TEKNOLOJİ
Medya editörlerini endişelendirecek haber: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi yapay zekâ tabanlı çalışan medya editörü geliştirdi 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:24:35 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı tarafından geliştirilen medya otomasyon programı, haber siteleri ve içerik üreticilerinin ajanslardan gelen içerikleri hızlı, doğru ve planlı şekilde yönetmesini sağlıyor. Sistem, editörlerin iş yükünü azaltırken sosyal medya ve web platformlarında zamanlama sorununa da çözüm sunarak dikkat çekiyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, haber siteleri ve dijital içerik üreticileri için dikkat çeken bir medya otomasyon programı geliştirdi. Günümüzde haberi hızlı ve doğru bir şekilde okuyucuya ulaştırmanın büyük önem taşıdığına dikkat çeken Darıcı, geliştirdikleri yazılımın bu ihtiyaca kapsamlı bir çözüm sunduğunu belirtti. Darıcı, programın farklı RSS (Really Simple Syndication) kaynakları ve ajans aboneliklerinden gelen içerikleri bölge, coğrafya ve konu başlıklarına göre sınıflandırarak ilgili platformlara otomatik şekilde yönlendirebildiğini ifade etti. Sistem ise yönlendirilen haberleri ilgili web sitesinin yapısına uygun biçimde yeniden oluştururken, editörlere de önemli kolaylıklar sağlıyor. İçeriklerin başlık, metin ve akış düzenlemeleri editör kontrolünde kalırken, süreç çok daha hızlı ve verimli şekilde yönetilebiliyor. Geliştirilen medya otomasyonu sosyal medya ve web siteleri için de zamanlama planlaması yapabiliyor. Geliştirme süreci devam eden medya otomasyonunun, aldığı olumlu geri dönüşlerle dikkat çektiğini belirten Darıcı, sistemin önümüzdeki süreçte çok daha gelişmiş bir yapıya kavuşacağını ifade etti. Yeni nesil medya ihtiyaçlarına çözüm sunan programın, özellikle haber siteleri ve içerik üreticileri açısından önemli bir dönüşüm sağlaması bekleniyor. Sistem kendine özel şablonlar oluşturuyor Ayrıca sistem, haber, görsel ve video şablonlarını hızlı bir şekilde oluşturarak saniyeler içinde kullanıma hazır hale getirebiliyor. Kullanıcılar kendi platformlarına uygun özel şablonlar tanımlayabilirken, yazım dili ve ifade tarzını da sisteme entegre edebiliyor. Böylece içerikler, belirli bir yazarın üslubuna uygun şekilde yeniden üretilebiliyor. İçerikleri, mobil olarak onaylanabiliyor Editör onayını esas alan sistem, içeriklerin son kontrolünü tamamen kullanıcıya bırakıyor. Bunun yanı sıra anlık bildirim özelliği sayesinde kullanıcılar bilgisayar başında olmasalar bile mobil cihazları üzerinden içerikleri inceleyip onaylayabiliyor. Düzenli haber paylaşımı yapan kurumlar için büyük kolaylık sağlıyor Program, içerikleri farklı zaman dilimlerine göre planlayarak, doğru zamanda paylaşım yapılmasına imkan tanıyor. Bu sayede özellikle düzenli içerik paylaşımı yapan kurumlar için büyük bir kolaylık sağlanıyor. Programın, grafik ve video editörlerinin iş yükünü de önemli ölçüde azaltıyor. "Büyük bir kolaylık sağlamaktadır" Sefer Darıcı, geliştirilen program hakkında bilgiler vererek, "Bu, aslında tam anlamıyla bir medya otomasyon programıdır. Günümüzde özellikle içerik üreticileri ile haber siteleri ve haber sayfaları açısından oldukça büyük bir öneme sahiptir. Bugünün dünyasında haberi hızlı bir şekilde okuyucuya ulaştırmak ve ajanslardan gelen içerikleri doğru biçimde web sitenize ve sosyal medya hesaplarınıza aktarmak son derece önemlidir. Geliştirmiş olduğumuz ve hala üzerinde çalışmaya devam ettiğimiz yazılım, bu medya otomasyonunu eksiksiz bir şekilde gerçekleştirmektedir. Farklı RSS (Really Simple Syndication) kaynaklarından ve ücretli ajans aboneliklerinden gelen haber içeriklerini belirli bir bölgeye, coğrafyaya ya da konu başlığına göre sınıflandırarak ilgili haber sitelerine yönlendirmekte ve yönlendirilen sitenin özelliklerine göre içeriği yeniden oluşturmaktadır. Zamanla yarışılan durumlar ve haber sayfalarının teknik gereksinimleri, bu tür otomasyonları neredeyse zorunlu hâle getirmektedir. Haber siteleri ve düzenli içerik paylaşımı yapan kurumlar için bu sistem büyük bir kolaylık sağlamaktadır. Ayrıca sosyal medya ve web sitelerinde belirli saat dilimlerinde paylaşım yapma ihtiyacına da çözüm sunmaktadır. Geliştirdiğimiz medya otomasyonu, farklı zaman dilimlerine ve coğrafyalara göre içerikleri planlayarak ilgili platformlara uygun biçimde düzenleyebilmektedir" dedi. "Tarzını sisteme tanımlayabilir" Kullanıcıların kendi haber platformlarına göre uygun şablonda haber yükleyebileceğini belirten Darıcı, "Bunun yanı sıra sistem, hızlı bir şekilde haber, görsel ve video şablonları oluşturabilmekte ve bunları saniyeler içinde kullanıma hazır hâle getirebilmektedir. Kullanıcılar, kendi haber sitelerine veya platformlarına uygun özel şablonlar yükleyebilir ve kendi yazım dilini, ifade tarzını sisteme tanımlayabilir. Bazı haber içeriklerinde belirli bir yazım stili ve anlatım dili öne çıkmaktadır. Bu medya otomasyonu, yazar tanıma, yazar özellikleri ve yazım stili gibi unsurları da sisteme entegre etmenize imkan tanır. Böylece gelen içerikler, sanki ilgili yazarın kaleminden çıkmış gibi yeniden oluşturulabilir. Ancak son kontrol her zaman kullanıcıya bırakılır ve içerik, editör onayıyla yayımlanır. Sistemin bir diğer önemli avantajı ise kullanıcıya anlık bildirimler göndermesidir. Bilgisayar başında olmasanız bile cep telefonunuza gelen bildirim sayesinde içeriği inceleyip onaylayabilir ve yayına alabilirsiniz. Bu sayede hızlı içerik üretimi, hızlı paylaşım ve zaman alan grafik tasarım veya video düzenleme süreçleri büyük ölçüde kolaylaşmaktadır" diye konuştu. "Sonuçlar verimli ve umut vericidir" Bu programın grafik ve editörlerin iş yükünü de önemli ölçüde azaltacağını söyleyen Darıcı, "Medya otomasyonumuz üzerinde çalışmaya başladığımızdan bu yana önemli bir ihtiyaca cevap verdiğimizi fark ettik. Farklı kurum ve birimlerden aldığımız olumlu geri dönüşler, doğru bir noktada olduğumuzu göstermektedir. Yazılımımız halen geliştirme aşamasında olsa da elde ettiğimiz sonuçlar oldukça verimli ve umut vericidir. Önümüzdeki süreçte çok daha gelişmiş bir noktaya ulaşacağına inanıyoruz. Editörler açısından bakıldığında, bu sistem sürecin hızlı bir şekilde yönetilmesini sağlarken içerik kontrolünü tamamen editörün elinde tutar. Başlıkların ve metinlerin yeniden düzenlenmesi, içerik akışının planlanması ve paylaşımların doğru zamanda yapılması açısından büyük katkı sunar. Aynı zamanda grafik ve video editörlerinin iş yükünü de önemli ölçüde azaltır" şeklinde konuştu.
05 Mayıs 2026 Salı - 20:23 Penta Teknoloji, ilk çeyrekte sürdürülebilir büyümesine devam etti Bilişim teknolojileri dünyasının öncü şirketlerinden Penta Teknoloji, 2026 yılının ilk üç ayında istikrarlı bir finansal performans sergiledi. Şirketin konsolide cirosu, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 26 artış göstererek 8,7 milyar TL’ye yükseldi. Global ve yenilikçi teknoloji ürünlerini hızlı ve güvenli şekilde bilişim ekosistemiyle buluşturan Türkiye’nin önde gelen katma değerli teknoloji dağıtıcısı Penta Teknoloji, 2026 yılının ilk çeyrek finansal sonuçlarını Kamu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Yılın ilk çeyreğinde Penta Teknoloji’nin konsolide cirosu geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26 artarak 8,7 milyar TL’ye yükselirken, brüt karı da yüzde 32 artışla 668,5 milyon TL olarak gerçekleşti. Şirket 93,2 milyon TL vergi öncesi kâr elde ederken, Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kar (FAVÖK) yüzde 22 artışla 323,9 milyon TL seviyesine ulaştı. FAVÖK marjı ise yüzde 3,7 olarak kaydedildi. "Ekosisteme uçtan uca katma değer sağlama odaklı yaklaşımımızla 2026 yılına istikrarlı bir başlangıç yaptık" Dijital dönüşüm yatırımlarının ilk çeyrek sonuçlarına olumlu yansıdığını belirten Penta Teknoloji Genel Müdürü Fatih Erünsal, "Penta Teknoloji olarak; 35 yılı aşan deneyimimiz, güven ve yenilik üzerine inşa ettiğimiz güçlü ekosistemimizin katkısıyla dünyanın önde gelen teknoloji markalarının yenilikçi ürün ve çözümlerini ülkemizle buluşturuyoruz. Operasyonel yetkinliklerimizi sürekli geliştirerek sektördeki gücümüzü pekiştirirken; işletmelerin ve tüketicilerin dijital dönüşüm süreçlerine katkı sağlıyor, sektörün büyümesini destekliyoruz. Satıştan tedarik zincirine, müşteri deneyiminden finansal süreçlere kadar tüm iş yapış biçimlerimizi akıllı teknolojilerle dönüştürerek verimliliğimizi artırıyoruz. Odaklı stratejimiz ve yatırımlarımızın katkısıyla 2026 yılına istikrarlı bir başlangıç yaptık. Önümüzdeki dönemde de finansal gücümüzü ve pazar etkimizi büyütürken, insanı merkeze alan kültürümüz ve stratejik ortaklıklarımızla ekosisteme kalıcı değer katmayı sürdüreceğiz" dedi.
05 Mayıs 2026 Salı - 17:40 Balıkesirli çocuklardan çevreye büyük adım Balıkesir Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Bilim İletişimi Ofisi, bilimi toplumun farklı kesimleriyle buluşturma hedefi doğrultusunda çalışmalarına devam ediyor. Bu kapsamda Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü iş birliğiyle gerçekleştirilen çevre eğitimi etkinliğinde, BAÜN Biyoloji Bölümü 3. sınıf öğrencileri, Dr. Öğr. Üyesi Pınar Güner ve Araştırma Görevlisi Tuba Mumcu’nun eşliğinde Fatih İlkokulu öğrencileriyle bir araya gelerek çevre bilincine yönelik uygulamalı eğitim gerçekleştirdi. Gönüllülük Çalışmaları dersi kapsamında, Fatih İlkokulu Müdürü Emine Çakır, Sınıf Öğretmeni Emel Yıldırım ve öğretmenlerin katkılarıyla gerçekleştirilen etkinlikte ilkokul öğrencilerine su verimliliği, atık yönetimi, çevre bilinci ve enerji tasarrufu konularında bilgi verildi. Gerçekleştirilen uygulamalı çalışmalar sayesinde öğrenciler, günlük yaşamda çevreyi korumaya yönelik temel kazanımları yakından tanıma fırsatı buldu. Etkinlikte atık malzemelerden atık pil kutusu tasarlayarak geri dönüşüm süreçlerini deneyimleyen minik öğrenciler, ayrıca kendi hazırladıkları geri dönüşüm oyuncaklarını tanıtarak çevreye duyarlı üretim konusunda farkındalık kazandı. Balıkesir Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Bilim İletişimi Ofisi, benzer etkinliklerle bilimi toplumun her kesimiyle buluşturmaya devam edecek.
BEUN’lü akademisyenler geliştirdi: Zemin yapısı ve fay hattı ücretsiz sorgulanabiliyor
18 Aralık 2025 Perşembe - 15:57 BEUN’lü akademisyenler geliştirdi: Zemin yapısı ve fay hattı ücretsiz sorgulanabiliyor Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Mühendislik Fakültesi Geomatik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu tarafından, Türkiye genelindeki fay hatları ve zemin yapısına ilişkin deprem verilerini gösteren internet tabanlı ve interaktif DepremBİS uygulaması geliştirildi. Sosyal sorumluluk projesi kapsamında geçen yıl hayata geçirilen deprembis.com.tr adresli platform, Türkiye’deki fay hatları ve zemin özelliklerinin vatandaşlar tarafından açık şekilde sorgulanabilmesini amaçlıyor. Bilgiye erişimdeki eksiklik giderildi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu belirterek, vatandaşların yaşadıkları bölgelerle ilgili sağlıklı ve açık bilgiye ulaşmakta zorlandığını söyledi. Kutoğlu, "Vatandaşlarımız yaşadıkları yerlerdeki fayların varlığı, bu fayların üretebileceği depremlerin büyüklüğü, oturdukları bölgenin zemini ve muhtemel bir depremde ne tür hasarlarla karşılaşabilecekleri konusunda açık platformlara erişemiyor" dedi. Bu eksikliği gidermek amacıyla DepremBİS’i geliştirdiklerini ifade eden Kutoğlu, platformun temel hedefinin deprem farkındalığını artırmak olduğunu kaydetti. Faylar ve zemin aynı sistemde görüntülenebiliyor DepremBİS’te hem fay hatlarının hem de zemin özelliklerinin birlikte görüntülenebildiğini aktaran Kutoğlu, "Platformda vatandaşlar, bölgelerindeki fayları, bu fayların hangi büyüklükte deprem üretebileceğini ve zeminlerin dayanım durumlarını görebiliyor" diye konuştu. Sistemde iki ayrı sorgulama alanı bulunduğunu belirten Kutoğlu, zemin sorgulamasında yapıların bulunduğu noktaya tıklanarak zemin sertliği ve dayanım seviyesine ulaşılabildiğini, fay sorgulamasında ise her bir fayın üretebileceği deprem büyüklüğünün görüntülenebildiğini söyledi. Yaşanabilecek hasar harita üzerinde gösteriliyor Sisteme yeni eklenen özellikle birlikte, fayların beklenen bir deprem üretmesi durumunda oluşabilecek hasarların da hesaplandığını ifade eden Kutoğlu, şu bilgileri verdi: "Fayın üzerine tıkladıklarında, beklenen depremin hangi bölgelerde ne düzeyde hasar oluşturabileceğini renklendirilmiş harita üzerinde görebiliyorlar. Ayrıca depremin hangi alanlarda hissedileceği de harita üzerinden izlenebiliyor." Haritada mavi rengin sarsıntının hafif hissedileceği ve hasar beklenmeyen alanları, sarı rengin orta düzey hasar oluşabilecek bölgeleri, kırmızı rengin ise şiddetli sarsıntı ve ağır hasar beklenen alanları gösterdiği aktarıldı. 50 fay hattı için hesaplama tamamlandı DepremBİS’te şu ana kadar yaklaşık 50 fay hattına ilişkin hasar hesaplamalarının tamamlandığı öğrenildi. Bu fayların harita üzerinde turuncu renkle gösterildiğini belirten Kutoğlu, "Hesaplamalar devam ediyor. Bilgileri tamamlanan faylar siyah renkten turuncuya dönecek ve tıklanabilir hale gelecek" dedi. Sistem üzerinden Marmara’nın güneyinde Gemlik’ten deniz içine uzandığı ve Bandırma yönünde devam ettiği değerlendirilen fay hattına ilişkin örnek veren Kutoğlu, "Bu fay yaklaşık 7 büyüklüğü civarında bir deprem üretebiliyor. Depremin nerede hissedileceği ve hangi bölgelerde ne düzeyde hasar oluşacağı sistem üzerinden görülebiliyor" ifadelerini kullandı. Tamamen ücretsiz olarak hizmet veren DepremBİS platformuna üye olan kullanıcılar, Türkiye genelindeki fay hatlarını, zemin özelliklerini ve muhtemel hasar seviyelerini çevrim içi olarak sorgulayabiliyor.
Türkiye’nin ilk erken aşama girişimcilik programı ODTÜ’de gerçekleştirildi
18 Aralık 2025 Perşembe - 15:51 Türkiye’nin ilk erken aşama girişimcilik programı ODTÜ’de gerçekleştirildi Türkiye’nin ilk erken aşama girişimcilik programı Yeni Fikirler Yeni İşler (YFYİ) programının final etkinliği Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlendi. Türkiye’nin erken aşama hızlandırma programlarından YFYİ, teknoloji tabanlı iş fikirlerini hayata geçirmek ve hızlı ticarileşme sürecine destek olmak amacıyla girişimcileri ODTÜ TEKNOKENT çatısı altında bir araya getirdi. Türkiye’nin ilk erken aşama girişimcilik programı olan ve 2005 yılından bu yana ODTÜ ve ODTÜ TEKNOKENT tarafından sürdürülen YFYİ programının final etkinliği, ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlendi. 21 yıldır girişimcilere ulaşmayı ve gelecek vadeden start-up’lar ile scale-up’lara destek olmayı sürdürmeyi amaçlayan program, bu yıl da girişimcilik yolculuğuna adım atan ekipleri, alanında uzman mentorlar ve yatırımcılarla bir araya getirdi. 5 hafta sürecek program kapsamında iş modeli geliştirme, ürün-pazar uyumu, marka yönetimi, yatırım süreçleri, ticarileşme ve fikri mülkiyet hakları gibi girişimciliğin temel başlıkları ele alındı. Toplamda 35 saatlik kapsamlı bir eğitim sunuldu Düzenlenecek eğitim kapsamında toplamda 35 saatlik eğitimin yanı sıra, 25 oturumda hafta içi eğitimler ve cumartesi günleri ODTÜ TEKNOKENT CoZone’da gerçekleştirilen yüz yüze çalışmalarla katılımcılara eğitim sunuldu. Program boyunca girişimcilik ekosisteminin farklı alanlarından 22 mentor, deneyimlerini YFYİ ekipleriyle paylaşarak sürece rehberlik etti. "ODTÜ, kuruluşundan bu yana teknolojiyi ve yenilikçi düşünceyi girişimcilik kültürüyle bütünleştiren öncü bir üniversite olmuştur" Programın 2005 yılından bu yana aralıksız şekilde sürdüğünü ve ODTÜ’nün teknoloji alanında gelişerek ilerlediğini belirten ODTÜ rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil, "Bugün artık güçlü bir gelenek haline gelen Yeni Fikirler Yeni İşler Programı, üniversitemizin bilgi üretimini toplumsal ve ekonomik değere dönüştürme anlayışının somut bir göstergesidir. Bugün burada, bu vizyonla yola çıkan girişimci adaylarımızın fikirlerinin olgunlaştığı, emeklerinin görünür hale geldiği önemli bir ana birlikte tanıklık ediyoruz. Orta Doğu Teknik Üniversitesi, kuruluşundan bu yana yalnızca nitelikli mezunlar yetiştiren bir yükseköğretim kurumu olmanın ötesinde bilimi, teknolojiyi ve yenilikçi düşünceyi girişimcilik kültürüyle bütünleştiren öncü bir üniversite olmuştur. YFYİ Programı da bu yaklaşımın en değerli çıktılarından biri olarak, bugüne kadar çok sayıda girişimin doğmasına, büyümesine ve ulusal ve uluslararası ölçekte rekabet edebilir hale gelmesine katkı sunmuştur. Bizler için girişimcilik yalnızca ekonomik bir faaliyet alanı değil, aynı zamanda analitik düşünmenin, disiplinler arası iş birliklerinin, problem çözme yetkinliğinin ve toplumsal sorumluluk bilincinin geliştiği stratejik bir öğrenme alanıdır. Yeni Fikirler Yeni İşler Programı, katılımcılarına bu yetkinlikleri kazandıran bütüncül bir ekosistem sunmakta üniversitemizin bilgi birikimini gerçek dünya problemleriyle buluşturmaktadır" ifadelerine yer verdi. Programın ardından Ardından ODTÜ70 Girişimi Sermayesi Yatırım Fonu’nun tanıtımı gerçekleştirildi ve girişimcilik ekosisteminin önde gelen isimlerinin katılımıyla bir VC Paneli düzenlendi. Panel sonrasında 10 girişimci ekip projelerini jüri ve yatırımcılar karşısında sundu. Sunumların ardından gerçekleştirilen kapalı oylama ile ödül törenine geçildi. Toplamda 1 milyon liralık büyük ödül iki girişim arasında paylaştırılırken, farklı kurumlar tarafından özel ödüller takdim edildi. YFYİ’25 programı 100’ün üzerinde yatırımcı, iş ortağı, sponsor ve protokol temsilcisini, 40 girişimciyi ve 300’ü aşkın öğrenciyi bir araya getirerek girişimcilik ekosistemine buluşma alanı sundu.
BEUN’lü akademisyenler geliştirdi, zemin yapısı ve fay hattı ücretsiz sorgulanabiliyor
18 Aralık 2025 Perşembe - 15:40 BEUN’lü akademisyenler geliştirdi, zemin yapısı ve fay hattı ücretsiz sorgulanabiliyor Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Mühendislik Fakültesi Geomatik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu tarafından, Türkiye genelindeki fay hatları ve zemin yapısına ilişkin deprem verilerini gösteren internet tabanlı ve interaktif DepremBİS uygulaması geliştirildi. Sosyal sorumluluk projesi kapsamında geçen yıl hayata geçirilen deprembis.com.tr adresli platform, Türkiye’deki fay hatları ve zemin özelliklerinin vatandaşlar tarafından açık şekilde sorgulanabilmesini amaçlıyor. Bilgiye erişimdeki eksiklik giderildi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu belirterek, vatandaşların yaşadıkları bölgelerle ilgili sağlıklı ve açık bilgiye ulaşmakta zorlandığını söyledi. Kutoğlu, "Vatandaşlarımız yaşadıkları yerlerdeki fayların varlığı, bu fayların üretebileceği depremlerin büyüklüğü, oturdukları bölgenin zemini ve olası bir depremde ne tür hasarlarla karşılaşabilecekleri konusunda açık platformlara erişemiyor" dedi. Bu eksikliği gidermek amacıyla DepremBİS’i geliştirdiklerini ifade eden Kutoğlu, platformun temel hedefinin deprem farkındalığını artırmak olduğunu kaydetti. Faylar ve zemin aynı sistemde görüntülenebiliyor DepremBİS’te hem fay hatlarının hem de zemin özelliklerinin birlikte görüntülenebildiğini aktaran Kutoğlu, "Platformda vatandaşlar, bölgelerindeki fayları, bu fayların hangi büyüklükte deprem üretebileceğini ve zeminlerin dayanım durumlarını görebiliyor" diye konuştu. Sistemde iki ayrı sorgulama alanı bulunduğunu belirten Kutoğlu, zemin sorgulamasında yapıların bulunduğu noktaya tıklanarak zemin sertliği ve dayanım seviyesine ulaşılabildiğini, fay sorgulamasında ise her bir fayın üretebileceği deprem büyüklüğünün görüntülenebildiğini söyledi. Yaşanabilecek hasar harita üzerinde gösteriliyor Sisteme yeni eklenen özellikle birlikte, fayların beklenen bir deprem üretmesi durumunda oluşabilecek hasarların da hesaplandığını ifade eden Kutoğlu, şu bilgileri verdi: "Fayın üzerine tıkladıklarında, beklenen depremin hangi bölgelerde ne düzeyde hasar oluşturabileceğini renklendirilmiş harita üzerinde görebiliyorlar. Ayrıca depremin hangi alanlarda hissedileceği de harita üzerinden izlenebiliyor." Haritada mavi rengin sarsıntının hafif hissedileceği ve hasar beklenmeyen alanları, sarı rengin orta düzey hasar oluşabilecek bölgeleri, kırmızı rengin ise şiddetli sarsıntı ve ağır hasar beklenen alanları gösterdiği aktarıldı. 50 fay hattı için hesaplama tamamlandı DepremBİS’te şu ana kadar yaklaşık 50 fay hattına ilişkin hasar hesaplamalarının tamamlandığı öğrenildi. Bu fayların harita üzerinde turuncu renkle gösterildiğini belirten Kutoğlu, "Hesaplamalar devam ediyor. Bilgileri tamamlanan faylar siyah renkten turuncuya dönecek ve tıklanabilir hale gelecek" dedi. Sistem üzerinden Marmara’nın güneyinde Gemlik’ten deniz içine uzandığı ve Bandırma yönünde devam ettiği değerlendirilen fay hattına ilişkin örnek veren Kutoğlu, "Bu fay yaklaşık 7 büyüklüğü civarında bir deprem üretebiliyor. Depremin nerede hissedileceği ve hangi bölgelerde ne düzeyde hasar oluşacağı sistem üzerinden görülebiliyor" ifadelerini kullandı. Tamamen ücretsiz olarak hizmet veren DepremBİS platformuna üye olan kullanıcılar, Türkiye genelindeki fay hatlarını, zemin özelliklerini ve olası hasar seviyelerini çevrim içi olarak sorgulayabiliyor.
Türk mühendislerden çocuklar için mobil yürüme robotu
18 Aralık 2025 Perşembe - 15:35 Türk mühendislerden çocuklar için mobil yürüme robotu Samsun’da Türk mühendisler, fiziksel engeli bulunan bireylerin rehabilitasyon süreçlerine hareket özgürlüğü kazandırmayı hedefleyen yerli ve yenilikçi bir mobil yürüme destek cihazı geliştirdi. Samsun Valisi Orhan Tavlı, Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın ile birlikte, çok sektörlü AR-GE ve inovasyon ekosistemiyle bölgesel kalkınmaya katkı sunan Samsun Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde faaliyet gösteren bir firmayı ziyaret etti. Ziyarette, geliştirme ve üretim süreçleri Samsun TEKNOPARK’ta sürdürülen ve çocuklar başta olmak üzere fiziksel engeli bulunan bireylerin robotik rehabilitasyon süreçlerini desteklemek amacıyla geliştirilen MYR KIDS Mobil Yürüme Robotu incelendi, yetkililerden bilgi alındı. Yenilikçi bir yürüme rehabilitasyon robotu olarak öne çıkan MYR, sabit zeminlerin yanı sıra hareketli platformlarda ve gerçek zemin koşullarında kullanılabilen mobil yapısıyla dikkat çekiyor. Bu özelliği sayesinde yalnızca klinik içi kullanım ile sınırlı kalmayan cihaz, sınırlı alanlarda ve dış ortamda da etkin biçimde uygulanabiliyor. Yürüme antrenmanlarının yanı sıra stabilizasyon ve eklem hareket açıklığı egzersizleri için özel modlar sunan sistem, rehabilitasyon sürecini çok yönlü olarak destekliyor. Kişiselleştirilebilir ve ayarlanabilir gövde yapısıyla hem çocuklarda hem yetişkinlerde güvenle kullanılabilen MYR’nin en önemli avantajlarından biri mobil uygulama entegrasyonu. Uygulama üzerinden eklem açıları, destek kuvvetleri ve hız parametreleri kolayca kontrol edilebiliyor; her seans için detaylı istatistikler kaydedilerek terapötik sürecin izlenebilirliği sağlanıyor. Diz ve kalça eklemlerinin birbirinden bağımsız ayarlanabilmesi ise bireysel tedavi ihtiyaçlarına uygun özelleştirilmiş programlara imkân tanıyor. Hafif yapısı ve kolay kurulumu sayesinde taşınabilirliğiyle öne çıkan cihaz, farklı mekânlarda hızlı kullanım olanağı sunuyor. Vali Tavlı, geleneksel yürüme rehabilitasyon yöntemlerinin sınırlılıklarını aşan, yüksek erişilebilirlik ve kullanım kolaylığı sağlayan bu yeni nesil mobil yürüme robotunu geliştiren firmayı ve mühendisleri tebrik ederek çalışmalarında başarılar diledi. Ballıca Kampüsü ziyareti Öte yandan Samsun Valisi Orhan Tavlı, yaklaşık 8 bin öğrencisiyle kente önemli katkı sunan ve Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında savunma sanayii, havacılık ve uzay teknolojileri başta olmak üzere birçok alanda nitelikli insan kaynağı yetiştirmeyi hedefleyen Samsun Üniversitesi’nin Ballıca Kampüsü’nü de ziyaret etti. Kampüste gerçekleştirilen incelemelerde üniversitenin akademik ve teknik altyapısı yerinde değerlendirildi; Milli Teknoloji Atölyesi, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ile mühendislik laboratuvarlarında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alındı. Vali Tavlı, üniversitelerin sahip olduğu teknik donanım ve uygulamalı eğitim imkânlarının Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu donanımlı gençlerin yetişmesinde kritik rol oynadığını vurguladı.
Şırnak’ta gençler için Deneyap Çalıştayı
18 Aralık 2025 Perşembe - 13:06 Şırnak’ta gençler için Deneyap Çalıştayı Şırnak’ta gençlerin teknoloji alanındaki yetkinliklerini artırmak ve Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuna katkı sunmak amacıyla Deneyap Çalıştayı düzenlendi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen programa, Sanayi ve Teknoloji Şırnak İl Müdürü Ahmet Çetin ile Türkiye Teknoloji Vakfı (T3 Vakfı) Şırnak İl Sorumlusu Rukiye Asan katılarak gençler, eğitmenler ve velilerle bir araya geldi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan çalıştayda DENEYAP Teknoloji Atölyelerinde yürütülen eğitim faaliyetleri, öğrencilerin teknoloji ve inovasyon alanındaki projeleri ile geleceğe yönelik hedefler ele alındı. Programda, katılımcılar arasında bilgi ve deneyim paylaşımını artırmaya yönelik kapsamlı görüş alışverişinde bulunuldu. Çalıştay kapsamında eğitim süreçlerinin daha nitelikli hale getirilmesi, uygulamalı çalışmaların güçlendirilmesi ve disiplinler arası iş birliğinin artırılması başlıkları öne çıktı. DENEYAP modeliyle gençlerin erken yaşta teknolojiyle buluşturulmasının önemi vurgulandı. Programda konuşan T3 Vakfı Şırnak İl Sorumlusu Rukiye Asan, çalıştayın stratejik önemine dikkat çekerek, "Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu çalıştay, yalnızca bir değerlendirme süreci değil Milli Teknoloji Hamlesinin sahadaki karşılığını güçlendiren stratejik bir adımdır. DENEYAP Teknoloji Atölyeleri gençlerimizin sadece teknoloji tüketen değil, geliştiren, üreten, çözümler üreten ve küresel ölçekte rekabet edebilen bireyler yetiştirmeyi hedefleyen çok kıymetli bir eğitim modelidir. Bu modelin başarısı öğrencilerimiz kadar eğitmenlerimizin, gönüllülerimizin, bursiyerlerimizin, paydaşlarımızın aynı hedef doğrultusunda birlikte hareket etmesine bağlıdır. Bugün burada yapılacak değerlendirmeler, eğitim süreçlerinden atölye işleyişine, öğrenci motivasyonundan veli iletişimine kadar birçok başlıkta sahadan gelen gerçek verilerle yol haritamızı güçlendirecektir. İnanıyoruz ki bu çalıştaydan çıkacak her bir öneri, Deneyap ekosistemini daha nitelikli, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir hale getirecektir" dedi. Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Ahmet Çetin ise Deneyap Türkiye’nin 2026 vizyonuna vurgu yaparak, "Bugün burada DENAYAP Türkiye’nin 2026 vizyonuna katkı sunacak ve geleceğin yol haritasını birlikte şekillendireceğimiz önemli bir çalıştay vesilesi ile bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu kapsamda düzenlenen teknoloji atölyeleri çalıştayı, mevcut yapının sahadan gelen veriler ile değerlendirilmesi ve yeni dönem öğrenci alım süreçlerinin daha etkin, adil ve sürdürülebilir bir şekilde yapılandırılması amacını taşımaktadır. Milli teknoloji vizyonu doğrultusunda teknoloji üretme etkinliği yüksek bireyler yetiştirmek amacı ile kurulan Deneyap teknoloji atölyeleri bugün 81 ilde 131 atölyeye ulaşmıştır. Ortaokul ve lise düzeyindeki öğrencilerimiz e-sınavdan uygulama sınavına uzanan çok aşamalı ve nitelikli bir seçme sürecinden geçerek, bu atölyelerde eğitim alma hakkı kazanmaktadır. 2018 yılından bu yana 11 farklı eğitim başlığını tamamlayan 9 bin 490 öğrencimiz mezuniyet hakkı elde etmiş, bugüne kadar toplam 42 bin 133 öğrencimize teknoloji eğitimi imkanı sunulmuştur. Yapay zekadan siber güvenliğe, havacılık ve uzay teknolojilerinden robotik ve kodlamaya kadar birçok stratejik alanda eğitimler verilmektedir. Bu çalıştayda ortaya konulacak her görüş ve alınacak her karar geleceğimizin potansiyeline ve ülkemizin teknoloji eko sistemine ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine önemli katkılar sağlayacaktır’’ diye konuştu. Konuşmaların ardından Deneyap sınıflarında oluşturulan çalışma gruplarında; eğitmenler, gönüllüler, öğrenciler ve veliler fikirlerini paylaşarak çalıştaya aktif katılım sağladı. Çalıştay, gençlerin teknolojiye yön veren bireyler olarak yetişmesine yönelik güçlü mesajlarla sona erdi.
BEUN Öğretim Üyesi Doç. Dr. Altan’dan ScholarGPS 2025’te büyük başarı
18 Aralık 2025 Perşembe - 13:02 BEUN Öğretim Üyesi Doç. Dr. Altan’dan ScholarGPS 2025’te büyük başarı Uluslararası akademik performans ve etki analiz platformu ScholarGPS tarafından açıklanan 2025 Scholar Rankings sonuçlarına göre, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) önemli bir akademik başarıya daha imza attı. BEUN öğretim üyelerinden Doç. Dr. Aytaç Altan, dünya genelindeki araştırmacılar arasında ilk %0,05’lik dilimde yer alarak "Highly Ranked Scholar" ünvanına layık görüldü. ScholarGPS’in yayın üretkenliği, atıf etkisi ve bilimsel katkı kalitesine dayalı bibliyometrik değerlendirmeleri kapsamında BEUN Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü akademisyenlerinden Doç. Dr. Altan; Tüm Alanlar (Overall - All Fields) kategorisinde dünya 4.789’uncusu, Mathematical Optimization (Matematiksel Optimizasyon) alanında ise dünya 73’üncüsü oldu. Bu başarılarıyla, son beş yıllık akademik performansa dayalı değerlendirmede dikkat çekici bir başarı elde etti. ScholarGPS sıralamaları; araştırmacıların kariyerleri boyunca ve özellikle son yıllardaki bilimsel üretimlerini alan ve disiplin bazında analiz eden, uluslararası ölçekte saygın bir değerlendirme sistemi olarak öne çıkıyor. Bu sistem, akademisyenlerin küresel bilim dünyasındaki görünürlüğünü ve etkisini ortaya koymayı amaçlıyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, elde edilen başarıya ilişkin yaptığı açıklamada sözlerinde şu ifadelere yer verdi: "Üniversitemiz öğretim üyelerinden Doç. Dr. Aytaç Altan’ın ScholarGPS gibi uluslararası saygınlığa sahip bir platformda, dünya genelinde üst sıralarda yer alması bizler için büyük bir gurur ve mutluluk vesilesidir. Bu başarı, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinin bilimsel üretkenliğinin, araştırma kalitesinin ve uluslararası görünürlüğünün somut bir göstergesidir. Akademisyenlerimizin dünya çapında elde ettiği bu tür nitelikli başarılar, Üniversitemizin bilim mutfağı kimliğini daha da güçlendirmekte, genç araştırmacılarımıza da ilham kaynağı olmaktadır. Bu duygu ve düşüncelerle değerli hocamız Doç. Dr. Aytaç Altan’ı, bu önemli başarısından dolayı yürekten tebrik ediyor, başarılarının artarak devam etmesini temenni ediyorum."
Hareket halindeki elektrikli araçlara kablosuz şarj projesi: "Hedef, araç durmadan menzili yüzde 10-20 yükseltmek"
18 Aralık 2025 Perşembe - 11:09 Hareket halindeki elektrikli araçlara kablosuz şarj projesi: "Hedef, araç durmadan menzili yüzde 10-20 yükseltmek" Doç. Dr. Ali Ağçal’ın yürütücülüğünü yaptığı, hareket halindeki elektrikli araçların kablosuz olarak şarj edilmesini hedefleyen proje, TÜBİTAK 3501 Kariyer Geliştirme Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Elektrikli araçların hareket hâlindeyken şarj edilmesini hedefleyen projeyle menzil sorununa çözüm üretmeyi amaçladıklarını belirten Doç. Dr. Ayçal, "Araç durmadan ilerlerken menzilini yüzde 10–20 artırabilecek bir enerji aktarımı sağlamayı hedefliyoruz. Yollara entegre edilecek şarj şeritleriyle elektrikli araçlar kendi kendini şarj edebilecek" dedi. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ali Ağçal’ın yürütücülüğünü üstlendiği "Hareket Halindeki Elektrikli Araçların Şarjı için Kablosuz Enerji Aktarımı Tasarımı ve Kapalı Çevrim Rezonans Frekansı Sabitleme Kontrolü" başlıklı proje, TÜBİTAK 3501 – Kariyer Geliştirme Programı kapsamında destek almaya hak kazandı. Proje kapsamında, elektrikli araçların hareket hâlindeyken kablosuz enerji aktarımı yoluyla şarj edilebilmesini sağlayacak yeni bir sistem tasarımı ile bu sisteme yönelik kontrol yöntemi geliştirilmesi hedefleniyor. Çalışmanın, elektrikli araç teknolojilerinde yaşanan menzil ve şarj sorunlarına çözüm sunması ve kablosuz şarj alanında önemli bir katkı sağlaması amaçlanıyor. "Hareket hâlindeyken şarj eden araçlar hedefleniyor" Üniversitenin Elektrik Makineleri Bölüm Başkan Yardımcısı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ali Ağçal, yürüttükleri çalışmalarla ilgili, "Yıllardır kablosuz enerji transferi üzerine çalışıyorum. Kablosuz şarj alanında cep telefonları, insansız hava araçları ve elektrikli otomobiller için çeşitli uygulamalar geliştirdik. Şimdi ise elektrikli araçların hareket hâlindeyken şarj olabilmesini sağlayacak kablosuz bir şarj sistemi üzerinde çalışıyoruz. Elektrik makineleri dersleri veriyorum ve uzmanlık alanım genel olarak kablosuz şarj sistemleri. Bu proje, elektrikli araçların şarj sorunlarına çözüm olabilecek nitelikte. Elektrikli araçların hareket hâlindeyken, yollara yerleştirilecek şarj şeritleri aracılığıyla kablosuz şekilde şarj edilmesini hedefleyen bir TÜBİTAK projesi geliştirdik. Dünyada benzer çalışmalar bulunuyor ancak biz bu sistemi daha verimli ve daha hızlı olacak şekilde tasarladık" şeklinde konuştu. "Hedef araç durmadan menzili artırmak" Projenin çıkış noktası, elektrikli araçlarda yaşanan menzil sorunu olduğunu belirten Ağçal, "Togg’un piyasaya çıkmasıyla birlikte ülkemizde elektrikli araç sayısı hızla arttı. Ancak mevcut batarya teknolojileri nedeniyle menzil hâlâ önemli bir problem. Örneğin Isparta’dan İstanbul’a gitmek istediğinizde, en iyi şartlarda bile yaklaşık 500 kilometrede durup şarj etmeniz gerekiyor. Bizim hedefimiz, araç durmadan ilerlerken menzilini yüzde 10–20 oranında artırabilecek bir enerji aktarımı sağlamak. Bu sistem şu anda dünyada deneme aşamasında. Bazı ülkelerde, özellikle ağır vasıtaların kullandığı yavaş şeritlerde birkaç kilometrelik kablosuz şarj şeritleri oluşturuldu. Biz de benzer bir altyapı üzerine kendi sistemimizi geliştirdik" ifadelerini kullandı. "İlham kaynağı Nikola Tesla’nın çalışmaları oldu" Bu projedeki ilham kaynağının yüksek lisans yıllarına dayandığını ifade eden Ağçal, "Nikola Tesla’nın kablosuz enerji transferi üzerine yaptığı çalışmalar beni çok etkilemişti. Doktora sürecimde elektrikli araçların şarj sistemlerini inceledim ve bu alanda özellikle hareketli şarj konusunda bir boşluk olduğunu fark ettim. Akademisyenler olarak da bu tür eksik alanlara çözüm üretmeyi amaçlıyoruz" dedi. "Projeye en büyük motivasyon öğrencilerinden geldi" "Projede beni en çok motive eden ise öğrencilerim oldu" diyen Ağçal, "TÜBİTAK onayından sonra, daha önce Yıldız Teknik Üniversitesi’ne gidip gelerek yürüttüğümüz çalışmaları burada kurduğumuz laboratuvarda sürdürebilmek bize büyük hız kazandırdı. Projemiz iki yıllık bir süreçten oluşuyor. Bütçenin aktarılmasının ardından proje resmen başlayacak. Bu projede bir yüksek lisans öğrencim görev alacak ve konu aynı zamanda tez çalışması olacak. Süreç içinde başka yüksek lisans öğrencilerinin de projeye dahil olmasını planlıyoruz. Kablosuz şarj sistemlerinin yaygınlaşmasının hem elektrikli araç teknolojilerine hem de yetiştirdiğimiz öğrencilere önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Amacımız, buradan yetişen öğrencilerle birlikte ülkemize ve dünyaya daha fazla fayda sağlamak" ifadelerini kullandı.
Hareket halindeki elektrikli araçlara kablosuz şarj projesi: "Hedef, araç durmadan menzili yüzde 10-20 yükseltmek"
18 Aralık 2025 Perşembe - 11:03 Hareket halindeki elektrikli araçlara kablosuz şarj projesi: "Hedef, araç durmadan menzili yüzde 10-20 yükseltmek" Doç. Dr. Ali Ağçal’ın yürütücülüğünü yaptığı, hareket halindeki elektrikli araçların kablosuz olarak şarj edilmesini hedefleyen proje, TÜBİTAK 3501 Kariyer Geliştirme Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Elektrikli araçların hareket hâlindeyken şarj edilmesini hedefleyen projeyle menzil sorununa çözüm üretmeyi amaçladıklarını belirten Doç. Dr. Ayçal, "Araç durmadan ilerlerken menzilini yüzde 10-20 artırabilecek bir enerji aktarımı sağlamayı hedefliyoruz. Yollara entegre edilecek şarj şeritleriyle elektrikli araçlar kendi kendini şarj edebilecek" dedi. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ali Ağçal’ın yürütücülüğünü üstlendiği "Hareket Halindeki Elektrikli Araçların Şarjı için Kablosuz Enerji Aktarımı Tasarımı ve Kapalı Çevrim Rezonans Frekansı Sabitleme Kontrolü" başlıklı proje, TÜBİTAK 3501 - Kariyer Geliştirme Programı kapsamında destek almaya hak kazandı. Proje kapsamında, elektrikli araçların hareket hâlindeyken kablosuz enerji aktarımı yoluyla şarj edilebilmesini sağlayacak yeni bir sistem tasarımı ile bu sisteme yönelik kontrol yöntemi geliştirilmesi hedefleniyor. Çalışmanın, elektrikli araç teknolojilerinde yaşanan menzil ve şarj sorunlarına çözüm sunması ve kablosuz şarj alanında önemli bir katkı sağlaması amaçlanıyor. "Hareket hâlindeyken şarj eden araçlar hedefleniyor" Üniversitenin Elektrik Makineleri Bölüm Başkan Yardımcısı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ali Ağçal, yürüttükleri çalışmalarla ilgili, "Yıllardır kablosuz enerji transferi üzerine çalışıyorum. Kablosuz şarj alanında cep telefonları, insansız hava araçları ve elektrikli otomobiller için çeşitli uygulamalar geliştirdik. Şimdi ise elektrikli araçların hareket hâlindeyken şarj olabilmesini sağlayacak kablosuz bir şarj sistemi üzerinde çalışıyoruz. Elektrik makineleri dersleri veriyorum ve uzmanlık alanım genel olarak kablosuz şarj sistemleri. Bu proje, elektrikli araçların şarj sorunlarına çözüm olabilecek nitelikte. Elektrikli araçların hareket hâlindeyken, yollara yerleştirilecek şarj şeritleri aracılığıyla kablosuz şekilde şarj edilmesini hedefleyen bir TÜBİTAK projesi geliştirdik. Dünyada benzer çalışmalar bulunuyor ancak biz bu sistemi daha verimli ve daha hızlı olacak şekilde tasarladık" şeklinde konuştu. "Hedef araç durmadan menzili artırmak" Projenin çıkış noktası, elektrikli araçlarda yaşanan menzil sorunu olduğunu belirten Ağçal, "TOGG’un piyasaya çıkmasıyla birlikte ülkemizde elektrikli araç sayısı hızla arttı. Ancak mevcut batarya teknolojileri nedeniyle menzil hâlâ önemli bir problem. Örneğin Isparta’dan İstanbul’a gitmek istediğinizde, en iyi şartlarda bile yaklaşık 500 kilometrede durup şarj etmeniz gerekiyor. Bizim hedefimiz, araç durmadan ilerlerken menzilini yüzde 10-20 oranında artırabilecek bir enerji aktarımı sağlamak. Bu sistem şu anda dünyada deneme aşamasında. Bazı ülkelerde, özellikle ağır vasıtaların kullandığı yavaş şeritlerde birkaç kilometrelik kablosuz şarj şeritleri oluşturuldu. Biz de benzer bir altyapı üzerine kendi sistemimizi geliştirdik" ifadelerini kullandı. "İlham kaynağı Nikola Tesla’nın çalışmaları oldu" Bu projedeki ilham kaynağının yüksek lisans yıllarına dayandığını ifade eden Ağçal, "Nikola Tesla’nın kablosuz enerji transferi üzerine yaptığı çalışmalar beni çok etkilemişti. Doktora sürecimde elektrikli araçların şarj sistemlerini inceledim ve bu alanda özellikle hareketli şarj konusunda bir boşluk olduğunu fark ettim. Akademisyenler olarak da bu tür eksik alanlara çözüm üretmeyi amaçlıyoruz" dedi. "Projeye en büyük motivasyon öğrencilerinden geldi" "Projede beni en çok motive eden ise öğrencilerim oldu" diyen Ağçal, "TÜBİTAK onayından sonra, daha önce Yıldız Teknik Üniversitesi’ne gidip gelerek yürüttüğümüz çalışmaları burada kurduğumuz laboratuvarda sürdürebilmek bize büyük hız kazandırdı. Projemiz iki yıllık bir süreçten oluşuyor. Bütçenin aktarılmasının ardından proje resmen başlayacak. Bu projede bir yüksek lisans öğrencim görev alacak ve konu aynı zamanda tez çalışması olacak. Süreç içinde başka yüksek lisans öğrencilerinin de projeye dahil olmasını planlıyoruz. Kablosuz şarj sistemlerinin yaygınlaşmasının hem elektrikli araç teknolojilerine hem de yetiştirdiğimiz öğrencilere önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Amacımız, buradan yetişen öğrencilerle birlikte ülkemize ve dünyaya daha fazla fayda sağlamak" ifadelerini kullandı. (FGY-SM-
Sabiha Gökçen’de uçuş emniyeti için 7/24 yaban hayatla mücadele devam ediyor
17 Aralık 2025 Çarşamba - 17:39 Sabiha Gökçen’de uçuş emniyeti için 7/24 yaban hayatla mücadele devam ediyor İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda uçuş emniyetini tehdit eden kuş ve diğer yaban hayvanlarına karşı bilimsel ve teknolojik yöntemlerle yürütülen mücadele faaliyetleri, uluslararası standartlara uygun şekilde 7 gün 24 saat devam ediyor. Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Meydan Otoritesi (HEAŞ), uçuş emniyetini korumak amacıyla yaban hayat kaynaklı riskleri bilimsel veriler ışığında yönetiyor. Havalimanı sahasında görev yapan ekipler, araçlı devriye ve anlık gözlem faaliyetleriyle kuş ve yaban hayvanlarının uçuş hattına yaklaşmasını önlüyor. Yaban hayatla mücadele kapsamında doğaya zarar vermeden etkili sonuç alınmasını sağlayan çeşitli teknolojik sistemler kullanılıyor. Bu kapsamda el tipi lazer kovucular, propan toplar, akustik etki oluşturan güneş panelli sesli kovucu sistemler, ultrasonik cihazlar ile 4x4 devriye ve Follow-Me (TOGG) araçları aktif olarak görev yapıyor. El tipi lazer kovucuların, kuşların görsel algılarını hedef alarak bulundukları alandan uzaklaşmalarını sağladığı, kuşlara ve doğal yaşama herhangi bir zarar vermediği belirtildi. Bu sistemlerin özellikle pist, taksi yolu ve apron gibi kritik alanlarda etkin şekilde kullanıldığı ifade edildi. Bilimsel gözlemle riskler önceden tespit ediliyor HEAŞ bünyesinde görev yapan uzman biyolog ve ornitologlar tarafından sahada düzenli gözlemler yapılıyor. Kuş türleri, uçuş yönleri, davranış biçimleri ve göç dönemleri kayıt altına alınarak riskli alanlar belirleniyor. Elde edilen bilimsel veriler, operasyonel karar süreçlerine doğrudan entegre ediliyor. Yaban hayatla mücadele faaliyetleri; Apron Yönetim Müdürlüğü’ne bağlı 1 biyolog, 1 ornitolog ve 84 operasyon personeli tarafından yürütülüyor. Türkiye genelinde üst sıralarda yer aldı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı yıllık emniyet olay bültenine göre, Türkiye genelindeki 56 havalimanı arasında 10. sırada yer alan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, yaban hayat kaynaklı olay oranları açısından bazı Avrupa ülkeleri ortalamalarından daha iyi bir performans sergiliyor. HEAŞ Yaban Hayatla Mücadele Birimi’nin temel amacının, doğal yaşamı koruyarak uçuş emniyetini en üst seviyede tutmak olduğu vurgulandı. Bilimsel veriler, teknolojik çözümler ve sahadaki çalışmalar sayesinde Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın, yaban hayatla mücadelede Türkiye’de ve uluslararası alanda örnek uygulamalar arasında yer aldığı belirtildi.
Sabiha Gökçen’de uçuş emniyeti için 7/24 yaban hayatla mücadele devam ediyor
17 Aralık 2025 Çarşamba - 16:48 Sabiha Gökçen’de uçuş emniyeti için 7/24 yaban hayatla mücadele devam ediyor İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda uçuş emniyetini tehdit eden kuş ve diğer yaban hayvanlarına karşı bilimsel ve teknolojik yöntemlerle yürütülen mücadele faaliyetleri, uluslararası standartlara uygun şekilde 7 gün 24 saat devam ediyor. Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Meydan Otoritesi (HEAŞ), uçuş emniyetini korumak amacıyla yaban hayat kaynaklı riskleri bilimsel veriler ışığında yönetiyor. Havalimanı sahasında görev yapan ekipler, araçlı devriye ve anlık gözlem faaliyetleriyle kuş ve yaban hayvanlarının uçuş hattına yaklaşmasını önlüyor. Yaban hayatla mücadele kapsamında doğaya zarar vermeden etkili sonuç alınmasını sağlayan çeşitli teknolojik sistemler kullanılıyor. Bu kapsamda el tipi lazer kovucular, propan toplar, akustik etki oluşturan güneş panelli sesli kovucu sistemler, ultrasonik cihazlar ile 4x4 devriye ve Follow-Me (TOGG) araçları aktif olarak görev yapıyor. El tipi lazer kovucuların, kuşların görsel algılarını hedef alarak bulundukları alandan uzaklaşmalarını sağladığı, kuşlara ve doğal yaşama herhangi bir zarar vermediği belirtildi. Bu sistemlerin özellikle pist, taksi yolu ve apron gibi kritik alanlarda etkin şekilde kullanıldığı ifade edildi. Bilimsel gözlemle riskler önceden tespit ediliyor HEAŞ bünyesinde görev yapan uzman biyolog ve ornitologlar tarafından sahada düzenli gözlemler yapılıyor. Kuş türleri, uçuş yönleri, davranış biçimleri ve göç dönemleri kayıt altına alınarak riskli alanlar belirleniyor. Elde edilen bilimsel veriler, operasyonel karar süreçlerine doğrudan entegre ediliyor. Yaban hayatla mücadele faaliyetleri; Apron Yönetim Müdürlüğü’ne bağlı 1 biyolog, 1 ornitolog ve 84 operasyon personeli tarafından yürütülüyor. Türkiye genelinde üst sıralarda yer aldı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı yıllık emniyet olay bültenine göre, Türkiye genelindeki 56 havalimanı arasında 10. sırada yer alan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, yaban hayat kaynaklı olay oranları açısından bazı Avrupa ülkeleri ortalamalarından daha iyi bir performans sergiliyor. HEAŞ Yaban Hayatla Mücadele Birimi’nin temel amacının, doğal yaşamı koruyarak uçuş emniyetini en üst seviyede tutmak olduğu vurgulandı. Bilimsel veriler, teknolojik çözümler ve sahadaki çalışmalar sayesinde Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın, yaban hayatla mücadelede Türkiye’de ve uluslararası alanda örnek uygulamalar arasında yer aldığı belirtildi.