SAĞLIK
Kurban Bayramı’nda beslenmeye dikkat 25 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:17:57 SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Elemanı Arş. Gör. Yeşim Köylüoğlu, Kurban Bayramı süresince değişen beslenme alışkanlıklarının sağlık üzerinde önemli etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerek bayramda dengeli beslenme uyarısında bulundu. Bayram boyunca beslenme düzenindeki değişikliklerin başta kalp-damar, hipertansiyon, diyabet ve böbrek hastaları olmak üzere tüm bireyleri etkileyebileceğini söyleyen Arş. Gör. Köylüoğlu, en sık karşılaşılan sağlık sorunlarının ise hazımsızlık, mide rahatsızlıkları, kabızlık, yüksek tansiyon ve kan şekeri dengesizlikleri olduğunu belirtti. Yeni kesilmiş kurban etinin saklama şartları ve pişirme yöntemleri hakkında da önemli bilgiler paylaşan Arş. Gör. Köylüoğlu, "Yeni kesilmiş kurban etinin hemen tüketilmesi özellikle mide rahatsızlıklarına neden olabilmektedir. Bu nedenle kurban etlerinin buzdolabında en az 24 saat dinlendirilerek tüketilmesini öneriyoruz. Aynı zamanda etlerin doğru şartlarda muhafaza edilmesi ve uygun yöntemlerle çözdürülmesi, besin zehirlenmelerinin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Etler buzlukta yaklaşık 1-2 hafta, derin dondurucuda ise daha uzun süre saklanabilmektedir. Ancak çözdürme işleminin mutlaka buzdolabında yapılması gerekmektedir. Oda sıcaklığında çözdürülen ya da çözüldükten sonra tekrar dondurulan etler sağlık açısından ciddi risk oluşturabilmektedir. Doymuş yağ açısından zengin olan kırmızı etin kızartma ve kavurma yerine haşlama, fırında pişirme veya ızgara yöntemleriyle hazırlanması daha sağlıklı olacaktır. Ayrıca etlerin ateşe çok yakın şekilde ve uzun süre pişirilmesi bazı kanserojen oluşmasına ve vitamin kayıplarına neden olabileceğinden pişirme yöntemlerine dikkat edilmesi gerekmektedir" dedi. Bayram sofralarında porsiyon kontrolünün sağlanmasının önemine de vurgu yapan Arş. Gör. Köylüoğlu, aşırı kırmızı et tüketiminin doymuş yağ ve kolesterol alımını artırdığını, et yemeklerinin yanında sebze, salata ve yoğurt gibi besinlere yer verilmesinin öğünlerin dengelenmesine, posa alımının artmasına ve tokluk hissinin sağlanmasına katkı sunduğunu belirtti. Dengeli beslenme ve hareket önemli Tatlı tüketiminde de ölçülü olunması gerektiğinin altını çizen Arş. Gör. Köylüoğlu, özellikle diyabet hastalarının şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıları veya meyveyi tercih etmelerinin daha sağlıklı bir seçenek olacağını ifade etti. Arş. Gör. Köylüoğlu, gün içerisinde aşırı çay ve kahve tüketimi yerine vücudun ihtiyaç duyduğu yeterli miktarda suyun alınmasının önemli olduğunu söyledi. Arş. Gör. Köylüoğlu, "Bayram sürecinde fiziksel aktivitenin ihmal edilmemesi gerekiyor. Özellikle yemeklerden sonra yapılacak kısa yürüyüşler hem sindirimin düzenlenmesine hem de kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olacaktır" diye konuştu.
25 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:57 Bayram sofralarında yaşanan aşırı ısrar sağlığı etkileyebiliyor Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, bayram ziyaretlerinde tüketilenlere karşı uyararak, "Özellikle ‘azıcık tadına bakmak’ düşüncesiyle tüketilen yiyecekler biriktiğinde günlük enerji ihtiyacının çok üzerine çıkılabiliyor. Bu durum bayram sonrasında kilo artışı, ödem ve sindirim problemleri olarak geri dönebiliyor" dedi. Bayram sofralarında yaşanan "ısrar kültürü", kimi sağlık zaman sorunlara yol açabiliyor. Bu gibi durumlarda sağlıklı beslenmenin yolu yalnızca ne yendiğinden değil, sosyal baskıyı yönetebilmekten de geçiyor. Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, "Az ama dengeli tüketim" yaklaşımının bayramda sağlığı korumada büyük önem taşıdığını söyleyerek uyarı ve önerilerde bulundu. "Hayır" demeyi bilmek gerekiyor Klinik Diyetisyen Özbay, misafire ikramda bulunmanın önemli bir gelenek olduğunu ancak "bir tabak daha ye", "tatlıdan da almalısın" gibi iyi niyetli ısrarların kimi zaman sağlık açısından risk oluşturduğunu belirterek, "Kişi tok olsa bile sosyal baskı nedeniyle yemeye devam edebiliyor. Bu durum ise sindirim problemlerinden kan şekeri dalgalanmalarına, ödemden tansiyon yükselmesine kadar birçok sağlık sorununa yol açabiliyor. Bayram ziyaretlerinde gün boyunca sık aralıklarla yemek tüketmek kan şekeri üzerinde ani dalgalanmalara neden olabiliyor. Özellikle diyabet hastaları, hipertansiyon hastaları ve yaşlı bireyler bu durumdan daha fazla etkileniyor. Aşırı tuzlu, yağlı ve şekerli besinlerin kontrolsüz tüketimi tansiyon yükselmelerine ve halsizlik şikayetlerine yol açabiliyor" diye konuştu. Sürekli atıştırmak günlük enerji alımını artırıyor Kısa süre içinde farklı evlerde ikramların tüketildiği bayram ziyaretlerinde yenilen şerbetli tatlılar, şekerli içecekler, çikolatalar veya hamur işlerinin gün sonunda fark edilenden çok daha fazla kalori alımına neden olabildiğini belirten Özbay, "Bayram boyunca çay, kahve ve gazlı içecek tüketimi belirgin bir şekilde fazlalaşıyor. Ancak bu içeceklerin suyun yerini tutmadığını unutmamak gerekiyor. Yeterli miktarda su tüketilmemesi ise halsizlik, baş ağrısı, ciltte kuruluk ve yorgunluk hissini arttırıyor. Gün içerisinde düzenli su içmek hem sindirimin desteklenmesine hem de tokluk hissinin korunmasına katkı sunuyor. İkramlıkların yanında şekerli içecekler yerine suyun tercih edilmesi ise en doğru tercih oluyor. Bayram döneminde çocukların beslenme düzeni de sık sık değişebiliyor. Şeker, çikolata, gazlı içecek ve işlenmiş gıda tüketiminin artması çocuklarda mide problemleri, iştahsızlık ve enerji düşüşlerine yol açabiliyor. Bunun önüne geçebilmek için çocukların tamamen kısıtlanması yerine porsiyon kontrolü sağlanması daha doğru bir yaklaşım oluyor. Ayrıca, bayram boyunca çocukların ana öğün düzeninin korunması ve fiziksel aktivitelerinin desteklenmesi de önem taşıyor" şeklinde konuştu.
25 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:15 Siirt’te böbrek taşı hastasına ’nokta atışı’ müdahale Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Ürolog Op. Dr. Samir Jafarguliyev, 51 yaşındaki hastasının böbreğini tamamen kaplayan onlarca taşı, kapalı yöntemle başarıyla temizledi. Şiddetli sağ yan ağrısı şikayetiyle Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuran 51 yaşındaki erkek hastanın yapılan tetkiklerinde, sağ böbreğinin tamamını dolduran, tıp dilinde "staghorn" olarak adlandırılan onlarca böbrek taşı tespit edildi. Hastanın durumunu değerlendiren Ürolog Op. Dr. Samir Jafarguliyev, hastaya "perkütan nefrolitotomi" yani kapalı böbrek taşı ameliyatı uygulanmasına karar verdi. Gerekli bilgilendirmelerin ardından operasyon hazırlıkları tamamlandı. Sırt bölgesinden açılan sadece 1 santimetrelik küçük bir kesiden girilerek gerçekleştirilen operasyonla ilgili bilgi veren Op. Dr. Jafarguliyev, "Hastamızın böbreğindeki onlarca taşı, kapalı yöntemle tamamen temizledik. Böbreği ’stone-free’ yani tam anlamıyla taşsız bir duruma getirdik" dedi. Operasyonun başarılı geçtiğini belirten Op. Dr. Jafarguliyev, "Ameliyat sonrası ikinci gün hastamızı taburcu ettik. Herhangi bir komplikasyon gelişmedi ve hastamızın genel durumu gayet iyi" ifadelerini kullandı. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uygulanan bu modern cerrahi yöntem, hastaların hastanede kalış süresini kısaltırken, iyileşme sürecini de oldukça konforlu hale getiriyor.
25 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:10 Siirt’te böbrek taşı hastasına ’nokta atışı’ müdahale Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Ürolog Op. Dr. Samir Jafarguliyev, 51 yaşındaki hastasının böbreğini tamamen kaplayan onlarca taşı, kapalı yöntemle başarıyla temizledi. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne şiddetli sağ yan ağrısı şikayetiyle başvuran 51 yaşındaki erkek hastanın yapılan tetkiklerinde, sağ böbreğinin tamamını dolduran, tıp dilinde "staghorn" olarak adlandırılan onlarca böbrek taşı tespit edildi. Hastanın durumunu değerlendiren Ürolog Op. Dr. Samir Jafarguliyev, hastaya "perkütan nefrolitotomi" yani kapalı böbrek taşı ameliyatı uygulanmasına karar verdi. Gerekli bilgilendirmelerin ardından operasyon hazırlıkları tamamlandı. Sırt bölgesinden açılan sadece 1 santimetrelik küçük bir kesiden girilerek gerçekleştirilen operasyonla ilgili bilgi veren Op. Dr. Jafarguliyev, "Hastamızın böbreğindeki onlarca taşı, kapalı yöntemle tamamen temizledik. Böbreği ’stone-free’ yani tam anlamıyla taşsız bir duruma getirdik" dedi. Operasyonun başarılı geçtiğini belirten Op. Dr. Jafarguliyev, "Ameliyat sonrası ikinci gün hastamızı taburcu ettik. Herhangi bir komplikasyon gelişmedi ve hastamızın genel durumu gayet iyi" ifadelerini kullandı. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uygulanan bu modern cerrahi yöntem, hastaların hastanede kalış süresini kısaltırken, iyileşme sürecini de oldukça konforlu hale getiriyor. (ÜD-AKK-Y)
Travmadan en çok çocuklar etkileniyor
20 Nisan 2025 Pazar - 10:37 Travmadan en çok çocuklar etkileniyor Travma, çocukların dünyayı algılayışını değiştirir ve ortamın güvenli olduğu hissini zedeleyebiliyor. Özellikle, çocuklar travma sonrasında neden-sonuç ilişkilerini doğru kuramayabilip olayı kendilerine bağlama eğiliminde olabiliyor. Çocuklar, bu yüzden travmalarını işleyebilmek için çoğunlukla yanlarında destekleyici bir yetişkin bulmaya ihtiyaç duyarlar. Ancak, travmatik yaşantılar sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de zorlayıcı olabiliyor. Yetişkinlerin çocukların yaşadığı travmayı anlaması, onları doğru şekilde yönlendirmesi ve desteklemesi, iyileşme sürecinin hızlanmasını sağlıyor. Erişkinlerin varlığı, çocukların travmatik olayları daha sağlıklı bir şekilde işlemelerine yardımcı oluyor. Çocuklarla iletişimde olan tüm yetişkinler için değerli bir kaynak olan "Travmatik Yaşantıların Ardından Çocuklara Yardım Kılavuzu", alanın önemli lideri Prof. Dr. Bruce D. Perry’nin çalışmaları, Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Feryal Çam Çelikel ve Psikolok Mader Bengisu Bilgen tarafından Türkçe’ye çevrildi. Travmanın ardından çocuk, içinde bulunduğu durumu değerlendirme ve yeniden organize olma ihtiyacı duyar ve travma öncesi dünyasına dönmeye çabalar. Travma sonrası dönemin duygusal ve, davranışsal belirtileri, çoğunlukla bu çabaların göstergesidir. İçinden geçtiği bu hassas dönemde çocuğun/gencin ruhsal ihtiyaçlarının anlaşılması, gereken etkili desteğin sağlanması için ön şarttır. Travmatik Yaşantıların Ardından Çocuklara Yardım Kılavuzu, çocuklarda travmadan iyileşmeye uzanan yolda, anne-baba ve öğretmen gibi çocuklarla iletişimde olan tüm yetişkinler için değerli bir rehber niteliğindedir. Bu kitap, çocukların travmatik yaşantılara verdiği karmaşık tepkileri anlamada önemli ipuçları sunarken anne-baba, öğretmen ve uzmanlara, iyileşme süreçlerine destek olmada rehberlik ediyor. Kitap, travma sonrası çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiğini sade ve detaylı bir dille ele alıyor. Travmanın çocuğun gelişmekte olan beyni üzerindeki etkilerini açıklarken, ailelere ve bakım verenlere çocukların ihtiyaç duyduğu desteği nasıl sunabileceklerini gösteriyor. Eserde, çocukların iyileşme sürecinde ilişkilerin ve güvenli bağ kurmanın ne kadar önemli olduğu da vurgulanıyor. Yalnızca psikoloji alanındaki uzmanlara değil, anne-baba ve öğretmenlere de çocuklarla yeniden bağ kurma konusunda ilham veriyor. Travmatik deneyimler sonrası çocuklara nasıl destek olunacağına dair kapsamlı bir rehber sunuyor. Zorlayıcı deneyimlerin ardından yetişkinlerin çocuklara nasıl yaklaşması gerektiğini, bu süreçte beklenen tepkileri ve etkili yardım yöntemlerini detaylı bir şekilde ele alarak başa çıkmada kritik bir kaynak olarak öne çıkıyor. Kılavuz, web sitesi üzerinden ücretsiz erişime açıldı.
Kök hücre nakli ile kanseri yendi
19 Nisan 2025 Cumartesi - 14:35 Kök hücre nakli ile kanseri yendi Akut lenfoblastik lösemi teşhisi konulan hasta, Kayseri Şehir Hastanesi Kemik İliği ve Kök Hücre Merkezi’nde akraba dışı donörden alınan kök hücrenin nakledilmesi ile kanseri yenerek sağlığına kavuştu. Kırşehir’de yaşayan Saniye Kürkçü’ye 2023 yılında akut lenfoblastik lösemi teşhisi konuldu. Teşhisi koyan doktorun yönlendirmesi ile Kayseri Şehir Hastanesi Kemik İliği ve Kök Hücre Merkezi’nde görevli Hematoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Dr. Esra Yıldızhan ile tanışan Kürkçü’ye kemoterapi verildi ve olumlu cevap alındı. Ardından Kayseri Şehir Hastanesi’nde oluşturulan konsey, Kürkçü’ye kök hücre nakli yapılmasına karar verdi. Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK) aracılığı ile akraba dışı donörden kök hücre bulundu. Kayseri Şehir Hastanesi’nde yapılan başarılı ameliyat ile alınan kök hücre Saniye Kürkçü’ye nakledildi. Kök hücre yerleşirken, sağlıklı bir şekilde de üremeye başlayınca Kürkçü sağlığına kavuştu. Nakil ile ilgili bilgiler veren Kayseri Şehir Hastanesi Kemik İliği ve Kök Hücre Merkezi’nde görevli Hematoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Dr. Esra Yıldızhan, "Hastamız 2023 yılının kasım ayında akut lenfoblastik lösemi tanısı aldı. Yaklaşık 1 yıla yakın süren bir kemoterapi sürecinden sonra tetkikleri ve hastanın başlangıçta sahip olduğu risk faktörlerine bakarak hastanemizde kurulan bir konsey tarafından allojenik kök hücre nakli yapılmasına karar verildi. Sonrasında hastanın akrabaları tarafında ama maalesef nakil adayı olması için verici olabilecek birisi bulunmadı. Bunun üzerine bakanlığımıza bağlı TÜRKÖK Merkezi’ne başvurduk ve uygun bir donör bulduk. Donörde kök hücre vermeyi kabul etti. 7 Mart’ta hastamıza akraba dışı donörden kök hücre naklimizi başarı bir şekilde yaptık. Herhangi bir komplikasyon ile karşılaşmadık. Takibinde de kök hücrelerin yerleştirdiğini, sağlıklı bir şekilde üremeye başladığını gördük. Bundan sonra 1.5 yıl kadar çok yakından takip edeceğiz. Yakın bir şekilde kontrolleri ve tedavisi devam ediyor olacak. Sonra da normal hayatına yavaş yavaş geçecek" ifadelerini kullandı. "100’üncü nakli yaptık" Merkezde 100’üncü nakli başarılı bir şekilde yaptıklarını kaydeden Yıldızhan, "Merkezimizde yaptığımız 100’üncü nakil. 100’üncü hastamıza başarılı bir şekilde naklimizi gerçekleştirmiş ve sonucu da başarılı bir şekilde elde etmiş olduk. Merkezimizde 3’üncü yılımızdayız ve 100’üncü naklimizi gerçekleştirdik. Hastanemizde güzel bir merkezimiz var. Sağlık Bakanlığı’na bağlı çalışan bir merkeziz. Burada her türlü tedaviye ulaşabiliyoruz. Hastalarımıza şifa olmak için elimizden geleni yapıyoruz" dedi. "Hastalar doktorlara güvensin" Nakil olduğunu için çok mutlu olduğunu kaydeden Saniye Kürkçü ise, herkesin kendisiyle iyi ilgilendiğini söyleyerek, naklin olduğu 7 Mart’ın yeniden doğduğu gün olduğunu kaydetti. Tedavi gören hastalara seslenen Kürkçü, "Morallerini yüksek tutsunlar. En önemlisi de doktorlara güvenecekler. Doktorla aralarında sevgi olacak. Ben doktoruma çok güvendim. Çok uzun bir süreç. Bu süreçte korkmasınlar ve kendilerine güvensinler" dedi.
Mersin’de acil sağlık hizmetlerine yönelik eğitim tamamlandı
19 Nisan 2025 Cumartesi - 14:20 Mersin’de acil sağlık hizmetlerine yönelik eğitim tamamlandı Mersin İl Sağlık Müdürlüğünün ev sahipliğinde, Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından 14-18 Nisan tarihleri arasında düzenlenen, ’İlk yardım eğitici eğitmenliği eğitimi’ tamamlandı. Ülke genelinde acil sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmayı hedefleyen eğitim programı, alanında uzman isimleri Mersin’de bir araya getirdi. 5 gün süren yoğun ve kapsamlı eğitim boyunca katılımcılar, eğitim teknikleri ve iletişim becerileri konularında derinlemesine bilgi ve deneyim kazandılar. Teorik bilgilerin yanı sıra pratik uygulamaların da ağırlıkta olduğu eğitim, katılımcıların daha donanımlı bir şekilde görev almalarına katkı sağlayacak eğitmenler yetiştirmeyi amaçladı. Eğitimin sonunda düzenlenen kapanış törenine Mersin İl Sağlık Müdürü Mustafa Ekici, Acil Sağlık Hizmetleri Başkanı Abdullah Tosun ve Acil Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Fatih Öz ile eğitmenler katılım gösterdi. Törende konuşan İl Sağlık Müdürü Mustafa Ekici, eğitimin hayati önem taşıyan acil sağlık hizmetleri alanındaki katkısına vurgu yaparak, "Bu alanda görev yapacak eğitmenlerin nitelikli olması, toplum sağlığı açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu eğitimle, Mersin’deki acil sağlık hizmetlerinin daha da güçleneceğine inanıyorum. Katılımcılarımızın özverili çalışmaları ve edindikleri bilgilerle, ilimizde acil durumlara müdahale kapasitemiz artacaktır" dedi. Eğitimin başarılı bir şekilde tamamlanmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, Ekici’ye katkılarından dolayı teşekkürlerini iletti. Eğitim programına katılan tüm eğitmenlere teşekkür belgesi takdim edilirken, gelecekte de benzer eğitimlerin düzenlenerek acil sağlık hizmetleri alanındaki uzmanlaşmanın destekleneceği belirtildi.
Esnaf Hastanesi’nden eğitime destek
19 Nisan 2025 Cumartesi - 12:57 Esnaf Hastanesi’nden eğitime destek Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi, Fethiye Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’na büyük bir katkı sağlayarak, "Lokman Hekim Uygulama Laboratuvarı’nın" kurulmasına destek oldu. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’ne bağlı Fethiye Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, "Lokman Hekim Uygulama Laboratuvarı’nın" açılışını törenle gerçekleştirdi. Açılışa, Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi Başhekim Yardımcısı Op. Dr. Barış Gürcü, Fethiye Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. İsmail Uysal, Fethiye Alzheimer Derneği Başkanı Op. Dr. Mehdi Sadat, akademik personel ve öğrenciler katıldı. Fethiye Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. İsmail Uysal, açılışta yaptığı konuşmada, laboratuvarın kurulmasında önemli bir rol oynayan Esnaf Hastanesi’ne teşekkür etti. Uysal, hastanenin sağladığı destekle, okulun uzun yıllardır süregelen laboratuar eksikliğinin giderildiğini belirtti ve bu işbirliğinin öğrencilerin eğitimine büyük katkı sunduğunu vurguladı. "Laboratuvar eksikliğini, bugün gerçekleştirdiğimiz açılışla giderdik" Fethiye Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. İsmail Uysal, "Fethiye Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu olarak iki programda eğitim veriyoruz. Yaşlı Bakım Programı ve İlk ve Acil Yardım Programı. Bu kapsamda, yaşlı bakım teknikeri ve paramedik yetiştiriyoruz. Uzun yıllardır okulumuzun en büyük ihtiyaçlarından biri olan laboratuvar eksikliğini, bugün gerçekleştirdiğimiz açılışla giderdik. Bu önemli ihtiyacın karşılanmasında emeği geçen herkese teşekkür ederim. Özellikle bu laboratuvarın kurulmasında büyük katkıları olan Alzheimer Derneği Başkanı Sayın Dr. Mehdi Sadat hocama en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Kendisi sayesinde Esnaf Hastanesi ile irtibata geçtik. Esnaf Hastanesi de bizleri kırmayarak, kısa sürede laboratuvarımızın kurulmasına destek oldu. Bu vesileyle hem Alzheimer Derneği’ne hem de Esnaf Hastanesi’ne kurumumuz adına şükranlarımı sunuyorum. Laboratuvarımızın okulumuza, üniversitemize, ilçemize ve ilimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. "Laboratuvarımız artık öğrencilerimizin hizmetinde olacak" Öğrenciler bu laboratuvardan nasıl faydalanacak? sorusunu yanıtlayan Uysal, "Her iki programımızda da uygulamalı dersler büyük önem taşıyor. Bu nedenle uygun ve nitelikli fiziki ortamların sağlanması bizim için temel bir gereklilik. Temel misyonumuz, sağlık gibi hayati bir alanda görev alacak nitelikli teknikerler yetiştirmektir. Bu doğrultuda, kaliteli bir eğitim sunabilmek için uzun zamandır ihtiyaç duyduğumuz laboratuvarımız artık öğrencilerimizin hizmetinde olacak. Bu gelişmenin öğrencilerimize, akademik kadromuza ve tüm paydaşlarımıza katkı sunmasını temenni ediyorum. Tekrardan laboratuvarımızın hayırlı olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. ‘’Çocuklarımıza öğretim üyesi gibi destek oluyorlar" Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi Başhekim Yardımcısı Op. Dr. Barış Gürcü ise, "Her zaman bu tür destekleri sürdüreceğimizi söylüyorum. Böyle bir üniversitenin bizde olması büyük bir şans. Hocalarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, bir süreliğine de olsa çocuklarımıza öğretim üyesi gibi destek oluyorlar. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
"Sigara ömrünüzden  20 yıl çalıyor"
19 Nisan 2025 Cumartesi - 12:48 "Sigara ömrünüzden 20 yıl çalıyor" Prof. Dr. Hamza Duygu, kalp ve damar hastalıklarının gençler arasında yaygınlaşmaya başladığı uyarısında bulundu. En önemli risk faktörlerinden biri olarak sigarayı işaret eden Prof. Dr. Duygu, "Sigara, insan ömründen 20 yıl çalıyor" dedi. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, Kalp Sağlığı Haftası’nda önemli açıklamalarda bulundu. Kuzey Kıbrıs’ta en fazla kalp ve damar hastalıklarına bağlı hastalıkların görüldüğünü vurgulayan Prof. Dr. Hamza Duygu, son yıllarda tüketimi gençler arasında yaygınlaşan enerji içeceklerinin de bu riskleri ciddi şekilde artırdığını vurguladı. Kalp damar hastalıklarının birden fazla faktöre bağlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, sigara, düzensiz beslenme, düzensiz uyku, obezite, aşırı alkol tüketimi ve aşırı stresin kalp ve damar sağlığı için önemli risk faktörleri arasında olduğunu belirtti. Prof. Dr. Duygu, bunun yanında yaş, cinsiyet, genetik ve etnik etkenlerin de kalp ve damar sağlığını bozan risk faktörleri arasında olduğunu ifade etti. Yaş, cinsiyet, genetik ve etnik etkenlerin değiştirilemez etkenler grubunda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, sigara tüketimine bağlı kalp rahatsızlıkları, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, aşırı alkol tüketimine bağlı rahatsızlıklar, oturgan yaşam, şişmanlık, kan yağları, kan basıncı ve kan şekeri yüksekliğinin ise düzeltilebilir risk faktörleri olarak sıraladı. "Pasif içicilik de önemli sorun" Kalp damar hastalıklarında en önemli risk faktörlerinin başında sigara tüketiminin geldiğini hatırlatan Prof. Dr. Hamza Duygu, sigara tüketiminin kalp damar tıkanıklığı ile birlikte birçok hastalığa da neden olduğunu belirtti. Prof. Dr. Duygu, "Sigara tüketimi maalesef ömrümüzden yirmi yıl çalıyor. Kalp Damar hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığa da davetiye çıkarıyor. Aktif içicilik gibi pasif içicilik de çok önemli bir sorun. Kişiler mutlaka sigara içilen ortamdan uzak durmalı" dedi. Düzenli olarak sigara içen kişilerin yüzde 50’sinin sigara tüketiminden kaynaklı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini ifade eden Prof. Dr. Hamza Duygu, bu ölümlerin yaklaşık yarısının orta yaş grubunda görüldüğünü belirterek, içilen sigara miktarının kalp damar hastalıkları, kanser ve solunum sistemi hastalıkları ile doğrudan ilişkili olduğu uyarısında bulundu. "Kalp hastalıkları gençler arasında yayılıyor" KKTC’de en sık görülen hastalığın kalp damar hastalıkları olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, bu hastalıkların sadece ileri yaşlarda değil, gençlerde de sık görülebildiğini de vurguladı. Gençlerde kalp krizi riskini artıran başlıca etkenlerin; zararlı madde kullanımı, sağlıksız beslenme ve düzensiz uyku olduğunu belirten Prof. Dr. Duygu, gençler arasında son yıllarda yaygınlaşan enerji içeceği ve keyif verici madde kullanımının kalp sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığını söyledi. Bu tür maddelerin özellikle gençlerde kalp ritim bozukluklarına ve kalp krizine yol açabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Duygu, kalp damar hastalıklarına yatkınlığı olan bireylerin daha da dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Duygu, "Son yıllarda yirmili veya otuzlu yaşlarda da kalp damar tıkanıklığına günlük pratikte daha sık rastlıyoruz. Bunun en önemli nedenin ise sigara alışkanlığı olduğunu görüyoruz" dedi. "Sağlıklı kalbin temellerini çocuklukta atın" Sağlıklı bir yaşamın, çocukluk yaşlarında edinilen alışkanlıklarla şekillenmeye başladığını söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, bu yaşlardan itibaren sağlıklı diyet alışkanlığının yerleştirilmesi ile toplumun kalp damar hastalığı riskinin azaltılabilineceğini belirtti. Şeker hastalığının yaygınlığındaki korkutucu artıştan sorumlu obezite ve hareket azlığı ile mücadelenin de kalp sağlığı için belirleyici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Duygu, "Bu konuda verilmesi gereken mücadele topluma eğitim yoluyla bilinç kazandırmak suretiyle gerçekleşebilir. Okullarda fiziksel aktivite derslerinin yanında beslenme ile ilgili eğitimler de verilmesi gerekir. Okullarda öğrencilere günde bir saat beden eğitimi yapma olanağı sağlanmalıdır. Erişkinlerin ise beden eğitimi yapabileceği merkezlerin sayısı ve kalitesinin arttırılması devletçe desteklenmelidir" dedi. "Geciktirilebilir veya azaltılabilir risk faktörlerini dikkate alın, kalbinizi koruyun" Kalp sağlığını korumada düzenli ve dengeli beslenmenin de büyük önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Hamza Duygu, sağlıklı beslenme alışkanlıkları sayesinde kalp damar hastalıklarına yol açan birçok risk faktörünün de önlenebileceğini ifade etti. Sağlıklı beslenme ile kalp damar hastalıklarına neden olan risk faktörlerinden aşırı kilo, kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon gelişiminin geciktirilebilir veya azaltılabilir olduğunun altını çizen Prof. Dr. Hamza Duygu, "Toplumda batı tipi diyet ve fast food alışkanlıkları giderek yaygınlaşıyor. Bu durumla ancak sağlıklı yaşamı hedefleyerek mücadele edilebilir" dedi. Aşırı kalori ve tuz tüketiminin önlenmesi, hayvansal yağların azaltılarak bitkisel yağların taze sebze, liften zengin yiyecekler ve balığın daha çok tüketildiği bir yeme düzeninin benimsenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Duygu, zeytinyağı ve balık tüketiminin daha fazla olduğu bölgelerde kalp ve damar hastalıklarından ölümlerin daha az görüldüğünü belirtti. Prof. Dr. Duygu, "Toplam tüketilen enerjinin en fazla yüzde 30’unun hayvansal yağlardan karşılanması gerekiyor" dedi.
Ulusal Kalıntı İzleme Programı eğitimi başladı
19 Nisan 2025 Cumartesi - 12:09 Ulusal Kalıntı İzleme Programı eğitimi başladı Türkiye’de gıda güvenliğini sağlamak, tüketicilerin sağlığını korumak amacıyla yürütülen Ulusal Kalıntı İzleme Programı eğitimi Adana’da başladı. Zirai Üretim İşletmesi Tarımsal Yayım ve Hizmetiçi Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde eğitim programının açılışı gerçekleşti. 53 ilden Ulusal Kalıntı İzleme Programı’na (UKİP) ait iş ve işlemleri yürüten 57 veteriner hekim, gıda mühendisi, ziraat ve su ürünleri mühendisinin katıldığı eğitimin 2 gün devam edeceği belirtildi. UKİP kapsamında alınan numunelerin, Gıda Güvenliği Bilgi Sistemi’ne (GGBS) kaydedildiği, analiz sonuçlarıyla bu sistem üzerinden takip edildiği ifade edildi. Eğitimde numune alımında görevli personellere mevzuat bilgisi, numune alma yöntemleri ve GGBS’nin kullanımı gibi konularda bilgiler verileceği kaydedildi.UKİP izleme planı kapsamında alınan izleme numunelerinin sonuçlarının, Bakanlığın Kodeks Dairesi tarafından incelendiği ayrıca Numune Alma Planı ve İl Numune Alma planlarına altlık oluşturduğu aktarıldı. Programa katılan İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Nuri Kökçüoğlu, gıda güvenliğinin bakanlığın en çok üzerinde durduğu bir konu olduğunu belirterek, "Canlı Hayvanlar ve Hayvansal Ürünlerde Belirli Maddeler ile Bunların Kalıntılarının İzlenmesi İçin Alınacak Önlemlere Dair Yönetmelik, 17 Aralık 2011 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin amacı, gıda güvenilirliğini sağlayarak tüketici sağlığını korumaktır. Hangi gıda maddesi olursa olsun bunun bir şekilde toplum tarafından tüketildiğini ve sağlıklı olması gerektiğini bilerek işimize odaklanmalıyız" şeklinde konuştu.