Son Dakika
|
Rusya, Ukrayna'da gaz üretim tesislerini vurdu: 5 ölü
Artvin’de çığ altındaki Bülent Gezer’in cansız bedeni 4 ay sonra kar altından çıkarıldı
Savunma Sanayii’nin kalbi İstanbul’da atıyor
MHP lideri Bahçeli: "Terörsüz Türkiye, Türkiye'nin ortak mesajı olmalıdır"
Çığ altında kalan çobanın cansız bedenine 125 gün sonra ulaşıldı
Karaçi’de son 8 yılın sıcaklık rekoru: 16 ölü
Beyaz Saray yakınlarında güvenlik güçlerine saldırı
Çin'de havai fişek fabrikasında patlama: 26 ölü, 61 yaralı
Trump: "(İran) Onlar için olabilecek en iyi şey, bizim ateşkesi yürürlükte tutmamızdır"
Trump, "İran'ı yeryüzünden silmekle" tehdit etti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Pakistan Dışişleri Bakanı Dar: "İslamabad görüşmelerinin çok yakında sonuçlanacağını umuyoruz"
Aziz Yıldırım’a ’başkan ol’ baskısı var
17 yaşındaki saldırgan işyerini kurşunladı, üzerinden el bombası çıktı
Dursun Özbek, listesini divan kuruluna teslim etti
Annesi tasarımlarına ’zımbırtı’ demişti, şimdi uluslararası sunuma hazırlanıyor
Savunma Sanayii’nin kalbi İstanbul’da atıyor
Athletic Bilbao’yu yeni sezonda Edin Terzic çalıştıracak
SAĞLIK
Dünya Astım Günü’nde uzmanından uyarı: Düzenli takip hayat kurtarıyor
05 Mayıs 2026 Salı - 17:46:12
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. H. Uğur Boysan, 5 Mayıs Dünya Astım Günü çerçevesinde yaptığı açıklamada, astımın doğru tedavi, düzenli takip ve yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınabilen kronik bir hastalık olduğunu vurguladı. Astımın nefes darlığı, öksürük, hırıltı ve göğüste baskı hissi gibi belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Boysan, bu şikayetlerin kişiden kişiye farklılık gösterebileceğini ifade etti. Bazı hastalarda yalnızca gece öksürüğü görülürken, bazılarında ise eforla artan nefes darlığının ön planda olabileceğine dikkat çekti. Tetikleyici faktörlere dikkat Hava yollarındaki kronik hassasiyetin toz, polen, tütün kullanımı, hava kirliliği ve keskin kokular gibi etkenlerle tetiklenebildiğini belirten Uzm. Dr. Boysan, tedavi başarısı için düzenli takibin şart olduğunu söyledi. Boysan, "Astım tedavisinde temel amaç, hastanın günlük yaşamını kısıtlamadan rahat nefes alabilmesi ve atak riskinin azaltılmasıdır. Bunun için hastaların kontrollerini aksatmaması ve ilaçlarını önerilen şekilde kullanması büyük önem taşır" dedi. İlaç kullanım tekniği başarıyı artırıyor Özellikle inhaler (fısfıs) ilaçların doğru teknikle kullanılmasının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini vurgulayan Uzm. Dr. Boysan, hastaların ilaç kullanım yöntemlerini belirli aralıklarla hekimleriyle gözden geçirmeleri gerektiğini belirtti. Sigara dumanından uzak durulması, yaşam alanlarının havalandırılması ve toz yükünün azaltılmasının astım yönetimindeki önemine değinen Boysan, düzenli takip edilen hastalarda hastalığın büyük ölçüde kontrol altında tutulabildiğini ifade etti.
05 Mayıs 2026 Salı - 17:11
"Astım kontrol altına alınabilen kronik bir hastalıktır"
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefa Levent Özşahin, 5 Mayıs Dünya Astım Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin astıma zemin hazırladığını ifade eden Özşahin, "Çevresel faktörler olarak alerjenler, sigara dumanı, hava kirliliği ve beslenme alışkanlıkları astımın gelişmesinde etkili olmaktadır. Ev tozu akarları, polenler, hayvan tüyleri, küf mantarları ve hamamböceği gibi alerjenlere karşı duyarlılık astımlı hastalarda çok sık görülmektedir. Yaşadığımız ortamlarda rutubet ve küf olması, sigara dumanına maruz kalınması astım gelişimi için önemli bir risk faktörüdür. Astımlı hastalarda havayolları aşırı duyarlı olup uyaranlara karşı aşırı yanıt vermektedir. Tetikleyici olarak kabul ettiğimiz alerjenler, enfeksiyonlar, egzersiz, sigara dumanı ve hava kirliliği astım semptomlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır" dedi. Astım hastalığının bulgularını öksürük, nefes darlığı, göğüste sertlik ve hışıltı olarak açıklayan Özşahin, "Bu şikayetlerin uzun sürmesi veya tekrarlaması halinde hastada astım düşünülmelidir. Astımda görülen öksürük, inatçı, tekrarlayan, gece ve sabaha karşı daha fazladır ve uykudan uyandırabilir. Astım hastalığı kronik olup hasta ve hekim iş birliği ile hastalığın kontrolünün sağlanması mümkündür. Tedavinin hedefi astım belirtilerinin azaltılması ve bireyin normal günlük aktivitelerini yapılabilmesidir. Astım krizlerinin olmaması, acil başvurularının olmaması, gece ve gündüz belirtilerinin kaybolması ve hastanın günlük aktivitelerini zorlanmadan yapması astım kontrolünün temel göstergeleridir. Alerjisi olan bir hastanın alerjenlerden korunması, sigara dumanına maruz kalınmasının engellenmesi, grip aşısının her yıl yapılması, aşırı kilolardan kaçınılması ve ilaçların düzenli ve doğru kullanımı önemlidir. Astım tedavisinde kullanılan ilaçların büyük bölümü solunum yolu ile alınmaktadır. Bu ilaçların doğru teknikle kullanımı hastalığın kontrolü için çok önemlidir. Unutulmaması gereken en önemli konu ise tedaviye uyumun bozulması yani ilaçların yanlış teknikle ve düzensiz kullanılması hastalığın kontrolündeki başarısızlığın en önemli nedenidir. Astım kronik bir hastalık olduğu için bu sorunların aşılması ancak iyi bir hekim ve hasta iş birliği ile sağlanabilir. Hastanın eğitimi ve hekim ile iyi iş birliğinin kurulması astım kontrolünün sağlanmasının en önemli basamağıdır. Bu sayede astım daha kolay bir şekilde kontrol altına alınabilir" ifadelerine yer verdi.
05 Mayıs 2026 Salı - 16:39
Batman’da sağlık çalışanları, sağlıklı yarınlar için yürüdü
Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlık İçin Hareket Et" programı kapsamında, Kozluk İlçe Sağlık Müdürlüğü ile Kozluk Devlet Hastanesi tarafından "Sağlık İçin Hareket Et Etkinliği" düzenlendi. Etkinlik kapsamında, sağlık çalışanlarının katılımıyla Kozluk Ayn Gebire Şelalesi’nde yaklaşık 2 saat süren doğa yürüyüşü düzenledi. Etkinlik boyunca katılımcılar, Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlık İçin Hareket Et" programı çerçevesinde günlük 10 bin adımın önemine dikkat çekti. Etkinliğe katılan hemşire Kübra Belim, yürüyüşün kendisi üzerindeki olumlu etkilerine değinerek, "Bugün güzel bir yürüyüş yaptım. Uzun zamandır yürümüyordum ancak bu yürüyüş beni adeta kendime getirdi, nefesimi açtı. Yaklaşık 2 saat sürdü. Bu nedenle yürürken bir karar verdim: Bundan sonra her gün en az yarım saat yürümeyi ve bunu düzenli hale getirmeyi düşünüyorum" dedi. Bir diğer katılımcı ebe Semanur Tilki ise etkinlikten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Kozluk İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Kozluk Devlet Hastanesi bünyesinde düzenlenen sağlıklı yaşam yürüyüşüne katıldık. Bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Çok güzel bir yürüyüştü, emeği geçen herkesin eline sağlık" ifadelerini kullandı. Sağlık memuru Metin Özmen, "Bugün Kozluk İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Kozluk Devlet Hastanemizin organizesiyle güzel bir yürüyüş yaptık. Uzun süredir yağmurdan dolayı yürüyüş yapamıyorduk. Bundan sonra günde en az 10 bin adım olacak şekilde yürüyüşlerimizi devam ettirmeyi düşünüyoruz. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Yürüyüşe Batman İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Murat Solmaz, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Selami Yunus Ertek, Batman Halk Sağlığı Başkanı Dr. Tahir Yarba, Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Feyat Tunç, Kozluk İlçe Sağlık Müdürü ve Kozluk Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Fırat Güneş ile çok sayıda sağlık çalışanı katıldı.
05 Mayıs 2026 Salı - 16:28
Dünya Astım Gününde kritik uyarı: "Astım kontrol altına alınabilir"
Türk Toraks Derneği, düzenli tedavi ve doğru inhalerle astımın kontrol altına alınabileceğini vurguladı. Astım hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen, nefes darlığı, hırıltı ve öksürükle seyreden kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Doğru tanı ve uygun tedavi ile hastalık kontrol altına alınabiliyor. Dünya genelinde yaklaşık 350 milyon kişiyi etkileyen astım, önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Astım Günü kapsamında uzmanlar, astımın kontrol edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Mehmet Sinan Bodur, Astım Günü dolayısıyla Türk Toraks Derneğinde bilgilendirici programlar ve etkinlikler yapıldığını söyledi. Bodur, "Astım, hava yollarında bulunan inflamatuar bir rahatsızlıktır. Hava yollarının inflame olması ile ödemlenmesi sonucu hava yollarında darlık meydana gelir. Bu da hastaların yaşam kalitesini bozmakta ve zaman zaman, özellikle kış mevsimlerinde araya giren enfeksiyonlarla ataklar geçirmesine neden olmaktadır. Astım atakları geçtiği zaman akciğer fonksiyonlarında kalıcı fonksiyon kaybına yol açabilir. Amacımız astım tanısı alan hastalarımızda tam kontrolü sağlamaktır. Bunun için kullandığımız bir takım inhaler ve tedaviler var. Bu inhaler ve tedavilerde solunum yolu mukozasının stabilizasyonunu uygun doz ve uygun tedavi ile sağlamaya çalışırız. Hastalarımızdan da istediğimiz, tedavilerimize uymaları ve özellikle ilaçlarını kendi başlarına bırakmamalarıdır. Çünkü her bırakılan tedavi bir süre sonra yeni bir atakla ve daha üst basamak tedavilerle araya girmemize neden oluyor. Tekrar söylüyorum astım, hava yolunun duyarlılığıdır. Benzerlik kurulacak olursa, romatoid artritte etken eklemlere yönelerek eklemleri şişirir ve zaman içerisinde eklem disfonksiyonuna neden olur ise astım da aslında enflamatuar bir hastalıktır. Dolayısıyla yıllar içerisinde eğer kontrol edilmezse solunum yollarında kalıcı değişiklikler meydana gelir. Bu da solunum fonksiyonlarını geriletir. Belirtiler olarak da nefes darlığı, hırıltılı solunum, gece öksürükleri ve yaşam kalitesinin bozulması ön planda olmak üzere bu semptomlarla giden hastalar, örneğin sigara içiyorsa durumu sigaraya bağlayabiliyor ancak acil servislere atakla başvurabiliyor. Astım tedavisinin yapılmaması ne yazık ki bazı durumlarda ölüm riskini artırmaktadır. Dolayısıyla biz göğüs hastalıkları uzmanları olarak ve Türk Toraks Derneğinin önerileri doğrultusunda astımın tam kontrol edilebildiğini hastalarımıza söylemek istiyoruz. Düzenli ve etkin tedavi, eğer tedaviden fayda görülmüyorsa basamak artırma ve bazı durumlarda biyolojik tedaviler dediğimiz yeni gelişen ilaçları devreye sokarak alerji ve immünoloji klinikleriyle birlikte hastalarımızı tedavi ve takip ediyoruz. Astım temelinde alerjik ve immünolojik bir patoloji olduğu için genetik yatkınlığı da bulunmaktadır’’ dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
2
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 14:27
Cilt kanserinde 5 işaret: ABCDE kuralı ile erken tanı
3
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 14:03
Muğla Büyükşehir sosyal hizmetler için sahaya iniyor
4
03 Mayıs 2026 Pazar- 19:03
Üniversiteli sağlık öğrencilerinden köyde sağlık taraması
5
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 09:41
Bahar aylarında çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonlarına dikkat
17 Temmuz 2025 Perşembe - 13:16
Şanlıurfa’da kalp rahatsızlığı olan bebek ambulans uçakla İstanbul’a gönderildi
Şanlıurfa’da kalp rahatsızlığı bulunan 10 günlük bebek, ambulans uçakla İstanbul’a sevk edildi. Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gören 10 günlük Zehra İ.’nin doğuştan kalp rahatsızlığı olduğu tespit edildi. İlk müdahalesi uzman doktorlar tarafından yapılan bebeğin, ileri tetkik ve tedavisi için İstanbul’a gönderilmesine karar verildi. Zehra bebek, kente yönlendirilen ambulans uçakla İstanbul Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesine sevk edildi.
17 Temmuz 2025 Perşembe - 13:15
ANKA’da kalbine kapalı ameliyatla şifa buldu
Alanya’da yaşayan 60 yaşındaki Murat Çalıkoğlu, nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğu Devlet Hastanesi’nde yapılan tetkikler sonucunda kalp krizi geçirdiği tespit edilerek acil anjiyoya alındı. Anjiyo sonrası üç ana damarının tıkalı olduğu belirlenen Çalıkoğlu’na açık kalp ameliyatı önerildi. Açık kalp ameliyatı olmak istemeyen Murat Çalıkoğlu, yaptığı araştırmalar sonucunda Kapalı kalp ameliyatı alanında Türkiye’nin önde gelen isimlerinden biri olan Prof. Dr. Gökhan Gökaslan’a ulaştı. Prof. Dr. Gökaslan ve ekibi tarafından yapılan detaylı değerlendirme ve tetkikler sonucunda hastanın kapalı yöntemle ameliyat edilebileceği belirlendi. Başarılı geçen kapalı kalp ameliyatı sonrası Murat Çalıkoğlu, sadece 4 gün gibi kısa bir sürede taburcu edilerek sağlıklı bir şekilde evine döndü. Ameliyatın kapalı yöntemle gerçekleştirilmiş olması, hastanın sosyal hayatına erken dönmesini sağladı. "4 gün sonra tabırcu oldu" Murat Çalıkoğlu, "Açık kalp ameliyatından çekiniyordum. Bu süreçte bana hem güven veren hem de başarılı bir ameliyatla sağlığıma kavuşturan Prof. Dr. Gökhan Gökaslan hocama Kalp ve Damar Cerrahisi Koordinatörü Mustafa Artar, kalp merkezinin kıymetli ekibi, ayrıca misafirperverlikleri ve profesyonellikleri için ANKA Hastanesi’ne teşekkür ederim" dedi. Kapalı kalp ameliyatı Ameliyatı gerçekleştiren Prof. Dr. Gökaslan, "Hastamızın üç ana damarında ciddi tıkanıklık vardı. Kapalı kalp ameliyatı yöntemiyle hem riski azalttık hem de iyileşme süresini hızlandırdık. Hastamızı sağlığına kavuşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz" diye konuştu.
17 Temmuz 2025 Perşembe - 12:48
Elazığ’da sağlık hizmetleri istasyonlarına teşekkür belgesi
Elazığ İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı İl Ambulans Servisi Başhekimliği tarafından Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonlarına yönelik ziyaret düzenlenerek teşekkür belgesi verildi. Elazığ İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı İl Ambulans Servisi Başhekimliği tarafından Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonlarına yönelik ziyaret devam ediyor. Sağlıkta Kalite Standartları kapsamında yapılan ziyaret ve öz değerlendirme sonucunda en iyi seçilen merkez 3, 9, 14, 15 ile Ağın 1 Nolu, Baskil 1 Nolu ve Palu 2 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu çalışanlarına teşekkür belgesi verildi.
17 Temmuz 2025 Perşembe - 12:39
OFM Hastanesi, Kazakistan’daki sağlık fuarında Türkiye’yi temsil etti
Özel OFM Antalya Hastanesi, Kazakistan’ın Almatı kentinde düzenlenen 13. ALZ Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı’nda Türkiye’yi temsil etti. Fuarda, uluslararası sağlık turizmi sektörünün önde gelen kurumlarıyla buluşan hastane, hem tanı ve tedavi alanındaki medikal altyapısını hem de hasta odaklı hizmet modelini katılımcılarla paylaştı. Dünyanın dört bir yanından sağlık profesyonellerini aynı çatı altında buluşturan etkinlikte; Türkiye, Azerbaycan, Almanya, İspanya, Finlandiya, Hindistan, Sri Lanka ve Kazakistan’dan birçok sağlık kurumu ve aracı kuruluş yer aldı. Fuara katılan sektör temsilcileri, iş birliği fırsatlarını değerlendirme ve bilgi alışverişinde bulunma imkânı yakaladı. Resmi açılış törenine üst düzey katılım Almatı’daki fuarın açılışı, Türkiye Cumhuriyeti Almatı Başkonsolosu Evren Müderrisoğlu, Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdür Yardımcısı Alperen Kaçar, Almatı Valiliği Turizm Başkan Vekili Gaziz Tolebek, T.C. Almatı Ticaret Ataşesi Ekrem Alper Bozkurt ve Hizmet İhracatçıları Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Üzeyir Işık ve OFM Antalya Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uz.Dr. Ulaş Karadamar’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi. Ayrıca Kazakistan, Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan ve Rusya sağlık turizmi derneklerinin başkanları da törende yer aldı. Antalya’nın sağlık turizmi potansiyeli vurgulandı Fuarda katılımcılarla birebir görüşmeler gerçekleştiren hastane yetkilileri, Antalya’nın sahip olduğu sağlık altyapısı ve turizm potansiyelini detaylı şekilde anlattı. Uluslararası arenada yeni iş birliklerine kapı aralayan hastane, sağlık turizmi hedefleri doğrultusunda global ölçekteki çalışmalarına devam ediyor. Antalya’nın sağlık turizmindeki yükselen marka değerine katkı sağlamayı amaçlayan hastanenin Kurumsal Halkla İlişkiler Müdürü Hakan Engin, Kazakistan’ın Almatı şehrinde düzenlenen 13. ALZ Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Global pazarda güçlü bir yer edinmeye çalışıyoruz Fuara katılımı "bölgesel ve uluslararası sağlık turizmi açısından önemli bir adım" olarak nitelendiren Engin, "Hastane olarak, Almatı’da düzenlenen bu değerli organizasyonda yer almaktan büyük memnuniyet duyduk. Sağlık turizmi artık sadece tedavi değil; güven, kalite ve insani yaklaşımın birleştiği bir hizmet modeli gerektiriyor. Biz de bu anlayışla Antalya’nın sahip olduğu potansiyeli ve hastanemizin sunduğu yüksek standartlı sağlık hizmetlerini uluslararası paydaşlarla paylaşma fırsatı bulduk. Fuar boyunca gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, Antalya’nın sadece turizm değil, aynı zamanda güvenilir sağlık hizmetleri sunan bir merkez olarak da ilgi gördüğünü gözlemledik. Bu tür platformlar, karşılıklı güvene dayalı iş birliklerinin kurulması ve sürdürülebilir sağlık turizmi ağlarının geliştirilmesi açısından çok kıymetli. OFM Antalya Hastanesi olarak, hasta güvenliği, etik değerler ve ileri teknolojiye dayalı hizmet anlayışımızla global pazarda güçlü bir yer edinmeye kararlıyız. Almatı’da edindiğimiz bağlantılar ve deneyimler, önümüzdeki dönemde gerçekleştireceğimiz yeni iş birlikleri için önemli bir zemin oluşturdu. Türkiye’nin sağlık turizmi elçisi olma sorumluluğuyla çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi.
17 Temmuz 2025 Perşembe - 12:35
Uzun süren burun kanamalarına dikkat
Denizli Özel Egekent Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İsmet Çerçi, yaz aylarında yaşanabilecek burun kanamalarına karşı uyarılarda bulunarak, "Kanama 20 dakikadan uzun sürerse mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi. Yaz aylarında artan sıcaklıklar, birçok sağlık sorununu beraberinde getirirken, burun kanamaları da bu dönemde sıkça karşılaşılan rahatsızlıklar arasında yer alıyor. Egekent Hastanesi KBB Uzmanı Op. Dr. İsmet Çerçi, özellikle sıcak havalarda burun mukozasının kuruması ve çatlamasının burun kanamasını tetikleyebileceğini ifade etti. Op. Dr. İsmet Çerçi, "Klima kullanımı, aşırı güneş maruziyeti ve yetersiz sıvı tüketimi burun içerisindeki damarların hassasiyetini artırır ve bu da kanamalara yol açabilir" dedi. Op. Dr. İsmet Çerçi, burun kanamalarının özellikle hipertansiyon hastalarında daha sık görüldüğünü belirterek, "Yüksek tansiyon, burundaki kılcal damarlar üzerinde baskı oluşturur. Bu nedenle, tansiyon hastaları yaz aylarında daha dikkatli olmalı ve burun kanaması gibi belirtileri ciddiye almalıdır" açıklamasında bulundu. Op. Dr. Çerçi, burun karıştırma, sert sümkürme gibi mekanik etkenlerin de burun içi travmaya yol açabileceğini vurguladı. Burun kanamasıyla karşılaşıldığında yapılması gerekenler hakkında da bilgi veren Op. Dr. İsmet Çerçi, "Kişi başını hafifçe öne eğmeli ve burun kanatlarını iki parmağıyla 5-10 dakika süreyle sıkıştırmalıdır. Soğuk kompres uygulamak da faydalı olabilir. Ancak kanama 20 dakikadan uzun sürerse mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" şeklinde konuştu. Op. Dr. İsmet Çerçi, özellikle çocuklar ve yaşlıların bu konuda daha hassas olduğunu ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğini de sözlerine ekledi.
17 Temmuz 2025 Perşembe - 11:54
Diyarbakır’da trafik simülasyon çalışması değerlendirme toplantısı yapıldı
Diyarbakır’da yapımı devam eden bin yataklı Şehir Hastanesi ile ilgili değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk başkanlığında düzenlenen toplantıya, Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı ve projeyi üstlenen Gürbağ İnşaat yetkilileri katıldı. İl Sağlık Müdürlüğünde yapılan toplantı, sürecin paydaş kurumlarla detaylı olarak değerlendirilmesi sağlandı. Toplantıda, 1000 yataklı Kayapınar Şehir Hastanesinin hizmet vermeye başlamasıyla ulaşım ve trafik durumu ile ilgili konular masaya yatırıldı. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, yaptığı açıklamada, "Diyarbakır 1000 yataklı Kayapınar Şehir Hastanesi ile bölgenin sağlık üssü haline gelecek. Biz de bunu sağlamak için bütün paydaşlarımızla iş birliği içerisinde çalışıyoruz. Şehir Hastanesi’nin inşaat süreci ilgili firma ve Sağlık Bakanlığımızın denetiminde devam ediyor. Ayrıca ulaşım ve altyapı konularında Büyükşehir Belediyesi, Karayolları ve DSİ ile koordineli bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İlimiz için son derece önemli olan bu yatırımın planlanan sürede hizmete hazır hale getirilmesi için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte canla başla çalışıyoruz. Üzerimize düşen yükümlülüğümüzü yerine getirmenin gayreti ve çabası içindeyiz" dedi.
17 Temmuz 2025 Perşembe - 11:28
Havuzlardaki enfeksiyon tehlikesine dikkat
Yaz aylarında serinlemek için tercih edilen havuzlar, özellikle küçük çocuklar için ciddi sağlık riskleri taşıyabiliyor. Uzmanlar, havuz kullanımında enfeksiyon riskine ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi konusunda uyarıyor. Sıcak havalarda serinlemek için girilen havuzlardaki enfeksiyon riskine dikkat çeken uzmanlar, rotavirüs, hepatit A, salmonella, shigella, ekoli denilen bakterilerin enfeksiyonlarının havuzlarda çok sık görülebildiğini belirtiyor. Çocuklarda ciddi ishal, kusma atakları görülebildiğini belirten uzmanlar, bebeklerde ve çocuklarda ishal, kusma şikayeti varsa veya cildinde açık bir yara varsa da havuza girilmemesi konusunda uyarıyor. Havuza girerken öncelikle yaş sınırlamasına dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Medicana Konya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Hüseyin Yıldız, "4. ayından önce denize, 6. aydan önce de havuza girilmesini önermiyoruz. Çünkü bu yaşlardaki çocuklarda baş, boyun kontrolü zayıf olabilir. Ciddi sıvı ve ısı kayıpları olabilir" dedi. "Rotavirüs, hepatit A, salmonella, shigella, ekoli dediğimiz bakteri enfeksiyonları havuzlarda çok sık görülebilir" Havuzda kalınan sürenin de çok önemli olduğunu belirten Uzm. Dr. Hüseyin Yıldız, "Bir saatten fazla havuzda mümkünse durulmamalı. Çünkü havuzda kalma süresi uzadıkça hem enfeksiyon riski hem de ciddi ısı ve enerji kaybı, terlemeye bağlı sıvı kayıpları da olabilir. Havuzlardaki en büyük tehlike maalesef enfeksiyonlardır. Ciddi temizleme, klorlama yapılmasına rağmen havuzlarda ciddi enfeksiyonlar görülebiliyor. Özellikle rotavirüs, hepatit A, salmonella, shigella, ekoli dediğimiz bakteri enfeksiyonları havuzlarda çok sık görülebilir. Bu tür enfeksiyonlardan korunmak için öncelikle mutlaka havuz gözlüğü takılmalı. Havuz suyu kesinlikle ağza alınmamalı ve yutulmamalı. Havuzdan çıktıktan sonra mutlaka duş alınmalı. Mutlaka temiz bir havluyla kurulanarak kulağın içerisindeki sıvı, nem alınmalı, yine kulak arkası, el, ayak parmak araları mutlaka kurulanmalıdır. Özellikle de havuzun baş kurulanan havluyla havuz sonrası kullanılan havlu mutlaka farklı olmalıdır" ifadelerini kullandı. Havuz enfeksiyonlarında çocuklarda ciddi ishal, kusma atakları görülebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Hüseyin Yıldız, "Yine ciddi göz ve kulak enfeksiyonları görülebilir. Bunlara özellikle dikkat etmekte fayda var. Bunun dışında eğer özellikle bebeğimizde, çocuğumuzda ishal, kusma şikayeti varsa veya cildinde açık bir yara varsa da havuza girmemeye özen gösterilmelidir" şeklinde konuştu. Havuzlarda Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği değerler olduğunu ifade eden altın cankurtaran Gökhan Saygı, "Gittiğiniz bütün havuzlarda bunu şeffaf bir şekilde görebilirsiniz. Göremediğiniz yerlerde işletmeden havuz değerlerini isteyebilir ve bu değer sonucunda havuzlara rahatça girebilirsiniz" diye konuştu.
17 Temmuz 2025 Perşembe - 11:27
Sünnetin enfeksiyonsuz iyileşmesi için en uygun zaman ‘yaz tatili’ dönemi
Üroloji Uzmanı Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, yaz tatili döneminin sünnetin enfeksiyonsuz iyileşmesi için en uygun dönem olduğunu söyledi. Liv Hospital Samsun Üroloji Uzmanı Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, sünnet operasyonu hakkında bilgilendirmede bulundu. Sünnet işleminde penisin uç kısmındaki ereksiyon dışında penisi kapsayan derinin alınarak dış dokunun küçülmesinin sağlandığını ifade eden Dr. Cavıldak, "Sünnet cerrahi bir işlemdir ve bu uygulamanın çeşitli komplikasyonları olabilir. Hekimler tarafından yapılmayan uygulamaların sünnet hatası sonucu ile karşılaşma riski söz konusudur. Geçmişte bu uygulamalar fenni sünnetçilerce yapılsa da günümüzde yalnızca sağlıkçılar tarafından gerçekleştirilir" dedi. Sünnetteki yanlış uygulamalardan bahseden Uzm. Dr. Cavıldak, "Sünnet, yapısı bakımından görece basit cerrahi uygulamalardandır. Lokal anestezi ile dakikalar içerisinde gerçekleşir. Kişi hızlı bir iyileşme evresi sonrasında normal hayatına döner. Fakat bazen gerek uygulama sırasında gerek uygulama sonrasında bazı hatalar nedeniyle kalıcı problemler ortaya çıkabilir. Sünnet hatası, kesinin yapılması anında dış deri dışındaki dokuya verilebilecek hasarlar şeklinde adlandırılabilir. Doku dairesel ve eşit kesilmeli ve uygun miktarda alınmalıdır. Aksi halde penis ileri yaşlarda eğri olabilir ve bu gelişim sürecinde fark edilmezse, gelecekte daha ciddi ameliyatlara ihtiyaç duyulabilir. Dokunun eğri kesilmesi, ileride problemlere yol açabilir" diye konuştu. Sünnet yaşının etkisine de değinen Dr. Cavıldak, "Sünnet yaşı, penis hataları için belirgin bir unsur değildir fakat uzmanların ortak kanısı, sünnetin 6 ay-2 yaş ve 5-7 yaş arasına yapılmasıdır. Ancak bu yaş aralığı dışında da sünnet hataları söz konusu olabilir. Bunun yanında herhangi bir yöne eğrilik de sünnet hatalarından biri olarak kabul edilir. Çünkü bu sorun da penis boyunun nihai uzunluğunu etkilemektedir. Sünnet hataları arasında yaygın ve oldukça ciddi sorunlar olarak tanımlanan diğer unsurlarsa penis başı kesilmesi ile idrar kanalının zarar görmesidir. Bunlar iyileşme evresinde enfeksiyon riskini çoğaltması bakımından istenmeyen durumlardır; iyileşme sürecini ciddi şekilde etkileyen bu sorunların, sünnet olan çocuğun yaşam standartlarını düşürmemesi için gerekli tedbirlerin anında alınması elzemdir" şeklinde konuştu. "His kaybı problemleri olabilir" Penis sünnet esnasında herhangi bir şekilde sinir dokularını yitirirse doğal olarak his kaybı ortaya çıktığının altını çizen Cavıldak, "Bu nedenle kişinin yetişkin evrede cinsel hayatı etkilenebilir. Ekipmanın yanlış kullanılması bu duruma yol açabilen etkenlerdendir. Günümüzde lazerle yapılan kesi uygulamaları, ciddi anlamda hassas olsa da dozaj ve işlem içerisindeki etki buna yol açabilir. Uygulamayı gerçekleştiren uzman, kesi yaptığı donanımın ayalarına dikkat etmeli ve özellikle his kaybına yol açmamak için özen göstermelidir, aksi durumda geri dönüşü olmayan his kayıpları ve kalıcı görsel negatifliklerin ortaya çıkması söz konusudur" ifadelerini kullandı. "Enfeksiyonsuz iyileşme önemli" Sünnetin çok kısa süren ve zor olmayan bir cerrahi işlem olduğunu sözlerine ekleyen Cavıldak, şunları söyledi: "İşlem sonrasında riskli bir durumla karşılaşılmaması için alanında uzman bir hekim tarafından yapılması gereken hassas bir operasyondur. Çocuklarımızın sağlıkla hızlı ve enfeksiyonsuz iyileşme süreci olması için ise yaz tatili sünnet için en uygun zamanlardan biridir. Yenidoğan (ilk 30 gün) sünnetinin hayata tutunmaya çalışan bir bebeğe zaruret yoksa gereksiz yük oluşturacağını düşünüyoruz. En uygun dönem 6 ay-2 yaş ve 5-7 yaş aralığıdır."
17 Temmuz 2025 Perşembe - 11:18
Mantar enfeksiyonları hayat kalitenizi düşürmesin
Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Dermatoloji Uzmanı Dr. Merve Kaya, yaz aylarında artan mantar enfeksiyonlarının sebepleri ve korunma yöntemleri hakkında vatandaşlara çeşitli bilgiler aktardı. Mantar enfeksiyonlarının özellikle yaz aylarında ve nemli ortamlarda sıkça karşılaşılan bulaşıcı ve tedavi edilmediğinde ciddi cilt sorunlarına yol açabilen bir enfeksiyon grubu olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Kaya, "Ciltte kızarıklık, kaşıntı, pullanma, su toplamaları ya da kötü koku gibi belirtilerle kendini gösterir. En sık ayak parmak aralarında, kasık bölgesinde, koltuk altlarında ve vücut kıvrımlarında görülür. Çünkü bu bölgeler genellikle havasız kalır, terler ve nemlenir. Bu durum mantarların üremesi için uygun bir ortam oluşturur" dedi. Ortak kullanım alanlarında yayılabilir Bu tür lezyonların, egzama ya da alerji sanılarak eczaneden gelişigüzel krem alınmasının toplumda görülen en yaygın yanlışlardan biri olduğunun altını çizen Kaya, "Oysa her kaşıntı mantar değildir ama her mantar da kendi kendine geçmez. Özellikle kortizon içeren kremler, yanlış kullanıldığında mantar enfeksiyonunu daha da şiddetlendirebilir. Mantar hastalığı, bulaşıcıdır. Havuzlar, spor salonları, ortak kullanılan duş alanları ve başkalarına ait terlik, havlu veya tıraş bıçağı gibi kişisel eşyaların kullanımı bulaş riskini artırır. Ayrıca ayak mantarının tedavi edilmemesi, tırnaklara da bulaşarak uzun süreli ve zorlu bir tedavi sürecine yol açabilir" şeklinde konuştu. Hekim desteği alın Erken tanının önemli olduğunu vurgulayan Kaya, "Cildinizde geçmeyen kaşıntılar, renk değişiklikleri ya da döküntüler fark ettiğinizde bir dermatoloji uzmanına başvurmalısınız. Kendi kendinize tedavi uygulamak yerine profesyonel destek alın. Tedavide hijyen kurallarına uymak, düzenli ilaç kullanmak ve nemli ortamdan uzak durmak büyük önem taşır. Sağlıklı bir cilt için öncelikle bilinçli olmak gerekir. Mantar enfeksiyonları basit gibi görünse de ihmal edildiğinde hem yaşam kalitenizi düşürür hem de çevrenize bulaşabilir" ifadelerini kullandı.
17 Temmuz 2025 Perşembe - 11:14
Prof. Dr. Balcı: "KOAH’ta balon tedavisiyle yaşam kalitesinde belirgin iyileşmeler sağlandı"
KOAH tedavisinde uygulanan balon tedavisinin, Türk araştırmacı hekimlerin önemli katkılarıyla geliştirildiğini dile getiren Prof. Dr. Akın Eraslan Balcı, "Bu yöntemle hastaların yaşam kalitesinde belirgin iyileşmeler sağlandı" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Akın Eraslan Balcı, KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) tedavisinde uygulanan balon tedavisi hakkında önemli bilgiler paylaştı. KOAH’ın tüm dünyada yaygın görülen ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu aktaran Balcı, "Hastalık genellikle kimyasal maddelerin akciğerlere çekilmesiyle bronşları geçici olarak rahatlatan ilaçlarla tedavi ediliyor. Bu ilaçların etki kısa süreli olması nedeniyle hastalar ömür boyu kullanmak zorunda kalıyor. Bu da hem hasta hem sağlık sistemi açısından ciddi bir yük oluşturuyor. KOAH tedavisinde uygulanan balon tedavisi, Türk araştırmacı hekimlerin önemli katkılarıyla geliştirildi ve bu yöntemle hastaların yaşam kalitesinde belirgin iyileşmeler sağlandı. Hastalık bronşlarda daralma ve tıkanıklıkla karakterize oluyor, bu tedavide amaç bronşları tıkayan maddeleri temizlemek ve hava yolunu genişletmek. Fiber optik bronkoskopi cihazı ile bronşların en ince dallarına kadar ilerliyoruz. Bu işlem sırasında özel bir balonun uygun noktalara yerleştirilerek bronş içindeki tıkanıklıklar açılıyor. Hastanın nefes alması kolaylaştırılıyor. Balon tedavisi ile ilaç ve oksijen desteği olmadan yaşamını sürdüren hastalar var. Bu yöntem, hem kısmi hem de tam iyileşme sağlayabiliyor. Sadece az sayıda hastada etkisiz kalabiliyor. Tedavi sırasında hasta uyutuluyor. İşlem, ortalama bir saat sürüyor ve genellikle bir gün hastanede yatış yeterli oluyor. Bu yöntem, henüz Türkiye’de yaygınlaşmadı. Biz şu ana kadar yaklaşık 20 hastaya uyguladık ve çoğu hasta memnuniyetle tedaviden fayda gördü. İstanbul’da 10 yıl önce bu tedaviyi almış ve yıllarca ilaçsız yaşamını sürdürmüş bir hasta, hastalığın yeniden nüksetmesiyle tekrar bizde başvurdu. Balon tedavisinin ardından yeniden sağlığına kavuştu" diye konuştu.
17 Temmuz 2025 Perşembe - 10:57
Denize dalarken dikkat: Boyun travması ve felç riski uyarısı
Denize balıklama atlama ve dalmanın boyun travmalarına yol açabileceği konusunda uyarılarda bulunan Prof. Dr. Baş, "Kafa suya sert vurduğunda adeta beton etkisi oluşturur. Bu tür darbeler kafa travmasına ve kalıcı felce neden olabilir" dedi. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İnme Merkezi’nden Prof. Dr. Demet Funda Baş, yaz aylarında heyecan ve adrenalin tutkusuyla bilinçsizce yapılan suya atlama ve dalmanın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Prof. Dr. Demet Funda Baş, "Şiddetli boyun ağrısının ardından güçsüzlük, yüzde kayma, konuşma bozukluğu veya görme kaybı gibi belirtiler damar yırtığına bağlı inme habercisi olabilir. Bu tür belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden hemen bir uzmana başvurun" ifadelerini kullandı. Susuzluk inmeyi tetikleyebilir İnmenin (felç) dünyada sakatlığın ve ölümün önde gelen nedenlerinden biri olduğunu aktaran Prof. Dr. Baş, yaşlı, kronik beyin damar hastalığı, kalp, hipertansiyon ve şeker hastalarını sıcaklarda inme riskine karşı uyardı. Hava sıcaklığındaki artışın inme riskini artırdığını belirten Prof. Dr. Baş, sıcaklığın zirve yaptığı öğlen saatlerinde güneşin dik etkilerinden korunmak gerektiğini de söyledi. Prof. Dr. Baş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaz aylarında ve sıcak bölgelerde sıcaklığın zirve yaptığı öğlen saatlerinde mümkün olduğu kadar açık hava aktivitelerini kısıtlayın. Yaz ayları dehidratasyona zemin hazırlar. Bu yüzden yeterli su içerek vücudun sıvı ihtiyacını karşılayın, aşırı kafein ve alkol tüketiminden kaçının."
17 Temmuz 2025 Perşembe - 10:53
Aşırı sıcaklar sağlığı tehdit ediyor
Bilecik İl Sağlık Müdürü Dr. Ferhat Damkacı, yaz aylarında artan sıcaklık ve nem, birçok sağlık sorununu da beraberinde getirdiğini söyleyerek, "Sıcak çarpması ve benzeri durumlar en çok yalnız yaşayan 65 yaş üstü bireylerde görülüyor. Bunun yanında aşırı kilo, kronik hastalıklar ve bazı ilaçların kullanımı da riski artırıyor" dedi. İl Müdürü Damkacı, özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı olanlar ve açık alanda çalışanların sıcak havalarda daha dikkatli olması gerektiği konusunda uyarıyor. Havanın ısınmasıyla birlikte vücut ısısı da yükseliyor ve vücut bu duruma terleme yoluyla uyum sağlamaya çalıştığını söyleyen Damkacı sözlerine şöyle devam etti; "Ancak aşırı sıcaklarda sadece terleyerek vücut ısısını dengelemek her zaman mümkün olmuyor. Bu durum, özellikle yaşlılar, dört yaşından küçük çocuklar, hamileler, kronik hastalığı olanlar ve bakıma ihtiyacı olan bireyler için ciddi riskler oluşturabiliyor. Ayrıca şişmanlık, kalp hastalıkları, yüksek ateş, aşırı sıvı kaybı, alkol ve uyuşturucu kullanımı gibi faktörler de vücudun ısıyı dengeleme yeteneğini olumsuz etkiliyor. Sıcak çarpması ve benzeri durumlar en çok yalnız yaşayan 65 yaş üstü bireylerde görülüyor. Bunun yanında aşırı kilo, kronik hastalıklar ve bazı ilaçların kullanımı da riski artırıyor. Özellikle sokakta yaşamak zorunda kalanlar ve evsiz bireyler bu risk grubunun başında geliyor" "Ağır, yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden kaçınılmalı sebze, meyve ve hafif gıdalarla beslenilmelidir Bilecik İl Sağlık Müdürü Dr. Ferhat Damkacı açıklamasının devamında, sıcak havalarda sağlığın korunması için alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı; "Mecbur kalınmadıkça günün en sıcak saatleri olan 10.00 ile 16.00 arasında dışarı çıkılmamalı. Dışarı çıkılması gerekiyorsa açık renkli, bol ve pamuklu giysiler tercih edilmeli şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalı. Kapalı alanlar sık sık havalandırılmalı, güneş gören pencereler perde ya da güneşliklerle gölgelendirilmelidir. Vücut ısısının düşürülmesi için sık sık duş alınmalı ya da en azından yüz, el, ense ve ayaklar soğuk suyla serinletilmelidir. Beslenmede ise özellikle sıvı alımına dikkat edilmesi gerekiyor. Susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre su içilmeli. Kafeinli ve gazlı içeceklerden uzak durulmalı, bunların yerine su, ayran, taze meyve suyu gibi içecekler tercih edilmeli. Ayrıca ağır, yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden kaçınılmalı sebze, meyve ve hafif gıdalarla beslenilmelidir. Dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmalı, hijyen kurallarına dikkat edilmelidir. Sıcak havaların etkilerinden korunmak için bireylerin bilinçli hareket etmesi büyük önem taşıyor. Özellikle kronik hastalığı olanlar ile yalnız yaşayan yaşlı bireylerin bu dönemde daha yakından izlenmesi gerektiği belirtiliyor."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder