SAĞLIK
Manisa’daki hastalara mesir macunu dağıtıldı 02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:48:58 Manisa Büyükşehir Belediyesi, bu yıl 486’ncısı düzenlenen Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali coşkusunu hastanelere taşıdı. Festival etkinliklerine katılamayan hastalar ve refakatçileri, belediye ekiplerinin ziyaretiyle geleneksel şifalı mesir macununa kavuştu. Sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket eden Manisa Büyükşehir Belediyesi, hastanede tedavi gördüğü veya refakatçi olduğu için festival alanına gidemeyen vatandaşlardan gelen talepler üzerine harekete geçti. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya ulaştırılan, "Hastanede olduğumuz için festivale katılamadık, bizlere de mesir macunu ulaştırabilir misiniz?" talepleri kısa sürede karşılık buldu. Üç büyük hastanede dağıtım yapıldı Başkan Dutlulu’nun talimatıyla Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından organize edilen çalışmada Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi, Manisa Şehir Hastanesi ve Merkez Efendi Devlet Hastanesi ziyaret edildi. Ekipler, servisleri tek tek ziyaret ederek hasta ve yakınlarına mesir macunu ikram etti. Vatandaş odaklı hizmet anlayışını vurgulayan Başkan Besim Dutlulu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Mesir macunu geleneği, toplumun her kesimine hitap eden köklü bir mirastır. Festival heyecanını yerinde yaşayamayan vatandaşlarımızın talebine kayıtsız kalmamız mümkün değildi. Ekiplerimiz aracılığıyla bu şifalı geleneği hastanelerimize ulaştırdık. Tek dileğimiz, bu kadim mirasın herkese şifa ve moral olmasıdır." Hastanede festival sürpriziyle karşılaşan vatandaşlar, kendilerini unutmayan Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Besim Dutlulu’ya teşekkür ederek memnuniyetlerini dile getirdi. Bu anlamlı çalışma, hem kültürel mirasın yaşatılmasına hem de hastaların moral bulmasına katkı sağladı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:00 Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" KASTAMONU (İHA) – Kastamonu’da bölgedeki veteriner odalarının temsilcileriyle bir araya gelen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi’nin 5’inci Bölge Oda Başkanları Toplantısı Kastamonu’da gerçekleştirildi. Şehit Şerife Bacı Öğretmenevi2nde gerçekleştirilen toplantıya Kastamonu, Düzce, Samsun, Çankırı, Ankara, Bartın, Sinop, Bolu, Tokat, Çorum, Zonguldak ve Amasya illerinden veteriner odalarının başkanları katıldı. "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü’nün önemine değinerek, "Gıda ve sağlığın koruyucuları veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş. Hayvan sağlığı, hayvan refahı, hayvan hakları, hayvansal üretim, çevre sağlığı, veteriner halk sağlığı, biyoteknoloji, biyogüvenlik ve tabii ki insan sağlığı sonuçta hizmet eden bir meslek grubu. Hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden meslek grubu dünyada sadece veteriner hekimlerdir. Bugün sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda veteriner hekimliğin farkındalığını ortaya koyma, yaşama ve hayata dair olan hizmetlerini ortaya koymak ve daha ileri noktalarda standartları geliştirilmiş bir veteriner hekimlik uygulamaları günüdür" dedi. Veteriner hekimlere yönelik yapılan yasal düzenlemelere değinen Eroğlu, "Türkiye’de 72 veteriner hekim odamız var. Bütün odalarımız mesleğimizin sorunlarını ve daha ileri noktalara nasıl taşınması gerektiğini gösteren etkinlikler yapıyorlar. 41. Madde gibi çok önemli bir konumuz vardı. Biliyorsunuz üç yıldan beri bir türlü bir sonuca gidilememişti. Geçen ay Tarım Komisyonu’ndan 41. Madde geçti. İnşallah önümüzdeki günlerde de genel kurula gelecek. Tabii bakanlığın konuyu sahiplenmesi, bakanlık eliyle meclise gitmesi önemliydi" dedi. Devlet nezdindeki temsil taleplerini yineleyen Eroğlu, "Ulusal Tek Sağlık Koordinasyon Kurulu kararı alındı Kasım ayında. Biz bu kurulda, ülkemizdeki 47 bine yaklaşan veteriner hekimi temsil eden yasal bir kurum olarak yer almamız gerektiğini devletimizin çeşitli makamlarına ilettik. Ayrıca veteriner fakültelerinde bir kontenjan azaltıldı. Çok sevindirici bir durumdu, bunun devam etmesini istiyoruz. Yüzdelik dilim, taban puan uygulaması, son sınıf öğrencilerine ücret verilmesi gibi konuları büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" şekinde konuştu. Toplantının açılış konuşmasını yapan Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise toplantının hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:40 KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen deneysel araştırmada, Trokserutin’in nörodejeneratif hastalıklardaki etkileri dünyada ilk kez kapsamlı şekilde incelendi. Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir’in yürütücülüğünü yaptığı "Kainik Asit ile Oluşturulan Deneysel Nörodejenerasyon Modelinde Trokserutinin Nöroprotektif Etkilerinin ve Galektin-3 İlişkisinin Araştırılması" başlıklı bilimsel çalışma; Alzheimer, Parkinson ve Huntington gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisine yönelik önemli bulgular ortaya koydu. TÜBİTAK destekli projede, beynin temel uyarıcı nörotransmitteri olan glutamatın aşırı birikiminin sinir hücrelerinde ciddi hasara yol açtığına dikkat çekildi. Bu durumun bilişsel ve motor bozukluklarla seyreden, ilerleyici ve geri dönüşümsüz özellikteki nörodejeneratif hastalıkların gelişiminde önemli rol oynadığı vurgulandı. "Yaşlanan nüfusla hastalıklar artıyor" Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir, dünya nüfusunun giderek yaşlandığını belirterek, "Dünya nüfusu yaşlandıkça hem Türkiye’de hem de dünyada Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların görülme sıklığı artmaktadır. Bu hastalıkların temelinde oksidatif stres, nöroinflamasyon ve bazı kimyasal habercilerin dengesizliği yer almaktadır" dedi. Araştırmada deneysel model kullanıldığını ifade eden Demir, "Mikrocerrahi yöntemle denekler üzerinde kainik asit kullanarak nörodejenerasyon modeli oluşturduk. Bu modelde beyin hasarı ve nöron kaybını gözlemleyerek hastalığın mekanizmasını inceleme imkânı bulduk" diye konuştu. "Trokserutin umut verdi" Çalışmada Trokserutin’in etkilerini incelediklerini kaydeden Demir, elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu belirterek şunları söyledi: "Son dönemde önem kazanan Galektin-3 proteini üzerine de yoğunlaştık. Trokserutinin hem nöroinflamasyonu hem de oksidatif stresi azalttığını, ayrıca Galektin-3 seviyelerini düşürdüğünü tespit ettik. Elde ettiğimiz sonuçlar oldukça olumlu." Elde edilen bulguların gelecekte yeni tedavi yöntemlerine kapı aralayabileceğini vurgulayan Demir, "Bu çalışma dünya ve Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor. Uluslararası saygın bir dergide yayınlanmak üzere kabul edildi. Bu bizim için son derece umut verici" ifadelerini kullandı.
Solunum hastalarına pulmoner rehabilitasyon umut oluyor
13 Mart 2026 Cuma - 11:53 Solunum hastalarına pulmoner rehabilitasyon umut oluyor İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde uygulanan pulmoner rehabilitasyon programı, kronik solunum yolu hastalarına uzman eşliğinde uygulanan egzersizlerle nefes oluyor. 50 yıl sigara içen KOAH hastası taksi şoförü gibi pek çok kişi, 16 seanslık tedavi sayesinde günlük işlerini tek başına yapabilir hale gelerek hayata yeniden tutunuyor. SBÜ İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bünyesindeki pulmoner rehabilitasyon merkeziyle kronik solunum yolu hastalarının yaşam kalitesini artırıyor. Program kapsamında uygulanan tedavilerle hastaların daha rahat nefes alması hedefleniyor. Mesleği taksi şoförlüğü olan Muammer Kök (64), geçirdiği bypass ameliyatı ve KOAH başlangıcı nedeniyle günlük hayatında ciddi nefes darlığı çekmeye başladı. 50 yıl boyunca günde iki paket sigara içen Kök, rehabilitasyon merkezindeki seanslara katılarak sağlığına kavuşmaya çalışıyor. "Eski hayatıma dönmek istiyorum" Odadan mutfağa gitmenin bile kendisi için çok zor olduğunu, hemen nefes nefese kaldığını, çoğu zaman yerinden kalkmak istemediğini, sekizinci seansını tamamladıktan sonra ev içinde daha rahat hareket edebildiğini ve birçok ihtiyacını başkasının desteği olmadan karşılayabildiğini belirten Muammer Kök (64), "Eski hayatıma dönmek ve tekrar mesleğimi yapmak istiyorum. Bu tedavi bana umut verdi" dedi. Tedavi süreci 16 seans sürüyor Hastanede uygulanan programda hastalar uzman fizyoterapistler gözetiminde yürüyüş bandı, sabit bisiklet ve solunum egzersizleri yapıyor. Haftada iki gün olmak üzere toplam 16 seans şeklinde planlanan süreç, göğüs hastalıkları ve fizik tedavi uzmanlarından oluşan multidisipliner bir ekip tarafından yönetiliyor. Yaşam kalitesi artıyor Uzmanlar, doğru egzersiz programlarıyla kronik solunum hastalarının bağımsız hareket kabiliyetinin artırılabileceğini vurguluyor. Pulmoner Rehabilitasyon Haftası çerçevesinde yürütülen çalışmalarla, bu tedavi yönteminin daha geniş kitlelere ulaştırılması amaçlanıyor.
Yorgunluğunuz 2 haftadan fazla sürüyorsa, doktora başvurun
13 Mart 2026 Cuma - 11:51 Yorgunluğunuz 2 haftadan fazla sürüyorsa, doktora başvurun Kış aylarında yavaşlayan metabolizmanın baharın gelişine ayak uyduramamasından kaynaklananbaharyorgunluğu, ortalama iki-üç hafta süren halsizlik, yorgunluk ve isteksizlik haliyle kendini gösteriyor. Uzmanlar, bahar yorgunluğunun birçok kişinin sosyal ve iş hayatını olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, halsizlik, yorgunluk gibi durumların 2 haftadan uzun sürmesi halinde doktora başvurulması gerektiğini söyledi. Medicana Bursa Hastanesi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Serdal Baysal, bahar yorgunluğunun belirtilerini şöyle anlattı; "Boyun, sırt, omuz ve yaygın eklem ağrıları, mide bağırsak sisteminde değişikliğe bağlı olarak mide ağrıları, şişlik, gaz, kabızlık ve ishal, iştah değişiklikleri, nöropsikiyatrik değişikliklere bağlı olarak sinirlilik, baş ağrısı, sıkıntı, uyku düzensizlikleri, cilt, kalp, tansiyon ve şeker hastalıklarında artış görülür. Bahar aylarında havadaki ısı, ışık, nem ve havadaki iyon değişikliklerine bağlı olarak insan metabolizmasında da değişiklikler olur. Hormonal değişikliklere bağlı olarak mide şikâyetlerinde artış veya mide hastalıklarının nüksü, tansiyon ve şeker regülasyonunda bozulma görülebilir. Yine bahar aylarındaki hareket ve beslenme alışkanlığındaki değişiklik de bahar yorgunluğunun ortaya çıkmasına neden olabilir." Bahar yorgunluğundan korunabilirsiniz Uzm. Dr. Serdal Baysal, açık havada yürüyüş yaparak, günlük duş alarak, bol sıvı tüketerek, az ve sık aralıklarla beslenerek, vitamin ve mineral içeriği zengin içecek ve yiyecekler tüketerek, hobilerle uğraşarak, müzik dinleyerel, sigara, alkol ve kafein içeren gıda tüketimini azaltarak, bahar yorgunluğundan korunmanın mümkün olduğunu kaydetti. Vücudunuzu susuz bırakmayın Uzm. Dr. Serdal Baysal, şöyle devam etti; "Vücudun susuz kalması; susuzluğun düzeyi ile ait olmakla birlikte yorgunluktan komaya kadar değişen ciddi sağlık sorunlarına neden olur. Düzenli egzersiz olarak sabah veya akşam yürüyüşleri, bisiklet kullanma, jimnastik yapılabilir. Bahar aylarında vücudun vitamin ve mineral ihtiyacı arttığı için bol sebze ve meyve tüketilmeli. Sıcak havalarda artan su ihtiyacı nedeniyle günlük 2-3 litre sıvı alınmalı, alkollü ve kafeinli içecekler mümkün olduğunca az tüketilmeli, karbonhidratlı gıdalar yorgunluk ve dikkatsizliğe neden olduğu için az tüketilmeli. Ağır yemekler yerine sebzeli ve zeytinyağlı gıdalar tercih edilmeli, kavurma ve ızgara etler yerine de haşlama etler tüketilmelidir. Yorgunluk, bir hastalık değil bir şikâyettir. Birçok hastalıkta yorgunluk ilk bulgu olabilir, bu nedenle uzun süren yorgunluklarda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalı."
Başhekim Dr. Hüseyin Esen’den 14 Mart Tıp Bayramı mesajı
13 Mart 2026 Cuma - 11:49 Başhekim Dr. Hüseyin Esen’den 14 Mart Tıp Bayramı mesajı 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla mesaj yayımlayan Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Başhekimi Dr. Hüseyin Esen, sağlık çalışanlarının toplum için üstlendiği görevin hayati önem taşıdığını ifade etti. Dr. Hüseyin Esen, sağlık çalışanlarının insan hayatını korumak ve daha sağlıklı bir toplum oluşturmak için büyük bir özveriyle görev yaptığını belirterek, "Modern tıbbın gelişmesiyle birlikte sağlık hizmetleri her geçen gün daha ileri bir noktaya taşınmaktadır. Sağlık çalışanları bu gelişimde büyük bir pay sahibidir" dedi. Son yıllarda dünyada yaşanan sağlık sorunları ve ülkemizde meydana gelen depremler gibi zorlu süreçlerde sağlık çalışanlarının gösterdiği fedakarlığın unutulmayacağını belirten Dr. Esen, En zor şartlarda dahi canlarını hiçe sayarak görev yapan sağlık çalışanlarının emeklerinin paha biçilemez değerde olduğunu vurguladı. Toplum sağlığı için gece gündüz demeden çalışan tüm sağlık çalışanlarına minnettar olduklarını ifade eden Dr. Hüseyin Esen, "Sağlık alanındaki gelişmelerin öncüsü olan hekimler sadece hastalıkları tedavi etmekle kalmayıp, aynı zamanda insan hayatına umut ve güven vermektedirler. Bu duygu ve düşüncelerle başta hekimler olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor; sağlık, huzur ve başarı dolu bir meslek hayatı diliyorum" ifadelerine yer verdi.
"Yüzde 10 yaşama hakkın kaldı" denilen KOAH hastası yeniden nefes aldı
13 Mart 2026 Cuma - 11:45 "Yüzde 10 yaşama hakkın kaldı" denilen KOAH hastası yeniden nefes aldı Gittiği hastanede "Yüzde 10 yaşama hakkın kaldı" denilen ve solunum cihazına bağlı yaşayan 43 yaşındaki KOAH hastası, Samsun’da uygulanan tedavi ve yoğun solunum fizyoterapisi sayesinde cihazlardan kurtularak yeniden yürümeye ve günlük yaşamını sürdürmeye başladı. Uzun yıllardır KOAH hastalığıyla mücadele eden ve solunum cihazına bağlı yaşayan bir hasta, uygulanan tedavi ve rehabilitasyon sürecinin ardından yeniden sağlığına kavuştu. Yaklaşık 15 yıldır KOAH hastası olan ve son dönemde yoğun bakımda tedavi gören hasta, yapılan müdahaleler ve solunum fizyoterapisi sayesinde oksijen cihazına bağımlılıktan kurtularak yeniden günlük yaşamına dönebildi. "Günlük ihtiyaçlarını yapabiliyor" Medicana International Samsun Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar, hastanın ileri evre KOAH nedeniyle uzun süre solunum cihazına bağlı yaşamak zorunda kaldığını belirterek uygulanan tedavi sürecini anlattı. Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar, "Hastamız yaklaşık 15 yıldır KOAH ile mücadele ediyor. Son 2 ayını yoğun bakım şartlarında geçirmek zorunda kalmış. Yoğun bakımda hasta solunum cihazına bağlanmıştı. Solunum cihazından ayrılamadığı için ev tipi solunum cihazı ile taburcu edilmişti. KOAH 4. (ileri) evredeydi ve yaygın kronik bronşiti vardı. Hasta bize başvurduğunda, yapay solunum cihazı ile yaşamak zorunda olduğundan dolayı gırtlak dediğimiz bölgede trakeostomi ile soluması sağlanmaktaydı. İlk olarak yaptığımız bronkoskopik değerlendirmede, trakeostominin hava yolunda oluşturduğu tahribatları gidermeye çalıştık. Ardından standart tedavilere ek olarak uyguladığımız çeşitli antiinflamatuar sitokin tedavilerini yoğun şekilde verdik. Bu tür uzun süre yatak bağımlılığı olan, hareket kısıtlılığı bulunan hastalarda gelişen kas erimesi ve kas güçsüzlüğü üzerine yoğunlaştık. Yoğun bir solunum fizyoterapisi uyguladık. Öncelikli olarak gırtlak bölgesindeki trakeostomiden solumasını durdurduk ve hastanın normal oksijenle soluyabilir hale gelmesini sağladık. Ardından hastanın kliniği giderek iyileşti. Sonuç olarak hasta, normal günlük hayatını sürdürebilecek, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeye gelmeyi başardı. KOAH, insan hayatının standartlarını oldukça düşüren ve zamanla hastanın günlük ihtiyaçlarını kendi başına yapamayacak hale gelmesine neden olan ilerleyici ve geri dönüşümsüz bir hastalıktır. Yapmamız gereken, hastayı kolaya alıştırmak yerine tam tersine zor olanı, yani fizyolojik olarak kendi başına yapması gerekeni yapmaya teşvik etmektir. Hastanın kendisini sürekli solunum cihazına bağlamak yerine solunum egzersizlerine ağırlık vermesi gerekir. Uygulanan rutin tedavilerden fayda göremiyorsa, bizim gibi sayılı merkezlerde yapılan çeşitli bronkoskopik tedavilerin uygulandığı merkezleri araştırması gerekir" dedi. "Oksijen cihazını bile bıraktım" 15 yıl boyunca KOAH ile mücadele ettiğini belirten 43 yaşındaki Soner Kurulay ise tedavi sürecinin ardından cihazlardan kurtulduğunu söyledi. Kurulay, "Bende doğuştan bronşit vardı. Sonrasında KOAH oldum. Daha önce başka bir şehirde hastaneye gittim. Orada bana ‘Yüzde 10 yaşama hakkın kaldı’ dediler, beni ölüme terk ettiler. Hocamı sosyal medyada gördüm. Hocamızdan Allah razı olsun. Bende büyük bir cihaz vardı. İlk olarak onu çıkardı. ‘Sen nefes alabiliyorsun’ dedi. Gittiğim hastanede beni o cihazla yaşatıyorlardı. Yemek yedirtmiyorlardı, su içirtmiyorlardı. Burada hocamın tedavisi sayesinde şimdi ayağa kalktım, yürüyebiliyorum. Sağlığıma kavuştum. 15 senedir KOAH hastasıyım. Cihazla yaşıyordum. Onsuz hiçbir şey yapamıyordum. Lavaboya dahi cihazla gidiyordum. 4 tane cihazla yaşıyordum. Şu an hocamızın tedavisi sayesinde oksijen cihazını bile bıraktım" diye konuştu.
Hekimlerin çalışma şartları ve sağlık sisteminin geleceği Adıyaman’da ele alındı
13 Mart 2026 Cuma - 11:42 Hekimlerin çalışma şartları ve sağlık sisteminin geleceği Adıyaman’da ele alındı HEKİMSEN heyeti Adıyaman’da üniversite ve hastane yönetimleriyle bir araya gelerek tıp eğitimi, hekimlerin çalışma şartları ve sağlık sisteminin geleceğine ilişkin istişarelerde bulundu. HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, Uzm. Dr. Gülsün Narin Kurban, HEKİMSEN Genel Başkan Yardımcısı Dr. Abdurrahman Akgül ve Adıyaman İl Temsilcisi Dr. Furkan Pamuk’tan oluşan heyet, ilk olarak Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı görevine atanan Prof. Dr. Ali Zeynal Abidin Tak’ı ziyaret etti. Ziyarette tıp eğitiminin niteliğinin artırılması, genç hekimlerin mesleki gelişim süreçleri ve sağlık sisteminin sürdürülebilirliği konularında değerlendirmelerde bulunuldu. Heyet daha sonra Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği görevine atanan Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Tepe’yi makamında ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerini iletti. Görüşmede kamu hastanelerinde sunulan sağlık hizmetlerinin etkinliği, hekimlerin çalışma şartları ve sağlık hizmetlerinde kalite ile verimliliğin artırılmasına yönelik konular ele alındı. Ziyaretlerde, güçlü bir sağlık sisteminin temelinin nitelikli tıp eğitimi, güçlü akademik kurumlar ve mesleki saygınlığı korunmuş hekimlerden geçtiği vurgulandı. Üniversitelerin ve sağlık kurumlarının sağlık sisteminin gelişiminde kritik bir rol üstlendiğine dikkat çekilirken, akademi ile meslek örgütleri arasındaki iş birliğinin önemine değinildi. Hekimlerin mesleki motivasyonu sağlık hizmetlerini doğrudan etkiliyor HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, sağlık sisteminin daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşabilmesi için akademik kurumlar, sağlık yöneticileri ve meslek örgütleri arasında kurulacak iş birliğinin büyük önem taşıdığını belirtti. Kurban, hekimlik mesleğinin yalnızca bir meslek değil aynı zamanda toplumsal güven unsuru olduğunu ifade ederek, hekimlerin mesleki motivasyonunun korunmasının ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinin sağlık hizmetlerinin kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi. Görüşmelerde ayrıca sağlık sisteminin karşı karşıya olduğu güncel sıkıntılar, hekimlerin mesleki çalışma ortamları ve sağlık hizmetlerinin daha etkin sunulmasına yönelik çözüm önerileri üzerine fikir alışverişinde bulunuldu. Ziyaretlerin sonunda HEKİMSEN heyeti, nazik ev sahipliği dolayısıyla Prof. Dr. Ali Zeynal Abidin Tak ve Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Tepe’ye teşekkür ederek yeni görevlerinde başarılar diledi. HEKİMSEN’in, hekimlik mesleğinin saygınlığının korunması ve sağlık sisteminin güçlendirilmesine yönelik çalışmalara destek vermeye devam edeceği belirtildi.
Şırnak’ta yapışık parmaklı iki kardeş ameliyatla sağlıklarına kavuştu
13 Mart 2026 Cuma - 11:22 Şırnak’ta yapışık parmaklı iki kardeş ameliyatla sağlıklarına kavuştu Şırnak’ta doğuştan yapışık parmak (sindaktili) hastalığı bulunan iki kardeş, gerçekleştirilen ameliyatın ardından sağlıklarına kavuştu. Sağ elindeki parmaklarında yapışıklık bulunan 5 yaşındaki Hamdiye Varol ile 10 yaşındaki Mehmet Halil Varol, aileleri tarafından Şırnak Devlet Hastanesine götürüldü. Yapılan muayene ve tetkiklerin ardından iki kardeşin ameliyat edilmesine karar verildi. Şırnak Devlet Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Op. Dr. Sergen Karataş ile Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Semih Hatipoğlu ve ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla kardeşlerin yapışık olan orta parmakları birbirinden ayrıldı. Ameliyatın ardından iki kardeşin ellerinde doku kaybı oluşmadığı ve sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Sergen Karataş, doğuştan gelen yapışık parmak hastalığının bazı bölgelerde daha sık görüldüğünü belirterek, "İki kardeş olan hastalarımıza doğumsal yapışık parmak (sindaktili) ameliyatı gerçekleştirdik. Bu hastalık bazı bölgelerde daha endemik olup daha sık görülmektedir. Türkiye’de de doğumsal yapışık parmak önemli sorunlardan biridir. Özellikle Şırnak’ta bazı bölgelerde daha yoğun şekilde karşımıza çıkıyor. Göreve başlayalı 8 ay oldu ve bu süre içinde yaklaşık 70 hastaya müdahale ettik. Bu ameliyatlar bazen tek aşamada yapılamıyor, birkaç seans gerektirebiliyor. Şimdiye kadar ciddi bir sorunla karşılaşmadık. Bu iki hastamızda da genetik geçişli olan bu hastalığa müdahale ederek parmaklarını ayırdık. Hastalarımızın durumu iyi ve taburculuklarını planlıyoruz" dedi. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Semih Hatipoğlu ise yapışık parmak vakalarının bölgede sık görüldüğüne dikkat çekerek, "Bu ameliyatlar oldukça zor ve hassas işlemler. Yetişkin yaşa kadar tedavi edilmemiş birçok hastamız da bulunuyor. Sergen hocamızla birlikte şimdiye kadar yaklaşık 70 hastanın ameliyatını gerçekleştirdik. Bölgede akraba evliliklerine bağlı olarak bu tür vakalar daha sık görülüyor. Yapışık parmağın ayrılması fonksiyonel açıdan oldukça önemli. Hastalarımızı başka illere sevk etmeden burada tedavi etmeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Ameliyat olan Mehmet Halil Varol ise okula gittiğini ve yazı yazmakta zorlandığını kaydederek, "Şırnak Devlet Hastanesine geldik, ameliyat oldum. Ellerimi daha rahat kullanacağım için çok mutluyum" diye konuştu.
Çocuklarda koyu burun akıntısına dikkat
13 Mart 2026 Cuma - 11:18 Çocuklarda koyu burun akıntısına dikkat Uzmanlar, iyileşmeyen grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının ardından çocuklarda gelişebilecek sinüzit tehlikesine karşı aileleri uyarıyor. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven, özellikle iyileşmeyen grip sonrası ortaya çıkan sinüzite karşı aileleri uyardı. Sinüzitin, burun çevresinde bulunan ve "sinüs" olarak adlandırılan boşlukların iltihaplanması sonucu geliştiğini belirten Yurtseven, en sık uzayan üst solunum yolu enfeksiyonlarının ardından görüldüğünü söyledi. Ailelerin bazı belirtileri dikkate alması gerektiğini vurgulayan Yurtseven, "Çocuklarda burun akıntısının koyu kıvamlı ve renk değiştiren bir hal alması, ateşin uzun sürmesi, büyük çocuklarda alın ve yüz bölgesinde dolgunluk hissi ile birlikte baş ağrısı olması durumunda sinüzitten şüpheleniriz" dedi. Bazı çocukların sinüzit açısından daha yüksek risk taşıdığına dikkat çeken Yurtseven, özellikle geniz eti bulunan, alerjik rahatsızlığı olan ve sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda daha dikkatli olunması gerektiğini ifade etti. "Tedaviler değişebiliyor" Çocukların tedavisinin yapılış şekli ile de bilgiler veren Yurtseven, "Çocukların yaşına ve şikayetine göre tedaviler yapılmaktadır. Burun açma, temizleyici spreyler kullanılması bol bol sıvı alması ve uygun görülen antibiyotiğin reçete edilmesi önemlidir. Bu durumu olan çocukların çocuk hekimine başvurması gerekiyor. Tedavi edilmemiş sinüzitler olabiliyor. Düzenli bir çocuksa, kontrolleri yapılmıyorsa, burun temizliğine dikkat edilmiyorsa, kapalı alanlarda sigara dumanına çok maruz kalıyorlarsa bu insanlarda ki sinüzit tedavisinin iyileşmesi gecikir ve devam eden bir başka durum olabilir. O zaman ilgili bölümlere kulak, burun ve boğaz, çocuk doktoruna veya yetişkin doktorlarına başvurulması gerekmektedir" diye konuştu.
Diyarbakır’da kadın sağlığı eğitim programı devam ediyor
13 Mart 2026 Cuma - 11:05 Diyarbakır’da kadın sağlığı eğitim programı devam ediyor Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin, kadınların bedenleri hakkında doğru ve güvenilir bilgiye erişmeleri amacıyla interaktif ve uygulamalı etkinliklerle yürüttüğü kadın sağlığı eğitim programı devam ediyor. Kadın Politikaları Dairesi Başkanlığı, Kadın Sağlığı Eğitim Programı’nı sahada uygulamaya devam ediyor. Koşuyolu Kadın Yaşam Merkezi’nde de başlatılan program, haftada bir gün kapalı grup şeklinde 15 kadının katılımıyla sürdürülüyor. Katılımcıların deneyimlerini paylaştığı interaktif tartışmalar ve uygulamalı etkinliklerle yürütülen programla, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin kadına yönelik şiddet, ekonomik bağımlılık ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan engeller gibi kadınların sağlıkları üzerinde oluşturduğu etkilerin görünür kılınması hedefleniyor. Karar alma süreçlerinde güçlenmeleri hedefleniyor Kadınların sağlık haklarına ilişkin bilgi edinmesi amacıyla sürdürülen programda, söz konusu hakların nasıl talep edilebileceğine dair yol ve yöntemler tartışılıyor. 11 hafta sürecek programın sonunda kadınların kendi bedenlerini tanımaları, fizyolojik süreçlerini anlamaları ve sağlıklarıyla ilgili karar alma süreçlerinde güçlenmeleri hedefleniyor. Kadınlar arası dayanışmayı güçlendirmeyi hedefleyen eğitim programı şu başlıklardan oluşuyor: "İletişim, toplumsal cinsiyet eşitliği/eşitsizliği, kadına yönelik şiddet, ergenlik, üreme organları ve işlevleri, üreme sağlığını koruyucu davranışlar, anne ve bebek sağlığı, cinsel sağlık ve üreme hakları, menopoz ve genel sağlığı koruyucu davranışlar."
Samsun’da yeni ‘Şeyh-ül Etibba’ belli oldu
13 Mart 2026 Cuma - 11:04 Samsun’da yeni ‘Şeyh-ül Etibba’ belli oldu Samsun Tabip Odası tarafından 90 yaşındaki Dr. Hüsamettin Olguner’e Şeyh-ül Etibba ünvanı verildi. Samsun’da tıp dünyasının eski geleneklerinden biri olan "Şeyh-ül Etibba" unvanı düzenlenen buluşma ile yeni sahibini buldu. Kentin yaşayan en yaşlı en kıdemli hekimine verilen bu onursal unvanın yeni sahibi Dr. Hüsamettin Olguner oldu. Tabip Odası binasında yapılan buluşmaya çok sayıda doktor katıldı. Buluşmada doktorların unutamadıkları anıları anlatmasıyla geçmiş yad edildi. Ardından Samsun Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Canan Seren, "Samsun halkına yıllardır şifa dağıtan çok sevgili hekim arkadaşlarım bu akşamki geçmişten geleceğe hekimlerimize saygı ve nostalji gecesine hoş geldiniz diyorum. Önümüz bayram. Bayramlarda ne yaparız? Her yaştan kişiler bir araya gelir. Biz de bu akşam gençler yaşlılar burada tabip odasının çatısı altında bir araya geldik. Bu geceyi düzenledik. Çok güzel bir gece geçirmenizi diliyorum" dedi. Ardından geceyi düzenlemede emeği geçen Uzm. Dr. Mustafa Emin Dinççağ söz aldı. Dinççağ, "Hekimler bir ülkenin en kıymetli, en değerli topluluğudur. Tarih boyunca da böyle olmuştur, günümüzde de öyle. Değer üreten, şifa dağıtan, insana dokunan, yaşam ile ölüm arasında çok değerli görevi olan tüm hekimlerin tıp haftasını kutluyorum. Aramızda olmayan, kaybettiğimiz değerli hekim arkadaşlarını da rahmet ve milletle anlıyorum. Yaşadıklarımız, yaşayacaklarımız, yaşattıklarımızla hoş bir anı olması dileğiyle bu gece burada en kıdemli hekim arkadaşımıza Şeyh-ül Etibba unvanı vereceğiz. En son merhum Dr. Enver Gürsel tarafından bu unvan taşınmıştı. Bu ünvana hak kazanan ağabeyimiz Sayın Doktor Hüsamettin Olguner’i kutluyorum. Uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum. Oda Başkanımıza, yönetim kuruluna katılan siz değerli arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Baki’de kalan, baki kalan bu kubbede hoş bir seda olması dileğiyle bu geleneğin gelecekte de sürmesini diliyorum" diye konuştu. TTB Merkez Konsey Üyesi Murat Erkan ve CHP Samsun Milletvekili Dr. Murat Çan da birer konuşma yaptı. Samsun’da görev yaptığı hastanede uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Dr. Kamil Furtun da anıldı. Program sonunda 90 yaşındaki Dr. Hüsamettin Olguner’e Şeyh-ül Etibba ünvanı verildi. Program toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.
ASYOD Uyku Bilim Kurulu Başkanı Akkoyunlu: "Horlama ve gün içinde aniden uyuklama şikayetleri olan bireylerin uzmana başvurması gerekiyor"
13 Mart 2026 Cuma - 11:01 ASYOD Uyku Bilim Kurulu Başkanı Akkoyunlu: "Horlama ve gün içinde aniden uyuklama şikayetleri olan bireylerin uzmana başvurması gerekiyor" Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, "Horlama, sabah yorgun uyanma ve gün içinde aniden uyuklama şikayetleri olan bireylerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerekiyor" dedi. ASYOD, 13 Mart Dünya Uyku Günü kapsamında toplumda giderek artan uyku bozukluklarına ve bu sorunların akciğer sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. ASYOD Uyku Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu gün özelinde yazılı bir açıklama yaparak, modern yaşamın getirdiği düzensiz uyku alışkanlıklarının ve tedavi edilmeyen uyku apnesinin hayati riskler taşıdığını vurguladı. "Horlama ve gün içinde aniden uyuklama şikayetleri olan bireylerin uzmana başvurması gerekiyor" Uykunun sadece bir dinlenme süreci olmadığını belirten Prof. Dr. Akkoyunlu, şunları kaydetti: "Uyku, beynin ve tüm organların kendini yenilediği, bağışıklık sisteminin güçlendiği hayati bir süreçtir. Ancak günümüzde birçok kişi, uykuda solunum durması olarak bilinen uyku apnesi ile yaşamını sürdürüyor ve bunun farkında değil. Horlama, sabah yorgun uyanma ve gün içinde aniden uyuklama şikayetleri olan bireylerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerekiyor." "Uykuda nefesi kesilen hastalarda kalp krizi riski katlanarak artıyor" Prof. Dr. Akkoyunlu, uyku bozukluklarının sadece yorgunluk yapmadığını, aynı zamanda ciddi kronik hastalıklara zemin hazırladığını hatırlatarak, "Hipertansiyon ve kalp yetmezliği, uykuda nefesi kesilen hastalarda kalp krizi riski katlanarak artıyor. Obezite ve diyabet, yetersiz uyku, metabolizmayı bozarak kilo alımını tetikliyor. Konsantrasyon kaybı, tedavi edilmeyen uyku apnesi, dikkat dağınıklığına yol açarak trafik ve iş kazası riskini artırıyor" ifadelerini kullandı. "Kilo kontrolü, uyku apnesi riskini ciddi oranda azaltır" Prof. Dr. Akkoyunlu, Dünya Uyku Günü için 5 temel tavsiye vererek şu önerilerde bulundu: "Karanlık ve serin oda, melatonin salgılanması için yatak odasının tam karanlık olması şarttır. Dijital detoks, yatmadan en az 1 saat önce telefon ve televizyon ekranlarından uzaklaşın. Akşam yemeği saati, gece geç saatlerde ağır yemek yemekten ve kafein tüketiminden kaçının. Düzenli egzersiz, gün içindeki hareketlilik uyku kalitesini artırır ancak ağır egzersizleri yatmadan hemen önce yapmayın. Kilo kontrolü, ideal kiloyu korumak, uyku apnesi riskini ciddi oranda azaltır."