Son Dakika
|
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
TCG Anadolu ve denizaltı SAHA EXPO kapsamında İstanbul’da
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor
Borsa İstanbul’da yeni rekor
CHP Kurultayı davası 1 Temmuz’a ertelendi
Artvin’de Sarp Sınır Kapısı yolunda heyelan
'rüşvet alma', 'rüşveti temin etme', 'irtikap
Yardım derneğine 72 milyon liralık vurgun operasyonu: 21 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Köfteci Yusuf’ta insanlık dersi
"Kazığımı niye aldın" kavgası: 1’i ağır 4 yaralı
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
Borsa İstanbul’da yeni rekor
Ağrı’da kayınbirader dehşeti: Eniştesini 7 kurşunla vurdu
Kars’ta 2200 rakımda 50 santim kar
Edirne’de tır yön tabelasına çarptı: Sürücü yaralandı
SAĞLIK
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:35:12
Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümünden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, Akdeniz anemisinin doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini söyledi. Genetik geçişli bir hastalık olan talasemide taşıyıcılığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini vurguladı. Talasemilerin, otozomal resesif geçiş gösteren, eritrosit (kırmızı kan hücrelerine) kırmızı rengini veren protein yapısındaki hemoglobin zincirlerinden birinin veya bir kaçının hatalı sentezi sonucu ortaya çıkan hipokrom mikrositer anemi ile karakterize bir grup hastalık olduğunu belirten Prof. Kadıköylü, "Talasemi, alfa, beta, gama, delta olarak tanımlanan hemoglobin zincirinin veya zincirlerinin az sayıda veya hiç yapılamaması ile oluşur. Alfa zincir yapımı azlığı alfa talasemiye, beta zincir yapım azlığı beta talasemiye neden olmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü beta talasemi taşıyıcısı, Güneybatı Asya’da nüfusun yüzde 5-10’u alfa talasemi taşıyıcısıdır. Ülkemizde Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde talasemi taşıyıcılığı çok sıktır" dedi. "Sessiz taşıyıcı hematolojik olarak normal iken talasemi minörda (taşıyıcı, heterozigot) hafif hipokrom mikrositer anemi görülür" diyen Kadıköylü, "Talasemi taşıyıcılığında herhangi bir yakınma olmaz iken tedaviye gerek yoktur. Genetik danışmanlık mutlaka verilmeli ve hasta anne, baba ve kardeşleri taşıyıcılık yönünden taranmalıdır. Talasemi intermediada (hasta, homozigot) kan transfüzyonu ihtiyacı çok değildir ancak orta derecede bir anemi mevcut olup anemiye bağlı halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve efora toleranssızlık ortaya çıkabilir. Hemoglobin düzeyi 6-10 g/dl arasında olup enfeksiyon, cerrahi gibi durumlarında kan transfüzyonu gerekir. Sarılık, dalak büyüklüğü, idrar renginde koyulaşma, yüzdeki ve uzun kemiklerdeki değişiklikler, demir emiliminin artışı ve sık kan transfüzyonuna bağlı olarak kalp, karaciğerde ve diğer organlarda demir birikimi nedeniyle çeşitli bulgular görülür" diye konuştu. Talaseminin majorda klinik bulguların genellikle 6 ay-2 yaş arasında ortaya çıktığını aktaran Kadıköylü, "İlk 4-6 ayda anemiye bağlı bulgular görülür. Solukluk, kısa boy, yüz kemikleri çıkık görünümlü, baş büyüktür, büyüme geriliği, karında şişlik, sarılık, karaciğer ve dalak büyüklüğü, kemik kırıkları tespit edilir. Bu hastalar küçük yaşlardan itibaren kan transfüzyonlarına bağımlıdır. Talasemi tanısında rutin hemogram (hemoglobin ve hematokrit düşüklüğü, bunlarla uyumsuz olarak eritrosit sayısında yükseklik, hipersplenizm gelişirse lökosit ve trombosit sayısında düşüklük), periferik yayma (hipokromi, mikrositoz, bazofilik noktalanma, eritrosit öncül hücrelerinin görülmesi), demir parametreleri (demir ve demir doygunluğunda normallik/artış, normal/yüksek ferritin düzeyleri) yardımcıdır. Ancak tanı hemoglobin elektroforezinde hemoglobin yapımına bağlı olarak HbA azalması, HbA2 ve HbF artışı tespit edilir. Genetik olarak mutasyonlar tespit edilebilirir" şeklinde konuştu. Talasemili hastalarda kan transfüzyonun amacının doku oksijenlenmesini sağlamak olduğunu kaydeden Prof. Kadıköylü, "Büyümeyi engellemeyecek, kemik iliğindeki yetersiz kan yapımını baskılayabilecek hemoglobin düzeyinin sağlanmasıdır. Hemoglobin düzeyinin 9-10 g/dl’nin altına düşürmemek için taze eritrosit süspansiyonları verilmelidir. Talasemide demir şelasyon tedavisi vücutta demir birikiminin önlenmesi, mevcut demir birikiminin azaltılması ve böylece artmış vücut demir birikimine bağlı gelişen kalp (en sık ölüm nedenidir, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ritm bozukluğu), karaciğer (siroz ve kanser), endokrin (gelişme-büyüme geriliği, kemik gelişimde zayıflık, kırıklar, ergenlikte gecikme, hipogonadizm, tiroid ve paratiroid bezinde yetersiz çalışma, diyabetes mellitus), enfeksiyonlara yatkınlık gibi komplikasyonların önlenmesidir. Demir birikiminin önlenmesi ve takip için serum ferritin düzeyi (1000 ng/ml’nin altında tutulmalı) izlenmelidir. Karaciğer ve kalpte demir birikiminin tespit edilmesi için magnetik rezonans (MR) incelemesi gereklidir. Demir şelasyonu için desferrioksamine (pompa ile kullanılmaktadır, günümüzde çok tercih edilmemektedir), deferiprone (ağızdan kullanılır, kan değerlerinde kısmi düşüklük yapabilir) ve deferasiroks (ağızdan kullanılır, en çok tercih edilen ilaçtır, böbrek fonksiyonları izlenmelidir) gibi ilaçlar kullanılmaktadır" dedi. Splenektominin çocuklarda ölümcül enfeksiyon riski nedeniyle erken çocukluk çağında önerilmemekte olduğunu söyleyen Kadıköylü, "5 yaşından sonra yapılmalıdır. Splenektomiden 3-6 hafta önce pnömokok, hemofilus influenza, meningokok aşıları yapılmalı, splenektomi sonrasında antibiotik proflaksisi kullanılmalıdır. Kemik iliği (kök hücre) nakli talasemide tek kesin tedavi şeklidir. Bütün talasemi majör hastalarına tanı sonrası sağlıklı kardeşi varsa doku grupları (HLA) araştırılmalı, donörü olma ihtimali değerlendirilmelidir. HLA uygun kardeşten donör bulma şansı yaklaşık %25’tir. Kök hücre nakli kemik iliği, periferik kan, göbek kordon kanından yapılabilir. Karaciğer büyüklüğü ve biyopsi fibrozis varlığı, şelasyon tedavisine uyuma göre hastalar kök hücre nakli açısından sınıflandırılarak risk değerlendirilmesi yapılır. Talasemide en önemli nokta koruyucu/önleyici tıptır. Eğitimler okul çağında başlanmalı ve evlilik öncesi taramalar yapılmalıdır. Talasemi taşıyıcısı olan anne-babalara genetik danışmanlık verilmelidir. Prenatal tanı için fetal kan örnekleri 19-20. haftada, amniyosentez 16-20. haftalarda, koryon-villus örnekleri 10-11. haftada DNA analizi yapılır" ifadelerini kullandı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:37
Van’da gebe anneye aynı anda hem sezaryen hem beyin ameliyatı yapıldı
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine görme kaybı şikayetiyle başvuran 35 haftalık gebe hasta, aynı seansta gerçekleştirilen sezaryen ve endoskopik hipofiz ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu. Bingöl’de yaşayan 3 çocuk annesi 35 yaşındaki Bircan Kolak, ani gelişen görme kaybı şikayetiyle Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. 35 haftalık gebe olan Kolak’ta yapılan tetkikler sonucunda, hipofiz bezinde meydana gelen kanamanın görme sinirlerine baskı yaptığı tespit edildi. Hayati risk ve kalıcı görme kaybı ihtimali üzerine Beyin Cerrahisi uzmanları Op. Dr. Fatih Gök ve Op. Dr. Mustafa Arıcı ile Kadın Doğum ekibi acil operasyon kararı aldı. Ameliyathanede gerçekleştirilen koordineli müdahale ile önce sezaryen operasyonuyla bebek sağlıklı bir şekilde dünyaya getirildi. Ardından Op. Dr. Gök ve Op. Dr. Arıcı tarafından kapalı yöntemle endoskopik hipofiz cerrahisi uygulandı. Başarılı geçen operasyonların ardından yeniden görmeye başlayan Bircan Kolak ve bebeği hayati tehlikeyi atlattı. Anne ve bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu, yakın zamanda taburcu edilecekleri bildirildi. Konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinin çevre illerden de sevk alan ileri sevk merkezi olduğunu belirtti. Başhekim Sarıkaya, "Komplike, zor vakaların bile güzel bir şekilde yönetildiği bir seviyeye geldik. Bundan dolayı çok mutluyuz. Artık birden fazla ameliyat gerektiren durumlar, gebelik gibi riskli durumların da eşlik ettiği hastalıkları sevk etmeden merkezimizde başarılı bir şekilde yönetebiliyoruz. Ben bu ameliyatı yapan tüm ekip arkadaşlarıma canı gönülden teşekkür ediyorum, hastamıza da acil şifalar diliyorum" dedi. "Cerrahimizi başarılı bir şekilde gerçekleştirdik" Hem kadın doğum hem de beyin cerrahisi bölümünün iki kademeli bir ameliyatı başarıyla gerçekleştirdiklerini dile getiren Beyin Cerrahisi Op. Dr. Fatih Gök ise "Önce sezaryenle hastamızın bebeğini sağlıklı bir şekilde yenidoğan yoğun bakıma gönderdik. Ardından görme kaybına sebep olan iki şah damarı arası bölgede, hormonal aktivitenin yüksek olduğu bir bölgede olan tümörünü yaklaşık 12 milimetrelik bir alandan endoskopik olarak burundan girilerek çıkardık. İki şah damarı arasından girilerek cerrahimizi başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Tabii bu bölgenin belli başlı anatomik göstergeleri vardı, onları kullanarak ameliyatımızı yaptık ama sonuçta bayağı riskli bir ameliyattı. Yaklaşık 5 saat süren bir ameliyatın sonunda başarılı bir şekilde sonuca eriştik. Ameliyattan sonra hastamızla görüştüğümüzde görmesinin gayet düzeldiğini, daha net gördüğünü teyit ettik. Şu anda hem hastamız hem çocuğu sağlıklı. Takip sürecimiz de bir hafta kadar sürdü. Hormonel dengelerini sağladıktan sonra taburculuğunu planlayacağız artık" diye konuştu. "Üst düzey bir ameliyattı" Beyin Cerrahisi Op. Dr. Mustafa Arıcı da bu ameliyatın genellikle üçüncü basamak hastanelerde yapılabilen üst düzey bir ameliyat olduğunu belirterek, "Post-op takibi çok önemlidir; post-op takibinde herhangi bir komplikasyon, sıkıntı yaşamadık. Multidisipliner bir şekilde takiplerimizi gerçekleştirdik. Hastamızı şifa ile taburcu etmeyi bekliyoruz" dedi. Gebe olan eşinin aynı zamanda FSH (Kas) hastası olduğunu ve görme problemi geliştiğini anlatan Erhan Kolak ise şunları söyledi: "Van’daki doktorlar bize yer açtılar. Onlar bu süreçte bize yardımcı oldular. Her gün, her saatte hastayla ilgilendiler; hastanın bütün problemlerine baktılar, çözdüler. Ondan sonra bizi taburcu ettiler, Allah onlardan razı olsun. Eşim iki ameliyat geçirdi; biri sezaryen bir de beyin cerrahi ameliyatı. İkisini de Allah’a çok şükür atlattık, bir sıkıntı yok. Doktorlara çok teşekkür ediyorum."
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:25
Muratlı’da sağlıklı beslenmenin temel ilkelerin anlatıldı
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Sağlıklı ve Dengeli Beslenmenin Önemi" programı Muratlı ilçesinde gerçekleştirildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşam bilincini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Süleymanpaşa’da başlayan "Sağlıklı ve Dengeli Beslenmenin Önemi" programının ikinci etabı Muratlı Gençlik Merkezi’nde vatandaşların katılımıyla yapıldı. Programda, Kültür Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Gençlik Hizmetleri ve Spor Şube Müdürlüğü’nde görev yapan Diyetisyen Dr. Hamit Can tarafından sağlıklı beslenmeye ilişkin detaylı bilgiler paylaşıldı. Dr. Can, dengeli beslenmenin temel ilkelerinin yanı sıra yetersiz ve dengesiz beslenmenin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Etkinlikte ayrıca vücut kitle endeksi, kalori açığı, glisemik indeks ve insülin direnci gibi konular ele alınırken, günlük protein, karbonhidrat ve yağ tüketimine ilişkin öneriler de katılımcılarla paylaşıldı. Beslenmeye bağlı kronik hastalıklar, diyet türleri ve besin grupları hakkında da bilgilendirme yapıldı. Program, katılımcıların sorularının yanıtlandığı interaktif bölümle sona ererken, etkinliğin önümüzdeki günlerde Tekirdağ genelinde farklı noktalarda devam edeceği belirtildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:44
Dr. Kilim: "Çocuklarda demir eksikliği sessiz bir tehdit"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin özellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğünü ve zamanında önlem alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin özellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğü belirtti. Demir eksikliğine zamanında önlem alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Dr. Kilim, "Çocuk sağlığı açısından kritik öneme sahip olan demir, büyüme ve gelişmenin temel yapı taşlarından biridir. Ancak son yıllarda yapılan gözlemler, çocuklarda demir eksikliğinin giderek daha yaygın hale geldiğini ve çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğini ortaya koymaktadır. Demir, vücutta oksijen taşıyan hemoglobinin üretimi için gereklidir. Eksikliği durumunda ise kansızlık (anemi), bağışıklık sisteminde zayıflama ve gelişimde gerileme gibi sonuçlar ortaya çıkabilir" dedi. "Belirtiler her zaman belirgin olmayabilir" Ailelerin dikkat etmesi gereken başlıca belirtiler hakkında bilgi veren Dr. Kilim, "Sürekli yorgunluk ve halsizlik. İştahsızlık. Soluk cilt rengi. Dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü. Sık hastalanma. Bu belirtiler başka sağlık sorunlarıyla karıştırılabileceği için düzenli doktor kontrolleri büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. "Risk faktörleri artıyor" Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunun altını çizerek, dengeli ve çeşitli beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasının önemine dikkat çekerek, "Dengesiz beslenme alışkanlıkları, işlenmiş gıdaların artan tüketimi ve demir açısından zengin besinlerin yeterince alınmaması, demir eksikliğinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Özellikle sadece süt ağırlıklı beslenen çocuklarda risk daha yüksek görülmektedir. Kırmızı et, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve pekmez gibi demir açısından zengin besinlerin düzenli tüketilmesi önerilmektedir. Ayrıca, C vitamini içeren gıdalar demir emilimini artırdığı için beslenme planına dahil edilmelidir" şeklinde konuştu. "Erken tanı, sağlıklı gelecek" Dr. Kilim, "Çocuklarda demir eksikliği erken teşhis edildiğinde kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli olması ve çocuklarının gelişimini yakından takip etmesi büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 09:16
Diş eti hastalıkları Alzheimer’a neden olabiliyor
2
05 Mayıs 2026 Salı- 22:34
Kayseri Devlet Hastanesi’nde ‘el hijyeni’ eğitimi
3
05 Mayıs 2026 Salı- 09:34
"Polenler ve hava kirliliği astımı tetikliyor"
4
05 Mayıs 2026 Salı- 12:06
Çocuklarda alerjiye dikkat: "Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"
5
05 Mayıs 2026 Salı- 15:26
Erzincan’da el hijyeni için farkındalık standı kuruldu
15 Temmuz 2025 Salı - 20:24
Siirt’te akrebin soktuğu genç hastaneye kaldırıldı
Siirt’in Kurtalan ilçesine bağlı Toytepe köyünde bir genç, evinin önünde oturduğu sırada akrep sokması sonucu hastaneye kaldırıldı. Edinilen bilgilere göre, evinin önünde sandalyede oturan 28 yaşındaki Kasım D., ayağında ani bir yanma hissedince önce arı soktuğunu düşündü. Kardeşinin cep telefonunun ışığıyla yapılan kontrolde akrep olduğunu fark eden Kasım D., ailesi tarafından Kurtalan Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Hastanede yapılan müdahalenin ardından gencin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
15 Temmuz 2025 Salı - 20:22
Şoför zamanla yarıştı!
Siirt’te halk otobüsünde fenalaşan yolcunun şoför tarafından hastaneye yetiştirilme anı araç içi güvenlik kamerasına yansıdı.
15 Temmuz 2025 Salı - 20:20
Siirt’te otobüste fenalaşan yolcunun hastaneye yetiştirilme anı kameraya yansıdı
Siirt’te halk otobüsünde fenalaşan yolcunun şoför tarafından hastaneye yetiştirilme anı araç içi güvenlik kamerasına yansıdı. Siirt Belediyesi’ne ait yolcu otobüsü seferini sürdürdüğü sırada yolculardan birinin fenalaştığını fark eden şoför, güzergahını değiştirerek Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yöneldi. Kriz geçirme ihtimali bulunan yolcu, hastane önünde sağlık ekiplerine teslim edilerek tedavi altına alındı. Yolcunun sağlık durumunun kontrol altına alındığını, tedavisinin hastanede sürdüğünü bildirdi. O anlar araç içi güvenlik kamerasına yansıdı.
15 Temmuz 2025 Salı - 15:39
Anadolu Üniversitesi’nden ilaç ve bilimsel inovasyona güçlü dokunuş
Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, dünya çapında yaygın olarak kullanılan yama kelepçe elektrofizyoloji yöntemi üzerine yapılan çalışmalarla bilim dünyasında öne çıkıyor. Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Feyza Alyu Altınok ve Eczacılık Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Öztürk’ün imzasında ayrı laboratuvar görüntüleme ve uluslararası iş birlikleriyle güçlendirilmiş durumda. Anadolu Üniversitesi proje destekleriyle hayata geçirilmesi, kurulum sürecinin bu yana laboratuvarın teknik olarak sunulması, cihaz donanımı ve deney düzeneği ekip tarafından oluşturuldu. Yüksek kırılganlık bu teknik altyapının kurulumunda, topraklama elektrot düzeneklerine, primer hücre kültürüne kadar her aşamada özel mühendislik ve araştırma bilgisiyle tasarlandı. Standardize edilmiş protokoller ise yakın zamanda ikinci çeyrekte yer alan bir dergide yayınlandı. Lisansüstü sertifika Abderouf Boubekka, Ahmed Hasan ve doktorasını laboratuvar bünyesinde gerçekleştirmesi sonrasında Leuven Katolik Üniversitesinde göreve öğrenim gören İlhem Dallali laboratuvar ekibinde yer alarak aktif rol üstlendi. Ulusal ve uluslararası bilgilendirme toplantıları ile alanda önde gelen isimlerin danışmanlık yönteminde standartlaştırılmasının yapılması. İlaçların doku ve hücre düzeyindeki sonuçlarına odaklanıyor Avrupa Moleküler Biyoloji Organizasyonu (EMBO) bursuyla İtalya Camerino Üniversitesi’nde Prof. Roberto Ciccocioppo ile yürüttüğü doktora tezi deneylerinin yanı sıra, Ukrayna’da bu alandaki dünya düzeyindeki kuruluşlarından olan Prof. Alexander Zholos ile gerçekleştirilen çalışmalarla bu yöntemle farklı araştırma modellerinde uygulama yöntemini kullanarak Dr. Öğr. Üyesi Alyu Altınok’un edindiği bilgi birikimini Türkiye’ye taşıyarak Anadolu Üniversitesi’nde yöntemin daha ileri seviyede tutulması sağlandı. Laboratuvarda yürütülen çalışmalar, özellikle ilaçların hücre düzeyindeki etkilerinin elektrofizyolojik ölçümlerle analizine odaklanıyor. Uyarılabilir hücrelerin elektriksel aktivitesi, hücre zarından geçen iyon akımlarındaki değişimler aracılığıyla takip ediliyor. Bu yöntemle ilaç moleküllerinin etki mekanizmaları, farmakolojik ve toksikolojik yönleriyle detaylı biçimde değerlendirilebiliyor. Çalışmalar, ilaçların mevcut endikasyonlarının ötesinde yeni kullanım alanları için bilimsel veri sunabiliyor. Hastalıkların patofizyolojisi ve sağlıklı durumlarda biyolojik yolakların incelendiği fizyolojik çalışmalar da gerçekleştirilerek tıp alanında literatüre bilimsel katkılar sunuluyor. Eczacılık alanında nadir merkezlerden biri Laboratuvarın teknik kapasitesi, yalnızca doku ve hücre düzeyinde değil, gelecekte canlı hayvan modelleri üzerinde yapılacak elektrofizyolojik kayıtları da destekleyecek şekilde geliştirilirken ayrıca yurt dışında yaygın olarak uygulanan bir yöntem olan hasta kaynaklı hücrelerle yapılan deneylere de altyapı oluşturuluyor. Böylece klinik verilere dayalı, kişiye özgü ilaç etkilerinin incelenmesi mümkün hale geliyor. Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi’nin destekleriyle yürütülen projelerle donanımı güçlendirilen laboratuvar, Türkiye’de eczacılık alanında bilimsel araştırmaların derinliğini artıran nadir merkezlerden biri olarak konumlanıyor. Patch clamp yöntemiyle sürdürülen bu çalışmalar, hem yeni ilaç geliştirme süreçlerine katkı sağlıyor hem de mevcut ilaçların farklı endikasyonlara yönelik ruhsatlandırılmasına bilimsel dayanak oluşturuyor. "Bilim dünyasında büyük önem taşıyor" Eczacılık Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Feyza Alyu Alntınok laboratuvar hakkında yaptığı konuşmada şu ifadelere ver verdi: "Bu laboratuvarın hikayesi aslında Prof. Dr. Yusuf Öztürk ile başladı ve 43 yıl öncesine dayanıyor. Hocamız bizi davet etti, genç araştırmacıları, fikrinden bahsetti. Sonrasında eğitimim Ankara’da başladı. Yöntemi ilk orada öğrenmeye başladım. Daha sonra European Molecular Biology Organization (EMBO) bursuna başvurdum ve İtalya’da, Camerino Üniversitesi’nde Prof. Roberto Cicacioppo ile deneylerimizi gerçekleştirdik. Orada yöntemi pekiştirdim. Ardından Ukrayna’da da deneyim kazandım. Bütün bu iş birliklerinden ve kolaborasyonlardan sonra laboratuvarımızın malzemelerinin ve cihazlarının alınması için projeler yazdım. Biz burada hücrenin elektriksel aktivitesini ölçüyoruz. Hücre zarından geçen iyon akımını ölçerek değerlendirme yapıyoruz. Bu, ilaçların etki mekanizmasını aydınlatmamızı sağlıyor. Hücrenin bulunduğu ortama ilaç molekülünü verdiğimizde, iyon akımındaki değişiklikler ilacın etki mekanizmasını bize gösteriyor. Literatüre dayalı, yıllarca birikmiş çeşitli fizyolojik yaklaşımlarla ilacın hangi yolaklarda etkili olduğunu ortaya koyabiliyoruz. Laboratuvarımızda hem eğitim hem de deneysel süreçler kapsamında birçok yüksek lisans projesi ve mezun öğrencimiz oldu. Doktora öğrencimiz oldu. Yurt dışında şu an hoca olan bir öğrencimiz var. Ayrıca, doktorasını sürdüren arkadaşlarımız mevcut. Laboratuvarımızın kurulumunda Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi’nden yazdığımız genel amaçlı projelerle destek aldık. Burada geliştirdiğimiz yöntemle bir yayın hazırladık ve Q2 klasmanındaki bir dergide yayımladık. Patch-clamp elektrofizyoloji yöntemi, zaman alan, emek isteyen ve teknik olarak öğrenmesi uzun süren bir yöntem, ancak sağladığı veriler ve bilimsel yaklaşım, bilim dünyasında büyük önem taşıyor. Patch-clamp yöntemiyle genellikle tıp fakültelerinde, biyofizik anabilim dalı altında fizyoloji ve patofizyoloji çalışmaları yapılıyor. Ülkemizde Patch-clamp laboratuvarları genelde tıp fakültelerinde kurulmuş durumda. Eczacılık fakültelerinde, burası hariç, Patch-clamp düzeni kurulmuş bir yer yok. Eczacılıkta Patch-clamp’in olmasının avantajı, ilaç geliştirme çalışmalarına katkıda bulunabilmemiz. Bu, bizim için büyük bir fark oluşturuyor."
15 Temmuz 2025 Salı - 15:27
Kolon kanseri vakalarında artış: Erken teşhis hayat kurtarıyor
Kahramanmaraş’ta görev yapan Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat İspiroğlu, 40 yaş altındaki bireylerde kolon kanseri vakalarında dikkat çeken bir artış yaşandığını söyledi. Erken teşhisin önemine dikkat çeken İspiroğlu, "Tarama testlerini ihmal etmeyin" uyarısında bulundu.
15 Temmuz 2025 Salı - 13:48
Gezi teknesinde yaralanan vatandaşın tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi
Muğla’nın Fethiye ilçesinde gezi teknesinde yaralanan vatandaş, Sahil Güvenlik ekipleri tarafından tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi. Fethiye ilçesi açıklarında seyreden gezi teknesinde bulunan vatandaş yaralanması üzerine yardım çağrısı yapıldı. Yapılan yardım çağrısı üzerine yönlendirilen Sahil Güvenlik ekibi, tekneden aldığı vatandaşı 112 ambulans ekiplerine teslim etti.
15 Temmuz 2025 Salı - 12:54
Ağrı’da 15 Temmuz’da kan bağışı kampanyası düzenlendi
Ağrı Valiliği himayelerinde, Türk Kızılayı ve İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü kapsamında kan bağışı kampanyası düzenlendi. Ağrı Valiliği öncülüğünde düzenlenen etkinlikte vatandaşlar, şehitleri anmak ve toplumsal dayanışmaya katkı sunmak amacıyla kan bağışında bulundu. Ağrı İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer, kampanya kapsamında yaptığı açıklamada, kan bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, "Düzenli kan bağışı, birçok hastanın hayatını kurtarıyor. Bu anlamlı günde gösterilen yoğun katılım, milletimizin duyarlılığını bir kez daha ortaya koydu" dedi. Kızılay Ağrı Şube Başkanı Orhan Tatlı ise kan bağışının hayat kurtaran bir sorumluluk olduğuna işaret ederek, "15 Temmuz’un manevi atmosferinde yapılan bu bağışlar, hem şehitlerimizin aziz hatırasını yaşatıyor hem de ihtiyaç sahiplerine umut oluyor" ifadelerini kullandı. Ağrı Valiliğinden yapılan açıklamada, "15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü kapsamında; Valiliğimizin himayelerinde, Türk Kızılayı ve İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle kan bağışı kampanyası düzenlendi. Şehitlerimizin aziz hatırasını yaşatmak ve toplum sağlığına katkıda bulunmak amacıyla düzenlenen kampanyaya vatandaşlarımız yoğun katılım sağlamış, birlik ve beraberlik duygularını bir kez daha güçlü bir şekilde ortaya koymuştur. Destek veren tüm kurum ve hemşehrilerimize teşekkür ediyor, bu anlamlı günde vatan uğruna can veren kahramanlarımızı rahmet ve şükranla anıyoruz." denildi. Kan bağışı etkinliği gün boyunca devam ederken, vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
15 Temmuz 2025 Salı - 12:41
Enerji içecekleri, ritim bozukluğuna neden olup kalp krizini tetikliyor
Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, fazla miktarda tüketilen enerji içeceklerinin ritim bozukluğunun başlıca nedeni olduğunu belirterek, risk faktörü olan insanlarda ise kalp krizini tetiklediğini vurguladı. Günümüzde her yaş grubuna hitap eden ve kolaylıkla temin edilebilen enerji içecekleri, sağlığa ciddi zararlar verebiliyor. Özellikle çocuklar ve gençler arasında yaygın olarak tüketilen bu içecekler, içerisinde bulunan bazı uyarıcı maddeler nedeniyle kalp ritmini artırabiliyor ve ritim bozukluklarını tetikleyebiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, enerji içeceklerinin içeriğinde bulunan bazı maddelerin geçici bir enerji hissi verdiğini ancak kalp hızını artırarak ritim bozukluklarına yol açabileceğini belirterek, bu durumun kalp krizini tetiklediğini ifade etti. "Yaygın olarak tüketiliyor" İsmail Erdoğu, kalp hastalarının enerji içeceği tüketmesini tavsiye etmediğini belirterek, "Günümüzde enerji içecekleri yaygın olarak tüketiliyor. Yaş grubunda bağımsız olarak satılıyor. Çocuklar dahil kolayca alıp kullanabiliyor. Bu içeceklerin içerisinde bir takım enerji verecek maddeler var. Ancak bazı moleküller de kalp hızını arttırma ve ritim bozukluğunu tetikleme gibi özelliğe sahip. Kalp hastalarının enerji içeceği tükenmesini tavsiye etmiyorum. Bazı insanlar alkolle beraber kokteyl yaparak tüketiyorlar. Bu durum daha yüksek ritim bozukluklarına ve kalp krizine neden olabilir. Enerji içeceğinin faydasının olduğuna dair bilimsel bir veri yok. Faydası olamayan bir şeyin yan etkileri var demektir. Uyanık kalma gibi durumlar için enerji içeceği yerine kahve tüketim ve bol su tüketimi gibi daha doğal yöntemlerin kullanılmasını tavsiye ediyorum" dedi. "Kalp krizini tetikleyebilir" Peş peşe içilen enerji içeceklerinin ritim bozukluklarına neden olabileceğini söyleyen Erdoğu, "Peş peşe fazla miktarda tüketilen enerji içecekleri mutlaka kalp hızının artmasına ve ritim bozuklularına sebep olabilir. Günümüzde fazla alkol alımına bağlı bir takım ritim bozukluklarında bahsediyoruz. Gelecekte de fazla miktarda tüketilen enerji içecekleri, ritim bozukluklarının sebebidir diyebileceğiz. Nasıl ki çok fazla sigara içen bireyler biz halı sahada maç yapmalarının kalp krizine neden olabileceğini belirtiyorsak, şimdilerde insanlar bu durumu enerji içecekleri vasıtasıyla gerçekleştiriyorlar. Kalp hızları bu içeceği içtikleri zaman 90 ila 120’lere çıkmaktadır. Risk faktörü olan bir insanda da bu durum kalp krizini tetikleyebilir" diye konuştu.
15 Temmuz 2025 Salı - 12:13
"Kulak zarı yırtığı ciddiye alınmalı"
Kulakta ani bir patlama hissi, işitme kaybı ya da çınlama ihmal edildiğinde kalıcı hasara yol açabilen kulak zarı yırtılmasının habercisi olabilir. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yasin Kulaksız, "Kulakta tekrarlayan enfeksiyonlar ya da kalıcı işitme kaybı oluşmadan, hekime başvurmak çok önemlidir" diyerek uyardı. Konser ve düğün gibi yüksek sesli müzik olan ortam veya ani patlama sesleri kulakta uğultu bırakabilir. Uzmanlara göre uğultu, çok daha ciddi bir hasarın ilk sinyali olabilir ve ihmal edildiğinde kalıcı işitme kaybıyla sonuçlanabilecek bir kulak zarı yırtığının en yaygın belirtisi olabilir. Konunun tüm detaylarını ve korunma yollarını Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Dr.Öğr. Üyesi Yasin Kulaksız anlattı. Dr.Öğr. Üyesi Kulaksız, "Kulakta tekrarlayan enfeksiyonlar ya da kalıcı işitme kaybı oluşmadan, hekime başvurmak çok önemlidir" diyerek uyardı. Kulak zarının hem ses iletiminde hem de orta kulağı dış ortamdan korumada kritik bir bariyer olduğunu belirten Dr. Kulaksız, "Zar, dışarıdan gelen sesleri titreşime çevirip işitme kemiklerine iletir. Aynı zamanda steril olan orta kulak boşluğunu, dış ortamın mikroplarından izole eder" dedi. Kulak zarı yırtılmalarının iki ana grupta değerlendirildiğini söyleyen Dr. Kulaksız, "Birincisi ani (akut) yırtıklar. Barotravma(basınç değişimi), yüksek ses (akustik travma) ya da yabancı cisimle müdahale sonucu oluşur. Diğeri ise kronik orta kulak enfeksiyonlarına bağlı olarak gelişen yırtıklardır" diye konuştu. Ani yırtıkların büyük kısmının kendi kendine iyileşebildiğini vurgulayan Dr. Kulaksız, "Kulağı sudan koruyup enfeksiyon riskini azaltırsak, yırtıkların yüzde 80’i bir ay içinde kapanır. Ortalama iyileşme süresi 1 ila 6 ay arasıdır. Ancak bu sürede iyileşme olmazsa cerrahi gündeme gelir" dedi. Dr. Kulaksız, akut yırtıklarda ağrı, uğultu, işitme kaybı, kanama ve baş dönmesi görülebildiğini belirtirken, kronik vakalarda daha çok akıntı, çınlama ve kademeli işitme kaybının ön planda olduğunu ifade etti. Tedavi edilmeyen kulak zarı yırtıklarının tekrarlayan enfeksiyonlara ve iç kulak hasarına yol açabileceğini belirten Dr. Kulaksız, "İşitme kaybı başlangıçta iletim tipi olduğu için geri döndürülebilir. Ancak enfeksiyon iç kulağa yayılırsa hasar kalıcı hale gelir. Bu yüzden cerrahi karar geciktirilmemelidir" uyarısında bulundu. "6 ay sonunda kapanmayan kulak zarı yırtıklarında, ileride oluşabilecek komplikasyonları önlemek için ameliyat öneriyoruz" diyen Dr. Kulaksız, endoskopik yöntemle kesi olmadan yapılan modern kulak zarı onarımlarının hasta konforunu artırdığını söyledi. "Dış kulaktan girilerek yapılan bu ameliyatlar, estetik açıdan avantajlı olmasının yanı sıra hem ağrısızdır hem de iyileşme süreci de kısadır" diye ekledi.
15 Temmuz 2025 Salı - 09:55
2 yaşındaki bebeğin böbreğindeki taş kapalı yöntemle alındı
Bursa’da böbreğinde 2 santimetrelik taş tespit edilen 2 yaşındaki bebek kapalı yöntemle sağlığına kavuştu. Hayat Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Penbegül, 2 yaşındaki bir hastanın böbreğinde tespit edilen yaklaşık 2 santimetrelik taşı, sırttan sadece 4 milimetrelik bir tünel açarak gerçekleştirdikleri kapalı yöntemle başarıyla aldı. Bu operasyon, çocuklarda çok nadir görülen böbrek taşı vakalarına yönelik gelişmiş tekniklerin uygulanabilirliğini de ortaya koydu. Karın ağrısı şikâyetiyle ailesi tarafından Hayat Hastanesine getirilen küçük A.A.’nın yapılan tetkiklerinde böbreğinde büyük boyutta bir taş tespit edildiğini söyleyen Doç. Dr. Penbegül, çocuk hastalarda taş hastalığının nadir görüldüğünü ve bu tür operasyonların özel ekipman ve ciddi deneyim gerektirdiğini vurguladı. Doç. Dr. Penbegül açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Normalde bu büyüklükteki taşlarda sırttan yaklaşık bir santimlik bir delik açılarak taşlar temizlenir. Ancak çocuk hastalarda daha küçük ve hassas müdahaleler yapılması gerekir. Bu nedenle yaklaşık 4 milimetrelik ‘ultra mini’ dediğimiz yöntemle sırttan bir tünel açtık ve taşı başarıyla temizledik. Hastamız ameliyat sonrası ilk günde tüm kateterlerinden kurtuldu. Kapalı ameliyatların en büyük avantajı, kısa sürede normal hayata dönüş imkânı sunmasıdır." Hayat Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Penbegül, başarılı geçen operasyon sonrasında küçük A.A.’nın sağlık durumunun iyi olduğu, ameliyatın ardından hızla toparlandığı belirtti.
15 Temmuz 2025 Salı - 09:20
SANKO Üniversitesi’nde anma programı düzenlendi
SANKO Üniversitesi’nde "15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü" kapsamında "Milletin Zaferi" konulu anma programı düzenlendi. SANKO Üniversitesi Ortak Dersler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Celal Pekdoğan, programda yaptığı konuşmada, "Yüce Türk Milleti, 15 Temmuz 2016’da Türk’ün gücünü tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir" dedi. Türk Milleti’nin inanç ve kararlığı ile her daim vatanına, bayrağına ve toprağına sahip çıktığına dikkat çeken ve 15 Temmuz günü yaşanan olayları belgelerle açıklayan Dr. Öğr. Üyesi Pekdoğan, "Cennet vatanımızı bölmek isteyenlere karşı çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek demeden milletimiz birlik ve beraberlik içerisinde kahramanca mücadele ederek hainlere asla geçit vermemiştir. Bugün bizlere düşen en önemli görev ve şu üç husus son derece önemlidir. Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmalı, Türk tarihini, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temelini, iyi ve doğru öğrenmeli, mutlaka Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk eserini belgeleriyle birlikte okumalı ve Türk Gençliğine hitaben kaleme aldığı Gençliğe Hitabeyi çok iyi analiz etmeliyiz. Geleceğimize sahip çıkacak gençlerimizi de bu bilinçle yetiştirmeliyiz" ifadelerine yer verdi. Dr. Öğr. Üyesi Pekdoğan, "Bu bilinçle vatanın bölünmez bütünlüğü uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnet, kahraman gazilerimizi şükranla anıyorum" diyerek tamamladı. Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü üçüncü sınıf öğrencisi Hilal Aslan’ın sunuculuğunu yaptığı anma programına; SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Metin Bayram, Genel Sekreter Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın, Dekan Yardımcısı ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayşen Bayram, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Deniz Mıhçıoğlu ile akademik ve idari personel katıldı. Program, T.C. İletişim Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan, günün anlam ve önemini anlatan fotoğraf sergisi ile son buldu.
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 16:50
Rektör Aydın: "Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne FETÖ iltisaklı sinek bile giremez"
Sağlık Bilimleri Üniversitesi, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü münasebetiyle milli iradeye karşı yapılan hain darbe girişiminin kahramanlarını anmak için bir araya geldi. Üniversitenin Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Külliyesinde gerçekleştirilen anma törenine, üniversite yönetimi, çok sayıda akademik-idari personel ile öğrenciler katıldı. Törende, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklâl Marşı okundu. Törenin açılışında konuşan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde meydanlara inerek gözü dönmüş hainlere haddini bildiren ve bu uğurda gözünü kırpmadan canlarını veren şehitlerimize Allah’tan rahmet; bedenleriyle bu işgal girişimine dur diyen gazilerimize de Rabbim’den acil şifalar diliyorum" ifadelerini kullandı. Rektör Aydın sözlerini şöyle sürdürdü: Sağlık Bilimleri Üniversitesi benim üzerime bir emanettir. Bana emanet olduğu süre boyunca Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin herhangi bir binasına FETÖ ile iltisaklı, irtibatlı sinek bile giremeyecek". Üniversitede düzenlenen törenin ardından Nakkaştepe’de bununan 15 Temmuz Şehitleri Anıtı’na ziyaret düzenledi. Ziyarete Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın başta olmak üzere senato üyeleri, fakülte dekanları, idari ve akademik kadronun yanı sıra çok sayıda öğrenci katıldı. Anıtta 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi gecesinde hayatını kaybeden ve 15 Temmuz Şehitler Anıtı’na isimleri yazılan şehitler için dua edildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder