GÜNDEM - 08 Mayıs 2026 Cuma 10:25

Prof. Dr. Oytun Erbaş: "Sosyal medya modern bir eroindir"

A
A
A

Samsun’da verdiği konferansta ailelere uyarılarda bulunan Prof. Dr. Oytun Erbaş, "Çocuklarınızın sosyal medyası olmasına izin vermeyin. Çocuklarınızı Instagram’dan uzak tutun. Orası modern bir eroindir. Türkiye’yi bu hale getiren Batılı akımlardır" dedi.

Prof. Dr. Oytun Erbaş, Samsun Canik Belediyesi tarafından düzenlenen "Konuşacak Çok Şey Var" adlı konferansta vatandaşlarla bir araya geldi. Yoğun ilgi gören programda konuşan Erbaş, ailelere çeşitli öneriler sundu. Z kuşağından örnek verirken sahneye giren bir çocukla diyalog kuran Oytun Erbaş’ın o anları renkli görüntülere sahne oldu.

"Z Kuşağı okuldan evi bulursa tebrik edin"

Yeni neslin sıkıntılı bir nesil olduğuna dikkat çeken Oytun Erbaş, "Bütün nesiller bir önceki nesilden daha zeki. Mesela burada oturanlar anneannesinden daha zeki. Ama bu değişti. Bu son kuşak, Z kuşağı, ilk defa ailesinden daha geri zekâlıdır. Bana diyorlar ki ’hocam, Z kuşağı için ne diyorsunuz?’ Z kuşağının okuldan eve kaybolmadan geliyor ya, tebrik edin. Bu çocukları aileler şöyle yaptı: ’Ben zorluk çektim, o çocuk çekmesin.’ ’Ben uyumadım, o uyusun.’ Z kuşağı çok kötü durumda. Odak problemleri var. Aileler bana soruyor: ’Hocam, çocuğumuz ne olsun?’ önce diyorum, cinsiyeti olsun. Canımızı sıkan bir kuşak. Daha da sıkıntısı, bunların çocukları ne olacak? Bunlar TikTok çekerek anne olacaklar. Korkunç. Çocuklarınızın sosyal medyası olmasına izin vermeyin. Bir çocuğun WhatsApp fotoğrafı olmayacak. Instagram’ı olmayacak. O çocukları çok zor yetiştirin. Gerçekten birçok insan gelecekte evde oturmak zorunda kalacak. İş kalmayacak" diye konuştu.

Prof. Dr. Oytun Erbaş:

"Çocuklarınızı Instagram’dan uzak tutun. Orası modern bir eroindir"

"Çocuğu ne kadar rezil büyütürseniz o kadar iyi adam olur diyen" Oytun Erbaş, şöyle devam etti:

"Cinsel bozukluklar arttı. Kızlar kız gibi değil, erkekler erkek gibi değil. Piyasada adam yok. Bir çocuk görüyorum. Kız mı erkek mi artık ayırt edilmiyor. Çocuklarınızı Instagram’dan uzak tutun. Orası modern bir eroindir. Sosyal medyada şimdi insanlar bakıyor, adamın kocası araba almış, kocasına diyor ki ’bana da araba al.’ O yüzden insanlar evlenemiyor. O yüzden kadınlar şunu istiyor: Saçı, sakalı böyle olsun, parası olsun. Günümüzde eşler birbirini çok övüyor. ’Sen benim hayatımsın’ bilmem nesin... Sen hiçbir şey değilsin. Elin kızısın. Elin oğlusun. Bu kadar abartı nedir? Cümlelerin anlamı da kalmadı. Birbirlerine yazıyorlar; ’aşkım, bir tanem, canım.’ Eskiden insanlar birbirine ’aşkım’ derken ağızları titrerdi. Türkiye’yi kurtaracak insanlar küçük ilçelerde yetişmiş insanlardır. Bunların ailesi zengin değildir. Bu insanlar annelerinden ve babalarından çok fazla ilgi görmemişlerdir. Aslan, yavrusunu döverek severmiş. Çocuklarınızı şımartmayınız. Çocuk bir çizgi çizdiği zaman ’benim çocuğum çok zeki’ derseniz, onlara prenses derseniz o çocuklar şımarık oluyor. Şımarık olduğu zaman hiçbir şey dinlemiyor. Nasıl oluyor? İleride ilk olarak teşhirci oluyor. Sınırı yok. Bir çocuğun sınırı olmalıdır. Çocuğu soğuk odaya atın, ışığı söndürün, öyle ders çalışsın. Çocuğu ne kadar rezil büyütürseniz o kadar iyi adam olur. Çocuğunuzu esnafın yanına verin. Dükkanın önünü süpürmeyi öğrensin. Çocuklarınızı iyi mevkilere gelmesi için onlara eğitim verin ki onlar da size baksın. Çünkü Türk çocukları, ilçe çocukları diğerlerine bakar. Bazısı şunu diyor: ’Sarı öküzü sat gel.’ Bakmaz. Sizden çok paralar isterler. Bir insanın en önemli şeyi vicdanıdır. Ben bugüne kadar herkese baktım. Beş kuruş para almadım. Doktorluktan hiç para kazanmadım."

Prof. Dr. Oytun Erbaş:

"Türkiye’yi şu anda bu hâle getiren Batılı akımlardır"

İnsanların "Anadolu insanı" olarak kalmaları gerektiğine dikkat çeken Erbaş, "Profesör olduğu zaman insanlar üstten bakarlar. Kendini bir halt zannederler. Tıp profesörü oldun mu Allah, peygamber demez. O hep Latince laflardan konuşur. Topluma akıllı lazım değil. Şimdi herkes akıllı. Deli de lazım. Ben deli olmasam bugün bir öğretim üyesi bunları konuşamaz, korkar. Rektör, dekan ne der diye korkar. Benim umurumda değil. Çünkü benim bir evim yok. Bazen kaybedecek bir şeyin olmaması gerekiyor. Türkiye’yi şu anda bu hâle getiren Batılı akımlardır. Geri zekâlı akımlardır. Batı çiş kokuyor. Sokağa işiyor geri zekâlılar. Bunun nesi modernlik? Hayvan gibi bir şey. Batılılar 18 yaşında çocuğu evden atıyor. Çocuk annesini görmüyor. Anne çocuğunu görmüyor. Bizim kendi kültürümüz çok köklü ve iyi bir kültürdür. Lütfen kız çocuklarını iyi yetiştirin. Kız demek bir anne figürüdür" ifadelerini kullandı.

"Kesintisiz bir şekilde devam edeceğiz"

Prof. Dr. Oytun Erbaş:

Programda konuşan Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı ise şunları söyledi:

"7 yılda gerçekleştirdiğimiz 666 seminer ve konferans programlarına yenilerini ekliyor, binleri ağırlamayı ve farkındalık oluşturan programlar düzenlemeyi ara vermeden sürdürüyoruz. Etkinlik takvimimizi sizlerin istekleri ve önerileri doğrultusunda oluşturuyoruz. Kültürümüzün ve değerlerimizin yaşatılmasına ve bu değerlerin gelecek nesillere aktarılmasına öncülük eden; bilgi dünyasına kapı araladığımız kültür ve sanat etkinliklerimize kesintisiz bir şekilde devam edeceğiz. Konferans ve seminer programlarından açık hava etkinliklerine, birbirinden özel programlarla kültür ve sanatta çıtayı daima yukarıya taşımayı sürdüreceğiz. Bir müjdeyi daha sizlerle paylaşmak istiyorum; Türkiye’nin sayılı, Karadeniz Bölgesi’nin en büyük macera parkı olma özelliğini taşıyan Canik Macera Parkımız, 19 Mayıs Salı günü kapılarını açıyor. Dev oyun alanlarının yer aldığı ve doğayla buluşma noktası olan bu güzide projemizle; ilçemizin turizmden aldığı payı yukarıya taşıyacak, aynı zamanda bölge turizmine de katkılar sağlayacağız. Tüm ailelerimizi, gençlerimizi ve maceraseverleri Karadeniz Bölgesi’nin en büyük macera parkı Canik Macera Parkımıza bekliyoruz." Program, Başkan Sandıkçı’nın Oytun Erbaş’a hediye takdimi ile sona erdi.

Furkan Abrek Ünal

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Zeynep Akgün Güneş davasında tutuklu yargılanan sanık Mehmet Emin Korkmaz için tahliye kararı Eskişehir’de Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Akgün Güneş’e hakaret iddiası ile 7 buçuk yıla kadar hapis cezası talebiyle yargılanan Mehmet Emin Korkmaz, davanın ikinci celsesinde adli kontrol tedbiri ile tahliye edildi. Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün hakkında bir sosyal medya paylaşımı gerekçesiyle açılan davanın ikinci duruşması, bugün Eskişehir 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Esas hakkındaki mütalaasını sunan Cumhuriyet Savcısı, söz konusu paylaşımın ’Kamu Görevlisine Karşı Alenen Hakaret’ ve ’Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik’ suçlarını oluşturduğunu ileri sürerek sanığın her iki suçtan cezalandırılmasını talep etti. Mütalaada ayrıca, sanık hakkında daha önce verilmiş olan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararının ihbar edilmesi ve tutukluluk halinin devamı istendi. "Şahsım adına utanç duyuyorum" Savunma yapan sanık Mehmet Emin Korkmaz, bu şekilde bir kadının itibarının zedelenmesi acısının tarif edilemez olduğunu söyledi. Herhangi bir kadını dini inançlarına göre hedef almayacağını ifade eden Korkmaz, şahsı adına utanç duyduğunu belirtti. Kendisi memleketinden uzak bir cezaevindeyken ailesinin geçimini sağlamakta güçlük çektiğini dile getiren Korkmaz, bu eylemin siyasi kimliğinin hedef alınması sonucu olduğunu aktardı. Kendi annesinin de kapalı bir kadın olduğunu ileri süren Korkmaz, adli kontrolle beraatını talep etti. "Eylem toplumda infial oluşturmuştur" Zeynep Güneş’in vekili Av. Pınar Turhanoğlu Gücüyener ise, sanığın eyleminin yalnızca kamu görevlisine yönelik bir hakaret niteliği taşımadığını, paylaşımın katılanı dinî ve manevi değerleri üzerinden aşağılamaya yönelik olduğunu vurguladı. Gücüyener, eylemin toplumda infial oluşturduğunu ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun tehlike unsurunun somut olarak oluştuğunu kaydetti. Katılan vekilleri, önceki şikâyet ve beyanlarını tekrar ederek sanığın savcılık mütalaası doğrultusunda cezalandırılmasına karar verilmesini talep etti. Mahkeme, sanık müdafiine esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını hazırlaması için süre verdi. Heyet, savcılığın aksi yöndeki talebine karşı sanığın tahliyesine ve hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına hükmetti. Duruşma, 15 Mayıs 2026 tarihine ertelendi.
Mersin Akdeniz’de Anneler Günü etkinliği yoğun ilgi Mersin’in Akdeniz ilçesinde Anneler Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlik, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Kültür ve Sanat Evleri kursiyerlerinin hazırladığı el emeği ürünler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Akdeniz Belediyesi tarafından belediye hizmet binası bahçesinde gerçekleştirilen ’Anneler Güünü’ etkinliğine vatandaşlar yoğun katılım sağladı. Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Kültür ve Sanat Evleri kursiyerlerinin hazırladığı el emeği ürünlerin yer aldığı stantlar büyük ilgi gördü. İlçenin farklı mahallelerinde eğitim alan kadın kursiyerlerin hazırladığı hediyelik eşyalar, dekoratif ürünler ve el sanatları eserleri ziyaretçiler tarafından incelendi. Programın açılışında konuşan Akdeniz Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Zeyit Şener, etkinliğin üretimi destekleyen ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren önemli bir organizasyon olduğunu söyledi. Kursiyerlerin büyük emekle hazırladığı ürünleri vatandaşlarla buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Şener, emeği geçen kursiyerler ile eğitmenlere teşekkür etti. Etkinlik kapsamında Adanalıoğlu Kültür ve Sanat Evi oyun odasında eğitim alan öğrenciler tarafından halk oyunları gösterisi sunuldu. Vatandaşların ilgiyle takip ettiği gösteri büyük alkış aldı. Program sonrası stantları gezen Şener, kursiyerlerin ’Anneler Günü’nü kutlayarak çiçek takdim etti. Kursiyerlerle sohbet eden Şener, hazırlanan ürünlerden dolayı teşekkür etti. Kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri, mahalle muhtarları ve çok sayıda vatandaşın katıldığı etkinlikte yöresel yiyecek ve içeceklerin bulunduğu stantlar da ziyaretçilerin ilgisini çekti.
Antalya Milyarderlerin yüzen sarayları Antalya’da inşa ediliyor Antalya Serbest Bölge’nin yılın ilk 4 ayındaki ticaret hacmi 408 milyon dolara yükseldi. ASBAŞ Genel Müdürü Zeki Gürses, "Antalya Serbest Bölge’nin en önemli özelliklerinden biri ihracat ağırlıklı olması. Bölgemizde ihracatın ithalatı karşılama oranı Nisan ayı itibarıyla yüzde 192 olarak gerçekleşti" derken, bölgede inşa edilen 58 metrelik "Amanda" adlı süperyatın onlarca milyon dolara İtalyan bir müşteriye satıldığını belirten Nebula Yat Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Sürer ise, "Amanda için 2026 Haziran ayında teslim edilecek diyebiliriz" ifadelerini kullandı. Antalya Serbest Bölge, yılın ilk 4 ayında ulaştığı ticaret hacmi, ihracat ağırlıklı üretim yapısı, yat sektöründeki kümelenme ve yüksek katma değerli üretimle ekonomiye katkısını sürdürdü. Antalya Serbest Bölge A.Ş. (ASBAŞ) Genel Müdürü Zeki Gürses, bölgenin 2026 yılının ilk 4 ayındaki ticaret hacmi, istihdam rakamları, ihracat performansı, yat üretimindeki büyüme ve altyapı yatırımlarının etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Antalya Serbest Bölge’de yat üretiminin yanı sıra medikal, elektrik ve elektronik sektörlerinin de öne çıktığını belirten Gürses, bölgenin hem ticaret hacmi hem de istihdam açısından Antalya ve Türkiye ekonomisi için önemli bir üretim merkezi konumunda olduğunu söyledi. "İlk 4 aydaki ticaret hacmi 408 milyon dolar olarak gerçekleşti" Antalya Serbest Bölge’nin yılın ilk 4 ayında 408 milyon dolarlık ticaret hacmine ulaştığını belirten ASBAŞ Genel Müdürü Zeki Gürses, geçen yıl aynı dönemde bu rakamın 395 milyon dolar olduğunu ifade etti. Gürses, "Antalya Serbest Bölge’nin ilk 4 aydaki ticaret hacmi 408 milyon dolar olarak gerçekleşti. Geçen seneki rakam 395 milyon dolardı. Bu da yüzde 3’lük bir artış gerçekleştiğini gösteriyor" dedi. Nisan sonu itibarıyla bölgede 79 firmanın faaliyet gösterdiğini kaydeden Gürses, yat sektörünün bölgede güçlü bir kümelenme oluşturduğunu vurguladı. Gürses, "Nisan sonu itibarıyla 79 firmamız var. Ağırlıklı sektörümüz yat sektörü. Bu alanda bir kümelenme var ve 44 firmamız faaliyet gösteriyor. Bunun yanı sıra ticaret hacmi ve istihdam anlamında çok büyük katkı sağlayan diğer sektörlerimiz de var. 4 medikal, 13 elektronik firmamız bulunuyor. Bu 3 sektör, Antalya Serbest Bölge’ye gerek istihdam gerekse ticaret hacmi olarak ciddi anlamda katkı sağlayan, katma değerli üretim yapan firmalarımızdan oluşuyor" ifadelerini kullandı. Bölgede yaklaşık 7 bin 200 kişinin çalıştığını aktaran Gürses, yat sektöründe dönemsel olarak dışarıdan desteklenen personelle birlikte bu sayının daha da yükseldiğini belirterek, "Şu anda Antalya Serbest Bölge’de toplam çalışan sayısı 7 bin 200 civarında. Geçici süreyle dışarıdan desteklenen personelleri de dahil ettiğimizde, çünkü yat sektörüne dönemsel olarak Antalya’dan da istihdam katkısı sağlanıyor, aylık ortalama 10 binin üzerinde olduğunu rahatlıkla ifade edebilirim" diye konuştu. "İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 192" Antalya Serbest Bölge’nin en dikkat çeken yönlerinden birinin ihracat ağırlıklı üretim yapısı olduğunu ifade eden Gürses, Nisan ayı itibarıyla ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 192’ye ulaştığını söyledi. Gürses, "Antalya Serbest Bölge’nin en önemli özelliklerinden biri ihracat ağırlıklı olması. Bölgemizin ihracatın ithalatı karşılama oranı Nisan ayı itibarıyla yüzde 192 olarak gerçekleşti. Son dönemde ülkemizde ihracat anlamında rakamsal olarak bir gerileme söz konusu. Son açıklanan rakamlarla ülkemizin ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 70’in altına kadar düştü. Fakat Antalya Serbest Bölge’de bunun tam tersi bir eğilim var. Bu da burada ne kadar katma değerli üretim yapıldığının ve yurt dışına ihracat gerçekleştirildiğinin bir göstergesi" ifadelerini kullandı. Antalya’nın ihracatının yüzde 27’si Serbest Bölge’den Antalya Serbest Bölge’nin tek başına Antalya ihracatında önemli bir paya sahip olduğuna dikkat çeken Gürses, "Bir mukayese yapacak olursak, Antalya ilinin toplam ihracatının yüzde 27’si oranındaki ihracat rakamını Antalya Serbest Bölge karşılıyor. Türkiye genelindeki sıralamaya baktığımızda ise Antalya Serbest Bölge, bir il olarak değerlendirilse 28’inci sırada yer alıyor" dedi. "Burada üretilen yatlar dünyanın her tarafına satılıyor" Yat sektörünün döviz kazandırıcı faaliyetler, alt sektörlere katkısı ve nitelikli istihdam sağlaması nedeniyle bölge için stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Gürses, Antalya Serbest Bölge’de yat üretiminde güçlü bir kümelenme oluştuğunu belirtti. Gürses, "Yat sektörü çok önemli. Çünkü imalat ve üretim ciddi katma değer sağlıyor. Satış yönünden döviz kazandırıcı faaliyetler yürütülmesi, birçok alt sektörü desteklemesi ve nitelikli eleman istihdam etmesi nedeniyle çok ciddi katkı sunuyor. Onun için burada bir kümelenme gerçekleşti" diye konuştu. Bölgenin 80’in üzerinde ülkeyle ticaret ilişkisi bulunduğunu ifade eden Gürses, özellikle yat sektöründe dünyanın farklı noktalarına ihracat yapıldığını söyledi. Avrupa Birliği ülkeleriyle ticaret hacminin yüzde 50’nin üzerinde olduğunu, Amerika dahil OECD ülkeleriyle de çalıştıklarını belirten Gürses, "Burada üretilen yatlar dünyanın her tarafına satılıyor. Özel siparişlere binaen dünyanın her tarafına satılıyor" dedi. "90 metreye kadar yat imalatı yapılabiliyor" Antalya Serbest Bölge’de 2021 yılında tamamlanan yaklaşık 17 milyon dolarlık altyapı yatırımlarının bölgenin kapasitesini ciddi şekilde artırdığını belirten Gürses, bu yatırımlarla birlikte bölgenin Doğu Akdeniz’in en kapasiteli yat üretim ve bakım-onarım merkezi haline geldiğini söyledi. Gürses, "2021 yılında tamamladığımız altyapı yatırımlarıyla birlikte burada 2 bin tona kadar yatlara hizmet verme imkanına sahibiz. Şu anda Doğu Akdeniz’de en kapasiteli yat üretim ve bakım-onarım merkezi haline geldik. Bu sayede buraya gelen yatların boyları uzadı. Eskiden 25-30 metreye kadar yat imalatı yapılabilirken, şu anda 90 metreye kadar yat imalatı yapılabiliyor" ifadelerini kullandı. İlk 4 ayda 12 tekne teslim edildi Antalya Serbest Bölge’de 2025 yılı sonuna kadar 832 teknenin imal edilerek sahiplerine teslim edildiğini belirten Gürses, yılın ilk 4 ayında 12 teknenin daha tamamlanıp teslim edildiğini söyledi. Gürses, "Toplamda bugüne kadar üretilen yat sayısı 844’e ulaştı. 2000-2025 yılları arasında Antalya Serbest Bölge’de üretilen yatların ortalama boyu 18 metre iken, bu yılın ilk 4 ayında üretilen yatların ortalama boyu 30 metreye çıktı. Daha büyük yatların da imalatı devam ediyor" dedi. Rıhtımda 50 ve 60 metre boylarında yatların teslim öncesi son donanımlarının yapıldığını ve deneme testlerinin gerçekleştirildiğini aktaran Gürses, bakım-onarım faaliyetlerinde de hızlı bir gelişme yaşandığını kaydetti. "Rıhtımlarımızın kapasitesi dolu" Altyapı yatırımlarının ardından Akdeniz ve Orta Doğu’dan büyük yatların bakım-onarım için Antalya Serbest Bölge’ye yoğun ilgi gösterdiğini belirten Gürses, geçen aylarda 80 metrelik bir teknenin bakım-onarımının tamamlanarak gönderildiğini, 74 metrelik başka bir teknenin de gelmek için talepte bulunduğunu açıkladı. Yaklaşık 400 metrelik yat bağlama rıhtımına rağmen kapasitenin dolduğunu belirten Gürses, "Rıhtım yatırımlarımızı bitirmemize rağmen, yaklaşık 400 metrelik bir yat bağlama rıhtımımız olmasına rağmen, şu anda rıhtımlarımızın kapasitesi dolu. Liman başkanlarımızın izniyle yükleme-boşaltma rıhtımlarımızı da yat bağlama rıhtımı olarak kullanmaya başladık. Serbest bölgedeki yatırımlarımızın karşılığını ciddi anlamda almaya başladık" diye konuştu. Antalya Serbest Bölge’de şu ana kadar bakım-onarıma gelen tekne sayısının 248’e ulaştığını belirten Gürses, "Bunun 218 tanesini teslim ettik, 30 tanesinin bakım-onarım faaliyeti şu anda devam ediyor. Şu ana kadar bu faaliyetlerden 144 milyon dolarlık bir ticaret hacmi gerçekleşti" dedi. "Her üretilen yat yeni bir müşteri kazandırıyor" Bölgede yapılan yatırımlarla birlikte 90 metre ve 2 bin tona kadar yatlara hizmet verilebildiğini belirten Gürses, 560 tonluk travellift ve modern yat bağlama yatırımlarının firmaların elini güçlendirdiğini söyledi. Gürses, altyapı yatırımları sayesinde içerideki firmaların daha büyük siparişler alabildiğini belirterek, "Şu anda dünyada kabul edilebilir en güvenli sistemin yatırımını Antalya Serbest Bölge’de gerçekleştirdik. Toplam rıhtım yatırımlarımızla birlikte yaklaşık 17 milyon dolarlık bir yatırım yapmıştık. Burada 90 metre ve 2 bin tona kadar yatlara hizmet verebiliyoruz. Ayrıca 560 tonluk travelliftimiz var. Bu anlamda elimiz çok güçlendi" dedi. Antalya Serbest Bölge’de üretilen yatların Monaco, Cannes ve Florida gibi dünyanın önemli fuarlarında sergilendiğini kaydeden Gürses, "Burada üretilen yatlar dünyanın önemli fuarlarında sergileniyor. Monaco’da, Cannes’da, Florida’daki fuarlarda yer alıyor. Her üretilen yat yeni bir müşteri kazandırıyor. Çünkü Türk işçisinin emeğiyle üretilen yatlar gerçekten çok kaliteli. Bu yatların denizlerdeki sayısının artması da burayı cazibe merkezi haline getirdi" ifadelerini kullandı. Elektronik ve medikal sektörü de öne çıkıyor Antalya Serbest Bölge’de yat sektörünün yanı sıra elektrik-elektronik ve medikal sektörlerinin de katma değerli üretim açısından öne çıktığını belirten Gürses, elektronik sektöründe faaliyet gösteren firma sayısının 13’e çıktığını söyledi. Elektronik sektörünün kilogram başına ihracat değerinin yüksekliğine dikkat çeken Gürses, "Elektrik ve elektronik sektöründe sayı 13’e kadar çıktı. Bu bizim için mutluluk verici. Çünkü katma değeri son derece yüksek. Kilogram değeri 7-8 bin dolara, bazen 10 bin dolara kadar çıkan ürünler var. Bu, ülkemiz ekonomisine ciddi anlamda katkı sağlıyor" dedi. Bu sektörlerin teknoloji transferi ve nitelikli istihdam açısından da önemli olduğunu belirten Gürses, üniversite gençlerinin bölgede çalışma imkanı bulduğunu söyledi. Medikal sektörünün de özellikle kadın istihdamına katkı sağladığını belirten Gürses, "Medikal sektörü de kadınları istihdama kazandırma yönünden çok önemli bir katkı sağlıyor. Yaklaşık yüzde 80 kadın istihdamı sağlıyor. Aynı şekilde teknoloji transferi açısından da önemli. Bu 3 sektör bizim için gerçekten çok önemli. Daha çok gelişmeleri için çalışıyoruz" diye konuştu. 58 metrelik Amanda haziranda teslim edilecek Antalya Serbest Bölge’nde faaliyet gösteren Nebula Tersanesi tarafından inşa edilen 58 metrelik "Amanda" adlı süperyat da bölgedeki yat üretim kapasitesinin geldiği noktayı ortaya koydu. Nebula Yat Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Sürer, onlarca milyon dolara İtalyan bir müşteriye satılan Amanda’nın teknik özellikleri, yapım süreci ve teslim takvimine ilişkin bilgi verdi. Amanda’nın 58 metrelik bir süperyat olduğunu belirten Sürer, "Amanda, Nebula Tersanesi’nin ürettiği 58 metrelik bir süperyat. Tasarımcısı dünyaca meşhur Espen Oeino. Amanda’nın yapımı 3 yıl sürdü. Bin 300 groston hacme sahip. Yenilikçi bir sevk sistemi olan dizel elektrik sevk sistemine sahip. Teknede dizel jeneratörler elektrik üretiyor, elektrikli pervanelerimizde de sevk sistemi çalışıyor" dedi. Yatta 7 misafir kabini ve 15 kişilik mürettebat kapasitesi bulunduğunu belirten Sürer, Amanda’nın 14 misafire konforlu deniz tatili imkanı sunacak şekilde tasarlandığını söyledi. Sürer, "Teknemizde 7 misafir kabini ve 15 mürettebat için mürettebat kabinleri mevcut. Bu, 14 kişilik bir misafir kapasitesi demektir. Aynı zamanda 15 kişilik de mürettebat kapasitesi var" ifadelerini kullandı. "Çapa atmadan sabit durabilecek sisteme sahip" Amanda’nın ileri teknoloji donanımlarıyla dikkat çektiğini belirten Sürer, süperyatın dynamic positioning sistemi sayesinde çapa atmadan sabit durabildiğini anlattı. Sürer, "Teknemiz aynı zamanda dynamic positioning dediğimiz, çapa atmadan sabit durabilecek bir sabitleme sistemine sahip. Bu, baş pervane ile kıç pervanelerin senkronize çalışmasıyla oluşan bir sistem" dedi. Amanda’nın 6 güvertesi bulunduğunu, teknede asansör, servis mutfakları ve ana mutfak gibi otel standardında donanımlar yer aldığını belirten Sürer, "Oldukça geniş bir hacmi var. İçinde 6 güverte olduğu için bir asansörü var. Her katta servis mutfakları, en alt katta ana mutfağı var. Konforlu bir deniz tatili için gereken her şey otel standartlarında teknemizde mevcut. Ana makine dairesinden mutfağa, servisten temizliğe, güverte temizliğinden halatların toplanmasına kadar çok çeşitli personel bulunduğu için ciddi anlamda personel ihtiyacı oluyor. Lüks bir yatta konfor her şeyden önce geldiği için gereken her türlü donanım, ekipman ve personel teknede mevcut" diye konuştu. "Amanda için 2026 Haziran ayında teslim edilecek diyebiliriz" Amanda’nın suyla buluştuğunu ve teslim öncesi test sürecinin başladığını belirten Sürer, süperyatın Haziran 2026’da sahibine teslim edilmesinin planlandığını açıkladı. Sürer, "Teknemiz aslında suyla buluştu. Teknelerin yapım aşamasında bitime yaklaşan ilk aşama suya indirilmektir. Suya indirildikten sonra deniz suyuyla çalışan sistemlerin test edilmesi gerekiyor. Burada da 2-3 aylık bir süre gerekiyor. Bütün sistemler test ediliyor. Ondan sonra deniz testi dediğimiz seyre çıkılıp bütün raporlar alındıktan sonra sahibine teslim ediliyor. Amanda için 2026 Haziran ayında teslim edilecek diyebiliriz" dedi.
Antalya Alanya’da deneme amaçlı ekilen ananasta ilk meyve topaları çıktı Antalya’nın Alanya ilçesinde tropikal meyve üretimi her geçen yıl çeşitlenirken, deneme amaçlı ekilen ananaslarda ilk meyve topalarının görülmesi üreticiyi heyecanlandırdı. İlçede uzun yıllardır tropikal meyve üretimi yapan Alanya Tropikal Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Ali Hüddoğlu, yaklaşık 2 yıl önce bin metrekarelik alanda başladıkları ananas üretiminde olumlu sonuçlar aldıklarını söyledi. Türkiye’de tropikal meyve üretiminin merkezi haline gelen Alanya’da avokado, mango, papaya, ejder meyvesi ve passion fruit gibi birçok ürün yetiştirilirken, ananas da üreticilerin denediği yeni ürünler arasında yer aldı. Alanya Tropikal Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Ali Hüddoğlu, Alanya’nın iklim yapısının tropikal meyveler için uygun olduğuna dikkat çekerek, ananasın da bölge şartlarına uyum sağladığını ifade etti. Yaklaşık iki buçuk yıllık gelişim sürecinin ardından bitkilerin ilk meyve topalarını verdiğini belirten Hüddoğlu, ‘’Alanya’mızda 40’a yakın tropikal meyve üretiyoruz. Bunlardan bir tanesi de ananas. Ananası da bahçelerimizde deniyoruz. Bölgemizde de yoğun bir ekim var. Ananas iki buçuk sene içerisinde verime geçti. Şu anda gelişimi güzel. Topalarını vermeye başladı. Önümüzdeki aylarda hasat edeceğiz. Bu şekilde devam ederse ananas verimliliği güzel olacak. Çünkü ülkemizde çok fazla ananas tüketimi var. Yerli üreticiye destek verildiğinde bu şehirde tropikal meyvenin her çeşidini üretebiliriz’’ dedi. Ali Hüddoğlu’nun eşi Kristina Hüddoğlu ise, ’’Eşim tropikal meyve üretiyor. Benim en sevdiğim meyve ananas olduğu için bahçemize ananas ekelim dedik, denemek istedik. Alanya’da oluyor. Meyve olgunlaştıkça rengini değiştirecek, turuncu ve sarı olacak. Ama çok güzel gelişiyor’’ ifadelerini kullandı. Bahçedeki ananasların gelişiminin üreticilerin beklentilerini karşılaması, bölgede alternatif tropikal ürünlere olan ilgiyi de artırdı. Önümüzdeki aylarda yapılacak ilk hasatla birlikte Alanya’da ananas üretiminin yaygınlaşması öngörülüyor.