ASAYİŞ - 16 Nisan 2026 Perşembe 19:37

Gülistan Doku soruşturmasında ifadeler ortaya çıktı

A
A
A
Gülistan Doku soruşturmasında ifadeler ortaya çıktı

Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Gülistan Doku ile ilgili soruşturma sürerken ABD’de olan ve yakalama kararı çıkartılan Umut Altaş’ın babasının ifadeleri ortaya çıktı.


Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. İl Jandarma Komutanlığı’nda ifade işlemleri tamamlanan şüphelilerden E.E., G.E., S.G., S.Ö. bugün adliyeye sevk edildi.


Gözaltında bulunan şüpheli Mustafa Türkay Sonel ve hakkında yakalama kararı çıkartılan ABD’de bulunan arkadaşı Umut Altaş’ın 5 Ocak 2020 günü aynı araçta olduğu PTS kayıtları da dün ortaya çıkmıştı. Gözaltında bulunan Umut Altaş’ın babası Celal Altaş’ın jandarmadaki ifadeleri ortaya çıktı.



"Kaçak yollarla ABD’ye abisinin yanına gitti"


Ekipleri tarafından şüpheliye, hakkında yakalama kararı bulunan oğlunun ABD’ye nasıl, ne zaman, hangi yollarla gittiği ve neden hiç gelmediği soruldu. Bunun üzerine Umut Altaş, "Maddi durumum iyiydi doğrudur. Oğlum Umut, Türkiye’deki şartların iyi olmamasından dolayı o dönem Türkiye’den ayrılıp ABD ülkesinde bulunan diğer oğlum Sidar’ın yanına gitmeyi düşündü, ben de gitmemesini istedim ama lafımı dinlemedi ve gitti. Tarihini tam hatırlamıyorum ama 2023 yılı içerisinde Meksika ülkesine kadar turizm şirketim üzerinden yasal bir şekilde havayolu ile gitti ve sonrasında kaçak yollarla ABD’ye abisinin yanına gitti. Gittikten sonra 5 yıl ülkeye giriş çıkış yapamamasından dolayı hiç gelmedi. Oğlum Umut Altaş ile yurtdışına gittikten sonra whatsapp üzerinden şu an hafızamda olmayan fakat telefonumda ‘Umut Baba’ diye kayıtlı numara üzerinden yaklaşık 4-5 ay öncesine kadar görüşüyorduk, 4-5 aydır da numaraya ulaşılamıyor ve görüşmüyoruz, çünkü Umut’un ABD’de uyuşturucuya bulaştığını düşünüyorum. ABD’deki diğer oğlum Sidar ile sık sık görüşüyorum ama Umut’un durumunu o da bilmiyor ve haber alamıyormuş. Umut Tunceli’de iken de uyuşturucu madde kullanıyormuş. Ben görmedim ama ABD’ye gittikten sonra arkadaşlarından duymuştum. Oğlum genellikle Atatürk Mahallesi’nde bulunan kafelerde ve mekanlarda Mustafa Türkay Sonel ve diğer arkadaşlarıyla takılırdı. Gençlik Merkezine gider miydi bilmiyorum. Laf arasında da hiç geçmedi" dedi.



"Gençlik merkezinde belirtilen tarihte aynı yerden baz vermesi olabilir"


Gülistan Doku’nun kaybından 9 gün önce 27 Aralık 2019 tarihinde; Gülistan Doku, Umut Altaş, Uğurcan Açıkgöz ve Mustafa Türkay Sonel’in saat 16.30 civarına kadar birlikte gençlik merkezinden aynı yerden baz verdiğinin bilirkişi raporuyla tespit edildiği ve Umut Altaş’ın Gülistan Doku’yla tanışıklığının ne seviyede olduğunun sorulması üzerine Altaş, "Oğlum Umut Altaş’ın Uğurcan Açıkgöz ve Mustafa Türkay Sonel ile yakın arkadaşlığı vardır ve genellikle birlikte zaman geçirirlerdi. Gülistan Doku ile ilgili oğlumun arkadaşlığı olup olmadığın bilmiyorum. Gençlik merkezinde belirtilen tarihte aynı yerden baz vermesi olabilir. Oğlum, Uğurcan ve Türkay sürekli beraberlerdi ama Gülistan ile diyaloglarını bilmiyorum, duymadım da" ifadelerini kullandı.



"Böyle bir şeye oğlum dahil olmuş ise Allah belasını versin"


Gençlik merkezinde uyuşturucu kullanıldıktan sonra Gülistan Doku’nun cinsel ilişkiye girmeye rıza göstermediği için Mustafa Türkay Sonel ve Umut Altaş’ın Gülistan’ı darbederek tecavüz ettiklerinin ve bu olaydan sonra Gülistan’ın hamile kaldığı şeklindeki gizli tanık beyanının sorulması üzerine Altaş, "Oğlum o dönemde alkol kullanıyordu, ama uyuşturucu kullandığını yurtdışına çıktıktan sonra arkadaşlarından öğrendim. Oğlum Umut, Türkay, Zaıynal, Gülistan ve kız arkadaşının gençlik merkezinde içki içip uyuşturucu madde kullanıp cinsel ilişkiye girmeleri ile ilgili hiçbir bilgim yoktur. Böyle bir şey duymadım. Eğer ki böyle bir şeye oğlum dahil olmuş ise Allah belasını versin. Ben yukarıda Gülistan’ın köprüdeki son görüntüsü ile ilgili baz konumlarına bakılması yönünde bir teoride bulundum ve bu soruda da benim varsayımım geçerlidir. Böyle bir şeyden bilgim yok ama olabilir" dedi.



"Mustafa Türkay yanımda bir gün silahını çıkartarak ben bu silahla birisini vurdum"


Altaş, "Oğlumdan edindiğim bilgilere göre Mustafa Türkay o dönem silahla geziyormuş. Bu silahın Uzi ya da normal tabanca olup olmadığını bilmiyorum bu konuyu oğlum birkaç kez söylemişti. Hatta bir seferinde polis K noktasında atış bile yapmışlar. Gülistan Doku’nun öldürülmesi ile ilgili herhangi bir fikrim yoktur. Ben suçun işlendiği ile ilgili hiçbir şey gizlemedim. Yukarıda sorduğunuz olay ile ilgili bir şey duymadım ilk kez şimdi sizden duydum. Oğlum Şükrü’yü de tanır, Türkay’ı da tanır ama bir korucu tanıyıp tanımadığını bilmiyorum. Benim de tanıdığım bir korucu yoktur. Umut’un ABD’ye gitme sebebini de yukarıda anlattım. Yani ben göndermedim, o gitti. Türkiye’ye gelmeme sebebi de 5 yıllık süre dolmamasından dolayıdır. Bu olayla ilgili hiçbir şekilde olaya iştirakım veya yardımım yoktur. Umut konusunda da kendisi ile defalarca ABD de iken telefonla konuştuğumuzda sordum, bana ‘tanımıyorum, bilgim yok, birşeye de tanık olmadım’ dedi. Fakat yine bir gün yaklaşık yine 3-4 ay evvel oğlum ile telefonla koştuğumuzda ısrarlı bir şekilde bir şeye tanık oldun mu bir şey biliyor musun diye sorduğumda ‘Mustafa Türkay yanımda bir gün silahını çıkartarak ben bu silahla birisini vurdum’ demişti. Başka bir konuşmada ise ‘Bana para gönderin ben tehdit ediliyorum, yüklü miktarda para lazım’ demişti. Hatta bu konuşma esnasında sinirle telefonu kapattı. Para istemesini uyuşturucu almak için olabilir ama neden tehdit edildiğini anlamadım. Ben de oğlum somut bir şey gördün mü tanık oldun mu diye sorduğumda sadece bunları söylemişti" dedi.



"Umut belli ki bir şeyler saklıyor, bir şeylerden de korkuyor"


Altaş ifadesinin devamında, "Ben yukarıda da söylediğim üzere Umut belli ki bir şeyler saklıyor, bir şeylerden de korkuyor. Benim oğlum birisini öldüremez ama birşeye şahit olmuş olabilir. 2020 yılı Ocak ayında da hal ve tavırlarında değişiklik sezmedim. Türkay’ın neden Aygül’ü arattığı konusunda ise, acaba Gülistan Doku kendi ablasına bazı şeyler mi anlattı da Türkay bunu öğrenmek amaçlı Umut’a aratmış olabilir. Türkay uyanık birisi, oğlum ise sakin bir kişiliğe sahip. Türkay oğlumu bu konuda kullanmış ve Aygül’ü aratmış olabilir. Ben suçlu oğlum da olsa kayırma amacında değilim, tam tersine oğluma bildiklerini söylemesi konusunda yukarıda da söylediğim üzere telkinlerde bulundum. Oğlum ile görüşmesi için avukat dayısına da söyledim. Ama yine söylüyorum oğlumun bildiği bir şeyler var ama söylemiyor, bana söylediklerini de yukarıda anlattım. Ben birşeye şahit olmadım, ama Oğlum belli ki bir şeye şahit olmuş. Hatta gizli tanık olması konusunda da uyarılarda defalarca bulundum. Oğlum Umut’un kırmızı bülten çıkartılarak yakalanıp ülkemize getirilip bu soruları cevaplaması için ne gerekirse yapılması soruşturmanın selameti açısından faydalı olacaktır. Oğlum kişilik olarak ketum biridir ama vicdan sahibidir, bildiklerini anlatmasını çok isterim. Oğlum ile bu konuları telefonda konuşurken konuyu uzatmadan kısa cevaplar verip uzun konuşmanın önünü kesiyordu. Tepki bile göstermiyordu" diye konuştu.



Gülistan Doku soruşturmasında ifadeler ortaya çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Edremit’te Dünya Süt Günü’nde çocuklara çiftlikte uygulamalı eğitim Balıkesir’in Edremit ilçesinde Dünya Süt Günü etkinlikleri kapsamında anlamlı bir program düzenlendi. İlkokul öğrencileri, ilçe protokolüyle birlikte hayvancılık işletmesini ziyaret ederek sütün çiftlikten sofraya uzanan yolculuğunu uzmanlarından uygulamalı olarak öğrendi. Edremit ilçesinde, çocuklarda sağlıklı beslenme bilincini oluşturmak ve sütün üretim aşamalarını yerinde göstermek amacıyla özel bir farkındalık etkinliğine imza atıldı. Dünya Süt Günü dolayısıyla düzenlenen programa Edremit Kaymakamı Ahmet Odabaş, İlçe Tarım ve Orman Müdürü Sabriye Akçay, Edremit İlçe Milli Eğitim Müdürü Ramazan Esmen, Mithat-Fethi Büyükdalgıç İlkokulu Müdürü Ercan Şevik ve 3. sınıf öğrencileri katıldı. Protokol üyeleri ve minik öğrenciler, Eroğlan Mahallesi’nde uzun yıllardır üretim faaliyetlerini sürdüren İsmail Erkan Akçay Hayvancılık İşletmesi’nin konuğu oldu. Ziyaret kapsamında öğrencilere ilk olarak modern hayvancılık işletmesinin farklı departmanları ve işleyiş mekanizması tanıtıldı. İşletme sahibi ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde görev yapan teknik personel, çocuklara hayvansal üretimde büyük önem arz eden yem çeşitleri ve silaj yapımı hakkında temel pedagojik bilgiler aktardı. Teorik bilgilendirmenin ardından tesisin dana, düve ve buzağı bölümlerini heyecanla gezen minik öğrenciler, hayvanları yakından sevip tanıma fırsatı bularak çiftlik hayatını deneyimledi. Etkinliğin en renkli ve dikkat çekici anları ise sütün ilk elde edildiği sağım ünitesinde yaşandı. Uzman ekipler eşliğinde sağım odasını inceleyen öğrencilere, sütün hijyenik şartlarda nasıl sağıldığı uygulamalı olarak gösterildi. Eğitimde, günümüz teknolojisinde kullanılan makineli sağım sistemleri ile geleneksel elle sağım yöntemleri arasındaki teknik farklar ve hijyen kuralları çocuklara anlatıldı. Hayvancılık faaliyetlerini ve sütün sağlıklı beslenmedeki hayati önemini yerinde görerek öğrenen öğrencilere program sonunda taze süt ikram edildi. Anlamlı etkinlik, günün anısına çekilen toplu hatıra fotoğrafıyla son buldu.
Manisa Sanatla güzelleştirilen trafolar vandalların hedefi oldu Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından kent estetiğine katkı sunmak amacıyla şehrin çeşitli noktalarındaki trafolar sanat eserine dönüştürülürken, bazı duyarsız kişiler tarafından yapılan saldırı tepki çekti. Ressam Hidayet Gültekin’in mahallede yaptığı leylek figürlü çalışma, sprey boyalarla karalanarak zarar gördü. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü proje kapsamında, mahallelerde bulunan elektrik trafoları ressamların dokunuşuyla adeta açık hava sanat galerisine dönüştürüldü. Vatandaşların beğenisini kazanan çalışmalar arasında yer alan ve doğa temasıyla dikkat çeken Aynı Ali Mahallesi’ndeki ressam Hidayet Gültekin tarafından yapılan leylek figürlü trafo da kimliği belirsiz kişiler tarafından hedef alındı. Sprey boyalarla gelişi güzel yazılar yazılan trafoda, özellikle leylek figürlerinin büyük bölümünün karalandığı görüldü. Yapılan çirkin saldırı hem mahalle sakinlerinin hem de sanatseverlerin tepkisini çekti. Mahalle sakinleri, emek verilerek yapılan sanat çalışmalarının korunması gerektiğini belirterek, "Bu çalışmalar mahallemize güzellik katıyordu. Çocuklarımız bile önünde fotoğraf çektiriyordu. Böyle bir görüntü hepimizi üzdü." ifadelerini kullandı. Vatandaşlar, kamu malına zarar veren kişilerin tespit edilerek gerekli işlemlerin yapılmasını isterken, sanat çalışmalarının yeniden eski haline getirilmesini talep etti.