Son Dakika
|
İran'da yeni dini lider seçildi
Trump: "İran bugün çok ağır darbe alacak"
Dubai Uluslararası Havalimanına İHA saldırısı
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete’de
Azerbaycan, İran'daki tüm diplomatik personelini geri çekiyor
İran, Kuveyt'te ABD üssünü hedef aldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya Başbakanı Meloni ile telefonda görüştü
Savaş sonrası İranlılar ülkelerine dönüyor
FETÖ firarisi Şadan Sakınan’ın ifadesi ortaya çıktı!
İran, Bahreyn'de otel ve 2 konutu hedef aldı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
İran Kızılay: "ABD-İsrail saldırılarında 9 bin 669 sivil yapı hasar gördü"
Milli sporcu Mehmet Emin Eğilmez, dünya şampiyonu oldu
ABD ve İsrail, İran'da 5 petrol tesisini vurdu, 4 kişi öldü
Norveç’teki ABD Büyükelçiliği yakınlarında patlama
Laricani: "ABD Venezuela modelini İran’da uygulayabileceğini sandı"
İspanya Başbakanı Sanchez: "Türk sosyal medya topluluğuna selamlar olsun"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani ile telefonda görüştü
SAĞLIK
Türk kadın hekimin karaciğer nakliyle 3 yaşındaki Nuryiğit hayata tutundu
08 Mart 2026 Pazar - 13:32:27
Üç yaşındaki Kırgız çocuk Nuryiğit Maksatbekoğlu, Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde gerçekleştirilen karaciğer nakliyle hayata tutundu. Yükseköğretim Kurulunun "uluslararasılaşma" vizyonu doğrultusunda, Türkiye’deki üniversite hastaneleri ve tıp fakülteleri, akademik birikimlerini uluslararası hastalara sunarak nitelikli sağlık hizmeti sağlamada öncü rol oynuyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Dr. Öğr. Üyesi Neslihan Çelik’in başarısı kadınların akademideki etkinliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Son evre karaciğer kanseri olan 3 yaşındaki Kırgız Nuryiğit Maksatbekoğlu’nun, ülkesinde uygulanan 7 kür ağır kemoterapiye rağmen iyileşmesi sağlanamadı. Ülkesindeki diğer hastanelerde de nakil şansı bulamayan Nuryiğit’in ailesi, Kırgızistan uyruklu olan ve Turgut Özal Tıp Merkezi Radyoloji Arş. Gör. Eldiyar Saparbekov ile irtibata geçerek çocuklarının durumunu anlattı. Saparbekov, aileye çalıştığı hastanenin karaciğer nakli enstitüsünde tedavi olabileceğini aktardı ve Nuryiğit tedavi için ülkesinden Türkiye’ye getirildi. Ameliyata alınan Nuryiğit’ten tümörlü doku çıkarılırken, eksik kalan karaciğer bölümü babasından alınan doku ile tamamlandı. Oğluna donör olan baba sayesinde gerçekleştirilen naklin ardından Nuryiğit hayata tutundu. Nuryiğit’in hastanedeki tetkiklerinin sürdüğü ve sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. "Operasyonu başarıyla tamamladık" Operasyonu gerçekleştiren Dr. Öğr. Üyesi Neslihan Çelik, Nuryiğit’in ameliyatının cerrahi açıdan çok zorlayıcı olduğunu söyledi. Karaciğerin neredeyse tamamını kaplayan bir tümör olduğunu anlatan Çelik, şunları kaydetti:"Portal sistemin tamamen tromboze olması, nakil şansını düşürüyordu. Ancak ekibimizle birlikte bir umut olabileceğini düşündük ve operasyonu başarıyla tamamladık. Nuryiğit’in iyileşmesi, diğer merkezlerde tedavi şansı tanınmamış bir çocuk olması nedeniyle bizim için de çok önemliydi. Bu kadar agresif seyreden, kemoterapiye cevap vermeyen vakalar oldukça nadirdir." "Nuryiğit’in gülümsemesi ekibimizin emeğinin en güzel karşılığı" Nakil sonrası süreci aktaran Dr. Çelik, Nuryiğit’in bundan sonra ömrü boyunca immünosupresyon tedavisi göreceğini, karaciğer fonksiyonları, enfeksiyon ve diğer komplikasyonların yakından takip edileceğini kaydetti. Kontrollerin genellikle 15 günlük, ardından aylık ve üç aylık periyotlarla gerçekleştirildiğini aktaran Çelik, "Bu takip süreci çocuğun sağlığı için hayati öneme sahip. Bugün Nuryiğit’in gülümsemesi ekibimizin emeğinin en güzel karşılığı. Nuryiğit’in sağlığına kavuşması da Türk hekimlerinin özverili çalışması, ekip başarısı ve multidisipliner yaklaşımının somut göstergesi oldu" değerlendirmesinde bulundu. "Zor bir vaka idi" Radyoloji Araştırma Görevlisi Dr. Eldiyar Saparbekov, Nuryiğit’in Kırgızistan’dan gelen hastalar arasında en zor vakalardan biri olduğunu belirterek, "Ameliyatın başarılı tamamlanması ekibimiz ve aile için büyük mutluluk kaynağı oldu" dedi. Oğluna karaciğer donörü olan baba Maksatbek Keneşbekov, yurt dışında bulamadıkları şifayı Türkiye’de bulduklarını söyledi. Keneşbekov, "Başka hastaneleri de soruşturduk. Kompleks olarak damarları kapalı olduğu için birçok yer ‘yapamayız’ deyince buraya geldik. Allah’a çok şükür hocalarımız başardı. Sonuçlar beklediğimizden de iyi" dedi Anne Kayrinisa Koldoşkızı da Kırgızistan’da 6 ay kemoterapi gördüklerini ama yeterli sonucu alamadıklarını dile getirerek, "Türkiye’de nakil kararı alındı ve şimdi oğlumuzun durumu çok iyi. Kendini daha iyi hissediyor" diye konuştu.
08 Mart 2026 Pazar - 13:16
Türk kadın hekimin karaciğer nakliyle 3 yaşındaki Nuryiğit hayata tutundu
Üç yaşındaki Kırgız çocuk Nuryiğit Maksatbekoğlu, Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde gerçekleştirilen karaciğer nakliyle hayata tutundu. Yükseköğretim Kurulunun "uluslararasılaşma" vizyonu doğrultusunda, Türkiye’deki üniversite hastaneleri ve tıp fakülteleri, akademik birikimlerini uluslararası hastalara sunarak nitelikli sağlık hizmeti sağlamada öncü rol oynuyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Dr. Öğr. Üyesi Neslihan Çelik’in başarısı kadınların akademideki etkinliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Son evre karaciğer kanseri olan 3 yaşındaki Kırgız Nuryiğit Maksatbekoğlu’nun, ülkesinde uygulanan 7 kür ağır kemoterapiye rağmen iyileşmesi sağlanamadı. Ülkesindeki diğer hastanelerde de nakil şansı bulamayan Nuryiğit’in ailesi, Kırgızistan uyruklu olan ve Turgut Özal Tıp Merkezi Radyoloji Arş. Gör. Eldiyar Saparbekov ile irtibata geçerek çocuklarının durumunu anlattı. Saparbekov, aileye çalıştığı hastanenin karaciğer nakli enstitüsünde tedavi olabileceğini aktardı ve Nuryiğit tedavi için ülkesinden Türkiye’ye getirildi. Ameliyata alınan Nuryiğit’ten tümörlü doku çıkarılırken, eksik kalan karaciğer bölümü babasından alınan doku ile tamamlandı. Oğluna donör olan baba sayesinde gerçekleştirilen naklin ardından Nuryiğit hayata tutundu. Nuryiğit’in hastanedeki tetkiklerinin sürdüğü ve sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. " Operasyonu başarıyla tamamladık" Operasyonu gerçekleştiren Dr. Öğr. Üyesi Neslihan Çelik, Nuryiğit’in ameliyatının cerrahi açıdan çok zorlayıcı olduğunu söyledi. Karaciğerin neredeyse tamamını kaplayan bir tümör olduğunu anlatan Çelik, şunları kaydetti:"Portal sistemin tamamen tromboze olması, nakil şansını düşürüyordu. Ancak ekibimizle birlikte bir umut olabileceğini düşündük ve operasyonu başarıyla tamamladık. Nuryiğit’in iyileşmesi, diğer merkezlerde tedavi şansı tanınmamış bir çocuk olması nedeniyle bizim için de çok önemliydi. Bu kadar agresif seyreden, kemoterapiye cevap vermeyen vakalar oldukça nadirdir." "Nuryiğit’in gülümsemesi ekibimizin emeğinin en güzel karşılığı" Nakil sonrası süreci aktaran Dr. Çelik, Nuryiğit’in bundan sonra ömrü boyunca immünosupresyon tedavisi göreceğini, karaciğer fonksiyonları, enfeksiyon ve diğer komplikasyonların yakından takip edileceğini kaydetti. Kontrollerin genellikle 15 günlük, ardından aylık ve üç aylık periyotlarla gerçekleştirildiğini aktaran Çelik, "Bu takip süreci çocuğun sağlığı için hayati öneme sahip. Bugün Nuryiğit’in gülümsemesi ekibimizin emeğinin en güzel karşılığı. Nuryiğit’in sağlığına kavuşması da Türk hekimlerinin özverili çalışması, ekip başarısı ve multidisipliner yaklaşımının somut göstergesi oldu." değerlendirmesinde bulundu. "Zor bir vaka idi" Radyoloji Araştırma Görevlisi Dr. Eldiyar Saparbekov, Nuryiğit’in Kırgızistan’dan gelen hastalar arasında en zor vakalardan biri olduğunu belirterek, "Ameliyatın başarılı tamamlanması ekibimiz ve aile için büyük mutluluk kaynağı oldu." dedi Oğluna karaciğer donörü olan baba Maksatbek Keneşbekov, yurt dışında bulamadıkları şifayı Türkiye’de bulduklarını söyledi. Keneşbekov, "Başka hastaneleri de soruşturduk. Kompleks olarak damarları kapalı olduğu için birçok yer ‘yapamayız’ deyince buraya geldik. Allah’a çok şükür hocalarımız başardı. Sonuçlar beklediğimizden de iyi." dedi Anne Kayrinisa Koldoşkızı da Kırgızistan’da 6 ay kemoterapi gördüklerini ama yeterli sonucu alamadıklarını dile getirerek, "Türkiye’de nakil kararı alındı ve şimdi oğlumuzun durumu çok iyi. Kendini daha iyi hissediyor." diye konuştu.
08 Mart 2026 Pazar - 12:47
Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eren: "Memede ele gelen her kitle mutlaka muayene edilmelidir"
Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Saliha Karagöz Eren, kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri ile ilgili uyarılarda bulunarak erken teşhisin önemine değindi. Eren, "Toplumda genelde 40 yaş altı meme kanseri olmaz gibi bir algı var. Memede ele gelen her kitle mutlaka genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilmelidir" dedi. 8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri hakkında bilgiler veren Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Saliha Karagöz Eren, hastalıkla mücadelede erken teşhisin önemine değindi. Meme kanserinin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Doç. Dr. Eren, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle kadınlara şöyle seslenmek istiyorum. Siz iyi olursanız, siz yaşarsanız ancak çevrenize, ailenize bakabilirsiniz. Bilindiği üzere meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser. Biz; erken tanı konulduğunda meme kanserinin artık tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu biliyoruz. 3 şey öneriyoruz; meme kanser taramalarını ihmal etmemek gerekiyor. Kendi kendine meme muayenesi klinik meme muayenesi ve mamografik tarama öneriyoruz. Kendi kendine meme muayenesini 20 yaşı üzeri tüm kadınlara adet öncesi ve sonrasında öneriyoruz. Klinik meme muayenesi ise 20-40 yaş arasında hastanın meme kanseri riskine göre 2 ya da 3 yılda bir genel cerrahi uzmanı tarafından yapılmasını istiyoruz. 40 yaşından sonra ise her yıl mutlaka klinik meme muayenesi yapılması gerekiyor. 40 yaşın üzerindeki tüm kadınlara ise mamografik tarama öneriyoruz. Toplumda genelde mamografinin zararlı olduğu ya da radyasyon saçtığıyla ilgili bir bilgi var. Mamografi zararlı değildir, bir uçak seyahatinde aldığınız radyasyon dozundan daha düşüktür. Yapılan bütün çalışmalar; yıllık düzenli olarak kadınlara mamografi çekmenin radyasyonla ilgili bir zarar olduğunu göstermemektedir" dedi. Bazı hastalarda kanser riskinin daha yüksek olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Eren, "Neden bu kadar meme kanseri taraması üzerinde duruyoruz? Çünkü meme kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir kanser. Bu nedenle bizim belki daha ele gelmeyen bir kitle aşamasında mamografi ile tespit edilmesini sağlamış oluyoruz. Bunun dışında bazı hastalar için meme kanseri riski daha yüksek olabiliyor. O hastanın kendisiyle ilgili birtakım faktörler, özellikle ailesinde hikayesi olan hastalarda daha sık kontroller ya da mamografiye ekstra olarak ultrason gibi tetkikler yapılması gerekebiliyor" ifadelerini kullandı. "Ülkemizde genç yaş meme kanseri sık görülmekte" Kontrollerde ele gelen her memenin uzman hekim tarafından mutlaka muayene edilmesi gerektiğinin de altını çizen Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Saliha Karagöz Eren, "Özellikle 40 yaş altı grup ve 65 yaş üstü grup için uyarıda bulunmak istiyorum. Toplumda genelde 40 yaş altı meme kanseri olmaz gibi bir algı var. Memede ele gelen her kitle mutlaka genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilmelidir. Ülkemizde maalesef Avrupa ve Amerika ülkelerine göre genç yaş meme kanserleri daha sık görülmekte. Bu nedenle ele gelen kitlenin iyi olduğunu düşünerek ihmal etmek, bizim erken teşhis şansımızı maalesef kaybettirebiliyor. Bir diğer grup ise yaşa bağlı çeşitli hastalıkları nedeniyle ya da fiziksel engeli nedeniyle farkında olmayan yaşlı kadınlarımız için geçerli. Anneannelerimizin, babaannelerimizin de kendi yakınları tarafından bu konuda farkındalık oluşturulmasını ve de düzenli olarak muayeneye getirilmesi konusunda hatırlatma yapmak istiyorum. Çünkü bu hastalarda da tanılar maalesef geç dönemde konulabiliyor" diye konuştu.
08 Mart 2026 Pazar - 11:33
Erken teşhis kolon kanserinde hayat kurtarıyor
Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Keskin, kolon kanserinde erken evrede teşhis konulduğunda 5 yıllık yaşama süresinin yüzde 90 oranında olduğunu söyledi. Tüm dünyada kadınlarda meme ve akciğer, erkeklerde akciğer ve prostat kanserinden sonra en sık rastlanan üçüncü kanser türü kalın bağırsak (kolon) kanserleridir. Dünyada her yıl yaklaşık 1 milyon insan kolon kanseri teşhisi almaktadır. Medicana Bursa Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Keskin, kadınlarda ve erkeklerde eşit sıklıkta görülen kolon kanserinde erken evrede teşhis konulduğunda 5 yıllık yaşama süresinin yüzde 90 oranında olduğunu söyledi. Ancak hastaların sadece yüzde 37’sinde erken evre kanser teşhisi konulduğunu belirten Keskin, "Bu sebeple hastalığın belirtileri hakkında bilgi sahibi olmak ve kolon kanseri taraması yaptırmak oldukça önemlidir. Hastalığın gelişimi için bazı risk faktörleri vardır. En önemli risk faktörü yaştır. Genç yaş gurubunda da görülebilmesine rağmen en büyük risk faktörü 50 yaşın üzerinde olmaktır. Hastaların yüzde 90’dan fazlasına 50 yaş üzerinde teşhis konulmaktadır. Kalın bağırsakta polip hikayesi olması, ailede kolon kanseri olması, sigara, alkol, hayvansal yağlardan zengin lifli gıdalardan fakir beslenme, sedanter (hareketsiz) yaşam, şişmanlık, iltihaplı bağırsak hastalığı (ülseratif kolit, crohn hastalığı gibi), kişinin daha önce kalın bağırsak, meme, yumurtalık ve rahim kanseri geçirmiş olması, kalın bağırsak kanseri gelişimi için diğer risk faktörleridir. Kalın bağırsak kanserlerinin yüzde 90’ı polipler üzerinden gelişmektedir" dedi. Belirlenen her polibin patolojik incelenmesi ve çıkartılması gerekmekte olduğunu belirten Keskin, "Hastalığın belirtileri makattan kan gelmesi veya dışkıda kan görülmesi, karın ağrısı, kansızlık, açıklanamayan kilo kaybı, dışkılama alışkanlığında değişiklikler yani kabızlık, ishal veya kabızlık-ishal atakları, dışkı kalınlığında incelme olarak sayılabilir. Hastalığa erken teşhis koymak için en önemli yöntem dışkıda gizli kan aranması ve rektosigmoidoskop veya kolonoskop denilen ucunda ışıklı kamera sistemi bulunan özel cihazlarla ile tarama yapılmasıdır. Bu yöntemlerin uygulanması ile kalın bağırsak kanserlerine bağlı ölüm oranları yüzde 33 oranında azaltılabilir. Risk grubunda olmayan kişiler için 50 yaş üzerinde bir kez ve daha sonra her 5 yılda bir kez kolonoskopi yapılmalıdır. Kalın bağırsak kanserine yakalanmamak için hayvansal yağdan fakir beslenmek ve yüksek lif içeren gıdaları tüketmek, egzersiz yapmak, sigara ve alkol kullanmamak, aşırı kiloları vermek oldukça önemlidir" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mart 2026 Cuma- 13:47
400 yataklı hastane yapımı için zemin etüt çalışmaları başladı
2
07 Mart 2026 Cumartesi- 01:15
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
3
07 Mart 2026 Cumartesi- 15:34
Kadın sağlığı ve iyi yaşam Güven Hastanesi’nde buluştu
4
07 Mart 2026 Cumartesi- 11:14
Onkoloji’nin genç doktorları Antalya’ da buluşuyor
5
06 Mart 2026 Cuma- 16:05
Bu hastanenin çalışanlarının yüzde 63’ü kadın
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:37
Giresun’dan sağlıkta dünya çapında bilimsel başarı
Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı (ABD), çölyak ve inflamatuar bağırsak hastalıklarına yönelik bilim dünyasında ses getiren bir çalışmaya imza attı. Dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakası Giresun’da tanımlandı. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakası tanımlandı. İlk kez tanımlanan vaka dünya literatürüne girerken, Gastroenteroloji Anabilim Dalı tarafından yapılan çalışmalar sonucu hazırlanan "İnflamatuar Bağırsak Hastalıklarında Beslenme" kitapçığının Giresun İl Sağlık Müdürlüğü’nün katkıları ile Türkiye genelinde hastaneler ve ilgili kurumlar aracılığıyla hastalara ulaştırılması planlanıyor. Hastane personeline tanıtımı yapılan kitapçığın başta çölyak, ülseratif kolit ve Crohn hastaları olmak üzere beslenme konusunda doğru ve sade bilgiye ulaşmayı hedefleyen bir hasta kılavuzu olduğu belirtildi. Görsellerle desteklenen kitapçıkta, hastaların anlayabileceği bir dil tercih edildi. Çölyak Karadeniz’de Türkiye ortalamasının üzerinde Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji ABD Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde inflamatuar bağırsak hastalıklarının Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde görüldüğüne dikkat çekti. Prof. Dr. Dülger, "Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı bölgemizde Anadolu’nun diğer kesimlerine kıyasla katbekat fazla. Çölyak hastalığının Karadeniz Bölgesi’nde sık görülmesi tarihsel beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili bir tespittir. Yüz yıl öncesine kadar bölgemizde mısır ağırlıklı beslenme hakimdi. Daha sonra buğday ekmeğine geçişle birlikte çölyak hastalığında belirgin bir artış yaşandı. Bu durum, bölgemiz için adeta bir ‘mısırdan buğdaya geçiş fenomeni’dir. Hastalarımızın en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında beslenme geliyor. Bu ihtiyacı bilimsel ve pratik bir rehberle karşılamak istedik" dedi. Giresun’da tanımlanan ilk vaka literatüre geçti Prof. Dr. Dülger, çölyak hastalığına ilişkin yürüttükleri bilimsel çalışmaların uluslararası alanda yankı uyandırdığını belirterek, dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakasını tanımladıklarını açıkladı. Dülger, "Çölyak hastalığına bağlı olarak beyin sapındaki kemik dokunun erimesi ve beynin omurilik kanalına doğru yer değiştirmesiyle ortaya çıkan Arnold-Chiari malformasyonunu dünyada ilk kez Giresun’da saptadık. Bu vaka, Uluslararası Beyin Cerrahisi Dergisi’nde bu ay yayımlandı ve dünya literatürüne ‘ilk’ olarak girdi" diye konuştu. Erken tanı ile ciddi sağlık sorunları önlenebilir Çölyak hastalığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Dülger, erken tanının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, "Tedavisi tamamen diyetle mümkündür. Ancak erken tanı şarttır. Çölyak, boy kısalığı, nedeni bilinmeyen kansızlık, D vitamini eksikliği ve erken yaşta kemik erimesine yol açabilir. Çocukluk çağında yapılacak taramalarla, çocukların boyu 10-12 santimetreye kadar daha fazla uzayabilir" şeklinde konuştu. Anadolu’nun buğdayın anavatanı olduğuna da işaret eden Dülger, "Çölyak hastalığı bir anlamda Anadolu’nun hastalığıdır. Bu alanda ne kadar çok bilimsel çalışma yapılırsa o kadar faydalıdır. Türkiye’de, hatta dünya çapında ses getirecek bir Çölyak Enstitüsü’nün kurulması en büyük temennimizdir" ifadelerini kullandı.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:32
Sağlık deposu olarak bilinen ıspanak, biber ve çilek gibi sebze ve meyveler ciddi risk barındırıyor
Sağlık deposu olarak bilinen ıspanak, biber ve çilek gibi sebze ve meyvelerin, maruz kaldıkları pestisitler nedeniyle ciddi sağlık riskleri barındırdığını belirten Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, pestisitlerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, bu riskleri azaltmak için alınabilecek önlemleri paylaştı. Sağlıklı beslenme denince akla ilk olarak antioksidan, lif, vitaminler ve fitokimyasallar açısından zengin meyve ve sebzeler gelirken, bu besinlerin üretim sürecinde maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle beklenmedik sağlık riskleri taşıyabileceğine vurgu yapan Medicana International Ankara Hastanesi Feel Well Beslenme ve Yaşam Tasarımı Bölümü’nden Diyetisyen Sena Nur Doğan, bu risklerin başında gelen pestisit tehlikesine dikkat çekti. Doğan, uluslararası hazırlanan raporlarda Türkiye’de tespit edilen kirli besinlerin başında ıspanak, lahana, elma, patates, biber, üzüm, şeftali, armut, çilek, kiraz ve yaban mersini olduğunu belirtti. "Doğal ya da köy ürünü olarak tanımlanan her besin organik değildir" Ispanak, biber ve çilek gibi besinlerin üretim sürecinde maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle beklenmedik sağlık riskleri taşıyabileceğini belirten Doğan, "Kalp-damar hastalıklarından kansere kadar birçok kronik hastalığa karşı koruyucu kabul edilen bu besinlerin, son yıllarda yapılan analizlerde üretim sürecinde maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle sağlığımızı tehdit eden riskler haline geldiği kanıtlanmış durumda. Bunun önemli bir sebebi bu sebze ve meyvelerin özellikle yapraklı, pürüzlü, gözenekli ya da kabuğu ince olması gibi yapısal özellikleri. Bazı örneklerde tek bir gıdada 20’den fazla farklı pestisit türü tespit edilmiştir. Tüm bu veriler, meyve ve sebzelerden uzak durulması gerektiği anlamına gelmez. Pestisit maruziyetini azaltmak için ürünleri akan su altında iyice yıkamak, kabuğu soyulabilen gıdalarda kabukları ayırmak, dış yaprakları temizlemek ve mümkünse bu listedeki ürünlerin organik alternatiflerini tercih etmek önemlidir. Organik besinler üretim sürecinde sentetik pestisitler, kimyasal gübreler ve hormonlar kullanılmadan, belirli kurallar ve denetimler altında yetiştirilen gıdaları ifade eder. Doğal ya da köy ürünü olarak tanımlanan her besin organik değildir, ürün ambalajlarında organik sertifikası yer alan ürünleri tercih edilebilir" ifadelerini kullandı.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:32
Giresun’dan çölyak hastalığı ile ilgili dünya çapında bilimsel başarı
Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı (ABD), çölyak ve inflamatuar bağırsak hastalıklarına yönelik bilim dünyasında ses getiren bir çalışmaya imza attı. Dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakası Giresun’da tanımlandı. Gastroenteroloji ABD tarafından yapılan çalışmalar sonrasında hazırlanan "İnflamatuar Bağırsak Hastalıklarında Beslenme" kitapçığının Giresun İl Sağlık Müdürlüğü’nün katkıları ile Türkiye genelinde hastaneler ve ilgili kurumlar aracılığıyla hastalara ulaştırılması planlanıyor. Hastane personeline tanıtımı yapılan kitapçığın, başta çölyak, ülseratif kolit ve Crohn hastaları olmak üzere, beslenme konusunda doğru ve sade bilgiye ulaşmayı hedefleyen bir hasta kılavuzu olduğu belirtildi. Görsellerle desteklenen kitapçıkta, hastaların anlayabileceği bir dil tercih edildiği belirtildi. Çölyak Karadeniz’de Türkiye ortalamasının üzerinde Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji ABD Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde inflamatuar bağırsak hastalıklarının Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde görüldüğüne dikkat çekti. Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger "Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı bölgemizde, Anadolu’nun diğer kesimlerine kıyasla kat be kat fazla. Çölyak hastalığının Karadeniz Bölgesi’nde sık görülmesinin tarihsel beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili bir tespittir. Yüz yıl öncesine kadar bölgemizde mısır ağırlıklı beslenme hakimdi. Daha sonra buğday ekmeğine geçişle birlikte çölyak hastalığında belirgin bir artış yaşandı. Bu durum, bölgemiz için adeta bir ‘mısırdan buğdaya geçiş fenomeni’dir. Hastalarımızın en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında beslenme geliyor. Bu ihtiyacı bilimsel ve pratik bir rehberle karşılamak istedik" dedi. Giresun’da tanımlanan ilk vaka literatüre geçti Prof. Dr. Dülger, çölyak hastalığına ilişkin yürüttükleri bilimsel çalışmaların ise uluslararası alanda yankı uyandırdığını belirterek dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakasını tanımladıklarını açıkladı. Dülger, "Çölyak hastalığına bağlı olarak beyin sapındaki kemik dokunun erimesi ve beynin omurilik kanalına doğru yer değiştirmesiyle ortaya çıkan Arnold-Chiari malformasyonunu dünyada ilk kez Giresun’da saptadık. Bu vaka, Uluslararası Beyin Cerrahisi Dergisi’nde bu ay yayımlandı ve dünya literatürüne ‘ilk’ olarak girdi" diye konuştu. Erken tanı ile ciddi sağlık sorunları önlenebilir Çölyak hastalığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Dülger, erken tanının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek "Tedavisi tamamen diyetle mümkündür. Ancak erken tanı şarttır. Çölyak, boy kısalığı, nedeni bilinmeyen kansızlık, D vitamini eksikliği ve erken yaşta kemik erimesine yol açabilir. Çocukluk çağında yapılacak taramalarla, çocukların boyu 10-12 santimetreye kadar daha fazla uzayabilir" şeklinde konuştu. Anadolu’nun buğdayın anavatanı olduğuna da işaret eden Dülger, "Çölyak hastalığı bir anlamda Anadolu’nun hastalığıdır. Bu alanda ne kadar çok bilimsel çalışma yapılırsa o kadar faydalıdır. Türkiye’de, hatta dünya çapında ses getirecek bir Çölyak Enstitüsü’nün kurulması en büyük temennimizdir" ifadelerini kullandı. (AB-ÖS-Y)
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:31
Uzmanından uyarı: "Yüksek ateş, şiddetli halsizlik, nefes darlığı gibi bulgular varsa ’geçer’ demeden hekime başvurulmalı"
Güven Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Yaşar Bayındır, artan grip vakalarına ilişkin, "Yüksek ateş, şiddetli halsizlik, nefes darlığı gibi bulgular varsa ’geçer’ demeden hekime başvurulmalı. Erken tanı ve uygun tedavi, hastalığın süresini kısaltırken ciddi komplikasyonların da önüne geçiyor" dedi. Güven Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Yaşar, grip hastalığında alışılmışın dışında bir tabloyla karşı karşıya kalındığını belirtti. Influenza A vakalarındaki belirgin artışa dikkat çeken Bayındır, bu yıl özellikle H3N2 (influenza A olarak bilinen mevsimsel grip virüsünün daha ağır seyreden türü) suşunun öne çıktığını, halk arasında domuz gribi olarak bilinen H1N1’e kıyasla daha sık görüldüğünü, daha bulaşıcı olduğunu ve daha ağır klinik tabloya yol açtığını ifade etti. Yaşar, erken tanının önemine dikkat çekerken, hastalarda ani belirginleşen yüksek ateş ve halsizliğin en önemli bulgular olduğunu açıkladı. "Hastayı yatağa düşüren bir tabloyla karşılaşıyoruz" Influenza A’nın bu yıl daha ağır seyrettiğini vurgulayan Bayındır, "Bu sezon özellikle H3N2 suşu (Influenza A) ön planda. H1N1’e kıyasla daha bulaşıcı ve daha ağır enfeksiyonlara yol açabiliyor. Hastalarda ani başlayan yüksek ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları ve belirgin halsizlikle seyreden, günlük yaşamı durdurabilen klinik bir tablo görüyoruz. Önceki yıllarda burun akıntısı, boğaz ağrısı gibi üst solunum yolu belirtileri daha baskınken, bu sezon yüksek ateşin eşlik ettiği yoğun bitkinlik ve kas ağrıları ön planda. Hastalar çoğu zaman günlerce yataktan kalkamayacak hale geliyor. Bu gruplarda zatürre başta olmak üzere komplikasyon riski ve hastaneye yatış oranları belirgin şekilde artıyor" diye konuştu. "Erken tanı ve uygun tedavi, ciddi komplikasyonların da önüne geçiyor" Grip belirtilerinin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Bayındır, "Yüksek ateş, şiddetli halsizlik, nefes darlığı gibi bulgular varsa ’geçer’ demeden hekime başvurulmalı. Erken tanı ve uygun tedavi, hastalığın süresini kısaltırken ciddi komplikasyonların da önüne geçiyor. Grip aşısı, Influenza A’ya karşı en etkili korunma yöntemidir. Aşı, hastalığa yakalanma riskini azaltır, yakalanılsa bile daha hafif geçirilmesini sağlar. Özellikle risk gruplarında aşılama hayati önem taşır" ifadelerini kullandı.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:22
Dr. Kaplan, ilaçlı koroner balon tedavisi hakkında bilgi verdi
Medical Point Gaziantep Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Kaplan, ilaçlı koroner balon tedavisi hakkında bilgi verdi. Dr. Kaplan, Kalp ve damar hastalıkları, dünyada ve ülkemizde en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer alırken, tedavi yöntemlerinde yaşanan teknolojik gelişmeler hastalara daha konforlu ve güvenli seçenekler sunuyor. Bu yöntemlerden biri olan ilaçlı koroner balonlar, uygun hastalarda stent kullanılmadan damar tıkanıklıklarının tedavi edilmesine imkan sağlıyor" dedi. "Stent olmadan damar açmak mümkün" Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Kaplan, ilaçlı koroner balon tedavisinin son yıllarda önemli bir alternatif haline geldiğini belirterek, "Geleneksel yöntemlerde daralan veya tıkanan kalp damarları genellikle stent ile açılıyordu. Ancak her hasta için stent en ideal çözüm olmayabiliyor. İlaçlı koroner balonlar, damarı açarken aynı zamanda damar duvarına özel bir ilacı kısa sürede ve etkili şekilde vererek yeniden daralma riskini azaltıyor. İlaçlı koroner balonlar, klasik balon anjiyoplastiye ek olarak damar duvarına ilaç salınımı yapan özel bir teknolojiye sahip. Bu sayede damar içinde kalıcı bir metal yapı bırakılmadan tedavi gerçekleştirilebiliyor. Özellikle daha önce stent takılmış ve tekrar daralma gelişmiş hastalarda, küçük çaplı damarlarda veya stent yerleştirilmesinin riskli olduğu durumlarda önemli avantajlar sağlıyor" ifadelerini kullandı. Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Kaplan, "Damar içinde yabancı bir cisim bırakılmaması, uzun dönem komplikasyon risklerini azaltabiliyor. Ayrıca bazı hastalarda daha kısa süreli kan sulandırıcı tedavi yeterli olabiliyor. Bu da özellikle kanama riski yüksek hastalar için önemli bir avantaj. Hastanın damar yapısı, darlığın yeri ve özellikleri, ek hastalıkları gibi birçok faktör tedavi seçimini etkiliyor. Bu nedenle doğru yöntemin belirlenmesi için ayrıntılı kardiyolojik değerlendirme büyük önem taşıyor" diye konuştu.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:20
Sason’da kar nedeni ile mahsur kalan hasta kurtarıldı
Batman’ın Sason ilçesinde kar yağışı nedeniyle yolu kapanan Kınalı köyü Giresur mezrasında mahsur kalan hasta vatandaş, İl Özel İdaresi ekiplerinin dondurucu soğukta gerçekleştirdiği özverili çalışma neticesinde hastaneye yetiştirildi. Sason ilçesinde etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi, ulaşımda aksamalara neden olurken, Kınalı köyüne bağlı Giresur mezrasında yaşayan bir vatandaşın aniden rahatsızlanması üzerine ekipler seferber oldu. Yolun karla kapalı olması nedeniyle sağlık ekiplerinin bölgeye ulaşamaması üzerine durum Batman İl Özel İdaresi Kar Müdahale ekiplerine bildirildi. İhbarı alır almaz harekete geçen İl Özel İdaresi ekipleri, zorlu hava ve arazi şartlarına rağmen iş makineleriyle yolu açmak için yoğun bir çalışma başlattı. Kış şartlarının en sert yüzünü gösterdiği bölgede, ekiplerin hummalı çalışması sonucu kapalı yol kısa sürede trafiğe açıldı. Yolun açılmasıyla birlikte bekletilen ambulans, güvenli bir şekilde Giresur mezrasına giriş yaptı. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan hasta, sağlık ekiplerince en yakın hastaneye sevk edilerek tedavi altına alındı. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Batman İl Özel İdaresi’nden yapılan açıklamada, kış mevsimi boyunca vatandaşların mağdur olmaması için ekiplerin 7 gün 24 saat teyakkuzda olduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: "Kış şartlarının en zorlu olduğu bu dönemde, vatandaşlarımızın can güvenliği ve sağlığı bizler için önceliktir. İlimiz genelinde karla mücadele, yol açma ve acil durum müdahalelerimiz, ihtiyaç duyulan her noktada aralıksız olarak devam edecektir."
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:14
Parmağı zımbaya sıkışan genç için itfaiye ekipleri harekete geçti
Diyarbakır’da parmağı zımbaya sıkışan gencin yardımına itfaiye personeli yetişti. Kayapınar ilçesi Diclekent Bulvarı’nda bulunan bir işletmede çalışan personelin parmağı zımbaya sıkıştı. İhbar üzerine olay yerine intikal eden itfaiye ekipleri, vatandaşın parmağını bulunduğu yerden çıkarılması için özel kesme işlemi gerçekleştirdi. Şahsın ağrısının artması üzerine sağlık ekipleri iş yerine sevk edildi. Ardından çalışan, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Travma Ünitesi’ne yönlendirildi. Hastanede yapılan tıbbi değerlendirme sonrası parmak uyuşturularak zımbadan kontrollü şekilde çıkarıldı.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:13
Manisa’da 45 yıllık asbestli içme suyu hattı tarihe karışıyor
Manisa’nın Alaşehir ilçesi Yeşilyurt Mahallesi’nde 45 yıldır kullanılan asbestli içme suyu isale hattı MASKİ tarafından yenileniyor. Yaklaşık 5 bin kişinin yaşadığı mahalle, çalışmaların tamamlanmasıyla sağlıklı ve kesintisiz içme suyuna kavuşacak. Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, halk sağlığını önceleyen yatırımlarına Alaşehir ilçesinde devam ediyor. Yeşilyurt Mahallesi’nde yaklaşık 45 yıldır kullanılan ve sağlığa zararlı olduğu bilinen asbestli içme suyu isale hattı yenileniyor. Yaklaşık 5 bin nüfusun yaşadığı mahallede, içme suyu deposu ile şebeke hattı arasında bulunan bin 800 metrelik ana isale hattı MASKİ ekiplerince baştan sona değiştiriliyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte mahallede sık sık yaşanan su patlakları ve uzun süreli kesintilerin de sona ermesi hedefleniyor. MASKİ Genel Müdürlüğü, altyapı yatırımıyla hem içme suyunun kalitesini artırmayı hem de mahalle sakinlerine daha güvenli ve sürdürülebilir bir içme suyu altyapısı sunmayı amaçlıyor. "45 yıllık sorunu çözüyoruz" Çalışmalarla ilgili bilgi veren MASKİ İçme Suyu Daire Başkanı Necip Kurtarıcı, "Alaşehir ilçemize bağlı Yeşilyurt Mahallesi yaklaşık 5 bin nüfuslu bir yerleşim yerimiz. Burada, içme suyu deposundan şebeke hattına kadar uzanan bin 800 metrelik asbestli ana isale hattını kendi ekiplerimizle yeniliyoruz. 45 yıllık bir sorunu çözüyoruz. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu’nun öncülüğünde, ihtiyaç duyulan her noktada çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Vatandaşlarımızın sorunlarını çözmek için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz" dedi. "Kanserojen maddeden kurtuluyoruz" Yenileme çalışmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Yeşilyurt Mahalle Muhtarı İbrahim Beler ise, "Mahallemizin 45 yıllık içme suyu hattı değişiyor. Eski borulardan dolayı sık sık patlaklar yaşanıyordu. Bu sorunu rahmetli Ferdi Başkanımıza iletmiştik, o da kabul etmişti. Şimdi Besim Dutlulu Başkanımız bu çalışmayı hayata geçirdi. Halkımız kanserojen maddeden ve uzun süren su kesintilerinden kurtulacak" ifadelerini kullandı. Mahalle sakinlerinden Hüseyin Doğan da, "45 yıllık, çürümüş ve sağlığa zararlı asbestli boru sorunumuz sona eriyor. Ferdi Başkan söz vermişti, Allah rahmet eylesin. Besim Dutlulu Başkanımız da bu sözü yerine getiriyor. Mahallemiz için çok önemli bir hizmet. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun" şeklinde konuştu. Çalışmaların tamamlanmasının ardından Yeşilyurt Mahallesi, modern ve sağlıklı bir içme suyu altyapısına kavuşmuş olacak.
20 Ocak 2026 Salı - 20:35
Karlıova’da zorlu kış şartlarında UMKE’den hayat kurtaran müdahale
Bingöl’ün Karlıova ilçesine bağlı Taşlıçay köyünde solunum sıkıntısı yaşayan KOAH hastası yaşlı adam, olumsuz hava ve yol şartlarına rağmen UMKE ekiplerinin başarılı müdahalesiyle sağlık hizmetlerine ulaştırıldı. Yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle kara yolu ulaşımının kapalı olduğu bölgede, Komuta Koordinasyon Merkezi ile yapılan koordinasyon sonucu harekete geçen UMKE ekipleri, tam paletli araçla 70 yaşındaki K.Ç.’ye ulaştı. Olay yerinde yapılan ilk tıbbi değerlendirmelerin ardından hasta, 112 Acil Sağlık ambulans ekiplerine güvenli şekilde teslim edildi. K.Ç., ambulansla Karlıova Devlet Hastanesine sevk edilerek tedavi altına alındı. Zorlu kış şartları ve olumsuz hava şartlarına rağmen vatandaşların sağlık hizmetlerine kesintisiz erişimini sağlamak amacıyla UMKE ve 112 Acil Sağlık ekiplerinin koordineli ve fedakârca çalışmalarını aralıksız sürdürdüğü bildirildi.
20 Ocak 2026 Salı - 18:38
AKUT Bingöl’den zorlu şartlarda hayat kurtaran operasyon
AKUT Bingöl ekibi, yoğun kar yağışı ve kapanan köy yollarına rağmen 71 yaşındaki diyaliz hastasını hastaneye ulaştırdı. Bingöl merkeze yaklaşık 22 kilometre uzaklıktaki Aşağı Gökçekanat köyünde ikamet eden, diyaliz hastası ve felçli yatalak 71 yaşındaki N.Ş’nin acil hastaneye ulaştırılması için AKUT Bingöl ekipleri seferber oldu. 4 kişilik AKUT Bingöl ekibi, gerekli hazırlıkları tamamlayarak arazi aracı ve kar motoru ile yola çıktı. Yer yer 1,5 metreyi bulan kar kalınlığı ve engebeli yolları aşan ekipler, güçlükle köye ulaştı. Hastanın evinden alınmasının ardından gerekli emniyet tedbirleri uygulanarak, uyku tulumu içerisinde kar motoruna yerleştirilen N.Ş, aynı güzergâh üzerinden dikkatli şekilde ana yolda bekleyen AKUT arazi aracına taşındı. Hasta, daha sonra Bingöl merkezdeki sağlık kuruluşlarına güvenli bir şekilde teslim edildi.
20 Ocak 2026 Salı - 17:23
Uzmanı uyardı: "Rahim ağzı kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor"
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Midvar Dashdamirova, "Serviks (rahim ağzı) kanseri, rahim ağzındaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkar. Önlenebilir ve erken tanı ile tedavi edilebilir bir hastalıktır" dedi. Samsun Büyük Anadolu Darıca Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Midvar Dashdamirova, Ocak ayının Serviks kanseri farkındalık ayı olduğunu hatırlatarak, toplumda bilinç oluşturmanın ve düzenli taramaların önemine dikkat çekti. Opr. Dr. Midvar Dashdamirova hastalık hakkında "Serviks kanseri, rahim ağzını oluşturan hücrelerden kaynaklanan ve çoğunlukla Human Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonu ile ilişkili bir hastalıktır. Dünya genelinde kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanserlerden biri olan serviks kanseri, erken tanı ile büyük oranda önlenebilir ve tedavi edilebilir" diye konuştu. Serviks kanserinin nedenleri Rahmin vajinaya açılan alt kısmı olan serviks, üreme ve doğum sürecinde kritik rol oynadığını ve hücrelerde zamanla oluşan anormal değişiklikler tedavi edilmezse kansere dönüşebildiğini belirten Dr. Midvar Dashdamirova," Serviks kanseri, rahim ağzındaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkar. En önemli neden, yüksek riskli HPV tipleriyle uzun süreli enfeksiyondur. HPV oldukça yaygın bir virüs olup çoğu birey yaşamının bir döneminde HPV ile karşılaşır. Bağışıklık sistemi çoğu zaman virüsü temizlerken, kalıcı enfeksiyonlar kansere yol açabilir. Serviks kanseri en sık 30–50 yaş arası kadınlarda görülür. Başlıca risk faktörleri arasında: Erken yaşta cinsel ilişki, Çok sayıda cinsel partner, HPV enfeksiyonu, Sigara kullanımı, Bağışıklık sisteminin zayıflaması, Düzenli jinekolojik taramaların yapılmaması yer alıyor. Erken evrelerde genellikle belirti vermeyen serviks kanseri, ileri evrelerde şu şikâyetlerle kendini gösterebilir: Adet dışı veya ilişki sonrası kanama, Kötü kokulu vajinal akıntı, Kasık ve bel ağrısı, İleri dönemlerde idrar ve bağırsak sorunlardır" şeklinde konuştu. Serviks kanserinde tarama, erken tanı ve tedavi Serviks kanseri tarama testleri ile erken dönemde saptanabildiğini ifade eden Dr. Midvar Dashdamirova, "Bunlar Pap Smear testi ve HPV DNA testidir. Türkiye’de 30–65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV ve Pap smear testi taraması öneriliyor. Bu sayede kanser öncüsü lezyonlar erken dönemde tespit edilerek kansere dönüşmeden tedavi edilebiliyor. HPV aşısı, serviks kanserine neden olan yüksek riskli HPV tiplerine karşı koruma sağlıyor. 9–45 yaş arasında uygulanabiliyor. Cinsel ilişki başlamadan önce yapılması en yüksek korumayı sağlıyor. Cinsel olarak aktif bireylerde de faydalı. Aşı, serviks kanserinin yanı sıra genital siğiller ve diğer HPV ilişkili kanserlere karşı da koruyucu. Ancak taramanın yerini almıyor, birlikte uygulanması gerekiyor" ifadelerini kullandı. Hastalıktan korunma yolları Dr. Midvar Dashdamirova, şunları söyledi: "HPV aşısı yaptırmak, Düzenli jinekolojik muayene ve tarama testleri, Güvenli cinsel yaşam, Sigaranın bırakılması ve Bağışıklık sistemini güçlendirmektir. Serviks kanseri önlenebilir ve erken tanı ile tedavi edilebilir bir hastalıktır. Ocak ayı Serviks Kanseri Farkındalık Ayı, toplumda bilinç oluşturmak, tarama ve aşılamanın önemini vurgulamak için önemli bir fırsattır. Kadınların düzenli kontrollerini yaptırmaları ve HPV aşısı konusunda bilgilendirilmeleri hayati önem taşımaktadır."
20 Ocak 2026 Salı - 16:51
Kars’ta kar esaretine ‘özel’ müdahale: Ekipler bazı bölgelerde vakalara yaya ulaşıyor
Kars’ta etkili olan şiddetli tipi ve yer yer 2 metreyi bulan kar kalınlığı hayatı durma noktasına getirirken, İl Özel İdaresi ve sağlık ekiplerinin yoğun mücadelesiyle hasta vatandaşa ulaşıldı. Kars genelinde günlerdir etkisini sürdüren kar yağışı, özellikle yüksek kesimlerdeki köy yollarını ulaşıma kapattı. Tipi nedeniyle görüş mesafesinin sıfıra indiği bölgelerde, rahatsızlanan vatandaşların imdadına İl Özel İdaresi ve sağlık ekipleri yetişti. Kar savurma araçları ve iş makineleriyle dev kar kütlelerini yaran ekipler, kapalı yolları açarak ambulansların ilerlemesi için koridor oluşturdu. Kars’ın Selim ilçesine bağlı Akçakale köyünde acil vaka ihbarı alan 112 Acil Sağlık ekipleri, Özel İdare ekiplerinin açtığı yolda ilerlemeye çalışsa da doğanın sert yüzüyle karşılaştı. Kar kalınlığının yer yer 2 metreyi bulduğu ve tipinin yolu saniyeler içinde tekrar kapattığı noktada ambulans hareket edemez hale geldi. Ambulansın ilerleyemediği noktada pes etmeyen sağlık ekipleri, tıbbi çantalarını sırtlayarak yaya olarak yola devam etti. Diz boyu karın içinde, dondurucu soğuğa aldırış etmeden yürüyen ekipler, hastaya ulaşmayı başardı. İlk müdahalesi evde yapılan hasta, ekiplerin yardımıyla kendisini bekleyen ambulansa ulaştırıldı. Kara saplandığı için ilerleyemeyen ambulans Özel İdaresi’ne ait greyderin bağlanarak çekilerek saplandığı yerden kurtarıldı. Ambulans daha sonra hasta vatandaşı Harakani Devlet Hastanesi’ne sevk etti. Öte yandan kapalı yolları yoğun çaba sarf ederek açan ekipleri, "Devletimizin tüm imkanlarıyla sahadayız. Tipi yolları kapatsa da biz o yolları hastalarımız için açmaya, ulaşamadığımız noktada yürüyerek can kurtarmaya devam edeceğiz" mesajını verdi. İl Özel İdaresi çok sayıda personel ve iş makinesi ile karla mücadele ediyor. Ekipler, olumsuz hava şartlarına rağmen yaklaşık 208 köyden 102’sini ulaşıma açarken, 106 köy yolunda ise çalışmalarını sürdürüyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder