MAGAZİN - 01 Şubat 2013 Cuma 16:43

BARIŞ MANÇO`NUN SİİRTLİ OLDUОU İDDİASI

A
A
A
BARIŞ MANÇO`NUN SİİRTLİ OLDUОU İDDİASI

Siirt`in Kurtalan ilçesinde ikamet eden Gök ailesi fertleri merhum Barış Manço`nun kendi kardeşleri olduğunu iddia etti.
Kurtalan ilçesine bağlı Bozhöyük köyünde ikamet eden 82 yaşındaki Resul Gök, kardeşi olduğunu iddia ettiği Barış Manço`nun ölüm yıl dönümünde mevlit vererek yemek dağıttı. Gök, tek dileğinin ölmeden Barış Manço`nun çocukları olan yeğenlerini görmek olduğunu belirterek, ünlü sanatçının ölmeden önce kendisiyle görüştüğünü ve kardeş olduklarını konuştuklarını ileri sürdü. Sanatçının gerçek isminin Barış Manço olmadığını belirten Resul Gök, anne ve babalarını daha küçükken kaybettiklerini, kardeşi Barış Manço`yu askere gitmeden teslim ettiği halasının yanında kaybolduğunu, askerden döndükten sonra kardeşini bulamadığını ve yaptığı araştırmanın ardından kardeşinin izine İstanbul`da rastlayarak görüştüğünü iddia etti. Resul Gök, anne ve babalarının vefatının ardından 4 kardeş kaldıklarını ve Barış Manço`nun ailenin en küçüğü olduğunu belirterek, ``Biz daha küçükken annemiz ardından da babamız vefat etti. İki kız kardeşimiz evlendi. Benle Barış Manço tek başımıza kaldık. Barış Manço`nun gerçek ismi Mehmet Emin`dir. Onun ismini ben koymuştum. Ben 1931 doğumluyum, 1951`de askere gitmeden onu halamın yanına bırakmıştım, 2 sene askerlik yaptım. Geri döndüğümde yoktu. Aradık bulamadık, halaya nerede olduğunu sordum bana, `Yanar Suya` gitmiş dediler. Yanar Su`da aradık Siirt vilayetine gitmiş dediler, Siirt vilayetini aradık, Kurtalan kasabasına gittiğini söylediler. Orada halkacılar vardı. O zamanki yaşı 6 ile 10 arasındaydı. Nüfus kaydı yoktu bende askerden geldiğimde onu kayıt edeceğim diyordum. O zaman nüfusta kaydı yoktu. Kayboldu kaç sene geçti, İstanbul`da de olduğunu öğrenince yanına gittim. Mehmet Emin`i kimse tanımıyordu herkes onu Barış Manço diye tanıyordu, ben herkese soruyordum. Bir gün baktım onun duvarda fotoğrafları var. Araştırdım adresini buldum alışveriş yaptığı bakkala gittik. Bakkalı işletene Barış Manço ile görüşmek istediğimi söyledim. Bana neyi olduğumu sordu. Ben de kardeşim olduğunu söyledim. Sonra telefonla evini aradı Güneydoğu`dan biri abisi olduğunu ve kendisi ile görüşmek istediğini söyledi. Telefonla görüşürken kaynanasının sesini duyuyordum, `oğlum seni kandıracaklar sen gitme` dediğini duydum. Barış kaynanasına `ben gidip görüşeceğim` diyordu. Biz bakkalda otururken geldi, bir kağıda onun nereden geldiğini, ne zaman kaybolduğunu ismini falan yazmıştım çıkarıp ona verdim. Kağıdı görünce önce okudu sonra kağıdı öpüp cebine koydu. Bana hangi köyde oturduğumu sordu. Ben de Bozhöyük köyünde oturduğumu söyledim. Bakkaldan çıkıp vergi dairesi bahçesine geçip konuştuk. Onunla gitmemi istemişti. Ben de hacı olduğumu onunla gidemeyeceğimi söyledim. Akşam görüşecektik, gelmedi. İkinci akşam da bekledim yine gelmedi. Duydum yurt dışına konsere gitmiş. Ben de geri döndüm. Bir kaç hafta geçtikten sonra küçük kızım beni çağırdı. Gazeteciler gelmişti. Barış Manço ile ilgili benimle görüştüler. Onun hayatını anlattım, sonra bana kendilerini Barış Manço`nun gönderdiğini ve benim hayatımı çekmek için geldiklerini söylediler. Fakir ya da zengin olduğumu öğrenmek için çekim yaptılar. O zamanlar durumum iyiydi. Daha sonraki zamanlarda Barış bana apartman alacağını söyledi, bunu kabul etmedim. Bir süre sonra beni yanına çağırdı gitmedim. Bu son çağırışının ardından bir kaç ay geçtikten sonra kardeşimin vefat ettiği haberini aldım. Hala evine gitmedim. Aslında evine gitmeyi çok istiyordum. Çocuklarını görmeyi çok istiyordum. Benim küçük kardeşimdir. Yaşarken görmedim bari çocukları gelsin onları göreyim, tanışalım" dedi.
Barış Manço ile konuştuklarında küçükken eşek tepmesi sonucunda kaşında bir iz olduğunu kendisine söylediğini ve ünlü sanatçının da bu olayı hatırlayarak doğru söylediğini onayladığını belirten Gök, Barış Manço`nun belinde de siyah bir nişan olduğunu söylediğini ve bunu da kabul ettiğini dile getirdi. Konuştuklarında Barış Manço`nun kendisini ağabeyi olduğuna kanaat getirdiğini kaydeden Gök, ünlü sanatçının kendisine annesinin isminin Hediye babasının isminin ise Ali olduğunu ve bunların da kendi annesi ile babası olduğunu belirtti.
Resul Gök`ün Muğla`nın Marmaris ilçesinde ikamet eden kızı Remziye Gül babasının askere gittiğinde Barış Manço`nun küçük olduğunu belirtti. Remziye Gül, "Babam askere gittiğinde Barış Manço`yu halasına bırakmış. Babam askerden döndüğünde Barış Manço ortada yoktu. Sormuş soruşturmuş bulamamış. Kurtalan`ın içinden gösteri yapan sirk oyuncularının yanına gitmiş, onlara babamda yok annemde yok ağabeyim de askerde deyince onlar da biz senin annende babanda oluruz demişler ve onu beraberlerinde götürmüşler. Babam Barış Manço`yu çok aramış bir kere görüşmüş sadece. Bugün Barış Manço`nun ölüm yıl dönümüdür. Onu unutmadık. Onun için mevlit okutturduk. Barış Manço her zaman babamın aklındadır. Her zaman onun için dua ediyor. Babam onunla görüştüğünde babama söz vermiş, yanına geleceğim diye nasip olmamış. Ölüm onu erken yakaladı. Babamın tek isteği hayattayken dünya gözüyle yeğenlerini bir kere görmektir. Biz çocuklarıyla bir araya gelmek ve tanışmak istiyoruz. Kimsenin malında mülkünde gözümüz yok`` diye konuştu. Barış Manço`nun şarkılarında da küçüklüğünü ve yaşadıklarını yansıttığını anlatan Remziye Gül konuşmasına şöyle devam etti:
"Babamın anlattığına göre Barış Manço`yu küçükken eşek tepmiş. Arkadaşım eşek şarkısını da onun için yazmış. Alnında da iz vardı zaten. Bir de Kurtalan Ekspresi grubunu da Kurtalanlı olduğu için kurmuş."
Bözhüyük köyü sakinleri Resul Gök`ün Barış Manço`yu dilinden düşürmediğini belirterek, Gök`ün Manço`nun öz ağabeyi olduğunu ileri sürdü.
Öte yandan, merhum Barış Manço`nun ağabeyi ve kız kardeşi olduklarını iddia eden aile ile ilgili Barış Manço 7`den 77`ye Doludizgin Barış ve Sevgi Derneği Genel Başkanı İnci Manço İlbay yaptığı açıklamada, bu durumu yalanladı. İnci Manço İlbay, Barış Manço`nun ailesinin kendileri olduğunu ve bu insanların sadece sanatçının hayranları olduğunu belirterek, daha önce de benzer aileler çıktığını dile getirdi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul CHP Kurultayı soruşturmasında oy kullanan delegeler ve yakınları hakkında belge talebi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38’inci Olağan Kurultayı’nda delegelerin oy kullanma iradesine müdahale edildiği iddialarına ilişkin soruşturmada, kurultayda oy kullanan delegeler ile birinci derece yakınları hakkında banka hesap hareketleri ve SGK kayıtlarına ilişkin belge talebinde bulunuldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Cumhuriyet Halk Partisinin 38’inci Olağan Kurultayında delegelerin oy kullanma iradesini etkilemeye yönelik müdahale edildiğine ilişkin iddialar hakkında yürütülen soruşturma kapsamında operasyon düzenlenmişti. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün yaptığı çalışmalar sonucu siyasi partiler kanuna muhalefet, rüşvet almak, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak suçlarını işlediği değerlendirilen 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Gülhan Aydın, Ayça Akpek Şenay, Melda Tanışman Tutan ve Hayati Kaya adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken, Sadi Karayalçın, Suat Dülger, Kalender Özdemir, Özkan Deniz, İbrahim Şahin, Umut Sapan, Mehmet Ayıp Demirbüken, Metin Kaya, Gaffar Çiçek ise tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Kurultayda oy kullanan delegelere ait belge talebi Öte yandan, yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Başsavcılık tarafından, kurultayda oy kullanan tüm delegeler ile birinci derece yakınlarına ait MASAK raporları, banka hesap hareketleri ve SGK kayıtları hakkında ilgili kurumlardan bilgi ve belge talebinde bulunuldu. Konuya ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.
Edirne Moldova plakalı nişasta yüklü tır otobanda alevlere teslim oldu Moldova’dan yüklediği nişastayı Bursa’ya götürmek üzere yola çıkan Moldova plakalı tır, Kapıkule Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptıktan yaklaşık 30 kilometre sonra çıkan yangında kullanılamaz hale geldi. Edinilen bilgilere göre, Moldova’dan aldığı nişasta yükünü Bursa’ya ulaştırmak için yola çıkan tırın, Kapıkule Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptıktan yaklaşık 30 kilometre sonra TEM Otoyolu’nda seyir halindeyken yanmaya başladı. Durumu fark eden sürücü, aracı emniyet şeridine çekerek durdu. Kısa sürede büyüyen yangın, tırın büyük bölümünü sararken sürücü yaşananları çaresiz gözlerle izledi. Alevler kısa sürede tüm aracı sardı Yangının başlamasının ardından alevler hızla yayılarak çekici ve dorsenin bir kısmını etkisi altına aldı. Olay yerine sevk edilen itfaiye ekipleri yangına müdahale ederken, yoğun duman kilometrelerce uzaklıktan görüldü. Yangın nedeniyle otoyolda güvenlik önlemleri alınırken, trafik bir süre kontrollü şekilde sağlandı. Ekiplerin yoğun çalışması sonucu yangın söndürülse de tırda büyük çapta maddi hasar meydana geldi. Sürücü dakikalarca yangını izledi Emniyet şeridinde bekleyen sürücü, yılların emeği olan aracının alevler içinde kalışını dakikalarca izlemek zorunda kaldı. Zaman zaman büyük patlama seslerinin de duyulduğu olayda sürücünün büyük üzüntü yaşadığı görüldü. Can kaybı yaşanmadı Yangında herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, tır kullanılamaz hale geldi. İlk belirlemelere göre yangının motor bölümünden çıktığı değerlendirilirken, kesin neden yapılacak teknik incelemenin ardından netlik kazanacak. Jandarma ve itfaiye ekipleri olay yerinde incelemelerde bulunurken, yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatıldı.
Malatya Malatya’da silahlı saldırının failleri yakalandı Malatya’da 19 yaşındaki gencin yaralandığı, yoldan geçen bir minibüse de kurşun isabet ettiği silahlı saldırının failleri yakalandı. Olayla ilgili gözaltına alınan 3 şüphelinin adreslerinde yapılan aramalarda silah ve mühimmat ele geçirildi. Olay, gece saatlerinde Battalgazi ilçesi Hacı Abdi Mahallesi Sütçü Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, aralarında husumet bulunan kişiler tarafından takibe alınan B.A. (19), bir ticari taksiye bindiği sırada silahlı saldırıya uğradı. Açılan ateş sonucu bacağından yaralanan genç, içerisinde bulunduğu taksiyle hastaneye gitmek üzere yola devam etti. Şüpheliler, yaralı gencin bulunduğu ticari taksiyi Zapcıoğlu Caddesi üzerinde de takip ederek yeniden ateş açtı. Bu sırada yoldan geçen bir minibüse kurşun isabet etti. Minibüsün cam kenarında oturan bir kadının başını saçmalar sıyırarak geçerken, yaralı genç kaldırıldığı Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis ekibi sevk edilirken, olayın yaşandığı 4 ayrı noktada inceleme yapan ekipler çok sayıda boş kovan buldu. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı gerçekleştiren şahısların E.U., S.C.K. ve M.M.Ö. olduğu tespit edildi. Şüphelilere yönelik düzenlenen operasyonda 1 adet ruhsatsız tabanca, 1 adet ruhsatsız tüfek, 7 adet fişek ile suçta kullanıldığı değerlendirilen 1 adet motosiklet ele geçirildi. Gözaltına alınan 3 şüpheli hakkında işlem başlatılırken, olayla ilgili soruşturma sürüyor.
İstanbul Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü duruşmasının görülmesine devam edildi ’Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 42. oturumuna ara verildiği sırada konuşan Ekrem İmamoğlu, "Çok yakında çok daha güzel günler gelecek bunu bilin. Tarihin görmediği en cesur kardeşlik ruhunu bana yaşatan Genel Başkanım Özgür Özel’e teşekkür ediyorum. Milletimiz çok büyük bir yürüyüş başlatacak. Ruhumuz, Kuvay-i Milliye ruhudur. Yolumuzdaki en büyük karakterimiz değişimdir. En büyük coşkuyla, büyüyerek çocuklar, gençler, kadınlar, halkımız tarihin en büyük yürüyüşünü başlatacağız" dedi. ’Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 42. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada iş adamı Vedat Şahin savunma yaptı. İddianamede tutuklu sanık Vedat Şahin’in reklam firmaları sahibi olduğu ve Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş. üzerinden açılan ihalelere katılarak usulsüz yöntemler ile düzenlenen ihaleleri kazandığı belirtilmişti. Şahin’in haksız gelirin sahte fatura yöntemiyle nakde çevrilip örgüte fon sağlanması eylemlerinde rol aldığı, bu yöntem ile hem kendisinin hem de suç örgütünün menfaat sağladığı iddianamede aktarılmıştı. Şahin’in, örgüt yöneticisi Murat Ongun ve Emrah Bağdatlı’ya bağlı hareket ettiği de iddianamede kaydedilmişti. MASAK raporlarında Vedat Şahin’in para transfer işlemlerinde 2023 ve 2024 yıllarında önceki yıllara göre olağanüstü bir artış gözlendiği (50 milyon TL üzeri çıkış ve 20-30 milyon TL üzeri girişler) iddianamede ifade edilmişti. Tutuklu sanık Vedat Şahin savunmasında ’kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’ ile ’suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ suçlamalarının kendisine yöneltildiğini belirterek, "Ben 1994 yılında bu sektörde çalışmaya başladım. Uzun yıllar emek vererek 2023 yılında emekli oldum. 2001 yılında Medyafon Medya ve İletişim Bilişim Teknolojileri şirketini arkadaşım Murat Ocak’tan devraldım. Bugüne kadar, aynı zamanda kendi uzmanlık alanım olan kongre, konferans, fuar, lansman, etkinlik sektörü, açılışlar ve mitingler gibi kamu ile özel sektörün tertip ettiği kapalı ve özellikle açık alan etkinliklerinde ihtiyaç duyulan teknik ekipmanların tedarikini ve kurulumunu gerçekleştirdim. Bu etkinliklerde kullanılan ses sistemi, ışık sistemi, LED ekran, baskı işleri, podyum, catering, güvenlik çadırı, çadır, mobil tuvalet, jeneratör, canlı yayın araçları, simultane sistemler ve delege mikrofonları gibi tüm malzemelerin tedarik ve kurulum süreçlerini firmamız yürütmektedir" dedi. "Teminat mektubu varken nasıl olur da kamuyu zarara uğratmış olabilirim?" Şahin savunmasının devamında, "Stokumuzda olan bu ana kalemler haricinde, bazen organizasyonların ve etkinliklerin niteliğine göre ilave teknik ihtiyaçlar doğabilmektedir. Bu tarz durumlarda doğan fazla ihtiyaçları ve iş kalemlerini piyasada bu alanda faaliyet gösteren diğer firmalardan kiralama suretiyle temin etmekteyiz. Bu işleri yaparken zaman zaman alanında uzman bazı alt yüklenici firmalardan da destek alarak projelerimizi eksiksiz şekilde teslim ediyoruz. Tüm belediyeler, kamu kurumları, özel sektörler, sivil toplum kuruluşları müşterilerimizdir. İddianamede tarafımın ve şirketlerimin İBB iştiraki Kültür A.Ş.’den alınan alt ihaleler ile ilgili suçlandığı görülmektedir. Ama hangi eylemin suç işlediği hususuna hiçbir surette yer verilmemiştir. Tüm iş hayatım boyunca Kültür A.Ş.’den sadece 3 alt ihale aldım. Bu ihaleyi alırken teminat mektubunu alıp kuruma verdim. Kurumumun teminat mektubu varken nasıl olur da kamuyu zarara uğratmış olabilirim? Pandemi döneminde üstlendiğim 3 işten sonra 2022 yılı ortalarına kadar Kültür A.Ş. ile hiç iş yapmadım. Tarafıma isnat edilen suçlamalar, genel olarak etkin pişmanlıktan yararlanarak tahliye olan kişilerin emniyette ve ilk sulh ceza sorgusunda olmayıp, daha sonra tutuklanmalarından sonra yaptığı asılsız suçlamalar" ifadelerini kullandı. "Yaptığımız işlerde asla suistimal yoktur" Tutuklu sanık Şahin, "Üstlendiğimiz işlerin gerçek olmadığı, adrese teslim işler olduğu ya da sahte fatura keserek kamuyu zarara uğrattığım iddia edilmiştir. Oysa ki burada mağdur olan şirketimizdir. İşler, standardına uygun bir şekilde yapılmıştır. Hiçbir şekilde naylon, sahte fatura söz konusu değildir. Şirketlerim işleri yapıp teslim etmesine rağmen hakedişlerini almaya hak kazandığı aşamalarda sorunlar yaşadık. Ödemeler yapılmamış ya da geciktirilmiştir. Adına iş yapılarak fatura kesilen firmalar, hakediş bedellerini ödememek ya da daha az ödemek adına birçok engel çıkarmışlardır. Zaman zaman bu şirketlerden alacağımızı alabilme adına kesintiler yaptığımız olmuştur ama bu kesintiler asla birilerinin yararına ya da iddianamede zikredilen sistem yararına değildir. Kendi alacağımızdan fedakarlıktır. Burada tarafım zarar etmektedir. Nitekim halen borçlarını ödemediği için davalık oldum. Yapmış olduğumuz işlerin bedellerini almadığımız zamanlarda ciddi sıkıntılar yaşadık. Bu işleri eksiksiz tam bir şekilde zamanında teslim ettik. Bu işlerin icrasında tarafımızca alt taşeronlar kullanmak zorunda kalmıştır ve kullanmıştır da. Kültür A.Ş. adına iş alan firmalar üzerinden yaptığımız işlerde asla suistimal yoktur" şeklinde savunma yaptı. Vedat Şahin "Tarafım ne kamunun zararına iş yapmış ne de suçtan kaynaklanan bir mal varlığını aklamıştır. Tüm işleri resmi ve kayıtlı, aynı zamanda yapılan işlerin görselleri mevcuttur. Hak ettiğim bedelleri dahi alamamışken, aldığım ihalelerden pandemi nedeniyle zarar etmişken böyle bir suçlamanın, maddi gerçekliği yoktur, dayanağı da yoktur" dedi. "Milletimiz çok büyük bir yürüyüş başlatacak" Duruşmaya ara verildiği sırada salonda konuşan Ekrem İmamoğlu ise, "Sevgili arkadaşlar, çok yakında çok daha güzel günler gelecek bunu bilin. Tarihin görmediği en cesur kardeşlik ruhunu bana yaşatan Genel Başkanım Özgür Özel’e teşekkür ediyorum. Tarihin en doğru tarafında duran Mansur Yavaş’a teşekkür ediyorum. Çok tarihi bir dönemden geçiyoruz. Asrın hukuksuzluğun yaşandığı bir davadayız. Bu davada büyük mücadele veren masum arkadaşlarıma, belediye başkanlarıma ve bütün yol arkadaşlarıma, bürokratlarıma teşekkür ediyorum. Hepsinin dağ gibi yanındayım. Kimsenin masumiyetine laf söyletmem. Söyleyene de en karşı en dik duruşu gösteririm. Devletin başındaki zihniyet gibi, Allah affetsin deyip milletimden özür dileyen kişiyi, Allah affetsin diye ben de dua ediyorum ama millet affetmeyecek. Onu söyleyeyim. Hazır olun, en büyük coşkuyla hazır olun. Milletimiz çok büyük bir yürüyüş başlatacak. Ruhumuz, Kuvay-i Milliye ruhudur. Yolumuzdaki en büyük karakterimiz değişimdir. En büyük coşkuyla, büyüyerek çocuklar, gençler, kadınlar, halkımız tarihin en büyük yürüyüşünü başlatacağız" şeklinde konuştu. Duruşma sanık savunmaları ile sürüyor.