SAĞLIK
3 bin 800 metrelik su isale hattı yenilendi 06 Nisan 2026 Pazartesi - 19:20:01 Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Muğla genelinde eskiyen, şahıs arazisi içinde kalan ve sık sık patlayan su isale hatlarında yenileme çalışmalarını sürdürüyor. MUSKİ ekipleri son olarak Dalaman Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde 3 bin 800 metrelik su isale hattını hem yeniledi, hem de vatandaş mülkiyeti dışına çıkardı. MUSKİ Genel müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Dalaman ilçemizin Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde, ekonomik ömrünü tamamlayan içme suyu hatlarının yenileme çalışmalarına başladık. Kullanım ömrünü tamamlayan, çap yetersizliği nedeniyle basınç sorununa neden olan, mülkiyet içerisinden geçtiği için arıza ve bakım süreçlerinde erişim sorunu yaşanan 3 bin 300 metrelik hattı, kamusal yol güzergâhına alarak yeniliyoruz. Dalaman Belediyesi’nin bölgede gerçekleştireceği yol çalışmaları ile eş zamanlı yürüttüğümüz bu çalışma sayesinde hat kapasitesini artırarak basınç ve debi sürekliliğini sağlıyor, kayıp-kaçak oranlarını düşürüyor ve arıza ile bakım süreçlerini daha hızlı ve kontrollü hale getiriyoruz. Böylece mahallemize uzun yıllar sorunsuz hizmet verecek modern ve sürdürülebilir bir içme suyu altyapısı kazandırıyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın il genelinde altyapının güçlendirilerek vatandaşlarımıza kesintisiz hizmet sunulması hedefi doğrultusunda çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz" denildi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 17:30 Kanser farkındalığı: "Erken teşhis hayat kurtarır" Samsun’un Çarşamba ilçesinde kanserle mücadelede erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla farkındalık çalışmaları gerçekleştirildi. Çarşamba İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalarda, kanser vakalarındaki artışa ve erken tanının hayati önemine vurgu yapıldı. İlçe Sağlık Müdürü Dr. Muhammet Faruk Akyüz, yaptığı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 projeksiyonlarına göre dünya genelinde kanser vakalarının hızla artmasının beklendiğini belirtti. Dr. Akyüz, erken tanı ve gelişmiş tedavi yöntemleri sayesinde özellikle Avrupa’da kanser kaynaklı ölüm oranlarında düşüş gözlemlendiğini ifade ederek, "Akciğer, meme ve kolorektal kanserler en yaygın türler arasında yer alıyor. Vakaların yaklaşık yüzde 90’ı çevresel faktörler ve yaşam tarzından kaynaklanmaktadır" dedi. Türkiye’de yürütülen tarama çalışmalarına da değinen Akyüz, "Bir yıl içerisinde 7,7 milyon kişiye ücretsiz tarama yapılmış ve yüz binlerce riskli vaka erken dönemde tespit edilmiştir. Bu durum düzenli kontrollerin hayat kurtarıcı etkisini açıkça ortaya koymaktadır" diye konuştu. KETEM’lerde ücretsiz tarama imkanı bulunduğunu hatırlatan Akyüz, taramalarda şüpheli bulgulara rastlanan kişilerin ileri tetkik için ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirildiğini, teşhis ve tedavi süreçlerinin ise üst basamak sağlık kurumlarında sürdürüldüğünü kaydetti. Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında; 40-69 yaş arası kadınlara meme kanseri için yılda bir klinik muayene ve 2 yılda bir mamografi, 30-65 yaş arası kadınlara rahim ağzı kanseri için 5 yılda bir HPV-DNA testi, 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere ise kalın bağırsak kanseri için 2 yılda bir gaitada gizli kan testi uygulandığı bildirildi. Ayrıca bu yaş grubuna 10 yılda bir kolonoskopi önerildiği belirtildi. Öte yandan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında ilçede çeşitli farkındalık etkinlikleri düzenlendi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 16:41 Şanlıurfa’da sağlıklı beslenme ve böbrek sağlığı için eğitim seferberliği başlatıldı Zengin gastronomi kültürü ve köklü mutfak geleneğiyle bilinen Şanlıurfa’da, bu kez sağlıklı beslenme ve böbrek sağlığı konusunda önemli bir toplumsal farkındalık adımı atıldı. Türk Böbrek Vakfı ile Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan işbirliği protokolü ile kentte sağlıklı beslenme ve böbrek sağlığı konusunda kapsamlı bir eğitim programı başlatıldı. Engelliler Koordinasyon ve Yaşam Merkezi’nde düzenlenen imza törenine, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, TBV Başkanı Timur Erk, Hilvan Belediye Başkanı Serhan Paydaş, Harran Üniversitesi Rektör Vekili Abdulcenap Cevheri ve çok sayıda davetli katıldı. İş birliği kapsamında böbrek hastalıklarına karşı farkındalığın artırılması, erken teşhisin yaygınlaştırılması ve sağlıklı yaşam bilincinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Eğitim programları ve bilinçlendirme kampanyalarıyla toplumun geniş kesimlerine ulaşılması planlanıyor. Gülpınar, törende yaptığı konuşmada, toplum sağlığına verilen önemin sadece sözde kalmadığını, uygulamaya geçirilen projelerle sürekli vurgulandığını belirterek, "Toplum sağlığına verdiğimiz önemi, göreve geldiğimiz ilk günden bu yana hayata geçirdiğimiz ve inşallah geçirmeye devam edeceğimiz projelerle sürekli vurguluyoruz, vurgulamaya da devam edeceğiz. Bildiğiniz üzere, üzerinde özellikle durduğumuz Liman Ayık Projesi ile zararlı maddelerden etkilenen vatandaşlarımızın, yani çok değerli insanlarımızın tedavisi konusunda ilk adımı attık. Her zaman ifade ettiğimiz gibi bu proje, bizim en önemli çalışmalarımızdan biri oldu ve olmaya da devam edecek. Çünkü ne yaparsak yapalım, insan hayatına dair sunulan en küçük hizmet dahi son derece kıymetlidir" dedi. "Sağlık en büyük değer" Gülpınar, sağlığın en büyük değer olduğunu vurgulayarak, bu iş birliğinin sadece bir protokol değil, toplum sağlığına yönelik önemli bir adım olduğunu ifade etti. Sağlıklı bireylerin sağlıklı bir toplumun temelini oluşturduğunu vurgulayan Gülpınar, belediye olarak her kesime ulaşacak farkındalık çalışmaları yürütmeyi hedeflediklerini söyledi. TBV Başkanı Timur Erk ise konuşmasında, özellikle beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Şanlıurfa mutfağının lezzetli ancak tuz oranı yüksek olabildiğini belirten Erk, tuz tüketiminin azaltılmasının böbrek sağlığı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Erk, ayrıca Fırat Nehri suyunun önemine değinerek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. TBV Başkanı Timur Erk, katkılarından dolayı Gülpınar’a teşekkür belgesi takdim etti. Programın ardından uzmanlar tarafından böbrek sağlığı ve sağlıklı beslenme konusunda katılımcılara bilgiler aktarıldı.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 16:38 Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ve TBV böbrek sağlığı için protokol imzaladı Zengin gastronomi kültürü ve köklü mutfak geleneğiyle bilinen Şanlıurfa’da, bu kez sağlıklı beslenme ve böbrek sağlığı konusunda önemli bir toplumsal farkındalık adımı atıldı. Türk Böbrek Vakfı ile Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan işbirliği protokolü ile kentte sağlıklı beslenme ve böbrek sağlığı konusunda kapsamlı bir eğitim programı başlatıldı. Engelliler Koordinasyon ve Yaşam Merkezi’nde düzenlenen imza törenine, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, TBV Başkanı Timur Erk, Hilvan Belediye Başkanı Serhan Paydaş, Harran Üniversitesi Rektör Vekili Abdulcenap Cevheri ve çok sayıda davetli katıldı. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı koordinesinde düzenlenen protokol, Gülpınar ile TBV Başkanı Timur Erk arasında imzalandı. İş birliği kapsamında böbrek hastalıklarına karşı farkındalığın artırılması, erken teşhisin yaygınlaştırılması ve sağlıklı yaşam bilincinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Eğitim programları ve bilinçlendirme kampanyalarıyla toplumun geniş kesimlerine ulaşılması planlanıyor. Gülpınar, törende yaptığı konuşmada, toplum sağlığına verilen önemin sadece sözde kalmadığını, uygulamaya geçirilen projelerle sürekli vurgulandığını belirterek, "Toplum sağlığına verdiğimiz önemi, göreve geldiğimiz ilk günden bu yana hayata geçirdiğimiz ve inşallah geçirmeye devam edeceğimiz projelerle sürekli vurguluyoruz, vurgulamaya da devam edeceğiz. Bildiğiniz üzere, üzerinde özellikle durduğumuz Liman Ayık Projesi ile zararlı maddelerden etkilenen vatandaşlarımızın, yani çok değerli insanlarımızın tedavisi konusunda ilk adımı attık. Her zaman ifade ettiğimiz gibi bu proje, bizim en önemli çalışmalarımızdan biri oldu ve olmaya da devam edecek. Çünkü ne yaparsak yapalım, insan hayatına dair sunulan en küçük hizmet dahi son derece kıymetlidir" dedi. "Sağlık en büyük değer" Gülpınar, sağlığın en büyük değer olduğunu vurgulayarak, bu iş birliğinin sadece bir protokol değil, toplum sağlığına yönelik önemli bir adım olduğunu ifade etti. Sağlıklı bireylerin sağlıklı bir toplumun temelini oluşturduğunu vurgulayan Gülpınar, belediye olarak her kesime ulaşacak farkındalık çalışmaları yürütmeyi hedeflediklerini söyledi. TBV Başkanı Timur Erk ise konuşmasında, özellikle beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Şanlıurfa mutfağının lezzetli ancak tuz oranı yüksek olabildiğini belirten Erk, tuz tüketiminin azaltılmasının böbrek sağlığı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Erk, ayrıca Fırat Nehri suyunun önemine değinerek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. TBV Başkanı Timur Erk, katkılarından dolayı Gülpınar’a teşekkür belgesi takdim etti. Programın ardından uzmanlar tarafından böbrek sağlığı ve sağlıklı beslenme konusunda katılımcılara bilgiler aktarıldı.
Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor
17 Ekim 2025 Cuma - 10:07 Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ersoy Taşpınar, meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekerek, her kadının kendi sağlığı konusunda bilinçli olması gerektiğini vurguladı. Meme kanseri, meme dokusunda hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan ve zamanla çevre dokulara, hatta vücudun diğer bölgelerine yayılabilen ciddi bir hastalıktır. Kadınlarda en sık görülen kanser tipi olan meme kanseri, özellikle Batı toplumlarında oldukça yaygındır. Öyle ki, her 8 kadından biri hayatı boyunca en az bir kez bu hastalıkla karşılaşmaktadır "Dünya Sağlık Örgütü’nün 2024 verilerine göre, her 8 kadından biri hayatının bir döneminde meme kanseriyle karşı karşıya kalıyor" diyen Medicana Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ersoy Taşpınar, Türkiye’de de her yıl yaklaşık 25 bin yeni vaka teşhisi konduğunu belirtti. Taşpınar, "Meme kanseri sadece bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda toplum sağlığını ilgilendiren ciddi bir konudur. En önemli silahımız hâlâ erken teşhis. Çünkü erken evrede teşhis alan hastalarda 5 yıllık sağkalım oranı yüzde 90’ın üzerindedir" dedi. Genetik yatkınlık kadar yaşam tarzı da önemli Meme kanseri vakalarının yalnızca yüzde 5 ila yüzde 10’unun kalıtsal gen mutasyonlarına (BRCA1, BRCA2) bağlı olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Taşpınar, büyük bir kısmın yaşam tarzı, hormonal faktörler ve çevresel etkenlerle bağlantılı olduğunu ifade etti. Taşpınar, "50 yaş üstü olmak, aile öyküsü, erken adet görme, geç menopoz, obezite, hareketsizlik ve alkol kullanımı gibi faktörler meme kanseri riskini artırıyor. Buna karşılık düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve sigaradan uzak durmak riski azaltan başlıca önlemlerdir" şeklinde konuştu. Mamografi hayat kurtarır Erken teşhis yöntemleri arasında en etkili araçlardan birinin mamografi olduğunu belirten Taşpınar, "40 yaşından itibaren her kadının yılda bir kez mamografi yaptırması büyük önem taşıyor. Yüksek risk grubundaki kadınlarda bu taramalar 35 yaşından itibaren başlamalıdır. Ayrıca kendi kendine meme muayenesi ve doktor kontrolü de ihmal edilmemelidir" uyarısında bulundu. Yeni nesil görüntüleme teknikleri ve genetik testlerin de teşhis sürecinde önemli rol oynadığını kaydeden Taşpınar, risk analizlerinin artık daha kişiselleştirilmiş şekilde yapılabildiğini belirtti. Kişiye özel tedaviyle yüz güldüren sonuçlar Meme kanseri tedavisinde son yıllarda kişiye özel yaklaşımların öne çıktığını söyleyen Op. Dr. Ersoy Taşpınar, cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, hormonoterapi ve biyolojik tedavilerin hastanın tüm özellikleri göz önüne alınarak planlandığını ifade ederek, "Erken evrede teşhis alan pek çok hastada artık meme koruyucu cerrahi tercih ediliyor. Gerekli durumlarda onkoplastik cerrahi teknikleriyle hem kanserli dokuyu güvenli şekilde çıkartabiliyor hem de estetik olarak tatmin edici sonuçlar elde edebiliyoruz" dedi. "Korku değil, bilgiyle hareket edelim" Toplumda meme kanseriyle ilgili hâlâ büyük bir korku olduğunu belirten Taşpınar, bu korkunun yerini bilgi ve farkındalığa bırakması gerektiğinin altını çizdi: "Her gün erken teşhis almış hastalarımda gördüğüm şey; yüzlerindeki güven, geç kalmış hastalardaki korkudan çok daha güçlüdür. Kanserle mücadelede en güçlü ilaç, farkındalıkla gelen erken teşhistir." "Fark et, geç kalma" Medicana Bursa Hastanesi olarak her ekim ayında gerçekleştirdikleri farkındalık çalışmalarına dikkat çeken Taşpınar, bu mücadelenin sadece bir aya değil, tüm yıla yayılması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: "Bir mamografi sadece birkaç dakikanızı alır, ama o birkaç dakika hayatınızı kurtarabilir. Her kadın, kendi bedenini tanımalı ve düzenli kontrollerini ihmal etmemelidir. Fark et, geç kalma. Çünkü erken teşhis hayat kurtarır."
"Kalp hastalıklarında tehlike: Tedaviye uyum eksikliği"
17 Ekim 2025 Cuma - 09:55 "Kalp hastalıklarında tehlike: Tedaviye uyum eksikliği" Kalp-damar hastalıkları dünyada en sık ölüm nedeni olurken stent takılan hastalarda ilaçlara uyum ve yaşam tarzı değişikliği hayati önem taşıyor. Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, stent trombozu ve kalp durması risklerine dikkat çekerek ilk 4-6 dakikada yapılacak müdahalenin hayat kurtardığını vurguladı. "Düzenli ilaç kullanımı ve erken tanı, kalp krizlerinin önlenmesinde belirleyici rol oynuyor" uyarısında bulundu. Kalp-damar hastalıkları, tüm dünyada hem ölüm oranları hem de yaşam kalitesi üzerindeki etkisi açısından önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Özellikle stent takılan hastalarda tedaviye uyum, düzenli takip ve yaşam biçimi değişiklikleri, kalp krizlerinin önlenmesinde belirleyici oluyor. Bu konuda bilgi veren Medicana Kadıköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, stent trombozu, kalp durması ve hipoksik hasar riskiyle ilgili önemli uyarılarda bulundu. Stent içinde pıhtı oluşumu kalp krizine yol açabiliyor "Stent trombozu, kalp damarına yerleştirilen stendin içinde pıhtı oluşması sonucu damarın ani şekilde tıkanmasıyla ortaya çıkan ciddi bir durumdur" diyen Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, "Bu tablonun çoğu zaman kalp krizine, ritim bozukluklarına ve hatta kalp durmasına neden olabilir. Stent trombozunun en önemli sebeplerinden biri, stent sonrası verilen kan sulandırıcı ilaçların düzensiz veya erken kesilerek kullanılmamasıdır. Ayrıca damar yapısındaki bozukluklar, pıhtılaşma eğilimi ve stent yerleştirme tekniğine bağlı faktörler de riski artırabilir. Özellikle stent sonrası ilk aylar, bu komplikasyonun gelişmesi açısından en hassas dönemdir" dedi. Kalp sağlığını korumak yaşam tarzı değişiklikleriyle mümkündür Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, stent takılan hastalarda ilaç tedavisine uyumun hayati önem taşıdığını vurgulayarak, kalp-damar sağlığını korumak için yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı: "Kan sulandırıcı ilaçlar mutlaka düzenli kullanılmalı, sigara bırakılmalı, sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılmalı ve düzenli egzersiz yapılmalıdır. Ayrıca kolesterol ve tansiyonun kontrol altında tutulması, obeziteden uzak durulması ve düzenli kardiyoloji kontrollerinin aksatılmaması da büyük önem taşır." Kalp durması sonrası ilk 4-6 dakika hayati önem taşıyor Kalp ve damar hastalıkları nedeniyle meydana gelebilecek kalp krizi ve kalp durması durumunda müdahale süresinin kritik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, "Kalp durduktan sonraki ilk 4-6 dakika içinde yeniden dolaşım sağlanmazsa, beyin başta olmak üzere organlara oksijen gitmediği için kalıcı hasarlar meydana gelebilir. Erken ve etkili CPR (kalp masajı) uygulaması, hem hayatta kalımı hem de nörolojik iyileşmeyi belirler. Bu nedenle ilk müdahalenin hızlı ve bilinçli şekilde yapılması son derece önemlidir" şeklinde konuştu. Uzun süreli kalp durması sonrası hipoksik hasar gelişebilir Kalbin uzun süre durması sonrasında beyin dokusunda hipoksik hasar yani oksijensizliğe bağlı hasar gelişebileceğini belirten Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, bu durumun kalp yeniden çalıştırıldıktan sonra bile ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti ve ekledi: "Kalbin durduğu sürenin uzaması, beynin ve organların oksijensiz kalmasına neden olur. Bu da bilinç bozukluğu, nörolojik sekeller ve çoklu organ yetmezliği gibi kalıcı hasarlara yol açabilir. Hastanın hayatta kalması kadar, nörolojik iyileşmenin sağlanması da müdahalenin hızı ve etkinliğiyle doğrudan ilişkilidir. Kalp-damar hastalıklarının erken tanısı, doğru tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle önemli ölçüde önlenebilir. Kalp hastalıkları çoğu zaman sessiz ilerler. Bu nedenle düzenli kontrollerin yapılması, risk faktörlerinin izlenmesi ve ilaç tedavisine eksiksiz uyulması, kalp sağlığını korumanın en etkili yollarıdır."
Acıpayam KETEM hizmete açıldı
17 Ekim 2025 Cuma - 09:50 Acıpayam KETEM hizmete açıldı Kanser hastalığının erken teşhisi ve hastalıkla mücadelede önemli bir yer tutan Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezlerine (KETEM) Denizli’de bir yenisi daha eklendi. Acıpayam Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde bulunan KETEM’e Sağlık Bakanlığı tarafından alınan mamografi cihazının gelmesiyle birlikte Denizli’deki KETEM sayısı 5’e yükseldi. Merkezefendi, Pamukkale, Sümer, Tavas KETEM’lerle birlikte Mobil Kanser Tarama Tırını bünyesinde barından Denizli, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık ayında yeni bir KETEM’e daha kavuştu. Acıpayam’da faaliyete geçen Acıpayam KETEM ile kanserle yürütülen mücadele soluksuz devam edecek. Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk de Acıpayam’da faaliyete geçen KETEM’i ziyaret ederek, incelemelerde bulundu. Ak Parti Acıpayam İlçe Başkanı Kadir Hüseyin Okyay’ın da bulunduğu ziyarette açıklama yapan Denizli İl Sağlık Müdürü Uz.Dr. Berna Öztürk, Acıpayam KETEM’in açılmasıyla birlikte Denizli’de KETEM sayısının 5’e çıktığını söyledi. Öztürk; "Kanser dünyada olduğu gibi ülkemizde de en önemli halk sağlığı sorunlarının başında gelmektedir. Ancak erken teşhis ile kanserle mücadelede önemli başarılar elde edilebilmekte bu nedenle KETEM’ler kanserle mücadelede kritik rol oynamaktadır. İlimizde kanser farkındalık eğitim ve tarama faaliyetlerimizi aralıksız sürdürüyoruz. Bu faaliyetlerimizi ilimizde Merkezefendi, Pamukkale, Sümer ve Tavas KETEM’lerimiz ve Mobil Kanser Tarama Tırımız ile birlikte yürütmekteydik. Bugün Acıpayam Sağlıklı Hayat Merkezimizin bünyesinde KETEM’i hizmete açarak Denizli’de KETEM sayımızı 5’e çıkardık. Acıpayam ilçemize hayırlı olsun. Acıpayam’da vatandaşlarımız kanser taramalarını daha kolay ve düzenli bir şekilde yaptırabilecekler" dedi.
İşitme kaybı Alzheimer’i tetikliyor
17 Ekim 2025 Cuma - 09:13 İşitme kaybı Alzheimer’i tetikliyor İşitme kaybının ciddi bir sağlık sorunu olduğu belirtilerek sosyalleşmeyi olumsuz yönde etkilediği kaydedildi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İmperial Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Korkmaz, belirli düzeydeki işitme kayıplarının bireylerin sosyal yaşamını doğrudan etkilediğini belirterek bu durum da Alzheimer riskini artırdığını kaydederek uyarılarda bulundu. Birçok kişinin işitme kaybını yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görüp işitme cihazı kullanmaktan kaçındığına dikkat çeken Korkmaz "Belirli düzeydeki işitme kayıpları, bireylerin sosyalleşmesini olumsuz etkileyebilir. Kişi zamanla diyaloğa girmekten kaçınır ve iletişimi zayıflar. Bu durum, araştırmalara göre Alzheimer hastalığı riskini yüzde 10-15 oranında artırabilir. Ancak birçok kişi işitme kaybını yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görüp işitme cihazı kullanmaktan kaçınır. Oysa işitme kaybı, yalnızca sosyal hayatı değil, kişinin güvenliğini de tehlikeye atabilir. Örneğin, sokakta yürürken korna sesi gibi uyarıları duyamamak ciddi kazalara yol açabilir. Dolaylı olarak bu durum da Alzheimer riskini artırabiliyor" dedi. Gelen hastaların yüzde 20’si vertigo şikâyetiyle geliyor Korkmaz, kliniğe gelen hastaların yüzde 20’sinin vertigo şikayeti oluşturduğunu özellikle ileri yaş grubunda daha fazla görüldüğünü kaydederek "Vertigo, halk arasında ’Baş dönmesi’ olarak bilinen bir durumdur. Bu durumun altında birçok farklı klinik hastalık oluşturabilir ve nedenleri yaş grubuna göre değişkenlik gösterebilir. İleri yaşlarda görülme sıklığı artar; en sık rastlanan nedeni ise halk arasında ’kristal oynaması’ olarak bilinen Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV) adlı hastalık grubudur. Ancak vertigonun nedeni yalnızca bu değildir. Beyin tümörlerinden çocukluk çağında görülebilecek orta kulakta sıvı birikmesi (seröz otitis media) özellikle 2 yaşından küçük çocuklarda geniş farklı hastalık durumu görülebilir. Aslında "vertigo", bir çatı tanımdır; altında çok sayıda hastalık ve farklı neden barındırır. Vertigo, özellikle ilerleyen yaşlarda daha sık görülür. Yaş ilerledikçe, dengeyi sağlayan kompanzasyon mekanizmalarının zayıflaması nedeniyle hastalar vertigodan daha fazla etkilenir. Klinik belirtiler yaşla birlikte çok değişmese de, baş dönmesine bağlı düşmeler ve kırıklar yaşlı bireylerde daha ciddi ve tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle yaşlılarda vertigo daha büyük önem taşır. Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV) tedavisinde, ’repozisyon manevrası’ olarak bilinen ve kristallerin yerlerine oturtulmasını amaçlayan özel manevralar kullanılır. Bunun yanında ilaç tedavisiyle de destek sağlanır. Hastalığın nedenine bağlı olarak adaptasyon sürecini hızlandırmak için bazı egzersizler önerilirken, bazı hareketlerden de kaçınılması istenir. Tedavi, tamamen vertigonun altta yatan nedenine göre planlanır. Kulak Burun Boğaz (KBB) polikliniklerine başvuran hastaların yaklaşık yüzde 20’si vertigo şikâyetiyle başvurmaktadır" diye konuştu. İşitme kayıplarına yol açabilir Yüksek sesle müzik dinlemenin kulağı olumsuz etkilediğini belirten Korkmaz, "Uzun süre yüksek sese maruz kalmak, iç kulakta kalıcı işitme kayıplarına yol açabilir. Özellikle son zamanlarda gençlerde yaygın olarak görülen kulaklıkla yüksek sesle müzik dinleme alışkanlığı, önlenebilir bir risktir. İşitme kayıplarını önlemek adına bu tür alışkanlıklardan kaçınılması önemlidir. Gürültülü ortamlarda çalışan bireylerde ise mutlaka işitme koruyucuları (maskeleme cihazları) kullanılması önerilir. Çünkü fark edilmeden gelişen uzun süreli ses maruziyeti kalıcı işitme kaybına neden olabilir. Yaş ilerledikçe ortaya çıkan işitme kayıpları da çoğunlukla iç kulaktan kaynaklanır. Bu nedenle, belirli bir desibel seviyesinin üzerinde gürültüye maruz kalınan ortamlarda işitme sağlığını koruyacak önlemlerin alınması gereklidir" şeklinde konuştu.
Prostat büyümesine ameliyatsız çözüm: "Su buharı tedavisi Türkiye’de yaygınlaşıyor"
17 Ekim 2025 Cuma - 08:58 Prostat büyümesine ameliyatsız çözüm: "Su buharı tedavisi Türkiye’de yaygınlaşıyor" İyi huylu prostat büyümesi (BPH) olan milyonlarca erkek için geliştirilen ve cinsel fonksiyonları koruyan su buharı tedavisini (Rezum) anlatan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Tevfik Ziypak, "Türkiye’de de yaygınlaşarak cerrahiye güçlü bir alternatif sunuyor" dedi. "Erkeklerde yaşla sık görülen iyi huylu prostat büyümesi (BPH) tedavisinde ’su buharı tedavisi’ adı verilen yeni nesil bir teknoloji, ameliyat endişesi taşıyan hastalara umut oluyor" diyen BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesinden Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Tevfik Ziypak, "Sadece 10-15 dakika süren, kesi veya doku çıkarma işlemi gerektirmeyen bu minimal invaziv yöntem, hastaların cinsel fonksiyonlarını büyük oranda koruyarak kısa sürede günlük hayata dönmelerine olanak tanıyor" açıklaması yaptı. "Modern ve konforlu bir çözüm olarak öne çıkıyor" Doç. Dr. Tevfik Ziypak, "50 yaş üzeri erkeklerin yaklaşık yarısını, 80 yaş üzerindekilerin ise yüzde 80’ini etkileyen BPH; sık idrara çıkma, gece tuvalete kalkma ve idrar akışında zayıflama gibi yaşam kalitesini düşüren şikâyetlere yol açıyor. Bugüne dek genellikle ilaç veya TUR-P gibi geleneksel cerrahi yöntemlerle tedavi edilen bu durum için su buharı teknolojisi, modern ve konforlu bir çözüm olarak öne çıkıyor" şeklinde konuştu. Tedavi nasıl uygulanıyor? Tedavi hakkında bilgilendiren Doç. Dr. Tevfik Ziypak, şunları söyledi: "FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onaylı sistem, idrar kanalı yoluyla prostata ulaştırılan özel bir cihazla uygulanıyor. Cihaz, 9 saniyelik kısa püskürtmelerle steril su buharını prostatın büyüyen dokusuna enjekte ediyor. Buharın termal enerjisi, hedeflenen hücreleri tahrip ederken çevredeki sağlıklı sinir ve dokular korunuyor. Vücudun doğal iyileşme mekanizması sayesinde tahrip olan bu dokular zamanla temizleniyor, prostat küçülerek idrar kanalı üzerindeki baskı ortadan kalkıyor." "Ameliyattan korkan ve cinsel fonksiyonlarını korumak isteyenler için devrim" Doç. Dr. Ziypak, yöntemin avantajlarını da vurgulayarak, "REZUM, prostat büyümesinin tedavisinde devrim niteliğinde bir yöntem. Ameliyat korkusu yaşayan, kullandığı ilaçlardan sıkılan veya cinsel fonksiyonlarını korumak isteyen erkekler için büyük bir fırsat sunuyor. Üstelik işlem kısa, ağrısız ve kalıcı sonuçlar veriyor" dedi. "Tedavinin en büyük avantajları arasında işlemin ortalama 10-15 dakika sürmesi, hastaların aynı gün taburcu olabilmesi ve 2-3 gün içinde normal yaşantılarına dönebilmesi yer alıyor" diyen Doç. Dr. Tevfik Ziypak, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Özellikle prostat hacmi 30-80 ml arasında olan, ilaç tedavisinden fayda görmeyen veya cerrahiden çekinen hastalar için ideal bir seçenek olarak gösteriliyor. Klinik çalışmalar, tedavinin 5 yıllık takiplerde etkinliğini koruduğunu ve hastaların yüzde 95’inin ek bir cerrahiye ihtiyaç duymadığını ortaya koyuyor. Türkiye’de de son yıllarda belirli özel ve üniversite hastanelerinde yaygınlaşmaya başlayan su buharı tedavisi, üroloji uzmanları tarafından başarıyla uygulanıyor."
Öğrenciler beyaz önlüklerini giydi
16 Ekim 2025 Perşembe - 18:07 Öğrenciler beyaz önlüklerini giydi Düzce Üniversitesi Eczacılık Fakültesi tarafından düzenlenen 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Eczacılık Fakültesi beyaz önlük giyme töreni gerçekleştirildi. Tıp Fakültesi Konferans Salonu’nda programa; Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. İlhan Genç ve Prof. Dr. Ali Öztürk, Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ufuk Koca Çalışkan, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şerif Demir, Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kazım Özkan Ertürk, Düzce Eczacı Odası Başkanı Ecz. Yalçın Bakır, akademik ve idari personeli ile öğrencileri ve aileleri katıldı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Dekan Ufuk Koca Çalışkan, beyaz önlüğün ve beyaz önlük giyme törenlerinin tarihçesinden bahsederek sözlerine başladı. Beyaz önlüğün, sorumluluğun, temizliğin, dürüstlüğün ve güvenin sembolü olduğunu dile getiren Çalışkan, "Eczacılık, sadece ilaç hazırlamak ve satmak değil, insana, topluma ve geleceğe hizmet etmektir. Her reçetede bir hikaye vardır ve sizler bu hikayenin birer parçası olacaksınız. Beyaz önlüğü giymek kolay olabilir ama beyaz kalmasını sağlamak emek, vicdan ve sabır ister. Bugünden itibaren attığınız her adımda bu önlüğün hakkını vereceğinize yürekten inanıyorum" şeklinde konuştu. Düzce Eczacı Odası Başkanı Ecz. Yalçın Bakır, 57. Bölge Düzce Eczacı Odası olarak odanın kuruluşunda çok çaba sarf ettiklerini belirterek özverili desteklerinden dolayı Yönetim Kurulu Üyelerine teşekkür etti. Düzce Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin büyük bir değer olduğuna işaret eden Bakır, Düzce Eczacı Odası ile Düzce Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin birbirine güç kattığını sözlerine ekledi. Mesleğin geleceği adına kontenjanların azaltılmasına ve eğitimin niteliğinin önemine dikkat çeken Bakır, Düzce Üniversitesi’yle birçok ortak çalışmaya imza atacaklarını ifade etti. Rektör Yardımcısı Ali Öztürk, Eczacılık Fakültesi öğrencilerinin hayatlarının önemli bir dönüm noktasında olduklarını ve mesleğe başlamanın ilk adımını atacaklarını belirtti. Beyaz önlüğün sadece bir giysi değil, bir kimliğin ve etik değerlere bağlılığın da simgesi olduğunun altını çizen Öztürk, eczacıların ilaç üretimi ve satışının ötesinde toplumun sağlık bilincinin artmasına katkı sağlayan önemli bir meslek grubu olduklarını ifade etti. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Gökbulut, eczanede yer alan fitoterapotiklere güncel bakış adlı sunumunu katılımcılarla paylaştı. Ena Farma Yönetim Kurulu Başkanı Meryem Özselanik ise sağlığı doğal yollardan korumanın üretim hikayesi başlıklı konuşmasıyla programa katkı sağladı. Dekan Çalışkan, fakülteye katkılarından dolayı Bursa Eczacılar Kooperatifi’ne plaket takdiminde bulundu. Davetli konuşmacıların sunumlarının ardından beyaz önlük giyme törenine geçildi. Halk sağlığına adanmışlığın ve evrensel meslek etiğinin timsali, temizliğin, güvenin ve sorumluluğun evrensel sembolü olan beyaz önlüklerini gururla giyen Düzce Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencileri, eczacılık mesleğine adım atmanın heyecanı ve mutluluğunu aileleriyle paylaşırken, eğitim hayatlarında unutulmaz bir ana tanıklık etti.
ALKÜ’lü profesöre önemli görev
16 Ekim 2025 Perşembe - 16:31 ALKÜ’lü profesöre önemli görev Lejyoner hastalığında dünyada önde gelen çalışmaları yapan ALKÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Erdoğan, Sağlık Bakanlığı Lejyoner Hastalığı Bilimsel Danışma Kurulu’na Koordinatör Üye olarak yeniden seçildi. İki yıl önce Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulan Lejyoner Hastalığı Kontrol Programı Bilimsel Danışma Kuruluna koordinatör üye olarak görevlendirilen ALKÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Erdoğan, Lejyoner Hastalığı Bilimsel Danışma Kurulu’nda yeniden koordinatör üye olarak görevlendirildi. Lejyoner hastalığı için çalışmalar yoğunlaştı Sağlık Bakanlığı tarafından Lejyoner hastalığının önlenmesi ve kontrolüne yönelik planlanan ve yürütülen çalışmalara bilimsel danışmanlık yapmak ve yeni ortaya çıkan durumlar ile ilgili bilimsel katkı sağlamak ve gelecekte yürütülecek çalışmaları planlanmak amacıyla çalışmalar hızla devam ediyor. Bu kapsamda hastalıkla ilgili çalışmaların planlanması amacıyla kurulan bilimsel kurul, 9 Ekim 2025 Perşembe günü saat 13.00’te Sağlık Bakanlığında toplandı. Toplantıda Lejyoner hastalığına karşı hazırlıklı olmak, hastalıktan korunmak ve hastalıkla mücadele etmek için alınması gereken tedbirler ile hastalığın bildirimine ilişkin usul ve esasları düzenlemek için önemli kararlar alındı. Toplantının devamında, kontrol programının uygulanmasında karşılaşılan güçlüklerin giderilmesi, gerekli hallerde rehberin güncellenmesi ve yeni gelişmelerin detaylı şekilde değerlendirilmesi konuları görüşüldü. Prof. Dr. Haluk Erdoğan, yürütülen çalışmalara ilişkin olarak, "Lejyoner hastalığı, çevresel ve halk sağlığı yönü güçlü, multidisipliner bir yaklaşım gerektiren bir konudur. Bilimsel kurulun amacı, ülkemizde bu hastalığa karşı daha etkin önlemler alınması, kontrol ve bildirim sisteminin güçlendirilmesidir. Ülkemizde görülen lejyoner hastalığı vakalarının değerlendirildiği, Lejyoner Hastalığı Kontrol Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliği’nin ve Lejyoner Hastalığı Saha Rehberi’nin güncellenmesi konularının görüşüldüğü toplantımıza katılım sağlayan değerli Bilimsel Danışma Kurulu üyelerimize teşekkürlerimizi sunarız. Bu süreçte bilimsel katkı sunmaktan onur duyuyorum" ifadelerini kullandı. Kurulda, Koordinatör Üye olan Prof. Dr. Haluk Erdoğan’ın yanı sıra alanında uzman birçok akademisyen ve sağlık profesyoneli yer alıyor.
Kepez Belediyesi’nden 4 ilçede 408 kişiye ücretsiz kanser taraması
16 Ekim 2025 Perşembe - 16:25 Kepez Belediyesi’nden 4 ilçede 408 kişiye ücretsiz kanser taraması Kepez Belediyesi’nin Mobil Sağlık Merkezi, Konyaaltı, Korkuteli, Kumluca ve Demre ilçelerinde vatandaşlara ücretsiz HPV, mamografi ve kolorektal kanser taraması hizmeti sundu. 408 kişi bu hizmetten faydalandı. Kepez Belediyesi, Mobil Sağlık Merkezi aracılığıyla kanser tarama hizmetini hayata geçirdi. Antalya genelinde mahalle mahalle, ilçe ilçe dolaşan mobil ekip, kanser tarama hizmetlerini vatandaşların ayağına kadar götürerek büyük bir kolaylık sağlıyor. "Erken tanı hayat kurtarır" mottosuyla yola çıkan Kepez Belediyesi, bu önemli hizmeti kırsal kesimlere de ulaştırarak taramaların erişilebilirliğini artırıyor. Mobil merkezde görevli sağlık ekipleri, tarama öncesi vatandaşları kanserin riskleri ve erken tanının önemi konusunda bilgilendiriyor. 4 ilçede 408 kişiye kanser taraması yapıldı Konyaaltı’nda 6-7 Ekim’de gerçekleştirilen taramalarda 68 kişiye HPV testi, 54 kişiye mamografi ve 22 kişiye kolorektal kanser taraması uygulanarak, toplam 144 işlem gerçekleştirildi. 7-8 Ekim’de de Korkuteli ilçesinde 11 HPV, 25 mamografi ve 20 kolorektal kanser taraması olmak üzere toplam 56 işlem uygulandı. 13 Ekim’de Kumluca’da yapılan sağlık taramalarında 34 kişiye HPV testi, 28 kişiye ise mamografi çekimi yapılarak, toplamda 62 kişiye ulaşıldı. Mobil Sağlık Merkezi, 14-15 Ekim tarihlerinde ise Demre’de hizmet verdi. Demre’de 53 HPV, 79 mamografi, 14 kişiye kolorektal kanser taraması olmak üzere toplam 146 kişiye kanser tarama hizmeti verildi.
İzmir’den Ağrı’ya sağlık köprüsü
16 Ekim 2025 Perşembe - 15:56 İzmir’den Ağrı’ya sağlık köprüsü İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesinde uzmanlaşan hekimler, ülkenin dört bir yanında çocuklara umut olmaya devam ediyor. Ağrı’da fenalaşan henüz 5 aylık Fatma Ergül isimli bebek, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Nefrolojisi Kliniği’nden Prof. Dr. Nida Temizkan Dinçel’in uzaktan rahberliği ve yine bu hastaneden Ağrı’ya tayin edilen doktorların müdahalesi ile sağlığına kavuştu. Çocuk sağlığı alanında ülkemizin en köklü merkezlerinden biri olan SBÜ İTF Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sadece İzmir’de değil, yetiştirdiği hekimler aracılığıyla Türkiye’nin her köşesinde çocuklara şifa dağıtıyor. Hastanede uzmanlık eğitimini tamamlayan hekimler, güçlü klinik donanımları ve edindikleri deneyimleri görev yaptıkları illere taşıyor. Bu eğitim mirasının en güzel örneklerinden biri geçtiğimiz günlerde Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşandı. Ağrı’da Başlayan zorlu bir tedavi süreci Beş aylık Fatma Ergül isimli bebek, ailesi tarafından Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne nöbet geçirme ve huzursuzluk şikâyetleriyle getirildi. Muayenelerde, bebeğin her yediğini kustuğu ve vücudundaki tuz dengesinin ciddi şekilde bozulduğu belirlendi. Laboratuvar sonuçlarında ağır hiponatremi (sodyum düşüklüğü) ve metabolik asidoz saptandı. Hastanın tedavisi, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi’nde uzmanlık eğitimlerini tamamlamış olan Uzm. Dr. Neslihan Duman, Uzm. Dr. Kadir Buğra Sarı ve Uzm. Dr. Melike Naz Akbaş tarafından yürütüldü. Yoğun takip ve sıvı tedavileriyle hastanın iyon dengesi sağlandı. Ardından yapılan ileri tetkiklerde tubulopati (böbrek tüplerinde işlev bozukluğu) ve nefrotik düzeyde proteinüri (yüksek protein kaybı) tespit edildi. Uzaktan rehberlik, ortak başarı Tedavi süreci boyunca Ağrı’daki ekip, eğitimleri sırasında kendilerine rehberlik eden Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Nefrolojisi Kliniği’nden Prof. Dr. Nida Temizkan Dinçel ile sürekli iletişim kurdu. Prof. Dinçel’in uzaktan desteğiyle hastanın tedavi planı başarıyla yönetildi. Kısa sürede genel durumu düzelen Fatma bebek, ileri tetkik ve tedavi için İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Nefrolojisi Kliniği’ne sevk edildi. Buradaki takiplerin ardından sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Bu olayın duyulmasının ardından Ağrı’dan gelen bir mesaj, bu hikâyeyi daha da anlamlı hale getirdi. Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Acil Servisi’nde görev yapan bir pratisyen hekim, şu sözlerle duygularını paylaştı: "Merhabalar, ben de şu an Ağrı EAH Çocuk Acil’de pratisyenim ve bugün açıklanan TUS sonuçlarında Behçet Uz Pediatri’yi kazandım. Böyle bir denk gelişin olması beni heyecanlandırdı ve duygulandırdı. Sabırsızlıkla başlamayı bekliyorum."
60 yaşında ilk yardım sertifikası aldı
16 Ekim 2025 Perşembe - 15:11 60 yaşında ilk yardım sertifikası aldı Ankara’nın Sincan ilçesinde 60 yaşındaki Nuray Köklü, gerekli eğitimleri tamamlayarak ilk yardım sertifikası aldı. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Sincan İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde ilk yardım kursu düzenlendi. Düzenlenen program kapsamında daha önce Kur’an-ı Kerim kursunda eğitim alan 14 kursiyer, İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen ilk yardım kursuna katılarak, 16 saatlik eğitimi tamamladı. Sertifika almaya hak kazanan kursiyerlerden Nazmiye Köklü, azmiyle dikkat çekti. "Can emanettir, korumalıyız" İlk yardım eğitiminin kendisine büyük katkı sağladığını söyleyen Nazmiye Köklü, "İlk yardım kursuna başvurdu hocamız, biz de gönüllü olarak katıldık. İlk yardımla ilgili her şeyi öğrendik, hem yazılı hem de sözlü sınavları geçtik. Amacımız hayat kurtarmak. Kaza olduğu zaman ne yapabiliriz, insanlara nasıl faydalı olabiliriz, bunları öğretti hocalarımız. Kalp masajı, Heimlich manevrası, akla ne gelirse ilk yardımla ilgili her şeyi öğrendik. Herkesin her an başına bir şey gelebilir. O yüzden zaten can emanettir, korumalıyız" şeklinde konuştu. "O zaman Heimlich manevrasını bilmiyordum" İlk yardım eğitimin öneminden bahseden Köklü, "Misafirliğe gittiğimde bir çocuğun boğazına şeker kaçmıştı. O zaman Heimlich manevrasını bilmiyordum, çaresiz kaldık. Hemen çocuğun boğazından şekeri çıkarmaya çalıştım, Heimlich manevrası yaptım ama o zaman bilinçsizdim. Şimdi olsa direkt müdahale ederdim. Hocalarımız çok iyi gösterdi. Sağlık Bakanlığına ve Diyanet İşlerine ayrı ayrı teşekkür ederim" diye konuştu. "Cana dokunmak, bir hayatı kurtarabilmenin bilgisi" 60 yaşındaki Nuray Köklü’nün azminin herkese örnek olduğunu vurgulayan Sincan İlçe Sağlık Müdürlüğü İlk Yardım Eğitmeni Eda Demirsoy Türker, "İlk yardım sadece bir eğitim değil, aslında bir cana dokunmak, bir hayatı kurtarabilmenin bilgisidir. Her yaş grubunun alabileceği bir eğitim. 60 yaşındaki Nuray teyzemiz de buna çok büyük bir örnek oldu. Bunu başarıyla tamamlayıp, eğitimi geçerek bizi çok mutlu etti. Öğrenmenin yaşının olmadığının, her yaşta öğrenmenin mümkün olduğunun en büyük kanıtı oldu Nuray teyzemiz" ifadelerini kullandı.