Son Dakika
|
Hatay’daki sel ve heyelanda 3 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi kayıp
Mahkeme, CHP 38. Olağan Kurultayının iptal edilmesine karar verdi
CHP’den Milletvekili Hasan Öztürkmen için ihraç talebi
Kurban Bayramı tatilinde köprü ve otoyollar ücretsiz olacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan EFES-2026’da önemli mesaj
Ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonunda gözaltı sayısı 17’ye yükseldi, operasyonun detaylarına ulaşıldı
Dorukhan Büyükışık davasında 21 gözaltı
Tokat’ta 34 yıldır izini kaybettiren terör örgütü üyesi yakalandı
İBB iştirak şirketine operasyonda gözaltına alınan 60 şüpheli adliyeye sevk edildi
Önder Özen, Beşiktaş Futbol Direktörü oldu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
The Quiet Elegance of Taipei Confucius Temple
Özgür Özel: ''Yüksek Seçim Kurulu’na başvuracağız''
Benzinle soba yakmak isterken ölümden döndüler: 4 yaralı
CHP İstanbul İl Başkanlığında ’mutlak butlan’ eylemi
Güzellik salonunda akılalmaz yöntemle vurgun!
Turhal’da hayvan pazarı sular altında kaldı
Bakan Gürlek: "(Mutlak butlan kararı) ''Temyiz yolu açıktır''
Mutlak butlan kararının ardından CHP’de hareketlilik başladı
SAĞLIK
Sağlık Bakanlığı: "Muğla’da ikiz bebeklerden birinin yurt dışına kaçırıldığı yönündeki iddiaları üzerine soruşturma başlatıldı"
21 Mayıs 2026 Perşembe - 19:20:55
Sağlık Bakanlığı, Muğla’da bir annenin dünyaya getirdiği ikiz bebeklerden birinin yurt dışına kaçırıldığı yönündeki iddialar üzerine soruşturma başlatıldığını açıkladı. Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, "İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez’in gündeme getirdiği; Muğla’da bir annenin dünyaya getirdiği ikiz bebeklerden birinin yurt dışına kaçırıldığı yönündeki iddialar üzerine soruşturma başlatılmıştır. Konuyla ilgili Bakanlığımızca müfettiş görevlendirilmiş olup süreç titizlikle takip edilecektir" denildi.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 18:05
Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Demirkol, Türkiye’nin yerli ultrason üretimine başlayacağını duyurdu
Bolu’da öğrencilerle buluşan Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Türkiye’nin sağlık teknolojilerinde geldiği son noktayı anlattı. Yerli ultrason üretimine başlanacağını ve gelecek yıl 700 cihazın Sağlık Bakanlığı’na teslim edileceğini açıklayan Demirkol, ayrıca 5G teknolojisi kullanılarak İstanbul’daki cerrahların Muş’taki bir hastaya uzaktan robotik böbrek ameliyatı gerçekleştirdiğini duyurdu. Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Bolu’da düzenlenen "İhtisas Akademi 26" programında öğrencilerle buluştu. Türkiye’nin ultrason cihazı üretiminde, kanser ve lenfomalarda nokta atışı tedavi yapan CAR-T sisteminde hem de yenilikçi tedavilerde gelinen son noktayı aktaran Demirkol, dün 5G teknolojisiyle sağlık alanında yapılan başarılı bir tedaviden bahsetti. Programda İhtisas Akademi’nin sinevizyon gösterisi de izletildi. "Türkiye kendi ultrasonunu üretmeye başlıyor" Türkiye’nin kendi ultrason cihazını üretmeye başlayacağını ve önümüzdeki yılda 700 adet ultrason cihazının Sağlık Bakanlığı bünyesine kazandırılacağını açıklayan Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, "Artık sağlık alanında kendi kalp akciğer pompamızı yapıyoruz. 2 hafta önce Sayın Bakanımızın hem Kore hem de Çin firmasıyla imzalamış olduğu anlaşma gereği, artık Türkiye kendi ultrasonunu üretmeye başlıyor. Böylelikle önümüzdeki yılda 700 tane ultrasonu Sağlık Bakanlığına bu protokol yapılan firmalar teslim edecekler. Şu anda CAR-T (Kimerik Antijen Reseptörü T-hücre) sistemi dediğimiz, özellikle lösemi ve lenfomalarda nokta atışı tedavi yapan CAR-T çalışması Ankara Etnik Şehir Hastanesi’mizde başladı. Bu sistem Türkiye’de ve dünyada gelecek 10 yılın en önemli kanser tedavilerinden biri olacak. Hem ultrasonda hem CAR-T’de hem de yenilikçi tedavilerde Türkiye, üreten sağlık olarak özellikle savunma sanayiinde aldığımız yolun çok daha ötesine gitmeyi hedefliyor" dedi. 5G teknolojisiyle uzaktan böbrek ameliyatı yapıldı Türkiye’nin yeni geçtiği 5G teknolojisi sayesinde uzaktan başarılı bir böbrek ameliyatı yapıldığını aktaran Demirkol, "Dün Muş Devlet Hastanesi’nde İstanbul Üniversitesi’ndeki hocalarımızın 5G teknolojisiyle İstanbul’dan Muş’a bağlanarak robotla başarılı bir böbrek ameliyatı yapması sağlandı. Türkiye’nin dört bir yanında, özellikle Türkiye’nin gelişen teknolojisinde, 5G teknolojisiyle bu uzaktan telecerrahi işlemlerini artırarak devam ettiriyoruz" şeklinde konuştu. Programa Yatırım Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Fidan, BAİBÜ Rektör yardımcıları, siyasi parti temsilcileri, öğrenciler ile vatandaşlar katıldı.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 16:29
Sağlıklı Hayat Merkezi’nde sağlıklı yaşam eğitimi
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Sağlıklı Hayat Merkezi’nde, Erzincan Meslek Edindirme Kursu (ERMEK) kursiyerlerine yönelik bilgilendirme programı düzenlendi. Toplumu sağlığa yönelik risklerden korumak, sağlıklı yaşam tarzını teşvik etmek ve sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak amacıyla faaliyet gösteren merkezde gerçekleştirilen programda, kursiyerlere sunulan hizmetler hakkında bilgi verildi. Program kapsamında Sağlıklı Hayat Merkezi’nin tanıtımı yapılırken, sağlıklı yaşam alışkanlıkları, koruyucu sağlık hizmetleri ve merkez bünyesinde verilen danışmanlık hizmetleri hakkında katılımcılar bilgilendirildi. Yetkililer, toplumda sağlıklı yaşam bilincinin artırılmasına yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarının sürdürüleceğini belirtti.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 16:11
"Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temalı seminer
Samsun’da Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından düzenlenen "Geleceğimizin Teminatı Çocuklar İçin Sağlık Semineri"nde çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine ilişkin velilere yönelik bilgilendirme yapıldı. Büyük Anadolu Hastaneleri ile özel bir kolej iş birliğinde gerçekleştirilen seminerde, çocuk sağlığı, beslenme, hijyen alışkanlıkları ve psikolojik gelişim konuları ele alındı. "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temasıyla düzenlenen etkinlikte, anne ve babalara çocuk gelişimine ilişkin çeşitli başlıklarda bilgi verildi. İnteraktif sunum eşliğinde gerçekleştirilen programda; Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Serenay Sağıroğlu Kaya, Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Alev Cansu Certel tarafından sunum yapıldı. Seminerde çocukların uyku düzeni, sağlıklı beslenme, kişisel hijyen, ruhsal gelişim ve aile içi iletişim konularına değinildi. Ayrıca çocuk gelişiminde güvenlik, bağlanma, özgüven, özerklik, kendini ifade edebilme ve gerçekçi sınırlar gibi başlıklarda velilere çeşitli bilgiler aktarıldı. Soru-cevap şeklinde devam eden program, katılımcıların toplu hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. Büyük Anadolu Hastaneleri yetkilileri, çocukların sağlıklı gelişimine katkı sağlamak amacıyla eğitim kurumlarıyla ortak çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
21 Mayıs 2026 Perşembe- 10:41
Polen alerjisine dikkat: "Başvurular arttı, çoğu zaman griple karışıyor"
2
21 Mayıs 2026 Perşembe- 14:02
Ankara’da "Tütün Kontrolü Sempozyumu" düzenlendi
3
12 Mayıs 2026 Salı- 13:03
"Türkiye’deki hantavirüs insandan insana bulaşmıyor"
4
21 Mayıs 2026 Perşembe- 11:33
Değişken hava şartları kronik hastalığı olanları tehdit ediyor
5
21 Mayıs 2026 Perşembe- 09:48
Genç kadın 7 saatlik kritik operasyonla hayata tutundu
30 Nisan 2025 Çarşamba - 12:29
Ayvacık’a 25 yataklı yeni devlet hastanesi
Samsun’un Ayvacık ilçesinde 25 yataklı yeni devlet hastanesi yapılacak. Sağlık Bakanlığı tarafından Samsun’un Ayvacık ilçesine 25 yataklı yeni devlet hastanesi inşa edilecek. Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında, toplam 6 bin 599 metrekare inşaat alanına sahip olacak hastane binası, bodrum, zemin ve 3 normal kattan oluşacak şekilde betonarme yapı olarak planlandı. Projenin ihalesi 22 Mayıs’ta gerçekleştirilecek. Yer tesliminin ardından 450 takvim günü içerisinde hastanenin tamamlanarak hizmete açılması hedefleniyor. Sağlık Bakanlığı tarafından yaptırılacak olan yeni hastanenin hizmete girmesiyle birlikte, Ayvacık ilçesinde sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması ve vatandaşların sağlık hizmetlerine daha hızlı erişiminin sağlanması amaçlanıyor.
30 Nisan 2025 Çarşamba - 12:10
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde anneden oğluna ikinci hayat
SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’nde (TransplANTEPSANKO) Hataylı N.K. (32), annesi tarafından bağışlanan böbrekle sağlığına yeniden kavuştu. Kusma, mide bulantısı, halsizlik ve yüzünde sararma şikayetleriyle hastaneye başvuran N.K., yapılan tetkikler sonucunda böbrek yetmezliği tanısı aldı. Tedavi için SANKO Üniversitesi Hastanesi’ni tercih eden N.K.’ya yapılan değerlendirmeler sonucunda organ nakli olması gerektiği bilgisi verildi. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı / Nefroloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mehtap Akdoğan, Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı / Organ Nakil Merkezi Cerrahları Doç. Dr. Yücel Yüksel ve Dr. Öğr. Üyesi Kenan Demirbakan ile Üroloji Anabilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Erbay Tümer’in yürüttüğü titiz hazırlık ve ameliyat süreciyle, N.K.’ya annesinden alınan böbrek başarıyla nakledildi. Ameliyat sonrası sağlık durumunun iyi olduğunu belirten N.K., yaşadıklarını anlatarak, "Yaşadığım rahatsızlıklar nedeniyle yapılan tetkiklerle bana böbrek yetmezliği teşhisi konuldu. Araştırmalarım sonucunda SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne ulaştım. Nakil olmam gerektiği söylenince annem A.K. (58) bana böbreğini vermek istediğini iletti. Tetkikler tamamlanınca annemin böbreğinin bana uyumlu olduğu belirlendi. Hocalarımın titiz çalışmaları, yoğun ilgi ve destekleriyle nakil operasyonum başarıyla gerçekleşti. Annemin de benim de sağlık durumumuz son derece iyi. Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Annem, bana ikinci kez hayat verdi. Ne kadar teşekkür etsem az. Emeği geçen tüm doktorlarımıza ve sağlık çalışanlarımıza da sonsuz teşekkür ederim" dedi. SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Yücel Yüksel, "Anne ile oğlunun sağlıklı bir şekilde yaşamlarına devam edecek olması en büyük mutluluğumuzdur. Alanında uzman kadromuzun multidisipliner yaklaşımıyla, böbrek nakli başta olmak üzere organ nakli alanında başarılı çalışmalara imza atmaya devam ediyoruz" diye konuştu. Anne A.K. ise oğlunun sağlık durumunun düzelmesinden dolayı mutlu olduğunu dile getirdi.
30 Nisan 2025 Çarşamba - 12:10
Çocuklarda sindirim sistemi cerrahisinde uzman yaklaşım
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, doğumsal anomalilerden edinsel sindirim sistemi sorunlarına kadar geniş bir yelpazede cerrahi müdahaleler gerçekleştirerek, çocukların sağlıklı bir geleceğe adım atmasını sağlıyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, erken tanı konulmadığı taktirde çocuklarda sindirim sistemi hastalıklarının ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekerek, "çocukların sindirim sistemi, gelişim aşamalarına bağlı olarak daha hassas ve kırılgandır. Bu nedenle, yaşadıkları mide-bağırsak sorunları, erken müdahale edilmezse ciddi gelişimsel sorunlara yol açabilir" dedi. Çocuklarda sık görülen sindirim sistemi hastalıkları Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, çocuklarda sık görülen sindirim sistemi hastalıklarına dikkat çekerek, "Çocuklarda sindirim sistemi sorunlarının başında doğumsal anomaliler yer alır. Özofagus atrezisi, anal atreziler, intestinal malrotasyon, omfalosel ve gastroşizis gibi doğumla birlikte gelen ciddi durumlar erken müdahale gerektirir. Bu durumlar, doğumdan hemen sonra yapılan cerrahi müdahalelerle başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Bebeklerde sık rastlanan ve şiddetli kusma ile kendini gösteren pilor stenozu, cerrahi müdahale ile kısa sürede çözülebilen bir durumdur. Erken tanı ile bebeğin sağlığı hızla düzelir ve iyileşme süreci çok kısa olur. diğer yandan Hirschsprung hastalığı, kalın bağırsağın sinir hücrelerinden yoksun olması nedeniyle ortaya çıkar. Bu rahatsızlık, cerrahi müdahaleyle kalıcı olarak tedavi edilebilen bir hastalıktır. Erken teşhis, çocuğun hayat kalitesini artırarak uzun vadeli komplikasyonları engeller" dedi. Gastroözofageal Reflü (GER), hastalığına da dikkat çeken Doç. Dr. Zeytun, "İnatçı reflü durumlarında ilaç tedavisi yetersiz kalabilir. Bu durumda cerrahi yöntemlerle mide ve yemek borusu arasındaki kapak sistemi güçlendirilebilir. GER, zamanında müdahale edilmezse büyüme geriliği ve nefes alma problemleri gibi daha ciddi sorunlara yol açabilir. Gelişen teknolojiyle birlikte, açık cerrahi yerini laparoskopik (kapalı) cerrahi tekniklerine bırakmaktadır" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Zeytun, laparoskopik cerrahinin çocuklar üzerindeki faydalarını anlatarak, "Küçük kesilerle yapılan bu ameliyatlar sayesinde çocuklar hem daha az ağrı hissediyor, hem de çok daha hızlı iyileşiyor. Aynı zamanda estetik açıdan da daha başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Laparoskopik cerrahinin en büyük avantajlarından biri, iyileşme sürecinin çok daha hızlı olmasıdır. Çocuklar, açık cerrahiye göre daha kısa bir sürede günlük aktivitelerine dönebilir ve estetik açıdan daha az iz kalır" ifadelerine yer verdi. Erken tanı ile sağlıklı gelecek Birçok sindirim sistemi rahatsızlığı, erken dönemde tanı konulmadığında büyüme geriliği, gelişim bozuklukları ve tekrarlayan enfeksiyonlarla sonuçlanabilir. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, "Ailelerin çocuklarında tekrarlayan kusma, karın şişliği, dışkılama problemleri veya kilo alamama gibi belirtileri ciddiye alarak bir çocuk cerrahına başvurmaları gerekiyor" dedi. Çocuklara özel cerrahi yaklaşım: Duygusal ve fiziksel iyileşme Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, "Bir çocuğun hem fiziksel hem de psikolojik olarak bu süreci en sağlıklı şekilde atlatması, cerrahın yaklaşımıyla doğrudan ilişkilidir" diyerek, çocuklara özel cerrahi anlayışın önemini vurguladı. Diğer yandan çocukların, cerrahi süreçten önce ve sonra psikolojik olarak desteklenmeleri gerekli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Zeytun, bu süreçte çocuğun duygusal iyileşmesi, fiziksel iyileşmesinin yanı sıra önemli olduğunu aktardı.
30 Nisan 2025 Çarşamba - 12:01
Obezite ve Fast-food tüketimi: Sessiz bir salgın büyüyor
Obezitenin hem dünyada hem de Türkiye’de giderek artan bir sağlık sorunu haline geldiğini belirten Uzm. Diyetisyen Eda Mancoğlu, fast-food tüketiminin obeziteye etkileri ve alınması gereken önlemler konusunda önemli uyarılarda bulundu. Günümüzde obezitenin yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal sağlığı da tehdit eden çok boyutlu bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirten BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nden Uzm. Diyetisyen Eda Mancoğlu, "Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), obeziteyi sağlık açısından risk oluşturan anormal veya aşırı yağ birikimi olarak tanımlamaktadır. En temel neden ise alınan enerji miktarının, harcanan enerjiden fazla olması; yani alınan ve harcanan enerji arasındaki dengesizliktir" dedi. Dünya genelinde obezite oranları üç kat arttı Uzm. Dyt. Mancoğlu, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine dikkat çekerek obezitenin ulaştığı boyutun endişe verici olduğunu şu sözlerle vurguladı: "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 1975 yılından bu yana dünya genelinde obezite oranları neredeyse üç kat artış göstermiştir. 2016 yılında 18 yaş ve üzerindeki 1,9 milyardan fazla yetişkin fazla kilolu olarak değerlendirilmiş, bu kişilerin 650 milyondan fazlası obez olarak sınıflandırılmıştır. Aynı yıl, 5-19 yaş grubunda 340 milyondan fazla çocuk ve ergenin fazla kilolu ya da obez olduğu belirlenmiştir. 2020 yılında ise 5 yaş altındaki 39 milyon çocuğun fazla kilolu veya obez olduğu kayıtlara geçmiştir." Reklamlar ve sosyal medya tüketimi artırıyor Fast-food tüketiminin özellikle büyük şehirlerde yaşayan bireylerde ciddi şekilde arttığını belirten Uzm. Dyt. Mancoğlu, "Hızlı yaşam temposu, zamansızlık, kolay ulaşım ve görece düşük maliyet, bireyleri fast-food tüketimine yönlendirmektedir. Bunun yanı sıra, sosyal medya ve televizyonlar aracılığıyla yapılan agresif pazarlama çalışmaları da bu tüketimi tetiklemektedir" dedi. Fast-food sağlığı ciddi şekilde tehdit ediyor Fast-food ürünlerinin düzenli tüketiminin sağlık üzerinde son derece olumsuz etkiler oluşturduğunu vurgulayan Uzm. Dyt. Mancoğlu, "Bu tür besinleri sık tüketen bireylerin doymuş yağ ve şeker alımları artmakta, beslenme kaliteleri zamanla düşmektedir. Bu da diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere birçok kronik rahatsızlığa zemin hazırlamaktadır" şeklinde konuştu. Sağlıklı alternatifler tercih edilmeli Uzm. Dyt. Mancoğlu, fast-food alışkanlığını bırakmak isteyen bireylerin sağlıklı ve pratik alternatifler geliştirmesi önerisinde bulunarak, "Evde kısa sürede hazırlanabilen sebzeli omlet, yulaf ezmesi, yoğurtlu meyve kaseleri, tam tahıllı sandviçler, kuru yemişler ve ev yapımı granola barlar gibi seçenekler, fast-food ürünlerine göre hem daha sağlıklı hem de uzun vadede daha ekonomik çözümler sunmaktadır" şeklinde konuştu. Çocuklara doğru beslenme eğitimi verilmeli Çocukluk döneminde edinilen beslenme alışkanlıklarının ileri yaşlarda da devam ettiğini hatırlatan Dyt. Mancoğlu, ailelerin çocuklara sağlıklı beslenme konusunda örnek olması gerektiğini söyledi. Mancoğlu, "Evde birlikte yemek pişirmek ve ailece yemek yemek, çocukların beslenme alışkanlıklarını olumlu yönde etkiler. Ayrıca, okul kantinlerinden veya otomatlardan alınan sağlıksız yiyecekler yerine, evden hazırlanan sağlıklı beslenme çantaları tercih edilmelidir" diye konuştu. Planlı beslenme başarıyı beraberinde getiriyor Uzm. Dyt. Mancoğlu, haftalık yemek planlarının sağlıklı yaşamın sürdürülebilirliğini sağladığını vurgulayarak şu önerilerde bulundu: "Haftalık öğün planları sayesinde hem zaman kazanılır hem de dengesiz ve plansız beslenmenin önüne geçilir. Dışarıda yemek yenilecekse, kızartmalar yerine ızgara ürünler tercih edilmelidir. Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek kullanılmalı, salatalarda soslar ayrı istenmeli ve gazlı içecekler yerine su ya da ayran gibi sağlıklı içecekler seçilmelidir. Bireyler, günlük yaşamlarında yapacakları küçük ama etkili değişikliklerle beslenme alışkanlıklarını dönüştürebilir ve sağlıklarını koruyabilirler."
30 Nisan 2025 Çarşamba - 11:39
Bağırsak sağlığında doğru beslenmenin etkisi
Bağırsak mikrobiyotasının, insan vücudunda sindirim sisteminde yerleşik olan bakteri, virüs ve mantar gibi mikroorganizmalardan oluşan ve organ gibi işlev gören karmaşık bir ekosistem olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, mikrobiyota sağlığının temel belirleyicilerinden birinin beslenme olduğunu vurguladı. İnsan vücudunda sindirim sistemindeki yararlı ve zararlı tüm mikroorganizmalar topluluğunu ifade eden "mikrobiyota" hakkında önemli bilgiler veren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden bu yapının gelişimini etkileyen faktörler arasında doğum şekli, annenin mikrobiyotası, anne sütü alımı, bakterilere çevresel maruziyet, antibiyotik ve probiyotik kullanımı ile beslenmenin yer aldığını söyledi. Mikrobiyota gelişimi tamamlandıktan sonra bile bu faktörlerin, mikrobiyotanın durumu ve fonksiyonunu etkilemeye devam ettiğini; bunlar içinde ise beslenmenin, en güçlü etkiyi gösterdiğini dile getirdi. Bağırsaktaki mikroorganizmaların bazı vitaminlerin sentezinde ve bazı besin bileşenlerinin bozulmasında rol oynadığını belirten Diyetisyen Erden, anne sütünün bebeklik döneminde mikrobiyota oluşumu için çok önemli bir kaynak olduğunu, ek gıdaya geçişle birlikte besin seçiminin mikrobiyotayı doğrudan şekillendirdiğini belirtti. Bağırsak mikrobiyotasının yaklaşık 2-3 yaş civarında yetişkin düzeyine ulaştığını sözlerine ekledi. "Akdeniz diyeti mikrobiyotayı olumlu etkiliyor" Farklı beslenme modellerinin bağırsak mikrobiyotası üzerinde farklı etkiler oluşturduğunu vurgulayan Diyetisyen Erden, "Çeşitli coğrafyalarda yaşayan toplumların mikrobiyotalarının incelendiği çalışmalarda uzun vadeli beslenme alışkanlıklarının etkisi açıkça görülmüştür. Genetik ve antibiyotik kullanımı gibi çevresel etmenler değerlendirilse bile, mikrobiyota üzerindeki temel belirleyici faktör beslenme alışkanlıklarıdır" dedi. Glutensiz diyetlerde polisakkarit alımının sınırlandığını belirten Diyetisyen Erden, "Glutensiz diyetlerde bağırsağa ulaşan karbonhidrat azalır. Bu durum, yararlı probiyotik bakteri popülasyonlarının azalmasına, patojen bakterilerin ise artmasına yol açabilir" diye konuştu. Akdeniz diyetinin mikrobiyota üzerinde olumlu etkileri olduğunu; vejetaryen diyetlerin etkisine dair çalışmaların farklı sonuçlar verdiğini, bu yüzden net bir sonuca varılamadığını aktardı. "Kaliteli yağ tüketimi bağırsak sağlığı için önemli" Mikrobiyotayı destekleyen besinler arasında polifenol açısından zengin bitkisel kaynakların yer aldığını anlatan Diyetisyen Erden, "Meyve, sebze, tam tahıl, çay, kahve ve kakao gibi besinlerde bulunan fitokimyasallar, farklı etki mekanizmaları yoluyla bağırsak sağlığına olumlu katkı sağlar" dedi. Diyetisyen Erden, diyet proteinlerinin mikrobiyotayı düzenlemede önemli rol oynadığını belirterek, protein miktarının günlük gereksinimi aşmayacak şekilde sınırlandırılması gerektiğini ve diyetin hem hayvansal hem bitkisel protein kaynaklarını içermesinin faydalı olduğunu ifade etti. Diyetteki yağ miktarının ve türünün de bağırsak mikrobiyotası üzerinde etkili olduğuna dikkat çekerek, "Aşırı yağ tüketimi mikrobiyal çeşitliliği azaltır. Dengeli ve kaliteli yağ tüketimi bağırsak sağlığı için önemlidir" dedi. "Yoğurt, turşu gibi fermente gıdalar mikrobiyotayı güçlendirir" Dünya Sağlık Örgütü ve çok sayıda bilimsel çalışmanın, düzenli prebiyotik ve probiyotik tüketiminin mikrobiyota sağlığını desteklediğini gösterdiğini anlatan Diyetisyen Erden, "Yoğurt, turşu gibi fermente gıdalar ile prebiyotik içeren sarımsak ve soğan gibi sebzeler, mikrobiyotayı güçlendirmede büyük rol oynar" diye konuştu. Bağırsak mikrobiyotası ile beslenme arasında güçlü bir karşılıklı ilişki olduğunu belirten Diyetisyen Erden, "Bireylerin bağırsak florası, tüketilen besinlere göre şekillenmektedir. Doğru beslenmeyle sağlıklı bir bağırsak rutini oluşturmak mümkündür" ifadelerini kullandı.
30 Nisan 2025 Çarşamba - 11:37
Pankreas ameliyatını tüm Akdeniz izledi
Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay, Akdeniz ülkelerinden endoskopi uzmanlarının katılımıyla düzenlenen ENDOMED 2025 Kongresi’ne katıldı. Kongre kapsamında Doç. Dr. Süleyman Günay, canlı yayında, Disconnected Pancreatic Duct Sendromu (DPDS) olan hastanın endoskopik tedavisini gerçekleştirdi. İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan, Mısır, Fas ve Tunus gibi Akdeniz ülkelerinden yüzlerce hekimin katıldığı ENDOMED 2025 Kongresi kapsamında Medicana International İzmir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Günay’ın gerçekleştirdiği endoskopik tedavi canlı olarak yayınlandı. 47 yaşındaki kadın hastanın, safra yolu taşına bağlı gelişen şiddetli akut pankreatit sonrası pankreasta oluşan kist nedeniyle uzun süredir tedavi gördüğünü anlatan Doç. Dr. Süleyman Günay, "Başlangıçta yapılan endoskopik ultrasonografi (EUS) eşliğinde kist drenajına rağmen, pankreas kanalının kopması (Disconnected Pancreatic Duct Sendromu-DPDS) nedeniyle kistler tekrarlamıştı. DPDS nadir ve zorlu bir vakadır. DPDS hastada, yemek sonrası şiddetli karın ağrıları, beslenme bozukluğu ve kilo kaybı, yaşam kalitesinde ciddi düşüş gibi problemlere yol açmıştı. Canlı yayında gerçekleştirilen uygulamada transgastrik drenaj tekniğiyle; pankreas kistinin boşaltılması, kopuk pankreas kanalına yönelik stent yerleştirilmesi ve tekrarlayan kist oluşumunun engellenmesi sağlandı. İşlem sırasında katılımcı hekimlerle endoskopik tekniklerin incelikleri ve komplikasyon yönetimi üzerine interaktif bir tartışma da yürütüldü" diye konuştu. "DPDS, endoskopide sınırları zorlamaktadır" "Disconnected Pancreatic Duct Sendromu, endoskopik olarak zorlu bir durumdur" diyen Doç. Dr. Süleyman Günay, "Bu vakada, transgastrik yaklaşım ile hastanın hem ağrıları giderildi hem de uzun vadeli bir iyileşme sunuldu. Operasyonun ardından hastada, ağrılarda belirgin azalma, beslenme durumunda düzelme, kontrol görüntülemelerde kistlerin gerilemesi gibi olumlu gelişmeler kaydedildi. Hastanın uzun vadeli takipleriyle kalıcı bir çözüm hedeflenmektedir" ifadelerini kullandı. Akdeniz’de endoskopik iş birliği ENDOMED gibi platformların, nadir vakaların yönetiminde deneyim paylaşımı için önemini vurgulayan Doç. Dr. Süleyman Günay, sözlerini şöyle sürdürdü: "ENDOMED 2025, Akdeniz bölgesindeki gastroenteroloji ve endoskopi uzmanlarını bir araya getirerek, yeni tekniklerin paylaşılmasını, klinik deneyimlerin tartışılmasını bölgesel iş birliklerinin güçlendirilmesini hedefliyor. Kongrede İtalya, Türkiye, İspanya, Mısır ve Yunanistan gibi ülkelerden gelen uzmanlar, canlı vakalar eşliğinde bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Bu kongrede Disconnected Pancreatic Duct Sendromu gibi kompleks vakaların başarıyla yönetilmesi, Akdeniz bölgesindeki endoskopik standartların yükseldiğinin önemli bir göstergesi oldu."
30 Nisan 2025 Çarşamba - 11:27
Tavuk ve yumurtada doğru bilinen yanlışlar
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Canan Kop Bozbay, tavuk eti ve yumurtasına dair doğru bilinen yanlışlara açıklık getirdi. Tüketimi her geçen gün artan tavuk eti ve yumurtasına dair doğru bilinen yanlışlar yanıltıcı olabiliyor. "Tavuklara hormon veriliyor mu", "GDO’lu yem sağlığımızı etkiler mi", "Yumurta sarısının rengi besin değerini gösterir mi" gibi sorulara yanıt arayan tüketiciler için bilim, net ve çarpıcı cevaplar sunuyor. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Canan Kop Bozbay, bu sorulara bilimsel verilerle açıklık getirdi. Tavuk ve yumurta üretiminde hormon kullanımının hem yasak hem de teknik olarak imkânsız olduğunu; GDO’lu yemle beslenen hayvanların etinde veya yumurtasında GDO kalıntısı bulunmadığını belirten Doç. Dr. Bozbay, doğru bilgiye ulaşmak için her zaman alanında uzman kişilere başvurulması ve güvenilir kaynaklardan bilgi edinilmesi gerektiğinin altını çizdi: "Bilimsel kanıtlara dayanılmalı" Doç. Dr. Canan Kop Bozbay, "Bugün dünyada kişi başı yıllık tüketilen et miktarının yüzde 40’tan fazlası tavuk eti. Türkiye de ise her birey yılda 20 kilogram tavuk eti ve 250 adetten fazla yumurta tüketiyor. Çünkü tavuk eti ve yumurtası, yüksek biyolojik değere sahip, kaliteli ve dengeli hayvansal protein kaynaklarıdır. Yumurta, anne sütünden sonra en iyi kullanılan proteini içerirken; tavuk eti düşük yağ oranı, kolay sindirimi ve zengin aminoasit profiliyle öne çıkar. Peki soframıza bu kadar sık gelen bu ürünler hakkında ne kadar doğru bilgiye sahibiz? Tavuk yetiştiriciliğinde, genetik, teknoloji ve besleme ile ilgili gelişmeleri yanlış yorumlamak, kimi zaman tüketici nezdinde tereddüte sebep olabiliyor. İşte tam da bu yüzden, bu konularda yorum yaparken veya bir bilgiye ihtiyaç duyarken, uzman görüşüne ve bilimsel kanıtlara dayanmak, hem kendi sağlığımız hem de toplum sağlığı için önemlidir. Bilim, kişisel görüşlere değil; deneylere, kanıtlara ve tekrarlanabilir sonuçlara dayanır. Dolayısıyla bir bilginin doğru olup olmadığını değerlendirirken, bilimsel olarak test edilmiş mi diye bakmak gerekir" dedi. Tavukların büyüme süresi "Tavuklar nasıl 42 günde kesim ağırlığına nasıl ulaşıyor, bu doğal mı" sorusunu yanıtlayan Doç. Dr. Canan Kop Bozbay, "Etlik piliçlerin 42 gün gibi kısa bir sürede kesim ağırlığına ulaşabilmesi, tamamen genetik seleksiyon, dengeli besleme, iyi yönetilen çevresel şartlar ve hastalık kontrolü sayesinde elde edilen bir verimlilik başarısıdır. Etlik piliçler, 1950’lerden beri yapılan ıslah çalışmaları sayesinde, daha hızlı büyüyen, yemden daha iyi yararlanan ve daha fazla kas geliştiren hatlardan seçilerek oluşturulmuştur. Bugün kullanılan hibrit ırklar bu çalışmaların ürünüdür. Genetiği değiştirme söz konusu değildir; bu, doğal seleksiyonun modern tekniklerle hızlandırılmış halidir. Aynı zamanda etlik piliçler, büyüme hızlarına uygun bilimsel çalışmalara dayalı olarak formüle edilmiş ve sindirilebilirliği yüksek yemlerle beslenirler. Sıcaklık, nem, havalandırma, ışıklandırma ve yerleşim sıklığı gibi çevresel faktörler, hayvan refahı ve performansını optimize etmek amacıyla tam kontrollü sistemlerle yönetilir. Sonuç olarak piliçlerin hızlı büyümesi tamamen doğal fizyolojik büyüme kapasiteleri ve bilimsel yönetim sayesinde gerçekleşir" ifadelerini kullandı. Hormon ve antibiyotik Bozbay, "Etlik piliçlere ve yumurta tavuklarına hormon ve antibiyotik veriliyor mu" şeklindeki soruya, "Türkiye’de etlik piliçlere ya da yumurta tavuklarına hormon verilmesi, hem hukuken yasaktır hem de bilimsel ve teknik olarak mümkün değildir. Bu durum, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından resmi olarak denetlenmekte, üretim süreçleri sıkı kontrol altında tutulmaktadır. Hormon verilmesi teknik olarak mümkün değildir çünkü etkili bir sonuç için ya her gün enjeksiyon yapılması gerekir ki bu uygulama pratikte ve maliyet açısından imkânsızdır, ya da hormonlu yem kullanılması gerekir ki bu da işe yaramaz çünkü hormonal moleküller yemle birlikte etkisiz hale gelir, sindirim sisteminde parçalanır. Ayrıca etlik piliçler, genetik olarak hızlı büyümeye uygun olacak şekilde uzun yıllardır ıslah edilmiştir; bu nedenle büyümeleri için hormona gerek yoktur. Özetle, hormon kullanımı: yasal değildir, bilimsel olarak gereksizdir, teknik olarak uygulanamaz ve ekonomik olarak mantıksızdır. Benzer şekilde, antibiyotikler de büyütme amacıyla kullanılamaz. Türkiye’de ve Avrupa Birliği’nde kullanımı yasaktır. Sadece veteriner hekim kontrolünde, hastalık tedavisinde kullanılabilir. Ayrıca tedavisi sonrası belirli bir "bekleme süresi" vardır; bu sürede elde edilen et ve yumurta tüketime sunulmaz. Tarım ve Orman Bakanlığı, üretimi düzenli olarak denetlemekte ve tüketiciye ulaşan ürünlerin Gıda Kodeksi’ne uygun, kalıntısız olmasını sağlamaktadır. Modern tavukçuluk başarıyı hormon ya da antibiyotikle değil; gelişmiş genetik, dengeli besleme, uygun çevre şartları ve bilimsel yönetimle sağlar. Günümüzde sağlıklı ve güvenilir hayvansal üretimin temeli bilimdir, ilaç ya da yapay müdahaleler değil" yanıtını verdi. Tavuk yemlerinin insan sağlığına etkisi Doç. Dr. Canan Kop Bozbay, "Tavuklara GDO’lu yem veriliyor mu? Bu bizim sağlığımızı etkiler mi" sorusuna, "Tavukların beslenmesinde kullanılan yem hammaddelerinin bazıları, özellikle soya fasulyesi ve mısır, dünya genelinde yaygın olarak genetik olarak değiştirilmiş (GDO) varyantlardan elde edilmektedir. Bu durum Avrupa Birliği ve Türkiye gibi ülkelerde sıkı yasal düzenlemelere tabiidir ve Türkiye’de GDO’lu ürünlerin sadece yem amaçlı kullanımı Biyogüvenlik Kurulu’nun izniyle mümkündür. Şu ana kadar yapılan çok sayıda bilimsel çalışmaya göre, tavukların GDO’lu yemlerle beslenmesi etlerinde veya yumurtalarında GDO oluşmasına yol açmaz. Çünkü yemle alınan GDO’lu DNA ve proteinler, tıpkı doğal yemlerdeki DNA ve proteinler gibi tavuğun sindirim sistemi tarafından parçalanır. Dolayısıyla ne tavuğun etinde ne de yumurtasında genetik olarak değişmiş bir içerik bulunmaz. Ayrıca, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gibi kurumlar, mevcut veriler ışığında, GDO’lu yemle beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin insan sağlığı için risk oluşturmadığını açıkça belirtmektedir" cevabını verdi. Tavukların pişme süresinin kısalması Doç. Dr. Canan Kop Bozbay, "Tavuklar eskiden geç pişerdi, şimdi neden hemen pişiyor" sorusunu ise şöyle yanıtladı: "Günümüz etlik piliçleri, genç yaşta ve daha fazla kas kitlesiyle kesildikleri için, bağ dokuları tam olgunlaşmamıştır ve kolajenleri ısıyla daha kolay çözünür. Bu nedenle etleri daha kısa sürede pişer. Ayrıca, piliçlerin yüksek su içeriği ve homojen kas dokusu hızlı ısı iletimine ve daha kısa pişme süresine katkıda bulunur. Geçmişteki tavuklar ise daha yaşlı kesildiğinden, kas yapıları daha sertti ve pişmeleri daha uzun sürerdi. Türkiye’de ve dünyada farklı üretim sistemleri mevcuttur: bunlar entansif (yoğun), yarı açık, serbest gezen ve organik gibi sistemlerdir. Serbest gezen ve organik tavukların eti ve yumurtası bazı besin öğeleri açısından biraz farklılık gösterebilir, ancak genel makro besin değerleri (protein, yağ, enerji) açısından çok büyük farklar yoktur. Ancak bu farklar büyük oranda besleme kaynaklıdır. Serbest gezen tavuklar doğada ot, böcek ve yeşil bitkiler de yediği için, özellikle omega-3 yağ asitleri, A ve E vitamini bakımından yumurtalarında ve etlerinde bir miktar artış gözlenebilir. Aksi durumda, yalnızca gezme davranışı yumurtaya daha fazla besin katmaz. Tercih daha çok tüketicinin değerlerine ve lezzet algısına bağlıdır." Yumurtada kan lekesi Bozbay, "Yumurtada kan lekesi veya ipliksi yapı görüyorum. Tüketebilir miyim" sorusuna, "Yumurta içinde zaman zaman kan lekesi veya ipliksi yapı görülebilir. Bu unsurlar çoğu zaman doğal, zararsız ve biyolojik olarak açıklanabilir yapılardır. Yumurtada görülen küçük kan lekeleri, genellikle yumurta oluşumu sırasında ovaryumdaki kılcal damarların çatlaması sonucu oluşur. Bunun döllenmeyle veya hastalıkla hiçbir ilgisi yoktur. Sağlık açısından bir risk taşımaz. Yumurtanın içinde görülen beyaz ipliksi yapılar, yumurta sarısını ortada sabitleyen doğal bir bağ dokusudur ve adı şalazdır. Şalazın varlığı, yumurtanın taze olduğunu gösterir. Yumurtalar bayatladıkça bu yapı gevşer ve kaybolur. Sonuç olarak bu yapılar yumurtanın bozuk, döllü, bayat ya da sağlıksız olduğunu değil, tam tersine tazeliğini ve doğal oluşum sürecini gösterir. Yine de tüketici tercihi olarak bu yapılar pişirme öncesinde çıkarılabilir" şeklinde cevap verdi. Bozbay, "Yumurtanın kabuk rengi ve besin değerini etkiler mi" sorusunu, "Yumurtanın kabuk rengi, tamamen tavuğun genetik yapısına bağlıdır. Besin içeriği açısından, kabuk rengi hiçbir fark oluşturmaz. Araştırmalar, yumurtanın amino asit kompozisyonu ve biyoyararlanımı açısından kabuk rengine bağlı bir üstünlük olmadığını göstermektedir" şeklinde cevapladı. "Yumurta sarısı neden bazen koyu sarı, bazen soluk sarı oluyor? Hangisi daha besleyici" sorusuna ise Bozbay, "Yumurta sarısının rengi, tavuğun yediği yemin içeriğine bağlıdır. Yem ne kadar karotenoid içerirse, yumurta sarısı o kadar koyu sarı veya turuncuya döner. Karotenoid kaynakları arasında mısır, yonca, paprika gibi bitkiler bulunur. Eğer tavuk daha az karotenoid içeren yemle beslenirse, sarı renk daha soluk olur. Besin değerine gelirsek sarının rengi, yumurtadaki protein, yağ, enerji, vitamin ve mineral değerlerini temel olarak değiştirmez. Yani, koyu sarı yumurta daha besleyici değildir, sadece görsel farklar vardır" cevabını verdi.
30 Nisan 2025 Çarşamba - 11:26
Pursaklar’da Sağlıklı Hayat Akademisi ile sağlıklı yaşama bir adım
Pursaklar Belediyesine bağlı Hanım Evleri’nde toplum sağlığı konusunda farkındalık geliştirmek adına ‘‘Sağlıklı Hayat Akademisi’’ eğitimlerine başlandı. Sağlık Bakanlığı öncülüğünde Pursaklar Belediyesi’ne bağlı Hüma Sultan Hanım Evi’nde toplum sağlığı konusunda farkındalık geliştirmek, sağlıklı yaşam kültürünü yaygınlaştırmak ve sağlık okuryazarlığı düzeyini artırmak adına ‘‘Sağlıklı Hayat Akademisi’’ eğitimleri başladı. Kursiyerlere yönelik büyük önem taşıyan eğitim seminerlerine devam ettiklerini belirten Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, ‘‘Hanım Evlerimizde mesleki eğitimler vermenin yanı sıra sağlıklı toplum yapısı oluşturmak adına birbirinden değerli sağlık seminerleri vermeye devam ediyoruz. Modern yaşamın getirdiği yoğun tempo, stres, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları, ne yazık ki toplum sağlığını tehdit eden önemli unsurlar arasında yer alıyor. Amacımız hemşehrilerimizin kendi sağlıklarını yönetebilmelerine yardımcı olmak ve toplumda pozitif bir dönüşüm başlatmaktır. Unutmayalım ki sağlıklı bireyler, sağlıklı bir toplumun temelini oluşturuyor’’ dedi. Sağlıklı Hayat Akademisi seminerlerinde kursiyerlere sağlıklı beslenmeden fiziksel aktiviteye, ruh sağlığından bağımlılıkla mücadeleye kadar birçok alanda eğitimler veriliyor.
30 Nisan 2025 Çarşamba - 11:04
Kütahya Şehir Hastanesi’nde Yanık Ünitesi hasta kabulüne başladı
Kütahya Şehir Hastanesi bünyesinde kurulan Yanık Ünitesi, hasta kabulüne başladı. Modern tıbbi donanımıyla dikkat çeken ünite; özel tedavi alanları, yanık banyosu ve küveti, pansuman odaları, giyinme ve asepsi odaları ile hizmet sunuyor. Toplamda 5 yatak kapasitesine sahip Yanık Ünitesi Servisi’nde, hafif ve orta dereceli yanık vakalarının tanı, tedavi ve takibi gerçekleştirilecek. Aynı zamanda poliklinik hizmetiyle de hastalara destek sağlanacak. Hastalar, ünitenin Kütahya Şehir Hastanesi T2 Blok 1. katta yer alan biriminden hizmet alabilecek.
30 Nisan 2025 Çarşamba - 11:02
Taşınma fikrine karşı eylemler yapılan Cerrahpaşa’da deprem gerçeğiyle fikirler değişti
Depreme dayanıksız olmasıyla sık sık gündeme gelen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin taşınması fikrine yapılan eylemlerle karşı çıkılırken, deprem gerçeği sonrası fikirler değişti. Önce fakültenin bir kısmı Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi’ne taşınırken geçtiğimiz günlerde yaşanan 6.2’lik deprem sonrası ise Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi’nin Avcılar’a taşınacağı açıklandı.
30 Nisan 2025 Çarşamba - 10:59
Cilt kanserine karşı erken önlem hayat kurtarıyor
Cilt kanserine karşı farkındalık oluşturmak amacıyla açıklamalarda bulunan Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Hilal Ayvaz Çelik, "1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında korunma yolları hakkında uyarılarda bulundu. Giderek artan güneş maruziyeti ve yaşam tarzı faktörleri, cilt kanseri vakalarında dikkat çeken bir artışa yol açıyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Hilal Ayvaz Çelik, "1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında yaptığı açıklamada, cilt kanserinin belirtileri, risk faktörleri ve korunma yöntemlerine dikkat çekti. Doç. Dr. Çelik, erken teşhisin hayat kurtardığını belirterek, vatandaşları düzenli dermatolojik kontroller konusunda uyardı. Benlerdeki değişim ihmal edilmemeli Cilt kanserlerinin deri hücrelerinde oluşan bazı mutasyonlar sonucu ortaya çıktığını belirten Doç. Dr. Hilal Ayvaz Çelik, bu kanserlerin kimi zaman belirti vermeden mevcut benlerin üzerinden gelişebileceğini, bazen de yeni oluşan benlerle kendini gösterebileceğini söyledi. Özellikle 40 yaşından sonra çıkan yeni benlerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade eden Çelik, "Benlerin renginde, şeklinde ya da boyutunda meydana gelen değişiklikler; kendiliğinden kanama, kaşıntı veya ağrı gibi durumlar ciddi bir uyarı işareti olabilir. Bu tür durumlarda mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır" dedi. En tehlikelisi ’malign melanom’ Cilt kanserlerinin en yaygın üç türü hakkında bilgi veren Çelik, bazal hücreli kanserin (BCC) en sık görülen ancak en az tehlikeli tür olduğunu, genellikle burun, yanak ve kulak gibi güneşe açık alanlarda görüldüğünü belirtti. Skuamöz hücreli kanserin (SCC) ise cildin daha dış tabakalarında geliştiğini ve iyileşmeyen yaralar ya da yanık izleri üzerinden ortaya çıkabileceğini ifade etti. En tehlikeli türün ise malign melanom (MM) olduğuna dikkat çeken Çelik, "Melanom genç yaşlarda bile görülebilir ve çoğu zaman teşhis konulduğunda yayılmış olabilir. Bu nedenle şüpheli benler hızla değerlendirilmelidir" diye konuştu. "Risk faktörleri göz ardı edilmemeli" Cilt kanserine yakalanma riskini artıran faktörleri sıralayan Doç. Dr. Çelik, açık tenli olmak, yeşil ya da mavi göz rengine sahip olmak, çilli bir cilde sahip olmak, çok sayıda bene sahip olmak, ailede cilt kanseri öyküsü bulunması, güneşe yoğun maruz kalmak ve çocuklukta güneş yanığı geçirilmesinin en belirgin risk faktörleri olduğunu söyledi. "Kesin tanı biyopsi ile konuyor" Şüpheli lezyonlar görüldüğünde kesin tanının biyopsi ile konulduğunu belirten Çelik, "Lokal anestezi altında alınan doku örneğiyle kanserin tipi ve yayılma durumu belirlenir. Gerekli görülürse ileri görüntüleme yöntemleriyle hastalığın yayılımı da değerlendirilir" dedi. "Tedavi yöntemi kişiye özel belirleniyor" Tedavi sürecinin hastanın yaşı, kanserin tipi ve yaygınlığına göre değiştiğini söyleyen Doç. Dr. Çelik, öncelikle cerrahi müdahalenin uygulandığını, ancak bazı durumlarda krem tedavileri, kriyoterapi, fotodinamik tedavi, kemoterapi veya radyoterapi gibi alternatif yöntemlerin de kullanılabildiğini ifade etti. "Cilt kanserinden korunmak mümkün" Cilt kanserine karşı alınabilecek önlemler hakkında da bilgi veren Çelik, yaz-kış güneş koruyucu kullanımının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Güneş kremlerinin 2 saatte bir yenilenmesi gerektiğini ifade eden uzman, deniz veya havuzdan sonra koruyucunun tekrar sürülmesinin önem taşıdığını belirtti. Dışarı çıkarken UV koruyuculu kıyafetlerin, şapkaların ve gözlüklerin kullanılmasını öneren Çelik, özellikle çocukların ve bebeklerin güneşten korunmasına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Solaryumdan uzak durulması gerektiğini belirten Çelik, bronzlaştırıcı kremlerin ya da gıdaların da deri sağlığı açısından risk taşıdığını ifade etti. Kalıcı oje uygulamalarında UV ışığa maruz kalmadan önce tırnak çevresine güneş koruyucu sürülmesinin önemini vurguladı. "Ben kontrolleri ihmal edilmemeli" Sigara ve tütün kullanımının da cilt sağlığına zarar verdiğini hatırlatan Doç. Dr. Çelik, ciltteki benlerin düzenli olarak ayna karşısında ya da duş sonrası incelenmesi gerektiğini söyledi. "Benlerde renk değişimi, asimetri, boyut artışı veya kanama gibi değişiklikler varsa bu ciddi bir uyarıdır" diyen Çelik, yılda en az bir kez dermatolog muayenesinin hayat kurtarıcı olabileceğini vurguladı.
30 Nisan 2025 Çarşamba - 10:51
Medical Point’te ilk kez robotik diz cerrahisi operasyonu
İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Mert Filibeli ve ekibi tarafından gerçekleştirilen ilk robotik diz cerrahisi, hasta konforu, cerrahi hassasiyet ve iyileşme süresi açısından önemli avantajlar sundu. Op. Dr. Mert Filibeli konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Robotik sistemler sayesinde kusursuza yakın cerrahiler yapmamızı sağlıyor. Hastamızın operasyonunu başarıyla gerçekleştirdik ve kısa sürede günlük aktivitelerine geri dönebilecek. Bu, hem bizim için hem de hastanemiz adına önemli bir dönüm noktası. Bu yöntemle hastalar daha az ağrı, daha az kan kaybı ve daha kısa iyileşme süreci ile ameliyat sonrası yaşam kalitesine daha hızlı kavuşur" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder