bütüncül bir yaklaşım benimsediği vurgulandı. Van İl Sağlık Müdürlüğü, başarıda emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, annelerin ve bebeklerin yanında olmaya devam edeceklerini duyurdu.
11 Aralık 2025 Perşembe - 14:39
İlkokul öğrencilerine işitme testi yapıldı
DÜZCE(İHA) – Düzce’nin Çilimli ilçesinde, okul çağı çocuklarında sık görülebilen işitme kayıplarının erken tanısını amaçlayan kapsamlı bir tarama programı gerçekleştirildi. Düzce İl Sağlık Müdürlüğü Çilimli İlçe Devlet Hastanesi ile İlçe Toplum Sağlığı Merkezinde görev yapan sağlık ekipleri, ilçe genelindeki ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin işitme sağlığını değerlendirmek üzere Okul Çağı İşitme Taramalarını başarıyla tamamladı. Program kapsamında öğrencilerin işitme fonksiyonları detaylı olarak incelendi ve erken teşhisle müdahale edilebilecek işitme kayıplarının belirlenmesi hedeflendi. Yetkililer, taramaların çocukların eğitim hayatını ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkileyebilecek işitme sorunlarının zamanında fark edilmesi açısından büyük önem taşıdığını bildirildi. Sağlık ekipleri, öğrencilerin sağlıklı bir eğitim süreci geçirmesi için çalışmaların devam edeceğini söyledi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder