SAĞLIK
27 Nisan 2026 Pazartesi - 17:12 Mardin’de nadir görülen hastalıkla doğan bebek sağlığına kavuştu Mardin’de doğum sırasında ciddi solunum sıkıntısı yaşayan ve nadir görülen "Sağ Konjenital Diyafragma Hernisi (Bochdalek Hernisi)" tanısı konulan bebek, başarılı operasyon ve yaklaşık 2 aylık tedavi sürecinin ardından sağlıklı şekilde taburcu edildi. Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen operasyonla hayata tutunan bebek, multidisipliner yaklaşım sayesinde sağlığına kavuşurken, tamamen anne sütüyle beslenir hale geldi ve oksijen ihtiyacı olmadan 57 gün sonra taburcu edildi. Çocuk uzmanı Adnan Azizoğlu yaptığı açıklamada, vakanın 37 haftalık ve 2 kilo 750 gram doğan, doğum sırasında ciddi solunum sıkıntısı gelişmesi üzerine entübe edilerek yenidoğan ünitesine alınan bir bebek olduğunu söyledi. Hastayı entübe şekilde devraldıklarında çekilen akciğer filminde karın içi organlarının sağ toraks içinde yerleştiğini tespit ettiklerini belirten Azizoğlu, "Bunun üzerine hastamızı acilen çocuk cerrahisi bölümüne danıştık. Aynı zamanda akciğer gelişiminde sorun olması nedeniyle akciğere giden ana damarda ciddi tansiyon yüksekliği mevcuttu" dedi. Hastanın stabilize edilmesinin ardından ameliyata alındığını ifade eden Azizoğlu, "Sağ tarafta olması ve karaciğer, apendiks ile ince ve kalın bağırsakların göğüs boşluğunda yer alması vakayı oldukça riskli hale getiriyordu. Bu operasyon Mardin’de ilk kez gerçekleştirildi" diye konuştu. Tedavi sürecinin multidisipliner şekilde yürütüldüğünü aktaran Azizoğlu, hastanın 57 günlük ve 4 kilogram ağırlığında olduğunu belirterek, "Oksijen ihtiyacı bulunmuyor ve tamamen anne sütüyle besleniyor. Yapılan tetkiklerde beyin dahil herhangi ciddi bir hasar tespit edilmedi. Bu bizim için sevindirici ve gurur verici bir durum" ifadelerini kullandı. Yenidoğan uzmanı Muhammet Hocaoğlu da vakanın en önemli özelliğinin diyafragma hernisinin sağ tarafta görülmesi olduğunu dile getirdi. Bu durumun hastalığı daha da nadir hale getirdiğini belirten Hocaoğlu, "Göğüs boşluğuna yerleşen organ miktarı arttıkça ölüm riski de artmaktadır. Bizim hastamızda ince ve kalın bağırsakların yanı sıra karaciğer de sağ toraks içinde yer alıyordu. Bu nedenle süreçte ciddi problemler yaşadık’’ dedi. Ameliyat öncesi ve sonrasında pulmoner hipertansiyonla mücadele ettiklerini ve uzun süre nitrik oksit tedavisi uyguladıklarını anlatan Hocaoğlu, bağırsak iskemisi ile de karşılaştıklarını kaydetti. Beslenme sürecinin kademeli ilerlediğini ifade eden Hocaoğlu, "Yaklaşık 50 gün boyunca oksijen desteği aldı. Bugün ise oksijen ihtiyacı olmadan, kilosunu neredeyse iki katına çıkarmış şekilde sağlıklı olarak taburcu ediliyor. Bu durum Mardin için önemli bir gelişme" şeklinde konuştu.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:09 Van’da optisyenlerden sahte güneş gözlüğü uyarısı Van’da havaların ısınmasıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımı artarken, optisyenler ise vatandaşları uyararak bijuteri ve sokak tezgâhlarında satılan sahte ürünlerin göz sağlığında kalıcı hasarlara yol açabileceğini söyledi. Kentte havaların ısınmasıyla birlikte artış gösteren güneş gözlüğü kullanımı, merdiven altı ürün tehlikesini de beraberinde getirdi. Sektör temsilcileri, bijuteri ve sokak tezgahlarında satılan kalitesiz gözlüklerin göz sağlığını korumak yerine kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Yeni sezon hazırlıklarının tamamlandığı kentte, optik mağazalarında yoğunluk yaşanırken uzmanlar, vatandaşların bilinçsiz seçimlerden kaçınması gerektiğini vurguladı. Özellikle Sağlık Bakanlığı onayı olmayan ve camları işlevsiz ürünlerin uzun vadede ciddi göz kusurlarına zemin hazırladığına dikkat çekildi. "Güneş gözlüğü, gözü zararlı ışınlardan korur" İHA muhabirine konuşan Optisyen Uğur Özbek, güneş gözlüğünün sadece bir aksesuar olmadığını, bir sağlık gereci olduğunu belirtti. Yeni sezonla ilgili tüm hazırlıklarını tamamladıklarını ifade eden Optisyen Özbek, "Şu an yeni sezonla ilgili süreç başladı ve ürünlerimizin tamamı dizildi. Stoklarımızı hazırladık; gelen misafirlerimize ve hastalarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Yeni sezonda öncelikle kaliteli, markalı ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerin kullanılmasını öneriyoruz. Bu sezon özellikle bu hususlara dikkat edilmesi gerekiyor. Güneş gözlüğü, gözü zararlı UV ışınlarından korur. Bu nedenle başta uzun yol şoförlerimiz olmak üzere; çocuklardan yetişkinlere, tüm gençlerimize ve her yaş grubuna güneş gözlüğü kullanmasını tavsiye ediyoruz. Güneş gözlüğü alırken ürünün orijinalliğine ve camların UV koruma özelliğine mutlaka dikkat edilmelidir" dedi. "Tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır" İşportada veya kozmetik mağazalarında satılan gözlüklerin göz sağlığı için büyük risk taşıdığını dile getiren Özbek, "Gözlük alırken tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır. Kozmetik mağazası gibi yerlerde satılan ürünler orijinal değildir; bunların hiçbir koruyucu özelliği bulunmadığı gibi garantileri de yoktur. Camları işlevsiz olan bu basit gözlükleri kesinlikle önermiyoruz. Göz sağlığı için gözlüğün mutlaka bir optisyenden, profesyonel bir optik mağazasından alınması gerekmektedir" diye konuştu.
Radyoloji Uzmanı Özgür: "Her tiroid nodülü ameliyat gerektirmez"
27 Mart 2026 Cuma - 10:41 Radyoloji Uzmanı Özgür: "Her tiroid nodülü ameliyat gerektirmez" Acıbadem Bodrum Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Dr. Recep Özgür; tiroid nodülleri ve bazı karaciğer tümörlerinin ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebildiğini belirterek, "Radyofrekans ve mikrodalga ablasyon; tiroid nodüllerinin veya karaciğerdeki tümörlerin yüksek ısıyla yakılması işlemidir. Lezyonun içinde ısı yoluyla nekroz oluşturularak hem karaciğer tümörlerinin hem de tiroid nodüllerinin tedavisinde kullanılabiliyor" dedi. Ablasyon işleminin görüntüleme yöntemleri eşliğinde uygulandığını belirten Özgür, "Tiroid nodüllerinde işlem çoğu zaman lokal anestezi ile yapılabilirken, karaciğer tümörlerinde genellikle genel anestezi tercih edilir. İşlem öncesinde ultrason ile giriş yeri dikkatle belirlenir ve işaretlenir. Bölge temizliği yapıldıktan sonra lezyon çevresine lokal anestezi uygulanır. Gerekli durumlarda çevre dokuların zarar görmemesi için koruyucu sıvı enjeksiyonu yapılabilir. Ultrason kılavuzluğunda ablasyon iğnesi hedef lezyona yerleştirilir ve kontrollü şekilde ısı verilerek yakma işlemi gerçekleştirilir" diye konuştu. İşlemin ortalama 30 ila 45 dakika sürdüğünü ifade eden Dr. Özgür, yakma derecesi ve süresinin lezyonun özelliklerine göre değişebildiğini söyledi. "Tiroid hastaları aynı gün taburcu olabiliyor" İşlem sonrası süreç hakkında da bilgi veren Dr. Özgür, en sık görülen yakınmanın ağrı olduğunu ancak doğru tekniklerle bunun önemli ölçüde azaltılabildiğini belirtti. Dr. Özgür, "İşlem sırasında uygulanan lokal anestezi ve çevre dokuları korumak amacıyla yapılan sıvı enjeksiyonları sayesinde ağrı büyük ölçüde azaltılabiliyor. Gerekli durumlarda hastalara ağrı kesici tedavisi veriyoruz. Tiroid ablasyonlarında hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebilirken, karaciğer ablasyonlarında genellikle bir gün hastane yatışı öneriyoruz" ifadelerini kullandı. "Kapalı yöntem olması önemli avantaj sağlıyor" Radyofrekans ve mikrodalga ablasyonun en önemli avantajının kapalı bir yöntem olması olduğunu vurgulayan Dr. Recep Özgür, "Bu yöntem iğne yardımıyla uygulanır ve komplikasyon riski düşüktür. Hastaların uzun süre hastanede kalmasına gerek kalmaz. Tiroid nodüllerine bağlı ağrı, nefes darlığı, yutma güçlüğü ve kozmetik şikayetlerde belirgin düzelme sağlanabilir. Karaciğer tümörlerinde ise doğru hasta seçimi ve uygun teknikle yapılan ablasyon işlemleriyle tam iyileşme sağlanabilmektedir" dedi. Dr. Özgür ayrıca işlem sonrasında hastaların 1. hafta, 1. ay, 3. ay ve 6. ay aralıklarla takip edildiğini sözlerine ekledi.
Bu merkezde hastalara doğal, bilimsel temelli tedavi sunuluyor
27 Mart 2026 Cuma - 10:35 Bu merkezde hastalara doğal, bilimsel temelli tedavi sunuluyor Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hizmet veren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Ünitesi, bilimsel temelli ve etik standartlarda uygulamalarla hastalara doğal, kişiye özel tedavi imkanı sunuyor. Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2022 yılından bu yana hizmet veren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Polikliniği’nde ozon terapisi, mezoterapi, proloterapi ve akupunktur gibi modern tıbba yardımcı uygulamalar kullanılıyor. Ünitede özellikle kas ve iskelet sistemi hastalıklarına yönelik uygulamalara yoğun talep olduğu, randevu sürelerinin 3-4 ayı bulduğu öğrenildi. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Gülşah Yaşa Öztürk, tamamlayıcı tıp uygulamalarının modern tıpla birlikte yürütüldüğünü belirterek, "Tamamlayıcı tıp sertifikası olan hekimlerimiz burada hastalarımıza modern tıp hekimleri olarak hizmet veriyor. Özellikle fibromiyalji ve kas-iskelet sistemi hastalıklarında ozon tedavisini kullanabiliyoruz. Yine mezoterapi ve proloterapi uygulayabiliyoruz" dedi. "Bilime dayalı uygulamaya özen gösteriyoruz" Uygulamaların Sağlık Bakanlığı onaylı sertifikalara sahip hekimler tarafından gerçekleştirildiğini ifade eden Öztürk, "Uygun gördüğümüz hastalara bu tedavileri öneriyoruz ve genelde iyi sonuçlar alıyoruz. En önemli nokta ise bu tedavilerin yan etki profilinin oldukça düşük olması. Güvenilir ve bilime dayalı şekilde uygulamaya özen gösteriyoruz" diye konuştu. "Personel ve altyapının güçlendirilmesi gerek" GETAT Ünitesi’nde farklı alanlara yönelik çeşitli uygulamaların da bulunduğunu belirten Öztürk, "Hekimlerimizin ozon, mezoterapi ve proloterapi dışında homeopati, akupunktur ve refleksoloji gibi yöntemlere dair sertifikaları da bulunuyor. Ancak bu yöntemlerin daha yaygın uygulanabilmesi için personel ve altyapının güçlendirilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Randevu süresi 3-4 ayı bulabiliyor" Fizik tedavi uzmanları olarak yalnızca kendi branşlarına giren hastalıklarda uygulama yaptıklarını vurgulayan Dr. Gülşah Yaşa Öztürk, "Mezoterapi estetik amaçla da kullanılabiliyor ancak biz sadece kas-iskelet sistemi hastalıkları, kireçlenme ve fibromiyalji gibi alanlarda hizmet veriyoruz. Kendi hastalarımızdan uygun gördüklerimize bu tedavileri uyguluyoruz. Özellikle ozon tedavisinde hasta yoğunluğu oldukça fazla ve randevu süresi 3-4 ayı bulabiliyor" şeklinde konuştu. Tedavi için gelen Emine Balbay, "7’nci seans ozon tedavimi aldım. Kollarımda, omuzlarımda ağrı vardı bu ağrılar kafama vuruyordu ve tedavi sonucu rahatladım. Faydasını gördüm" dedi.
Silvan’da Yaşlılar Haftası’nda hastaneye gelen yaşlılar yalnız bırakılmadı
27 Mart 2026 Cuma - 10:12 Silvan’da Yaşlılar Haftası’nda hastaneye gelen yaşlılar yalnız bırakılmadı Diyarbakır’da Silvan Dr. Yusuf Azizoğlu Devlet Hastanesi’nde Yaşlılara Saygı Haftası kapsamında yaşlı hastalara yönelik etkinlik gerçekleştirildi. Hastane yönetimi ve sağlık çalışanlarının katılımıyla düzenlenen etkinlikte, poliklinik hizmeti alan yaşlı hastalara süreç boyunca birebir destek sağlandı. Muayene ve tetkik işlemleri sırasında hastalara eşlik edilerek sağlık hizmetlerine erişimleri kolaylaştırıldı. Etkinlik kapsamında ayrıca yaşlı hastalara çiçek takdim edilerek moral ve motivasyonları artırıldı. Hastane koridorlarında sıcak görüntüler oluşurken, sağlık çalışanlarının ilgisi hastalar tarafından memnuniyetle karşılandı. Düzenlenen etkinliğin temel amacının, yaşlı bireylerin kendilerini değerli hissetmelerini sağlamak ve yalnız olmadıklarını hissettirmek olduğu belirtildi. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, etkinliğe ilişkin yaptığı değerlendirmede, yaşlı bireylerin toplumun en kıymetli değerleri arasında yer aldığını vurgulayarak şunları söyledi: "Yaşlılarımız, hayat tecrübeleriyle toplumumuza yön veren en önemli rehberlerimizdir. Onların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak, kendilerini yalnız hissetmemelerini sağlamak ve her zaman yanlarında olduğumuzu göstermek bizim en temel sorumluluklarımızdan biridir. Bu tür etkinliklerle sadece sağlık hizmeti sunmuyor, aynı zamanda gönüllere de dokunmayı hedefliyoruz."
Polen alerjisi olanlar dikkat
27 Mart 2026 Cuma - 10:07 Polen alerjisi olanlar dikkat Bahar aylarında havaların ısınması, çiçeklerin açması ve ağaçların yeşermesi beraberinde alerjiyi de getiriyor. Saman nezlesi ya da alerjik rinit olarak da bilinen bahar alerjisi en çok çayır, çiçek ve ağaç polenlerinden kaynaklanıyor. Tedavi edilmediğinde astıma dönüşebilen bahar alerjisine karşı alınacak önlemler ise hastalığın daha hafif geçmesine yardımcı oluyor. Medicana Sağlık Grubu KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Hüsamettin Olgun bahar alerjisi hakkında bilgi verdi. Bahar aylarında burun akıntısı, hapşırma, göz kızarması, öksürük, nefes tıkanması ve cilt kaşınmasından yakınanların sayısı artıyor. Medicana Bursa Hastanesi KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Hüsamettin Olgun, "Şehirlerde görülen polen miktarları yılda yüzde 3 oranında artış göstermektedir. Bunun sebebi ise hava sahasındaki karbondioksit oranına bağlanmaktadır. Karbondioksit, hava ve iklim ısınmasına sebep olduğu için çiçekler her yıl daha erken açmaya başlamakta ve buna bağlı olarak polenler daha erken ve daha uzun süreli uçuşmaktadır. Halk arasında saman nezlesi olarak da bilinen polen alerjisi, daha çok 5 ile 40 yaş grubu arasındakileri etkilemektedir. Polen alerjisi olan kişiler, özellikle temizliğe önem vermelidir. Ağır kokulardan ve tütün dumanından da uzak durmalıdırlar" dedi. Üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla karıştırılabiliyor Gerekli tedbirler alınmadığı sürece ya da yeterli tedavinin uygulanmaması durumunda hastalığın astıma dönüşme ihtimali bulunduğunu belirten Op. Dr. Hüsamettin Olgun, "Birçok insan öncelikle üşüttüğünü düşünürken, alerjik unsurlar gözden kaçmaktadır. Bu alerjilere uygulanabilecek tedavi yöntemleri çok geniş değildir. Anti alerjik burun spreyleri, göz damlaları veya ilaçlar kullanılabilmektedir. Belli gruplara aşı tedavisi de uygulanabilmektedir. Ancak aşı tedavisi Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine göre uygulanmalıdır" diye konuştu. Mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır Op. Dr. Olgun, alınabilecek bazı tedbirleri ise şu şekilde sıraladı: "Hasta mümkün olduğunca sokağa çıkmamalıdır. Dışarı çıktığında ise polen maskesi kullanmalıdır. Polen mevsiminde açık havada spor yapmak doğru değildir. Evi sabah değil öğle sonrası havalandırmalıdır. Araba ve evlerin pencereleri kapalı tutulmalıdır. Polenler daha çok sabah saat 05.00 ile 10.00 arasında yayılmaktadır. Ev ve arabadaki klimaların polen filtreleri sık sık değiştirilmelidir. Ev içi hava temizleyiciler eve giren polenlerin ortadan kaldırılmasında faydalı olabilir. Dışarıdan gelindiğinde duş almakta fayda vardır. Çamaşırlar dışarıda kurutulmamalıdır. Kedi ve köpek uzun süre oturma ve yatak odasında bulundurulmamalı."
Profesör uyardı: "Alerji mevsiminiz değişiyor, uzuyor ve şiddeti artıyor"
27 Mart 2026 Cuma - 10:05 Profesör uyardı: "Alerji mevsiminiz değişiyor, uzuyor ve şiddeti artıyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya," Alerji mevsiminiz değişiyor, uzuyor ve şiddeti artıyor. İklim değişikliği polen yoğunluğunu artırıyor ve alerjileri daha da kötüleştiriyor" dedi. İklim değişikliğiyle birlikte polen yoğunluğunun arttığını ifade eden Özkaya, yükselen sıcaklıklar nedeniyle mevsimsel alerjisi olan kişilerin daha uzun süre polene maruz kaldığını söyledi. Kışların ısındığını, ilkbaharın daha erken başladığını ve sonbaharın geciktiğini vurgulayan Özkaya, bu durumun alerjenlerin havada kalma süresini uzattığını ve alerji şikayetlerini artırdığını kaydetti. "Endişe verici derecede aşırı alerji olaylarını tetiklediğini görüyoruz" Yükselen sıcaklıklar nedeniyle mevsimsel alerjisi olan kişilerin daha uzun bir süre boyunca daha fazla polene maruz kaldığını belirten Dr. Şevket Özkaya, "Küresel ısınmanın endişe verici derecede aşırı alerji olaylarını tetiklediğini görüyoruz. Hastalarımız özellikle grip ve benzeri viral hastalıklar sonrası uzamış öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığı ile geliyor. Bu durum, bağışıklık sisteminizin poleni yanlışlıkla zararlı bir madde olarak tanımlaması ve normalde patojenik bakteri veya virüslere karşı olan bir tepkiyi tetiklemesiyle ortaya çıkar. Yaygın belirtiler arasında burun akıntısı, göz kaşıntısı ve hapşırma yer alabilir. Bazı durumlarda, mevsimsel alerjiler, solunum yollarındaki iltihaplanma şişmeye yol açarak akciğerlere yeterli hava girmesini zorlaştırdığında solunum güçlüklerine neden olabilir" diye konuştu. "Hayat kalitesinde büyük bir fark oluşturuyor" Alerji mevsimi başlamadan önce insanın neye alerjisi olduğunu bilip ilaç almaya başlarsa, hayat kalitesinde büyük bir fark olacağını söyleyen Özkaya, "Alerji testleri, neye alerjiniz olduğunu ve nasıl tedavi edileceğini kesin olarak öğrenmenin bir yoludur. Ağaç veya çim alerjiniz varsa, açık hava aktivitelerini kısıtlamanız gerekebilir. Geçiş ayların olarak bilinen ilkbahar ve son bahar aylarında hastalarımızın en çok şikayet ettikleri ’burun akıntısı, hapşırma, gözlerde ve boğazda kaşıntı’ belirtiler halk arasında mevsimsel saman nezlesi olarak bilinen hastalığın yapılan araştırmalarda 30 gün daha uzadığı izlendi. Bu hastalık sadece lokal etkileri olan bir durum olmayıp, çocuklarda okul başarısını ve yetişkinlerde ise iş ve günlük hayata odaklanmasını olumsuz etkileyen sistemik ve psikolojik etkileri de olmaktadır. Sadece iklim değişiklikleri değil, şehirlerdeki hava kirliliği de alerjik şikayetlerin şiddetini ve sıkılığını arttırmaktadır. Bunun bir nedeni de, insan faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonlar nedeniyle atmosferdeki karbondioksit (CO2) seviyelerinin yükselmesidir. Saman nezlesi hastaları için en rahatsız edici bitkilerin çoğu CO2 ile beslenir" şeklinde konuştu.
Batman’da "Erken Teşhis Hayat Kurtarır" seferberliği: Köy köy gezip kanser taraması yapıyorlar
27 Mart 2026 Cuma - 09:39 Batman’da "Erken Teşhis Hayat Kurtarır" seferberliği: Köy köy gezip kanser taraması yapıyorlar Batman’ın Gercüş ilçesinde Toplum Sağlığı Merkezi ekipleri, "Erken Teşhis Hayat Kurtarır" sloganıyla köyleri karış karış gezerek kadınlara yönelik kanser taraması ve bilgilendirme çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Gercüş Toplum Sağlığı Merkezi’nin bugünkü durağı Hisar köyü oldu. Hisar Ortaokulu’nda düzenlenen etkinlikte, köydeki kadınlara yönelik kapsamlı bir eğitim programı gerçekleştirildi. Hemşire Gülistan Ülker tarafından verilen eğitimde; rahim ağzı (serviks), meme ve kalın bağırsak kanserleri hakkında hayati bilgiler paylaşıldı. Sağlık Bakanlığı’nın sunduğu ücretsiz tarama hizmetlerini vatandaşın ayağına götüren ekip, eğitim sonrası gönüllü kadınlardan kanser tarama testleri aldı. İnteraktif bir şekilde ilerleyen sunumda, kadınların merak ettiği sorular tek tek yanıtlandı. Eğitimi gerçekleştiren hemşire Gülistan Ülker, bugün Hisar köyündeki kadınlarla bir araya geldiklerini belirterek, kanser hakkında eğitim verdiklerini söyledi. Sağlık Bakanlığı tarafından bu taramaların tamamen ücretsiz yapıldığını ifade eden Ülker, "Bizler, köy köy dolaşarak hem bilgilendirme yapıyor hem de testlerimizi alıyoruz. Erken teşhisin hayat kurtardığını bir kez daha vurguladık ve tüm kadınlarımızı taramalara davet ettik" dedi. Sağlık hizmetinin köylerine kadar gelmesinden büyük memnuniyet duyan Hisarlı kadınlar, bu hassas konuda kendilerini bilgilendiren Ülker’e ve Gercüş Toplum Sağlığı Merkezi yetkililerine teşekkür etti.
Muğla’da kolorektal kanser için bilgilendirme yapıldı
27 Mart 2026 Cuma - 09:34 Muğla’da kolorektal kanser için bilgilendirme yapıldı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Hemşirelik Bölümü ve Tıp Fakültesi, toplumda hayati önem taşıyan kolorektal kansere karşı farkındalık oluşturmak amacıyla hastanede kapsamlı bir etkinlik gerçekleştirdi. MSKÜ Hemşirelik Bölümü Cerrahi Hastalıklar Hemşireliği AD ile Tıp Fakültesi Genel Cerrahi AD iş birliğiyle, ’Kolorektal Kanser Farkındalık Etkinliği’ düzenlendi. Erken tanının hayat kurtarıcı gücüne dikkat çekmek amacıyla düzenlenen etkinlikte, hem sağlık profesyonelleri hem de öğrenciler vatandaşlarla buluştu. Hastaneye başvuran vatandaşlara yönelik kurulan bilgilendirme standında; kolorektal kanserin risk faktörleri, belirtileri ve korunma yolları hakkında detaylı sunumlar yapıldı. Hemşirelik Bölümü öğrencileri ve uzman sağlık personeli, hazırlanan afiş ve broşürler aracılığıyla ziyaretçileri bilgilendirerek görsel ve yazılı eğitim materyalleri paylaştı. Etkinlik boyunca yapılan bilgilendirmelerde, kolorektal kanserin erken evrede tespit edilmesi durumunda tedavi başarısının ciddi oranda arttığı ifade edildi. Düzenli tarama testlerinin ihmal edilmemesi gerektiği vurgulanırken, katılımcıların merak ettiği sorular uzmanlar tarafından tek tek yanıtlandı. Toplumun bilinç düzeyini artırmayı hedefleyen farkındalık standı, hastane yönetimi tarafından da büyük ilgi gördü. Etkinlik alanını; Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Kıvanç Karaman, Op. Dr. Alper Gökbel ile Sağlık Bakım Hizmetleri Müdür Yardımcıları Mihrican Çelebi ve Yasemin Babayiğit ziyaret ederek çalışmalara destek verdi.
Medicana’da su farkındalığı: "Her damla bir sorumluluk"
27 Mart 2026 Cuma - 09:34 Medicana’da su farkındalığı: "Her damla bir sorumluluk" Medicana International Ankara Hastanesi’nde düzenlenen ‘Her Damla Bir Sorumluluk’ etkinliğinde, suyun sürdürülebilir kullanımı, görünmeyen su tüketimi ve toplum sağlığına etkileri çok yönlü olarak ele alındı. Su kaynaklarının hızla azalması ve bilinçsiz tüketimin artmasıyla suyun korunması küresel bir sorumluluk haline gelirken, Medicana International Ankara Hastanesi’nde düzenlenen ‘Her Damla Bir Sorumluluk’ etkinliğinde sürdürülebilir su kullanımı ve toplumsal farkındalık konuları kapsamlı şekilde ele alındı. Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) ve MBA Okulları Oran Kampüsü iş birliğiyle Medicana International Ankara Hastanesi Konferans Salonu’nda geçtiğimiz gün gerçekleştirilen etkinlikte, ‘doğru bilinen yanlışlar’ temalı bilgilendirme sergisi ile MBA öğrencilerinin hazırladığı su temalı resimler katılımcılarla buluştu. Ziyaretçiler sergi ziyareti sonrası su farkındalık düzeylerini ölçen ankete katıldı. Ardından düzenlenen seminerde, suyun yalnızca çevresel bir konu değil; insan sağlığı, yaşam kalitesi ve gelecek nesiller açısından hayati öneme sahip olduğu vurgulandı. Dünyadaki suyun yalnızca yüzde 1’inin kullanılabilir su olduğu belirtilerek, günlük alışkanlıkların ciddi su israfına yol açtığına dikkat çekildi. Görünmeyen su tüketimine dikkat çekildi Etkinlikte yapılan paylaşımlarda, bir tişört üretimi için yaklaşık 7 bin 700 litre, bir hamburger üretimi için ise yaklaşık 15 bin litre su harcandığına dikkat çekilerek, tüketim alışkanlıklarının su kaynakları üzerindeki dolaylı etkileri vurgulandı ve her ürünün ‘görünmeyen bir su hikâyesi’ barındırdığı ifade edildi. Günlük hayatta yapılabilecek basit değişimlerin önemli tasarruflar sağlayabileceği belirtilerek; diş fırçalarken musluğu kapatmak, araba yıkarken hortum yerine kova kullanmak gibi önlemlerle yüzlerce litre suyun korunabileceği aktarıldı. Su, gıda ve gelecek arasındaki bağlantı Türkiye Çevre Eğitim Vakfı Genel Müdürü Almıla Kından Cebbari etkinlikte yaptığı konuşmasında, dünyadaki suyun döngüsel olmasına rağmen kullanılabilir su oranının sınırlı olduğunu belirterek, tüketim alışkanlıklarının çevresel, sosyal ve ekonomik dengeler üzerindeki etkilerine dikkati çekti. Almıla Kından Cebbari şunları kaydetti: "Türkiye’de yılda yaklaşık 33 milyon ton atığın 15 milyon tonu gıda atıklarından oluşuyor. Tarımsal üretimde kullanılan su oranının yüzde 70 seviyesinde. İsraf edilen her gıda aynı zamanda boşa harcanan su anlamına geliyor. Organik atıklar karbon döngüsünü olumsuz etkileyerek küresel ısınmayı artırıyor. Topraktaki organik madde oranının azalması su tutma kapasitesini düşürüyor ve kuraklık riski artırıyor. Suyu korumak yalnızca tasarruf etmekle değil; gıdayı, toprağı ve doğal dengeyi korumakla mümkündür. Değişim ise bireysel farkındalıkla başlar." Eğitimde sürdürülebilirlik ve doğa bilinci TÜRÇEV Eko-Okul sertifikasına sahip MBA Oran Kampüsü’nün çalışmalarını paylaşan Kampüs Müdürü Özlem Yüksel, çevre bilincinin erken yaşta kazandırılmasının önemine dikkat çekti. Okul bünyesinde gerçekleştirilen uygulamalarda öğrencilerin ata tohumları dikerek üretim sürecine katıldığı, bu sayede hem doğayı tanıdığı hem de sorumluluk bilinci kazandığı belirtildi. Program kapsamında söz alan öğrenci Elif Kübra Balcı ise yıl boyunca gerçekleştirdikleri ekolojik çalışmalarla sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını anlattı. Sağlığın temeli su Etkinliğin kapanış konuşmasını yapan Medicana International Ankara Hastanesi Genel Müdürü ve Başhekimi Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, sağlıkta suyun yeri ve önemini paylaştı. Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, "Bildiğiniz üzere su kaynaklarının azalması yalnızca susuzluk anlamına gelmez; aynı zamanda hijyen şartlarının bozulmasına bağlı olarak enfeksiyon riskini ciddi şekilde artırır. Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar insan güvenli içme suyuna erişememekte, 3,6 milyar insan ise yeterli sanitasyon hizmetlerinden yoksun yaşamaktadır. Bu durumun en ağır sonuçlarını ise çocuklar yaşamaktadır. Güvensiz su, yetersiz hijyen ve sanitasyon şartları nedeniyle her gün yaklaşık 1.000 çocuk önlenebilir hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Su sadece bir ihtiyaç değil, aynı zamanda sağlığın kendisidir. Bu nedenle suyun korunması, yalnızca bir çevre meselesi değil, aynı zamanda toplum sağlığını doğrudan etkileyen kritik bir hijyen ve enfeksiyon önleme konusudur" ifadelerini kullandı.
Baharla birlikte polen alerjisi alarmı
27 Mart 2026 Cuma - 08:52 Baharla birlikte polen alerjisi alarmı Bahar aylarının gelmesiyle doğa canlanırken, milyonlarca kişi için "polen kabusu" da başlıyor. Sabah uyanır uyanmaz peş peşe gelen hapşırıklar, gözlerdeki kaşıntı ve bitmek bilmeyen burun akıntısı hayat kalitesini düşürüyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu polen alerjisinin hafife alınmaması gerektiğini, özellikle çocuklarda tedavi edilmeyen alerjinin astımı tetikleyebileceğini vurguladı. Sabah uyanır uyanmaz peş peşe hapşırıklar, burun akıntısı ve gözlerde kaşıntı bahar aylarında sıkça görülen bu şikâyetlerin nedeni çoğu zaman polen alerjisi oluyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, polenlerin özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde ciddi rahatsızlıklara yol açabileceğini belirterek, doğru tanı ve korunma yöntemlerinin büyük önem taşıdığını söyledi. Polenler astım ataklarını tetikleyebilir Polenlerin çıplak gözle görülmeyen ancak alerjik reaksiyonlara neden olabilen antijenler olduğunu belirten Prof. Dr. Nacaroğlu, "Polenler solunum yoluyla vücuda girdiğinde burunda kaşıntı, peş peşe hapşırık, burun akıntısı, öksürük, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı gibi şikâyetlere yol açabilir. Astım hastalarında ise bu durum astım ataklarını tetikleyebilir. Polen yoğunluğu özellikle sabah saatlerinde daha fazla oluyor. Evlerin havalandırılması konusunda dikkatli olunması gerekir. Polen mevsiminde evleri sabah erken saatlerde havalandırmamak önemli. Açık havada zaman geçirdikten sonra eve gelince kıyafetleri değiştirmek ve duş almak da polen temasını azaltmaya yardımcı olur" diye konuştu. Dışarıda kurutulan kıyafetler polen taşıyabilir Bahar aylarında çamaşırların dışarıda kurutulmasının polen maruziyetini artırabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Nacaroğlu, "Kıyafetler dışarıda kurutulduğunda üzerlerine polenler yapışabilir ve bu da alerji şikâyetlerini artırabilir. Ayrıca dışarı çıkarken gözlük ve şapka kullanmak da polenlerden korunmaya yardımcı olabilir. Alerji belirtileri yaşayan kişilerde öncelikle bunun gerçekten polen alerjisi olup olmadığının belirlenmesi gerekiyor. Bunu anlamak için deri üzerinden yapılan testler veya kanda yapılan alerji testleriyle polenlere karşı duyarlılığı tespit edebiliyoruz" dedi. İmmonoterapi tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor Tanı konulduktan sonra ilk aşamada korunma önlemleri ve ilaç tedavisi uygulandığını belirten Prof. Dr. Nacaroğlu, şikâyetlerin kontrol altına alınamadığı durumlarda alerjen immünoterapisinin devreye girdiğini kaydederek, şunları ekledi: "İmmünoterapi tedavisinde alerjen özütleri hastaya giderek artan dozlarda verilerek vücudun bu maddeye karşı duyarsızlaşması sağlanır. Bu uzun soluklu bir tedavi olsa da hastalığın kontrol altına alınmasını sağlar ve alerjinin astıma ilerlemesini önleyebilen tek tedavi yöntemidir."
Manisa’da diyabet hastalarının şeker ölçüm sensörleri Büyükşehir’den
26 Mart 2026 Perşembe - 18:31 Manisa’da diyabet hastalarının şeker ölçüm sensörleri Büyükşehir’den Manisa Büyükşehir Belediyesi, diyabetle mücadele eden vatandaşların yaşam kalitesini artırmak için anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlatılan çalışma kapsamında, Manisa’da ikamet eden ihtiyaç sahibi Tip-1 diyabet hastalarına şeker ölçüm sensörü desteği verilecek. Özellikle 18 yaşını dolduran bireylerde devlet desteğinin sona ermesiyle oluşan mağduriyeti gidermeyi hedefleyen Manisa Büyükşehir Belediyesi, yüksek maliyeti nedeniyle temin edilmekte zorlanılan bu cihazları hak sahibi vatandaşlara ücretsiz ulaştıracak. Destekten yararlanmak için Manisa il sınırlarında ikamet etmek, diyabet tanısı almış olmak ve sosyal yardım kriterlerine uygunluk şartı aranacak. Başvurular dijital ortamda alınacak 18 yaş altı hastaların başvuruları devlet desteği kapsamında oldukları için kabul edilmeyecek. Proje yalnızca 18 yaş üzeri ihtiyaç sahiplerini kapsayacak. Adaylar, Manisa Büyükşehir Belediyesinin resmi internet sitesindeki başvuru linki üzerinden form doldurarak taleplerini iletebilecek. Başvuru sırasında sağlık raporunun sisteme yüklenmesi zorunlu tutulurken, raporu eksik olan başvurular geçersiz sayılacak. "Bu cihazlar lüks değil, hayati bir ihtiyaçtır" Hizmetin önemine dikkat çeken Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, vatandaşların sağlığa erişimini kolaylaştırmaya devam edeceklerini belirterek şunları söyledi: "Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak en öncelikli görevimiz, hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmak ve halk sağlığını korumak adına her türlü imkanı seferber etmektir. Şeker ölçüm sensörleri, diyabet hastalarımız için bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur. 18 yaşından sonra bu desteğin kesilmesi hemşerilerimizi hem sağlık hem de ekonomik açıdan zor bir durumda bırakıyordu. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak bu yükü devralıyor ve sensörleri ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza biz sağlıyoruz. Kimsenin imkansızlık nedeniyle sağlığından ödün vermesine izin vermeyeceğiz. Her zaman yanınızdayız"