Son Dakika
|
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Hamaney: "Düşmanlar ekonomik alanda da umutsuzluğa düşmeli"
İran'da patlama: 14 asker hayatını kaybetti!
Nevzat Bahtiyar’a verilen 17 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı
Trump’tan AB menşeli otomobil ve ağır vasıtalara yüzde 25 gümrük vergisi kararı
Şanlıurfa’da üvey kardeşler arasında arazi kavgası: 2 ölü
Sobaya dökülen tinerin parlamasıyla ağır yaralanan genç hayatını kaybetti
Sakarya’da karaya oturan gemi havadan görüntülendi
SAĞLIK
Obezite hastaları Malatya’da tüp mide ameliyatıyla sağlığına kavuşuyor
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 09:20:54
Obezite oranlarının arttığı Malatya’da, yanlış beslenme ve hareketsiz yaşamın etkisiyle yaygınlaşan hastalık, tüp mide başta olmak üzere cerrahi yöntemlerle tedavi ediliyor. Yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı ve genetik yatkınlığın, obezitenin başlıca nedenleri arasında yer aldığını söyleyen İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Genel Cerrahi ile Gastroenteroloji Yan Dal Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Egemen Çiçek, erken yaşlarda başlayan kilo artışına dikkat çekti. Obezitenin geçmişe göre ciddi oranda arttığını belirten Çiçek, bu artışa paralel olarak mücadele yöntemlerinin de geliştiğini özellikle cerrahi tedavilerle çözüm üretmeye çalıştıklarını ifade ederek, Malatya’da obezite oranının Türkiye ortalamasına paralel hatta yer yer daha yüksek seviyelerde seyrettiğini söyledi. "Beslenme spor ve genetik yatkınlığa dikkat" Obezitenin üç temel nedeni olduğuna dikkat çeken Çiçek, "Birincisi karbonhidrat ağırlıklı beslenme alışkanlığı. İkincisi hareket ve spor eksikliği. Üçüncüsü ise genetik yatkınlık. Bu üç faktör bir araya geldiğinde obezite kaçınılmaz hale geliyor" ifadelerini kullandı. "Birden fazla cerrahi yöntemin başarıyla uygulanıyor" Çocukluk çağında obezitenin arttığını ve toplumun giderek hareketsiz bir yaşam tarzına yöneldiğini belirten Çiçek, tıp merkezinin obezite cerrahisinde önemli bir referans noktası olduğunu, ülke genelinde genellikle tek bir yöntem uygulanmasına karşın merkezlerinde birden fazla cerrahi yöntemin rutin olarak başarıyla uygulandığını ifade etti. "Midenin yüzde 80’ni alınıyor" En sık uygulanan yöntemler hakkında da bilgi veren Çiçek, "Tüp mide ve gastrik bypass ameliyatları en yaygın yöntemlerdir. Tüp mide ameliyatında midenin yaklaşık yüzde 80’i alınarak küçültülür. Bu da hastaların yeme miktarını ciddi şekilde azaltır. Teknik olarak daha kolay olduğu için hem Türkiye’de hem de dünyada en sık tercih edilen yöntemdir" diye konuştu.
01 Mayıs 2026 Cuma - 23:58
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde yer alması önemli gündemlerimizden biri"
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanlığı tarafından düzenlenen programa katıldı. Programda konuşan Eroğlu, hekimliği mesleğinin önemine dikkat çekerek, veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde hak ettiği yeri alması gerektiğini dile getirdi. "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması en önemli gündemlerimizdendir" Tüm veteriner hekimlerin Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladığını dile getiren Eroğlu, Merkez Konseyi ve 72 il ve bölge odasıyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, "Attığımız her adımı meslektaşlarımızla istişare ederek atıyoruz. Çünkü bir işe başlarken adını doğru koyarsanız doğru sonuçlara ulaşırsınız. Çalışmalarımızda Tarım ve Orman Bakanlığımız ile sürekli iş birliği içerisindeyiz. Bakanımız İbrahim Yumaklı başta olmak üzere tüm bürokratlara teşekkür ediyorum. Özellikle 41. madde ile ilgili uzun süredir devam eden bir sorunun çözüm aşamasına gelmiş olması bizim için önemlidir. 3 yıldır büyük sorun haline gelmişti. Meslek örgütleri ile kamu birlikte çalıştığında ortaya çıkan mevzuat daha sağlıklı ve isabetli olur. Bu nedenle iş birliği büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır. Bu sağlandığında özlük hakları, maaşlar, fiili hizmet gibi birçok sorun çözüme kavuşacaktır. Sorunlarımızı ancak birlik ve beraberlik içinde çözebiliriz. Bilgiye dayanmayan açıklamalar bilgi kirliliği oluşturur. Bu nedenle meslektaşlarımızın konulara hakim olarak görüş bildirmesi büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre sağlık hizmetleri sınıfında yer almaktadır. Ancak bu durum tek başına yeterli değildir. Hakların tam anlamıyla elde edilebilmesi için ilgili diğer yasal düzenlemelerin de yapılması gerekmektedir. Hazırladığımız kanun teklifleri arasında veteriner hekimlerin tanımının güncellenmesi ve mesleğin kapsamının genişletilmesi de bulunmaktadır" dedi. "Tek sağlık yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekiyor" Veteriner hekimlerin sahipsiz hayvanlar sorununda aktif rol oynaması gerektiğini kaydeden Eroğlu, "Bu alanda belediyelerde yeterli sayıda veteriner hekim istihdam edilmesi gerekmektedir. Türkiye genelinde en az 4 bin veteriner hekimin bu alanda görevlendirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Eğitim konusu da mesleğimizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Veteriner fakültelerinin niteliği artırılmalı, eğitim güçlendirilmelidir. Mezun olan veteriner hekimlerin yeterli donanıma sahip olması sağlanmalıdır. Veteriner hekimlik çevre, hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden tek meslek grubudur. Bu nedenle stratejik bir meslektir. Sağlıklı hayvan, sağlıklı gıda ve sağlıklı insan demektir. Kovid-19 süreci de veteriner hekimliğin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Zoonotik hastalıkların büyük bir kısmı hayvan kaynaklıdır ve bu hastalıklarla mücadelede veteriner hekimler kritik rol oynamaktadır. Bu nedenle ‘tek sağlık’ yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve ilgili kurumlara sunduğumuz raporlarla bu yapının oluşturulmasını talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Bekir Yücel Tanrıkulu da veteriner hekimlerin hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından temel bir rol üstlendiğini söyledi. Meslek mensuplarının bilgi ve deneyimlerinin daha fazla görünür olması gerektiğini belirten Tanrıkulu, özellikle son dönemde hayvancılık konusunda farklı kesimlerin öne çıktığını, ancak meslek uzmanlarının daha aktif ve görünür olması gerektiğini kaydetti. Tanrıkulu, mesleğin temsil gücünün artırılmasının önemli olduğunu ifade ederek, yürütülen mevzuat çalışmalarının kısa sürede sonuçlanmasını temenni etti. Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Kılıç da, Kastamonu’da yaklaşık 280 bin büyükbaş ve 80 bine yakın küçükbaş hayvan varlığı bulunduğunu belirterek, hayvan sağlığının korunması ve buzağı ölümlerinin azaltılması için kurumlar arası iş birliğinin önemli olduğunu dile getirdi. Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise veteriner hekimlerin zorlu şartlarda görev yaptığını, çoğu zaman bu durumun bilinmediğini söyledi. "Veteriner hekimlerine destek veren bir ülke, hayvan sağlığına, gıda güvenliğine ve toplum sağlığına sahip çıkmış demektir" diyen Maşalacı, meslekte yaşanan sorunların doğrudan hayvan sağlığı, gıda güvenliği ve toplum sağlığını etkilediğini belirtti. Programa Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Özgür Kaynar, Kastamonu Ziraat Odası Başkanı Mehmet Butur, Kastamonu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Bayram Pehlivan, oda yönetimi ve veteriner hekimler katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 18:39
Hitit Üniversitesi’nin kan bağışı duyarlılığına Kızılay’dan gümüş madalya
Türk Kızılay tarafından yürütülen kan bağışı kampanyalarına sağladığı katkı dolayısıyla Hitit Üniversitesine gümüş madalya verildi. Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Bölge Kan Merkezleri ve Kan Bağışı Merkezleri tarafından yürütülen kan bağışı projeleri ve kampanyalarına destek veren kurumlara kurumsal madalya veriyor. Bu kapsamda 2025 yılında gerçekleştirilen toplam bin 54 ünite kan bağışıyla Çorum’da kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurum Hitit Üniversitesi oldu. Hitit Üniversitesinde kan bağışı kampanyalarına en fazla katkı Osmancık Ömer Derindere Meslek Yüksekokulu, Meslek Yüksekokulları Kampüsü ve Spor Bilimleri Fakültesinden geldi. Hitit Üniversitesi Rektörlüğü Senato Salonu’nda düzenlenen takdim töreninde konuşan Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, "Türk Kızılay tarafından üniversitemizde gerçekleştirilen kan bağışı kampanyalarına duyarlılık göstererek hayatlara dokunan akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimize yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Çorum Kızılay Şube Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Bilgin de Çorum’da ilk kurumsal madalyanın 2024 yılında 654 ünite kan bağışı ile Osmancık 75. Yıl Cumhuriyet İlkokuluna verildiğini ifade ederek kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurumun ise Hitit Üniversitesi olduğunu kaydetti. Kan bağışlarının ülke genelindeki kan ihtiyacının karşılanmasınaönemli katkı sunduğuna dikkati çeken Bilgin, desteklerinden dolayı başta Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk olmak üzere üniversite yönetimine teşekkür etti. Törene, Hitit Üniversitesi Senato Üyeleri, Çorum Kan Bağışı Merkezi Müdürü Dr. Senem Biçer, Kan Bağışçısı Kazanım Uzmanı Yasemin Güloğlu ve Şube Müdürü Tuğrul Yıldırım katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:37
Büyükşehir’den diyabetli öğrencilere sensör desteği
Bursa’da gençlerin daha iyi bir eğitim alabilmesi ve gelecek kaygısı yaşamaması için çalışmalarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerine yönelik, ‘Şeker Sensörü Desteği’ni başlattı. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde hayata geçirilen ‘Sürekli Glikoz Ölçüm Sensörü’ desteğiyle, üniversitelerin örgün eğitim programlarında öğrenim gören 18 yaş üzerindeki Tip 1 diyabetli gençlerin, kan şekeri seviyelerini gün içerisinde anlık olarak takip edebilmesi amaçlanıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan destek programıyla eğitimine devam eden gençlerin yaşam kalitesinin artırılması ve hastalık yönetimlerinin daha güvenli hale gelmesi hedefleniyor. Projenin başvuruları, 1 Mayıs-15 Mayıs tarihleri arasında alınacak. Destekten yararlanmak isteyen öğrencilerin Bursa’da ikamet etmesi, 18 yaşını doldurmuş olması, Tip 1 diyabet tanısına sahip bulunması ve üniversitelerin örgün eğitim programlarında aktif olarak öğrenim görmesi gerekiyor. Değerlendirme süreçlerinin ardından uygun bulunan öğrencilere sensör desteği sağlanacak. Başvurular için https://www.bursa.bel.tr/form/?form_id=b8b53cd277 adresi ziyaret edilebilir.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Düşme sonrası gittiği hastanede nadir görülen ölümcül hastalığa yakalandığını öğrendi
2
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
3
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:04
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner: "1 yılda 300 kere doktora giden hasta var"
4
01 Mayıs 2026 Cuma- 09:42
Dev sağlık tesisi hız kesmeden devam ediyor
5
01 Mayıs 2026 Cuma- 11:55
Psikolog Aydın: "Akran zorbalığı bir çocukluk değil, bir ruh sağlığı sorunudur"
03 Ağustos 2025 Pazar - 10:27
Prof. Dr. Özkan: "Tekrarlayan faranjitinizin sorumlusu gömülü 20’lik dişiniz olabilir"
Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, "Gömülü 20 yaş dişleri sessizce iltihaplanıyor. Hasta fark etmiyor, ağrısı bile olmuyor. Ancak arka boğaz bölgesine yakınlığından sürekli bir inflamasyon oluşturuyor. Bu da hastaya yıllar süren farenjit tanıları ve yanlış tedaviler olarak geri dönüyor" dedi. Özkan, yaptığı açıklamadı "Binlerce kişi her yıl boğazındaki geçmeyen ağrının, yutkunurken oluşan yanmanın ya da sürekli tekrarlayan bademcik iltihaplarının kulak burun boğaz kaynaklı olduğunu sanarak tedavi üstüne tedavi alıyor. Ancak çoğu zaman asıl suçlu, hiç beklenmedik bir yerde saklanıyor. Gömülü 20 yaş dişleri. Geçmeyen boğaz ağrılarının önemli bir bölümü aslında gizli diş enfeksiyonlarından kaynaklanıyor. Gömülü 20 yaş dişleri sessizce iltihaplanıyor. Hasta fark etmiyor, ağrısı bile olmuyor. Ancak arka boğaz bölgesine yakınlığından sürekli bir inflamasyon yaratıyor. Bu da hastaya yıllar süren farenjit tanıları ve yanlış tedaviler olarak geri dönüyor. Boğaz kültürü temiz çıkan her hasta, mutlaka diş hekimine yönlendirilmeli. Sürekli tonsilit farenjit ve üst slunum yolu enfeksiyonu olanlar öncelikle Diş hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahisi Uzmanına yönlendirilmeli" diye konuştu. Özkan, "Boğazınız değil, dişiniz hastaysa ne olur?" diyerek şöyle devma etti: "Antibiyotikler geçici rahatlama sağlar, antibiyotik direnci gelişir, sonradan kullanılan antibiyotik artık etki göstermez. Boğaz pastilleri ve spreyler yalnızca yüzeysel etki gösterir. Oysa sorun ağızda büyümeye devam eder. Lenf düğümleri şişer, geniz akıntısı oluşur, bazen çene altına yayılan ağrılar başlar. Ve en önemlisi, 20’lik dişler dışarıdan bakıldığında sağlıklı gibi görünür. Çoğu zaman gömülü 20’lik dişler ağız içinde bile görülmez, röntgen çekilmeden fark edilmez. 2024’de Oral Surgery, Oral Medicine, Oral Pathology dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, gömülü 20 yaş dişi bulunan hastalarda, boğaz mukozasında kronik inflamasyon görülme oranı yüzde 62. Dişin cerrahi olarak alınmasından sonraki 1 ayda, boğaz ağrılarında yüzde 85 azalma, geniz akıntısı ve öksürükte yüzde 72 düzelme ve lenf bezlerinde şişlik gerilemesi olmuştur." Özkan, Sağlık Bakanlığı’nın 1.5 milyon hasta verisi üzerinden yayımladığı 2024 raporunda ise önemli verilerin ortaya çıktığını ifade ederek, "Yılda 4+ faranjit atağı geçirenlerin yüzde 38’inde kontrolsüz gömülü 20’lik diş saptandı. Bu hastalarda diş çekimi sonrası enfeksiyon nüksü yüzde 87 azaldı. En yüksek risk grubu: 18-35 yaş arası kadınlar" dedi. Özkan, ayda birkaç kez tekrarlayan boğaz ağrısı, ağız açıklığında kısıtlılık (2 cm altı), sabahları yutkunurken zorlanma, geniz akıntısı, kronik gıcık hissi, tek taraflı çene altı veya kulak arkası ağrısı, diş eti arkasında baskı hissi, kötü Ağız kokusu ve ön dişlerde çarpıklık olanların mutlaka diş hekimine başvurması gerektiğine dikkat çekerek şöyle devam etti: "20’lik diş çekilmez ise lenfatik sistem sürekli inflamasyon altında kalır. Boğazdaki mukozal doku kendini yenileyemez. Komşu dişlerde çürüme, kemik kaybı ve apse gelişebilir. Sinüs enfeksiyonları, çene ağrısı, hatta kulak çınlamasına kadar ilerleyebilir." Özkan, tedavide izlenecek yolu ise şöyle sıraladı: "Tedaviye başlamadan önce, dişin çene içindeki konumu net olarak belirlenmelidir. Bu amaçla, panoramik röntgen ile genel kemik yapısı ve diş konumu gözlemlenir. Gerekirse 3 boyutlu dental tomografi (CBCT) sayesinde, dişin, alt çene sinirine (n. alveolaris inferior) yakınlığı, gömülülük derinliği, çene kemiği üzerindeki basısı, komşu dişlere baskısı ve hasar etkisi, çevre dokularla ilişkisi detaylı olarak analiz edilir. Bu analiz, cerrahi sırasında sinir hasarı, çene kırığı veya yumuşak doku zedelenmesi gibi riskleri en aza indirmek için kritik önem taşır. Her gömülü diş aynı şekilde çekilmez. Dişin açısı, pozisyonu ve çevre dokularla ilişkileri, tedavi sürecinin kişiye özel planlanmasını gerektirir. Bazı durumlarda sinire çok yakın olan dişlerde, siniri zedelememek için köklerin ayrılarak çıkarılması, bazı durumlarda da yalnızca kron kısmının alınarak dokunun korunması gerekebilir. İşlem, steril ameliyathane koşullarında ve ağız, diş ve çene cerrahisi uzmanı tarafından gerçekleştirilmesi tavsiye olunur. Çekim sırasında çevre dokular korunur. Komşu diş, çene siniri, dil siniri, dudak siniri, dişeti ve çene kemiği korunur. Kanama kontrol altında tutulur. Gerekiyorsa kemiği destekleyici materyaller kullanılır. Operasyon sonrası enfeksiyon riskine karşı özel önlemler alınır." Özkan, "Farenjit, Larenjit, Tonsilit tek başına ikincil bir hastalıktır. Eğer kaynağını doğru yerde aramazsanız, yıllarca gereksiz tedavilerle zaman kaybedersiniz. Oysa bir diş ve çene cerrahisi uzmanı değerlendirmesiyle bu döngü kırılabilir." uyarısında bulundu.
03 Ağustos 2025 Pazar - 10:10
Kaynağı belirsiz olan internet sitelerinden hastalıklarınıza teşhis koymayın
Ortopedi ve hematoloji alanında uzman iki isim, toplum sağlığını yakından ilgilendiren iki önemli konuya dikkat çekti. Prof. Dr. Namık Şahin, diz ve kalça protezlerinde doğru zamanlamanın hastanın yaşam kalitesi için kritik olduğunu söylerken; Prof. Dr. Salim Başol Tekin ise hematolojik kanserlerde erken tanı ve farkındalığın önemini anlattı. Acıbadem Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Namık Şahin, özellikle kalça ve diz protezleriyle ilgili güncel yaklaşımlara dikkat çekerek, geçmişte bu ameliyatların ileri yaşlara bırakılmasının önerildiğini ancak günümüzde ihtiyaç duyulan anda yapılmasının daha doğru olduğunu belirtti. Şahin "Ağrı nedeniyle hareket kabiliyetinin azalması, kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiliyor. Uzun süreli hareketsizlik kaslarda zayıflamaya yol açabiliyor. Ancak kilo fazlalığı ya da kan şekeri düzensizliği gibi riskler varsa ameliyat ertelenebilir" dedi. Prof. Dr. Namık Şahin ayrıca internet üzerinde kaynağı belirsiz sitelerden hastalıklarına teşhis koymaya çalışan vatandaşlara, bunun doğru olmadığını ve yanlış teşhisten kaynaklı hastalıkta oluşan ilerlemelerde ciddi risklere yol açacağını söyledi. Acıbadem Bursa Hastanesi Hematoloji, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Salim Başol Tekin ise hematolojik tümörlerle ilgili uyarılarda bulundu. Kan hücrelerinden, kemik iliğinden ve lenf sisteminden kaynaklanan bu hastalıkların üç ana grupta toplandığını belirten Tekin, "Lösemi, lenfoma ve miyelom olarak sınıflandırıyoruz. Lösemiler akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılıyor. Akut lösemiler hızlı ilerlerken kronik lösemiler daha yavaş seyrediyor. Miyelom ise kemik iliğindeki hücrelerden kaynaklanıyor ve özellikle 50 yaş üstü bireylerde daha sık görülüyor" ifadelerini kullandı. Risk faktörlerine de değinen Prof. Dr. Salim Başol Tekin, "Radyasyona maruz kalmak ve ailede hematolojik kanser öyküsü bulunması önemli risklerdir. Nedensiz kilo kaybı, sürekli halsizlik, aşırı terleme, sık enfeksiyonlar ve diş eti kanamaları gibi belirtiler bu hastalıkların habercisi olabilir. Bu belirtiler başka hastalıklarla da ilişkili olabilir ancak devam ederse mutlaka bir hekime başvurulmalı" dedi.
03 Ağustos 2025 Pazar - 09:08
Yaz sıcaklarına dikkat: Güneşte fazla kalıp acil servislik olmayın
Yaz mevsimiyle birlikte artan sıcaklıklar, uzun süre açık havada geçirilen zaman ve dış etkenlerin yoğunlaşması, bazı sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Medicana Bursa Hastanesi Acil Tıp Bölümü Uzm. Dr. Arif Mesut Kaya, yaz aylarında acil servislere yapılan başvuruların önemli ölçüde arttığını belirterek vatandaşları uyardı. Sıcak havanın, dikkat edilmediğinde sağlık açısından ciddi riskler doğurabildiğini ifade eden Dr. Arif Mesud Kaya, özellikle sıcak çarpması, güneş yanığı, gıda zehirlenmeleri, gastroenteritler ve kene ısırmalarına karşı tedbirli olunması gerektiğini vurguladı. Kaya, en sık karşılaşılan 5 yaz problemi ve önerilerini ise şu şekilde sıraladı: "Sıcak çarpması (Heat Stroke): Aşırı sıcak ve nemli havalarda vücut ısısı kontrolü zorlaşır. Baş ağrısı, halsizlik ve bilinç değişikliği gibi belirtiler varsa kişi mutlaka gölgeye alınmalı, serinletilmeli ve gerekirse acil servise başvurmalıdır. Güneş yanıkları: Güneşe uzun süre korunmasız maruz kalmak, özellikle çocuklarda ciddi yanıklara ve sıvı kaybına neden olabilir. Koruyucu krem kullanımı ve güneşten kaçınmak çok önemlidir. Gıda zehirlenmeleri: Sıcak havalarda açıkta bekleyen veya uygun şartlarda saklanmayan yiyecekler hızla bozulabilir. Mide bulantısı, kusma ve ishal şikâyetleriyle başvuran hasta sayısı yaz aylarında artış gösteriyor. Gastroenteritler: Kontamine olmuş su ve gıdalar, özellikle çocuklarda ishal ve kusmaya yol açabiliyor. Bol sıvı tüketimi ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerekiyor. Kene ve sinek ısırıkları: Kırsal alanlarda vakit geçirenlerin mutlaka uzun kollu kıyafetler giymesi ve böcek kovucu spreyler kullanması gerekiyor. Vücuda yapışan keneler asla elle çıkarılmamalı, mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır."
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 18:11
Bartın’da tütün ile mücadele sürüyor
Bartın’da sigara ile mücadele sürüyor. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen "Sigara Bırakma Poliklinikleri"nde sigara bırakmak isteyen bireylere bütüncül bir destek sunuluyor. Bartın Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Sağlıklı Hayat Merkezleri koordinasyonunda birey ve kurumlara yönelik farkındalık eğitimleri düzenleniyor. Hastane veya Sağlıklı Hayat Merkezi "Sigara Bırakma Polikliniğine" başvuran bireylerin öncelikle kronik hastalık öyküleri ve sigara kullanımı geçmişi detaylı bir şekilde değerlendiriliyor. Ardından nikotin bağımlılık düzeyleri ölçülerek kişiye özel bir tedavi planı oluşturuluyor. Tedavi sürecinin temelini düzenli danışmanlık hizmeti oluşturuyor. Psikolojik destek ve irade gücünü artırmaya yönelik çalışmalarla bireyler bu süreçte yalnız bırakılmıyor. Süreçte gerekli görüldüğünde ilaç tedavisine başlanabiliyor. Sigara bırakma polikliniklerinde görev yapan sağlık personeli; doktor, hemşire, psikolog, sosyal çalışmacı ve gerektiğinde çocuk gelişim uzmanı gibi birçok meslek grubundan oluşan ekiplerden meydana geliyor. Bu multidisipliner yaklaşım, tedavi sürecinin etkinliğini artırıyor. Tütünle mücadele titizlikle sürdürülüyor. "Birlikte Başarabiliriz" Bartın Devlet Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniğinde görev yapan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aytekin İdikut, sigaranın yol açtığı sağlık sorunlarına dikkat çekti. İdikut, "Sigara, dünya genelinde önlenebilir hastalık ve ölüm nedenlerinin başında gelmektedir. Kalp-damar hastalıkları, KOAH, inme, akciğer kanseri ve daha pek çok ciddi sağlık sorununa yol açabilen sigaradan kurtulmak, sağlığınız için atacağınız en önemli adımlardan biridir" dedi. Poliklinikler ve iletişim hakkında da bilgiler veren Uzman İdik, "Sigara Bırakma Polikliniği; sigara bağımlılığından kurtulmak isteyen bireylere tıbbi destek, psikolojik danışmanlık ve bireyselleştirilmiş tedavi yöntemleri sunan özel bir sağlık hizmetidir. Sağlıklı bir nefes ve daha kaliteli bir yaşam için herkesi bu polikliniklere davet ediyoruz. Hastalarımız, Sigara Bırakma Polikliniklerimize başvurmak için 182’yi arayabilir ya da MHRS ve e-Nabız sistemleri üzerinden kolaylıkla randevu alabilirler" ifadelerini kullandı. "Size Destek Olmak İçin Buradayız" Sigara Bırakma Polikliniğinde görev yapan Dr. Burcu Acar ise sigaranın ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını vurguldı. Acar, "Sigara; kalp damar hastalıklarından KOAH’a, birçok kanser türünden erken ölümlere kadar çok sayıda ciddi sağlık sorununa neden oluyor. Biz sağlık çalışanları olarak sigara bağımlılığıyla mücadelede vatandaşlarımızın yanındayız. Polikliniklerimizde bilimsel yöntemlerle, kişiye özel ve sürdürülebilir çözümler sunuyoruz. Sağlıklı Hayat Merkezlerinde bulunan Sigara Bırakma Polikliniklerine başvurmak isteyen bireyler, aile hekimlerinden ya da doğrudan ilgili merkezlerden randevu alabiliyor Rahat bir nefes almak, daha sağlıklı bir yaşam sürmek için gelin, birlikte başaralım. Size destek olmak için buradayız" diye konuştu. Sigarayı bırakanlar farklılıkları anlattı Sigara Bırakma Polikliniklerine başvurarak bu zararlı alışkanlıktan kurtulan vatandaşlar, sağlık açısından kendilerini çok daha iyi hissettiklerini dile getirdi. Bu süreçte profesyonel destek almanın, irade kadar önemli olduğunu vurgulayan birçok kişi, sigarasız hayatın kazandırdığı zindeliği ve mutluluğu paylaştı "Sabahları yorgun uyanmıyorum" Uzun yıllar sigara kullanan ve Sağlıklı Hayat Merkezine başvurarak bu alışkanlığa son veren 51 yaşındaki Sevim Doğanay ise tütünü bırakma hikayesini anlattı. Doğanay, "Yıllarca sigarayı bırakmak istedim ama bir türlü başaramadım. En sonunda kararlı bir adım atarak Sigara Bırakma Polikliniği’ne başvurdum. İlk başta zorlandım ama orada aldığım danışmanlık ve psikolojik destek sayesinde yalnız olmadığımı gördüm. Nefes alışım düzeldi, sabahları yorgun uyanmıyorum. Kendimi kazanmış ve özgür hissediyorum. Herkese tavsiyem, geç olmadan bu adımı atsınlar. Ben başardım sizler de başarabilirsiniz" dedi. "Nereden başlayacağımı bilmiyordum" Sigarayı bırakma polikliniğine başvuran Ercan Üre, bu kararı almanın hayatını olumlu yönde etkilediğini ifade ederek, "Sigara içmek zamanla kendimi mutsuz ve halsiz hissettirmeye başladı. Güne tam dinlenememiş bir şekilde başlamak artık can sıkıcı hale gelmişti. Bu durumu değiştirmek istiyordum ama nereden başlayacağımı da bilemiyordum. Sigara bırakma polikliniğine başvurmam, aslında çokta zor olmadığını, bu konuda bir şeyler yapabileceğimi ve yalnız olmadığımı gösterdi. Aldığım kararla daha da güçlüyüm" dedi. "İlk kez sigarayla yüzleşebileceğime inandım" Bir diğer danışan Evrim Doğan, "Sigara kullanmaya oldukça erken yaşlarda başladım. Yıllar geçtikçe ne yazık ki bu alışkanlık hayatımın bir parçası haline geldi, ama bir yandan da beni yavaş yavaş yıprattığını fark etmeye başladım. Nefes almakta zorlanmak, çabuk yorulmak artık görmezden gelemeyeceğim hale geldi. Bir şeyleri değiştirme zamanı geldiğini düşündüm ama bu yolculuğa nasıl başlayacağımı kestiremiyordum. Sigara bırakma polikliniğine başvurduğumda, ilk kez gerçekten bu alışkanlıkla yüzleşebileceğimi ve başarabileceğime inandım. Doktorumun yaklaşımı çok olumlu ve güven vericiydi. Bu süreçte gerek doktorumdan gerekse çevremden destek görmek, yalnız olmadığımı bilmek bana güç verdi. Sigarayı bırakmak istiyor ama nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, sigara bırakma poliklinikleri size bu yolda rehberlik edebilir. İlk adımı atmak düşündüğünüzden daha kolay olabilir" şeklinde konuştu. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan yazılı açıklamada ise, "Sigarayı bırakmak hem bireysel sağlığı hem de toplumsal yaşam kalitesini artırıyor. Bu yolculukta destek almak isteyen herkes, ilimizdeki Sigara Bırakma Polikliniklerine başvurarak ilk adımı atabilir" ifadelerine yer verildi.
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 14:42
Medical Point’ten bir ilk: Tat ve koku laboratuvarı açıldı
İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’nde hizmete giren tat ve koku laboratuvarı, koku kaybını yapılacak testlerle saptayarak erken tanı ve rehabilitasyon sürecinde önemli bir rol üstlenecek. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi, sağlıkta öncü adımlarına bir yenisini daha ekledi. Tat ve koku duyularına yönelik tanı ve tedavi süreçlerinde önemli bir rol oynayacak olan Tat ve Koku Laboratuvarı hizmete girdi. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü bünyesinde açılan bu özel laboratuvar, başta koku kaybı olmak üzere pek çok nörolojik hastalığın erken tanısında kritik bir görev üstlenecek. "Kaybedince farkına varıyoruz" Prof. Dr. Erdem Eren, kokunun hayatımızdaki yerinin çoğu zaman fark edilmeyen ancak çok güçlü bir etkisi olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Eren, "Koku, günlük yaşamımızda duygularımızdan aldığımız kararlarımıza kadar birçok alanda biz farkında olmadan etkili olan hayati bir duyudur. Ancak genellikle kaybedilince farkına varılır. Koku kaybı sadece kulak burun boğaz hastalıklarına bağlı kronik sinüzit, enfeksiyonlara ait olmayabilir. Parkinson, Alzheimer gibi nörolojik hastalıkların habercisi de olabilir. Yeni açılan laboratuvarımızda bu kaybı objektif testlerle değerlendirme ve erken tanı imkanına sahibiz" dedi. "Koku sinirleri güçlendirilebilir" Dr. Öğr. Üyesi Ceyda Üste ise koku kaybının sadece tespit edilmediğini, aynı zamanda kişiye özel bir rehabilitasyon programı ile bu duyunun desteklenebildiğini belirtti. Dr. Öğr. Üyesi Üste, "Koku testleri ile kaybın düzeyini belirledikten sonra hastanın kalan koku sinirlerini uyararak duyuyu yeniden güçlendirmeye odaklanıyoruz. Bu rehabilitasyon sayesinde hastaların yaşam kalitesi artıyor" ifadelerini kullandı.
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 13:20
İskenderun’da sismik izolatör sistemli 600 yataklı devlet hastanenin inşası hızla sürüyor
Hatay’ın İskenderun ilçesinde yapımı süren 600 yataklı devlet hastanesi, sismik izolatör sistemiyle bölgede yaşanabilecek afetlere karşı en güvenli sağlık yatırımlarından biri olacak. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, vatandaşlara daha kapsamlı ve modern sağlık hizmetleri sunmayı hedefleyen İskenderun 600 Yataklı Devlet Hastanesi inşaat alanında incelemelerde bulundu. Zemin iyileştirme ve enjeksiyon işlemleri tamamlanan projede, temel imalatları ve sismik izolatör montajları eş zamanlı olarak sürdürülüyor. Toplamda 448 adet sismik izolatör ile donatılan hastane binasının, deprem anında maksimum güvenlik sağlayacak şekilde inşa edildiği vurgulandı. Sağlık kompleksi; 149 yoğun bakım yatağı, 30 diyaliz yatağı, 27 ameliyathane, 200 poliklinik odası, 12 görüntüleme odası, 1 MR, 2 tomografi, 1 bronkoskopi, 3 endoskopi ünitesi, 40 fizik tedavi ve rehabilitasyon ünitesi, 15 onkoloji ünitesi, 2 anjiyografi, 1 ERCP ve 1 ESWL ünitesi, 1 tam kapsamlı laboratuvar ile hizmet verecek şekilde planlandı. Hastane tamamlandığında Hatay’ın sağlık kapasitesini önemli ölçüde artırması bekleniyor.
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 11:58
Hasta ve engelli naklinde 100 taşımaya ulaşıldı
Muğla Büyükşehir Belediyesi, yatağa bağımlı, yaşlı ve engelli bireyler sürdürdüğü hasta ve engelli nakil hizmetinde bugüne kadar 21 bin 489 vatandaşa ulaşarak 105 bin 243 kez ulaşım hizmeti verdi. 13 ilçede, 574 mahallede, kimi zaman dağ köylerinden şehir merkezlerine kadar uzanan bu yolculuklarda, özel tasarlanmış ambulanslar ve alanında uzman personel görev aldı. Muğla Büyükşehir Belediyesi, 21 araç ve 38 kişilik profesyonel ekibiyle insan hayatına değer katmaya devam ediyor. Hasta nakilde 74 bin 548, engelli nakilde ise 30 bin 695 taşıma yapıldı. Her rakam, ulaşılan bir canı temsil ediyor. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras Muğla genelinde vatandaşların sağlığı için birçok proje ile yanlarında olduklarını, sağlık kuruluşlarına ulaşımı da hasta ve engelli nakil hizmetleri ile kolaylaştırdıklarını belirtti. Başkan Aras; vatandaşların sağlık kuruluşlarına ulaşımı, kontrollerini de aksatmaması açısından büyük önem taşıdığını belirterek, aileleri ne kadar yanlarında olsa da sağlık kuruluşlarına giden hasta ve engelli vatandaşlar için nakil hizmetlerin aksatmadan sürdürdüklerini açıkladı.
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 11:14
Yüzerken yaralanan vatandaşa tıbbi tahliye gerçekleştirildi
Muğla’nın Dalaman ilçesi Göbün koyunda yüzerken yaralanan vatandaş Sahil Güvenlik ekipleri tarafından tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi. Dalaman Göbün koyunda yüzdüğü esnada yaralanan vatandaş için yardım çağrısı yapıldı. Yapılan yardım çağrısı sonrası Sahil Güvenlik botu tarafından yaralanan vatandaşın tıbbi tahliyesi gerçekleştirilerek 112 ambulans ekiplerine teslim edildi.
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 11:11
Bu proje astım hastası ve polen alerjisi olanların hayatını kolaylaştırıyor
Kastamonu Üniversitesi tarafından yürütülen proje ile havadaki polen ve sporların yoğunluğu tespit edilerek astım ve alerji hastaları için internet üzerinden ücretsiz yayınlanıyor. Ormancılık ve tabiat turizmi alanında ihtisaslaşan Kastamonu Üniversitesi tarafından TÜBİTAK 1001 Programı çerçevesinde başlatılan projeyle atmosferik polen ve sporlar inceleniyor. Proje çerçevesinde Kastamonu’da farklı iklim şartlarına sahip olan Merkez, İnebolu ve Tosya ilçelerinin atmosferik polen ve sporları incelenerek, meteorolojik faktörlere göre değişimleri belirleniyor. Alınan veriler ışığında atmosferdeki polen ve sporların alerji hastalarının yaşam kalitesine etkileri tespit ediliyor. Türkiye’de ilk kez otomatik polen sayım cihazının kullanıldığı çalışmayla Kastamonu atmosferindeki polen ve spor çeşitliliği ve yoğunluğu anlık olarak tespit ediliyor. Elde edilen veriler, Kastamonu Üniversitesi Palinoloji Araştıra Grubunun internet sitesinden ücretsiz olarak paylaşılıyor. Her saatte bir yenilenen bülten sayesinde alerjisi olan vatandaşların tedbir alması sağlanıyor. Astım ve alerji hastaları için mevsimlik riskler ortaya konacak Kastamonu il merkezi ile İnebolu ve Tosya ilçelerinde yer alan polen yakalama tuzaklarıyla da havdaki polen ve sporlar toplanıyor. Yakalanan polen ve sporlar incelenerek yıllık polen takvimleri hazırlanıyor. Uzun yıllar boyunca yapılan incelemeler ile hazırlanan bu takvimler astım ve alerji hastaları için tahmini mevsimlik ve aylık polen maruziyet riskini ortaya koyacak. Atmosferdeki bitki patojeni mantarların spor yoğunluklarının ve yıllık takvimlerinin belirlenmesi sayesinde hem orman zararlısı mantarlarla mücadelede hem de zirai mücadele konusunda ilgili kamu kurumlarına bilgi akışı sağlanıyor. Öte yandan Meteoroloji Genel Müdürlüğüne ulaştırılan verilerle, ilerleyen süreçte hava tahmini şeklinde polen tahmini bülteninin yayınlanması hedefleniyor. 2023 yılında başlayan ve 3 yıldır Kastamonu Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı ve Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Talip Çeter’in yürütücülüğünde devam eden projede Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Bani, Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Kerim Güney, Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri Dr. Nazlı Erol ve Dr. Celal Demir araştırmacı olarak yer alıyor. Doktora öğrencileri Oktay Bıyıklıoğlu, Serhat Karabıçak ve Yüksek lisans öğrencileri Derya Keleşoğlu ve İbrahim Özkutlu bursiyer olarak projeye destek sağlıyor. Proje çerçevesinde Serhat Karabıçak, Laila Elfogohi ve Jamal Hayoub tarafından üç doktora tezi hazırlanıyor. "Cihazlarla havadaki polen ve sporları tespit ediyoruz" Projeyle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Talip Çeter, "Üniversitemiz olarak hava ile ilgili biyolojik partiküllerle, polen ve sporlarla hatta cansız partiküllerle ilgili çalışmalar yürütüyoruz. Meteoroloji istasyonumuz ile sıcaklık, yağış, nem ve basınç gibi parametrelerini ölçüyoruz aynı zamanda havadaki ’PM2.5’ ve ’PM10’ boyutundaki partiküllerin ölçümlerini yapan sensörlerimiz mevcut. Bunun yanı sıra da volumetrik esasla çalışan burkard cihazımızda havadaki polen ve sporları 7 günlük periyotlarla inceleyerek, laboratuvarımızda preparasyonlarını yapmak suretiyle havadaki polen ve sporların konsantrasyonlarını yani miktarlarını saatlik olarak belirliyoruz ve web sayfamızda yayınlıyoruz. Bu verileri de hastalara, hekimlere ve alerji şikayetleri olanlarla paylaşıyoruz. 2025 yılından bu yana kullanma açtığımız Amerika’daki bir firmanın otomatik polen sayım cihazını da devreye aldık. Bu cihaz ile reel time veriler elde ediyoruz yani anlık veriler elde edip, hastalarla ve ilgililerle paylaşma imkanına sahibiz. Özellikle alerjiye sahip bireylerin bunlarla ilgilenmesi ve bunlardan yararlanmasını tavsiye ediyoruz. Özellikle çayır, çimen polenlerinin yoğun olarak görüldüğü dönemleri de cihazlarımızda tespit ediyoruz. Bu polenlere alerjisi olanlar eğer web sitemizi ziyaret ederlerse, rahatsızlıkları ile ilgili tedbirler almak suretiyle dışarıya çıkarak daha konforlu bir yaşam imkanına sahip olabilirler" dedi. "Biz bu verileri halkın anlayabileceği bir formatla paylaşıyoruz" Havadan topladıkları ham verileri laboratuvarda işleyerek halkın kullanımına sunduklarını söyleyen Prof. Dr. Çeter, "TÜBİTAK projemiz kapsamında İnebolu ve Tosya’da kurulan burkard cihazımız ile iki yıldan bu yana veriler topluyoruz. Elde edilen bu verilerin, TÜBİTAK projesi çerçevesinde, analizlerini yaparak hem halkımızla hem de ilgili kurumlarla paylaşıyoruz. Otomatik sayım olarak Türkiye’ye ilk defa bu cihazı biz getirdik ve 2025 yılı başından bu yana kullanıma başladık. Bu cihazdan anlık olarak gelen veriler cihazın data merkezinde işleme alınıyor ve bunlar tanımlanıyor. Biz bu verileri halkın anlayabileceği bir formatta Kastamonu Üniversitesi Palinoloji Araştırma Grubu web sayfasında hastaların, doktorların, ziraat ile uğraşanların kullanımına sunuyoruz" diye konuştu. "Hizmetimizi, halkımıza ve kurumlara ücretsiz olarak veriyoruz ve web sitemimizde yayınlıyoruz" Yurt dışında ücretli olarak satılan polen ve sporlarla ilgili verilerin Kastamonu Üniversitesi’nin vatandaşlara ve kurumlara ücretsiz ulaştırıldığını belirten Çeter, "Atmosferde tespit ettiğimiz birçok mantar türüne ait sporlar ve hif parçaları var. Bunların bazıları insanların yanı sıra orman ağaçlarında, orman ve bitkilerinde hastalıklara ve enfeksiyonlara neden oluyor. Ayrıca halk arasında rastık hastalığı, küf hastalığı, karabaşak hastalığı gibi isimler ile bilinen birçok hastalığa mantarların sebep olduğu tahıl ya da meyve gibi tarımsal ürün hastalıkları da söz konusu. Biz bunların ortaya çıktığı dönemleri ve saatleri tespit etmek suretiyle yılın hangi dönemlerinde bu hastalıklar yoğunlaşıyor ve bunlarla hangi dönemde mücadele edilmeli, ilaçlama yapılmalı, bunun da imkanını sağlamış oluyoruz" şeklinde konuştu.
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 11:08
20 yaşında kendi karın zarından vajinası oldu
Memorial Kayseri Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve Jinekolog Onkolog Doç. Dr. Seda Şahin tarafından yapılan başarılı ameliyat ile 20 yaşındaki genç kadın; 5 binde bir görülen rahim ve vajinanın gelişmemesi durumu olan müllerian agenezi anomalisinin Mayer-Rokitansky-Küster-Hauser (MRKH) sendromundan kendi karın zarından yapılan vajinayla kurtuldu. Müllerian agenezi sendromunun rahim ve vajinanın olmaması durumu olduğunu söyleyen Doç. Dr. Seda Şahin, "Müllerian agenezi nadir görülen 5 bin doğumda bir görülen anomalilerdir. Bu hasta grubunun genellikle ana sıkıntısı yani bizim de hastamızda olduğu gibi rahminin ve vajinasının olmaması ama dıştan baktığımızda hastaların herhangi bir dışarıdaki fenotipik görüntüsünde bir problem yok. Yani göğüs gelişimleri yine dışarıdaki vajinal bulvar dokuların gelişiminde bir sıkıntı görülmemektedir ama hastalar genellikle ergenlik döneminde adet görememekle karşımıza gelmektedir. Bu hastalığa yapacağımız şey bir görüntüleme yöntemi. Aslında çoğu tanısını ergenlik döneminde konmuş oluyor çünkü adet görememek ciddi bir problem ve bu hastalar bu dönemden ergenlikten erişkinliğe geçen süreçte maalesef ne yapacaklarını bilemiyorlar. Nasıl bir yaklaşım yapılacağını çok da bilemiyorlar. Genellikle evlenme dönemlerinde bize başvuruyorlar ki nasıl bir seçenek hastalar fonksiyonel bir yaşam sürdürmek için hangi seçenekleri tercih etmeleri gerektiğini bize danışarak bir yön çizmek istiyorlar. Baktığımızda bu hastalıkta nasıl ameliyatlar yapabiliyoruz. 3 çeşit ameliyat yapabiliyoruz. Bunu hastanın kendi yine karın zarını kullanarak yani kendi peritonunu kullanarak ki bu biyo uyumluluğumuzun en yüksek olduğu dokulardan biri. Yine vajina yapabiliyoruz karın zarından. Yine bağırsağı kullanarak yapabiliyoruz ve deri grefti kullanarak yapabiliyoruz" dedi. Şahin, yaptıkları başarılı ameliyat ile hastalarının vajinası olduğunu ve durumunun iyi olduğunu söyleyerek, "Peki bunlardan hangisi bizim için daha konforlu hasta için daha konforlu diye bakarsak; yine bağırsakla ilgili yaptığımızda olan akıntılar, yine deri fleplerinin tutmama riski nedeniyle Laparoskopik Davydov yöntemi dediğimiz kendi peritonundan yapılan vajina hasta için en uyumlusu oluyor. Sonuçta bu hastaların yumurtalıkları olduğu için ne olursa olsun ileride çocuk sahibi olmak için bir şansları mevcut. Taşıyıcı annelik veya rahim nakli ile bu hastalarda çocuk sahibi olmak mümkün ama tabii ki de herhangi bir evlilik hayatını sürdürmek için de gerekli olan bazı fonksiyonel durumları biz hastalara bu şekilde sağlamış oluyoruz. Yine bizim hastamızda 20’li yaşlarındaydı. Rahmi ve vajinası bulunmamaktaydı aynı zamanda yine böbrek anomalileri eşlik etmekteydi hastamıza. Bu hastamıza kendi peritonundan Laparaskopik yöntemle bir vajina yaptık ve hastamızı da 2 gün sonra taburcu ettik. Şu anda gayet iyi kontrolleri iyi gitmektedir. Bu sıkıntıları yaşayan hastalar bunun bir yazgı olmadığını bilsinler. Yani sonuçta yine de fonksiyonel olarak hayatlarını düzenli bir şekilde devam ettirebilecekleri bir cerrahi yöntem var ve bunu biz burada uygulamaktayız" ifadelerini kullandı.
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:56
Gece sıcaklığı epilepsi nöbetlerini tetikleyebilir
Aşırı sıcaklıkların beyne ek yük bindirerek nörolojik hastalıkların semptomplarını artırabileceğini söyleyen Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Talip Asil, "Gece sıcaklıklarının yükselmesi, uyku kalitesini etkileyerek epilepsi hastalarında nöbetleri tetikleyebilir" dedi. İngiltere’de bir Nöroloji Enstitüsünde yapılan bir araştırma, İklim değişikliğiyle artan sıcak hava dalgasının epilepsi, felç, ensefalit, multipl skleroz(MS) migren ve demans gibi birçok nörolojik rahatsızlığı tetiklediği bildirildi. Sıcak hava dalgalarının beyin üzerindeki etkilerini araştıran çalışmada; inme, migren, Alzheimer, menenjit, epilepsi ve multipl sklerozun (MS) yanı sıra anksiyete, depresyon, şizofreni ve diğer psikiyatrik bozuklukları da içeren 19 farklı sinir sistemi hastalığını incelendi. Yapılan araştırmaya göre; artan sıcaklık ve nemle kötüleşen epilepsi, felç, ensefalit, multipl skleroz, migren ve daha birçok nörolojik rahatsızlığı keşfedildi. Gece saatlerinde artan sıcaklıkların uykuyu bozabileceği ve bunun da bazı nörolojik rahatsızlıklar için tetikleyici olabileceği de araştırıldı. Sıcaklanma odaklanma ve sinir yapar Araştırmayı değerlendiren Prof. Dr. Talip Asil, beyin hücrelerinin ısıya son derece duyarlı olduğunu ve biyolojik sistemlerin sabit sıcaklıklara göre çalıştığını belirtti. Dayanıklılık sınırlarının ötesine zorlanan beynin birçok nörolojik rahatsızlığa neden olabileceğini aktaran Prof. Dr. Talip Asil, aşırı sıcaklıkların odaklanma zorluğu, sinirlilik ve bitkinlik hissini de artıracağını söyledi. Beyni koruyan bariyerin geçirgenliği artabilir Bazı şiddetli epilepsi türlerinin aşırı sıcaklıklarda daha da kötüleştiğini söyleyen Prof. Dr. Talip Asil, şunları kaydetti; "Migren atakları özellikle sıcak havalarda daha sık görülür. Epilepsi ve inme gibi hastalıkların sıklığı artarken, hipertansiyon hastalarında beyin kanaması riski yükselir. Gece sıcaklıklarının artması ise uyku kalitesini bozarak birçok nörolojik rahatsızlığın seyrini kötüleştirebilir. İklim değişikliğine bağlı aşırı sıcaklar, beyne ek yük bindirerek nörodejeneratif hastalıklara zemin hazırlar. Üstelik yüksek sıcaklık, beyni koruyan bariyerin geçirgenliğini artırarak toksinlerin, bakterilerin ve virüslerin beyin dokusuna ulaşma riskini artırır." Fosil yakıtlar demans vakalarını artırabilir Alzheimer hasta sayısının 2050 yılına kadar üç katına çıkacağını da aktaran Prof. Dr. Asil, "Bu rakamlar İklim krizini hesaba katmadan gerçekleştiriliyor. Bir santigrat derecelik artış bile Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkları artırabilir. Fosil yakıtların sürekli yakılmasıyla birlikte daha fazla demans ortaya çıkabilir" ifadelerini kullandı.
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:53
Ağrılı mesane sendromuna yapay mesane çözümü
Ağrılı mesane sendromu nedeniyle yatalak hale gelen 40 yaşındaki Rauf Toraman, yıllar süren arayışın ardından geçirdiği yapay mesane ameliyatıyla yeniden sağlığına kavuştu. 2021’de başlayan şikayetleri nedeniyle uzun süre çeşitli hastanelerde tedavi arayan Rauf Toraman’a, Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Tahir Karadeniz tarafından ağrılı mesane sendromu tanısı konuldu. Liv Hospital Ulus’ta gerçekleştirilen ameliyatla hastanın ince bağırsağından yapay mesane oluşturuldu. Ameliyat sonrası hasta ağrısız bir şekilde normal hayatına döndü. Toraman, hastaneye başvurduğunda idrarını dışarıdan iki böbreğine yerleştirilen nefrostomi tüpleriyle yapabiliyordu. Yaklaşık 5 yılını bu şekilde ve çoğunlukla yatakta geçirmek zorunda kalan hasta, operasyon sonrası ilk kez kendi kendine idrar yapabildiğini belirtti. Ameliyatı gerçekleştiren Prof. Dr. Tahir Karadeniz, ağrılı mesane sendromunun kadınlarda sık, erkeklerde ise nadiren görüldüğünü söyledi. Karadeniz, "Bu hastalık mesaneyi küçültüp yok edebiliyor. İdrar depolanamıyor, mesaneye idrar geldiğinde dayanılmaz ağrılar oluşuyor" dedi. Hastalığın ileri evrelerinde ilaç ve endoskopik yöntemlerin etkili olmadığını, bu durumda mesanenin çıkarılarak yerine ince bağırsaktan yeni bir mesane yapılabildiğini belirten Karadeniz, "Yeni mesanenin idrarı tutabilmesi ve hastanın idrar yapabilir hale gelmesi önemli. Tecrübeli cerrahlar tarafından yapıldığında başarı oranı yüzde 100" ifadelerini kullandı. Rauf Toraman ise, "Çok az idrar yapabiliyordum, ağrılardan dolayı bağırıyordum. Tahir hocam teşhisi koydu ve yapay mesane yapıldı. Beş yıl sonra ilk defa idrar yaptığımı hissettim. Ameliyat sonrası normal hayatıma döndüm" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder