Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, geçici tedbir kararıyla görevinden uzaklaştırıldı
21 Nisan 2026 Salı - 13:50:06
İçişleri Bakanlığı, Adana’nın Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı’nın geçici tedbirle görevinden uzaklaştırıldığını bildirdi. Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı hakkında ’rüşvet vermek’ suçu nedeniyle yürütülen soruşturma sonucunda, Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile 5 yıl 3 ay 10 gün hapis cezası verilmesi üzerine, Anayasanın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanununun 47’nci maddesi uyarınca geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır" ifadeleri yer aldı.
21 Nisan 2026 Salı - 13:35
İçişleri Bakanlığı, Adana Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı’nın geçici tedbirle görevinden uzaklaştırıldığını bildirdi.
İçişleri Bakanlığı, Adana Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı’nın geçici tedbirle görevinden uzaklaştırıldığını bildirdi.
21 Nisan 2026 Salı - 13:29
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Hiçbir bağımlılık türünü diğerine kıyasla daha masum ya da kabul edilebilir görmek mümkün değildir"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bağımlılıklar arasında belirgin bir geçirgenlik söz konusu olduğu için hiçbir bağımlılık türünü diğerine kıyasla daha masum ya da kabul edilebilir görmek mümkün değildir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen "Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu Toplantısı"nda konuştu. Bağımlılıkla mücadelenin her alanda devam ettiğine dikkat çeken Yılmaz, tüm bağımlılıklar arasında bir bağlantı olduğunu ve hiçbirinin diğerinden daha az önemli olmadığını söyledi. "Amacımız benzer acıların bir daha yaşanmaması için riskleri henüz erken aşamada tespit edip önlemektir" Sözlerine ilk olarak Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarında hayatını kaybedenler için başsağlığı yaralılar için ise şifa dileyerek başlayan Cevdet Yılmaz, "Tüm milletimizin başı sağ olsun diyorum. Devletimiz ilk andan itibaren tüm birimleriyle sahada olmuş gerekli adli ve idari soruşturmalar derhal başlatılmış ve titiz bir şekilde sürdürülmektedir. Olayla ilgili çok boyutlu, son derece titiz bir çalışma yürütülmektedir. Aynı anda orta ve uzun vadeli olarak da bu tür hadiselerin yaşanmaması adına neler yapılması gerektiği hususunda da kapsamlı değerlendirmeler yapıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından dün açıklandığı üzere proaktif ve çok boyutlu bir mücadeleyi orta ve uzun vadeli olarak da kararlılıkla hayata geçireceğiz. Amacımız benzer acıların bir daha yaşanmaması için riskleri henüz erken aşamada tespit edip önlemektir. Bugün bu çerçevede her türlü bağımlılıkla önümüzdeki dönemde mücadelemizi daha ileriye taşıyıcı çalışmaları planlamaları hep birlikte yapacağız" ifadelerini kullandı. "Bağımlılıkla mücadelede vatandaşlarımızın ve ailelerimizin özellikle önem verdiği zorunlu tedavi sürecinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar öncelikli olarak gündemimizde yer alıyor" Toplantıda konuşulacak konulardan ve bağımlılıkla mücadelenin öneminden bahseden Cevdet Yılmaz, "Sahanın gerçeklerine ve taleplerine duyarlı, yenilikçi, kaynakları etkili kullanan ve daha kalıcı sonuçlar elde etmeye odaklı olarak eylem planımızı dinamik bir şekilde gözden geçirmeye ve kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz. Bugün kurulumuzda 2025 yılında yapılan son toplantımızdan bu yana ilerlemeleri eylem planındaki gerçekleşmeleri sahadaki ihtiyaç ve yenilikçi önerileri dikkate alarak kapsamlı bir istişare gerçekleştireceğiz. Bağımlılıkla mücadelede vatandaşlarımızın ve ailelerimizin özellikle önem verdiği zorunlu tedavi sürecinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar öncelikli olarak gündemimizde yer alıyor. Bağımlılıkla mücadeleyi klinik bir süreç olmanın ötesinde önleyici faaliyetler, erken teşhis, psikososyal destek ve topluma yeniden uyumu kapsayan çok katmanlı ve bütüncül bir süreç olarak görüyoruz. Bu perspektifle Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı, Sağlık, Adalet, İçişleri, Aile ve Sosyal hizmetler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarımız ve Yeşilay işbirliğinde oluşturulan özel bir teknik çalışma grubu zorunlu tedavi sürecini, buna ilişkin şartları titiz bir şekilde çalışmıştır. Oluşturulan çalışma grubu vatandaşlarımızın ve ailelerimizin taleplerini aldı, önerilerini dinledi, sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi ve bu çerçevede ailelerin, vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına cevap veren hızlı, etkili ve kolaylaştırılmış bir süreç tasarımı gerçekleştirdi. Bugün bunu hep birlikte ele alacağız" diye konuştu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları altında yatan çok yönlü nedenler kurulda değerlendirecek Zorunlu tedavi sürecini toplumun ve ailelerin beklentilerine daha uygun bir model olarak hızla hayata geçirmek için kamu, sivil toplum işbirliğinde çalışmaya devam ettiklerini söyleyen Yılmaz, "Bugün ayrıca bağımlılıklarla ilgili etkili mücadele için sivil toplum kuruluşlarının kapasitesinin arttırılmasına yönelik Yeşilay tarafından geliştirilen önerileri de kurulda ele alacağız. Bağımlılıkla mücadelede ailelerimiz ve sivil toplum çözüm sürecimizin en güçlü paydaşlarıdır. Kamu, sivil toplum, aile üçlü sacayağı üzerinde bu işbirliğini sahada yaygın ve etkin bir mücadele için ülkenin her köşesine uzanan hayati önem taşıyan kılcal damarlar olarak görüyoruz. 14-15 Nisan’da Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan elim hadiselerin altında yatan çok yönlü nedenleri de çok katmanlı bir yaklaşımla kurulda değerlendirecek risklerin erken aşamada önlenmesi için proaktif ve bütüncül olarak sistemsel tedbirleri ele alacağız. Bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından yürütülen lise öğrencilerine yönelik bağımlılık ve şiddet araştırması bulgularını değerlendirerek ihtiyaca odaklı bilimsel temelli ve yenilikçi politika önerilerini ele alacağız" ifadelerini kullandı. "Hiçbir bağımlılık türünü diğerine kıyasla daha masum ya da kabul edilebilir görmek mümkün değildir" Öğrenciler, eğitimciler, anne babalar, gençler, bağımlılık açısından riskli gruplar başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerini kapsayan yaygın eğitim ve farkındalık çalışmaları yürüttüklerini söyleyen Yılmaz, "Bunların yanı sıra sahada görev yapan kamu personeline de düzenli ve sistematik eğitimler vererek kurumsal kapasitenin güçlenmesini sağlıyoruz. Bağımlılıklar arasında belirgin bir geçirgenlik söz konusu olduğu için hiçbir bağımlılık türünü diğerine kıyasla daha masum ya da kabul edilebilir görmek mümkün değildir. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri oyun bağımlılığı nedeniyle azalan aile içi iletişimin gençleri tütün ürünü, alkol ve uyuşturucu madde kullanımına ilişkin risklere karşı açık hale getirmesidir. Nitekim bilimsel çalışmalar özellikle tütün ürünlerinin çoğu zaman diğer bağımlılık türleri için bir başlangıç zemini oluşturduğunu da ortaya koymaktadır. Bu gerçeklikten hareketle bağımlılıkla mücadele yüksek kurulumuz tütün, alkol, uyuşturucu gibi madde bağımlılıklarının yanı sıra dijitalleşmenin etkisiyle giderek yaygınlaşan sanal oyun ve kumar gibi davranışsal bağımlılıkları da kapsayan geniş ve dinamik bir çerçevede çalışmalarını sürdürmektedir. Tüm bu alanlar birbiriyle etkileşim içinde olan çok boyutlu bir yapı arz ettiğinden politikalarımız merkezi ve yerel düzeyde koordineli ve bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmakta bilimsel analizler ışığında veri temelli ve sürdürülebilir müdahale modelleriyle izlenmekte ve değerlendirilmektedir. Özellikle yerelde mülki amirlerimizin liderliğinde yürütülen çalışmaların aileler, sivil toplum, üniversiteler, belediyeler gibi toplumsal taraflarla yönetişim modelleri ve yenilikçi projelerle ülkemizin her köşesinde aynı kararlılık ve hassasiyetle uygulanması kritik öneme sahiptir" ifadelerine yer verdi. Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu’nda alınan kararların yüzde 93’ü hayata geçirildi Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesinin ardından Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu’nda toplam 105 karar alındığını söyleyen Yılmaz, "Bu kararların yüzde 93 gibi yüksek bir oranda hayata geçirildiğini ifade edebilirim. Kalan yüzde 7’sine yönelik çalışmalarımızda ise önemli mesafeler almış durumdayız. Bugün de bazı yeni kararlar alacağız inşallah" dedi. Yüksek Kurul Kararlarının yanı sıra kurumlar tarafından hayata geçirilen çalışmalara dair bilgi veren Yılmaz şöyle devam etti: "Uyuşturucu arzıyla mücadele eden kurumların teknik, istihbari ve personel kapasitesi arttırılarak planlı operasyonlarla uyuşturucu üretim ve kaçakçılığına yönelik önemli başarılar elde edilmiştir. Yasa dışı kenevir ekimiyle mücadelede ileri teknolojik tarama sistemleri kullanılarak ekim alanlarının tespiti ve imhası titizlikle gerçekleştirilmektedir. Uyuşturucu riskine karşı 143 binden binden fazla metruk binanın yüzde 87’si yıkım veya restorasyonla güvenli hale getirilmiş kalan binalarda çalışmalarımız sürdürülmektedir. Gümrük kapıları ve sınır hatlarında teknik altyapı, personel ve yüksek teknolojili cihazlarla uyuşturucu kaçak tütün girişine karşı önlemler arttırılmıştır. Uyuşturucuyla mücadelede cezalar arttırılırken rehabilitasyon odaklı ilk özel ceza infaz kurumu Adana’da açılmıştır. Adalet Bakanlığımız bu modeli İstanbul, Ankara, İzmir gibi illere yayarak tutuklu hükümlülerin topluma yeniden kazandırılması için adımlar atmayı planlamaktadır. Alo 171 hattı ile 1500’den fazla poliklinik ve mobil ekiplerle sigara bırakmak isteyenlere ücretsiz ilaç ve danışmanlık desteği sağlanırken 81 ilde dijital ortamda çevrim içi poliklinik hizmetleri de devreye alınmıştır. Aile hekimlerinin tütün mücadelesindeki yetkinliği arttırılarak hizmet kırsala yayılmış erişim kolaylığı sayesinde 2025’te başvuran sayısında yüzde 112 artış gerçekleşmiş ve başvuru 173 bini aşmıştır. Büyükşehirlerde deneyimli ekiplerle kapsamlı tütün denetimleri yapılarak pasif etkilenmenin önlenmesi için çalışmalar sürdürülmektedir. Alo 191 hattı 7/24 esasıyla bağımlılık konusunda 559 binden fazla kişiye gizlilik içinde danışmanlık ve tedavi randevusu desteği sunmaktadır. Yeşilay ve sağlıklı hayat merkezleriyle 81 ilde telefonla ve yüz yüze danışmanlık ve destek sunulmakta olup 2025’te sağlıklı hayat merkezlerinde yaklaşık 5 bin bağımlı ve yakınına uyuşturucu danışmanlığı hizmeti verilmiştir. Sağlık Bakanlığı 81 ilde ayakta ve yataklı bağımlılık tedavi hizmetlerini yaygın şekilde sürdürmekte ayrıca rehabilitasyon programlarının kapsamını genişletme çalışmalarına devam etmektedir. İstanbul’da Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile iş gücü uyum programı kapsamında tedavi sonrası istihdama yönelik pilot rehabilitasyon modeli uygulanmakta olup bu modeli daha sonra yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı ile öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve velilerimize farkındalık eğitimi verirken risk altındaki çocuklara yönelik ‘Okulda Bağımlılığa Müdahale Programı’ ile erken müdahale sistemi uygulamaktadır. Risk temelli araştırmalarda öğrencilerin bağımlılık riskleri önceden belirlenmektedir. Bu sayede koruyucu, önleyici ve müdahale edici hizmetleri sistematik olarak uyguluyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığı bağımlılıkla mücadelede farkındalık, gönüllülük ve savunuculuk faaliyetleriyle gençlerin sürece aktif katılımını sağlamaktadır. Bu bağlamda bağımlılık yapıcı maddelere yönelik tutum, bilgi ve risk algılarını ölçmek amacıyla kapsamlı bir saha araştırması çalışması başlatmıştır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız ülke genelindeki Aile Eğitim Programlarıyla koruyucu ve önleyici bilgilendirme çalışmalarını sürdürmektedir. Tedavi sonrası bireylerin sosyal uyumunu destekleyen bakanlık riskli gruplara yönelik erken tespit, psikososyal destek ve güçlendirme hizmetleri yürütmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin geri ödeme kapsamını genişleterek iyileşen bireylerin iş gücüne katılımını ve istihdamını desteklemektedir. RTÜK bağımlılıkla mücadelede kamu spotlarının yayınlanmasını sağlarken zararlı alışkanlıkları özendiren medya içeriklerine cezai müeyyideler uygulamaktadır. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız ile BTK güvenli internet paketlerini sunmakta ve yasadışı bahis kumar gibi farklı başlıklar altında mücadelede etkin bir rol oynamaktadır. Her kurumun kendi alanında yürüttüğü çalışmalar birbirini destekleyerek daha güçlü bir toplam etki oluşturmaktadır." "Bu mücadele süreklilik gerektiren bir mücadele, kararlılık gerektiren bir mücadele" Çocuk ve gençlerin başta olmak üzere toplumun bağımlılıktan korunmasına yönelik adımları kararlılıkla attıklarını ve atmaya da devam edeceklerini söyleyen Yılmaz, "Bu mücadele süreklilik gerektiren bir mücadele, kararlılık gerektiren bir mücadele ve biz de bunu yapmaya devam edeceğiz. Bu noktada elde edilen birikimin somut kararlarla güçlendirilmesi önem taşımaktadır. Toplantımızın bundan sonraki bölümünde bağımlılıkla mücadelede atacağımız yeni adımları karara bağlamak üzere yüksek kurul üyelerimizle basına kapalı istişaremizi gerçekleştireceğiz. Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu Üyeleri başta olmak üzere ilgili tüm bakanlıklarımıza, toplum sağlığını koruma yönünde katkı sunan kurum ve kuruluşlarımıza, bütün bu çalışmalarda teknik koordinasyonu sağlayan Sağlık Bakanlığımıza Türkiye Yeşilay Cemiyeti gibi sahada özveriyle mücadele eden sivil toplum örgütlerimize gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu.
21 Nisan 2026 Salı - 13:25
Bisikletçi Kobal’ın hayatını kaybettiği kazayla ilgili davada karar açıklandı
Ankara’da 27 Ağustos 2025’te aracıyla bisiklet sürücüsü Berkan Kobal’a çarparak ölümüne neden olduğu iddiasıyla yargılanan sanık Ahmet İhsan Cihan, "taksirle ölüme neden olmak" suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ankara 62. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Ahmet İhsan Cihan, hayatını kaybeden Kobal’ın ailesi ve yakınları ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme hakimi, bilirkişi raporunun celse arasında dava dosyasına geldiğini söyleyerek, tutuksuz sanık Cihan’a söz verdi. Cihan, bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmediğini ifade ederek, mahkemeden beraat talebinde bulundu. Dosyaya kaza esnasındaki araç içi kamera kaydını sunan müşteki avukatı, sanığın gereğinden fazla hızlı olduğunu belirterek, sanık Cihan’ın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. Beyanların ardından esas hakkında mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, mahkemeden, sanığın "bilinçli taksirle ölüme sebep olma" suçundan cezalandırılmasını talep etti Esasa ilişkin mütalaaya karşın söz alan Cihan, savcının mütalaasını kabul etmediğini belirterek, "Yolda ıslaklık vardı, ben suya girerek hakimiyeti kaybettim. Ayrıca kaza esnasında elimde telefonum yoktu. Beraatımı talep ediyorum" iddialarında bulundu. Beyanların ardından kararını açıklayan hakim, sanık Ahmet İhsan Cihan’ın "taksirle ölüme neden olmak" suçundan 4 yıl 2 ay hapisle cezalandırılmasına ve ehliyetinin 1 yıl süreyle alınmasına karar verdi. Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan aile avukatı Deniz Altaylı, "Cevat Berkan Kobal, geçtiğimiz yaz sonu bir trafik cinayetine kurban gitti. Esasında biz geçtiğimiz yazdan beri Anadolu Bulvarı üzerinde inanılmaz büyük bir süratle ilerleyip Berkan Bey’in canına mal olan sürücünün alabileceği en yüksek cezayı alabilmesi için aileleriyle birlikte bir mücadele yürüttük. Bugün karar açıklandı. Biz sanığın bilinçli taksir yönünden cezalandırılmasını beklerken mahkeme taksirden hüküm kurdu. Bu şu anlama geliyor. Alabileceği gerekli, alması gereken ceza mahkeme tarafından sanığa verilmedi. Bu bizim için aslında belli şeylerinde başlangıcı, mücadelemiz sürecek. İstinaf başvurusunda bulunacağız bu konuyla ilgili ve takdir edilen cezanın arttırılması ve sanığın cezaevinde geçireceği sürenin mümkün olan en yüksek hadde çekilmesi için elimizden gelen bütün mücadeleyi vereceğimizi söylüyoruz. Bunun diğer bisiklet sürücüleri ve trafikteki araç dışı diğer özneler açısından emsal teşkil etmesi yönünde bir beklentimiz ve mücadelemiz bulunmaktadır" ifadelerinde bulundu.
21 Nisan 2026 Salı - 13:50
Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, geçici tedbir kararıyla görevinden uzaklaştırıldı
İçişleri Bakanlığı, Adana’nın Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı’nın geçici tedbirle görevinden uzaklaştırıldığını bildirdi. Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı hakkında ’rüşvet vermek’ suçu nedeniyle yürütülen soruşturma sonucunda, Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile 5 yıl 3 ay 10 gün hapis cezası verilmesi üzerine, Anayasanın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanununun 47’nci maddesi uyarınca geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır" ifadeleri yer aldı.
21 Nisan 2026 Salı - 13:35
İçişleri Bakanlığı, Adana Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı’nın geçici tedbirle görevinden uzaklaştırıldığını bildirdi.
İçişleri Bakanlığı, Adana Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı’nın geçici tedbirle görevinden uzaklaştırıldığını bildirdi.
21 Nisan 2026 Salı - 13:29
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Hiçbir bağımlılık türünü diğerine kıyasla daha masum ya da kabul edilebilir görmek mümkün değildir"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bağımlılıklar arasında belirgin bir geçirgenlik söz konusu olduğu için hiçbir bağımlılık türünü diğerine kıyasla daha masum ya da kabul edilebilir görmek mümkün değildir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen "Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu Toplantısı"nda konuştu. Bağımlılıkla mücadelenin her alanda devam ettiğine dikkat çeken Yılmaz, tüm bağımlılıklar arasında bir bağlantı olduğunu ve hiçbirinin diğerinden daha az önemli olmadığını söyledi. "Amacımız benzer acıların bir daha yaşanmaması için riskleri henüz erken aşamada tespit edip önlemektir" Sözlerine ilk olarak Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarında hayatını kaybedenler için başsağlığı yaralılar için ise şifa dileyerek başlayan Cevdet Yılmaz, "Tüm milletimizin başı sağ olsun diyorum. Devletimiz ilk andan itibaren tüm birimleriyle sahada olmuş gerekli adli ve idari soruşturmalar derhal başlatılmış ve titiz bir şekilde sürdürülmektedir. Olayla ilgili çok boyutlu, son derece titiz bir çalışma yürütülmektedir. Aynı anda orta ve uzun vadeli olarak da bu tür hadiselerin yaşanmaması adına neler yapılması gerektiği hususunda da kapsamlı değerlendirmeler yapıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından dün açıklandığı üzere proaktif ve çok boyutlu bir mücadeleyi orta ve uzun vadeli olarak da kararlılıkla hayata geçireceğiz. Amacımız benzer acıların bir daha yaşanmaması için riskleri henüz erken aşamada tespit edip önlemektir. Bugün bu çerçevede her türlü bağımlılıkla önümüzdeki dönemde mücadelemizi daha ileriye taşıyıcı çalışmaları planlamaları hep birlikte yapacağız" ifadelerini kullandı. "Bağımlılıkla mücadelede vatandaşlarımızın ve ailelerimizin özellikle önem verdiği zorunlu tedavi sürecinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar öncelikli olarak gündemimizde yer alıyor" Toplantıda konuşulacak konulardan ve bağımlılıkla mücadelenin öneminden bahseden Cevdet Yılmaz, "Sahanın gerçeklerine ve taleplerine duyarlı, yenilikçi, kaynakları etkili kullanan ve daha kalıcı sonuçlar elde etmeye odaklı olarak eylem planımızı dinamik bir şekilde gözden geçirmeye ve kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz. Bugün kurulumuzda 2025 yılında yapılan son toplantımızdan bu yana ilerlemeleri eylem planındaki gerçekleşmeleri sahadaki ihtiyaç ve yenilikçi önerileri dikkate alarak kapsamlı bir istişare gerçekleştireceğiz. Bağımlılıkla mücadelede vatandaşlarımızın ve ailelerimizin özellikle önem verdiği zorunlu tedavi sürecinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar öncelikli olarak gündemimizde yer alıyor. Bağımlılıkla mücadeleyi klinik bir süreç olmanın ötesinde önleyici faaliyetler, erken teşhis, psikososyal destek ve topluma yeniden uyumu kapsayan çok katmanlı ve bütüncül bir süreç olarak görüyoruz. Bu perspektifle Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı, Sağlık, Adalet, İçişleri, Aile ve Sosyal hizmetler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarımız ve Yeşilay işbirliğinde oluşturulan özel bir teknik çalışma grubu zorunlu tedavi sürecini, buna ilişkin şartları titiz bir şekilde çalışmıştır. Oluşturulan çalışma grubu vatandaşlarımızın ve ailelerimizin taleplerini aldı, önerilerini dinledi, sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi ve bu çerçevede ailelerin, vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına cevap veren hızlı, etkili ve kolaylaştırılmış bir süreç tasarımı gerçekleştirdi. Bugün bunu hep birlikte ele alacağız" diye konuştu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları altında yatan çok yönlü nedenler kurulda değerlendirecek Zorunlu tedavi sürecini toplumun ve ailelerin beklentilerine daha uygun bir model olarak hızla hayata geçirmek için kamu, sivil toplum işbirliğinde çalışmaya devam ettiklerini söyleyen Yılmaz, "Bugün ayrıca bağımlılıklarla ilgili etkili mücadele için sivil toplum kuruluşlarının kapasitesinin arttırılmasına yönelik Yeşilay tarafından geliştirilen önerileri de kurulda ele alacağız. Bağımlılıkla mücadelede ailelerimiz ve sivil toplum çözüm sürecimizin en güçlü paydaşlarıdır. Kamu, sivil toplum, aile üçlü sacayağı üzerinde bu işbirliğini sahada yaygın ve etkin bir mücadele için ülkenin her köşesine uzanan hayati önem taşıyan kılcal damarlar olarak görüyoruz. 14-15 Nisan’da Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan elim hadiselerin altında yatan çok yönlü nedenleri de çok katmanlı bir yaklaşımla kurulda değerlendirecek risklerin erken aşamada önlenmesi için proaktif ve bütüncül olarak sistemsel tedbirleri ele alacağız. Bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından yürütülen lise öğrencilerine yönelik bağımlılık ve şiddet araştırması bulgularını değerlendirerek ihtiyaca odaklı bilimsel temelli ve yenilikçi politika önerilerini ele alacağız" ifadelerini kullandı. "Hiçbir bağımlılık türünü diğerine kıyasla daha masum ya da kabul edilebilir görmek mümkün değildir" Öğrenciler, eğitimciler, anne babalar, gençler, bağımlılık açısından riskli gruplar başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerini kapsayan yaygın eğitim ve farkındalık çalışmaları yürüttüklerini söyleyen Yılmaz, "Bunların yanı sıra sahada görev yapan kamu personeline de düzenli ve sistematik eğitimler vererek kurumsal kapasitenin güçlenmesini sağlıyoruz. Bağımlılıklar arasında belirgin bir geçirgenlik söz konusu olduğu için hiçbir bağımlılık türünü diğerine kıyasla daha masum ya da kabul edilebilir görmek mümkün değildir. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri oyun bağımlılığı nedeniyle azalan aile içi iletişimin gençleri tütün ürünü, alkol ve uyuşturucu madde kullanımına ilişkin risklere karşı açık hale getirmesidir. Nitekim bilimsel çalışmalar özellikle tütün ürünlerinin çoğu zaman diğer bağımlılık türleri için bir başlangıç zemini oluşturduğunu da ortaya koymaktadır. Bu gerçeklikten hareketle bağımlılıkla mücadele yüksek kurulumuz tütün, alkol, uyuşturucu gibi madde bağımlılıklarının yanı sıra dijitalleşmenin etkisiyle giderek yaygınlaşan sanal oyun ve kumar gibi davranışsal bağımlılıkları da kapsayan geniş ve dinamik bir çerçevede çalışmalarını sürdürmektedir. Tüm bu alanlar birbiriyle etkileşim içinde olan çok boyutlu bir yapı arz ettiğinden politikalarımız merkezi ve yerel düzeyde koordineli ve bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmakta bilimsel analizler ışığında veri temelli ve sürdürülebilir müdahale modelleriyle izlenmekte ve değerlendirilmektedir. Özellikle yerelde mülki amirlerimizin liderliğinde yürütülen çalışmaların aileler, sivil toplum, üniversiteler, belediyeler gibi toplumsal taraflarla yönetişim modelleri ve yenilikçi projelerle ülkemizin her köşesinde aynı kararlılık ve hassasiyetle uygulanması kritik öneme sahiptir" ifadelerine yer verdi. Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu’nda alınan kararların yüzde 93’ü hayata geçirildi Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesinin ardından Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu’nda toplam 105 karar alındığını söyleyen Yılmaz, "Bu kararların yüzde 93 gibi yüksek bir oranda hayata geçirildiğini ifade edebilirim. Kalan yüzde 7’sine yönelik çalışmalarımızda ise önemli mesafeler almış durumdayız. Bugün de bazı yeni kararlar alacağız inşallah" dedi. Yüksek Kurul Kararlarının yanı sıra kurumlar tarafından hayata geçirilen çalışmalara dair bilgi veren Yılmaz şöyle devam etti: "Uyuşturucu arzıyla mücadele eden kurumların teknik, istihbari ve personel kapasitesi arttırılarak planlı operasyonlarla uyuşturucu üretim ve kaçakçılığına yönelik önemli başarılar elde edilmiştir. Yasa dışı kenevir ekimiyle mücadelede ileri teknolojik tarama sistemleri kullanılarak ekim alanlarının tespiti ve imhası titizlikle gerçekleştirilmektedir. Uyuşturucu riskine karşı 143 binden binden fazla metruk binanın yüzde 87’si yıkım veya restorasyonla güvenli hale getirilmiş kalan binalarda çalışmalarımız sürdürülmektedir. Gümrük kapıları ve sınır hatlarında teknik altyapı, personel ve yüksek teknolojili cihazlarla uyuşturucu kaçak tütün girişine karşı önlemler arttırılmıştır. Uyuşturucuyla mücadelede cezalar arttırılırken rehabilitasyon odaklı ilk özel ceza infaz kurumu Adana’da açılmıştır. Adalet Bakanlığımız bu modeli İstanbul, Ankara, İzmir gibi illere yayarak tutuklu hükümlülerin topluma yeniden kazandırılması için adımlar atmayı planlamaktadır. Alo 171 hattı ile 1500’den fazla poliklinik ve mobil ekiplerle sigara bırakmak isteyenlere ücretsiz ilaç ve danışmanlık desteği sağlanırken 81 ilde dijital ortamda çevrim içi poliklinik hizmetleri de devreye alınmıştır. Aile hekimlerinin tütün mücadelesindeki yetkinliği arttırılarak hizmet kırsala yayılmış erişim kolaylığı sayesinde 2025’te başvuran sayısında yüzde 112 artış gerçekleşmiş ve başvuru 173 bini aşmıştır. Büyükşehirlerde deneyimli ekiplerle kapsamlı tütün denetimleri yapılarak pasif etkilenmenin önlenmesi için çalışmalar sürdürülmektedir. Alo 191 hattı 7/24 esasıyla bağımlılık konusunda 559 binden fazla kişiye gizlilik içinde danışmanlık ve tedavi randevusu desteği sunmaktadır. Yeşilay ve sağlıklı hayat merkezleriyle 81 ilde telefonla ve yüz yüze danışmanlık ve destek sunulmakta olup 2025’te sağlıklı hayat merkezlerinde yaklaşık 5 bin bağımlı ve yakınına uyuşturucu danışmanlığı hizmeti verilmiştir. Sağlık Bakanlığı 81 ilde ayakta ve yataklı bağımlılık tedavi hizmetlerini yaygın şekilde sürdürmekte ayrıca rehabilitasyon programlarının kapsamını genişletme çalışmalarına devam etmektedir. İstanbul’da Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile iş gücü uyum programı kapsamında tedavi sonrası istihdama yönelik pilot rehabilitasyon modeli uygulanmakta olup bu modeli daha sonra yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı ile öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve velilerimize farkındalık eğitimi verirken risk altındaki çocuklara yönelik ‘Okulda Bağımlılığa Müdahale Programı’ ile erken müdahale sistemi uygulamaktadır. Risk temelli araştırmalarda öğrencilerin bağımlılık riskleri önceden belirlenmektedir. Bu sayede koruyucu, önleyici ve müdahale edici hizmetleri sistematik olarak uyguluyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığı bağımlılıkla mücadelede farkındalık, gönüllülük ve savunuculuk faaliyetleriyle gençlerin sürece aktif katılımını sağlamaktadır. Bu bağlamda bağımlılık yapıcı maddelere yönelik tutum, bilgi ve risk algılarını ölçmek amacıyla kapsamlı bir saha araştırması çalışması başlatmıştır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız ülke genelindeki Aile Eğitim Programlarıyla koruyucu ve önleyici bilgilendirme çalışmalarını sürdürmektedir. Tedavi sonrası bireylerin sosyal uyumunu destekleyen bakanlık riskli gruplara yönelik erken tespit, psikososyal destek ve güçlendirme hizmetleri yürütmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin geri ödeme kapsamını genişleterek iyileşen bireylerin iş gücüne katılımını ve istihdamını desteklemektedir. RTÜK bağımlılıkla mücadelede kamu spotlarının yayınlanmasını sağlarken zararlı alışkanlıkları özendiren medya içeriklerine cezai müeyyideler uygulamaktadır. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız ile BTK güvenli internet paketlerini sunmakta ve yasadışı bahis kumar gibi farklı başlıklar altında mücadelede etkin bir rol oynamaktadır. Her kurumun kendi alanında yürüttüğü çalışmalar birbirini destekleyerek daha güçlü bir toplam etki oluşturmaktadır." "Bu mücadele süreklilik gerektiren bir mücadele, kararlılık gerektiren bir mücadele" Çocuk ve gençlerin başta olmak üzere toplumun bağımlılıktan korunmasına yönelik adımları kararlılıkla attıklarını ve atmaya da devam edeceklerini söyleyen Yılmaz, "Bu mücadele süreklilik gerektiren bir mücadele, kararlılık gerektiren bir mücadele ve biz de bunu yapmaya devam edeceğiz. Bu noktada elde edilen birikimin somut kararlarla güçlendirilmesi önem taşımaktadır. Toplantımızın bundan sonraki bölümünde bağımlılıkla mücadelede atacağımız yeni adımları karara bağlamak üzere yüksek kurul üyelerimizle basına kapalı istişaremizi gerçekleştireceğiz. Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu Üyeleri başta olmak üzere ilgili tüm bakanlıklarımıza, toplum sağlığını koruma yönünde katkı sunan kurum ve kuruluşlarımıza, bütün bu çalışmalarda teknik koordinasyonu sağlayan Sağlık Bakanlığımıza Türkiye Yeşilay Cemiyeti gibi sahada özveriyle mücadele eden sivil toplum örgütlerimize gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu.
21 Nisan 2026 Salı - 13:25
Bisikletçi Kobal’ın hayatını kaybettiği kazayla ilgili davada karar açıklandı
Ankara’da 27 Ağustos 2025’te aracıyla bisiklet sürücüsü Berkan Kobal’a çarparak ölümüne neden olduğu iddiasıyla yargılanan sanık Ahmet İhsan Cihan, "taksirle ölüme neden olmak" suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ankara 62. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Ahmet İhsan Cihan, hayatını kaybeden Kobal’ın ailesi ve yakınları ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme hakimi, bilirkişi raporunun celse arasında dava dosyasına geldiğini söyleyerek, tutuksuz sanık Cihan’a söz verdi. Cihan, bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmediğini ifade ederek, mahkemeden beraat talebinde bulundu. Dosyaya kaza esnasındaki araç içi kamera kaydını sunan müşteki avukatı, sanığın gereğinden fazla hızlı olduğunu belirterek, sanık Cihan’ın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. Beyanların ardından esas hakkında mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, mahkemeden, sanığın "bilinçli taksirle ölüme sebep olma" suçundan cezalandırılmasını talep etti Esasa ilişkin mütalaaya karşın söz alan Cihan, savcının mütalaasını kabul etmediğini belirterek, "Yolda ıslaklık vardı, ben suya girerek hakimiyeti kaybettim. Ayrıca kaza esnasında elimde telefonum yoktu. Beraatımı talep ediyorum" iddialarında bulundu. Beyanların ardından kararını açıklayan hakim, sanık Ahmet İhsan Cihan’ın "taksirle ölüme neden olmak" suçundan 4 yıl 2 ay hapisle cezalandırılmasına ve ehliyetinin 1 yıl süreyle alınmasına karar verdi. Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan aile avukatı Deniz Altaylı, "Cevat Berkan Kobal, geçtiğimiz yaz sonu bir trafik cinayetine kurban gitti. Esasında biz geçtiğimiz yazdan beri Anadolu Bulvarı üzerinde inanılmaz büyük bir süratle ilerleyip Berkan Bey’in canına mal olan sürücünün alabileceği en yüksek cezayı alabilmesi için aileleriyle birlikte bir mücadele yürüttük. Bugün karar açıklandı. Biz sanığın bilinçli taksir yönünden cezalandırılmasını beklerken mahkeme taksirden hüküm kurdu. Bu şu anlama geliyor. Alabileceği gerekli, alması gereken ceza mahkeme tarafından sanığa verilmedi. Bu bizim için aslında belli şeylerinde başlangıcı, mücadelemiz sürecek. İstinaf başvurusunda bulunacağız bu konuyla ilgili ve takdir edilen cezanın arttırılması ve sanığın cezaevinde geçireceği sürenin mümkün olan en yüksek hadde çekilmesi için elimizden gelen bütün mücadeleyi vereceğimizi söylüyoruz. Bunun diğer bisiklet sürücüleri ve trafikteki araç dışı diğer özneler açısından emsal teşkil etmesi yönünde bir beklentimiz ve mücadelemiz bulunmaktadır" ifadelerinde bulundu.
21 Nisan 2026 Salı - 13:03
Gönüllü Hasat Etkinliği 2026 yılı takvimi açıklandı
Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından uygulanan Gönüllü Hasat Etkinliği’nin 2026 yılı takvimi belirlendi. Genç Çiftçi Projesi kapsamında 81 ilde uygulanacak etkinliklerle, gençlerin tarımda aktif katılımıyla, üreticilerin hasat dönemindeki iş gücü yükünün hafifletilmesi, hasat kayıplarının azaltılması ve gençlerin kırsal kalkınma süreçlerine gönüllü katkı sunması amaçlanıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Genç Çiftçi Projesi kapsamında yürütülen Gönüllü Hasat Etkinliği’nin 2026 yılı takvimi açıklandı. 2026 yılı planlaması kapsamında, 81 il müdürlüğü koordinasyonunda toplam 164 etkinlik düzenlenmesi öngörülüyor. Programla birlikte ülke genelinde binlerce gencin hasat süreçlerine katılarak üretim deneyimi kazanması amaçlanıyor. İlk etkinlikler mart ayında başlayacak Program, mart ayında başlayarak yıl boyunca farklı illerde devam edecek. Artvin’de çay hasadıyla başlayacak süreçte, Burdur’da fide dikimi, Mersin’de çağla hasadı ve Ankara’da sebze üretimi gibi farklı tarımsal faaliyetler gerçekleştirilecek. Farklı ürün desenleriyle planlanan etkinlikler, gençlerin üretim süreçlerini yerinde gözlemlemesine imkân tanırken, doğayla bağ kurmalarını ve emek-değer ilişkisini deneyimlemelerini sağlayacak. Gençler üretime katılıyor Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Genç Çiftçi Projesi kapsamında yürütülen Gönüllü Hasat Etkinliği, gönüllülük kültürünü güçlendirirken tarıma yönelik farkındalığın artırılmasına katkı sunuyor. Program kapsamında gençlik liderleri, gönüllü gençler ve yerel üreticilerin iş birliğiyle yürütülecek faaliyetlere; yerel yönetimler, üniversiteler ve gençlik kuruluşları da aktif katılım sağlayacak.
21 Nisan 2026 Salı - 12:48
Bakan Bolat, ABD Ticaret Odası heyetiyle bir araya geldi
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, bugün Ankara’da ABD Ticaret Odası’nın ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı Hamdi Ulukaya ve Kıdemli Başkan Yardımcısı Khush Choksy liderliğindeki iş adamları heyetiyle bir araya geldi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ABD Ticaret Odası Heyeti ile Bakanlığı’nın ev sahipliğinde toplantı gerçekleştirdi. Bakan Bolat’ın yanı sıra ABD Ticaret Odası’na bağlı ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı ve Chobani’nin Üst Yöneticisi (CEO) Hamdi Ulukaya ve Kıdemli Başkan Yardımcısı Khush Choksy’nin katılım sağladığı toplantıda, Türkiye ile ABD arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, karşılıklı yatırım fırsatlarının artırılması ve iş birliği alanlarının çeşitlendirilmesine yönelik çalışmalar ele alındı. Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren Bakan Bolat, ABD’ye gerçekleştirdiği ziyaretler de dahil olmak üzere birçok vesileyle bir araya geldiklerini hatırlattı. Aralık 2025’te, ABD Ticaret Temsilcisi Büyükelçi Jamieson Greer ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick ile, ayrıca ABD Ticaret Odası himayesinde önde gelen Amerikan şirket temsilcileriyle görüşme gerçekleştirdiğini de kaydeden Bolat, "New York’taki Türkiye Yatırım Konferansı sırasında ve BM Genel Kurulu marjında Amerikalı iş dünyası liderleriyle kapsamlı temaslarda bulunuyoruz. Tüm bu temaslar, ABD özel sektörüyle güçlü ve kurumsallaşmış bir diyalog yürüttüğümüzü açıkça göstermektedir" açıklamasında bulundu. "Yılın ilk çeyreğinde ise ihracatımız 63 milyar doları aşmıştır" Bakan Bolat, Türkiye ekonomisine ilişkin verileri de toplantıda paylaşarak, "Küresel belirsizliklere ve kuraklık ile zirai don gibi olumsuz etkilere rağmen, Türkiye ekonomisinin 22 çeyrektir kesintisiz büyümeye devam ettiğini sözlerine ekleyen Bolat, "Türkiye, güçlü yatırım ve ihracat performansıyla son yıllarda OECD’nin en hızlı büyüyen ekonomileri arasında yer almıştır. Dış ticaret tarafında, 2025 yılı için belirlediğimiz 390 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatı hedefini başarıyla gerçekleştirdik. Mal ihracatımız 273,3 milyar dolar, hizmet ihracatımız ise 122,6 milyar dolar olmuştur. 2026 yılının ilk çeyreğinde ise ihracatımız 63 milyar doları aşmıştır. Bu dönemde Almanya en büyük ihracat pazarımız olurken, onu ABD, Birleşik Krallık, İtalya ve Fransa takip etmiştir. Bu durum, Avrupa ve transatlantik pazarlarla güçlü entegrasyonumuzu açıkça ortaya koymaktadır" diye konuştu. "Türkiye’nin istikrarlı bir ekonomiye sahip olması cazibesini arttırıyor" Toplantının ardından basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan Bolat, toplantıya katılım sağlayan ABD Ticaret Odası Heyetine ilişkin "Bunlar tabii Türkiye’de yatırım yapan değerli şirketler çok önemli istihdam, vergi Türkiye’ye ihracat kazancı anlamında da ülkemiz ekonomisine değer katıyorlar. Türkiye’nin güvenli bir liman olması, istikrarlı bir siyasi yapıya, istikrarlı bir ekonomiye sahip olması, ekonomisini son 23 yılda dolar bazında altı kat büyüterek 1,6 trilyon dolarlık bir ekonomiye milli gelire ulaşmamız, kişi başına milli gelirin 18 bin dolara aşması, mal ve hizmet ihracat ve ithalat toplamının geçen yıl 820 milyar dolar gibi büyük bir rakama ulaşması neredeyse 1 trilyon doların eşiğine yaklaşması gibi gelişmeler Türkiye’yi cazip kılıyor. Özellikle bölgemizde kuzeyde, güneyde, doğuda, batıda olan çatışmalar, savaşlar buna rağmen Türkiye’nin istikrarlı bir ekonomiye ve istikrarlı bir siyasi yönetime sahip olması güçlü bir liderliğe sahip olması, Cumhurbaşkanımızın dünyadaki saygın konumu ve özellikle barış görüşmelerindeki yapıcı katkıları, dış işleri bakanlığımızın dengeli, dış politikası ekonomik fırsatlarla birleştiğinde Türkiye’nin cazibesini arttırıyor" ifadelerine yer verdi. "Körfez Savaşı’nın bitiminden sonra yatırımların hızlanmasını bekliyoruz" Bolat, geçen yıl Türkiye’ye 13 milyar doların üzerinde doğrudan yatırım geldiğini ifade ederek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu yıl da bunun inşallah Körfez Savaşı’nın bitiminden sonra hızlanmasını bekliyoruz. Aynı zamanda Orta Doğu’da ve Körfez’de yaşananlar karşısında Türkiye’nin bölgedeki güvenli, istikrarlı bir ada, istikrarlı güvenli bir liman hüviyeti daha da pekişmiş oldu. Bu ziyarette bunu göstermekte zaten. İnşallah ülkemiz ekonomisi için ve iki ülke arasındaki ilişkiler için başarılı geçeceğine inanıyorum. Zaten somut sonuçlar uzun süredir ülkemize akan yabancı yatırımlar da ortaya çıkıyor. Türkiye’ye son 23 yılda 290 milyar dolar doğrudan yatırım geldi. Türkiye’deki uluslararası şirketlerin sayısı 89 bine ulaştı. Yani 23 yıl önce sadece 5 bin 600 bin yüz şirket vardı. Bunlar Türkiye’de 1,2 milyon vatandaşımıza istihdam sağlıyorlar, ihracatımıza 70 milyar doların üzerinde katkı sağlıyorlar, vergi ödüyorlar ve üretim yapıyorlar. Türkiye ekonomisinin gelişme ve büyümesinde tıpkı yerli, milli şirketlerimizin fazlasıyla yaptığı gibi uluslararası sermaye ve yatırımlardan da istifade etmeye çalışıyoruz. Bütün bu çabalarımızın amacı bu."
21 Nisan 2026 Salı - 12:36
MHP lideri Bahçeli: "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" dedi. MHP lideri Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Sözlerine 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak başlayan Bahçeli, "1918’den 1920’ye uzanan dönem, Türk milleti bakımından yalnız askerî mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamaz. O yıllar, bütün yıkıntıların arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanıdır. 23 Nisan 1920’de tecessüm eden hakikat, tam da bu tarihî eşikte aranmalıdır. Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş, temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş hâlidir" ifadelerini kullandı. "Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür" 23 Nisan’ın "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak kutlanmasının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biri olduğunu dile getiren Bahçeli, "Devlet yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmaz; dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulur. Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür; zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlakî seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır. İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir. Evlatlarımız; bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir" dedi. "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir" Eğitimin günübirlik siyasi çekişmelerin, dar ideolojik hesapların, kısır polemiklerin konusu olmadığının altını çizen Bahçeli, "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir. Eğitim, ağacın yaşken eğildiği, karakterin küçük yaşta yoğrulduğu, bir milletin yarınlarda nasıl bir hüviyete kavuşacağının tayin edildiği hayati bir merhaledir. Okullarımız; ilim ve fennin zihinlere kazındığı kadar vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildiği asli mevzilerdir. Okullarımız; İstiklal Marşı’nın tarihi önemiyle birlikte anlamının kavranıldığı, özgürlüğün kıymetinin öğretildiği, aidiyet duygusunun evlatlarımızın ruhlarında kök saldığı şahsiyet inşa alanıdır. Millî eğitim ile temel hedefimiz, diploma sahibi fakat istikametsiz evlatlar değil; vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan; fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir. Türk gençliği; test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır" diye konuştu. "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" Konuşmasının devamında Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okullardaki saldırılara ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilmeleri mümkün değildir. Bu vahim gelişmeler; vicdanlarda derin yarıklar açmıştır. Sürecin tüm sebepleri, sonuçlarının ve arka plandaki gelişmelerle birlikte; serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez; aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir. Modern çağın tehlikeleri çoğu zaman eski çağların tehlikeleri gibi açık, görünür ve sınırları belli biçimde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir. Bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke, sanal kalabalıkların kışkırttığı taklit, aidiyet arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir" dedi. "Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır" Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığını dünyada çocukların ekran başında geçirdikleri sürelerin de aynı oranda artmasını ve sosyal medya platformlarında kullanılan saldırgan dile çocukların daha fazla maruz kaldığını belirten Bahçeli, "Akran zorbalığının arkadaş grupları, mesajlaşma ve sohbet uygulamaları ve oyunlar içinde sinsice yaygınlaşması, çocuklarımızın ruh sağlıklarını örselemekte, kimlik gelişimlerine zarar vermekte ve sosyal hayatlarını içten içe aşındırıp onları sanal dünyaya mahkum etmektedir. Evlatlarımız, sosyal medya platformlarında aldıkları beğeni sayılarıyla kendi değerlerini tartmakta; artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmekte, bir parmak hareketi ile verilen anlık tepkiler ile hakiki duyguları ister istemez birbirine karıştırmaktadır. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır. Teşhiri mahremiyetin önüne geçiren anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir. Akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açmaktadır. Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız; dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir" diye konuştu. "Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız" Okuldaki saldırıların çözümünün yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı olmadığını dile getiren Bahçeli, "Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir. Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız. Ve bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkiine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur. Aile, çocuğun ilk mektebidir. Okul, çocuğun ikinci evidir. Devlet, çocuğun en geniş himaye çatısıdır. Bu üç halka arasında bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk, bazen kendisini sanal kalabalıkların içinde arar. O kalabalıklar ise her zaman masum bir arkadaşlık zemini sunmaz. Orada merhamet yerine alay, sabır yerine öfke, dostluk yerine sürü psikolojisi, hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulunabilir. O hâlde yapılması gereken, çocuklarımızı yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamaz. Onları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir. Çocuk yalnız emir isteyen bir varlık değildir; ilgi isteyen, aidiyet isteyen, görülmek isteyen, güven isteyen bir emanettir" dedi. "Hiç kimse evlatlarımızın üzerinden siyaset üretmeye, heves etmemelidir" Bugünkü çağrılarının sağduyu çağrısı olduğunu ifade eden Bahçeli, "Sağduyu, acıyı hafife almak anlamına gelmez. Sağduyu, hakikati öfkeye teslim etmeden söyleme kudretidir. Sağduyu, cezanın hukuk içinde, tedbirin hikmet içinde, merhametin adalet içinde aranmasıdır. Sağduyu, toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir. Çocuğun her şeyden evvel masumiyetin adı olduğu bir dünyada; masumiyeti suçlulukla yan yana getiren her tablo; toplumsal düzenimizi, değerlerimizi ve zihinlerimizi felce uğratmaktadır. Böylesi vahim ve hassas hadiselerde yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı, hiçbir yönlendirme, hiçbir siyasi hesap altında kalmadan; sükûnetle, suhuletle ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir. Olayların bütün yönleri açıklığa kavuşmadan sarf edilen her peşin hüküm, kurulan her fırsatçı cümle, yapılan her siyasi savrulma; hakikatin üzerini örtmekten, acıyı istismar etmekten, çocuklarımızın hayatlarına bir yara daha açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hiç kimse evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye, böylesi elim hadiseleri günübirlik polemiklerin harcına katmaya heves etmemelidir. Bizim talebimiz açıktır, bizim beklentimiz nettir, bizim çağrımız gecikmeye tahammülü olmayan bir mecburiyettir: Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. İhmaller varsa birer birer ortaya çıkarılmalıdır. Sorumluluk zinciri saklanmadan tespit edilmelidir" diye konuştu. "Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir" Cumhur İttifakı’nın krizden medet umanların değil, çözüm arayanların, kaosun kokusunu alınca el ovuşturanların değil, düzeni sağlayanların, varlık cephesi olduğunu belirten Bahçeli, "Cumhur İttifakı’nın omuzlarında yükselen Terörsüz Türkiye süreci; evlatlarımızın can emniyeti, sınırlarımızın dokunulmazlığı, iç cephemizin sağlamlığı, milli birliğimizin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi demektir. Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca bugünün değil, yarınların da meselesidir. Terörün gölgesinin düştüğü bir coğrafyada kalıcı kalkınmadan, güçlü demokrasiden, huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye’nin sigortasıdır. Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz" şeklinde konuştu.
21 Nisan 2026 Salı - 12:35
Bakan Güler, Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muadiamvita ile görüştü
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, resmi davetlisi olarak Türkiye’ye gelen Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Guy Kabombo Muadiamvita ile bir araya geldi. Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı, Milli Savunma ve Eski Savaşçılar Bakanı Guy Kabombo Muadiamvita, Milli Savunma Bakanı Güler’in resmi davetlisi olarak Türkiye’ye ziyaret gerçekleştirdi. Bakan Güler ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Muadiamvita, Milli Savunma Bakanlığında bir araya geldi. Bakan Güler, Guy Kabombo Muadiamvita’yı Bakanlığa gelişinde resmi törenle karşıladı. İki ülke marşlarının çalınmasının ardından konuk Muadiamvita, Onur Kıtası’nı selamladı. Bakan Güler ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Muadiamvita, Bakanlık önünde fotoğraf çekildi. Törenin ardından ikili, baş başa ve heyetler arası görüşme gerçekleştirdi.
21 Nisan 2026 Salı - 12:16
Libya’da SAT timinden nefes kesen tatbikat
Flintlock-2026 Tatbikatı kapsamında Libya ile birlikte ‘Helikopterden Halatla İniş Eğitimi’ ve Gemi Zapt ve Müsadere Eğitimi’ gerçekleştirildi. Milli Savunma Bakanlığı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Libya hükümeti ile ortak tatbikat kabiliyetlerini birleştirdiklerini belirterek, "Dost ve müttefik ülkelerin özel kuvvet unsurlarını bir araya getiren Flintlock-2026 Tatbikatı, Libya’nın egemenliği ve bağımsızlığına verilen güçlü desteğin yanı sıra müşterek harekat kabiliyetini geliştirmeye devam ediyor. Tatbikatın deniz safhasında; 18 Nisan’da TCG Gelibolu fırkateynine konuşlu SH-70 helikopteri ve gemide görevli SAT timinin katılımıyla Sirte Deniz Eğitim Sahası’nda ‘Helikopterden Halatla İniş Eğitimi’, 19 Nisan’da SAT timi ve Libya personelinin katılımıyla ‘Gemi Zapt ve Müsadere Eğitimi’ gerçekleştirildi" ifadelerini kullandı.
21 Nisan 2026 Salı - 12:14
Bakan Göktaş: "(Kahramanmaraş’taki okul saldırısı) Bu bir günlük bir süreç değil, biz orada 6 aylık bir eylem planı oluşturduk"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kahramanmaraş’ta okul saldırısıyla ilgili bakanlık olarak 6 aylık bir eylem planı hazırladıklarını belirterek, "Kayıp yaşayan bütün ailelere yas danışmanı tahsis ettik. Süreçten etkilenen çocuklara yönelik psikososyal destek süreçlerini başlattık" dedi. Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kahramanmaraş’ta bir okulda meydana gelen saldırının ardından bakanlık olarak yürüttükleri çalışmalara ilişkin soru üzerine Göktaş, olayın vuku bulduğu andan itibaren sahada olduklarını ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile ortak özel bir ekip kurduklarını hatırlattı. Göktaş, "’Olayın vuku bulduğu ilk andan itibaren 102 personelimizle sahadaydık. Okul çevresindeki 216 haneyi ziyaret ederek 146 aileyle doğrudan temas kurduk. Bu görüşmeler neticesinde 12 haneden çocuklarımız için psikososyal destek talebi aldık" diye konuştu. Sürecin sadece kısa süreli bir müdahale olmadığını, uzun vadeli bir çalışma planladıklarını vurgulayan Göktaş, "Bu bir günlük bir süreç değil, biz orada 6 aylık bir eylem planı oluşturduk. Kayıp yaşayan bütün ailelere yas danışmanı tahsis ettik. Hem psikososyal destek süreçleri yürüttük hem de sürece tanık olan mahalle sakinleriyle bireysel görüşmeler yaptık. Olayı görmese bile süreçten etkilenen çocuklara yönelik psikososyal destek süreçleri başlattık" ifadelerini kullandı. "Her okula özel bir birim kurduk" Kahramanmaraş’taki çalışmaların sürekliliğini sağlamak adına Gaziantep’ten de personel görevlendirmesi yapıldığını bildiren Bakan Göktaş, şunları kaydetti: "Bu süreçte destek takviye ekibi ile beraber her okula özel bir ekip, bir birim kurduk. Sadece okul veya mahalle bazlı bir çalışma değil. Çalışan meslek gruplarına dair psikososyal destek süreci, vaka yönetimi ve ardından normalleşme süreci ile ilgili bir çalışma yürütüyoruz. Arkadaşlarımız ilk andan itibaren taziye evlerinde de görev yaptı ancak şu an ailelere yönelik özel çalışmalarımız devam ediyor. Özellikle depremde ebeveyn kaybı yaşamış ve bu son olaydan etkilenmiş çocuklarımızı hassasiyetle tespit ediyoruz." Tedavisi süren yaralı çocukların durumunu da yakından takip ettiklerini, taburcu olanları evlerinde ziyaret ederek ailelerine rehberlik ve danışmanlık hizmeti sunduklarını anlatan Göktaş, "Sadece ailelere değil, olay anında görev yapan kamu çalışanlarımıza ve il müdürlüğü personelimize de destek sağlıyoruz. Bölge halkının hizmetlerimize yaklaşımı oldukça olumlu. Ayrıca, süreci daha yerinden yönetebilmek amacıyla Hayrullah Mahalle Muhtarlığı bünyesinde bir Psikososyal Destek (PSD) Görüşme Ofisi’ kurmayı planlıyoruz. Şu an sadece Kahramanmaraş özelinde ayrı bir çalışma yürütmemiz gerekiyor. Ama 81 ile yönelik de çok daha kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz" açıklamasında bulundu.
21 Nisan 2026 Salı - 12:12
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Kerkük Valisi olarak seçilen Mehmet Seman Ağaoğlu’nu tebrik ediyoruz"
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Irak Türkmen Cephesi Başkanı Mehmet Seman Ağaoğlu’na Kerkük Valisi olarak göreve başlaması dolayısıyla tebriklerini iletti. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Kerkük Valisi olarak seçilen Irak Türkmen Cephesi Başkanı Mehmet Seman Ağaoğlu’nu görevine başlaması vesilesiyle tebrik ediyoruz. Irak’ın tamamında ve Kerkük’te bulunan tüm kardeş unsurlara selamlarımızı iletiyoruz ve hepsi için refah, huzur ve güvenlik diliyoruz."
21 Nisan 2026 Salı - 12:10
Cumhurbaşkanlığı Çocuk Orkestrası ve Korosu, yaklaşık bin çocukla birlikte 23 Nisan’da sahne alacak
Cumhurbaşkanlığı himayesinde kurulan Cumhurbaşkanlığı Çocuk Orkestrası ve Korosu’nun, yaklaşık bin çocuk arasından seçilerek 23 Nisan’da sahne alacağı açıklandı. Cumhurbaşkanlığı himayesinde kurulan Cumhurbaşkanlığı Çocuk Orkestrası ve Korosu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında vereceği konser öncesinde hazırlıklarını sürdürüyor. Birinci yılını geride bırakan Cumhurbaşkanlığı Çocuk Orkestrası ve Korosu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda vereceği konserle hem kendi gelişimlerini sahneye taşıyacak hem de tüm çocuklara armağan edilen 23 Nisan’ı müzikle kutlayacak. 2024 yılında başlatılan proje kapsamında yapılan yetenek sınavlarıyla yaklaşık bin çocuk arasından seçilen öğrencilerle kurulan orkestra ve koro, bugün 300’ü aşkın öğrenciye ulaştığı belirtildi. Türk müziği ve Batı müziği enstrümanlarının bir arada yer aldığı yapının, çocuklara çok yönlü bir sanat eğitimi imkanı sunduğu ifade edildi. "Çocuklarımız artık bir orkestra üyesi gibi sahne disipliniyle hareket ediyor" Projenin bir destek modeli olarak kurumlara örnek olduğunu, birçok Bakanlığın projeyi desteklediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Fecir Alptekin, "Başlangıçta bir eğitim ve hobi çalışması olarak görülen bu yapı, bugün disiplinli ve güçlü bir sanat topluluğuna dönüştü. Çocuklarımız artık bir orkestra üyesi gibi sahne disipliniyle hareket ediyor. Bu çocukların hepsi evlerinden alınıyor servislerle. Burada kostüm, enstrüman yeme, içme bütün ihtiyaçlar burada karşılanıyor devletimiz tarafından. Hafta sonu tatillerini de buraya ayıran Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi hocalarımızın kurduğu sistemle çalışıyoruz. İşin içinde Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Aile Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı da var. Çünkü hepsine düşen birer görev var. Milli Eğitim Bakanlığı hoca gönderiyor, Kültür Turizm Bakanlığı liderlik edecek sanatçılarını gönderiyor. Gençlik Spor Bakanlığı yeri geliyor ulaşım, mekan sağlıyor. Aile Bakanlığı, refakatçi hocalarını gönderiyor. Herkesin kendi uzmanlık alanında buraya sağladığı gönüllü katkılar var. Hepsinin ayrı değeri var, çok önemli" ifadelerini kullandı. "Amacımız estetik bakış açısına sahip bireyler yetiştirmek" Cumhurbaşkanlığı Çocuk Orkestrası ve Korosu’nun Genel Sanat Yönetmenliği ve Koordinatörlüğünü yürüten Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zafer Kurtaslan, projenin temel hedeflerinden birinin sanata erişimi yaygınlaştırmak olduğunu vurgulayarak, "Amacımız yalnızca sanatçı yetiştirmek değil hangi mesleği seçerse seçsin, estetik bakış açısına sahip bireyler yetiştirmek. Cumhurbaşkanlığımızın himayesinde yürütülen proje tam bir ekip çalışması" diye konuştu. "Çocuklarda büyük bir istek ve öğrenme azmi görüyoruz" Projede görev alan eğitmenlerden Atay Bağcı, çocukların motivasyonuna dikkat çekerek, "Çocuklarda büyük bir istek ve öğrenme azmi görüyoruz. Bu birliktelik, gelecekte çok daha güçlü bir müzik kültürünün oluşmasına katkı sağlayacak" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanlığı Çocuk Orkestrası ve Korosu’nun yalnızca bir müzik topluluğu olmanın ötesinde, çocukların birlikte üretme, disiplinli çalışma ve kültürel değerlerle bağ kurma süreçlerine de katkı sağladığı vurgulandı. Projede Türk müziği eserlerine özel bir yer verilerek, kültürel mirasın yeni nesillere aktarılmasının hedeflendiği dile getirildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder