TEKNOLOJİ
08 Mayıs 2026 Cuma - 14:37 Yılın ilk dört ayında 10 bin saati aşkın eğitim verildi Elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ, çalışanlarının sağlığını ve güvenliğini destekleyen uygulamaları eğitim, teknoloji ve sürekli gelişim anlayışıyla sürdürüyor. 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası dolayısıyla şirketten yapılan açıklamaya göre 2025 yılında OEDAŞ çalışanlarına 40 bin 139 saat, bu yılın ilk dört ayında ise 10 bin 87 saat eğitim verildi. OEDAŞ ayrıca, iş sağlığı ve güvenliği operasyonel risklerinin minimize edilmesine yönelik uydudan sayaç okuma, dron ile arıza tespiti gibi projeler de yürütüyor. Elektrik dağıtım hizmetini Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak’ta sürdürülebilir ve kaliteli hizmet anlayışıyla sürdüren Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), yaklaşık bin 200 çalışanının sağlığı ve güvenliği için eğitimden Ar-Ge’ye uzanan bir dizi çalışma yürütüyor. Şirket, 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası dolayısıyla bu alandaki çalışmaları hakkında bilgi verdi. Açıklamaya göre, faaliyet gösterdikleri iş kolu gereği enerji nakil hatları, yol kenarı, engebeli araziler gibi riskli alanlarda çalışmalar yürüten OEDAŞ, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) kapsamında yüksek standartlar geliştiriyor. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili mevzuatın yanı sıra ek eğitimler de düzenleyen şirketin açıklamasında, "Geçtiğimiz yıl yaklaşık bin 200 çalışanımız farklı konularda toplam 40 bin 139 saat eğitim aldı. Bu yılın ilk dört ayında da temel İSG eğitimleri, yüksekte çalışma, mesleki teknik eğitimler, sürdürülebilirliği de kapsayan pek çok alanda toplam 10 bin 87 saat eğitim verdik. Bu eğitimlerimiz şirket çalışanlarımızın yanı sıra yüklenici ve tedarikçilerimiz başta olmak üzere tüm paydaşlarımızı da kapsıyor" denildi. İş güvenliği performansı teknoloji desteğiyle artırılıyor İş sağlığı ve güvenliğinde teknolojinin önemine vurgu yapılan açıklama şöyle devam etti: "Arıza tespiti ve önleyici bakım çalışmalarını mümkün olduğunca uzaktan müdahale ederek gerçekleştiriyor, bu sayede çalışma arkadaşlarımızın zorlu saha işlerini azaltıyoruz. Engebeli alanlarda dron kullanımı, arızalara uzaktan müdahale ettiğimiz SCADA, saha denetimlerini canlı ve uzaktan gerçekleştirdiğimiz Görüntülü Haberleşme Sistemi, risk değerlendirmesi ve denetim planı için kullandığımız diğer dijital çözümler ve yazılımlarla süreçleri daha güvenli ve kontrollü hale getiriyoruz. Öte yandan uydu destekli projemizle arıza tespiti, aydınlatma takibi ve sayaç okuma gibi süreçleri uzaktan yürütebiliyoruz. Ekiplerimizin zorlu saha ve yol şartlarında bulunma ihtiyacını azaltan bu projemiz de iş güvenliği açısından kritik bir fayda sağlıyor." İSG süreçleri yazılımdan takip edilecek OEDAŞ, tüm İSG süreçlerinin anlık izlenmesi ve takibi, risklerin belirlenmesi ile eğitimlerin sistem üzerinden yönetilmesi amacıyla bu yıl itibarıyla Pincident İSG yazılım programını kullanmaya başladıklarını da açıkladı. Yazılım, tüm çalışanların İSG süreçlerine katılımını artırarak risklere yönelik aksiyonların daha hızlı ve etkin alınması ve bunlara yönelik eğitimlerin düzenlenmesine imkan tanıyor.
08 Mayıs 2026 Cuma - 14:01 DicleFest Şanlıurfa için geri sayım başladı Dicle Elektrik, enerji, bilim, teknoloji ve eğlenceyi tek bir alanda buluşturan DicleFest Şanlıurfa için sayılı günler kaldı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde altı ilde sürdürülebilirlik odaklı elektrik dağıtım hizmeti veren Dicle Elektrik, enerjinin geleceğine dair farkındalığı artırmak ve çocuklar ile gençleri bilim, teknoloji ve verimlilik odağında üretmeye teşvik etmek amacıyla DicleFest’i bu kez Şanlıurfa’ya taşıyor. 14-17 Mayıs tarihleri arasında Topçu Meydanı’nda gerçekleştirilecek DicleFest Şanlıurfa, enerji deneyim alanlarından teknoloji tanıtımlarına, çocuklara yönelik etkinliklerden konserlere kadar geniş içerikleriyle ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor. "Geleceğin enerjisini sen tasarla" DicleFest kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenen proje yarışması "Geleceğin Enerjisini Sen Tasarla" temasıyla öğrencileri enerji, sürdürülebilirlik ve verimlilik alanlarında yenilikçi fikirler üretmeye davet etti. Batman, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak’tan yoğun ilgi gören yarışmada lise ve üniversite öğrencileri ekipler halinde yarışırken yapılan değerlendirmeler sonucunda 4 kategoride 14 proje finale kaldı. Finalist ekipler, festival boyunca 3 gün süreyle projelerini DicleFest alanında sergileyerek ziyaretçilerle buluşturacak. DicleFest yarışmaları yalnızca lise ve üniversite öğrencileriyle sınırlı kalmayacak. Festival kapsamında ilkokul öğrencilerinin katıldığı resim yarışması ile ortaokul öğrencilerine yönelik hikâye yarışmasının sonuçları da Şanlıurfa’da açıklanacak. Böylece çocuklar ve gençler enerji tasarrufu, verimlilik, sürdürülebilirlik ve çevre bilinci gibi konuları kendi hayal dünyaları ve üretkenlikleriyle yorumlama fırsatı bulacak. Şanlıurfa’da enerji, teknoloji ve festival coşkusu bir arada DicleFest Şanlıurfa, 14-17 Mayıs tarihleri arasında Topçu Meydanı’nda her yaştan ziyaretçiye açık olacak. Festival alanında enerji deneyim istasyonları, teknoloji tanıtımları, çocuklara ve gençlere yönelik interaktif etkinlikler, proje sergileri ve konserler yer alacak. Dicle Elektrik, DicleFest ile hizmet verdiği şehirlerde enerji bilincini artırmayı, gençlerin yenilikçi fikirlerini desteklemeyi ve toplumun tüm kesimlerini sürdürülebilir gelecek vizyonu etrafında buluşturmayı hedefliyor.
08 Mayıs 2026 Cuma - 13:27 Kayserililerin uzay merakı Kayseri’nin merkez Kocasinan Belediyesi bünyesindeki Hıdırellez Gök Gözlemevi, 2025 yılında 16 bin 500 misafiri ağırladı. Astronom Tamer Akın, gökyüzüne olan ilginin her geçen yıl daha da arttığını söyledi. Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar tarafından Erkilet Mahallesi’nde 2023 yılında faaliyete geçirilen Hıdırellez Gök Gözlemevi, uzaya meraklı Kayserilileri ağırlamaya devam ediyor. Özel astronomik olayların haricinde ayrıca ziyaret edilerek gökyüzünün izlenebildiği gözlemevine vatandaşın ilgisi de her geçen gün artıyor. 2025 yılında 16 bin 500 misafir ağırladıklarını ifade eden Gözlemevi Sorumlusu Astronom Tamer Akın, "2023 yılında Hıdırellez Gök Gözlemevimiz faaliyete geçti. Çocuklarımız randevu sistemiyle gelirler. Gündüzleri temel astronomi, güneş sistemiyle ilgili bilgiler veriyoruz. Sadece güneş gözlemleri için yapılmış olan özel teleskopumuzla çocuklarımıza 150 milyon kilometre ötedeki Güneş’i canlı izletiyoruz. Akşam saatlerinde de çocuklarımız velilerimizle birlikte geliyor. Akşamları da Ay, Satürn, Mars, Jüpiter gibi hangi gezegen varsa gözlemlerini yapıyoruz. 2025 yılında ziyaretçi sayımızda 16 bin 500 kişiye ulaşmış olduk. Halk Günü etkinliklerimiz var; kanlı ay tutulması, güneş tutulması, meteor yağmurları gibi. Bu özel astronomi olaylarında da halkımız buraya gelerek, ücretsiz bir şekilde teleskopumuzla gösteri yapıyoruz" dedi. "Hayatın sadece Kayseri olmadığını öğretiyoruz" Önümüzdeki dönemin uzay çağı olacağını kaydeden Astronom Akın, "Kayserili vatandaşlarımızın her geçen yıl astronomiye ilgisi biraz daha artıyor. Hıdrellez Köşkü Gök Gözlemevimiz çocuklarımıza hayatların sadece Kayseri olmadığını, hedeflerinin Türkiye değil, dünya değil, uzay olması gerektiğini söylüyoruz. Gerçekten 5-10 yıl sonra çocuklarımız uzay çağıyla tanışmış olacaklar. Çocuklarımıza geleceği görmeleri gerektiğini, 10-15 yıl sonra seçecekleri meslekler arasında bunları da düşünmeleri gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz. Astronom, astrolog olun demiyoruz ama daha kaliteli bir hayat yaşamaları gerektiğini anlatıyoruz. Amacımız çocuklarımıza uzay bilimlerini sevdirebilmek. Kayseri’den evrene bir pencere açmış oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Bir tıkla başlayan dertleşme, büyük sorunlara yol açabilir
02 Kasım 2025 Pazar - 11:11 Bir tıkla başlayan dertleşme, büyük sorunlara yol açabilir Prof. Dr. Tuncay Dilci, yapay zekâyla özel bilgilerin paylaşılmasının tehlikeli olduğunu belirterek, bunun güvenlik riski oluşturabileceğini söyledi. Dilci, bu durumun bireyde depresyon, kimlik karmaşası ve intihara kadar varan psikolojik yıkımlara yol açabileceğini vurguladı. Günlük yaşamda yapay zekâ teknolojilerinin hızla gelişmesiyle birlikte insanlar, yalnızlıklarını gidermek, dertleşmek veya duygusal destek almak amacıyla yapay zekâ uygulamalarına yönelmeye başladı. Özellikle sevgilisinden ayrılan, ailevi sorunlar yaşayan veya stres altında bulunan kişilerin, yapay zekâya özel hayatlarını anlatması dikkat çekiyor. Bu durum kısa vadede kişiye rahatlama hissi verse de uzun vadede ciddi psikolojik ve toplumsal sonuçlar doğurabiliyor. İnsanların duygusal boşluklarını doldurmak için yapay zekâya başvurması, gerçek insan ilişkilerinin zayıflamasına ve bireyin toplumsal hayattan uzaklaşmasına yol açabiliyor. Ancak bu durumun sanıldığı kadar masum olmadığını belirten uzmanlar, yapay zekânın duygusal bir varlık olmadığını ve sadece algoritmalarla programlandığını vurguluyor. Yapay zekânın, insana benzeyen ses tonları ve onaylayıcı cevaplarıyla kişiye yakınlık hissi oluştursa da, bu iletişim gerçek bir empati veya dostluk içermiyor. Bu tür yapay duygusal bağlar zamanla içsel tatminsizlik, kimlik karmaşası ve sosyal izolasyona neden olabiliyor. Gerçek insan ilişkilerinden uzaklaşan bireylerde depresyon, melankoli ve intihara kadar varabilen psikolojik yıkımlar görülebiliyor. Dijital Yaşam Enstitüsü Başkanı, Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Başkanı ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Dilci yapay zekâyla kurulan bu sanal ilişkilerin son derece tehlikeli olduğunu belirterek, "Mahrem bilgilerini kesinlikle paylaşmamalıyız. Yapay zekayı bir yoldaş değil ayna olarak görmeliyiz. Bu durum aleyhimize olabilir. Çünkü kullanmış olduğunuz telefon ve bilgisayarların IP adreslerinden zaman ve süre anlamında mekânsal adresleri de tespit edilerek kime ait olduğu çıkabilir" dedi. "Bir algoritma ürünüdür" Tuncay Dilci, yapay zekaya özel hayatı anlatmanın sakıncalı bir durum olduğunu söyleyerek, "Yapay zekanın hayatımıza girmesi ile beraber ciddi sorunlar olacak. Avantajları olduğu kadar sorunlarını da görmezden gelmek insanı yanıltıcı olacak bir durumdur. Dolayısıyla yalnızlığı hafifletmesi, birtakım kendini ifade etme becerileri anlamında bilişsel bir ortaklık sağlayabilir. Uyum sorunlarını da beraberinde getiren bir olguyla karşı karşıyayız. Özellikle gerçek kişi olmadığı için, sadece algoritmalara dayalı insanı andırır bir takım ses ve efektler eşliğinde bilgi vermesi yanılsatıcı bir durumdur. Neticede insana özgü ortaya konan ürünleri taklit eden bir durumla karşı karşıyayız. Bu anlamda özellikle ergen kişilerde, yalnız kişilerde birtakım depresif ya da melankolik özellikli kişilerde ihtiyaca cevap veriyormuş gibi gözükse de uzun vadede ciddi sakıncaları olan bir durumdu. Yapay zeka bir algoritma ürünüdür. Onunla bir duygusallık kurmak onun beni anlıyor şeklinde uzun süreli bir bağ kurma veya hayatta beni tek anlayan o, benimle konuşuyor, bana cevap veriyor yalnızlığı giderici durum gibi yanılgı ileri de gerçek hayata uyumu sorunun da beraberinde getirecektir. Çünkü yapay zeka adı üstünde yapaydır. Dolayısıyla onun vermiş olduğu ses, vurgu, tonlama ya da bilgi bizim için bir dost yerine koyulması mümkün değil. Yani bireyin hayattan kendini soyutlaması gerçeklikten uzaklaşması ve ben artık dijital mecralarda arkadaşlık sistemini kullanıyorum diyerek toplumda yalnızlaşmaya doğru hatta hayatta kendine de yabancılaşmaya doğru giden bir durumla karşı karşıyayız" dedi. "Toplumsal sonuçlar ortaya çıkabilir" Dilci, yapa zeka ile paylaşılan verilerin başkalarının da ele geçirebileceğini söyleyerek, "Kişilerin empatik, terapatik veya birtakım diyalog anlamında ortaya koyacağı hissel bir sonuç elde edilmeyecektir. Özel ve hassas travmatik durumlarımızı bir duygusal boşluk ekseninde yapay zeka ile konuşmak onunla paylaşmak için sunduğumuzda bu verilerin başkalarının eline geçme riski de vardır. Aynı zamanda bu veriler genel anlamda bir eğitimin veya bir paylaşımın aracı haline gelebilir ve toplumsal sonuçları da ortaya çıkarabilir. İnsan psikolojik ve kültürel bir varlıktır. Dolayısıyla insanın kendini ifade etmesi, karşılıklı etkileşim kurması sadece fiziksel bir temas değil aynı zamanda duygusal bağların da güçlenmesini gerektiren bir durumdur. Dolayısıyla insan davranışları birbirine bulaşıcıdır. Bu anlamda dijital nesnelerin ya da yapay zekanın davranışlarının soyut ve yüzeysel kalması kişide içsel bir yoksunluk, beraberinde tatminsizlik getirecektir. Sanallaşan tüm ilişkiler düşünceler bir kimlik erozyonuna dönüşebilecek ve beraberinde varoluşsal anlamda bireyin var olur sorunlarıyla da karşı karşıya kalmasına sebebiyet verecektir. Yapay zeka temelli bir yaşam tarzı, yapay zekayla arkadaşlık, konuşma veya gerçek hayattan uzaklaşarak yapay zeka temelli yorumlar yapma, kendini sürekli onaylama durumu söz konusudur" diye konuştu. "Sürekli pozitif yanıt veriyor" Dijital mecralarda ayak izlerinin olduğunu ifade eden Dilci, "Yapay zekanın soru soran kişiye hep pozitif ve onaylama yönü vardır. Oysa gerçek hayatta öyle değildir. Kişinin kimlik ve karakter aşılmasına bağlı olarak karşılıklı etkileşimden kaçacağı için hayatta var olma sürecini de sabote etmiş olacaktır. Bireyin geçekten uzaklaşması ve gerçek tatmini vermeyeceği için ciddi yıkımlar, hayal kırıklıkları ve bunun sonucunda intihara kadar varabilen bir boşlukta hissetme duygusuyla da karşı karşıya kalabilir. İçsel bir tatminsizliğin sonucu olarak dışavurumu çok sert, ani hatta kendine dönük bir şiddete bile dönüşebilir. İnsan sosyopsikolojik kültürel bir varlıktır. Dolayısıyla sosyal psikolojik kültür yönünden kendimizi besleyici arkadaş, dost, çevre edinmemiz elzemdir. Gerçek anlamda bir dertleşme değildir. Bir insanla hiç konuşmadan bir mekanda olmak bile çok faydalı bir şeydir. İnsan insana muhtaçtır, insan insanın bir nevi dostu, arkadaşı ve yalnızlığını giderici bir aile konumundadır. Duygusal bir arkadaşlıktan öte düşünce partneri ve yine mahrem bilgilerini kesinlikle paylaşmamalıyız. Çünkü dijital mecralarda ayak izlerimiz söz konusudur" şeklinde konuştu.
OMÜ’lü öğrencilerin 6 projesi ÜNİDES desteği kazandı
01 Kasım 2025 Cumartesi - 13:31 OMÜ’lü öğrencilerin 6 projesi ÜNİDES desteği kazandı Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğrencileri, toplumsal katkı ve yenilikçilik odaklı projeleriyle dikkat çekti. OMÜ’lü öğrenci toplulukları tarafından hazırlanan 6 proje, Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) kapsamında destek almaya hak kazandı. 16 Eylül-15 Ekim 2025 tarihleri arasında yürütülen başvuru sürecinde 81 ilden toplam 3 bin 764 proje değerlendirildi. Açıklanan sonuçlara göre OMÜ, 6 proje ile ÜNİDES desteği kazanan üniversiteler arasında yer aldı. Bu başarı, OMÜ’nün proje geliştirme kapasitesinin ve öğrenci üretkenliğinin giderek güçlendiğini bir kez daha ortaya koydu. Destek almaya hak kazanan projeler Sosyal Hizmette Dijital Empati-Etik ve Sosyal Hizmet Topluluğu. Samsun Model Fabrika Teknik Gezisi ve Yalın Üretim Eğitimi-Proses Topluluğu. Kampüslerden Filistin’e Dayanışma: Stant ve Duvar (Mural) Projesi – Üniversiteli Akil Gençlik Topluluğu. Rotamız TÜBİTAK-Genomü Topluluğu. Geleceğin Öğretmenlerinin Çocuklarda İhmal ve İstismar Farkındalığını Artırma Paneli-Okul Öncesi Düşler Topluluğu. Kamu Kurumlarında Katılımcı Demokrasi ve Gençlik Diyaloğu: Bakanlık Ziyaretleriyle Uygulamalı Gözlem-Siyaset Bilimi Topluluğu. Farklı fakültelerden öğrencilerin ortak emeğiyle hazırlanan projeler; dijital empati, üretim verimliliği, toplumsal farkındalık, bilimsel araştırma, çocuk hakları ve katılımcı demokrasi gibi temalarda yenilikçi yaklaşımlarıyla öne çıktı. Rektör Aydın: "Öğrencilerimizin üretkenliğiyle gurur duyuyoruz" OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, ÜNİDES 5. Dönem çağrısında destek almaya hak kazanan tüm öğrenci topluluklarını tebrik ederek, "Üniversitemiz öğrencilerinin ortaya koyduğu yenilikçi fikirleri, üretken çalışmaları ve toplumsal yarar sağlamayı hedefleyen projeleri bizleri büyük bir gurur ve memnuniyetle sevindirmektedir. Ondokuz Mayıs Üniversitesi olarak gençlerimizin girişimci ruhunu desteklemeye, vizyonlarını geliştirmeye ve hedeflerine ulaşmalarına katkı sunmaya devam edeceğiz. Bu süreçte emeği geçen tüm öğrencilerimizi, danışman hocalarımızı ve ilgili personelimizi içtenlikle kutluyorum" dedi. OMÜ, öğrencilerini yalnızca akademik olarak değil; aynı zamanda toplumsal katkı, yenilikçilik ve girişimcilik alanlarında da desteklemeyi sürdürerek, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek gençlerin yanında olmaya kararlılıkla devam ediyor.
TUSAŞ baş test pilotundan öğrencilere ’gökyüzü dersleri’
01 Kasım 2025 Cumartesi - 13:26 TUSAŞ baş test pilotundan öğrencilere ’gökyüzü dersleri’ Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) bünyesinde üretilen HÜRKUŞ’un Baş Test Pilotu Murat Özpala, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğrencilerine adeta "gökyüzü dersi" verdi. Deneyimli pilot, mühendis adaylarına havacılığın sınır tanımayan dünyasını anlatarak azim, disiplin ve cesaretin başarıdaki yerini vurguladı. Test Pilotu Murat Özpala, OMÜ öğrencileriyle bir araya geldi. OMÜ Endüstri Mühendisliği Mükemmellik Topluluğu tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Cross The Limits (CTL’25)" etkinliği, Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Programda konuşan Murat Özpala, havacılık sektöründeki deneyimlerini öğrencilerle paylaşarak test pilotluğu süreci, uçuş güvenliği ve havacılıkta kariyer planlaması konularında bilgi verdi. Özpala, sektörde ilerlemek isteyen gençlere azim, disiplin ve sürekli öğrenme konularında tavsiyelerde bulundu. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz ise etkinliğin anlamına değinerek, "Bu etkinlik, sınırları aşmanın, cesaretle ilerlemenin ve hayal gücünün gücüne inanmanın bir simgesidir" dedi. Kurnaz, Türkiye’nin savunma ve havacılık projelerine dikkat çekerek, "GÖKBEY, HÜRKUŞ, BAYRAKTAR ve Milli Muharip Uçak gibi projeler yalnızca mühendislik başarısı değil, aynı zamanda Türkiye’nin bağımsızlığına, özgüvenine ve teknolojik egemenliğine atılmış stratejik adımlardır" ifadesini kullandı. Türk havacılığının öncülerinden Vecihi Hürkuş’u da anan Kurnaz, "Kariyeri boyunca farklı tipte uçakları uçuran, kendi uçağını üreten büyük öncü Vecihi Hürkuş’u rahmet ve saygıyla anıyorum. Bugün Türk Hava Kuvvetleri’nin yeni nesil eğitim uçağı HÜRKUŞ, onun adını ve vizyonunu yaşatmaktadır" diye konuştu. Kurnaz, Türk havacılığının gelişimine sunduğu katkılar ve öğrencilere aktardığı değerli tecrübeler dolayısıyla Murat Özpala’ya teşekkür etti. Etkinlik sonunda, katkılarından dolayı Murat Özpala’ya teşekkür plaketi takdim edildi. Ayrıca kulüp danışmanı Prof. Dr. Sermin Elevli ve önceki dönem kulüp başkanı Eda Yılmaz’a da desteklerinden ötürü plaket sunuldu. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. Etkinliğe ayrıca; Rektör Danışmanı Doç. Dr. Begüm Korunur Engiz, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yıldıray Topçu, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Rektör Fatma Aydın: "Bilim, zamanın rehberliğinde yenilenmelidir"
01 Kasım 2025 Cumartesi - 12:04 Rektör Fatma Aydın: "Bilim, zamanın rehberliğinde yenilenmelidir" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, Türk Dermatoloji Derneği tarafından düzenlenen "33. Ulusal Dermatoloji Kongresi"ne onursal başkan olarak katıldı. Kongrede konuşan Rektör Fatma Aydın, bilimin sürekli yenilenmesi gerektiğini vurgulayarak, "Zaman insanlığın en tesirli eğitmenidir" dedi. Kongre, OMÜ Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı’nın ev sahipliğinde Antalya’da düzenlendi. Çok sayıda akademisyen, hekim ve araştırmacının katıldığı etkinlikte dermatoloji alanındaki son bilimsel gelişmeler, yenilikçi tedavi yaklaşımları ve multidisipliner uygulamalar ele alındı. Açılış konuşmasında bilimin dinamizmine dikkat çeken Rektör Aydın, "Bilimsel birikimin zenginleşmesi, mesleki tecrübenin derinleşmesi için zamanın kazanımlarıyla desteklenmesi şarttır. Günümüzde bilgiyi güncellemek ve yeniliklere uyum sağlamak artık bir tercih değil, zorunluluk hâline gelmiştir" diye konuştu. Dermatolojinin modern tıbbın en hızlı gelişen alanlarından biri olduğunu vurgulayan Aydın, "Genetik, immünoloji ve dijital tıptaki ilerlemelerle birlikte disiplinimiz büyük bir ivme kazanmıştır. Yapay zekâ destekli tanı-tedavi uygulamaları, teledermatoloji ve mobil sağlık sistemleri artık günlük pratiğin vazgeçilmez parçalarıdır" şeklinde konuştu. Teknolojik gelişmelerin sağlıkta adalet ve eşitliği güçlendirdiğini belirten Rektör Aydın, şöyle devam etti: "Bir zamanlar yalnızca büyük merkezlerde erişilebilen uzman görüşleri, bugün ülkemizin en uzak noktalarındaki hastalara saniyeler içinde ulaşabiliyor. Bu durum sadece teknolojik değil, aynı zamanda toplumsal bir ilerlemedir." "Çevresel sürdürülebilirlik çağdaş dermatolojinin sorumluluk alanıdır" İklim değişikliği, UV maruziyeti ve çevresel toksinlerin artışı karşısında dermatolojinin sorumluluk alanlarının genişlediğini belirten Rektör Aydın, şunları söyledi: "Artık yalnızca hastalıklarla değil, çevresel sürdürülebilirlikle de ilgilenmek zorundayız. Deri kanserlerinin önlenmesi, güneşten korunma bilincinin artırılması ve kozmetik ürünlerin çevresel etkileri gibi halk sağlığı boyutları da çağdaş dermatolojinin sorumluluk alanına girmektedir." Kongrelerin mesleki dayanışma ve bilimsel etkileşim açısından önemine de değinen Rektör Aydın, "Her oturum yeni bir fikre, her karşılaşma yeni bir paydaşlığa köprü olacaktır. Amacımız, kongremizin yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda güçlü bir topluluk ruhunun yansıması olmasıdır" ifadelerini kullandı. Kongreye, Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertan Yılmaz, Dernek Yönetim Kurulu üyeleri, Bilimsel Değerlendirme Kurulu, akademisyenler, araştırmacılar ve sağlık profesyonelleri katıldı.
Prof. Dr. Fahrettin Yakupanoğlu; "Bilim makalede kalmamalı, ürüne dönüşmeli"
01 Kasım 2025 Cumartesi - 11:30 Prof. Dr. Fahrettin Yakupanoğlu; "Bilim makalede kalmamalı, ürüne dönüşmeli" Türk bilim insanı Prof. Dr. Fahrettin Yakupanoğlu, bilimsel çalışmaların yalnızca akademik yayınlarda yer almakla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, "Bilim, ancak ürün haline geldiğinde topluma ve ülkeye gerçek fayda sağlar" dedi. Fırat Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi, Fırat Teknokent’te faaliyet gösteren FYTRONIX Yüksek Teknoloji Şirketi kurucusu, Bilim ve Sanayi İşbirliği Ajansı Başkanı olan Prof. Dr. Yakupanoğlu, yıllardır sürdürdüğü araştırmalarla teoriyi pratiğe dönüştürmenin önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Yakuphanoğlu, " Bilim insanları araştırmalarını uluslararası dergilerde yayımlıyor, ancak bu sonuçların gerçek hayatta kullanılabilir hale gelmesi gerekiyor. Biz bugüne kadar tamamen yerli imkanlarla 45’e yakın cihaz geliştirdik. Tüm bu sistemlerin temelinde fizik formülleri yatıyor. Hatta Albert Einstein’ın Nobel kazandığı foton teorisini, kendi geliştirdiğimiz sistemlerle deneysel olarak doğruladık" diye konuştu. Fotonik sistemler, sensör teknolojileri ve ileri düzey malzeme araştırmaları alanında çalışan Yakupanoğlu, "Üniversitelerdeki bilimsel sonuçlar, laboratuvarlarda kalmamalı. Bu bilgiler girişimcilere ulaşmalı, makaleden prototipe, prototipten ürüne dönüşmeli. Eğer bu adımı atmazsak, bilim sadece kağıt üzerinde kalır ve ülke ekonomisine katkı sağlamaz. Bilimsel araştırmaların ticarileşmesi ve yerli üretime dönüşmesiyle Türkiye, yüksek teknoloji alanında küresel rekabet gücü kazanabilir. Amacımız, yerli imkanlarla geliştirilen sistemleri hem ekonomik hem de teknolojik değere dönüştürmek. Gerçek bilim, ürüne dönüşen bilgidir" ifadelerini kullandı.
BARÜ’nün akıllı tekstil projesi uluslararası iş birliğiyle yürütülecek
31 Ekim 2025 Cuma - 20:43 BARÜ’nün akıllı tekstil projesi uluslararası iş birliğiyle yürütülecek Bartın Üniversitesinin (BARÜ) Almanya-Türkiye ortaklığında geliştirdiği CORNET (Kolektif Araştırma Ağı) projesiyle akıllı tekstiller alanında sürdürülebilirlik hedefiyle yenilikçi yöntemler denenecek. Bartın Üniversitesi (BARÜ) Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Müslüm Kaplan’ın yürütücülüğünde TÜBİTAK CORNET Programı (Kolektif Araştırma Ağı) kapsamında Almanya’dan ortakları ile birlikte sunduğu proje desteklenmeye hak kazandı. "Yeni Nesil Tekstiller için İletken Nanokompozit Filamentler" (NanoComTex) projesiyle son yıllarda popülerliği giderek artan giyilebilir elektronik cihazlar ve akıllı tekstillere yönelik uluslararası iş birliğinde çeşitli çalışmalar gerçekleştirilecek. İki ülkeden 16 KOBİ proje çıktılarından faydalanacak Çalışmada proje ortağı olarak Almanya’dan Leibniz Polimer Araştırma Enstitüsü Dresden (Leibniz-Institut für Polymerforschung Dresden e.V-IPF) ve Saksonya Tekstil Araştırma Enstitüsü (Sächsisches Textilforschungsinstitut–STFI) yer alacak. Araştırmacı olarak ise BARÜ Tekstil Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Çağrıalp Arslan görev alacak. Ayrıca Türkiye ve Almanya’dan toplamda 16 KOBİ ölçeğindeki şirket projede "Kullanıcı Grubu" üyesi olarak proje çıktılarından faydalanacak. Türkiye’deki KOBİ’lere Bursa Teknik Üniversitesi Teknopark’ı, Almanya’da bulunan KOBİ’lere ise Tekstil Araştırma Kurulu Derneği (Forschungskuratorium Textil e.V.), "KOBİ Şemsiye Kuruluşu" olarak katkı sunacak. Sürdürülebilir ve dayanıklı tekstil çözümleri geliştirilecek Proje hakkında bilgilendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Kaplan, "Tekstil ürünleri, insan vücudunu kaplayabilmesi ve toplumdaki bireyler tarafından gün boyu kullanılabilmesi avantajları ile yeni gelişen iletişim cihazlarının, esnek elektroniklerin ve nanomalzemelerin yaygınlaştırılmasında büyük önem taşıyan bir arayüz niteliğindedir. Ancak tekstil liflerini oluşturan polimerler doğası gereği elektrik yalıtkanlığına sahip olması, akıllı tekstil uygulamaları için önemli bir sınırlama oluşturmaktadır. Projemizin temel hedefi, karbon nanotüp (CNT), grafen ve karbon siyahı gibi karbon bazlı nanomalzemeleri termoplastik polimerlere solüsyon halde karıştırarak iletken özellikli nanokompozitler oluşturmak ve bunları solüsyondan çekim yöntemiyle iletken tekstil filamentlerine dönüştürmektir. Geliştirilen iletken filamentler, mevcut piyasadaki alternatiflere göre daha iyi işlenebilirlik, yıkanabilirlik ve uzun süreli dayanıklılık sunacaktır." dedi. NanoComTex projesi kapsamında sürdürülebilirlik perspektifiyle geri dönüştürülmüş polimer malzemelerin kullanımı incelenerek hem çevresel etkileri azaltmayı hem de üreticilere maliyet avantajı sağlanması da hedefleniyor. Çevre dostu ve sürdürülebilir tekstil sektörüne katkı sağlayacak projenin önemine değinen BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya ""Bartın Üniversitesi olarak bilim, teknoloji ve yenilik temelli kalkınma hedeflerimiz doğrultusunda uluslararası projelerde yer almayı sürdürüyoruz. CORNET Programı kapsamında kabul edilen bu proje de araştırmacılarımızın küresel ölçekte yürüttüğü iş birliklerinin somut bir göstergesidir. Bu doğrultuda proje yürütücüsü Dr. Öğr. Üyesi Müslüm Kaplan’ı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Ayrıca TÜBİTAK Başkanımız Prof. Dr. Sayın Orhan Aydın’a ve uluslararası iş birliğine katkı sağlayan kurum ve kuruluşlara teşekkürlerimi sunuyorum." dedi.
Başkan Seçer: "İyi ki cumhuriyet var"
30 Ekim 2025 Perşembe - 16:35 Başkan Seçer: "İyi ki cumhuriyet var" Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Türkiye’nin dünyada söz sahibi ülkeler arasına girebilmesi ve uluslararası rekabette güçlü olabilmesi için bilim insanı, şair, sanatçı ve alanında rüştünü ispatlamış insanlar yetiştirmesi gerektiğini söyledi. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, eşi Meral Seçer ile birlikte Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı tarafından Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde düzenlenen ‘2. Mercan Bilim Şenliği’ne katılarak, geleceğin mühendisleri, doktorları, astronotları, yazılımcıları ve bilim insanları ile dolu dolu bir gün geçirdi. İlk ve ortaokul düzeyindeki 17 okuldan yaklaşık bin öğrencinin katıldığı 2. Mercan Bilim Şenliği’nde, 28 farklı atölye çadırı, bilim show gösterisi, robot kostüm animatör gösterisi, planetaryum gösterimi, yarışma sunumu ve yarışma ödül töreni yer aldı. "İyi ki Cumhuriyet var" Merkezde öğrencilerle buluşan Başkan Seçer, çocuklara ‘Cumhuriyet deyince aklınıza ne geliyor?’ sorusunu sordu. Çocuklardan ‘Atatürk’ yanıtını alan Seçer, "Cumhuriyet deyince benim de aklıma Mustafa Kemal Atatürk; eğitim, çağdaş bireyler, gelecek vadeden çocuklar, özgür kadınlar, bilim, kültür, sanat ve hayata dair iyi olan ne varsa geliyor. İyi ki cumhuriyet var" dedi. Mustafa Kemal Atatürk’ün; ‘Çocuklarımız geleceğimizin güvencesi ve bizim yaşama sevincimizdir’ cümlesini hatırlatan Seçer, "Size çok güveniyoruz ve inanıyoruz. Sizler bizim geleceğimizsiniz. Sizler ülkemizi daha iyi noktalara getireceksiniz" ifadelerini kullandı. "Mercan 2 yılda 167 bin 500 ziyaretçi ağırladı" Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nin hizmete açıldığı tarihten itibaren geçen 2 yıl içerisinde 167 bin 500 ziyaretçiye ev sahipliği yaptığını belirten Seçer, velilerin de merkezden oldukça memnun olduğunu söyledi. Mercan’da 119 interaktif deney düzeneği, 13 farklı temada deney atölyeleri, 120 kişilik Türkiye’nin en büyük planetaryumu olduğunu kaydeden Seçer, "Gözlem evimiz ve uzay dürbünümüz var. Oradan gökyüzünü izleyebiliyoruz. Günde 6 farklı seansta bilim turlarımız oluyor ve her seansta 120 kişi oluyor. Bugüne kadar 3 bin 75 okul grubu burada ağırlandı. İlkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik robotik kodlama atölyesi var. Haftada 1 gün toplam 6 saat süren programlarımız oluyor. Güneş gözlem etkinliklerimiz de var" diye konuştu. "Bilim merak ve araştırma işidir" Çocukların bilime olan merakını keşfedebilmeleri adına okul öncesi gruplara yönelik gezi ve atölyelerin olduğunu da belirten Seçer, "Minik bilim meraklıları atölyemiz var. Bilim bir merak ve araştırma işidir. Bilim insanı araştırmayı sever, merak eder, ‘bu nasıl oluyor?’, ‘bunu nasıl böyle yapabilirim?’ der. Bilim insanı olmak için bu merakın olması gerekir" şeklinde konuştu. "Diğer ülkelerle rekabet için bilim insanı, şair ve sanatçı yetiştirmek gerekir" Türkiye’nin dünyada söz sahibi ülkeler arasına girebilmesi ve uluslararası rekabette güçlü olabilmesi için bilim insanı, şair, sanatçı ve alanında rüştünü ispatlamış insanlar yetiştirmesi gerektiğini vurgulayan Seçer, "Çocuklarımızı bilim insanı olarak yetiştirebiliriz. Dünyada 200’e yakın ülke var. Türkiye’nin bu ülkelerle rekabet etmesinin yolu bağırmaktan, çağırmaktan geçmez. Ülke olarak; dünyaya mal olmuş bilim insanı, şair ve sanatçı yetiştirirseniz bu ülkelerle rekabet edebilir, saygın ülke olabilirsiniz. İstediğiniz kadar çalışın, eğer bilimde bir adım atamıyor, bir gelişme sağlayamıyor; çağı takip eden, çağın ruhunu bilen iyi bireyler yetiştiremiyorsanız dünyayla rekabet edemezsiniz" sözlerine yer verdi. Seçer, Büyüksehir Belediyesinin ‘çocuk dostu’ projelerini anlattı Mersin Büyükşehir Belediyesinin kadınlar ve çocuklar için etkin çalışmalar yürüttüğünü hatırlatan Başkan Seçer, "Kadına ve çocuğa ne kadar önem verdiğimizi göstermek, çok daha etkin çalışmalar yapabilmek için özel bir daire oluşturacağız dedik ve bunu gerçekleştirdik. Çocuklarımızın iyi yetişmeleri, geleceğe umut vaat etmeleri, birikimli bireyler olmaları için katkı sunmayı sürdüreceğiz" dedi. Otizm Aile Danışma Merkezi, Engelsiz Yaşam Merkezi ve Engelsiz Park, Kadın ve Çocuk Atölyelerinin faaliyetlerinin süreceğine değinen, El Bebek Gül Bebek ile Yeni Doğan Destek Paketi, okul sütü ve kuruyemiş dağıtımı projelerinin de devam edeceğini belirten Seçer, Çocuk Kampüslerinin de tüm ilçelerde açılacağını kaydetti. Çocukların, Büyükşehir Belediyesi Çocuk Meclisi aracılığıyla demokrasi ile tanıştığını belirten Seçer, "Demokrasisi olmayan bir ülkede hukuk da barış da refah da olmuyor. Çocuk Meclisimiz yaptığı toplantılar sonucu kente dair bize tavsiye niteliğinde fikirler sunuyor. Çocuk Meclisi üyelerimize buradan teşekkür ediyorum" diye konuştu. "Çocuklarımızı seviyor ve önemsiyoruz" Çocuklara ve gençlere yönelik verdikleri eğitim desteklerine değinen Başkan Seçer, "Hem YKS hem LGS’de eğitim ve öğretimi destekleme kurslarımız devam ediyor. LGS kurslarımıza devam eden öğrencilerimize öğle yemeği desteği de veriyoruz. Hello Mersin ile çocuklarımızın ve gençlerimizin yabancı dil öğrenmelerini istiyoruz. Mersin’de her yıl yaklaşık olarak 36 bin evladımız ilköğretime başlıyor. Her iki çocuktan birinin ilk çantasını ve ilk kırtasiye malzemesini Mersin Büyükşehir Belediyesi hediye ediyor. Çok beğeni toplayan yeni nesil kütüphanelerimizin sayısını da artıracağız. Her alanda çalışmalarımız devam edecek. Çocuklarımızı seviyor ve önemsiyoruz" dedi. Projelerin merkez ilçeler kadar kırsal mahallelere de ulaştığının altını çizen Seçer, "Kırsal mahallelerde yaşayan çocuklarımız buraya gelemiyorsa, biz onların ayağına gidiyoruz. Köylere gidiyoruz; şenlikler, tiyatrolar, oyun grupları, konserler, eğlenceler yapıyoruz. Çocuklarımız için muazzam etkinlikler oluyor ve bunları devam ettireceğiz" ifadelerini kullandı. Başkan Seçer konuşmasının ardından çocuklarla birlikte ‘Bilim Show’ izledi. Çocukların neşeli kahkahaları arasında geçen ‘Bilim Show’ miniklerden de yetişkinlerden de büyük alkış aldı. Başkan Seçer ve Meral Seçer ayrıca çocuklarla birlikte alanda yer alan atölyeleri gezdi ve atölyelerdeki etkinlikleri tek tek deneyimleyerek, program sonunda çocuklarla birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi. Şenlikte toplam 28 atölye yer aldı 2. Mercan Bilim Şenliği’nde toplam 28 atölye yer aldı. Güneş Gözlemi, Mikrodünya, Fosil Atölyesi, 3D Kalem ile Modelleme, Ben Maker ile Ahşap Şekillendirme, Kumaş Tablo Boyama, Rüzgar Gülü ve Periskop Atölyesi, STEAM Atölyesi, Volkanizma Deneyi, İstilacı Balık Türleri, Mercan Sergisi, Mercan Robosergi ve masa oyunlarından astrotabu ile satrancın yer aldığı şenlikte, Büyükşehir Belediyesinin farklı daire başkanlıklarının etkinlikleri ve diğer kurum, kuruluşların aktiviteleri de yer aldı.