SAĞLIK
Başkan Kaya’dan Aydın Şehir Hastanesi’ne övgü 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:47:38 Ayda ortalama 450 bin hastaya hizmet verecek olan Aydın Şehir Hastanesi, polikliniklerin de taşınmasıyla birlikte tam kapasite hizmet vermeye başlarken, hastaneye gelen İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya, duyduğu memnuniyeti dile getirerek "Hastanemiz çok güzel ve ferah olmuş" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından resmi açılışı yapılan Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi, polikliniklerin de taşınmasıyla birlikte Aydın’da tam kapasite hizmet vermeye devam ediyor. Bin 300 yatak kapasitesi ile Aydın halkına birinci sınıf sağlık hizmeti sunması beklenen hastane 189 poliklinik sayısı ile hizmet vermeye başladı. Sabahın erken saatlerinde polikliniğe gelen vatandaşlar da hastane personelleri tarafından kapıda karşılanarak gidecekleri bölümlere yönlendirildi. "Aydın’a her şey yakışır" Aydın Şehir Hastanesi’nde kalan Yenipazar Belediyesi eski başkanı Zafer Savcı’yı ziyarete gelen İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya da, hastaneden övgü dolu sözlerle bahsetti. Aydın Şehir Hastanesi’nin kente önemli bir değer kattığını ifade eden İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya, hastaneden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Aydın Şehir Hastanesi’ne bugün, yeni açılan Acarlar Yolu’ndan geldik. Öncelikle Özlem Başkanı teşekkür ederim. 5 dakikada İncirliova’dan geldik. Bir köprü kalmış yapılacak. O köprüde yapılınca İncirliova ile Şehir Hastanesi arası 10 dakika sürmez. Bu yol güzel olmuş. Koçarlı’ya İncirliova’ya faydası var. Şehir Hastanesi’ne eski Yenipazar Belediye Başkanımız Zafer Savcı’ya ziyarete geldim. Güzel bakıyorlar. Hastanemiz çok güzel olmuş. Ferah olmuş. Herkes ilgileniyor. Sağ olsunlar. Güvenlikçisinden personeline kadar herkes yardımcı oluyor. İlk gün olması sebebiyle biraz karmaşa var ama en kısa zamanda o da düzene girer. Hastane çok güzel olmuş. Odalar çok güzel. Vesile olan herkesten Allah razı olsun. Aydınımıza hayırlı olsun. Aydın değişen ve gelişen bir il. Herkesin göç ettiği bir il. Aydın’a her şey yakışır" dedi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:06 Çözüm bulamadığı bel ağrısından ‘ağrı pili’ ile kurtuldu Gaziantep’te ilaç tedavisine ve defalarca ameliyat olmasına rağmen kronik ağrıları nedeniyle 5 yıldır zorlu bir yaşam süren 61 yaşındaki Saniye Kal, kentte ilk kez uygulanan "ağrı pili" yöntemi sayesinde sağlığına kavuştu. Belinde 5 yıldır hissettiği kronik ağrıları nedeniyle yürüme güçlüğü çeken ve eğilip kalkmakta zorlanan Saniye Kal, bel bölgesinden 6 defa ameliyat olan, beline platin, 20 vida takılan, 4 defa algolojik tedavi alan ve defalarca fizik tedavi gördü. Gittiği hastanelerde ağrılarına ilaç tedavisiyle çözüm bulamayan Kal’ın omurgası, ameliyatla takılan 20 metal vidalarla sabitlendi. Kal, geçirdiği operasyona rağmen şiddetli ağrı, uyku problemi ve yürüme güçlüğü çekmesi nedeniyle hayatını idame ettiremez hale geldi. Ağrılarından "ağrı pili" tedavisi sayesinde kurtuldu Gaziantep Şehir Hastanesi’ne başvuran Kal, algoloji bölümü doktorları muayene etti. Doktorlar Kal’a "ağrı pili" tedavisi uygulanmasına karar verdi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniğinden Op. Dr. Abdullah Duman ve ekibinin başarılı operasyonu sonucu Kal, yıllardır süren ağrılarından hastanede uygulanan "ağrı pili" tedavisi sayesinde kurtuldu. Bel bölgesine pil yerleştirilen Kal, 5 yıldır geçmeyen ve son 1 yıldır dayanılmaz bir hal alan ağrılarından kurtulmanın mutluluğunu yaşıyor. "Hastalarımıza umut olmaya devam edeceğiz" Kronik ağrıları nedeniyle yıllardır zorlu bir yaşam süren Saniye Kal’ın kentte ilk kez uygulanan "ağrı pili" yöntemi sayesinde sağlığına kavuştuğunu belirten Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Uluşan, "Hastamız bacak ağrıları nedeniyle birçok ameliyat geçirmiş. Hastamıza 20’ye yakın bir vida ameliyatı uygulanmış. Ama geçmeyen ağrıları nedeniyle hastanemize başvurdu. Gaziantep’te ve bölgede ilk defa uygulanan tedaviyle hastamız sağlığına kavuştu. Hastamız omurgaya yerleştiren ‘ağrı pili’ sayesinde ağrılarından tamamen kurtuldu. Hastamız da çok mutlu. Hastanemizde bu tarz vakaları yapmaya devam edeceğiz ve hastalarımıza umut olmaya devam etmeyi planlıyoruz" dedi. "Hastamızın iyileşmesi bizi mutlu etti" Hastanın sağlık durumu ve "ağrı pili" tedavisiyle ilgili bilgi veren Operatör Doktor Abdullah Duman ise, "Hastamız daha önce 3 kere ayaklarından, 3 kere de torakolomber bölgeden ameliyat olmuştu ve bel bölgesinde 20 adet vida vardı. Buna rağmen ağrıları geçmiyordu. Ağrıları geçmemesi üzerine algoloji hekimlerimiz tarafından takibe alınmıştı. Algoloji hekimleri tarafından hasta için ‘ağrı pili’ düşünülüp bize yönlendirildi. Biz de hocamızla beraber değerlendirdik ve hastamıza ‘ağrı pili’ni uygun gördük. Hastaya detaylı bilgilendirmeyi yaptık. Hastanın da kabul etmesi üzerine yaklaşık yarım saat süren bir operasyonla elektrotları sırtına yerleştirdik. Karnının tarafına da bir jeneratör koyduk ve bu şekilde hastanın ağrılarının azaldığını gördük. Bu durum bizi gerçekten memnun etti" şeklinde konuştu. "Sağılığıma kavuştuğum için çok mutluyum" 5 yıldır hissettiği ağrılardan kaynaklı birçok tedavi yöntemi denediğini ve çok sıkıntılı günler yaşadığını dile getiren hasta Saniye Kal da, hastanede gerçekleştirilen operasyonda bel bölgesine yerleştirilen pil ile şikayetlerinden kurtulduğunu belirterek, "Çok ameliyat geçirdim, ağrılarım çok fazlaydı ve bir türlü geçmiyordu. Geceleri uyuyamıyordum, sürekli belim ve ayaklarım ağrıyordu. Günde 6-7 tane de hap içiyordum. Yaklaşık 5 yıldır bu durumdaydım. Şimdi çok şükür iyiyim. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim" diye konuştu.
Uzman çavuştan hayat kurtaran hamle: Nefes borusuna dondurma külahı kaçan çocuğu Heimlich manevrasıyla kurtardı
15 Haziran 2025 Pazar - 14:33 Uzman çavuştan hayat kurtaran hamle: Nefes borusuna dondurma külahı kaçan çocuğu Heimlich manevrasıyla kurtardı Ordu’nun Ünye ilçesinde nefes borusuna dondurma külahı kaçan ve nefes alamayan 11 yaşındaki çocuğu çevreden geçen uzman çavuş Heimlich manevrası ile boğulmaktan kurtardı. Olay ilçenin Çınarlık Mahallesi Kandil Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, memleketi Ünye’ye izne gelen ve Suriye’de görev yapan Uzman Çavuş Murat Kol, sokak üzerinde bir çocuğun nefes alamadığını gördü. Çocuğun yanına yaklaşan Uzman Çavuş Murat Kol, Heimlich manevrasıyla çocuğa müdahale ederek boğazına kaçan dondurma külahının çıkmasını sağladı. Olay anı ise çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde çevredekilerin yardım etmeye çalışması ve Uzman Çavuş Murat Kol’un su almaya giderek çocuğa müdahale ettiği görüldü. Çocuğun yüzünün morardığını ve nefes alamadığını fark ederek müdahale yaptığını söyleyen Uzman Çavuş Murat Kol, "Dışarıda ufak bir işim vardı. O sırada bütün işlerimi bitirip evime geçtiğim sırada tam olduğumuz yerde bir kardeşimizin yüzünün morardığını fark ettim. Nefes alamadığını anladım. Aracımı park ettikten sonra kardeşimize baktığımızda nefes alamıyordu. Yüzü de bayağı morarmıştı. Boğazında bir şey olduğunu anladım. Bende o sırada heimlich manevrası yapmaya çalıştım. 7-8 defa heimlich manevrası yaptıktan sonra nefes almakta zorlandığını gördüm. Tekrardan yine heimlich manevrası yapmaya çalıştım. Boğazına dondurma külahı kaçmış. Onu çıkarmayı başardıktan sonra kardeşimize durumunu sordum. Çocuk kendisi bana boğazına bir şeyler battığını söyledi. Ardından elimle boğazındaki o parçaları almaya çalıştım. Ardından kardeşimizi yola çıkardım ve çevrede bulunan bakkaldan bir şişe su alarak elini yüzünü yıkadım. Kendisini hastaneye götürmek istedim. Çocuk kendisini iyi hissettiğini ve eve gitmek istediğini söyledi. İçim rahat etmedi onu aracıma alarak evine götürdüm. Bu yaptığım olaydan dolayı bir insanlık görevimi yaptığımdan dolayı gerçekten çok mutluyum. Önemli olan kardeşimizin hayatı ve sağlığıdır" dedi. Çocuğun sağlığın durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Prof. Dr. Özkan: "Diş eksikliği bağırsakları çökertiyor. IBS riski yüzde 103 artıyor"
15 Haziran 2025 Pazar - 14:07 Prof. Dr. Özkan: "Diş eksikliği bağırsakları çökertiyor. IBS riski yüzde 103 artıyor" Uzman Diş Hekimi ve Ağız, Diş, Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, ağız sağlığının yalnızca estetik değil, aynı zamanda sistemik sağlık için de kritik öneme sahip olduğunu vurgulayarak, "Diş kayıpları ve yetersiz çiğneme, IBS gibi kronik bağırsak hastalıklarına bile yol açabiliyor. Risk yüzde 103 artıyor" dedi. Özkan yaptığı açıklamada ağız sağlığı ihmali, İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS) dahil birçok sindirim sorununa zemin hazırladığını söyledi. Özkan, sindirim sistemi bozukluklarının tek sebebinin stres ya da beslenme olmadığnıı yeni bilimsel bulgular, diş eksikliğinin bağırsak sağlığı üzerinde doğrudan etkisi olduğunu ortaya koydunu ifade ederek, "Ağız sağlığı yalnızca estetik değil, aynı zamanda sistemik sağlık için de kritik öneme sahiptir. Diş kayıpları ve yetersiz çiğneme, IBS gibi kronik bağırsak hastalıklarına bile yol açabiliyor. Roma III kriterlerine göre değerlendirilerek Ekim 2024’te yayımlanan çok merkezli çalışmada, 1-2 diş kaybı yaşayan bireylerde IBS görülme oranının yüzde 35, 3-5 diş kaybı olanlarda ise yüzde 33’e yakın olduğu tespit edildi. Araştırma, özellikle kabızlık ağırlıklı IBS formunun, eksik diş sayısıyla paralel olarak arttığını ortaya koydu" diye konuştu. "Sindirim ağızda başlar. Diş eksikliği bağırsağı bozar." Ağız sağlığının sistemik hastalıklarla ilişkisine dikkat çeken Özkan, şu uyarılarda bulundu: "Halk arasında yaygın bir yanlış anlaşılma var: ‘Sindirim midede başlar’ denir. Oysa sindirim süreci ağızda başlar. Dişlerle yapılan mekanik sindirim ve tükürükteki enzimlerle başlayan kimyasal sindirim yetersiz kalırsa, mide ve bağırsaklara binen yük artar. Yetersiz çiğneme, bağırsak hareketlerini bozar ve zamanla IBS gibi ciddi tabloya dönüşebilir." "Protez kullananlar Dikkat: IBS Riski yüzde 103 daha fazla" Araştırma sonuçlarına göre diş protezi kullanan bireylerde IBS görülme oranının, tüm dişleri olanlara kıyasla yüzde 103 daha yüksek olduğunu anlatan Özkan, "Protez dişler, doğal dişlere göre daha düşük çiğneme kapasitesine sahiptir. Yiyecekler yeterince öğütülemediğinde, bağırsakta uzun süre kalan lifli gıdalar kabızlık eğilimini artırır. Özellikle tam protez kullanan bireylerde bu risk belirgin şekilde artmaktadır. İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS) yıllardır stres ve psikolojik faktörlere bağlanıyordu. Ancak son bulgular, ağız sağlığının sistemik etkisini yeniden gündeme taşıdı. Ağız sağlığının ihmal edilmesi, yalnızca diş ve diş eti hastalıklarını değil, sindirim sisteminin tamamını tehdit ediyor. Diş eksikliği yalnızca çiğneme sorunu değil; bağırsak düzeninizi ve yaşam kalitenizi etkileyen sistemik bir problemdir. Özellikle birden fazla diş eksikliği olan hastalar, IBS ve reflü gibi sorunları yaşıyorsa, tedavi planında ağız sağlığına da mutlaka yer verilmelidir" dedi. Özkan, Diş eksikliğinin görülmeyen diğer etkilerini ise şöyle sıraladı: "Reflü, yetersiz çiğneme, mideyi aşırı asit üretmeye zorlar. Besin amilim bozuklukları. kötü çiğnenmiş gıdalar bağırsakta emilmeden atılır. Obezite veya hızlı kilo kaybı. Dişsiz bireyler genellikle yumuşak ve karbonhidrat ağırlıklı gıdalara yönelir. Psikolojik sorunlar. Diş eksikliği özgüveni azaltır, anksiyete ve depresyonu artırabilir." Prof. Dr. Özkan, diş kaybı yaşayan bireylerin geçici protezler yerine sabit protezler veya implant tedavileriyle etkin çiğneme fonksiyonunu yeniden kazanması gerektiğini belirterek, "Diş eksikliğini sadece estetik görünüm olarak değil, sistemik etkileriyle ele almalıyız. İmplant ve implant üstü sabit protezler veya implant üst kaplamalar ile doğru çiğneme sağlanır, bağırsak sağlığı korunur, bireyin yaşam kalitesi ve süresi artar"dedi.
Sağlık Bakanlığı’ndan anne ve bebek sağlığına dijital destek
15 Haziran 2025 Pazar - 13:47 Sağlık Bakanlığı’ndan anne ve bebek sağlığına dijital destek Sağlık Bakanlığı’nın anne ve bebek sağlığı için dijital destek sağlama amacı ile çıkardığı "Annelik Yolculuğu", tüm dijital uygulama mağazalarında yayınlandı. Sağlık Bakanlığı’nın, "Türkiye Sağlık Yüzyılı" hedefi doğrultusunda geliştirdiği, kadın ve çocuk sağlığını merkeze alan "Annelik Yolculuğu", tüm uygulama mağazalarında kullanıma sunuldu. Gebelikten doğuma, emzirmeden 0-2 yaş bebek gelişimine kadar olan tüm süreçlere rehberlik eden mobil uygulama; sağlık hizmetlerine dijital ortamda, etkin ve güvenli biçimde erişime imkan sağlıyor. Hafta hafta gebelik takibi Cep telefonlarına ücretsiz olarak indirilebilen uygulamada; bebeğin anne karnındaki gelişim süreci ayrıntılı olarak anlatılıyor. Beslenme, egzersiz ve yaşam önerileri ile sağlıklı gebelik ve doğuma hazırlık için de özel içerikler sunuluyor. "Annelik Yolculuğu’nda, rahat bir doğum için destekleyici yöntemler yer alırken doğum sonrası için emzirme ve lohusalık desteği de veriliyor. Uygulama ailelere rehberlik edecek Uygulamada sadece; gebelik ve doğum değil, bebek bakımı için de öneriler var. "0-2 Yaş Bebek Gelişimi" bölümünde; erken çocukluk dönemine ilişkin bakım, beslenme, gelişimsel takip ve aile rehberliği sunulurken; "Test ve Aşı Hatırlatıcıları" bölümü, bebeklerin muayene, tarama ve bağışıklama süreçlerinin zamanında gerçekleştirilmesini sağlıyor. Bebeklerin ilk anıları uygulamaya kaydedilebilecek "Güvenilir Bilgi Paylaşımı" bölümüyle sağlık profesyonelleri tarafından onaylanmış içeriklerle bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi hedefleniyor. Uygulamada ayrıca, "Anı Günlüğü ve İsim Önerileri" bölümleri de bulunuyor. Tüm uygulama mağazalarından ücretsiz indirilebiliyor "Annelik Yolculuğu" uygulaması, tüm uygulama mağazalarından cep telefonlarına ücretsiz olarak indirilebiliyor. "Annelik Yolculuğu" Mobil Uygulaması İOS ve Android QR Kod Linki için; https://we.tl/t-0g86fIl6ia
KKKA aşısında sona doğru: İnsan üzerinde çalışmalar başlayacak
15 Haziran 2025 Pazar - 12:22 KKKA aşısında sona doğru: İnsan üzerinde çalışmalar başlayacak Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü’nde üretilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı ile ilgili aşıda, yakın zamanda insan üzerinde faz çalışmalarına başlanacağı bildirildi. Koronavirüs aşısı olan Turkovac’ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli, yapılacak birkaç deneyin ardından her şeyin yolunda gitmesi halinde bu yılın sonunda insan faz çalışmalarına başlanabileceğini söyledi. Havaların ısınmasıyla birlikte ortaya çıkan kene ısırma vakaları insanları tedirgin etmeye devam ediyor. Yakın günlerde ülkenin çeşitli yerlerinde kene vakası gündeme gelirken, Kayseri’de de 2 kişi KKKA nedeniyle hayatını kaybetti. Öte yandan ERÜ bünyesinde çalışmalarına devam eden ve Turkovac’ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü’nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. Türkiye’nin ikinci enstitüsünde 15 kişilik ekiple çalışmalara devam edildiğini aktaran Erciyes Üniversitesi Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Aykut Özdarendeli, "2015’te Türkiye’de ilk Aşı Merkezi olarak kurulduk ve geçen sene de Aşı Araştırmaları ve Geliştirme Enstitüsü olduk. Hacettepe’den sonra ikinci enstitüyüz bu konuda Türkiye’de. Burada yaklaşık 4 tane post ağımız var, 4 tane doktora öğrencimiz var, bunun yanında master öğrencilerimiz var. 15 kişilik bir aşı grubu olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. Aşı enstitüsü olmak gerçekten önemli; sadece aşı konusunda geliştirme ve üretimin yanında aynı zamanda yetişmiş insan gücü noktasında faal bir noktaya geldiğimiz zaman hem yetişmiş insan gücü açısından hem de önemli aşıları belirli noktaya getirip geliştirme açısından önemli bir kurum olduğumuzu ve daha da ilerleyeceğimizi düşünüyorum" dedi. Yıl sonunda insan faz çalışması başlayabilir Uzun süredir Kırım Kongo aşısı çalışmalarının devam ettiğini ve her şeyin yolunda gitmesi durumunda yıl sonuna doğru insan faz çalışmalarına başlamayı düşündüklerini ifade eden Prof. Dr. Özdarendeli, İHA muhabirine yaptığı açıklamada; "Uzun süredir çalışıyoruz bu konuya, TÜBİTAK Projesi ile 2015 yılında başlamıştık. O zaman belirli bir noktaya gelmişti ama araya 2019’un sonunda covid pandemisi ortaya çıkınca yaklaşık 4 yıl kadar ara vermek zorunda kaldık. Şimdi 1 yıldan beri tekrar Kırım Kongo ile ilgili aşı çalışmaları devam ediyor. Şuanda zaten Sağlık Bakanlığı’nın desteklediği 2023 yılında çıkan bir projemiz var, Kırım Kongo’ya karşı rekombinant aşı. Gayet güzel sonuçlar alındı. Şuanda insan faz çalışmalarına geçmek için son birkaç deney yapıyoruz, özellikle zararsızlık ve toksikoloji deneyleri var. Onları da en kısa zamanda bitireceğimizi düşünüyorum. Tabi neticede bir araştırma yapıyoruz, her şeyin yolunda gitmesi halinde bu yılın sonunda faz çalışmasının başlayabileceğini düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Bölgede yaşayan insanları rahatlatacağız" Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının görüldüğü bölgelerde milyonlarca insanın yaşadığını ve bu aşıyı yaparak o bölgedeki insanları rahatlatacaklarını kaydeden Özdarendeli, "Bu grip aşısından farklı bir aşı. Kenelerin özellikle aktif olduğu dönemlerde mevsimsel bir aşıdan ziyade 2 doz bir aşı ve sonrasında belki birkaç yıl sonra ilave bir dozla insanları koruyabileceğimizi düşünüyorum. Her sene bu aylarda maalesef ciddi vakalar var ve maalesef vatandaşlarımızı kaybediyoruz. Ülke olarak da aşı konusunda covid-19 pandemisinde kendimizi gösterdik. Kırım Kongo bizim üzerinde çok çalıştığımız bir aşı ve bu bizim ülkemiz için ciddi bir sağlık problemi. Her sene bu konuyla ilgili bir takım açıklamalar yapıyoruz ama artık konuşma değil yapma zamanı. Ülkemize bu aşıyı yapmak bizim borcumuz. Kırım Kongo’nun görüldüğü 3-4 milyon insanın yaşadığı belirli bölgeler var. Umuyorum o insanlara en güzel şekilde aşıyı yapıp, inşallah o bölgedeki insanları rahatlatacağız diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "En kısa zamanda bu aşıyı ülkemize armağan edeceğiz" Kırım Kongo aşısında çalışan ilk grup olduklarını ve en kısa sürede aşıyı armağan edeceklerinin altını çizen Prof. Dr. Özdarendeli; "Bu konuda çalışan gruplar var ama Kırım Kongo konusunda çalışan ilk grubuz. Belirli bir noktaya kadar geldi, birkaç testin de yapılması gerekiyor. Artık vakit kaybetmememiz gerekiyor. Bir irade koyup gerçekten buraya kadar gelmiş olan bu çalışmayı artık insan faz çalışmalarına biran önce ulaştırarak aşıyı en kısa zamanda ülkemizin hizmetine sunmamız gerekiyor. TÜBİTAK projesi ile başladık, şimdi Sağlık Bakanlığı TÜSEB’in desteğiyle gidiyor. Bu desteklerin ben süreceğini ve en kısa zamanda bu aşıyı ülkemize armağan edeceğimizi düşünüyorum" dedi. "Herhangi acil durumda, farklı bir aşı için hazırız" ERÜ Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü olarak çeşitli platformlarda aşı altyapılarının bulunduğunu ve herhangi acil bir durumda farklı aşı için çalışmalara devam ettiklerini de sözlerine ekleyen Prof. Dr. Aykut Özdarendeli, "Cumhurbaşkanlığı Strateji Daire Başkanlığı tarafından desteklenen bir altyapı projesi var, belirli bir noktaya geldi. Şartlara göre hangi noktalarda, nasıl stratejik aşılarla ilgili çalışabiliriz, araştırabiliriz bunlar yapılacak. Aynı zamanda enstitü olduğumuz için aşı araştırma ve geliştirme konusunda insan kaynağına ihtiyacımız var, bunları yetiştirmeyi düşünüyoruz. Ülkemizde aşıyla ilgili çalışan gruplar var, onlarla işbirliği halinde devam ediyoruz. Covid aşısını bitirdik, çok güzel sonuçlar aldık ve ülkemiz uzun yıllar sonra kendi aşısını üretebildi. Artık bu donanıma ülke olarak sahibiz. Şuanda bizim en büyük odak noktamız Kırım Kongo’ya karşı aşı geliştirmek. Ama yeni virüsler çıkıyor, yeni hastalıklar çıkıyor. Burada çok farklı aşıların platformlarının yapıldığını ve temelinin atıldığını söyleyebilirim. İnaktif aşıdan rekombinant aşılara kadar. Herhangi bir acil durum noktasında bizler farklı aşı platformlarını kullanarak hazır bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz" diye konuştu.
Sauna kullanımının 7 altın kuralı
15 Haziran 2025 Pazar - 12:08 Sauna kullanımının 7 altın kuralı Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın sauna kullanımının yararları ve bu konuda dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. Memorial Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın, sauna kullanımının yararları ve bu konuda dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. Binlerce yıldır bir gelenek olan ve çoğunlukla rahatlamak ve dinç kalmak amacıyla kullanılan bir aktivite olan sauna banyosu giderek daha popüler hale geldiğini kaydeden Aydın, "Yapılan araştırmalar, sauna banyosunun keyif amaçlı kullanımının ötesinde birçok hastalıktan koruyucu ve sağlık sorunlarını tedavi edici olduğunu gösteriyor. Sauna sıcaklığında geçirilecek 15 dakikalık süre, günün yorgunluğundan kurtularak vücudun tazelenmesini sağlıyor. Saunanın ideal ortam şartlarında doğru kullanımı, özellikle kas kemik rahatsızlıklarında iyileşmeyi hızlandırarak ilaç kullanımına olan ihtiyacı azaltıyor" dedi. "Pek çok hastalıkta etkili oluyor" Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın, saunanın terleme yoluyla vücuttan toksik maddelerin atılmasını ve ciltteki gözeneklerin temizlenmesini sağladığına işaret ederek, "Saunadaki sıcak ve kuru hava ile aniden karşılaşmanın doğrudan etkisi kalp ve dolaşım sistemine olmaktadır. Sauna ortamında cildin kan dolaşımında yüzde 5-10, kalp kan atımında yüzde 60-70 oranında artma olmaktadır. Bunun yanı sıra kaslar gevşeyerek rahatlar, yorgunluk ve stres ortadan kalkar. Yapılan araştırmalar sauna banyosunun; yüksek tansiyon ve kardiyovasküler, nörobilişsel, akciğer hastalıkları gibi damar dışı durumlar ve zihinsel sağlık bozukluklarında faydalı olduğunu göstermektedir. Ayrıca sauna cilt hastalıkları, artrit, baş ağrısı ve grip gibi rahatsızlıkları da hafifletmektedir" dedi. "Kas ve eklem hastalıklarında fayda sağlıyor" Saunanın sağladığı stres azaltma özelliğinin yanı sıra, vücuttaki antikor üretimi de artarak bağışıklık sistemini güçlendirdiğini kaydeden Aydın, "Astım, kronik bronşit, cilt hastalıkları, hormonal bozukluklar, uykusuzluk ve depresyonun tedavisinde de yararlı olan sauna banyosu sayesinde, özellikle romatizmal hastalıklarda eklem ağrısı ve hareket kısıtlığı, yüzde 40-70 oranında azalmaktadır. Doğru uygulanan sauna banyosu, kas ve eklem hastalıklarında sıcak tedavisi olarak kullanılmaktadır. Kas ağrıları, krampları ve eklem kireçlenmeleri olan hastalarda, yumuşak doku ve eklemlerde yaptığı yumuşatma etkisi ile yararlıdır. Yapılan araştırmalarda düzenli sauna kullanımının eklem ağrısını azalttığı, hareketi artırdığı ve hastanın daha az ilaç kullanmaya başladığını ortaya koymuştur" diye konuştu. Sauna kullanımında dikkat edilmesi gereken 7 kural Saunadan maksimum düzeyde faydalanabilmek için belirli ortamsal şartların sağlandığından emin olunması gerektiğinin altını çizen Aydın, dikkat edilmesi gereken kuralları ise şöyle sıraladı: "Saunanın nem ve havalanmasının optimum olabilmesi için ideal büyüklüğü 3 metrekare olmalıdır. İyi bir saunada yüz seviyesinde 80-100C ve ayaklar seviyesinde 30C ısı sağlanmalıdır. Nem en az (yüzde 10-20) olmalı ve hava sirkülasyonu da (3-8 kez /saatte) sık sağlanmalıdır. Saunada kalış süresi kişiden kişiye göre değişebilir. Ancak ideal kalış süresi 10-20 dakikadır. Yaşlılar, hamileler ve çocuklar düşük ısıda (70C) ve daha kısa sürelerde kalmalıdır. Saunada sıcak periyot, soğuk su banyosu ve dinlenme araları (en az 30 dakika) ile birlikte iki saatlik süre yeterlidir. Sauna haftada en az iki kez tekrarlanabilir." "Alkollü olarak saunaya girmek tehlikeli" Aydın, son olarak şunları kaydetti: "Sauna erişkinler için uygundur. 65 yaşın üzerinde dikkatli olunmalıdır. Ancak 2 yaşından sonra yaklaşık 70 derece ısıda ve ebeveynlerinin refakatinde haftada bir kez olmak ve 10 dakikayı geçmemek kaydıyla çocuklar da saunaya girebilir. Hipertansiyon, kalp hastalığı, obezite ve damar hastalığı olanlar saunadan kaçınmalıdır. Alkollü olarak girmek çok tehlikelidir, ani tansiyon düşmelerine neden olur. Hamilelerin kaçınmaları konusunda toplumda bir yargı olmasına rağmen döllenme ve hamilelik üzerinde olumsuz etkileri olmamaktadır."
Alman doktorların ‘yaşayamaz’ dediği hastayı Türk hekimler hayata döndürdü
15 Haziran 2025 Pazar - 12:00 Alman doktorların ‘yaşayamaz’ dediği hastayı Türk hekimler hayata döndürdü Almanya’da "ilaçla bir süre daha yaşarsın" denilerek geri çevrilen 65 yaşındaki siroz hastası Ali Baba Tanrıverdi, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde gerçekleştirilen karaciğer nakli ile hayata tutundu. Kısa süre önce Almanya’da siroz teşhisi konulan ve hastalığın ilerlediği gerekçesiyle ameliyat edilmesi reddedilen Ali Baba Tanrıverdi, bir yakınının tavsiyesiyle Türkiye’ye dönerek Malatya’daki İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’ne başvurdu. Tanrıverdi’nin kardeşi Ali Tanrıverdi, Malatyalı arkadaşları Özgür Karakoç’un yönlendirmesiyle ilk uçakla Malatya’ya gitme kararı aldı. Yola çıkmadan önce hastaneye gönderilen tıbbi raporları inceleyen İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz ve ekibi, hastaya acil karaciğer nakli gerektiğini belirledi. Yaklaşık iki hafta içinde uygun donör bulundu ve Prof. Dr. Sezai Yılmaz liderliğindeki ekip tarafından başarılı bir karaciğer nakli gerçekleştirildi. Avrupa’da "ameliyat edilemez" denilen Tanrıverdi, Türk hekimlerin müdahalesiyle yeniden sağlığına kavuştu. Taburcu günü Prof. Dr. Sezai Yılmaz’ı odasında ziyaret eden Ali Baba Tanrıverdi, "Avrupalı hekimler insanı ölüme terk ediyor. Türk doktorlar bu anlamda çok daha vicdanlı ve becerikli" ifadelerini kullandı. Tanrıverdi ayrıca tedavi sürecinde kendisine destek olan Doç. Dr. Barış Sarıcı, Özgür Karakoç, Volkan Arıkan ve Vahap Eserdi’ye teşekkür etti.
Kadın araştırmacılar kalp hastalığı tespitinde öncü oldu
15 Haziran 2025 Pazar - 10:37 Kadın araştırmacılar kalp hastalığı tespitinde öncü oldu Yaşar Üniversitesi’nde çoğunluğu kadın araştırmacılardan oluşan ekip, kalp ritim bozukluklarından biri olan ve dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen Atriyal Fibrilasyon hastalığının erken teşhisi için düşük güçlü, giyilebilir cihazlara entegre edilebilen yenilikçi bir sistem geliştirdi. Yaşar Üniversitesi’nin öncülük ettiği yapay zeka temelli sağlık teknolojisi projesi, Uluslararası Akdeniz için Birlik (Union for the Mediterranean - UfM) tarafından düzenlenen "Yapay Zekada Kadınlar" (Women in AI Awards) yarışmasında "En Çığır Açan Yenilik" kategorisinde finalist seçildi. Yapay zeka, biyomedikal mühendisliği ve gömülü sistemleri bir araya getiren bu yenilikçi proje, sağlık alanında teknolojinin insan yaşamına nasıl dokunabileceğinin en güncel örneklerinden biri olmayı başardı. Bu girişim, MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) bölgesinde yapay zeka alanında çalışan kadınların görünürlüğünü artırmayı ve kadın liderliğinde geliştirilen çığır açıcı yenilikleri öne çıkarmayı amaçlıyor. Taşınabilir cihazlara entegre edilebiliyor Projede, sinyale özgü dalgacık tasarımıyla birlikte yapay zeka destekli algoritmalar kullanılarak, Atriyal Fibrilasyon hastalığının güvenilir ve gerçek zamanlı olarak tespit edilmesi sağlandı. Elde edilen bu başarı, projenin sahada, özellikle kırsal bölgelerde ya da altyapısı sınırlı sağlık merkezlerinde kullanılabilmesini mümkün kılıyor. Ayrıca geliştirilen sistem, taşınabilir cihazlara entegre edilebilmesi amacıyla enerji verimli bir şekilde FPGA çipi donanımına da aktarıldı. Bu sayede internet bağlantısı ya da yüksek işlem gücüne ihtiyaç duymadan bağımsız çalışabilen bir cihaz prototipi ortaya çıktı. TÜBİTAK ve Yaşar Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri birimi tarafından desteklenen projeye ile ilgili patent ve faydalı model başvuruları yapıldı. Yaşar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Yapay Zeka Mühendisliği Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Nalan Özkurt liderlik ederken; ekipte aynı bölümde doktora eğitimini tamamlayan Dr. Çağla Sarvan Cibil, yüksek lisans eğitimini tamamlayan Öykü Eravcı, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Evrim Şimşek ile Tıp Fakültesi öğrencileri Özlem Memiş ve Nurbanu Dedebağı yer aldı. Teknolojik ve toplumsal katkı Geliştirilen sistemin sadece bilimsel başarı değil, aynı zamanda toplumsal etki oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Özkurt, "Kadın araştırmacıların öncülüğünde, herkesin erişebileceği, hayat kurtaran bir teknoloji geliştirmek bizim için büyük bir gurur. Bu başarı hem sağlıkta fırsat eşitliğine hem de kadınların bilim ve teknolojideki görünürlüğüne katkı sağlıyor" dedi.
Hayat kalitesini düşüren fibromiyalji, yönetilebilecek bir hastalık
15 Haziran 2025 Pazar - 09:04 Hayat kalitesini düşüren fibromiyalji, yönetilebilecek bir hastalık Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Büşra Yeşil, fibromiyalji rahatsızlığının sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal olarak da kişiyi etkileyebileceğini söyledi. Fibromiyalji, vücudun birçok yerinde uzun süre devam eden yaygın ağrı ve hassasiyet ile kendini gösteren kronik bir hastalıktır. Bu hastalık, kaslarda, eklemlerde ya da kemiklerde yapısal bir hasar olmadan, kişinin sürekli ağrı hissetmesine yol açar. Fibromiyalji, sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal olarak da kişiyi etkileyebilir. "Fibromiyalji, toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman teşhis konulması geciken, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir hastalıktır" diyen Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Büşra Yeşil, fibromiyaljinin belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaştı. Medicana Bursa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Büşra Yeşil, fibromiyaljinin en belirgin özelliğinin yaygın kas ve iskelet sistemi ağrısı olduğunu belirterek, "Hastalar genellikle ‘her yerim ağrıyor’ diyerek başvurur. Özellikle boyun, sırt, omuz ve kalça bölgesinde yoğunlaşan bu ağrılar, günlük yaşamı zorlaştırır. Yorgunluk, sabah dinlenmemiş uyanma, uyku sorunları ve zihinsel bulanıklık gibi şikayetler de tabloya eşlik eder" ifadelerini kullandı. Hastalığın kadınlarda daha yaygın görüldüğüne dikkat çeken Dr. Büşra Yeşil, "Fibromiyalji genellikle 30-50 yaş arası kadınlarda daha sık teşhis edilir. Ancak bu, erkeklerde veya gençlerde görülmeyeceği anlamına gelmez" dedi. Dr. Büşra Yeşil, fibromiyalji teşhisinin laboratuvar testleriyle değil, detaylı hasta hikayesi ve fizik muayene ile konduğunu belirterek, şunları söyledi: "Fibromiyalji, diğer hastalıkları dışlayarak tanı konulan bir hastalıktır. Yani elimizde onu direkt gösteren bir kan testi ya da röntgen yok. Ancak doğru hekim değerlendirmesiyle teşhis mümkündür." Tedavi sürecinin bireye özel planlanması gerektiğini vurgulayan Dr. Yeşil, şu önerilerde bulundu: "İlaç tedavisi ile ağrı ve uyku sorunları kontrol altına alınabilir. Egzersiz, fibromiyalji tedavisinde temel yaklaşımlardan biridir. Yüzme, yürüyüş ve germe hareketleri çok faydalıdır. Stresin azaltılması, uyku düzeninin sağlanması ve sağlıklı beslenme de tedavinin vazgeçilmez parçalarıdır. Fibromiyalji kronik bir hastalıktır. Ancak yaşam kalitesinin doğru yöntemlerle ciddi oranda artırılabilir. Fibromiyalji ile yaşamak mümkündür. Hastalarımızla iş birliği içinde, hem fiziksel hem de ruhsal açıdan iyilik halini artırmak için çalışıyoruz. Bilinçli hasta, doğru tanı ve kişiye özel tedavi planıyla bu süreci yönetmek mümkün."
Bakan Memişoğlu, Kuzey Makedonya’daki yangında yaralanan ve Türkiye’de tedavi gören hastaları ziyaret etti
14 Haziran 2025 Cumartesi - 18:39 Bakan Memişoğlu, Kuzey Makedonya’daki yangında yaralanan ve Türkiye’de tedavi gören hastaları ziyaret etti Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kuzey Makedonya’nın Koçani kentinde gece kulübünde çıkan yangının ardından Türkiye’ye getirilen ve Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Yanık Merkezi’nde tedavileri süren yaralıları ziyaret etti. Bakan Memişoğlu, "Türkiye, sağlık alanında sınır tanımayan bir iyilik hareketi başlatmıştır. Türkiye artık yalnızca bir sağlık hizmeti sağlayıcısı değil, uluslararası bir sağlık dostudur. Yaralıya, mazluma, ihtiyaç sahibine kapılarını açan bir güven limanıdır" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kuzey Makedonya’nın Koçani kentinde gece kulübünde çıkan yangının ardından Türkiye’ye getirilen ve Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Yanık Merkezi’nde tedavileri süren yaralıları ziyaret etti. Bakan Memişoğlu ziyareti sonrasında hastane içerisinde bulunan merkezde kan verdi. "Türkiye artık yalnızca bir sağlık hizmeti sağlayıcısı değil, uluslararası bir sağlık dostudur" Hastanede açıklamalarda bulunan Bakan Memişoğlu, "Bugün burada, sadece bir sağlık hizmeti sunumunun ötesinde, insanlık adına güçlü bir dayanışmanın simgesi olarak bir araya geldik. 3 ay önce Kuzey Makedonya’da yaşanan zorlu yangın felaketinde yaralanan dostlarımız, sınırları aşan bir çaba ile ülkemize getirildi ve Çam ve Sakura Şehir Hastanemizde en iyi şekilde tedavi altına alındı. Şunu büyük bir gururla ifade etmek istiyorum; Türkiye, artık yalnızca kendi vatandaşına değil, dünyanın neresinde olursa olsun yardıma ihtiyacı olan herkese umut olan bir ülkedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, sağlık alanında sınır tanımayan bir iyilik hareketi başlatmıştır. Türkiye artık yalnızca bir sağlık hizmeti sağlayıcısı değil, uluslararası bir sağlık dostudur. Yaralıya, mazluma, ihtiyaç sahibine kapılarını açan bir güven limanıdır. Ancak burada bir gerçeğinde altını çizmek istiyorum. Yanık, yalnızca bir cilt yaralanması değildir. Yanık, insanın tüm metabolizmasını, bağışıklık sistemini, ruhunu derinden etkileyen karmaşık bir süreçtir. 2002 yılında sadece 3 yanık merkezi ve 35 yatak kapasitesine sahipken, bugün 62 yanık merkezi ve 721 yatak kapasitesine ulaştık. Bu şu demektir, 23 yılda merkez sayımızı 20 kat, yatak kapasitemizi ise yaklaşık 21 kat artırdık. Bu basit bir büyüme değil, sağlıkta güçlü bir altyapı ve küresel bir vizyonun eseridir. Biz, yanık tedavisini sadece bir tesis açmak değil sürdürülebilir bir sağlık sistemi kurmak olarak görüyoruz" şeklinde konuştu. "Bugün kan verin, yarın hayat kurtarın" Bakan Memişoğlu konuşmasının devamında, "Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanemizde hizmet veren yanık merkezimiz Avrupa’nın en büyük yanık merkezidir. Burada kök hücre tedavisinden hiperbarik oksijen uygulamalarına, yapay deriden ileri yoğun bakım imkanlarına kadar yanık tedavisinde en ileri teknolojiyi uyguluyoruz. Ama bir şeyi asla unutmamalıyız, yanık önlenebilir bir durumdur. Evlerde, iş yerlerinde, mutfaklarda alacağımız küçük tedbirlerle çok büyük acıların önüne geçebiliriz. Sağlık hizmetini yaygınlaştırmak kadar toplumda farkındalık oluşturmak da bizim sorumluluğumuzdur. Bugün ayrıca çok anlamlı bir gün. 14 Haziran Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları Günü. Kan insanın insana verebileceği en kıymetli, en saf hediyedir. Tek bir ünite kan bir annenin, bir babanın, bir çocuğun hayata tutunması demektir. Bugün burada ben de kan bağışında bulunarak, bu iyilik zincirine bir halka ekleyeceğim Çünkü biliyorum ki kan, sadece gönüllerde verilir. Ben buradan tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum; Bir gün bizim de ihtiyacımız olabilir. Bugün kan verin, yarın hayat kurtarın" ifadelerini kullandı.
DSÖ Sağlıklı Şehirler Ağı Toplantısı Bursa’da başlıyor
14 Haziran 2025 Cumartesi - 17:10 DSÖ Sağlıklı Şehirler Ağı Toplantısı Bursa’da başlıyor Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı 2025 yılı toplantısı, 17-19 Haziran tarihleri arasında Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirilecek. Dünya genelinde 1900’ü aşkın şehir ve belediyeyi bünyesinde barındıran Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı, her yıl farklı bir şehirde düzenlenen Yıllık İş Toplantısı ve Teknik Konferans ile şehir sağlığı alanındaki iyi uygulamaların paylaşılmasına, stratejik iş birliklerinin kurulmasına ve şehirlerin dirençlilik kapasitesinin artırılmasına katkı sağlıyor. DSÖ tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, 2025 yılı toplantısına ev sahipliği yapacak şehir olarak Bursa seçildi. Böylece Türkiye’de ilk kez bu kapsamda bir etkinlik, uluslararası düzeyde Bursa’da düzenlenmiş olacak. Bu yıl "Dirençli Sağlıklı Şehirler: Herkes İçin Sürdürülebilir Kentsel Gelecekler" temasıyla düzenlenecek toplantıya, DSÖ Avrupa Bölgesi ve ötesinden yaklaşık 500 yerli ve yabancı katılımcı katılacak. Konferans; Refah, Gezegen, Katılım, İnsanlar, Mekan ve Barış başlıkları altında düzenlenecek oturumlarla, hem bilimsel hem de politik düzeyde önemli tartışmalara ev sahipliği yapacak. Konferans, Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın 2019-2025 dönemini kapsayan VII. Aşaması’nın son toplantısı olma özelliğini de taşıyor. Program kapsamında önceki yıllardaki başarılar değerlendirilecek, karşılaşılan zorluklar görüşülecek ve VIII. Aşama’ya geçiş için stratejiler belirlenecek. Bozbey: "Sağlıklı bir kent, huzurlu bir yaşam demektir" Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, etkinliğin Bursa’da yapılmasının son derece önemli bir gelişme olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: "Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa’daki en önemli sağlık ve şehircilik buluşmasına ev sahipliği yapmak, Bursamız için büyük bir onur ve sorumluluktur. Sağlıklı bir kent demek, sadece fiziksel ortamın değil; sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamın da insan odaklı tasarlanması demektir. Herkesin eşit ve güvenli biçimde yaşadığı bir kenti inşa etmek bizim için bir hedeften öte, temel bir sorumluluktur. Bu konferans, Bursa’nın sağlıklı ve dirençli şehir vizyonuna olan bağlılığını tüm dünyaya gösterecek." Etkinlik, DSÖ Sağlıklı Şehirler Sekretaryası’nın koordinasyonunda yüz yüze gerçekleştirilecek.
Geçmeyen ağrılar ciddi bir sorunun habercisi olabilir
14 Haziran 2025 Cumartesi - 14:43 Geçmeyen ağrılar ciddi bir sorunun habercisi olabilir İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Burçin Keçeci, "Kemik tümörleri, nadir görülen ancak hem çocukluk çağında hem de erişkinlik döneminde karşılaşabildiğimiz bir tümör grubudur. Bu tür vakalarda en sık rastlanan belirti geçmeyen ağrı" dedi. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Burçin Keçeci, kemik tümörleri konusunda toplumda farkındalık oluşturmak adına önemli açıklamalarda bulundu. Kemik tümörlerinin nadir görüldüğünü ancak hem çocukluk çağında hem de erişkinlik döneminde karşılaşabildikleri bir tümör grubu olduğunu aktardı. Bu tür vakalarda en sık rastlanan belirtinin geçmeyen ağrı olduğuna dikkat çekerek, "Özellikle gece ağrısıyla seyreden ve uzun süredir devam eden şikayetleriniz varsa, bu sıradan bir spor yaralanması olmayabilir. Ağrınız süreklilik gösteriyorsa mutlaka bir ortopedi uzmanına başvurmanız gerekir" diye konuştu. "Önce röntgen, sonra gerekirse MR" Tümör şüphesiyle başvuran hastalarda ilk adımın genellikle basit bir röntgen olduğunu belirten Keçeci, "Direkt grafi dediğimiz röntgenle kemiklerde anormal bir oluşum olup olmadığını değerlendiriyoruz. Eğer şüpheli bir lezyon tespit edersek, MR görüntülemesi ile detaylı incelemeye geçiyoruz" şeklinde konuştu. Kemik tümörlerinin nadir görülse de iki ana gruba ayrıldığını belirten Doç. Dr. Burçin Keçeci, şu şekilde devam etti: "Bazı tümörler iyi huyludur; yani sadece bulundukları bölgede sınırlı kalırlar. Ancak bazıları kötü huyludur ve vücuda yayılma riski taşır. Bu tür tümörler yaşamı tehdit edebilir. Bu nedenle tümörün tipi ve yayılım durumu mutlaka netleştirilmelidir." "Geçmeyen ağrılar göz ardı edilmemeli" Son olarak topluma çağrıda bulunan Doç. Dr. Keçeci, şu uyarılarda bulundu: "Vücudunuzda nedeni açıklanamayan ve geçmeyen bir ağrı varsa ya da herhangi bir şişlik fark ettiyseniz, bunu önemseyin. Özellikle ağrılar geceleri de sizi uyandırıyorsa bu alarm verici olabilir. Erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkiler. Lütfen geç kalmadan bir ortopedi uzmanına danışın."