Son Dakika
|
İzmir’deki polis merkezi saldırısı davasında ara karar açıklandı
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ara seçim açıklaması
Manş Denizi'nde göçmen faciası: 4 ölü
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Ateşkes Lübnan'ı da kapsamalı"
Yusuf Güney gözaltına alındı
İsrail ordusu: "Hizbullah lideri Naim Kasım'ın yeğeni Beyrut'ta öldürüldü"
İspanya, Tahran Büyükelçiliği'ni yeniden açıyor
İsrail'in kapattığı Mescid-i Aksa, 41 gün sonra yeniden ibadete açıldı
Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki gözaltına alındı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Manş Denizi'nde göçmen faciası: 4 ölü
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Ateşkes Lübnan'ı da kapsamalı"
Yusuf Güney gözaltına alındı
Kendilerini polis ve savcı olarak tanıtıp 2 milyon liralık vurgun yaptılar
İspanya, Tahran Büyükelçiliği'ni yeniden açıyor
Beşiktaş ile Antalyaspor 60. randevuda
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde sokakta fareler cirit atıyor
SAĞLIK
Türkiye’de tek örnekti, Muğla Büyükşehir’e devredildi
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:26:37
Milas Güllük Mahallesinde su ve kanalizasyon hizmetlerinin özelleştirilmesi ve terfi hatlarını da içeren altyapı işletme imtiyaz sözleşmesi 2005 yılında imzalanmıştı. Türkiye’de su ve kanalizasyon hizmetlerinin özelleştirilen tek mahallesi suyun tonunu 100 liranın üzerinde içmeye başlayınca vatandaşların da talebi ile şirket ile Muğla Büyükşehlir Belediyesi arasında hizmetlerin devri sözleşmesi imzalandı. 35 yıllığına özel bir şirkete devredilen bu proje, Türkiye’de su hizmetlerinin özelleştirilmesi konusunda ilk ve tek örnek olarak biliniyor. 7 kişi yaşamını yitirmişti Muğla’nın Milas ilçesi Güllük mahallesinde, Haziran 2013’te özel şirket tarafından işletilen atık su terfi istasyonunda meydana gelen faciada 7 işçi, metan gazı zehirlenmesi sonucu hayatını kaybetmişti. Depoya bakım için inen işçilerin yüksek miktarda metan gazına maruz kaldığı ve olayın teknik tedbirsizlikten kaynaklandığı açıklanmıştı. 187 milyon TL karşılığında MUSKİ’ye devri yapıldı Yıllar içerisinde şirket tarifelerinin MUSKİ’ye kıyasla yaklaşık iki kat daha yüksek olması, su kesintileri ve altyapı sorunları vatandaşların tepkisine neden oldu. Bölge halkı, artan mağduriyet nedeniyle MUSKİ ve CİMER’e yoğun şikâyetlerde bulundu. Yaşanan sorunlar üzerine Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın talimatıyla bir devir komisyonu kuruldu. Yapılan teknik ve mali incelemeler sonucunda işletmenin değeri belirlenirken, borç ve yükümlülükler düşüldükten sonra 187 milyon TL karşılığında MUSKİ’ye devri konusunda anlaşmaya varıldı. Tüm içme suyu ve kanalizasyon hizmetleri MUSKİ’ye devroldu 1 Nisan 2026 itibarıyla özel şirketin imtiyaz sözleşmesi sona erdirilirken, Güllük, Kıyıkışlacık’ın bir bölümü ve Zeytinlikuyu Mahallesi’nde su ve kanalizasyon hizmetlerinde tek yetkili kurum MUSKİ oldu. Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezinde Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül ve Şirket Yetkilisi İhsan Hızarcıoğlu’nun katılımıyla düzenlenen imza töreni ile Güllük’te yıllardır devam sorun çözüme kavuştu. Böylece yıllardır tartışma konusu olan yüksek su ücretleri sorunu çözüme kavuşmuş oldu. Devir töreninde konuşan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Güllük Mahallesi, Kıyıkışlacık Mahallesi’nin bir bölümü ve Zeytinkuyu Mahallesi’nde içme ve atık su hizmetleri geçmişte yapılan bir imtiyaz sözleşmesiyle 35 yıllık bir süreyle arkadaşlar özel şirketlere devredilmişti. Türkiye’de ilk tek örnektir. O dönem aslında yaygınlaştırma amacıyla başlayan bu uygulama daha sonra durdurulmuş ve başka illere ilçelere sirayet etmemiş. Buradaki hemşehrilerimiz bizim MUSKİ’nin verdiği tabii ki hizmeti hem ücret açısından hem de hizmet açısından yaklaşık arkadaşlar maliyet açısından baktığınızda 110 bine yakın abone Muğla’daki tarifelerin yaklaşık iki katı civarında bir su ve atık su bedeli ödemek zorunda kalıyorlardı. Bugün bu sözleşmeyi imzalıyoruz. Tekrar teşekkür ediyorum. Özellikle MUSKİ Genel Müdürlüğümüz ve ekibine. Karşılıklı toplantılar yapıldı, değer tespitleri yapıldı ve Danıştay’a gönderildi. Danıştay onayladıktan sonra da evet bu devir yapılabilir dedikten sonra da biz artık bugün sizlerin karşısına gururla çıkmış olduk. MUSKİ tekrar bütün Muğla’da tarifeler neyse aynı tarifeleri orada uygulayacak. Aynı zamanda yatırım eksiklikleri varsa onları da tamamlayacak. Firmamızın çalışanlarını da mağdur etmek istemiyoruz. Çünkü oradan firma çekilince onun orada hizmet veren yıllardır emekçileri var. İşte burada arkadaşlarımız var, emekçi arkadaşlarımız. Bu zor şartlarda onların da işlerini kaybetmesine bizim gönlümüz kesinlikle razı vermiyor. 50’ye yakın çalışanımız var. Tabii biz o arkadaşlarımızı da yine aynı bölgede MUSKİ’nin çatısı altında bu sefer istihdam edeceğiz ve oradaki faaliyetleri aynı şekilde o arkadaşlarımızın emeğiyle devamını sağlayacağız. Bu sözleşmenin, bu devrin Miladımıza, Muğla’mıza, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:22
Hayrabolu Devlet Hastanesine dahiliye uzmanı atandı
Hayrabolu Devlet Hastanesi Dahiliye Bölümü’ne atanan Uzm. Dr. Oğuzhan Çalışkan, görevine başladı. Hayrabolu Devlet Hastanesi’nde İç Hastalıkları (Dahiliye) Hekimi Uzm. Dr. Oğuzhan Çalışkan poliklinik hizmeti vermeye başladı. Hastane yönetimi, Dr. Çalışkan’ın deneyimli kadrosuyla birlikte hizmet kalitesinin artacağını ve vatandaşların sağlık alanındaki ihtiyaçlarının daha hızlı karşılanacağını belirtti. Göreve başlayan Dahiliye Uzmanı Dr. Çalışkan, "Hayrabolu ve çevresindeki vatandaşlarımıza en iyi şekilde hizmet sunmak için elimden geleni yapacağım" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:22
"Bağımlılıkla mücadele topyekün olmalı"
Erzurum’da "Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu" toplantısı, Vali Aydın Baruş başkanlığında, gerçekleştirildi. Toplantı öncesinde açıklamalarda bulunan Vali Baruş, Erzurum’da bağımlılıkla mücadele kapsamında yürütülen çalışmaların olumlu sonuçlar verdiğini belirterek; "Gençlerimizi, çocuklarımızı ve tüm vatandaşlarımızı hedef alan zararlı yapılara karşı mücadelemiz kararlılıkla sürdürülüyor" dedi. Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca kolluk kuvvetlerinin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çeken Vali Baruş, bu süreçte kurumlar arası iş birliği ile toplumsal farkındalığın artırılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Toplantıda, İl Sağlık Müdürlüğü ve Yeşilay Erzurum Şube Başkanlığı tarafından yürütülen faaliyetlere ilişkin sunumlar gerçekleştirildi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:13
Denizli’de 500 yataklı Acil Durum Hastanesi hizmete girdi
Denizli’de yapımı tamamlanan Acil Durum Hastanesi hizmet vermeye başladı. 47 bin metrekarelik alanda 3 katlı 7 bloktan oluşan hastanede açıklamalarda bulunan İl Sağlık Müdürü Berna Öztürk, mevcutta 3 poliklinik ile hizmet verdiklerini yaklaşık 4 ay içerisinde Denizli Devlet Hastanesinin tüm birimleriyle taşınmasının planlandığını açıkladı. Denizli’nin Merkezefendi ilçesi Karahasanlı Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Acil Durum Hastanesi hizmet vermeye başladı. Denizli Devlet Hastanesindeki mevcut birimlerinin tamamının taşınacağı hastanede cildiye, fizik tedavi, rehabilitasyon ve ağrı anestezi poliklinikleri dün itibariyle hizmet veriyor. Laboratuvar, dijital röntgen, ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi hizmetleri de devreye alındığı hastanenin ilk gününde 111 personelle hizmet sunuldu. 255 kişiye poliklinik hizmeti verilen hastanede, 16 kişiye laboratuvar tetkiki, 39 kişiye ise görüntüleme işlemi yapıldı. 13 Nisan Pazartesi günü itibarıyla romatoloji polikliniklerinin de yeni binaya taşınması hedefleniyor. İl Sağlık Müdürü Öztürk hastanenin detaylarını anlattı Sağlık kompleksinde 106 poliklinik, 14 ameliyathane ve 2 anjiyografi ünitesinin yanı sıra MR, 2 bilgisayarlı tomografi, mamografi, 5 röntgen, 8 ultrasonografi, kemik dansitometri ve ERCP ünitesi gibi ileri teknoloji tıbbi cihazlarla hizmet verecek. Basın mensuplarına hastane hakkında bilgiler veren İl Sağlık Müdürü Berna Öztürk, "Hastanemiz 8 bloktan oluşuyor. 3 bloğun giriş katında acil servislerimiz var. Modern ve geniş yapısıyla Denizli halkına sağlık hizmetini en iyi şekilde sunacağından eminim. Diğer 3 bloğun alt katlarında polikliniklerimiz yer alıyor. Yine Laboratuvar ve görüntüleme servislerimizin hepsi yine alt katlarda yer alıyor. 2 katımızın yarısı servislerden ve büyük bir ekseriyanı ise ameliyathanelerden ve yoğun bakımdan oluşuyor. 3. katta yine yatak servislerden oluşuyor. Zemin artı 2 kattan oluşan toplam 46 bin metrekarelik kapalı alandan oluşuyor binamız. Denizli Devlet Hastanemiz 750 kişilik yatak kapasitesi ile Denizli halkına hizmet sağlıyordu ama bu bina 500 yatak kapasitesiyle hizmet sunacak. Ama Bakıldığı zaman Denizli Devlet Hastanesinin eski yerleşkesinin tüm kapalı alanı 38 bin metrekareydi. Bunun içerisinde yemekhanesi, çamaşırhanesi ve tüm teknik birimleri de bu metrekarenin içerisinde bulunuyordu. Bu bina 46 bin metrekarelik bir kapalı alana sahip. Teknik binamız ise 24 bin metrekarelik kapalı alana sahip. Modern yapısıyla Denizli halkına hizmet verecek olan hastanemizde tüm hasta yatak servisleri 2 yataktan oluşuyor. Yoğun bakım servislerimiz 104 yatak sayısı ile birlikte hiç değişmeden buraya getirdik. Eski yerleşkede de yoğun bakım sayımız yine 104’tü. 14 ameliyathanemiz bulunmakta. İçerisinde sezaryen ameliyathanesi de dahil. Yoğun bakım servisimiz kapalı sistem hastaya özel modern yapısıyla hizmet verecek. Yine görüntüleme sistemlerinin modernliği ile de ön plana çıkıyor" dedi. "Taşınma sürecini 4 ay gibi bir zamanda bitirmeyi planlıyoruz" Şu anda 3 poliklinik ile hizmet veren hastaneye 4 ayda tüm birimlerinin taşınacağını ifade eden İl Sağlık Müdürü Öztürk, "Denizli’nin yükünü çeken, Denizli’nin en büyük hastanesini taşımak çokta kolay bir iş değil. Sağlık Bakanlığımız ile yaptığımız görüşmeler doğrultusunda bir plan oluşturduk. Zamanla taşıdığımız poliklinikler hakkında bilgilendirmeleri de vatandaşlarımızla paylaşmaya devam edeceğiz. Taşınma sürecini 4 ay gibi bir zamanda bitirmeyi planlıyoruz" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Nisan 2026 Çarşamba- 16:06
Van’da sağlıkta yeni dönem
2
09 Nisan 2026 Perşembe- 10:13
Ünlülere operasyonlar sürerken uzmanlardan ‘uyuşturucu’ uyarısı: "Bir kereden çok şey olur"
3
08 Nisan 2026 Çarşamba- 15:09
Yatağan’daki hastanede kesisiz cerrahi ameliyatı başarıyla uygulandı
4
08 Nisan 2026 Çarşamba- 10:29
11 yıldır hasret çeken çift, abdominal serklaj ameliyatının ardından bebeklerine kavuştu
5
08 Nisan 2026 Çarşamba- 10:48
Bebeklikte kansere yakalanan minik kahramanların umut veren zaferi
13 Ekim 2025 Pazartesi - 14:26
Kadınlarda idrar kaçırma sorununa altın öneriler
Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, kadınlarda sık görülen idrar kaçırma sorunu ile ilgili bilgi verdi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak; her yaştan kadını etkileyen idrar kaçırma sorunu 40 yaşına gelen kadınların yaklaşık yüzde 40’ında görülebildiğini, hamilelik, doğum ve menopozdan kaynaklanan hormonal değişiklikler ile pelvik taban kaslarının zayıflaması ve mesaneye baskı yapması sonucunda ortaya çıkabildiğini aktardı. "Doğru teşhis, kişiye özel tedaviler ve yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde idrar kaçırmadan kurtulmak mümkün olabiliyor" diyen Ak; "İdrar kaçırma her yaştan ve her sosyal statüden kadın için önemli bir sorundur. Erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülen bir sorundur. Kadınlar yaşlandıkça istemsiz şekilde ortaya çıkan idrar kaçırma sorunu, yaşlanmanın bir sonucu olarak görülmemelidir. Özellikle gebelik sırasında veya idrar yolu enfeksiyonları nedeniyle geçici olarak idrar kaçırma sorunu ortaya çıkabilmektedir. Bu durumlarda yaşam tarzı değişiklikleri (kilo vermek gibi), pelvik taban kas eğitimi ve menopoz sonrası dönemde yapılan müdahale ile sorun olmaktan çıkmaktadır. Günde 10- 15 kez idrara çıkan bir kadının yaşam kalitesi de olumsuz etkilenmektedir. Çünkü bu sorunu yaşayan her kadın sosyal hayattan da uzaklaşmaktadır. İdrar kaçırma günlük yaşamı olumsuz etkiliyorsa bir uzman doktordan destek alınmalıdır. Kadınlar bu sorunu çoğu zaman sakladıkları için çözümünü de ertelerler. İdrar tutamama bazı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar. Hapşırma ve öksürme, ağır eşyalar kaldırma, ağır egzersiz yapma gibi durumlarda mesaneye baskı uygulandığında idrar kaçağı ortaya çıkabilir. Yoğun bir idrar yapma isteğinin ertelenmesi sonucunda istemsiz idrar kaçırma kaçınılmazdır. Özellikle uyku sırasında gece boyunca sık sık idrara çıkma ihtiyacı olabilmektedir. Ayrıca enfeksiyona bağlı hastalıkta ya da nörolojik bir sorunda ve şeker hastalığı gibi daha ciddi bir sorun nedeniyle ortaya çıkabilmektedir. Taşma tipi idrar kaçırmada ise mesanenin tamamen boşalmaması nedeniyle sık sık veya sürekli idrar damla damla idrar çıkışı olabilmektedir. Fiziksel veya zihinsel sorunlar idrarı kaçırmaya neden olabilmektedir. Örneğin, şiddetli artrit söz konusu ise, zamanında tuvalete yetişmekte sorun çıkmaktadır. Karma tip idrar kaçırmada ise birden fazla idrar kaçırma türü vardır. Genellikle stres bağlı idrar kaçırma ile sıkışma sonucunda sorun olmaktadır. İdrar kaçırma yani idrar veya mesane kontrolünün kaybı her üç kadından birinde görülmektedir. İdrar kaçırma sorunu belirtilere göre kişiye özel bir tedavi planıyla hareket edilmelidir ve yaşam kalitesinin yükseltilmesiyle çözülebilmektedir. İdrar kaçırmanın tedavisi ise detaylı bir tıbbi öykü ve belirtilerin ayrıntılı bir şekilde uzman hekime anlatılmasıyla başlamaktadır. İdrar kaçırmanın ne zaman ve ne sıklıkla yaşandığı sorulmalıdır. Mesaneyi etkileyecek sorunun ve semptomlara neden olabilecek diğer durumlar hekim tarafından araştırılmadır. Bunun için fiziksel bir muayene de yapılabilmektedir. Bu muayenede mesane doluyken öksürme istenebilmektedir" ifadelerini kullandı. İdrar kaçırmanın tedavisinde günlük yapılacak basit uygulamaların da faydalı olabileceğini sözlerine ekleyen Doç. Dr. Ak; "Pelvik taban kasları yaşla ve daha az fiziksel aktiviteyle zayıflamaktadır. Pelvik taban kas eğitimi olarak da bilinen Kegel egzersizleri, stres kaynaklı idrar kaçırmayı önlemeye veya azaltmaya yardımcı olabilmektedir. Pelvik taban kasları çalıştıran egzersizlerdir. Pelvik taban kasları; rahmi, mesaneyi, ince bağırsağı ve rektumu destekler. Her 10 kadından 4’ünde Kegel egzersizlerini denedikten sonra idrar kaçırma sorununda azalma olduğu görülmüştür. Günlük olarak yapılan Kegel egzersizi özellikle hamilelik döneminde yararlı olabilmektedir. Hamilelik ve doğum sırasında sıklıkla görülen pelvik taban kaslarının zayıflamasını önlemeye yardımcıdır. Yaşam tarzı değişiklikleri ve pelvik taban kas eğitiminin yanı sıra hem stres hem de sıkışma tipi idrar kaçırmanın tedavisinde günlük yapılacak basit uygulamalar da faydalı olabilmektedir. Yaşam tarzı değişiklikleri sorunun çözümünde etkilidir. Özellikle sıvı alımı kontrollü olarak yapılabilir. Mesaneyi 2-3 saatte bir boşaltmak için tuvalete gidilmesi idrar kaçırma sorunu için etkili olabilir. Dışkılama sırasında zorlanmanın sorun olmaması için kabızlığın kesinlikle tedavi edilmesi gerekir. Kilo kontrolünün sağlanması sorunu azaltacaktır. Sigara kesinlikle bırakılmadır. Sigara içmek, pelvik taban rahatsızlığının gelişme riskini 2 kat artırmaktadır. Alkol ve kafein tüketimi de sınırlanmalıdır" diye konuştu.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 14:06
GAÜN Onkoloji binası, aile hekimliği poliklinikleriyle hizmete açıldı
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Hastanesi’ne bağlı Onkoloji Binası, GAÜN Aile Hekimliği Anabilim Dalı tarafından yenilenip modern poliklinik hizmetleriyle sağlık hizmetine kazandırıldı. Geçmişte Onkoloji Hastanesi olarak kullanılan bina, yapılan düzenlemelerin ardından Aile Hekimliği Poliklinikleriyle hizmet vermeye başladı. Yeni yapılanma kapsamında üç aktif poliklinik hasta kabulüne başladı. Polikliniklerde genel muayene, reçete yenileme, kronik hastalık takibi ve danışmanlık hizmetleri sunuluyor. Bu sayede çevrede yaşayan vatandaşlar, birinci basamak sağlık hizmetlerine daha kolay erişme olanağına kavuştu. GAÜN Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamit Sırrı Keten, yapılanmanın yalnızca tedavi edici değil, koruyucu hekimliği de önceleyen bir model oluşturmayı hedeflediğini belirterek, "Polikliniklerimizde hipertansiyon, diyabet ve obezite gibi kronik hastalıkların erken tanısı ve yönetimine yönelik tarama programları planlıyoruz. Ayrıca meme, rahim ağzı ve kolorektal kanser taramalarını düzenli biçimde gerçekleştirerek, toplumda koruyucu sağlık anlayışını güçlendirmeyi amaçlıyoruz" dedi. Prof. Dr. Keten, polikliniklerde verilen hizmetlerin yalnızca yönlendirme aşamasında kalmayacağını vurgulayarak, gerekli tetkiklerin doğrudan Onkoloji Binası’nda yapılabilmesi için hazırlıkların sürdüğünü ifade etti. Bu sayede hastaların tarama ve tetkik süreçlerinin tek merkezde, hızlı ve bütüncül biçimde tamamlanabileceğini söyledi. Aile Hekimliği bünyesinde Sigara Bırakma Polikliniği kurulması için başvuruların yapıldığını da belirten Prof. Dr. Keten, polikliniğin yakın dönemde hizmete başlamasının planlandığını aktardı. Prof.Dr. Keten, Sigara Bırakma Polikliniği’nin de Onkoloji binasında hizmete başlamasıyla birlikte sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması açısından önemli bir adım daha atılacağını vurguladı. Prof. Dr. Keten, aile hekimliği polikliniklerinin onkoloji binasında açılmasında verdikleri destek için GAÜN Rektörü Prof. Dr. Sait Mesut Doğan’a ve GAÜN Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Oğuzhan Saygılı’ya teşekkür etti. Keten, bu destek sayesinde bölgede uzun süredir ihtiyaç duyulan bir açığın kapandığını ve hem üniversite personeline hem de çevredeki halkın birinci basamak sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabildiğini vurguladı. Onkoloji Binası’nda hizmet vermeye başlayan yeni Aile Hekimliği Poliklinikleri, hem sağlık çalışanları ve öğrencilere uygulamalı eğitim alanı sunmayı hem de bölge halkına yönelik sürdürülebilir, kapsamlı ve koruyucu hekimlik temelli bir sağlık hizmeti modeli oluşturmayı hedefliyor.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 14:04
Doç. Dr. İrfan Koca: "Boyun ve Bel Fıtıklarında Ameliyatsız Tedavi Mümkün"
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, boyun ve bel fıtıklarının büyük çoğunluğunun ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebildiğini söyledi. "Boyun ve bel ağrılarının küçük bir oranı fıtıkla ilişkilidir" diyen Koca, öncelikli olarak doğru tanının ve kişiye özel tedavinin önemine dikkat çekti. Boyun ve bel ağrıları, çağımızın en yaygın sağlık problemlerinden biri olarak milyonlarca insanın yaşam kalitesini düşürüyor. Günlük yaşamı kısıtlayan bu ağrıların çoğu zaman fıtıkla ilişkilendirildiğini belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, "Her boyun ve bel ağrısı fıtık kaynaklı değildir. Bu nedenle doğru teşhis ve uygun tedavi yöntemi büyük önem taşır" dedi. "Her ağrı fıtık kaynaklı değildir" Boyun ve bel ağrılarının sosyal yaşamı ve iş gücünü olumsuz etkileyen en önemli sağlık sorunları arasında bulunduğunu vurgulayan Doç. Dr. Koca, "Toplumda bu ağrıların büyük bir kısmı fıtığa bağlanıyor. Ancak ağrının kaynağı her zaman fıtık olmayabilir. Kas zorlanmaları, kas romatizmaları, kireçlenme, omurga eklem hareket bozuklukları, geçirilmiş ameliyatlara bağlı fasyal blokajlar ya da iç organlardan yansıyan ağrılar da benzer belirtiler gösterebilir. Bu nedenle her hastada öncelikle sorunun kaynağı bütüncül yaklaşımla belirlenmelidir. Tetkiklerde fıtık görülmesi, ağrının kesin olarak ondan kaynaklandığı anlamına gelmez" şeklinde konuştu. Fıtık nedir, nasıl oluşur Koca, boyun ve bel fıtıklarının oluşum mekanizmasını, "Omurga kemikleri arasında yer alan diskler, esnek ve yuvarlak yapılardır. Bu disklerin kenar lifleri ani ya da tekrarlayan zorlanmalar sonucu yırtılabilir. Diskin dışarı taşmasıyla fıtık oluşur. Bel fıtığı, bel ve bacaklara yayılan ağrılara; boyun fıtığı ise boyun ve kola yayılan ağrı ve uyuşmalara yol açar" sözleri ile anlattı. Hastaların yüzde 99’u ameliyatsız iyileşiyor Doç. Dr. Koca, boyun ve bel fıtıklarının büyük bölümünün ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebildiğini belirterek dikkat çekici oranlar paylaşarak, "Boyun ve bel fıtıkları yüzde 97 ila 99 oranında ameliyatsız tedavi edilebilmektedir. Burada en önemli nokta, hastanın durumuna uygun bir tedavi protokolü belirlenmesidir" ifadelerini kullandı. Hastaların şikayet süresi üç haftadan kısa ve fıtığın ileri düzeyde olmadığı durumlarda ilk aşamada sıcak kompres, elektroterapi, fizyoterapi, kinezyolojik bantlama ve istirahat önerildiğini aktaran Koca, bu yöntemlerle düzelme sağlanamayan veya ileri düzeyde fıtığı bulunan hastalarda ise daha hedefe yönelik daha etkili tedavilere geçildiğini söyledi. Ameliyatsız tedavi yöntemleri etkili ve güvenli Nöral Terapi, Proloterapi, PRP (Platelet Rich Plasma), Kuru İğne Tedavisi, Ozon Tedavisi, Manuel Terapi, Yüksek Yoğunluklu Robotik Lazer Tedavisi, Omurga Enjeksiyonları (Sinir blokaj, Nokta Atış tedavileri) Tedavisi, Radyofrekans Tedavisi ve Tedavi Edici Egzersiz Programları gibi ameliyatsız tedavi seçeneklerinin bulunduğunu belirten Koca, "Hastanın yaşına, yaşam tarzına, fıtığın derecesine ve ağrının seyrine göre en uygun tedavi konsepti hekim tarafından belirlenir. Bu yöntemlerle çoğu hasta ameliyatsız ve risksiz şekilde, ağrısız bir yaşama kavuşabiliyor" dedi. ""Patlamış Fıtık" da ameliyatsız iyileşebilir" Halk arasında "patlamış fıtık" olarak bilinen durumun her zaman ameliyat gerektirmediğini söyleyen Doç. Dr. Koca, yanlış inanışlara da değinerek, "Disklerin tamamen yırtılması ve içeriğin dışarı taşarak sinir köklerine baskı yapması (ekstrüde disk) durumuna halk arasında patlamış fıtık deniliyor. Ancak bu tablo bile çoğu zaman ameliyatsız tedaviyle iyileşebilir. Bilimsel olarak da her patlamış fıtığın cerrahiyle tedavi edilmesi gerektiğine dair bir kural yoktur" ifadelerine yer verdi. Ne zaman ameliyat gerekir Boyun ve bel fıtıklarının yalnızca yüzde 1 ila 3’lük kısmında cerrahi müdahalenin kaçınılmaz olduğunu belirten Koca, "Kol veya bacakta yeni gelişen güç kaybı, İdrar veya dışkı tutamama, Ameliyatsız tedavilere rağmen şikayetlerde iyileşme olmaması gibi durumlar sinir kökü üzerinde ciddi baskıya işaret eder. Bu noktada cerrahi tedavi hastanın yaşam kalitesinin kalıcı olarak olumsuz etkilenmemesi açısından zorunlu hale gelir" ifadelerini kullandı. "Doğru tanı, kişiye özel tedavi" Doç. Dr. İrfan Koca, boyun ve bel fıtıklarında erken dönemde uzman hekime başvurulmasının önemine dikkat çekerek, "Ağrısının asıl kaynağı, fıtığının derecesi, omurga yapısı, eşlik eden ilave sağlık problemlerinin olup olmaması gibi faktörler her hastada farklı olabilmektedir. Bu nedenle tedavi planı da kişiye özel olmalıdır. Doğru tanı konulduğunda ve uygun tedavi seçildiğinde, ameliyatsız yöntemlerle başarılı sonuçlar elde etmek mümkündür" diye konuştu.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 13:39
Beyaz İnci Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi 4’üncü şubesini Denizlilerin hizmetine sundu
Denizli’de ağız ve diş sağlığı alanında uzun yıllardır hizmet veren Beyaz İnci Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, 4. şubesini Yenişafak Mahallesi Ali Marım Bulvarı’nda düzenlenen geniş katılımlı bir törenle hizmete açtı. Denizli’de ağız ve diş sağlığı alanında uzun yıllardır hizmet veren Beyaz İnci Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, kentteki hizmet ağını genişletmeye devam ediyor. Beyaz İnci, 4. şubesini Yenişafak Mahallesi Ali Marım Bulvarı’nda düzenlenen geniş katılımlı bir törenle hizmete açtı. Modern mimarisi, geniş otopark alanı, ferah bekleme salonları, hasta konforunu ön plana çıkaran iç mimarisi ve son teknoloji cihazlarıyla dikkat çeken yeni şube, hem hizmet kalitesi hem de fiziki yapısıyla bölgede örnek bir sağlık merkezi olma özelliği taşıyor. "Şehrimizi sağlık olarak yeni bir hizmet noktası kurmaktan mutlu ve onurluyuz" Beyaz İnci Diş Hastanesi’nin ortaklarından Diş hekimi İlker Özkan, "Memleketimize ve şehrimize sevdalıyız. Şehrimizi sağlık olarak yeni bir hizmet noktası kurmaktan mutlu ve onurluyuz. Tüm halkımıza güler yüzlü bir şekilde ve modern bilimin gerektirdiği ağız diş sağlığı hizmetleri vermeye bu yolda devam ediyoruz. Toplumuzun genel ihtiyaçlarını karşılayacak her türlü diş tedavisi kliniğimizde yapılıyor" dedi. "Beyaz İnci Diş grubu olarak Denizli’de açtığımız 4’üncü şubenin gururunu yaşıyoruz" Beyaz İnci Diş Hastanesi’nin ortaklarından Diş Hekimi Aykut Eser, "Beyaz İnci Diş grubu olarak Denizli’de açtığımız 4’üncü şubenin gururunu yaşıyoruz. İnşallah bundan sonra Yenişafak’ta hizmet vermeye devam edeceğiz. Burada güzel bir açılışta hep birlikte buluştuk. Beyaz İnci 20 yıla aşkı süredir Denizli’de hizmet veren köklü bir sağlık grubu. Her türlü diş tedavisi yapmaktayız. Bünyemizde 30 hekimimiz var. 4 şubemizde ise 100’den fazla çalışanımız var" diye konuştu. Açılış törene, AK Parti Denizli Milletvekilleri Cahit Özkan, Şahin Tin ve Nilgün Ök, Denizli Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Ali Marım, Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, Babadağ Belediye Başkanı Murat Kumral, AK Parti İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan, Denizli Lokantacılar Odası Başkanı Osman Üçgül ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından katılımcılar yeni kliniği gezerek bilgi aldı. Beyaz İnci yöneticileri, yakın zamanda 5. ve 6. şubeleriyle Denizli’nin tüm bölgelerine ulaşmayı hedeflediklerini açıkladı.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 13:19
Saç dökülmesinde gizli neden: Vitamin ve mineral eksikliği
Saç dökülmesinin yalnızca genetik ya da hormonal nedenlerle sınırlı olmadığını, beslenme yetersizliklerinin de saç sağlığını doğrudan etkilediğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Gökrem, "Özellikle biotin, B12 vitamini, folik asit, demir, çinko ve D vitamini eksiklikleri saç köklerinin beslenmesini bozarak dökülmeyi hızlandırabilir" dedi. B7 vitamini (biotin), B12 vitamini ve folik asitin saçın keratin yapısının oluşumunda görev aldığını söyleyen Liv Hospital Samsun İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Gökrem, bu vitaminlerin uzun süre eksik olmasının saç tellerinin incelmesine, uzama hızının azalmasına ve dökülmenin artmasına yol açtığını söyledi. "Demir, çinko ve D vitamini eksikliğine dikkat" Kadınlarda sık görülen demir eksikliği anemisinin saç dökülmesinin en yaygın nedenlerinden biri olduğuna değinen Dr. Gökrem, "Demir saç köklerine oksijen taşır. Eksikliğinde köklerin beslenmesi bozulur ve dökülme artar. Aynı şekilde çinko eksikliği saçın yapısal bütünlüğünü etkilerken, D vitamini yetersizliği de saç köklerinin büyüme evresini kısaltır. Bu nedenle kronik saç dökülmesi yaşayan bireylerde, demir, çinko ve D vitamini düzeylerinin mutlaka değerlendirilmesi gerekir" açıklamasında bulundu. "Saç sağlığı, vücudun genel dengesinin aynası" Uzm. Dr. Gökrem, saç sağlığının aslında genel metabolik dengenin bir yansıması olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı: "E vitamini, A vitamini ve omega-3 yağ asitleri saç derisinin nem dengesini korur, dolaşımı destekler. Bu maddelerin eksikliği, saç tellerinin matlaşmasına ve kırılgan hale gelmesine neden olur." "Dengeli beslenme, dış tedaviler kadar önemlidir" Son olarak Dr. Gökrem, sağlıklı ve güçlü saçlara sahip olmanın temelinde dengeli bir beslenme planı bulunduğunu kaydeden Uzm. Dr. Gökrem, "Yeterli protein, vitamin ve mineral içeren beslenme düzeni; dışarıdan yapılan bakımlar kadar saç sağlığında belirleyicidir. Saç dökülmesinin altında yatan neden doğru tespit edildiğinde, hem tedavi hem de korunma süreci çok daha etkili olur" dedi.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 12:09
Alerji ile gribi ayırt etmenin yolları
Eskişehir Özel Ümit Batıkent Hastanesi KBB Uzmanı Dr. Bekir Oksay, alerji ile gribin bazen birbiriyle karıştırılabildiğini söyleyerek, "Gripte burun akıntısı ve hapşırık olsa da genellikle ateş, kırgınlık ve kas ağrıları tabloya eşlik eder. Bu yönüyle alerjiden ayrılır" dedi. Alerjinin genellikle mevsimsel olarak tekrarlayan bir rahatsızlık olduğunu ifade eden KBB Uzmanı Dr. Bekir Oksay, "Özellikle polenlerin arttığı bahar aylarında alerji kendini gösteriyor. Sabah saatlerinde artan hapşırık, burun kaşıntısı, gözlerde sulanma ve kızarıklık, her mevsim tekrar eden benzer şikayetler alerjinin en sık görülen belirtileri arasında yer alıyor. Alerji, bağışıklık sisteminin zararsız maddelere karşı aşırı tepki göstermesiyle ortaya çıkar. Kişi kendini genellikle halsiz hissetmez, günlük yaşamına devam edebilir" şeklinde konuştu. "Ateş, kırgınlık ve kas ağrıları gribi alerjiden ayırır" Grip ya da nezlenin ise viral enfeksiyonlardan kaynaklandığını aktaran Dr. Oksay, "Bu nedenle alerjiden farklı olarak sistemik belirtiler daha fazla öne çıkıyor. Halsizlik, kırgınlık, ateş ve üşüme, boğaz ağrısı, kas-eklem ağrıları grip ve nezlenin tipik bulguları arasında. Gripte burun akıntısı ve hapşırık olsa da genellikle ateş, kırgınlık ve kas ağrıları tabloya eşlik eder. Bu yönüyle alerjiden ayrılır" ifadelerini kullandı. "Karıştırmamak için doktora başvurun" Alerji ve grip belirtilerinin benzerlik göstermesi sebebiyle bazı hastaların bu rahatsızlıkları ayırt etmekte zorlanabildiğini dile getiren Dr. Oksay, sözlerine şöyle devam etti: "Uzmanlar, şikayetlerin süresine de dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Grip 7-10 gün içinde geçerken, alerji belirtileri haftalarca hatta aylarca sürebiliyor. Eğer belirtiler arasında ayırt edemiyorsanız ve şüphede kalıyorsanız mutlaka bir doktora başvurun. Erken tanı hem yaşam kalitenizi artırır hem de gereksiz ilaç kullanımının önüne geçer."
13 Ekim 2025 Pazartesi - 11:45
Şekerden kaçarken tencerede yakalanmayın
Hücrelerin yapısını bozarak yaşlanmayı hızlandıran ve kronik hastalıklara zemin hazırlayan glikasyona karşı uyarılarda bulunan Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Mısra Aydın, glikasyona karşı sadece şeker tüketmemenin yeterli olmadığının, bunun yanında gıdaları pişirirken de dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi. Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "Sadece şeker değil, pişirme şekilleri de glikasyon ürünlerini artırır. Özellikle kızartma, ızgara ve yüksek ısıda pişirme, yiyeceklerde glikasyon ürünlerinin birikmesine yol açar" dedi. Glikasyonun, şeker moleküllerinin proteinlere veya yağlara bağlanmasıyla ortaya çıkan ve uzun vadede dokulara zarar veren kimyasal bir reaksiyon olduğunu aktaran Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Mısra Aydın, glikasyonun zararlarına ve dikkat edilmesi gereken noktalara değindi. Glikasyonun vücutta sessizce ilerleyen bir süreç olduğunu belirten Dyt. Mısra Aydın, "Bu süreçte oluşan ileri glikasyon son ürünleri (AGEs), hücrelerin yapısını bozarak yaşlanmayı hızlandırır ve kronik hastalıklara zemin hazırlar" dedi. Ayrıca glikasyonun yaşlanma ve kronik hastalıklara zemin hazırladığını ifade eden Dyt. Mısra Aydın, "Glikasyon ciltte kırışıklık ve elastikiyet kaybı gibi yaşlanma belirtilerine neden olur. Ayrıca kalp damar hastalıkları, diyabet ve Alzheimer gibi kronik hastalıkların gelişiminde önemli bir rol oynar. Yüksek şeker ve rafine karbonhidrat tüketimi, kandaki şeker seviyesini artırarak glikasyon sürecini hızlandırır. Bu nedenle beslenmemizde şeker miktarını kontrol etmek büyük önem taşır" diye konuştu. Sağlıklı pişirme yöntemlerini tercih edin Sadece şeker değil, pişirme şekillerinin de glikasyon ürünlerini artırdığını belirten Dyt. Mısra Aydın, "Özellikle kızartma, ızgara ve yüksek ısıda pişirme, yiyeceklerde glikasyon ürünlerinin birikmesine yol açar. Sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. C vitamini, E vitamini, yeşil çay, yaban mersini gibi antioksidan içeren besinler, glikasyonun zararlarını azaltmada etkilidir. Düzenli tüketimleri fayda sağlar. Glikasyonu azaltmak için şeker ve işlenmiş karbonhidrat tüketimini azaltın. Taze sebze, meyve ve tam tahıllara ağırlık verin. Kızartma ve ızgara yerine haşlama, buharda pişirme yöntemlerini tercih edin. Antioksidan açısından zengin besinleri düzenli tüketin. Bol su içmeyi ihmal etmeyin" dedi. Glikasyon seviyesini ölçmek mümkün Dyt. Mısra Aydın, glikasyonun dolaylı bir göstergesi olarak HbA1c testinin kullanıldığını söyleyerek, bu testin kandaki ortalama glikoz seviyesini gösterdiğini, diyabet takibinde yaygın olarak kullanıldığını kaydetti. "Glikasyon, ciltteki kollajen ve elastin gibi yapısal proteinlerin zarar görmesine neden olur. Bu da erken yaşlanma, kırışıklık ve ciltte sarkma gibi problemlere yol açar" diyen Dyt. Mısra Aydın, sözlerini şöyle tamamladı: "Diyet ve yaşam tarzı değişiklikleriyle glikasyonun zararları bir ölçüde azaltılabilir. Ancak ilerlemiş glikasyon ürünlerinin tamamen geri dönüşü zordur, erken önlem almak önemlidir. Sonuç olarak, sağlıklı beslenmek, doğru pişirme yöntemlerini tercih etmek ve şeker tüketimini kontrol altında tutmak, glikasyonun olumsuz etkilerini azaltmada en etkili yollardır. Böylece hem genç kalabilir hem de kronik hastalıklara karşı vücudunuzu koruyabilirsiniz."
13 Ekim 2025 Pazartesi - 11:04
Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarır
Uzm. Dr. Gül Deniz, meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekerek, "Mamografi çektirmekten korkmayın, geç kalmaktan korkun" dedi. İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Gül Deniz, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulundu. Dr. Deniz, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu belirterek, erken teşhisin tedavi başarısını büyük ölçüde artırdığını söyledi. Her 8 kadından biri risk altında Meme kanserinin dünya genelinde ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu vurgulayan Dr. Gül Deniz, "Her 8 kadından biri yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşımaktadır. Kadın olmak en önemli risk faktörüdür. Bunun dışında ailede meme kanseri öyküsü, genetik yatkınlık, erken yaşta göğüs bölgesine radyoterapi almak, erken adet görme, geç menopoza girme, obezite, hareketsiz yaşam ve sigara kullanımı da diğer risk faktörleri arasında yer alır" dedi. Mamografi ile erken teşhis mümkün 40 yaşından itibaren düzenli olarak mamografi çekiminin önemine değinen Uzm. Dr. Deniz, şunları söyledi: "Meme kanseri, genellikle 40 yaş üstü kadınlarda görülmekle birlikte genç yaşlarda da ortaya çıkabilir. Bu nedenle, özellikle 40 yaşından itibaren mamografi taramalarına başlanması büyük önem taşımaktadır. Tarama yapmamızın en büyük nedeni, meme kanserinin erken evrede teşhis edilmesi tedavi başarısını önemli ölçüde artırmaktadır. Erken teşhis, hayat kurtarır." Mamografinin bazı erken bulguları tespit etmede hayati önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Deniz, "Mikrokalsifikasyon dediğimiz küçük kireçlenmeler, sadece mamografide görülebilir ve meme kanserinin erken habercisi olabilir. Mamografide kullanılan radyasyon dozu oldukça düşüktür. Taramalar hasta sağlığı açısından risk oluşturmamaktadır" diye konuştu. Mamografi öncesi dikkat edilmesi gerekenler Deniz, "Mamografi çekimi öncesinde özel bir hazırlığa gerek olmamakla birlikte, meme cildinin temiz olması, cilde krem, pudra gibi maddeler sürülmemesi gerekmektedir. Bu maddeler mamografide mikrokalsifikasyonları taklit edebilir. Ayrıca adet gören kadınlarda mamografi çekimi, adetten sonraki günlerde tercih edilmelidir" şeklinde konuştu. Kadınlara çağrı: Kendi kendinizi muayene edin Kadınların kendi kendine meme muayenesi ve mamografi taramalarını düzenli yaptırmaları gerektiğini vurgulayan Dr. Deniz, "Unutmayın, erken teşhis hayat kurtarır. Mamografi kontrollerinizi asla ihmal etmeyin. Bu farkındalık ayında tarama yaşına gelmiş her kadının mamografi kontrolünü yaptırmasını önemle hatırlatmak istiyorum. Mamografi çektirmekten korkmayın, geç kalmaktan korkun" ifadelerini kullandı.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 10:21
Sağlığa sessiz tehdit: ‘Dijital bağımlılık’
İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Kılınç ve Uzman Klinik Psikolog Pınar Aytaçlar, ekran ve sosyal medya bağımlılığının giderek büyüyen bir halk sağlığı sorununa dönüştüğünü söyledi. We Are Social ve Meltwater tarafından hazırlanan Dijital 2025 Türkiye Raporu’na göre, Türkiye’deki aktif internet kullanıcısı 77,3 milyona ulaştı. Türkiye, internet kullanımının en yaygın olduğu ülkeler arasında yer alırken, sosyal medyaya olan ilgi de her geçen gün artmaya başladı. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’deki sosyal medya kullanıcısı 60 milyona yaklaştı. Ekran başında ve sosyal medyada geçen süre hızla artarken, uzmanlar ise bunun bir bağımlılığa dönüşmemesi konusunda uyarılarda bulundu. "4 saatin üstü tehlikeli" İEÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Kılınç, özellikle geceleri yatakta telefonla vakit geçirmenin masum bir alışkanlık olmadığını söyledi. Yatağın başucunda telefonla uyumanın ve gelen her bildirime tepki vermenin uykunun derinliğini azalttığını belirten Prof. Dr. Kılınç, ekran süresinin sınırlandırılması gerektiğini aktardı. Prof. Dr. Kılınç, "Dört saatten uzun süre sosyal medyada ve ekran başında vakit geçirmek, sağlığımız açısından tehlikeli. Sosyal medya molaları verilmesi, masa başında egzersiz yapılması ve uykudan en az yarım saat önce ekranlardan uzak durulması şart. Özellikle gençlerin ve çalışanların bu konuda bilinçlenmesi büyük önem taşıyor" diye konuştu. "Ölümcül sonuçları var" Ekran bağımlılığının sadece ruhsal değil, fiziksel bir tehdit de olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kılınç, "Uykunun kalitesi düştüğünde, kalp ve damar sağlığı da olumsuz etkileniyor. Hareketsizlik; obeziteye, damar sertliğine ve hatta ölümcül akciğer pıhtılarına yol açabiliyor" dedi. Ekrana uzun süre maruz kalmanın kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarını da tetiklediğini belirten Prof. Dr. Kılınç, yanlış oturuş düzeninin de skolyoz (omurga eğriliği) ve bileklerde sinir sıkışmalarına neden olabileceğini ifade etti. "Depresyon ve kaygıyla bağlantılı" İEÜ Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (PUAM) Uzman Klinik Psikoloğu Pınar Aytaçlar, yapılan çok sayıda bilimsel araştırmaya göre sosyal medya bağımlılığının, depresyon ve kaygıyla bağlantılı bulunduğunu ifade etti. Aytaçlar, "Araştırmalar, depresyon ve kaygı düzeylerinin sosyal medya kullanımını etkileyebildiğini; aynı zamanda yoğun sosyal medya kullanımının da depresyon ve kaygı düzeyini artırabildiğini gösteriyor. Bu, önemli bir durum. Kişiler, ‘bir şeyleri kaçırma korkusu’ nedeniyle sürekli telefonlarına yöneliyor ve birbirleriyle iletişim halinde kalmaya çalışıyor. Özellikle kadınlarda ve kolektivist toplumlarda bu bağımlılık daha yaygın şekilde görülüyor. Kadınlarda sosyal bağlantı ve aidiyet ihtiyacı; kolektivist kültürlerde ise gruba dahil olma arzusu sosyal medya kullanımını artırabiliyor. Erkeklerde ise rekabet ve oyun odaklı çevrim içi alanlar, daha fazla ilgi çekiyor. Erkekler, internet oyun bağımlılığına daha yatkın" ifadelerini kullandı. "Geçici bir ‘İyi hissetme’ duygusu oluyor" Bireylerin, olumsuz duygulardan uzaklaşmak ya da yalnızlık hissini bastırmak amacıyla da sosyal medyada sıkça vakit geçirebildiğini söyleyen Aytaçlar, bu durumun dopamin sistemini tetikleyerek kısa süreli bir ‘iyi hissetme’ duygusu oluşturabileceğini dile getirdi. Sosyal medya ve ekran bağımlılığının azaltılmasında bilinçli farkındalık egzersizleri ve terapi yöntemlerinin etkili olduğunu belirten Aytaçlar, "Sosyal medya, kişiye geçici bir haz sunuyor. Bu geçici rahatlama, uzun vadede ise gerçek ilişkilerden kopuşa, duygusal dengenin bozulmasına ve uyku düzeninde ciddi aksamalara neden olabilir. Bu hazzın yerini dolduracak, yaşama anlam katan alternatif aktiviteler oluşturmak, bağımlılıkla mücadelede önemli bir adım. Yemek yerken telefona bakmak yerine, yemeğin kokusuna ve tadına odaklanmak bile bu farkındalığı artırabilir" dedi.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 10:21
Manavgat’ta sağlık çalışanlarına EKG eğitimi
Antalya’nın Manavgat ilçesinde 112 acil servislerinde ve Manavgat Devlet Hastanesi’nde görev yapan sağlık çalışanlarına yönelik EKG (kalp ritimleri) eğitimi düzenlendi. Antalya Paramedik ve Hastane Öncesi Acil Tıp Derneği (PARHAD) ile Türk Sağlık-Sen Manavgat temsilciliği iş birliğinde düzenlenen eğitimle sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması ve çalışanların bilgilerinin güncellenmesi amaçlandı. Manavgat Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitimlere, Eskişehir 112’de görevli eğitmen paramedik Harun Özkan ile paramedik Emrah Türk konuşmacı olarak katıldı. Katılımcılar, kalp ritimlerinin tanınması ve güncel uygulamalar hakkında bilgi aldı. Eğitim programı, görev dönüşünde sigara almak için durduğu sırada saldırıya uğrayarak yaşamını yitiren Antalya 112 çalışanı paramedik Hamit Aras’a adandı. "Hizmet kalitesini yükseltmek için buradayız" Türk Sağlık-Sen Manavgat Temsilcisi ve 112 çalışanı Özcan Gönen, sağlık çalışanlarının hafta sonu izinlerini eğitim için ayırmasının büyük fedakârlık olduğunu vurguladı. İki gün süren eğitim programı, Ulukapı Sülek Mahallesi’nde sanayi esnafı olan Serhat Deniz’in sazı ve sözüyle verdiği Türk Halk Müziği konseriyle sona erdi. Sağlık çalışanları yoğun geçen eğitimlerin ardından keyifli anlar yaşadı.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 10:18
Kanserde erken teşhisin önemine yürüyüşle dikkat çekildi
Kadınlarda sık görülen meme kanserine ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla Bayburt’ta farkındalık yürüyüşü gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürlüğü ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde ‘Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarır’ temasıyla düzenlenen yürüyüşte, erken tanının önemi vurgulandı. 15 Temmuz Şehir Parkı girişinde bir araya gelen katılımcılar, etkinlik öncesinde bilgilendirildi. Yürüyüşe, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Harun Sivlim, İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Kahraman, Kop Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, sağlık personelleri, öğretmenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Park içerisinde gidiş-dönüş şeklinde gerçekleştirilen yürüyüşte, katılımcılar ‘Erken Teşhis Hayat Kurtarır’ mesajı verdi. Etkinlik sonunda katılımcılara elma ve su ikram edildi.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 09:59
Bayburt’ta sağlıklı yaşam için adım attılar
Bayburt’ta bulaşıcı olmayan hastalıkların önlenmesi, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması ve toplumda farkındalık oluşturulması amacıyla yürüyüş etkinliği gerçekleştirildi. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü ile Bayburt İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen etkinlikte, fiziksel aktivitenin teşviki ve düzenli egzersiz alışkanlığının kazandırılması hedeflendi. Kop Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri ile sağlık çalışanlarının katılımıyla gerçekleştirilen yürüyüş öncesinde 15 Temmuz Şehir Parkı girişinde bir araya gelen katılımcılara tişört ve şapka dağıtıldı. Yürüyüşe İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Harun Sivlim, İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Kahraman, sağlık personelleri, öğretmenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. 15 Temmuz Şehir Parkı içerisinde gidiş-dönüş şeklinde yapılan yürüyüş, katılımcılara elma ve su ikram edilmesiyle son buldu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder