Son Dakika
|
İzmir’de taksi şoförü cinayetinin iddianamesi kabul edildi
Avcılar kıyılarında tedirgin eden görüntü
Diyarbakır’da yolcu otobüsü devrildi: 1 ölü, 13 yaralı
Adalet Bakanı Gürlek: "Takipsizlik verilen tüm dosyalar incelenecek"
Bahçeli: "Okullarımızdaki saldırılar çok yönlü ele alınmalıdır''
Romanya'da enerji santralinde patlama
İzmir’de genç doktorun hayatını kaybettiği kazanın görüntüleri ortaya çıktı
İstanbul için şiddetli yağış uyarısı
Ankara’da boya fabrikasında çıkan yangında 1 işçi hayatını kaybetti
Erbaa’da öğrenci servisi ile otomobil çarpıştı: 10 öğrenci yaralandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Suriye Devlet Başkanı eş-Şara, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü
İran-ABD ateşkesi TSİ 03.00’te sona erecek
İletişim Başkanı Duran’dan Özgür Özel’e tepki
MHP Lideri Bahçeli’den Süper Lig’e yükselen Erzurumspor’a tebrik mesajı
Bakan Kurum, BM İcra Sekreteri Stiell ve İngiliz, Alman ve Japon mevkidaşları ile görüştü
Bakan Güler, NATO Genel Sekreteri Rutte ile bir araya geldi
İngiltere’de 1 0cak 2009 sonrası doğanlara ömür boyu sigara yasağı
SAĞLIK
Erzincan’da bazı branşlarda doktor eksikliği gündemde
21 Nisan 2026 Salı - 17:30:11
Erzincan ve Tunceli’den hastasını Erzincan’a getiren bazı vatandaşlar, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan doktor eksikliği nedeniyle mağduriyet yaşadıklarını belirterek yetkililerden çözüm talep etti. Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yeni hizmet binasına taşınmasının ardından fiziki şartların iyileştiğini ifade eden vatandaşlar, bazı branşlarda uzman doktor bulunmaması nedeniyle farklı illere sevklerin arttığını dile getirdi. Tunceli’nin Pülümür ilçesinden Erzincan’a hastasını getiren Hüseyin Arslan, hematoloji hastası eşinin tedavisi için çevre illere gitmek zorunda kaldıklarını söyledi. Arslan, "Sadece ilaç yazdırmak için yüzlerce kilometre yol gitmek zorunda kalıyoruz. Bu durum yalnızca bizim değil, Erzincan ve Tunceli’de yaşayan birçok hastanın ortak sorunu." dedi. Bölgedeki hastaların sıklıkla Trabzon, Erzurum ve Elazığ gibi çevre illere sevk edildiğini belirten vatandaşlar, artan yol masrafları ve zaman kaybının ekonomik açıdan da yük oluşturduğunu ifade etti. Yetkililerden çözüm beklediklerini dile getiren vatandaşlar, sağlık hizmetlerine bulundukları şehirde erişebilmenin temel bir hak olduğunu vurguladı.
21 Nisan 2026 Salı - 16:55
87 yıllık hastane yapısal riskler nedeniyle 23 Nisan’da taşınıyor
Zonguldak’ta 87 yıldır hizmet veren Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi, yapısal riskler nedeniyle 23 Nisan 2026 itibarıyla Atatürk Devlet Hastanesi Site Ek Binası’na taşınıyor. Zonguldak’ta 87 yıldan bu tarafa vatandaşlara sağlık hizmeti sunan Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi 23 Nisan 2026 perşembe günü Atatürk Devlet Hastanesi Site Ek Binasına taşınacak olup, bu tarihten itibaren tüm birimleri ile yeni yerinde sağlık hizmeti verecek. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün konu ile ilgili olarak yapmış olduğu açıklamada özetle şöyle dedi: "Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanemizin ana binasında, ilave binalar, poliklinik binası ile tanı ve arşiv binalarında ciddi yapısal riskler tespit edilmişti. Bunu için Sağlık Bakanlığımız Sağlık Yapıları Yıkım Değerlendirme Komisyonu tarafından 21 Mart 2025 tarihinde yıkım kararı alınmıştı. 26 Eylül 2025 tarihinde İl Sağlık Müdürlüğümüze iletilmişti, yapılan idari ve teknik değerlendirmeler sonucunda sağlık hizmetinde aksama yaşanmaması ve vatandaşlarımızın mağduriyetini en aza indirilmesi amacıyla Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi Atatürk Devlet Hastanesi’ne bağlı site ek binaya taşınması Sayın Valimizin başkanlığında oluşturulan komisyon kararı alınmıştı. Yapılan düzenlemeler sonrası 23 Nisan 2026 Perşembe gününden itibaren Atatürk Devlet Hastanemiz Ek Binasında vatandaşlarımıza yeni yerinde sağlık hizmeti vermeye başlayacaktır."
21 Nisan 2026 Salı - 16:53
Baygın haldeki genç kızın yardımına ambulans helikopter yetişti
Samsun’da rahatsızlanan 18 yaşındaki genç kız ambulans helikopterle Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Tıp Fakültesi’ne yetiştirildi. Vezirköprü ilçesi Gül Mahallesi’nde yaşayan 18 yaşındaki genç kız, baygın halde Vezirköprü’deki Aile Sağlığı Merkezi’ne kaldırıldı. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından hasta, ambulans helikopterle Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne sevk edildi. Genç hasta tedavi altına alınırken, ambulans helikopter ekipleri hayat kurtarmaya devam ediyor.
21 Nisan 2026 Salı - 16:50
Baygın haldeki genç kızın yardımına ambulans helikopter yetişti
Samsun’da baygın haldeki 18 yaşındaki genç kızın yardımına Sağlık Bakanlığı’na bağlı ambulans helikopter yetişti. Hızlıca helikopterle alınan hasta, Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Tıp Fakültesi’ne yetiştirildi. Vezirköprü ilçesi Gül Mahallesi’nde yaşayan 18 yaşındaki genç kız, baygın halde Vezirköprü’deki Aile Sağlığı Merkezi’ne kaldırıldı. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından hasta, ambulans helikopterle Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne sevk edildi. Genç hasta tedavi altına alınırken, ambulans helikopter ekipleri hayat kurtarmaya devam ediyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
21 Nisan 2026 Salı- 16:20
Aile hekimliğinde yönetmelik ve maaş kesintisi tepkisi
2
20 Nisan 2026 Pazartesi- 13:19
Kilo vermek için başvurduğu merkezde kanser olduğunu öğrendi
3
20 Nisan 2026 Pazartesi- 09:57
Türkiye glutensiz yaşamda stratejik bir üst haline geldi
4
20 Nisan 2026 Pazartesi- 09:39
Güncel gelişmelere bağlı depresyon ruh sağlığını tehdit ediyor
5
21 Nisan 2026 Salı- 11:32
Dünya Kalp Cerrahisinin kalbi İstanbul’da attı
19 Eylül 2025 Cuma - 10:56
Alzheimer hastalığında erken teşhis hayat kurtarıyor
Halk arasında bilinen adıyla bunama türü olan alzheimer hastalığı, 65 yaş üstü bireylerde en sık görülürken, özellikle 85 yaşından sonra daha yaygın hale geliyor. Araştırmalara göre, bu yaş grubunda hastalığın görülme oranı yüzde 40-50’lere kadar çıkabiliyor. Nilüfer Doruk Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Filiz Gözeten Yetiker, Alzheimer hastalığıyla ilgili önemli uyarılarda bulunarak erken teşhisin kritik rolüne dikkat çekti. Alzheimer’ın en önemli bulgusunun unutkanlık olduğunu vurgulayan Nöroloji Uzmanı Dr. Filiz Gözeten Yetiker, "Önceleri yakın geçmişe ait olayları unutan hastalar, ilerleyen dönemde geçmiş yaşantılarına dair hatıraları da hatırlamakta zorlanır. Bu durum, günlük yaşam aktivitelerini etkiler ve kişiyi zamanla başkalarının bakımına muhtaç hale getirir" dedi. Nöroloji Uzmanı Dr. Yetiker, hastalığın kesin bir tedavisi bulunmadığını ancak erken tanı ve uygun ilaç tedavileriyle sürecin yavaşlatılabildiğini belirtirken, "Böylece hem hastaların yaşam kalitesi korunuyor hem de bakım verenlerin yükü hafifliyor" ifadelerini kullandı. "Yaşlılıkla Karıştırılmamalı" Unutkanlık ve hafıza problemlerinin yalnızca yaşlılıkla ilişkilendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Nilüfer Doruk Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Filiz Gözeten Yetiker, "Unutkanlık yaşlılığın doğal bir parçası gibi görülmemeli. Erken tanı hem hastalık sürecinde büyük fark oluturur hem de ailelerin yükünü hafifletir" diye konuştu. Nöroloji Uzmanı Dr. Filiz Gözeten Yetiker, yakın çevresinde unutkanlıkla ilgili sorun yaşayan yakınları olan kişileri uyararak, Alzheimer konusunda ihmalkar davranılmaması ve nöroloji polikliniklerine başvurmaları gerektiğini belirtti.
19 Eylül 2025 Cuma - 10:35
Dünya Alzheimer Günü’nde uzmanlardan uyarı: "Hastalık mutlaka ilerleyici seyir gösterir"
Dünya Alzheimer Günü kapsamında, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde görev yapan uzmanlar, hastalığın seyri ve hasta yakınlarının dikkat etmesi gereken noktalar hakkında açıklamalarda bulundu. Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Nöroloji Bölümü’nde görev yapan Doç. Dr. Mustafa Ülker, " On senedir ağırlıklı olarak Alzheimer hastalarını değerlendiriyorum. Alzheimer hastalığı 75 yaş üzeri popülasyonda görülen, halk arasında bunama adını verdiğimiz zihinsel yeteneklerin ilerleyici kaybı ile karakterize bir tablo. Günümüzde özellikle 75 yaş üzeri popülasyonda sık karşılaştığımız bir durum" dedi. Ülker, hastalığın en önemli belirtisinin unutkanlık olduğuna dikkat çekerek, "Kişinin kendisindeki kayıpların farkında olmadığı bir durumla ortaya çıkıyor. Unutkanlıkların ana özelliği yakın bellek unutkanlıkları dediğimiz gün içerisinde kısa süre önce olmuş şeylerin unutulması şeklinde gerçekleşiyor. Kişi günlük yaşantısında yeni şeyleri aklında tutamadığı için ekseriyetle geçmişte yaşamaya başlıyor" ifadelerini kullandı. " Online olarak hastalara bağlanarak randevu alan hastalarla görüşebiliyoruz" Alzheimer’ın ilerleyici bir seyir izlediğini vurgulayan Ülker, "Eğer unutkanlıklar varsa ama hasta beş sene sonra da aynı seviyedeyse çok büyük ihtimalle Alzheimer değildir. Tanım itibarıyla mutlaka ilerliyor. Erken evrede başlanan tedavi hastaya epey zaman kazandırıyor. Hiç tedavi görmezseniz 5-6 sene içerisinde tamamen bağımlı hale gelecek bir iş haline gelirken, ilaçların zamanında başlanmasıyla bu süre 10-12 seneye çıkıyor" dedi. Doç. Dr. Ülker, hastalara online olarak da tedavi uygulanabildiğini söyleyerek, "Bu hastaların hastaneye randevu alıp gelmelerinde problem olabiliyor. Yaşlı hastalar evden çıkmak istemiyorlar, direnç gösteriyorlar. Kendilerindeki unutkanlığın ve hastalığın farkında da olmadıkları için genelde neden geldiklerini bilmedikleri için direnç gösteriyorlar. Çoğu yaşlı hasta yürüyemiyor, bazılarında başka problemler sebebiyle arabaya binmek bile sorun olabiliyor. Biz bu hastalar için aynı zamanda hastanemizde uzaktan değerlendirme yöntemiyle yani online olarak hastalara bağlanarak randevu alan hastalarla görüşebiliyoruz. Bu hastalarda önemli olan şey zihinsel muayene, yani bizim bilişsel muayene dediğimiz şey olduğu için hastaya dokunmak şart değil. Nörolojik aşamada sadece hastanın kooperatif bilişsel fonksiyonları değerlendirmekte sınırlı kalıyor, bunu online yöntemle yapabiliyoruz. Bu uygulamaya bu yaz başladık. Dolayısıyla hastanın buraya gelmesine gerek kalmadan konuşabilecek durumda olan ya da en azından ne yaptığının farkında olabilecek durumda olan hastalar için geçerli. Onlarla konuşarak hastaların durumunu, evresini ve tedavisini düzenleyebiliyoruz" şeklinde konuştu. Psikiyatri Uzmanı Dr. Burak Amil ise Alzheimer’ın nörolojik bir hastalık olarak bilinmekle birlikte psikiyatrik yönü de olduğunu belirterek, "Bu hastalarda depresyon, anksiyete tablolarını sıklıkla görebiliyoruz. Kaygı, huzursuzluk, öfke kontrol problemleri, sinirlilik, tahammülsüzlük de karşımıza çıkan durumlar arasında olabiliyor. Bazen kişilik ve davranış değişiklikleri, halüsinasyonlar, şüphecilik de görülebiliyor" dedi. Alzheimer hastalarının stabil bir yaşam alanından olumlu etkilendiğini vurgulayan Amil, "Odanın çok değişmemesi ya da eşyaların düzeninin değişmemesi hastalığın seyrinde olumlu katkı yapabiliyor. Uyku düzenini sağlamak da psikiyatrik belirtilerin önlenmesinde ve şiddetinin azaltılmasında yardımcı olabiliyor" ifadelerini kullandı. Hasta yakınlarının da risk altında olduğunu hatırlatan Amil, "Alzheimer hastalarına bakım verenlerde tükenmişlik, yorgunluk, depresif duygudurum, huzursuzluk ve sosyal izolasyon görülebiliyor. Kendi ruhsal sağlıklarını ihmal etmemeleri, gerekirse psikiyatrik destek almaları oldukça önemli" diye konuştu. Uzmanlar, Alzheimer ile ilgili farkındalığın artması gerektiğini belirterek, erken teşhisin, düzenli tedavinin ve yaşam alanında yapılacak basit değişikliklerin hem hastalar hem de yakınları için büyük önem taşıdığını vurguladı.
19 Eylül 2025 Cuma - 10:24
Migrenle karıştırmayın, dişlerinizi gıcırdatıyor olabilirsiniz
Günümüzde çoğu insan stres kaynaklı çeşitli rahatsızlıklarla karşı karşıya kalabiliyor. Söz konusu rahatsızlıklar arasında en yaygın olarak gözlemlenen ise kişilerin geceleri dişlerini gıcırdatması oluyor. Diş sıkma probleminin sessiz ilerlediğini, çoğu kişinin diş muayenesi sırasında yaşadığı sorunu öğrendiğini aktaran Dt. Özlem Özhan Yatar, baş ve boyun bölgesinde diş sıkmadan kaynaklı oluşan ağrının, migrenle karıştırılabildiğini söyledi. Medicana International İzmir Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dt. Özlem Özhan Yatar, diş sıkmanın migrenin neden olduğu baş ve yüz ağrılarına yol açabileceğini belirterek tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi. Diş sıkma problemi yaşayan birçok kişinin, yaşadığı durumun farkında olmadığını söyleyen Dt. Özlem Özhan Yatar, hastaların genellikle diş ağrısı şikâyetiyle geldiğini ifade etti. Muayene sırasında diş gıcırdatmanın belirtilerinin net olarak görüldüğünü vurgulayan Dt. Özlem Özhan Yatar, "Hastanın çene kaslarında, eklemlerde, ağız içinde ve hatta dilinde dahi bu durumun izleri görülebiliyor. Özellikle dil ve yanak içindeki izler, dişlerde aşınmalar diş sıkma problemi yaşayanlarda gözlemlenen en belirgin durumlar olarak karşımıza çıkıyor" dedi. Baş ve boyun ağrısı migrenle karıştırılıyor Diş sıkmanın en önemli belirtilerinden birinin sabahları ortaya çıkan baş, boyun ve çene ağrıları olduğuna dikkat çeken Dt. Özlem Özhan Yatar, "Bu ağrı bazen şakaklara, bazen enseye doğru yayılıyor. Çoğu hasta bu durumu migrenle karıştırıyor. Oysa ağrı, diş sıkma ve çiğneme kaslarının zorlanmasından kaynaklanıyor" diye konuştu. Diş sıkmanın, alt ve üst çeneyi birbirine bağlayan masseter kasını etkilediğini belirten Dt. Özlem Özhan Yatar, "Dişleri sıktığınızda masseter kasının boyu kısalır. Bu durum devam ettikçe çene ekleminde yük artar ve eklem pozisyonu bozulur. Böylece ağrı kısır döngü haline gelir" açıklamasını yaptı. Splint tedavisi ile kas eğitimi Diş sıkma tedavisinde eklem splintlerinin etkili bir yöntem olduğunu aktaran Dt. Özlem Özhan Yatar, bu araçların gece boyunca kullanıldığını ve ortalama üç ay süren bir tedaviyle kasın yeniden eğitildiğini belirtti. Dt. Özlem Özhan Yatar, şu ifadeleri kullandı: "Bu yöntem bir nevi fizik tedavi gibi. Kasın kısalmış boyunu uzatarak çeneyi doğru pozisyona getirir. Genellikle üç ay gibi bir sürede hastaların ağrı şikayeti kalmaz. Öte yandan bazı hastalar botoksu tercih edebilir. Ancak bu geçici bir çözüm sağlar. Botoks, yalnızca akut dönemde, çok şiddetli ağrılar olduğunda kısa süreli rahatlama için tercih edilmelidir. Kronikleşmiş diş sıkma sorununda botoks, kalıcı tedavi yöntemi değildir. Kalıcı çözüm, splint tedavisidir." Hastaya özel hazırlanan splintlerin bakımına da değinen Dt. Özlem Özhan Yatar, plakların ayrı bir fırçayla temizlenmesi gerektiğini, bakteri oluşumunu önlemek için özel solüsyonlardan da faydalanılabileceğini dile getirdi.
19 Eylül 2025 Cuma - 10:04
Dünya Alzheimer Günü’nde uzmanlardan uyarı: "Hastalık mutlaka ilerleyici seyir gösterir"
Dünya Alzheimer Günü kapsamında, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde görev yapan uzmanlar, hastalığın seyri ve hasta yakınlarının dikkat etmesi gereken noktalar hakkında açıklamalarda bulundu. Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Nöroloji Bölümü’nde görev yapan Doç. Dr. Mustafa Ülker, " On senedir ağırlıklı olarak Alzheimer hastalarını değerlendiriyorum. Alzheimer hastalığı 75 yaş üzeri popülasyonda görülen, halk arasında bunama adını verdiğimiz zihinsel yeteneklerin ilerleyici kaybı ile karakterize bir tablo. Günümüzde özellikle 75 yaş üzeri popülasyonda sık karşılaştığımız bir durum" dedi. Ülker, hastalığın en önemli belirtisinin unutkanlık olduğuna dikkat çekerek, "Kişinin kendisindeki kayıpların farkında olmadığı bir durumla ortaya çıkıyor. Unutkanlıkların ana özelliği yakın bellek unutkanlıkları dediğimiz gün içerisinde kısa süre önce olmuş şeylerin unutulması şeklinde gerçekleşiyor. Kişi günlük yaşantısında yeni şeyleri aklında tutamadığı için ekseriyetle geçmişte yaşamaya başlıyor" ifadelerini kullandı. " Online olarak hastalara bağlanarak randevu alan hastalarla görüşebiliyoruz " Alzheimer’ın ilerleyici bir seyir izlediğini vurgulayan Ülker, "Eğer unutkanlıklar varsa ama hasta beş sene sonra da aynı seviyedeyse çok büyük ihtimalle Alzheimer değildir. Tanım itibarıyla mutlaka ilerliyor. Erken evrede başlanan tedavi hastaya epey zaman kazandırıyor. Hiç tedavi görmezseniz 5-6 sene içerisinde tamamen bağımlı hale gelecek bir iş haline gelirken, ilaçların zamanında başlanmasıyla bu süre 10-12 seneye çıkıyor" dedi. Doç. Dr. Ülker, hastalara online olarak da tedavi uygulanabildiğini söyleyerek, "Bu hastaların hastaneye randevu alıp gelmelerinde problem olabiliyor. Yaşlı hastalar evden çıkmak istemiyorlar, direnç gösteriyorlar. Kendilerindeki unutkanlığın ve hastalığın farkında da olmadıkları için genelde neden geldiklerini bilmedikleri için direnç gösteriyorlar. Çoğu yaşlı hasta yürüyemiyor, bazılarında başka problemler sebebiyle arabaya binmek bile sorun olabiliyor. Biz bu hastalar için aynı zamanda hastanemizde uzaktan değerlendirme yöntemiyle yani online olarak hastalara bağlanarak randevu alan hastalarla görüşebiliyoruz. Bu hastalarda önemli olan şey zihinsel muayene, yani bizim bilişsel muayene dediğimiz şey olduğu için hastaya dokunmak şart değil. Nörolojik aşamada sadece hastanın kooperatif bilişsel fonksiyonları değerlendirmekte sınırlı kalıyor, bunu online yöntemle yapabiliyoruz. Bu uygulamaya bu yaz başladık. Dolayısıyla hastanın buraya gelmesine gerek kalmadan konuşabilecek durumda olan ya da en azından ne yaptığının farkında olabilecek durumda olan hastalar için geçerli. Onlarla konuşarak hastaların durumunu, evresini ve tedavisini düzenleyebiliyoruz" şeklinde konuştu. Psikiyatri Uzmanı Dr. Burak Amil ise Alzheimer’ın nörolojik bir hastalık olarak bilinmekle birlikte psikiyatrik yönü de olduğunu belirterek, "Bu hastalarda depresyon, anksiyete tablolarını sıklıkla görebiliyoruz. Kaygı, huzursuzluk, öfke kontrol problemleri, sinirlilik, tahammülsüzlük de karşımıza çıkan durumlar arasında olabiliyor. Bazen kişilik ve davranış değişiklikleri, halüsinasyonlar, şüphecilik de görülebiliyor" dedi. Alzheimer hastalarının stabil bir yaşam alanından olumlu etkilendiğini vurgulayan Amil, "Odanın çok değişmemesi ya da eşyaların düzeninin değişmemesi hastalığın seyrinde olumlu katkı yapabiliyor. Uyku düzenini sağlamak da psikiyatrik belirtilerin önlenmesinde ve şiddetinin azaltılmasında yardımcı olabiliyor" ifadelerini kullandı. Hasta yakınlarının da risk altında olduğunu hatırlatan Amil, "Alzheimer hastalarına bakım verenlerde tükenmişlik, yorgunluk, depresif duygudurum, huzursuzluk ve sosyal izolasyon görülebiliyor. Kendi ruhsal sağlıklarını ihmal etmemeleri, gerekirse psikiyatrik destek almaları oldukça önemli" diye konuştu. Uzmanlar, Alzheimer ile ilgili farkındalığın artması gerektiğini belirterek, erken teşhisin, düzenli tedavinin ve yaşam alanında yapılacak basit değişikliklerin hem hastalar hem de yakınları için büyük önem taşıdığını vurguladı. (SBK-
19 Eylül 2025 Cuma - 09:59
Kan sulandırıcı ilaçlarda doktor kontrolü uyarısı
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, kan sulandırıcı ilaçların bilinçsiz kullanımının ciddi tehlike oluşturduğunu söyledi.
19 Eylül 2025 Cuma - 09:42
Ağrı’da genç kadının midesinden endoskopiyle iki kalem çıkarıldı
Ağrı'da OKB rahatsızlığı olan genç kadın, kalem yutma şikayetiyle hastaneye kaldırıldı. Yapılan endoskopi işleminde kadının midesinden biri kurşun, diğeri tükenmez olmak üzere iki kalem çıkarıldı.
19 Eylül 2025 Cuma - 09:26
Su ihtiyacını asitli içeceklerden karşılamak sindirim sorunlarına yol açıyor
Yaz sıcaklarında sıvı ihtiyacının asitli içeceklerden karşılanmasını kesinlikle önermediklerini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, "Asitli içecekler mide asiditesini bozarak sindirim sorunlarına yol açar ve suya olan ihtiyacımızı daha da artırır" dedi. Sıcak havalarda terleme ile artan sıvı kaybının mutlaka yerine konulması gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar, günlük ortalama 2-2,5 litre su tüketilmesinin vücudun dengesi, organ sağlığı ve sindirim sistemi için hayati rol oynadığını vurguluyor.Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz açıklamada bulundu. "Su kaybı vücut için alarm" Su kaybının vücuda geri alınmaması halinde ciddi hastalıklara yol açabileceğine değinen Diyetisyen Gündüz, "Sıcak havalarda daha çok terleriz ve terledikçe vücudumuzun su ihtiyacı artar. Bu su kayıpları aslında vücudumuz için alarm niteliğindedir. Yeterli miktarda su içilmediğinde baş dönmesi, halsizlik, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu gibi problemler yaşanabilir. Eğer sıvı kaybı önlenmezse bu basit semptomlar daha ciddi sağlık sorunlarına dönüşebilir. Böbrek ve kalp rahatsızlıklarının yanı sıra sindirim problemleri de ortaya çıkabilir"diye konuştu. "Asitli içecekler çözüm değil" Toplumda birçok kişinin sıvı ihtiyacını asitli içeceklerle karşılamaya çalıştığını aktaran Gündüz, "Biz beslenme uzmanları bu içecekleri kesinlikle önermiyoruz. Çünkü asitli içecekler mide asiditesini bozarak sindirim sorunlarına yol açar ve suya olan ihtiyacımızı daha da artırır. Ayrıca yüksek kalori ve karbonhidrat içeriği kilo sorunlarına sebep olabilir" şeklinde konuştu. "Günlük su miktarı artmalı" Günlük su tüketimi hakkında da bilgi veren Gündüz, "Günde ortalama 2-2,5 litre su içmeliyiz. Özellikle sıcak bölgelerde bu miktar daha da artmalı. Eğer kişiler günlük çok fazla kahve, çay gibi içecek tüketiyorsa aldıkları su miktarını da artırmaları gerekir. Suya limon, elma, tarçın ve nane yaprakları ekleyerek tüketimi daha keyifli hale getirebiliriz" diyerek sözlerini tamamladı.
18 Eylül 2025 Perşembe - 22:30
Ticaret Bakanı Bolat’a Sağlık Turizmi Kongresi daveti
Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) heyeti, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ı makamında ziyaret ederek, 21-22 Kasım 2025 tarihlerinde İzmir’de düzenlenecek "1. Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri Kongresi"ne resmi davette bulundu. SATKOF heyeti, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ı makamında ziyaret ederek, 21-22 Kasım 2025 tarihlerinde İzmir’de düzenlenecek "1. Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri Kongresi"ne resmi davette bulundu. Görüşmede, sağlık turizminin ihracattaki rolü ve uluslararası iş birlikleri ele alındı. SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay başkanlığındaki heyet, Bakan Bolat’a kongre hakkında bilgi verdi. Bay, sağlık turizminin yalnızca sağlık alanını değil ticaret, diplomasi, kültür ve teknolojiyi de kapsayan çok yönlü bir stratejik alan haline geldiğini vurguladı. Bay, bu süreçte Ticaret Bakanlığı’nın desteğinin kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Bakan Bolat, sağlık turizminin Türkiye’nin dış ticaret vizyonunda önemli bir yer tuttuğunu ifade ederek, "Sağlık turizmi ihracata açılan yeni bir kapıdır. Bu tür organizasyonlar Türkiye’nin küresel tanıtımı açısından büyük değer taşımaktadır" dedi. Bolat, SATKOF heyetine çalışmalarından dolayı teşekkür etti. 50’den fazla ülkeden katılım bekleniyor SATKOF’un öncülüğünde düzenlenecek olan "The 1st International Conference: Health Tourism Bridges - Health Diplomacy and Innovation in Türkiye" başlıklı kongre, 50’den fazla ülkeden bakanlar, büyükelçiler, akademisyenler ve sektör temsilcilerini İzmir’de buluşturacak. Etkinlikte, sağlık turizmi, inovasyon, ticaret ve diplomasinin kesişim noktaları ele alınacak. Katılımcılar arasında ikili iş görüşmeleri, saha ziyaretleri ve kültürel etkinlikler de yer alacak.
18 Eylül 2025 Perşembe - 18:34
BEUN Hastanesi’nden Batı Karadeniz’e yüksek teknoloji
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, sağlık teknolojileri alanında önemli bir yeniliğe daha imza atarak bölgesel sağlık hizmetlerinde çıtayı bir üst seviyeye taşıdı. Türkiye genelinde yalnızca sınırlı sayıda merkezde bulunan Magneto 150 Watt Holmium Lazer Cihazı, artık BEUN Hastanesinde hizmet vermeye başladı. Bu ileri teknoloji sayesinde prostat ve böbrek taşı operasyonları, Batı Karadeniz Bölgesi’nde ilk ve tek kez kanamasız, kesisiz ve ağrısız bir şekilde gerçekleştirilebiliyor. Böylece BEUN Hastanesi, hem hasta konforunu artıran hem de operasyon başarısını yükselten modern cerrahi yöntemleriyle adından söz ettiriyor. Altın Standart HoLEP Artık Zonguldak’ta Dünyada prostat cerrahisinde altın standart olarak kabul edilen HoLEP (Holmium Lazer Prostatektomi) yöntemi, özellikle büyük prostatlarda açık cerrahiye benzer başarı oranları sunarken, kesi yapılmadan ve minimal riskle uygulanabiliyor. Magneto 150 Watt Holmium Lazer Cihazı’nın en büyük avantajlarından biri de dokuyu keserken eş zamanlı olarak kanamayı kontrol edebilmesi. Bu özellik, hem hasta güvenliğini artırıyor hem de operasyon sonrası iyileşme sürecini büyük ölçüde kısaltıyor. Ameliyat sonrası hastalar genellikle bir gün içinde taburcu edilirken; daha az kan kaybı, daha kısa ameliyat süresi ve hızlı iyileşme gibi avantajlar sayesinde hem hasta memnuniyeti hem de sağlık hizmetlerinde verimlilik en üst düzeye çıkarılıyor. Cihaz, aynı zamanda böbrek taşlarının tedavisinde de yüksek başarıyla kullanılabiliyor. Kapalı yöntemle gerçekleştirilen ameliyatlarda taşsızlık oranı oldukça yüksek olup cerrahi başarıyı doğrudan etkiliyor. Ürolojik Cerrahide Uluslararası Standartlar BEUN’da Hayata Geçiriliyor Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Üroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necmettin Aydın Mungan, üniversite hastanesine kazandırılan ileri teknoloji lazer cihazının hem hasta tedavisinde hem de akademik eğitimde önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Mungan’ın açıklamalarına şöyle devam etti: "Dünyada prostat ve böbrek taşı tedavisinde altın standart olarak kabul edilen bu yöntem, üniversite hastanemizde öğretim üyeleri ve asistanlar tarafından aktif olarak uygulanmaya başlanmıştır. Gerçekleştirilen bu önemli teknolojik yatırım sayesinde, hastalara uluslararası standartlarda, güvenli ve konforlu bir tedavi süreci sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Asistan eğitiminde de önemli bir kazanım olan bu cihazın Üniversite hastanemize kazandırılmasında büyük emek veren Sayın Rektörümüz Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’e şükranlarımı sunuyor; Üniversitemize hayırlı olmasını diliyorum. Rektör Özölçer: "Üniversite Hastanemiz, Ülkemizin Sağlıkta Güvenilir Referans Merkezlerinden Biri Olmaya Devam Ediyor" Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, BEUN Hastanesine kazandırılan son teknoloji Magneto 150 Watt Holmium Lazer Cihazı ile birlikte üniversite hastanesinin sadece Zonguldak’ta değil; Batı Karadeniz ve Türkiye genelinde sağlık alanında güçlü bir referans merkezi haline geldiğini ifade etti. Konuya ilişkin açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Üniversite olarak sağlık alanında bilimsel gelişmeyi, teknolojik yeniliği ve insan hayatını merkeze alan bir hizmet anlayışını her zaman temel sorumluluklarımız arasında görüyoruz. Hastanemize kazandırılan Magneto 150 Watt Holmium Lazer gibi yüksek teknolojiye sahip medikal cihazlar; sadece hasta konforunu artırmakla kalmıyor, aynı zamanda modern tıbbın en güncel uygulamalarını bölgemiz insanıyla buluşturma hedefimize katkı sağlıyor. Bu gelişmeler, sağlık hizmetlerinin niteliğini artırırken üniversitemizin bölgesel sınırları aşan bir misyon üstlendiğini de açıkça ortaya koymaktadır. Bu vesileyle, üniversite hastanemizin altyapısının güçlenmesinde ve teknolojik kapasitesinin artırılmasında her zaman yanımızda olan başta Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu olmak üzere, tüm Sağlık Bakanlığı ailesine en içten şükranlarımı sunuyorum. Aynı şekilde, üniversitemizin bilimsel ve akademik gelişimine sundukları değerli desteklerinden dolayı Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve tüm Yükseköğretim Kurulu camiasına teşekkürlerimi arz ediyorum. Bu cihaz ile ameliyatı gerçekleştirecek tüm öğretim üyelerimize başarı diliyor; üstün emeklerinden dolayı teşekkür ederek hastalarımıza yeni tedavi yönteminin şifa olmasını ümit ediyorum. Üniversite hastanemiz; yalnızca Zonguldak’ın değil, Batı Karadeniz’in ve ülkemizin dört bir yanından gelen hastaların güvenle başvurabileceği modern, erişilebilir ve insan odaklı sağlık hizmeti sunan bir merkez olmayı kararlılıkla sürdürecektir." Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, modern tıbbın sunduğu imkânları bölge halkıyla buluşturarak, hem hasta memnuniyetini hem de hizmet kalitesini artırmayı sürdürüyor. Gelişmiş tıbbi cihazlar, nitelikli uzman kadrosu ve hasta odaklı yaklaşımıyla BEUN Hastanesi, kaliteli odaklı sağlık hizmetin adresi olmaya devam ediyor.
18 Eylül 2025 Perşembe - 17:50
Altı aydır hiç durmadan hıçkırıyordu, sağlığına kavuştu
Gaziantep Şehir Hastanesi’nde göğüs cerrahisi ekibi tarafından gerçekleştirilen özel bir operasyonla, 6 aydır geçmeyen hıçkırık şikayetiyle yaşam kalitesi bozulan bir hasta sağlığına kavuştu. Gaziantep yaşayan 32 yaşındaki Rokan Musa, 6 ay boyunca hiç durmadan devam eden hıçkırık nedeniyle çalışamaz hale geldi. İlaç tedavisi, sinir blokajı ve farklı girişimlere rağmen bir türlü sonuç alınamadı. Gaziantep Şehir Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Onur Bayrakçı ve ekibi tarafından, kapalı yöntem (uniportal VATS) ile gerçekleştirilen özel bir cerrahi işlem sonucunda hastanın hıçkırığı son buldu. "Bu tarz bir vakayla ilk kez karşılaştık" Operasyonu gerçekleştiren Dr. Onur Bayrakçı, "Bu tarz bir vakayla biz de ilk kez karşılaştık. Hıçkırıklar normalde ilaç tedavisiyle geçer ama bu vakada ilaç ve birçok girişim yapılmasına rağmen sonuç alınamamıştı. Yaptığımız operasyon sonrası hastamız 6 gündür hiçbir şikâyet yaşamıyor ve sağlığına kavuştu. Bu başarılı operasyon, uzun süreli hıçkırığın tedavisinde önemli bir umut ışığı oldu. Hastamıza sağlıklı bir ömür diliyorum" dedi. "Hastanemiz bölgeye hizmet vermeye devam ediyor" Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Ilgın Türkçüoğlu ise, "Hastamız bize 6 aydır geçmeyen hıçkırık şikâyetiyle başvurdu. Göğüs cerrahi ekibimizin başarılı operasyonu sonrası şu an gayet iyi. Hastanemizde bu ve benzeri birçok özellikli işlem ve ameliyat yapılıyor. Hem yapısal hem de teknik cihaz anlamında bölgemize hitap eden bir sağlık kuruluşu olarak hastalarımıza hizmet vermeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Onur hocama ve ekibine teşekkür ediyorum" Ameliyat sonrası duygularını anlatan hasta Rokan Musa, "Hıçkırığım uyanır uyanmaz başlıyordu, çalışamıyordum, günlük hayatım etkilenmişti. Birçok işlem yaptırdım ama en sonunda çareyi Gaziantep Şehir Hastanesi’nde buldum. Onur hocama ve ekibine teşekkür ediyorum, şu an gayet iyiyim" diye konuştu.
18 Eylül 2025 Perşembe - 16:40
Muğla’da 240 bin hayvan şap aşısı olacak
Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, hayvancılığı tehdit eden en önemli hastalıklardan biri olan şap hastalığına karşı Muğla genelinde kapsamlı bir aşılama kampanyası başlattı. İl Müdürü Seyfettin Baydar, geçtiğimiz hafta pazartesi günü itibarıyla başlayan aşılama çalışmalarıyla 15 Ekim’e kadar 240 bin hayvanın aşılanmasının hedeflendiğini açıkladı. "En önemli adım aşılamadır" Şap hastalığının Türkiye’de yeni bir tipinin görülmeye başlandığını ve kısa sürede yayıldığını belirten İl Müdürü Baydar, aşılama çalışmalarının yanında üreticilerin bilinçlendirilmesinin de büyük önem taşıdığını vurguladı. Baydar, "Şap hastalığıyla mücadelede en önemli adım aşılamadır. Üreticilerimizin işletmelerinde bulunan tüm hayvanlarını, gebeler de dahil olmak üzere mutlaka aşılatmaları gerekiyor. Aşılama için ekiplerimiz işletmelere geldiğinde üreticilerimizin hazır bulunmaları ve tüm hayvanlarını aşılatmaları büyük önem taşımaktadır" dedi. Şap hastalığı çok bulaşıcı Şap hastalığının sığır, manda, koyun, keçi ve domuz gibi evcil ve yabani çift tırnaklı hayvanlarda görüldüğünü belirten Baydar, hastalığın bulaşıcılığının son derece yüksek olduğunu ifade etti. Virüsün uzun süre çevrede canlı kalabildiğini söyleyen Baydar, "Şap virüsü saman ve altlık materyalinde 20 haftaya kadar, dışkıda yaz aylarında 14 gün, idrarda 39 gün, toprakta ise mevsime bağlı olarak 3 ila 28 gün canlı kalabilmektedir. Bu da hastalığın kontrolünü zorlaştırmaktadır" diye konuştu. Baydar, bulaşmada solunum, salya, idrar ve dışkının yanı sıra bulaşık yem, su, veteriner malzemeleri, sinekler, kuşlar hatta kedi ve köpeklerin bile rol oynayabildiğine dikkat çekti. Ekonomik kayıplar büyük Şap hastalığının yalnızca hayvan sağlığını değil, üreticilerin gelirini de olumsuz etkilediğini dile getiren Baydar, "Şap hastalığına yakalanan hayvanlarda süt veriminde en az yüzde 50 düşüş, canlı ağırlıkta yüzde 25 azalma, buzağılarda yüzde 5 ölüm, gebelerde ise yüzde 10’a varan yavru atma oranı görülmektedir. Bu da üreticinin yıllık gelirinde yaklaşık yüzde 10 azalmaya neden olmaktadır" ifadelerini kullandı. "Yaptır aşını, artır aşını!" Aşılama çalışmalarının il genelinde aralıksız sürdüğünü belirten İl Müdürü Baydar, "Üreticilerimizin desteğiyle hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz. Hem hayvanlarımızın sağlığı hem de üreticimizin ekonomik kayıplarını önlemek için aşılama ve biyogüvenlik kuralları hayati önem taşımaktadır" dedi.
18 Eylül 2025 Perşembe - 16:09
Van’dan dünyaya örnek çalışma: Kanser tedavisinde yapay zekâ kullanıldı
Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde multidisipliner tümör konseylerinde yapay zekâ destekli yazılım kullanıldı. Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kanser hastalarının tedavi süreçlerine yönelik dikkat çekici bir bilimsel çalışma yürütüldü. Prestijli uluslararası tıp dergisi Healthcare’de yayımlanan araştırmada; genel cerrahi, onkoloji, radyoloji, nükleer tıp, radyasyon onkolojisi ve patoloji uzmanlarının oluşturduğu konsey toplantılarına yapay zekâ destekli bir yazılım "katılımcı" olarak eklendi. Burada kanser tanısı konmuş 100 hasta hem hekimler hem de yapay zekâ tarafından değerlendirildi. Kararların yüzde 76 oranında örtüşmesi, konunun bilimsel çevrelerde de dikkatle takip edilmesine neden oldu. Çalışmada örnek vakalardan biri olarak, Erciş ilçesinde yaşayan 56 yaşındaki Sabri Sarıyıldız değerlendirildi. Yapay zekâ destekli yazılımın önerdiği tedavi planı, hekimlerin kararlarıyla birlikte uygulamaya konuldu. Sarıyıldız, izlenen bu yol sayesinde gerçekleştirilen başarılı cerrahi operasyon sonrası sağlığına kavuştu. "Yüzde 76 oranında örtüştüğünü gördük" Konuya ilişkin konuşan Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, yapay zekânın hekim kararlarıyla yüzde 76 oranında örtüştüğünü belirtti. Yapay zekânın sağlık alanında giderek daha yaygın kullanıldığı ifade eden Prof. Dr. Çelik, "Biz de Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak teknolojinin sunduğu en son imkânlardan faydalanarak hastalarımıza doğru tedaviyi ve doğru yaklaşımı sunmak için yapay zekâ algoritmalarını kullanıyoruz. Yakın zamanda prestijli bir dergide yayımlanan çalışmamızda, multidisipliner tümör konseylerinde yapay zekâ destekli bir yazılım kullandık. Bu konseylerde genel cerrahi, onkoloji, radyoloji, nükleer tıp, radyasyon onkolojisi ve patoloji gibi birçok farklı branştan uzman hekimler bir araya gelerek hastaların tedavi sürecine yönelik ortak kararlar almaktadır. Biz de bu konsey toplantılarında yapay zekâyı bir katılımcı olarak değerlendirdik. ChatGPT’nin son algoritmasını kullanarak kanser tanısı olan 100 hastamızı hem uzman hekimler hem de yapay zekâ değerlendirdi. Sonrasında alınan kararlar karşılaştırıldığında, yapay zekâ destekli verilen kararların hekimlerin kararlarıyla yaklaşık yüzde 76 oranında örtüştüğünü gördük. Bu oldukça çarpıcı ve önemli bir bulgudur. Çünkü bu durum, yapay zekâ algoritmalarının artık profesyonel bir meslek grubu olan doktorlara yakın düzeyde karar verebildiğini göstermektedir" dedi. "Nihai kararı hekimler vermektedir" Yapay zekânın bu şekilde kullanılmasının tedavi planının hızlandırılması ve hekimlere yardımcı olunması açısından büyük önem taşıdığını dile getiren Çelik, "Elbette son kararı her zaman insan, yani hekim vermektedir. Çünkü yapay zekâ kullanımında hukuki sorumluluk, yanlış bilgi üretimi veya tedavinin hatalı planlanması gibi endişeler de gündeme gelebilmektedir. Ancak bu risklerin önüne geçmek için nihai karar hekimler tarafından verilmektedir. Gözlemlediğimiz en önemli sonuç şudur: yapay zekâ algoritmaları konsey kararlarında yüzde 76 oranında benzer sonuçlar üretmektedir. Bu da hastanemizin tümör konseylerinde, güncel bilimsel kanıtlar çerçevesinde hastalarımıza en doğru tedaviyi sunmamıza katkı sağlamaktadır. Bu çalışmaya imkân tanıyan, hekimleri bir araya getiren ve bilimsel araştırmalarımıza destek olan Sağlık Müdürlüğümüze ve başhekimliğimize de teşekkür ediyoruz. Bildiğimiz kadarıyla bu çalışma dünyada bir ilktir. Konseylerde yapay zekanın kullanıldığı ve tedavi planında yine yapay zekadan faydalanan ilk çalışma olduğunu belirtmek isterim" diye konuştu. Yapılan başarılı operasyonla sağlığına kavuşan Sabri Sarıyıldız isimli hasta ise "Önce kemoterapi ve ışın tedavisi gördüm. Yemek borumda kitle vardı. Tedavi için Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik hocamıza başvurdum. Hocamız ameliyata karar verdi. Ben de ameliyat olmayı kabul ettim. Yemek borusundan ameliyat oldum. 3 ayda bir kontrol için geliyorum. Şu an çok iyiyim" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder