Son Dakika
|
Aslı Baş’ın ölümünde Yargıtay’ın kararı bozması sonrası yeni gelişme
AB’nin Giriş-Çıkış Sistemi Schengen bölgesinin tamamında uygulamaya girdi
Pezeşkiyan: "Türkiye'nin tutumunu takdir ediyoruz"
Küçükçekmece’de İETT otobüsünden inen yolcuya motosiklet çarptı
Mersin’in Yenişehir Belediyesi’ne yolsuzluk operasyonu:
Mazota Cuma sabahı 13 TL indirim geliyor
İzmir’deki polis merkezi saldırısı davasında ara karar açıklandı
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ara seçim açıklaması
Manş Denizi'nde göçmen faciası: 4 ölü
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
İsrail'in 8 Nisan'daki Lübnan saldırısında can kaybı 357'ye yükseldi
Hyeon-gyu Oh ligde 6 gole ulaştı
Sanchez: "Lübnan’da yeni bir ‘Gazze’ yaşanmasına izin vermeyelim"
Öğretmenleri taşıyan servis ile otomobil çarpıştı: 1 ölü, 10 yaralı
Eski Bakan John Kerry’den çarpıcı itiraf!
Mircea Lucescu son yolculuğuna uğurlandı
Barış Alper Yılmaz’ın Galatasaray’da 200. maç heyecanı
SAĞLIK
Selçuk Tıp’ta dört kritik birimin kapasite ve konforu artırıldı
10 Nisan 2026 Cuma - 18:44:10
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmak ve hasta memnuniyetini en üst seviyeye taşımak amacıyla gerçekleştirdiği revizyon çalışmalarını tamamladı. Bu kapsamda Tıbbi Onkoloji, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Polikliniği ve Günübirlik Tedavi Ünitesi ile Kan Alma Birimi modernize edilerek ileri teknolojik altyapı ve artırılmış kapasiteyle hizmete sunuldu. Bölgenin sağlık üssü konumunda bulunan Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 4 biriminde poliklinik ve hizmet alanları yenileme çalışmalarıyla modern, fonksiyonel ve hasta odaklı bir yapıya kavuşturuldu. En önemli adımlardan biri Onkoloji Polikliniğinde atıldı. Enfeksiyon kontrolü ve hasta güvenliği esas alınarak yeniden yapılandırılan Kemoterapi Uygulama Ünitesi 22’den 46’ya, poliklinik sayısı ise 6’ya yükseltildi. Günübirlik Servis, 18 yatak kapasitesiyle yeniden düzenlendi. Toplam 750 metrekarelik alanda yeniden yapılandırılan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Polikliniğinde egzersiz salonu, Pelvik Rehabilitasyon Ünitesi, EMG ve USG odaları yer alıyor. Ayrıca dil ve konuşma terapisi biriminde de iletişim ve yutma bozukluklarına yönelik bilimsel temelli tedaviler titizlikle uygulanıyor. Hastanenin yoğun hizmet alanlarından biri olan Kan Alma Birimi, 550 metrekarelik geniş bir alanda yeniden projelendirildi. Aynı anda 70 hastaya hizmet verebilen birimde 10 adet yetişkin kabini ile çocukların işlem sürecini daha stressiz geçirmesini hedefleyen 2 adet pediatrik kan alma kabini yer alıyor. Bu birimle entegre çalışan Transfüzyon Merkezi ise 200 metrekarelik alanında, kan ve kan ürünlerinin güvenli temini ile transferi süreçlerini uluslararası standartlara uygun bir şekilde sürdürüyor. Rektör Yılmaz: "Hedefimiz topluma en nitelikli ve güvenli sağlık hizmetini sunmak" Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz; üniversitenin eğitim ve araştırmadaki güçlü vizyonunu, sağlık hizmetleri alanında da kararlılıkla sürdürdüğünü vurguladı. Tıp Fakültesi Hastanesinin bölgenin en önemli sağlık merkezlerinden biri olma sorumluluğuyla fiziki ve teknolojik altyapısını sürekli olarak güçlendirdiğini belirten Prof. Dr. Yılmaz, "Tamamlanan revizyon çalışmalarıyla birimlerde tedavi kapasitesinden hasta konforuna kadar geniş bir yelpazede hizmet kalitesini daha da yukarı taşıdık. Temel hedefimiz, köklü bilimsel birikimi modern tıbbın imkanlarıyla birleştirerek topluma en nitelikli ve güvenli sağlık hizmetini sunmaktır. Selçuk Üniversitesi, bölge halkı için güven veren bir sağlık üssü olmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.
10 Nisan 2026 Cuma - 17:42
Parkinsonla yaşamak
Nilüfer Belediyesi’nin ‘Dünya Parkinson Günü’ nedeniyle düzenlediği seminerde konuşan uzmanlar, parkinson hastalığının belirtileri, tedavi yöntemleri ve hastaların yaşam kalitesini artıracak beslenme önerilerini paylaştı. Nilüfer Belediyesi, ‘Dünya Parkinson Günü’ kapsamında Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde ‘Parkinsonla Yaşamak’ başlıklı bir seminer düzenledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek’in moderatörlüğünde Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Demet Yıldız ve Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel bilgilerini paylaştı. Toplumda parkinson hastalığına dair farkındalık oluşturmayı hedefleyen seminere katılım yoğun oldu. Uzmanlar, parkinson ile mücadelenin sadece ilaçla değil; egzersiz, doğru beslenme alışkanlıkları ve hasta yakınlarının sabırlı desteğiyle bir bütün olarak yürütülmesi gerektiği vurguladı. Seminerin açılışında konuşan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek, parkinsonun artık ölümcül bir hastalık kategorisinde yer almadığını söyledi. 1960’lı yıllarda dopaminin keşfinden sonra parkinsonun ölümcül hastalık grubundan çıktığını hatırlatan Özbek, "Artık bu hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik bir süreç olarak yaşayabiliyoruz" dedi. Hastalığın artış nedenlerine de değinen Özbek, "Yaşam süresi uzadı ama çevresel faktörler de artık çok etkili. Özellikle hava ve su kirliliğinin yanı sıra tarım ilaçları en önemli faktörler arasında yer alıyor" diye konuştu. Hastalığın tıbbi boyutlarını ve tanı sürecini anlatan Doç. Dr. Demet Yıldız, parkinsonun sinsi bir hastalık olduğunu kaydetti. 65 yaş üzerinde her 100 kişiden bir veya ikisinde görüldüğünü anlatan Yıldız, "Tanı koydurucu temel belirtilerimiz; hareketlerde yavaşlama, istirahat halindeyken görülen el titremesi ve eklemlerdeki sertliktir" dedi. Erken tanının önemini vurgulayan Yıldız, "Tedavisiz kalan hastalar 5-10 yıl içinde bağımlı hale gelebilirken, doğru tedaviyle bu süreyi 15-20 yıla kadar uzatabiliyoruz. İleri evrelerde ise farklı tedavi yöntemlerine başvuruyoruz" şeklinde konuştu. Beslenme konusundaki detayları aktaran Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel ise ilaç kullanımı ile beslenme arasındaki bağı aktardı. Parkinson ilaçlarının vücutta proteinlerle yarışacağını belirten Pekel, "Bu yüzden maksimum fayda sağlamak için ilacınızı aç karna almalı ve yemek yemek için en az bir saat beklemelisiniz" diye konuştu. Hastaların yüzde 90’ında görülen kabızlık sorunu için de tavsiyelerde bulunan Pekel, "Günde 8-10 bardak su tüketimi, lifli gıdalar ve düzenli yürüyüş olmazsa olmazımızdır. Ayrıca yutma güçlüğü çeken hastalarımızı asla yatar pozisyonda beslenmemeli, gerekirse gıdaları blenderden geçirerek lapa kıvamında sunmalıyız" dedi. Seminer, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla sona erdi.
10 Nisan 2026 Cuma - 17:11
Balıkesir'de Gönen hayvan pazarı kısa süreliğine kapatıldı
Balıkesir'in Gönen ilçesinde faaliyet gösteren hayvan pazarının ikinci bir duyuruya kadar kapatıldığı bildirildi.
10 Nisan 2026 Cuma - 16:04
Parkinson’da erken tanı hayat değiştiriyor
Manisa Şehir Hastanesi’nde, Dünya Parkinson Hastalığı Günü kapsamında vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Zeynep Zerrin Göz, Parkinson hastalığının belirtileri ve erken tanının önemi hakkında önemli bilgiler paylaştı. Manisa Şehir Hastanesi’nde Dünya Parkinson Hastalığı Günü dolayısıyla düzenlenen bilgilendirme etkinliğinde, Nöroloji Hekimi Uzm. Dr. Zeynep Zerrin Göz vatandaşlara Parkinson hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Parkinson hastalığının, beyinde dopamin üreten hücrelerin zamanla azalmasıyla ortaya çıkan ilerleyici bir nörolojik hastalık olduğunu belirten Uzm. Dr. Zeynep Zerrin Göz, hastalığın en sık görülen belirtilerinin titreme, hareketlerde yavaşlama, kaslarda sertlik ve denge problemleri olduğunu ifade etti. Hastalığın yalnızca bu belirtilerle sınırlı olmadığını vurgulayan Göz, "Uyku sorunları, depresyon ve koku kaybı gibi farklı belirtiler de Parkinson hastalığında görülebilmektedir." dedi. Parkinson hastalığının kesin bir tedavisi bulunmadığını ancak doğru tedavi ve destekleyici yaklaşımlarla hastalığın etkilerinin kontrol altına alınabildiğini belirten Göz, ilaç tedavileri, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemelerinin hastaların yaşam kalitesini artırdığını kaydetti. Erken tanı ve düzenli takibin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Zeynep Zerrin Göz, "Erken tanı, düzenli takip ve güçlü bir sosyal destek, Parkinson ile yaşayan bireylerin hayatında büyük fark oluşturur. Bugün, onların yanında olduğumuzu hissettirelim." ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
10 Nisan 2026 Cuma- 10:38
İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Hekimlere saldıranlara 180 bin lira ceza uygulanması için mücadele edeceğiz"
2
10 Nisan 2026 Cuma- 10:29
Uzman uyardı: "Türkler Amerikalılar gibi yaşıyor, obezite artıyor"
3
08 Nisan 2026 Çarşamba- 16:06
Van’da sağlıkta yeni dönem
4
10 Nisan 2026 Cuma- 10:18
İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Hekimlere saldıranlara 180 bin lira ceza uygulanması için mücadele edeceğiz"
5
10 Nisan 2026 Cuma- 09:00
Bayburt TRSM’nin sunduğu hizmetler tanıtıldı
09 Ekim 2025 Perşembe - 12:38
Malatya’da 77 yaşındaki hastaya hava ambulansıyla zamanında müdahale
Malatya’nın Darende ilçesinde 77 yaşındaki hasta, ani göğüs ağrısı şikayetiyle rahatsızlanınca hava ambulansı ile acil olarak Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi’ne nakledildi. Edinilen bilgiye göre, Ş.G. isimli kadın hasta, Darende ilçesinde rahatsızlanarak göğüs ağrısı şikayetiyle Darende Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. İlk müdahalesi burada yapılan hastanın durumu ciddi olarak değerlendirildi. Durumun ciddiyeti üzerine Malatya’ya sevk edilmesi için ambulans helikopter talep edildi. Kısa sürede ilçeye ulaşan hava ambulansı, hastayı alarak Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi’ne götürdü. Hastanın tedavisi burada devam ediyor.
09 Ekim 2025 Perşembe - 12:30
Uzmanından uyarı: "Behçet hastalığı 25 yaş altı genç erkeklerde daha ağır seyrediyor"
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Romatoloji Bölümü’nde Profesör Doktor Ahmet Omma, Behçet hastalığının 25 yaş altı erkeklerde daha ağır ve şiddetli seyrettiğine dikkati çekti. Behçet hastalığı, ilk kez 1937 yılında Türk dermatoloji uzmanı ve bilim insanı Hulusi Behçet tarafından tanımlandı. Bilim insanı Behçet, o dönemde bu hastalığı özellikle ağzında yara çıkması, göz lezyonları oluşması ve ciltte yara çıkması olarak tanımlasa da ilerleyen süreçte sistemik hastalık olan Behçet’te, genital bölgede ülserler, beyin, mide, bağırsak damar ve eklem tutumlarının yanında göz tutulumu da görülebiliyor. Behçet hastalığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Romatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Omma, özellikle romatoloji literatüründe Behçet hastalığının Türk ismiyle anılan tek hastalık olduğunu kaydetti. Behçet hastalığının belirgin bulgularına dikkati çeken Prof. Dr. Omma, "Behçet hastalığının ilk bulgusu aslında ağızda yara çıkması. Bu hastaların ağızlarında en az yılda üç defa ya da daha fazla sık sık ağız içinde yaralar çıkar. Bu dilinin kenarında olabilir, dudağında olabilir. Ağız içinde sık sık yara çıkan hastalardır bunlar. Sonra ağıza ilave olarak genital bölgede yara bu hastalarda olabiliyor. Baktığınız zaman genital bölgedeki yaralar işte kabaca bir aya kadar olabilir ve iz bırakır. Özellikle ağızdakileri iz bırakmazlar. Bu hastaları ayrıntılı muayene etmezseniz o genital bölgedeki yarayı göremezsiniz. Yine ağızdaki yaralara, genital bölgedeki yaralara ilave olarak gözü tutar özellikle Behçet hastalığı. Gözü tuttuğu zaman erken dönemde erkek hastaları da özellikle kötü seyredebilir. Bakıldığı zaman Japonya’da mesela körlüğün önemli bir nedenidir. Bizim ülkemizde de keza öyle. Eğer tedavide geç kalınırsa bu hastalarda, tedavi eğer yetersiz olursa bu hastaların bu göz hasarı hastalarda, körlüğe kadar gidebilir" ifadelerini kullandı. Behçet hastalığının eklemleri de tuttuğunu vurgulayan Prof. Dr. Omma, özellikle diz ve ayak bileklerinde şişlik yaptığını dile getirerek "Hastalık beyni tutar, bazen sebepsiz inme geçiren hastalarda, açıklanamayan baş ağrısı olan hastalarda Behçet hastalığını dışlamak gerekiyor. Bağırsağı tutabilir entero Behçet dediğimiz, nadir de olsa, nispeten ülkemizde azdır bu. Bir kısım Japonlarda falan nispeten daha fazla. Ama bazen de bu iltihabi bağırsak hastalığıyla, tüberkülozla, kanserle karışabiliyor özellikle bağırsağı tuttuğu zaman. Yine en korktuğumuz tutulum yerlerden bir tanesi damar tutulumu yapar. İlk tanımlandığında o dönemde damardan fark edilmemiş damar tutulumu olduğu. Ama bakılmış ki daha sonra bizim maskülit dediğimiz, özellikle hastalarda toplar damarları tutar. Ayak damarlarında tıkanıklık yapabilir. Karın damarlarını tutar. Yine boyun damarlarını, beyin damarlarını, Behçet hastalığını neredeyse tutmadığı damar yok gibidir. Ama ekseriyâ toplar damarı tutar hastalarda ve buna bağlı bazen bacak damarlarını tutarak bacaklarda yaralar çıkarır. İyileşmeyen yaralar yapabilir. Gerçekten damarı tuttuğu zaman bu da hastalarda ciddi manada sakatlık hatta ölüme kadar gidebilir" diye konuştu. "Behçet hastalığı 25 yaş altı erkekleri tuttuğu zaman maalesef kötü gider" Hastalığın vücutta neredeyse tutmadığı organ olmadığını aktaran Omma, "Behçet hastalığı, cinsiyet olarak kadın ve erkeklerde eşit oranda görülür. Özellikle genç erkeklerde 25 yaş altı genç erkekleri tuttuğu zaman maalesef kötü gider. Erken dönemde gözü tutmuşsa özellikle damar tutulumu varsa, beyin tutulumu varsa bu hastalara kötü gidiyor. Nispeten yaşla beraber bakıldığı zaman 40 yaşı geçince Behçet hastalığının aktivitesi azalıyor. Hastalık sönmeye başlıyor. Ama ileri dönemde de çıkan Behçet bulguları var. Bunlardan bir tanesi özellikle atar damar lezyonu, arter dediğimiz atar damar tutulumları daha geç olabiliyor. Beyin tutulumları özellikle 40 yaşından sonra daha geç de olabiliyor. Ama klasik bilgi yaş ilerledikçe Behçet’in aktivitesi nispeten azalıyor" dedi. Behçet hastalığında tedavinin vücutta görüldüğü yere göre farklı yöntemler uygulandığını belirten Omma, "Ağızda yara çıkan hastalarda genital bölgede yarası olan sadece bu tür şikayeti olan hastalara bizim kolşisin dediğimiz bir ilaçla başlıyoruz. Ama diğer saydığım organ tutulumlarına bağlı olarak beyin tutulumu, damar tutulumu, göz tutulumu gibi tutulumu olan hastalarda bizim tedavimiz gittikçe ağırlaşıyor. Özellikle bağışıklık sistemini baskılayan daha ağır ilaçlarımız var. Bu ilaçları da geciktirmeden bu hastalara vermek lazım" ifadelerine yer verdi. Behçet hastalığı tanısını ilk olarak 1980’li yıllarda alan Yusuf Kılıç’ın (54) 16 yaşındayken gözünde yara çıkması şikayetiyle hastaneye başvurduğunu belirten Omma, 90’lı yıllarda ileri tedavilere erişimin kolay olmaması sebebiyle 20 yaşında görme kabiliyetini kaybettiğini söyledi. Behçet hastalığı tanısı konulan kişilerin ömür boyu hastalıkla mücadele edeceğine dikkati çeken Yusuf Kılıç, ergenlik çağından beri vücudundan yaralar çıktığını belirterek "Son olarak mide kanamasıyla mart ayının sonunda bir mide kanaması geçirdim. Bu arada Behçet hastası olduğumu söyleyince o tedavinin sonucunda romatolojiden doktorlarımız geldi. Bana imuran tedavisine başladılar. O yeterli gelmeyince şimdi daha ileri seviyedeki olan tedaviye başladık. 3 gündür oluyorum bu tedaviyi. Genel tetkikler de yapılıyor. Damarların görünümü falan çekilecek. Dün koldan bacaktan çekildi. Bugün de yeni bir çekim olacağını söylemişlerdi" dedi. "Psikolojik anlamda da çok yıpratıyor" Hastalıkla beraber günlük hayatında ağır işlerde de çalıştığını dile getiren iki çocuk babası Kılıç, "Behçet hastalığı tamamen vücuttan çıkacak, iyileşecek bir hastalık değil. Behçet hastalığına yakalanan kişi bunu ömür boyu taşıyacak. O yüzden yapılması gereken şeylere çok dikkat edip bununla yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Hayatımızı biraz daha kolaylaştırmak için. Psikolojik anlamda da çok yıpratıyor. Ek tedavi olarak da bu da eklenebilir. Ben alıyorum böyle bir tedavi. Çok da faydasını da gördüm" diye konuştu.
09 Ekim 2025 Perşembe - 12:29
Bayburt’ta 178 köye sağlık hizmeti götüren saha ekibine teşekkür belgesi verildi
Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 2025 yılı boyunca kırsal bölgelerde yürütülen saha çalışmaları kapsamında 178 köye giderek, 3 bin vatandaşa sağlık hizmeti ulaştıran saha ekibi, özverili çalışmalarından ötürü İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Harun Sivlim tarafından teşekkür belgesiyle ödüllendirildi. Köy köy dolaşarak vatandaşlara sağlık taraması yapan, ağız ve diş sağlığı konularında farkındalık eğitimleri düzenleyen ekipler, kırsal bölgelerde sağlık hizmetlerinin vatandaşlara doğrudan ulaştırılmasında önemli katkı sağladı. Başarılı saha ekibinde görev alan Dt. Resul Alperen Yıldız, Tuncay Atayeter, Yavuz Kabadayı, Yusuf İbrahim Aktan, Melek Bulunmaz, Taşkın Taştan ve Hüseyin Örnek’e teşekkür belgeleri verilerek, başarılarının devamı dilendi. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 2025 yılı içerisinde yürütülen çalışmalar kapsamında 178 köyde bin 853 kişiye sağlık taraması yapılırken, toplamda 3 bin kişiye ulaşıldı. Gerçekleştirilen saha faaliyetleriyle, özellikle kırsal kesimde yaşayan vatandaşların sağlık bilincinin artırılması ve sağlık hizmetlerine erişimin güçlendirilmesi hedeflendi.
09 Ekim 2025 Perşembe - 12:07
Midyat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde mesai dışı hizmet dönemi başladı
Hasta memnuniyetini artırmak ve hizmet kapasitesini geliştirmek amacıyla Mardin’in Midyat İlçe Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde mesai dışı çalışma uygulaması hayata geçirildi. Uygulama kapsamında, vatandaşlar hafta içi Salı ve Perşembe günleri 17.00 – 19.00 saatleri arasında diş sağlığı hizmetlerinden yararlanabilecek. Randevular Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden alınabileceği belirtildi. Uygulamanın hasta yoğunluğunu azaltarak sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırması hedefleniyor. Mdiyat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekim Dt. Yunus Deniz, "Hastalarımızın memnuniyetini artırmak ve sağlık hizmetini daha ulaşılabilir kılmak amacıyla mesai dışı uygulamayı başlattık’’ dedi.
09 Ekim 2025 Perşembe - 11:55
Midyat’ta özel ihtiyaçlı hastalara genel anestezi altında diş tedavisi başladı
MARDİN (İHA) – Mardin’in Midyat ilçesinde özel gereksinimli hastalara genel anestezi altında diş tedavisi başladı. Midyat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ile Midyat Devlet Hastanesi arasında imzalanan ortak protokol kapsamında, özel ihtiyaçlı hastaların diş tedavileri artık genel anestezi altında gerçekleştirilmeye başlandı. Protokol çerçevesinde, özel gereksinimli bireylerin tedavi süreçlerinin daha güvenli ve konforlu hale getirilmesi hedefleniyor. Uygulama ile birlikte, hastalar ilçe dışına gitmeden diş tedavilerini Midyat’ta yaptırabilecek. Midyat Devlet Hastanesi bünyesinde gerçekleştirilen ilk ameliyata ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dt. Ömer Faruk Aksoy, ‘’Yürüttüğümüz iş birliği kapsamında özel ihtiyaçlı hastalarımızın diş tedavilerini gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Dün 6 ve 7 yaşındaki 2 hastamızın ameliyatını gerçekleştirdik. İlçemize hayırlı olmasını diliyorum’’ dedi. Midyat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi Yunus Deniz de ’’Bu önemli uygulama sayesinde özel gereksinimli hastalarımız artık ilçe dışına gitmeden, kendi ilçelerinde güvenli ve konforlu şekilde tedavi olabilecek’’ diye konuştu.
09 Ekim 2025 Perşembe - 11:51
Manisa’da anne sütünün önemine dikkat çekildi
Emzirme Haftası Etkinlikleri kapsamında Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesinde emzirme atölyesi yapıldı. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr.Fadime Hasret Akman, anne sütünün önemine değinerek anne sütünün hem bebeğin hem de annenin sağlığını koruduğunu belirtti. Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesinde 1-7 Ekim Emzirme Haftası kapsamında, "Anne Sütü ve Emzirmenin Önemi" konulu emzirme atölyesi yapıldı. Eğitime sağlık çalışanları, hekimler, anne ve anne adayları, hastane idarecileri ve İl Sağlık Müdürlüğü’nün değerli temsilcileri katılım sağladı. Açılış konuşmasını Emzirme Eğitimi Hemşiresi Ezgi Pekdoğru Demir yaptı. Ardından Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Salim Babuş, Uzm.Dr.Özge Özalp Berkarda ve Uzm. Dr. Hasret Akman konuşma yaptı. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr.Fadime Hasret Akman, "1-7 Ekim emzirme haftası kutlu olsun. Anne sütünün önemini ne kadar anlatsak azdır. Anne sütü ile beslediğimiz bir bebeğin sadece karnını doyurmuş olmuyoruz. Bebeğin bağışıklığını arttırıyoruz, zekasını arttırıyoruz. Sadece bugününe dokunmuyoruz bebeğin. Bundan 30 yıl sonrasına da dokunuyoruz. Obezite, bağırsak hastalıkları, kanser hastalıklarına yakalanma riskini azaltıyoruz. Sadece bebeğe de dokunmuyoruz üstelik. Annenin de depresyon geçirmesini engelliyoruz. Meme ve yumurtalık kanserine yakalanma riskini azaltıyoruz. İşte bu yüzden anne ve bebek sağlığını korumak için, emzirme konusunda bilgi almak için tüm emziren tüm anneleri sağlık kuruluşlarına bekliyoruz" diye konuştu.
09 Ekim 2025 Perşembe - 11:44
Meme kanserinde erken tanı, yüzde 99 hayat kurtarıyor
Meme Kanseri Farkındalık ayı dolayısıyla bilgilendirmede bulunan uzmanlar, erken teşhisin önemini hatırlatarak düzenli mamografi çektirmenin meme kanserlerinde ölüm riskini yüzde 20 azalttığını vurguladı. Kadınların radyasyon nedeniyle mamografi çektirmekten kaçındığını belirten uzmanlar, bu durumun bazen erken teşhisi engellediğini söyledi.
09 Ekim 2025 Perşembe - 11:28
Meme kanserini erken teşhisle yendi, şimdi diğer kadınlara umut oluyor
Denizli’de 1 yıldır meme kanseriyle mücadele eden 41 yaşındaki Ayşegül Günbal, erken teşhis sayesinde başarılı bir tedavi süreci geçiriyor. Erken tanının önemini diğer kadınlara anlatmayı ödev edinen Ayşegül Günbal, taramaya yönlendirdiği 2 kadında da meme kanserinin erken tanısını sağladı. Denizli’de yaşayan 41 yaşındaki Ayşegül Günbal, göğsündeki şekil bozukluğunu ilk olarak önemsemedi. Daha sonra sonraki süreçte içinin rahat etmediğini belirten Ayşegül Günbal, Pamukkale Üniversitesi Hastanesine giderek tarama yaptırdı. Yapılan taramalar neticesinde meme kanseri olduğunu öğrenen Ayşegül Günbal, çok korktuğunu, ancak doktorların erken teşhis ile meme kanseri tedavi edilebildiğini ve sürecin yönetilebilir olduğunu söylediğini ifade etti. 1 yıllık tedavi sürecinin zorlu olduğunu ancak sağlığına kavuştuğunu ifade eden Ayşegül Günbal, "Tedavi sürecim boyunca birçok şey öğrendim. En önemlisi de şu oldu: Erken tanı hayat kurtarıyor. Ben bu hastalığı yaşadım ama yaşadıklarımın başka kadınların da başına gelmesini istemiyorum. Bu yüzden çevremdeki kadınlara yaşadığım süreci anlatmaya başladım. Başta kız kardeşim olmak üzere pek çok kadını taramaya yönlendirdim. Onların bazıları da taramalar sonucu riskli durumlarla karşılaştı. İki arkadaşımda meme kanseri erken evrede tespit edildi ve hemen tedavilerine başlandı. Şimdi onlar da aynı benim gibi süreci yönetiyorlar. Artık tek bir amacım var; Daha fazla kadının erken tanı ile bu hastalığı kolaylıkla atlatabilmesini sağlamak. Kadınlara önerim, elle muayeneyi ihmal etmeyin. Vücudunuzu tanıyın. Her yıl düzenli olarak tarama yaptırın. Kanserle mücadelede erken teşhis gerçekten hayat kurtarıyor" dedi. "Ablamın sayesinde ben de bilinçlendim" Ablası Ayşegül Günbal sayesinde hastaneye başvuran Nurgül Dağüstü, "Açıkçası ben de ablam sayesinde hastaneye geldim. Onun yaşadığı süreç beni çok etkiledi. Kendi kendime düşündüm: ‘Ben neden kontrole gitmiyorum?’ Sonra Pamukkale Üniversitesi Hastanesi’ne başvurdum, taramalarımı yaptırdım. Çok şükür herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadı ama artık çok daha dikkatliyim. Çevremdeki kadınlara da sürekli söylüyorum: Bu korkulacak bir süreç değil. Gidip tetkiklerinizi yaptırın ve muhtemel bir hastalık varsa erken teşhisle önlem alın. Ablamın sayesinde ben de bilinçlendim. Bu konuda daha dikkatliyim artık" ifadelerini kullandı. "Erken tanı ile yüz güldüren sonuçlar almak mümkün" Tıbbi Onkoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gamze Gököz Doğu hastanın tedavi süreci ile ilgili şunları dile getirdi: "Meme kanseri hem dünyada hem de ülkemizde en sık karşılaşılan kanser türlerinden biri. Ancak sevindirici olan şu ki, erken evrede tespit edilen vakalarda tedavi başarısı oldukça yüksek. Ayşegül Hanım da bize başvurduğunda hastalığı erken evredeydi. Bu nedenle tedaviye hemen başladık ve yaklaşık bir yıllık sürecin sonunda çok başarılı sonuçlar aldık. Bu süreçte Ayşegül Hanım’ın gösterdiği sabır, kararlılık ve mücadele azmi gerçekten örnek alınacak düzeydeydi. Sadece kendi sağlığı için değil, çevresindeki kadınlar için de adım attı. Tarama konusunda farkındalık oluşturdu. Onun yönlendirmesiyle hastanemize gelen iki kadında daha meme kanseri erken evrede teşhis edildi ve tedavi süreçleri başlatıldı. Bu, erken teşhisin ne kadar önemli olduğunu bizlere bir kez daha gösteriyor. Hastalarımıza bu bilinci kazandırmak, kontrolleri aksatmamalarını sağlamak bizim için çok önemli. 10-20 yıl boyunca takip ettiğimiz, sağlıklı bir yaşam sürdüren birçok hastamız var. Bu başarıların temelinde ise düzenli tarama ve erken tanı yatıyor. Özellikle 40 yaş üzeri kadınların yılda bir kez mamografi çektirmelerini ve kendi kendine muayeneyi öğrenmelerini mutlaka öneriyoruz. Unutmayın; geç kalınmış bir tanı, bazen hayatlara mal olabilir. Ama erken tanı ile yüz güldüren sonuçlar almak mümkün."
09 Ekim 2025 Perşembe - 11:26
Psikiyatri Uzmanı Dr. Mustafa Akcan: "Sosyal medya, gençlerde ciddi psikolojik sorunlara yol açabilir"
Sosyal medyanın olumsuz etkilerinin en çok ergenler ve gençler üzerinde görüldüğünü belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Mustafa Akcan, "Gençlerde özgüven kaybı, kaygı bozuklukları, dikkat sorunları ve uyku problemlerinin sosyal medya kullanımına bağlı olarak ciddi şekilde artmaktadır. Sosyal medyanın bilinçsiz kullanımı uzun vadede psikolojik sağlığı tehdit eden ciddi bir risk faktörüne dönüşüyor" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mustafa Akcan, sosyal medyanın özellikle gençler arasında depresyonu tetikleyen yeni bir faktör haline geldiğini vurguladı. Günümüzde depresyonun yalnızca biyolojik ve çevresel etkenlerle sınırlı olmadığını dikkat çeken Uzm. Dr. Akcan, "Sosyal medyada uzun süre vakit geçirmenin, kişilerin kendilerini başkalarıyla kıyaslamasına ve sürekli onay arayışına girmesine neden olmaktadır. Bu durum zamanla bireylerin kendilerini değersiz hissetmelerine ve yalnızlaşmalarına yol açabilir. Görünürde bağlantı kurulsa da aslında sosyal medya, birçok kişiyi daha izole hale getiriyor. Biz bu tabloyu artık ‘sosyal medya tetikli yalnızlık’ olarak adlandırıyoruz" diye konuştu. "Sosyal medya ilişkilere zarar verebilir" Uzm. Dr. Akcan, sosyal medyanın görünürde insanları bir araya getiren bir araç gibi görünse de aslında bireyleri daha yüzeysel ve kırılgan ilişkilerin içine sürüklediğini aktardı. Uzm. Dr. Akcan, bu durumun özellikle gerçek sosyal bağları zayıflatmasıyla birlikte kişilerin yalnızlık duygusunu artırdığını ve depresyon riskini büyüttüğünü kaydetti. "Gençlerde risk daha fazla" Sosyal medyanın olumsuz etkilerinin en çok ergenler ve genç yetişkinler üzerinde görüldüğünü belirten Akcan, "Gençlerde özgüven kaybı, kaygı bozuklukları, dikkat sorunları ve uyku problemlerinin sosyal medya kullanımına bağlı olarak ciddi şekilde artmaktadır. Sosyal medyanın bilinçsiz kullanımı uzun vadede psikolojik sağlığı tehdit eden ciddi bir risk faktörüne dönüşüyor" ifadelerine yer verdi. "Dijital detoks yapılmalı" Dr. Akcan, sosyal medyanın yaşamın bir parçası olduğunun kabul edilmesi gerektiğini ancak bilinçli kullanımın şart olduğunu ifade ederek, "Günlük kullanım süresinin sınırlandırılması, haftada en az bir gün dijital detoks yapılması, yüz yüze sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi ve olumsuz belirtiler fark edildiğinde profesyonel destek alınmasının ruh sağlığını korumada büyük önem taşır" açıklamasında bulundu. "Sessiz bir salgın" Uzm. Dr. Akcan, yalnızlığın artık çağımızın en sessiz salgını haline geldiğini vurgulayarak şu bilgileri paylaştı: "Yalnızlık artık çağımızın en sessiz salgını haline gelmiş durumda. Bu nedenle sosyal medyanın hayatımızdaki rolünü fark etmek, sınırlandırmak ve ruh sağlığımızı koruyacak önlemleri almak son derece önemlidir."
09 Ekim 2025 Perşembe - 11:14
Ünlü estetikçinin yüz germe yaptığı hastalarla çektiği video sosyal medyada ilgi odağı oldu
Ünlü estetikçi Prof. Dr. Hayati Akbaş’ın, yüz germe ameliyatı yaptığı hastalarıyla birlikte çektiği video sosyal medyada büyük ilgi gördü. Ameliyat sonrası yüzleri bandajlarla sarılı olan hastalarla aynı videoda yer alan Prof. Dr. Akbaş, esprili bir şekilde kendisini onlara benzetti. Ortaya çıkan görüntüler hem tebessüm ettirdi hem de izleyenlerin ilgisini çekti. Samsun’da FBM Tıp Merkezi’nden Prof. Dr. Hayati Akbaş, yüz germe operasyonu geçiren 5 hastasıyla birlikte bir video çekti. Yüzleri henüz sarılı halde olan hastalarla aynı görüntüye giren Akbaş’ın sarılı yüzlerle çektiği video, izleyiciler tarafından hem eğlenceli hem de ilginç bulundu. Sosyal medyada kısa sürede yayılan video, çok sayıda beğeni ve yorum aldı. Prof. Dr. Akbaş’ın bu paylaşımı, estetik ameliyat sürecinin hem ciddiyetini hem de hastalarla kurduğu samimi ilişkiyi yansıtan keyifli bir anı olarak hafızalara kazındı.
09 Ekim 2025 Perşembe - 11:13
Mardin’de tütün bağımlılığı tedavisi eğitimi düzenlendi
Mardin İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Çevre Sağlığı Birimi tarafından, tütün bağımlılığıyla mücadele kapsamında tütün bağımlılığı tedavisi eğitimi düzenlendi. Program, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Cihat Adın’ın açılış konuşmasıyla başladı. Gün boyu devam eden eğitimde, tütün kullanımının zararları, mücadele yöntemleri ve tedavi yaklaşımları ele alındı. Eğitimin amacı, katılımcı sağlık personelinin sigara bırakma polikliniklerinde ve danışmanlık hizmetlerinde aktif rol almalarını sağlamak olarak belirtildi. Program sonunda yapılan değerlendirmelerde başarılı olan katılımcılara, Sağlık Bakanlığı onaylı katılım belgeleri verildi. Yetkililer, toplum sağlığını korumak adına tütünle mücadele çalışmalarının kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.
09 Ekim 2025 Perşembe - 11:01
Kahta Devlet Hastanesi’nde ilk defa TAPP kasık fıtığı ameliyatı gerçekleştirildi
Adıyaman’ın Kahta Devlet Hastanesi’nde cerrahi alanda önemli bir ilke imza atıldı. Modern tıbbın sunduğu imkanları kullanan Kahta Devlet Hastanesi, ilçedeki sağlık hizmeti kalitesini artırmaya devam ediyor. Yapılan çalışmalar neticesinde hastanede ilk defa gerçekleştirilen TAPP Kapalı (Laparoskopik) fıtık onarımı, başarıyla gerçekleştirildi. Kahta Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen TAPP Kapalı (Laparoskopik) fıtık onarımı yöntemiyle, büyük kesilere gerek kalmaz, kozmetik olarak daha iyi sonuç verir. Her iki kasık tarafını aynı anda onarma imkânı vardır. Ameliyat sonrası çok daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme görülür. Hasta genellikle 1 gün içinde taburcu edilir. Hafif ağrılar birkaç gün içinde geçer. Günlük aktivitelere 3-5 gün içinde, ağır spora veya işe genellikle 2-4 hafta sonra dönülebilir. Başhekim Uzm. Dr. Mustafa Akel, "Hastanemizde, modern tıbbın sunduğu imkanları kullanarak sağlık hizmetlerindeki kalitemizi artırmaya devam ediyoruz. Bu anlamda hastanemizde ilk defa gerçekleştirilen bu operasyonla birlikte hem sağlık hizmeti kalitemizi artırıyoruz hem de önemli bir eşiği aşmış oluyoruz. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Salih Yılmaz ve deneyimli ekibi tarafından gerçekleştirilen laparoskopik kasık fıtığı onarımı sayesinde hasta daha az ağrıyla, daha hızlı bir iyileşme süreciyle sağlığına kavuştu. İlk defa yapılan bu ameliyat yöntemi; kamera sistemi ile karın içi görüntülenerek ve karın zarı altına girilerek kasık fıtıklarının kapalı yöntemle onarılmasını sağlayan modern cerrahi bir tekniktir. Emeği geçen Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Salih Yılmaz’a ve deneyimli ekibine teşekkür ediyoruz. Adıyaman ve diğer illere hasta sevkini azaltmayı hedefleyerek modern cerrahi uygulamalarla hizmet vermeye devam ediyoruz" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder