SAĞLIK
16 Nisan 2026 Perşembe - 09:00 Kurban Bayramı’nda parmağını kesti, başına gelmeyen kalmadı Kocaeli’de Kurban Bayramı’nda yaşadığı bıçak kesiğinin ardından başvurduğu iki özel hastanedeki yanlış tedavi iddiaları sebebiyle parmağı ampute edilen ve çalışma kabiliyetini kaybederek işinden olan Nurettin Güleryüz, "tıbbi ihmal" iddiasıyla tedaviyi yürüten doktorlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Edinilen bilgiye göre, 7 Haziran 2025’te Kurban Bayramı dolayısıyla bıçak temizlerken sağ el başparmağını kesen Nurettin Güleryüz (34), bir özel hastanenin acil servisine başvurdu. İddiaya göre, hastanede detaylı tetkik yapılmadan pansuman uygulanan Güleryüz’e ilaç reçete edilerek taburcu edildi. Şikayetlerinin devam etmesi ve kanamanın durmaması üzerine ertesi gün aynı hastaneye tekrar giden Güleryüz’e bu kez dikiş atıldı. Parmağını hareket ettirememesi üzerine 19 Haziran’da Gebze’deki başka bir özel hastaneye başvuran Güleryüz, tendon yaralanması şüphesiyle tedaviye alındı. Farklı tarihlerde yapılan EMG ve MR tetkiklerinde sinir hasarı ile tendon kopması tespit edilen hasta, 2 Eylül’de ameliyat edildi. Süreç içerisinde parmağın çürüdüğü ve kurtarılamayacağının belirtilmesi üzerine Güleryüz, başvurduğu başka bir hastanede ampute operasyonu geçirdi. Öte yandan, ameliyatların ardından ağrıları devam eden Güleryüz’ün kolunda metal parça bulunduğu ve bu parçanın parmak bölgesinden dirseğe doğru ilerlediği öne sürüldü. Ayrıca, fabrikada temizlik personeli olarak çalışan Nurettin Güleryüz’ün hastane sürecinde işten çıkarıldığı da öğrenildi. "Yüzde 46 olan engellilik oranı yüzde 75’e yükseldi" Güleryüz’ün avukatı Barış Kurt, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde, özel hastanede görevli hekimlerin tıp kurallarına aykırı hareket ederek ihmalde bulunduklarını ileri sürdü. Olayın basit tıbbi komplikasyon olmadığını savunan Kurt, "Başparmakta oluşan kesilerde tendon ve sinir hasarı ihtimali basit muayene ile dahi anlaşılabilecek durumdur. Buna rağmen şüpheli hekimler gerekli özeni göstermemiştir. Doğru teşhis zamanında konulmuş olsaydı, gerekli cerrahi müdahale gecikmeden yapılacak ve müvekkil kalıcı sakatlık yaşamayacaktı. Müvekkilin yaralanma öncesinde yüzde 46 olan engellilik oranı, yaşanan süreç sonrası yüzde 75’e yükselmiştir. Bu durum müvekkilin yaşamını ve çalışma gücünü ciddi şekilde etkiledi. Sorumlular hakkında taksirle yaralama, görevi kötüye kullanma ve ihmali davranışla yaralama suçlarından soruşturma yürütülmesini talep ediyoruz" dedi. "Parmağı pansumanın ardından yapıştırıp gönderdiler" iddiası Yaşadıklarını anlatan Nurettin Güleryüz ise "Kurban Bayramı’nın ikinci günü bıçağı temizlerken yanlışlıkla parmağımı kestim. Özel hastaneye gittim ve doktorla görüştüm. Doktor bize parmağın yapıştırılması gerektiğini söyledi. Parmağı pansumanın ardından yapıştırıp gönderdiler ve ilaç yazdılar. İlaç yazdıkları halde herhangi bir film, röntgen çekilmedi. Parmağımın kanaması devam edince ikinci akşam yine hastaneye gittik. Parmağıma dikiş attılar ve yine röntgen, film çekmeden herhangi işlem yapmadan gönderdiler. Bu süreçte pansumanlarımızı yaptırdık. Bundan sonra bize 10 gün süresince pansuman yapmamız gerektiğini söylediler. Bayram tatili olduğu için hiçbir yere gidemedik" diye konuştu. "Çürümüş parmağı içeriye nasıl katlayabilirsiniz" Güleryüz, bayramın ardından başka bir özel hastaneye başvurduğunu anlatarak, "Buradaki hastanede acil ameliyata alınmam gerektiği söylendi. Burada da MR veya herhangi tetkik yapılmadan ameliyata alındım. Ondan sonra 2 kez daha ameliyat geçirdim. Bu süreçte doktorlar parmağımın kurtarılamayacağını söyledi. Parmağımın tendon damarı ve sinir damarı tutmadı. Parmağım çürümeye başladı. Bize yaptıkları teklif şu oldu; ’Parmağı bükeriz, katlayıp geriye bırakırız’ dediler. Biz de kabul etmedik. ’Çürümüş parmağı içeriye nasıl katlayabilirsiniz?’ dedik. Onlar da yapacak başka çarelerinin olmadığını söylediler. Biz de başka hastanelerden randevu aldık ve başka hastanelere gittik. Parmağın ampute edilmesi gerektiği söylendi. Parmağım ampute edildi. Büyük ihtimalle ikinci gittiğim hastane sebebiyle parmağımı kaybettim çünkü ameliyatlardan sonra herhangi röntgen ya da MR çekimi yapılmadı. Bunu doktora söylediğimiz halde doktor bizi dinlemedi. Bize ’iyiye gidiyor’ dedi" ifadelerini kullandı. "Pazartesi günü bunun için de operasyon geçireceğim" İkinci hastanedeki ameliyatların ardından kolunda ağrılar hissettiğini söyleyen Güleryüz, sözlerini şöyle noktaladı: "Doktorlara bileğime doğru ağrılarım olduğunu sürekli ifade etmeme rağmen beni dinlemediler. Sonradan kolumda metal kaldığını öğrendik. Bunun ihmal olduğunu düşünüyoruz. Çünkü kola metal nasıl girebilir? Ben 9 aydır çalışamıyorum. Kalp rahatsızlığım sebebiyle yüzde 46 engelliyken şu anda yüzde 75 engelli durumuna düştüm. Erken emeklilik dilekçesi verdim ancak henüz sonuç gelmedi. Bu konuda çok mağdurum. Yetkililerin bunu duymasını istiyorum. Savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Yaklaşık 9 aydır henüz soruşturma izni gelmedi. Süreci bekliyoruz, henüz dava açılmış değil. Kolumda bırakılan metal ilerliyor. Pazartesi günü bunun için de operasyon geçireceğim. Çıkarılıp çıkarılamayacağı net değil. Elimde titremelerim var, çalışamıyorum ve işveren tarafından işten çıkarıldım. Yetkililerden destek ve konunun incelenmesini talep ediyorum."
15 Nisan 2026 Çarşamba - 17:10 Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Topaloğlu: "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni" Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Serkan Topaloğlu, "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni. Hatta aldığımız rakamlar artık Avrupa’da geriye doğru gittiğini, Türkiye’de ise bu sayının korunduğunu gösteriyor" dedi. Bilkent Şehir Hastanesi’nde 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla düzenlenen programda, toplumda kalp ve damar hastalıklarına yönelik bilinç düzeyinin artırılması, erken teşhisin önemi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması konuları ele alındı. Uzman doktorlar tarafından ‘koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli’ doğrultusunda sunumların yapıldığı etkinlikte Azize Nasıroğlu Eğitim ve Konferans Salonu’nun açılışı da gerçekleştirildi. Programda konuşan Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Serkan Topaloğlu, Türkiye’nin sağlık alanındaki dönüşümüne dikkat çekerek, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin önemine vurgu yaptı. Kalp sağlığının toplum sağlığı açısından kritik bir yer tuttuğunu belirten Topaloğlu, bu gibi çalışmalarla birlikte farkındalıkların artarak devam edeceğini söyledi. "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni" Avrupa’da kalp damar hastalıkları sebebiyle ölüm sayısının azaldığını, fakat Türkiye’de bu sayının stabil kaldığını belirten Topaloğlu, "Kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi, tıbbın en disiplinli ve belki de en özverili işleyen branşlarından bazıları. Türk Kardiyoloji Derneği ve Türk Kalp Damar Cerrahisi Derneği köklü saygın derneklerin başında olup, hem halk sağlığına hem de temsil ettikleri meslek gruplarına yönelik çok başarılı işlere imza atmışlardır. Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni. Hatta aldığımız rakamlar artık Avrupa’da bu sayının geriye doğru gittiğini, Türkiye’de ise bu sayının korunduğunu gösteriyor. Biz kardiyologlar olarak kalp damar hastalıklarını önlenebilir sağlık sorunu olarak değerlendiriyoruz. Gerçekten hastanın sigara içmesine engel olabilirsiniz, tansiyonunu kontrol altına alabilirsiniz, diyabetiyle mücadele edebilirsiniz, hareketsizliğini engelleyip harekete geçirebilirsiniz. İşte bu durumda bu hastanın kalp hastalığını önleyebiliyorsunuz veya geciktirebiliyorsunuz. Bu nedenle hastalık oluşmadan mutlaka doktor olarak devreye girip, bu hastalıkları oluşmadan engellememiz gerekir" diye konuştu. "Bakanımız göreve geldikten sonra öncelik olarak koruyucu sağlık hizmetlerini önceliklendirdi" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun sağlık hizmetlerini kuvvetlendirmek için önemli çalışmalar yaptığını dile getiren Topaloğlu, "Bakanımız göreve geldikten sonra öncelik olarak koruyucu sağlık hizmetlerini önceliklendirdi. Bu konuyla ilgili de obeziteyle ve sigarayla ilgili mücadeleyi ön planda tuttu. Sağlık hizmetlerini kuvvetlendirdi. Vatandaşlarımızla birebir iletişimle birlikte kronik hastalık takiplerini yaptı. Sigarayla ve tansiyonla mücadeleyi başlattı. Bunlar şu anda bu mücadelenin önemli ayağını teşkil ediyor. Sağlık Politikalar Kurulu olarak bu yıl içerisinde Sağlık Bakanlığımızla çok önemli projeler gerçekleştirdik. Bunlardan en önemlisi otomatik eksternal defibrilatörler. Otomatik eksternal defibrilatörlerin kamusal alanda yaygınlaştırılmasıyla ilgili Sağlık Bakanlığımız yönetmeliği çıkardı. Bunun lansmanını yaptık. 3 yıl içerisinde 80 bin tane otomatik eksternal defibrilatörünü vatandaşlarımızın yoğun yaşadığı bölgelere yerleştireceğiz" şeklinde konuştu. Programa Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Prof. Dr. Serkan Topaloğlu’nun yanı sıra Ankara İl Sağlık Müdürü Ali Niyazi Kurtcebe, Bilkent Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Levent Öztürk, Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Başkanı Doç. Dr. Murat Sarğın, Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan ve vatandaşlar katıldı. Program, hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
Normal doğumdan sezaryene geçişin sebebi anne ve bebeğin güvenliği
02 Ekim 2025 Perşembe - 09:59 Normal doğumdan sezaryene geçişin sebebi anne ve bebeğin güvenliği Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mehmet Bal, bazı durumlarda anne ya da bebeğin sağlığını korumak amacıyla normal doğumdan sezaryene geçiş yapılabileceğini ifade ederek, "Bu ani alınan bir karar gibi görünse de aslında tıbbi gereklilikler doğrultusunda, anne ve bebeğin güvenliği için yapılan bir uygulamadır" dedi. Can Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mehmet Bal, doğum sürecinde anne adaylarının en çok merak ettiği konulardan biri olan ’normal doğumdan sezaryen doğuma geçiş’ hakkında önemli bilgiler paylaştı. Dr. Bal, normal doğumun anne ve bebek için doğal ve öncelikli tercih olduğunu vurgularken, bazı durumlarda anne ya da bebeğin sağlığını korumak amacıyla sezaryene geçiş yapılabileceğini ifade etti. Dr. Bal, sezaryene geçiş gerektiren başlıca durumları şöyle sıraladı: "- Bebeğin kalp atışlarında bozulma: Doğum sırasında bebeğin kalp atışlarının düşmesi, acil sezaryen gerektirebilir. - İlerlemeyen doğum eylemi: Doğum sancıları başlamış olsa bile, rahim ağzında yeterli açılma olmaması ya da bebeğin doğum kanalında ilerleyememesi durumunda sezaryen tercih edilir. - Kordon sorunları: Göbek kordonunun bebeğin boynuna dolanması veya kordon sarkması gibi durumlar bebeğin oksijen almasını engelleyebilir. - Bebeğin ters ya da yan durması: Normal doğum için uygun olmayan pozisyonlarda sezaryen kaçınılmaz hale gelebilir. - Anne sağlığını tehdit eden durumlar: Yüksek tansiyon, preeklampsi veya aşırı kanama riski gibi durumlarda sezaryen ile güvenli doğum sağlanır". Amaç anne ve bebeğin sağlığı Op. Dr. Mehmet Bal, doğum sürecinde anne adaylarının kaygılarını anlamanın çok önemli olduğunu belirterek, "Bizim en büyük önceliğimiz, hem annenin hem de bebeğin sağlığıdır. Normal doğum süreci devam ederken risk oluşursa, sezaryen hayat kurtarıcı bir yöntemdir. Anne adaylarının bu sürece bilinçli şekilde hazırlanması, güven duygusunu artırır ve doğumu kolaylaştırır. Normal doğumdan sezaryene geçiş, ani alınan bir karar gibi görünse de aslında tıbbi gereklilikler doğrultusunda, anne ve bebeğin güvenliği için yapılan bir uygulamadır" dedi. Dr. Bal, anne adaylarının doğum sürecinde doktorlarıyla açık iletişim kurmasının, sağlıklı ve güvenli bir doğumun en önemli adımı olduğunu vurguladı.
Anne sütü bebeğin ilk ve en değerli besini
02 Ekim 2025 Perşembe - 09:57 Anne sütü bebeğin ilk ve en değerli besini DÜZCE(İHA) – Dr. Tuğba Nur Kutlu Beşeren, anne sütünün, yalnızca bir besin değil, bebekler için yaşamın en sağlıklı başlangıcı olduğunu belirterek "Halk arasında söylendiği gibi anne sütü aslında bebeğin ilk aşısıdır" dedi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Nur Kutlu Beşeren, 1-7 Ekim Emzirme Haftası dolayısıyla anne sütünün önemi ve emzirme ile ilgili bilgilendirmede bulundu. Anne sütünün, bebekler için yalnızca temel bir besin değil, aynı zamanda bağışıklığı güçlendiren, gelişimi destekleyen ve anne-bebek arasındaki bağı kuvvetlendiren eşsiz bir armağan olduğunun altını çizen Dr. Beşeren, "Anne sütü, bebekler için biyolojik olarak en uygun ve eksiksiz besindir. İçeriğinde; protein, yağ, karbonhidrat, vitamin ve mineraller en ideal oranlarda bulunur. Bunun yanında bağışıklık sistemini güçlendiren antikorlar, büyüme faktörleri, oligosakkaritler ve sindirimi kolaylaştıran enzimler vardır. Bu nedenle yalnızca besin değil, aynı zamanda bağışıklık desteği ve hastalıklara karşı doğal bir koruyucudur. Halk arasında söylendiği gibi anne sütü aslında bebeğin ilk aşısıdır" dedi. "Su dahil hiçbir ek besine gerek yoktur" Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı’nın, bebeklerin ilk 6 ay boyunca yalnızca anne sütüyle beslenmesini önerdiğini belirten Beşeren, "Çünkü anne sütü, bu dönemde bebeğin tüm enerji, sıvı ve besin ihtiyacını tek başına karşılar. Su dahil hiçbir ek besine gerek yoktur. Ek gıdalara erken başlanması sindirim sistemine yük getirebilir, alerji ve enfeksiyon riskini artırabilir" şeklinde konuştu. Emzirmenin hem bebek hem de anne sağlığı üzerindeki etkilerine değinen Beşeren, "Bebek için anne sütü enfeksiyonlardan, alerjik hastalıklardan, obezite ve diyabet gibi kronik hastalıklardan korur. Anne sütü ile beslenenlerde çölyak hastalığı ve inflamatuvarbağırsak hastalığının daha az görüldüğü bilinmektedir. Beyin gelişimini destekler, ileri yaşlarda öğrenme ve okul başarısını olumlu etkiler. Anne için ise emzirme doğum sonrası toparlanmayı hızlandırır, kanama riskini azaltır. Uzun vadede meme kanseri, over kanseri ve osteoporoz riskini düşürür. Ayrıca anne-bebek arasındaki bağı kuvvetlendirir" ifadelerine yer verdi. Bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütü alması, ardından ek gıdalarla birlikte 2 yaşına kadar emzirilmeleri gerektiğinin önemine değinen Dr. Beşeren, "Çünkü anne sütü, 2 yaş ve sonrasında da bağışıklık sistemine destek verir, önemli besin öğeleri sağlamaya devam eder. Bunun yanında emzirme, çocuğun psikososyal gelişimini destekleyen çok kıymetli bir süreçtir" dedi. Emzirme konusunda toplumda var olan yanlış bilgilere de değinen Düzce Üniversitesi öğretim üyesi, "En sık karşılaştığımız yanlış inanışlardan bazıları şunlardır: ‘Sütüm yetmiyor’ kaygısı. (Aslında çoğu anne yeterli süt üretir) Kolostrumun, yani ilk sütün bebeğe verilmemesi gerektiği yanılgısı (oysa kolostrum bebeğin bağışıklığı için çok değerlidir). Su ya da bitki çaylarının erken dönemde verilmesi gerektiği düşüncesi. Emzirmenin yalnızca bebek için faydalı olduğu, anneye katkısı olmadığı inancı. Bu yanlış bilgilerin düzeltilmesi, emzirmenin devamlılığı için çok önemlidir" diye konuştu. "Emzirme; doğal, ekonomik ve eşsiz bir sağlık kaynağıdır" "Anneler, bebeklerine verebilecekleri en değerli armağanın anne sütü olduğunu bilmelidir" diyen Dr. Beşeren, "Emzirme; doğal, ekonomik ve eşsiz bir sağlık kaynağıdır. Hem bebeğin hem de annenin sağlığına uzun vadeli katkılar sağlar. Anneler kendilerine güvenmeli, sütlerinin bebekleri için en uygun ve yeterli olduğunu unutmamalıdır" şeklinde konuştu. Açıklamasına araştırma örnekleri ile devam eden Beşeren, "2025 yılında yapılan bir çalışmada, 12-24 ay arasındaki bebeklerin yüzde 83’ü en az 6 ay, yüzde 65’i ise en az 12 ay anne sütüyle beslenmiştir. Daha uzun süre anne sütü alan bebeklerin sağlık durumunun daha iyi olduğu ve kronik hastalık riskinin daha düşük olduğu tespit edilmiştir. 2023 Türkiye depremlerinin ardından yapılan araştırmalar, annelerin stres ve zorluklara rağmen emzirme oranlarında belirgin bir azalma olmadığını göstermiştir" ifadelerini kullandı. Anne sütünün, yalnızca bir besin değil, bebekler için yaşamın en sağlıklı başlangıcı olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Nur Kutlu Beşeren, "Emzirmenin korunması, desteklenmesi ve yaygınlaştırılması, toplum sağlığının geleceği açısından kritik önem taşır" şeklinde açıklamasını tamamladı.
Tıp dünyası Diyarbakır’da buluşuyor
02 Ekim 2025 Perşembe - 09:56 Tıp dünyası Diyarbakır’da buluşuyor Diyarbakır’da Dicle Dahiliye Kongresi, 3-5 Ekim 2025 tarihleri arasında alanında uzman yüzlerce akademisyen ve sağlık profesyonelini bir araya getirecek. Dicle Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlenecek olan Dicle Dahiliye Kongresi, 3-5 Ekim 2025 tarihleri arasında alanında uzman yüzlerce akademisyen ve sağlık profesyonelini bir araya getirecek. Kongrede yapay zekânın tıp alanındaki rolünden, hematolojik kanserlerde yeni tedavi yöntemlerine kadar birçok güncel konu ele alınacak. Kongrenin açılış gününde, "Akademik Alanda Yapay Zeka Kursu" kapsamında yapay zekanın klinik araştırmalarda kullanımı ve makale yazımındaki yeri tartışılacak. Öğleden sonra gerçekleştirilecek oturumlarda ise Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın, "Yapay Zeka ve Tıp" başlıklı söyleşisiyle dikkat çekecek. Gastroenteroloji ve hematoloji alanlarında da güncel yaklaşımlar masaya yatırılacak. Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, metabolik hastalıkların karaciğer üzerindeki etkilerini aktarırken, Prof. Dr. Ahmet Şiyar Ekinci hematolojik aciller ve nötropeni tedavisine ilişkin önemli bilgiler sunacak. Kongre boyunca farklı salonlarda eş zamanlı oturumlar düzenlenecek. Dahiliye hastalarının birinci basamaktaki takibi, obezite, diyabet yönetimi, kanser tedavisinde immünoterapinin geleceği ve preoperatif hazırlıkta iç hastalıklarının kritik rolü, tartışılacak başlıklar arasında yer alıyor. Kongre yalnızca hekimlere değil, aynı zamanda hemşirelik alanında çalışan sağlık emekçilerine de hitap edecek. Dicle Dahiliye Hemşireliği Kongresi kapsamında hemşirelerin metabolik hastalıklarla mücadeledeki rolü, palyatif bakım süreçleri ve kritik klinik durumlara yaklaşım gibi konular öne çıkacak. Bilimsel programın son gününde ise "Uzmanına Danış" panelleriyle katılımcılar, deneyimli akademisyenlere doğrudan soru yöneltme fırsatı bulacak.
Ailesi uzakta olan gence Vali refakat etti
02 Ekim 2025 Perşembe - 04:56 Ailesi uzakta olan gence Vali refakat etti Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, apandisit rahatsızlığı nedeniyle Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınan ve valiliğin sosyal medya hesabından destek istenen üniversite öğrencisi Furkan Naci Oğuz’u ziyaret etti. EBYÜ Ali Cavit Çelebioğlu Sivil Havacılık Yüksekokulu Uçak Bakım ve Onarım Bölümü öğrencisi Furkan Naci Oğuz’un teyzesi, tedavi gören yeğeni için Erzincan Valiliğinin sosyal medya hesabına mesaj attı. Mesajda Oğuz’un şehirde yalnız olduğunu belirten teyzesinin destek istemesi üzerine Vali Aydoğdu, öğrenciyi hastanede ziyaret etti. Oğuz’un sağlık durumu hakkında Başhekim Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız’dan bilgi alan Aydoğdu, öğrenciyle bir süre sohbet ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Aydoğdu, daha sonra öğrencinin annesi Aysun Oğuz ile görüntülü görüşerek, oğlunun durumunun iyi olduğunu ifade etti. Sosyal medya hesabından o anlara ait görüntüleri paylaşan Aydoğdu, şu ifadelere yer verdi: "Üniversite için geldiğin şehirde, artık yalnız değilsin çünkü Erzincan’da öğrenci olmak, aynı zamanda Erzincan’ın, yürekten oluşan koca bir ailenin evladı olmak demektir. Başhekimimizden doktorumuza, hemşiremizden görevlisine kadar herkesin özeniyle emin ellerdesin. Değerli annemiz Aysun Hanım biliniz ki, evladınız bizim de evladımızdır. Meyus ve mükedder olmayınız, çünkü Furkan bizlere emanet."
Diş Hekimi Hayrunnisa Batur: "Sosyal medya, gülüş estetiği talebini arttırdı"
01 Ekim 2025 Çarşamba - 18:14 Diş Hekimi Hayrunnisa Batur: "Sosyal medya, gülüş estetiği talebini arttırdı" Diş Hekimi Hayrunnisa Batur, sosyal medyanın etkisiyle gülüş tasarımına olan talebin arttığını belirterek, "Dijital tarayıcılar sayesinde belirli tedavilerde nasıl bir gülüşe sahip olacaklarını önceden görebilmeleri, kişilerin karar verme sürecini kolaylaştırıyor" dedi. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Diş Hekimi Hayrunnisa Batur, bazı nedenlerle estetik açıdan bozulmuş diş ve diş etlerinin, kişinin ağız ve yüz yapısına uygun olarak doğal ve ideal yapısına kavuşturulması olarak tanımlanan ’gülüş estetiği ve tasarımı’ hakkında önemli bilgiler verdi. Kişinin imajının iletişimdeki yerine ve önemine işaret eden Diş Hekimi Batur, "Görünüşümüz, konuşma şeklimiz, kullandığımız jest ve mimikler iletişimimizin ve sosyal hayatımızın büyük bir bölümünü oluşturur. Konuşurken ağız ve dişlerin temiz ve düzgün görünmemesi, çarpık dişler gibi sorunlar kişinin özgüvenini etkileyerek psikolojik sorunlara yol açabilir. Yüz ve ağız çevresinde yapılan operasyonlar dudak ve diş ilişkisinde estetik uyumsuzluğa yol açabileceği gibi darbe, çarpma ve kazalar nedeniyle dişlerin doğal yapısı ve şekli bozulabilir. Her 2 durumda da gülüş tasarımı planlaması bu kişiler için öncelikli hale gelebilir" şeklinde konuştu. "Çapraşıklık ve renk uyumsuzluklarında tercih ediliyor" Yüzde yapılan estetik operasyonların gülüş tasarımına ihtiyaç duyulmasının bir diğer nedeni olduğunu belirten Batur, özellikle burun estetiğiyle (rinoplasti) ile birlikte yüzün doğal oranlarının değiştiğini; dudak dolgusu, burun kaldırma gibi işlemler nedeniyle dudak ve çevre dokuların şekil ve yapısında minimal de olsa değişiklik olduğunu ifade etti. Gülüş estetiğinin tamamıyla kişiye uygun planlanması gerektiğini belirten Batur, "Detaylı ağız içi, yüz profili muayenesi sonucunda hasta beklentileri de değerlendirerek fonksiyona uygun olacak şekilde tedavi planlaması yapılmalıdır. Diş boşlukları, dişlerde çapraşıklıklar, pembe estetik denilen dişetleri, dudak, diş arkı ve renk uyumsuzlukları durumunda hekim uygun görürse bu yönteme başvurulabilir. Bu yöntem tamamıyla kişiye özel olsa da çoğunlukla ortodontik tedaviler, implant destekli protezler, lamina-veneer kaplamalar uygulanır" ifadelerini kullandı. "Hastalar gülüşlerinin nasıl görüneceğini tedaviden önce görebiliyor" Ortodontik tedavinin diş boşlukları, diş çapraşıklıkları gibi durumlarda başvurulan bir tedavi seçeneği olduğunu anlatan Diş Hekimi Batur, implant tedavisinin kök benzeri metal parçalarla kemikten destek alınarak eksik dişlerin komşu dişlere zarar vermeden tedavi edilmesi olduğunu açıkladı. Lamina seramik-kompozitlerin diş yüzeyinin aşındırmadan veya ufak dokunuşlarla kaplanmasıyken veneerin ise çok az bir aşındırma ile tüm diş yüzeyinin kaplanması olduğunu belirten Diş Hekimi Batur, tüm bu işlemlerin hangisine başvurulacağının detaylı hekim muayenesi ardından belirlenebileceğine değindi. Gerek sosyal medya etkisi gerekse iletişimin birçok kanaldan gerçekleşmesinin estetiğe olan talebi arttırdığını vurgulayan Diş Hekimi Batur, "Elbette dişlerin yüz görünümüne uygun estetik bir görünüme sahip olması da bu durumdan etkilenmiştir. Ayrıca hastalar güncel teknolojilerin katkısı sayesinde, dijital tarayıcılar ve yazılımlar sayesinde özellikle belirli ortodontik tedavilerde tedavi sonrası nasıl bir gülüşe sahip olacaklarını bilebiliyor. Bu da karar vermelerini kolaylaştırıyor" diye belirtti. Diş Hekimi Batur, gülüş estetiğinin genellikle vücut gelişiminin tamamlandığı ergenlik sonrası dönemde yapılmasının uygun olduğunu; ortodontik tedavinin de dişlere doğal bir tasarım ve doğru kapanış sağladığını, böylece gülüş estetiğine katkıda bulunduğunu dile getirdi.
Acil Oryantasyon Sempozyumu eğitimleri başladı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 18:04 Acil Oryantasyon Sempozyumu eğitimleri başladı Eskişehir Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda, hastane ve Toplum Sağlığı Merkezlerinde (TSM) yeni atanan ve acil sağlık hizmetlerinde görevlendirilecek hekimlere yönelik Acil Oryantasyon Sempozyumunun birinci günü başarıyla gerçekleştirildi. Üç gün sürecek sempozyumun açılış konuşmasını İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici yaptı. Birinci oturumu Resüsitasyon başlığıyla Uzm. Dr. Gizem Coşkun Yüksel tarafından yetişkin ileri kardiyovasküler yaşam desteği ile bradikardi ve taşikardi yönetimi konularını aktarırken, pediatrik ileri yaşam desteği konusunda da kapsamlı bilgiler paylaşırken Uzm. Dr. Gülşah Uçan ise şok, anafilaksi ve zehirlenmelerde acil yaklaşım konularında katılımcılara vaka örnekleri üzerinden eğitim verdi. Oturumun moderatörlüğünü Dr. Öğr. Üyesi Göknur Yıldız ve Dr. Öğr. Üyesi Fatih Alper Ayyıldız üstlendi. Programın ikinci oturumu Travma başlığıyla Doç. Dr. Filiz B. Kaya erişkin travma hastasına yaklaşımı, Uzm. Dr. Mustafa Argıncıkıgil havayolu yönetimi ve entübasyon tekniklerini, Uzm. Dr. Selim İnan ise pediatrik ve gebe travma hastasına yaklaşımı detaylı şekilde katılımcılara aktardı. Oturumun moderatörlüğünü Doç. Dr. Ebubekir Arslan ve Dr. Öğr. Üyesi Göknur Yıldız üstlendi. Sempozyumda ele alınan eğitim konuları, acil sağlık hizmetlerinde görev alacak hekimlerin mesleki bilgi ve becerilerini güçlendirilmesi hedeflendi. Ayrıca katılımcılar, güncel protokoller, vaka yönetimi ve acil müdahale teknikleri ile sahadaki uygulamalarını geliştirme fırsatı buldu. Bu program, acil sağlık hizmetlerinin kalitesinin yükselmesine ve hekimlerin müdahalelerde etkinliğinin artmasına katkı sağlaması amaçlandı.
Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi GETAT uygulamalarıyla bölgeye hizmet veriyor
01 Ekim 2025 Çarşamba - 16:20 Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi GETAT uygulamalarıyla bölgeye hizmet veriyor Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi, modern tıbbın yanında Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamalarıyla da bölge halkına hizmet sunmaya devam ediyor. Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesinde GETAT polikliniğinde uzman hekimler tarafından; hacamat (kupa terapisi), akupunktur, mezoterapi, ozon gibi Sağlık Bakanlığı onaylı yöntemlerle tedavi hizmeti veriliyor. Bu uygulamaların, özellikle kronik ağrıların azaltılmasında, stres ve yorgunluğun giderilmesinde, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde ve yaşam kalitesinin artırılmasında destekleyici rol üstlendiği ifade edildi. Poliklinikte Hidroklimatoloji Hekimi Doç. Dr. Kağan Özkuk, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Hekimleri Doç. Dr. Ali Yavuz Karahan, Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Şengül, Uzm. Dr. Nihal Yılmaz, Uzm. Dr. Aslı Gül Alkan Özkan ile Aile Hekimleri Uzm. Dr. Recep Aktaş ve Uzm. Dr. Hilal Kale Aktaş vatandaşlara hizmet veriyor. Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Mesut Saka, yaptığı açıklamada, "Hastanemizde hem modern tıbbın tüm imkânlarını hem de tamamlayıcı tedavi yöntemlerini vatandaşlarımızın hizmetine sunuyoruz. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamalarımız, uzman hekimlerimizin gözetiminde güvenli ve hijyenik şartlarda yürütülmektedir. Amacımız, hastalarımızın tedavi süreçlerine destek olmak ve yaşam kalitelerini artırmaktır" dedi. Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesinin, bu kapsamda sadece Uşak’a değil, çevre illerden gelen vatandaşlara da hizmet verdiği ve bölgesel bir sağlık merkezi olma konumunu güçlendirdiği belirtildi.
İç hastalıkları uzmanından uyarı: "Kronik hastalıklarda egzersiz kişiye özel planlanmalı"
01 Ekim 2025 Çarşamba - 16:10 İç hastalıkları uzmanından uyarı: "Kronik hastalıklarda egzersiz kişiye özel planlanmalı" Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Başaran, kronik hastalıklarda egzersizin kişinin hastalığına, genel sağlık durumuna ve doktor önerilerine göre planlanması gerektiğini belirterek, "Egzersiz programına başlamadan önce mutlaka dahiliye, kardiyoloji veya ilgili branş hekiminin onayı alınmalıdır" dedi. Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzm. Dr. Elif Başaran, kronik hastalığı olan bireylerin egzersiz yaparken dikkat etmeleri gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu. Hareketsiz yaşamın başta kardiyovasküler hastalıklar olmak üzere obezite, metabolik sendrom, diyabet gibi birçok hastalığın ortaya çıkmasında rol oynadığını söyleyen Dr. Başaran, "Yaşam tarzında yapılacak düzenlemelerle kardiyovasküler hastalıkların yaklaşık yüzde 80’i önlenebilir. Kronik hastalıklarda egzersiz, kişinin hastalığına, genel sağlık durumuna ve doktor önerilerine göre planlanmalıdır" diye konuştu. "Egzersiz süresi ve sıklığı yavaş yavaş artırılmalı" Egzersiz yaparken dikkat edilmesi gerekenlerden bahseden Uzm. Dr. Başaran, "Egzersiz programına başlamadan önce mutlaka dahiliye, kardiyoloji veya ilgili branş hekiminin onayı alınmalıdır. Düşük yoğunlukla başlanmalı, süre ve şiddet yavaş yavaş artırılmalıdır. Bireyselleştirme oldukça önemlidir. Diyabet, hipertansiyon, obezite veya kardiyovasküler hastalıkların her biri için farklı sınırlar vardır" dedi. Orta düzeyde egzersiz önerisi Egzersiz sıklığının ve süresinin ne kadar olması gerektiğini anlatan Uzm. Dr. Başaran, şu bilgileri paylaştı: "Egzersiz süresi ve sıklığı haftada en az toplam 150 dakika ve 48 saatten fazla ara vermeksizin hafif-orta şiddette olmalıdır. Egzersiz sırasında hastanın kendi kalp hızını takip etmesi ve egzersiz şiddetinin maksimum kalp hızının (maksimum kalp hızı = 220- yaş) yüzde 50-75’i civarında olması hedeflenmelidir. Günde 20-45 dakika (kısa aralarla bölünebilir), orta düzeyde (konuşmaya izin verecek ama şarkı söyletecek kadar zorlamayacak tempoda) egzersiz önerilir." Uzm. Dr. Başaran, hastalıklara göre uygulamanın nasıl olması gerektiğini şöyle sıraladı: "Diyabetli bireyler de kilo kontrolüne yönelik orta şiddette aerobik fiziksel aktiviteler tercih edilmelidir. Egzersiz öncesi ve sonrası kan şekeri kontrol edilmeli, hipoglisemi riski için hasta yanında glikoz tableti veya atıştırmalık bulundurmalı. Egzersiz öncesi ideal kan şekeri düzeyi 100-250 mg/dL aralığında olmalıdır. Hipertansiyonu olan bireylerde yaş ve kapasitelerine uygun şekilde düzenli olarak haftada en az 4 gün orta tempolu yürüyüş, yüzme gibi dinamik egzersizler tercih edilmelidir. Ani, ağır kaldırma ve nefes tutma (Valsalva manevrası) riskli olabilir. Hiperlipidemi (kolesterol yüksekliği) tanılı bireylerde postacı yürüyüşü (orta hızlı yürüme), bisiklet binme, dans, tenis, tırmanma, bahçede çim biçme gibi aerobik aktiviteler tercih edilebilir. Kalp yetmezliği olan bireylerde nabız ve tansiyon yakından takip edilmeli, yorucu ve ani hareketlerden kaçınılmalı. Hafif tempolu dans, bisiklete binme, yürüyüş gibi aerobik egzersizler kalp-damar sağlığını güçlendirir. Obezitede ise eklemlere yük bindirmeyen yüzme, sabit bisiklet gibi düşük etkili (low-impact) aktiviteler tercih edilmeli." "Göğüs ağrısı ve baş dönmesi olursa egzersiz derhal bırakılmalı" Son olarak dikkat edilmesi gereken hususlara değinen Uzm. Dr. Başaran, "Göğüs ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı veya çarpıntı olursa egzersiz derhal bırakılmalı. Diyabet hastaları egzersiz öncesi ve sonrası kan şekeri kontrol etmelidir. Bol sıvı alınmalı, uygun spor ayakkabı ve kıyafet kullanılmalı. Unutulmamalıdır ki kısa ama sürdürülebilir egzersiz, uzun ve düzensiz olandan daha faydalıdır" dedi.
Yaşlılara tansiyon aleti dağıtıldı, evde sağlık hizmeti verildi
01 Ekim 2025 Çarşamba - 15:16 Yaşlılara tansiyon aleti dağıtıldı, evde sağlık hizmeti verildi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ekipleri, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü nedeniyle yaşı ilerleyen vatandaşları evlerinde ziyaret ederek, hem sağlık hizmeti verdi hem de tansiyon ölçme aleti desteğinde bulundu. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, yalnız yaşayan, kendi ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayan yaşı ilerlemiş vatandaşlara yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmalar kapsamında yalnız yaşayan ve bakım ihtiyacı olan 60 yaş ve üzeri vatandaşlara, sağlık kontrolünden kişisel bakıma, ev temizliğinden tıbbı malzeme yardımına kadar birçok destek sunuluyor. Ekipler, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü nedeniyle birçok vatandaşı evinde ziyaret ederek, evde sağlık hizmeti verdi. Ekipler, kontrollerini daha iyi yapmaları için da 60 vatandaşa tansiyon ölçme aleti desteğinde bulunmaya başladı. Ekipler, ayrıca tansiyon aleti kullanımı konusunda vatandaşları bilgilendirdi. Tansiyon aleti teslim edildi 1 Ekim Yaşlılar Günü kapsamında çalışma yürüten Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürlüğü ile Yaşlı Hizmetleri Şube Müdürlüğü, vatandaşları evlerinde ziyaret ederek, hem sağlık taraması yaptı hem de tansiyon hastası 65 yaş ve üzeri vatandaşlara tansiyon aleti desteğinde bulundu. Yaşlı Hizmetleri Şube Müdürlüğü bünyesinde evde sağlık hizmeti veren emekçiler, ziyaret ettikleri evlerde yaşı ilerleyen vatandaşların sağlık kontrollerini yaparak tansiyon aleti verdi. Yapılan hizmete ilişkin bilgi veren Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürü Sevda Erdem Ateş, nadir ve kronik hastalıklarla mücadele eden vatandaşlara hizmet vermeye devam edeceklerini vurguladı. 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla 65 yaş ve üzeri tansiyon hastası vatandaşa tansiyon aleti desteğinde bulunduklarını kaydeden Ateş, "Nadir ve Kronik Hastalıkları Şube Müdürlüğü olarak daire başkanlığımız bünyesinde bulunan Yaşlı Hizmetleri Müdürlüğümüzle ortaklaşarak yaşlılarımızın evlerini ziyaret edip yaklaşık 60 tansiyon hastası vatandaşa tansiyon aleti vereceğiz. Öncelikle ziyaretlerde bulunduğumuz vatandaşlarımızın evinde sağlık taraması yapıyoruz" dedi. Yapılan hizmetlerden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren vatandaşlardan Yemlihan Öner ise "Belediyemizden memnunuz. Bize iyi bakıyor. Bize hizmet ediyor. Evlerimize gelerek kontrollerimizi yapıyorlar" diye konuştu.