ASAYİŞ - 20 Haziran 2015 Cumartesi 16:04

Silopi'de Goyan Aşireti Mensubu 80 Bin Lira İle Kayboldu

A
A
A
Silopi'de Goyan Aşireti Mensubu 80 Bin Lira İle Kayboldu

Şırnak’ın Silopi ilçesinden araçla Cizre ilçesine gittikten sonra kendisinden bir daha haber alamayan Goyan aşireti mensubu Hacı Tosun’un yakınları basın açıklaması düzenledi. Aşiret mensupları 80 bin lira ile kaybolan Hacı Tosun’un bulunmasını istedi.
12 Haziran tarihinde 72 DZ 934 plakalı aracı ile Silopi’den Cizre’ye giden Uludere ilçesi Yemişli köyünde oturan 40 yaşındaki Hacı Tosun, 80 bin lira ile Cizre ilçe merkezinde kayboldu. O tarihten itibaren kendisinden bir daha haber alamayan Tosun’un yakınları durumu Uludere Jandarma Karakolu, Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı, Silopi Emniyeti ve Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı ile Cizre Emniyet Müdürlüğü’ne bildirdi. Hacı Tosun’un kaybolmasıyla ilgili polisin çalışmalarını yetersiz bulan aşiret mensupları aracı kaymakamlık binasına yaklaşık 100 metre ilerisinde park halinde buldu. Durumu savcılığa bildiren Tosun’un yakınları araçta detaylı inceleme yapılmasını istediklerini ancak buna gerek olmadığı yönünde kendilerine cevap verildiğini iddia etti.
Bu nedenle basın açıklaması yapma gereği duyduklarını belirten aşiret mensupları Silopi Sanat Sokağı’nda toplanarak bir basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasını aşiret mensubu Musa Apaydın okudu. Apaydın, "12 Haziran 2015 tarihinde Hacı Tosun adlı akrabamız kendi arabası ile Silopi Cizre arasında yol almış ve bir daha kendisine ulaşılamamıştır. Bütün ayrıntılar ve deliler Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilmiş olmasına rağmen konuyla ilgili tarafımıza her hangi bir bilgi verilmemiştir. Bu olay 3 ay içerisinde Silopi Cizre yolu arasında gerçekleşen 2 Uludereli vatandaşımızın kaybolması olayıdır. Buradan basın aracılığı ile Şırnak Valiliğine, Cizre ve Silopi kaymakamlığına emniyet ve adli teşkilata bu konu ile ilgili çok hızlı bir şekilde çalışma yapılarak Hacı Tosun adlı şahsın akıbetinin tarafımıza bildirilmesini istiyoruz" dedi.
Ardından kaybolan Hacı Tosun’un kardeşi Mesut Yılmaz, yaptığı açıklamada; mobese kameraları, iş yerlerine ait kameraların incelenmesini istedi. Mesut Yılmaz, konuşmasında şunları söyledi:
"Silopi Cumhuriyet Savcılığı’na gittik. Olayın Cizre Silopi arasında olduğunu hem azılı hem sözlü ifade ettik. Kardeşimin yanında 80 bin lira para da olduğunu belirttik. Savcılığımıza dedik ki sizden istirhamımız bu mobese kameralarının incelenmesi ve kardeşimin son telefon görüşmelerinin kimler ile yapıldığının tespit edilmesini istedik. Savcılık maalesef ne telefon görüşmesini ne mobese kameralarının iç bir ayrıntısını şimdiye kadar bize bildirmedi. Cizre’ye girişi yapana kardeşime ait araç Cizre’deki akrabalarımıza haber verdik ve kendi imanları ile buldular. Kardeşimin aracı Cizre Kaymakamlığı ve Cizre emniyetini koruyan polis merkezinin 150 metre uzaklığında bir sokakta park halinde bulduk. Polislere haber verdik. Kardeşimin aracını bulduğumuz söyledik. Parmak izi için ekip istedik. Oraya gelen ekip adeta yapmak istemiyorcasına oradan uzaklaşmak istiyorlardı. Aracın bulunduğu yerde mobese kamerası olmasına rağmen market, kuyumcu ve banka kameraları olmasına rağmen bugüne kadar Cizre emniyet müdürlüğü araçla ilgili her hangi bir bilgi vermemiş ve inceleme yapmamıştır. Bu adeta boş verircesine bırakılmış bir olaydır. Parmak izi incelemesinin gereği yoksa Türkiye’de tutulan bu parmak iz nedir, niçin tutuluyor? Savcıya çıktım sayın savcım kardeşimin 10-11-12 Haziran tarihli son üç günlük konuşma kaydın ayrıntılarını istedim. Savcı bey dedi ki biz yazı yazacağız Ankara’ya ve yazımız 45 ile 60 gün ancak cevabı gelir. yasal prosedür böyledir. 45 gün sonra kardeşimin kiminle görüştüğü burada belli olur’ dedi. Aşiretimize ait insanlar burada. Ben özellikle bu barış sürecinde Goyan aşireti ile başka bir aşiret arasında her hangi bir kan davası olmaması için her hangi bir tatsız olay olmaması için devlet yetkililerine diyorum ki kardeşimin kimin eliyle kaybolduğunun bulunması için sizden rica ediyorum. Maalesef ne savcılık ne emniyet, ne jandarma, ne istihbarat birimleri hiç kimse tarafından bugüne kadar tarafımıza şu veya bu bilgi ulaştır denilmemiştir."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya 117 yıllık gelenekte ustalara vefa: 50 yıllık keşkekçiler ödüllendirildi Sakarya’nın Hendek ilçesi Dikmen Mahallesi’nde 117 yıldır imece usulüyle sürdürülen toplu bayramlaşma ve keşkek ikramı geleneğinde, yıllardır kazan başından ayrılmayan ustalar bu yıl da unutulmadı. Aralarında 50 ve 30 yıldır keşkek pişiren isimlerin de bulunduğu ustalar ile organizasyona katkı sağlayan vatandaşlar plaketlerle ödüllendirildi. Her Ramazan Bayramı’nda sürdürülen asırlık gelenekte, sabahın erken saatlerinde ateş başına geçen keşkek ustaları, hem geleneği yaşatıyor hem de kendilerinden sonraki kuşaklara örnek oluyor. Yarım asra varan tecrübeleriyle kazan başında yer alan ustalar, geleneği sürdürmenin gururunu yaşıyor. Mahallede her bayram yaklaşık 32 kazan keşkek pişirilirken, hazırlanan yemekler on binlerce vatandaşa ikram ediliyor. Hendek’in yüksek kesimlerinde bulunan Dikmen Mahallesi’nde kuşaktan kuşağa aktarılan bu köklü gelenek, imece usulüyle yaşatılmaya devam ediyor. Bu çerçevede kazan başında duran ve organizasyonlara katkı sağlayan 18 kişi plaketle ödüllendirildi. "Bu bize dedelerimizden kalan bir gelenektir ve emanettir" Yaklaşık 50 yıldan beri kazan başına geçen 78 yaşındaki Mustafa Akdağ, "Belki 50 seneden beri kazan başındayım. Bu bize dedelerimizden kalan bir gelenektir ve emanettir. Bizden sonrada arkadaşlarda devam ettiriyor. İyi bir gelenek Allah razı olsun bütün arkadaşlarımızdan" derken Sefer Ulusoy, "İmece usulü olarak yapıyoruz ve maddiyatı mahalle sakinlerimizden topluyoruz. Büyük katılım oluyor yaklaşık 10 gün devam ediyoruz imece usulüyle pişiriciler, hazırlanmalar var ve bunlarda bütün vatandaşların katkısı oluyor. Bu gelenek Trabzon’dan gelme bir gelenek. Bizlerde dedelerimizden kalma geleneği devam ettiriyoruz. Birlik ve beraberlik olduğu müddetçe ölene kadar bu geleneği devam ettirmek istiyoruz. 18 arkadaşımıza da plaket vereceğiz. Herkese katkılarından dolayı teşekkür ediyorum" dedi.
İstanbul Bahçelievler’de otel odasında ölü bulunmuştu: Cenazesi Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı İstanbul Bahçelievler’de bir otelde konaklayan 28 yaşındaki Yonca Kölge’nin odada bıçaklanmış halde cesedi bulundu. Polis ekipleri tarafından yapılan incelemeler sonrası cenazesi Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı. Otele beraber geldiği öğrenilen Salih B.’nin daha sonra otelden tek başına ayrıldığı öğrenilirken cezaevinden izinli olarak çıkan şüpheli Salih B.’nin yakalanması için çalışma başlatıldı. Olay, dün akşam saatlerinde Bahçelievler Mareşal Fevzi Çakmak 3. Sokak üzerinde bulunan bir otelde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, dün saat 13.30 sıralarında Yonca Kölge, Salih B., ile birlikte otele giriş yaptı. Odalarına yerleştikten sonra Salih B. saat 17.55 sıralarında otelden tek başına ayrıldı. Ailesi tarafından kendisinden haber alınmaması üzerine yakınları polis ekiplerine ihbarda bulundu. Konuya ilişkin çalışma başlatan ekipler Yonca Kölge’nin Bahçelievler’de kaldığı oteli tespit etti. Bunun üzerine olay yerine gelen polis ve sağlık ekipleri otel odasında Yonca Kölge’nin cesedini buldu. Yonca Kölge’nin ölü bulunduğu odada çalışma gerçekleştiren olay yeri inceleme ekipleri, Kölge’nin vücudunda bıçak yarası tespit etti. Cinayet ihtimalini değerlendiren ekiplerin çalışmalarının ardından, Yonca Kölge’nin cenazesi otopsi işlemleri için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Polis ekipleri tarafından yapılan incelemelerde otele Yonca Kölge ile birlikte giriş yapan ve daha sonra tek başına çıkış yapan şüpheli Salih B.’nin ‘Kasten yaralama’ ve ‘Hırsızlık’ suçlarından çok sayıda suç kaydı olduğu tespit edildi. Polis ekipleri, Salih B.’yi yakalamak için çalışma başlattı. Öte yandan Salih B., ile Yonca Kölge’nin evli oldukları ve 3 yıl önce boşandıkları, Salih B.’nin ise cezaevine izinli olarak çıktığı öğrenildi. Olaya ilişkin soruşturma sürüyor. (SB-
Samsun Thorsten Fink: "İlk 5’te olmak istiyorsak bütün maçları kazanmalıyız" Samsunspor Teknik Direktörü Thorsten Fink, ligi ilk 5 sırada bitirip Avrupa Kupalarına gitmek için kalan 8 maçın tamamını kazanmaları gerektiğini söyledi. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Konyaspor’u evinde ağırlayacak Samsunspor’da Alman Teknik Direktör Thorsten Fink, Nuri Asan Tesisleri’nde basın toplantısı düzenledi. Milli arayı iyi değerlendirdiklerini ifade eden Fink, Konyaspor mücadelesiyle ilgili şunları söyledi: "Konyaspor, yeni hoca değişikliğinden sonra çok güçlü bir takım haline geldi. Top onlardayken çok etkili oynuyorlar. Güçlü oyunculara sahip bir rakibe karşı oynayacağız. Eğer bu maçı kazanmak istiyorsak kesinlikle yüzde 100’ümüzü vermemiz gerekiyor. Geldiğim günden beri oynayacağımız en zor karşılaşmalardan biri olacak. Sadece oyun anlamında değil, taktiksel anlamda da farklı varyasyonlar deneyen bir rakibe karşı oynayacağız. Bu karşılaşmayı kazanmak istiyorsak kesinlikle yüzde 100’ümüzü vermeliyiz." "İlk 5’te olmak istiyorsak bütün karşılaşmaları kazanmamız gerekiyor" Gelecek sezon Avrupa’da oynamak için kalan 8 maçı da kazanmaları gerektiğini vurgulayan Fink, "İlk beş ile aramızda 8 puan fark var. İlk beşte olmak istiyorsak öncelikle bütün karşılaşmaları kazanmamız gerekiyor. Ama elbette ki maç maç, hafta hafta ilerlememiz lazım. Her maçı oynadıktan sonra bir sonraki maça en iyi şekilde hazırlanmamız gerekiyor. İlk beşe girme şansımız olursa bunu istiyoruz. Bunu canı gönülden istiyoruz. Sadece lig değil, Türkiye Kupası’nda da hedefimiz var ve kendi evimizde Trabzonspor’a karşı oynayacağız. Ama öncesinde ligdeki karşılaşmalarımıza odaklanmamız gerekiyor. Konyaspor karşılaşmasına en iyi şekilde odaklanmalı ve pozitif enerjiyle oynamalıyız" dedi. "1 yıl elde edilmiş başarı, başarı değildir" Başarının uzun vadeli bir süreç olduğunu ifade eden Fink, "Başarı uzun vadeli bir süreçtir. Kısa vadede ya da bir maç özelinde elde edilen başarı, gerçek başarı değildir. Benim için başarı, genç bir oyuncuyu A takıma kazandırmak ve sonrasında başka kulüplere transferini gerçekleştirmektir. Şu an 7. sıradayız ama hedefimiz ilk 5’te olmak. Sezonun genelinde fena bir performans göstermedik. Avrupa’da takım çok iyi bir performans sergiledi. Ben uzun vadede elde edilen başarıya inanıyorum. Sadece 1 yıl için elde edilmiş bir başarı yeterli değil; bunu yıllara yaymak önemli. Sezon sonuna kadar kaç puan toplarız bilemiyorum ama gelişimimiz devam ediyor. Daha fazla gelişmek, uyum ve becerilerimizi artırmak istiyoruz. Sezon öncesi kampına kadar kendimizi geliştirerek daha güzel bir futbol ortaya koymayı hedefliyoruz. Ben hoca olarak daha fazla maç kazanmak istiyorum. Avrupa’daki performansımızı sürdürürken, Türkiye Kupası maçlarını da en iyi şekilde oynamak zorundayız. Sezon öncesi kampından sonra oyun sistemimizin tam olarak oturacağını düşünüyorum. Ön tarafa oynayıp gerektiğinde sakin kalmalıyız. Duran toplarda da kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Futbolda duran topların önemi çok büyük, Arsenal örneğini verebilirim. Takımımın gelişiminden dolayı çok mutluyum. Daha fazla topa sahip olacağız ve geçiş oyununu etkili oynayacağız, bunu Avrupa ve büyük maçlarda da başardık. Fenerbahçe karşılaşmasında da bunu iyi gösterdik. Gelişimimizi sürdürüyoruz ama biraz daha zamana ihtiyacımız var" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin Dünya Kupası’na gitmesinden mutluyum" A Milli Futbol Takımı’nın Dünya Kupası’na katılımını da değerlendiren Fink, "Türk Milli Takımı’nın Dünya Kupası’na katılımını tebrik etmiştim. Bu sadece milli takım için değil, ülkede yaşayan herkes için çok önemli bir başarı. Türkiye bir futbol ülkesi ve bu gelişmeden dolayı çok mutluyum. Milli Takım Teknik Direktörü Montella’yı birkaç hafta önce tebrik ettim. Bu başarı Türkiye’deki tüm hocalar için çok değerli. Ben de çok mutlu oldum" ifadelerini kullandı.