EKONOMİ - 02 Haziran 2026 Salı 09:22

Ekmekte zam kararı 5 Haziran’da netleşecek

A
A
A
Ekmekte zam kararı 5 Haziran’da netleşecek

Samsun’da ekmek fiyatlarına yönelik beklenen zam kararı için gözler 5 Haziran’a çevrildi.


Samsun Fırıncılar Odası Başkanı Ali Yiğit, yeni fiyat tarifesi için maliyet çalışmasının yapıldığını ancak henüz uygulamaya geçilmediğini belirterek, nihai kararın 5 Haziran’da verileceğini söyledi.


Türkiye genelinde artan üretim maliyetleri nedeniyle birçok ilde ekmek fiyatları yükselirken, Samsun’da da fırıncıların zam beklentisi gündemdeki yerini koruyor. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Samsun Fırıncılar Odası Başkanı Ali Yiğit, fiyat çalışmasının tamamlandığını ancak yeni tarifenin henüz yürürlüğe girmediğini ifade etti.


Şu anda bekleme sürecinde olduklarını belirten Yiğit, "Henüz ekmeğe zam yapılmadı. Fiyat aldık ancak uygulamaya koymadık. Fırıncılar olarak beklemedeyiz. Büyük ihtimalle 5 Haziran’da uygulama başlayabilir" diye konuştu.


Samsun’da 200 gram ekmek, 10 Ekim 2025 tarihinden bu yana 15 TL’den satışa sunuluyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Şehir hayatını bıraktılar, köyde hem huzuru hem kazancı buldular Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Bahadın beldesinde yaşayan çift, pandemi döneminde Ankara’daki yaşamlarını geride bırakarak yerleştikleri köylerinde organik çilek üretiminde başarı hikayesi yazdı. KOP desteğiyle kurdukları çilek bahçesinde iki yıldır üretim yapan çift, hem kendi ekonomik geleceklerini kurdu hem de bölgedeki üreticilere örnek oldu. Kovid-19 salgını döneminde Ankara’dan Bahadın’a kesin dönüş yapma kararı alan Gökhan ve Gül Akyol çifti, ilk olarak domates üretimiyle başladıkları tarımsal faaliyetlerini daha sonra çilek üretimiyle sürdürdü. Yaşadıkları sel felaketine rağmen üretimden vazgeçmeyen çift, bugün tamamen organik yöntemlerle yetiştirdikleri çilekleri tüketicilerle buluşturuyor. "Ankara’da yaşadığımızı hissetmiyorduk" Ankara’daki yaşamlarını geride bırakıp köye yerleşme kararını anlatan Gül Akyol, şehir hayatının kendilerini yorduğunu belirterek şunları söyledi: "Ankara’daki yaşantımızı korona döneminde sonlandırdık. 3 gün içinde karar verip buraya Bahadın’a eşimle birlikte geldik. 4 dönüm domates yaparak başladım. 3 yıl başarılı da olduk. Ondan sonra eşim de kendi inşaat işini kurdu o süreçte. Sonra çileği deneyelim dedik. 2 yıldır çilek yapıyorum. İki bahçem vardı. Birini geçen sene sel aldı götürdü. Bu bahçede işte ilk ürünlerini bu sene verdi. Köyde yaşamak Ankara’dan daha kolay aslında. Ankara’da gündüz işe gidiyorsunuz. Akşama kadar çalışıyorsunuz, yemek yiyorsunuz, televizyon izliyorsunuz, yatıyorsunuz. Ben 10 yıl güneş görmemişim düzenli işim olduğu sürece. Ama buraya geldiğinizde doğayı kokluyorsunuz, nefes alıyorsunuz, para kazanıyorsunuz." "Ailem ve arkadaşlarım köye yerleşeceğimi duyunca şaşırdı" Ankara’da doğup büyüdüğünü belirten Akyol, köye yerleşme kararının ailesini ve yakın çevresini şaşırttığını ifade ederek, "Arkadaşlarımdan öte ailem çok şaşırdı. Çünkü ben doğma büyüme Ankara’dayım. Aslen işte burası eşimin memleketi. Ben Sivas Şarkışla’nın Kaymak köyündenim. Abilerim, ablam, annem falan hepsi bir şaşırdılar köye yerleşeceğim deyince. Çünkü ben üniversiteyi de Ankara’da okudum. İşim de Ankara’daydı. Hayatım hep Ankara’da oldu yani. Hiçbir yere de göçmedik. Şöyle bir tereddütle baktılar. Hatta yerleştiğimizde ilk yıllar ağabeyim yaz tatillerinde hep yokluyordu burayı. Korkuyorlar, başaramazlar, bir şeye ihtiyacı olur istemez vesaire diye zannedersem böyle güvende olduğumuzu düşünmek istiyorlardı" dedi. "Üç yılda evimizi yaptık" Köyde üretim yaparak ekonomik anlamda da önemli kazanımlar elde ettiklerini söyleyen Gül Akyol, şöyle devam etti: "Gelip burada bizim para kazandığımızı, bir şeyler yapabildiğimizi hatta 3 yıl içerisinde kendi evimizi yapabilecek parayı biriktirdik. İşimizi kurduk. İyi para kazanıyoruz. Ankara’da mümkün değil. İnsanlar 20-30 yıl çalışıp bir ev sahibi olabiliyorlar. Burada doğru işi doğru zamanda doğru şekilde yaptığınızda gerçekten para kazanıyorsunuz. Birkaç işiniz olması gerekiyor ki bizim de öyle birkaç işimiz var ama Ankara’daki kadar da yıpranmıyoruz. Ve yaşadığımızı hissediyoruz. Nefes alıyorum. Kuş sesleriyle uyanıyorum. Gün batımını izliyorum. Fotoğraf çekiyorum. Yürüyüşler yapıyoruz. Gerçekten böyle iliklerime kadar hissediyorum. Ailem de görüyor bunu. Buraya geldiklerinde çocuklar da mutlu oluyorlar." "KOP projesiyle iki dönümlük bir alanda çilek yaptık" Bahadın’a dönüş yaptıktan sonra farklı tarımsal üretim alanlarını denediklerini belirten Gökhan Akyol ise KOP desteğiyle kurdukları çilek bahçesinin bugün önemli bir üretim merkezi haline geldiğini söyledi. Akyol, "KOP projesiyle iki dönümlük bir alanı çilek yaptık geçen sene. Bir sel felaketinden sonra bugün çileklerimiz çok iyi duruma geldi. Bölge halkımızda daha çok buğday ve arpa ekimi var. Hem halkımıza örnek olsun hem de farklı ürünleri deneyelim diye çileğe girdik. Şu anda da gayet iyi çileklerimiz var. Sanırım başardık bu sene." Akyol, üretim sürecinde destek aldıklarını belirterek, "Belediye Başkanımız Sami Eroğlu bu projenin başında KOP desteği olduğunu bize iletince biz de hemen kolları sıvadık. İç Anadolu Tarım öncelikle bize organik gübre desteği verdi. Diğer alet edevatları ve çilek fidelerini verdi. Bununla başladık. Şu an hiçbir ilaç kullanmadan tamamen organik üretim yapıyoruz" dedi. Bayram tatili için Bahadın’a gelen ve çilek hasadına katılan gurbetçi Haydar Altınkaynak da yapılan üretimin bölge için önemli olduğunu söyledi. Altınkaynak, "Yurt dışında yaşıyorum. Bu köyümüzün güzelliklerinden yararlanmaya geldik. Bayram tatiline geldik. Gelmişken de bu çilek tarlamız var bağlarımızın içinde. Kendi ellerimizle çileklerimizi topladık. Çok güzel bir katkıda bulunmuşlar köyümüze. Başkanımıza, vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum bize böyle bir güzellik sundukları için." Ankara’dan Bahadın’a uzanan üretim hikâyesiyle dikkat çeken Akyol çifti, doğal yaşam ve tarımsal üretimin bir arada sürdürülebileceğini gösterirken, organik çilek üretimiyle de bölgedeki çiftçilere örnek olmaya devam ediyor.
Balıkesir Havran’da öğretmenlere yapay zeka atölyesi Balıkesir’in Havran ilçesinde, Avrupa Birliği tarafından desteklenen ve Havran Belediyesi Havran Bilim ve Teknoloji Merkezi’nde gerçekleştirilen proje kapsamında öğretmenlere yönelik geniş kapsamlı bir yapay zeka eğitimi düzenlendi. Eğitim Teknolojileri Uzmanı İhsan Tahiroğlu koordinesinde gerçekleştirilen atölyede, yeni müfredat modeline uygun, etik ve etkili yapay zeka kullanımı ile dijital materyal üretimi uygulamalı olarak ele alındı. Eğitimde dijital dönüşüm ve yenilikçi yaklaşımlar, Balıkesir’in Havran ilçesinde düzenlenen eğitim ile masaya yatırıldı. Avrupa Birliği destekli proje kapsamında bir araya gelen öğretmenler, yapay zekanın eğitim süreçlerine entegrasyonu, ders materyali geliştirme ve teknolojinin ahlaki değerlere uygun kullanımı konusunda uygulamalı bir atölye çalışmasına katıldı. "Yapay zekayı etkili, etik ve ahlaki değerlere uygun aktarmalıyız" Atölyenin açılışında konuşan ve bilgisayar-öğretim teknolojileri alanındaki yüksek lisans tecrübesiyle eğitime yön veren İhsan Tahiroğlu, teknolojinin pedagojik boyutuna dikkat çekti. Tayroğlu, "Avrupa Birliği tarafından desteklenen projemiz kapsamında bugün burada, öğretmenlerimize yapay zeka kullanımıyla ilgili kapsamlı bir eğitim vermek üzere toplandık. Temel amacımız; bu yapay zeka teknolojilerini derslerimizde kullanırken etkili, etik ve ahlaki değerlere uygun olacak şekilde öğrencilerimize en doğru biçimde nasıl aktarabileceğimizi deneyimlemek. Özellikle yeni gelen eğitim sistemine ve marif modele göre en etkili, en uygun materyal aktarım şekillerini burada hep birlikte deniyoruz" dedi. Hikayeden müziğe, videodan sunuma dijital üretim Geleneksel eğitim kalıplarının dışına çıkılarak hazırlanan atölyede, öğretmenlerin kendi ders içeriklerini yapay zeka ile zenginleştirmesi sağlandı. Geniş kapsamlı bir üretim üssüne dönüşen atölye hakkında detaylar paylaşan Tahiroğlu, "Buradaki eğitimimiz içerisinde katılımcı öğretmenlerimizin kendi eğitsel materyallerini oluşturması, kendi hikayelerini yazması hedefleniyor. Bununla da sınırlı kalmayarak yapay zeka araçları vasıtasıyla müzik, video, sunum ve etkileşimli dijital materyal oluşturma süreçlerini içeren çok yönlü bir atölye çalışması gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Havran’daki eğitimcilerin yoğun ilgi gösterdiği atölye programı, üretilen dijital materyallerin sunumu ve değerlendirmelerle son buldu.
Bilecik BŞEÜ 19 yaşında BŞEÜ Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, 2007 yılında kurulan ve kurulduğu günden bu yana bilimin rehberliğinde, köklü medeniyet değerlerin ışığında yol alan Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nin (BŞEÜ) yıl dönümünü kutlamanın gururunu ve mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. BŞEÜ Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı yaptığı yazılı açıklamada, geride bıraktıkları 19 yıl boyunca üniversitede eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme, toplumsal katkı ve uluslararasılaşma alanlarında önemli başarılara imza atıldığını söyledi. Sürekli gelişen yapısı ve yenilikçi vizyonuyla yükseköğretim alanında saygın bir konuma ulaştığını anlatan Kaplancıklı sözlerine şöyle devam etti; "2026 yılının, Anadolu’da ahlak, hikmet ve devlet anlayışının oluşumunda önemli bir etkiye sahip olan Şeyh Edebali’nin vefatının 700. yıl dönümü dolayısıyla UNESCO tarafından anma ve kutlama programları kapsamına alınmış olması, adını bu büyük düşünce ve gönül insanından alan Üniversitemiz için ayrı bir anlam taşımaktadır. Üniversitemiz, Şeyh Edebali’nin insanı merkeze alan yaklaşımını, bilgiye verdiği önemi ve toplumsal sorumluluk anlayışını akademik ve kurumsal çalışmalarına yansıtarak geleceğe taşımayı sürdürmektedir. Bugün geldiğimiz noktada Üniversitemiz, yalnızca bilgi üreten değil; aynı zamanda doğru bilgiye ulaşmanın yol ve yöntemlerini öğreterek, bu bilgiyi insan refahına hizmet edecek bir değere dönüştürme becerisi kazandıran güçlü bir bilim merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Üniversitemizin kalite odaklı yönetim anlayışı doğrultusunda 19’uncu kuruluş yıl dönümünde elde ettiği kurumsal akreditasyon başarısı, akademik ve idari süreçlerde ulaştığımız kurumsal yetkinliğin en somut göstergelerinden biri olmuştur. Bu başarı; ortak akla, katılımcı yönetime, sürekli iyileştirme kültürüne ve nitelikli eğitim anlayışına verdiğimiz önemin bir sonucudur. Öğrencilerimizin çağın gerektirdiği bilgi, beceri ve donanıma sahip bireyler olarak yetişmesi; akademik çalışmalarımızın ulusal ve uluslararası düzeyde daha görünür hale gelmesi ve üniversitemizin bölgesel kalkınmaya katkı sunan öncü bir kurum olarak güçlenmesi en temel hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Üniversitemizin bugünlere ulaşmasında emeği bulunan tüm akademik ve idari personelimize, öğrencilerimize, mezunlarımıza ve kıymetli paydaşlarımıza en içten teşekkürlerimi sunuyor; birlik ve beraberlik içerisinde üniversitemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağımıza yürekten inanıyorum."
Tokat TOGÜ’den küresel rekabette önemli başarı CWUR 2026 Dünya Üniversite Sıralaması’nda 21 bin 291 üniversite arasında bin 716’ncı sırada yer alan Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi, dünyanın en iyi üniversiteleri arasında ilk yüzde 8,1’lik dilime girerek uluslararası alanda önemli bir başarıya imza attı. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ), CWUR (Center for World University Rankings) tarafından açıklanan 2026 yılı dünya üniversite sıralamalarında önemli bir başarı elde etti. Dünyanın dört bir yanından 21 bin 291 üniversitenin değerlendirildiği sıralamada TOGÜ, dünyanın en iyi üniversiteleri arasında ilk yüzde 8,1’lik dilime girmeyi başardı. CWUR sıralamaları objektif kriterlere dayanıyor Dünyanın en kapsamlı akademik üniversite sıralamalarından biri olarak kabul edilen CWUR, değerlendirmelerini eğitim kalitesi, mezunların istihdam edilebilirliği, öğretim kadrosunun niteliği ve araştırma performansı olmak üzere dört temel başlık altında gerçekleştiriyor. Kurum, sıralamalarını üniversitelerden alınan beyanlara veya anket sonuçlarına değil, tamamen bağımsız ve objektif göstergelere dayandırıyor. Bu yılki sıralamalarda dünya genelindeki üniversitelerin performansını değerlendirmek amacıyla 81 milyonun üzerinde sonuç odaklı veri noktası kullanıldı. TOGÜ Dünya genelinde ilk yüzde 8,1’lik dilimde CWUR 2026 sıralamalarına göre Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi, 21 bin 291 üniversite arasında bin 716’ncı sırada yer aldı. Bu sonuçla TOGÜ, dünya genelindeki üniversiteler arasında ilk yüzde 8,1’lik dilime girerek uluslararası akademik görünürlüğünü ve rekabet gücünü bir kez daha ortaya koydu. TOGÜ, Türkiye sıralamasında 37’nci oldu TOGÜ, CWUR’un bölgesel değerlendirmesinde Asya kıtasındaki üniversiteler arasında 683’üncü sırada yer alırken, Türkiye’deki üniversiteler arasında ise 37’nci sıraya yükseldi. Araştırma performansında da dikkat çekici bir sonuç elde eden üniversitemiz, dünya genelinde bin 647’nci sırada yer aldı. TOGÜ’nün genel puanı ise 67,2 olarak açıklandı. Uluslararası başarılar TOGÜ’nün akademik gücünü tescilliyor CWUR tarafından açıklanan sonuçlar, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinin bilimsel araştırma kapasitesini, uluslararası görünürlüğünü ve akademik gelişimini ortaya koyarken, üniversitenin küresel ölçekteki rekabet gücünü de teyit etti. Elde edilen başarı, TOGÜ’nün eğitim, araştırma ve uluslararasılaşma alanlarında sürdürdüğü çalışmaların somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.