SAĞLIK
21 Mayıs 2026 Perşembe - 18:05 Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Demirkol, Türkiye’nin yerli ultrason üretimine başlayacağını duyurdu Bolu’da öğrencilerle buluşan Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Türkiye’nin sağlık teknolojilerinde geldiği son noktayı anlattı. Yerli ultrason üretimine başlanacağını ve gelecek yıl 700 cihazın Sağlık Bakanlığı’na teslim edileceğini açıklayan Demirkol, ayrıca 5G teknolojisi kullanılarak İstanbul’daki cerrahların Muş’taki bir hastaya uzaktan robotik böbrek ameliyatı gerçekleştirdiğini duyurdu. Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Bolu’da düzenlenen "İhtisas Akademi 26" programında öğrencilerle buluştu. Türkiye’nin ultrason cihazı üretiminde, kanser ve lenfomalarda nokta atışı tedavi yapan CAR-T sisteminde hem de yenilikçi tedavilerde gelinen son noktayı aktaran Demirkol, dün 5G teknolojisiyle sağlık alanında yapılan başarılı bir tedaviden bahsetti. Programda İhtisas Akademi’nin sinevizyon gösterisi de izletildi. "Türkiye kendi ultrasonunu üretmeye başlıyor" Türkiye’nin kendi ultrason cihazını üretmeye başlayacağını ve önümüzdeki yılda 700 adet ultrason cihazının Sağlık Bakanlığı bünyesine kazandırılacağını açıklayan Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, "Artık sağlık alanında kendi kalp akciğer pompamızı yapıyoruz. 2 hafta önce Sayın Bakanımızın hem Kore hem de Çin firmasıyla imzalamış olduğu anlaşma gereği, artık Türkiye kendi ultrasonunu üretmeye başlıyor. Böylelikle önümüzdeki yılda 700 tane ultrasonu Sağlık Bakanlığına bu protokol yapılan firmalar teslim edecekler. Şu anda CAR-T (Kimerik Antijen Reseptörü T-hücre) sistemi dediğimiz, özellikle lösemi ve lenfomalarda nokta atışı tedavi yapan CAR-T çalışması Ankara Etnik Şehir Hastanesi’mizde başladı. Bu sistem Türkiye’de ve dünyada gelecek 10 yılın en önemli kanser tedavilerinden biri olacak. Hem ultrasonda hem CAR-T’de hem de yenilikçi tedavilerde Türkiye, üreten sağlık olarak özellikle savunma sanayiinde aldığımız yolun çok daha ötesine gitmeyi hedefliyor" dedi. 5G teknolojisiyle uzaktan böbrek ameliyatı yapıldı Türkiye’nin yeni geçtiği 5G teknolojisi sayesinde uzaktan başarılı bir böbrek ameliyatı yapıldığını aktaran Demirkol, "Dün Muş Devlet Hastanesi’nde İstanbul Üniversitesi’ndeki hocalarımızın 5G teknolojisiyle İstanbul’dan Muş’a bağlanarak robotla başarılı bir böbrek ameliyatı yapması sağlandı. Türkiye’nin dört bir yanında, özellikle Türkiye’nin gelişen teknolojisinde, 5G teknolojisiyle bu uzaktan telecerrahi işlemlerini artırarak devam ettiriyoruz" şeklinde konuştu. Programa Yatırım Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Fidan, BAİBÜ Rektör yardımcıları, siyasi parti temsilcileri, öğrenciler ile vatandaşlar katıldı.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 16:11 "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temalı seminer Samsun’da Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından düzenlenen "Geleceğimizin Teminatı Çocuklar İçin Sağlık Semineri"nde çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine ilişkin velilere yönelik bilgilendirme yapıldı. Büyük Anadolu Hastaneleri ile özel bir kolej iş birliğinde gerçekleştirilen seminerde, çocuk sağlığı, beslenme, hijyen alışkanlıkları ve psikolojik gelişim konuları ele alındı. "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temasıyla düzenlenen etkinlikte, anne ve babalara çocuk gelişimine ilişkin çeşitli başlıklarda bilgi verildi. İnteraktif sunum eşliğinde gerçekleştirilen programda; Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Serenay Sağıroğlu Kaya, Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Alev Cansu Certel tarafından sunum yapıldı. Seminerde çocukların uyku düzeni, sağlıklı beslenme, kişisel hijyen, ruhsal gelişim ve aile içi iletişim konularına değinildi. Ayrıca çocuk gelişiminde güvenlik, bağlanma, özgüven, özerklik, kendini ifade edebilme ve gerçekçi sınırlar gibi başlıklarda velilere çeşitli bilgiler aktarıldı. Soru-cevap şeklinde devam eden program, katılımcıların toplu hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. Büyük Anadolu Hastaneleri yetkilileri, çocukların sağlıklı gelişimine katkı sağlamak amacıyla eğitim kurumlarıyla ortak çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.
Medical Point’te kalın bağırsak polipleri ileri endoskopik yöntemle temizlendi
29 Nisan 2025 Salı - 12:20 Medical Point’te kalın bağırsak polipleri ileri endoskopik yöntemle temizlendi İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’ne karın ağrısı ve dışkıda kan şikayetiyle başvuran hasta Meral Kaşarcı, kalın bağırsağında iki farklı bölgede tespit edilen kitlesel polipoid lezyon başarılı bir operasyonla alınmasıyla yeniden sağlığına kavuştu. Şikayetini anlatan Meral Kaşarcı, "Bir sabaha karşı değişik bir karın ağrısıyla uyandım. Üşüttüğümü düşündüm. Ancak tuvalet ihtiyacım sırasında sümüksü ve hafif kanlı bir dışkı fark edince hemen seyahatimi iptal edip sağlık ocağına başvurdum. Şikayetlerim devam edince Medical Point Hastanesi’ne geldim. Kolonoskopi yapıldı ve sonrasında ameliyat ihtimaliyle karşı karşıya kaldım. Çok korktum. Torba takılma riski ya da kanser endişesi yaşadım. Ancak Doç. Dr. Ömer Burçak Binicier’in desteğiyle bu süreci moral ve güvenle atlattım." dedi. İEÜ Medical Point Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ömer Burçak Binicier, yapılan kolonoskopi sonucunda kalın bağırsakta biri orta bölgeye, diğeri makat bölgesine yakın olmak üzere iki ayrı 5 ve 10 cm’lik polip saptandığını belirtti. Orta kesimdeki polip endoskopik mukozal rezeksiyon ile temizlenirken, makat bölgesine 1-2 santim mesafede yer alan daha büyük boyuttaki polip özel bir teknikle çıkarıldı. Doç. Dr. Binicier, "Hastamızda, makat bölgesine çok yakın olan geniş tabanlı lezyon nedeniyle torba takılma riski vardı. Ancak son değerlendirmemizde, lezyonun alt dokulara yayılmadığını gördük. Endoskopik submukozal diseksiyon yöntemiyle, özel bıçaklar kullanarak lezyonu tamamen temizledik. Şu an torba takılma riski bulunmamaktadır. Patoloji sonucu temiz çıktı. Yayılma olmadığı için torbasız, ameliyatsız hastamızı izlemeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. Dr. Binicier, kalın bağırsak poliplerinin belirti vermeden ilerleyebileceğini belirterek, 45 yaşından sonra hiçbir şikayet olmasa dahi düzenli kolonoskopik taramanın önemine dikkat çekti.
Küresel ısınma polen alerjisinin zamanını da etkiledi
29 Nisan 2025 Salı - 12:11 Küresel ısınma polen alerjisinin zamanını da etkiledi Polen alerjisinin normal zamanda Şubat ayında başlayıp birkaç ay sürdüğünü belirten İmmünoloji İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, "Küresel iklim değişikliğiyle birlikte bunun zamanlaması yıl boyu da artık yayılmış durumda" dedi. Ağaçların çiçek açmasıyla beraber ortaya çıkan polenler insanların sosyal yaşamını kısıtlarken birtakım sağlık problemlerine de neden olabiliyor. Alerjisi olan kişiler astım hastalığı belirtileri, burun tıkanıklığı, gözlerde kaşıntı gibi sorunlar yaşıyor. Bilkent Şehir Hastanesi İmmünoloji İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, genetik olarak yatkınlığı olan kişilerin alerjiyi daha yoğun yaşadığını söyleyerek, alerjik belirtileri ve tedavi yöntemlerini İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. Polen alerjisinin yakınmalarının daha çok solunum yoluyla alınan organlarda görüldüğünü anlatan Soyyiğit, burun akıntısı, hapşırık, kaşıntı, burun tıkanıklığı, gözlerde kaşıntı, kızarıklık, gibi sorunlara neden olduğunu söyledi. Alerjinin astım benzeri şikayetlere de neden olabileceğini dile getiren Soyyiğit, tedavi edilemezse nefes darlığı öksürük gibi yakınmalara da sebep olabileceğini belirtti. "Genetik olarak alerjiye yatkınlığı olan kişilerde daha çok görülür" Prof. Dr. Soyyiğit, polen alerjisinin genetik olarak alerjik yatkınlığı olan kişilerde kendini gösterdiğini aktararak, "Ailesinde polen alerjisi ya da başka alerjik hastalık öyküsü olan gruplarda daha fazla görülüyor. Hastalıklı olan kişilerde polene karşı bağışıklık yanıtı oluşuyor kalıtsal olarak. O nedenle onlar da polene karşı bir aşırı duyarlılık reaksiyonu veriyorlar. Aşırı duyarlılık şikayetleri veriyorlar. Bu nedenle bu gruplarda daha fazla görülüyor" şeklinde konuştu. "Hiç şikayeti olmayan birinde erişkin çağda da yakınmalar başlayabilir" Alerjinin sadece doğuştan gelişmediğini söyleyen Soyyiğit, "Doğuştan görülebilir, yaşla birlikte artabilir. Çocuklarda da görülebilir. Ama hiç şikayeti olmadan erişkin çağda da yakınmalar başlayabilir. Hastalar, daha önce böyle hiçbir şikayetim yoktu ama sonrasında gelişti diyorlar. Bu zaman aslında kişinin duyarlandığı dönemdir. Yani polenle karşılaşır, ona karşı bir duyarlılık geliştirir, sonra da şikayetleri başlar" ifadelerini kullandı. "Bir gün önce şikayetleri yokken ertesi gün şikayetleri başlayabilir" Prof. Dr. Soyyiğit çocuk yaşta ciddi alerjik reaksiyon gösteren kişilerin hekime başvurması gerektiğine dikkati çekerek sözlerine şöyle devam etti: "Polenlerin uçuştuğu Ocak sonu Şubat başı polen alerjisinin oluştuğu zamandır. hastalarımızda küresel iklim değişikliğiyle birlikte zamanlamanın biraz fark ettiğini görüyoruz. Daha erken polen alerjisi başlayabiliyor ama hastalar onu ilişkilendiremeyebiliyorlar. Ağaçların çiçeklenmesi, polenlerin uçuşması ile birlikte bu süre Eylül’e kadar uzuyor ama en şiddetli Haziran’da görülüyor. Bir gün önce şikayetleri yokken ertesi gün şikayetleri başlayabiliyor. Küresel iklim değişikliğiyle birlikte bunun zamanlaması yıl boyuna yayılmış durumda. Ama onlar polen alerjisiyle bunun ilişkili olabildiğini anlayamıyorlar. Biz ancak testler yaptığımızda anlayabiliyoruz." "Polenlerin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmamalı" Şikayetlerin artmasıyla birlikte tedavi yöntemlerinin önemli rolü olduğuna değinen Soyyiğit, "Alerjik hastalıkların tedavisinde polenden korunmayı öneriyoruz başlangıçta. Ama yeterli olmuyor. Polenlerin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmayacak, sabah öğlen, pencereyi açmayacak, dışarıda şapka takacak, gözlük takacak, dışarıda çamaşır kurutmayacak, dışarıdan gelince üstünü değiştirecek, gerekirse duş alacak. Araçların polen fitresini sık değiştirmek, aracın camlarını açmamak gibi korunma yöntemleri var" ifadelerini kullandı. "Erken tedavi olanlar alerji dönemini rahat geçiriyor" Önceki yıllarda polen alerjisi yaşayan kişilerin erkenden doktora gelmesini önerdiklerini dile getiren Soyyiğit, "Şikayetlerin başlamadan ilaç tedavisine başlayalım, hazırlıklı gir diyoruz. Bunun için burun spreylerimiz var, alerji ilaçları var. Bunlar da birtakım hastalarımıza faydalı oluyor. Polen dönemini rahat geçiriyor" şeklinde konuştu. "Aşı, uzman doktor gözetiminde güvenle uygulanabilir" Prof. Dr. Soyyiğit alerjik rahatsızlığı ilerleyen hastalarda ilaç tedavisinin de etkili olmadığını belirterek şunları kaydetti: "Polene karşı bir aşı tedavisi uyguluyoruz hastalarımıza. Bu da alerji hastalık uzmanı denetiminde uygulanan en önemli tedavi yöntemlerinden biri. Aşıda biz poleni veriyoruz aslında. Vücuda poleni küçük küçük vererek alıştırıyoruz. Ona tolerans göstermesini sağlıyoruz. Alerji uzmanı denetiminde uzun süren bir tedavi yöntemi bu. Enjeksiyon şeklinde ya da ağızdan alınabiliyor. Enjeksiyon tarzında olanda yan etki olabileceği için hastaların yarım saat gözlem altında tutulması öneriyoruz. Doktor gözetiminde, özellikle alerji uzmanı doktorun gözetiminde olursa güvenle uygulanabilir."
Bahar alerjisi ve solunum problemlerine çözüm
29 Nisan 2025 Salı - 11:27 Bahar alerjisi ve solunum problemlerine çözüm Denizli Özel Egekent Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Emrah Yücel, bahar aylarında ortaya çıkan alerjik rahatsızlıklar ve yaşanan solunum problemlerinin çözümü konusunda önemli uyarı ve tavsiyelerde bulundu. Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada artan polenlerin alerjik reaksiyonlara yol açarak yüzlerce kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini belirten Özel Egekent Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Emrah Yücel, bu sorunların doğru tedavi ve alınacak önlemlerle büyük ölçüde hafifletilebileceğine dikkat çekti. KBB Uzmanı Op. Dr. Emrah Yücel, "Bahar aylarında artan polenler, özellikle alerjik hastalıkları tetikleyebilir. Özellikle alerjik rinit, sinüzit ve astım hastalıkları bu dönemde şiddetlenebiliyor. Bu rahatsızlıklar, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve solunum güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Bu dönemde alerjenlere maruz kalmayı mümkün olduğunca azaltmak önemli. Pencere ve kapıları kapatmak, polen filtresi olan hava temizleme cihazları kullanmak ve dışarı çıkarken maske takmak gibi basit önlemler, şikayetlerin şiddetini azaltabilir. Ayrıca, doktorların önerdiği ilaç tedavileri ve gerekirse alerji aşısı gibi yöntemler, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilir" dedi. "Erken teşhis ve uygun tedavi önem taşıyor" Bahar alerjisi ve solunum problemlerinin tedavisinde erken teşhis ve uygun yöntemin önemine işaret eden Op. Dr. Emrah Yücel, şu yarılarda bulundu: "Erken teşhis ve uygun tedavi, kronik solunum ve alerji sorunlarının ilerlemesini engeller. Özellikle kronik sinüzit, astım veya alerjik rinit hastaları, bu dönemde semptomlar artarsa mutlaka bir KBB uzmanına başvurmalı. Tedavi edilmediği takdirde yaşam kalitesini düşürebilecek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Baharın tadını çıkarırken sağlığınızı korumanın en etkili yolu, bilinçli yaşam ve uzman desteği almak"
İzmir’den yurt dışına ilk kardiyoloji canlı yayını
29 Nisan 2025 Salı - 11:21 İzmir’den yurt dışına ilk kardiyoloji canlı yayını Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Kompleks PCI Toplantısı pek çok kardeş ülkeden canlı olarak takip edildi ve büyük bir ilgi ile karşılandı. Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nazif Erkan Konferans Salonu’nda düzenlenen "Kompleks PCI" (zorlu kalp damar açma) konulu bilimsel toplantı büyük bir başarıyla tamamlandı. Kardiyoloji alanında pek çok uzman hekimin katkı ve katılım sağladığı toplantıda önemli bilimsel sunumlar yapılırken katılımcıların deneyimleri paylaşıldı. İzmir’den yurt dışına ilk kardiyoloji canlı yayını gerçekleştirildi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Koroner Anjiyografi Laboratuvarında gerçekleştirilen zorlu kalp damar açma işlemleri, eş zamanlı olarak hem Konferans Salonunda Pakistan Kardiyoloji Kongresine katılım sağlayan hekimlere hem de uluslararası izleyici kitlesine canlı olarak aktarıldı. İşlem sırasında, hem dış ülkedekiler hem de salonda ki katılımcılar müdahale ile ilgili sorularını sorup cevaplarını aldı. Bu önemli organizasyonun, İzmir’in Kardiyoloji alanındaki uluslararası tanınırlığını artıran bir dönüm noktası olduğu bildirildi. "Gururla temsil etmeye devam edeceğiz" İzmir Bakırçay Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlker Gül, böylesi prestijli bir etkinliğin gerçekleşmesinde destek veren idarecilere, organizasyon sürecinde fedakârca çalışan hastane personeline, kliniğin değerli takım arkadaşlarına ve organizasyon komitesine teşekkür etti. Bilimsel paylaşımların ve deneyim aktarımının ön planda olduğu bu önemli etkinlikte bir araya gelmenin mutluluğunu yaşayan Gül, gelecekte de benzer nitelikte toplantılarla buluşmaların devam edeceğini hem kurumumuzu hem de ülkemizi uluslararası alanda gururla temsil etmeye devam edeceklerini dile getirdi.
Malatya’daki hastaneler deprem anında izolatörlerle kesintisiz hizmet sunuyor
29 Nisan 2025 Salı - 11:11 Malatya’daki hastaneler deprem anında izolatörlerle kesintisiz hizmet sunuyor Malatya’da Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastaneleri, sismik izolatör sistemleri sayesinde depremler sırasında bile sağlık hizmetlerini kesintisiz sürdürüyor. Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesindeki Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi ile Battalgazi Devlet Hastanesi’nde toplam 476 sismik izolatör aktif olarak kullanılıyor. Malatya’da Sağlık Bakanlığına bağlı kamu hastaneleri, sismik izolatör sistemleri sayesinde depremler sırasında bile sağlık hizmetlerini kesintisiz sürdürüyor. Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesindeki Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi ile Battalgazi Devlet Hastanesi’nde toplam 476 sismik izolatör aktif olarak kullanılıyor. Sismik izolatör sistemleri, bina ile zemin arasındaki etkileşimi azaltarak sarsıntının şiddetini önemli ölçüde düşürüyor. Bu sayede, özellikle ameliyathane, yoğun bakım gibi kritik birimlerde hizmetin aksaması engelleniyor. 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerden etkilenen Malatya’da, Battalgazi Devlet Hastanesi hasar almadan hizmet vermeye devam etti. 60 bin metrekare kapalı alana sahip, 300 yatak kapasiteli hastanede 12 ameliyathane, 36 yoğun bakım ünitesi ve çok sayıda poliklinik bulunuyor. Battalgazi Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Abdullah Ercan, hastane binasında 222 adet sismik izolatör bulunduğunu belirterek, bu sistemlerin deprem etkisini yüzde 90’a kadar azalttığını söyledi. Başhekim Ercan, "İzolatörler sayesinde hastanemiz hasar almadan tüm servisleriyle hizmet vermeye devam etti. Bu sistem, deprem sırasında binanın taşıyıcı sistemlerini ikiye ayırarak yatay salınımları sönümler ve yapının ayakta kalmasını sağlar" ifadelerini kullandı. Başhekim Ercan, deprem bölgesinde sağlık hizmetlerinin aksamadan sürdürülebilmesi açısından sismik izolatörlü yapıların afetlere karşı dirençli şehirlerin inşasında hayati bir rol oynadığını kaydetti.
‘Menenjit aşısı hayati önem taşıyor’
29 Nisan 2025 Salı - 10:52 ‘Menenjit aşısı hayati önem taşıyor’ Meningokok (menenjit) aşısının önemine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pelin Aytaç Uras, "Meningokok menenjit sıklıkla hayatın ilk yılında görülür, ardından gençlik yıllarında ikincil zirvesini yapar. Çoklu organ yetmezliği ile geri dönüşsüz şok gelişimi, akut meningokok enfeksiyonlarında ölümcül sonuçlara yol açar. Ülkemizde de yaygın olarak görülen bu hastalık için meningokok menenjit aşısını çocuklarımıza önermekteyiz" dedi. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pelin Aytaç Uras, Dünya Aşı Haftası’nda meningokok (menenjit) aşısı hakkında bilgilendirdi. Uzm. Dr. Uras, "Neisseria Meningitidis, menenjit (beyin zarı iltihabı) veya kan dolaşımı enfeksiyonuna (septisemi) yol açabilen bir bakteri türüdür. Ayrıca zatürre (pnömoni), göz enfeksiyonu (konjonktivit), eklem iltihabı (septik artrit) ve kalp kası iltihabına (miyokardit) da yol açabilmektedir. Meningokok menenjit sıklıkla hayatın ilk yılında görülür, ardından gençlik yıllarında ikincil zirvesini yapar. Çoklu organ yetmezliği ile geri dönüşsüz şok gelişimi, akut meningokok enfeksiyonlarında ölümcül sonuçlara yol açar. Meningokoklar serolojik olarak gruplara ayrılırlar. A, B, C, Y VE W en sık görülenleridir. Birçok çocukta birkaç saat ile birkaç gün içinde şiddetli baş ağrısı, ense sertliği, bulantı, kusma ve stupor (koma) görülür. Ciltte alacalı görünüm, basmakla solmayan döküntü olabilir" diye konuştu. "Özellikle 1 yaş altı çocuklar risk altında" Risk grubundaki çocuklardan bahseden Uzm. Dr. Uras, "Meningokok enfeksiyonu herkesi etkileyebilir ancak özellikle 1 yaş altı bebekler olmak üzere 5 yaşın altındaki çocuklarda ve 15-19 yaş arası çocuklarda artan bir risk vardır. Ülkemizde B grubu, A, C, W ve Y gruplarına karşı koruma sağlayan aşılar uygulanmaktadır. B grubu meningokoklara karşı koruma sağlayan aşı en erken bebeklere 8. haftalarında uygulanmaya başlanmaktadır. Aşıların zamanlaması ve doz şeması başlandığı yaşa göre değişiklik göstermektedir" şeklinde konuştu. "Meningokok menenjit aşısını çocuklarımıza öneriyoruz" Uzm. Dr. Uras, "Meningokok aşısından sonra yüksek ateş, ishal, kusma, döküntü, huzursuzluk görülebilir ancak çoğunlukla bir yan etki yaşanmaz. Görülen yan etkilerin hiçbiri ciddi boyutlarda değildir ve kısa sürede düzelir. Ülkemizde de yaygın görülen bu hastalık için meningokok menenjit aşısını çocuklarımıza önermekteyiz" ifadelerini kullandı.
Muğla EAH’ta ‘Tıbbi Laboratuvar Çalışanları Haftası’ kutlandı
29 Nisan 2025 Salı - 10:20 Muğla EAH’ta ‘Tıbbi Laboratuvar Çalışanları Haftası’ kutlandı 21-27 Nisan Tıbbi Laboratuvar Çalışanları Haftası kapsamında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesinde laboratuvar çalışanları ve yönetim ekibinin katıldığı etkinlik düzenlendi. Düzenlenen etkinlikte Başhekim Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Fatih Alaşan, Op. Dr. Süreyya Kolcuoğlu, Op. Dr. Alper Gölbel, Uzm. Dr. Hurşide Uslu, Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Özlem Palancıoğlu ve yardımcıları ile Destek ve Kalite Hizmetleri Müdür Yardımcılarının katılımıyla; hastalıkların tanısında önemli bir yere sahip olan tıbbi laboratuvar çalışanları ziyaret edilerek, Tıbbi Laboratuvar Çalışanları Haftası kutlandı. Tıbbi Biyokimya uzmanı Doç. Dr. Ercan Saruhan’ın ‘Tıbbi Laboratuvar Çalışanları Haftası’ ile ilgili yaptığı konuşmasında, sağlık hizmetlerinde doğru teşhis ve tedavinin yapılabilmesi için laboratuvar hizmetlerinin büyük öneme sahip olduğunu belirterek, "Sağlık sektöründe riskin en yüksek olduğu alanda çalışan gizli kahramanlarımıza ne kadar teşekkür etsek azdır. Sonuç kağıdında yazan rakamlar, insanların hayatlarına atılmış imzalardır. Bu meslekte büyük emek ve çaba göstererek çalışan siz değerli çalışanlarımızın sağlık hizmetlerinde üstlendikleri görevleri çok önemli. Bugüne kadar yapmış olduğunuz değerli hizmetleriniz için hepinize teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız" dedi. Tıbbi Laboratuvar Çalışanları Haftası nedeniyle meslekte 30 yıl ve üzeri çalışan personele teşekkür belgesi verildi.
Prof. Dr. Sarpel: "Diz protezi ameliyatlarında robotik yöntem ile iyileşme hızlanıyor"
29 Nisan 2025 Salı - 10:16 Prof. Dr. Sarpel: "Diz protezi ameliyatlarında robotik yöntem ile iyileşme hızlanıyor" Dizde ileri seviyede kireçlenmeye karşı yapılan diz protezi ameliyatlarında robotik yöntemin giderek daha başarılı sonuçlar verdiğini belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Yaman Sarpel, "Robotik yöntem klasik yönteme göre daha az ağrı, daha hızlı bir iyileşme ve daha uzun protez kullanım süresi sağlıyor" dedi. Acıbadem Adana Ortopedia Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Yaman Sarpel, ileri evre diz kireçlenmesine bağlı ağrı ve hareket kısıtlılığını gidermek için uygulanan Robotik Total Diz Protezi (TDP) hakkında bilgi verdi. Gonartroz olarak bilinen dizde kıkırdak kaybı ve dejenerasyon sorunlarının tedavisinde TDP ameliyatının günümüzde altın standart kabul edildiğini ve yaygın bir şekilde kullanıldığını aktaran Prof. Dr. Sarpel "Bu operasyonda hedefimiz ağrıyı kesmek ve fonksiyonel iyileşmeyi sağlamaktır. Ancak klasik yöntemde hastaların yüzde 15’inde ağrı devam etmekte, yüzde 4-13.1’inde neden tespit edilememektedir. Bu da hasta ve cerrahı mutsuz etmektedir. Daha iyi bir sonuç alabilmek için yıllardır yapılan çalışmalarda gerek cerrahi tekniğin gelişmesi, gerekse de protez tasarımlarının değişmesiyle önemli ilerlemeler kaydedilmiştir" diye konuştu. İlk olarak 1997 yılında başlayan bilgisayar yardımlı TDP ameliyatlarında, teknolojideki gelişmeler, dijital uygulamalar ve yapay zeka çalışmaları ile bugün artık robot kullanımının yaygınlaştığını söyledi. "Hedef sıfır hata payı" Dünyada olduğu gibi ülkemizde giderek daha çok uygulanan robotik TDP ameliyatlarının birçok avantaj içerdiğine dikkat çeken Sarpel "Ameliyatlarda önemli olan cerrahın deneyimidir ancak teknolojiyi kullanarak yapılan ameliyatların önemli artıları vardır. Robotik diz protezi ameliyatlarında amaç kesin doğruluk ve hata payı olmaksızın, kişinin anatomik yapısına uygun protezin doğru yerleştirilmesidir" diye konuştu. Robotik TDP ile yumuşak dokuların daha az gevşetilmesi, kemiklerin içinin oyulmaması, damarlar içinde pıhtı oluşması şeklinde açıklanabilen derin ven trombozu, kanamanın ve ağrının daha az olması gibi önemli kazanımlar sağlandığını vurgulayan Sarpel, ayrıca deformasyonların kişiye özel olarak düzeltilebileceğini, bunun da protezin uzun dönem sağ kalımı olanağı sağlayacağı şeklinde değerlendirildiğini kaydetti. "Daha az ağrı, daha hızlı iyileşme" Bu metodun özelliklerinden bahseden Prof. Dr. Sarpel "Erken dönem rehabilitasyon, eklem hareketlerinin daha hızlı kazanılması ve erken dönem iyileşme klasik tekniğe oranla hasta memnuniyetini artırmaktadır. Robotik diz protezi uygulamasında, ameliyat sonrası ağrı daha az olmakta, daha az ağrı kesici kullanılmaktadır. Fizik tedavi süreci daha hızlı seyretmekte, ideal diz hareketlerine daha rahat ve kısa sürede ulaşılabilmektedir" şeklinde konuştu. Total diz protezinin, ileri derecede gonartroz tedavisinde tek seçenek olduğunu anlatan Prof. Dr. Sarpel, kilo ve sigara ürünleri tüketiminin sonuçları olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Ameliyat öncesinde hastanın psikolojik ve organik olarak incelenerek ameliyata hazırlandığını dile getirdi. Sonrasında ise ilk 1,5 aylık süreçte fizik tedavinin etkin uygulanması gerektiğine değinen Sarpel 1,5 aydan sonra hastanın günlük yaşantısını daha rahat sürdürebilir hale geleceğini, bu süreçlerin kişisel özelliklere bağlı olarak hastadan hastaya değişebileceğini de sözlerine ekledi. "Dayanıklılık oranı yüzde 95’ten fazla" Kullanılan protezin, cerrahi teknik, hastanın yaşantısı, kilosu, yaşayabileceği olumsuzluklara bağlı olmakla birlikte 20 yıl üstünde sorunsuz dayanabileceğini aktaran Prof. Dr. Sarpel, robotik TDP yönteminde bu sürenin uzayabileceğini dile getirerek bu yöntemle ameliyat olan hastaların erken dönemde, klasik protez cerrahisi geçirmiş hastalara göre daha memnun olduğunu ve benzer durumdaki hastalara tavsiye ettiklerini sözlerine ekledi. Aynı yöntemle total kalça protezi yapıldığından da bahseden Sarpel, robotik yöntemin; erken evre iyileşme, yürüme potansiyelinin daha iyi olması, başarı oranı ve hasta memnuniyetinin yine ciddi oranda arttığını kaydetti.
Köşk’te kan bağışı kampanyası düzenlendi
29 Nisan 2025 Salı - 10:05 Köşk’te kan bağışı kampanyası düzenlendi Aydın’ın Köşk ilçesinde lise öğrencileri, gerçekleştirilen kan bağışı kampanyasına destek vererek bağışın önemine dikkat çekti. Her geçen gün kan bağışının önemi bir kez daha gün yüzüne çıkarken, Köşk’te liseli gençler kan bağışına dikkat çekti. Köşk Mesleki ve Anadolu Teknik Lisesi tarafından Kızılay Aydın Kan Bağış Merkezi işbirliği ile Kent Meydanı’nda kan bağışı kampanyası düzenlendi. Gerçekleştirilen kampanyaya destek veren öğrenciler ise "kanın bir gün değil her gün ihtiyaç" olduğuna dikkat çekerek kan bağışı çağrısında bulundu. Kan bağışında bulunarak farkındalık oluşturan gençler, öğretmenler ve okul yöneticileri, desteklerinin devam edeceğini vurguladı. Kızılay Kan Bağış Aracında Görevli Dr. Mahmut Farha, kanın her zaman ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek "Özellikle kanser, talasemi gibi hastalıklar sebebi ile tedavi gören vatandaşlar için kanın düzenli olarak ihtiyaç olduğunu bağışçılarımıza özelikle duyuruyoruz. 18-60 yaş arası erkek bağışçılarımız 3 ayda bir kadın bağışçılarımız 4 ayda bir kan bağışında bulunabilirler. Aydın’da kan bağışı beklenen seviyenin altında kaldı. İl genelinde bulunan Kızılay kan stoklarının kritik seviyeye ulaşmakta, bugün Köşk Kent Meydanı’nda hazır bulundurulan mobil kan bağış aracına vatandaşların ilgisi yoğun oldu. Köşk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencilerine destekleri için teşekkür ediyoruz" dedi. Köşk Mesleki ve Anadolu Teknik Lisesi Okul Kızılay Kulübü Öğretmeni Şerife Çoban ise "Okulumuz öğretmen ve öğrencileri, Kızılay’ı düzenlediği kan bağış kampanyasına büyük bir destek verdi. Kampanya kapsamında öğretmenlerimizden Alev Aydın, Yunus Yıldırım, Şerife Çoban ve Nevin Yıldırım gönüllü olarak kan bağışında bulunurken, öğrencilerimizden etkinliğe katılarak farkındalık çalışmamıza katkı sağladılar. Toplum sağlığına duyarlılık gösteren tüm öğretmen ve öğrencilerimize teşekkür ediyor, Kızılay’ı yürüttüğü bu anlamlı çalışmaya verdiğimiz desteğin artarak devam edeceğini duyururuz" ifadelerine yer verdi. "Üç kişiye can olmak, insanlık adına önemli" İnsanların yarın kendisine de kan lazım olabileceği bilincinde olması gerektiğini ifade eden bağışçılardan Yunus Yıldırım da "Kan vermek, güzel bir eylem. Ben ilk verdiğimde de çok heyecanlanmıştım. Sonrasında bana mesaj gelmişti ‘3 kişiye can oldunuz’ diye. Bu beni çok mutlu etmişti. Kesinlikle 3 kişiye can olmak, kan olmak insanlık adına gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Yarın bir gün bizlerin de ihtiyacı olabilir. İnsanların bunun bilincinde olması gerektiğini düşünüyorum" dedi.