Yerel Haberler
Adana
Hırsızlık yapıp milyonlar kaybettiği sanal kumardan YEDAM desteğiyle kurtuldu 06 Mart 2026 Cuma - 11:21:07 Adana’da yaşayan 29 yaşındaki D.K., iletişime geçtiği Yeşilay Danışmanlık Merkezinden (YEDAM) aldığı destek sayesinde sanal kumar bağımlılığını hayatından çıkardı. Maddi ve manevi kayıplar yaşayan D.K., "Bağımlıların en çok yaptığı şey hırsızlık. Annemin, babamın kartını kullanmak, annemin altınını satmak gibi şeyler yaptım. Aileme zararım oldu. Bu süreçte yaklaşık 2,5 milyon kadar bir kaybımız oldu" dedi. Arkadaşının yönlendirmesiyle 2019 yılında sanal kumar oynamaya başlayan D.K., zamanla maddi ve manevi kayıplar yaşamaya başladı. Yaklaşık 3 yıldır YEDAM’da aldığı rehabilitasyon sayesinde sanal kumarı geride bırakan D.K., hayata yeniden başlamanın mutluluğunu yaşıyor. "’Ben kendimi kontrol edebilirim’ diye hep geçiştiriyordum" Sanal kumar bağımlılığını yenen 29 yaşındaki D.K., üniversitedeyken bir arkadaşı aracılığıyla sanal kumara başladığını belirterek, "İlk başta çok nadir oynuyordum. Sonra hayatın vermiş olduğu aileden uzaklık, psikolojik olarak yıprandığında mutlu olacağın şeyleri arama derken ben mutluluğu galiba orada bulduğum için ara ara oynarken artık günde ikiye çıktı sonra günde beşe çıktı. Bu süreçte insan ilk başta zaten kendisi yıpranıyor ama bence en çok aile veya eş yıpranıyor. Evet ben de çok yıprandım ama benim annem, babam, nişanlım daha çok yıprandılar. Çünkü onlar bir tedavi arayışı içindelerdi. Ben de ’ben kendimi kontrol edebilirim’ diye hep geçiştiriyordum. Maddi de manevi de en çok benim ailem yıprandı" dedi. D.K., bir gün kendi kendine ’ben artık oynamayacağım’ dediğini ifade ederek, "Çünkü hayatta hiçbir şeyi kalmayan bir insan nasılsa ben de olsa öyleydim. Bir hayvandan farklı hissetmiyordum kendimi. Annem, babam, ailem, hiç kimse benimle konuşmuyor. Ve bundan önce ben sayısız tedaviler gördüm. Hep özel sektörlerde. Hiçbir işe yaramadı, araştırdık YEDAM’ı bulduk. Bağımlıların en çok yaptığı şey hırsızlıktır. Ben başkasından değil ama annemin kartından, babamın kartından, annemin evde altını varsa altın satmak gibi şeyler yaptım. Ben başkalarına değil ama aileme zararım oldu. Bu süreçte yaklaşık 2,5 milyon kadar bir kaybımız oldu. Ve onu ben çalışmadığım için ailem ödedi" diye konuştu. "Kurtulamayacağımı düşünüyordum" 2,5 sene kadar bağımlılık süresi olduğunu kaydeden D.K., "Ben YEDAM’a ilk geldiğimde çok ümitli değildim. Kurtulamayacağımı düşünüyordum. ’Her şeyini kaybetmiş bir insan sıfırdan nasıl başlar’ diye düşünüyor insan. O sıralar ben ailem tarafından hem psikolojik şiddet hem de fiziki şiddete uğradım. Haklılar mıydı? Bence haklılardı. Başta çok kırılmıştım aslında ama burada ilk psikolojik danışmanımla başladım. Bir de sosyal hizmetler uzmanımla başladım. Atölyelere geldim. Haftada iki üç atölye yapıyordum. Aslında burada insan kendini keşfediyor. Ben hiç boyama veya resim yeteneğimin olduğunu bilmiyordum. Burada onları da kendimde keşfetmeye başladım ve o kadar iyi geliyor ki atölyeler. Böyle insanın oturup işe odaklanması ve bağımlılıkta beynine nasıl kontrol edebileceğine bence öğrenmenin en önemli yolu atölye olduğunu düşünüyorum ben. Bana sordular ’annenizle de görüşmenizi ister misiniz’ diye. Ben doktorlarla konuştuğumda anneme, babama anlatılmasından rahatsız olduğum için çok konuşamıyordum. Burada her şey gizlilikle olduğu için ben dedim ki ben isterim. Ailem de sizinle görüşmek isterse görüşebilirler. Ben üçüncü seneme girdim annem de gerçekten yılmadan hiç kaçırmadan benimle geldi. Annem, ablam görüştüler. Onlar da bağımlılığı öğrendi. Bence bağımlılıkta en önemli şey iletişim. İnsanı suçlamak yerine veya geçmişi hatırlatmak yerine iletişim kuvvetli olunca biz atlattık çok şükür. Ailem de şu an gayet iyiler. Nişanlandım mutluyuz. Bence en önemli etken ’evet yapabilirim’ demek. Bırakınca her şey daha berbat oluyor. Ben açıkçası bırakmıştım. Buraya gelmeseydim gerçekten ben şu an bu durumda olur muydum? Olmazdım kesinlikle. Yapabilirim demek çok önemli ve bir yolda istikrarlı yürümek daha çok önemli" şeklinde konuştu. "Bağımlılık bir hastalık, bundan kurtulabilmenin yolu kronik bir tedaviden geçiyor" Yeşilay Adana Şubesi Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım, YEDAM’ların 105 farklı noktada hizmet verdiğini kaydederek, "Adana’da YEDAM Şubemiz iki oldu. Bağımlılıkla ilgili sorun yaşayan danışanımız buraya gelip bu hizmeti alarak bağımlı olduğu davranıştan uzak kalabiliyor. Burada bağımlılık döngüsünde takip çok önemli. Her aradığında ulaşabileceği buraya davet edildiğinde gelebileceği bir nokta onların aslında boşluklarını dolduruyor. Ufak bir boşluk bile onları yanlış yerlere yönlendirebiliyor, itebiliyor. Biz bu boşlukları hem Yeşilay Şube olarak, hem Yeşilay Danışmanlık Merkezi Rehabilitasyon Merkezleri olarak doldurmaya çalışıyoruz. ’Hayır diyebiliyorsan, ekrana değil hayata bağlıysan, sen de Yeşilaycısın’ insanımıza yaklaşmaya çalışıyoruz. Madde bağımlılığı, alkol bağımlılığını, sanal kumar dediğimiz kumar bağımlılığını geçmiş durumda. Bu konuda gelen veriler, danışan sayıları da doğrudan bunu teyitliyor zaten. Kumar oynamak, oynayabilecek alanlar zor iken şu an sanal alemde bu iş daha da kolaylaşmış durumda. Sağlıklı bireyler ve sağlıklı toplum oluşturabilmek adına YEDAM’daki bu hizmeti arttırmak istiyoruz. Çünkü bağımlılık bir hastalık, bu hastalıktan kurtulabilmenin yolu kronik bir tedaviden geçiyor" dedi.
06 Mart 2026 Cuma - 10:33 Bebeği götürülünce evi yaktığı öne sürülen kadın faciaya neden oluyordu Adana’da bir apartmanın 10’uncu katında çıkan yangının, ev sahibi kadın tarafından çıkarıldığı öne sürüldü. Gözaltına alınan kadının ifadesinde, "Canım sıkıldı iki çakmakla yatak odasını yaktım. İşin buraya geleceğini hesap etmedim" dediği öğrenilirken, komşuları ise kadının boşandığı eşinin 4 aylık bebeğini alıp götürmesi üzerine evi yaktığını iddia etti. Yangın, 2 Mart günü Adana’nın merkez Sarıçam ilçesine bağlı Gültepe Mahallesi’nde bir apartmanın 10’uncu katında çıktı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Yangın kısa sürede üst katlara sıçrayınca apartmanda panik yaşandı. O sırada 13’üncü katta mahsur kalan baba ve 19 aylık oğlu, bir inşaat işçisi tarafından kurtarıldı. Yangında üsteki 3 katta zarar gördü. Yangın söndürülürken polis ekipleri de olayla ilgili inceleme başlattı. Yapılan araştırmalarda yangını 10’uncu katta oturan R.G. isimli kadının çıkardığı öne sürüldü. Gözaltına alınan kadının ifadesinde, "Canım sıkıldı iki çakmakla yatak odasını yaktım. İşin buraya geleceğini hesap etmedim" dediği öğrenildi. Kadın ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Ancak apartman sakinleri kadının yangını, boşandığı eşinin 4 aylık bebeğini alıp götürmesi nedeniyle çıkardığını iddia ederek şikayetçi oldu. Yangında eşini, çocuğunu ve kedisini son anda kurtaran apartman sakini Yusuf Şan, yaşadıklarını anlattı. Şan, "Yangın çıktığında eşim beni kaldırdı ve ben hemen 10’uncu kata koştum. Komşumuzu bebeğiyle birlikte kurtarmak istedim. Dumanlar fazlalaşınca hemen kendi ailemi kurtardım. Aşağı indiğimizde kadın, eşime ‘Ben yaktım merak etme’ demiş. Kocası bebeği alıp götürünce kadın evi yakmış. Sıkıntılı bir kadınmış. Daha önceden de evini yakmış. Aklı ve bilinci yerinde. Ben o kadının evi yaktığını bilmiyordum, öğrenince çıldırdım. Eşim o sesleri duymasa biz içeride kalıp dumandan etkilenip belki ölecektik. O kadını görmek istemiyorum. Evimiz çok kötü durumda, artık ne yapacağız bilmiyoruz" dedi. Yangın sırasında 13’üncü katta 19 aylık oğlu ile mahsur kalan Mehmet Güzel ise kadından şikayetçi olduğunu belirterek, "Yangın 10’uncu katta yaşayan kadın tarafından çıkıyor. Ben o kadından şikayetçi oldum. Onun yüzünden az kalsın bebeğimle birlikte ölüyordum. Evde ben değil annem olsa şu anda çocuğum da annem de ölebilirdi" ifadelerini kullandı. Yangınla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.
Adana’da 44 yıllık esnafın hayat dersi yazıları dikkat çekiyor
17 Kasım 2025 Pazartesi - 10:07 Adana’da 44 yıllık esnafın hayat dersi yazıları dikkat çekiyor Adana’nın Kozan ilçesinde 44 yıldır esnaflık yapan adam, iş yerinin dört bir yanına astığı hayat notları, sitem dolu ifadeler ve ders niteliğindeki yazıları dikkat çekiyor. İlçede bulunan Saimbeyli Caddesi’nde 44 yıldır kırtasiye, elektronik aletler ve birçok ürün üzerine satış yapan 69 yaşındaki Mehmet Canbolat, yıllardır müşterilerinden deneyimlediği olumsuzlukları ve helal ekmek vurgusunu iş yerinde astığı notlarla dile getiriyor. Canbolat, 44 yıldır esnaflık yaptığını belirterek insanların yanlış davranışlarını düzeltmeye çalıştığını ifade etti. Vatandaşların kendisine ‘Niye ucuz veriyorsun?’ dediğini belirten Canbolat, "Ben gerçek değerinde satıyorum. Her üründe aynı kâr olmaz. Yüzde 20-35 kâr yeter. Dükkâna ilk giren şaşırıyor ama sonra herkes memnun oluyor. Bazen kabadayı kişiler oluyor onlarda pişman oluyor sonra. Onları da eğitiyorum. Arkadaşım ’bu dünya geçici diyorum. Almayacaksın başka yerden al’ diyorum. Hırsızlarında baya önüne geçtim. Ürünleri elleyerek baktırmıyorum çoğu zaman bir bakıyorum iki saat uçuvermiş" dedi. "Alışveriş araştırılarak yapılmalı" Hırsızlıklara karşı sıkı önlem aldığını ifade eden Canbolat, helal ekmeğe önem verdiği için huzurlu uyuduğunu söyledi. Canbolat, "Bu kadar helalliğe ve dürüstlüğe önem vermemin sebebi rahat ve huzurlu uyuyorum. Dışarıda pahalı sandıkları ürünleri burada daha uyguna buluyorlar. Telefon şarj kablosunu 40-50 liraya satıyorum, bunu 200 liraya satan da alan da var. Hayat pahalılığı yok çok kar yapma var. İnsanlar özellikle gençler kredi kartlarıyla dengesiz alışveriş yapıyor. İnternetten ve başka yerden pahalı pahalı almadan önce araştırma yapmak gerek. Alışveriş araştırılarak yapılmalı. Eğer böyle olsa hayat pahalılığından şikayet edilmez ve maaşlar yeter" diye konuştu. Yıllardır Adana Büyükşehir Zabıta ekipleriyle sıkıntı yaşadığını belirterek tepkisini iş yerine astığı notlarla da dile getiren Canbolat, "Bu memleket sıcak. Gölgeliğimi açmak zorundayım ama zabıta sürekli gelip kameraya alıyor. Traktör, masa koyup işgal eden yerlere bir şey demiyorlar. Benim gölgeliğime sürekli tepki gösteriyorlar" ifadelerini kullandı. Ders, sitem, hayat dersi hepsi notlarda Canbolat’ın iş yerindeki dikkat çeken bazı notlar da ise "Erkek adamsın, kendi yaşındakine bağır hele genç ahlâksızlara, haksız yere iftira edenlere cevap yok", "Bu kadar pahalılık olmaması gerek. Hepimizde ahlaksızlık var. Allah korkumuz olacak" , "Zabıtalardan huzursuz olduğumdan değil, sık geliyorlar. Sıcak gölgelik diye söyleniyorlar", "Kozan’ın her yerini gezin, kaldırımları kimlerin işgal ettiğini görün. Ben tek başıma mücadele ediyorum" , "Bu vatan benim. Şehrimi seviyorum. Kimse benden daha çok sahiplenemez" gibi yazılar dikkat çekti. Uzun yıllardır Canbolat’tan alışveriş yapan ilçe sakinlerinden Sergender Geben, "90’lı yıllarda ben de burada esnaftım. Çok uzun yıllardır tanırım, o zaman da böyleydi. Elinde 5-7 yıllık ürün olur ama sapasağlamdır. Notlar hayat tecrübesi. 30 yıldır tanırım, hiç değişmedi" ifadelerini kullandı.
Vakıfbank’ın eski müdür yardımcısının vatandaşların hesabından para aldığı iddiası
17 Kasım 2025 Pazartesi - 09:32 Vakıfbank’ın eski müdür yardımcısının vatandaşların hesabından para aldığı iddiası Adana’da Vakıfbank’tan emekli olan banka müdür yardımcısının bir kişinin hesabından 298 bin dolar, başka bir kişinin hesabından ise 2 milyon lira aldığı öne sürüldü. Müdür yardımcısı suçlamaları kabul etmeyerek kanser hastası olduğunu müşterisinden elden 600 bin lira borç alıp ödediğini iddia etti. Merkez Yüreğir ilçesinde ikamet eden Bülent Elma iki çocuğunun adına 2014 yılında vadeli olarak 338 bin dolar, Nevzat Yarar, ise eşinin adına 2 milyon lira Vakıfbank Abidinpaşa Şubesine yatırdı. Ancak bir süre sonra Bülent Elma parayı vadeli yatırmasına rağmen çekmek istediğinde hesabında sadece 40 bin dolar kaldığını diğer paranın kendisinin rızası olmadan kendi adıyla 5 kişinin hesabına aktarıldığını öğrendi. Nevzat Yarar’da yine aynı şekilde eşinin hesabındaki 2 milyon liranın olmadığını fark etti. Bunun üzerine her iki vatandaşta Cumhuriyet Savcılığına giderek şikayetti bulundu. "Çocuklarımın geleceği için yatırdığım para buhar oldu" 2014 yılında küçük kızı ve oğlunun geleceği için bankaya vadeli olarak 338 bin dolar yatırdığını anlatan Bülent Elma, "2014 yılından bu yana yurt dışında çalışıyordum. Vakıfbank’a 388 bin dolar para yatırdım. Daha sonra kalp krizi geçirdim ve dönme kararı aldım. Vakıfbank müdür yardımcısı bir kadın, eşimle de çok samimiydi ve bize bir şekilde imzalar attırıyordu. Bu paraları çocuklarım için yatırıyordum. Büyük çocuğum ev ve araba istedi; ben de bankacı kadından paramı istedim. Yaklaşık 6 ay önce 5 milyon lira ile geldi. Biz "paramızı istiyoruz" dedik, kabul etmedik. Sahte dekont düzenlemiş. En son bize gönderdiği dekontta 442 bin dolar yazıyordu. Şu an paramız buhar oldu. Sadece en küçük çocuğumun adına 40 bin dolar bırakmış. Hiç tanımadığımız kişilere para göndermiş. Sözde bu paraları ben yollamışım ama hiçbirini tanımıyorum. Şikayetçi olduk savcılık şu an müfettiş raporunu bekliyor" dedi. Mağdurlardan Nevzat Yarar ise "Kendisinin babası benim kuzenim oluyor. Aramızda zaten bir güven vardı. Bütün hesaplarımız kendisindeydi. Bir mağdurun olduğunu öğrenince biz de kontrol ettik. Hesabımızda 2 milyon lira vardı ancak şu anda yok. Şikayetçi olduk, bekliyoruz. Kendisine ulaşamıyoruz, sırra kadem bastı" diye konuştu. "Ben kanser hastasıyım kimseyi dolandırmadım" Bankaya yatan paraları aldığı öne sürülen O.O. ise savcılıkta alınan ifadesinde suçlamaları kabul etmediğini kimseden para almadığını söylediği öğrenildi. O.Ö.’nün ifadesinde, "Hakkımda şikâyette bulunan Bülent Elma isimli şahsı yaklaşık 30 yıldır tanırım, eşi Belma Elma ile çocukluk arkadaşım olur, Bülent Elma yurtdışında çalışırdı, bankacılık işlemleri olduğunda benim o zaman çalıştığım Vakıfbank Yüreğir ve Abidinpaşa şubelerine gelir, bankacılıkla ilgili benden bilgi alırlardı, hatta benim çalıştığım bankada kendisine ve çocuklarına hesap açtı ancak ben ne kadar para yatırdı, ne kadar para çekti bilmiyorum, takip etmiyordum, ben banka müdür yardımcısı olarak çalışıyordum, sadece ben çekilen ya da yatırılan tutarlara kontrol ve onay kısmı beni ilgilendiriyordu. Benim akrabam olan Vehbi Ortaçbayram ve Efe Büyükbayram isimli şahıslara para gidip gitmediğini bilmiyorum. Belki de aralarında ticaret vardı, ben bu olayın bana nasıl geldiğini anlamıyorum. Ben 2019 yılında emekli oldum, bir süre sonra sağlık problemlerim ve ekonomik sıkıntılarım çıktı, Bülent Elma’ dan o tarihte yaklaşık 600 bin TL elden para aldım, herhangi bir senet veya evrak düzenlemedik, hatta ailesinin bu olayı duymamasını istedi, Ben bu paranın 477 bin 500 TL sini değişik tarihlerde ödeme yaptım, dekontlarını savcılık dosyasına sunacağım. Ayrıca ben kanser hastasıyım, yaklaşık 7 yıldır devamlı tedavi görüyorum. Suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum" diye konuştu. Bülent Elma’nın hesabından kendi hesaplarına para geldiği öne sürülen 5 kişiden Efe Büyükbayram ve Ebru Yel’de hesaplarına para geldiğinden haberlerinin olmadığını bilgilerinin ve rızalarının dışında kendi hesaplarında işlem yapıldığını söylediği öğrenildi.
Tarım işçilerinin grevi mandalinayı dalında bıraktı: Kilosu 3 liraya kadar geriledi
17 Kasım 2025 Pazartesi - 09:32 Tarım işçilerinin grevi mandalinayı dalında bıraktı: Kilosu 3 liraya kadar geriledi Türkiye’nin önemli narenciye üretim merkezlerinden Adana’da geçtiğimiz ay tarım aracılarının 9 günlük yevmiye grevi nedeniyle mandalinalar dalında kaldı. Mandalinanın bahçede kilosu 3 ile 5 liraya kadar geriledi. Türkiye narenciye üretiminin yüzde 40’ını karşılayan Adana’da kent genelinde yaklaşık 383 bin dönüm alanda ekilen mandalinada hasat Eylül ayının sonunda başladı. Bu sene Çukurova’da birçok ürün zirai dondan etkilenirken okitsu, mihowase, early ve primasol cinsi erkenci mandalinalar zirai dondan zarar görmedi. Dönümüne ortalama 4 ile 6 ton arasında verim alınan mandalina, ilk hasat edildiği haftalarda kilosu bahçede kalitesine göre 8 ile 15 lira arasında alıcı buldu. Ancak tarım aracılarının 9 günlük yevmiye grevi sırasında mandalinalar dalında kaldı ve erkenci cins birçok mandalina zarar gördü. İşçilerin grevi bittikten sonra ise portakal hasadının da başlaması, mandalinada rekolte fazlalığı nedeniyle ürün dalında kaldı. Mandalinanın bahçede kilosu 3 ile 5 liraya kadar geriledi. Öte yandan Rusya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesine ihraç edilen Adana mandalinası, dalında zarar görünce ihraç da edilemedi. "Mandalinalar şu anda 3-5 liradan alıcı buluyor" Konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na konuşan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "9 gün işçiler işe çıkmayınca meyve gecikti. Bu meyvenin bu zamana kalmaması lazımdı. Mandalinalar şu anda raf ömrünü kaybetti ve dış piyasaya gidemiyor, iç piyasada tüketiliyor. Sadece iyi olanlar yurt dışına gönderiliyor. İlk hasatta kilogram fiyatı 15 liraya kadar yükselen mandalinalar şu anda 3-5 liradan alıcı buluyor" ifadelerini kullandı. Çiftçinin tek para kazanacağı ve zirai dondan etkilenmeyen ürünün mandalina olduğuna dikkat çeken Doğan, "Zirai dondan tek mandalina etkilenmedi ve soğuk nedeniyle bazı cinslerde verim daha çok arttı. Kesimler eğer zamanında yapılsaydı bu meyveler ağaçta kalmayacaktı. Ekim ayının sonunda hasadı bitmesi gereken mandalinada hasat, Kasım ayının ortasına gelmemize rağmen devam ediyor" dedi. "Yüzde 10-20 ürün ağaçta kalacak" Hatay ve Adana’da mandalinaların dalında kalacağını belirten Doğan, "Mandalina verimi çok olduğu için Hatay ve Adana’da yüzde 10-20 ürün ağaçta kalacak. Zamanında kesilseydi bu meyveler ağaçta kalmayacaktı. Hem milli ekonomiye, hem de çiftçimize zarar oldu" diye konuştu.
Uzmanı uyardı: "Sürekli yorgunluğun sebebi B12 eksikliği olabilir"
17 Kasım 2025 Pazartesi - 09:06 Uzmanı uyardı: "Sürekli yorgunluğun sebebi B12 eksikliği olabilir" Tedavi edilmeyen B12 vitamini eksikliğinin kansızlıktan depresyona kadar pek çok tabloya yol açabileceğine belirten İç Hastalıkları ve Yetişkin Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Soner Solmaz, "Bu nedenle halsizlik, uyku isteği, unutkanlık gibi şikayetleri olan herkes, B12 düzeyini kontrol ettirmelidir" dedi. Enerjiden sinir sistemine kadar pek çok hayati işlevi destekleyen B12 vitamininin eksikliği, sürekli yorgun, halsiz hissetmek ve konsantrasyon kaybı yaşamak gibi etkilere yol açıyor. B12 vitamini, kırmızı kan hücrelerinin üretiminde, sinir sisteminin sağlıklı çalışmasında ve beyin fonksiyonlarının korunmasında kritik rol oynuyor, eksikliği ise uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi İç Hastalıkları ve Yetişkin Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Soner Solmaz, açıklamalarda bulundu. "Ruh halindeki değişikliklere dikkat edin" Eksiklik durumunun sessizce ilerlemesi halinde vücudun bazı sinyaller gönderdiğine aktaran Prof. Dr. Solmaz, "Sürekli yorgunluk ve halsizlik, baş dönmesi ve nefes darlığı, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, el ve ayaklarda karıncalanma veya uyuşma, denge sorunları ve kas zayıflığı, ruh hali değişiklikleri, depresyon ve sinirlilik gibi belirtileri yaşıyorsanız vakit kaybetmeden doktorunuza başvurun. Kan testi ile eksiklik tespit edilebilir ve uygun tedavi ile hızla giderilebilir" diye konuştu. "Vejetaryenler ve 50 yaş üstündekiler risk altında" B12 eksikliğine herkeste rastlanmakla birlikte bazı gruplarda daha çok görüldüğüne değinen Prof. Dr. Solmaz bu risk gruplarını şöyle sıraladı: "Bitkisel besinler B12 açısından yetersiz olduğu için vejetaryen ve veganlar, emilim sorunları yaşanabileceği için 50 yaş üstü yetişkinler, mide veya bağırsak ameliyatı geçirenler, Crohn, çölyak gibi hastalıklar vesilesiyle sindirim sistemi sorunları olanlar ile özellikle Metformin veya mide asidini azaltan ilaçları düzenli kullananlar." B12 vitamininin ağırlıklı olarak hayvansal gıdalarda bulunduğuna da değinen Solmaz, et, tavuk, hindi, balık, süt, yoğurt, peynir ve yumurtanın en güçlü doğal kaynaklar arasında yer aldığını ifade ederek, "Vejetaryen bireyler için B12 ile zenginleştirilmiş gıdalar ve doktor kontrolünde alınan takviyeler hayati öneme sahiptir. Ancak hiçbir hasta kendi başına takviye kullanmamalı, mutlaka doktor kontrolünde olmalıdır" ifadelerini kullandı. B12’nin yalnızca enerji verici bir vitamin olmadığını, aynı zamanda sinir sistemini koruyan ve ruh halini dengeleyen önemli bir madde olduğunu vurgulayan Porf. Dr. Solmaz, "B12 eksikliği tedavi edilmezse kansızlıktan depresyona kadar pek çok tabloya yol açabilir. Bu nedenle halsizlik, uyku isteği, unutkanlık gibi şikâyetleri olan herkes, B12 düzeyini kontrol ettirmelidir" şeklinde konuştu. "Yüksek B12 sessiz seyreder ama göz ardı edilmemelidir" Genellikle eksikliğiyle gündeme gelse de sebebi bilinmeyen B12 vitamini yüksekliğinin de önemli bir sağlık uyarısı olabileceğini de aktaran Prof. Dr. Solmaz, "Eğer kişi takviye almıyor, enjeksiyon kullanmıyor ve beslenmesinde aşırı B12 bulunmuyorsa, kanında yüksek B12 tespit edilmesi mutlaka araştırılmalıdır" dedi. Yüksek B12 seviyesinin genellikle belirti vermediğini, ancak bazı hastalarda ciltte kaşıntı, iştahsızlık, sindirim bozuklukları ve kilo kaybı görülebileceğini de söyleyen Solmaz, karaciğer hastalıkları, bazı kanser türleri ve böbrek yetmezliği gibi durumların kandaki B12 düzeyini yükseltebileceğinden bahsetti. Solmaz, "B12 yüksekliği her zaman kanser anlamına gelmez, ancak vücudun depolama ve kullanım dengesinde bozulma olduğunu gösterebilir. Bu durumda karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri yapılmalı, gerekirse ileri tetkikler uygulanmalıdır. Sebebi açıklanamayan yüksek veya düşük B12 seviyesi, vücudun bize verdiği bir uyarıdır. Bu durumu hafife almamak gerekir. Düzenli kan kontrolleriyle erken tanı konulması, ciddi hastalıkların önlenmesinde hayat kurtarıcı rol oynar" diyerek sözlerini tamamladı.
Adana’da kazan operatörü eğitim ve sınav merkezi kurulacak
16 Kasım 2025 Pazar - 11:30 Adana’da kazan operatörü eğitim ve sınav merkezi kurulacak Adana Sanayi Odası (ADASO) bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Adana Sanayi Kampüsü Mesleki Eğitim Merkezi ile Kazan ve Basınçlı Kap Sanayicileri Derneği (KBSD) arasında, Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) belgeli kazan operatörü eğitim ve sınav merkezinin Adana’da kurulmasına yönelik iş birliği protokolü imzalandı. Protokol, Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç ile Kazan ve Basınçlı Kap Sanayicileri Derneği Başkanı Hamdi Hoplamaz tarafından imzalandı. İş birliği kapsamında, Adana Sanayi Kampüsü’nde sıcak su kazanı operatörü, buhar kazanı operatörü ve kızgın yağ kazanı operatörü alanlarında mesleki yeterlilik sınav alanları oluşturulacak. İmza töreninde konuşan Kıvanç, mesleki eğitimin sanayi için önemine vurgu yaparak, "Sanayimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü yetiştirmek ve sektörlerimizin rekabet gücünü artırmak için mesleki eğitime büyük önem veriyoruz. Bu iş birliği sayesinde bölgemizde önemli bir eksikliği gidermiş olacağız. Adana’yı, kazan operatörlüğü alanında yetkin personelin yetiştirildiği bir merkez haline getirmekten büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi. . Hoplamaz ise merkezin sektöre sağlayacağı katkılara dikkat çekerek, "Adana’da kurulacak olan bu merkez, hem sektörümüzün standartlarını yükseltecek hem de operatörlerin belgeye erişimini kolaylaştıracak. Türkiye’de üçüncü merkez olması da bölgesel açıdan büyük bir avantaj. ADASO ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğinin tüm sanayi camiasına fayda sağlayacağına inanıyoruz" diye konuştu. Yeni kurulacak bu merkez; İstanbul ve Konya’dan sonra Türkiye’deki 3. merkez olma niteliğini taşıyor. Bölgesel bir ihtiyacı karşılayacak olan merkez, özellikle Güneydoğu ve Akdeniz Bölgelerindeki operatörlere ulusal düzeyde hizmet sunarak belge alım süreçlerini kolaylaştıracak. Bunun yanı sıra, sektörde nitelikli ve belgeli personel sayısının artırılmasına önemli katkı sağlayacak.
Narenciyede hasat başladı, Akdeniz meyve sineği ile mücadele hız kazandı
16 Kasım 2025 Pazar - 10:02 Narenciyede hasat başladı, Akdeniz meyve sineği ile mücadele hız kazandı Adana’da narenciyede hasadın başlamasıyla birlikte, ağaç diplerine dökülen ve ağaçta kalan üründen kaynaklanan Akdeniz meyve sineği tehlikesiyle mücadele hız kazandı. Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Akdeniz meyve sineği ile mücadele kapsamında üreticilere Eylül ayı sonunda 17 bin 580 kitle yakalama tuzağı dağıttı. Dağıtılan bu tuzaklar narenciye hasadının da başlamasıyla birlikte üreticiler tarafından ağaçlara yerleştirildi. Hasadın başlamasıyla birlikte ağaçta kalan ve yere dökülen ürünlerin toplatılmaması sonucu ortalığa çıkan hastalığın önüne geçmek için Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, bahçelere giderek kontrol yaptı. Bayazıt, geçen yıl 2 milyon ton narenciye üretimiyle Türkiye birincisi olduklarını belirterek, Akdeniz meyve sineğinin narenciye üretimi için büyük tehdit oluşturduğunu vurguladı. Bayazıt, ihracatta sıfır tolerans gösterilen bu zararlıyla mücadele için entegre çalışmaların yıl boyunca devam ettiğini, 50 ekip ve 150 teknik personelin görev aldığını ifade etti. Bayazıt, dağıtılan tuzakların biyoteknik mücadeleyi teşvik ettiğini ve kalıntısız üretime katkı sağlayacağını belirterek, "Tuzakların zararlıları yakalama başarısını yerinde gözlemledik. Bu tür uygulamalar, narenciye üretiminde verim ve kaliteyi artırmada önemli rol oynuyor. Üreticilerimizin emeğine değer katmaya devam edeceğiz" dedi.