SAĞLIK
Uzmanlar: "Bayramda ikramları olabildiğince hafif tutun" 20 Mart 2026 Cuma - 08:51:35 Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü, yaptığı paylaşımda bayramda yapılan ikramlara dikkat çekerek, "Yapılan ikramlar gün içerisinde kan şekerinin yüksek seyretmesine neden olabilir" ifadesini kullandı. Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü tarafından yapılan paylaşımda, Diyetisyen Melike Karataş, bayram gelenekleri ve Erzurum’un kültüründe. misafire şeker, çikolata ile birlikte karbonhidrat, yağ ve şeker oranı yüksek su böreği, baklava gibi ikramlar sunulmasının vazgeçilmezlerden olduğunu anlatarak, "Ancak bu ikramların ziyaret edilen her evde sunulması ve tüketilmesi gün içerisinde kan şekerinin yüksek seyretmesine sebep olabilir. Gün boyu tekrar eden bu beslenme döngüsüyle özellikle çocuklar, yaşlılar ya da diyabet (şeker hastalığı), hipertansiyon (yüksek kan basıncı) gibi hastalığı bulunanlar için sağlık sorunları yaşama riski artar. Bunun önüne geçmek için ikramlıklar hazırlanırken şerbetli yerine sütlü tatlı hazırlanması; porsiyonların küçük tutulması; sebzeli veya yoğurtlu salataların (kabak tarator, yoğurtlu kereviz salatası, pancar salatası vb.) ikramlıklara eklenmesi; içecek olarak şekeri yüksek meyve suları yerine ayran ya da şekersiz açık çay, şekersiz Türk kahvesi gibi içeceklerin tercih edilmesi daha iyi olacaktır" dedi. Su içmek ihmal edilmemeli Erzurum için yine kültürel alışkanlıklar ve iklim şartları göz önünde bulundurulduğunda Ramazan ayı içerisinde iftar sonrası çayın çok önemli bir yer kapladığının görüldüğünü vurgulayan Karataş, "Hatta çoğu zaman çay içme alışkanlığı su tüketiminin önüne geçer. Bu alışkanlık Bayram’da da devam eder. Her ne kadar sağlıklı bireyler için günlük 6-8 çay bardağına kadar az demli çayın sağlık üzerine olumlu etkisi olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış olsa da içilen çayın demli olması, miktarının 6-8 çay bardağından fazla olması ya da su tüketiminin önüne geçmesi sağlık açısından riskler oluşturur. Su tüketiminin az olması, vücudun susuz kalmasına yol açabilir ya da bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına sebep olabilir. Bu sebeple su tüketimi ihmal edilmemeli, günlük olarak en az 2-2,5 litre su içilmelidir" şeklinde konuştu. Hareketin artırılması hedeflenmeli! Bayram nedeniyle değişen beslenme düzeninin yol açabileceği hazımsızlığa dikkat çeken Karataş, "Bağırsak hareketlerinin azalması ya da kan şekeri yükselmesi gibi olumsuz durumlarla mücadelede etkili yöntemlerden biri de hareketin artırılmasıdır. Bayram dolasıyla yapılacak ziyaretler aktif bir gün geçirmek için fırsat olabilir. Bunu sağlamak adına ziyaretler esnasında yürüme mesafesinde olan yerlere araç yerine yürüyerek gitmek, günlük hareketi artırmaya yardımcı olur. Hatta gün içerisinde zaman ayrılarak 30 dakikalık bir yürüyüş planlanabilir. Hayatın her alanında önemli bir yere sahip olan sağlıklı ve dengeli beslenme bir yaşam tarzı hali olmalıdır. Bununla birlikte böyle özel zamanlarda doğru beslenme sağlık için daha da önem arz edebilmektedir" diye konuştu.
19 Mart 2026 Perşembe - 16:05 Antalya’da kadavradan organ bağışı emekli öğretmene bayram sevinci yaşattı Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde kadavradan böbrek nakli yapılan emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıl süren bekleyişin ardından sağlığına kavuştu. Yeğenoğlu, "Bu Allah’ın bir lütfu. Herkese organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum" diyerek yaşadığı mutluluğu paylaştı. Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde yaşayan 67 yaşındaki emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıldır mücadele ettiği böbrek yetmezliği hastalığından Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi’nde gerçekleştirilen nakil ile kurtuldu. Yaklaşık 9 yıldır organ nakli bekleme listesinde bulunan Yeğenoğlu’na Ramazan Bayramı öncesinde uygun kadavradan böbrek bulundu. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuşan Yeğenoğlu, Ramazan Bayramı öncesi gelen nakille bayram sevincini ikiye katladı. "10 yıldır nakil bekliyordum" Organ nakli sürecini paylaşan Yeğenoğlu, "Kadavradan nakil oldum ve şu anda taburcu oldum. Sıhhat, sağlığım iyi. Bu sıhhat sağlığımın iyiliğinde emeği geçen bütün hocalarıma teşekkür ediyorum. Ben 10 yıldır nakil bekliyordum, diyalize giriyordum. Diyaliz kolay bir şey değil. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniyim. Şimdi ben önce böbreğini bana veren kardeşimin ahirete intikal ettiğini biliyorum. O aileye büyük bir sabır diliyorum. İnşallah böbreğini veren kardeşim de ahirette bunun sevabını bol bol alacak. Çünkü bir cana can kattı. Hayatta en güzel şey bu" dedi. "Organ nakli caiz" Organ naklinin caiz olduğunun altını çizen Yeğenoğlu, "Organ nakli yapılıyor, caiz. Çünkü insan vefat ettiği zaman ruh Allah’a gidiyor. Beden çürüyor toprakta. Onun için insanlarımız biraz korku içerisindeler. Hiç korkuya gerek yok. Rahat rahat organlarını bağışlayabilirler. Vatandaş zannediyor ki organlarımı ölmeden alıyorlar. Hayır, öyle bir şey yok. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra bütün doktorlarımız bunun üzerinde duruyorlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra artık organ nakli yapılıyor. Kadavra bu şekilde yapılıyor. Onun için korkuya gerek yok" diye konuştu. "Yeniden doğdum" Nakil sonrası adeta yeniden doğduğuna vurgu yapan Yeğenoğlu, "Bir cana can katmak kadar hayatta en sevimli olan nedir ki acaba? Değil mi? Bir insana en büyük iyiliklerin iyiliği yani. Ben bundan dolayı kardeşlerime, ülkemizdeki bütün vatandaşlara hiç çekinmeden, rahatlıkla sıkıntıda olan kardeşlerine yardım edebilmeleri için organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü biz 10 yıldır böbrek bekliyorduk. Şimdi ben yeniden doğdum. Yeniden bir hayata kavuştum. Dünyada en büyük iyilik bu. Çekinmeden kardeşlerimiz rahatlıkla organ nakli yapabilirler. Zaten hocalarımız bunu televizyonlarda anlatıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinde, vaazlarında organ bağışının caiz olduğunu ve iyi bir şey olduğunu, cana can kattığını, yeniden bir hayata kavuşturduklarını kürsülerde söylüyorlar. Vatandaşımızı bilgilendirmeye çalışıyorlar" dedi. "Yaşantım sınırlıydı" Organ nakli öncesinde yaşantısının sınırlı olduğunu söyleyen Yeğenoğlu, "Yaşantımız sınırlıydı. Ama şimdi biraz daha rahatlayacağız. Çok diyet yapıyordum, yemem içmem azdı. Tuzsuz yiyorduk. Şimdi daha rahat hareket edeceğim. İnsanlarla daha iyi bir diyalog kuracağım. İç içe olacağız. Bu şekilde dediğim gibi ikinci bir hayatım olmaya başladı. Çok memnunum, çok huzurluyum. Allah razı olsun hepinizden" şeklinde konuştu. "Büyük bir bayram hediyesi oldu" Bağışlanan böbreğin kendisi için büyük bir bayram hediyesi olduğuna değinen Yeğenoğlu, "Ben diyorum ki bu Allah’ın bir lütfu. Allah’ın bana verdiği bir lütuf, bereket. Onun için bütün kardeşlerime organ naklinde bulunmalarını tavsiye ediyorum. Bundan büyük mutluluk olmaz diyorum. Korkmasınlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra hocalarımız karar veriyor. Öyle halkın anlattığı efsanelere bakmayalım. Gerçekten bu benim için büyük bir bayram hediyesi oldu. Şimdi böbreği bana nasip olan kardeşimi bilmiyorum, görmedim, tanımadım ama bana bir hayat verdi. Bundan daha büyük sevap olur mu? Onun için insanlarımız dünyada sevap kazanmak istiyorsa, kendisinden sonraki insanlara faydalı olmak ve onun da sevabını kazanmak istiyorlarsa lütfen organlarını bağışlasınlar" ifadelerini kullandı.
Gastroenteroloji Uzmanı Öksüz: "Fibrotest yöntemi birçok hasta grubu için uygun"
09 Aralık 2025 Salı - 09:27 Gastroenteroloji Uzmanı Öksüz: "Fibrotest yöntemi birçok hasta grubu için uygun" Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Murat Öksüz, karaciğerin sertlik ve yağlanma oranını ölçen elastografik yöntemlerden biri olan fibrotest işleminin birçok hasta grubu için uygun olduğuna değinerek, "Karaciğer yağlanması, kronik hepatit B veya C hastaları, alkol kullanımı nedeniyle karaciğeri etkilenenler, otoimmün veya genetik karaciğer hastalığı olanlar, karaciğerinde fibrozis veya siroz şüphesi bulunanlar ile karaciğer hastalığı tedavisi gören ve düzenli takip gereken hastalar bu yöntemden faydalanabilir" dedi. Karaciğer sağlığının değerlendirilmesinde teknolojik gelişmeler, tanı süreçlerini hem hekimler hem de hastalar için daha rahat hale getiriyor. Acıbadem Adana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Murat Öksüz, karaciğer hastalıklarının evresi hakkında kritik bilgiler sağlayan elastografik yöntemlerden biri olan fibrotest hakkında açıklamalarda bulundu. "Yağlanma ve sertliği ölçüyor" Fibrotest teknolojisinin sağladığı verilerin tedavi planlamasında yol gösterici olduğunu vurgulayan Dr. Öksüz, elde edilen sonuçların iki temel bilgi sunduğunu söyledi. Dr. Öksüz, "Karaciğer dokusundaki sertlik artışının fibrozis (bağ dokusu artışı) veya siroz varlığına işaret. Bu ölçüm hastalığın hangi evrede olduğunu anlamada çok değerlidir. Ayrıca karaciğerdeki yağ miktarını yani tıbbi adıyla steatoz derecesini de gösterir" ifadelerini kullandı. Fibrotest yönteminin birçok hasta grubu için uygun olduğuna değinen Dr. Öksüz, "Karaciğer yağlanması, kronik hepatit B veya C hastaları, alkol kullanımı nedeniyle karaciğeri etkilenenler, otoimmün veya genetik karaciğer hastalığı olanlar, karaciğerinde fibrozis veya siroz şüphesi bulunanlar ile karaciğer hastalığı tedavisi gören ve düzenli takip gereken hastalar bu yöntemden faydalanabilir" diye konuştu. "Sadece kısa bir açlık yeterli" Fibrotest işleminin hasta için oldukça konforlu bir süreç olduğunu belirten Dr. Murat Öksüz, "Hasta işlem sol yan veya sırasında sırtüstü uzanır. Cihazın probu, ultrason muayenesine benzer şekilde karaciğer bölgesine yerleştirilir ve karaciğere özel titreşim dalgaları gönderilir. Bu dalgaların dokudan geçişi ölçülerek karaciğerin sertliği ve yağlanma miktarı hesaplanır. Yaklaşık 5 ila 10 dakika süren bu işlem tamamen ağrısızdır ve çoğu zaman işlem için yalnızca kısa bir açlık yeterlidir" dedi. Dr. Öksüz, anestezi gerektirmeyen bu işlem sonrasında hastaların bekleme süresine ihtiyaç duymadan normal yaşamlarına dönebildiklerini, aynı gün içinde yemek yiyip günlük aktivitelerine devam edebildiklerini ifade etti. "Biyopsiye güçlü bir alternatif" Karaciğer hastalıklarının tanısında geleneksel yöntem olan karaciğer biyopsisi ile fibrotest arasındaki farklara dikkat çeken Öksüz, "Biyopsi, iğneyle karaciğerden küçük bir doku alınarak yapılır. Psikolojik travması yanında, az da olsa kanama riski taşır. Genellikle hastane şartları veya gözlem gerektirir. Oysa fibrotest ağrısız, iğnesiz ve risksiz bir yöntemdir. Karaciğerin daha geniş bir bölümünü değerlendirme imkanı sunar, işlemin yapıldığı gün sonuçlar değerlendirilir ve takip amaçlı sık tekrar edilebilir" diye konuştu. Öte yandan Dr. Öksüz, fibrotestin birçok durumda biyopsiye güvenli bir alternatif olduğunu ancak bazı özel durumlarda biyopsinin hala gerekli olabileceğini ve bu kararın hekim tarafından verilmesi gerektiğini belirtti.
Kış enfeksiyonlarına karşı bağışıklığı güçlendirecek gıdalar tüketin uyarısı
09 Aralık 2025 Salı - 09:15 Kış enfeksiyonlarına karşı bağışıklığı güçlendirecek gıdalar tüketin uyarısı Kış aylarında artan enfeksiyon riskine karşı bağışıklığın güçlü tutulması gerektiğini belirten uzmanlar, protein, Omega-3, C ve D vitamini ile probiyotik gıdaların günlük beslenmede mutlaka yer alması gerektiği konusunda uyardı. Uzmanlar, her öğünde protein tüketilmesi, haftada iki kez balık yenmesi, günlük C vitamini ihtiyacı için mevsim meyvelerinin tercih edilmesi ve kışın D vitamini takviyesinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgularken, yoğurt gibi probiyotikler ile soğan ve sarımsak gibi prebiyotiklerin bağırsak sağlığını desteklediğinin altını çizdi. Kışın su tüketiminin azaldığını belirten uzmanlar, günlük 2-2,5 litre su içilmesini önerdi. Sarımsak, zerdeçal ve kırmızı-mor meyvelerin doğal bağışıklık güçlendirici etki sağladığını ifade eden uzmanlar, çocuklarda ise kahvaltının, protein tüketiminin ve kemik suyunun bağışıklık için önemli olduğunu aktardı. "Haftada iki gün mutlaka balık tüketmeliyiz" Kış aylarında havaların soğuması ve kapalı mekanlarda daha fazla vakit geçirmeye bağlı artan enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemini kuvvetlendirilmesinin çok önemli olduğunu belirten Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Beyza Vural Öten, "Bağışıklık sistemi savaşçıları, antikorları ve savaşçı hücrelerinin üretilmesi, taşınması için yeteri kadar besin ögesi ve enerjiye ihtiyaç duyar. Bu besinlerin dengeli ve mevsimine uygun gıdalardan alınması önemlidir. Protein almak çok önemli. Çünkü bağışıklık sistemi elemanlarının üretilmesi için ve taşınması için proteine ihtiyaç duyarlar. Yumurta, et, balık, kuru baklagiller; protein kaynaklarımız her öğünde mutlaka tüketilmeli. İkinci en önemli bağışıklık sistemi kuvvetlendirici Omega-3’ler. Omega-3 yağ asitleri antiinflamatuvar özellik taşıyor. Haftada iki gün mutlaka balık tüketmeliyiz. Mevsim balığına önem vermeliyiz. Balık tüketemeyenler Omega-3 takviyesi alabilir, ceviz, keten tohumu gibi kaynakları da kullanabilirler. Üçüncüsü C vitamini. Herkesin bildiği bağışıklık sistemi kuvvetlendirici. C vitamini deyince tabii ki aklımıza ilk önce portakal, mandalina gibi narenciyeler geliyor. Günde iki tane portakal, günlük C vitamini ihtiyacımız için yeterli. C vitamini depolanmayan bir vitamin olduğu için kilo kilo portakal, mandalina hastalık döneminde yememize gerek yok. Buna ek aynı zamanda yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, maydanoz, kırmızı ve yeşil bibere de C vitamini kaynağı olarak soframızda mutlaka yer vermeliyiz" dedi. "Probiyotik ve prebiyotik gıdaları mutlaka tüketmeliyiz" D vitamininin önemli bir vitamin olduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Beyza Vural Öten, "Özellikle kış ayında güneşten D vitamini sentezleyemediğimiz için mutlaka takviye olarak kullanmamız gerekiyor. Ama buna ek yumurta ve yağlı balıklar da D vitamini kaynağı, bunları soframızdan eksik etmemeliyiz. Probiyotik ve prebiyotik gıdaları mutlaka tüketmeliyiz. Çünkü bağırsak sağlığımız ne kadar iyiyse bağışıklık sistemimiz de o kadar iyidir. Bağışıklık için önemli bir katkı sağlar bağırsaklar" ifadelerini kullandı. "Günlük 2-2,5 litre mutlaka su içmeliyiz" Su tüketiminin kışın çok unutulduğunu ama lenf sıvısının azalması, dehidrasyonun olması durumunda yine bağışıklık sisteminin düştüğünü ifade eden Beyza Vural Öten, "Lenf sıvısının içinde bağışıklık savaşçıları taşındığı için günlük 2-2,5 litre mutlaka su içmeliyiz. Kırmızı, mor meyveler antioksidan kapasitesi çok yüksek. Vücudumuzdaki atık serbest radikallerin süpürücü etkisini sağlayabilmesi için antioksidan kapasitesi yüksek koyu yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı mor meyveler tüketmek gerekiyor. Bunlar mutlaka beslenmede olmalı. Sarımsak önemli bir antimikrobiyal gıda. Mutlaka tüketilmesi gerekiyor. İçerisinde allicin isimli bir madde var. Bu bağışıklık için çok kuvvetli bir etkiye sahip. Ezilerek tüketilmesini öneriyoruz. Her gün bir diş sarımsak tüketilebilir. Zerdeçal yine kurkumin içeriği nedeniyle iyi bir antienflamatuar gıda. Zerdeçal çorbalara katılabilir, çocuklara hazırlanan smoothielere katılabilir. Karabiberle birlikte etkisi, emilimi daha fazla artan bir baharat. Zerdeçalı soframızda mutlaka bulundurmalıyız" şeklinde konuştu. "Çocuklarda hem büyüme gelişmenin yakalanması hem de bağışıklık sistemi için protein tüketimi çok önemli" Çocukların bağışıklık sisteminin desteklenmesi için kahvaltının çok önemli olduğunu vurgulayan Beyza Vural Öten, "Kahvaltıda mutlaka yumurta, tahin, pekmez bunlarla destekleyebiliriz. Yeşil yapraklı sebzeleri çocuklar çok tüketmekte zorlanabiliyor. Böyle durumlarda smoothie olarak meyve sularının içine karıştırabiliriz. Her gün mutlaka bir avuç içi büyüklüğünde yeşil yapraklı sebze çocukların tüketmesini öneriyorum. Buna ek çocuk beslenmesinde meyve tüketimi desteklenmeli. Çocuklar günde 2-3 porsiyon meyveye kadar tüketmeli. Kırmızı et tüketimi ya da balık tüketimi mutlaka olmalı. Çocuklarda hem büyüme gelişmenin yakalanması hem bağışıklık sistemi için protein tüketimi çok önemli. O yüzden yumurta, et, tavuk, balık mutlaka bunlar beslenmede olmalı. Balık haftada bir hatta iki kere olursa çok daha iyi olur. Balık tüketemeyen, kokusundan hoşlanmayan ya da tüketemeyen çocuklar Omega-3 takviyesi doktor kontrolünde kullanabilir. Buna ek lifli gıdalar, kompleks tahıllar, tam buğday, yulaf, çavdar gibi kompleks tahıllar yine bağışıklık sistemi için çocukların beslenmesinde olması gerekiyor. Çocukların hem bağışıklık sisteminin desteklenmesi, hem büyüme gelişmenin artması için kemik suyu tüketimi çok önemli. En kolay tüketilme şekli çorbalarını eklemek olabilir. Çünkü çocuklar çorba içmeyi genelde çok seviyorlar. Bu kemik suyu hazırlanırken de mutlaka içerisine karabiber, zerdeçal ekleyerek bağışıklık sistemini kuvvetlendirebiliriz" diye konuştu.
Kış enfeksiyonlarına karşı bağışıklığı güçlendirecek gıdalar tüketin uyarısı
09 Aralık 2025 Salı - 09:12 Kış enfeksiyonlarına karşı bağışıklığı güçlendirecek gıdalar tüketin uyarısı Kış aylarında artan enfeksiyon riskine karşı bağışıklığın güçlü tutulması gerektiğini belirten uzmanlar, protein, Omega-3, C ve D vitamini ile probiyotik gıdaların günlük beslenmede mutlaka yer alması gerektiği konusunda uyardı. Uzmanlar, her öğünde protein tüketilmesi, haftada iki kez balık yenmesi, günlük C vitamini ihtiyacı için mevsim meyvelerinin tercih edilmesi ve kışın D vitamini takviyesinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgularken, yoğurt gibi probiyotikler ile soğan ve sarımsak gibi prebiyotiklerin bağırsak sağlığını desteklediğinin altını çizdi. Kışın su tüketiminin azaldığını belirten uzmanlar, günlük 2-2,5 litre su içilmesini önerdi. Sarımsak, zerdeçal ve kırmızı-mor meyvelerin doğal bağışıklık güçlendirici etki sağladığını ifade eden uzmanlar, çocuklarda ise kahvaltının, protein tüketiminin ve kemik suyunun bağışıklık için önemli olduğunu aktardı. "Haftada iki gün mutlaka balık tüketmeliyiz" Kış aylarında havaların soğuması ve kapalı mekanlarda daha fazla vakit geçirmeye bağlı artan enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemini kuvvetlendirilmesinin çok önemli olduğunu belirten Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Beyza Vural Öten, "Bağışıklık sistemi savaşçıları, antikorları ve savaşçı hücrelerinin üretilmesi, taşınması için yeteri kadar besin ögesi ve enerjiye ihtiyaç duyar. Bu besinlerin dengeli ve mevsimine uygun gıdalardan alınması önemlidir. Protein almak çok önemli. Çünkü bağışıklık sistemi elemanlarının üretilmesi için ve taşınması için proteine ihtiyaç duyarlar. Yumurta, et, balık, kuru baklagiller; protein kaynaklarımız her öğünde mutlaka tüketilmeli. İkinci en önemli bağışıklık sistemi kuvvetlendirici Omega-3’ler. Omega-3 yağ asitleri antiinflamatuvar özellik taşıyor. Haftada iki gün mutlaka balık tüketmeliyiz. Mevsim balığına önem vermeliyiz. Balık tüketemeyenler Omega-3 takviyesi alabilir, ceviz, keten tohumu gibi kaynakları da kullanabilirler. Üçüncüsü C vitamini. Herkesin bildiği bağışıklık sistemi kuvvetlendirici. C vitamini deyince tabii ki aklımıza ilk önce portakal, mandalina gibi narenciyeler geliyor. Günde iki tane portakal, günlük C vitamini ihtiyacımız için yeterli. C vitamini depolanmayan bir vitamin olduğu için kilo kilo portakal, mandalina hastalık döneminde yememize gerek yok. Buna ek aynı zamanda yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, maydanoz, kırmızı ve yeşil bibere de C vitamini kaynağı olarak soframızda mutlaka yer vermeliyiz" dedi. "Probiyotik ve prebiyotik gıdaları mutlaka tüketmeliyiz" D vitamininin önemli bir vitamin olduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Beyza Vural Öten, "Özellikle kış ayında güneşten D vitamini sentezleyemediğimiz için mutlaka takviye olarak kullanmamız gerekiyor. Ama buna ek yumurta ve yağlı balıklar da D vitamini kaynağı, bunları soframızdan eksik etmemeliyiz. Probiyotik ve prebiyotik gıdaları mutlaka tüketmeliyiz. Çünkü bağırsak sağlığımız ne kadar iyiyse bağışıklık sistemimiz de o kadar iyidir. Bağışıklık için önemli bir katkı sağlar bağırsaklar" ifadelerini kullandı. "Günlük 2-2,5 litre mutlaka su içmeliyiz" Su tüketiminin kışın çok unutulduğunu ama lenf sıvısının azalması, dehidrasyonun olması durumunda yine bağışıklık sisteminin düştüğünü ifade eden Beyza Vural Öten, "Lenf sıvısının içinde bağışıklık savaşçıları taşındığı için günlük 2-2,5 litre mutlaka su içmeliyiz. Kırmızı, mor meyveler antioksidan kapasitesi çok yüksek. Vücudumuzdaki atık serbest radikallerin süpürücü etkisini sağlayabilmesi için antioksidan kapasitesi yüksek koyu yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı mor meyveler tüketmek gerekiyor. Bunlar mutlaka beslenmede olmalı. Sarımsak önemli bir antimikrobiyal gıda. Mutlaka tüketilmesi gerekiyor. İçerisinde allicin isimli bir madde var. Bu bağışıklık için çok kuvvetli bir etkiye sahip. Ezilerek tüketilmesini öneriyoruz. Her gün bir diş sarımsak tüketilebilir. Zerdeçal yine kurkumin içeriği nedeniyle iyi bir antienflamatuar gıda. Zerdeçal çorbalara katılabilir, çocuklara hazırlanan smoothielere katılabilir. Karabiberle birlikte etkisi, emilimi daha fazla artan bir baharat. Zerdeçalı soframızda mutlaka bulundurmalıyız" şeklinde konuştu. "Çocuklarda hem büyüme gelişmenin yakalanması hem de bağışıklık sistemi için protein tüketimi çok önemli" Çocukların bağışıklık sisteminin desteklenmesi için kahvaltının çok önemli olduğunu vurgulayan Beyza Vural Öten, "Kahvaltıda mutlaka yumurta, tahin, pekmez bunlarla destekleyebiliriz. Yeşil yapraklı sebzeleri çocuklar çok tüketmekte zorlanabiliyor. Böyle durumlarda smoothie olarak meyve sularının içine karıştırabiliriz. Her gün mutlaka bir avuç içi büyüklüğünde yeşil yapraklı sebze çocukların tüketmesini öneriyorum. Buna ek çocuk beslenmesinde meyve tüketimi desteklenmeli. Çocuklar günde 2-3 porsiyon meyveye kadar tüketmeli. Kırmızı et tüketimi ya da balık tüketimi mutlaka olmalı. Çocuklarda hem büyüme gelişmenin yakalanması hem bağışıklık sistemi için protein tüketimi çok önemli. O yüzden yumurta, et, tavuk, balık mutlaka bunlar beslenmede olmalı. Balık haftada bir hatta iki kere olursa çok daha iyi olur. Balık tüketemeyen, kokusundan hoşlanmayan ya da tüketemeyen çocuklar Omega-3 takviyesi doktor kontrolünde kullanabilir. Buna ek lifli gıdalar, kompleks tahıllar, tam buğday, yulaf, çavdar gibi kompleks tahıllar yine bağışıklık sistemi için çocukların beslenmesinde olması gerekiyor. Çocukların hem bağışıklık sisteminin desteklenmesi, hem büyüme gelişmenin artması için kemik suyu tüketimi çok önemli. En kolay tüketilme şekli çorbalarını eklemek olabilir. Çünkü çocuklar çorba içmeyi genelde çok seviyorlar. Bu kemik suyu hazırlanırken de mutlaka içerisine karabiber, zerdeçal ekleyerek bağışıklık sistemini kuvvetlendirebiliriz" diye konuştu. (TH-FM-
Tunceli Devlet Hastanesi Palyatif Bakım Merkezinde Bütüncül Hizmet Sunuluyor
08 Aralık 2025 Pazartesi - 19:53 Tunceli Devlet Hastanesi Palyatif Bakım Merkezinde Bütüncül Hizmet Sunuluyor Tunceli Devlet Hastanesi Palyatif Bakım Merkezi, disiplinli ve geniş ekibiyle hastalar ve aile bireylerine yönelik kapsamlı bakım ve destek hizmeti veriyor. Tunceli Devlet Hastanesi Palyatif Bakım Merkezi, yaşamın hassas dönemlerinde hastalar ile ailelerine yönelik bütüncül bakım hizmetlerini sürdürüyor. Merkez bünyesinde hekim, hemşire, psikolog, diyetisyen, fizyoterapi uzmanı, sosyal hizmet uzmanı ve manevi danışmanlardan oluşan ekip, ağrı ve semptom yönetimi, beslenme düzenlemeleri, psikososyal destek ve bakım planlaması gibi alanlarda koordineli şekilde hizmet sunuyor. Tunceli Devlet Hastanesi Palyatif Bakım Birim Sorumlu Hemşiresi Rojda Özkaymaz, "Palyatif bakım yalnızca tıbbi bir hizmet değildir. Hayatın hassas dönemlerinde hem hastalarımızın hem de aile yakınlarının fiziksel, duygusal, sosyal ve ruhsal ihtiyaçlarını bütüncül bir yaklaşımla değerlendiren çok özel bir bakım modelidir. Bizim için önemli olan sadece hastanın değil, bu süreci birlikte yaşayan aile bireylerinin de kendini güvende, anlaşılmış ve desteklenmiş hissetmesidir. Birimimizde hekimler, hemşireler, psikologlar, diyetisyenler, fizyoterapi uzmanımız, sosyal hizmet uzmanları ve manevi danışmanlardan oluşan geniş bir ekiple çalışıyoruz" dedi. Merkez yönetimi, her hastanın ve her ailenin ihtiyaçlarının farklı olduğunu belirterek bakım süreçlerinin kişiye özel olarak planlandığını ifade etti. Ayrıca aile bireylerinin süreç boyunca düzenli bilgilendirildiği, sorularının yanıtlandığı ve ihtiyaç duydukları her aşamada destek sağlandığı bildirildi. Tunceli Devlet Hastanesi Palyatif Bakım Merkezi, hastalara güvenli ve profesyonel bakım sunmaya, aile bireylerine ise güçlü bir destek ağı oluşturmaya devam ediyor.
Vali Çalgan: ’Acil sağlık talebinde müdahaleyi kent merkezinde ortalama 5.7 dakikaya kadar indirdik’
08 Aralık 2025 Pazartesi - 18:37 Vali Çalgan: ’Acil sağlık talebinde müdahaleyi kent merkezinde ortalama 5.7 dakikaya kadar indirdik’ Çorum’da ani kalp durmalarında hayati önem taşıyan OED cihazları ve ilk yardım müdahaleleri anlatıldı. Programda konuşan Vali Ali Çalgan, 112 acil sağlık hizmetlerinde müdahaleyi kırsalda ortalama 17 dakikaya, kent merkezlerinde ortalama 5.7 dakikaya düşürdüklerini söyledi. Çorum’da Acil Sağlık Hizmetleri Haftası dolayısıyla Kadeş Barış Meydanı’nda farkındalık etkinliği düzenlendi. Acil sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirilen programa protokol üyeleri ve vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Etkinlik kapsamında, ani kalp durmalarında hayat kurtarıcı rol oynayan Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazı hakkında bilgilendirme yapıldı. Sağlık ekipleri, cihazın nasıl kullanılacağını uygulamalı olarak gösterirken, OED’nin toplumda yaygınlaştırılmasına yönelik yürütülecek çalışmalar hakkında da sunum yapıldı. Programda İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde zorlu coğrafi şartlarda ve afet durumlarında kullanılan özel donanımlı ambulanslar ve sağlık araçları sergilendi. Protokol üyeleri ve katılımcılar araçları yakından inceleyerek, 112 personelinden araçların teknik özellikleri ve kullanım alanları hakkında bilgi aldı. "İnsan hayatında her saniyenin ne kadar kritik olduğunu en iyi sizler biliyorsunuz" Etkinlikte konuşan Çorum Valisi Ali Çalgan, "İl Sağlık Müdürümüz bizlerle ayrıntılı istatistikleri paylaştı. Öncelikle hepinizi içtenlikle tebrik ediyorum. Kırsal alanlardaki 112 acil ağlık hizmet talebine müdahalede standart süre 30 dakikadır, ancak biz bu süreyi yaklaşık 17 dakikaya kadar düşürmüş durumdayız. Kent merkezlerinde ise standart müdahale süresi 10 dakika olmasına rağmen, geçen yıl bunu 5.8 dakikada gerçekleştirmiştik, bu yıl ise ortalama 5.7 dakikaya kadar indirdik. İnsan hayatında her saniyenin ne kadar kritik olduğunu en iyi sizler biliyorsunuz. Son olarak OED cihazının da hizmete girmesiyle birlikte, hayat kurtarma konusunda bir adım daha öne geçmiş olacaksınız" dedi. İl Sağlık Müdürü Sinan Zehir de, "Sağlık çalışanlarının en temel ve öncelikli görevi, gerçekten acil durumda olan hastalara müdahale etmektir. Tüm dikkatlerini, enerjilerini ve eforlarını bu hastaları hayatta tutmak ve yeniden hayata döndürmek için kullanmak zorundadırlar. Bu nedenle acil durumu bulunmayan hastaların öncelik sıralamasında geri planda kalması, acil servislerde beklemesi ya da mümkünse acil servislere başvurmaması en doğru yaklaşımdır" dedi. Acil Çağrı Merkezine gelen çağrıların yaklaşık yüzde 45’ini gereksiz çağrıların oluşturduğunu ifade eden Zehir, "2023 yılında 66 bin 982, 2024 yılında 67 bin 609 ve 2025 yılının ilk 11 ayında ise 61 bin 857 gereksiz çağrı kaydedildi. Bu da 112 Acil Çağrı Merkezi’nin neredeyse yarısının gereksiz yere meşgul edildiğini ortaya koyuyor. Biz, sağlık çalışanlarımızı sürekli olarak eğitiyor, güncel bilgileri düzenli şekilde aktararak onları her zaman göreve hazır tutuyoruz. Vatandaşlarımıza daha kaliteli ve etkili bir hizmet sunmak için tüm ekiplerimizle azami gayret gösteriyoruz" diye konuştu.
Migren sandığınız baş ağrısının asıl sebebi ’Fibromiyalji’ olabilir
08 Aralık 2025 Pazartesi - 17:11 Migren sandığınız baş ağrısının asıl sebebi ’Fibromiyalji’ olabilir Migren sanılan inatçı baş ağrılarının altından sıklıkla fibromiyalji ve boyun problemlerinin çıktığını belirten uzmanlar, bu ağrıların ilaçla değil, doğru fizik tedavi ile iyileşebildiğine dikkat çekiyor. Şiddetli ve tekrarlayıcı baş ağrıları, hastaların yaşam kalitesini ve çalışma performansını düşüren en önemli sağlık sıkıntılarının başında geliyor. Genellikle "migren" tanısı ile tedavi edilmeye çalışılan bu ağrıların, aslında kas ve iskelet sistemindeki bozukluklardan kaynaklanabileceği belirtildi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Serdar Saraç, geçmek bilmeyen baş ağrılarında fibromiyalji ve boyun kaynaklı problemlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. "Baş ağrılarının gizli sorumlusu: Fibromiyalji" Migrenin genellikle tek taraflı, bulantı ve kusmanın eşlik ettiği, ışık ve sese duyarlılık oluşturan ciddi bir sıkıntı olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Serdar Saraç, birçok hastanın altta yatan gerçek sebep bulunmadan migren teşhisi aldığını ifade etti. Saraç, "Baş ağrısına en sık sebep olan ancak gözden kaçan iki önemli faktör; fibromiyalji ve boyun problemleridir. Fibromiyaljide boyun, kafa, omuz kuşağı ve sırttaki kas sorunları, ilaca dirençli çok ciddi baş ağrılarına yol açar. Hasta o kadar şiddetli ağrı çeker ki sık sık acil servise gitmek zorunda kalır ve kendini tükenmiş hisseder" şeklinde konuştu. "İlaçla değil, kuru iğne tedavisiyle çözüm mümkün" Fibromiyalji kaynaklı baş ağrılarının sadece ağrı kesicilerle geçiştirilemeyeceğini belirten Dr. Saraç, tedavinin anahtarının fiziksel müdahale olduğunu söyledi. Saraç, "Bu ağrılar ancak fibromiyaljinin doğrudan tedavisi ile ortadan kalkabilir. Başağrısını doğuran kas grupları detaylı bir muayene ile tespit edildikten sonra, ’kuru iğne tedavisi’ gibi özgün yöntemlerle tedavi edilmelidir" ifadelerini kullandı. "Onlarca yıllık ağrılar birkaç haftada bitebilir" Boyun kaynaklı fonksiyonel bozuklukların da migreni taklit eden ağrılara neden olduğuna dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Serdar Saraç, şunları kaydetti: "Boyun kireçlenmeleri, diskopatiler, mekanik blokajlar ve boynun fonksiyonel yetersizlikleri, kronikleşen şiddetli ağrılara zemin hazırlar. Boyun ile ilgili rahatsızlıkların fiziksel tedavisi, migren sanılan bu ağrıları ortadan kaldırır. Özellikle iyi planlanmış bir boyun restorasyonu ile hastanın onlarca yıldır çektiği ve migren sandığı ağrılar, birkaç hafta içinde tamamen iyileşebilir." Dr. Saraç son olarak, kronik baş ağrılarında hastadan alınan ayrıntılı hikaye ve kapsamlı muayenenin, doğru teşhis ve kalıcı tedavi için şart olduğunu sözlerine ekledi.
Bülent Arınç’tan Başkan Durbay’a yoğun bakımda ziyaret
08 Aralık 2025 Pazartesi - 15:46 Bülent Arınç’tan Başkan Durbay’a yoğun bakımda ziyaret 22. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç, Manisa Şehir Hastanesi’nde yoğun bakımda tedavisi devam eden Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’ı ziyaret etti. Arınç’ı hastanede Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Şehzadeler AK Parti İlçe Başkanı Ahmet Nalband, Manisa Şehir Hastanesi Başhekimi Serkan Saka ile Şehzadeler Belediye Başkan Yardımcıları Anıl Ceylan ve Erdem Yıldırım karşıladı. Heyet eşliğinde başhekimlik odasında Durbay’ın sağlık durumuna ilişkin doktorlardan ayrıntılı bilgi alan Arınç, ardından Durbay’ın annesi ve babasına geçmiş olsun dileklerini iletti. "Moralini ve psikolojisini güçlü tutsun" Ziyarette geçmişten bir anekdot da aktaran Arınç, daha önce yaptığı hayırlı olsun ziyaretinde Durbay’a bir tespih hediye ettiğini belirterek şöyle konuştu: "Sağlığı için dua ediyorum. O gün ‘Başkanım ben tespihle ne yapayım?’ demişti. Ben de ‘Ya Şafii, ya Allah diyerek çek; bu süreçte moralini, ruh halini ve psikolojini güçlü tutmana yardımcı olur’ demiştim." Arınç’ın sözleri üzerine Başkan Durbay’ın da o görüşmede, babaannesinin kendisine çocukken tecvidli Kur’an okumayı öğrettiğini, zaman zaman Kur’an okuyarak moralini yüksek tutmaya çalıştığını ifade ettiği aktarıldı.
MUSKİ, Ortaca, Bahçelievler ve Okçular Mahallelerinin yağmur suyu hatlarını yeniliyor
08 Aralık 2025 Pazartesi - 15:43 MUSKİ, Ortaca, Bahçelievler ve Okçular Mahallelerinin yağmur suyu hatlarını yeniliyor MUSKİ Genel Müdürlüğü, Ortaca ilçesi Bahçelievler Mahallesi 235. Sokak ve Okçular Mahallesi 1143. Sokak’ta yağmur suyu altyapısını güçlendirme çalışmalarını sürdürüyor. Farklı mahallelerde yürütülen projelerle hem ana taşıyıcı yağmur suyu hatları yenileniyor, hem de yetersiz kalan eski hatlar modern ve yüksek kapasiteli sistemlerle değiştirilerek baskınların önüne geçiliyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın talimatları doğrultusunda, içme suyu sistemlerinin güçlendirilmesine yönelik yatırımlarına devam eden Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) ekipleri çalışmalarına Ortaca ilçesinin Bahçelievler ve Okçular mahallelerinde devam ediyor. Yağışlardan sonra artık taşkın yaşanmayacak MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri tarafından, Ortaca ilçesi Bahçelievler Mahallesi 235. Sokak’ta ve Okçular Mahallesi 1143. Sokak’ta yağmur suyu altyapısını güçlendirme çalışmalarını sürdürülüyor. Çalışmalar kapsamında, ilçenin ana taşıyıcı hattı üzerinde yer alan ve daha önce özel mülkiyetten geçen eski hat, modern standartlarda yeniden inşa edilerek yoğun yağış sonrası yaşanan baskın ve taşkınların önüne geçilecek. MUSKİ Ortaca Dalaman Köyceğiz İşletmeler Şube Müdürü Zeynep Öztürk, "Yağmur suyu sorunlarını çözmüş olacağız" Muğla Ortaca ilçesinde yoğun yağışların ardından Okçular ve Bahçelievler mahallelerinde meydana gelen ve taşkınları engellemek amacıyla yoğun çalışmalara devam ettiklerini belirten MUSKİ Ortaca Dalaman Köyceğiz İşletmeler Şube Müdürü Zeynep Öztürk, "Ortaca’nın Okçular ve Bahçelievler mahallelerinde, yağmur suyu baskınlarını önlemek amacıyla kapsamlı çalışmalar sürdürüyoruz. Okçular Mahallesi’nde eski ve yetersiz yağmur suyu hatları yerine, 500’lük beton büzler ile yeni hatlar inşa ediyoruz. Bu çalışmayla bölgedeki yağmur suyu sorunlarını çözmüş olacağız. Bahçelievler Mahallesi’nde ise, ana taşıyıcı hattın bir kısmı yenilenerek 180 metre uzunluğunda kutu menfez imalatı yapıyoruz. Ayrıca, Özgür Sokak’tan gelen hatlarla bağlantı sağlanarak yağmur suyu sorununa bir müdahale daha gerçekleştiriyoruz. Çalışmalar tamamlanmasıyla sadece Okçular ve Bahçelievler mahallelerini değil, Ortaca’nın diğer mahallelerinin de yağmur suyu altyapısını rahatlatarak tüm Ortaca’daki vatandaşlarımızın bu yenilikten faydalanacağı hale getirmiş olacağız." dedi. Okçular Mahalle Muhtarı Sedat Erken, "Yeni bir proje hattı oluşturuldu" Yapılan çalışmaların kendi mahallelerinin yanında diğer mahalleleri de rahatlatacağını vurgulayan Okçular Mahalle Muhtarı Sedat Erken, "Daha önce yedi mahallenin yağmur suyu drenaj hattı, şahıs arazisinden geçen dar bir kanaletle taşınıyor ve yoğun yağışlarda bölgede sık sık sel ve taşkınlar yaşanıyordu. Bu sorunu çözmek için 235 Sokak üzerinden yeni bir proje hattı oluşturuldu ve çalışmalar devam ediyor. Yeni hat geniş kapasitede inşa edilerek hem bu mahalleyi hem çevredeki diğer mahalleleri önemli ölçüde rahatlatacak şekilde düzenleniyor. Yaklaşık 20 gündür sürdürülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, önümüzdeki yağışlı dönemlerde bölgede yaşanan taşkın sorunlarının büyük oranda önüne geçilmesi hedefleniyor. Bu süreçte bizlerden desteğini esirgemeyen Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a ve MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül’e teşekkürü mahallem ve şahsım adına borç bilirim." dedi. Bahçelievler Mahalle Muhtarı Aziz Türk, "Sorunumuzu ilettik, hemen gelip çalışmaya başladılar" Çukur bir bölgede yer aldıklarını ve su dolmasının yaşattığı sıkıntıların artık çözüleceğine yönelik mutluluğunu dile getiren Bahçelievler Mahalle Muhtarı Aziz Türk, " Burası çukur bir bölge. Yoğun yağmur yağdığında hem bulunduğumuz alan hem de arka tarafta gördüğümüz kısım tamamen suyla doluyordu. Bazı evlere su giriyor, yollar çamurdan yürünmez oluyordu. Bu durum hem yaşam kalitesini düşürüyor hem de vatandaşlarımızı mağdur ediyordu. Durumu hem yazılı hem sözlü olarak Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a, MUSKİ Genel Müdürümüze ve bölge müdürlerimize ilettik. Sağ olsunlar, hemen gelip yerinde incelemelerde bulundular ve çalışmaya başladılar. Yaklaşık 20 gündür süren çalışmalar sırasında MUSKİ ekipleri, bölge müdürlerimiz ve sahadaki emekçi kardeşlerim gerçekten disiplinli ve özverili bir şekilde çalıştılar. Yağmurlu havada bile sahadan ayrılmadıklar. Bu süreçte bizim yanımızda duran Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a, MUSKİ Genel Müdürümüze, bölge müdürlerimize ve tüm çalışanlara mahallem adına gönülden teşekkür ediyorum" diye belirtti.
Diyarbakır’da sigarayla mücadele sokağa taşındı
08 Aralık 2025 Pazartesi - 15:01 Diyarbakır’da sigarayla mücadele sokağa taşındı Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği ekibiyle birlikte Sur İçkale bölgesinde vatandaşlarla buluştu. Birçok vatandaş ölçüm yaptırarak sigarayı bırakma süreci hakkında bilgi aldı ve uygulamadan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Mobil Sigara Bırakma Polikliniği, sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara sağlık hizmetini doğrudan bulundukları yerde sunuyor. Karbonmonoksit ölçümü, nikotin bağımlılığı testi, birebir danışmanlık ve gerekli görülen vatandaşlara ücretsiz ilaç desteği gibi birçok hizmet anında sağlanıyor. Uzman ekip tarafından oluşturulan kişiye özel bırakma planlarıyla süreç, düzenli takip edilerek destekleniyor. Saha çalışması sırasında açıklama yapan İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, tütünle mücadelenin her yerde ve herkes için erişilebilir olması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: "Sigara bağımlılığı hem bireysel hem toplumsal açıdan ciddi bir sağlık sorunu. Biz de bu nedenle hizmeti vatandaşlarımızın ayağına götürüyoruz. Mobil Sigara Bırakma Polikliniği ile hem farkındalık oluşturuyor hem de sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlarımıza anında destek veriyoruz. Amacımız daha sağlıklı, daha güçlü bir Diyarbakır. Tütün kullanımını azaltmak için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz." Vatandaşlarla sohbet eden Asiltürk, birçok kişinin sigarayı bırakmak için istekli olduğunu, mobil ekiplerin bu noktada önemli bir motivasyon sağladığını belirtti. Diyarbakır genelinde 6 Sigara Bırakma Polikliniği ücretsiz olarak hizmet sunuyor. Mobil Poliklinik ise belirli günlerde şehrin çeşitli noktalarında kuruluyor ve randevusuz şekilde hizmet veriyor. Sigara bırakmak isteyen vatandaşlar, ALO 171, ALO 184, MHRS ve aile hekimlikleri üzerinden randevu alabiliyor.
Aktif yaşam merkezinde yaş almışlara özel ilgi
08 Aralık 2025 Pazartesi - 14:55 Aktif yaşam merkezinde yaş almışlara özel ilgi Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi tarafından Dulkadiroğlu Divanlı Mahallesi’nde hizmete alınan Aktif Yaşam Merkezinde 65 yaş üstü vatandaşlara ücretsiz sağlık hizmeti sunulurken, çeşitli kurslarla da el becerilerini geliştirme ve sosyalleşmelerine katkı sağlandığı ifade edildi. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel’in öncülüğünde sosyal belediyecilik kapsamında hayata geçirilen hizmetlerle şehrin her yaş grubuna dokunulmaya devam edildiği bildirildi. Bu doğrultuda Dulkadiroğlu Divanlı Mahallesi’nde hizmet veren Aktif Yaşam Merkezinin, 65 yaş üstü vatandaşlara sunduğu ücretsiz sağlık hizmetleri, kurslar ve sosyalleşme imkânlarıyla dikkat çektiği kaydedildi. Merkezde fizyoterapi, ergoterapi ile demans ve alzheimeri önlemeye yönelik rehabilitasyon desteği alan yaşlıların, aynı zamanda dekoratif el sanatları ve örgü kurslarıyla el becerilerini geliştirdiği aktif bir yaşam içinde kendilerine zaman ayırma fırsatı buldukları ifade edildi. 130’dan fazla kişinin ücretsiz yararlandığı merkez hem sağlık hizmetleri hem de sosyal kazanımlar sağlamasıyla yaşlıların takdirini topladı. Merkezde kurslara katılan ve fizyoterapi desteği alan Ahmet Şaşmaz, "Büyükşehir Belediyesi çok güzel çalışmalar yapıyor. Burada günlerimiz dolu dolu geçiyor, koşa koşa geliyoruz" dedi. Merkezden fizyoterapi desteği alan Fazilet Keçeyatar da ortamın sıcak ve samimi yapısını öne çıkararak, "Sanki bir ev ortamı var burada, çok iyi ilgileniyorlar. Boynumdan ve ayağımdan tedavi alıyorum" şeklinde konuşurken Meral Baydemir ise, "Çok memnun kaldım, çok güzel bir ortam" ifadelerini kullandı. Fizyoterapi hizmetlerinin önemine dikkat çeken Ömer Baydemir’de "Bu merkez çok iyi oldu, takdir etmemek mümkün değil. Fizyoloji ile ilgili ne varsa burada almaya çalışıyorum" diye konuştu. Merkezden hizmet alan bir çok kişide gördükleri faydaları anlatarak Belediye Başkanı Fırat Görgel’e teşekkür etti.