SAĞLIK
21 Mayıs 2026 Perşembe - 16:11 "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temalı seminer Samsun’da Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından düzenlenen "Geleceğimizin Teminatı Çocuklar İçin Sağlık Semineri"nde çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine ilişkin velilere yönelik bilgilendirme yapıldı. Büyük Anadolu Hastaneleri ile özel bir kolej iş birliğinde gerçekleştirilen seminerde, çocuk sağlığı, beslenme, hijyen alışkanlıkları ve psikolojik gelişim konuları ele alındı. "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temasıyla düzenlenen etkinlikte, anne ve babalara çocuk gelişimine ilişkin çeşitli başlıklarda bilgi verildi. İnteraktif sunum eşliğinde gerçekleştirilen programda; Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Serenay Sağıroğlu Kaya, Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Alev Cansu Certel tarafından sunum yapıldı. Seminerde çocukların uyku düzeni, sağlıklı beslenme, kişisel hijyen, ruhsal gelişim ve aile içi iletişim konularına değinildi. Ayrıca çocuk gelişiminde güvenlik, bağlanma, özgüven, özerklik, kendini ifade edebilme ve gerçekçi sınırlar gibi başlıklarda velilere çeşitli bilgiler aktarıldı. Soru-cevap şeklinde devam eden program, katılımcıların toplu hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. Büyük Anadolu Hastaneleri yetkilileri, çocukların sağlıklı gelişimine katkı sağlamak amacıyla eğitim kurumlarıyla ortak çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 15:45 İstanbul’dan Muş’a robotik operasyon Türkiye’de sağlık teknolojileri alanında ilk defa İstanbul ile Muş arasında 5G teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilen uzaktan robotik böbrek taşı ameliyatı başarıyla tamamlandı. Muş Devlet Hastanesi’nde tedavi gören Emrullah Sülün’ün böbrek taşı operasyonu, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı ile Muş Devlet Hastanesi’nin koordinasyonunda gerçekleştirildi. Yaklaşık 1300 kilometrelik mesafeye rağmen Turkcell’in sağladığı 5G altyapısı sayesinde operasyon gerçek zamanlı olarak yapıldı. Operasyonda, yerli teknoloji firması ELMED tarafından geliştirilen "İbn-i Sina" isimli robotik cerrahi sistemi kullanıldı. Böylece Türkiye’de ilk kez 5G destekli robotik tele-cerrahi yöntemiyle böbrek taşı ameliyatı gerçekleştirilmiş oldu. Yetkililer, operasyonun dünya çapında da böbrek taşı alanındaki ilk robotik tele-cerrahi uygulamalarından biri olduğunu belirtti. Operasyonun ardından bugün Muş Devlet Hastanesi’ne gelen İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tzevat Tefik, hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tefik, "Dün Emrullah Bey’e böbrek taşı nedeniyle uzaktan robotik tele-cerrahi işlemi gerçekleştirmiştik. İşlem başarılı geçmişti. Bugün de Muş Devlet Hastanesi’nde hastamızı ziyaret ettik. Dün geceyi rahat geçirmiş, ağrıları azalmış. Kontrollerinde herhangi bir sorun görülmedi. Bugün çok mutluyuz. İstanbul ile Muş arasında yaklaşık 1300 kilometrelik bir mesafe olmasına rağmen Turkcell’in 5G altyapısı sayesinde işlemleri gecikme yaşamadan gerçekleştirebildik. Robotik komutlar, video ve ses aktarımında hiçbir teknik sorun yaşanmadı. Bu çalışma Türkiye’de tele-cerrahi alanında bir ilk oldu. Dünyada da böbrek taşı alanındaki ilk robotik tele-cerrahi uygulamalarından birini gerçekleştirmiş olduk" dedi. Muş Devlet Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Rıfat Burak Ergül ise hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek, "Bugün yaptığımız kan değerlendirmelerinde herhangi bir enfeksiyon bulgusuna rastlamadık. Görüntülemelerde yerleştirilen stentin yerinde olduğunu gördük. Yaklaşık iki hafta sonra stenti almayı planlıyoruz. Hastamız daha sonra günlük yaşamına dönebilecek" ifadelerini kullandı. Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Yalçın Güzelel de, Türkiye’nin sağlık teknolojilerindeki önemli bir başarıya imza attığını belirterek, "Türkiye’nin 5G altyapısının kesintisiz şekilde çalıştığını ve çok düşük gecikmeyle başarılı bir operasyon gerçekleştirildiğini gördük. Cumhurbaşkanlığımızın öncülüğünde yürütülen milli teknoloji hamlesinin sağlık alanındaki somut örneklerinden birine tanıklık ettik. Yerli üretim robotik cerrahi sistemiyle gerçekleştirilen bu operasyon öncü bir adım oldu" diye konuştu. Ameliyat olan Emrullah Sülün ise yaşadığı süreci anlatarak, "Yaklaşık iki üç haftadır böbreğimde şiddetli ağrı vardı. Hastaneye başvurduktan sonra taş olduğu tespit edildi. Bana uzaktan teknolojiyle Türkiye’de bir ilk olacak operasyonun yapılacağı anlatıldı. Doktorlarıma güvendim ve ameliyat gerçekleştirildi. Şu an gayet iyiyim. Böyle ileri bir teknolojinin sağlık alanında kullanılması ve bunun bir parçası olmak bana gurur verdi" şeklinde konuştu.
Yapay zeka entegrasyonlu MR cihazları ‘Alzheimer’ı erken sezebilecek
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:03 Yapay zeka entegrasyonlu MR cihazları ‘Alzheimer’ı erken sezebilecek Türk Manyetik Rezonans Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mecit Kantarcı, yapay zekanın MR teknolojisine entegrasyonuyla birtakım kanser hastalıklarının yanı sıra Alzheimer’ın gözle görülmeyen belirtilerinin çok önceden tespit edilebileceğini vurguladı. Türk Manyetik Rezonans Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mecit Kantarcı, 29. Türk Manyetik Rezonans Derneği Yıllık Bilimsel Toplantısı öncesi basın mensuplarıyla bir araya geldi. Prof. Dr. Kantarcı, burada yaptığı konuşmasında, yapay zekanın artık insan yaşamının ayrılmaz bir parçası haline dönüştüğüne dikkati çekerek, "Teknoloji konusunda da MR, sağlık alanında en önde giden kullandığımız enstrümanlardan birisi. Yapay zeka ile entegrasyonu da hem radyologların işini hızlandıracaktır hem bu doğrultuda bilgisayar desteğiyle işimizi hızlandırırken eksik kalmayacak bir şekilde yardımlarla ön tanılarımızı hızlandıracak. Daha doğru, daha kaliteli raporlar üretir hale geleceğiz. Bundan sonraki teknolojilerden kaçışımız yok. Çekim sürelerimizi hızlandıracak, daha fazla hastayı daha kaliteli bir şekilde değerlendirebilir hale geleceğiz" dedi. Yapay zeka kullanımı ile MR’daki çekim sürelerinin yüzde 30 ila 70 arasında hızlanabileceğini dile getiren Kantarcı, klostrofobisi olan hastaların daha kısa sürede cihaz içerisinde kalacağını ve daha fazla hastanın değerlendirilebileceğini ifade etti. "İnsan gözünün rutin protokolde algılayamadıklarını yapay zeka yardımıyla göreceğiz" MR çekiminde kullanılacak yapay zekanın hasta hakkında ön bilgilere ulaşılabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Kantarcı, "Örneğin meme tümörü olan bir hastanın muhtemel çok erken belirtilerini cihaz size yapay zeka yardımıyla söyleyebilecek. Alzheimer gibi hastalıklardan beyindeki bir takım bölgelerin atrofisini (küçülme) önceden size söyleyerek yapay zekayla yönlendirme yapabilecek. İnsan gözünün rutin protokolde algılayamadığı şeyleri yapay zeka yardımıyla göreceğiz. Kardiyak görüntülemede de bunu yapıyoruz. Plakların analizlerinde ya da kardiyak MR’da da yapay zekayı kullanıyoruz" şeklinde konuştu. "Alzheimer erken tespit edilebilecek" Yapay zekanın MR teknolojisine entegrasyonuyla birtakım kanser türlerinin ve yaşlanmayla ilgili hastalıkların önceden tespit edilmesini mümkün kılabileceğini söyleyen Prof. Dr. Kantarcı, sözlerine şöyle devam etti: "Mesela Alzheimer’ın erken tespiti oldukça önemli. Yapay zekayla beyin MR’ını çektikten sonra volümüne bakıyorsunuz. Birtakım virüslerdeki küçülmeleri daha önceden tespit ederek hastanın Alzheimer’a yakalanma ihtimalini önceden söyleyebiliyorsunuz. Tedbir alma hususunda birtakım yollar kat edebiliyorsunuz. Karaciğer ve akciğer tümörlerinde nodüllerin belirlenmesinde ya da meme hastalıklarında yapay zekayla elde etmiş olduğunuz veriler normal bir radyoloğun gözünün seçmesinde zorlanabileceği dataları size önceden söyleyerek o bölgeyi yakın takibe aldırmanızı ya da sık takiplerinizi söyleyecektir veya ileri bir teknik yapmanızı size öğütleyecektir. O yüzden yapay zekayla birlikte görüntülerin değerlendirilmesi, erken teşhisin ve buna bağlı olarak da tedavinin öne alınması hususunda önemli bir yol kat etmektedir. Ülkemizin de bu konuda başarılı gayretleri var."
Kars’ta uzmanlar uyardı: "Her ot şifa anlamına gelmiyor"
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 09:58 Kars’ta uzmanlar uyardı: "Her ot şifa anlamına gelmiyor" Kars’ın endemik bitkisi ’deli bat bat’ otu, masum görünümüne rağmen ciddi zehirlenmelere yol açarken, uzmanlar, ‘her ot şifa anlamına gelmiyor’ diyerek uyarılarda bulundu. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yetişen ve özellikle Kars’ın doğal zenginliklerinden biri olan halk arasında ‘güzel avrat otu’ olarak bilinen deli bat bat otu, bahar aylarının gelmesiyle yeniden gündemde yerini aldı. Geçtiğimiz günlerde Kars’ta çocukların tükettiği ve zehirlenerek hastaneye kaldırıldığı olayın ardından uzmanlar harekete geçti. Kars Harakani Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doktor Sevgi Özen Köse, her otun şifa anlamına gelmediğini, zehir olarak da insanların karşısına çıktığını belirterek, vatandaşlardan bilmedikleri otları tüketmemelerini istedi. Dr. Köse, bazı otların küçük bir miktarda bile alınsa dahi kalp durmasına ve solunum sisteminin durmasına neden olduğunu söyledi. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevgi Özen Köse, "Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi doğal otlar bakımından coğrafyası zengin bir bölge, bu nedenle halk, bu otları toplayıp tüketebiliyor. Ancak her ot şifa anlamına gelmiyor. Maalesef zehir olarak karşımıza çıkabiliyorlar. Bunların başında da özellikle güzel avrat otu olarak adlandırılan acı bat bat (deli bat bat) halk arasında bilinen bir ot, bu ot özellikle çiçeği ve meyvesi nedeniyle de yaban mersiniyle de karışabilmekte ve çocuklar ve halk tarafından tüketilip bir zehir olarak karşımıza çıkabilmekte. Küçük bir miktarda bile alınsa kalp durmasına, solunum sisteminin durmasına, ritim bozukluklarına, halüsinasyon, bilinç değişikliği, bilinç bozukluklarına neden olabilmektedir. Bu nedenle tüketilmesi zehirli, riskli bir ot olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Karaciğer yetmezliğine neden oluyor" Kars’ta bulunan bazı otların tüketildiğinde karaciğer yetmezliğine neden olduğuna dikkat çeken Dr. Sevgi Özen Köse, "Bunun yanında yine acı bakla olarak adlandırılan bir diğer ot da var. Bu da yine yabani otlar içerisinde bulunduğu için karışabiliyor ve karaciğer yetmezliğine kadar gidebilen risklerle karşımıza çıkabiliyor. Bunun yanında şahdere adı verilen sütlü otlar olarak bilinen bitkiler var. Bunlar da yine karışan bitkiler arasında karaciğer toksitesi, bilinç bozukluğu, halüsinasyon gibi risklerle karşımıza çıkabilmektedir. Bu nedenle her ot şifa anlamına gelmiyor. Doğadan toplanılan otların hepsi şifa anlamına gelmiyor. Karşımıza zehir olarak çıkabilmektedir. Bu nedenle tüketilirken, mümkün mertebede bilen kişiler ya da bir uzmandan yardım alınarak tüketilmelidir. Ya da hiç tüketilmemelidir" diye konuştu. "Bilinmeyen otlar tüketildiğinde hızlı en yakın hastaneye başvurulmalı" Kars’ta özellikle son günlerde doğada vatandaşların endemik bitkiler topladığının altını çizen Dr. Köse, "Bu otlar tüketildiğinde hızlıca hastaneye başvurulmalı, çünkü aslında başlangıç aşamasından ziyade ilerleyen günlerde de bu şikayetler karşımıza çıkabiliyor. Yani karaciğer yetmezliği yalnızca ilk bir, iki günde değil, birkaç hafta içerisinde de karşımıza çıkabilmektedir. Bulantı, kusma, bilinç bozukluğu ya da halüsinasyon, hayal görme gibi şikayetler olması halinde mutlaka hızlıca hastaneye başvurulması gerekiyor" şeklinde konuştu. Öte yandan 26.04.2025 günü 4 çocuk hasta Arpaçay ilçesinden, 4 çocuk hasta da Kağızman ilçesinden olmak üzere toplam 8 çocuk hasta, halk arasında deli bat bat otu olarak bilinen tüketimine bağlı zehirlenme şikayeti ile Harakani Devlet Hastanesi Acil servisine başvurmuştu, 7 hasta ilk gün şikayetlerinde gerilme olması üzerine olay günü taburcu edilmişti, 1 hasta ise yatırılarak tedavi altına alınmıştı. tedavi altına alınan hasta 48 saat gözetim altında tutularak, tedavisi yapılmış ve takiplerinde bir sıkıntı olmaması üzerine zehirlenmenin 2’nci gününde taburcu edilmişti.
Kars’ta uzmanlar uyardı: "Her ot şifa anlamına gelmiyor"
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 09:51 Kars’ta uzmanlar uyardı: "Her ot şifa anlamına gelmiyor" Kars’ın endemik bitkisi deli bat bat otu, masum görünümüne rağmen ciddi zehirlenmelere yol açarken, uzmanlar, ‘her ot şifa anlamına gelmiyor’ diyerek uyarda bulundu. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yetişen ve özellikle Kars’ın doğal zenginliklerinden biri olan halk arasında ‘güzel avrat’ otu olarak bilinen deli bat bat otu, bahar aylarının gelmesiyle yeniden gündemde yerini aldı. Geçtiğimiz günlerde Kars’ta çocukların tükettiği ve zehirlenerek hastaneye kaldırıldığı olayın ardından uzmanlar harekete geçti. Kars Harakani Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doktor Sevgi Özen Köse, her otun şifa anlamına gelmediğini, maalesef zehir olarakta insanların karşısına çıktığını belirterek, vatandaşlardan bilmedikleri otları tüketmemelerini istedi. Dr. Köse, bazı otların küçük bir miktarda bile alınsa dahi kalp durmasına ve solunum sisteminin durmasına neden olduğunu söyledi. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevgi Özen Köse, "Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi doğal otlar bakımından coğrafyası zengin bir bölge, bu nedenle halk, bu otları toplayıp tüketebiliyor. Ancak her ot şifa anlamına gelmiyor. Maalesef zehir olarak karşımıza çıkabiliyorlar. Bunların başında da özellikle güzel avrat otu olarak adlandırılan acı bat bat (dali bat bat) halk arasında bilinen bir ot, bu ot özellikle çiçeği ve meyvesi nedeniyle de yaban mersiniyle de karışabilmekte ve çocuklar ve halk tarafından tüketilip bir zehir olarak karşımıza çıkabilmekte. Küçük bir miktarda bile alınsa kalp durmasına, solunum sisteminin durmasına, ritim bozukluklarına, halüsinasyon, bilinç değişikliği, bilinç bozukluklarına neden olabilmektedir. Bu nedenle tüketilmesi zehirli, riskli bir ot olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Karaciğer yetmezliğine neden oluyor" Kars’ta bulunan bazı otların tüketildiğinde karaciğer yetmezliğine neden olduğuna dikkat çeken Dr. Sevgi Özen Köse, "Bunun yanında yine acı bakla olarak adlandırılan bir diğer otta var. Bu da yine yabani otlar içerisinde bulunduğu için karışabiliyor ve karaciğer yetmezliğine kadar gidebilen risklerle karşımıza çıkabiliyor. Bunun yanında şahdere adı verilen sütlü otlar olarak bilinen bitkiler var. Bunlarda yine karışan bitkiler arasında, bunlarda karaciğer toksitesi, bilinç bozukluğu, halüsinasyon gibi risklerle karşımıza çıkabilmektedir. Bu nedenle her ot şifa anlamına gelmiyor. Doğadan toplanılan otların hepsi şifa anlamına gelmiyor. Karşımıza zehir olarak çıkabilmektedir. Bu nedenle tüketilirken, mümkün mertebede bilen kişiler, yada bir uzmandan yardım alınarak tüketilmelidir. Yada hiç tüketilmemelidir" diye konuştu. "Bilinmeyen otlar tüketildiğinde hızlı en yakın hastaneye başvurulmalı" Kars’ta özellikle son günlerde doğada vatandaşların endemik bitkiler topladığının altını çizen Dr. Köse, "Bu otlar tüketildiğinde hızlıca hastaneye başvurulmalı, çünkü aslında başlangıç aşamasından ziyade ilerleyen günlerde de bu şikayetler karşımıza çıkabiliyor. Yani karaciğer yetmezliği yalnızca ilk bir, iki günde değil, birkaç hafta içerisinde de karşımıza çıkabilmektedir. Bulantı, kusma, bilinç bozukluğu, yada halüsinasyon, hayal görme gibi şikayetler olması halinde mutlaka hızlıca hastaneye başvurulması gerekiyor" şeklinde konuştu. Öte yandan 26.04.2025 günü 4 çocuk hasta Arpaçay ilçesinden, 4 çocuk hasta da Kağızman ilçesinden olmak üzere toplam 8 çocuk hasta, halk arasında Deli bat bat otu olarak bilinen tüketimine bağlı zehirlenme şikayeti ile Harakani Devlet Hastanesi Acil servisine başvurmuştu, 7 hasta ilk gün şikayetlerinde gerilme olması üzerine olay günü taburcu edilmişti, 1 hasta ise yatırılarak tedavi altına alınmıştı. tedavi altına alınan hasta 48 saat gözetim altında tutularak, tedavisi yapılmış ve takiplerinde bir sıkıntı olmaması üzerine zehirlenmenin 2’inci gününde taburcu edilmişti. (IÇ-
Trabzon’da akrep zehri üzerine çalışmalar yürütülüyor
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 09:05 Trabzon’da akrep zehri üzerine çalışmalar yürütülüyor Karadeniz Teknik Üniversitesi’ndeki (KTÜ) bilim adamları akrep zehri üzerinde çalışma yürütüyor. Akrep analizlerinin, kalite karakterizasyon testleri ile medikal alanlarda kullanılabilmesi için titizlikle çalışan akademisyenler, preklinik çalışmaları ile akrep zehrinin tıbbi açıdan insanlığın hizmetine sunulmasına yönelik çalışmalar da yapacak. Karadeniz Teknik Üniversitesi’ndeki (KTÜ) İlaç ve Farmasötik Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (İLAFAR) Araştırma Uygulama Merkezi’nde akademisyenler akrep zehri üzerinde çalışmalara başladı. Akrep üretimi yapan bir firmayla imzalanan protokol ile KTÜ’lü bilim adamları akrepten yapılan sağımlarda elde edilen zehirler üzerinde incelemelerde bulunuyor. Akademisyenler tarafından titizlikle yürütülen projede akreplerden elde edilen venomun farmakolojik aktivitesi ile etkin bileşiklerinin geliştirilmesi, karakterizasyon testleri, analizlerin yapılması, ve yurt dışına ihraç edilecek venomlarda içerik analizleri ve kalite karakterizasyon testleri yapılarak raporlanacak. Firma tarafından akreplerde yapılan sağımların ardından hazırlanan özel kutular ile Trabzon’a getirilen zehirler eksi 75’in üzerinde tutulan ultra derin dondurucularda korunuyor. Yapılan çalışmaların yanı sıra KTÜ’lü akademisyenler Anadolu’nun önemli endemik değerlerinin başında gelen akrebin tıbbi açıdan insanlığın hizmetine sunulmasına yönelik araştırmalar da yapacak. Yapılan çalışmalarla ilgili bilgiler veren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve KTÜ İLAFAR Müdürü Prof. Dr. Sena Sezen, bilimsel çalışmalara başlayacaklarını belirterek, "Doğada bulunan bir takım canlıların içerdiği bileşiklerin ilaç olma potansiyelleri veya farklı sektörlerde kullanılma potansiyelleri çok önemli, kritik bir konu. Bu kapsamda biz yakın bir zamanda ülkemizde bulunan doğal akrep türünün yasal olarak üretimini yapan bir firmamız ile işbirliği başlattık. Onların ürettiği akreplerden elde ettikleri zehirlerle ilgili bir takım çalışmalar yapacağız. Karakterizasyonu ve çeşitli bilimsel araştırmalara başlayacağız" dedi. Akrep zehrinin önemli bir potansiyeli olduğunu kaydeden Sezen, "Akrep ve akrep zehri çok enteresan ve kritik önemli bir konu. Çeşitli sektörlerde kullanılabiliyor. Ülkemizde 2020 yılında çıkan yönetmelikten sonra kontrollü ve izinli bir şekilde bunların üretimini yapan kısıtlı sayıda çiftlikler var. Akrep zehrinin çok önemli bir potansiyeli var. İhracat potansiyelleri çok yüksek. Ancak, bunun ihracat edilebilmesi için bir takım özelliklerinin bazı testleri ile öncelikli kontrol edilmesi gerekiyor. Biz işbirliği yaptığımız firmada öncelikle elde ettikleri akrep zehirlerinin bu standart testler açısından değerlendirmesini yapabileceğiz. Bizim İyi Laboratuvar Uygulamaları kısaca İLU dediğimiz bir akreditasyona sahip olmamız bu açıdan yapılan testlerimizin yurtdışına ihraç planları olan ürünler açısından önemli bir güven kaynağı. Bu zehirlerle ilgili üniversitemizde analizlerini yapacağız" diye konuştu. "Akrep zehrini direk kanser tedavisinde onaylanmış bir yeri yok" Akrep zehrinin preklinik araştırmalar yapılması rağmen kanser tedavisinde onaylanmış bir yeri olmadığını belirten Sezen, "Bu konuda çok bilimsel araştırmalar var. Preklinik dediğimiz laboratuvar seviyesinde pek çok araştırmalar yapılmasına ve bilimsel yayınlar olmasına rağmen şuan akrep zehri veya ondan elde edilen bir bileşiğin kanser tedavisinde onaylanmış bir yeri henüz yok. Devam eden bir tane klinik çalışma var. Ama onlarında sonuçları yayınlanmadan bu amaçla kullanıldığını söylemek bilimsel olmaz, yani bunu söylemek için çok erken. Özellikle yılan, örümcek ve kertenkele gibi diğer canlılardan elde edilen zehirler ya da bir takım bileşiklerden ilaç elde edildi ve şuan dünyada yaklaşık 10-11 tane bu kaynaklı üretilmiş ve ruhsatlı/onaylı ilaçlar var. Ama şu aşamada akrep zehri için bunu söyleyemiyoruz. Akrep zehrinden klinik onayı yapılmış, klinik araştırması yapılmış, onaylanmış ve ilaç olarak kullanılan henüz bir ürün yok" şeklinde konuştu. "Klinik araştırmalar yapıldıktan sonra ilaç ve tedavi adına bir şeyler söyleyebiliriz" Çalışmaların ikinci boyutunda akrep zehri üzerinde preklinik çalışmalarında yapılacağını vurgulayan Sezen, "İşbirliğimizin kapsamında elde edilen akrep zehrinin bir takım analizlerini yapıp istenilen kalitede olduğunu teyit edeceğiz. Buradaki testlerle beraber ürünün ihraç edilmesi sağlanacak. Bu işbirliğimizin birinci boyutu. Daha sonra merkezimizdeki araştırmalarda kullandığımız preklinik deney hayvanları testlerimizde ülkemizde üretilen bu akrep zehrini deneyeceğiz. Bunlarla ilgili tedavi edici bir etki söylemek için çok erken. Henüz preklinik araştırmalar aşamasındayız. Burada olumlu sonuç alırsak, klinik araştırmaları olacak ancak ondan sonra biz ilaç adına bir şeyler söyleyebiliriz" ifadelerini kullandı. "Bir akrepten en fazla bir kaç damla zehir elde edebiliyorsunuz" Akrep zehrinin eksi 75 ve üzerindeki ultra derin doldurucularda saklandığını belirten Sezen, "Akrep zehirleri sağılarak elde edilen hafif kolloidal yapıda dediğimiz sıvılardır. Bu sıvı içerisinde pek çok proteinler, enzimler, organik maddeler ve tuzlar diye tanımladığımız inorganik maddeler var. Bu venom sağıldığı zaman mutlaka ultra derin dondurucu dediğimiz eksi 75 ve üzerinde saklanması gerekiyor. Bu aşamada bize gönderilen ürünleri burada saklıyoruz. Buradan çıkarttıklarımızla test yapıyoruz ve bütün saklama sürecinde eksi 80’de yürütüyoruz. Ürünün sağlam ve bozulmadan kaldığını göstermemiz gerekiyor. Bir akrepten bir seferde en fazla birkaç damla zehir elde edebiliyorsunuz ve bir akrepten en fazla ayda bir kez sağım yapılıyor. Dolayısıyla bunların bir ihracat potansiyeli olması için binlerce akrep sağılarak elde edilen en fazla 50 mili litre kadar ürününüz oluyor, bu açıdan çok kıymetli ve zor elde edilen bir üründen bahsediyoruz. Bunun üzerinde çalışma yapılacak" dedi.
Çorum’da deprem dayanıklılığı yetersiz bulunan semt polikliniğindeki birimler taşındı
02 Mayıs 2025 Cuma - 23:05 Çorum’da deprem dayanıklılığı yetersiz bulunan semt polikliniğindeki birimler taşındı Çorum Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesine bağlı olarak faaliyet gösteren Hasanpaşa Semt Polikliniği’nde, deprem dayanıklılık testlerinin olumsuz sonuçlanması sebebiyle hizmet sonlandırdı. Çorum Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Hasanpaşa Semt Polikliniği hizmet binasında yapılan teknik inceleme ve testlerde yapının depreme karşı yeterli dayanıklılığı bulunmadığı belirlendi. Alınan kararla birlikte poliklinikte verilen tüm hizmetlerin, Bahçelievler Semt Polikliniği’nde devam etmesine karar verili. Öte yandan, Hasanpaşa Semt Polikliniğinde yer alan fizik tedavi ünitesi ise kapasitesi artırılarak Şehir Ömer Emiroğlu Ağız ve Diş Hastanesi binasında yeniden yapılandırıldı. Fizik tedavi hizmetlerinin yeni binasında kesintisiz şekilde süreceği belirtildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Erdal Komut, "Hastanemizde fonksiyonel olarak hizmet standartlarını yükseltmek amacıyla yürütülen çalışmalar sürdürülmektedir. Bir deprem ülkesi olmamız nedeniyle fiziki güvenlik şartlarının iyileştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda İl Sağlık Müdürlüğümüz ve Sağlık Bakanlığımız ile birlikte sağlık tesislerimizin yenilenmesi ve büyütülmesi hususunda projelendirme çalışmalarımız devam etmektedir" dedi.