Son Dakika
|
Trump: "(İran) Onlar için olabilecek en iyi şey, bizim ateşkesi yürürlükte tutmamızdır"
Trump, "İran'ı yeryüzünden silmekle" tehdit etti
Zuhal Böcek’in ifadeleri ortaya çıktı
Antalya Büyükşehir iştiraki ANSET’e operasyonda 14 şüpheli tutuklandı
Başakşehir’de akaryakıt istasyonunda tekmeli yumruklu kavga
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez Ankara’dan ayrılıyor
İtalya’da şampiyon Inter
Uşak’ta 7 aracın karıştığı zincirleme kaza: 4 ölü, 34 yaralı
Gaziantep'te sağanak: Çatılar uçtu, ağaçlar devrildi, araçlar suya gömüldü
Diyarbakır’da şampiyonluk kutlamalarında 11 yaralı, 10 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Bingöl’de sel sularına kapılan at ölümden döndü
Fenerbahçe, 8. kez Final Four için parkede
Iğdır’da arı saldırısının bilançosu: 816 koyun telef
Kop Geçidi’nde kar ve tipi ulaşımı zorlaştırdı
Kavaklı’da dere taştı: İşçiler kepçeyle taşındı
Trump: "(İran) Onlar için olabilecek en iyi şey, bizim ateşkesi yürürlükte tutmamızdır"
Merz: "Tahran müzakere masasına dönmeli, bölgeyi ve dünyayı rehin almaktan vazgeçmeli"
SAĞLIK
Kütahya’da "Her Gebeye Bir Ebe" programıyla evde sağlık hizmeti
05 Mayıs 2026 Salı - 12:42:10
Kütahya İl Sağlık Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" programı kapsamında önemli bir çalışmayı sürdürüyor. Programla birlikte özellikle riskli grupta yer alan gebelere birebir ulaşım sağlanarak sağlık hizmetleri ev ortamına taşınıyor. Ekipler, gebelerin evlerine misafir olarak hem sağlık kontrollerini gerçekleştiriyor hem de süreci yakından takip ediyor. Yapılan ziyaretlerde bebeğin kalp atışlarının dinlenmesinden tansiyon ölçümüne kadar birçok rutin kontrol yerinde yapılabiliyor. Ayrıca ihtiyaç duyulması halinde doktor randevuları hızlı bir şekilde organize edilerek gerekli yönlendirmeler sağlanıyor. Böylece anne adaylarının sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırılırken, doğum sürecinin daha güvenli ilerlemesi hedefleniyor. Yetkililer, program kapsamında gebelik sürecinin her aşamasında anne adaylarının yanında olduklarını vurgulayarak, sağlıklı bir doğum için kesintisiz destek sunmaya devam edeceklerini belirtti.
05 Mayıs 2026 Salı - 12:28
Çobanlar Devlet Hastanesi yeni hizmet binasında hasta kabulüne başladı
Afyonkarahisar’da yapımı tamamlanan Çobanlar Devlet Hastanesi’nin yeni hizmet binasında hasta kabulüne başladı. İl Sağlık Müdürü Dr. Hakkı Öztürk, Çobanlar ilçesinde yapımı tamamlanan Çobanlar Devlet Hastanesi’nin yeni hizmet binasında hasta kabulüne başlandığını belirtti. Hastanenin tüm birimlerinde hazırlıkların tamamlandığını belirten Sağlık Müdürü Öztürk, acil servis, poliklinikler, yataklı servisler, laboratuvar ve görüntüleme alanlarında tıbbi cihaz kurulumlarının gerçekleştirildiğini ve personel eğitimlerinin başarıyla sonuçlandırıldığını söyledi. Modern donanımıyla hizmet verecek olan hastanenin, bölge halkına daha hızlı, etkin ve kaliteli sağlık hizmeti sunmasının hedeflendiğini vurgulayan Sağlık Müdürü Öztürk, "Hastanemizin ilimize ve ilçemize hayırlı olmasını temenni ediyorum" dedi.
05 Mayıs 2026 Salı - 12:26
Merdivenden inerken düşen 2 kişinin yardımına vatandaşlar koştu
Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda merdivenlerden inen 2 kişi dengesini kaybederek yere düştü. Düşen kişilerin yardımına vatandaşlar koştu. Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda meydana gelen olayda, merdivenlerden inen 2 kişi henüz bilinmeyen bir nedenle dengesini kaybederek yere düştü. Aniden yaşanan olay çevrede bulunan vatandaşların dikkatini çekerken, düşme anı güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde, yan yana yürüyerek merdivenlerden inmeye çalışan 2 kişinin bir anda tökezleyerek yere düştüğü görüldü. Düşmenin ardından çevredeki vatandaşlar yardıma koştu.
05 Mayıs 2026 Salı - 12:06
Çocuklarda alerjiye dikkat: "Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"
Çocuklarda besin alerjilerine ilişkin konuşan uzmanlar, "90’lı yıllardan sonra astım çocukluk çağının ilk alerjik pandemisiydi. Şimdi besin alerjileri 2’nci pandemi diye söyleniyor. Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık. Sadece ülkemiz için değil tüm dünyada bu şekilde artık besin alerjileri çok daha ağır, daha komplike tablolarla gelmekte. Alerjik şok eğer tanınmazsa geç tedavi edilirse, adrenalin hemen uygulanmazsa o zaman ölümcül" diyerek uyardı. Dünyada ve Türkiye’de arttığı belirtilen şehirleşme ve sanayileşme, hava kirliliğiyle birlikte işlenmiş gıdaların sıklıkla tüketimi, yoğun ilaç kullanımı gibi durumların bağışıklık sistemini etkilediğine dikkat çeken uzmanlar, alerjilere karşı uyardı. Türk Pediatri Kurumu Yönetim Kurulu Üyeleri, İstanbul Üniversitesi- Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Doç. Dr. Esra Yücel ile Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Aydoğan, alerjilerin nedenleri ve dikkat edilmesi gerekenleri sıralarken ailelere önemli tavsiyelerde bulundu. "Annelerimiz ne kadar sağlıklıysa çocuklarımız da o kadar sağlıklı doğuyor" "Annelerimiz ne kadar sağlıklıysa çocuklarımız da o kadar sağlıklı doğuyorlar" diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Metin Aydoğan, "Annenin florası, bağırsak mikropları direkt çocuğa geçiyor, bağışıklık sistemi şekilleniyor. Ona göre de alerjik bir çocuk mu, sağlıklı bir çocuk mu oluyor. Çocuklarımızı ve annelerimizi nasıl sağlıklı tutacağız, her şeyden önce abur cuburdan, bütün paketli yiyecek içeceklerden uzak durmaları lazım. 2’ncisi gereksiz antibiyotik kullanmayacağız. Her bir gereksiz antibiyotik anne ve çocuğumuzun floralarını darmadağın ediyor. Ev içi ve ev dışı kirlilikleri önlememiz, sigaradan kesinlikle uzak durmamız lazım. Kargodan gelen paketlerin kesinlikle evde açılmaması lazım. Bulaşık makinelerinin içine parlatıcı, çamaşır makinelerinin içine de yumuşatıcı koymamamız gerekiyor. Bu şekilde çocuğumuzun alerjik olma oranını en aza indirme imkanı bulabileceğiz" şeklinde konuştu. "Katkı maddelerinin birçok alerjik hastalığa zemin hazırladığını söyleyebilirim" Sözlerini sürdüren Prof. Dr. Aydoğan, "Türkiye’deki besin alerjisi sıklıklarıyla ilgili çok çalışma var, sonuçlarında en çok inek sütü alerjisi var. 2’nci yumurta, 3’üncü ağaç yemişleri. ABD’de çocuklar da en çok fıstık alerjisi varken bizde ise süt alerjisi daha fazla. Cips, kolalı içecekler, hazır meyve suları, salam, sosis, sucuk, ketçap, mayonez gibi yiyeceklerin çocuklar tarafından tüketilmemesi gerekiyor. Paketli yiyeceklerin içerisindeki katkı maddelerinin çocukların bağırsak epitel bariyerlerini bozarak birçok alerjik hastalıklara zemin hazırladığını söyleyebilirim. Hem hamile annelerimizin hem çocuklarımızın kesinlikle uzak durması lazım. Bu konunun anne babaların birinci öncelikleri olması lazım. Doğal beslenmeleri lazım, sağlıklı büyümeyi gösteren en çok Akdeniz tipi beslenme" dedi. "Bazı virüsler ilk 10 ayda, bazıları 2 yaşta geçirildiğinde astım sıklığını artırıyor" Astımla ilgili konuşan Aydoğan, "Türkiye’de genel olarak yüzde 6 ile 10 arasında bir sıklık var, Orta Anadolu Bölgesi’nde daha düşük, nem oranı daha yüksek olan Marmara’da daha yüksek bir oran söz konusu. Sigaranın bir çocuk, anne için zehirden bir farkı olmadığını bilmemiz lazım. İlk 1-2 yaşlarında karşılaşılan enfeksiyonlar da alerjik hastalıkların sıklığını artırabiliyor. Bazı virüsler ilk 1 yılda, bazıları ilk 10 ayda, bazıları da ilk 2 yaşta geçirildiğinde astım sıklığını artırıyor. 2 yaştan önce kreşe giden çocukların riskinin her virüs için değil, astım riskini artırdığı kanıta dayalı olarak gösterilmiş. Annelerimizin iş hayatıyla ilgili bir dinamikleri var, çok kolay değil ama olabildiği kadar o dönemlerde kalabalık, çocukların enfeksiyon geçireceği ortamlarda olmamalarını sağlamalarında fayda var. Annenin bağırsak florasının çocuğu birebir etkilediği gösterilmiş, o nedenle anne ne kadar sağlıklı beslenirse ne kadar antibiyotikten uzak kalırsa, sağlıklı olursa çocuğun dünyaya attığı ilk adımı daha sağlıklı hale getirebilir" şeklinde konuştu. "Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık" Geçmişten bu güne alerjik hastalıklarla ilgili konuşan Doç. Dr. Esra Yücel, "90’lı yıllardan sonra astım çocukluk çağının ilk alerjik hastalık pandemisiydi. Şimdi besin alerjileri için 2’nci pandemi diye söyleniyor. Besin ilişkili anafilaksileri biz de artık çok sık görmeye başladık. Sadece ülkemiz için değil tüm dünyada bu şekilde artık besin alerjileri çok daha ağır, daha çoklu besin alerjisi gibi daha komplike tablolarla karşımıza gelmekte. Ülkemizden bununla ilgili yapılan bir çalışmada da özellikle besin alerjili çocukların yüzde 16’sının ilk reaksiyonu anafilaksi şeklinde olmuş. İngiltere’den yapılan çalışmalar da benzer gözlemi gösteriyor. Bu çocuklarda acil başvuruları özellikle ilk reaksiyon olarak anafilaksi olabilmekte. Besin ilişkili anafilaksi yaşayan hastalarda mutlaka kaçınma önlemlerini aileyle konuşuyoruz. Etiket okuma, besin güvenliğini sağlayabilmek önemli" şeklinde konuştu. "Adrenalin oto enjektörleri yanlarında olmalı" ‘Bazı ortamlarda hastaların kazayla alerjisi bulunan besinle karşılaşmaları da tabi ki mümkün’ diyen ve bu durumda yapılması gerekenler hakkında bilgi veren Doç. Dr. Yücel, "Böyle durumlarda acil müdahalenin yapılmasına kadar olan o kritik süreyi geçirmemek adına uygulamaları gereken adrenalin oto enjektörleri hastaların yanında olmasını öneriyoruz. Hastaya ne yapması gerektiğini öğretiyoruz. Uygun yerden uygun şekilde uygulamasını istiyoruz, sonrasında ilgili sağlık kuruluşuna müracaatını özellikle 112’yi arayarak bunu sağlamalarını öğretiyoruz. Koruyucu önlemlerle ilgili anne beslenmesi çok önemli. Bebeğin ilk 6 ay mutlaka anne sütüyle beslenmesi, alerjik hastaların azaltılmasında güzel bir önlem olabilir. Bebeğin sezaryenle doğuma göre vajinal yolla doğması alerjik hastalıkların azalmasına neden olabilir. Çocuğun temiz havada, doğal besinlerle beslenmesi, aşırı işlenmiş besinleri çok fazla tüketmemesi, bağırsak mikrobiyomunun sağlıklı olması alerjik hastalıkların gelişmemesi adına faydaları olacaktır" dedi. "Alerjik şok tanınmaz, adrenalin hemen uygulanmazsa ölümcül" Alerjisi bulunan bireylerin tatil noktaları vb. alanlarda yiyeceklerle temasına ilişkin konuşan Doç. Dr. Yücel, "Açık büfelerle ilgili en büyük risk, besinlerin birbirine çok temas etmesi. Hazırlayan kişilerin bu konudaki özeni hakkında ailelerin bilgi sahibi olmamaları, restoran ve çalışanların besin alerjisi konusundaki bilgilerinin, farkındalıkların ne durumda olduğunu bilemememiz. Ailelerin içeriğinden emin olmadıkları besini çocuklarına tükettirmemeleri en güvenli olmalarını sağlayacak yollardan bir tanesi. Alerjik şok eğer tanınmazsa, geç tedavi edilirse, adrenalin hemen uygulanmazsa o zaman ölümcül ya da ölüme yakın, çok ağır bir tabloyla karşı karşıya bırakabilir. Yumurta alerjili bir genç kızımız, doğum günü pastasında içeriğini sorgulatmasına rağmen tüketimi sonrası çok ağır bir alerjik şok nedeniyle kaybedilmişti. Örneğin, nar tükettikten sonra yoğun bir egzersiz sonrası anafilaksi geçiren bir hastamız olmuştu. Böyle nadir durumlarda olabiliyor. Alerjide sıklık özellikle inek sütü ve yumurta ülkemiz için kuru yemişler ceviz ve fındık, Antep fıstığı, kaju, susam, bakliyatlar ve deniz ürünleri" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
2
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 14:27
Cilt kanserinde 5 işaret: ABCDE kuralı ile erken tanı
3
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 14:03
Muğla Büyükşehir sosyal hizmetler için sahaya iniyor
4
03 Mayıs 2026 Pazar- 19:03
Üniversiteli sağlık öğrencilerinden köyde sağlık taraması
5
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 10:19
Bel ağrısının ilacı planlı hareket
18 Temmuz 2025 Cuma - 14:58
‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasında 10 milyonun üzerinde kişiye ulaşıldı
‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyası tamamlandı. Kampanyada katılım hedefi aşılarak, 10 milyon 72 bin kişinin ölçümü yapıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından 10 Mayıs-11 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen ‘İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyası, 9. haftasında hedeflenen 10 milyon kişilik ölçüm sayısını aşarak başarıyla tamamlandı. Kampanyaya Türkiye’nin tüm illerinden yoğun ilgi gösterildi. Kampanya süresince 5,5 milyondan fazla kişiye bilgilendirme ve yönlendirme desteği sağlandı. Kampanyaya en yüksek katılım Ankara, İstanbul ve İzmir’de oldu. Kampanya süresince 10 milyon 72 bin kişinin ölçümü yapıldı Sağlık Bakanlığı tarafından toplumda sağlıklı yaşam bilincinin artırılması amacıyla hayata geçirilen ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasının 9. haftasında ülke genelinde 2 milyon 398 bin 397 kişilik rekor katılım gerçekleşti. Kampanya, son haftasında 10 milyon kişilik hedef ölçüm sayısını aşarak, 10 milyon 72 bin 20 kişiye ulaştı. Kampanyaya ilişkin değerlendirmede bulunan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Malum kilo-boy ölçümleriyle esasında sahaya çıkarak insanlarımızın farkındalığını artırıp, onları daha sağlıklı bir beden için ölçümlere başladık ve şu ana kadar 10 milyon insanımızı kilo ve boy olarak ölçtük. Ama maalesef yaklaşık yüzde 70’e yakın insanımızın fazla kilolu olduğunu, hatta bu kişilerin yaklaşık yüzde 25’inin obez diyeceğimiz aşırı kilolu olduğunu fark ettik. Özellikle toplumdan bu konuda bize destek vermesini, beraber bu kiloları vermemiz gerektiğini özellikle ifade etmek istiyorum. Çünkü kilo sonuçta hayat kalitesini düşürüyor, uyku kalitesini etkiliyor, eklemlerimizi bozuyor, kalp hastalıklarına sebebiyet veriyor" ifadelerini kullandı. En yoğun katılım İstanbul, Ankara ve İzmir’de gerçekleşti Kampanyaya Türkiye’nin tüm illerinde yoğun ilgi gösterildi. En yüksek katılım sayısı, nüfus yoğunluğu da göz önünde bulundurulduğunda İstanbul, Ankara ve İzmir’de gerçekleşti. İl bazlı değerlendirildiğinde kampanyaya katılım oranı en yüksek olan iller sırasıyla Van, Adana ve Niğde oldu. Bu illerde hedef nüfusun neredeyse iki katından fazla bireye ulaşılması dikkat çekti. Kadınlarda obezite, erkeklerde fazla kilo daha sık görüldü Kampanya boyunca yapılan ölçümlerden elde edilen veriler, katılımcıların yaklaşık yüzde 70’lik bölümünün ‘normal’ kilo aralığının üzerinde olduğunu ortaya koydu. Kadınlar arasında obezite oranı yüksek çıkarken, erkeklerde ise fazla kiloluluk daha yaygın olarak belirlendi. 5 milyondan fazla kişiye ‘ücretsiz’ beslenme ve fiziksel aktivite danışmanlığı desteği sağlandı Ölçüm sonuçları doğrultusunda belirlenen vücut kitle indekslerine göre katılımcıların yaklaşık yüzde 45’inin fazla kilolu ve yüzde 25’inin obezite sınırları içerisinde olduğu tespit edildi. 5,5 milyondan fazla kişi, tercihleri doğrultusunda birinci basamak sağlık kuruluşlarında sunulan ücretsiz beslenme ve fiziksel aktivite danışmanlığı hizmetlerine yönlendirildi. Danışmanlık hizmetleri; vatandaşların sağlıklı beslenme alışkanlıklarının desteklenmesi, fiziksel aktivite düzeylerinin artırılması ve yaşam tarzı değişimlerinin teşvik edilmesine katkı sundu. Toplumsal farkındalık arttı İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa kampanyası kapsamında 81 ilde görev yapan sağlık personelinin aktif katılımıyla yürütülen ölçüm ve bilgilendirme faaliyetleri, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının desteklenmesi, fiziksel aktivitenin günlük yaşama dahil edilmesi ve fazla kilo sorununa yönelik toplumsal farkındalığın artırılmasına katkı sağladı.
18 Temmuz 2025 Cuma - 14:39
Sarıgöl’de hayırsever destekli kan bağışı kampanyası
Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde düzenlenen kan bağışı kampanyasında, ismini açıklamak istemeyen bir hayırseverin desteğiyle kan bağışında bulunan 80 kişiye kamp sandalyesi hediye edildi. Manisa Türk Kızılay Kan Merkezi ile Sarıgöl Türk Kızılay Koordinatörlüğü iş birliğinde Sarıgöl Hükümet Konağı bahçesinde konuşlandırılan Kızılay kan alım aracında gerçekleştirilen kan bağışı kampanyasında vatandaşlardan yoğun ilgi görüldü. Kan bağışını teşvik etmek amacıyla isminin açıklanmasını istemeyen hayırsever bir vatandaş tarafından bağışlanan 80 adet kamp sandalyesi, kan veren gönüllülere hediye edildi. Sarıgöl Türk Kızılayı Koordinatörü Yusuf Tüfekçi, "İlçemizde düzenli olarak kan bağışı yapılıyor. Bu bağış öncesinde duyurularımızı anonslarla birkaç gün önceden yaptık. Bir hayırsever vatandaşımız bana gelerek, ‘Ben bir bağış yapmak istiyorum, kan verenlere kamp sandalyesi dağıtın ancak ismim gizli kalsın’ dedi. Çok güzel ve anlamlı bir destekti, kendisine duyarlılığından dolayı teşekkür ediyorum" diye konuştu. Kampanya boyunca bağışçılara hediye edilen sandalyeler büyük memnuniyetle karşılanırken, bağış oranlarında da dikkat çekici bir artış gözlemlendi.
18 Temmuz 2025 Cuma - 14:24
Parkinson erken teşhisle kontrol altına alınabilir
SAMSUN (İHA) – Nöroloji Uzmanı Dr. Hikmet Dolu, erken dönemde teşhis edilebilen Parkinson’un kontrol altına alınması için birçok tedavi seçeneği olduğunu söyledi. Liv Hospital Samsun Nöroloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Hikmet Dolu, hareketlerde yavaşlama ve titreme ile başlayan, tedavi edilmezse zaman içinde hastayı yatağa bağımlı hale getirebilen Parkinson’u, hayat kalitesini bozan bir hastalık olarak tanımlıyor. Hastalıkta erken teşhisin önemine değinen Uzm. Dr. Dolu, "Modern yöntemlerle erken dönemde teşhis edilebilen Parkinson’un kontrol altına alınması için birçok tedavi seçeneği bulunur. Parkinson, çoğunlukla vücudun bir tarafında hareketlerin ileri derecede yavaşlaması (bradikinezi), genellikle istirahat halindeyken görülen titreme (tremor), kasların düzensiz ve istemsiz kasılması sonucu oluşan vücutta sertlik hissi (rijidite) ve postür (duruş) bozukluklarıyla ortaya çıkar. Hastalıkla baş edebilmek için öncelikle ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Bu tedaviye yanıt alınamaması veya tedaviye zaman içinde direnç gelişmesi halinde cerrahi tedavi tercih edilir" dedi. "Hareketlerde azalma görülebilir" Parkinson’un belirtilerinden bahseden Uzm. Dr. Dolu, "Parkinson hastalığı hemen hemen her zaman vücudun bir yarısında (daha sıklıkla sol taraf, hemiparkinsonizm) başlar, yıllar içinde diğer tarafa da geçer. Temel belirtisi, hareketlerde yavaşlama ve/veya titremedir yani tremordur. Sıklıkla tek tarafta, istirahat halinde ortaya çıkan elde veya ayakta titreme ve eklem hareketlerinde katılıkla kendini gösterir. Zamanla yürürken tek veya iki taraflı kol sallanma hareketlerinde azalma veya kayıp, adımlarda küçülme, yürümeye başlamada zorluk, düğme iliklemek ya da açmakta zorlanma, yatakta dönme ya da otururken kalkmada güçlük Parkinson’un belirtileri arasındadır. Maske (donuk yüz) yüz ifadesi, alçak ve kısık ses tonuyla konuşma, el yazısında küçülme, öne doğru eğilme/kamburlaşma olabilir. Parkinson hastalığında beyinden kaynaklanan hareket bulgularından başka hareket haricinde belirti ve şikâyetler de izlenir. Bunlar kabızlık, kan basıncının düşmesi, depresyon, uyku bozuklukları, huzursuz bacak sendromu ve koku duyusunun kaybıdır. Hastalığının orta ve ileri evrelerinde yürüyüş bozuklukları, denge kusurları, harekette donmalar ortaya çıkar, bunu düşmeler izleyebilir. Nadiren de olsa bazı hastalarda bu tabloya bunama (demans) da eklenir" diye konuştu. "İlaç tedavisi uygulanabilir" Hastalığın tedavisinde öncelikle ilaçların kullanıldığını söyleyen Dr. Dolu, "İlaçlarla beklenen yanıtın alınamadığı hastalarda veya zamanla ilaçların faydasının azaldığı durumlarda cerrahi tedavi uygulanabilir. İlaç tedavisi beyinde azalmış olan dopaminerjik geçişi artırmaya yöneliktir. Yani Parkinson ilacı, dopamini artırmaya yöneliktir. Bu amaçla, beyinde dopamin miktarını artıran ilaçlar tedavide kullanılır. Ancak Parkinson ilaçlarının uzun süre veya yüksek dozlarda kullanımı ile hastalarda kısa süreli aşırı hareketlilik şeklinde dalgalanmalar, tam yanıtsızlık (off periyodu) ya da istemsiz hareketler (diskinezi) görülebilir. Bu ilaçları kullanan hastalarda ortalama yüzde 5-7 arasında ortaya çıkabilen bu durumları geciktirmek için rahatsızlığın başlangıcında hastaya yanıtın alınabildiği en düşük doz verilmelidir. Hasta 65 yaşın altındaysa ve bunama yoksa, tedaviye dopamin etkisini taklit eden ‘dopamin agonisitleri’ ile de başlanabilir veya tedaviye ek olarak kullanılabilir. Titreme, bunama, depresyon, uyku bozukluğu şikâyetleri görülürse bu şikâyetler için başka bir tedavi stratejileri planlanabilir. Hastaların üçte biri ilaç tedavisi ile uzun yıllar iyi cevap alınan ve yaşamlarında önemli bir kısıtlama olmadan yaşayabilen kişilerdir. Kalan grubun bir kısmında ilaca cevap kısıtlıdır. Doz arttırıldıkça yan etkiler, zamanla da ilaca cevapsızlık görülebilir" şeklinde kullandı. "İlaç tedavisine yanıt alınmazsa cerrahi tedavi tercih edilebilir" İlaç tedavisinden fayda görmeyen hastalarda cerrahi tedaviye başvurabileceklerine dikkat çeken Dolu, şunları söyledi: "Özellikle son 15-20 yıldır ilaç tedavisine cevap vermeyen hastalarda, cerrahi seçenek önerilir. Amaç beyinde hareketimizle ilgili merkezlerde azalan elektriksel uyarının cilt altına yerleştirilen bir kaç santimlik jeneratör aracılığı ile oluşturulmasıdır. Kalp pili benzeri bir mantık ile düşünülebilir. Uygulamanın tıbbı adı, derin beyin stimülasyonudur."
18 Temmuz 2025 Cuma - 12:36
Menemen’de hastane konforunda poliklinik
Menemen Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Ulukent Semt Polikliniği farklı branşlardan doktorlar ve röntgen, ultrason gibi hizmetlerle adeta bir hastane gibi hizmet veriyor. Günlük 500 hasta bakma kapasitesi bulunan polikliniğin önemine değinen Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Önceki ay açılışını gerçekleştirdiğimiz polikliniğimiz ile Ulukent ve Kent-2’de oturan hemşehrilerimiz, hastaneye gitmeden yürüme mesafesinde sağlık hizmeti almaya başladı. Hemşehrilerimiz bizim kıymetlilerimiz, onların sağlığı kırmızı çizgimiz. Hep beraber sağlıklı günlerde nice hizmetlerimizde bir arada olmayı hedefliyoruz" dedi. Sağlık yatırımlarına büyük önem veren ve evde bakım, ambulans, hasta nakli, evde fizyoterapi, şeker ve tansiyon ölçümü, pansuman gibi hizmetleri ücretsiz olarak sunan Menemen Belediyesi, sağlık tesislerini de birbiri ardına açarak, ilçeyi sağlık alanında da ön plana çıkardı. Bu kapsamda Asarlık Aile Sağlığı Merkezi’nden sonra geçtiğimiz ay açılan Ulukent Semt Polikliniği de adeta bir hastane gibi hizmet veriyor. Menemen Belediyesi tarafından yapımı tamamlandıktan sonra protokolle Sağlık Bakanlığı’na devredilen 550 metrekarelik tesiste, uzman dahiliye, genel cerrahi, çocuk sağlığı, kadın doğum ve aile hekimliği gibi çeşitli branşlar bulunuyor. Ayrıca ilk müdahale, röntgen, laboratuvar, ultrason gibi hizmetler de yine Ulukent Semt Polikliniği’nde sunulan hizmetler arasında yer alıyor. "Hastalarımız tahlil hizmetine çok hızlı ulaşabiliyor" Günlük 500 hasta kapasiteli Ulukent Semt Polikliniği hakkında bilgi veren Sorumlu Hekim Hüseyin Erdoğan, "5 uzman hekim, 3 hemşire ve 5 personel arkadaşımızla günde yaklaşık 500 hastaya hizmet vermekteyiz. Mevcut hizmetlerimizin yanında EKG hizmetimiz, birinci basamak acil sağlık hizmetimiz, enjeksiyon ve pansuman hizmeti, röntgen, kadın doğumda NST hizmeti gibi hizmetlerimiz mevcuttur." derken, Sorumlu Hemşire Şerife Poçu da, "Menemen Devlet Hastanesi’ne bağlı olarak hizmet vermekteyiz ve kan alma işlemlerini burada da gerçekleştirebiliyor. Böylece hastalarımız, tahlil hizmetine çok daha kolay ve hızlı ulaşabiliyor. Aldığımız ilk tepkiler çok güzel. Bizi komşuları olarak görüyorlar" dedi. Vatandaşlardan teşekkür Öte yandan Ulukent Semt Polikliniği’ne tedavi için gelen vatandaşlar, aldıkları hizmetten ve böyle bir tesisin bölgeye kazandırılmasından memnuniyetlerini dile getirdiler. Funda Özer adlı vatandaş, "İlk kez geldim. Çok memnun kaldım. Çok temiz ve epey zengin bölümleri var. Kanımı verdim ve sonrasında sonuç almak için geleceğim. Burası için böyle bir yer çok fazla gerekliydi ve çok da beklenen bir şeydi. Kim hizmet ediyorsa ona teşekkür etmek gerekiyor. Menemen’in yolunda gittiğini görüyorum ve teşekkür ediyorum" derken Suna Altun ise, "Burası çok güzel ve temiz. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’dan memnunuz. Kent-2 için güzel işler yapıyor ve yapmaya da devam ediyor. Burada bir spor tesisimiz, aşağıda kütüphanemiz, çocuk parkımız, çocuk köyümüz... Memnunuz" dedi. Deniz Ceylan adlı vatandaş da "Eskiden bir sağlık hizmetine ihtiyaç duyduğumuzda hastaneye gitmemiz gerekiyordu. Şimdi hastane gibi polikliniğimiz var. Özellikle yaşlılarımız ve küçük çocuklu annelerimiz için yaşamı kolaylaştıran bu hizmet için çok teşekkür ediyoruz" sözlerine yer verirken Nazife Turan, "Başkanımız çok güzel işler yapıyor. Kent-2’de böyle bir hizmetin olmasından dolayı çok teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
18 Temmuz 2025 Cuma - 12:19
Mikrop ve mantar riski havuz keyfini gölgeleyebilir
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Birsen Bilge, "Havuz suyu yeterince dezenfekte edilmediğinde bakteri ve virüsler kolayca çoğalabilir. Bu da ishalden deri enfeksiyonlarına kadar birçok sağlık sorununa yol açabilir" dedi. Yaz sıcaklarının etkisini artırmasıyla birlikte serinlemek isteyen birçok kişi çareyi havuzlarda buluyor. Ancak uzmanlar, havuzlarda gizlenen sağlık tehlikelerine karşı dikkatli olunması gerektiği konusunda uyarıyor. Medicana Sağlık Grubu Doktorlarından Opr. Dr. Birsen Bilge, özellikle mikrop ve mantar enfeksiyonları konusunda vatandaşları uyardı. Havuzların çevresi, duş alanları ve nemli zeminlerin mantarların yayılması için elverişli alanlar olduğuna dikkat çeken Bilge, "Özellikle çıplak ayakla dolaşmak ayak mantarı gibi enfeksiyonların bulaşmasını kolaylaştırır. Sıcak ve nemli ortamlar mantarların hızla çoğalmasına zemin hazırlar. Ayrıca havuz suyu yeterince dezenfekte edilmediğinde bakteri ve virüsler kolayca çoğalabilir. Bu da ishalden deri enfeksiyonlarına kadar birçok sağlık sorununa yol açabilir" diye konuştu. Sağlıklı havuz kullanımı için 5 altın kural Havuz kullanımında dikkat edilmesi gereken hususlara değinen Medicana International Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Birsen Bilge, "Havuzların düzenli olarak temizlenmesi ve klor ile dezenfekte edilmesi gerekir. PH dengesinin sağlanması da mikropların yayılmasını önler. Havuzdan önce ve sonra mutlaka duş alınmalı, ıslak mayo değiştirilip kuru havlu kullanılmalıdır. Havuz çevresinde çıplak ayakla dolaşmak yerine terlik tercih edilmelidir. Havuz sonrası göz ve kulakların temizlenmesi, enfeksiyon riskini azaltır. Ciltte kaşıntı, döküntü veya kızarıklık gibi belirtiler varsa zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır" şeklinde konuştu. Opr. Dr. Bilge, havuzlardan tamamen uzak durmanın gerekmediğini ancak basit hijyen kurallarına dikkat ederek sağlıklı bir tatil geçirmenin mümkün olduğunu belirterek, "Alınacak basit önlemlerle hem kendimizin hem çevremizdekilerin sağlığını koruyabiliriz. Hijyen kurallarına uyarak yazın keyfini doyasıya çıkarabiliriz" ifadelerini kullandı.
18 Temmuz 2025 Cuma - 12:15
Ağız kokusunu artıran diş problemlerine dikkat
Kişinin sosyal yaşamını ve özgüvenini olumsuz etkileyen ağız kokusu, aynı zamanda genel sağlık hakkında ipuçları veriyor. Dt. A.Gamze Akdereli, ağız kokusunun sadece geçici bir rahatsızlık olmadığını, altında ciddi ağız içi ve sistemik hastalıkların yatabileceğini vurguladı. En yaygın nedenin yetersiz ağız hijyeni olduğunu belirten BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nden Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dt. Akdereli, düzenli diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve dil temizliğinin ihmal edilmesinin bakterilerin çoğalmasına ve kötü koku oluşumuna yol açtığını ifade etti. Akdereli, diş eti hastalıkları, diş taşı birikimi, tedavi edilmemiş çürükler ve uyumsuz dolguların da ağız kokusunu artıran diğer başlıca nedenler arasında yer aldığını ifade etti. Beslenme alışkanlıkları da etkili oluyor Soğan, sarımsak gibi keskin kokulu gıdaların ağızda kalıcı kokulara neden olabileceğini belirten Dt. A.Gamze Akdereli, bu tür yiyeceklerin ardından mutlaka ağız temizliğine özen gösterilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, yetersiz su tüketimi ve ağız kuruluğu da ağız kokusunu tetikleyen etmenler arasında bulunuyor. Ağız kokusunun yalnızca ağız içinden kaynaklanmayabileceğine dikkat çeken Dt. Akdereli, "Diyabet, karaciğer ve böbrek yetmezliği, sindirim sistemi hastalıkları, sinüzit ve bademcik enfeksiyonları gibi birçok sistemik rahatsızlık da bu soruna neden olabilir. Bu nedenle uzun süredir devam eden ağız kokusu şikayetlerinde mutlaka altta yatan başka bir hastalık olup olmadığı araştırılmalıdır" dedi. Açlık ve diyet dönemlerinde daha sık görülüyor Uzun süreli açlık, oruç ya da ketojenik diyet uygulamalarında da ağız kokusu oluşabildiğini belirten Dt. Akdereli, "Bu durumlarda vücut yağ ve proteinleri yakarak keton üretir. Ketonların neden olduğu nefes kokusu ise genellikle daha keskindir" diye konuştu. Ağız kokusunun tedavi edilebilir bir durum olduğunun altını çizen Dt. Akdereli, öncelikle ağız içi muayene ile çürük, diş eti hastalıkları veya diş taşı gibi nedenlerin ortadan kaldırılması gerektiğini ifade ederken gerekli durumlarda diş taşı temizliği, çürük tedavisi veya uyumsuz protezlerin yenilenmesiyle ağız kokusunun giderilebileceğini de söyledi. Koruyucu önlemler etkili Koruyucu alışkanlıkların da büyük önem taşıdığını vurgulayan Dt. Akdereli, "Günde en az iki kez diş fırçalama, diş ipi ve dil temizliği, bol su tüketimi, şekersiz sakız kullanımı ve ağız gargaraları ile destekleyici bakım yapılması gerekir. Ayrıca düzenli diş hekimi kontrolleri ile bu sorun erkenden fark edilip kontrol altına alınabilir" dedi. Ağız kokusunun sadece kozmetik değil, medikal bir konu olduğunu belirten Dt. Akdereli, "Ağızdan gelen kötü kokular, vücuttaki başka bir sağlık sorununun belirtisi olabilir. Bu nedenle hafife alınmamalı, mutlaka uzman desteği alınmalıdır" diyerek konuşmasını sonlandırdı.
18 Temmuz 2025 Cuma - 11:35
Muğla’daki hastanede ilk kez uygulandı
Muğla’da meme kanseri tanısı konulan 88 yaşındaki bir hastaya, anestezi verilmeden, palyatif tedavi amacıyla mikrodalga ablasyon işlemi başarıyla uygulandı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen işlem, Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Funda Dinç tarafından yapıldı. İlk kez gerçekleştirilen bu özel işleme, Sakarya Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Onur Taydaş da eşlik etti. Minimal invaziv yöntemle uygulanan tedavi sonrası hasta, işlemin ardından yalnızca birkaç saat içinde taburcu edildi. Tedavi başarısı görüntüleme ile takip edilecek İşlem sonrası birkaç hafta içinde, tedavinin başarısını değerlendirmek amacıyla Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) veya PET-CT gibi ileri görüntüleme yöntemleri kullanılarak, tümörün kaybolup kaybolmadığı ya da boyutunda küçülme olup olmadığı kontrol edilecek. Konuyla ilgili açıklamada bulunan sağlık yetkilileri, minimal invaziv tedavi yöntemlerinin onkoloji alanında giderek önem kazandığını belirterek, bu yeniliği Muğla’da hayata geçirmekten dolayı büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti.
18 Temmuz 2025 Cuma - 11:20
Bakan Memişoğlu açıkladı: 10 milyon kişinin ölçümü yapıldı, yüzde 70’i fazla kilolu
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, fazla kilo ve obeziteyle mücadele kapsamında bugüne kadar 10 milyon kişinin kilo ve boy ölçümünü gerçekleştirdiklerini belirterek, "Ölçümlere göre toplumun yaklaşık yüzde 70’i fazla kilolu, bunun yüzde 25’i ise obez. Özellikle vatandaşlarımızın sağlıklı bir yaşam için kilo vermeye destek olmasını bekliyoruz. Çünkü fazla kilo yaşam kalitesini düşürüyor, uyku düzenini bozuyor, eklem rahatsızlıklarına ve kalp hastalıklarına yol açıyor" dedi. Bakan Memişoğlu, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" programı kapsamında Manisa’yı ziyaret etti. Vali Vahdettin Özkan’ı makamında ziyaret eden Bakan Memişoğlu, kentte yürütülen sağlık yatırımlarına ilişkin toplantı yaptı. Daha sonra basının karşısına geçen Bakan Memişoğlu, hem Manisa’daki yatırımlar hakkında konuştu hem de obezite ve sigarayla mücadele konularına değindi. Manisa’nın sağlık alanında önemli bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Memişoğlu, "İlimizde 28 hastane, bir üniversite hastanesi ve Türkiye’nin en iyi çalışan şehir hastanelerinden biri bulunuyor. Ayrıca yıllardır hizmet veren ruh ve sinir hastalıkları hastanemiz Türkiye’nin en bilinen hastanelerinden biri konumunda. Toplamda 9 özel hastane ile birlikte toplam 4 bin 806 yatak kapasitesiyle sağlık hizmeti sunuyoruz. 2002 yılına göre yatak kapasitemizi yüzde 80 oranında artırdık. Yeni yatırımlarla bu kapasiteyi daha da geliştirmeyi sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı. Devam eden sağlık yatırımlarıyla ilgili bilgi veren Bakan Memişoğlu, "Akhisar’da 450 yataklı, Salihli’de ise 400 yataklı yeni hastanelerimizin inşaatına başladık. Bu hastaneleri 2027 yılı sonuna kadar hizmete açmayı hedefliyoruz. Ruh ve sinir hastalıkları hastanemizin de yenilenmesi için kısa sürede inşaata başlanacak. Çok güzel bir hastaneyi Manisalılara kazandıracağız. Alaşehir’de 20 üniteli ağız ve diş sağlığı merkezi tamamlandı, birkaç hafta içinde hizmet vermeye başlayacak. Saruhanlı’da da 50 yataklı yeni devlet hastanesinin planlaması tamamlandı. Bu yıl ihalesini yaparak, 2026 yılında inşaatına başlayacağız" dedi. Toplumun sadece hastalanınca değil, sağlıklı kalması için de çalışmalar yürüttüklerini belirten Memişoğlu, "Sağlık hizmetleri sadece tedaviyle sınırlı değil. Toplumun sağlıklı kalması önceliğimiz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ’Sağlıklı Bir Türkiye’ hedefiyle hareket ediyoruz. Bu kapsamda eğitim ve farkındalık programları düzenliyoruz. Kilo ve boy ölçümleri yaparak vatandaşlarımızın farkındalığını artırmaya başladık. Bugüne kadar 10 milyon kişinin kilo ve boy ölçümünü gerçekleştirdik. Ama maalesef yaklaşık yüzde 70’e yakın insanımızın fazla kilolu olduğunu, hatta bu yüzde 70’in de yüzde 25’inin obez diyeceğimiz aşırı kilolu olduğunu fark ettik. Özellikle toplumdan bu konuda bize destek vermesini, beraber bu kiloları vermemiz gerektiğini özellikle ifade etmek istiyorum. Çünkü kilo sonuçta hayat kalitesini düşürüyor, uyku kalitesini düşürüyor, eklemlerimizi bozuyor, kalp hastalıklarına sebebiyet veriyor. Başka bir sorunumuz daha var. Türkiye tam bundan 16 yıl evvel 2009 yılında Tütünle Mücadele Kanunu yapan bu konuda da Dünya Sağlık Örgütü tarafından çok başarılı bulunan bir ülke. 2014-2015 senesinde özellikle senelerine kadar bu konuda iyi bir kampanyayla toplumun da katılımıyla sigara kullanım oranlarımızı ve tütün kullanım oranlarımızı azaltmıştık. Bunu yeniden yapabiliriz. Bugün maalesef Türk toplumunun üçte biri sigara kullanıyor. Özellikle gençlerimizde ve kadınlarımızda sigara kullanım oranları artmaya başladı. O nedenle bizim sigarayla ilgili yeniden etkin ve çok kapsamlı bir çalışma yapmamız gerekiyor. Özellikle sigara kullanan vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Gelin hep beraber bu zararlı bedenimizi de hayatımızı da hayat kalitemize de etki eden ve maalesef bizlerin yaşam süresini kısaltan bu kötü alışkanlıktan hep beraber kurtulalım. Bizler sizlere yardım için hazırız. Hepinizin sigaranın sağlığının, sağlığınıza zarar verdiğini bildiğiniz halde içmenizi istemiyoruz. Onun için toplumumuza ve bütün vatandaşlarımıza tütünle mücadelede bize destek verilmesini, yeni bir ruhla, yeni bir çabayla sigara içen arkadaşlarımızın bu illetten kurtulması için hep beraber çalışmamızı öneriyorum. Bugün Türkiye’de senede 100 bin kişi sigaraya bağlı hastalıktan ölüyor. Baktığınız zaman dünyada 17 milyon insan dolaşım hastalıklarından her sene kaybediliyor. Onun için bu kötü alışkanlıklarını bırakmamız ve bununla mücadele etmemiz gerekiyor. Bunu sadece sağlıkçılar değil, hep beraber başarmamız gerekiyor" dedi.
18 Temmuz 2025 Cuma - 11:07
Ronya bebek cerrahi müdahaleye gerek kalmadan tedavi edildi
Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Çocuk Ek Binası’nda yer alan Çocuk Kalp Merkezi, nadir bir kalp hastalığına yakalanan Ronya bebeğe zamanında müdahalede bulunarak hayatını kurtardı. Doğumdan hemen sonra ileri derecede morarma şikayetiyle Yeni Doğan Yoğun Bakım Kliniği’ne kabul edilen Ronya Kandemir adlı bebeğe yapılan ileri tetkikler sonucunda dünyada yaklaşık 200 bin doğumda bir görülen "Pulmoner Arteryo-Venöz Malformasyon" tanısı kondu. Hayati risk taşıyan düşük oksijen seviyeleriyle kateter laboratuvarına alınan Ronya bebek, Prof. Dr. Bedri Aldudak ve Dr. Özgür Zülfikar Ertuğrul liderliğindeki ekip tarafından gerçekleştirilen başarılı bir kateter girişimiyle cerrahi operasyona ihtiyaç duyulmadan tedavi edildi. Girişimin hemen ardından bebeğin oksijen düzeyi hızla normale dönerken, yüzündeki morarma da kayboldu. Yapılan tedavi, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Çocuk Ek Binası’ndaki Çocuk Kalp Merkezi’nin nadir ve karmaşık doğumsal kalp hastalıklarına karşı sahip olduğu güçlü altyapı ve uzman ekibin başarısını bir kez daha gözler önüne serdi.
18 Temmuz 2025 Cuma - 11:04
Kırklareli’nde "Göz Acillerinde Yaklaşım İlkeleri" konulu konferans düzenlendi
Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde "Göz Acillerinde Yaklaşım İlkeleri" konulu konferans gerçekleşti. Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde göz salığına ilişkin konferans gerçekleşti. "Göz Acillerinde Yaklaşım İlkeleri" konulu konferansı Kırklareli Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Akif Erol tarafından anlatıldı. Konferansta travmaya bağlı gelişen göz hastalıkları, göz içi yabancı cisimler, ani görme kayıpları ve sistemik hastalıklarla ilişkili göz tetkikleri bilimsel sonuçları hakkında bilgi verdi. Ayrıca konferansta, göz acillerinde multidisipliner yaklaşımın önemi, nörolojik ve diğer sistemik hastalıklarla ilişkili olabilecek olgulara dikkat çekildi.
18 Temmuz 2025 Cuma - 10:57
Kanser tedavisini başarıyla tamamlayan çocuklara moral yemeği
Kanser tedavisini başarıyla tamamlayan çocuklar için Trabzon’un Yomra ilçesinde anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Etkinliğe Trabzon İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Topsakal, Umut ve Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Nimet Baki, Trabzon İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü Yunus Karaman, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Şube Müdürü Kadriye Bozdemir ve çok sayıda gönüllü katıldı. Çocuklar, aileleriyle birlikte keyifli vakit geçirirken; palyaçolar eşliğinde dans edip oyunlar oynadı, çeşitli hediyelerle sevindirildi. Günün sonunda, kanseri yenerek yeniden hayata umutla tutunan çocukların mutluluğu ve tedavisi devam eden çocukların dilekleri için gökyüzüne balonlar bırakıldı. Umut ve Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Nimet Baki, etkinlikte yaptığı konuşmada, dünya genelinde ve Türkiye’de kanser ve lösemi vakalarının giderek arttığına dikkat çekerek "Artık neredeyse gribal enfeksiyon kadar yaygın hale geldiğini gözlemliyoruz. Çocukluk çağında lösemi oranı yüzde 35’lere ulaştı. Zorlu üç yıllık tedavi sürecini tamamlayan, okula dönen, dans eden ve hayata umutla tutunan bu çocuklarımızın mutluluğu hepimizin yüreğini ısıttı" dedi. Dr. Baki, 19 yıldır gönüllülük esasıyla yürüttükleri çalışmaların başarısına katkı sunan tüm gönüllülere teşekkür ederek "Gönüllülerimiz sayesinde birçok güzel işe imza attık. Onlar var oldukça biz de varız. Gönüllülerimiz bizim gözbebeğimiz" ifadelerini kullandı. Etkinlikte söz alan Trabzon İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Topsakal ise kanser tedavisinin zorluklarına ve ailelerin verdiği büyük mücadeleye değinerek "Bu çocuklarımızın yüzündeki tebessüm hepimiz için çok kıymetli. Tedavi sürecinde en önemli faktörlerden biri de moral ve motivasyon. Bu tür etkinliklerin hem çocuklarımız hem de aileleri için çok değerli ve anlamlı olduğunu düşünüyorum. Umut ve Yaşam Derneğimiz bu konuda elinden gelenin fazlasını yapıyor. Biz her zaman destekçisiyiz" diye konuştu.
18 Temmuz 2025 Cuma - 10:48
Yerköy’deki yeni devlet hastanesinde ilk ameliyat yapıldı
Yozgat’ın Yerköy ilçesinde yapımı tamamlanarak hizmet vermeye başlayan Yerköy Şehit Korgeneral Osman Erbaş Devlet Hastanesi’nde ilk ameliyat başarıyla gerçekleştirildi. 2024’ten itibaren yeni binasında hasta kabulüne başlayan Yerköy Devlet Hastanesi, önemli bir sağlık hizmetine imza attı. Nefes alamama şikâyetiyle hastaneye başvuran 16 yaşındaki Mustafa Halit Gayretli, Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Murat Barış Can tarafından yapılan muayene sonrası ameliyata alındı. KBB Uzmanı Op. Dr. Murat Barış Can ve ekibi tarafından gerçekleştirilen adenoidektomi (geniz eti) ameliyatı başarılı bir şekilde tamamlandı. Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Akif Karaarslan, ameliyatın ardından genç hastayı ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Ameliyatı gerçekleştiren hekim ve sağlık çalışanlarına teşekkür eden Karaarslan, "Yerköy yeni hastanemizde yapılan bu ameliyat, her ne kadar ilk olma özelliği taşısa da bundan sonra yapılacak birçok başarılı ameliyata da kapı aralayacaktır. Halkımızın sağlığı için Yozgat genelinde titizlikle çalışmalarımıza devam edeceğiz. Başta hastane yönetimi olmak üzere emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyorum" dedi. Hastanenin teknik altyapısı ve kapasitesi hakkında bilgi alan İl Sağlık Müdürü Karaarslan "Yerköy ilçemizde sağlık hizmetlerinin daha iyi yürütülebilmesi için görüş alışverişinde bulunduk. Yozgat’ımızın tüm ilçelerindeki sağlık tesislerimizde ziyaretlerimiz devam edecek. Eğer aksayan bir durum varsa en kısa sürede çözüm üretmek için çalışacağız" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder