ÇEVRE - 28 Şubat 2023 Salı 10:18

Doç. Dr. Çakmak: ’’Tunceli için depremin etkileri kaçınılmaz’’

A
A
A
Doç. Dr. Çakmak: ’’Tunceli için depremin etkileri kaçınılmaz’’

Tunceli Munzur Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç.

Tunceli Munzur Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yalçın Çakmak, tarih verilerine bakıldığında Tunceli için depremin etkilerinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.


Akademik çalışmalarını bir süredir Osmanlı’da aşiretler üzerine yoğunlaştıran Munzur Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yalçın Çakmak, çalışmalarında özellikle aşiretlerin konar-göçerliğini yani hareketliliğini ilgi çekici bulduğunu ifade etti. Yoğunlaştığı konunun Anadolu’daki aşiret dağılımına dair yorum yapmak için doğrudan ve dolaylı ipuçları sunduğunu kaydeden Çakmak, “Bu bakımdan siyasi nedenler kadar doğal hareketler ve afetlerden ötürü de aşiretlerin hareket halinde olduğunu görüyoruz. Bu bütün içerisinde Tunceli ve çevresinde meydana gelen depremleri de göz önünde bulundurarak bunun toplumsal yaşam ve dönüşüme etkisi üzerine düşünmek gerek. Mesela bugün bölgenin en büyük aşiret federasyonlarından olan Şeyh Hasanlıların Tunceli’ye geliş hikayelerinden biri de bir deprem hikayesiyle ilişkilendirilmektedir. 20. yüzyılın başında Tunceli’in eski mutasarrıflarından Celal Bey tarafından kaleme alınan bir layiha yani raporda, bölge aşiretlerine dair bilgi verilirken üç koldan bahsedilir Tuncelianlı, Seydanlı ve Şeyh Hasanlı. Mutasarrıf, bölgedeki Şeyh Hasanlıların kendi aktarımlarına dayanarak Tunceli’ye gelişlerini, esas yurtları olan Malatya civarından takriben iki yüzyıl önce yani 17-18 yüzyıllarda meydana gelen büyük bir depremle ilişkilendirir. Bu aşiretin geliş hikayesini Kürt Aşiretleri kitabımızda detaylıca işlemiştim” dedi.


Açıklamasında Tunceli’de çok büyük merkezi depremler yaşanıp yaşanmadığı sorusuna değinen Doç. Dr. Çakmak, “Bir kere tarihte, bugün elimizdeki teknolojiye uygun şekilde, doğrudan depremlerin üslerini ve şiddetini tespit eden cihazlara sahip olmadığımızı belirtelim. O nedenle bilhassa aynı anda birçok yeri etkileyen depremlerde neresinin merkez olduğunu tespit etmek bazen çok zor. Fakat yine de depremlerin oluşturduğu etkilerin vahametine bakarak bir tahminde bulunabiliriz. Dolayısıyla sadece Tunceli’de değil ama Tunceli’yi de olumsuz etkileyen çok kötü zelzelelerin olduğunu görürüz. Yani civarda yaşanan depremlerin burayı etkilediğini biliyoruz. Mesela çok uzaklardaki depremlerden ziyade özellikle Erzincan, Elazığ ve Bingöl’de meydana gelen depremlerin Tunceli’ye tesiri daha büyük oldu. Osmanlı tarihi için konuşacaksak bu yerlerin içinde de etkisi bakımından Erzincan odaklı depremler başta gelir. Burada ilk olarak 1535, sonrasındaysa 1570’lerde meydana gelen depremleri görürüz. 1570’lerdeki büyük deprem aylarca sürdü. Yine 1583’teki depremde kentte büyük bir yıkım yaşandı ve 20 bine yakın insan öldü. Bunu 1605, 1666, 1689, 1784 depremleri izledi. Özellikle 1666 ve 1784’te meydana gelen depremlerin sonuçları çok feci oldu. Neredeyse Erzincan’ın yarısını yıkıldı ve binlerce can kaybı yaşandı. 1784’teki depremde Kızuçan olarak adlandırılan Pülümür’de de tüm evler yıkıldı gibi. Halk büyük bir perişanlık yaşadığı için vergilerden muafiyet istedi. Zira devlet bunu deprem gibi doğal felaket yaşayan yerlerde yer yer uygulamaktaydı ama o an için Kızuçan ve diğer yerler için bu talep kabul edilmedi. Devamında, 1789 tarihinde Elazığ ile Tunceli ve çevresinde meydana gelen depremde çok büyük kayıplar yaşandı. Aktarılanlara göre bu depremde 50 binin üstünde insan öldü. Bunlara ek olarak yine 1544 ve 1675 Malatya depremleriyle, 1678 Palu depremlerinden bahsedebiliriz” diye konuştu.



’19. yüzyıl ve sonrasında Tunceli ve civarındaki illerde depremler devam etti’’


19. yüzyıl ve sonrasında Tunceli ve civarındaki illerde depremlerin devam ettiğini belirten Doç. Dr. Yalçın Çakmak, “1852, 1857-1859, 1866, 1894, 1901, 1909, 1924 yıllarında aralıklı olarak süren Erzurum depremleri, 1856 Harput, 1866 Muş ve Kiğı, 1888-1890 yılları arasında Erzincan depremleri, 1889, 1910 tarihli Palu depremleri, 1893 tarihli büyük Elazığ ve Malatya depremleri, aynı şekilde 1905-1906 ile 1908 tarihli Malatya depremleri ve son olarak 1909 tarihindeki Sivas depremini de bunlar arasında sayabiliriz ki yakın olmaları hasebiyle bunlar da Tunceli’yi etkiledi. Tabi bu depremler bir de diğer sorunlara birleşince sonuçları daha da kötü oldu. Mesela 1874 tarihinde Elazığ’da yaşandığı aktarılan deprem, meydana getirdiği mal ve can kaybı kadar tam da bu yıllar yani 1873-74’te ülke genelinde görülen kuraklığın oluşturduğu kıtlığın üzerine gelmesiyle insan yaşamı üzerinde daha da olumsuz sonuçlar doğurdu” şeklinde konuştu.


Yaşanan son depremlerle birlikte jeologların Ovacık fay hattına özellikle vurgu yaptığını dile getiren Doç. Dr. Yalçın Çakmak, “Jeologlar, meydana gelen depremlerde biriken enerjinin farklı fay hatlarına baskı yaparak stresini bir şekilde boşalttığını ya da yeni depremleri tetiklediğini ifade ediyor. Bunun için de bir yıl tahmininde bulunmasalar da tarihsel bilgilere dayanarak bu süreyi belirli bir periyod içerisinde tahmin ediyorlar. Fakat bana göre yine de bir kesinlikten bahsetmek pek mümkün değil. Anladığım kadarıyla dile getirilen tahminlerde de 200-300 yıl arası bir ihtimal ve sürekliliğe dikkat çekiliyor. Ama bu da tarihsel bilgiye göre pek mümkün değil. Zira bazen belli yerlerde bu sürelerden çok az zaman dilimlerinde peş peşe depremler yaşandığını biliyoruz. Evet, yaşadığımız son depremle Ovacık fay hattına da dikkat çekilmeye başlandı. Şimdi bir kere Ovacık’taki fay hattında geçmişte meydana gelen depremlerin bir merkez üs olup olmadığını net olarak söylemek mümkün değil. Zira buna dair kesin bir bilgi de yok ama aynı anda meydana gelen depremlerde Ovacık’ın da olumsuz etkilendiğini biliyoruz. Bunun için özellikle 1779 tarihinde Ovacık ile birlikte çevre illerde meydana gelen depremlerden söz edilirken en çok Ovacık Vadisi’ndeki Hopik ve Kızik adlı köyleri etkilediği aktarılır. Dediğim gibi burada Ovacık merkez üs müydü değil miydi? bilemiyoruz fakat her halükarda 1779 tarihli depremin Ovacık’ı kötü etkilediğini söyleyebiliriz. Aynı şeyi, 1856 Mart-Nisanında Kızuçan yani bugünkü Pülümür’ün Hasanabad köyünü vuran, 30-40 arasında insanla beraber birçok hayvanın öldüğü ve evlerin yıkıldığı deprem için de söyleyebiliriz. Başlangıçta da ifade ettiğim gibi sadece Tunceli ile yakın çevresinde değil Erzurum, Sivas, Maraş, Van, Adıyaman ve Malatya gibi yerlerde meydana gelen depremler de Tunceli’yi olumsuz etkiledi. Sonuçta bölge için depremlerin kaçınılmaz olduğunu kesinlikle biliyoruz. Bundan en az zararla çıkmak adına da uzman bilim insanlarının tavsiye ve öngörüleri ışığında hareket etmek dışında başka bir çaremiz yok. Çünkü tarih bize Tunceli için depremlerin dolaylı ve doğrudan etkilerinin ne yazık ki kaçınılmaz olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Başkan Sami Er: "Yepyeni bir Malatya oluşturuyoruz" Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, hayata geçirdikleri ve kaynağı bulunarak, planlanan projelerle birlikte geleceğin Malatya’sını inşa ettiklerini söyledi. Battalgazi Belediyesi Yeşilçam Sosyal Tesisleri’nde Battalgazi Muhtarlar Derneği Başkanı Abdulvahap Ortaç ve dernek üyeleriyle bir araya gelerek istişarelerde bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er Malatya’da ciddi, kıymetli ve kayda değer işler yaptıklarını söyledi. "Geleceğin Malatya’sını oluşturuyoruz" Sadece depremin yaralarını sarmadıklarını aynı zamanda geleceğin Malatya’sını da inşa ettiklerini aktaran Başkan Er, "Yolarıyla, bulvarlarıyla, yeşil alanlarıyla yepyeni bir Malatya oluşturuyoruz. Allah, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan razı olsun. Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği olmasaydı bu işler hızlı yürümez ve bu seviyede olmazdı. Deprem bölgesine hiçbir kısıtlama yapmadı. Tasarruf tedbirlerine rağmen kaynakları verdi. Malatya Valimizin duruşu, bizim TOKİ’deki tecrübemizle işlerimiz hızla çözüldü. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum göreve geldiğimde bana ‘Sen işin merkezinde ol’ dedi. Biz işi ele aldık, valimizle birlikte 3 ay içerisinde bütün rezerv alanları ilan ettik. Plan, proje ihalelerimizi yaptık. Üç ayda organize olduk, bir yılda binalar yükseldi. Yeşilevler 8 ayda tamamlandı" dedi. "35 milyar liralık altyapı yatırımı yapıyoruz" Yeniden imar ve inşa faaliyetlerinin sürdüğü Malatya’da 35 milyar liralık altyapı yatırımı yaptıklarına dikkati çeken Başkan Er, "Şebekenin tamamı değişiyor. İkizce’de 2,5 milyar liraya mal olan kolektör ve ileri biyolojik arıtma yapıyoruz. Orada çıkan suyu tekrar arıtıp, tarımsal sulamada kullanacağız. Yine oradan çıkan çamuru kurutup değerlendireceğiz. Eskimalatya’daki ikinci arıtma projemiz onaylandı. O suyu da tekrar arıtıp, tarımsal sulamada kullanacağız. Organize sanayi bölgesindeki arıtmayı da düzelteceğiz. Çevreyle ilgili çok önemli proje ve yatırımlarımız var. Malatya’da hiçbir atık su arıtılmadan deşarj edilmeyecek. Kapıkaya’da çöp döküm yeri noktasında ihalemizi yaptık. Fransa Kalkınma Ajansı’ndan aldığımız 10 milyon EURO kaynakla enkaz ayrıştırmasını gerçekleştiriyoruz" bilgisini paylaştı. "Ulaşımla ilgili bir sıkıntımız olmayacak" Malatya’da yol ağlarında ciddi çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Başkan Er, "Kışla Caddesi’nin genişliğini 30 metreye çıkardık. Fuzuli Caddesi’nde yapılan çalışmaya müdahale ettik. Bir gidiş bir geliş olarak planlanan cadde iki gidiş iki geliş olacak. Raylı sistem projesi Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından onaylandı. Kuzey ve Güney Kuşak yollarını bitirdik, ikinci etaplarına başlıyoruz. Beylerderesi’nde ikinci bir viyadük çalışmamız var. Kaynağını bulduk, çalışma başladı. Bunun yanında alternatif bir yol yapıyoruz. İkizce’den konutlar arasından çıkıp, Adıyaman yoluna bağlanacak. Malatya kuşak yollarıyla rahatlayacak. Kuzey Çevre Yolu da bu sene bitecek. Şehir merkezinde de yeni yol akslarımız var. Ulaşımla ilgili bir sıkıntımız olmayacak. 122 otobüsü sisteme kattık. Elektrikli otobüsler alacağız. Akülü otobüslerle Malatya’nın ulaşımını sağlayacağız" diye konuştu. "Çok güzel bir su kaynağı getiriyoruz" Malatya’ya yeni bir su kaynağı kazandıracaklarına dikkati çeken Başkan Sami Er, "Malatya’nın içme suyu ihtiyacını karşılayan Kaptaj’da su debisi 3 bin 500 litreden 2 bin 100 litreye düştü. 500 litre su ilave ettik ama depremde kesilme riskini gördük. Malatya’ya yeni bir su kazandırılması lazım. 75 milyon EURO bir kaynak bulduk. Malatya’ya çok güzel bir su kaynağı getiriyoruz. Fırat Havzası’ndan alıp İnderesi’nde büyük bir arıtma yaparak, alternatif suyu şehrimize kazandıracağız" diye konuştu.
Samsun Akıl oyunları: Çocuklar akıl ve zekalarını yarıştırdı Kendi ilçelerinde birinci olan 200’e yakın öğrenci, ülke birincisi olmak için 8. Türkiye Akıl ve Zekâ Oyunları Samsun İl Turnuvası’nda ter döktü. Türkiye Akıl ve Zekâ Oyunları Şampiyonası, 81 ilden 810 öğrenci, 180 refakatçi öğretmen ve 350 hakemin katılımıyla 5-6-7 Haziran tarihlerinde Konya Selçuklu Uluslararası Spor Kompleksi’nde gerçekleştirilecek. Konya’daki Türkiye Şampiyonası’na Samsun’dan gidecek öğrencilerin belirlendiği turnuvanın finali ise Samsun Büyükşehir Belediyesi Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon’da bugün yapıldı. Öğrenciler turnuva kapsamında ilkokul kademesinde motif, pentago, equilibrio, abluka ve küre oyunlarında; ortaokul kademesinde ise kulami, küre, pentago, abluka ve mangala oyunlarında mücadele etti. Turnuva hakkında bilgi veren Akıl ve Zekâ Oyunları Samsun İl Formatörü Yasemin Özer, "Samsun’un 17 ilçesinden gelen öğrencilerimizle birlikte rekabet dolu bir oyun serüveni yaşıyoruz. Bu sene 8’incisi düzenlenecek ve Konya’nın ev sahipliği yapacağı Türkiye şampiyonasında kazanan öğrencilerimiz Samsun’u temsil edecek. Heyecanı bol, kaybedeni olmayan bu yarışmaya 200’e yakın öğrencimiz katıldı. İlçelerinde birinci olan çocuklarımız, Samsun’u Türkiye’de temsil etmek için mücadele ediyor. İlkokul kategorisinde motif, pentago, equilibrio, abluka ve küre oyunlarında mücadele edilirken, ortaokul kademesinde ise kulami, küre, pentago, abluka ve mangala oyunları yer alıyor. Bu alanlarda şampiyon olan öğrencilerimiz, Samsun birincileri olarak gidecekleri Konya’da Türkiye şampiyonu olmak için mücadele edecek" dedi. Tüm Akıl ve Zekâ Oyunları Federasyonu öncülüğünde düzenlenen turnuva, akıl ve zekâ oyunlarının ulusal ve uluslararası alanda sevilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla organize edilerek gençlerin ve çocukların zihinsel gelişimlerine katkı sağlamayı amaçlıyor. Bu yıl Türkiye genelinde 1,7 milyon öğrencinin katıldığı turnuvada, illerinde dereceye giren 10 öğrenci ve 2 refakatçi öğretmenin katılımıyla; 81 ilden 810 öğrenci, 180 refakatçi öğretmen ve 350 hakemin gözlemciliğinde Konya’daki Türkiye Şampiyonası’nda final yapılacak.
Samsun Canik’te Geleneksel Mangala Turnuvası başlıyor Samsun’un Canik ilçesinde geleneksel hale gelen Mangala Turnuvası, bu yıl da çocukları, gençleri ve aileleri aynı masa etrafında buluşturarak hem rekabeti hem de kültürel mirası yaşatmaya hazırlanıyor. Canik Belediyesi tarafından düzenlenen ve ilçede artık bir gelenek haline gelen Canik Mangala Turnuvası, 10 Mayıs Pazar günü saat 10.00’da başlayacak birinci tur karşılaşmalarıyla start alacak. Canik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilecek organizasyonda, katılımcılar strateji ve zekâ gerektiren bu kadim oyunda kıyasıya mücadele edecek. Turnuvaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, mangalanın sadece bir oyun olmadığını, aynı zamanda kültürel bir miras taşıdığını vurgulayarak, "Canik Mangala Turnuvası’yla sevince ortak oluyor, aile içi iletişimin güçlendirilmesine katkı sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. 4 bin yıllık geçmişiyle dikkat çeken ve UNESCO tarafından "İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası" olarak tescillenen mangalanın, özellikle çocuklar ve gençler üzerinde bilişsel gelişime katkı sunduğuna dikkat çekilirken, turnuva kapsamında çeşitli sosyal ve kültürel etkinliklerin de düzenleneceği belirtildi. Canik’te her yıl yoğun ilgi gören turnuva, bu yıl da ailelerin katılımıyla hem rekabet hem de dayanışma atmosferi oluşturacak şekilde gerçekleştirilecek.